Etiket: tarikat

  • 6 yaşından itibaren cinsel istismara uğrayan H.K.G davası 9 Ekim’e ertelendi

    6 yaşından itibaren cinsel istismara uğrayan H.K.G davası 9 Ekim’e ertelendi

    PİRHA- Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızını 6 yaşındayken Kadir İstekli ile evlendirmesi ve çocuğu yıllarca cinsel istismara maruz bırakmasıyla ilgili dava 9 Ekim’e ertelendi. Duruşmada Kadir İstekli’nin avukatı istifa ettiğini söyledi. 

    İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in 6 yaşındaki kızı H.K.G’yi müridi Kadir İstekli ile evlendirmesi ve çocuğun yaşamı boyunca cinsel istismara maruz bırakılmasıyla ilgili davanın duruşmasında 5. celse İstanbul’daki Kartal Anadolu Adliyesi 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    AVUKAT İSTİFA ETTİ

    Duruşmaya tutuklular Kadir İstekli ve Yusuf Ziya Gümüşel cezaevinden getirildi. Kadir İstekli’nin avukatı duruşmada istifa ettiğini söyledi. Mahkeme heyeti avukatın istifası üzerine duruşmayı 9 Ekim’e erteledi.

    “GERÇEK ADALET İSTİYORUZ”

    “Gerçek adalet istiyoruz” diyen kadınlar, “Bu davanın takipçisiyiz ve biliyoruz ki birlikte güçlüyüz. Sadece suçun birinci dereceden failleri değil görevini yerine getirmeyen tüm kamu yetkilileri de hesap verene kadar ses çıkarmaya devam edeceğiz. Tüm çocukların yoksulluktan uzak, eşit ve özgür yaşayabileceği bir dünya için isyanımız. Tüm sorumlular yargılanıp cezasını alana, bu devletin derinlerine nüfuz etmiş suç şebekeleri ortadan kaldırılana, çocuklar güvenle yaşayabilene kadar kadın dayanışmamızla, mücadelemizle buradayız, sokaklardayız” dedi

    (HABER MERKEZİ)

  • Kayseri Valisi destekledi, çocuklar yine gerici cemaatlerin eline bırakıldı

    Kayseri Valisi destekledi, çocuklar yine gerici cemaatlerin eline bırakıldı

    PİRHA- Kayseri Valisi tarikatçı İlim Yayma Cemiyeti’nin yaz Kuran kursu açılışında konuştu. Vali Gökmen Çiçek “Yavrularımız sizlere emanettir. Emanetimize iyi bakacağınıza inanıyor ve başarılar diliyorum” ifadelerini kullandı. 

    Laiklik karşıtı faaliyetleri sürdüren AKP iktidarının desteği ile çocuklar üstündeki istismar günden güne büyüyor.

    Önce Çevreme Duyarlıyım Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES) protokolü ile okullara imam atanmasında işbirliği yapan Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) şimdi de kendi bünyesine bağlı kurumlarda Kuran kursu açılmasına olanak tanıyor. Okulların yaz tatiline girmesiyle birlikte istismar merkezi Kuran kurslarının sayısı da hızla artıyor. MEB’e bağlı kurumlarda Kuran kurslarına bir yenisi daha eklendi. 

    BirGün’ün haberine göre İlim Yayma Cemiyeti Kayseri’de 4-6 yaş grubu için yaz okulu açtı. Açılışa katılan vali çocukları gerici derneğe ‘emanet’ etti. Samsun’da ise İlkadım Halk Eğitim Merkezi Kuran kursu açtı. 12 Haziran’da yapılan duyuruya göre kurslar okullarda da gerçekleştiriliyor. Burdur Bucak’ta ise Nakşibendi Tarikatı’na yakınlığıyla bilinen Hayrat Vakfı da MEB ile yaptığı protokol kapsamında okullarda Kuran kursu düzenliyor.

    Devletin ilk ve orta okul seviyesindeki çocuklara yaz döneminde neredeyse hiçbir sosyal imkan tanımaması öğrenci velilerini Kuran kurslarına yöneltiyor. Türkiye’de uygulanan gerici islamcı politikaların yansımaları 4-6 yaş arasındaki çocukları bile ele geçiriyor. 50. Yıl Dedeman İmam Hatip Ortaokulu’nda gerçekleşen törende konuşan Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, “Yavrularımız sizlere emanettir. Emanetimize iyi bakacağınıza inanıyor ve başarılar diliyorum” ifadelerini kullandı. 400 öğrencinin yaz okuluna kayıt yaptırdığı aktarılırken, yaz okulu programının hedefi olarak, “kendini bilen, milli ve manevi değerlerini tanıyan, ahlaki gelişimine katkı sağlamayı amaçlayan nesiller yetiştirmek” ifadesi yer aldı. 

    (HABER MERKEZİ)

  • Hükümet hızını alamıyor, Anadolu Adliyesi’nde Kuran kursu açılıyor

    Hükümet hızını alamıyor, Anadolu Adliyesi’nde Kuran kursu açılıyor

    İstanbul Anadolu Adalet Sarayı’nda hakim, savcı ve diğer personelin çocukları ve gençler için Kuran kursu açılıyor. 8 bloklu ve 360 bin metrekare kapalı alanı olan Anadolu Adalet Sarayı’nda 462 hakim, 275 savcı, 3 bin 835 adli personel, 757 diğer personel görev yapıyor.

    Tarikatların ve cemaatlerin cirit attığı Türkiye’de artık adliyelerde de Kuran kursları açılıyor. İstanbul Anadolu Savcılığı, İstanbul Anadolu Adalet Sarayı’nda hakim, savcı ve personelin çocukları ve gençler için Kuran kursu açılacağını duyurdu.

    BirGün yazarı Timur Soykan, konuyla ilgili “Anadolu Adliyesi’nde Kuran kursu açılıyor” başlıklı yazısında şu bilgileri verdi:

    “Tarikatların örgütlenmesiyle gündeme gelen adliyelerde artık Kuran kursları da açılıyor. İstanbul Anadolu Savcılığı, İstanbul Anadolu Adalet Sarayı’nda hakim, savcı ve personelin çocukları ve gençler için Kuran kursu açılacağını mesajla duyurdu.

    Kartal Müftülüğü tarafından organize edilen ücretsiz yaz Kuran kursu 7-20 yaş arasında kız-erkekler için açılacak. 3 Temmuz 2023’te başlayacak ve 11 Ağustos 2023’te sona erecek Kuran kursu adliyenin mescidinde yapılacak. Mesajda personelin kayıt için adliye mescidi imam hatibini arayabileceği belirtildi.

    8 ayrı bloktan oluşan ve 360 bin metrekare kapalı alanı olan Anadolu Adalet Sarayı, dünyanın en büyük adliyesi olarak tanımlanıyor. Adliyede 462 hakim, 275 savcı, 3 bin 835 adli personel, 757 diğer personel görev yapıyor.

    ANKARA ADLİYESİ’NDE DE AÇILMIŞTI

    2022 yazında Ankara Adliyesi’ndeki mescitte Kuran kursu açılmıştı. Bu kurs Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakim, savcı ve personele mesajla duyurulmuştu.

    Ankara Barosu’ndan bu uygulamaya ilişkin yapılan açıklamada, “Adliye binaları, tarafsız ve bağımsız yargı organları tarafından adaletin tesis edildiği yerler olup bu binaların din eğitimine açılması demokratik, laik ve sosyal hukuk devletinin gerekleri ile bağdaşmayacağı gibi yargının tarafsızlığına ve bağımsızlığına da gölge düşürecektir” denilmişti.

    Ayrıca bu kurslar, çocuklarını gönderen ve göndermeyen savcı ve hakimler tespit edilebileceği için fişleme iddialarını gündeme getirmişti. Adalet Bakanlığı ise bu tepkilere “28 Şubat zihniyeti” diyerek yanıt vermişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • 6 yaşındaki çocuğa tecavüz davasında Mehmet Emin Marankoz tutuklandı

    6 yaşındaki çocuğa tecavüz davasında Mehmet Emin Marankoz tutuklandı

    Hiranur Vakfı kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in 6 yaşında imam nikahıyla ‘evlendirdiği’ kızı H.K.G. için sahte kemik raporu hazırlanmasını sağlayan şüphelilerden Mehmet Emin Marankoz, tutuklandı.

    Radikal dinci İsmailağa cemaatine bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı H.K.G.’nin, babasının kendisini 2002’de altı yaşındayken Kadir İstekli’yle imam nikahıyla ‘evlendirdiği’ ve çocukluğu boyunca her gün cinsel istismara uğradığını belirterek şikâyetçi olduğu ortaya çıkmıştı.

    Olay hakkında iki senelik şikayetin ardından dava açılırken henüz kimse tutuklanmamıştı. Tepkiler üzerineyse iki isim, hakkında gözaltı kararı verilerek tutuklanmıştı.

    Skandalda H.K.G.’nin 17 yaşındayken kemik yaşının tespiti için Haydarpaşa Numune Hastanesi’ne sevk edildiği, teste 21 yaşındaki başka bir kadının sokulduğu da ortaya çıkmıştı.

    TEKNİSYENLERİN KİMLİKLERİ ORTAYA ÇIKTI

    O dönem Haydarpaşa Numune Hastanesi Radyoloji Bölümü’nde kemik yaşı tespiti için röntgen çekimini yapan teknisyenlerin kimliği belirlendi. HTS kayıtlarından bu kişilerle Mehmet Emin Marankoz arasında telefon irtibatı olduğu ortaya çıktı. Marankoz ile teknisyenler ve doktor arasında aracılık yapan zanlı da tespit edildi. Ancak birimin başındaki doktorun hayatını kaybettiği anlaşıldı.

    Ayrıca röntgen filmleri ve raporların bulunduğu bölümü 5 yıl önce su bastığı, kayıtların yok olduğu ortaya çıktı.

    4 KİŞİ GÖZALTINA ALINDI

    İstanbul Anadolu Başsavcılığı’nın talimatıyla dün sabah saatlerinde Mehmet Emin Marankoz, 3 teknisyen ve aracılık yapan kişi gözaltına alındı.

    H.K.G.’nin yerine röntgen filmi çekilen 21 yaşındaki kadının kimliği ise henüz tespit edilemedi.

    Gazeteci Timur Soykan, Mehmet Emin Marankoz’un tutuklandığını duyurdu.

