Etiket: tip

  • Anayasa Mahkemesi’nden Can Atalay kararı!

    Anayasa Mahkemesi’nden Can Atalay kararı!

    PİRHA- Anayasa Mahkemesi, TİP Hatay Milletvekili Can Atalay hakkında ihlal kararı verdi. Avukatların, AYM’nin kararının yerine getirilmesi için hüküm veren İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvuruda bulunacağı öğrenildi. 

    Anayasa Mahkemesi (AYM), Türkiye İşçi Partisi (TİP) tutuklu Hatay Milletvekili Can Atalay’ın bireysel başvurusuna dair kararını açıkladı. AYM, Can Atalay’ın seçilme hakkı ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı yönlerinden hak ihlali olduğuna karar verdi. AYM, aynı zamanda yeniden yargılamaya da hükmetti.

    Karar, 9’a karşı 5 oy çokluğuyla alındı. Avukatların, AYM’nin kararının yerine getirilmesi için hüküm veren İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvuruda bulunacağı öğrenildi.

    TİP Genel Başkanı Erkan Baş da Hatay’dan başlattığı “Özgürlük yürüyüşü” 25’inci gününde Ankara sınırları içinde devam ediyor. AYM’nin vereceği kararın yürüyüşü nasıl etkileceği önümüzdeki saatlerde belli olacak.

    NE OLMUŞTU? 

    Gezi Davası’nda 18 yıl hapse mahkûm edilerek tutuklanan Can Atalay, milletvekili seçilmesine rağmen tahliye edilmedi.

    Gezi Davası’nın gönderildiği Yargıtay Başsavcılığı, Gezi Parkı Davası’nda temyiz talepleriyle ilgili görüşünü 7 Temmuz’da açıklamış, görüşte mimar Mücella Yapıcı dışındaki beş kişinin mahkumiyet kararının onanması talep edilmişti. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, TİP’ten milletvekili seçilen Can Atalay’ın tahliye talebini reddetmiş, bu karara karşı yapılan itiraz da 4. Ceza Dairesi tarafından reddedilmişti.

    Can Atalay’ın avukatları, Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuş, başvuruda, Atalay’ın milletvekili seçilmiş olmasına karşın tahliye edilmemesinin anayasal hak ihlali olduğu belirtilmişti. Atalay’ın ‘adil yargılanma hakkının’, ‘seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkının’ ve ‘kişi hürriyeti ve ‘güvenliği hakkının’ ihlal edildiği aktarıldı.

    Atalay’ın başvurusunu 5 Ekim’de görüşen AYM 1. Bölümü, başvuruyu Genel Kurul’a sevk etmiş, 12 Ekim’de yapılan ilk değerlendirmenin ardından karar bugüne bırakılmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kızılay’ı protesto eden 87 TİP üyesine dava açıldı

    Kızılay’ı protesto eden 87 TİP üyesine dava açıldı

    PİRHA- Maraş merkezli depremlerde çadır satması ile gündeme gelen Kızılay’ı protesto ettikleri gerekçesiyle 87 Türkiye İşçi Partisi (TİP) üyesine dava açıldı.

    Türkiye İşçi Partisi (TİP), Maraş merkezli depremlerde çadır sattığı ortaya çıkan Kızılay’ı protesto ettikleri gerekçesiyle 10’u Parti Meclisi (PM) üyesi olmak üzere toplam 87 üye ve yöneticisine ‘toplantı ve gösteri yürüyüşü kanuna muhalefet’ suçlamasıyla dava açıldığını duyurdu.

    Türkiye İşçi Partisi’nin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Bu dava bize iktidarı Kızılay’ın eyleminin arkasında olduğunu göstermektedir. Asıl yargılanması gereken, parayla çadır satanlardır. Biz de sözümüzün arkasındayız, depremde dahi cebini düşünenlerle hesaplaşacağız!” denildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Baş: Bu ülkede barışı, kardeşliği bombalayanları asla affetmeyeceğiz-VİDEO

    Baş: Bu ülkede barışı, kardeşliği bombalayanları asla affetmeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA- TİP Genel Başkanı Erkan Baş “Özgürlük Yürüyüşü”nün 10. gününde Tarsus’ta. baş burada yaptığı açıklamada, Ankara Gar Katliamı’nda katledilenleri andı, adaleti sağlayıncaya kadar katillerin ve katilleri koruyanların peşinde olacaklarını söyledi.

    Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş’ın, partisinin Hatay Milletvekili Can Atalay ve Gezi tutuklularının tahliye edilmemesine karşı Hatay’dan başlattığı, Ankara’da sona ermesi planlanan “Özgürlük Yürüyüşü” 10. günde Mersin Tarsus’da devam ediyor.

    “10 Ekim’de katledilen canlar” için yürüyen Erkan Baş’a, Tarsus Belediye Başkanı Haluk Bozdoğan, Mersin Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri ile Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Tarsus Şubesi eşlik ediyor.

    “BİR KATLİAMIN ÜZERİNİ ÖRTMEK İÇİN…”

    Ankara Gar Katliamı’nda katledilenler için bir açıklama yapan Baş, şu sözlere yer verdi:

    “Bugün 10 Ekim, 8 yıl önce bu ülkede yaşayan, yüreği barıştan, kardeşlikten, adaletten yana atan herkesi hedef alan ve 103 canımızı yitirdiğimiz Ankara Gar Katliamı’nın yıl dönümündeyiz. Sadece barış istediklerini dile getirmek için, sadece adalet istediklerini, emek mücadelesini güçlendirmek istediklerini söyledikleri için toplanan kardeşlerimize, arkadaşlarımıza, yoldaşlarımıza, canlarımıza doğrudan iktidarın desteklediği, iktidarın önünü açtığı bir barbarlar sürüsünün, hain saldırısının neticesinde kardeşlerimizi kaybettik.

    Bugün üzerinden 8 yıl geçmesine rağmen hala bu katliamın faillerini açığa çıkartmamış olmaları bize bir şey gösteriyor. Evet, ortada sözde bir dava var,  bu dava devam ediyor fakat bu davayı takip ettiğimizde gördüğümüz şudur: bir katliamı açığa çıkartmak için değil, bir katliamın üzerini örtmek için, bir katliamı bütün ayrıntılarıyla açığa çıkartmak, faillerini açığa çıkartmak cezalandırmak için değil, üzerini örtüp unutulmasını sağlamak için yapıyorlar. Buradan açık ve net ifade ediyoruz, asla unutmayacağız, asla unutturmayacağız.”

    “UNUTMAYACAĞIZ, AFFETMEYECEĞİZ”

    İktidarın aynı yaklaşımla iktidar koltuğunu devam ettirmek için elinden geleni yaptığını ifade eden Baş, “Unutmayalım ki 10 Ekim Katliamı’nın hemen öncesinde Suruç’ta sosyalist gençleri hedef alan benzer bir katliam gerçekleşmişti. Hemen arkasından Ankara’daki katliam iktidarın o dönem iktidarını kaybetme korkusuyla içine girdiği telaşın ve toplumu teslim alma girişimlerinin bir sonucuydu. Ne yaparlarsa yapsınlar, bu ülkede yüzbinlerce insan olarak bu gerici yobaz iktidara, bunların işbirlikçisi, bunların desteğiyle palazlanan o IŞİD çetelerine asla teslim olmadık. Sonuna kadar bu yürüyüşü devam ettireceğiz. Bu katliamda payı olan, bu katliamı gerçekleştiren, örgütleyen, talimatı veren, siyasi zemini oluşturan, bu katliamı önlemesi gerekirken bunu yapmayıp, 103 canımızı aramızdan alan, bu ülkede barışı, kardeşliği bombalayan, bu ülkede savaş yanlısı politikalarla kendi iktidarını devam ettirenlere karşı mücadelemiz devam edecek. Katilleri ise asla unutmayacağız, asla affetmeyeceğiz” diye konuştu.

    PİRHA/ADANA

     

  • Can Atalay için Hatay’dan Ankara’ya yürüyüş kararı!

    Can Atalay için Hatay’dan Ankara’ya yürüyüş kararı!

    PİRHA – TİP Genel Başkanı Erkan Baş, tutuklu Milletvekili Can Atalay’ın tahliye edilmediği takdirde 1 Ekim’de Hatay’dan Ankara’ya yürüyüş başlatacaklarını söyledi.

    TİP Genel Başkanı Erkan Baş, TİP Hatay Milletvekili Can Atalay’ın serbest bırakılması için eylem yapacaklarını duyurdu. Erkan Baş, Atalay’ın tahliye edilmemesi durumunda TBMM’nin açılacağı 1 Ekim’de Hatay’da olacaklarını ve Ankara’ya yürüyüş başlatacaklarını açıkladı.

    TELE1 yayınında konuşan Baş, “Hatay’daki yurttaşların bizden beklentisi eğer tahliye edilmez ise Defne’den, Samandağ’dan, Arsuz’dan gerekirse günlerce, aylarca sürecek bir yolculuğa hep beraber çıkalım, Ankara’ya kadar yürüyelim. Bu haksızlığı, bu adaletsizliği kabul etmediğimizi, sindirmeyeceğimizi bunun böyle normalleştirilmesine izin vermeyeceğimizi gösterelim” ifadelerini kullandı.

    “EN BÜYÜK MAĞDUR HATAY HALKI”

    Türkiye’de oy kullanan her yurttaşın haksızlığa uğradığını belirten Erkan Baş, şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Hepimizin seçmen olarak hakkımız gasbediliyor ama bir de Hatay’ın özgün bir durumu var. Hatay 6 Şubat depremini en ağır şekilde yaşamış, on binlerce insanın hayatını kaybettiği, on binlerce insanın şehri terk etmek zorunda kaldığı ve şu anda insanların hala çadırlarda, konteynerlerde su, elektrik gibi en temel ihtiyaçlara bile ulaşamadan yaşamak zorunda kaldıkları bir kent. Biz biraz da Can’ı Hatay’dan milletvekili adayı gösterirken onun mücadeleci kimliğine, onun kent suçları konusundaki geçmiş birikimine, onun Hatay halkıyla beraber oradaki yeniden inşa sürecinin ranttan, birilerinin kar hırsından arındırılarak yurttaşın ihtiyaçlarını temel alan biçimde kurulmasına katkı yapabileceğine inandığımız için özel olarak milletvekili adayı göstermiştik.

    Şu anda bu sürecin en büyük mağduru Hatay halkıdır. Bize oy versin ya da vermesin. Tüm Hataylı yurttaşların bir milletvekili çalışamıyor. Can, gerçekten büyük bir özveri gösteriyor. Cezaevinde bir milletvekilinin yapabileceği her şeyi yapıyor. Çalışıyor, soru önergeleri hazırlıyor, Hatay gündemlerini çok yakından takip etmeye çalışıyor ama dört duvar arasında yapılabileceklerle dışarıda yapılabilecekler arasında fark var. Dolayısıyla biz artık Hatay halkının bu mağduriyetinin bir an önce sona ermesi için Can Atalay’ın gezici irtibat ofisini kuruyoruz. Her gün Hatay’ın bir ilçesine Can Atalay adına avukat arkadaşlarımız, parti yöneticileri, danışman arkadaşlarımız giderek yurttaşın derdini dinleyecek, çözebileceksek bize ileterek o faaliyeti tamamlamaya çalışacaklar.

