Etiket: torba yasa

  • Moğultay: Bir cihana sığmayan Alevi inancı bir  torbaya nasıl sığar?-VİDEO

    Moğultay: Bir cihana sığmayan Alevi inancı bir torbaya nasıl sığar?-VİDEO

    PİRHA- Baba Mansur Ocağı evlatlarından PSAKD Antalya Altınova Cemevi dedesi Hüseyin Moğultay, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kurulduğu duyurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ve Meclis’te görüşülen torba yasayı kabul etmeyeceklerini belirterek, “Bir cihana sığmayan bir inanç nasıl olurda torba yasaya sığar” dedi.

    Aleviler, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kurulduğu duyurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ve Meclis’te görüşülen torba yasaya karşı ülkenin birçok yerinde sokağa çıkarken, “Eşit yurttaşlık ” taleplerini bir kez daha haykırdılar.

    Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kurulduğu duyurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ve Meclis’te görüşülen torba yasaya karşı Alevi toplumu ve kurumları tepki vermeye devam ediyor.

    Baba Mansur Ocağı evlatlarından PSAKD Antalya Altınova Cemevi dedesi Hüseyin Moğultay, PİRHA’ya değerlendirmede bulundu.

    İktidarın 1585 cemevi gezdiğini ancak Alevilerin taleplerini görmezden geldiğini aktaran Moğultay, “Aleviler olarak cemevlerimizin yasal statüye kavuşmasını, eşit yurttaşlık hakkımızı ve zorunlu din derslerinin kaldırılmasını istiyoruz” dedi.

    “BU ‘ALEVİLERİ NASIL ASİMİLE EDERİZ’ OYUNUDUR”

    Tuğla, çimento gibi taleplerinin olmadığının altını çizen Moğultay, “Biz zaten cemevlerimiz yapıyoruz. Taliplerimizin getirdiği lokmalarıyla ve biriktirdiklerimizle bir şekliyle yapılıyor. Nesimi, “ben bir cihana sığmazam” diyor. Bir cihana sığmayan bir inanç nasıl olurda torba yasaya sığar. Biz o edebe, ahlaka, ilme, bilime, irfan müessesine sahip olan bir yapının gidip onların torbasına sığma şansı var mıdır?” diye sordu.

    İktidarın dedeleri maaşa bağlayıp kendi memur yapmaya çalıştığını belirten Moğultay, “Biz devletin memuru olmayız, maaşını da istemeyiz. Var olan haklarımız bize verilsin. Yaşananlar bir senaryo. Bu ‘Alevileri nasıl asimile ederiz’ oyunudur. Ama bunda başarılı olamayacaklar. Biz bu oyunu bozarız. Çünkü haklı olan bir insan davasından vazgeçmez. Bizde davamızda haklıyız” diye konuştu.

    Cumhurbaşkanın, Alevi üst çatı örgütlerini muhatap alması çağrısında bulunan Moğultay, “Cami-cemevi projesi yürüten vatandaş yine bu davaya sahip çıkmadı, yine bizim karşımızda yer aldı. Demek ki o bizden değildir. Onları Alevi olarak kabul etmiyorum, onlar bizim nazarımızda düşkündür. Hakk Muhammed Ali yolundan çıkmışlardır” ifadelerini kullandı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • ‘İnancımızı değiştirmeyiz, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kabul etmiyoruz’-VİDEO

    ‘İnancımızı değiştirmeyiz, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kabul etmiyoruz’-VİDEO

    PİRHA-Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na tepkiler sürüyor. Dersim’in Hozat ilçesinin Tauğ (Kardelen) köyünde yaşamını sürdüren Sakine Kızıl, “Herkesin gelenek göreneği ve inancı var, kimse bunu değiştiremez’’ dedi. 

    Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kurulduğu duyurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ve Meclis’te görüşülen torba yasaya karşı Alevilerden tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Dersim’in Hozat ilçesinin Tauğ (Kardelen) köyünde Alevi kültürü ile yaşamını sürdüren Sakine Kızıl, AKP iktidarının Alevi politikasını PİRHA’ya değerlendirdi.

    “HERKESİN İNANCI VAR, KİMSE BUNU DEĞİŞTİREMEZ” 

    Herkesin gelenek ve göreneği, inancı var kimse bunları değiştiremez diyen Sakine Kızıl, “Bizim yolumuzu sürdüren pirlerimiz, rayberlerimiz var. Bizim inancımızda Hızırımız var. Biz Kızılbaşız, Aleviyiz, inancımız bu. Bizim halk mahkemelerimiz vardı, köyde bir sorun olunca pirlerimizi çağırıyorduk” diye belirtti.

    “DEDELERE MAAŞ VERİP DEVLETİN MEMURU YAPMAK İSTİYORLAR”

    AKP iktidarının dedelere maaş bağlayarak kendi denetimlerine almak istediklerini söyleyen Kızıl, şöyle devam etti:

    “AKP iktidarı Alevileri kendilerine bağlamak istiyor. Biz bu zamana kadar inancımızla nasıl geldiysek bundan sonrada böyle gideriz. Biz kızılbaş örf ve adetleriyle yürümek istiyoruz ve devletin yapmak istediklerini kabul etmiyoruz. Madem ki biz vergimizi veriyoruz, askerimizi gönderiyoruz, o zaman haklarımızı da istiyoruz. Dedelerimize maaş bağlayıp devletin memuru yapmak istiyorlar, yönlendirmek istiyorlar. Şimdi camiye nasıl gidip ibadetini nasıl yapıyorsan, ben de cemevinde ibadetimi yapıyorum. Biz kellemizi veririz, ibadethanemiz olan cemevlerimizden vazgeçmeyiz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Aleviler, ‘Eşit yurttaşlık talebiyle’ İstanbul’da alanlara çıktı-VİDEO

    Aleviler, ‘Eşit yurttaşlık talebiyle’ İstanbul’da alanlara çıktı-VİDEO

    PİRHA-Aleviler, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kurulduğu duyurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ve Meclis’te görüşülen torba yasaya karşı İstanbul’da Kadıköy, Gazi Mahallesi ve Avcılar’da alanlara çıkarak tepki gösterdi. Yapılan ortak açıklamada, “Cemevlerini iktidarlarının siyasi arka bahçeleri haline getirmek istiyorlar. Aleviliği devletleştirmek ve Sünnileştirmeyi hedefliyorlar” denildi.

    Aleviler, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kurulduğu duyurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ve Meclis’te görüşülen torba yasaya karşı ülkenin birçok yerinde Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu, Alevi Vakıfları Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Hacı Bektaş Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür Dernekleri, Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri ve Demokratik Alevi Dernekleri ortaklığında basın açıklaması yapıldı.

    Aleviler İstanbul’da ise Kadıköy, Gazi Mahallesi ve Avcılar’da alanlara çıkarak AKP iktidarının Alevi politikasına tepki gösterdi.

    “ALEVİLİK TORBA YASA İLE ÇÖZÜLMEZ”

    Birçok Alevi kurumunun katıldığı Kadıköy’deki eyleme, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Musa Piroğlu ve çok siyasi parti ile sivil toplum örgütü temsilcisi de destek verdi. “Eşit yurttaşlık talebimizden vazgeçmiyoruz. Cemevleri ibadethanelerimizdir” pankartının açıldığı eylemde, “Rızasız lokma yemeyiz, torbaya kul olma”, “Kararname değil eşit yurttaşlık” dövizleri taşındı.

    Basın açıklaması öncesinde kısa bir konuşma yapan Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD) Kadıköy Şubesi Başkanı İbrahim Karakaya, “Alevilik torba yasa ile çözülmez bu sorun ancak taraflarla görüşülerek çözülebilir” diye belirtti.

    Basın açıklamasını okuyan Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Haydar Baki Doğan ise, “Cemevlerinin camiye çevrilmek isteniyor. Cemevlerini iktidarlarının siyasi arka bahçeleri haline getirmek istiyorlar. Dedelerimizi de kendi siyasi uzantıları olarak diyanetin misyonerleri haline getirmeyi amaçlıyorlar. Aleviliği devletleştirmek ve Sünnileştirmeyi hedefliyorlar” dedi.

    “İNANCIMIZA VE KİMLİĞİMİZE HAKERETTİR”

    Avcılar Meydanı’nda yapılan açıklamaya da, birçok Alevi kurumu temsilcisi ve çok sayıda Alevi yurttaş katıldı. ‘Eşit yurttaşlık talebimizden vazgeçmiyoruz! Cem ibadetimiz, cemevleri ibadethanemiz pankartının açıldığı açıklamada sık sık ‘Eşit yurttaşlık istiyoruz’, ‘AKP elini inancımdan çek’ sloganları atıldı. Ortak basın metnini Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat okudu.

    Fırat konuşmasında şunları ifade etti:

    “AKP’nin bu yasa tasarısı ve Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, Alevi inancı ve kimliğini zinhar inkâr etmek ve tanımamakla birlikte üstüne üstlük kendi zihniyetine göre bir Alevilik tanımı yapmaktadır. Bu yasa ile Aleviliği Sünni geleneğin altında kültürel bir öğe olarak göstermekte, inancımıza ve kimliğimize hakaret etmektedir.”

    “ALEVİLER CUMHURİYETİN İKİNCİ YÜZYILINDA KÖKLERİNDEN KOPARILMAK İSTENİYOR”

    Gazi Mahallesi’nde ise Gazi Eğitim ve Kültür Vakfı (Cemevi) önünde bir araya gelen alevi kurum temsilcileri ve yurttaşlar, “Cem ibadetimiz, Cemevleri ibadethanemizdir” pankart açarak, sık sık “AKP tobanı al başına çal” ve “Aleviler vardır” sloganları attı. Açıklamaya Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Başkanı Kadriye Doğan, DAD İstanbul Şubesi Eş Başkanı Dilber Aslan, Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş, Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, Baba Mansur Ocağı’ndan Haşim Kızılveren, Eren Yıldırım, Habibler Cemevi Başkanı Orhan Satılmış, Derviş Cemal Ocağı’ndan Hayri Şanlı da katıldı

    Açıklamayı Alibeyköy Cemevi’nden Dilek Güneş okudu.

    Siyasi iktidar ve AKP hükümetinin Aleviler üzerinde yürüttüğü asimilasyon politikasının hız kesmeden devam ettiğini söyleyen Güneş, “Cumhuriyetin birinci yüzyılında eşit yurttaş olarak görülmeyen Aleviler, ikinci yüzyılda tamamen köklerinden koparılarak inançları yok edilmek isteniyor” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    >Aleviler, ‘Eşit yurttaşlık talebiyle’ ülkenin birçok yerinde alanlara çıktı-VİDEO

  • Aleviler, ‘Eşit yurttaşlık talebiyle’ ülkenin birçok yerinde alanlara çıktı-VİDEO

    Aleviler, ‘Eşit yurttaşlık talebiyle’ ülkenin birçok yerinde alanlara çıktı-VİDEO

    PİRHA-Aleviler, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kurulduğu duyurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ve Meclis’te görüşülen torba yasaya karşı ülkenin birçok yerinde alanlara çıkarak tepki gösterdi. Yapılan ortak açıklamada, “İktidar Sünni-Hanefi inancına biz Alevileri de ekleme amacındadır. Bizleri tarif etmeninizi ve tanımlamanızı kabul etmiyoruz” denildi.

    Aleviler, “Eşit yurttaşlık talebimizden vazgeçmiyoruz” şiarıyla Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kurulduğu duyurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ve Meclis’te görüşülen torba yasaya karşı ülkenin birçok yerinde alanlara çıkarak tepki gösterdi.

    Ülkenin birçok yerinde Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu, Alevi Vakıfları Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Hacı Bektaş Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür Dernekleri, Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri ve Demokratik Alevi Dernekleri ortaklığında basın açıklaması yapıldı.

    8 Alevi örgütü, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gece yarısı çıkardığı kararname ile kurulduğu duyurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na  ve Meclis’te görüşülen torba yasa tasarısına karşı bulundukları tüm illerde alanlara çıktı.

    ANKARA

    Ankara’daki Alevilerin buluşma adresi Batıkent Cemevi ve PSAKD Mamak Şubesi önü oldu. Alevi kurumlarının çağrısına Mamak Emek ve Demokrasi Güçleri’nin yanı sıra HDP ve CHP il, ilçe yöneticileri, belediye meclis üyeleri ile HDP Milletvekili Kemal Bülbül de destek verdi.

    PSAKD Mamak Şubesi önünde toplanan yurttaşlar sık sık “Alevilik torbaya sığmaz’, ‘Devletin Alevisi olmayacağız’, ‘Aleviyiz haklıyız kazanacağız’, ‘AKP yasanı al başına çal’ sloganları attı.

    Alevi kurumlarının ortak açıklamasını PSAKD Mamak Şubesi üyesi Adalet Ayten ile DAD Ankara Şubesi Eş Başkanı Mustafa Karabudak okudu.

    Siyasi iktidarın ve AKP hükümetinin Aleviler üzerinde yürüttüğü asimilasyon politikalarının hız kesmeden devam ettiğine dikkat çekilen açıklamada, “Cumhuriyetin birinci yüzyılında eşit yurttaş olarak görülmeyen Aleviler, ikinci yüzyılda tamamen köklerinden koparılarak inançları yok edilmek isteniyor. Bizleri tarif etmeninizi ve tanımlamanızı kabul etmiyoruz” denildi.

