Etiket: tülay hatimoğulları

  • Hatimoğulları’ndan çağrı: Yeter artık! Gelin doğamıza sahip çıkalım-VİDEO

    Hatimoğulları’ndan çağrı: Yeter artık! Gelin doğamıza sahip çıkalım-VİDEO

    PİRHA-Yeşil Sol Parti Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, ekolojik yıkıma dair Meclis’te yaptığı konuşmada, seçimde iktidarın hileleri ile baş edemediklerini ama Seyit Rıza’nın sözlerine atıfta bulunarak baş da eğmediklerinin de altını çizdi. Hatimoğulları, “Akbelen, Kazdağları, Dikmece, Cudi. Yeter artık! Gelin hep birlikte bu bölgelere sahip çıkalım, yeni sömürü alanı bulamasınlar” dedi.

    Muğla’nın Milas ilçesinin İkizköy mevkiinde bulunan Akbelen Ormanı ve Hatay’ın Antakya ilçesinin Dikmece Mahallesi’nde bulunan zeytinliklerin kıyımına karşı Meclis olağanüstü toplandı.

    Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları Genel Kurul’da açıklamalarda bulundu.

    Hatimoğulları, yurttaşların Akbelen Ormanındaki ağaç kesimini ve Cudi’deki yangınların durdurulmasını istediğini vurgulayarak, “Türkiye coğrafyasının her yeri apayrı güzel ve çok zengin bir ülke. Ağacımız, toprağımız, suyumuz, havamız çok ender rastlanan bir ülkede yaşıyoruz. Ama AKP iktidarı sermaye güçleri ile el ele vererek sürekli ormanlık alanları ormansızlaştırıyor” dedi.

    “Doğanın yemyeşil kalmasından yanayız” diyen Hatimoğulları, şunları ifade etti:

    “Dikmece’deki zeytinliklerin kesilmemesinden yanayız. Kazdağları’ndan ağaçların kesilmemesinden yanayız, Hasankeyf’in sular altında kalmamasından yanayız. Muğla’da 2021 orman yangınlarında 70 bin hektar ormanlık alan gitti. Akbelen ormanın ortadan kalkması demek, biriken su varlıkların ortadan kalkması demek.

    Depremde olmayan, bir kepçeyi bulamazken, şimdi onların trafiğinden sokaklarda geçemezsiniz. Niye bu işin içinde rant var. İktidar insanları kurtarmak için seferberlik ilan etmedi. OHAL’İ de Allahın lütfu olarak görerek, Dikmece’de zeytinlik alanları keserek, konut yapmak istiyor. Toprağımız, zeytinimiz, yaşam alanlarımız bizimdir. Dikmece halkınındır. Zeytinliklerinin yok edilmesine izin vermeyeceğiz.

    Doğa kıyımı bir tek burada mı? Hayır. Cudi dağında yangın oldu ve burada tek bir kelime dahi konuşulmadı. Cudi dağında ilk defa mı yangın çıkıyor? Hayır. Daha öncede, Cudi, Gabar, Bestar, Bingöl’de korucular tarafından ağaçlar tek tek kesildi ve ağaçların ticareti yapıldı. Bu yangında iki şey amaçlanıyor. O bölgeyi insansızlaştırmak, oraları çoraklaştırmak, oradaki bölgede daha çok karakol ve kalekol yapmak. Yani Cudi dağını ayrı ele almak zorundayız.”

    Hatimoğulları, Kürt sorunun bugüne kadar demokratik ve barışcıl yöntemlerle çözülmemiş olmasının neticilerinin yaşandığını dile getirerek, Cudi’ye ve bütün kesimlere Kürt sorunundan kaynaklı, kesilmiş olan ağaçlara, yakılmış olan ağaçlara, doğa katliamını gerçekleştirenlere diyoruz ki; çözüm bu değildir. Çözüm Kürt sorunu demokratik ve barışçıl yöntemlerle bu sorunda ısrarcı olmaktadır” diye konuştu.

    Seçimde iktidarın hileleri ile baş edemediklerini, Seyit Rıza’nın sözlerine atıfta bulunarak ama baş da eğmediklerinin altını çizen Hatimoğulları, “Gelin bu iktidarın derdini biraz daha büyütelim. Akbelen, Kazdağları, Dikmece, Cudi… Gelin hep birlikte el ele verelim. Bu bölgelere sahip çıkıp, kıyımlara karşı durursak yeni sömürü alanları bulamazlar. Bu bizim en demokratik hakkımızdır, yoksullaşamaya, ötekileştirmeye karşı el ele vererek ortak mücadele yürütme dışında başka bir durumu yoktur. Doğa kıyımını tek başına bir mesele olarak ele alamayız. Bu bir toplumsal sorundur. Aksi takdirde ormanlarımızı, toprağımıza sahip çıkamayız.Toplamsal alanlarımızı büyütelim. Artık yeter!” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER

    >İkizköy ve Dikmece halkı Ankara’da: Bu madencilik anlayışı değil, sömürü faaliyeti

  • Hatimoğulları’ndan Dikmece’de TOKİ tepkisi: Zeytinlikleri talan etmeye hakkınız yok!-VİDEO

    Hatimoğulları’ndan Dikmece’de TOKİ tepkisi: Zeytinlikleri talan etmeye hakkınız yok!-VİDEO

    PİRHA- Antakya ilçesine bağlı Arap Alevi köyü Dikmece’de zeytinlik alanlara TOKİ binaları yapılmak istenmesine direnen köylülere Yeşil Sol Parti Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları destek verdi. TOKİ’ye tepki gösteren Hatimoğulları, Arap Alevilerin yoğun yaşadığı bölgelerde yapılmak istenen kamulaştırmayı burada demografik yapının değiştirilmek istenmesi olarak görüyoruz” dedi. 

    Hatay’ın Antakya ilçesine bağlı Arap Alevi köyü Dikmece‘de zeytinlik alanlara TOKİ binaları yapılmak istenmesine karşı köylülerin direnişi sürüyor.

    Yeşil Sol Parti Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, Antakya’da Dikmece köyünde halkla birlikte bir açıklama yaparak, günlerdir devam eden direnişin aslında uzun zamandır köylüler tarafından sürdürüldüğünü vurguladı.

    “AKP İKTİDARI YILLARDIR ZEYTİNLİKLERİ TALAN EDİYOR”

    Hatimoğulları, Dikmece köyünde deprem konutları adı altında yapılmak istenen TOKİ projesi nedeni ile kamulaştırılan arazileri için Dikmece köyünün mücadelesinin devam ettiğini ifade etti. Depremden mağdur olan kentin en yoksul köylerinden biri olan Dikmece’de zeytinliklerin köylülerin geçim kaynağı olduğunu ve bu nedenle en başından beri toprağına, zeytin ağacına sahip çıktıklarını söyleyen Hatimoğulları şunları kaydetti:

    “Akbelen’de ağacına sahip çıkan kadınlar, Cudi’de yanan/cayır cayır yakılan ormanlar ve bugün burada istimlak edilmek istenen arazi, zeytinlikler ülkenin ciğeridir, canıdır. Dünden beri TOMA’larla gelerek, etmedikleri zulmü bırakmayanlar canımıza kast etmek istiyorlar. Bu ağaçlar bizim canımızdır, geçim kaynağımızdır, kültürel değerimizdir!
    Meclisin kapandığı son hafta torba yasa içinde zeytinliklerin deprem bahanesi ile imara açabilmesinin önünü açmak için madde koyduklarını ve bu maddenin Dikmece halkı için özel olarak kanun çıkartıyorsunuz demelerine rağmen çoğunluk tarafından yasalaştırıldı. 84 yıl önce yasalaştırılan Zeytin Kanunu’na rağmen AKP iktidarı yıllardır zeytinlikleri talan ediyor. Buna karşı çıkan köylülere de işkence görüntüleri tüm kamuoyuna yansıdı. Tıpkı İsrail devletinin Filistin halkına uyguladığı şiddeti anımsatan görüntülerdi. Jandarmayı ve onlara emri verenleri kınıyorum.”

    “İŞGALCİ SİZSİNİZ; DİKMECE ARAZİLERİ PEŞKEŞ ÇEKİLDİ”

    Torba yasadaki 25. Madde ile depremzede yurttaşların, “işgalci” olarak tanımlandığını ve topraklarından çıkartılacağının ifade edildiğini dile getiren Hatimoğulları, “Burada gördüğümüz işgalci sizsiniz” dedi.

    Hatimoğlulları, alınan kararda Dikmece, Kesecik, Karaağaç köylerinin kamulaştırıldığını ve henüz kanun çıkmadan haftalar önce Dikmece arazilerinin 15 Mayıs tarihinde ihale sözleşmesi yapılarak peşkeş çekildiğinin altını çizdi.

    “DEMOGRAFİK YAPI DEĞİŞTİRİLMEK İSTENİYOR”

    Deprem konutu projesinin iki defa yıkıldığı için tekrar inşa eden Erzurum pistini yapan Sarıdağlar İnşaat’a verildiğini, yine yandaş firmaya sözde deprem konutlarının teslim edildiğini vurgulayan Tülay Hatimoğulları, şöyle devam etti:

    “Depremi Allahın lütfu olarak görüp talan için gerekçe yapıyorlar. Arap Alevilerin yoğun yaşadığı bölgelerde yapılmak istenen kamulaştırmayı burada demografik yapının değiştirilmek istenmesi olarak görüyoruz. Deprem olduğunda seferberlik ilan etmeyen, gelmeyen iş makinaları şimdi zeytinliklerimiz için sıraya girmiş. Arap Alevi halkı neden bizim topraklarımız, diye soruyor. Zeytinlikler, tarım arazileri bu köyün geçim kaynağıdır. Depremde her şeyini kaybetmiş yurttaşları bir de topraklarından etmeyin, ikinci bir travma yaşatmayın. Depremi gerekçe göstererek köylüleri buradan sürmeye, demografik yapıyı değiştirmeye ve zeytinlikleri talan etmeye kimsenin hakkı yoktur.”

    Hatimoğulları, henüz zemin etüdleri bile yapılmamış araziye proje yapılmak istenmesini eleştirerek, direnişin devam edeceğini ve takipçisi olacaklarını ifade etti.