    Özellikle Can’ın adının anıldığı davalar, sorumluluk üstlendiği, halkın hak mücadelesine dahil olduğu Aladağ’daki yurt yangını var. Tarikat yurdundaki yangın. Can onlar için milletvekili oldu. Soma’daki madenciler… Can onlarla ilgili mücadeleyi yükseltmek için milletvekili oldu. Hendek’teki patlama, Gezi Davası, tutuklu gazeteciler, kadın cinayetleri…

    “1 EKİM’DE HATAY’DA OLACAĞIZ”

    Bir milletvekili arkadaşımız hukuksuz biçimde, devlet gücünü ele geçirmenin verdiği olanakla esir tutulacak, biz de sanki bu yokmuş gibi hayatımızı normal biçimde devam ettireceğiz. Bizim kabul edebileceğimiz bir şey değil, bizim siyasi anlayışımıza da uygun bir şey değil. 1 Ekim’e kadar umuyoruz ki tahliye edilsin ama 1 Ekim’e kadar tahliye edilmediğinde bizim Hatay halkına verdiğimiz bir sözümüz var. Can’ı orada aday gösterirken dedik ki “Biz Hatay’ın yeniden inşasında bu ülkede halka karşı işlenen suçlarda asla susmayacağız, bu konuda sizinle birlikte mücadele edeceğiz.” O zaman bunun gereğini yerine getirmemiz gerekiyor. Dediğim gibi eğer tahliye gerçekleşmez ise 1 Ekim günü Hatay’da olacağız. Milletvekili arkadaşlarımızla üçümüz de orada olacağız oradan bir yürüyüşe başlayacağız artık nereye kadar gidersek…”

    (HABER MERKEZİ)

  • Milletvekili Kadıgil, tarikatlarla protokolü sordu: Bin çocuğa ulaştıkları iddiası doğru mu?

    Milletvekili Kadıgil, tarikatlarla protokolü sordu: Bin çocuğa ulaştıkları iddiası doğru mu?

    PİRHA-Türkiye İşçi Partisi (TİP) Sözcüsü Sera Kadıgil, çocuk istismarıyla gündeme gelen Nur Cemaati’ne bağlı Suffa Vakfı’yla ilişkisi bulunan Mutlu Yuva Derneği ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı arasında imzalanan protokolü TBMM gündemine taşıdı.

    Türkiye İşçi Partisi (TİP) Sözcüsü Sera Kadıgil, devlet koruması altında olan çocukların tarikat kamplarına gönderildiğine dikkat çekerek, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş tarafından yanıtlanması istemiyle soru önergesi verdi.

    “BAKANLIĞINIZ ÇOCUKLARIN ÜSTÜN YARARINI NEDEN GÖZETMEDİ?”

    TİP Sözcüsü Sera Kadıgil, Suffa Vakfı ve Mutlu Yuva Derneği’nin binden fazla çocuğa ulaştığı bilgisine yer verirken, “Mutlu Yuva Derneği, Bakanlık ile yaptığı protokol kapsamında bin çocuğa ulaştığı iddiası doğru mudur? Dernek protokol nedeniyle kaç çocukla temasa geçirilmiştir? Dernek, ulaştığı çocukların kendi himayesindeki yurt ve kamplara götürmüştür?” diye sordu.

    Kadıgil, soru önergesinde şu sorulara yer yerdi:

    “*2017 yılında, 2 erkek çocuğa cinsel istismar suçundan yurt idarecisi Mehmet Sıddık Çiçek’in yargılanarak ilk derece mahkemesi tarafından 26 yıl hapis cezası verildiği vakıf olan Nurcu Suffa Eğitim Vakfı’nın çocuklara yönelik tutum ve tavrı ilişkili olduğu Dernek ile protokol düzenlenmesi hususunda Bakanlığınız çocukların üstün yararını neden gözetmemiştir?

    *Mutlu Yuva Derneği, Bakanlık ile yaptığı protokol kapsamında bin çocuğa ulaştığı iddiası doğru mudur? Dernek protokol nedeniyle kaç çocukla temasa geçirilmiştir?

    *Protokolde yer alan “Çocuk evlerinde hizmetin devamlılığının sağlanması ve çocukların yüksek yararı göz önüne alınarak çocuk evleri koordinasyon merkezi, çocuk evi sorumlusu, demek koordinatörünün ortak alacakları idari kararlar uygulanır. Demek yöneticileri, üyeleri ve diğer gönüllüler ziyaretçisi olmayan veya psikolojik açıdan bir aile yanında kalması uygun görülen çocukları ilgili mevzuat çerçevesinde çocuk evlerinde görev yapan ilgili meslek elemanının da görüşü alınarak, gönüllü aile statüsünde evlerine misafir olarak alabilirler. Dernek yöneticileri, üyeleri ile gönüllüler, çocuk evleri koordinasyon merkezi ve derneğin ilgili elemanlarınca ortaklaşa belirlenen gün ve saatler çerçevesinde evlere misafir olarak kabul edilebilirler.” düzenlemesi kapsamında; dernek yöneticilerinin ve üyelerinin evlerine protokol kapsamında kaç çocuk gönderilmiştir? Dernek üyesi ve yöneticilerinin evlerine gönderilen çocuklardan istismara maruz bırakılan var mıdır?

    *Protokolde derneğe verilen “koruyucu aile” bulma hakkının hukuki gerekçesi nedir? Derneğin “koruyucu aile bulma hakkı” ne demektir? Bu protokol ile derneğe verilen bu haktan başka kaç dernek ve vakıf da yararlanmaktadır? Koruyucu aile şartları neden dernek için ayrıcalıklı bir şekilde genel usule aykırı olarak düzenlenmiştir?

    *Dernek protokol süresince kaç “koruyucu aile” bulmuştur? Bulunan bu ailelere, kaç çocuk teslim edilmiştir? Aileler tarikat üyesi midir? Ailelere teslim edilen çocukların yaş aralıklarına göre ve cinsiyetlerine göre dağılımı nedir? Koruyucu aile yanına verilen çocuklardan istismara uğradığı tespit edilen çocuk var mıdır?

    *Derneğin İstanbul’daki Tuzla Belediyesi’yle korunmaya muhtaç ve kimsesiz çocuklar için ‘yaşam merkezi’ açılması hakkında imzaladığı protokolle “Tuzla ilçe sınırlarındaki ailesini kaybetmiş, terk edilmiş, fiziki ya da manevi şiddete maruz kalmaktan ötürü devlet korumasına alınmış kimsesiz çocukların korunması, rehabilitasyonu, beceri ve yeteneklerinin geliştirilmesi, yetiştirilmesi eğitim ve mesleki olarak geleceklerinin desteklenmesi projesi” işletilmiştir. Bu projede görev alan kişiler kimlerdir? Mesleki formasyonları nedir? Dernek görevlisi ya da üyesi kaç kişi çocuklarla temasa geçmiştir? Proje kapsamında kaç çocuk, yaşam merkezlerine gönderilmiştir? Bu merkezlerde çocuklara dini eğitim verilmekte midir? Yaşam merkezlerinin adresleri nelerdir?

    *Mutlu Yuva Derneği’nin sorumluluğu altındaki çocuk evlerine yapılan denetimlerin tarihi nedir? Denetim bulguları nelerdir?

    *’Çocuk Koruma Hizmetleri Planlama ve Çocuk Bakım Kuruluşlarının Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğinin 35. Maddesi’nin 1. fıkrasında yer alan ‘Sosyal hizmetlere ilişkin faaliyetler devletin denetim ve gözetiminde sivil toplum kuruluşları ile halkın gönüllü katkı ve katılımı da sağlanarak bir bütünlük içinde yürütülür’ ifadelerine dayanarak Menzilciler ve Nurcular başta olmak üzere kaç tarikata teslim etmiştir? Söz konusu tarikatlarla ilişkili kaç kamu görevlisi bulunmaktadır? Tarikatların dernek ve vakıflarının yönetim kurullarında bulunan veya yönetici olan isimlerden kaçı AKP ile ilişkilidir?

    *Bakanlığın söz konusu yönetmeliğin 35. Maddesi’ne dayanarak protokol imzaladığı tarikat ve cemaatlere bağlı olmayan herhangi bir dernek vakıf ya da sivil toplum kuruluşu var mıdır?”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Can Atalay’ın tahliye reddine karşı yapılan itiraz da reddedildi

    Can Atalay’ın tahliye reddine karşı yapılan itiraz da reddedildi

    PİRHA- TİP Hatay Milletvekili Can Atalay’ın tahliye talebini reddeden Yargıtay, karara yapılan itirazı da reddetti.

    Gezi Davası’ndan tutuklu Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Can Atalay’ın tahliye talebinin reddine karşı avukatları tarafından yapılan itiraz, Yargıtay 4. Ceza Dairesi tarafından reddedildi.

    Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Atalay’ın milletvekili seçilmesinin ardından kendisine verilen 18 yıl hapis cezasının durdurulması ve tahliye edilmesi yönündeki başvuruyu reddeden 3. Ceza Dairesi’nin kararını yerinde buldu.

    Yargıtay 4. Ceza Dairesi, bu karara karşı yapılan itirazı bire karşı 4 oyla reddetti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Yargıtay’dan tutuklu vekil Can Atalay’ın tahliye talebine ret

    Yargıtay’dan tutuklu vekil Can Atalay’ın tahliye talebine ret

    PİRHA- Tutuklu TİP vekili Can Atalay’ın tutukluluğuna yönelik itiraz Yargıtay tarafından oy birliği ile reddedildi

    Yargıtay  3. Ceza Dairesi, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay’ın milletvekili seçilmesinin ardından tahliye edilmesine yönelik başvuruyu bugün karara bağladı. Gezi Parkı eylemleriyle ilgili dava nedeniyle tutuklu olan Atalay’ın avukatlarının tahliye talebini oybirliği ile reddetti.

    Anayasa’nın 83. maddesinde yer alan “Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz” ifadeleri kapsamında milletvekili seçilen Atalay’ın serbest bırakılması gerekirken; yaklaşık 2 aydır tahliye edilmiyor. Bugün açıklanan karada, yasama dokunulmazlığına iki istisna getirildiği, bunların “ağır cezayı gerektiren suç hali” ve Anayasa’nın “Temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılamaması” başlıklı 14. maddesindeki durumlar olduğu belirtildi.

    TİP’TEN AÇIKLAMA

    TİP’in Twitter hesabından yapılan paylaşımda “Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Anayasa Mahkemesi’nin kararını çiğneyerek Hatay Milletvekilimiz Can Atalay hakkında tahliye talebini reddetti. Saray’a ve onun talimatıyla çalışan yargıya boyun eğmeyeceğiz. #CanÇıkacak, mücadele sürecek!” ifadeleri kullanıldı.

    “SİYASİ İRADEYE YAPILMIŞ BİR DARBE”

    TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder meclisteki konuşmasında “Burada bulunmayan vekilimiz sayın Can Atalay için bugün karar çıkacaktı, karar olumsuz. Bunu siyasi iradeye yapılmış bir müdahale olarak gördüğümü belirtmek istiyorum” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Yeşil Sol Parti’den Can Atalay eylemine destek

    Yeşil Sol Parti’den Can Atalay eylemine destek

    PİRHA- Yeşil Sol Parti milletvekilleri, TİP Genel Başkanı Erkan Baş ve milletvekillerinin Can Atalay için başlattığı Genel Kurul’u terk etmeme eylemine destek verdi.