    Okunan metnin ardından katılımcı kurum ve parti temsilcileri söz alarak kısa konuşmalarını yaptı.

    MERSİN

    “TORBA YASA DEĞİL, CUMHURBAŞKANLIĞI KARARNAMESİ DEĞİL,EŞİT YURTTAŞLIK İSTİYORUZ”

    8 Alevi örgütünün çağrısıyla yüzlerce yurttaş Mersin Cemevi önünde bir araya geldi. Alevi kurumları adına ortak açıklamayı AKD Akdeniz Bölge Temsilcisi Medet Demir okudu.

    “Torba yasa değil, cumhurbaşkanlığı kararnamesi değil, eşit yurttaşlık istiyoruz” diyen Demir, “Biz Aleviler; Kerbela’da Şah Hüseyin, Anadolu’da Hünkar, Banaz da Pir Sultan, Nurhak’ta Şah Kalender gibi ne inancımızdan geçeriz ne de yolumuzdan döneriz. Şah Hüseyin’in kanıyla çizdiği sınıra sahip çıkma zamanıdır. Kerbela’dan bizlere miras kalan Hüseyni duruş, bizim omurgamızdır” dedi.

    İZMİR

    8 Alevi örgütünün çağrısıyla Alevi yurttaşlar İzmir’de Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde bir araya geldi. Aleviler adına basın açıklamasını ABF Ege Bölge Sorumlusu Gülbahar Kaplan okudu. Açıklamaya AKD, PSAKD, HBVAKV, DAD şubelerinin yanı sıra siyasi partiler de destek verdi.

    İnançlarına hakaret edildiğini vurgulayan Kaplan, “AKP’nin bu yasa tasarısı ve Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, Alevi İnancı ve Kimliğini zinhar inkâr etmek ve tanımamakla birlikte üstüne üstlük kendi zihniyetine göre bir Alevilik tanımı yapmaktadır” dedi.

    ANTALYA

    Antalya Alevi bileşenleri ile Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şubesi önünde toplandı. Basın açıklaması öncesi yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir ve Kızıldeli Ocağı yol yürütücüsü Mustafa Sazcı deyiş okudu. Basın açıklamasını Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Gülçin Akça okudu.

     

    Alevi- Bektaşi inanıcının temel değerlerinin bugüne kadar yok sayıldığını belirten Akça, “Tarihi inanç köklerimiz olan ocak ve dergahlarımıza dönük baskılarınızın farkındayız. Alevi-Bektaşi dergahlarının birçoğuna el koydunuz ya da kontrol altında tutularak işlevsiz hale getirdiniz. Aynı zamanda dedelerimizi zapturapt altına alarak, ocaklarımızı yok etmek istiyorsunuz. İktidar Sünni-Hanefi inancına biz Alevileri de ekleme amacındadır. Bizleri tarif etmeninizi ve tanımlamanızı kabul etmiyoruz” dedi.

    ADANA

    Adana Alevi Platformu, İsmet İnönü Parkı’nda bir araya geldi. “Devletin Alevisi olmayacağız” ve “Eşit yurttaşlık istiyoruz” sloganları atılan açıklamada konuşan PSAKD Adana Şube Başkanı Sevim Alkan, kararnameyle kurulan başkanlığı tepki göstererek, “Eşit yurttaşlık hakkımızdan vazgeçmiyoruz” dedi.

    MUĞLA-BALIKESİR

    Alevi örgütleri, Muğla’da kent merkezindeki Sınırsızlık Meydanı’nın yanı sıra Köyceğiz, Fethiye ve Ortaca ilçelerinde ortak açıklama yaptı. Balıkesir’in Altınoluk ilçesinde de aynı taleplerle açıklama yapıldı.

    AYDIN

    Aydın kent merkezinde bulunan Atatürk Meydanı’nda açıklama yapıldı. Çok sayıda yurttaşın katıldığı açıklamada ortak basın metni, Alevi Kültür Dernekleri Aydın Şube Başkanı Kenan Turan tarafından okundu. Kuşadası ilçesindeki Kaya Şavkay Meydanı’nda da açıklama yapıldı.

    BURSA

    Alevi dernekleri bugün saat 14.00’de Bursa Şehreküstü Meydanı’nda da bir araya gelerek eşit yurttaşlık hakkı istedi. Cemevlerinin ibadethane olarak tanınmasını isteyen Alevi yurttaşlar burada basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamayı Alevi dernekleri adına Zeynel Baltürk okudu.

    ADIYAMAN – MARAŞ

    Adıyaman ve Maraş’ta yaşayan Alevi yurttaşlar, Yenimahalle Cemevi’nde bir araya geldi. Burada yapılan basın açıklamasını Rıza Tanrıverdi okudu. Tanrıverdi, Aleviler olarak eşit yurttaşlık hakkı istediklerini vurguladı.

    URFA

    Urfa’da Alevi Kültür Dernekleri şubesi önünde bir araya gelen yurttaşlar basın açıklaması yaptı. Açıklamayı şube başkanı Reşit Burhan okudu.

    (HABER MERKEZİ)

  • EMEP Genel Başkanı Akdeniz’den DAD ve Gazi Cemevine ziyaret-VİDEO

    EMEP Genel Başkanı Akdeniz’den DAD ve Gazi Cemevine ziyaret-VİDEO

    PİRHA- Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz Gazi Cemevi’ni ve Demokratik Alevi Derneği’ni (DAD) ziyaret etti. Gerçekleşen ziyaretlerde cemevlerinin Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlanmasına ve torba yasaya değinen Akdeniz, “Emek ve Özgürlük İttifakı olarak ortaya koyduğumuz deklarasyonda çok net ifade ettik. Türkiye’nin çok net olarak laikliğe ihtiyacı var” dedi.

    Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz ve beraberindeki heyet, Gazi Cemevi’ni ve Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Şubesi’ni ziyaret etti.

     “BU YASA ALEVİLERİ BÖLME OPERASYONUDUR” 

    Alevi yurttaşların TBMM’ye alınmaması ve coplarla engellenmesini kınayan Akdeniz, “Yaralanan insanlarımıza geçmiş olsun diyoruz. Biz gerek Emek Partisi olarak gerekse de Emek ve Özgürlük İttifakı güçleri olarak bu iktidarın dayattığı stratejiyi ikinci bir Hızır Paşa operasyonu olarak görüyoruz. Çünkü bunun bir örneğini 2017 yılında denediler ve tutturamadılar. Şimdi de yeni isimle torba kanunu getiriyorlar. Öncelikle devletin camilerden elini çekmesi gerekir. Laik bir devletten söz edeceksek dinler ve mezhepler karşısında tam yansız olması gerekir. Cemevlerine de elini hiç sürmemesi gerekir. Yapılmak istenen şey Alevileri bölme operasyonudur. Devletin dini, mezhebi olmaz, ama biliyoruz ki başından beri tek mezhebe dayanan, Sünni mezhebini esas alan ve diğer mezhepleri küçümseyen bir yaklaşım içerisindeler. Aleviliği de bu mezhebin ve kafalarındaki İslam modelinin bir parçası yapmaya çalışıyorlar. Daha önce Diyanet İşleri Başkanlığı kapsamında bunu yapmaya çalıştılar, şimdi de yorba yasası ile yapmaya çalışıyorlar” dedi.

    “ORTAK BİR MÜCADELEYİ ÖRGÜTLEMEMİZ LAZIM” 

    Sansür yasasına da değinen Akdeniz, “Daha önce tek adam medyası vardı. Bir kaç tane muhalif kanal ve gazete bıraktılar. Bugün onları da ekonomik sıkıntılarla boğmaya çalışıyorlar. Şimdi bir de tek adam sosyal medyası çıkardılar. Aynı şeyi torba yasasında da görüyoruz. Tek adamın Sünni İslamı kendi siyasal İslamcı anlayışına göre yorumladığı, zapdurap altına aldığı gibi Aleviliği de bölmek, kendisine göre değistirmek istiyor” diye konuştu. İktidarın Alevilere karşı uygulamalarının toplumsal kutuplaşmaya yol açtığını vurgulayan Akdeniz, “Bu politikalar Sünni mezhebinden ve diğer tüm mezheplerdeki yurttaşlarımıza da zarar. O yüzden bu mücadele sadece Alevi kardeşlerimizin eşit yurttaşlık mücadelesi olmamalı. Diğer tüm mezhep ve inanışlardan, inanmayan arkadaşlarımızın da demokrasi mücadelesi için, Türkiye’nin özgürlüğü için mücadele etmeleri, inanıp inanmama özgürlüğünü kazanmaları lazım. Hep beraber ortak bir mücadeleyi örgütlemeliyiz dedi.

    DAD İSTANBUL ŞUBESİ’NE ZİYARET

    Demokratik Alevi Derneği’ni de (DAD) ziyaret eden Akdeniz, “İktidarın bu politikaları Alevileri bölmek için. Kendilerine göre bir Alevilik yaratmaya çalışıyorlar. Biz tüm bunları kınıyoruz. Alevi kardeşlerimizin eşit yurttaşlık talebi Sünni, başka dinden başka mezhepten ya da inançtan tüm kardeşlerimizin, hepimizin talebidir” ifadelerini kullandı.

    DAD İstanbul Eş Başkanı Dilber Arslan da “Cemevlerinin Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlanmasını kabul etmiyoruz. İktidarın bizi ayrıştırma, bölme politikasına karşıyız. Bizler tüm insanlığı, tüm canlıları kucaklıyoruz” dedi. 

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘İktidar, Alevi Bektaşi inancını devletleştirmeye yönelik adım atmıştır’

    ‘İktidar, Alevi Bektaşi inancını devletleştirmeye yönelik adım atmıştır’

    PİRHA- İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, cemevlerinin Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlanmasını eleştirerek, “Alevi toplumu kendilerinin tanımladığı gibi inançlarının tanınmasını istiyor ve inanç merkezlerinin de ibadethane sayılmasını istiyor. Burada hükümetin yapması gereken bu talepleri kabul etmek ve yasalaştırmaktır” dedi.

    Cemevlerinin Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlanması yönündeki karar tepkileri büyütüyor. 8 Kasım’da ilgili yasaya karşı Meclis önünde eylem yapan Alevi yurttaşlara, sivil toplum örgütlerinden de destek gelmeye devam ediyor.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan da, Alevilerin sorunlarının torba yasayla çözülemeyeceğini belirterek, iktidarın din ve vicdan özgürlüğüne saygılı bir yaklaşım sergilemediğini söyledi.

    “ALEVİLER İNANÇLARININ SADECE BİR KÜLTÜR OLARAK GÖRÜLMESİNİ İSTEMİYORLAR”

    Bir inançla ilgili bir düzenleme yapılacağı zaman o inancın gerekleri neyse ona uygun hareket edilmesi ve aynı zamanda o inancı temsil eden kurumların ya da kanaat önderlerinin fikrinin alınması gerektiğini kaydeden Türkdoğan, şunları aktardı:

    “Çünkü siz devlet olarak bir inancı kendinize göre tanımlayamazsınız. Her inanç kendisini nasıl görüyorsa, nasıl tanımlıyorsa siz devlet olarak onu o şekilde kabul etmek zorundasınız. Aleviler inançlarının sadece bir kültür olarak görülmesini istemiyorlar. Bunun dini yanı, inanç yanı vardır. Bu kısım hükümet tarafından dikkate alınmıyor.”

    “BU ADIMLAR AİHM KARARLARINI YERİNE GETİREN UYGULAMALAR DEĞİL”

    Türkiye’de hala resmi bir devlet ideolojisi olduğunu söyleyen Türkdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

    “Bu resmi devlet ideolojisi Sünni Müslümanlığa dayanıyor. Devlet buradan bir geri adım atarsa ancak o zaman Alevi Bektaşi toplumunun taleplerini karşılayabilir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) vermiş olduğu kararlar var. Cemevleri ibadethane olarak sayılmalı. Çünkü Aleviler ibadet ettikleri mekanın ibadethane olarak tanınmasını istiyorlar. Mahkeme kararı da bunun böyle tanınmasını istiyor ancak hükümet bu kararın gerekliliklerini yerine getirmiyor. Bu mahkeme kararları Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin izlemesi altında. Bakanlar Komitesi gelecek yılın Mart ayında bu konuda yeniden bir değerlendirme yapacak. Anladığım kadarıyla hükümet yaptığı bu yasa değişikliklerini bu komiteye bildirecektir. Bizler de İnsan Hakları Derneği olarak bu yaşananları raporlaştıracağız ve bu komiteye ileteceğiz. Bu adımlar AİHM kararlarını yerine getiren uygulamalar değil. Tamamen hükümetin tek yanlı olarak belirlediği uygulamalar.”

    “ALEVİ BEKTAŞİ İNANCINI KÜLTÜR BAKANLIĞI BÜNYESİNDE DEVLETLEŞTİRMEYE YÖNELİK ADIM ATILMIŞTIR”

    Alevi kurumlarının Meclis’e gelerek taleplerini, yasaya dair düşüncelerini dile getirmek istediğini ancak bunun karşılığında bir polis müdahalesine maruz kaldığını da hatırlatan Türkdoğan, “Aleviler en temel haklarını kullanmak istediler. İktidar bunu da engelledi. Engellemekle kalmadı sert bir müdahalede bulundu. Buna rağmen Alevi toplumu Meclis önüne kadar gelerek kendi taleplerini dile getirdi. Bu uygulama bile iktidarın bir inanç toplumunu ilgilendiren bir konuda ne kadar tek yanlı hareket ettiğini gösterir. Bu da anti demokratik bir uygulamadır. Alevi toplumu kendilerinin tanımladığı gibi inançlarının tanınmasını ve inanç merkezlerinin de ibadethane sayılmasını istiyor. Burada hükümetin yapması gereken bu talepleri kabul etmekti ve yasalaştırmaktı. Hükümet nasıl Sünni Müslümanlığı devletleştirdiyse bunu da Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığıyla yaptıysa, Alevi Bektaşi inancını da Kültür Bakanlığı bünyesinde bir nevi devletleştirmeye yönelik adım atmıştır” dedi.

