Etiket: tülay hatimoğulları

  • HDP yürüyüş öncesi ziyaretlerini sürdürüyor-VİDEO

    HDP yürüyüş öncesi ziyaretlerini sürdürüyor-VİDEO

    PİRHA – HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu, 15 Haziran’da başlayacakları demokrasi yürüyüşü kapsamında HDK Genel Merkezi’ni ziyaret etti. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Halklar ve İnançlar Komisyonu, “Darbeye karşı demokrasi yürüyüşü” sloganıyla 15 Haziran’da Edirne ve Hakkari’den olmak üzere iki koldan Ankara’ya başlatacağı yürüyüş kapsamında Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Genel Merkezi’ni ziyaret etti.

    HDK üye, yönetici ve farklı halklar ile inançlardan kurum temsilcileri tarafından karşılanan heyet, daha sonra toplantıya geçti. Heyet, gerçekleştirecekleri yürüyüşe ve amaçlarına ilişkin bilgilendirmede bulunurken iktidarın tüm farklı inanç ve kimlikleri hedef aldığını belirten ilk olarak konuşan Komisyon Eş Sözcüsü HDP Milletvekili Tülay Hatimoğlulları, ortak mücadelenin önemine değindi.
    Daha sonra toplantıya katılan farklı inançtan ve halktan kurum temsilcileri, yürüyüşe destek vereceklerini belirti.
    Toplantı daha sonra basına kapalı bir şekilde devam etti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Hatimoğulları polis şiddetini İçişleri Bakanı’na sordu: Hangi yasal işlemler başlatılmıştır?

    Hatimoğulları polis şiddetini İçişleri Bakanı’na sordu: Hangi yasal işlemler başlatılmıştır?

    PİRHA- HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya son günlerde yaşanan polis şiddetini sordu. Hatimoğulları, polisin kendini “kanun” yerine koyması, kanun uygulayıcısı değil de kanun koyucu olarak görmesi nasıl açıklanabilir?” dedi. 

    HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, geçtiğimiz günlerde üst üste yaşanan polis şiddeti vak’aları hakkında İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından cevaplandırması talebiyle Meclis’e soru önergesi verdi.

    “SALGIN DÖNEMİNDE DE POLİS ŞİDDETİ  GÜNDEMDE YERİNİ ALMAYA DEVAM EDİYOR”

    Hatimoğulları, soru önergesine gerekçe olarak şunları belirtti:

    “Çorlu’da evinin önünde oturan Dursun Gültaş isimli yurttaşın, devriye gezen polisçe küfürlü bir şekilde uyarıldığını ardından kendisine tepki verdiği gerekçesi ile tüm ailesi; olay yerine gelen 4 araba polis ekibinin de dahil olması ile darp edildiğini iletti. Çevrede uyarıda bulunan yurttaşların ise tehdit edilerek, çektikleri videolara el konulmak istendiğini ifade etti. Polisin kendini “kanun” yerine koyması, kanun uygulayıcısı değil de kanun koyucu olarak görmesi nasıl açıklanabilir?

    Nusaybin’de çocukların polislerce silahla kovalanması ve 8 yaşında bir çocuğun zorla zırhlı araca götürülerek korkutulması, Adana’da Suriyeli 18 yaşındaki Ali El Hemdan’ın uygulama noktasında polis kurşunu ile öldürülmesinin ardından, İstanbul  Kadıköy’de motorlu bir kuryenin polis şiddetine uğradığı görüntüler basına yansımış; kuryenin kendisine vuran polise, “bana vurman doğru mu?” sorusuna polis ise “doğru ben karar veriyorum, kanun da benim” cevabını verebilmiştir.”

    “POLİS ŞİDDETİ OLAĞAN HALE GETİRİLMEYE ÇALIŞILIYOR”

    Bayram süresince benzer şekilde İstanbul Sultanbeyli, Zeytinburnu, Eyüp; Edirne Keşan, Şırnak Cizre ve Batman’da polis şiddetleri yaşandığına dikkat çeken Hatimoğulları, iktidarın suç işleyen polislere sahip çıkan açıklama ve uygulamaları nedeniyle şiddetin daha da artmasına, cezasızlık pratiği ise polis şiddetinin sistematik olarak devam etmesine neden olduğunu belirtti.

    Salgınla ilgili tedbirler istismar edilerek, sokağa çıkma kısıtlamalarının; polis şiddeti ile olağan hale getirilmeye çalışıldığını vurgulayan Hatimoğulları, “Suç işleyen polislerin, meslektaşları, amirleri, teşkilatları ve siyasi irade tarafından kollanacaklarından emin bir şekilde hareket etmektedir. Ancak basına yansıdığı kadarıyla gündeme gelen vak’alara dair açıklamalar yapan resmi kurumların, ilk elden polis memurunun eylemine meşruluk sağlamaya çalışan yaklaşımda bulunmaktadırlar. Görüntüleri olmayan şiddet vakalarında ise inkar yoluna gidilmekte;  polisin/bekçinin haklı olduğu, orantılı bir güç kullanıldığı yönünde açıklamaların yapılmaktadır” dedi.

    “SON BEŞ YILDA KOLLUK KUVVETLERİNİN NEDEN OLDUĞU HAK İHLALLERİ SAYISI KAÇTIR?”

    Hatimoğulları, soru önergesinde şu soruların yanıtlanmasını istedi:

    -Yaşanan ve kamuoyuna yansıyan polislerin/bekçilerin yurttaşlara karşı uyguladıkları şiddetle ilgili hangi yasal işlemler başlatılmıştır? Soruşturmaların süreçleri nedir, hangi aşamadadır?

    -Çorlu’daki polis şiddetinin ardından Valiliğin yaptığı açıklamada görevlilere işten el çektirildiği ve soruşturmanın başlatıldığı ifade edilmiştir. İşten el çektirilen kaç polistir ve hangileri hakkında işlem başlatılmıştır?

    -Çorlu’da yaşanan olayın ardından, henüz soruşturma sonuçlanmamışken yapılan resmi açıklamaların evinde şiddete uğrayan aile aleyhinde olması peşin hükümlü ve polisleri aklayıcı olunduğunu göstermez mi?

    -İçişleri Bakanlığı Sözcüsü tarafından yapılan açıklama, yurttaşlara pervasızca şiddet uygulayan polislerin lehinde ve onları savunma içeriğindeyken; teşkilat içinde buna benzer tutumların çoğalacağını düşünmüyor musunuz?

    -İçişleri Bakanlığı sözcüsü tarafından olayı araştırmamakla suçlanan yurttaşlar ve basın yerine; görüntüler apaçık ortadayken, olayların objektif bir şekilde soruşturulacak olması temini neden kamuoyuna verilmemektedir?

    -Bayram günü yurttaşların kendilerini güvende hissetmeleri gereken yer olan evlerinin önünde bulunmak suç mudur?