    Tutuklu olan Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay seçimin üzerinden 53 gün geçmesine rağmen hala tahliye edilmedi. Bu duruma ilişkin TİP milletvekilleri Erkan Baş, Ahmet Şık ve Sera Kadıgil, Meclis Genel Kurulunu terk etmeme eylemi yaptı. Eyleme Yeşil Sol Parti milletvekilleri de destek verdi.

    “MİLLETİN İRADESİ GASP EDİLİYOR”

    Hatay halkının iradesinin gasp edildiğini belirten Erkan Baş şu sözleri sarfetti:
    “53 gündür halkın ve Meclisin iradesi gasp edilmiş durumda. Milletvekilimiz Can Atalay hala Silivri’de esir tutuluyor. Biz buna artık sessiz kalmamak gerektiğini düşünüyoruz. Zaten çok ağır bir biçimde deprem yaşamış Hatay halkının sabrı taşmış durumda. Yarın Hatay’ın tüm mahallelerinde milletvekillerini özgürlüğe kavuşturmak için oturma eylemi gerçekleştirecekler.
    Biz de Hatay halkının bu eylemine Genel Kurul nedeniyle katılamıyoruz. Ama onların yanında olduğumuzu göstermek için şu anda Genel Kurul kapatılacak. Genel Kurulu terk etmeyeceğiz. Can Atalay’ın özgürlüğüne kavuştuğu ana kadar Türkiye’nin her yerinde halkın ve Meclisin iradesinin gasp edilmesine karşı sesimizi yükselteceğiz”

    YEŞİL SOL PARTİ’DEN EYLEME DESTEK

    Yeşil Sol Parti milletvekilleri, TİP Genel Başkanı Erkan Baş ve milletvekillerinin Can Atalay için başlattığı Genel Kurul’u terk etmeme eylemine destek verdi. Erkan Baş, “Konuyla ilgili pek çok milletvekili arkadaşımız dayanışma gösterdi. Dayanışma gösteren arkadaşlara ve siyasi parti gruplarına teşekkür ederim” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Emek ve Özgürlük İttifakı seçim sonrası ilk kez toplanacak

    Emek ve Özgürlük İttifakı seçim sonrası ilk kez toplanacak

    PİRHA- Emek ve Özgürlük İttifakı, seçimin ardından ilk toplantısını yarın gerçekleştirecek.

    Emek ve Özgürlük İttifakı, Cumhurbaşkanlığı ve mileltvekili seçimleri sonrası ilk toplantısını yarın sabah 10.30’da Halkların Demokratik Partisi (HDP) Genel Merkezi’nde gerçekleştirecek. İttifakta yer alan HDP, Yeşil Sol Parti, Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Emek Partisi (EMEP), Emekçi Hareket Partisi (EHP) ve Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) bir araya gelerek, seçim sonuçlarını değerlendirecek.

    Toplantıda, seçim sonrasındaki süreçte nasıl bir yol izleneceği konuşularak planlama yapılacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • Mersin’de hukukçulardan Can Atalay’ın tutukluluğuna tepki: Suç işleniyor!

    Mersin’de hukukçulardan Can Atalay’ın tutukluluğuna tepki: Suç işleniyor!

    PİRHA- Mersin’deki avukatlar TİP Milletvekili Can Atalay’ın tutukluluk haline tepki göstererek, bunun anayasaya aykırı olduğunu hatırlattı. Avukat Ahmet Paket, Atalay için tahliye kararı verilmeyerek” kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçu işlendiğini belirtti.

    Adalet İçin Hukukçular, Çağdaş Hukukçular Derneği Mersin Şubesi, Demokrat Avukatlar Grubu Özgür Çocuk Parkı’nda bir araya gelerek Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Can Atalay’ın tutukluğuna ilişkin basın açıklaması yaptı.

    “KABUL EDİLEMEZ BİR DURUM”

    Topluluk adına konuşan Avukat Ahmet Paket, “Seçilme yeterliliği bulunan, milletvekili olarak seçilen ve mazbatasını alan bir milletvekilinin, seçimin üzerinden 25 gün geçmiş olmasına rağmen hala tahliye edilmemiş olması kabul edilemez” dedi.

    İktidarın halkın iradesini yok saydığını kaydeden Paket, “Her türlü hukuka aykırı uygulamayı “milli irade” bohçasına sokarak kendince meşruiyet zemini yaratan siyasi iktidarın, “milli iradenin” temeli olarak gördüğü seçim sandığına ve o sandıktan çıkan iradeye saygı duymaması; açıkça halk iradesinin gasp edilmesi, Hatay halkının iradesinin yok sayılmasıdır” diye konuştu.

    DOKUNULMAZLIK HAKKI HATIRLATILDI

    Milletvekillerinin yasama dokunulmazlığının niteliği ve halkın oyları ile milletvekili seçilen bir kişinin tutukluluğuna ilişkin çok sayıda yargı kararı ve içtihatların bulunduğuna dikkati çeken Paket, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Anayasa Mahkemesi’nin daha önce Mustafa Balbay, Sebahat Tuncel, Enis Berberoğlu, Leyla Güven, Ömer Faruk Gergerlioğlu başvurularına dair verdiği kararlar ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun tüm bu kararlara atıfla verilen Cumhuriyet Davası’na ilişkin bozma kararı, seçilmiş bir milletvekilinin cezaevinden tahliyesinin hakimin takdir yetkisi içerisinde değerlendirilebilecek bir husus değil, bir anayasal zorunluluk olduğunu ortaya koymaktadır. Buna rağmen Can Atalay için hâlâ tahliye kararı verilmeyerek TCK’nin 109. maddesinde düzenlenen ‘kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçu işlenmektedir.
    Halihazırda milletvekili olarak seçilmiş olan Can Atalay, seçmenlerinin iradesini parlamentoda temsil etmek, yasama faaliyeti içerisinde yer almak ve deprem bölgesinde olan Hatay için çalışmalarına başlamak üzere derhal serbest bırakılmalıdır.”

    MERSİN/ PİRHA

  • Türkiye İşçi Partisi, 36 il ve 85 noktada Can Atalay için sokağa çıkacak

    Türkiye İşçi Partisi, 36 il ve 85 noktada Can Atalay için sokağa çıkacak

    PİRHA- Türkiye İşçi Partisi’nden (TİP) 14 Mayıs seçimlerinde Hatay Milletvekili seçilen Gezi Davası tutuklusu Can Atalay’ın serbest bırakılması için bugün 36 il ve 85 noktada sokağa çıkılacak.

    Türkiye’de 14 Mayıs’ta gerçekleşen 28. Dönem Milletvekilliği seçimlerinin ardından TBMM görev alacak isimler Genel Kurul’da yemin ederek görevine başlarken, Türkiye İşçi Partisi’nden (TİP) Hatay Milletvekili seçilen Av. Can Atalay ise cezaevinden tahliye edilmedi ve görevine başlayamadı.

    Gezi Davası kapsamında aldığı 18 yıl hapis cezası nedeniyle Silivri Cezaevi’nde bulunan Atalay’ın mazbatası, 25 Mayıs tarihinde alındı ve hemen ardından tahliyesi için Yargıtay’a başvuruda bulunuldu. Yapılan başvuruya rağmen Atalay tahliye edilmedi.

    TİP ve Atalay’ın avukatları tarafından yürütülen hukuki sürece ek olarak bugün ülke genelinde de eylem kararı aldı. TİP üyeleri ve yurttaşlar 36 ilde ve 85 ayrı noktada Can Atalay’ın serbest bırakılması için basın açıklaması yapacak.

    Can Atalay için yapılacak eylemlerin yeri ve saatleri şöyle:

    1. Adana: Atatürk Parkı. 19.00

    2. Ankara Çayyolu: TİP Temsilcilik Önü. 19.00

    3. Ankara Dikmen: TİP Temsilcilik Önü. 19.00

    4. Ankara Keçiören: TİP Temsilcilik Önü. 19.00

    5. Ankara Mamak: TİP Temsilcilik Önü. 19.00

    6. Ankara Yenimahalle: TİP Temsilcilik Önü. 19.00

    7. Ankara: TİP Ankara İl Binası. 19.00

    8. Antalya Alanya: Cumhuriyet Meydanı: 19.00

    9. Antalya: Attalos Meydanı 19.00

    10. Aydın Kuşadası: El Heykeli Önü. 19.00

    11. Aydın Söke: Belediye Meydanı. 18.00

    12. Aydın: Atatürk Kent Meydanı. 19.00

    13. Balıkesir Ayvalık: Cumhuriyet Meydanı. 19.00

    14. Balıkesir Bandırma: Cumhuriyet Meydanı. 19.00

    15. Balıkesir Burhaniye: Burhaniye Meydanı. 19.00

    16. Balıkesir Edremit: Altınoluk Cumhuriyet Meydanı. 19.00

    17. Balıkesir Gönen: Cumhuriyet Meydanı. 19.00

    18. Balıkesir Merkez: Ali Hikmet Paşa Meydanı. 19.00

    19. Bolu: Bolu Kardelen Meydanı (Valilik Önü). 19.00

    20. Burdur: Cumhuriyet Parkı Önü. 19.00

    21. Bursa: TİP İl Binası. 19.00

    22. Çanakkale: Çanakkale İskele Meydanı. 19.00

    23. Çorum: Kadeş Barış Meydanı. 19.00

    24. Denizli: Candoğan Parkı. 19.00

    25. Diyarbakır: Koşuyolu Parkı. 19.00

    26. Düzce: Durmazlar Düğün Salonu Karşısı. 19.00

    27. Edirne: Saraçlar Caddesi PTT önü: 19.00

    28. Erzincan: Dörtyol Cumhuriyet Meydanı. 19.00

    29. Eskişehir: Kanatlı AVM önü. 19.00

    30. Gaziantep: Yeşilsu Meydanı. 19.00

    31. Giresun: Atatürk Meydanı. 18.00

    32. Hatay Antakya: Uğur Mumcu Meydanı. 19.00

    33. Hatay İskenderun: Bit Pazarı. 19.00

    34. İstanbul Avcılar: Deprem Anıtı. 19.00

    35. İstanbul Bağcılar: Meydan 19.00

    36. İstanbul Bahçelievler: Şirinevler İş Bankası önü. 19.00

    37. İstanbul Bakırköy: Meydan. 19.00

    38. İstanbul Beşiktaş: İskele 19:00

    39. İstanbul Beykoz: Paşabahçe Meydanı 19:00

    40. İstanbul Beylikdüzü: Meydan 19.00

    41. İstanbul Büyükçekmece. İlçe Örgüt önü. 19.00

    42. İstanbul Çekmeköy: Madenler Durağı 19:00

    43. İstanbul Esenler: Dörtyol Meydan 19.00

    44. İstanbul Esenyurt: Tabela Meydan 19.00

    45. İstanbul Gazi Mahallesi: Cemevi Önü 20:00

    46. İstanbul Gaziosmanpaşa: Meydan 19:30

    47. İstanbul Gebze: Kent Meydanı 19:00

    48. İstanbul Kadıköy: Haydarpaşa Garı 19:00

    49. İstanbul Kartal: Kartal Meydanı 19:00

    50. İstanbul Kozyatağı Metro Çıkışı 19:00

    51. İstanbul Küçükçekmece: Saat 19:00 Sefaköy Metrobüs

    52. İstanbul Maltepe: Beşçeşmeler Meydanı 19:00

    53. İstanbul Nurtepe Metro Çıkışı 19:00

    54. İstanbul Okmeydanı Gaziler Sokağı 19:00

    55. İstanbul Pendik: Bosna Parkı 19:00

    56. İstanbul Sancaktepe: Demokrasi Caddesi 19:00

    57. İstanbul Silivri: Uğur Mumcu Meydanı 19.00

    58. İstanbul Tuzla: Tuzla İDO önü 19:00

    59. İstanbul Üsküdar: Validebağ Korusu (Avcı Köşkü önü) 19:00

    60. İzmir Alsancak: 19.15

    61. İzmir Bergama Cumhuriyet Meydanı: 19.00

    62. Kayseri: Cumhuriyet meydanı. 19.00

    63. Kırklareli Lüleburgaz: Üçgen Park (İş Bankası Yanı). 19.00

    64. Kırklareli Merkez: Özgürlük Parkı. 19.00

    65. Kocaeli: İnsan Hakları Parkı (Sabri Yalım Parkı). 19.00

    66. Konya: Gedavet. 19.00

    67. Manisa: Manolya Meydanı / Şehzadeler. 19.00

    68. Mardin: Uğur Mumcu Meydanı. 19.00

    69. Mersin Merkez: Pozcu Koton önü. 19.00

    70. Mersin Tarsus: Yarenlik Alanı. 19.00

    71. Muğla Bodrum: Belediye Meydanı. 19.00

    72. Muğla Datça: Cumhuriyet Meydanı. 19.00

    73. Muğla Fethiye: Özer Olgun Kültür Merkezi Önü. 19.00

    74. Muğla Köyceğiz: Atatürk Meydanı. 19.00

    75. Muğla Marmaris: Atatürk Meydanı. 19.00

    76. Muğla Menteşe: Sınırsızlık Meydanı. 19.00

    77. Muğla Milas: Atapark. 19.00

    78. Muğla Ula/Akyaka: Atatürk Meydanı. 19.00

    79. Ordu: Tahıl Pazarı. 18.00

    80. Sakarya: AKM önü. 19.00

    81. Samsun: Çiftlik Caddesi Süleymaniye Geçidi. 19.00

    82. Sinop: Uğur Mumcu Meydanı. 19.00

    83. Tekirdağ Çorlu: Heykel Meydanı. 19.00

    84. Trabzon: KESK toplantı salonu, Ortahisar. 19.00

    85. Zonguldak: TİP Zonguldak İl Örgütü. 19.00

  • Ebru Aras’ın katiline ‘iyi hal’ indirimine ailesinden tepki: Kabul etmiyoruz-VİDEO

    Ebru Aras’ın katiline ‘iyi hal’ indirimine ailesinden tepki: Kabul etmiyoruz-VİDEO

    PİRHA- Iğdır’da 3 aylık hamile Ebru Aras’ı öldüren fail Umut Aras’a 16 yıl hapis cezası verildi. Cezaya tepki gösteren aile, “Katil hak ettiği cezayı alana kadar, bu davanın peşini bırakmayacağız” dedi.

    Iğdır’da 1 Ocak 2020’de boşanma aşamasındaki 3 aylık hamile Ebru Aras’ı öldüren fail Umut Aras’ın duruşması Iğdır 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Hamile eşi Ebru Aras’ı öldürdüğü iddiasıyla tutuklanan ve daha sonra da şartlı tahliye edilen öğretmen Umut Aras’ın cezası belli oldu.

    Savcının ağırlaştırılmış müebbet ceza istediği Umut Aras’a mahkeme 16 yıl hapis cezası verdi.

    Karara Ebru Aras’ın mezarı başında isyan eden ailesi, “Vicdanları sızlatan bu kararı kabul etmiyoruz. İstinafa götüreceğiz. Katil hak ettiği cezayı alana kadar, bu davanın peşini bırakmayacağız” dedi.

    Baba Cengiz Öcüm, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanına seslenerek, sağlık sorunları yaşayan torunlarının kendilerine verilmesi çağrısında bulundu. Anne Necla Öcüm ise, “Kızımı katleden Umut Aras’a neden indirim uygulanıyor?” diye sorarak, mahkemeye tepki gösterdi.

    Ailenin yanında olduklarını belirten Yeşil Sol Parti ve TİP yöneticileri, kadın katliamlarının baş sorumlusunun AKP iktidarı olduğunu vurguladı.

    PİRHA/MERSİN

  • Şık’tan açıklama: HDP’li dostlarımdan ve Kürt halkından özür diliyorum

    Şık’tan açıklama: HDP’li dostlarımdan ve Kürt halkından özür diliyorum

    PİRHA- Sosyal medyada gündem olan ve tepkiyle karşılanan video için TİP ve Ahmet Şık, açıklama yaparak, HDP ve Kürt halkından özür diledi.

    “O kadar sert ve sekter var ki HDP tabanında” diyen kişiye, “Hâlâ var. Bak Selahattin bugün canımıza okumuş. Güya aynı ittifaktayız. Yapan da Selahattin. Selahattin’i çıkar HDP’den ortada HDP kalmıyor” ifadeleriyle yanıt veriyor. Videoda Şık’ın “Yeterince Türk faşist var, bir de Kürt faşistlerle uğraşamam” dediği duyuluyor.

    Sosyal medyada gündem olan ve tepkiyle karşılanan video için TİP ve Ahmet Şık, açıklama yaptı.

    Şık, “Konuyu, olayı, olaydaki kişileri ve bağlamını açıklamaya çalışmadan, fikrimi, kastımı ve duygumu yansıtmayan bu sözler nedeniyle kırdığım tüm HDP’li dostlarımdan ve Kürt halkından, TİP’li yoldaşlarımdan içtenlikle özür diliyorum. Öncelikle 14 Mayıs’a dek ve sonrasındaki ortak mücadele geleceğimiz boyunca da yegane çabam, barış ve kardeşlik arzumuza zarar vermemek, ittifakımızda cisimleşen umutlara gölge düşürmemek olacak” dedi.
    Şık’ın ardından TİP genel merkezi sosyal medya hesabından, “İstanbul Milletvekilimiz Ahmet Şık’ın bugün kamuoyuna yansıyan sözleri partimizin görüşlerini yansıtmadığı gibi vekilimizin bugüne dek koruduğu mücadele kimliği açısından da talihsiz ve kastını aşan ifadeler içermektedir. Bu sebeple, başta HDP’li dostlarımız olmak üzere ittifak güçlerimizden, Kürt halkından, sol kamuoyundan ve tüm yurttaşlarımızdan özür diliyoruz. Barış ve kardeşlik için sürdürdüğümüz mücadeleden ve dayanışmamızdan asla vazgeçmeyeceğiz” sözlerine yer verdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Emire Ulutaş: Ezilmiş halkların yanında olduğu için TİP’den aday oldum-VİDEO

    Emire Ulutaş: Ezilmiş halkların yanında olduğu için TİP’den aday oldum-VİDEO

    PİRHA – TİP Antalya 3. Sıra Milletvekili Adayı Emire Ulutaş, seçim çalışmalarını sürdürüyor. Ulutaş, “Kadınlar olarak Cumhur İttifakı’nın içinde hep bir pazarlık konusu olduk. Sözleşmemiz insanların elinde oyuncak gibi oradan oraya atılıyor. TİP vekilleri olarak bunlara karşı var olacağız” diye belirtti.

    Türkiye İşçi Partisi (TİP) Antalya 3. Sıra Milletvekili Adayı Emire Ulutaş, seçim çalışmalarına dair PİRHA’ya konuştu.

    Hatay’ın Kırıkhan ilçesinde 1969 yılında dünyaya gelen Ulutaş, annesinin Hatay, babasının ise Maraşlı olduğunu söyledi.

    Emire Ulutaş, babasının mesleğinden dolayı yaşamlarının büyük kısmını sürgünde geçirdiklerini belirterek, “Okul dönemlerimiz 3 ay bir ilde, geri kalanı başka bir ilçede şeklinde devam ediyordu” dedi. Ulutaş, okul hayatının sonunda ev sanatları eğitmeni olduğunu kaydetti.

    KANSER HASTALARIYLA BİRLİKTE SANATSAL FAALİYET

    Emire Ulutaş, ürettiği el sanatları ürünlerini çeşitli sergilerde satışa sunarak gelirlerini ise köy çocuklarının eğitimi için harcadığını da belirtti. Ulutaş, bugünlerde kültür-sanat faaliyetlerini azaltmak durumunda kaldığını belirterek, “Atölyemdeki çalışmalarım, çoğu zaman kanser hastaları ile birlikte yaptığımız eserlerden oluşuyor. Kanser hastası insanların tedavi süreçlerinde onların yanında durup, moral olması için sanatsal faaliyetleri birlikte yürütmeye çalıştım” dedi.

    Ulutaş, geçmiş dönemlerde Konyaaltı Cemevi’nin yönetiminde de yer alan bir isim. Alevi mücadelesinin yanı sıra Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin yönetiminde de bulunan Ulutaş, şu anda ise Karma Kültür Sanat Derneği’nin yönetim kurulu başkanlığını yapmakta. Tiyatro ve müzik alanında eğitim verdiklerini anlatan Ulutaş, “Amacımız insanlara dokunabilmek” diye belirtti.

    “HAYATIN ZORLUKLARIYLA MÜCADELE EDEN BİR ANNEYİM”

    Emire Ulutaş, siyasete girme sürecini de anlattı. TİP Antalya 3. Sıra Milletvekili Adayı olan Ulutaş “Neden TİP?” sorusunu ise şu cümlelerle anlattı:

    “TİP’i, ezilmiş halkların haklarını savunanların arkasında değil, yanında, çözüm odaklı duran bir parti olarak gördüm ve onlarla bu mücadelenin içerisinde bulunmak istedim. Antalya’da 17 milletvekili adayı olarak sahada çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Her insana dokunmak için dağ, taş demeden geziyor, insanların sorunlarını dinliyoruz. Hakla birlikte aynı mütevazı hayat yaşayan, kirada oturan, hayatın zorluklarıyla mücadele eden bir anneyim. Bunun içinde olmaktan dolayı rahatım. Çünkü bir egomuz yok.”