    “DEVLET HER ŞEYE KARIŞTIĞI GİBİ İNANÇLARA DA KARIŞIYOR”

    Tarihsel olarak bakıldığında Osmanlı’da izlenen siyasetin farklı bir versiyonu ile bugün karşı karşıya olduğunu ifade eden Türkdoğan, son olarak şunları dile getirdi:

    “Osmanlı, Alevi Bektaşi dergahlarını kapatıp Nakşibendilere devretmişti. Cumhuriyet döneminin başlarında tekke ve zaviyelerin kapatılması ile Alevilerin dergahları kapatılmıştı. Bugün ise hükümet, Alevi Bektaşi inancını sizin tanımladığınız gibi değil ben nasıl belirlersem öyle tanıyacağım diyor. Bunlar tamamen anti demokratik anlayışlardır. Alevi Bektaşi toplumu buna karşı mücadelesini sürdürecektir. Devlet her şeye karıştığı gibi inançlara da karışıyor. İnsanların inançlarını istediği gibi belirleyebileceğini düşünüyor. Bu yanlış bir anlayış. Türkiye’deki diğer inançlara mensup olan gruplar da bu durumdan mustarip aslında.

    “DEVLET OLARAK BİR İNANCA MÜDAHALE ETMENİZ, O İNANCI ÖZÜNDEN KOPARMANIZ ANLAMINA GELİR”

    Devlet Alevi Bektaşi inancını tırnak içerisinde tanımış oldu. Ancak ben istediğim gibi tanırım yaklaşımı getiriyor. Devlet istediği gibi değil, Alevi Bektaşi inancının mensuplarının istediği gibi tanınmalıydı. Cemevlerinin statüsünün verilmesi gerekiyordu. Yasalarda iki kelimelik bir değişiklik yapılması yeterliydi bunun için. Camiler, kiliseler, havralar, sinagoglar ibadethane olarak sayılıyor. Bunlara cemevi de eklenebilirdi. Bu iyi bir başlangıç için yeterli olacaktı. Devlet olarak bir inanca müdahale etmeniz, o inancı özünden koparmanız anlamına gelir. Alevi Bektaşi yurttaşlarımız inançlarını öz olarak yaşamak için yeni bir mücadele dönemine girecekler.”

    Melis CİDDİOĞLU/PİRHA

  • HDP’li Koçyiğit: Ferman AKP’ninse, direniş bizimdir! -VİDEO

    HDP’li Koçyiğit: Ferman AKP’ninse, direniş bizimdir! -VİDEO

    PİRHA – Mecliste yaptığı konuşmada cemevleri ile ilgili düzenlemeyi eleştiren HDP Milletvekili Gülistan Koçyiğit, “Bu ülkede tek bir Alevi çocuğu da kalsa, tek bir ocak evladı da kalsa o ocak tütecek, o Yol yürünecek. Biz Yol’a ikrar verdik. Asla dönmeyiz. Zeynep Ana’nın direndiği gibi direneceğiz. Asla teslim olmayacağız” dedi.

    Cemevlerine ilişkin yapılan ‘düzenleme’nin de yer aldığı torba yasa görüşmeleri devam ederken, Alevi toplumu ve kurumlarının itirazları da sürüyor.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Gülistan Koçyiğit de, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada AKP hükümeti tarafından hazırlanan ve cemevlerini Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlayan kararı eleştirdi.

    “İNANCIMIZI, KÜLTÜRÜMÜZÜ, İTİKADIMIZI, YOLUMUZU ÖLÜMÜNE SAVUNACAĞIZ”

    Koçyiğit konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Bugün geçirdiğiniz bu düzenlemeyle tarihin en kara sayfasına geçtiniz. Siz Yavuz’u bile arattınız. Sizin iktidarınız köprü yaptı, nazire olsun diye de adını ‘Yavuz’ koydu. Bu ülkede Yavuz’u Aleviler nezdinde yeri bellidir. 40 bin Alevinin celladıdır Yavuz. 40 bin Aleviyi kesmiş, katletmiştir. 40 bin Alevi katledilmesine rağmen biat etmemiştir. ‘Ferman padişahınsa dağlar bizimdir’ demiştir. Biz de diyoruz ki; Ferman AKP’ninse, direniş bizimdir; ferman MHP’ninse, direniş bizimdir. İnancımızı, kültürümüzü, itikatımızı, Yolumuzu ölümüne savunacağız. Tıpkı Kerbela’da Hüseyin’in durduğu gibi duracağız. Zeynep Ana’nın direndiği gibi direneceğiz. Asla teslim olmayacağız. Bu ülkede tek bir Alevi çocuğu da kalsa, tek bir ocak evladı da kalsa o ocak tütecek, o Yol yürünecek. Biz Yol’a ikrar verdik. Asla dönmeyiz. Ben bir ocak evladıyım. Başkasının inancını tarif edemezsiniz. Bizim atalarımızdan gelen inancımıza el uzatamazsınız. Torba yasayla inancımıza düzenleyemezsiniz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Britanya Alevi kurumlarından mitinge çağrı: İnancımız torbaya sığmaz!-VİDEO

    Britanya Alevi kurumlarından mitinge çağrı: İnancımız torbaya sığmaz!-VİDEO

    PİRHA- Britanya Alevi Federasyonu (BAF), Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kurulduğu duyurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na karşı 12 Kasım Cumartesi günü Almanya Köln’de gerçekleştirilecek mitinge katılım çağrısı yaparak, “Torba yasalarınız da, kararnameleriniz de bizler için yok hükmündedir. AKP’nin Aleviliği dizayn etme girişimini asla kabul etmiyoruz” diye belirtti. 

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gece yarısı çıkardığı kararname ile kurulduğu duyurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na karşı 12 Kasım Cumartesi günü Almanya’nın Köln kentinde miting düzenleyecek.

    Düzenlenecek mitinge bir katılım çağrısı da Britanya Alevi Federasyonu’ndan geldi. Britanya Alevi Federasyonu (BAF) Eşit Başkanları Dilek İncedal, Müslüm Dalkılıç ve İngiltere Alevi Kültür Merkezi Cemevi Eşit Başkanı İbrahim Has 12 Kasım Cumartesi günü saat 13.00’de düzenlenecek mitinge katılım çağrısında bulunarak, Alevi inancının torba yasalar veya kararnameler ile belirlenemeyeceğini ifade ettiler.

    “ALEVİLİĞİ DİZAYN ETME GİRİŞİMİNİ KABUL ETMİYORUZ”

    Britanya Alevi Federasyonu (BAF) Eşit Başkanı Müslüm Dalkılıç, torba yasanın Aleviler nezdinde yok hükmünde olduğunu ifade ederek, “İnancımızın sınırlarını kararlarla veya kararnamelerle belirleyemezsiniz. Torba yasalarınız da, kararnameleriniz de bizler için yok hükmündedir. 12 Kasım Cumartesi günü Almanya Köln’de gerçekleştirilecek mitinge tüm canları bekliyoruz. Bir olalım, iri olalım, diri olalım” diye konuştu.

    Britanya Alevi Federasyonu (BAF) Eşit Başkanı Dilek İncedal da mitinge katılım çağrısını yineleyerek, “Alevilerin meşru cemevleri bir torba yasayla ellerinden alınmak isteniyor. AKP’nin Aleviliği dizayn etme girişimini asla kabul etmiyoruz. Bu dava sadece Alevilerin değil, herkesin davasıdır. Umudumuz hala baki” diye belirtti.

    “BU SALDIRIYI ŞİDDETLE RET EDİYORUZ”

    İngiltere Alevi Kültür Merkezi Cemevi Eşit Başkanı İbrahim Has ise, Alevi kurumlarının tüm karşı koyuşuna rağmen yasalaştırılan kararnamenin kabul edilemeyeceğini vurgulayarak, “Bütün Alevi kurumlarının karşı çıkmalarına rağmen AKP-MHP hükümeti gece yarısı Alevileri Kültür ve Turizm Bakanlığı’na indirgeyen kararnameyi imzalamış ve yasalaştırmıştır. Biz Aleviler değerlerimizi ve Yolumuzu inkar ederek asimilasyona uğratmak isteyen bu saldırıyı şiddetle ret ediyoruz”  ifadelerini kullandı.

    Elif TABAK/İNGİLTERE

     

     

  • Alevi kadınlar: Bu yasaya topyekün karşı durmalıyız -VİDEO

    Alevi kadınlar: Bu yasaya topyekün karşı durmalıyız -VİDEO

    PİRHA- ‘Alevilik torbaya sığmaz’ diyen Alevi kadınlar, “Bu yasayla devlet, Alevileri bölmek istiyor. Bizler bunu engellemeliyiz. Bundan sonraki süreçte Aleviler yeni yollar geliştirerek mücadelelerini sürdürmeli. Bizler bu hakkımızı alana kadar mücadelemize devam edeceğiz” dedi.

    Meclis’te görüşülen ‘Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ isimli torba yasa düzenlemesine tepki gösteren Alevi kurumları, inanç önderleri ve yurttaşlar, ‘Alevilik torbaya sığmaz’ diyerek Ankara’da buluştu.

    PİRHA’ya konuşan Alevi kadınlar, hükümetin Alevi kurumlarını dizayn etme çabaları ve ‘maaş’ karşılığında üstü örtük bir rüşvet ile Alevilerin yolundan vazgeçme hamlesine karşı çıktıklarını belirterek, devletin Aleviliğin inançsal yapısı ve dedelik kurumuna doğrudan müdahalesini kabul etmeyeceklerini vurguladı.

    “BU YASA İLE ALEVİLER BASKI ALTINA ALINMAK İSTENİYOR”

    Kureyş Ocağı evlatlarından Zeynep Kızılbeyran: Bu yasayı kesinlikle kabul etmiyoruz. Bizler Aleviler olarak cemevlerimizde özgürce cemlerimizi yapmak istiyoruz. Bizler bir kuruma, bir bakanlığa bağlanmak istemiyoruz. Biz yolumuzun gereklilikleri neyse onları yerine getirmek istiyoruz. Ayrımcılığa uğramak istemiyoruz. Bu yasa ile Aleviler baskı altına alınmak isteniyor. Bizlerin belli talepleri var. Biz taleplerimizin karşılanmasını istiyoruz.

    “BUNDAN SONRAKİ SÜREÇTE ALEVİLER YENİ YOLLAR GELİŞTİRMELİ”

    Ana Sibel Yalçın: Dedelere maaş bağlanması, cemevlerinin Kültür Bakanlığı’na bağlanması inancımız açısından kabul edilebilir bir durum değil. Aleviler olarak bu durumu hiç hoş karşılamıyoruz. Dedelerimiz topluma hizmeti herhangi bir maaş karşılığında ya da bir çıkar karşılığında yapmadılar. Tamamen yola hizmet olarak görevlerini yürüttüler. Bu yasayla devlet, Alevileri bölmek istiyor. Bizler bunu engellemeliyiz. Bundan sonraki süreçte Aleviler yeni yollar geliştirerek mücadelelerini sürdürmeli. Bu yasa çıktıktan sonra her şey bitmiş değil.

    “İKRARIMIZDAN ASLA VAZGEÇMEMELİYİZ, ÖZELLİKLE ALEVİ KADINLARI ÖN PLANA ÇIKMALI”

    Ana Cevahir Altıok: Biz Aleviyiz. Alevilik vardır, Alevilik haktır diyoruz. Alevi Yol’u cümlelerden uludur. Yolumuza, ikrarımıza sahip çıkmamız lazım. Torba yasayı kesinlikle kabul etmiyoruz. Bizler temelde eşit yurttaşlık istiyoruz. Bize Kerbela’dan beri zulüm, baskı yapılıyor. Bugün de hala sürüyor. Bizler buna karşı dik duruşumuzu her zaman korumalıyız. Aleviler birlik olmalı. Birlik içerisinde hareket etmeli. Cesur olmalıyız bu süreçte. Bizler bu yolu pirlerimizden teslim aldık, bu sorumlulukla hareket etmeliyiz. İkrarımızdan asla vazgeçmemeliyiz. Özellikle Alevi kadınları ön plana çıkmalı. Kadınların olmadığı yerde hiçbir şey olmaz. Hangi kurumda olursa olsun kadınların çalışmaları, katkıları olursa o kurumlar daha başarılı oluyor. Yolumuzu ileriye taşımak için de kadın Alevi canlarımız başta olmak üzere hepimiz mücadele etmekten asla vazgeçmemeliyiz.