    Gelişmeleri sosyal medya hesabından duyuran gazeteci ve BirGün yazarı Timur Soykan, “Hiranur Vakfının 2’nci ismi Mehmet Emin Marankoz tutuklandı. Marankoz, H.K.G.’ye cinsel istismarı örtmek için sahte kemik yaşı raporu almıştı.”

    (HABER MERKEZİ)

  • EHP’den 6 yaşından bu yana istismara uğrayan H.K.G’ye destek-VİDEO

    EHP’den 6 yaşından bu yana istismara uğrayan H.K.G’ye destek-VİDEO

    PİRHA- Emekçi Hareket Partisi, bugün 6 yaşından bu yana istismara uğrayan H.K.G için Anadolu Adliyesi önünde yaptığı açıklamada, “Emekçi Hareket Partililer olarak, sana söz veriyoruz. Asla yalnız yürümeyeceksin, biz de senin her zaman yanında olacağız” dedi.

    Hiranur Vakfı kurucularından Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı H.K.G.’nin 6 yaşında evlendirilmesi ve cinsel istismara maruz bırakılmasına ilişkin davanın duruşması, Yusuf Ziya Gümüşel ve Kadir İstekli’nin tutukluluğunun devamına karar verilerek 17 Temmuz’a ertelendi.

    Emekçi Hareket Partisi (EHP), bugün 6 yaşından bu yana istismara uğrayan H.K.G için Anadolu Adliyesi’ndeydi. EHP yaptığı açıklamada, “Emekçi Hareket Partililer olarak, sana söz veriyoruz. Asla yalnız yürümeyeceksin, biz de senin her zaman yanında olacağız. Ve başka çocuklar istismara uğramasın, başka kadınlar şiddetle, cinayetle karşılaşmasın diye mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.

    Açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Sevgili kardeşimiz H.K.G.,

    Seni 6 yaşında gelinlik giydirenlerden önce tanımak isterdik.

    Ama ne iyi ki, sana dayatılanın aksine başka bir dünyanın var olduğu bir radyo programıyla sana ulaşmış. Senin mücadelen ve cesaretin de bize ulaştı.

    Kolay atılamayacak bir adım attın. Doktorları, bürokratları hatta iktidarı bile etkileyebilen tarikat düzeninin içinden sıyrılıp sesini duyurdun. Cesaretin öyle bir etki yarattı ki, şarlatanların gerçek yüzü açığa çıktı. İsteseler bile 6 yaşında bir çocuğun evlendirilmesinin arkasında duramadılar. Bu sefer “Bir kereden bir şey olmaz” diyemediler.

    “ASLA YALNIZ YÜRÜMEYECEKSİN”

    Senin durumunda daha pek çok çocuğun olduğu gerçeği bize ne kadar acı gelse de, o karanlıktan kurtulmuş olman sarıldığımız bir umut. Senin için adliyenin kapısına dayananlar, eylemlere katılanlar bizim için her zaman bir umut. Sen de umudunu asla kaybetme.

    Emekçi Hareket Partililer olarak, sana söz veriyoruz.
    Asla yalnız yürümeyeceksin, biz de senin her zaman yanında olacağız.
    Ve başka çocuklar istismara uğramasın, başka kadınlar şiddetle, cinayetle karşılaşmasın diye mücadelemizi sürdüreceğiz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Tarikatta çocuğa cinsel istismar davası 17 Temmuz’a ertelendi-VİDEO

    Tarikatta çocuğa cinsel istismar davası 17 Temmuz’a ertelendi-VİDEO

    PİRHA- Hiranur Vakfı kurucularından Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı H.K.G.’nin 6 yaşında evlendirilmesi ve cinsel istismara maruz bırakılmasına ilişkin davanın duruşması, Yusuf Ziya Gümüşel ve Kadir İstekli’nin tutukluluğunun devamına karar verilerek 17 Temmuz’a ertelendi.

    Hiranur Vakfı kurucularından Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı H.K.G.’nin 6 yaşında evlendirilmesi ve cinsel istismara maruz bırakılmasına ilişkin dava, tutukluluğun devamına karar verilerek 17 Temmuz’a ertelendi.

    İsmailağa cemaatine bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in, 6 yaşında olan kızı H.K.G.’yi imam nikâhı adı altında 29 yaşındaki tarikat üyesi Kadir İstekli ile zorla evlendirmesine yönelik açılan davada sona gelindi. Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede Kadir İstekli hakkında “Çocuğun cinsel istismarı” ve “Nitelikli cinsel saldırı” suçlarından 30 yıldan az olmamak, baba Yusuf Ziya Gümüşel ve anne Fatıma Gümüşel hakkında da “Çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçundan 18 yıldan az olmamak kaydıyla hapis cezası istenmişti.

    30 Ocak’ta görülen ilk duruşmada mahkeme heyeti yayın yasağı ve gizlilik kararı getirilmesine karar verdi. 27 Şubat’ta görülen ikinci duruşmada esas hakkındaki mütalaasını açıklayan Cumhuriyet savcısı sanıkların cezalandırılmasını istedi.

    Yusuf Ziya Gümüşel ve Kadir İstekli’nin tutuklu, anne Fatıma Gümüşel’in tutuksuz yargılandığı davanın 5 Haziran’daki duruşmasında mahkeme savcısının izinli olması ve yerine geçici savcı gelmesinden dolayı ertelenmişti. Davanın 4. duruşması bugün görüldü. Duruşmada mahkeme, tanık dinletme taleplerini reddetti.

    Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada Yusuf Ziya Gümüşel ve Kadir İstekli için tutukluluğun devamına karar verildi.

    Savcı mütalaa için zaman istedi, duruşma 17 Temmuz’a ertelendi.

    KADIN ÖRGÜTLERİNDEN AÇIKLAMA

    Basına kapalı yürütülen duruşma öncesi birçok kadın örgütü adliye önünde açıklama yaptı.

    Kadın Cinayetleri Durduracağız Platformu üyeleri adına Ömür Kargın tarafından yapılan konuşmada davaya getirilen gizlilik kararına dikkat çekilerek “davayı gözden uzak tutmaya çalışanlara söylüyoruz. Bu davanın sonuna kadar takipçisiyiz. İstismarın üstünü örtemezsiniz. Çocuk istismarı suçtur” denildi.

    Açıklamanın devamında ise şu ifadelere yer verildi;

    “KAHROLSUN ŞERİAT YAŞASIN KADINLAR”

    “Ülkemizi tarikatlar cehennemine çevirenler, çocuklarımızı tarikat yurtlarına, okullarına mahkum bırakanlar, adım adım laikliği yok edenler bu suça ortaktır. Kadınları baskı altına alan, 6284 sayılı kanunu ve pek çok kazanımımızı hedef tahtasına oturtan AKP rejiminin tüm unsurları bu zulüm düzeninin bir parçasıdır. Yeni dönemde şeriat özlemlerini açıkça ifade edenler, ilk iş olarak okullara imam atayanlar, din istismarını kazanç kapısına çevirenler sizinle her yerde mücadele edeceğiz. Kahrolsun şeriat, yaşasın kadınlar.”

    Kadınlar Birlikte Güçlü’den Rüya Kurtuluş şunları kaydetti:

    “H.G.K. yalnız değildir, onun mücadelesinin yanında olmaya devam edeceğiz. Bu davanın görüldüğü gün kadın düşmanı milletvekillerinin olduğu Meclis açıldı. Bunlarla da mücadele edeceğiz.”

    EMEP Antep Milletvekili Sevda Karaca da, “Kadınlar bu davanın başından beri çok önemli bir dikkatle takip ettiler bu davayı. Çünkü 6 yaşında bir çocupun tarikatlar eliyle evlendirilmesi demek bu ülkede hiçbir çocuğun güvende olmadığını gösteriyor. Bu tarikatlar, ele geçirdikleri olanaklarla kadınları çocukları tehdit eder hale geldiler. Bugün yeni Meclis kuruldu. AKP bütün bu karanlık güçlerle işbirliği yaptı. Meclis’te kadın çalışanları koridorlarında istemeyenler var. Biz biliyoruz ki bu Meclis böyle çocuk istismarlarını aklamak isteyen bir Meclis. Bugün buradayız, H.G.K. yalnız değildir” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Tarikatçının cinsel saldırısına uğrayan zihinsel engelli kadın intihar etti

    Tarikatçının cinsel saldırısına uğrayan zihinsel engelli kadın intihar etti

    Radikal dinci İsmailağa tarikatına bağlı Uzlet İlim Yayma Derneği Başkanı Alperen Sade’nin tecavüzüne maruz kalan zihinsel engelli E.D. intihar etti.

    İstanbul’da yüzde 50 engelli E.D.’nin, radikal dinci İsmailağa Cemaati’ne yakın Uzlet İlim Yayma Derneği Başkanı Alperen Sade’nin tecavüzüne uğradığı, İstanbul Anadolu Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan bir dava dosyasında ortaya çıktı.

    Halk TV’de yer alan habere göre, olay 7 Mart günü yaşandı. O gün, dedesi E.D.’yi çalıştığı okula bıraktı. Ancak E.D., okul görevlilerine “Canım sıkılıyor” diyerek okuldan ayrıldı. E.D., okula yakın bir yerde bulunan sosyal tesise kadar yürüdü. Burada bir bankta oturdu. O esnada, E.D.’nin yanına bir kişi geldi. Dava dosyasına göre bu kişi İsmailağa camiasına yakınlığı ile bilinen “Uzlet İlim Yayma Derneği Başkanı Ali Rıza Sade Hoca Efendi” olarak tanınan 34 yaşındaki Alperen Sade’deydi.

    Sade, zihinsel engelli E.D.’ye, “Seni biraz Tuzla’da gezdireyim mi?” diye sordu ve E.D.’yi aracına alarak Tuzla’ya götürdü. E.D. araçta dedesini aramak istedi ama Sade buna izin vermedi. İddiaya göre, Sade E.D.’yi “Seni öldürürüm” diyerek dedesini aramaktan vazgeçirdi ve Çekmeköy’deki evine götürdü. Sade, E.D.’yi götürdüğü evde imam nikahı kıyıp ardından tecavüz etti. E.D.’ye yönelik tecavüz birçok kez tekrar etti. Sade, gece saat 01.00 sıralarında genç kızı bir AVM’ye yakın köprü altına bırakıp kaçtı.