    “KADIN HAKLARI HEP PAZARLIK KONUSU OLDU”

    Emire Ulutaş, AKP’nin kurduğu Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı’na tepkili. Alevilerin bu başkanlığa ihtiyacının olmadığını belirten Ulutaş, milletvekili seçilmesi durumunda yürüteceği çalışmalara dair ise şunları söyledi:

    “Yapmak istediğim; en başta Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı’na karşıyım. Meclise ilk geldiğimiz zaman buna itiraz edeceğim. Bu yapıyı ortadan kaldıracağız. Çünkü Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı’nın olmasına bizim ihtiyacımız yok. Türkiye İşçi Partisi olarak da seçildiğimiz zaman buna karşı olacağız.
    Ayrıca kadınlar olarak Cumhur İttifakı’nın içinde hep bir pazarlık konusu olduk. Sözleşmemiz insanların elinde bir oyuncak gibi oradan oraya atılıyor. Türkiye İşçi Partisi vekilleri ile birlikte orada bunu savunmak için var olacağız. Hayvan hakları, barış, eşit yurttaşlık hakları ve ayrıca ülkemizde hükümetin iş başına gelişinden bu yana zaten büyük bir deprem yaşanırken, bu son deprem felaketinin de acısını hepimiz yürekten hissettik. Ben de birçok yakınımı Hatay’da kaybettim. Maraş’ta hala çadırda yaşayan yakınlarım var. Mecliste başta rant için yapılan bu imar yasası meselenin üzerinde de duracağız.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • TİP Milletvekili adayı Bingöl: Yurttaş, samimi bulduklarına oy vermeli; Yol’umuz yolsuza denk düşmesin-VİDEO

    TİP Milletvekili adayı Bingöl: Yurttaş, samimi bulduklarına oy vermeli; Yol’umuz yolsuza denk düşmesin-VİDEO

    PİRHA – Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) Ankara milletvekili adayı Ozan Bingöl, “2 Temmuz Madımak Katliamı’nı yaşamış biri olarak diyorum ki, seçim manifestomuzdaki 13 kırmızı çizgimizden bir tanesi eşit yurttaşlıktır. Alevilere, Kürtlere, Çerkezlere; yani herkes için bunu talep ediyoruz. Yurttaşlar samimi bulduklarına oy vermeli. Gerçekçiyiz ve bizler ilk önce muhalefete talibiz.” dedi. 

    14 Mayıs seçimleri yaklaşırken Ankara’daki yarışın hızı da arttı. 2023 seçimlerinde başkentten Meclis’e 36 milletvekili gönderilecek.

    36 isim arasında yer almak için mücadele veren bir isim de Vergi Uzmanı Ozan Bingöl oldu. Türkiye İşçi Partisi’nin 3. Bölge adayı olan Bingöl, nüfus yoğunluğu bir hayli fazla olan ilçelerin yer aldığı Ayaş, Beypazarı, Etimesgut, Nallıhan, Sincan ve Yenimahalle’de sokak sokak gezerek seçmenle bir araya geliyor.

    Aslen Sivaslı olan Ozan Bingöl, 1981 yılında Sivas’ta dünyaya gelse de üniversite eğitimiyle birlikte artık Ankara’da kalıyor ve “Burayı çok sevdim, bir daha da gitmek istemedim” sözleriyle yaşadığı şehre olan bağını anlatıyor.

    “VERGİ, OY VE DEMOKRASİ BİRBİRİNDEN BAĞIMSIZ DEĞİL”

    Türk Vergi Sistemi üzerinde çalışmalarıyla tanınan Ozan Bingöl, bir hafta önce de demokrasi üçlemesi olarak başladığı serinin son kitabı olan ‘Siyaseti besleyenler ve siyasetten beslenenler” kitabını da okuyucuya ulaştırdı. Kitabının “enteresan bir zamanda” çıktığını belirten Bingöl, “Bir ülkeye gerçek demokrasinin neye, ne kadar vergi ödediğini bilen ve bu vergilerin aslında nerelere harcandığını soran bir toplumla geleceğine inanıyorum. Vergi bilinci bu anlamda çok önemli. Bu yayınlanmış 7. kitabım olacak ve uzun yıllardır da bu vergi bilincine katkı sunmak maksadıyla çalışıyorum. Çünkü bir ülkede vergi bilinci ne kadar yüksek olursa hak arama bilinci de o kadar yüksek olacaktır. Hep söylediğimiz bir şey var; vergi, oy ve demokrasi birbirinden ayrılmaz 3 temel parçadır. Bugün nasıl vergilendirildiğimiz sandığa gittiğimizde oy davranışımızı etkilemiyorsa o zaman maalesef oy davranışımız bizim nasıl vergilendirileceğimizi belirliyor. Yani neden bu kadar vergi yükü yüksek veya ‘bu vergi neden belli bir grubun üzerinden?’ diye sorduğumuzda oy davranışının rasyonalitesinin de peşine düşmemiz gerekiyor. O yüzden vergi, oy ve demokrasi birbirinden asla bağımsız değildir” diye konuştu.

    “VERGİ POLİTİKTİR, VERGİLEME İDEOLOJİK”

    Ozan Bingöl, politik mücadeleyi Meclis’te yürütme fikriyatına nasıl karar verdiğini ise şu sözlerle anlattı:

    “Bir kitabımda, şöyle bir cümle var; ‘vergi politiktir, vergileme ideolojik’. Vergi ile uğraşıyor ya da vergi alanında çalışma yapıyorsanız bunun parlamentodan, siyasetten bağımsız olması mümkün değildir. Temelde ‘vergi, kanunla korunur, kanunla değiştirilir’ diyoruz. Yani verginin çıkış yeri aslında parlamentodur. O yüzden siyasetten bağımsız olması mümkün değildi. Bunun da en temel yeri parlamento çatısı altında Plan Bütçe Komisyonu’dur. O yüzden halkın çıkarını gözetecek politikalara destek vermek ve halkın yararına olmayan politikalar karşısında durabilmek için böyle bir tercih artık zorunlu hale geldi. Halk da bu çalışmalara teveccüh gösterirse bir sonraki dönemde Plan Bütçe Komisyonunda devam etmeyi düşünüyorum.”

    “SON YILLARIN EN YÜKSEK KATILIMLI SEÇİMİ OLACAK”

    Ozan Bingöl, sahada yaptığı çalışmalara da değindi. Önceki seçim süreçlerine kıyasla daha olumlu bir atmosfer oluştuğunu anlatan Bingöl, şu aktarımda bulundu:

    “Önceki senelerdeki atmosferden daha olumlu bir atmosfer gördüm. Mahallelerde muhtarlıklara gidiyoruz. Oralarda dikkatimi çeken en önemli husus, seçmen kartlarının sıkça soruluyor olması oldu. Seçmen bir an evvel sandığın önüne gelmesini bekliyor. Önceki yıllarda seçmen kartlarının bu denli önemsendiğini hatırlamıyorum. Bunu muhtarlar da söylüyor. Bence son yılların en yüksek katılımlı seçimi olacak. Çünkü seçmenin birkaç hususu bir an önce sandıkta belirlemek istiyor. Bunlardan bir tanesi, mevcut yönetimden bir an evvel kurtulmak… Ayrıca seçmen, muhalefeti de güçlendirmek istiyor. Bizim de 4 arkadaşımızın son yıllarda mecliste bu onurlu, kıymetli mücadelesi, halka yakın geliyor. Çünkü orada samimi bir mücadele var. Yurttaş da onu büyütme arzusunu görüyorum.”

    Seçim çalışmaları dahilinde işçilerin yoğun oldukları alanlarda çalışma yürüteceklerini belirten Ozan Bingöl, sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Her bir yurttaşla bir araya gelmek istiyoruz. Yeri geliyor bir günümüzü sivil toplum kuruluşlarına ayırıyoruz ki benim için sivil toplum kuruluşları çok önemli. Gerçek demokrasinin bir diğer unsuru da sivil toplum kuruluşları olduğunu düşünüyorum. Bağımsız ve kendi öz kaynaklarıyla ayakta durabilen STK’lardan bahsediyorum. Buralara uğramaya çalışıyoruz. Ayrıca işçilerin, emekçilerin, vatandaşın yoğun olarak bulunduğu, özellikle büyük çarşılar, özellikle Batıkent’ten başlayarak mahalleler, parklar, emekçilerin çalıştığı fabrikalarda yurttaşla bir araya gelmeye çalışıyoruz.”

    “REKABET EŞİTSİZLİĞİ İLE MÜCADELE BAŞLIYOR”

    “Ocak ayının ilk 10 gün içerisinde Amir hüküm olduğu için 5 siyasi partiye 4,5 milyar hazine yardımı ödendi. Türkiye İşçi Partisi’nin 1 lira hazine yardımı yok. Bir kere burada bir rekabet eşitsizliği ile mücadele başlıyor. Ayrıca benim yarıştığım bölgede Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Fuat Oktay da yarışıyor. Takdir edersiniz ki Fuat Bey’in makam araçları, kamu kaynakları, korumaları ve benzeri bir sürü imkana sahip olarak yarışıyor. Ama biz de arkadaşlarımın hepsi gönüllü, partinin ne bir arabası ne bir otobüsü ne bu anlamda billboard kiralayabilecek bir maddi imkanı var. Ama biz bu işte bir tek şeye inandık; halkın iradesi ve halkın oyu. Bence en kıymetli olan da budur.”

    VERGİ BİLİNCİNİN YÜKSEK OLMASI HALİNDE…

    Bingöl, yaptığı temaslar sonucu yurttaşlarda vergi bilincinin belli bir seviye ulaştığını belirterek şöyle devam etti:

    “Yurttaşlar, temel bazı bilgilere sahipler ve bugüne kadar yaptığımız televizyon programlarını, yazılarımızı, kitaplarımızı okumuşlar ki bu beni çok mutlu etti. Özellikle bir sohbetimizde genç bir arkadaşlarımızın, ‘hocam, parayı Lidyalılar, vergiyi Sümerler, verginin vergisini Türkler bulmuştur’ sözü beni çok mutlu etti. Vergi bilincinin yüksek olduğu toplumlarda hak arama bilinci de gelişir, demokratik olgunluğa kavuşulmuş olunur, hukuki gelişmişlik seviyemiz artar ve en önemlisi vergi bilinci geliştikçe vergi daha adil toplanabilir ve harcanabilir. Yani gelir dağılımı düzelir. Bu da toplumsal barış ve huzurun sürdürülebilir olmasının vazgeçilmezidir.”

    “SÜLALE DEVRİNE KARŞIYIZ”

    Ozan Bingöl, sahada Kürt sorunu, Alevi sorunu, kadın sorunu gibi başlıklara nasıl değindiğini “Türkiye İşçi Partisi’nin belirlemiş olduğu eşit yurttaşlık bildirgesi var. Her şey çok açık ve net bir şekilde yazıyor. Bizim seçim şarkımız ‘Karşıyız’ diyor. Bir defa bizler, laiklikle sorunu olanlara karşıyız. Kadın haklarına saygı duymayanlara karşıyız. Gençlerin, çocukların hayallerini çalanlara karşıyız. Kendileri 3-4 yerden maaş alırken yurttaşı soğana muhtaç edenlere karşıyız. Geliri adil dağıtmayanlara karşı biz Türkiye İşçi Partisi olarak sülale devrine karşıyız” sözleriyle açıkladı.