    -Görüntülerde sabit tüm bu polis şiddeti vakalarında 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanuna aykırı olarak şiddet uygulandığı açıktır. Bahsi geçen olaylarda yer alan tüm Emniyet personellerine Kanuna aykırılık nedeni ile işlem başlatılacak mıdır?

    -Tekrarlı bir şekilde sürekli yaşanan polis şiddetinin önüne geçmek üzere çalışmalarınız olacak mıdır?

    -Polisin kendini “kanun” yerine koyması, kanun uygulayıcısı değil de kanun koyucu olarak görmesi nasıl açıklanabilir?

    -Son beş yılda kolluk kuvvetlerinin neden olduğu hak ihlalleri sayısı kaçtır? Yıllar bazında darp, işkence, kötü muamele nedenleriyle hakkında şikâyet bulunan kaç kolluk kuvveti mensubu bulunmaktadır.

    PİRHA/ANKARA

  • HDP: Rusya ve Türkiye Çerkes soykırımını tanımalı

    HDP: Rusya ve Türkiye Çerkes soykırımını tanımalı

    PİRHA – Çerkes Soykırımı’nın yıldönümüne dair yazılı açıklama yayımlayan HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu’ndan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Tülay Hatimoğulları, “Başta Rusya Federasyonu olmak üzere, Türkiye ve dünya Çerkes soykırımını tanımalıdır” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Halklar ve İnançlar Komisyonu’ndan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Tülay Hatimoğulları, 21 Mayıs Çerkes soykırımının yıl dönümüne dair yazılı açıklama yayımladı.

    Bu coğrafyada birlikte yaşayan ve ortak gelecek tasavvur eden halkların tarihinde büyük felaketler meydana geldiği, bunlardan birinin de Çerkes soykırımı olduğu belirtilen açıklamada, “Anavatanları Çerkesya’nın bağımsızlığını yüzyıllarca işgalcilere karşı savunan Çerkesler, 21 Mayıs 1864 yılında Çarlık Rusya’sına yenilip, sürgün yollarına düşürüldüler. Anayurtlarından koparılarak kara ve deniz üzerinden, insanlık dışı koşullarda sürgüne tabi tutuldular” denildi.

    “ÇERKESLER 156 YILDIR ADALET ARIYOR”

    Sürgün sırasında 1,5 milyon Çerkes’in topraklarından, yaşam alanlarından koparıldığı, sürgün yollarında 500 binden fazla Çerkes’in yaşamını kaybettiği hatırlatıldı. Hayatta kalanların ise Osmanlı’nın iskân politikaları gereği Anadolu, Balkanlar ve Ortadoğu’ya (Suriye, Irak, Ürdün gibi) dağınık bir şekilde yerleştirildiği anımsatılan açıklamada, “Kimlikleri, dilleri, örgütlenmeleri yasaklandı, topraklarından koparılan Çerkesler sürgün yaşadıkları topraklarda asimile edildi. Çerkesler 156 yıldır adalet arıyor, insanlığın bu büyük dramla yüzleşmesini, yaralarının sarılmasını bekliyor. Başta tarihi/siyasi sorumluluğu olan Rusya Federasyonu’nu olmak üzere, Türkiye’yi ve dünyayı Çerkes soykırımını tanımaya davet ediyoruz” ifadelerine yer verildi.

    TALEPLERİ KABUL EDİLSİN

    Çerkeslerin yeniden tarihi vatanlarına kayıtsız, şartsız dönüşlerinin maddi ve manevi olarak desteklenmesi gerektiğinin vurgulanan açıklamada, şunları kaydedildi: “Çerkeslerin kimliklerini, dillerini, kültürlerini yaşatabilmek için talep ettikleri demokratik hak ve özgürlükleri kabul edilmelidir.  Bu coğrafyada yaşanan tüm soykırımlar ve katliamlarla yüzleşilmeden yaraların sarılamayacağını biliyoruz. Yaralarımızı sarmanın yolu ise eşit ve özgür bir yaşamdan geçiyor. Halkların Demokratik Partisi olarak, Çerkes soykırımını kınıyor, Çerkeslerin haklı taleplerinin her zaman yanında ve takipçisi olacağımızı belirtiyoruz.”

  • Hatimoğulları: Hıdırellez bayramı salgının ve savaşların bitmesine vesile olsun-VİDEO

    Hatimoğulları: Hıdırellez bayramı salgının ve savaşların bitmesine vesile olsun-VİDEO

    PİRHA- 5 Mayıs akşamı başlayıp 6 Mayıs akşamına kadar devam eden Hıdırellez günü bu yıl koronavirüs salgınının gölgesinde kutlanıyor. Hdırellez’e ilişkin mesaj yayınlayan HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Tülay Hatimoğulları, koronavirüs salgınının ve bölgede devam eden savaşların son bulduğu barış içerisinde bir dünya dileğiyle Hıdırellez bayramını kutladı.

    Geçtiğimiz yıllarda Hatay’dan Edirne’ye kadar birçok yerde ateşler yakılıp, eğlenceler yapılırken, bu yıl Hıdırellez, evlerde yakılan mumlar ve çıralar ile dile getirilen dileklerle kutlanıyor.

    Bütün canlı varlıkların taze bir hayata kavuşacağına inanıldığı ve bereketin başlangıç günü olan Hıdırellez, Mezopotamya, Ortadoğu, Anadolu ve Balkanlarda kutlanıyor. Hdırellezin birçok inançta olduğu gibi Alevi inancında da önemli bir yeri vardır.

    Özellikle yeşilin, suyun ve bereketin bol olduğu yerler; Hızır Çeşmesi, Hızır Ayağı, Hızır Dağı, Hızır Ziyareti, Hızır Geçidi diye adlandırılan yerler Aleviler açısından kutsal sayılır.

    Ayrıca Hıdırellez UNESCO’nun ‘İnsanlığın Somut Olmayan Kültür Mirası Listesi’ne alınması amacıyla 2010 yılında çalışmalar başlatılmıştır.

    Hdırellez bayramına ilişkin kutlama mesajı yayınlayan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, Mezopotamya, Ortadoğu, Anadolu ve Balkanlarda kutlanan Hdırellez bayramının barışa, huzura kardeşliğe vesile olması dileğiyle kutluyoruz diyerek, şunları ifade etti:

    “Hdırellez bayramında Hızır türbesi ziyaret edilir, ateşler yakılır ve insanlar el ele tutuşup halaylar çekilir. Dilekler tutulur ve ağaçların dallarına asılır, gerçekleşsin diye. Bizlerinde bu koronavirüs günlerinde ve içinde yaşadığımız bölgenin bulunduğu savaşlarda, şiddet ortamında, siyaset dilinin şiddet sarmalına dönüştüğü bir dönemde bizlerin dileği bu coğrafyada sağlık, huzur, barış ve kardeşliğin tesis edilmesidir. Bu vesileyle tüm halkların ve inançların bayramını kutluyorum.”