    PİRHA/ANTAKYA

  • Hatimoğulları: Doğanın talanında depremin kılıf olarak kullanılmasını kabul etmiyoruz-VİDEO

    Hatimoğulları: Doğanın talanında depremin kılıf olarak kullanılmasını kabul etmiyoruz-VİDEO

    PİRHA-Hatay’daki ormanlık alanların ve zeytinliklerin konut yapımı için imara açılmasına tepki gösteren Yeşil Sol Parti Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, “Doğanın talanına, Hatay’ın demografik yapısının değişimine ve insanların en önemli geçim kaynaklarından zeytinliklerin ortadan kaldırılmasına depremin kılıf olarak kullanılmasını kabul etmiyoruz” dedi.

    Hatay’daki ormanlık alanların ve zeytinliklerin konut yapımı için imara açılmasına dair AKP’nin sunduğu kanun teklifi henüz Meclis Genel Kurulu’na gitmeden ihaleye verilmesi tepkilere neden olmuştu. Söz konusu düzenleme TBMM’de kabul edildi. Buna göre 18 ilde deprem nedeniyle 674 bin 238 konut yapılacak. Hatay’ın Antakya ve Defne ilçelerinde ise 321 dönümlük toplam 65 tescilli zeytinlik arazisi imara açılacak.

    Hatay’ın Antakya ilçesine bağlı Dikmece köyü de imara açılacak alanlardan biri. Arap Alevilerin yoğunluklu olarak yaşadığı köyün neredeyse tek geçim kaynağını zeytinler oluşturuyor. Burada yaşayan yurttaşlar, bölgede çorak ve boş arazilerin varlığına dikkat çekerek, “Neden o bölgeler değil de bizim yaşam alanlarımız” sorusuna cevap almak istiyorlar.

    Yeşil Sol Parti Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, zeytinlik alanlarının imara açılmasına karşı parti olarak karşı olduklarını ve hem mecliste hem de farklı alanlarda tepkilerini dile getirdiklerini ifade etti.

    Tülay Hatimoğulları, 1939 yılında çıkan zeytin kanununun varlığına işaret ederek, AKP eliyle bu kanunun yok sayılmak istendiğini vurguladı.

    “MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ”

    Hatay’da depremde ortaya çıkan yaraların sarılması gerektiğinin altını çizen Tülay Hatimoğulları, şunları dile getirdi:

    “Dikmece köyünde zeytinliklerin kamulaştırılarak imara açılması adımını iyi niyetli görmüyoruz. Dikmece’de yaşayan yurttaşların demografik yapının değişimiyle ilgili kaygıları yerinde kaygılardır. Parlamentoda yaptığımız görüşmelerde de bunları dile getirdik.

    Dikmece ile ilgili süreç devam ederken, alanın ihaleye verilmiş olmasını kabul etmek mümkün değil. Doğanın talanına, Hatay’ın demograik yapısının değişimine ve insanların en önemli geçim kaynaklarından zeytinliklerin ortadan kaldırılmasına depremi kılıf olarak kullanılmasını kabul etmiyoruz. Buna karşı mücadelemizi halkımızla birlikte yürütmeye devam edeceğiz.”

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/HATAY

    İLGİLİ HABERLER

    >AKP’liler gözünü Alevilerin zeytinliklerine dikti

  • Hatimoğulları: Siyasette kadın temsiliyeti ortadan kaldırılmaya çalışılıyor; susmayacağız-VİDEO

    Hatimoğulları: Siyasette kadın temsiliyeti ortadan kaldırılmaya çalışılıyor; susmayacağız-VİDEO

    PİRHA – Yeşil Sol Parti Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, Meclis’teki  erkek ve sağcı çoğunluğa ilişkin değerlendirmesinde, “Taliban’ın Afganistan’ı” benzetmesini yaptı. Hatimoğulları, “Şimdi bu ülkede yeni öznelerle parlamento başta olmak üzere bütün Türkiye’deki kadınlara baskının daha da artacağını söyleyebiliriz” dedi. 

    14 Mayıs’ta yapılan 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi ile birlikte kadınların siyasetteki temsiliyet oranı, önceki yıllara kıyasla ileri bir evreye gelemedi. Meclis’te sadece 119 kadın milletvekili görev yapacak. Bu da parlamentonun %19,83’ünü oluşturuyor. Yani Meclis’teki 600 koltuğun 5’te 1’ine dahi denk gelmeyen bir dağılım söz konusu.

    Meclis’te yer edinen siyasi partiler içerisinde HHÜDA PAR, Saadet Partisi, Yeniden Refah Partisi, Demokrat Parti ve Demokratik Sol Parti’nin ise hiç kadın milletvekili bulunmuyor.

    “TALİBAN’IN AFGANİSTAN’DA YAPTIĞI GİBİ…”

    Meclis’te oran olarak en fazla kadın milletvekili bulunduran parti ise Yeşil Sol Parti oldu. Adana Milletvekili Tülay Hatimoğuları, Meclis’teki erkek ve gerici çoğunluğu PİRHA’ya değerlendirdi.

    Hatimoğulları, Türkiye siyasetinde daima erkek egemen bir çizginin hep olduğunu belirterek, 14 Mayıs seçimlerinden sonra bu tercihin çok daha belirgin bir hal aldığını söyledi. Tülay Hatimoğulları, Meclis’teki kadın oranının bu dönem de çok düşük kaldığını vurgulayarak şunları söyledi:

    “Bu aritmetiği bozan HDP’ydi. Bu dönemde de Yeşil Sol Parti oldu. Yeşil Sol parti neredeyse %50 kotaya yaklaşmış durumda. Özellikle Hüda Par’ın, Yeniden Refah Partisi’nin meclise taşınmış olması ve bunlar parlamentoya, Cumhur İttifakı’nın bir parçası haline gelirken yürütülen görüşmelerde kadın kazanımları pazarlık haline getirildi. Asıl dikkat çekmek istediğimiz noktalardan birisi budur. Pazarlık konusu haline getirilen, zaten hatırlayacaksınız AKP iktidarı İstanbul Sözleşmesinden vazgeçmişti, şimdi ise kadınlara, çocuklara ve dezavantajlı gruplara yönelik şiddetle mücadele kapsamında olan 6284 Sayılı Kanunu, Cumhur İttifakı’na giren partiler pazarlık konusu yaptı. Zaten yasalar, kadınları Türkiye’de korumuyor. Zaten bir cezasızlık sistemi var. Zaten kadın cinayetleri almış başını gidiyor. Kadına yönelik şiddet diz boyu. AKP iktidarının yaratmak istediği yeni toplum modelinde kadın olmadığı için, kadınlar hiç tanımadığı erkekler tarafından da sokakta şiddet görmeye başladı. 6284 sayılı kanun zaten icraatta yerine getirilmiyor. Kadınları ne yazık ki devlet korumuyor. Bir de bütün bunların üstüne kadınların çok önemli bir kazanımı olan bu hakkı ellerinden almak adeta bu seçimin bir pazarlık konusu haline geldi. Taliban’ın Afganistan’da yaptığını aslında şimdi yeni öznelerle, bu ülkede parlamento başta olmak üzere bütün Türkiye’deki kadınlara baskının bu dönemde daha da artacağını söyleyebiliriz.

    “TÜRKİYE KADIN HAREKETİNE VE KÜRT KADIN HAREKETİNE BÜYÜK SORUMLULUK DÜŞÜYOR”

    Tabii ki bir demokrasi cenneti değildik ama yine bu oluşumların parlamentodaki varlığı arttıkça bunun toplumsal yansımaları daha fazla baskı, özellikle seküler yaşamı tercih eden kadınların üzerinde daha ağır baskıların oluşacağı aşikar. Ne yazık ki böyle bir parlamento ile karşı karşıyayız. Ve bize bu anlamıyla çok büyük bir görev ve sorumluluklar düşüyor. Hem parlamentodaki kadın mücadelesini önemseyen kadınlar olarak bizlere hem de toplumsal alanlarda mücadele bağlamında Türkiye kadın hareketine ve Kürt kadın hareketine çok büyük sorumluluklar düşüyor.”

    “BÜTÜN SİYASİ PARTİLERDEKİ KADINLARA ÇAĞRIMIZDIR!”

    Milletvekili Tülay Hatimoğulları, kadınlara dönük olumsuz yönelimlerin altını çizerek, parlamento çatısı altındaki kadın milletvekillerine de çağrı yaptı.

    Geçmiş dönemlerde, kadına yönelik şiddetle mücadele kapsamında verdikleri kanun tekliflerinde hep destek beklediklerini belirten Hatimoğulları, şöyle devam etti:

    “Hem muhalefetin diğer kesimlerindeki kadınlardan hem de iktidarı oluşturan partinin yine kadın milletvekillerinden… Çünkü kadına yönelik şiddetin ideolojisi erkek egemenliğidir. Burada bir A,B,C Partisi değişiklik göstermiyor. Bugün Yeşil Sol Parti’ye oy veren ya da orada çalışma yürüten bir kadının gördüğü şiddetle AKP’ye oy veren ya da orada da çalışan bir kadının gördüğü şiddet arasında bir fark yoktur. Aynı erkek egemen şiddete her yerde maruz kalıyoruz.

    Yeşil Sol Parti’de kadın hareketinin bir tarihsel birikimi var. Biz, pozitif ayrımcılık, kadın temsiliyeti, kendi siyasal kararlarımızı kendi kadın meclislerimizde alma konusunda, eş başkanlık ve eşit temsiliyet konusunda çok yol almış bir partiyiz. İsteriz ki bütün partiler de bunu model alsın. Ama bütün bunlara rağmen bizler kendimize ‘Kurtulmuş kadın’ gözüyle bakmıyoruz. Sonuçta her kadının gördüğü şiddeti hepimiz görüyoruz. Bu nedenle elbette ki çağrımızı yeniliyoruz. Kadın haklarının kazanımlarında, kanun tekliflerinde, onların korunmasında, yeni kazanımlar elde etme konusunda bizler hep çağrımızı bütün siyasi partilerdeki kadınlara yapmaya devam edeceğiz. Ümit ediyoruz ki kadınlar olarak önümüzdeki dönemde parlamentoda ezberi bozarak kadınların lehine çıkacak birçok yasaya bütün farklı partilerden kadınlarla hep birlikte imza atarız.”