    “ALEVİLER OLARAK EŞİT YURTTAŞLIK İSTİYORUZ, ÖZGÜRLÜK İSTİYORUZ”

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkez yöneticisi Sevgi Kişin Sazan: Bu tasarı Alevilere ne getiriyor, ne götürüyor? Getirmesinden ziyade götürüyor diyebiliriz. Aleviler için getirdiği bir şey yok. Aleviliği tanımlamak, Alevileri tanımlamak kimsenin haddi değildir. Aleviler tanımlanmayı beklemiyorlar. Bizler Anadolu topraklarının en eski medeniyetiyiz, inancıyız, halkıyız ve bizler kabul görmeyi istiyoruz. Eşit yurttaşlık istiyoruz, özgürlük istiyoruz. Aleviler yıllardır bunun mücadelesini veriyor. Aleviliği Kültür Bakanlığı’na bağlamak hakarettir. Alevilik kültürel bir faaliyet değildir. Alevilerin bu yasaya topyekün karşı durması gerekir. Bu yasa ile devlet kendi Alevilerini yaratacaktır ve Alevi kurumlarına yönelik kayyum zihniyeti işletilecektir. Aleviler ilk defa bir baskıya maruz kalmıyorlar. Aleviler tarih boyunca hep baskıya, zulme maruz kaldılar ancak tüm yaşadıklarına karşı Aleviler inançlarıyla dik durmayı başardılar. Bu yasaya da aynı şekilde karşı çıkacaklarından eminim. Dayanışma ve birlik içerisinde olmayız diye düşünüyorum. İçimizde devletin verdiklerine tenezzül edenler olacaktır. Biz şimdiye kadar canlarımızın lokmalarıyla bugünlere geldik. Bundan sonra da öyle gideriz. Bizden alınan vergilerle başka inançların beslenmesine de karşıyız. Aleviler eşit vatandaştır ve eşit yurttaşlık hakkı istiyorlar. Bizler bu hakkımızı alana kadar mücadelemize devam edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • HDP’li Turan: Alevi-Bektaşi anlayışı tasfiye edilmeye çalışılıyor

    HDP’li Turan: Alevi-Bektaşi anlayışı tasfiye edilmeye çalışılıyor

    PİRHA- HDP Grubu adına Meclis Genel Kurulu’nda söz alan Mersin Milletvekili Rıdvan Turan yaptığı konuşmada, “25 milyon civarında bir halkın talepleri yok sayılmışsa artık o taleplerin hiçbir tanesi ‘teknik mesele’ paranteziyle izah edilemez. Aleviler örgütlüdür, Alevilerin gelecek toplum tasarıları vardır, Alevilerin anayasal talepleri vardır, Alevilerin Alevi olmaktan kaynaklı hakları vardır, inançlarının hakkı vardır” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) adına Meclis Genel Kurulu’nda söz alan Mersin Milletvekili Rıdvan Turan, Meclis’te görüşülmeye başlanılan ve torba yasa içerisinde yer alan cemevleriyle ilgili düzenlemeye ilişkin konuştu.

    Alevilerin Meclis önünde yapmak istediği eyleme polisin sert bir şekilde müdahale ettiğini anımsatarak konuşmasına başlayan Turan, Alevi toplumunun başta eşit yurttaşlık talebi olmak üzere diğer tüm taleplerinin yok sayıldığını vurguladı.

    “İKTİDARIN FERMANINDAN ALEVİLER İÇİN HAYIRLI BİR ŞEY ÇIKMAZ”

    Turan, cemevleriyle ilgili düzenlemenin torba yasa içerisinde Meclis’e getirilmesine tepki göstererek şunları dile getirdi:

    Şimdi, bir torba kanunuyla daha karşı karşıyayız. Usule ilişkin değerlendirmeyi eğer zaman kalırsa yapacağım. Çünkü bu torba kanun, usulü değerlendirmeden ziyade içerik açısından değerlendirmeyi çok daha fazla hak ediyor. Burada Alevilere ilişkin önemli bir madde var bilindiği gibi ve iktidar -tırnak içinde- bir açılım süreci takip ediyor. Ama Recep Tayyip Erdoğan’ın Şahkulu Dergâhı’nda başlattığı açılım bugün Meclisin kapısında İçişleri Bakanının biber gazıyla sona erdi; çok sayıda insan yaralandı, gazın etkisi altında kaldı, bazı cemevi dedelerimiz hastaneye kaldırıldı. Yani herkes tabii şuradan bir sonuç biçiyor: Şimdi, kendileri hakkında, kendi gelecekleri hakkında söz söyleneceği vakit, Alevi toplumunun bu memleketin, milletin temsilcisi olduğu söylenen, Meclise gelip derdini izah etmesi kolluk zoruyla ortadan kaldırıldıktan sonra, iktidarın fermanlarında Alevilere yönelik olarak hangi hayırlı şey çıkar? Herkesin baktığı yer burası. Buradan hareketle de biz Aleviler, bu maddelerin Alevi toplumunun çıkarıyla uzak, yakın hiçbir alakasının olmadığını buradan bir kez daha ilan etmek istiyoruz.”

    “ALEVİLERİN MESELESİ ELEKTRİK, SU DEĞİL”

    Alevilerin on yıllardır yok sayıldığını, inkar politikasına maruz kaldığını söyleyen Turan,Değerli arkadaşlar, teklif sahiplerinin anlamadığı mevzu temel olarak şu: Teklif sahipleri diyorlar ki ‘Ya, bu, teknik bir düzenlemedir. İşte, şu şu şu maddelerde, elektrikte, suda, şunda, bunda cemevlerine -tırnak içinde söylüyorum- güzellik yapıyoruz.’ Dolayısıyla teknik bir düzenlemeyi, teknik olma vasfından çıkartarak memleketin böyle önemli bir meselesini, bir politik mesele gibi ele alınmasını doğru görmüyorlar; oysa, tam da anlamadıkları şey işte bu. Yani yüzlerce yıldan beri bir yok sayılmışlığın, yüzlerce yıldan beri katliamlara uğramışlığın, yüzlerce yıldan beri inancı yasaklanmışlığın Meclise sunulacak herhangi bir kanun teklifindeki izahı ne kadar teknik olursa olsun, o sonuna kadar politik bir meseledir ve Aleviler, bizler bu meseleyi politik bir mesele olarak görüyoruz. Bizim açımızdan ne su meselesidir ne elektrik meselesidir ne başka bir şeydir” diye konuştu.

    “ALEVİ-BEKTAŞİ ANLAYIŞI ON YILLARDIR TASFİYE EDİLMEYE ÇALIŞILIYOR”

    Turan konuşmasına şöyle devam etti:

    Eğer iktidarlar böyle bir meseleyi çözmekte yüzlerce yıldan beri -Selçuklu’dan başlatıyorum bunu- Selçuklu’dan Osmanlı’ya, genç cumhuriyete ve bugüne kadar imtina etmişlerse, şu anda 25 milyon civarında bir halkın talepleri yok sayılmışsa artık o taleplerin hiçbir tanesi “teknik mesele” paranteziyle izah edilemez. Bu meseleler bu sorunun çözümsüz bırakılmasından kaynaklı olarak her biri başından sonuna kadar politik bir mesele hâline gelmiştir. Politik bir mesele hâline gelmiştir çünkü bu ülkeyi yönetenlerin Alevilere borcu vardır, bu borç bugüne bakiye olarak kalan ta Selçuklu’dan bugüne kadar sürgit devam eden binlerce Alevi katliamının, Alevi yok sayılmışlığının bakiyesidir. Kanuni Sultan Süleyman’ın Ebussuud Efendi’sinin Aleviler için neler söylediğini, hangi fetvaları verdiğini unutmadık. Kızılbaşların canının, malının helal olduğuna, onlarla savaşırken şehit düşenin mutlaka cennetle ödüllendirileceğine ilişkin fetvaları unutmadık. II. Mahmut zamanındaki devasa Alevi kırımlarını, Alevilerin bütün ibadethanelerinin adım adım yok sayıldığını, yeniçerileri bir modernleşme hamlesiymiş gibi tasfiye ederken aslında Bektaşi-Alevi anlayışına yönelik büyük bir tasfiye hareketinin başlatıldığını, o dönemin vakanüvislerin ifadesiyle boğazın yeniçeri kanından kıpkırmızı olduğu gerçeklikleri unutmadık. Dolayısıyla, bir bakiyeyi bugün konuşacaksak her şeyden önce bir hesap alışverişine ihtiyacımız var.

    “CEMEVLERİNE YÖNELİK KAYYUM SİYASETİ İZLENİYOR”

    Nasıl ki değerli arkadaşlar, Osmanlı’da II. Mahmut Dönemi’nde Alevi dergâhlarına Nakşibendi şeyhlerinin atanması o dönem açısından bir kayyum siyasetiyse, bu kayyumcu rejimin biz kendi belediyelerimizde bir başka biçimini görüyoruz ama bu kayyumcu rejimin bir başkası Alevileri, Alevi inancını Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlamak suretiyle de kendini ortaya koymaktadır. Hayırdır ya? Biz folklor ekibi miyiz, kılıç kalkan ekibi miyiz? Biz sayısı 25 milyonu bulan, bu memlekette eşit ve özgür bireyler olarak yaşayan, vergisini veren, insanca yaşamak isteyen, inancı saygı görsün isteyen, ibadethanesi ibadethane sayılsın isteyen, Diyanet İşleri Başkanlığının haksız ve hukuksuz yaklaşımlarından muzdarip olan milyonlarız. O sebeple, bu yaklaşım, bu Kültür Turizm Bakanlığı meselesi zaten baştan bu maddelere karşı Alevi toplumunun nasıl bir duygu durumunda olduğunu açık, net bir biçimde bize gösteriyor. Bugün Dışişleri Bakanı dedi ki: “Avrupa Birliği hedefimize bağlıyız, aynen arkasındayız.” E, tabii, şimdi, Avrupa Birliğine üye ülkeler pek çok yerde daha önce açılmış davalar sebebiyle cemevlerini ibadethane olarak tanımış durumdalar. Ya, acaba bu memleketi yönetenler hiç mi utanmaz? Yani kendi vatandaşına tanımadığı özgürlüğü o vatandaşı gidip Avrupa’da yaşayabiliyor. O ülkelerde cemevi; kilise gibi, cami gibi, havra gibi, sinagog gibi bir ibadethane statüsündeyken bu memleketi yönetenler bu 25 milyona yaptığı zulümden hiç mi utanmaz? Utanmaz, biliyorum çünkü zaten burada işin aslı bir hegemonyanın ilanihaye, sürgit devam etmesidir; Alevilerin eşit vatandaş olarak yaşaması değildir. Alevi’nin ancak ve ancak Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yani Hanefi Sünni İslam yorumu tarafından belirlenmiş olan alan içerisinde kalıp devletin kendi Alevisi hâline dönüşmesini sağlamaktır. Yağma yok, o işler çoktan geçti. Aleviler örgütlüdür, Alevilerin gelecek toplum tasarıları vardır, Alevilerin anayasal talepleri vardır, Alevilerin Alevi olmaktan kaynaklı hakları vardır, inançlarının hakkı vardır. O nedenle, en azından toplumumuzdaki Alevilerin durumunun Avrupa’dakilere yaklaştırılması gerekli.”

    PİRHA/ANKARA

  • Alevi kurum başkanları: Bu saatten sonra çıkacak yasa hükümsüzdür -VİDEO

    Alevi kurum başkanları: Bu saatten sonra çıkacak yasa hükümsüzdür -VİDEO

    PİRHA-8 Alevi örgütü, AKP tarafından torba yasa içerisinde Meclis’e getirilen cemevleri düzenlenmesine karşı yapılan eyleme polis tarafından sert müdahale edildi. Eylemden sonra yaşananlara ilişkin görüşlerini dile getiren Alevi kurum başkanları, “Bizler demokratik taleplerimizi her ortamda dile getirmeye ve bunun için mücadele etmeye devam edeceğiz. Bizim bu duruma gelmemize neden olanlardan birisi de AKP iktidarıyla birlikte hareket eden Alevilerdir, bu yasayı destekleyenlerdir” dedi.

    AKP hükümeti tarafından vergi kanunlarındaki düzenlemeleri de içeren torba yasa içerisinde Meclis’e getirilen cemevleriyle ilgili düzenleme Aleviler tarafından tepkiyle karşılanırken, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından yayınlanan kararname ile, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kuruldu. Başkan ve 11 üyeden oluşacak danışma kurulunun da kurulacağı belirtilen başkanlığa 53 kadro açıldı.

    8 Alevi örgütü, AKP tarafından torba yasa içerisinde Meclis’e getirilen cemevleri düzenlenmesine karşı eylem yaptı. Eyleme polis tarafından sert müdahalede bulunurken, HBVAKV Genel Başkanı Ercan geçmez ile ADFE Başkanı Celal Fırat, ABF yöneticisi Elif Keleşo ve Bahçelievler Hacı Bektaşi Veli Derneği Başkanı Ufuk Emre Bektaş polis müdahalesi ardından hastaneye kaldırıldı.

    Alevi kurum başkanları, eylemden sonra yaşananlara ilişkin görüşlerini dile getirdi.

    “DEMOKRATİK TALEPLERİMİZİ HER ALANDA DİLE GETİRMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan: “Bugün Alevi kurumları Ankara’da torba yasaya karşı bir basın açıklaması gerçekleştirdiler. Biz bu ülkedeki son yıllarda yaşanan hukuksuzluğu, baskıyı, zulmü bugün bir kez daha yaşadık. Bütün barışçıl diyaloglarımıza rağmen Ankara valiliği ve polisi tek adam rejiminin talimatlarına uyarak ciddi bir şiddet uyguladı. Buna rağmen bizler direndik ve Çankaya kapısına geldik, açıklamamızı gerçekleştirdik. Kurumlarımızın genel başkanlarından yaralananlar oldu. Bizler demokratik taleplerimizi her ortamda dile getirmeye ve bunun için mücadele etmeye devam edeceğiz. Tüm Alevileri de bu davaya sahip çıkmaya davet ediyorum.”