    E.D. yaşadıklarını kız kardeşine anlattı. Aile hemen emniyete başvurdu. E.D.’nin ifadesi sonrası polis, plaka takip sistemi ile MOBESE kayıtlarına baktı ve Alperen Sade, olaydan 10 gün sonra gözaltına aldı. Alperen Sade çıkarıldığı Sulh Ceza Hâkimliğince tutuklandı. E.D. ise olaydan 15 gün sonra yani 23 Mart günü, Pendik’te, ailesi ile yaşadığı apartmanın dördüncü katından atlayarak intihar etti.

    Alperen Sade hakkında Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nca geçen günlerde iddianame hazırlandı.

    İddianamede Sade’nin, E.D.’nin zekâ geriliğinden yararlanarak imam nikâhı kıydığına işaret edildi ve E.D.’nin istismarı atlatamayarak intihar ettiği anlatıldı.

    Sade’nin “Cinsel amaçla tehdit kullanma suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma” ve “cinsel saldırı” suçlarından cezalandırılması istendi. E.D.’nin intiharına ilişkin soruşturmanın ise ayrıca yürütüldüğü belirtildi. Sevk maddelerine göre Sade’nin 3 yıldan 26,5 yıla kadar hapsi istendi.

    Uzlet İlim Yayma Derneği şimdilerde tutuklu bulunan Alperen Sade (Ali Rıza Sade Hoca Efendi) tarafından 2020 yılında kuruldu. Dernek halen faaliyetlerine devam ediyor. Alperen Sade’nin kurucu başkanı olduğu dernek çok sayıda çocuğa “eğitim” veriyor. İsmailağa Cemaati’ne bağlı olan bu dernek sık sık cemaatin lideri Mahmut Ustaosmanoğlu için Kuran okutma programları düzenliyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Tarikatta 6 yaşındaki çocuğa istismar davasında bugün karar bekleniyor

    Tarikatta 6 yaşındaki çocuğa istismar davasında bugün karar bekleniyor

    Tarikatçı Yusuf Ziya Gümüşel’in 6 yaşında kızı H.K.G.’yi 29 yaşındaki Kadir İstekli ile dini nikâhla evlendirmesi ve H.K.G’nin cinsel istismara maruz kalmasına ilişkin davada, bugün karar çıkması bekleniyor.

    Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in 6 yaşında kızı H.K.G.’yi 29 yaşındaki Kadir İstekli adlı şahısla dini nikâhla evlendirmesi ve H.K.G’nin cinsel istismara maruz kalmasına ilişkin davada bugün karar bekleniyor.

    Davada, Kadir İstekli, Yusuf Ziya Gümüşel ve anne Fatıma Gümüşel yargılanıyor.

    30 Ocak’ta görülen ilk duruşmada mahkeme heyeti yayın yasağı ve gizlilik kararı getirilmesine karar verdi. 27 Şubat’ta görülen ikinci duruşmada esas hakkındaki mütalaasını açıklayan Cumhuriyet Savcısı sanıkların cezalandırılmasını istedi.

    Kadir İstekli ve Yusuf Ziya Gümüşel, geçen yıl 15 Aralık’ta tutuklanmıştı.

    Yusuf Ziya Gümüşel ve Kadir İstekli’nin tutuklu, anne Fatıma Gümüşel’in tutuksuz yargılandığı davanın 4. Celsesi bugün saat 9.30’da başlayacak. Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada bugün karar çıkması bekleniyor.

    NE OLMUŞTU?

    Gümüşel’in, kızı H.K.G’yi 6 yaşındayken Kadir İstekli’yle evlendirdiğine dair haber ilk olarak 3 Aralık’ta BirGün gazetesinde Timur Soykan’un imzasıyla yayımlanmıştı.

    Haberde, İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı H.K.G’nin, 6 yaşından itibaren bir cemaat mensubu ve aynı zamanda komşuları olan bir yetişkin erkek tarafından cinsel istismara uğradığı; 13 yaşında bu kişiyle nişanlanıp 14 yaşında evlendirildiği; 17 yaşında anne olduğu; 18 yaşında ise resmi nikahının kıyıldığı anlatılıyordu.

    H.K.G’nin 2021 yılında boşandıktan sonra mahkemeye giderek cinsel istismar davası açması ve hem cinsel istismara göz yummakla suçlanan ailesinin, hem de iddia edilen suçun failinin iddiaları yalanlaması üzerine H.K.G, mahkemeye 6 ve 13 yaşlarında bu kişilerle çekilen nişan fotoğraflarını delil olarak sundu. Soykan’ın konuyla ilgili yaptığı devam niteliğindeki haberde, bu kez bu fotoğraflar yayımlandı.

    Haberin ardından olayla ilgili Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılmıştı.

    Soruşturma sonucunda hazırlanan ve Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamede, sanık Kadir İstekli’nin “nitelikli cinsel saldırı” ve “çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçlarından 30 yıldan az olmamak üzere, diğer sanıklar Yusuf Ziya Gümüşel ve Fatıma Gümüşel’in de “çocuğun nitelikli cinsel istismara iştirak” suçundan 18 yıldan az olmamak üzere hapisle cezalandırılması isteniyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Artan: Çocuklarımızı cemaatlerin ve tarikatların elinden kurtarmamız gerekiyor-VİDEO

    Artan: Çocuklarımızı cemaatlerin ve tarikatların elinden kurtarmamız gerekiyor-VİDEO

    PİRHA-Depremden sonra çocukların tarikatlara verilmesine ilişkin tartışmalar sürüyor. Depremden sonra çocukların akıbetinin belli olmadığını belirten PSAKD Diyarbakır Şubesi Eşit Başkanı Ayfer Artan, “Biz deprem bölgelerini gezdik, bazı yerlerde insanlar çadırlarda geceleri nöbet tutuyorlar çocuklar kaçırılmasın veya kaybolmasın diye. Çocuklarımızı cemaatlerin ve tarikatların elinden kurtarmamız gerekiyor” dedi.

    Maraş merkezli 6 Şubat’ta meydana gelen depremler sonrası enkazdan çıkarılan çocukların akıbetine dair tartışmalar sürüyor. Yüzlerce çocuğun tarikatlara verildiği ortaya çıkarken, halen kendilerinden haber alınamayan birçok çocuk bulunuyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi Eşit Başkanı Ayfer Artan ile depremden sonra yüzlerce çocukların tarikatlara verilmesini konuştuk.

    “AİLELERİNE TESLİM EDİLMEYEN ÇOCUKLARIMIZ NEREDELER?”

    Depremden sonra çocukların akıbetinin belli olmadığını belirten PSAKD Diyarbakır Şubesi Eşit Başkanı Ayfer Artan, “Depremde çocuklar anne babalarını kaybediyor, bu çocukların öldüğüne dair veya nerede olduğuna dair bir belge de yok. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, çocukların tarikatlara verilmediğini söylüyor. Bin tane çocuk ailesiz kaldıysa bunun 500’ü yurtlardaysa, peki geri kalan çocuklarımız nerede? Hangi tarikatın elinde, hangi cemaatin elinde ve neredeler bu çocuklar?” diye sordu.

    Dersim’in kayıp kızlarını hatırlatan Artan, şöyle devam etti:

    “Şimdi ben bunlara depremin kayıp çocukları diyorum. Bu konunun üzerinde durmamız lazım. Biz deprem bölgelerini gezdik, bazı yerlerde insanlar çadırlarda geceleri nöbet tutuyorlar çocuklar kaçırılmasın veya kaybolmasın diye. Çocuklar ailelerine ve yakınlarına teslim edilmedi. Neredeler bu çocuklar bunu sormak lazım. Bence bu konuda ciddi anlamda bir kamuoyu oluşturmamız lazım, çocuklarımızı cemaatlerin ve tarikatların elinden kurtarmamız gerekiyor.”

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Öğrenci Veli Derneği’nden Bakan Yanık hakkında suç duyurusu

    Öğrenci Veli Derneği’nden Bakan Yanık hakkında suç duyurusu

    Öğrenci Veli Derneği, deprem felaketinin ardından kaybolan çocukların nerede olduğunu sordu, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Derya Yanık hakkında ‘görev ihmali’ gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu.

    Depremlerin ardından, afet bölgesindeki kayıp çocukların nerede olduğu sorusu hâlâ yanıt bekliyor. Çocukların kaçırıldığı ve tarikatlara verildiği konusunda ise net bir açıklama yapılmadığını kaydeden Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der), kayıp çocukların nerede olduğunu sorarak Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Derya Yanık hakkında suç duyurusunda bulundu.

    Veli-Der Basın Sözcüsü Ali Aluç, “Devletin bu çocukları koruma altına almak zorundadır. Bu, sosyal devlet olmanın gereğinden öte, devletin görevidir ve bu görev hiçbir kişi, kurum, kuruluş ve dini yapılara devredilemez” dedi.

    1100 ÇOCUK MENZİL TARİKATINDA?

    Aluç, “Refakatsiz kalmış depremzede çocuklarımız bir şekilde dini yapıların eline düşmektedirler. Basında yer alan haberlere göre; binin üzerinde çocuğumuz kayıp, 1.100 çocuğumuz Menzil Tarikatının Adıyaman’daki köyünde tutulmaktadır. Daha önce yine basında yer alan habere göre, depremde babalarını kaybetmiş 9 çocuğumuz, Sakarya’da İsmailağa Cemaatinin kontrolünde olan Diyanete bağlı Kuran kursuna verildiği İl müftülüğü ve cemaat sorumluları tarafından açıklanmıştır. Depremzede çocuklarımızın nakillerinin sayısı ise 200 bini aştı” diye konuştu.

    “GÖREV İHMALİ YAPTILAR”

    Derya Yanık’ın, “Bizim Menzil cemaatine ya da herhangi bir yere verecek bir çocuğumuz yok ama insanlar kendi çocuklarını diledikleri yerde bulundurabilirler” açıklamasına da tepki gösteren Aluç, şöyle devam etti:

    “Bakan yaptığı skandal açıklamayla büyük bir sorumsuzluk örneği göstermiştir. Görevini yerine getirmeyerek ve bu çocuklarımızın yasadışı dinî yapıların eline düşmesine sebep olarak TCK’nin 257. Maddesine göre ‘Görevi İhmal ve Görevi Kötüye Kullanma’ suçu işlediğini düşünüyor ve hakkında Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunuyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Veli-Der Denizli Başkanı Elif Bekçi: 1100 çocuk Menzil tarikatının elinde!

    Veli-Der Denizli Başkanı Elif Bekçi: 1100 çocuk Menzil tarikatının elinde!