    “MÜCADELEMİZİ ÇOK DAHA BELİRGİN KILACAĞIZ”

    Tülay Hatimoğulları, Meclis Başkanlığı’na adaylığı konusunu da değerlendirdi. Meclis Başkanlığı temsiliyetin kadınlar açısından ne anlama geldiğini Hatimoğulları şu sözlerle anlattı:

    “Meclis Başkanı seçilirken partiler aday gösteriyor. Bazı partiler, belki anlaşma yapıp başka bir parti lehine aday göstermeyecektir. Partimiz neden bir kadın aday gösteriyor? Sebebi şu: çünkü bizler, bu ülkenin ve dünyanın yarısıyız. Özellikle Türkiye ve Kürt kadın hareketinin yüzyıllara dayalı olan mücadele geleneğimizden süzülerek bugüne gelen çok önemli kazanımlarımız var. Bu kazanımlarımızı biz hakikaten kıskançlıkla, özenerek koruyoruz. Ve bu kazanımlarımızı geliştirmek istiyoruz. Eş başkanlık, eşit temsiliyet, %50 kota uygulanması, seçim gündemleri geldiği zaman gerek milletvekilliği gerekse yerel yönetimlerdeki listemizde fermuar sistemini uygulayarak bir kadın, bir erkek aday göstermek aslında partimizin kadın mücadelesine verdiği önemin ve kazanımlarımızın ürünüdür. Benim de Meclis Başkanlığına adaylığım aynı anlama geliyor. Partimiz bir erkek aday da gösterebilirdi ama tercihen özellikle bir kadın göstermesinin altında yatan neden bu kadar erkek olan bir parlamentoda biz kadınlar olarak mücadelemizi çok daha belirgin kılıp etkin hale getireceğiz. Benim adaylığım, kadınların kazanımlarını koruma konusunda gerek parlamentoda gerekse parlamento dışında çalışmalarımızı özellikle daha karanlığa sürüklendiğimiz bu dönemde buna daha çok ihtiyacımız olduğu için buradan yol alacağımızıN ve ilerleyeceğimizin mesajıdır.”

    “KADINLAR SUSMAYACAK”

    Parlamentonun yanı sıra cumhurbaşkanının kabinesi de erkeklerden oluşuyor. Bakanlar Kurulunda tek bir kadın bakanın olmamasını da değerlendiren Hatimoğulları, şunları ifade etti:

    “Aslında hiç şaşırtıcı gelmedi. Geçmiş dönemde de sadece bir kadın bakan vardı. Ruhsar hanım (Ruhsar Pekcan) ayrıldıktan sonra kabinede tek bir kadın kalmıştı. Cumhur İttifakı’nın özü erkek egemen sistemle yoğrulmuş bir hamur ve kumaşın ürünüdür. Şimdi yeni ittifaklarla birlikte kadınların kazanımlarını pazarlık konusu yaptılar. Şimdi hal böyleyken bizler, tek adam rejiminden ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nden bu kadar otoriterleşmeyi arttırmış, bütün demokratik kazanımları ortadan kaldırmak için adeta bir tırpan gibi çalışan bu iktidardan farklı bir şey beklemiyorduk. Türkiye’deki kadınlar İçişleri, Dışişleri, Hazine ve Maliye Bakanlığı yapabilecek düzeyde. Fakat bu kadınları asla bunlara layık görmüyorlar. Bu konular hep konuşulduğunda aklıma Hitler’in Nazi Almanyası dönemi geliyor. Hitler, başa geldiğinde ilk önce kadınları siyasetten kovan yöntemleri izlemiş. Profesör kadınların, üniversitedeki kürsüleri ellerinden alınıp ‘evinize gidin çocuk doğurun’ denilmiş. Şimdi biz bu ülkede aynı şeyi yaşıyoruz. AKP iktidarı döneminde Cumhur ittifakının yeni müttefikleri ile birlikte bu ülkeyi daha çok karanlığa, kadınların daha çok baskı altında yaşayacağı bir ülkeye çekiyorlar. Sadece kadınlarda değil, ülkedeki bütün farklılıkların yaşamını daha da karartacak bir planlama içindeler. Seküler hayatı yaşayanlara karşı ülkeyi onlara dar etmek derdindeler. Bunu da kadın bedeni üzerinden yaptıkları için kadınlara yönelik mahalle baskısını da daha çok arttıracaklarını tahmin ediyoruz. Böylesi bir anlayışın kabinede ayıp olmazsa Aile ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına da bir erkek atayacaklar. ‘Ayıp belasına’ bir kadını aday gösterdiler fakat şunu da belirtmeliyim ki istedikleri kadar kadınları parlamentodan kovmaya çalışsın, istedikleri kadar kadınları sosyal, toplumsal, kamusal alanlardan uzaklaştırmaya çalışsın, Türkiye’deki kadın hareketi bu kazanımları öyle kolay bırakmayacaktır. Hem Türkiyeli hem de Kürt kadın hareketi, kesinlikle buna izin vermeyecek.

    “KADINLAR EN ÇOK DEĞİŞİM TALEP EDEN KESİM”

    Mücadelemizi özellikle başta parlamento dışındaki kadın hareketleri ile birlikte ve elbette ki biz parlamenterler olarak bu mücadeleyi yürüterek aslında bu ülkede erkek egemen zihniyetin alanını daraltmak üzere mücadelemizi yükselteceğiz. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Çünkü baskı ne kadar artarsa tepkiler o kadar artar. Bu kadar baskının arttığı, kadınların siyasette temsiliyetinin ortadan kaldırılmaya çalışıldığı, kadınların hayatı dar edildiği bir dönemde elbette ki kadınlar buna karşı susmayacak. Bunu seçimlerde de gördük. Kadınlar en çok değişim talep eden kesimdi. Nedeni de buydu.”

    Diren KESER-Eren GÜVEN/ANKARA

  • Tülay Hatimoğulları: Kadınlar bu iktidarı gönderecek- VİDEO

    Tülay Hatimoğulları: Kadınlar bu iktidarı gönderecek- VİDEO

    PİRHA- Yeşil Sol Parti Adana Milletvekili Adayı Tülay Hatimoğulları, seçimin en çok kadınlar açısından önemli olduğunu vurguladı.  Kadınların, hayatları, hakları, özgürlükleri için sandığa gideceklerini belirten Hatimoğulları, “14 Mayıs’ta kadınlar özgür bir yaşam için bu iktidarı gönderecek” dedi.

    Türkiye’nin tarihi seçimine sayılı saatler kaldı. Yeşil Sol Parti milletvekili adayları da son ana kadar sahada çalışma yürütmekten geri durmuyor. Kapı kapı gezip oy pusulasını ve Yeşil Sol Parti’yi anlatan milletvekili adaylarından biri de Tülay Hatimoğulları.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili ve Yeşil Sol Parti Adana Milletvekili Adayı Tülay Hatimoğulları seçime, kadın sorunlarına ve partinin kadın bakış açısına dair PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    “KADIN ADAY ORANININ EN YÜKSEK OLDUĞU PARTİYİZ”

    Parti olarak eşit temsiliyet hakkını ve eş başkanlık sistemini uygulamayı başardıklarını belirten Tülay Hatimoğulları, bu konuda örnek olduklarını söyledi.

    Yeşil Sol Parti’nin milletvekili aday listelerinde kadın oranının en yüksek olduğu parti olduğuna dikkatleri çeken Hatimoğulları, “Milletvekili listelerine baktığımız zaman kadınların seçilebilir sıralarda bulunduğu tek partiyiz. Kadınların siyasetteki dezavantajlı konumunu reddeden bir yerden yüzde 50 kadın kotasını uyguladık” dedi.

    ADANA LİSTESİNDE FERMUAR SİSTEMİ

    Yeşil Sol Parti’nin Adana milletvekili aday listesinde bir kadın bir erkek olacak biçimde fermuar sistemi uygulandı. Hatimoğulları, kadın cinayetlerinin çok sık yaşandığı ve kadına yönelik şiddetle çok fazla gündeme gelen kentlerden biri olan Adana’da kadın renginin ön plana çıkmasını önemsediklerini dile getirdi. Buradaki kadınların yaşadığı sorunları meclise taşıyarak, kentte belli bir değişimin, dönüşümün yaşanmasını hedeflediklerini sözlerine ekledi.

    “6284 SAYILI YASA PAZARLIK KONUSU YAPILDI”

    Cumhur İttifakı’nın kadınları şiddete karşı koruyan 6284 sayılı kanunu pazarlık konusu yaparak, seçim vaadi haline getirdiğine işaret eden Hatimoğulları, “AKP döneminde kadına yönelik şiddet çok artış gösterdi, faillere karşı cezasızlık politikası izlendi. Yasayı dahi uygulamadılar. İstanbul Sözleşmesi’nden bir gece ansızın çıktılar. Şimdi ise ittifaklarla 6284’ü pazarlık konusu ve seçim vaadi haline getirdiler. Bu ülkeyi tıpkı Taliban’ın yönettiği Afganistan’a benzetmek istiyorlar. Kadınları kamusal alandan uzaklaştırıp eve hapsetmek, şiddete açık bir hale getirmek istiyorlar. Bu kabul edebileceğimiz bir şey değil” diye konuştu.

    JİNA MAHSA AMİNİ’NİN İZİNDE

    AKP iktidarının ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kadın düşmanı söylemlerini hatırlatan Hatimoğulları şunları söyledi:

    “Bugün ülkenin cumhurbaşkanı kadınlara ‘sürtük’ diyebiliyorsa, üç çocuk değil beş çocuk doğurun deyip başımıza jinekolog kesilebiliyorsa, kadının evi yeridir, çocuk istismarlarında bir kereden bir şey olmaz, diyorlarsa bizim bunu kabul etmemiz mümkün değil. Her konuda olduğu gibi iktidarın da çivisi çıktı. Bu sebeple 14 Mayıs seçiminde bu iktidarı gönderecek olan kadınlardır. Bu ülkenin yükünü kadınlar çekiyor. Bu ülkede yaşanan işsizlik, yoksulluk en çok kadınları etkiliyor. Evde kaynamayan tencerenin hesabı dönüp kadından soruluyor. Erkek şiddeti ekonomik krizle birleşince daha da katmerleniyor. Bu sebeple 14 Mayıs seçiminde bu iktidarı gönderecek olan kadınlardır.”

    Jina Mahsa Amina’nın İran’daki Molla rejimine karşı güçlü çıkışının tüm kadınlara ilham verdiğini söyleyen Hatimoğulları, “Onun izinde jin, jiyan, azadi (Kadın, yaşam, özgürlük) demeye ve bunu inşa etmek için var gücümüzle emek vermeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ ADANA

  • Hatimoğulları: Aday çıkarmamak tabanımızı serbest bırakmak anlamına gelmiyor-VİDEO

    Hatimoğulları: Aday çıkarmamak tabanımızı serbest bırakmak anlamına gelmiyor-VİDEO

    PİRHA – Halkların Demokratik Partisi Eş Genel Başkan Yardımcısı Tülay Hatimoğulları Oruç, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı çıkarmama kararını yorumladı. Hatimoğulları, “Aday çıkarmamak demek tabanımızı serbest bırakmak anlamına gelmiyor. Aday çıkarmamak; bugün evet bir isim zikredilmedi ama önümüzdeki süreçlerde isimler de zikredilecektir” diye belirtti.