    “BİZE YAPILANLAR BİR CAMİ HOCASINA YAPILSA NE OLURDU?”

    Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Başkanı Celal Fırat: “Arbede sırasında ben de yaralandım. Kaburgalarımda zedelenmeler var. Burnumda bir kırık varmış, o an fark etmedim. Bir darbe aldım ama hastaneye gelince kırık olduğu anlaşıldı. Bugün bize yaşatılanları, yapılanları bir cami hocasına yapsalardı o toplum ne yapardı? Bunu kendi vicdanlarına sormak istiyoruz? Biz bu zulmü yaşamayı hak etmiyoruz. Bizim bu duruma gelmemize neden olanlardan birisi de AKP iktidarıyla birlikte hareket eden Alevilerdir, bu yasayı destekleyenlerdir.”

    “BU SAATTEN SONRA YASA ÇIKSA DA HÜKÜMSÜZDÜR”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe:      “Aleviler yine bugün tarih yazdı. Baskıya, zulme boyun eğmemenin, zalime biat etmemenin tarihini bir kez daha yazdılar. Türkiye’nin dört bir yanından gelerek cemevleri ile ilgili düzenlemeye karşı çıktılar, itirazlarını dile getirdiler. Bu saatten sonra çıkacak yasa hükümsüzdür. Çünkü Aleviler kararını verdi ve Alevilik torbaya sığmaz dedi. Sonucu ne olursa olsun biz direnmeye devam edeceğiz.”

    “ALEVİLER ÖNLERİNE ÇIKAN HER ZORLULUĞA KARŞI BİRLİKTE HAREKET EDECEKLER”

    Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) Başkanı Haydar Baki Doğan: “Bugün Alevi örgütlülüğü açısından son derece önemli bir gündü. Aleviler tarih boyunca hep mazlum oldular. Her zaman otoriteye karşı baskı altında kalmışlar ve yıpratılmışlardır. AKP hükümetinin son dönemlerde yapmaya çalıştığı ve Meclis’e getirdiği torba yasa ile birlikte Alevilerin sorunlarına tamamen uzak olan yasa değişikliğine karşı Aleviler hem demokratik haklarını kullanmak hem de bu yasaya karşı çıktıklarını tüm dünyaya haykırmak için bir araya geldiler. Burada polisin zorlaması ile karşı karşıya kaldılar ancak Aleviler önlerine kurulan tüm barikatları yıktılar ve taleplerini dile getirdiler bu yaşananlar gösterdi ki Aleviler önlerine koyulan her zorluğu aşmada beraberlik içerisinde olmaya devam edeceklerdir.”

    PİRHA/ANKARA

  • HDP’li Kenanoğlu: Alevi sorununu 5-6 madde değişikliğiyle çözemezsiniz! -VİDEO

    HDP’li Kenanoğlu: Alevi sorununu 5-6 madde değişikliğiyle çözemezsiniz! -VİDEO

    PİRHA- HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu Meclis’te yaptığı konuşmada, “Bu tür temel meseleler böyle 5-6 maddeyle, sizin dediğiniz gibi birtakım teknik düzenlemelerle çözülemez. Bu ülkede yaşayan bütün Alevilerin gözü kulağı bu kanunda. Aleviler bugün bu kapının önüne boşuna gelmediler” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Meclis’te görüşülmeye başlanılan ve torba yasa içerisinde yer alan cemevleriyle ilgili düzenlemeye ilişkin söz alarak Meclis kürsüsünde konuştu.

    Türkiye’nin en temel meselelerinden biri olan Alevilik sorununun teknik madde düzenlemeleriyle çözülemeyeceğini vurgulayan Kenanoğlu, söz konusu maddelerin geri çekilmesi gerektiğini ve Meclis komisyonu kurularak sorununun derinlikli bir şekilde ele alınması gerektiğini ifade etti.

    “İLK DEFA MECLİS’E ALEVİLERLE İLGİLİ BİR KANUN GELİYOR”

    Kenanoğlu, şunları dile getirdi:

    “Burada Türkiye’nin en temel meselelerinden bir tanesini yüz yıllık Cumhuriyet tarihinde ilk defa konuşma fırsatı buluyoruz. 2023’le Cumhuriyetin yüzyılı ve ilk defa Alevilerle ilgili bir kanun geliyor, doğrudan Alevileri ilgilendiren bir kanun. Dolayısıyla biz bu kanunun teknik bir kanun, İmar Kanunu’nda düzenleme, belediyelerin birtakım yetkileri üzerinde düzenleme filan şeklinde ele alınmasını da doğru bulmuyoruz. Türkiye’de yaşayan Alevi toplumunun tümüyle haklarını ele alan ve bunların haklarını, önümüzdeki yüzyılı düzenleyen bir kanundur.

    BU MESELEYİ 5-6 MADDELİK TEKNİK DÜZENLEMEYLE ÇÖZEMEZSİNİZ

    Bu işin sadece bir teknik üzerinden, işte İmar Kanunu’ndaki bilmem ne üzerinden düzenleme olarak ele alamazsınız. ‘Cemevi’ dediğiniz şey nedir, bunun tanımını yapıyor musunuz? Bunun tanımını yapmıyorsunuz, sadece diyorsunuz ki ‘cemevi’ konusunda şu düzenlemeyi getiriyoruz, İmar Kanunu’nda bunu yapıyoruz, belediyelerle ilgili bunu yapıyoruz, il özel idareleriyle ilgili bunu yapıyoruz. Bu tür temel meseleler böyle 5-6 maddeyle, sizin dediğiniz gibi birtakım teknik düzenlemelerle çözülemez. Bütün Alevi toplumunun, bu ülkede yaşayan bütün Alevilerin gözü kulağı bu kanunda, bugün buraya boşuna gelmediler, bu kapının önüne boşuna gelmediler.”

    PİRHA/ANKARA

  • FEDA: Bugün yapılan saldırı Alevilere karşı savaş ilanıdır

    FEDA: Bugün yapılan saldırı Alevilere karşı savaş ilanıdır

    PİRHA-Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), AKP tarafından torba yasa içerisinde Meclis’e getirilen cemevleri düzenlenmesine karşı Aleviler tarafından yapılmak istenen eyleme polisin sert müdahalesine tepki göstererek yazılı açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Bu saldırıyla AKP- MHP faşist iktidarının Alevileri ve Aleviliği yok etmek istediği bir kez daha ortaya çıkmıştır” denildi.

    8 Alevi örgütü, AKP tarafından torba yasa içerisinde Meclis’e getirilen cemevleri düzenlenmesine karşı eylem yaptı. Eyleme polis tarafından sert müdahalede bulunurken, HBVAKV Genel Başkanı Ercan geçmez ile ADFE Başkanı Celal Fırat, ABF yöneticisi Elif Keleşo ve Bahçelievler Hacıbektaş Veli Derneği Başkanı Ufuk Emre Bektaş polis müdahalesi sonucu hastaneye kaldırıldı.

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), AKP tarafından torba yasa içerisinde Meclis’e getirilen cemevleri düzenlenmesine karşı Aleviler tarafından yapılmak istenen eyleme yönelik polisin sert müdahalesine tepki göstererek yazılı açıklama yaptı.

    “SÖZDE YASANIN AMACI ALEVİLİĞİ DEVLETİN DENETİMİNE ALARAK YOK ETMEKTİR”

    AKP-MHP iktidarının devletin zorbalığını kullanarak Aleviliği bu topraklardan silmek amacıyla torba yasası düzenlemek istediğinin belirtilen açıklamada, “Sözde yasanın amacı Aleviliği devletin denetimine alarak yok etmek, Alevileri de Sünnileştirmektir.  Bu büyük tehlikenin farkında olan Alevi kurumları, en haklı ve en meşru tepkilerini ortaya koymak için harekete geçmişlerdir. AKP- MHP hükümeti başından beri Aleviliği yok ederek Alevileri Sünnileştirme projesini hayata geçirmenin arayışı içindedir. Bu son sözde yasayla da bu süreci tamamlamak, Aleviliğe yeni don biçmek istiyorlar. Alevi kurumları bugün bu yasaya karşı tepkilerini ifade etmek amacıyla meclisin önünde bir kitlesel eylem düzenlemişlerdir. Bu amaçla ülkenin her tarafından ve yurt dışında bulunan Aleviler güçlü bir katılımla meclisin önünde toplanmış, kendilerini ve inançlarını yok etmeyi amaçlayan sözde yasanın geri çekilmesini talep etmek istemişlerdir” denildi.

    “ALEVİLER DÜN OLDUĞU GİBİ BUGÜN DE ZULME BOYUN EĞMEYECEKLER”

    Polisin bugün Alevilerin demokratik eylemine tahammül edemeyerek sert müdahalede bulunduğu vurgulanan açıklamanın devamında şunlar ifade edildi:

    “Bu saldırıyla AKP- MHP faşist iktidarının Alevileri ve Aleviliği yok etmek istediği bir kez daha ortaya çıkmıştır. Hem çıkartılmak istenen sözde yasa, hem de bugün yapılan saldırı Alevilere karşı savaş ilanıdır. Aleviler, tarihleri boyunca zulme karşı direnerek varlıklarını korumuş ve sürdürmüşlerdir. Hızır paşalara ve Yezitlere nasıl karşı koymuş ve direnmişlerse, bugünün Yezitlerine de karşı koyacak ve direneceklerdir. Alevi inancının temel taşları olan adalet, eşitlik ve özgürlük, bugün AKP-MHP hükümetinin saldırılarına karşı en güçlü direnişi ortaya koymamızı bize söylemektedir. Dolayısıyla herkes ve en başta AKP- MHP hükümeti ve onlara fırsat veren “yol düşkünleri” bilsinler ki, Aleviler, dün olduğu gibi bugün de zulme boyun eğmeyeceklerdir. Biz Aleviler, AKP- MHP’nin saldırılarını örgütlü ve haklı mücadelemizle püskürtebiliriz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP’li vekiller: Alevilerin eşit yurttaşlık talebi görmezden geliniyor -VİDEO

    HDP’li vekiller: Alevilerin eşit yurttaşlık talebi görmezden geliniyor -VİDEO

    PİRHA-8 Alevi örgütü, AKP tarafından torba yasa içerisinde Meclis’e getirilen cemevleri düzenlenmesine karşı eyleme polis tarafından sert müdahale edildi. Eylemden sonra söz konusu yasaya ilişkin görüşlerini dile getiren HDP Milletvekilleri, “Hükümet bugün bir çözüm gibi yasa tasarısı getirdi. Aleviliğe bir kültürel faaliyetmiş gibi bakılıyor ve Alevilerin eşit yurttaşlık talebi görmezden geliniyor. Meclis’in içinde ve dışında ne kadar güçlü durursak o kadar geri adım attırabiliriz” dedi.

    AKP hükümeti tarafından vergi kanunlarındaki düzenlemeleri de içeren torba yasa içerisinde Meclis’e getirilen cemevleriyle ilgili düzenleme Aleviler tarafından tepkiyle karşılandı.

    Söz konusu yasa tasarısının bugün Meclis Genel Kurulu’na getirilerek görüşülecek.

    8 Alevi örgütü, AKP tarafından torba yasa içerisinde Meclis’e getirilen cemevleri düzenlenmesine karşı eylem yaptı. Eyleme polis tarafından sert müdahalede bulunurken, HBVAKV Genel Başkanı Ercan geçmez ile ADFE Başkanı Celal Fırat, ABF yöneticisi Elif Keleşo ve Bahçelievler Hacıbektaşi Veli Derneği Başkanı Ufuk Emre Bektaş polis müdahalesi ardından hastaneye kaldırıldı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekilleri Saruhan Oluç, Ali Kenanoğlu ve Ömer Faruk Gergerlioğlu, eylemden sonra söz konusu yasaya ilişkin görüşlerini aktardı.

    “MECLİS’İN İÇİNDE VE DIŞINDA NE KADAR GÜÇLÜ DURURSAK O KADAR GERİ ADIM ATTIRABİLİRİZ”

    HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, Alevi toplumunun taleplerinin Meclis’in önünde dile getirilmesinin önemine dikkat çekerek şunları söyledi:

    “Bütün partiler bunu görsün, duysun istendi. Demokrasi güçlerine karşı polisin müdahaleleri her zaman oluyor ama bu müdahalelere boyun eğmemek lazım. Bu müdahaleler eninde sonunda sona erecek. Çünkü demokratik protesto hakkı her yurttaşın, her toplum kesiminin hakkıdır. İçişleri Bakanlığı polis eliyle bu hakkı engelliyor. İçişleri Bakanı her zaman hukuksuz ve demokrasi dışı davranıyor. Toplumsal ve siyasal muhalefet başta İçişleri Bakanı olmak üzere hükümete demokrasinin, hukukun, adaletin, insan haklarının ne olduğunu öğretecek. Bunu da ortak mücadele ile gerçekleştireceğiz. AKP – MHP ittifakı Meclis’te çoğunlukta olduğu için bu yasayı çıkarmaya çalışacaktır. Bizler Meclis’in içinde ve dışında ne kadar güçlü, sağlam bir muhalefet yaparsak o kadar geri adım attırabiliriz diye düşünüyorum.”