    Diren KESER/MERSİN  

     

     

  • HDP’li Hatimoğulları: 6284 sayılı Kanun pandemi koşullarında daha da etkin uygulanmalıdır

    HDP’li Hatimoğulları: 6284 sayılı Kanun pandemi koşullarında daha da etkin uygulanmalıdır

    PİRHA- HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına (TBMM), kadına yönelik artan erkek şiddetinin önlenmesi için yükümlü olunan İstanbul Sözleşmesi, CEDAW ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunu’nun etkin bir biçimde uygulanması amacıyla Meclis araştırması açılmasını istedi.

    Tüm dünyayı etkisi altına alan Korona Virüs salgını ile birlikte kadına yönelik erkek şiddetinin arttığına dair veriler paylaşılırken, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, “Pandemiye önlem olarak evlerde kalınması çağrılarının yapıldığı bu günlerde, kadınların ev içinde şiddet yaşama riski artmakta ve şiddete uğradığında ise alabileceği destekler kısıtlanmakta, sığınaklar kapatılmakta; kadın sığınaklarına yapılan başvurular, koronavirüs salgını tedbirleri kapsamında eve gönderilen personelleri ve kurumun doluluk oranı gerekçe gösterilerek durdurulmaktadır” diyerek Meclis’e araştırma önergesi verdi.

    “Küresel salgının da tetiklemesi ile daha da artan erkek şiddetine karşı Türkiye’de gerekli önlemlerin alınması, mevcut şiddet vakalarından kadınların korunması için acil politikaların geliştirilmesi gerekirken maalesef Türkiye’de aksi pratikler uygulanmaktadır” diyen Hatimoğulları, araştırma önergesinin gerekçesini şöyle belirtti:

    “30 Mart 2020 tarihinde HSYK’nın aldığı “6284 sayılı Kanun kapsamında verilen tedbir kararlarının yükümlülerin koronavirüs kapsamında sağlığını tehdit etmeyecek şekilde değerlendirilmesi gerektiğine” ilişkin tedbir kararı, daha fazla muğlaklığa ve endişeye neden olmuştur. Kadınlar, şiddet uygulayanı evden uzaklaştırma gibi önleyici tedbir kararlarını almakta normal zamanlarda bile zorlanmakta iken HSYK bu tedbir ile önleyici tedbir kararları vermekten, bunları uygulamaktan imtina eden kamu personeline gerekçe sunmuştur. Alınan tedbir, erkek şiddetini teşvik edeceği gibi kadınların yasal mekanizmalara başvurma çabalarına karşı da caydırıcı bir etki oluşturacaktır.”

    “BARINMA TALEBİ OLAN KADINLAR KABUL EDİLMİYOR”

    Basına kayyım atanan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerine bağlı kadın sığınma evlerinin, koronavirüs salgını tedbirleri kapsamında eve gönderilen personelleri ve kurumun doluluk oranı gerekçe gösterilerek başvuru almayı durdurduğu bilgisinin kamuoyuna yansıdığına işaret eden Hatimoğulları “Gelen başvurular ŞÖNİM (Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi)’e yönlendirilmekte ve doluluk oranının üstüne çıkan ŞÖNİM ise, sadece can güvenliği olmadığını belirten kadınların başvurularını kabul ettiklerini, barınma talebiyle gelen başvuruları ise kabul edemediklerini belirtmiştir.

    Adana’da tarafıma yerelden gelen bilgilere göre ise; Sosyal Politikalar Bakanlığı İl Müdürlüğü (ASPİM)’ne bağlı üç sığınaktan birisi bu süreçte kapatılmıştır. Şu anda barınma talebiyle gelen ve 6284 Sayılı Kanuna göre tedbiri bulunmayanlar kabul edilmemekte, kabulü sağlananlar ise sadece şiddete maruz kalması nedeniyle tedbir kararı bulunanlardır.” Dedi.

    “KADINLARIN DOĞRUDAN YAŞAMLARINI GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURACAK POLİTİKALAR ÜRETİLMELİDİR”

    Kadın örgütleri, salgın tehdidi ve önlemlerin başladığı günden bu yana kadınların adalete erişimde engellerle karşılaştığını, ihtiyaç duydukları desteğe ulaşmadıklarına dikkat çeken Hatimoğulları, şunları kaydetti:

    “Kadınların haklarına yönelik gerekli bilgilendirmeler yapılmadığından kadınlar bu pandemi süresince 6284 sayılı Kanun kapsamındaki, koruyucu ve önleyici tedbirlerin uygulamada olmadığı algısına kapılabilmektedir. Özellikle adli süreçlerin ertelenmesi, bu algıyı güçlendirmekte; ŞÖNİM’lerin durumu, 183 Sosyal Destek Hattına ulaşmakta yaşanan zorluklar ve buralarda çalışanların, kolluk personelinin dahi adliyelerde kadınların başvuru yapabilecekleri bir merci olup olmadığı konusunda bilgiye sahip olmamaları da şiddete uğrayan kadınların çaresiz bırakıldığını göstermektedir.

    Kadınların doğrudan yaşamlarının tehlikede olduğu ve iş yüklerinin kat be kat arttığı bu süreçte salgınla mücadele kapsamında kadınların mevcut durumunu göz önünde bulundurarak politikalar üretilmelidir. Kadına yönelik erkek şiddetinin önlenmesi ve yükümlü olunan uluslararası anlaşmaların yanı sıra 6284 sayılı Kanunun pandemi koşullarında daha da etkin uygulanması, sığınak ve acil barınma ihtiyaçları için kapasite artırılması, bu mekanlarda salgına ilişkin sağlık önlemlerinin alınması amacıyla Anayasa’nın 98’inci, Meclis İç Tüzüğünün 104’üncü ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılması için gereğini arz ve talep ederiz.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Emsal Atakan, Dilek Doğan’ı öldüren polislere katil dediği için hakim karşısına çıktı-VİDEO

    Emsal Atakan, Dilek Doğan’ı öldüren polislere katil dediği için hakim karşısına çıktı-VİDEO

    PİRHA – Ahmet Atakan’ın annesi Emsal Atakan’ın Dilek Doğan’ı evinde öldüren polislere sosyal medyada ‘katil’ demesi nedeniyle yargılandığı dava Hatay’da görüldü. 

    Haberin videosu;

    Gezi Direnişi sırasında Hatay’ın Armutlu Mahallesi’nde, 10 Eylül 2013’te Abdullah Cömert yürüyüşü ve ODTÜ direnişine destek eylemi sırasında polisin müdahalesi sonucu hayatını kaybeden Ahmet Atakan’ın annesi Emsal Atakan’ın Dilek Doğan’ı evinde katleden polislere ‘Katil’ demesi nedeniyle yargılandığı dava bugün Hatay Adliyesi’nde görüldü.

    DURUŞMA ERTELENDİ

    Duruşma sonrası yapılan basın açıklamasına Hatay Eğitim Sen, İHD, HDP İl Yönetimi, SYKP, TİP, Halkevleri, HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, Ali İsmail Korkmaz’ın annesi ve babası katıldı. Duruşma 26 Mart 2020 tarihine ertelendi.