    Emek ve Özgürlük İttifakı, cumhurbaşkanı adayı çıkarmama kararını açıkladı. HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan tarafından okunan metinde “Türkiye’nin çatışmaya değil barışmaya ihtiyacı var” vurgusu öne çıktı.

    14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerin çok kritik olduğuna dikkat çeken Emek ve Özgürlük İttifakı, AKP iktidarının 21 yılda uyguladığı politikaların “büyük bir yıkım” yarattığının altını çizdi.

    CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ MUTLAKA LAĞVEDİLMELİ”

    HDP Halklar ve İnançlar Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Tülay Hatimoğulları Oruç, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın açıklamasını PİRHA’ya değerlendirdi.

    Hatimoğulları, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin yarattığı sonuçlara dikkat çekerek, “Bugün yapılan açıklamada mesaj çok açık ve netti. Çünkü bugünkü açıklama şunu çok net ifade etti: Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin mutlaka lağvedilmesi gerektiğini ve demokratik bir parlamenter sistemin tesis edilmesinin yolu tarif edildi” dedi.

    “TABANIMIZI SERBEST BIRAKMAK ANLAMINA GELMİYOR”

    Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın hangi ismi destekleyecekleri konusunda bir açıklama yapmamasını da yorumladı. “Önümüzdeki süreçlerde isimler de zikredilecektir” diyen Hatimoğulları şunları söyledi:

    “Yakın zamanda büyük bir deprem yaşadık. 100 bini aşkın insan bu depremde yaşamını yitirdi. Aslında biz Türkiye olarak 21 senedir bu iktidarın enkazı altındayız. Bu enkazın altından çıkmak ve kurtulmak istiyoruz. Halkların Demokratik Partisi özellikle toplumun sesine kulak verdi. Çünkü toplumda şöyle çok ciddi bir talep var; ‘bir an önce bu rejimden kurtulmalıyız’ talebi var. Bu talebe hizmet eden bir karar alındı. Türkiye’deki bütün demokrasi güçleri, emek meslek örgütleri, kadın hareketi, ekoloji hareketi, gençlik hareketi, emek ve özgürlük ittifakı, HDP bunların sesini dinleyerek bugün bir tavır açıkladı ve dedi ki ‘biz aday çıkarmıyoruz’. Aslında beklenen açıklama buydu. Aday çıkarmamak demek tabanımızı serbest bırakmak anlamına gelmiyor. Aday çıkarmamak; bugün evet bir isim zikredilmedi ama önümüzdeki süreçlerde isimler de zikredilecektir. Çünkü artık sahaya inip çalışmalar yapacağız, doğalında isimler de zikredilecektir ve bizler adresler de göstereceğiz. Bu konudaki tavrımız, tutumumuz net. Biz asla bu saray rejimi ile uzaktan yakından bir anlaşma ya da bir görüşme yapıp tabanı serbest bırakarak ‘kim ne istiyorsa oraya oy versin’ gibi basit bir yaklaşım içinde olmayacağız. Elbette ki seçmenimiz her konuda özgürdür ama en nihayetinde bizim seçmenimiz de örgütlü bir seçmendir ve partisinin göstereceği adrese kulak verecek olan seçmendir. Aynı zamanda da seçmenimizin politik olduğunu özellikle belirtiyorum. Çünkü Türkiye’deki siyasal süreci seçmenimiz partisi kadar doğru okumaktadır ve bu konuda doğru tavır alacaktır. Önümüzdeki süreçte isim zikretmek sahaya inildiği zaman olacaktır fakat bugün aslında apaçık bir biçimde biz bu rejimin tasfiyesini ve saray rejiminin tasfiye edilmesi gerektiğine dair vurgularımız bugün ki metnimizde de çok açık şekilde ifade edilmiştir.”

    Melis CİDDİOĞLU – Eren GÜVEN/ANKARA

  • Samandağ’da kadınlar yürüdü: Gitmiyoruz, buradayız-VİDEO

    Samandağ’da kadınlar yürüdü: Gitmiyoruz, buradayız-VİDEO

    PİRHA- Samandağ’da kadınlar deprem felaketinde yaşamını yitirinleri yaşamı temsilen reyhan taşıyarak andı, “Gitmiyoruz, buradayız” dedi.

    Maraş ve Hatay merkezli deprem felaketinin üzerinden 40 gün geçti. Deprem felaketinin 40’ıncı gününde depremde Hakka yürüyen yurttaşlar için anmalar yapıldı. Çerağlar bir çok merkezde uyandırılırken, Hatay’ın Samandağ ileçsinde kadınlar yürüyüş düzenledi.

    Ellerinde reyhan ile yürüyen kadınlar, “Ma rıhna nehna hon! Gitmiyoruz, buradayız!”, “Helal etmiyoruz, affetmiyoruz” dedi.

    PİRHA/SAMANDAĞ

     

  • HDP’li vekil Hatimoğulları: Hijyen, barınma, içme suyu sorunu sürüyor-VİDEO

    HDP’li vekil Hatimoğulları: Hijyen, barınma, içme suyu sorunu sürüyor-VİDEO

    PİRHA- Depremin üzerinden 36 gün geçtiğini belirten HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları Oruç, hijyen, barınma ve içme suyu sorununun devam ettiğini ifade ederek, “Ey Erdoğan, ey Bahçeli, ey bu iktidarın bütün temsilcileri ve ey yandaşlar, hiçbirimiz hakkımızı size helal etmiyoruz, etmeyeceğiz. Ve biz bu iktidarın yaptıklarını unutursak yüreğimiz kurusun” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları Oruç, Meclis’te yaptığı basın toplantısında, Maraş ve Hatay merkezli deprem felaketinin üzerinden 1 ayı aşkın süre geçmesine karşın sorunların devam ettiğini belirtti.

    Tülay Hatimoğulları Oruç, içme suyu sıkıntısının artarak devam ettiği deprem bölgesinde, salgın hastalıkların başlayacağı uyarısında bulundu.

    Deprem bölgesinde çadır ve konteyner ihtiyacı bulunduğunu ifade eden Tülay Hatimoğulları Oruç, depremzedelerin kuru besin ve yiyecek ihtiyacının karşılanması gerektiğini belirtti.

    “HİJYEN BÜYÜK SORUN”

    Hatimoğulları Oruç, deprem bölgesinde en önemli sorunlardan birinin hijyen olduğunu vurgulayarak, “Hijyen malzemelerine ulaşmaktan tutalım da seyyar tuvaletler, seyyar banyolar bunlar çok az olan çok az yerlerde yapıldı ve kimi toplu çadırların olduğu yerlerde yapılmış ama onlar bile oldukça az. Özellikle sağlık emekçileriyle konuştuğumuzda en ciddi meselenin hijyen meselesi olduğunu sürekli vurguluyorlar” dedi.

    “İNSANLAR AÇ VE AÇIKTA

    AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve MHP lideri Devlet Bahçeli’nin Hatay ziyaretine de değinen Tülay Hatimoğulları Oruç, “Hatay’da çeşitli vaatlerde bulundular. Depremin ilk anından itibaren devlet yoktu. Çıkıp diyorlar ki biz bu depremin yaralarını saracağız ve şu kadar konut yapacağız. Bizim gözümüzde bu iddia, bu bu söylemler, bir seçim yatırımıdır. Biz seçim yatırımı mahiyetinde yapılacak açıklamalara asla inanmayacağız ve bunu kabul etmeyeceğiz. Bize icraat lazım. Bize sonuç lazım. İnsanlar aç ve açıkta ve kentlerimiz yok olmuş durumda. Öyle vaatlerle atacakları üç beş tane binanın temeliyle seçim kazanmayı zannediyorlarsa büyük yanılırlar” şeklinde konuştu.

    “BİZLER HAYATI YENİDEN İNŞA EDECEĞİZ”

    Tülay Hatimoğulları Oruç, açıklamalarını şöyle sürdürdü:

    “Burada dile getirmemiz gereken diğer bir sorun, sağlık hizmetleri, ilaç ulaşımı deprem bölgesinde hala çok ciddi bir sorun. Havalar biraz daha ısındıkça bu hastalıklar daha fazla yaygınlaşacak. Bunun için çok ciddi bir biçimde her yere yetecek şekilde sahra hastanelerinin kurulmasının sağlanması gerekiyor. Ayrıca da ilaç konusunda ciddi bir desteğe ihtiyaç var. En temel uyarıları sağlık koordinasyonlarının hijyen. Bu konuda seyyar tuvaletler, seyyar daha yaygın bir şekilde kurulmasının sağlanması gerekiyor.
    İşini, gücünü, hayatını, canını, malını kaybetmiş olan insanlar; “Konutlar yapıldıktan sonra bize parayla mı satılacak?” diye soruyor. Biz buradan bir kez daha bu iktidarı uyarıyoruz. Depremle ilgili toplanan vergileri zaten çarçur ettiler. Yapılması gereken depremzedelerin evlerini ve iş yerlerini inşa edip onlara ücretsiz bir şekilde geri vermektir.

    Uçurumdan aşağı şu an biz ülke olarak 85 milyon insan olarak aşağı doğru yuvarlanıyoruz. Bunu yapan kimdir? Bu tek adam rejimidir. İşte bunun için ey Erdoğan, ey Bahçeli, ey bu iktidarın bütün temsilcileri ve ey yandaşlar, hiçbirimiz hakkımızı size helal etmiyoruz, etmeyeceğiz. Ve biz bu iktidarın yaptıklarını unutursak yüreğimiz kurusun.