    “ALEVİ TOPLUMUNUN DIŞARIDAKİ GÜCÜ BİZİ DE MECLİS’TE GÜÇLÜ HALE GETİRECEKTİR”

    HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu ise, Alevilerin bugün yurdun dört bir tarafından Meclis’e gelmelerinin Meclis’te görüşülen yasaya dikkat çekmelerinin bu yasanın geri çekilmesi konusunda son derece önemli olduğunu vurgulayarak şunları ifade etti:

    “Alevilerin bu yasa ile ilgili görüşlerini, fikirlerini beyan etmelerini ve yasanın geri çekilmesini talep etmelerini son derece önemli buluyorum. Parlamentoya gelen bir yasa sayısal çoğunluk nedeniyle ertelenebiliyor ama eninde sonunda geçiyor. Meclis’te kanunun geri çekilmesi ancak sokakta bir takım tepkilerin verilmesiyle olabiliyor. Bu anlamıyla Alevi toplumunun bugün burada göstermiş olduğu tepki bütün engellemelere rağmen çok önemli ve değerliydi. İnancına, kimliğine ve haklarına sahip çıkmada kararlı olmaları sonuçta etkili olacaktır. Bunun da Meclis’e bir yansıması olacaktır. Burada yaşananları bizler Meclis’te yansıtacağız, anlatacağız. Bu yasanın Aleviliği zapturap altına almak, Alevi kurumlarına bir kayyum atama yasası olduğunu biliyoruz. Yasa bir bütün olarak kurulacak başkanlıkla işletilebilecek. Bu başkanlığın kendisi Aleviliğe bir darbe anlamına geliyor. Bizler milletvekilleri olarak Meclis’te Alevi toplumunun taleplerini gündeme getireceğiz. Alevi toplumunun dışarıdaki gücü bizi de Meclis’te güçlü hale getirecektir.”

    “BU ÜLKEDE TÜM İNANÇ KESİMLERİNİN ÖZGÜR OLMASI GEREKİYOR”

    HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu da, iktidarların on yıllardır Alevilerin haklarını gasp ettiklerini anımsatarak şunları kaydetti:

    “Yapılması gereken eşitliği, adaleti sağlamak. Bunu yapmak çok zor bir şey değil. Hükümet bugün bir çözüm gibi yasa tasarısı getirdi. Aleviliğe bir kültürel faaliyetmiş gibi bakılıyor ve Alevilerin eşit yurttaşlık talebi görmezden geliniyor. Bugün Aleviler taleplerini dile getirmek için Meclis’in önüne geldiler. Polisin bir müdahalesi gerçekleşti. Bu durum iktidarın ne yapmaya çalıştığının bir göstergesidir. Orantısız bir müdahale söz konusu oldu. Biz bu yasa tasarısına HDP milletvekilleri olarak muhalefet edeceğiz. Onlar sayısal çokluklarıyla bunu kabul ettirmek isteyecekler ama bizler her koşulda bu yasaya tepkimizi göstereceğiz. Alevilerin taleplerini Meclis’te dile getirmeye devam edeceğiz. Bu ülkede tüm inanç kesimlerinin özgür olması gerekiyor, haklarını eşit bir şekilde elde etmesi gerekiyor ve ayrımcılığa uğradığını hissetmemesi gerekiyor. Türkiye 2. yüzyılı deniliyor. 2. yüzyıl tekçilik üzerine olmamalı, dayatmacılık üzerine olmamalı. 2. yüzyılın esası çoğulculuk üzerine, hakkaniyet, adalet ve özgürlük üzerine olmalı.”

    PİRHA/ANKARA

  • Ankara Valiliği’nden Alevilerin yürüyüşüne engel-VİDEO

    Ankara Valiliği’nden Alevilerin yürüyüşüne engel-VİDEO

    PİRHA- Alevi örgütlerinin Meclis önünde yapmak istediği eylem Ankara Valiliği tarafından engelleniyor.

    Yoğun kitleler halinde birçok ilden Ankara’ya gelen Alevi örgüt yönetici ve üyeleri Ankara girişinde polisler tarafınca durduruldu.

    Alevi kurum yöneticileri yapılacak olan eylem için toplanma yeri olarak Meclis Çankaya kapısını belirtmişti, ancak kolluk güçleri kitlenin Meclis yakınına gelmesini izin vermedi.

    Yurttaşların büyük bir kısmı Çankaya Ayrancı Pazarı içerisinde polisler tarafından tutuluyor. Meclis önünde de bekleyiş sürerken, “Devletin Alevisi olmayacağız”, “Alevilik torbaya sığmaz” sloganları yükseliyor.

    Emniyet güçleri, 8 Alevi çatı örgütünün TBMM önünde yapmak istediği eyleme dair, “Henüz valilikten gelen net bir açıklama yok, eylemin nerede yapılacağı konusunda bilgi sahibi değiliz” açıklamasını yaptı.

    HDP, CHP ve TİP’li milletvekiller de görüşmeler gerçekleştiriyor.

    PİRHA/ANKARA

  • Yol Aşkına Birlik Buluşması’nın sonuç bildirgesi açıklandı-VİDEO

    Yol Aşkına Birlik Buluşması’nın sonuç bildirgesi açıklandı-VİDEO

    PİRHA- AKP-MHP hükümetinin cemevleri üzerinden yürüttüğü politikalara karşı 7 Alevi çatı örgütünün çağrısıyla, Yol Aşkına Birlik Buluşması’nda bir araya gelen Aleviler, sonuç bildirgelerini açıkladı. Sonuç bildirgesinde, “Bizler bugün burada bir araya gelen Dedeler, Pirler, Mürşitler, Rehberler, Analar, Aşıklar, Zakirler ve Talipler olarak dardayız. Hakk’tan yana her canı da bu meydanda dik durmaya davet ediyoruz” denildi.

    AKP-MHP hükümetinin cemevleri üzerinden yürüttüğü politikalara karşı analar, pirler, dedeler ve babalar, Yol Aşkına Birlik Buluşması’nda bir araya geldi.

    Aleviler yapılan toplantının ardından sonuç bildirgelerini açıkladı.

    “Rızasız lokma yemeyiz, Hakk’tan gayrı taraf olmayız” başlıklı sonuç bildirgesini Dede Eren Yıldırım okudu.

    “RÜŞVET KARŞILIĞI YOLUMUZDAN VAZGEÇMEMİZ İSTENİYOR”

    Okunan bildirgede şu ifadelere yer verildi:

    “Dedelik, Pirlik, Mürşitlik, Rehberlik, Müsahiplik, Analık, Ana Sultanlık, Aşıklık, Zakirlik ve Taliplik Yolumuzun temel kurumlarını beyan eder ve bizler bu temel kurumların temsilcileri ve aynı zamanda uygulayıcıları olarak evvela ayin-i cem meydanında bir kavilde karar kılıp ikrarbend oluruz. İkrarbend olurken Şahı Merdan Ali’yi dört kapının kilidi ve Pirimiz Hünkâr Hacı Bektaş Veli’yi dört kapının dili biliriz. Başımızı yalnızca Meydan-ı Ali’de ve Hak çerağını uyaran ocaklarımızın, erenlerin, evliyaların sürdüğü Yol’da eğeriz ve bunun dışında eğilmez başımız bizim. Görüyor ve duyuyoruz ki hayatlarında tek bir defa da olsa yolu Kırklar Meydanı’na düşmemiş; hatta cemevlerine ibadethane demeden, ayn-i cemi de ibadet olarak kabul etmeden, Pir, Rehber ve Mürşid cemali görmemiş birileri Yolumuzun temel kurumlarını yeniden yapılandırmakta ve bununla da yetinmeyip “maaş” karşılığında üstü örtük bir rüşvet ile Yolumuz’dan vazgeçmemizi buyurmaktadır! Yolumuzu bin bir emek ve çaba ile canları pahasına bugüne kadar taşımış olanlar ne zaman “maaş”a tenezzül edip ve bizler de üstü örtük ‘rüşvet’ ile’’ yani Yolumuz’dan ödün verip rızasız lokmaya razı olalım! Rızamız olmadan cemevleri ibadethane ve bununla da yetinmeyip cem de ibadet olmasın deniliyor! 84 milyon 680 bin 273 nüfuslu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin her bir ferdinin hakkının olduğu bir bütçede kim ne hakla “maaş” adı altında böyle bir teklifte bulunabilir? Bilinmesini isteriz ki Yolumuzdan vazgeçmemiz için maaş adı altında sunulan böyle bir teklifi en basit haliyle saygısızlık olarak biliriz ve Aleviliğin temel kurum temsilcileri olmamızın ötesinde birer vatandaş olarak bizleri ziyadesiyle incitmiştir.  Ayrıca yapılan çalışmalar ve söylemler dikkate alındığında Aleviliğin inançsal yapılanmasına yönelik resmi ve hukuksal birtakım girişimlerde bulunulmak istenmekte ve bu girişimler dâhilinde T.C. Kültür Bakanlığı bünyesinde kurumsallaştırılmaya gidilmesinin gerekliliği savunulmaktadır. Fakat gerek Aleviliğin temel kurumları ve gerekse bu temel kurumlar içerisinde yer alan “Dedelik Kurumu”, devletin doğrudan düzenleyici müdahalesine bu şekilde maruz kalmamıştır. Bu aşamada, devletin doğrudan Aleviliğin inançsal yapısı ve dedelik kurumuna müdahalesini kabul etmiyoruz ve aynı zamanda buna rıza göstermiyoruz.

    Bu babtan olmak üzere;

    Dedelik kurumuna müdahale edilmesi, bu kurumun kendi dinsel meşruiyetini ve bu meşruiyet dâhilinde varlığının anlamını bütünüyle imha edecek ve yerine devlet merkezli bir kurumsallaşmaya yer verilecektir. Böyle bir girişim, laiklik ilkesi ile tümüyle çelişeceği gibi, bir inancın kurumsal yapısının devlet eli ile düzenlenmesi demektir. Böyle bir düzenleme olsa olsa mevcut eşitsizliğin, ötekileştirmelerin, yanlışların ve ayrımcılığın daha da ağırlaşmasına katkısı olur. Bir adım ötesi ne olur? Cemevi ibadethane olmasın ve buna bağlı olarak cem de ibadetten sayılmasın! Payımıza düşürülen folklorik, kültürel ve turistlik bir alan!

    Dedelerin nasıl yetiştirileceği, kimlerin dedelik yapıp yapmayacağı, dedelerin yapacağı hizmetlerde aranan ölçüt, özellik ve koşullar bir bütün olarak Alevilerin iç meselesidir ve bu mesele zaten belirli bir düzene bağlanmış durumdadır. İşlenmekte olan bu düzene müdahale edilmesi açıkça Aleviliğin devlet eli ile yeniden inşası demektir. Bu da Alevilerin temel hak ve özgürlükler bağlamında talep etmiş oldukları hiçbir sorunu çözmez tam tersine kangrenleşen sorunlara biri ya da birkaçının daha eklenmesi ile sonuçlanır.

    YASANIN ALEVİLER İÇİN YARATACAĞI SONUÇLAR SIRALANDI

    Devlet eli ile dedelik kurumuna müdahale edilmesinin Alevi toplumuna pozitif hiçbir katkısı olmayacaktır, tam tersine aşağıda yer alan sonuçları beraberinde getirir:

    -Dedelere devlet bünyesi veya bunun dışında yer alan herhangi bir kuruluş aracılığı ile kadro tahsis edilip, maaşa bağlanmaları Diyanet’in resmi verilere göre sayısı 140 bini aşan kadrosundan sonra maaşlı yeni bir dinsel kesimin oluşması ile sonuçlanır. Ebed ve ezel olan Yolumuzun hiçbir düsturunda böyle bir uygulamaya bugüne kadar yer verilmemiştir ve bundan sonra verilmesi kabul edilemez. Peki devlet bu müdahaleye nereden başlamaktadır? Cemevlerini ibadethane statüsünden çıkararak ve ayin-i cemi de ibadet olduğunu saymayarak!

    -Dedelik kurumu, devletin gördüğü ve anlamak istediği şekilde yalnızca dededen ibaret değildir. Tersine dedelik kurumu pir, rehber, mürşit, zakir, ana, sultan ana, baba vb. kurumları da kendi içinde barındırır. Bu anlamda devletin, dedelik kurumuna müdahale etmesi Alevi inancının terminolojisinde yer alan bazı kavramların da imha edilmesi anlamına gelir.

    -Alevi tarihinin hiçbir döneminde “dedelere maaş” adı altında herhangi bir ödeme yapılmamıştır, yapılması da kabul edilmez; çünkü Alevilikte Yol hizmetini yürütenlere, talipleri tarafından gönüllerinden geldiği oranda cerağ veya hakkullah verilir. Ödenen bu meblağın ederi hiçbir zaman hizmeti yürüten kişi veya kişiler tarafından da belirlenemez.

    -Devletin belirleyeceği ve ödeme yapacağı maaş Alevi öğretisindeki hakullah uygulaması ile tamamen zıt noktalarda yer alır. Çünkü devletin bütçesi bu ülkede yaşayan bütün toplumsal kesimlerin ödediği vergilerden oluşur. Alevi toplumunun hizmetini yürüten herhangi bir kişinin bütün toplumsal kesimlerin ödediği vergilerden olan bir bütçeden maaş alması yürütmüş olduğu hizmetin inançsal ve düşünsel olarak inkârı anlamına gelir ki bu durum aynı zamanda diğer toplumsal kesimlerin haklarının yenilmesi ve ihlal edilmesi demektir. Oysa Aleviliğin temeli haktır, hizmeti yürütenler ise bu hakkı korumak ile mükelleftirler.