    “SİVAS’TA TÜRKÜLER BİLE YANDI”

    Ozan Bingöl, Mecliste yer edinmesi halinde Alevi sorununa ilişkin ne yönde mücadele yürüteceğini açıkladı. Bingöl şöyle devam etti:

    “Bizler Alevi toplumu olarak yıllardır bir mücadele içerisindeyiz zaten ister istemez. Yani bu ülkede biz eşit yurttaşlık talep ediyoruz ve bu bizim seçim manifestomuzdaki 13 kırmızı çizgimizden bir tanesi. Sadece Alevilere değil; Kürtlere, Çerkezlere, yani buradaki grupların hepsine eşit yurttaşlığı herkes için talep ediyoruz. Benim Ayrıca bir de şöyle bir durumum var; ben 2 Temmuz 1993’ü yaşamış birisi olarak bunu söylüyorum. Aziz Nesin’in o şenliklerde bana imzaladığı kitap halen duruyor. Hatta Asaf Koçak benim orada karikatürümü çizmişti. Hasret Gültekin o gün kültür merkezinde bir konser vermişti. O konseri hiç unutmam. Aslında bunları konuşmak çok zor. O gün Pir Sultan Abdal’ın resminin olduğu şapkalar dağıtılmıştı. Muhlis Akarsu’ya şapkanın üzerine imza attırmıştım onu da halen saklıyorum. İnanın o gün ateş olsa utanırdı. Koray Kaya ile aynı yaştaydım. Maalesef orada sadece 37 insanımız yanmadı. Hasret’in türküleri, Metin Altıok’un dizeleri, Behçet Aysan’ın şiirleri, Asaf Koçak’ın çizimleri, Koray Kaya’nın düşleri de yandı. Hatta çok enteresan bir şey söyleyeyim, orada türküler bile yandı. Çünkü Muhlis Akarsu orada hayatını kaybettikten sonra bir türküsünün mahlası da değişti. Önceki hali şuydu:

    ‘Akarsu gün görsem de

    Çok sefalar sürsem de

    Bazı bazı gülsem de

    Yine gönlüm hoş değil.’

    Akarsu yandıktan sonra türkü de yandı ve sözler şöyle söylenmeye başlandı:

    ‘Akarsuyum yansan da

    Kül olup savrulsam da

    Bazı bazı gülsem de

    Yine Gönlüm Hoş Değil’

    “YOL’UMUZ YOLSUZA DENK DÜŞMESİN”

    Ozan Bingöl son olarak “Yurttaş neden TİP’e 14 Mayıs’ta oy vermeli?” sorusuna şu sözlerle cevap verdi:

    “Yurttaş, samimi, sahici bulduklarına oy vermeli. Görünen, görünmeyen tüm arkadaşlarımızın mücadelesi gerçekçi ve samimi bir mücadele. 4 arkadaşımızın parlamentoda sürdürdüğü sahici bir mücadeledir. Gerçekçi bir muhalefet var. Halkın çıkarlarını, yararlarını gözeten bir muhalefet var. İşte bu yüzden Türkiye İşçi Partisi’nin o 4 vekilini 14 vekil yaparsak Türkiye Büyük Millet Meclisi son dönemde görmediği en etkili muhalefeti görecektir. Çünkü gerçekçi oluşumuz şununla alakalı; hiçbir arkadaşımızdan ‘Biz iktidara yürüyoruz’ cümlesini duyamazsınız. Evet biz muhalefete talibiz ilk önce. O yüzden tüm yurttaşların bu rekabet eşitsizliğinde sadece ve sadece iradesini ve oyuna güvenerek yola çıktık. Şunu çok iyi biliyoruz ki biz 15 Mayıs sabahı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde en etkili muhalefeti yapacak çok kıymetli birçok arkadaşımla Türkiye İşçi Partisi’ni, halkı temsilen uyanacağız. Bizde çok kıymetli bir dua vardır, bundan sonra gerçekten Yol’umuz yolsuza, yüzümüz nursuza, ömrümüz arsıza denk düşmesin.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • TİP’ten Ankara’daki Alevi örgütlerine ziyaret-VİDEO

    TİP’ten Ankara’daki Alevi örgütlerine ziyaret-VİDEO

    PİRHA – Türkiye İşçi Partisi (TİP) Alevi örgütlerinin temsilcileriyle bir araya geldi. TİP Genel Başkanı Erkan Baş, “Ankara’da milletvekili adayı olan Ozan Bingöl için özellikle oy istiyorum” dedi.   

    Türkiye İşçi Partisi yönetimi, seçim çalışmaları kapsamında Alevi örgütlerini ziyaret etti.

    TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Ankara 3. Bölge 1. Sıra Milletvekili Adayı Ozan Bingöl ve Ankara 3. Bölge 2. Sıra Milletvekili Adayı Akademisyen Elif Congur ile ilk olarak Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nı ziyaret etti.

    TİP’li heyetin, sonraki adresi Pir Sultan Abdal Kültür Derneği oldu. TİP heyetini, PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe ile genel merkez yöneticileri karşıladı.

    BAŞ: ANKARA 3. BÖLGE’DEN ADAYLARIMIZ VAR

    Yapılan görüşmede TİP Genel Başkanı Erkan Baş, “Bütün Türkiye’de il il, ilçe ilçe çalışma yaptık. İttifakımızın bütününe bakarak kararlar verdik. Örneğin Ankara 1. Bölge’de potansiyelimiz olmasına rağmen aday çıkartmadık. Ancak 3. Bölge’den adaylarımız var. Emek ve Özgürlük İttifakı’nın Ankara’daki 1 milletvekilini şu an garantiye almış bulunuyoruz. 3. Bölge’den de TİP olarak adaylar belirledik. Ozan Bingöl hocamızın Mecliste olmasını istiyoruz. Örneğin bütçe çalışmaları konusunda görüşlerinin çok kıymetli olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle 3. Bölge için özellikle desteklerinizi istiyorum” dedi.

    ALEVİ SEÇMENLERİN OYU TALEP EDİLDİ

    Türkiye İşçi Partisi heyetinin bir sonraki durağı ise Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) oldu. ABF yönetiminden Özgür Kaplan ve Nurullah Esat Ünsal, TİP’li heyeti karşıladı.

    Yapılan görüşmede TİP Genel Başkanı Erkan Baş, 49 ilde belirledikleri adaylar için Alevi seçmenlerden, partilerine destek vermesini istedi. ABF Genel Sekreteri Özgür Kaplan ise yapılan sohbette “Alevi toplumu, kime oy vermeyeceği konusunda nettir. Sol cephede bu tercih Yeşil Sol Parti, TİP ya da CHP içerisinden olacaktır. Ancak kesinlikle AKP’ye oy çıkmayacaktır” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Emek ve Özgürlük İttifakı: Birlikte kazanacağız-VİDEO

    Emek ve Özgürlük İttifakı: Birlikte kazanacağız-VİDEO

    PİRHA- Emek ve Özgürlük İttifakı, seçime yönelik tutum ve politik mutabakat metnini açıkladı. Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, milletvekili sayısını artıracak bir mutabakata varıldığını açıkladı.

    Emek ve Özgürlük İttifakı, seçime yönelik tutum ve politik mutabakat metnini, Ankara’da bulunan Mülkiyeler Birliği’nde basın toplantısıyla açıkladı. Emek ve Özgürlük İttifakı’nda yer alan Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Eş Sözcüsü İbrahim Akın, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Emekçi Hareket Partisi (EHP) Genel Başkanı Hakan Öztürk, Sosyalist Meclisler Federasyonu’ndan (SMF) Erdal Ataş, Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Sözcüler Kurulu üyesi Perihan Koca ve Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz katıldı.

    “UZLAŞIYA VARILDIĞINI BİLDİRMEK İSTERİZ”

    Emek ve Özgürlük İttifakı’nın seçime yönelik tutum ve politik mutabakat metnini Yeşil Sol Parti Eşsözcüsü İbrahim Akın açıkladı. Akın, Emek ve Özgürlük İttifakı olarak 14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerine ilişkin yürüttükleri çalışmaların belli bir olgunluğa ulaştığını belirterek şu açıklamayı yaptı:

    İttifak olarak Cumhurbaşkanlığı seçimlerine dair tutumumuzu 22 Mart tarihinde yapmış olduğumuz basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaşmıştık.

    Bugün de milletvekili seçimlerine nasıl katılacağımıza ilişkin tutumuzu netleştirmiş bulunuyoruz. Emek ve Özgürlük İttifakı Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde olduğu gibi milletvekili seçimlerinde de esas olarak tek adam rejimine son vermeyi hedeflemektedir. Türkiye’nin demokratik geleceğini inşa etmeyi hedefleyen ittifakımız, seçimlerden büyük bir halk desteği alarak çıkmayı, emekten, barıştan, demokrasiden yana güçlü bir meclis temsiliyetini sağlamayı amaçlıyor.

    Bu anlayışla yürüttüğümüz görüşmeler sonucunda ittifakımız içerisinde yer alan Emekçi Hareket Partisi (EHP), Emek Partisi (EMEP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Sosyalist Meclisler Federasyon (SMF) ve Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) seçimlere 81 ilde Yeşil Sol Parti çatısından ortak listelerle katılmaya karar vermiştir.

    İttifakımız içerisinde yer alan Türkiye İşçi Partisi (TİP) ise seçimlere 49 il ve 52 seçim çevresinde kendi listeleriyle girecek, diğer tüm il ve seçim bölgelerinde Yeşil Sol Parti’yi destekleyecektir.

    Varılan mutabakatta, tüm seçim bölgeleri tek tek incelenmiş, geçmiş dönemde HDP’nin kazandığı milletvekillikleri temel alınmış, hem oy sayısı hem de milletvekilliği bakımından bunun üzerinde bir kazanıma ulaşmak hedeflenmiştir.

    Bu değerlendirmeler sonucunda, milletvekili sayısını artırma hedefini gerçek kılacak bir yöntemde uzlaşıya varıldığını bildirmek isteriz.

    Emek ve Özgürlük İttifakı olarak varmış olduğumuz bu ortak sonuç ve sizlerle paylaştığımız ortak seçim mutabakat bildirgemizle güçlü bir seçim kampanyası yürütmek üzere çalışmalarımızı yeni bir aşamaya taşımış bulunuyoruz.

    Bu kararımızın tek adam rejimine karşı sömürülen, ezilen halkların, işçilerin, emekçilerin, kadınların, gençlerin ve bütün halk kesimlerinin, tüm bileşenleriyle birlikte Emek ve Özgürlük İttifakı’nın seçimlerden kazanarak çıkmasına hizmet edeceğine inanıyoruz.

    Bütün işçilere, emekçilere, kadınlara, gençlere ve halklarımıza hayırlı olsun.”

    “80 SEÇİM ÇEVRESİNDE TAM MUTABAKAT SAĞLANMIŞ DURUMDA”

    Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Akın’ın ardından ittifak bileşeni parti sözcü ve Genel Başkanları söz alarak konuşma yaptı.

    TİP Genel Başkanı Erkan Baş, “Emek ve Özgürlük İttifakının varlığı bir güvencedir” dedi. Erkan Baş, seçimlere TİP logosu ile girme kararındaki detayaları da şu şekilde açıkladı:

    Kamuoyunda çokça tartışıldığı için bir cümle ile geçeceğim. Türkiye’de 87 seçim bölgesi var, TİP 52 bölgede seçimlere katılacak. Çok ayrıntılı çalışmalar neticesinde, sadece 7 seçim çevresinde daha önceki seçimlerde HDP’nin milletvekili çıkardığı bölgelerde TİP seçimlere girecektir. Bu şöyle de yorumlanabilir aslında; 80 seçim çevresinde tam mutabakat sağlanmış durumdadır. Bu son derece önemlidir. İnanıyoruz, görüyoruz, sokaktaki yansımasını hissediyoruz; Emek ve Özgürlük İttifakı bu seçimlerin en büyük sürprizlerinden birini gerçekleştirecektir. Bize dönük beklentilerin farkındayız. Bu beklentinin üstünde bir başarı ile bu seçimlerden çıkacağımıza inanıyoruz. Tüm yurttaşlarımızı da Emek ve Özgürlük İttifakını büyütmeye ve güçlendirmeye, bu ülkeyi tek adam rejiminden kurtarmada bize destek olmaya çağırıyoruz.”