    Kendimizi de kentimizi de elbette yeniden inşa edeceğiz. Bununla ilgili umudumuz yüksek. Bunu yapabilmemiz için öncelikle bu iktidarı gönderecek, ülkemizi bütün kurumlarıyla beraber demokratik, liyakatli, bilimsel bir anlayışla bizler yeniden inşa edeceğiz.
    Bu seçimlerde bu iktidarı gönderecek, yeniden bir inşaat sürecini, yaşamımızın her alanında Türkiye’nin bütün kurumlarıyla birlikte ve yıkılmış kentlerimizle beraber bizler hayatı yeniden inşa edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Hatimoğulları: Yüzü olan Kızılay’ın yüzüne tükürür!-VİDEO

    Hatimoğulları: Yüzü olan Kızılay’ın yüzüne tükürür!-VİDEO

    PİRHA – HDP Milletvekili Tülay Hatimoğulları, Meclis’te yaptığı konuşmada, “Bazı bölgelerde iki gün, bazı bölgelerde üç gün boyunca devlet yoktu, yoktu, yoktu; yoktunuz, hiçbiriniz yoktunuz” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, Meclis Genel Kurulu’nda konuştu. Depremler nedeniyle memleketi Hatay’da yaşananları anlatan Hatimoğulları, “Ailemin yaşadığı mahallede şu an 5 ev ayakta. Tamamı yıkılmış durumda; şu an ne bir komşumuz kaldı, ne bir yakınımız kaldı” diye konuştu.

    Milletvekili Hatimoğulları, “Depremin yaralarını sardık diyemeyeceksiniz. Bazı bölgelerde iki, bazı bölgelerde üç gün boyunca devlet yoktu, yoktu, yoktu; yoktunuz, hiçbiriniz yoktunuz” diyerek sert eleştiride bulundu.

    “AĞLAYAN AFAD’ÇIYA TANIK OLDUM”

    Tülay Hatimoğulları, Meclis Genel Kurulu’nda şu konuşmayı yaptı:

    “Radyoda dinledim; Milli Savunma Bakanı, ‘askerimizle enkaz kaldırma çalışmalarındayız’ dedi, Bir asker yoktu. Yurttaş çatlamış yollarda mandalina sandıklarıyla trafik polisliği yaptı adeta. Günlerce enkazlardan ‘kurtarın bizi’ sesleri geldi. Dışarıdaki ailelerin çığlığına ortak olduk. Önlüklü AFAD’çılar geldi, elinde bir kürek, bir kazma yoktu, küreği benden istediler; kepçeyi Samandağ Cumhuriyet Mahallesi’nde ben buldum. Küreği ben verdim onlara; ağlayan AFAD’çıya tanık oldum. ‘Elimiz kolumuz böyle gönderildik, yurt dışından gelecek ekiplerin ekipmanını kullanacağız’ demişler onlara, oysa yurt dışından gelen ekiplerin Adana Havalimanı’nda nasıl bekletildiğine de ben tanığım; oradan oraya nasıl havale ettirilmesi gerektiğine, AFAD’la olan protokollerinin karşılığının verilmediğine canlı tanık benim.”

    “YÜZÜ OLAN KIZILAY’IN YÜZÜNE TÜKÜRÜR”

    “Burada çıkıp kimse hikâye anlatmasın. Utanç verici bir şey ya, yüzü olan Kızılay’ın yüzüne tükürür. Kızılay çadır sattı, kan sattı, konserve sattı. Biz ise yana yana çadır aradık. Su aradık, yemek aradık akrabalarımıza, ailelerimize, komşularımıza vermek için. Gidin, bakın, bugün Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı açıklama üstüne açıklama yapıyorlar; gidin herhangi bir deprem bölgesine; normal yurttaşla, önceden planladığınızla değil, gerçek yurttaşla gidin konuşun ‘defolun gidin’ diyecekler size. ‘Gelmeyin’ diyecekler, ‘yoktunuz’ diyecekler size. Demeye de devam edecekler, çünkü üç haftayı geride bıraktık, devlet hâlâ yok.

    Depremzede hâlâ çadırsız, hâlâ kuru gıdaya muhtaç, hâlâ hijyen malzemesine muhtaç ve toplumsal dayanışma ağları bunları hâlâ karşılamaya çalışıyor. Şimdi ise toplumsal dayanışma ağlarına operasyon üzerine operasyon çekmeye çalışıyorsunuz; utancın daniskası. Bakın, bir tane depremzede ne dedi biliyor musunuz? Dedi ki: ‘Bugün bir utanç müzesi kurmalıyız’. Bir depremzede hayatta tanımadığım ve bu utanç müzesine AKP iktidarının yandaşlarının fotoğraflarını sergileyeceğiz. Yüzyılın utancıdır bu; bu yüzyılın utancıyla yaşayacaksınız, bu yüzyılın utancıyla bu iktidardan alaşağı edileceksiniz, bunu böyle bilin.”

    “ASLA KONUŞMA HAKKINA SAHİP DEĞİLSİNİZ”

    “Acımız çok derin, yaramız çok derin, kentlerimiz yıkıldı, hâlâ kentlerimiz üzerinde ‘nasıl ticaret yaparız, çadırla nasıl ticaret yaparız?’ diyen içi bomboş AFAD, bomboş Kızılay’la karşı karşıyayız. Bu kürsüden çıkıp asla konuşma hakkına sahip değilsiniz. Bu iktidar derhâl istifa etmelidir, bir dakika bile burada kalamazsınız. Bundan sonraki süreçte bu parlamentonun en temel görevi depremzedelerin yaralarını nasıl saracağız? Depremzede, evi yıkılmış, ertesi gün ne olacağını bilmiyor, nasıl bir sabaha uyanacağını bilmiyor. Burada, biz, hep birlikte, meslek odaları, kitle örgütleri depremzedelerle birlikte yeniden kentlerimizi nasıl inşa edebileceğimizi konuşmak zorundayız. 5’li çeteyle, tüccarlarla değil, çadır satanlarla değil, gerçekten kamusal anlayışla bizim buna çözüm üretmemiz lazım. Bugün depremzede bunları bekliyor; evim yıkıldı, ne olacak? Yerine kim, ne inşa edecek? Ne karşılığında bu evler bize verilecek? Göç mü ettirileceğiz? Bütün bu soruların yanıtlanması gerekiyor, yanıtlaması gereken de bu parlamentodur.”

    PİRHA/ANKARA

  • Hatimoğulları: Halk, depremde Alevilerin yaşadığı bölgeleri ölüme terk ettiğinizi unutmayacak-VİDEO

    Hatimoğulları: Halk, depremde Alevilerin yaşadığı bölgeleri ölüme terk ettiğinizi unutmayacak-VİDEO

    PİRHA – HDP Milletvekili Tülay Hatimoğulları, Mecliste yaptığı basın açıklamasında depremdeki ağır bilançonun sorumlularını işaret etti. Hatimoğulları, “Halk, sizin bu insan düşmanlığınızı, bu ırkçı yaklaşımlarınızı, yoğunluklu olarak Alevilerin yaşadığı bölgeleri ölüme terk ettiğinizi unutmayacak” dedi.  

    HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Tülay Hatimoğulları, 6 Şubat’ta yaşanan depreme ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) basın toplantısı düzenledi. Hatimoğulları, Maraş merkezli afeti “Son yüzyılın en büyük depremi ile karşı karşıya kaldık” sözleri ile özetledi.

    Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, “Saray iktidarı kayıplarımızın bu kadar çok olmasının temel nedeni” diyerek ihmaller nedeniyle ölümlerin arttığını ifade etti.

    “İSTEYEREK BİR CİNAYETE GÖZ YUMULDU” 

    Milletvekili Tülay Hatimoğulları, “Deprem değildi bizi öldüren” diyerek şu açıklamayı yaptı:

    “Deprem değil binaların dayanıksızlığı, denetimsizliği öldürdü bizi. Deprem değil devletin kurumlarının beceriksizliği, devletin ilgisizliği, ihmali, alakasızlığı öldürdü bizi. Bugüne kadar AFAD diye ortalığı velveleye verdikleri kurumların içinin ne kadar boş olduğu bir kez daha karşımıza çıktı. Kızılay ve AFAD gibi liyakatsiz, beceriksiz, teçhizatsız kurumlar.  Yakınlarını ve yandaşlarını atayarak bu kurumların içini boşaltan saray iktidarı, depremde kayıplarımızın bu kadar büyük olmasının temel nedeni. Deprem değildi bizi öldüren, saray rejiminin bize karşı niyetiydi, deprem bölgesindeki insanlara karşı niyetiydi ve koltuğunu koruma sevdasıydı. Bilerek ve isteyerek bir cinayete göz yumuldu. Bilerek ve isteyerek bir seferberlik ilan edilmedi. Bilerek ve isteyerek gönderilen yardımlar engellendi. Sınırda askerler tarafından bekletildi. Ülkenin başına gelen en büyük felaket Saray rejiminin, tek adam rejiminin ta kendisidir. Bütün yetkileri kendine bağlayan, kurumların özerkliğini kendine bağlayan, Kızılay’ı, AFAD’ı iyice içi bomboş kurumlara çeviren bu rejim katliamın altına imza atanın ta kendisiydi.

    “BİZLER ÖLÜME TERK EDİLDİK”

    Cumhurbaşkanı ve yetkililer derhal istifa etmelidir. AFAD ve Kızılay başkanları dahil olmak üzere bütün yöneticileri de derhal istifa etmelidir. Çünkü sadece sınıfta kalmadılar, bu cinayetin aynı zamanda ortağı konumundalar. İlk izlenimlerimi depremle ilgili paylaşmak istiyorum. Deprem olduğu ilk anda ailem tarafından haberdar edildim. Ailem Samandağ’da yaşıyor. Benim de yaşadığım mahalle yerle bir oldu. Daha önce AFAD’da gönüllü olarak çalışmış, madende, kurtarma ekiplerinde gönüllü olarak çalışmış arkadaşlarla ve bir grup sağlıkçı ile yola çıktık. Yol kötüydü, 100 kilometreyi 4-5 saatte gidebildik. Bunu kabul ediyorum; yollar kötüydü ve zincirleme kazalar vardı. Biz Hatay’a gittiğimizde kent karanlığa teslim edilmişti.

    Bu deprem 04.17’de gerçekliyor. Akşam karanlık çökene kadar bir polis ve jandarma yoktu sokakta. Bu tam terk edilmişliğin vesikasıdır. Orada yerel yetkililerle yaptığım görüşmeler sonucunda, yerel yetkililerin de merkezi hükümeti çaresizlik içinde beklediğinin canlı tanığıyım. ‘Lütfen Meclis’te bir şeyler yapın, hükümet devreye girsin’ sözlerini oradaki birçok insandan duydum. Ertesi gün yine bir jandarma ve polis dahi yoktu.

    Böylesi afet zamanlarında bugüne kadar Türkiye’de alışıla gelen gelenek nedir; hemen asker sokağa çıkar ve asker sokakta görünürdü. Ama burada asla iki güne kadar bir asker yoktu sokaklarda. Devlet bu depremde yoktu, devlet adeta buharlaşmıştı ve bizler ölüme terk edildik. Bilerek ve isteyerek ölüme terk edildik.