    -Alevilikte ve Aleviler’de Yol hizmetini yürütenler talipleri gibi işinde, gücünde, tarlasında, bağında, bahçesinde, özel sektörde, devlet dairesinde (son dönemlerde bu daire Aleviler için hayli daraldı) çalışır ve üretirler. Devlet eli ile dedelik kurumuna müdahale edilmesi halinde Alevi toplumu içindeki bu eşitlik olgusunu zedeler ve aynı zamanda Aleviler içerisinde bir “dinsel grubun” oluşmasına neden olur. Alevilikte ve Aleviler’de hiç kimse veya hiçbir organ “fetva makamı” değildir, devlet eli ile yapılmak istenen ise Alevileri “terbiye etme” adına bir “fetva” makamı oluşturmaktır.

    -Yol’a talip olmak ile bir devlete yurttaş olmak farklı olgusal gerçekliklerdir. Devletin ödev ve sorumluluğu yurttaşlara eşit haklar temelinde yaklaşmasıdır. Aleviler’in devletten beklentisi talebi de bu yöndedir. Uzunca bir süredir Alevi toplumu tarafından dile getirilen taleplerin hiçbir yerinde “dedelerimizi maaşa bağlayın”, “dedelerimize kadro tahsis edilsin”, “dedelerimizi yetiştirin”, “dedelerimize araştırmacı” adı altında vb. ifadeler yer almamıştır. Devletin burada yapmak istediği Alevi yurttaşlara olumlu yönde herhangi bir hizmet yapmaktan öte kendisinin kontrol ettiği ve yeri geldiğinde dilediği gibi müdahale ettiği bir Alevi toplumunu inşaa etmektir. Bunun sadece ismi Alevilik olur. Oysa dedeler Yol’a hizmet için talibe gider, devlete hizmet için değil. Devlet hizmeti ise yurttaşlık temelinde kendisine verilen veya üstlenilen görev ve sorumluluğu liyakatı ve yaptığı hizmetin niteliği yerine getirilir.

    -Dedelerin, talipler ile birlikte yürütmüş olduğu Yol, Hak-Muhammed-Ali Yolu’dur. Buna ne Diyanet ne ilahiyat fakülteleri ne de devletin asimilasyon amaçlı yetiştirmiş olduğu kadrolar müdahale edebilir. Devlet, dedelerin ayin-i cem yaptığı yeri ibadethane olarak tanımıyorsa, dedenin yürütmüş olduğu cemi ibadet olarak kabul etmiyorsa, mantıksal olarak dedenin kendisini de bizzat inkâr ettiği sonucuna varılmaz mı?

    -Şah-ı Merdan Ali der ki devletin dini adalettir. Devletten beklediğimiz laikliği esas alan temel hak ve özgürlükler bağlamında bütün toplumsal kesimleri eşit derecede kapsayacak şekilde anayasal yeniden bir tanımlamaya ve yurttaşlık fikrine ihtiyaç  vardır. Bu ihtiyaç ancak demokratik tahammüller temelinde işlemelidir. Toplumu ayrıştıran ve ötekileştiren uygulamalardan uzak duran, toplumsal barışı ve birlikte yaşamayı esas alan duyguya, düşünceye ve politikalara ihtiyaç vardır.

    -Bizler bugün burada bir araya gelen Dedeler, Pirler, Mürşitler, Rehberler, Analar, Aşıklar, Zakirler ve Talipler olarak dardayız. Darımız Fatma Ana darıdır, Nesimi darıdır, Mansur darıdır ve Fazlı darıdır. Meydanımız Kırklar Meydanı’dır ve bizler ancak ve ancak niyaz olurken bu meydanda başımızı eğebiliriz, başka türlü baş eğmeyi bilmeyiz. Hakk’tan yana her canı da bu meydanda dik durmaya davet ediyoruz.

    -Burada sözlerimize son vermeden evvel cemevlerini ibadethane görmeyen ve ayin-i  cemi ibadet olarak kabul etmeyen girişimlere rağmen “maaş”a tenezül eden dedelere diyeceğimiz şudur: sizleri ocak/larınıza ve taliplerinize havale ediyoruz. Biz el ele, el Hakk’a biriz maaşı bilmeyiz; el alırız el veririz ama Yolumuza karşılık maaş almayız. Çünkü Yol ikrar ve rıza üzerinedir. RIZASIZ LOKMA YEMEYİZ HAKK’TAN GAYRI TARAF OLMAYIZ

    GERÇEĞE HÜ!”

    PİRHA-ANKARA

  • ‘Devlet Aleviliğe açıkça müdahale ediyor ve dizayn etmeye çalışıyor”-VİDEO

    ‘Devlet Aleviliğe açıkça müdahale ediyor ve dizayn etmeye çalışıyor”-VİDEO

    PİRHA- AKP-MHP hükümetinin cemevleri üzerinden yürüttüğü politikalara karşı analar, pirler, dedeler ve babalar, 7 Alevi çatı örgütünün çağrısıyla, Yol Aşkına Birlik Buluşması’nda konuşan analar, pirler, dedeler, “Alevilik torbaya sığmaz. Yarın meclisin önünde olacağız. Rızalık ve lokmalarımızla bu yolu sürdüreceğiz” dediler.

    AKP-MHP hükümetinin cemevleri üzerinden yürüttüğü politikalara karşı analar, pirler, dedeler ve babalar, 7 Alevi çatı örgütünün çağrısıyla, Yol Aşkına Birlik Buluşması, dedeler, pirler ve anaların konuşmalarıyla devam ediyor.

    “ALEVİLER OLARAK İKRARIMIZDAN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Muharrem Erkan dede, şunları dile getirdi:

    “Başınızı yukarı kaldırın. Dert sizde derman ellerinizde. Bu ülke demokratik bir ülke, yasalara uymak zorunda. Bizler bu konuda baskı oluşturmaya devam edeceğiz. Anayasa’da herkes eşittir diyorlar ama gerçek öyle değil. Biz eşit yurttaşlık istiyoruz, onlar size maaş verelim diyorlar. Biz Aleviler olarak ikrarımızdan vazgeçmeyeceğiz. Biz demokrasi istiyoruz. Vatandaş olarak haklarımızı savunmaya devam edeceğiz. Yarın bunun için meclise gideceğiz. Maaşa paraya tamah etmemeliyiz.”

    “KİMSE BİZE DON BİÇMEYE KALKAMAZ

    Ercan Kazım Özer dede, Aleviliğin torba yasaya sığmayacağının altını çizerek, “Gelinen süreçte birazda iğneyi kendimize batırmalıyız. Sürekli birbirimizi tekrar ediyoruz. Ciddi bir yol ayrımındayız. Kurumlar Alevilerin gerisine düştü. Alevi kurumlarımız toplumsal sorunlarımızı çözmek için kuruldu. Son 10 yıldır hep aynı söylemler yapılıyor. Alevilerin talepleri  3-4 maddeden ibaret mi? Alevilik açmaza girdi. Kimse bize don biçmeye kalkamaz. Bugün bunun için toplandık. Yarın meclisin önünde olacağız.  Bu yasayla Alevilik tamamen bitirilmeye değiştirilmeye çalışılıyor. Alevi kurumları içindeki yapı değişmeli ve yeni bir bakış açısıyla inşa edilmemelidir” diye konuştu.

    “FERMANA KARŞI BİRLİK OLMAK ZORUNDAYIZ

    Süleyman Deprem dede; “Biz yılardır bu mücadelenin içindeyiz. Biraz kendimize dönmeliyiz. Alevi tarihinde yasal bir örgütlenme var mıdır?  Şartların gereği oluşan kurumlarımız ocakların üzerinde mi? Bu kurumlar neden ayrılık yaşıyorlar? Burda başka hesaplar mı var? Yol için birlik olmak zorundayız. Aleviler kimseyle ittifak yapmamalı. Net olarak taleplerimizi ortaya koyup birlikte mücadele etmeliyiz” şeklinde konuştu.

    Mehmet Turan dede, “Başkasından önce kendimizi eleştirelim. Devlet yeni bir ferman çıkarmaya çalışıyor. Bu fermana karşı birlik olmak zorundayız. Bize Aleviliği tarif etmeye kalkmasınlar. Devlet bize gölge etmesin başka ihsan istemez” dedi.

    “BİRBİRİMİZİ ELEŞTİRELİM DOĞRU YOLU BULALIM

    Mehmet Karabulut dede de, “Varsın hayat soysuza fırsat tanısın. Biz onursuz eli öpmeyiz. Biz her zaman helal lokma yedik. Hiçbir canımızı Yezide teslim etmedik. Birbirimizi eleştirelim doğru yolu bulalım. Aramızda sevgi ve sahiplenme olursa kimse bize bir şey yapamaz. Devlet Kızılbaşları hizaya getirmek istiyor. Buna karşı birlik olmalıyız” diye belirtti.

    Ercan Yıldırım dede ise, “Biz çok eksik kaldık. Burada gündem dışı her şeyi konuştuk. Toplantımız bitince ulaşabildiğimiz tüm canları yarın meclis önüne çağıralım. Yarın sesimiz ne kadar gür çıkarsa bizim avantajımıza olacaktır. Cemevlerimiz asimile ediliyor. Bu yasaya evet diyen dedeler de var. Bir olmak zorundayız” dedi.

    “BU YASA BİZİ RENCİDE EDİYOR”

    Celal Gürel dede, “Alevilik inançtır. Kültür bakanlığına bağlanamaz. Alevi kurumları bir arada değil. Çalıştaylar da yapıldı hep fiyaskoyla sonuçlandı. Bir dedenin yanlışı varsa canlar ifşa edip yargılamalı. Bu yasa bizi rencide ediyor” diye konuştu.

    Haşim Kızılveren dede, “Biz inancımızın yüzde 80’ini Kültür Bakanlığı na devretmişiz zaten. Cem yapmak için bakanlıktan, valilikten izin alıyoruz. Tüm dergahlarımızı kaptırmışız. Alevilik torbaya sığmaz. Bizi yok etmek istiyorlar. Yarın meclisin önünde olacağız. Bir yasa yapılacaksa AİHM kararları uygulanmalı. Hiçbir dede devletten maaş almamalıdır. Rızalık ve lokmalarımızla bu yolu sürdüreceğiz.  Bugünü değil 20 30 sene sonrayı düşünün” ifadelerini kullandı.

    “BU SALDIRI BURADA BİTMEYECEK

    Hüseyin Esen dede, “Bu başkanlık birimine kimi atarlarsa atasınlar biz asla kabul etmiyoruz. Bu saldırı burada bitmeyecek. Alevilerin stratejisi yok. Birlik değiliz. Alevilerin sorunları bu yasayla çözülmez. Biz eşitlik ve demokrasi istiyoruz. Bizler kurumlarımızda da demokratik değiliz. Ocaklarımızı korumalıyız. Rıza şehrini inşa etmeliyiz. Biz kendi yaramıza kendimiz merhem üretmek zorundayız” cümlelerini kullandı.

    “UMUT ALEVİ KURUMLARIMIZDA

    Cem Sultan Ermiş dede, “Tabanda güven sorunumuz var. Kurumlarımız yeterli değil. Karadeniz de çok sayıda cemevi var. Kaçı kurumlarımıza bağlı? Çok azı. Çoğu valiye kaymakama bağlı. İçimizdeki çürük elmaları ayıklamayı kurumlarımıza bırakmayalım. Meclise gelen yasa bizi tanımıyor. Umut Alevi kurumlarımızda. Birlik olursak yeneriz yoksa biteriz” dedi.

    “GÖRKEMLİ BİNALAR YAPIYORUZ. AMA ALEVİLERİN SORUNLARI ÇÖZÜLMÜYOR

    Gökmen Savak dede ise, “Siyasetçiler gelip posta oturuyor buna ses çıkarmıyoruz. Dedelere maaş verecekler ses çıkarmıyoruz. Görkemli binalar yapıyoruz. Ama Alevilerin sorunları çözülmüyor. Devlet tüm inanclardan elini çekmeli” ifadelerini dile getirdi.

    Cevahir Altıok ana, “Aleviler on yıllardır katledildi, yakıldı, yok edilmek istendi. Ama devlete teslim olmadı. Alevilikte tüm sevgiler vardır. Alevilik torba yasaya sığmaz” diye konuştu.

    Hüseyin Doğan dede, “Bu torba yasasının halen farkında değiliz. Biz Kızılbaşları torbaya koymaya çalışıyorlar. İnancımızı yok sayıyorlar.  İbadet değil kültür diyorlar. Kim ne derse desin biz inancımızı yaşamaya devam edeceğiz. Alevilere karşı hep oyunlar oynandı. Ama bu oyunları birlik olarak bozduk. Bu oyunları bozmak için gelişmeleri halka anlatmamız lazım.  Cemlerimizde bunları konuşmamız lazım. Yarın meclise güçlü gidersek o yasayı çekmek zorunda kalacaklar.  Biz mücadele edersek tüm haklarımızı alırız” diye konuştu.