    PİRHA- Öğrenci Veli Derneği Denizli Şube Başkanı Elif Bekçi, deprem bölgesinde kaybolan çocukların cemaat ve tarikatların elinde tutulmasının suç olduğunu kaydederek, konunun takipçisi olduklarını söyledi.

    Maraş’ta dokuz saat arayla meydana gelen ve 11 ilde yıkıma yol açan iki büyük depremde ailesini kaybeden ve refakatsiz yüzlerce çocuğun iktidara yakınlığıyla bilinen İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı (İHH) ve tarikatlar tarafından bir eve yerleştirildiği ortaya çıkmıştı.

    Çok sayıda sivil toplum örgütü, deprem bölgesindeki refakatsiz çocukların tarikatlar tarafından kaçırıldığı, kendilerini aileleri olarak tanıtan kişilere veya organ mafyalarına teslim edildiğine dair iddialar üzerine suç duyurusunda bulunmuştu.

    Konuya dair Öğrenci Veli Derneği Denizli Şube Başkanı Elif Bekçi, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Derya Yanık’ın TCK’nın 257. maddesine göre ‘Görevi İhmal ve Görevi Kötüye Kullanma’ suçu işlediğini belirterek Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunacaklarını ifade etti.

    “DEVLETİN GÖREVİ DİNİ YAPILARA DEVREDİLEMEZ”

    Bekçi, çocukların koruma altına alınması görevinin hiç bir kuruma devredilemeyeceğine vurgu yaparak, “Her kötü olayda olduğu gibi bu deprem felaketinden de en fazla etkilenen çocuklarımız oldu. Kimi çocuklarımız günlerce enkaz altında soğukta aç ve susuz kurtarılmayı beklerken, kimileri bir veya birkaç uzvunu kaybetmiş olarak bundan sonraki yaşamlarını engelli olarak devam ettirecekler. Kimi çocuklarımız da annesini, babasını, kardeşini ya da tüm ailesini kaybederek dünyada kimsesiz kaldılar. Böyle bir durumda sosyal bir devletin yapması gereken; bu çocukları koruma altına almaktır. Bu, sosyal devlet olmanın gereğinden öte, devletin görevidir ve bu görev hiçbir kişi, kurum, kuruluş ve dini yapılara devredilemez” dedi

    “1000 ÇOCUK KAYIP, 110O ÇOCUK MENZİL TARİKATİNDE”

    Depremlerde hayatta kalan refakatsiz 1100 çocuğun Adıyaman’daki Menzil tarikatında tutulduğunu bilgisini paylaşan Bekçi, “Ama görüyoruz ki; refakatsiz kalmış depremzede çocuklarımız bir şekilde dini yapıların eline düşmektedirler. Basında yer alan haberlere göre; binin üzerinde çocuğumuz kayıp, 1100 çocuğumuz Menzil Tarikatının Adıyaman’daki köyünde tutulmaktadır. Daha önce yine basında yer alan habere göre, depremde babalarını kaybetmiş 9 çocuğumuz, Sakarya’da İsmailağa Cemaatinin kontrolünde olan Diyanete bağlı Kuran kursuna verildiği il müftülüğü ve cemaat sorumluları tarafından açıklanmıştır” ifadelerini kullandı.

    “ÇOCUKLARIMIZ HANGİ KURUMLARA YERLEŞTİRİLDİ”

    Bekçi, “Depremzede çocuklarımızın nakillerinin sayısı ise (217 bin 246) iki yüz bini aştı. Pansiyonlu okulların mevcutları doluydu. Kamu yurtlarının yokluğu, yetersizliği bilinen bir gerçek. O gerçek Aladağ’larda yaşadığımız unutulamaz acıyı/acıları yaşattı bize.  Nakilleri yapılan bu çocuklarımız kamu kurumları dışındaki yerlere mi yerleştirildi? Kamu kurumları dışındaki yerlere yerleştirilmişlerse; bu çocuklarımız nerede, hangi kurumlara yerleştirildi?” diye sordu.

    “BAKAN, SORUMSUZLUK ÖRNEĞİ GÖSTERMİŞTİR”

    Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Derya Yanık’ın açıklamalarını skandal olarak değerlendiren Bekçi , şöyle devam etti:

    “Yardıma muhtaç depremzede çocuklarımızı, devlet koruması altına alması gereken Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sayın Derya Yanık, ‘Bizim Menzil cemaatine ya da x, y, z herhangi bir yere verecek bir çocuğumuz yok ama insanlar kendi çocuklarını diledikleri yerde bulundurabilirler, buna da karışacak halimiz yok. İhmal yoksa istismar yoksa şiddet yoksa bizim görevimiz devlet olarak başlamaz’ diye yaptığı skandal açıklamayla büyük bir sorumsuzluk örneği göstermiştir. Yani Bakanlığın görevi çocukların ihmale, istismara ya da şiddete uğramasıyla mı başlar? Bu aynı zamanda görevi ihmaldir.”

    PİRHA/İZMİR

     

  • CHP’li Emir’in ‘Kimsesiz kalan çocuklar cemaat yurduna verildi mi?’ sorusu yanıtlanmadı

    CHP’li Emir’in ‘Kimsesiz kalan çocuklar cemaat yurduna verildi mi?’ sorusu yanıtlanmadı

    PİRHA – TBMM Çocuk İstismarının Araştırılması Komisyonu’nda konuşan Milletvekili Murat Emir, depremlerin ardından kimsesiz ve kaybolan çocukları gündeme getirdi. Emir, “Çocuklar cemaat yurduna verildi mi?” diye sordu ancak komisyona katılan yetkililer, bu soruyu yanıtlamadı.

    İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in, kızını altı yaşındayken “İmam nikahı” ile evlendirdiğinin ortaya çıkmasının ardından kurulan TBMM Çocuk İstismarının Araştırılması Komisyonu, Adalet, Aile ve Sosyal Hizmetler, İçişleri, Sağlık ve Milli Eğitim bakanlıklarının deprem bölgesindeki çocuklarla ilgili çalışmalarını dinlemek için toplandı. Toplantıda konuşan CHP’li Murat Emir, depremler nedeniyle anne babasını kaybeden ve refakatsiz durumda olan çocuklar ile kaybolan çocuklara dikkati çekti.

    Toplantıya katılan Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Resul Holoğlu, depremin ardından kaybolduğu gerekçesiyle resmi birimlere 55 çocuk hakkında kayıp müracaatı yapıldığını açıkladı.

    CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, deprem nedeniyle kaybolan çocuklara yönelik verilerin çelişkiler içerdiğine dikkati çekerek, “Özellikle çocukların sahiplenilmesi konusunda da toplumda kimi tereddütler var. Bu konuda kriterler neler? Çocuklar kimlere emanet ediliyor?” diye sordu.

    ÇOCUKLAR CEMAATE VERİLDİ Mİ?

    Kimsesiz durumdaki çocukların cemaat yurtlarına verildiği iddialarının altını çizen Emir, şunları söyledi:

    “Kamuoyunda bu konu tartışıldı ve Aile Bakanlığı’ndan maalesef bu konuda açık bir yalanlama gelmedi. Basınla paylaşılan, bizim bildiğimiz, bize somut söylenen şu anda cemaat yurdunda kalan çocuk olmadığı şeklinde. Bu çocuklar, cemaat yurduna veya başka kuruma verilmiş midir? Böyle bir olay olmuş mudur? Tabii, bundan sonra da elbette olacak mıdır diye sormayacağım. Elbette ki yapmayacağınızı tahmin ederim.”

    Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Resul Holoğlu, 55 çocuk hakkında kayıp müracaatı yapıldığını belirtse de Emir’in sorularını yanıtlamadı.

    PİRHA/ANKARA

  • Britanya Alevi Kadınlar Birliği: Kimsesiz çocukları tarikatlara teslim etmek suçtur!-VİDEO

    Britanya Alevi Kadınlar Birliği: Kimsesiz çocukları tarikatlara teslim etmek suçtur!-VİDEO

    PİRHA- Britanya Alevi Kadınlar Birliği, 10 ili etkileyen depremde Hakk’a yürüyenleri anarak çerağ uyandırdı. Ayrıca depremzede ve aile gözetiminde olmayan çocukların tarikatlara teslim edilmesine tepki gösteren kadınlar, “Tarikat yurtları, taciz, tecavüz ve istismar olaylarıyla anılırken, yakınlarını kaybetmiş bu çocuklarımızı güvensiz ortamlara emanet etmek ağır bir vebaldir, suçtur, vicdansızlıktır, akıl tutulmasıdır” dediler. 

    Depremzede ve aile gözetiminde olmayan çocukların tarikat yurtlarına ve denetimine teslim edilmesinin suç olduğuna dikkat çeken Britanya Alevi Kadınlar Birliği, kimsesiz çocukların can güvenliklerinin, eğitim haklarının, beslenme ve barınma ihtiyaçlarının bu tarikatlara emanet edilmesinin kabul edilemeyeceğini vurguladı.

    Britanya Alevi Federasyonu yerleşkesinde gerçekleşen açıklamada ilk olarak depremde Hakk’a yürüyenler anıldı. Kureyşan Ocağı’ndan Ana Yadigar Aslan’ın çerağ uyandırdığı anmada, ‘Depremzede kimsesiz çocuklar nerede?’, ‘Diyanet kaldırılsın’, ‘Kirli ellerinizi çocuklarımızın üzerinden çekin’ dövizleri asıldı.

    “ÇOCUKLARIN CEMAATLERE VERİLDİĞİ DUYUMLARI KAYGI VERİCİ”

    Britanya Alevi Kadınlar Birliği adına açıklamayı okuyan İngiltere Cemevi Eşit Başkanı Filiz Koç, iktidarın doğal afeti felakete çevirdiğine işaret ederek, “6 Şubat 2023 tarihinde merkez üssü Maraş olmak üzere üç ayrı büyük deprem ve devam eden artçılarla 11 yerleşim merkezinde yüzbinlerce  insan, imara uygun olmayan yapılar, ihmal ve tedbirsizlikler ve rant savaşları yüzünden hayatlarını kaybetmişler, geride kalanlar ise fiziksel ve ruhsal darbeler almışlardır. Milyonlarca insanı direkt ya da dolaylı yoldan etkileyen deprem sürecinde, ayrıca tüm yakınlarını kaybetmiş, kimliği hakkında sağlıklı bilgi veremeyecek durumda olan yüzlerce çocuk ise acımıza acı eklemiştir. Görgü tanıkları ve duyarlı insanların ihbarları sayesinde, bu çocukların, adları çocuk istismarına karışmış tarikat yurtlarına yönlendirildikleri yönündeki duyumlar, son derece kaygı verici bir durumdur” diye belirtti.