    “AFAD EKİBİ KÜREĞİ DE BİZDEN İSTEDİ”

    Birinci günün gecesinde saat 3 sularında bir AFAD ekibi en çok zarar gören mahallelerden birine, benim olduğum mahalleye geldi. İlk AFAD ekibini biz karşıladık ve birlikte olduğumuz arkadaşlarla arama kurtarma çalışmalarına fiilen katıldık. Kepçe yoktu. 40 dakikayı aşkın, bir kadını kurtarmak için bizzat kepçe bulma işini ben üstlendim. Bunu büyük bir onur ve mutlulukla söylüyorum. Bir kadını kurtarmayı başarabildik. Oraya kepçeler seferber edilseydi, yakın illerden o kepçeler gelebilirdi. İçişleri Bakanı depremin şiddeti, hava koşulları vs. açıklamalar yapıyor ama biraz önce söyledim tugayın orada mevcut olan iş makinaları harekete geçirilebilirdi. AFAD’ın elinde ilk ekipte birkaç makas, birkaç kazma vardı. Küreği de bizden istediler, o saatte kürek bulduk. AFAD yönetimi derhal istifa etmelidir, asla onlara teşekkür etmeyeceğiz.

    “CESARETİNİZ VARSA DEPREM BÖLGESİNDE SÖYLEYİN”

    Hala çıkıp utanmadan sıkılmadan ihmal yok, biz halkın yanındaydık deme cüretini gösteriyorlar. Cesaretiniz varsa İçişleri Bakanı da Milli Savunma Bakanı da Cumhurbaşkanı da gitsin bunu deprem bölgesinde insanlara söylesin. Yandaşlarını toplayıp kendisini alkışlatacak bir senaryo değil gerçekten gelişigüzel, herhangi bir deprem bölgesine gitsin ve sorsun devlet yanınızda mıydı diye. Bu gerçekleri bir ben anlatmıyorum. Depremde yakınlarını, arkadaşlarını, çevresini, kentini kaybetmiş bir insan olarak burada konuşuyorum.”

    “İMAR AFFI CİNAYETE ATILMIŞ İMZADIR”

    “İmar affına hayır diyen tek partiydik. İmar affı için bir altyapı çalışmasının olmadığını, o binalarda oturulup oturulmayacağı değerlendirmesinin yapılmayacağı kanaati bizde yüksekti. Nitekim yanılmadık. Keşke yanılsaydık ve o kadar canımızı kaybetmeseydik. İmar affı cinayete atılmış imzadır. Bu asla kabul edilebilir bir şey değildir. Bu iktidarın alnındaki kara yazılardan biri olarak kalacaktır. Antakya bütün o ilçelerin tarihsel olarak ortak ismidir. Antakya’nın sadece binası insanı değil bin yıllık tarihi dokusu da enkazda kaldı. İnsanların yaşadığı en büyük acılardan biri, enkaz altında bulunan insanların açıklanan sayıdan birkaç kat fazla olmasıdır.

    Devlet bizim sesimizi duymadı, devlet bizi bu bölgelerde ölüme terk etti. Ancak burada toplumsal dayanışma gerçekten büyük bir umut oldu. Toplumsal dayanışma ağlarına emek veren herkese, yurt içinden, yurt dışından katkı veren, gerçekten depremzedelerin yaşama tutunmaları için bir dal olmayı başarabilen bütün dayanışma ağlarına, katkı sunan herkese sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz.

    Pazarcık’ta oldukça sistematik çalışan ve çok kişinin yarasını sarmaya çalışan cemevinin yardım mekanizmasına el koydular. Farklı alanlarda kurulan bu dayanışma merkezlerine bu iktidar el koymak istiyor. Ya siz gelmediniz, bu insanlar bizlerin yaralarını sardı. Üstüne üstlük onları mı cezalandıracaksınız? Bu mu sizin adaletiniz?

    “ENKAZ ALTINDA KALANLARIN BİR MEZAR TAŞI OLSUN”

    Orada yıkılan binalarda önce enkaz altında kalan canların, mümkünse vücut bütünlüğü bozulmadan, çıkarılması zaten birinci ve en acil görevlerimiz arasındadır. Bu çağrıyı bir kez daha yineliyoruz. Şu anda kaba bir şekilde enkaz kaldırma çalışmaları başlamış ve insanlar vücut bütünlüğü olmadan çıkarılıyor. Belki de bazı insanların dikili bir mezar taşı bile olmayacak. Şu an dışarıda yakınlarının enkaz altından çıkarılmasını bekleyenler bari bir mezar taşları olmasını istiyor. Bu o kadar insani ve o kadar anlaşılabilir bir şey ki! Ancak buna da hizmet etmeyen bir enkaz kaldırma çalışması yürütülüyor.

    “TOPRAKLARIMIZA SONUNA KADAR SAHİP ÇIKACAĞIZ”

    Bunun yanı sıra enkaz kaldırıldıktan sonra kenti yeniden inşa etmeye gelecektir sıra. Bu iktidarın 5’li çetesine şimdiden peşkeş çekmeye çalıştığının farkındayız oradaki toprakları. Ama buradan bir kez daha uyarıyoruz. Sakın ve sakın orada insanları ölüme terk ederek ve bölgeyi insansızlaştırarak bir demografik yapı değişimine ya da oradaki tarihi kentin dokusunu daha da bozmaya çalışan bir plan ve projeden, bir ticaret alanı gibi göreceğiniz plan ve projeden uzak durun. Buna asla müsaade etmeyeceğiz. Bizler topraklarımızı seviyoruz. Bizler yeniden döneceğiz, o topraklarda hayatlarımızı kuracağız, yeniden inşa edeceğiz. Tüm yurttaşlarımıza, depremden etkilenen bütün bölgelerden göç eden yurttaşlarımıza bir kez daha sesleniyoruz. Lütfen topraklarınızı satmayın, topraklarınızı terk etmeyin. Topraklarımıza sonuna kadar sahip çıkacağız, kentimize ve yaşam alanlarımıza yeniden sahip çıkacağız.

    İktidarın yine ben yaptım oldu, gelen yardımları iç ettim oldu anlayışında olmaması lazım. Mavi Marmara olayında olsun, 15 Temmuz’da gelen bağışlar olsun, iktidar bu bağışları yiyip bitirdi. Amacına uygun kullanmadı. Sakın ola ki bu paraları önceki gibi yemeye kalkmayın, buna asla müsaade etmeyiz, kursağınızda bırakırız.

    “BU HALK IRKÇI YAKLAŞIMINIZI BÜYÜK HARFLERLE NOT ALDI”

    Hükümet sözcülerinden biri diyor ki, ‘Sayın Cumhurbaşkanı ve bizimle ilgili söylenenleri not ediyoruz. Şimdi yaralarımız açık ya şimdi susuyoruz.’ Büyük bir iş mi yaptığınızı sanıyorsunuz, siz zaten sustunuz, siz zaten ölümleri izlediniz. Şu saatten sonra hangi cüretle neyi not alıyorsunuz? Halk not aldı; halk sizin bu insan düşmanlığınızı, bu ırkçı yaklaşımlarınızı, yoğunluklu olarak Alevilerin yaşadığı bölgeleri ölüme terk ettiğinizi unutmayacak. Tarih unutmayacak, tarih bunu büyük harflerle not aldı. Bunu sağlam sayfalara yazdı, bunu da siz unutmayın.

    Antakya binlerce yıla dayanan, köklü ve kadim bir yaşam alanı. Çok tanrılı dinlere ev sahipliği yaptığı gibi 3 büyük semavi dine de beşiklik etmiş bir memlekettir. Ezan, çan, hazan ve devlet tarafından hiçbir zaman kabul edilmeyen Hazreti Hızır’ın buluştuğu, kaynaştığı bir yaşam alanıdır. Tarih boyunca defalarca yıkılmış ve tekrar tekrar tarih boyunca küllerinden yeniden kendini yaratmıştır. İnsanlar bütün bu yıkımlara rağmen asla kenti terk etmeden, adeta o topraklara tutunurcasına tekrar yaşamı yeniden diriltmiş ve günümüze kadar getirmiştir. Yaşadığımız bu büyük depremde çok canımızı kaybettik, evlerimiz yıkıldı. Kentimizi asla terk etmeyeceğiz. Bizden önce terk etmeyip kenti yeniden küllerinden yaratanlar gibi kentimizi terk etmeyeceğiz. Asi Nehri bütün kayıplarına rağmen asi asi ters akmaya devam edecek. Kiliselerimizin çanları, minarelerimizin ezanları, hazanlarımızın ilahileri ve Hazreti Hızır Türbesi’nden yükselen “Ya Ali ya Emirü’l Mü’minin” duaları birbirine karışmaya devam edecek. Göçük altından yükselen sesleri hiçbir zaman unutmayacağız.”

    PİRHA/ANKARA

  • Hatimoğulları Hatay’da: Acil çadır kentlere, sobalara, sağlık malzemelerine ihtiyaç var-VİDEO

    Hatimoğulları Hatay’da: Acil çadır kentlere, sobalara, sağlık malzemelerine ihtiyaç var-VİDEO

    PİRHA – Halkların Demokratik Partisi (HDP) Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, depremin 5. gününde Hatay’dan seslenerek “Çadır kentler çok çok acil bir şekilde kurulmalıdır” dedi.

    Depremin yoğun şekilde hissedildiği Hatay’da da acil ihtiyaçların başında halkın barınabileceği alanlar geliyor. Milletvekili Tülay Hatimoğulları, depremin 5. gününde halkın ihtiyaçlarına dikkat çekerek “Biran önce çadır kentler kurulsun” dedi.

    “ACİL ÇADIR KENTLERE, TÜPLÜ SOBALARA İHTİYAÇ VAR”

    Milletvekili Hatimoğulları, Hatay’da enkaz kaldırma işlemlerinin sürdüğünü belirterek şunları söyledi:

    “Depremde bugün 5. gündeyiz ve hala enkaz kaldırma işlemleri sürüyor. Bu betonların altında çok sayıda insan hala yaşamını devam ettiriyor. Acil bir şekilde Türkiye’nin dört bir yanından güçlendirilmiş bir ekibe ihtiyacımız var. Bu ekiplerin donanımlı, iş makineleri ile gelmesi lazım. İktidar bu konuda görevini ihmal etti, bunu gidermek şarttır. İnsanlar dört gözle beton altındaki yakınlarını bir an önce kavuşmak istiyor.