    “KATLEDİLEN ÇOCUKLARIMIZ İÇİN ADALET TALEP EDİYORUZ”

    Emsal Atakan yaptığı açıklamada; “7 yılı aşkın süredir oğlum Ahmet Atakan için adalet arayışım sürerken oğlumun davasını bile açmadılar ancak bugün benim hakkımda dava açılıyor. Tüm Türkiye’nin gözü önünde Dilek Doğan’ın evinde nasıl katledildiğini herkes gördü. Katile katil dediğim için cezam talep ediliyor. Oysa katile katil denilir. Bizler değil, katiller hesap verecektir. Katledilen çocuklarımız için adalet talep ediyoruz.” dedi.

    “BU ÜLKEDE HUKUKUN YÖNLENDİRİLDİĞİNİ BİR KEZ DAHA GÖRDÜK”

    Halkların Demokratik Partisi Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, yargılananın Emsal Atakan değil, düşünce özgürlüğü, Gezi’nin yarattığı ruh ve Gezi’nin ta kendisi olduğunu söyledi.

    Ahmet Atakan’ın faillerinin cezalandırılması için dava dahi açılmazken, Ahmet Atakan’ın annesinin yargılanmasının izah edilemez olduğunu vurguladı. Sonuna kadar tüm Gezi şehitleri ailelerinin yanında olacaklarını ve İstanbul’da görülen davada Kavala’lar nezdinde, müebbetle Gezi’nin yargılanmaya çalışıldığını ancak Gezi’nin de Emsal Atakan’ın da yargılanamayacağını söyledi. Emsal annenin derhal beraatinin verilmesini talep ettiklerini belirtti. Hatimoğulları; “Ali İsmail’in cezası onanmış failinin Gezi davasına müdahil edilmesi, Ahmet Atakan’ın cenazesine katıldığım gerekçesi ile dokunulmazlığımın kaldırılması için fezleke açılması ve Ahmet Atakan’ın katilleri değil de oğlu katledilen annenin yargılanması… Bu ülkedeki adaletsizliğin, hukukun iktidar tarafından nasıl yönlendirildiğini bir kez daha göstermiştir” şeklinde görüş belirtti.

    “İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN MÜCADELEMİZE DEVAM EDECEĞİZ”

    Emsal Atakan’ın avukatı Hatice Can ise, “Emniyet güçlerini aşağılama iddiası ile Emsal Atakan’ın yargılandığı dava için buradayız. İfade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gereken bir paylaşım nedeni ile sanık olarak yargılanmaktadır. Maalesef sanığı emniyet güçleri olduğu zaman girdiğimiz davalarda cezasızlıkla mücadeleye dönüşür, kendileri demokratik zeminde sosyal medyada eleştirildiği zamanda ise eleştiriyi yapanlar sanık olarak yargılanmakta. Bizler adalet arayışımızdan, devletin hukuk devleti olmasından Anayasa ve Uluslararası Sözleşmeler uyarınca düşünce ve ifade özgürlüğünün sonuna kadar yaşama geçmesi yönünde mücadelemize devam edeceğiz.” şeklinde dava sürecine ilişkin bilgi verdi.

    Duruşmada; anne Emsal, yüreği yanan bir anne olduğunu, oğlu ile ilgili davanın henüz açılmadığını ve Dilek Doğan’ın bu şekilde öldürülmesinin kendisine çocuğunu hatırlattığını belirtti. Avukatlar ise savunmada TDK’da yer alan katil tanımını kullandılar ve öldürene mesleği fark etmeksizin katil deneceğinden hareketle bir savunma yaptılar. Dilek Doğan’ın katillerinin yargılandığı dosyada da apaçık bir şekilde ‘katillerin’ yer almakta olduğunu vurguladılar. Ayrıca suça bulaşan polislere itibarlarını geri vermenin mahkemelerin işi olmadığı ekseninde konuşmalar yapıldı.

    Müdahil Avukatlardan Gürkan Korkmaz, “Tekmesiyle kardeşimin ölümüne sebep veren polis, ayağı için rapor almış ve mağdur olduğu gerekçesi ile Gezi davasına müdahil edilmiştir”dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Hatimoğulları, işçilerden kesilen ceza paralarını Bakan Selçuk’a sordu

    Hatimoğulları, işçilerden kesilen ceza paralarını Bakan Selçuk’a sordu

    PİRHA- HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları Oruç, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’a “İşçi Ücretlerinden Ceza Olarak Kesilen Paraları Kullanmaya Yetkili Kurulun Teşekkülü Ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmelik” çerçevesinde bugüne kadar ne kadar para toplanmıştır?” diye sordu. 

    HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları Oruç, işçilerden kesilen ceza paraları hakkında Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk tarafından yanıtlanması talebiyle Meclis’e soru önergesi verdi.

    Hatimoğulları, soru önergesine gerekçe olarak şunları belirtti:

    “4857 Sayılı İş Kanunu kapsamında işverenlerin işçilere verdiği para cezalarının nasıl kullanılacağı, Resmî Gazete’nin 05.03.2004 tarihli sayısında yayımlanan “İşçi Ücretlerinden Ceza Olarak Kesilen Paraları Kullanmaya Yetkili Kurulun Teşekkülü Ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmelik” ile belirlenmiştir. Bu yönetmeliğe göre toplanan paralar Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanının başkanlık edeceği, işçi ve işveren temsilcilerinin de katılacağı bir kurul tarafından karara bağlanmaktadır.
    İşçilerden ceza olarak kesilen paraların nasıl kullanılacağı yönetmelikte, “İşçilerin mesleki eğitimleri, iş sağlığı ve güvenliği konularındaki eğitimleri, sosyal hizmetleri, Bakanlıkça yürütülen sosyal hizmetlerin kalitesinin iyileştirilmesi ve bu kapsamda ortaya çıkacak teknik ihtiyaçlar” şeklinde açıklanmaktadır. Bu amaçlarla kullanılmak üzere ceza paralarının, sendika ve konfederasyonlara, işçilerin mesleki eğitimi veya iş sağlığı ve güvenliği konularında faaliyet gösteren kamu kuruluşlarına, işçilerin sosyal hizmetleri ile ilgili faaliyet
    gösteren kamu kuruluşlarına, sosyal hizmetlerin kalitesinin iyileştirilmesine yönelik faaliyetler için Bakanlık birimlerine proje karşılığında verilmesi öngörülmektedir. Yönetmelik gereğince Bakanlık, harcamaların kurul kararındaki esaslara göre yapılıp yapılmadığını, amaçlarına uygun olarak kullanılıp kullanılmadığını izler ve sonucundan kurula bilgi verir. Ancak, işçilerden ceza olarak kesilen paraların nasıl kullanıldığı
    kamuoyunca bilinmemektedir.”