    “VEBALDİR, SUÇTUR; KINIYORUZ!”

    Koç, yakınlarını kaybetmiş çocukların istismar olaylarıyla sıkça gündemde olan tarikatlara teslim edilmesinin suç olduğunu belirterek, “Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir, Tarikat yurtları ise devletin resmi kurumları değildir. Kimsesiz çocukların can güvenlikleri, eğitim hakları, beslenme ve barınma ihtiyaçları devlet güvencesi altında olmalıdır. Çağdaş eğitim ve bilim kurumları olmaktan uzak olan tarikat yurtları, yakın tarihte basının gündeminde de yer alan taciz, tecavüz ve istismar olaylarıyla anılırken, yakınlarını kaybetmiş bu çocuklarımızı güvensiz ortamlara emanet etmek ağır bir vebaldir, suçtur, vicdansızlıktır, akıl tutulmasıdır. Gündeme gelen deprem mağduru çocukların gelecekleriyle ilgili  kaygılar süre dururken, evlat edinilmeleri gibi alternatif bir seçenek karşısında, Diyanet İşleri Başkanı’ndan; evlat edinenlerle evlat edilen çocuklar arasında evliliğin meşru olduğunu açıklaması, çocuk istismarını meşrulaştırmanın önünü açmaktır! Bir çocuğun bakımını, eğitimini, korunmasını kapsayan evlatlık yasasının amaç ve prensiplerine ters düşen bu açıklamayı kaygı ve öfkeyle kınıyoruz!” ifadelerini kullandı.

    “ÇOCUKLARIN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

    Britanya Alevi Kadınlar Birliği olarak tarikatlara verilen çocukların takipçisi olacaklarını kaydeden Koç, şöyle devam etti:

    “Adı üstünde; evlat. Evlat diye kabullendiğin bir mazlum çocuğu koynuna almayı aklından bile geçirmek insanlıkla da bağdaşmayan bir durumdur. Deprem mağduru yakınlarını kaybetmiş, duyguları örselenmiş çocukların bakım ve ihtiyaçları devletin resmi kurumlarında karşılanamıyor sanısı bile devlet adına aciziyettir. Britanya Alevi Kadınlar Birliği olarak yakınlarının emaneti bu çocukların takipçisi olacağız. Depremde hayatlarını kaydeden TÜM canlarımızın devirleri daim olsun, geride kalanlara da sabırlar dilerken, yaralarını sarmak için dayanışmayı da büyüteceğiz” diye konuştu.

    Açıklama sonunda depremde Hakk’a yürüyenler deyişlerle anıldı.

    Elif TABAK/LONDRA

  • Milletvekili Özen, ‘depremzede çocukların tarikatlara teslim edildiği’ iddiasını meclise taşıdı

    Milletvekili Özen, ‘depremzede çocukların tarikatlara teslim edildiği’ iddiasını meclise taşıdı

    PİRHA – İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık’a deprem sonrası gündeme gelen “Kayıp çocuklar” hakkında sorular yöneltti. Özen, “İstanbul’da 60’a yakın depremzede çocuğun, bir tarikat vakfı tarafından evlere yerleştirildiği iddiası ve görgü tanıklarının paylaşımları kamuoyuna yansımıştır. Bakanlığınızın bu iddialarla ilgili herhangi bir araştırması olmuş mudur?” diye sordu. 

    Maraş merkezli depremler ardından enkazdan kurtulan 479 bebek ve çocuğun hastanelerde tedavilerinin devam ettiği açıklandı.

    Refakatsiz çocuklara ilişkin çalışmalar yapan Afet-Çocuk Sivil Koordinasyon Ekibi; yaşamını yitiren çocuk sayısı, hastanelerde tedavi gören çocuk sayısı, çocukların sevk edildiği şehirler ve hastanelerin hangileri olduğu gibi bazı acil taleplerin cevaplanması için ilgili kurumlara çağrıda bulunmuştu. ‘Kimliksiz çocuklar’ olarak kamuoyunda konuşulan konuyla ilgili Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ise “Şu anda kimliği belirlenemeyen veya yanında refakatçisi bulunmayan, 0-18 yaş grubundaki evlatlarımız, Ankara, Mersin, Adana, Kayseri ve İstanbul’daki hastanelerimizde bulunmaktadır” açıklamasını yapmıştı. Bakan Koca, bu çocukların “Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının gözetimi ve velayeti altında takip ve tedavilerinin devam ettiğini” söylemişti.

    “KAYBOLAN ÇOCUKLARIN SAYISI TAM OLARAK NE KADARDIR?”

    Kimlik bilgilerine ulaşılamayan çocuklar konusunda HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca tarafından yanıtlanması talebiyle soru önergesi hazırladı. Milletvekili Özen şu soruları yöneltti:

    “*Kamuoyundan şu ana kadar edindiğimiz bilgiler ve gördüğümüz kayıpların çoğu ambulans ve hastane sürecinde gerçekleşmiştir. Örneğin; Çocuk, enkazdan çıkarıldıktan sonra; ambulansla hastaneye getirilmekte ve sonrasında ise kaybolmaktadır. Neden deprem bölgesinde bulunan hastane ve görev yapan ambulansların güvenliği ve denetimleri yeterince sağlanamamıştır?

    *Ambulanslarda kaybolan çocuklarla ilgili ciddi oranda bir artış söz konusudur ve bu konuyla ilgili soruşturma ne aşamadadır? Ambulanslarda kaybolan çocuklarla ilgili vaka sayısı tam olarak ne kadardır?”

    ÇOCUKLAR TARİKATLARA MI VERİLDİ?

    Milletvekili Zeynel Özen hazırladığı bir diğer soru önergesini de Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık’ın yanıtlaması talebiyle kaleme aldı. Depremlerin ardından 1788 refakatsiz çocuğun 1225’inin ailesine teslim edildiğini belirterek, bu çocuklardan 479’unun hastanede tedavilerinin devam ettiği, 84’ünün ise Bakanlık kuruluşlarında bakımlarının sağlandığını aktardı. Özen, soru önergesinde bu süreçte hızlı bir şekilde e-devlet üzerinden açılan koruyucu aile duyurularını da gündeme getirdi.

    HDP’li Özen, Bakan Yanık’ın yanıtlaması talebiyle şu soruları yöneltti:

    “*6 Şubat’ta gerçekleşen Kahramanmaraş merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremlerde enkazlardan çıkarılan çocukların ve bebeklerin ailelerine ait bilgiler kayıt altına alınmakta mıdır?

    *Deprem sürecinde hızlı bir şekilde e-devlet üzerinden açılan koruyucu aile duyurularına neden ihtiyaç duyulmuştur? Deprem süreci dışındaki koruyucu aile başvurularıyla arasında herhangi bir fark var mıdır?

    *Depremden kurtulan çocukların akrabalarına veya soy bağı olan kişilere gerekli bilgilendirmeler yapılmakta mıdır?

    *Şu ana kadar 6 Şubat depreminden bu yana hangi şehirden kaç bebek ve çocuk çıkarıldı ve hangi şehirlere götürülmüşlerdir?

    *Şu ana kadar edindiğimiz bilgiler ve gördüğümüz kayıpların çoğu Ambulans ve Hastane sürecinde gerçekleşmiştir. Örneğin; Çocuk, enkazdan çıkarıldıktan sonra; Ambulansla Hastaneye getiriliyor ve sonrasında ise kaybolmaktadır. Neden deprem bölgesinde bulunan hastane ve görev yapan ambulansların güvenliği ve denetimleri yeterince sağlanmamıştır?

    *Kayıp çocuklarla ilgili artış var ve bu konuyla ilgili soruşturma ne aşamadadır? Kayıp çocuklarla ilgili vaka sayısı tam olarak ne kadardır?

    *İstanbul’da 60’a yakın depremzede çocuğun bir tarikat vakfı tarafından evlere yerleştirildiği iddiası ve görgü tanıklarının paylaşımları kamuoyuna yansımıştır. Bakanlığınızın bu iddialarla ilgili herhangi bir araştırması olmuş mudur?

    PİRHA/ANKARA

  • FEDA-DAKB: Gasp edilen çocukların tarikatlara verilmesi insanlık suçudur!

    FEDA-DAKB: Gasp edilen çocukların tarikatlara verilmesi insanlık suçudur!

    PİRHA- Depremde refakatsiz çocukların cemaat ve tarikatlara verilmesine dair açıklama yapan FEDA ve DAKB, “Halklarımızın çocuklarına yönelik olarak geliştirilen bu alçak saldırıya karşı duyarlı herkesi ve kamuoyunu görev ve sorumluluğa davet ediyoruz. Devletin, cemaatlerin ve tarikatların insafına bırakmadan çocuklarımızı evlerimizin, hanelerimizin kıymetlileri, musahipleri yapalım diyoruz” dedi.

    Maraş’ta dokuz saat arayla meydana gelen ve 11 ilde yıkıma yol açan iki büyük depremde ailesini kaybeden ve refakatsiz yüzlerce çocuğun iktidara yakınlığıyla bilinen İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı (İHH) tarafından bir eve yerleştirildiği ortaya çıkmıştı.

    Çok sayıda sivil toplum örgütü, deprem bölgesindeki refakatsiz çocukların tarikatlar tarafından kaçırıldığı, kendilerini aileleri olarak tanıtan kişilere veya organ mafyalarına teslim edildiğine dair iddialar üzerine suç duyurusunda bulunmuştu.

    Konuya dair açıklamaya yapan Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB), devlet ve tarikatların ailelerini kaybetmiş çocuklara el koyarak, yaşanan felaketi soykırıma dönüştürdüğü ifade etti.

    Geçmiş- güncel dönem soykırımlarda el konulan çocukların hatırladığı açıklamada, tüm Alevi canların çocuklara sahip çıkması, tarikatların eline geçmemesi için birlikte mücadeleye çağrısı yapıldı.

    “ÇOCUKLARA EL KOYMAK SOYKIRIMIN TEMEL ÖZELLİĞİDİR”

    FEDA ve DAKB’nin açıklaması şöyle: 

    “6 Şubat’ ta yaşanan depremi fırsat bilen AKP-MHP iktidarı Kürtlere, Kürt-Arap Alevilerine evrensel hukukta soykırım olarak ifade edilen her şeyi yaşattı, yaşatıyor.