    Havalar burada çok soğuk. İnsanların bekleyişleri sürüyor. Çok acil şekilde bir çadırkent kurulmalı. Ama bu sembolik değil, sadece sarayın televizyonlara servis ettiği ‘çadır kert kurduk’ anlamında değil, gerçekten halkın ihtiyacını karşılayacak çadır kentlere ihtiyaç var. Yarın iktidar ‘yeterince çadırımız yok’ demesin. Uluslararası her kesimden destek talep etsin. Çadırkentler çok çok acil bir şekilde kurulmalıdır.

    Halkımız hem Türkiye’den hem uluslararası ölçekte gerçekten dayanışmasını oldukça güzel sergiliyor. Çok güzel bir insani dayanışma oluştu. Devletin terk ettiği bölgelere toplum sahip çıktı. İktidarın terk ettiği bölgelere halk sahip çıktı. Bize telefonlarla ulaşanlar ‘Şu an için ihtiyaçlar nedir?’ diye soruyor. Şu an en acil ihtiyaç, evlerinin önünde kurmak istedikleri bir çadırdır. Lütfen destek sağlayacaklar çadır göndersin. Aynı zamanda çadırların içerisinde ısınabilecekleri tüplü sobalara, jeneratörlere, sağlık malzemelerine ciddi ihtiyaçlar var.”

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu: 78. yılında Holokost’u anıyor ve hatırlıyoruz!

    HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu: 78. yılında Holokost’u anıyor ve hatırlıyoruz!

    PİRHA – HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüleri Tülay Hatimoğulları ile Turgut Öker, Hitler liderliğindeki Nazi Almanya’sı döneminde yapılan Yahudi Soykırımının yıldönümü sebebiyle açıklama yaptı. Yapılan açıklamada “Yıldönümünde Holokost’u anıyor ve hatırlıyoruz!” denildi.

    Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüleri Tülay Hatimoğulları ile Turgut Öker, Polonya’daki Auschwitz-Birkenau toplama kampının Sovyetler Birliği tarafından kapatılışının ve kamptaki 7 bin Yahudi’nin özgürlüğe kavuşmasının 78. Yıldönümü nedeniyle açıklama yaptı. Yazılı yapılan açıklamada “Yıldönümünde Holokost’u anıyor ve hatırlıyoruz!” denildi.

    YAHUDİLERİN 3’TE 2’Sİ, HOLOKOST SIRASINDA HAYATINI KAYBETTİ”

    Tülay Hatimoğulları ile Turgut Öker, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu (BMGK) tarafından 2005 yılında ilan edilen Holokost Kurbanlarını Anma Günü sebebiyle yaptıkları açıklamanın devamında şu ifadelere yer verdi:

    “İkinci Dünya Savaşı sırasında Holokost’ta, Nazi Almanya’sı tarafından kurulan ve sayıları bini bulan toplama kamplarında yaklaşık 4 milyon Yahudi’nin ya öldürüldüğü ya da işkence ve hastalığa bağlı olarak yaşamını yitirdiği tahmin ediliyor. Geriye kalanların büyük bir bölümü ise ölüm yürüyüşlerinde ve getto bölgelerindeki toplu katliamlarda öldürüldü. Savaş sonunda yaklaşık 6 milyon Yahudi, yani İkinci Dünya Savaşı’ndan önce Avrupa’da yaşayan Yahudilerin 3’te 2’si, Holokost sırasında hayatını kaybetti.
    Soykırımlara ve katliamlara uğramış tüm toplumlar başta olmak üzere yaşanan acıları birlikte hissetmek, tutulmamış yasları birlikte tutmak, ortak bir gelecek için ortak bir bellek örmek bizlerin görevidir. Bu da ancak çokça acılar yaşanmış bu coğrafyada işlenen nefret suçları ile de yüzleşerek, özür dileyerek, bu acıların anılması ile mümkün olabilir. Bunun için mücadelemizi sürdüreceğimizi bu vesile ile tekrar iletiyoruz.
    78. yılında Yahudi Soykırımı Kurbanlarını Anma Günü’nde bu büyük insanlık utancıyla yüzleşiyor, o süreçte yaşamını yitirenleri sonsuz acı ve saygı ile anıyoruz.”
    PİRHA/ANKARA

  • AYM’nin HDP hakkındaki karara cevap gecikmedi: Seçmeni asla seçeneksiz bırakmayacağız

    AYM’nin HDP hakkındaki karara cevap gecikmedi: Seçmeni asla seçeneksiz bırakmayacağız

    PİRHA – AYM’nin, HDP’nin kapatma davasıyla ilgili kararını yorumlayan HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Tülay Hatimoğulları Oruç, “Seçmeni asla seçeneksiz bırakmayacağız. HDP’nin boğazında bir kılıç gezdiriliyor. Bu kılıcın keskinliğini de bilerek HDP, seçimlerdeki rolünü kesinlikle oynayacaktır” dedi.

    Anayasa Mahkemesi, HDP’nin kapatma davasıyla ilgili kararın seçimlerden sonraki bir tarihe ertelenmesi talebini reddetti.

    HUKUKU ÇİĞNEYEREK ALINMIŞ OLAN KARAR”

    AYM’den çıkan kararı yorumlayan HDP Halklar ve İnançlar Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Tülay Hatimoğulları Oruç “Bu otoriter rejimlerin yapabileceği bir şeydir” dedi. Oruç, “HDP’yi felç etmeyi hedefliyorlar” dediği karara ilişkin şunları söyledi:

    “HDP’yi felç edebileceklerini zannediyorlar. HDP’nin seçimle ilgili alacağı kararlarda muğlaklığı devam ettirmiş oluyorlar. Başından beri söylüyorduk, bu siyasi bir davadır, hukuki bir dava değildir. Cumhur ittifakı, yargı eliyle aslında doğrudan seçimlerin kaderini belirlemeye dönük müdahalede bulunuyor, bu tutumun anlamı budur. Bu aslında Türkiye’deki bütün seçmenlerin, 85 milyon yurttaşın iradesine ipotek koymak ve anti demokratik bir seçim zeminini hazırlamak anlamını taşımaktadır. Açılmış olan kapatma davası HDP’ye dönük bir düşman hukukunun işlediğini bizlere bir kez daha gösterdi. Siyaseten elini bükemedikleri bir siyasi partiyi sudan bahanelerle kapatmaya çalışmaları, bununla ilgili süreci başlatmış olmaları ve bu süreci adeta bir oyuncağa çevirerek, sürümcemede bırakarak tırnak içerisinde belirsizlikler yaratarak seçmenin de kafasına karıştırmak gibi bir yola başvurmuş durumdalar. Bu otoriter rejimlerin yapabileceği bir şeydir. Bunu kabul etmemiz mümkün değil. Demokrasinin en ufak bir kırıntısı dahi olsaydı böyle bir uygulama olmazdı. Burada belli ki Anayasa Mahkemesi siyasi belirlenim altındadır ve bu siyasi belirlenim ile bir karara varacak. Bu konuda zaten Türkiye genelinde yargıya olan güven yerlerde sürünmektedir. Anayasayı ayaklar altına alarak siyasi bir karar verme olasılığını oldukça güçlü görüyoruz. Şimdiye kadar HDP ile ilgili alınmış olan bütün kararlar hukuku çiğneyerek alınmış olan kararlardır.”

    “SEÇMENİ ASLA SEÇENEKSİZ BIRAKMAYACAĞIZ”

    Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları Oluç, HDP olarak Anayasa Mahkemesinden gelen bu karara ilişkin aldıkları hazırlıkları da şu sözlerle anlattı:
    “Hem nihai karar hem de bu ara karar için partinin bir hazırlığı var. Partinin kapanması halinde ya da kapanmaya doğru bir gidişatın olması durumunda elbette partimizin B-C-D seçenekleri üzerinde çalışmalar sürüyor. Yani biz en nihayetinde seçmeni asla seçeneksiz bırakmayacağız. Bu seçimlerin kaderini belirleyecek olan HDP, aynı rolü bütün bu baskı, şantaj; AYM eliyle adeta HDP’nin boğazında bir kılıç gezdiriliyor, bu kılıcın keskinliğini de bilerek HDP, seçimlerdeki rolünü kesinlikle oynayacak. Tabii ki bu ara kararla ilgili de sonuç itibariyle böyle neticelenmesi ile bir de bizim sözlü savunma sürecimiz başlayacak.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Meclis gündeminde; ‘Alevilere hakaret eden din öğretmeni neden görevden el çektirilmedi?’

    Meclis gündeminde; ‘Alevilere hakaret eden din öğretmeni neden görevden el çektirilmedi?’

    PİRHA – HDP Alevi Masası’nda yer alan milletvekilleri, Bursa’da Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Mehtap Cengiz’in, Alevilere dönük nefret söylemi üzerine Bakan Mahmut Özer’in yanıtlaması için soru önergesi verdi. Önergede, “Öğretmen hakkında bir soruşturma başlatıp bitene kadar önümüzdeki süreçte görevden el çektirilmesi düşünülmekte midir?” sorusu yöneltildi.

    Bursa’da Hürriyet Anadolu Lisesinde görev yapan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Mehtap Cengiz’in, derste Alevilere dönük nefret söylemi Meclis gündemine taşındı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Alevi Masası’nda yer alan milletvekilleri Tülay Hatimoğulları Oruç, Kemal Bülbül, Ali Kenanoğlu ve Zeynel Özen; din öğretmen Mehtap Cengiz’in “Ben Alevilerin gittikleri yolun yanlış olduğunu düşünüyorum. Çoğu Alevi ailede çocuğun kimden olduğu belli değil. Aleviler Hz. Ali’yi Hz. Peygamberimizin yerine koyuyor. Çoğu Alevinin ahlaki açıdan bozuklukları bulunuyor, bir erkek ile kız öğrencinin ders dışında konuşması zinadır” sözlerinin ardından açığa alınmayıp, görevini yapmaya devam ettiğine işaret etti.

    “NET BİR İNSANLIK SUÇUDUR”

    HDP Alevi Masasında yer alan milletvekilleri, ortak soru önergesinde, “Bu şahsın Alevilere karşı nefret söylemleri çok açık ve net bir insanlık suçudur. Türk Ceza Kanunu’nun 216. Maddesi’nde belirtilen ‘halkı kin ve düşmanlaştırma veya aşağılama’ suçu işlenmektedir. Nefret söyleminde bulunan bir eğitimci, mevcut okulda veya başka bir okula tayin edilerek eğitim faaliyetlerine devam etmemelidir. Başka bir okula tayin edilmesi halinde, nefret dolu düşüncelerini yaymaya devam etme ihtimali her zaman bakidir. Soruşturmanın selameti açısından derhal açığa alınmalı ve eğitimcilik yapmamalıdır” diye vurguladı.