    Bu bağlamda, HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları Oruç, işçilerden kesilen ceza paraları hakkında Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’un yanıtlaması için şu soruları yöneltti:

    1. “İşçi Ücretlerinden Ceza Olarak Kesilen Paraları Kullanmaya Yetkili Kurulun Teşekkülü
    Ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmelik” çerçevesinde bugüne kadar ne kadar para
    toplanmıştır?
    2. Toplanan bu paralar nerelere harcanmış, hangi kurumlara tahsis edilmiştir? Bu konuda
    Bakanlığınız tarafından kamuoyuna açıklama yapılacak mıdır?
    3. Kurumlara verilen paraların amaca uygun biçimde kullanılıp kullanılmadığı Bakanlığınızca
    denetlenmekte midir?
    4. Önceki yıllarda, toplanan paraların bir kısmı proje karşılığında sendikalara verilmiştir.
    Neden 2019 yılında herhangi bir sendikaya para tahsisi yapılmamıştır?
    5. Ocak ayında toplanacak olan ilgili kurulun, sendikalara toplanan bu paralardan ne kadarını
    ayırması öngörülmektedir?

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP’li Hatimoğulları: Ğadir Hum bayramı resmi tatil ilan edilsin

    HDP’li Hatimoğulları: Ğadir Hum bayramı resmi tatil ilan edilsin

    PİRHA – HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, Arap Alevilerin en büyük bayramı olan Ğadir Hum’un resmi tatil ilan edilmesi için TBMM’ye kanun teklifi verdi. Hatimoğulları, “Türkiye halklar ve inançlar mozaiğidir. Hangi din, inanç ve mezhepten olursa olsun eşitlik ilkesi gereği bütün vatandaşlar dini ibadetlerini yerine getirmede özgürdür” dedi.

    HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, Arap Alevilerin en büyük bayramı olan Ğadir Hum’un resmi tatil olması için verdiği kanun teklifine ilişkin TBMM’de basın toplantısı gerçekleştirdi.

    Arap Alevilerin yüz yıllardır en ağır baskılar altında kaldıkları dönemlerde de Ğadir Hum’u kutlamaktan vazgeçmediklerini belirten Hatimoğulları, “Türkiye halklar ve inançlar mozaiğidir. Hangi din, inanç ve mezhepten olursa olsun eşitlik ilkesi gereği bütün vatandaşlar dini ibadetlerini yerine getirmede özgürdür. Bu hassasiyetleri göz önünde bulundurmak yasama ve yürütmenin en elzem görevleri arasındadır” dedi.

    “VİCDAN HÜRRİYETİ KONUSUNDA EŞİTLİK İLKESİ GEREĞİ UYGUN OLACAKTIR”

    Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü” maddesi ve Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenmiş olan “eşitlik ilkesi” Türkiye’de yaşayan bütün insanları ayrım gözetmeksizin kapsadığının altını çizen Hatimoğulları, “O halde toplumun bir kesiminin dini gerekliliklerini yerine getirmeleri için her türlü yasal düzenleme yapılmaktayken, başka bir kesimin bundan mahrum bırakılması Anayasa’nın “eşitlik ilkesini” ihlal etmek demektir” diye konuştu.
    Arap Alevilerin dini ritüellerini rahat bir şekilde yerine getirebilmelerinin ve kendilerini eşit vatandaş olarak hissedebilmelerinin önemine vurgu yapan Hatimoğulları, “Ğadir Hum Bayramı’nın resmi dini tatil olarak kabul edilmesi Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ve Anayasa’nın din ve vicdan hürriyeti konusunda eşitlik ilkesi gereği uygun olacaktır” ifadelerini kullandı.

    “BAYRAMLARIN; BARIŞA, KARDEŞLİĞE, ADALETE VESİLE OLMASINI DİLİYORUM”

    Hatimoğulları, açıklamasına şöyle devam etti:

    “Ğadir Hum Bayramı Arap Alevilerin her yıl Zilhicce ayının 18. Gününe denk gelmektedir. Arap Alevilerin dini vecibelerini rahat bir şekilde yerine getirebilmeleri, kendilerini eşit vatandaş olarak hissedebilmeleri oldukça önemlidir. Ğadir Hum Bayramı’nın resmi dini tatil olarak kabul edilmesi Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ve Anayasa’nın din ve vicdan hürriyeti konusunda eşitlik ilkesi gereği uygun olacaktır. Bu nedenle Mecliste görüşülmek üzere bir kanun teklifi verdik. Bu teklifin yetkililer tarafından en kısa sürede değerlendirilmesini ve olumlu yanıt verilmesini bir kez daha talep ediyoruz.

    Kil ğam ve üntü bi xeyr. Kil ğadir va üntim bixeyr…

    Şimdiden Ğadir Hum Bayramını en içten dileklerimle kutluyorum. Yine yaklaşan Kurban bayramını en içten dileklerimle kutluyorum. Ve bayramların, evrensel değerlerin vazgeçilmez ilkeleri olan barışa, kardeşliğe, adalete vesile olmasını diliyorum.”

    (HABER MERKEZİ)

  • SYKP Gençlik Meclisi, Gençlik Konferansı düzenledi-VİDEO

    SYKP Gençlik Meclisi, Gençlik Konferansı düzenledi-VİDEO

    PİRHA – Sykp Gençlik Meclisi, Ankara Elektrik Mühendisleri Odası’nda gençlik konferansı düzenledi.

    SYKP Gençlik Meclisi Ankara Elektrik Mühendisleri Odası’nda gençlik konferansı düzenledi. Konferansın açılış konuşmalarını SYKP Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ile Ahmet Kaya yaptı.

    “2008’DEN BERİ DERİNLEŞEN KÜRESEL KRİZ”

    SYKP Eş Genel Başkan Tülay Hatimoğulları, “Dünya büyük bir kaos içinden geçiyor . 2008 den beri derinleşmekte olan bir küresel krizle karşı karşıyayız . Siyasal askeri toplumsal ekolojik dengeler sarsılmaktadır. Türkiye’nin içinden geçtiği süreci bir bağlamdan kopuk bir biçimde değerlendiremeyiz . Bir erken secim gündemiyle karşı karşıyayız . Bir cumhur ittifakı söz konusu. Bu ittifak değerlendirilirken Akp’nin faşizmi kurumsallaştırma çabası karşısında yeterli kitle desteğini sağlayamamıştır” dedi.

    “SYKP, MARX’IN ÖLMEDİĞİNİ YANITLIYOR”

    Hatimoğulları, “Akp’nin yaratmaya çalıştığı algı yasa edilmeye çalışılan bu topluma herkesin biat ettiği itirazların marjinal sosyalist gruplardan geldiği yönündedir . Bu gerçekliği yansıtmıyor . Kitleler sokakta değil . Önümüzde iki tablo vardır . Bu sarmalın büyümesiyle kendimizi Portekiz deneyimi gibi bir durumla karşı karşıya bulabiliriz . Bu kötü ihtimaldir . Bir yandan dünya çapında birbiriyle bakışımlı olması da işçi eylemlerini arttırmaktadır. Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi, 20.yüzyılın ikinci yarısında tarihin sonunun geldiği düşünceleri karşısında sınıf mücadelesinin ulaştığı boyut krizlere Marx’ın ölmediğini tarihin bakışını sürdürdüğünü yanıtlıyor” diyerek konuşmasını tamamladı.