    En son olarak Diyanet İşleri Başkanlığı, “evlat edinenle evlatlık arasında evlenme engeli yoktur.” diyen sapkın fetva verdi. Öyle anlaşılıyor ki devlet tarikatlara ve cemaatlere depremzede çocuklarını peşkeş çekmek üzere el koyuyor. Yaşanan her gelişme iktidarın deprem afetini soykırıma dönüştürmek istediği gerçeğini açıkça bize gösteriyor. Kamuoyuna yansıdığına göre, devletin desteği ve onayı ile tarikatlar gibi organ mafyasıda depremzede çocuklarına el koymakta, çocukları kaçırmaktadır.

    Hiç kimse kamuoyuna yansıyan bu bilgileri “şehir efsanesi” görmemeli, göstermemelidir. Halklarımız, “ateş olmayan yerde duman çıkmaz.” diyerek bu tür durumları izah etmiştir.

    Devlet ve iktidar sahiplerinin bu tür kirli emellerini bizler tarihten biliyoruz. Devlet Ermeni soykırımında Ermeni çocuklarına el koymadı mı? Bu devlet, Dersim soykırımında Dersim halkının evlatlarına el koymadı mı? Bu devlet, Maraş soykırımında Alevi çocuklarına el koymadı mı? Bu zihniyet Şengal’ de Êzidî çocuklarına ve kadınlarına el koymadı mı? Ayrıca soykırım uygulayan bütün devletler çocuklara el koymadı mı? Kısacası çocuklara el koymak bütün soykırımların temel özelliklerinden birisidir.

    “TARİKATLER ÇOCUKLARA EL KOYUYOR”

    Bugün bu zihniyetin son temsilcileri devlet ve tarikatlar, ailelerini kaybetmiş çocuklara el koyarak, yaşanan felaketi soykırıma dönüştürmektedirler. Devletin çocuklarımıza el koyduğu haber ve bilgilerin doğruluğunu Diyanet İşler Başkanlığının son fetvasından da anlamak mümkündür. Korumak adına sözde evlatlık almak için el konulan çocuklarla  evlenmenin dinen mümkün olduğunu söyleyen bu zihniyeti kınıyoruz. Ensar Vakfı başta olmak üzere vakıflarda çocuklara neler yapıldığını, altı yaşında kızların evlendirileceğini savunan bu zihniyetin çocukları hangi amaçla gasp ettiği fazlasıyla açıktır. Ayrıca soykırımcı zihniyetin gasp ettiği depremzede çocuklarını kimliklerinden ve inançlarından kopartarak her tür kötülüğün öznesi haline getirmek istediği de bilinmektedir.

    Bu anlamda FEDA olarak halklarımızın çocuklarına yönelik olarak geliştirilen bu alçak saldırıya karşı duyarlı herkesi ve kamuoyunu görev ve sorumluluğa davet ediyoruz. Bu nedenle halklarımızın kayıp çocuklarının ısrarlı takipçisi olacağız. Bunun için canlarımızın bulundukları her yerde tanıdıkları, tanımadıkları her ailenin çocuklarını araması, bulması, bulunanlara sahiplik etmesi, bunu yapamadığı yerlerde demokratik kurumları ve çevreleri bilgilendirerek harekete geçirmesi ve yapması en önemli görevlerimizden olmaktadır.

    “İNSANLIK SUÇUDUR, ÇOCUKLARIMIZI KORUYALIM”

    Belirtilen düşmanca yaklaşımlara karşı, “çocuklara kıymayın efendiler” diyerek bu güçlerde  merhamet dilemeyecek, çocuklarımızı onların kirli emellerine bırakamayacağız. FEDA olarak bütün gücümüz ve olanaklarımızla bu soykırımcı saldırıya karşı mücadeleyi esas alacağız.

    Tüm Alevi canları, çocuklarımıza sahip çıkmaya, devletin ve tarikatların eline geçmemesi için birlikte mücadeleye çağırıyoruz. Halklarımızı ve kamuoyunu akibeti belli olmayan çocukları ulaşabileceğimiz her yerde ve her yolu deneyerek arayalım, bulmaya çalışalım diyoruz. Çocuklarımızı coğrafyasından, kültüründen kopartmanın tecrit olup uluslararası hukuka göre insanlık suçudur. Onları hafızasız, kimliksiz bırakmak demektir. Devletin, cemaatlerin ve tarikatların insafına bırakmadan çocuklarımızı evlerimizin, hanelerimizin kıymetlileri, musahipleri yapalım diyoruz.

    Çocuklarımız geleceğimizdir! Çocuklarımızın üzerindeki kirli ellerinizi çekiniz!”

    (HABER MERKEZİ)

  • Tarikattaki çocuk istismarı davasında bundan böyle duruşmalar kapalı yapılacak

    Tarikattaki çocuk istismarı davasında bundan böyle duruşmalar kapalı yapılacak

    İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel ile Kadir İstekli’nin yargılandığı davada bakanlığın davaya ilişkin “gizlilik” talebini kabul eden mahkeme, duruşma için yayın yasağı getirdi. 

    İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı H.G.K’nin altı yaşından itibaren ‘evlilik’ adı altında cinsel köleleştirilmesiyle ilgili açılan davanın ilk duruşması Kartal Anadolu Adliyesi 2’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Baba Yusuf Ziya Gümüşel ve Kadir İstekli sanık olarak duruşmaya getirilirken Anne Fatma Gümüşel ise mazeret bildirerek sağlık sorunları nedeniyle duruşmaya katılmadı.

    Usul tartışmalarıyla başlayan duruşmada, SEGBİS kaydının açılmaması ve iddianame okunmadan avukatların katılım taleplerinin alınmak istenmesi nedeniyle gerilim yaşandı. Avukatların tepkisi üzerine SEGBİS açıldı ve iddianame okunduktan sonra avukat talepleri alındı. Duruşma savcısı, 50’ye yakın baronun ve sivil toplum kuruluşlarının müdahillik taleplerinin reddedilmesini ve duruşmanın da kapalı yapılmasını talep etti. Mahkeme heyeti talep doğrultusunda katılma taleplerini reddetti ve duruşmanın kapalı yapılmasına karar verdi.

    DURUŞMA ÖNCESİ KADINLAR BİRARAYA GELDİ

    Duruşma öncesi adliye çevresi ve önü çok sayıda polis tarafından sarılırken, duruşmanın görüleceği kat da polisler tarafından bariyerlerle kapatıldı. Duruşmayı takip etmek için adliyenin B Kapısı önünde çok sayıda kadın örgütü temsilcisi, hukukçu, insan hakları savunucusu, siyasetçi ve yüzlerce kişi basın açıklaması yapmak üzere bir araya geldi. Burada Kadınlar Birlikte Güçlü Platformu çatısı altında bir araya gelen birçok kadın örgütü, adliye önünde basın açıklaması yaptı. “Erkek, aile, tarikat, cemaat istismar ediyor; Devlet istismarcıyı koruyor”, “Feminist mücadelemiz ile tarafız”, “Çocuk İstismarını, Göz Yumanları Aklatmayacağız Hesap Soracağız” pankartları açan kadınlar ellerinde “Çocuk istismarını aklatanlardan hesap soracağız”, “İstismara ortak olanlardan hesap soracağız”, “Asla yalnız yürümeyeceksin” dövizleri taşıdı.

    DAVANIN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ

    Kadınlar Birlikte Güçlü üyesi Cemile Baklacı kadınlar adına basın metnini okudu. Dayanışma için adliye önüne toplandıklarını ifade eden Baklacı, “Bugün H.K.G.’nin yalnız olmadığını söylemek için buradayız” dedi. Şiddet ve istismar olaylarında devletin sorumluluğunu hatırlatan Baklacı, H.K.G olayında cemaat ve devlet kurumlarının adeta bir suç şebekesi gibi çalıştığını gördüklerini belirtti. Baklacı, “H.K.G.’nin 14 yaşındayken gittiği hastanede, yaşı reşit birinden aldıkları örnekle çarpıtılmış belge hazırlayanlardan, takipsizlik kararı veren savcılığa hepsi bu suça ortak oldular. TCK 103 düzenlemelerini defalarca önümüze getirenler, cemaatlerdeki istismarı derinlemesine araştırmayan bakanlıklar, denetimsizce kaynak ve yer tahsis eden kamu kurumları da bu suçun ortağı” ifadelerini kullandı. İktidarın istismarcıları koruduğunu aktaran Baklacı, kadınlar olarak dava süreci takip edeceklerini vurguladı.Açıklamanın ardından kadınlar duruşma salonuna gitmek için adliyeye giriş yaptı.

    BAKANLIKTAN YAYIN YASAĞI TALEBİ

    Davaya müdahil olan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, dün mahkemeye dilekçe vererek davada gizlilik kararı alınıp duruşmaların kapalı yapılmasını ve davaya ilişkin yayın yasağı konulmasını talep etmişti. Mahkemenin duruşmada bu talebi ele alması beklenmeden, duruşma salonuna girmek için bekleyen çok sayıda gazeteci, avukat, siyasi parti temsilcisi, sivil toplum kuruluşunun girişi engellendi. İstanbul Baro Başkanı Filiz Saraç, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık ve milletvekilleri dışında kimse duruşma salonuna alınmadı.

    Duruşmanın yapılacağı koridorda uzun süre çıkan tartışmalardan sonra duruşmaya geçildi. Duruşmada ilk olarak avukatlar, büyük salon talebinde bulundu. Ardından mahkeme heyeti avukatların talebini reddetti. Ancak avukatların ısrarı üzerine mahkeme heyeti, duruşmanın C Blok’ta bulunan daha geniş bir salonda görülmesine karar verdi.
    Anadolu Adliyesi’nin C Blok’ta bulunan Hakan Yalçın Konferans Salonu’nda, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın gizlilik kararı talebine karşı avukatların sunduğu beyanlarla devam etti.

    FAİLLERE POLİS VE JANDARMA KORUMASI

    Saatler sonra başlayan duruşma salonunda failler Yusuf Ziya Gümüşel ile Kadir İstekli hazır bulunurken, H.K.G. ise duruşma salonunda yer almadı. Faillerin çok sayıda polis ve jandarma eşliğinde korunması ise dikkat çekti.