    Beyzade Yıldız dede, “Bölünmeden yol yürümeliyiz. İnancımızı kirli siyasetle peşkeş çekmedik. Cemevlerimiz son 30 40 yıldır var. Ondan önce cem yapmıyor muyduk? Biz taliplerimize yolu anlatmalıyız.  Yoksa birileri torba yasaya koyar Aleviliği öyle anlatır. İkrarımızda durmak zorundayız.  Once biz dedeler pirler yola sahip çıkmalıyız” dedi.

    “YARIN ÇOK GÜÇLÜ BİR ŞEKİLDE MECLİSTE OLMALIYIZ

    Ergül Şanlı dede, “Devlet on yıllardır Aleviliği yok etmeye çalışıyor. Ama baş edemedi. Yok edemedi. Biz ikrar verdik. İkrardan dönülmez. Devlet her zamanki gibi bizi inkar ediyor. Asimile etmek için uğraşıyor. Birleşirsek var oluruz yoksa yok oluruz. Yarın hep birlikte meclis önünde olmalıyız” diye belirtti.

    Nurullah Nas dede, “Torba yasayı konuştuk. Artısı eksisi nedir biliyoruz. Torba yasa geçerse birçok kurum bakanlığa bağlanacak. Dedeler maaş alacak. Yarın bir gün bir şey olduğunda her şeyi göze almalıyız. Dik durmalıyız. Aleviliği bir torbaya koymadan insan haklarına saygılı bir şekilde düzenleme yapılmalı. Biz bu yoldan dönmeyiz. Aleviler olarak dışlanmak istemiyoruz. Eşit yurttaşlık hakkımızı istiyoruz” dedi.

    Nesim Ulusoy dede, “Torba yasada Alevilerin taleplerini karşılayan bir şey yok. Dedeler olarak Yol hizmetini yürütenler olarak haram lokma yiyemeyiz. Devletin kurumların dedesi olmaz. Talibin dedesi olur. Yarın çok güçlü bir şekilde mecliste olmalıyız. Birlik ve beraberlik içinde olmak zorundayız” şeklinde konuştu.

    Dedelerin, pirlerin ve anaların konuşmasının ardından Yol Aşkına Birlik Buluşması sonuç bildirgesi açıklanacak.

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Yolumuzu bir torba yasayla yok etmek istiyorlar, izin vermeyeceğiz’-VİDEO

    ‘Yolumuzu bir torba yasayla yok etmek istiyorlar, izin vermeyeceğiz’-VİDEO

    PİRHA- AKP-MHP hükümetinin cemevleri üzerinden yürüttüğü politikalara karşı analar, pirler, dedeler ve babalar, 7 Alevi çatı örgütünün çağrısıyla, Yol Aşkına Birlik Buluşması’nda konuşan Alevi kurum temsilcileri, “Bir kuşatma altındayız. Devlet kendi Alevisini yaratmaya çalışıyor. Anayasada eşit ve özgürce yaşayacağımız bir düzenleme istiyoruz” açıklamasında bulundu.

    Birlik Buluşması’nın divan yöneticisi olarak Eren Yıldırım Dede seçilirken divana gelen diğer isimler ise Sibel Yalçın Ana, Zeynep Kızilveren Ana, Ercan Özcan Dede, Muharrem Erkan Dede ve Cihan Saltuk Dede oldu.

    Zeynep Kizilveren Ana Kürtçe gülbeng vererek salonu selamladı. Ardından Eren Yıldırım açılış konusmasını yaptı. Yıldırım, “Bir muharrem günü cumhurbaşkanı, Hüseyin Gazi Türbesi’ni ziyaret etti ve oraya kendi isteği doğrultusunda düzenleme yaptı. Ardından dergah ziyaretleri devam etti. Bu ziyaretler sırasında Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı bir birim oluşturacaklarını ve cemevlerini oraya başlayacaklarını söyledi. Ardından hazırlanan yasa tasarısı plan ve bütçe komisyonundan geçti. Bu hafta genel kurula gelecek. Bir torba yasası ile Alevilik dizayn edilmeye çalışılıyor. Biz bunu kabul etmiyoruz” dedi.

    Toplantının sonraki aşamasında kurum yöneticileri söz aldı.

    “OCAKLARIMIZI YOK ETMEK İSTİYORLAR

    İlk söz alan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan, “Aeviler darda. Darda olduğumuzda pirlerimize analarımiza gideriz. Şimdi de dardayız ve size geldik” dedi. Geçmez, konuşmasının devamında şunları söyledi:
    “Bizim meselemiz elektrik, su değildir. Bir birim oluşturulacak ve birimde kimler görev alacak, ne yapacak belli değil. İşin özü bu. Alenen alternatif bir diyanet oluşturmaya çalışıyorlar. Ocaklarımızı yok etmek istiyorlar. Bizim taleplerimiz belli. Sorunumuz eşit yurttaşlıktir. Cemevleri bizim ibadethanemizdir. Oy kaygısıyla da hareket ediyorlar. Bizim tarihimizde Yolumuzdan asla vazgeçmemek vardır. Alevilik Aleviliktir.”

    “DEVLET BİZİ BÖLMEK İSTİYOR

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan söz alarak, “Yüreğimiz yangın yeri. Çünkü Yolumuzu bir torba yasayla yok etmek istiyorlar. Alevilik inancı kendini var etmek için her alanda çok mücadele verdi. Devlet bu mücadeleyi yok etmek için kayyum atama sistemi getirmeye çalışıyor. Bizi bölmek istiyor” dedi.

    “BİZE ÇARESİZLİK DAYATILIYOR

    DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu ise, sistemin Alevileri yok etmek istediğini ifade ederek, “İnancımızı, hafızamızı yok etmek istiyor. İnancımızı tarif etmek kimsenin haddi değil. Bize çaresizlik dayatılıyor. Size verdiğimizde yetinin deniliyor. İnançlar bir kalıba dökülemez. Hak olan eşit yaşamaktır. Anayasada eşit ve özgürce yaşayacağımız bir düzenleme istiyoruz” diye konuştu.

    “BİR DÖNÜM NOKTASINDAYIZ

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Genel Başkanı Hüseyin Mat da, “Yol’a zarar verecek bir şey yapmamak için çaba harcıyoruz” diyerek, “Hata yapmayalım diye bir araya geldik. Ortak bir şekilde konuşacağız karar vereceğiz. Biz her inancın özgürlüğünden yanayız. Bize onursuzca bir şey dayatılıyor. Bunu kabul etmiyoruz. Bu sadece Alevilerin meselesi değil. Bir dönüm noktasındayız. Ya kaybedeceğiz ya da onurlu mücadelemizi büyüyeceğiz” diye vurguladı.

    “DEVLET KENDİ ALEVİSİNİ YARATMAYA ÇALIŞIYOR

    Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Haydar Baki Doğan ise, önemli bir süreçten geçildiğinin altını çizerek, “Bir kuşatma altındayız. Devlet kendi Alevisini yaratmaya çalışıyor. Birliğimiz, birlikte duruşumuz çok büyük önem arz ediyor. Alevilik vardır, Alevilik haktır” ifadelerine yer verdi.
    Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, “Omuzlarımızda büyük bir sorumluluk var. Bir bölünme olacak. Dosta dost, düşmana düşman diyeceğiz. Bizler birlik olduğumuzda sürece yıkılmayız” değerlendirmesinde bulundu.

    “BİZ BU YOLDAN DÖNMEYECEĞİZ

    Alevi Kültür (AKD) Genel başkanı İsmet Kurt da birliktelik vurgusu yaparak şu ifadeleri kullandı:
    “Devlet 2 yıldır bir çalışma yapıyor. Eger bir düzenleme yapılacaksa temsilcilerle oturulmalı konuşulmalıdır. Çürük elmalar çıkacaktır. Eşit yurttaşlık istiyoruz. Taleplerimiz belli. Yıllardır dile getiriyoruz. Laik, sosyal ve herkese eşit bakan bir Türkiye istiyoruz. Alevilerin derdi çok. Yol’u doğru olanın yükü ağır olur. Biz bu Yol’dan dönmeyeceğiz.”

    “YARIN MECLİS ÖNÜNDE NE KADAR GÜÇLÜ OKURSAK BU TORBA YASAYI YIRTARIZ

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe ise “Bin yıllık devlet aklı Aleviliği yok etmeye çalıştı. Geldiğimiz noktada yine Aleviliği yok etmeye çalışıyorlar. İnkar ve imha politikaları devam ediyor. Taktikler söylemler değişsede amaç aynı. Şimdi bizim değerlerimizle asimile etmeye çalışıyorlar. Yanlarına aldıkları çürük elmalarla bunu yapmaya çalışıyorlar. Buraya gelmeniz bizi çok umutlandırdı. Yarın meclis önünde ne kadar güçlü okursak bu torba yasayı yırtarız” İfadelerini kullandı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, “Yol’u bugünlere getiren temsilcilerimiz, kurumlarımızın yalnız bırakmayacağını biliyoruz. Yolumuza karşı yapılan saldırılara karşı birlik olmak çok önemli. Yarın meclis önünde taleplerimizi yine dile getireceğiz” vurgusu yaptı.

    Yol Aşkına Birlik Buluşması konuşmalarla devam ediyor.

    PİRHA/ANKARA

  • Özen: Torba yasa teklifi, Alevileri asimile etmek, Aleviliği tanımlamak için getirildi-VİDEO

    Özen: Torba yasa teklifi, Alevileri asimile etmek, Aleviliği tanımlamak için getirildi-VİDEO

    PİRHA- TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda ele alınan torba yasa teklifine tepki göstererek, HDP Milletvekili Zeynel Özen, “Bir yasa teklifi sorun çözmek için getirilir. Eğer bir sorun yoksa Aleviler konusunda bu yasa teklifini neden getirdiniz? Bu getirdiğiniz teklif Alevileri asimile etmek, Aleviliği tanımlamak, Alevilerin gazını almak için getirilmiştir. Sorun çözmeyecektir” dedi.

    Cemevleri ile ilgili düzenlemeleri de içeren torba yasa teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülmeye devam ediliyor.

    Görüşmelerde söz alan Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, hükümetin Alevileri tanımlamaya çalıştığını, bunun kabul edilemez olduğunu ve getirilen yasa teklifinin Alevilerin sorunlarını çözmeyeceğini söyledi.

    “ALEVİLERİN SORUNU YOKSA BU YASA TEKLİFİNİ NEDEN GETİRDİNİZ?”

    Milletvekili Zeynel Özen, bu topraklarda Alevilerin sorununun on yıllardır devam ettiğini belirterek, “Muaviye’den Yezid’ten bu yana Kerbela’dan bu yana devam ediyor. Sorun yok, diyorsunuz. Sivas’ı, Maraş’ı, Çorum’u, Gazi’yi, Gezi’yi unuttunuz mu? Kimler katledildi buralarda? Siz burada Aleviliği tanımlamaya çalışıyorsunuz. Bu bir teolojik tartışmadır. Ben Sünnilik konusunda konuşmayı, tanımlama yapmayı ne hakkım olarak görürüm ne haddim olarak görürüm. Eşitlikten bahsediyorsunuz ama toplantının başında bölücülükten bahsediyorsunuz. Bir yasa teklifi sorun çözmek için getirilir. Eğer bir sorun yoksa Aleviler konusunda bu yasa teklifini neden getirdiniz? Bu getirdiğiniz teklif Alevileri asimile etmek, Aleviliği tanımlamak, Alevilerin gazını almak için getirilmiştir. Sorun çözmeyecektir” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • TGC: Torba kanun teklifi ifade özgürlüğüne yeni bir darbedir

    TGC: Torba kanun teklifi ifade özgürlüğüne yeni bir darbedir

    AKP-MHP milletvekilleri tarafından Meclis’e sunulan kanun teklifinin “ifade özgürlüğüne yeni bir darbe” olduğunu belirten TGC, “Seçime gidilen bir süreçte gazetecilere, aba altından sopa gösterilmektedir” dedi.

    Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu, AKP-MHP’nin Meclis’e sunduğu, gazetecilere yeni hapis cezaları getirilmesinin yolunu açan torba kanun teklifine ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    Şirketler aleyhine haber yapan gazetecilere “şöhrete zarar” suçlamasıyla üç yıla kadar hapis cezası getiren teklifin yurttaşların habere erişim hakkını engelleyeceğinin altı çizilen açıklamada, “Anayasal bir hak olan basın ve düşünceyi ifade özgürlüğünü engellemek için iktidar tarafından sistematik olarak girişimde bulunulmaktadır. Son olarak 85 iktidar milletvekilinin ortak imzasıyla TBMM’ye torba kanun içinde bir teklif sunulmuştur. Torba yasaya eklenen maddeye göre isimleri belirtilmese bile şirketlerin güvenilirliği konusunda kamuoyunda tereddüde yol açacak, güveni sarsacak haberlerin yapılması sansürlenmektedir” denildi.

    Sosyal ve ekonomik sorunlarla ilgili haberlerin serbest dolaşımının bir kez daha engellenmek istendiği belirtilen açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Seçime gidilen bir süreçte gazetecilere, ekonomi habercilerine aba altından sopa gösterilmektedir. Bu madde kabul edilirse yurttaşların habere erişiminin önüne yeni bir engel konulacaktır. Basın ve düşünceyi ifade özgürlüğüne yeni bir darbe olan bu teklifin çekilmesi için iktidar ve muhalefet partilerine çağrı yapıyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)