    “GÜN, BASKININ AĞIR OLDUĞU GÜNDÜR”

    Hatimoğulları’nın ardından konuşan Eş Genel Başkan Ahmet Kaya ise şunları kaydetti:

    “Sıkı dokulu bir partiye sahip olmak gerekir . Bu dokuyu oluşturacak kadrolara ihtiyacımız vardır . Binlerce yıllık yönetme tecrübesi devletin tüm imkanlarının önüne serilmiş bir sermaye cephesine karşı savaşıyoruz . Sosyalizm hedefimizde istikrarlı adımlar atabilmek için profesyonel bir akla ihtiyacımız var . Gün baskının ağır olduğu gündür . Fakat bu burada kalmayacaktır . Daha sıkı bir dokuya sahip bir hale gelmek zorundayız . Afrin harekatına karşı olan ikirciksiz tutumumuz son süreçte partimizi devletin hedef tahtasına oturtmuştur.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • SYKP Başkanı: Kadınlar polis tarafından erkek şiddetine maruz kaldı-VİDEO

    SYKP Başkanı: Kadınlar polis tarafından erkek şiddetine maruz kaldı-VİDEO

    PİRHA- Ankara Kadın Platformu’nun çağrısıyla Çankaya Belediyesi önünde toplanmak isteyen kadınlara polisin müdahale etmesine ve kadınları gözaltına almasına SYKP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları tepki gösterdi. Hatimoğulları, “Kadınların protesto etmek istedikleri erkek şiddetine bir kez daha kolluk kuvvetleri tarafından maruz kaldılar” diye konuştu.

    Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında, Ankara Kadın Platformu’nun çağrısıyla Çankaya Belediyesi önünde toplanmak isteyen kadınlara polis saldırısını ve gözaltıları PİRHA’ya değerlendirdi.

    “KOLLUK KUVVETLERİ TARAFINDAN ERKEK ŞİDDETİ”

    Hatimoğulları, “Türkiye’nin her yerinde kadınlar 8 Mart ilgili çeşitli etkinlikler düzenliyorlar. Mitingler düzenliyorlar. Fakat ne yazık ki hükümetin iktidarın uygulamaları demek ki illere göre değişiyor. İstanbul’da kadınlar bir mitingde buluşabildiler, başka şehirlerde de öyle” diye konuştu ve şöyle devam etti:

    “Ancak Ankara’da Ankara Kadın Platformu’nun çağrısı ile Ankara’nın dört bir yanından toplanan kadınların 8 Mart kutlamalarına polis fazlasıyla şiddet uygulayarak müdahale etti. Buna artık orantısız şiddet demekte gerçekten kâfi gelmiyor. Çünkü kadınlara her türlü hakaret edildi. Yaka paça 15 kadın gözaltına alındı. Aynı zamanda bugün kadınların protesto etmek istedikleri erkek şiddetine bir kez daha kolluk kuvvetleri tarafından maruz kaldılar.”

    “İKTİDAR, KADINA DÖNÜK DÜŞMANCA POLİTİKA İZLİYOR”

    Yapılan polis saldırısının kabul edilemez olduğunu dile getiren Hatimoğulları, “Türkiye’nin içinden geçtiği süreçte zaten mevcut olan iktidar kadına dönük oldukça düşmanca bir politikalar izlemektedir. Bunu da alanlarda, sokaklarda ne yazık ki bir kez daha bununla yüzleşmiş olduk” dedi.

    Hatimoğulları, “Bugün kadınlara dönük taciz, tecavüz ve şiddet olaylarını meşrulaştırmak için Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan tutunda, birçok din adamının verdiği fetvalara, 7 yaşındaki çocukların evlenebileceğine dair fetvalara baktığımızda aslında kadınlara dönük bu şiddetin ne kadar meşrulaştırılmaya çalışıldığını görüyoruz. Bu toplum muhafazakarlaştırılmaya çalışılırken kadın bedeni üzerinden bu muhafazakarlaştırılmayı nasıl sağladıklarının çok açık net yalın göstergesidir” diye konuştu.

    “8 MART AKŞAMI KADIN YÜRÜYÜŞÜ”

    Bugün erkek şiddetinin, devlet şiddetinin en alasını yaşadıklarını, kadınların kolları bükülerek darp edilerek gözaltına alındığını ifade eden Hatimoğulları sözlerini şöyle tamamladı:

    “Bunu asla kabul etmiyoruz. Ve bizlere diyorlar ki bugün 8 Mart değil neden alanlara geldiniz? Yarın Ankara’da yine kadınlar 8 Martta alanlara çıkacak. Bakalım buradaki uygulamaları ne olacak, bizleri engellemek için acaba bize neler söyleyecekler? Bunu çok merak ediyoruz, 8 Marta da alanlardayız. Buradan da sizin aracılığınızla bütün kadınlara çağrıda bulunmak istiyoruz. 8 Mart akşamı kadın yürüyüşünde Ankaralı bütün kadınları bekliyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • ‘Fikriyatını örgütleyemediği için meslek kuruluşlarını parçalamak istiyor’-VİDEO

    ‘Fikriyatını örgütleyemediği için meslek kuruluşlarını parçalamak istiyor’-VİDEO

    PİRHA- Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SKYP) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, iktidarın baskısına karşı dayanışmanın önemine işaret etti. Hatimoğulları, iktidarın baskısının toplumun vicdanını sızlattığını belirterek, “Bu karanlık sisteme karşı dayanışmamız, mücadelemiz sürecek” dedi. 

    Haberin Videosu gelecek…

    Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları son donemlerde iktidarın TTB, KESK ve muhalif kesimlere yönelik yürüttüğü operasyonları, gözaltıları ve tutuklamaları Pir Haber Ajansı’na değerlendirdi.

    “TOPLUMUN VİCDANINI SIZLATIYOR”

    Hatimoğulları, TTB’li yöneticilerin gözaltına alınıp serbest bırakılmasını hatırlatarak, “KESK Mali Sekreteri gözaltına alınmış durumda. Daha önce TMMOB dönük çeşitli baskılar söz konusuydu ve hala devam etmekte. Buradan bizler şu sonuca varıyoruz: Toplumun en geniş kesimine yayılmış olan baskı politikasının aslında ne kadar yaygınlaştığını ve derinleştiğini görüyoruz. Bu operasyonlar eğer Türkiye’de meslek odalarına, sendikalara kadar sirayet ediyor ise toplumun vicdanını daha fazla sızlatıyor anlamına gelmektedir” diye konuştu.