    İSTANBUL BARO BAŞKANI SARAÇ: HEYET BU DAVADAN ÇEKİLMELİDİR

    Duruşmada ilk olarak söz alan İstanbul Baro Başkanı Filiz Saraç, usul eksikliklerinin tamamlanması, iddianamenin okunması ve Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) kaydının başlatılmasını talep etti. Saraç, “Yasalar, çocuğun korunmasına dönük kararlar almıştır. Bugün görülen davaya Türkiye’nin dört bir yanından gelen meslektaşlarımız, bu olayda tüm çocuklarımızın geleceği, insan hakları ve çocukların benzer olaylara bir daha maruz kalmaması için buradadır. Eğer bugün SEGBİS’i açmayarak, gizlilik kararı uygulayarak burada olan meslektaşların artık davayı takip etmemeleri yönünde tavır takınırsanız, heyetiniz bu davadan çekilmelidir. Tüm barolarımızın, sivil toplum kurumlarının burada olması gerekiyor. SEGBİS’in açılması sonrasında yazılı ve sözlü olarak katılma beyanında bulunacağız” dedi.

    Mahkeme başkanı avukatların ısrarı üzerine SEGBİS kaydını açarak “jet hızıyla” iddianameyi okudu. Mahkeme başkanı, “Sanık Fatma Gümüşel’in istirahatte olduğuna dönük rapor sunuldu” sözleriyle H.K.G.’nin yargılanan annesinin duruşmaya katılmadığını bildirdi.

    BAROLARA KAYITLI AVUKATLAR SÖZ ALDI

    Daha sonra Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın gizlilik kararı talebi öncesinde, avukatlara davaya katılım talepleri dinlenmek üzere söz verildi. İlk olarak İstanbul Barosu’ndan bir kadın avukat söz alarak, “Bir çocuğun cehennemi bir kadının isyanı bizi bir araya getirdi. Çünkü devlet bu kadınları, çocukları korumuyor” dedi.

    Ankara Barosu üyesi Avukat Zeynep Tepegöz ise, sanığın ifadesi alındıktan sonra dosyada gizlilik kararı alınsa da dışarıya çıkarılmamaları konusunda mahkeme başkanını uyararak davaya katılım taleplerini yazılı olarak sunacaklarını belirtti.

    Ankara Barosu Çocuk Hakları Merkezi üyesi Avukat Hilal Çelik ise, sözlerine cinsel istismar suçlarının kamu barışını tehdit eden suçlar olduğunu hatırlatarak, “Barolar insan haklarının korunması ve sağlanması noktasında temel ödevler yüklenmişlerdir. Katılma taleplerimizin kabulünü talep ediyoruz” dedi.

    Batman Barosu Yönetim Kurulu üyesi Avukat Neşe Erbulat ise, “Cinsel istismar, kadına yönelik şiddet olaylarını artık bu ülkede görmek istemiyoruz, hep birlikte bunun önüne geçmek istiyoruz. Evlilik adı altında cinsel istismara, şiddete zorlananlara karşı duruşma salonunda olmazsak bu mücadeleyi nasıl yürütebiliriz? Barolara ve meslektaşlara katılma talebi vermeyerek bizleri izleyici konumunda olmaya mahkum ediyorsunuz” şeklinde konuştu.

    Van Barosu üyesi Avukat Medine Turan Taylak da, adil yargılanma yürütülmesini talep ederek sözlerine başladı. Turan, “Usulün uygulanmasına, SEGBİS kaydının açılması ve iddianamenin okunmasına ilişkin meslektaşlarımız onlarca kez düzeltmelerde ve itirazlarda bulundu. Yargılamanın acil bir şekilde yürütülmesi için buna ihtiyaç var” diye konuştu.

    MAHKEMEDEN GİZLİLİK KARARI

    Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın davaya “gizlilik” kararı talebinin ardından ara verilen duruşmada mahkeme kararını açıkladı. Mahkeme bakanlığın talebini kabul ederek, görülen davaya yayın yasağı kararı aldı. Alınan bu karardan sonra duruşmalar kapalı görülecek.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Özgür Kaplan: 25 Aralık’ta yeni bir sayfa açılıyor- VİDEO

    Özgür Kaplan: 25 Aralık’ta yeni bir sayfa açılıyor- VİDEO

    PİRHA – Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Sekreteri Özgür Kaplan, 25 Aralık’ta İstanbul’da yapılacak kurultay programını açıkladı. Kaplan, “Irkçı ve şeriatçı olmayan tüm çevreler kurultaya davet edilip, birlikte yol yürümek istediğimizi bir kez daha 25 Aralık’ta söyleyeceğiz. Yeni bir sayfa açılıyor. Bütün duyarlı olan canları Yenikapı’ya davet ediyoruz” dedi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Sekreteri Özgür Kaplan, 25 Aralık’ta İstanbul Yenikapı’da yapılacak kurultayın detaylarını paylaştı.

    Özgür Kaplan, Alevi toplumunun, cumhuriyetin 2. yüzyılında belirleyici rol üstleneceğini belirterek “Öncelikle bu kurultay çalışmamızın bir öncesi var. Alevi çatı örgütleri ile Hacıbektaş’ta bir çalıştay yapmış, devamında alınan kararları paylaşmıştık. Programın ismini ‘laik ve demokratik bir Türkiye için büyük Alevi kurultayı’ diyoruz. Buradan da neyi kastettiğimizi cümle canlar zaten biliyor. Şimdi kurultaydan kastımız, cumhuriyetin 1. yüzyılında bize ‘sadece oy kullanın’ diyen ve sadece tabiri yerindeyse ‘Cumhuriyetin çimentosu, sigortası’ gibi benzetmeler yapan bir zihniyetin cenderesinden bir şekilde çıkmak istediğimizi de ifade ediyoruz. Cumhuriyetin 2. yüzyılında söyleyecek sözümüz var. Bu sözü çoğaltarak gideceğiz” ifadelerini kullandı.

    “KOMŞULARIMIZ İÇİN DE EŞİT YURTTAŞLIK TALEBİMİZ VAR”

    ABF Sekreteri Kaplan, 25 Aralık’ta yapılacak kurultayın devamının da olacağını belirtti. Alevi örgütleri olarak bundan sonraki süreçte “Laik ve demokratik bir Türkiye için ikinci yüzyıla gidelim” vurgusunun daha çok öne çıkacağını söyleyen Kaplan, şu açıklamayı yaptı:

    “Laikliğe vurgu yapmamızın ne kadar önemli olduğunu, diyanetin kapatılmasını istemekle ne kadar doğru bir söz ettiğimiz ortada. Tarikatların 6 yaşındaki çocuklara hangi gözle baktıklarını görüyoruz. Ülkeyi tarikatlara teslim edenlerin, gericileştirenlerin ağına bıraktıklarını görüyoruz. Bu anlamda Aleviler olarak biz sadece kendimiz için değil, komşularımız için de eşit yurttaşlık talebini dillendiriyoruz. Çünkü Aleviler tek başına mutlu olabilen halk değildir. Bizler tek başına mutluluğun doğru olduğuna inanan hak değiliz. Komşu inançların, kültürlerin de bir arada mutlu şekilde, eşit yurttaşlar olarak yaşamasını istiyoruz. Bu bağlamda bütün bu duruşumuz üzerinden kurultayda bu sözü hep birlikte yan yana gelerek yükseltmek istiyoruz.”

    “AKP VE MHP KESİNLİKLE BİZLERİN MUHATABI DEĞİL”

    Özgür Kaplan, kurultaya davet edilecekleri de açıkladı. Türkiye’de yaşam süren tüm inançların temsilcilerine ulaşmak istediklerini belirten Kaplan, “Bizim dışımızdaki inanç temsilcilerine ulaşacağız. Başka inançtan olan kim varsa davet edeceğiz. Ayrıca siyasileri de davet edeceğiz ama siyasilere söz vermeyeceğiz. 1. yüzyılda bizler siyasileri çok dinledik, 2. yüzyıla doğru onlar da bizi dinlesin diyoruz. Ama bu süreçte AKP ve MHP kesinlikle bizlerin muhatabı değildir. Çünkü tekçi ve ırkçı görüşü dayatan bir zihniyet tarafından bayağı ötekileştirildik. Bütün itirazlarımıza rağmen Aleviler ile görüşmeden Alevisiz bir açılım yaptılar. Bunu bir hakaret olarak görüyoruz” şeklinde konuştu.

    “BİR DE MANİFESTO DA YAYINLAYACAĞIZ”

    Özgür Kaplan, kurultaya bütün Alevi ocaklarının da davet edileceğini söyledi. Kaplan, ocakları temsilen bir ya da iki kişinin konuşma yapabileceğini belirterek şöyle devam etti:

    “Ocaklarla görüşmelerimiz başladı. Zaten ocakları temsilen birlikte yol aldığımız isimler de var. Kurultayın yapılacağı gün 40 şamdan ile 40 çerağ uyandırılsın istiyoruz. Ayrıca o gün semah da dönülecek. Sonrasında genel başkanların da konuşmaları olacak. Yine bir sinevizyon gösterisi ve ardından bir deyiş nefes okunacak.

    ‘72 millete bir nazarla bakmayan bizden değildir’ düsturuyla yolunu sürdüren insanlarız. Oradaki mesaj da ‘Eşit yurttaşlık ve laik bir Türkiye’ olacak. ‘Hep birlikte yan yana duralım ve 2. yüzyıla barış içerisinde gidelim. Birlikte yol yürüyelim’ çağrısını yapacağız.
    Her adımımızda daha da güçlenerek devam etmek istiyoruz. Aleviler eski Alevi değil Alevilerin de kitle iletişim araçları var. Aleviler de teknoloji ile iç içedir; bilimi, sosyalizmi, devrimci dönüşümü, laikliği ayrıca faşizmin de ne olduğunu bilir. O anlamıyla ‘2. yüzyılda sadece bu kurultay ile bir yol haritası belirledik’ diyemeyiz ama bir de manifesto da yayınlayacağız.