    “ÜLKEMİZİ AYDINLIK GÜNLERE TAŞIYACAĞIZ”

    EHP Genel Başkanı Hakan Öztürk ise Türkiye’deki bütün sorunları değiştirmek için harekete geçeceklerini belirterek şunları söyledi:

    “Kadınların ne kadar büyük sorunlar yaşadığını, nasıl bir şiddete maruz kaldığını, kadın cinayetleriyle karşı karşıya kaldığını biliyoruz. Bütün bunları durduracak iradeyi ortaya koymalıyız. Depremi gördük. Önümüzdeki zamanlarda bütün Türkiye’yi deprem gerçeğine göre ele almalıyız ve yıkılmayacak evler yaratmalıyız. Emekçilerin nasıl koşullarda yaşadığını biliyoruz. Onların koşullarını düzeltmek için altı saat iş gününü önümüze koymalıyız. Eğer tek yumruk, tek vücut olursak bunu başarabiliriz. Bizler başarmanın bütün adımların attık, artık bunu seçimlere yansıtabiliriz. Bu seçimlerde gereken başarıyı tekrar göstererek tek adam rejimini göndereceğiz ve ülkemizi aydınlık günlere taşıyacağız.”

    “BİR MÜCADELE İTTİFAKI OLARAK DOĞDUK”

    EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz de yaşanan ekonomik krize değinerek şunları söyledi:

    “Biz bu süreçte şunu duyuyoruz. Emekçiler diyor ki; “Daha çok çalışıyoruz, ama daha çok yoksullaşıyoruz, daha çok çalışıyoruz ama geçinemiyoruz, başımızı koyacağımız bir konut sahibi olamıyoruz, pazara çıkamıyoruz”. İşte bizler domatesin, patlıcanın, biberin, soğanın tane ile tartıldığı memleket tablosunu yıkmak için bir geldik. Bir seçim ittifakı olarak değil bir mücadele ittifakı olarak doğduk. 1 Mayıs’ı da bütün Türkiye’yi emekçilerin taleplerinin meydanlara döküldüğü; fabrikalarda, iş yerlerinde meydanlarda milyonların taleplerinin yükseldiği bir mücadele gününe çevireceğiz. Ve 1 Mayıs’ı 14 Mayıs’a bağlayan büyük bir politik gösteriyi tüm Türkiye’de gerçekleştireceğiz. Bizim ittifakımızın çağrısı budur.”

    “ARTIK EYLEM VAKTİ”

    SMF Temsilcisi Barış Kayıoğlu ise yaptığı konuşmada, iktidarın “Korku imparatorluğu” yarattığını belirterek şöyle konuştu:

    “Bize göre iki taraf var. Bir tarafta onlar; bizim vergilerimizle ellerinde bulundurdukları imkanları enkaz altındakileri kurtarmak için kullanmayanlar, halktan çaldıkları ile Saray’a bağış yapanlar, yeni rant pazarlarını paylaşmak için avuçlarını ovuşturanlar, çadır satanlar, halka hakaret ve tehdit yağdıranlar, halkın dayanışmasını engellemeye çalışanlar. Diğer tarafta; yokluk için tüm imkanlarını seferber eden, ay sonuna güç bela getirirken deprem bölgesine ihtiyaç maddelerini gönderen halklar.

    Halklarımızın tarihsel mücadele birikiminden ve ortak mücadele geleneğinden oluşan Emek ve Özgürlük İttifakı’nın bu koyu karanlık kuşatmayı yerle bir ederek onu hak ettiği yer olan tarihin çöplüğüne yollayacağından kimsenin kuşkusu olmasın. Söylenecek her söz söylendi, her tartışma yürüdü. Emek ve Özgürlük İttifakı kendinden emin ve kararlı adımlarla yoluna devam ediyor. 14 Mayıs’ta parlamentoda en geniş kesimi en fazla vekille temsil etmeye kararlıdır. Bize göre söz bitmiştir, artık eylem vakti.”

    “KÜRTLERİN, ALEVİLERİN, EZİLENLERİN İTTİFAKI”

    TÖP Sözcüler Kurulu Üyesi Perihan Koca, Emek ve Özgürlük İttifakı olarak “tarihsel bir sorumlulukla yola çıktıklarını belirterek şu konuşmayı yaptı:

    “Bu kapitalist sömürü düzenini, despotik saltanat makamlarını, savaş ve gasp düzenini tümüyle karşısına alan bir çözüm programı ve halkçı yürüyüş ile geliyoruz. Halklar lehine olacak bir süreç ancak ve ancak radikal ve köklü değişimlerle olabilir. O yüzden bizler işçilerin ve emekçilerin ittifakı olarak, işçi ve emekçilerin çıkarlarını merkeze alan, halkların haklarını güvence altına alacak halkçı bir program ile çözüm gücümüzü bugün bir kez daha ifade etmiş bulunuyoruz. Memleketi yeniden kuracak, Demokratik Cumhuriyeti inşa edecek insan onuruna yaraşır yegane program buradadır. İlk günden itibaren ifade ettiğimiz gibi bir masa başı ittifak değiliz. Sokaklardan, yaşam alanlarından, mücadele alanlarından geliyoruz. Bu kavgayı en güçlü şekilde veriyoruz. Emek ve Özgürlük İttifakı işçilerin, kadınların, Kürtlerin, Alevilerin, ezilenlerin ittifakıdır; toplumun yegane çıkış alternatifidir.”

    “BÜYÜK BARIŞIN İNŞASI İDDİASINDAYIZ”

    Son konuşması olan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar da ülke tarihinin en derin krizlerinin yaşandığı bir dönemde olunduğu vurgusunu yaptı. Sancar, ittifak olarak titiz bir çalışma yürütüldüğünü belirterek şunları söyledi:

    “Geçtiğimiz haftalarda çeşitli tartışmalar yaşandı. İttifaka yönelik eleştiriler yapıldı, kaygılar dile getirildi. Kaygıları gidermek için titiz bir çalışma yürüttük. Şimdi yolumuza da bu çalışmanın ürünü olan mutabakatla yeni bir aşamaya geçerek devam ediyoruz. Elbette eleştiriler olacaktır, bunlardan ders çıkarmak bizim görevimizdir. Kaygılar varsa bunları giderme sorumluluğu hepimizin omuzlarındadır. Bir ortak irade ortaya çıktığına inanıyoruz. Şimdi bu dönemi geride bırakma ve önümüze bakma zamanıdır. Hedefimiz bu iktidarı göndermek ve bu düzeni değiştirmektir. İktidarı göndermek yetmez ama düzen değişikliği için şarttır. Düzeni değiştirmeden kastettiğimiz şey savaşa, talana, yalana dayalı bu rejimin artık tarihin çöp sepetine gönderilmesidir. Bizler Üçüncü Yol siyasetiyle yeni yüzyılda Demokratik Cumhuriyeti inşa etmek için geliyoruz.

    Her alanda yaşanan bu krize halk için, halkçı yöntem ve programlarla çözüm üretmek için geliyoruz. Bizler bu karanlığı dağıtmak için geliyoruz. Bu konuda irademiz sağlam, kararlılığımız tamdır. Bütün bu geride bıraktığımız çalışma döneminden sonra şimdi mücadeleyi yükseltme, çalışmaları yoğunlaştırma ve kazanımları en üst noktaya taşıma zamanıdır. Dönüşümün merkezi gücü olacak bir temsiliyeti parlamentoya taşımak temel hedefimizdir. Parlamentoyu bu temsiliyetle dönüşüm merkezi haline getirmek gibi tarihi bir sorumlulukla karşı karşıyayız.

    Türkiye’de demokratik dönüşümün de savaş, yalan, talan politikalarını sonlandırmanın da barışı ve adaleti kurmanın da ancak bizlerle mümkün olduğunu söylemeliyiz. Bizler demokrasinin, adaletin, emekten yana bir düzenin ve büyük barışın inşası iddiasındayız. Hem de temel güvencesi olduğumuza inanıyoruz. Halklarımızı bu hedefler doğrultusunda aynı inançla kenetlenmeye çağırıyoruz. Birlikte başaracağımızdan kimsenin şüphesi olmasın.

    Sahadaki çalışmalar yoğunlaştıkça daha önce dile getirilen kaygıların da yersiz olduğunu hep birlikte ortaya koyacağız. Yolumuz açık olsun. Değiştirmeye geliyoruz, hep birlikte kazanmaya geliyoruz.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Sebahat Tuncel: Bu süreçte ben değil biz olmalıyız!

    Sebahat Tuncel: Bu süreçte ben değil biz olmalıyız!

    PİRHA-14 Mayıs seçimlerine ilişkin mesaj gönderen tutuklu siyasetçi Sebahat Tuncel, “Bu süreçte ben değil biz, tek değil çok, kutuplaştırıcı değil birleştirici olmalıyız. HDP bizim, Yeşil Sol Parti bizim, EMEP bizim, TİP bizim! Hayatı biz kuracağız” ifadelerini kullandı.

    Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan siyasetçi Sebahat Tuncel, 14 Mayıs seçimlerine sayılı günler kala Emek ve Özgürlük İttifakı’na ilişkin bir mesaj gönderdi.

    “BU SÜREÇTE BEN DEĞİL BİZ OLMALIYIZ”

    Tuncel‘in mesajı şöyle:

    “Herkese merhaba. Her seçim önemlidir elbette ama bu seçim Türkiye siyaseti açısından kritik önemde ve herkesin bunu bilerek hareket etmesi gerekir. Özellikle de biz sosyalistlerin. Bu süreçte ben değil biz, tek değil çok, kutuplaştırıcı değil birleştirici olmalıyız. Cinsiyetçi, milliyetçi, dinci anlayışa karşı özgürlükçü, eşitlikçi anlayışı örgütlemek hepimiz için tarihi bir sorumluluktur. Seçimlere 40 gün gibi kısa bir süre kalmışken tartışmaları bitirip harekete geçmek gerekir.

    HDP bizim, Yeşil Sol Parti bizim, EMEP bizim, TİP bizim! Hayatı biz kuracağız. Emek ve Özgürlük İttifakı’na başarı dileklerimi bir kez daha iletiyorum. Kazanacağımıza inanıyorum. Jin, jiyan, azadi!”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

     

  • Demirtaş: Yeşil Sol Parti listelerine güç vermeye, güç almaya çağırıyoruz

    Demirtaş: Yeşil Sol Parti listelerine güç vermeye, güç almaya çağırıyoruz

    PİRHA-HDP’nin önceki dönem Eş Genel Başkanı Demirtaş, Meclis’te, alanlarda ve cezaevlerinde yıllardır direnen sosyalistler olarak, Türkiyeli tüm yoldaşları parlamentoda en güçlü şekilde görmek istediklerini belirten Demirtaş, “Tek bir milletvekilliğinin bile geleceğimizi belirleyeceği bu seçimde Türkiye’nin tüm sosyalistlerini, tüm demokratlarını Yeşil Sol Parti listelerine güç vermeye, güç almaya çağırıyoruz. Gültan Başkanımızın çağrısını yerde bırakmayalım” dedi.