    “HAK TALEP ETMEK ASLA SUÇ DEĞİLDİR”

    “Hakikaten bugün hekimlerin savaş karşıtı bir açıklama yapmaları, barış talep etmeleri operasyon konusu olabiliyorsa bu Türkiye’nin şu an içinde mevcut olan faşist rejimin geldiği boyutu göstermektedir” diyen Hatimoğulları, şöyle konuştu:

    “Bugün elbette ki meslek odaları, sendikalar bir yanıyla kendi özlük hakları için mücadele yürütürken, mesleki örgütlenmeler için mücadele yürütürken aynı zamanda bu toplumun bir parçası olarak bu toplumun vicdanına da seslenmek durumundalar. Türkiye de yaşayan 80 milyon insanın konumu örgütü, örgütsüzlüğü, ne olursa olsun barış talep etmek, ekmek ve adalet talep etmek gibi doğal haklara herkes sahiptir. Bugün bu meslek odaları, sendikalar, bu haklarını kullanmaktadır. Bu haklar evrensel değerlere tekabül etmektedir. Bu değerleri savunmak asla ve asla suç değildir.”

    “FAŞİZMİN KARANLIĞINA KARŞI DAYANIŞMAMIZ SÜRECEK”

    Baskılara rağmen demokratik kitle örgütlerinin, sendikaların ve meslek örgütlerinin biat etmediğini belirten Hatimoğulları, “Buradan da her fırsatta şu mesajı vermek isteriz. Bizler faşizmin bizim üzerimize bu kadar karanlık bir biçimde gelmesine karşı dayanışmayı daha fazla geliştirmek için elimizden gelen çabayı hep birlikte sarf ediyoruz, sarf etmeye devam edeceğiz” diyerek şunları vurguladı:

    “Çünkü bu toplumun aydınlık yüzleri, demokrasi mücadelesini veren insanlar olarak bu bizim olmazsa olmaz görevlerimiz arasındadır. Şayet biz bu en basit olan taleplerimizden bile vazgeçmeye kalkışırsak insanlığımızdan vazgeçtiğimiz anlamına gelir ki asla ve asla hiçbir meslek odası hiç bir sendika, hiçbir demokratik kitle örgütü böyle bir yönelime girmeyecektir.”

    “İKTİDARINI ÖRGÜTLEYEMEDİĞİ İÇİN MESLEK KURULUŞLARINI PARÇALAMAK İSTİYOR”

    “İktidar aynı zamanda Türk, Türkiye gibi kavramları meslek odasından, örgütünden çıkarmak istiyor. Tabii ki bizim buradaki talebimiz Türkiyelileşmek Türkiyelilik kavramıdır. Bizim için önemli bir kavramdır” diyen SYKP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Buradaki operasyonu söyle okumak gerekir: TTB’yi örnek verecek olursak bir türlü kendi fikriyatını iktidarı örgütleyemediği için TTB ve benzeri meslek kuruluşlarında kendi örgütlülüğünü yaratabilmek adına buraları yarmak, parçalamak paralize etmek istiyor. Ama  karşıda TTB dimdik ayakta. Bizler de bu dayanışmamızı sürdürerek ayakta durmaya direnmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “Karanlığın en koyu olduğu noktada aydınlığa en yaklaştığımız andır” diyen Hatimoğulları, “Aydınlık ve özgürlüklerine kavuşmuş bir Türkiye’ye kavuşacağımıza dair inancımız sonsuzdur. Çünkü Türkiye’de yaşayan 80 milyon insanın tamamı bu gidişattan hoşnut değildir. Bizler de toplumun sesini çıkaran kesimler olarak bu hoşnutsuzluğu bu toplum adına ifade etmeye devam edeceğiz. Ve asla umudumuzu  yitirmiyoruz. Mutlaka kazanacağız” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • SYKP Eş Genel Başkanı: Gözaltılar HDP Kongresi’ni zayıflatmayı hedefliyor

    SYKP Eş Genel Başkanı: Gözaltılar HDP Kongresi’ni zayıflatmayı hedefliyor

    PİRHA – SYKP Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, gözaltı ve tutuklamalarla ilgili basın açıklaması gerçekleştirdi. Hatimoğulları, “Milyonlarca insanın oy verdiği Halkların Demokrasi Partisi’ni ve onun kongresini kriminalize etme çabaları boşa çıkacaktır” dedi.

    İzmir’de ve İstanbul’da HDP’ye yönelik gözaltılarla ilgili SYKP Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Hatimoğulları, “6 Şubat Salı günü İzmir’de polis, içlerinde Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Merkez Yürütme Kurulu üyesi Ahmet Cavit Uğur’un da olduğu 30 kişiyi evlerini basarak gözaltına aldı. Yine dün HDP’nin bileşeni olan Demokratik Bölgeler Partisi Eş Başkanı Mehmet Aslan gözaltına alındı. Bugün yine sabaha karşı İstanbul’da birçok HDP’linin evi basıldı, onlarca gözaltı gerçekleşti” dedi.

    “TEK ADAM REJİMİNİ KALICI KILMA ÇABASI”

    “Siyasal iktidarın uzun zamandır sürdürdüğü sistemli gözaltı ve tutuklama operasyonlarını derinleştirerek büyütüyor” diye konuşan Hatimoğulları sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Toplumsal muhalefetin bütününe yönelen baskıların amacının, tek adam rejimini kalıcı kılma çabası olduğunu biliyoruz. Hemen her gün farklı illerde gerçekleşen operasyonlarla muhalif bütün kesimler üzerinde baskı kuruluyor. Başta HDP olmak üzere, sol-sosyalistler, insan hakları savunucuları, savaş karşıtları, sosyal medyadan itiraz edenler gözaltına alınıyor, tutuklanıyor.”

    “SİYASAL İKTİDAR KÜÇÜK BİR İTİRAZA TAHAMMÜL GÖSTERMİYOR”

    “15 Temmuz darbe girişimi bahane edilerek ilan edilen OHAL ve KHK’lar ile ülkenin tamamı cezaevine çevrilmiş durumda. Siyasi iktidar en küçük bir itiraza bile tahammül göstermiyor” denilen açıklamada “HDP’nin 11 Şubat’ta gerçekleştireceği kongreyi, iktidarın zayıflatmayı hedeflediği” belirtildi.

    Hatimoğulları, “Onlarca insan hakkında gözaltı kararı olduğu haberini alıyoruz. Önümüzdeki günlerde yaygınlaşarak devam edeceği aşikar olan bu gözaltı ve tutuklama operasyonlarının bizleri yolumuzdan döndürmeyeceğini belirtmeliyiz. Siyasal iktidar kanunsuz gözaltı ve tutuklama operasyonlarına derhal son vermelidir” dedi.