    “YENİ BİR SAYFA AÇILIYOR”

    Adalet ve Kalkınma Partisi’nin, Alevilerle ilgili ne düşündüklerini Ankara Hüseyin Gazi Cemevine geldiklerinde gördük. Oradaki kutsal ve sembollerin indirilmesi, çehrenin tamamen değiştirilmesi falan Aleviliğe nasıl bakıp, değiştirmek istediklerini gösteriyordu. Bu iktidar sadece bize değil, komşularımıza da kötü davranıyor. Onun için Aleviler, komşuları ile birlikte mutlu olacağını düşünür. Çünkü biz karşımızdakini yenerek mutluluk hissetmeyiz. Bizler başarılarımızı paylaşarak mutlu olacak insanlarız. Bu düzlemde ırkçı ve şeriatçı olmayan tüm çevreler kurultaya davet edilip, tüm o insanlarla birlikte yol yürümek istediğimizi bir kez daha 25 Aralık’ta söyleyeceğiz.
    Yeni bir sayfa açılıyor ve sizin aracılığınızla da bütün duyarlı olan canları Yenikapı’ya davet ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Veli-Der İzmir: Tarikat ve cemaatler kapatılsın-VİDEO

    Veli-Der İzmir: Tarikat ve cemaatler kapatılsın-VİDEO

    PİRHA-Cemaatlerdeki cinsel istismar vakalarının buz dağının görünen yüzü olduğunu belirten Veli-Der üyeleri, “Tarikat ve cemaatler kapatılsın” dedi.

    Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) İzmir 2 Nolu Şubesi, İsmailağa cemaatine bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı H.K.G’yi 6 yaşındayken 29 yaşındaki müridiyle imam nikahıyla ‘evlendirmesi’ ile ilgili Karşıyaka Çarşı girişinde basın açıklaması yaptı.

    “Çocuklarımızın üzerinden ellerinizi çekin”, “Çocukta Rıza arama, İstismarı meşrulaştırma” ve “Kahrolsun şeriat kahrolsun tarikat laiklik şart” yazılı dövizleri taşınan açıklamada “Karanlığa teslim olmayacağız”, “Laikliğe değil tarikata barikat” ve “Kahrolsun şeriat kahrolsun tarikat” sloganları attı.

    Dernek adına açıklama yapan Şube Başkanı Turgut Aydın, bundan ve daha önceki benzer olaylardan bu tip olayların, tarikatlar ve cemaatler içerisinde olağan hale geldiğini ortaya koyduğunu kaydetti. Kamuoyuna yansıyanların buz dağının görünen yüzü olduğunu vurgulayan Aydın, “Bu olayla ilgili olarak, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sayın Derya Yanık’ın “Çocuk istismarı, çocuğa yönelik istismar vakaları siyasetin konusu değildir. Bunlar son derece insani ve her zeminde, her toplumda karşılaşılabilecek meselelerdir” dedi.

    ‘SİYASİ SORUMLULUKTAN KAÇILIYOR’

    Olayın olağanlaştırılarak siyasi sorumluluktan sıyrılmaya çalışıldığını belirten Aydın, “Asıl suçlular ‘Yaşın hiçbir önemi yoktur, çocuk yaşta evlilik yapılır!’ diyen, çocukları ve kadınları birer cinsel nesne olarak gören/gösteren zihniyettir. Asıl suçlular ‘Bir babanın kızına şehvetle sarılması, karısıyla arasındaki nikahı bozmaz!’ diyerek fetvalar veren, kendilerini ‘hoca, din alimi’ diye nitelendiren sapık zihniyetli din bezirganları ve onları hoş görenlerdir. Bu fetvaları alan besleme tarikat ve cemaat mensupları, kadınlara ve çocuklarımıza yönelik her türlü saldırılarla onların yaşamlarını karartmaktadırlar. Ülkemizin içine düştüğü bu karanlık çukurdan çıkmanın yolu, laikliği yeniden inşa etmek ve laikliğe sahip çıkmak, seküler yaşamı egemen kılmaktır. Tarikat ve cemaatler yasadışıdır ve yasadışı örgüt muamelesi yapılıp dağıtılmalıdır” diye konuştu.

    PİRHA/İZMİR

  • Tarikatta çocuğa tecavüz skandalında Kadir İstekli ve Yusuf Ziya Gümüşel adliyeye sevk edildi

    Tarikatta çocuğa tecavüz skandalında Kadir İstekli ve Yusuf Ziya Gümüşel adliyeye sevk edildi

    H.K.G.’nin 6 yaşında ‘evlendirilip’ istismara maruz bırakılmasına ilişkin soruşturmada gözaltına alınan tarikat müridi Kadir İstekli ve baba Yusuf Ziya Gümüşel işlemleri bittikten sonra adliyeye sevk edildi.

    İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı H.K.G.’nin 6 yaşında ‘evlendirilip’ istismara maruz bırakılmasına ilişkin soruşturmada gözaltına alınan H.K.G.’nin babası Yusuf Ziya Gümüşel ile ‘evlendirildiği’ Kadir İstekli emniyetteki işlemlerin tamamlanmasından sonra adliyeye sevk edildi

    İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı H.K.G.’nin 6 yaşında ‘evlendirilip’ istismara maruz bırakılmasına ilişkin soruşturmada, Yusuf Ziya Gümüşel ile evlilik adı altında çocuğa yıllarca tecavüz eden Kadir İstekli hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarıldı. Kadir İstekli Pendik’te gözaltına alındı.

    6 yaşındaki kız çocuğu H.K.G.’nin istismarı ile ilgili iddianame geçtiğimiz günlerde kabul edildi. İddianamede Kadir İstekli hakkında 30 yıldan az olmamak, baba Yusuf Ziya Gümüşel ve anne Fatıma Gümüşel hakkında da 18 yıldan az olmamak kaydıyla hapis cezası istendi. H.K.G. ve Aile Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı tarafından tutuksuz sanıklar Kadir İstekli ve Yusuf Ziya Gümüşel hakkında tutuklama talep edildi.

    TUTUKLAMAYA YÖNELİK YAKALAMA KARARI ÇIKARTILDI

    İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi, sanıklar Kadir İstekli ve Yusuf Ziya Gümüşel hakkında üzerlerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, atılı suçun katalog suçlardan olması, bilirkişi raporu, bu suç için yasada ön görülen alt ve üst sınırları, bu nedenle oluşan kaçma şüphesi ve mevcut delil durumu nedeniyle ayrı ayrı tutuklanmalarına yönelik haklarında yakalama emri çıkartılmasına karar verdi.

    H.K.G. İÇİN AKIL SAĞLIGI RAPORU İSTENDİ

    Ayrıca mahkeme H.K.G.’nin akıl sağlığının yerinde olup olmadığına dair rapor alınmasını istedi.

    Karar sonrası polis, şüphelileri yakalamak için Sancaktepe’de bulunan Hiranur Vakfı’na geldi. Ancak şüpheliler, adreste bulunamayınca polisler ayrıldı. Kadir İstekli Pendik’te gözaltına alındı. Daha sonra ise baba Yusuf Ziya Gümüşel gözaltına alındı.

    Emniyetteki işlemleri tamamlanan Kadir İstekli ve Yusuf Ziya Gümüşel adliyeye sevk edidi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dersim’de kadınlar, tarikatta çocuğa tecavüze tepki gösterdi-VİDEO

    Dersim’de kadınlar, tarikatta çocuğa tecavüze tepki gösterdi-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de kadınlar çocuk istismarına karşı Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş gerçekleştirerek açıklama yaptı. Açıklamada, “6 yaşındaki çocukları evlendiren, istismarı meşrulaştıran gerici, eril zihniyetinizi kabul etmiyoruz. Çocuklarımızı karanlığınıza teslim etmeyeceğiz” denildi.

    İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızının, babası tarafından 6 yaşındayken evlendirilmesi ve çocukluğu boyunca istismar ve tecavüze maruz bırakılmasına ilişkin Sanat Sokağı’nda bir araya gelen Dersim Kadın Platformu, Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş gerçekleştirip basın açıklaması yaptı.

    Açıklamada ‘İstismarı aklama, saklama yargıla’ yazılı pankart açılırken sık sık ‘Susma, suça ortak olma’, ‘Tarikatlar kapatılsın’ sloganları atıldı. ‘Karanlığa teslim olmayacağız’, ‘Çocuk istismarına hayır’ dövizleri taşıyan kadınlar adına açıklamayı Nurşat Yeşil okudu.

    “KADINI VE ÇOCUĞU KORUMAKLA YÜKÜMLÜ KURUMLAR GÖREVLERİNİ YERİNE GETİRMEMEKTE”

    Eğitim sisteminin AKP iktidarı döneminde, siyasi iktidarın kendi dünya görüşüne ve yaşam tarzına uygun nesiller yetiştirme yönündeki politikalarının bir sonucu olarak, dini faaliyetlerin, MEB, Diyanet İşleri Başkanlığı, dini vakıf ve cemaatler eliyle örgütlenmeye çalışıldığı bir alan haline getirildiğini söyleyen Nurşat Yeşil, “Bu zihniyetin kadınlara ve özellikle kız çocuklarına reva gördüğü yaşam tarzı ise eğitim sisteminden ve toplumsal hayattan dışlayarak, kadını, yok sayıldığı bir yaşama hapsetmektir. Yaşadığı bu istismar ve travmalar karşısında kadını ve çocuğu korumakla yükümlü olan kurumlar görevini yerine getirmediği için şiddet vakaları artmakta ve ölümle sonuçlanmaktadır. Şiddete uğrayanı değil şiddet failini koruyan kurumlar kadın ve çocukların istismarında ve ölümünden sorumludur. AKP-MHP iktidar bloğu eliyle eğitimin dinselleştirildiği bu süreçte, dini tarikat ve cemaatlerin çocuklara ve topluma karşı işlediği suçlar ise siyasi iktidar ve yargı tarafından sürekli hasıraltı yapılmakta, bu suçların üstü örtülmeye çalışılmaktadır” dedi.

    “İSTİSMARI MEŞRULAŞTIRAN GERİCİ ZİHNİYETİNİZİ KABUL ETMİYORUZ”

    Çocukları karanlığa teslim etmemek için gerçeği ısrarla söylemeye devam edeceklerini belirten Yeşil, şunları ifade etti:

    “Çocuğu koruyan uluslararası sözleşmeleri uygulamayan, failleri aklayan, cezasızlık politikalarında ısrar eden yargı, çocukları korumayan kolluk kuvvetleri, evlilik yaşının 12’ye düşürülmesini isteyen Diyanet İşleri Başkanlığı, cemaatlerle iş birliği yapan Milli Eğitim Bakanlığı, tekçi, gerici ve cinsiyetçi temelde bir toplum inşasını hedefleyen siyasi iktidar çocuk yaşta evliliklerin ve istismarın suç ortağıdır. 6 yaşındaki çocukları evlendiren, istismarı meşrulaştıran gerici, eril zihniyetinizi kabul etmiyoruz.”

    PİRHA/DERSİM