    Türkiye bir taraftan deprem felaketinin ortaya çıkarmış olduğu sorunlarla boğuşurken, diğer taraftan 14 Mayıs’ta yapılacak seçime kilitlenmiş durumda.

    4 Cumhurbaşkanı adayı seçime girmeye hak kazanırken, tüm partiler ve ittifaklar milletvekili seçimlerine hazırlanıyor.

    Emek ve Özgürlük İttifakı, seçimlere ortak girme kararı alırken, Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve EMEP bazı illerde ittifak içinde ayrı listeler halinde girmeyi planlıyor.

    TİP’li yetkililer, “Güçlü ve daha etkili olduğumuz illerde kendi amblemlerimizle seçime girelim” önerisinde bulunurken, HDP Yeşil Sol Parti ile ve her ilde seçimlere girme kararlılığında.

    Değişen seçim yasasıyla 14 Mayıs’ta yapılacak seçimde yüzde 7’ye inen baraj fiili olarak ortadan kalkarken, ittifak bileşeni partilerin oyları ittifak bileşenlerine yansımayacak.

    7 yıla yakındır Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP’nin önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, son dönemdeki ortak liste tartışmalarına dair açıklama yaptı.

    “YEŞİL SOL PARTİ LİSTELERİNE GÜÇ VERMEYE, GÜÇ ALMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    Meclis’te, alanlarda ve cezaevlerinde yıllardır direnen sosyalistler olarak, Türkiyeli tüm yoldaşları parlamentoda en güçlü şekilde görmek istediklerini belirten Demirtaş, “Her bir arkadaşımız birbirinden değerlidir, yıpratılmaları asla doğru olmaz. Tek bir milletvekilliğinin bile geleceğimizi belirleyeceği bu seçimde Türkiye’nin tüm sosyalistlerini, tüm demokratlarını Yeşil Sol Parti listelerine güç vermeye, güç almaya çağırıyoruz. Gültan Başkanımızın çağrısını yerde bırakmayalım. Aynı şekilde, tüm Kürt partilerini de demokrasi ruhuyla Yeşil Sol Parti’de buluşmaya çağırıyoruz. Değerli yol arkadaşlarımızın, çağrılarımızı karşılıksız bırakmayacaklarını umuyor, herkese dostça selam, sevgilerimizi gönderiyoruz” ifadelerine yer verdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Gültan Kışanak: Bir tek oyu bile heba etmeye kimsenin hakkı yok!

    Gültan Kışanak: Bir tek oyu bile heba etmeye kimsenin hakkı yok!

    PİRHA-Yaklaşık 7 yıldır Kocaeli F Tipi Cezaevinde tutuklu bulunan eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak, Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) bazı illerde ayrı listeyle seçime girme kararına dair Yeni Yaşam gazetesine gönderdiği yazıda, “Maalesef tarih keşkelerle yazılmıyor. Halklarımız bizden tarih yazacak bir başarı bekliyor. Ortak seçim listesi de olmayacaksa, bu ittifak artık bir seçim ittifakı niteliğinde değildir” ifadelerine yer verdi.

    Kocaeli F Tipi Cezaevinde tutuklu bulunan eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak, Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) bazı illerde ayrı listeyle seçime girme kararına dair Yeni Yaşam gazetesine bir yazı gönderdi.

    Gültan Kışanak, “12 Eylül faşist darbesinin zulmüne karşı direnmiş, son 7 yıldan beri de cezaevinde hala bedel ödeyerek direnen sosyalist bir Kürt kadın olarak, HDP’nin ve bu seçime girecek olan Yeşil Sol Parti’nin de Kürt sosyalistler, yurtseverler ve Türkiye sosyalist hareketinin ortak partisi olduğunu da hatırlatmak isterim. Yani Meclis’te tek sosyalist parti TİP değil. Bu hakikatleri dikkate alarak, bir tek oyu bile heba etmeye kimsenin hakkı olmadığının da altını çiziyorum” dedi.

    Gültan Kışanak‘ın yazısının tamamı şöyle:

    “Bahar yenilenmek, yeni başlangıçlar yapmaktır. Baharla birlikte tohumlar filizlenir, çiçekler açar, yuvalar yavru kuş sesleriyle şenlenir. Yenilenmek, sonsuzluk demektir. İnsanların bin yıllardan beri aradığı, “ölümsüzlüğün sırrı” burada gizlidir. Ölümle yaşamın, karanlıkla aydınlığın mücadelesi, sonsuzluğun garantisidir. Doğanın bir parçası olan toplumlar da Newroz’la birlikte yenilenir, yeni başlangıçlar yapar. Ve kötülüğe karşı yürüttükleri mücadele ile iyiliği ve yaşamı sürekli kılarlar. Bu seneki Newroz da halklarımız açısından kötülüğe karşı yürütülen mücadeleyi kazanmanın ve yenilenmenin iddiasını taşıyor. Bir kez daha Newroz pîroz be diyor, başarılar diliyorum.

    SONRADAN SÖYLENEN “KEŞKELER” MAALESEF SONUCU DEĞİŞTİRMİYOR

    Resmi olarak seçim takvimi başladı. Biliyorsunuz halk arasında “sayılı gün tez geçer” diye bir söz var. O nedenle zamanı doğru değerlendirmek, hızlı ve planlı olmak zorundayız. Elde olan/olmayan çeşitli nedenlerle geciken ne varsa, bir an önce toparlayıp yola koyulmak gerekiyor. Ve en önemlisi bugünlerde söylediğimiz her sözün, aldığımız her kararın, yaptığımız ya da yapmadığımız her şeyin, 14 Mayıs akşamı ortaya çıkacak olan sonuçta etkisi olacağını bilerek hareket etmek gerekiyor. Emek ve Özgürlük İttifakı’nda yer alan herkesin de bu bilinç ve sorumlulukla hareket ettiğine inanıyorum. Zaman asla geri alınamıyor, sonradan söylenen “keşkeler” maalesef sonucu değiştirmiyor. Bu nedenle azami dikkat, emek ve mücadele ile ilmek ilmek başarıyı örmeliyiz.

    BİR TEK OYU BİLE RİSKE ATMA LÜKSÜMÜZ YOK

    Emek ve Özgürlük İttifakı, umudun adıdır; demokratik değişimin güvencesidir. Bir tek oyu bile riske atma lüksümüz yok. Her ilin, her bölgenin özgünlükleri/öncelikleri ve taşıdığı siyasi misyon farklı olsa da her biri ayrı ayrı değerlidir. Tüm özgünlükler göz önünde bulundurularak ama toplamında ortak gelecek umudunu büyütecek ve halkın çözüm iradesini açığa çıkaracak bir listeyle seçime gidileceğini umuyorum.

    İKTİDARIN GERÇEK SAHİBİ HALKTIR

    Emek ve Özgürlük İttifakı, demokrasi, barış ve özgürlükler adına bedel ödeyen tüm ötekilerin, ezilenlerin, emekçilerin, kadınların, halkların ittifakıdır. İktidar meselesini, demokratik halk yönetimi perspektifinden ele alır. İktidarın gerçek sahibi halktır. Emek ve Özgürlük İttifakı, halkın yönetime katılma hakkı önündeki engelleri kaldırmak için siyaset yapanların ittifakıdır.

    BİZE KOLTUK DEĞİL, ÇÖZÜM LAZIM

    Emek ve Özgürlük İttifakı’nın, Millet İttifakı ile başkanlık vb. pazarlığına girmemesi meselesi bu nedenle doğru anlaşılması ve anlatılması gereken bir konudur. Emek ve Özgürlük İttifakı izlediği yöntemle, iktidara değil; çözüme ortak olmak istediğini göstermiştir. Toplumun birikmiş, acil çözüm bekleyen devasa sorunları var. Emek ve Özgürlük İttifakı’nın Meclis’e taşıyacağı halk iradesi, sorunların çözümünde anahtar rolü oynayacaktır. Bu tartışmasız bir gerçektir. Kadınların açık iradesine, mücadelesine ve net talebine rağmen; İstanbul Sözleşmesi bile Millet İttifakı’nın ortak politikalar metninde yer almadı/alamadı. Tek başına bu örnek bile Emek ve Özgürlük İttifakı’nın Meclis’teki önemini kavramak için yeterlidir. Bize koltuk değil, çözüm lazım. Tarih, çözüm gücü ol(a)mayanların, yönetim gücü de olamayacağını gösteriyor. Emek ve Özgürlük İttifakı, çözüm gücünü açığa çıkartarak, halkın yönetime tam katılımının önünü açma sorumluluğunu taşıyor.

    Seçim sonuçları açıklandığında “keşke” dememek için…

    “Eh, bunları biz de biliyoruz, konuya gel” dediğinizi duyar gibi oluyorum. Ezcümle, ittifak bileşeni tüm siyasi yapılar, topluma karşı sorumludur. İttifak olarak tek liste ile seçime girmenin getireceği avantajlar biliniyor. Bunları yeniden saymaya gerek yok. Halklarımız, ittifak bileşeni tüm yapılardan, gerçekçi, adil ve toplam faydayı düşünerek hareket etmelerini; seçime ortak tek liste ile girmelerini bekliyor. Seçim sonuçları açıklandığında “keşke” dememek için, şimdi geçmişteki tüm “keşkelerin” muhasebesini yaparak doğru kararı verme zamanı.

    TARİH KEŞKELERLE YAZILMIYOR

    Maalesef tarih keşkelerle yazılmıyor. Halklarımız bizden tarih yazacak bir başarı bekliyor. Yolumuz açık olsun.

    Bu yazıyı dışarıdaki gelişmeleri bilmeden kaleme almıştım. Televizyonda TİP Genel Başkanı Erkan Baş’ı izleyince, birkaç cümle ek yapma ihtiyacı ortaya çıktı. Öyle görülüyor ki, Emek ve Özgürlük İttifakı bir seçim ittifakı niteliğinde değil. Ortak cumhurbaşkanı adayı yok. Ortak seçim listesi de olmayacaksa, bu ittifak artık bir seçim ittifakı niteliğinde değildir. Sayın Erkan Baş, artık baraj kaygısı olmadığı için çok oy alacaklarını söylüyor. Evet, ittifakta olmak TİP için %7 barajını ortadan kaldırıyor ancak, barajı Kürtler yıllarca büyük emekler vererek, bedel ödeyerek anlamsız hale getirdi. HDP 7 Haziran’da barajı yıktı.

    MECLİS’TE TEK SOSYALİST PARTİ TİP DEĞİL

    12 Eylül faşist darbesinin zulmüne karşı direnmiş, son 7 yıldan beri de cezaevinde hala bedel ödeyerek direnen sosyalist bir Kürt kadın olarak, HDP’nin ve bu seçime girecek olan Yeşil Sol Parti’nin de Kürt sosyalistler, yurtseverler ve Türkiye sosyalist hareketinin ortak partisi olduğunu da hatırlatmak isterim. Yani Meclis’te tek sosyalist parti TİP değil. Bu hakikatleri dikkate alarak, bir tek oyu bile heba etmeye kimsenin hakkı olmadığının da altını çiziyorum. Halklarımıza başarılar diliyorum.

    (HABER MERKEZİ)