    “EVRENSEL DEĞERLERİ SAVUNMAK SUÇ DEĞİLDİR”

    Hatimoğulları, “Gözaltına alınan bu insanlar Türkiye’de yaşayan 80 milyonun iş, ekmek, özgürlük haklarını savunanlardır. Bu insanlar barışı, kardeşliği, adaleti ve eşitliği savunanlardır. Evrensel değerleri savunmak suç değildir. Suçlulaştırma politikasından vazgeçin” çağrısı yaparak şöyle dedi:

    “Milyonlarca insanın oy verdiği Halkların Demokrasi Partisi’ni ve onun Kongresini kriminalize etme çabaları boşa çıkacaktır. Binlerce insanın kongreye katılmasına engel olunamayacağını siyasal iktidar da biliyor. HDP geçmişten geleceğe aynı cesaretle ve kararlılıkla yoluna devam edecek.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘Samandağ’da nasıl bir provokasyon örülüyor?’-VİDEO

    ‘Samandağ’da nasıl bir provokasyon örülüyor?’-VİDEO

    PİRHA- Suriyeli Aşiret ve Kabileler Yüksek Kurulu tarafından İstanbul’da yapılan toplantı sonrası çıkan kararları ve sonraki toplantının Hatay Samandağ’da yapılmasına SYKP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ve Hatay il örgütü tepki gösterdi. Yapılan açıklamalarda, “Türkiye’yi karanlığa sürükleyen savaş politikasından vazgeçin. Bizler Suriye’de demokratik çözümden yanayız. Samandağ’ı aşiret ve kabilelerin üssü haline getirmeyi hedeflemek Hatay halkına hakarettir ve yok saymaktır” denildi. 

    Haberin videosu

    SYKP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Suriyeli Aşiret ve Kabileler Yüksek Kurulu’nun İstanbul’da yapmış olduğu toplantıyı değerlendirdi.

    Astana ve Cenevre görüşmeleri devam ederken; Rusya ve Türkiye arasında ilişkiler bu kadar gelişkinlik göstermişken bu kurulun İstanbul’da toplanması hayırlara vesile olamaz” diyen Tülay Hatimoğulları şunları belirtti:

    “SAMANDAĞ’DA SAVAŞÇI MOLLALARLA HANGİ MESAJ VERİLİYOR”

    “Suriye’nin en gerici güçleri Türkiye eliyle yeniden canlandırılmak isteniyor. Bu planın başka ortakları var mıdır şu an bilmiyoruz. 25 Aralık’ta Suriyeli Aşiret ve Kabileler Yüksek Kurulu gibi ne idüğü belirsiz ve Suriye’nin en gerici güçlerini Samandağ’da toplamak bambaşka bir problemdir. Arap Alevilerin en yoğun yaşadığı bölgelerden biri olan Samandağ’da gerici-savaşçı mollalar ile hangi mesaj verilmek istenmektedir? Bu gelişme hükümetten bağımsız mıdır? Uçan kuştan haberdar olan iktidar bilerek mi bunun önünü açıyor? Samandağ’da Arap Aleviler/ Hristiyanlar/ Ermeniler üzerinden nasıl bir provokasyon örülüyor?”

    “SAMANDAĞ HALKI ENDİŞELİ”

    Tülay Hatimoğulları Hatay ve özelde Samandağ halkının alınan toplantı kararından dolayı endişeli olduğunu söyleyerek “ Buradan yetkililere sesleniyoruz: Türkiye’yi karanlığa sürükleyen savaş politikasından vazgeçin. Samandağ’ı aşiret ve kabilelerin üssü haline getirmeyi hedeflemek orada yaşayan insanlara hakarettir ve  yok saymaktır. Bu yanlıştan bir an önce dönülmelidir” dedi.

    SYKP Hatay İl örgütü ve demokratik kitle örgütleri de yaptıkları açıklamada “Sınırlarımız bir an önce cihatçı çetelere kapatılmalıdır. Biz Hatay halkları ve demokratik kitle örgütleri olarak bu toplantının Samandağ’da yapılmasına asla izin vermeyeceğiz. Bu konuya dair Hatay Valiliği ve Samandağ Kaymakamlığı’ndan acilen bir açıklama bekliyoruz” dedi.

    Diren KESER/HATAY

     

  • SYKP Eş Başkanı’ndan cenazeye barbarlığa tepki: Vicdanlarımızı birleştirmeliyiz-VİDEO

    SYKP Eş Başkanı’ndan cenazeye barbarlığa tepki: Vicdanlarımızı birleştirmeliyiz-VİDEO

    PİRHA-HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’un annesi Hatun Tuğluk’un cenazesinin Ankara’da siyasal islamcı ırkçılar tarafından saldırıya uğramasının ardından mezarından çıkarılmak zorunda kalınmasına tepkiler yükseliyor. SYKP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, PİRHA’ya yaptığı açıklamada Türkiye’nin en karanlık günlerinden geçiltiğine dikkat çekerek, “Bir daha böyle bir olayı yaşamamak için,  vicdanlarımızı birleştirip, en geniş yelpazede bir karşı duruş sergilemeliyiz” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’un annesi Hatun Tuğluk’un cenazesinin Ankara’da defin işlemi sırasında ırkçıların saldırısına uğramasına tepkiler devam ediyor.

    “SALDIRI MÜNFERİT DEĞİL PLANLIYDI”

    SYKP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, PİRHA’ya yaptığı açıklamada “Türkiye’nin en karanlık günlerinden geçiyoruz” diyerek şunları ifade etti:

    “Yapılan saldırı, Kürt, Türk, Arap, Ermeni fark etmeksizin toplumun vicdanını çok acıttı. Çünkü Hatun anamızın vasiyeti kendi penceresinden gözüken mezarlıkta gömülmekti. Ama bu vasiyet gerçekleşememiş oldu. Toplumsal olarak sarsıldık. Saldırı münferit değil, planlıydı. AKP zor duruma düşmüştür. Timsah gözyaşı dökerek telafi etmeye çalışıyor ancak, daha da kötü bir duruma düştü. Bugün eğer bir kadın, bir insan, Kürt olduğu için, Alevi olduğu için mezarlığa kabul edilmeyecekse, bu toplum empati yeteneğini kaybetmiş demektir. AKP her şeyi tekleştirmeye çalışırken mezarları ayrıştırıyor. Bu durum manevi anlamda Türkiye’ye çok büyük bir darbedir. Asla kabullenmeyiz. İnsanları böyle ayrıştıramazlar. Hiç kimse bu hakkı onlara vermemiştir. Hatun ana, hepimizin anasıdır.”

    “BU TOPRAKLARDA ORTAK YAŞAYABİLDİĞİMİZ KADAR ORTAK GÖMÜLMEK İÇİN DE ÇABALAMALIYIZ””

    SYKP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları Kürt ve Alevilere dönük sistematik baskı ve şiddetin Tuğluk ailesi üzerinden bir kez daha görüldüğüne dikkat çekerek “Biz kafatasçı anlayışa, ötekileştirme mantığına şiddetle karşıyız. Bu olay bizi daha fazla bilemiştir. Bizler bu topraklarda ortak yaşayabildiğimiz kadar, ortak gömülmek için de elimizden gelen her türlü çabayı göstereceğiz. Bir daha böyle bir olayı yaşamamak için,  vicdanlarımızı birleştirip, en geniş yelpazede bir karşı duruş sergilemeliyiz” dedi.

    Diren Keser/MERSİN