    HDP’li milletvekilleri ayrıca Alevi öğrencilerinin sıklıkla nefret suçlarına maruz kaldığı zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin “eşitlik ilkesine aykırı” olduğuna hükmeden, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını da hatırlattı.

    GÖREVDEN EL ÇEKTİRİLMESİ DÜŞÜNÜLMEKTE MİDİR?”

    HDP’li milletvekilleri, Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer tarafından cevaplandırılması talebiyle şu soruları yöneltti:

    “*Bursa’da Hürriyet Anadolu Lisesinde görev yapan Alevilere hakaret eden Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Mehtap Cengiz’in hakkındaki yoğun şikâyetlere rağmen soruşturma aşamasında neden halen açığa alınmayıp, görevden el çektirilmemiştir?

    *Öğretmen hakkında bir soruşturma başlatıp bitene kadar önümüzdeki süreçte görevden el çektirilmesi düşünülmekte midir?

    *Alevi çocuklarının bu örnekteki gibi sıklıkla nefret suçlarına maruz kaldıkları zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin “eşitlik ilkesine aykırı” olduğuna hükmeden, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Türkiye’deki birçok yargı kararının gereğinin yapılmasına dair Milli Eğitim Bakanlığı olarak herhangi bir planınız var mıdır?”

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER

    > Aleviler, nefret suçu işleyen din öğretmeninin peşini bırakmıyor: Suçunun cezasını çekmeli

    > Bursa’da din dersi öğretmeninin Alevilere yönelik nefret söylemine suç duyurusu

  • HDP’li Tülay Hatimoğulları: Hızır Paşaların bu çarkını kıracağız-VİDEO

    HDP’li Tülay Hatimoğulları: Hızır Paşaların bu çarkını kıracağız-VİDEO

    PİRHA- HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Meclise getirilen maddeleri iktidarın sadece seçim politikası olarak görmediklerini belirterek, “Buradaki amaç net olarak Alevileri sisteme entegre etmek, Alevilerin inançlarını asimile etmek ve Alevilerin ibadethane merkezlerini bir kültür merkezine çevirerek Aleviliği ortadan kaldırmaktır, ama nafile. Bizler sonuna kadar bunun karşısında olacağız” dedi.

    AKP’nin cemevlerine imar planlarında yer ayrılması ve yeraltında madende yaşamını yitiren işçilerin yakınlarına maaş bağlanmasını içeren düzenlemelerin de yer aldığı 25 maddelik “torba kanun” Meclis Genel Kurulu’nda kabul edildi.

    Teklifin 21’inci maddesiyle başlayan görüşmeler, kalan 5 maddenin de görüşülmesiyle kabul edildi. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar da oylamaya katıldı. Açık oylamaya katılan 415 milletvekilinden 242’si kabul oyu verirken, 173 milletvekili de ret oyu verdi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları Meclis Genel Kurulu’nda konuştu.

    Sözlerime Taksim’de yaşanan katliamı kınayarak başlayan HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, “Bu kürsüden bu katliamların gerçekleşme olasılıklarıyla ilgili çok uyarılar yaptık. Türkiye böyle bir siyasi atmosferin içine çekiliyor ve bunda iktidarın yüzde 100 bir payı var. Bu katliam sizin dengeleyemediğiniz, engelleyemediğiniz HTŞ’yle el tutma ve yeni, 2 Kasımda Antep’le gerçekleşen toplantının ürünüyse bunu da önlemek sizlere düşer” dedi.

    “ALEVİLER BÜTÜN BU KATLİAMLARA RAĞMEN İNANÇLARINDAN ÖDÜN VERMEDİ

    Seyit Rıza’nın ölümünün 85’inci yıl dönümü olduğunu ve Seyit Rıza’yı saygıyla, minnetle andığını ifade eden Tülay Hatimoğulları, “Dersim’de Aleviler katledildi. Seyit Rıza ve arkadaşları onlardan birkaçıydı. Tarih boyunca Koçgiri’de, Sivas’ta, Maraş’ta, Çorum’da, Gazi’de, Lazkiye’de, İştebrak’ta Alevi katliamları yaşandı. Aleviler bütün bu katliamlara rağmen, bütün baskı politikalarına rağmen hiçbir şekilde inançlarından ödün vermedi; inançlarını özgürce yaşayabilmek için, cemevlerinin ibadethane kabul edilmesi için devletin resmî ideolojisine rağmen mücadelelerini sonuna kadar sürdürmeyi başardılar” diye konuştu.

    “ALEVİLERİ SİSTEME ENTEGRE ETMEK İSTİYORLAR

    Tülay Hatimoğulları, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Meclise getirilen maddelerle Aleviler “satın alınmaya” çalışılıyor. Bunu biz bu iktidarın sadece, basitçe bir seçim politikası olarak görmüyoruz, yaklaşan seçimlerde sadece Alevilerin oylarına talip olmak için “rüşvet vermek” gibi değerlendirmiyoruz. Tarih boyunca katliamlarla Alevileri biat ettiremeyen, inançlarını asimile edemeyen devlet anlayışının aslında bu iktidarda nasıl zuhur ettiğini ve bu resmi ideolojinin nasıl devam ettirildiğini biz şimdi, bu yasa teklifi görüşülürken burada bir kere daha görüyoruz. Buradaki amaç net olarak Alevileri sisteme entegre etmek, Alevilerin inançlarını asimile etmek ve Alevilerin ibadethane merkezlerini bir kültür merkezine çevirerek Aleviliği ortadan kaldırmaktır.

    “ALEVİLER MECLİS KAPISINA GELEREK “HAYIR” DEDİLER”

    Tarih boyunca katliamlarla gerçekleştiremediklerini bu şekildeki yasalarla, bu şekilde çıkarılan kararnamelerle hayata geçirmek istiyorlar ama nafile; Aleviler bunlara baştan beri “Hayır” dedi. Meclis kapısına gelerek “Hayır” dediler. Türkiye’nin dört bir yanında alanlara, meydanlara çıkarak “Hayır” dediler. Bunun sizin için bir kıymeti yok mu?”

    Halkların Demokratik Partisi olarak 5 Mayıs’ta Dersim’de başlattıkları “Alevilere eşit yurttaşlık hakkı” kampanyasını hatırlatan Tülay Hatimoğulları, “Köy köy, mahalle mahalle dolaşıyoruz; Alevi toplumuyla bir araya geliyoruz, onların taleplerini dinliyoruz ve şu oluşturduğumuz kitapçıkta bugüne kadar Alevi kurumlarının gerçekleştirmiş olduğu çalıştaylardan elde edilmiş sonuçların ürünü var. Eğer bu iktidar “Aleviler ne istiyor?” sorusuna bakmak istiyorsa şu kitapçığa dönüp bakabilir, Alevi kurumlarını toplayıp görüşlerini isteyebilir. Erdoğan bunu yapmak yerine bir Alevi dedesi edasıyla Aleviliği belirlemeye çalışıyor. Buna hiç kimsenin ne hakkı vardır ne hukuk buna müsaade eder ve bizler sonuna kadar bunun karşısında olacağız” şeklinde ifade etti.

    “HIZIR PAŞALARIN BU ÇARKINI KIRACAĞIZ

    Alevi yurttaşlarının bütün değerlerinin ve taleplerinin yanında olmaya devam edeceklerini vurgulayan Tülay Hatimoğulları, “Seyit Rızalara, Hallacı Mansurlara, Pir Sultanlara, Baba İshaklara sözümüz olsun ki Hızır Paşaların bu çarkını kıracağız, güvendikleri padişahla birlikte onları bu iktidardan alaşağı edeceğiz ki bir daha ne Alevilere ne iktidarların öteki gördükleri hiçbir kesimine ne el ne dil uzatma hakkına sahip olmayacak bir şekilde bu iktidardan onları alaşağı edeceğiz. Bu da bütün tarih boyunca bedel ödeyen Alevilere sözümüz olsun” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/ANKARA

  • HDP, Hatay’da ‘Aleviler için eşit yurttaşlık’ kampanyası çalışması başlattı-VİDEO

    HDP, Hatay’da ‘Aleviler için eşit yurttaşlık’ kampanyası çalışması başlattı-VİDEO

    PİRHA- HDP, Hatay’da ‘Aleviler için eşit yurttaşlık’ kampanyası kapsamında Alevi kurumlarını ve kanaat önderlerini ziyaret etti. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) 5 Mayıs itibari ile ‘Aleviler için eşit yurttaşlık’ kampanyasını başlattı. HDP, söz konusu çalışmayla birlikte Alevilerin taleplerinin yer aldığı bir de kitapçık hazırladı. Ülkenin dört bir yanına geziler düzenleyen HDP’liler, yurttaşlara kampanyalarını anlatmaya devam ediyor.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Alevi Masası ‘Aleviler için eşit yurttaşlık’ kampanyası kapsamında Hatay’da, 3 gün sürecek programını başlattı.

    HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları ve HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, ‘Alevilere Eşit Yurttaşlık Hakkı’ kampanyası çalışmaları kapsamında Arap Alevi kanat önderleri, Antakya Gazeteciler Cemiyeti ve Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Defne şubesi ve Ehli beyt Kültür ve Dayanışma Vakfı genel merkezini ziyaret etti.

    HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, yaptığı konuşmada, HDP olarak bütün halklar ve inanç topluluklarının eşit yurttaşlık hakkını savunduklarını ve bu temelde kampanya düzenlediklerini ifade etti.

    HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül de, kampanya hakkında bilgi verdi.

    Devletin Antakya’yı “kültürler kavşağı” olarak tanımladığının altını çizen Bülbül, “O kavşağı da kesişen kültürleri inkar ettiği medeniyetlerin beşiği dediği ama o medeniyetleri yok saydığı bir hakikat söz konusuysa bir o kadar da Antakya’nın bu hakikatle, bu kültürlerle birlikte varlığını sürdürmek gibi görev ve sorumluluklarımız var” dedi.

    “ALEVİ TOPLUMUNUN VARLIĞI İNKAR EDİLEREK SUÇ İŞLENMİŞTİR”

    Bülbül, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu dönemde sorumluluklardan bir tanesi de Antakya’nın Alevi kimliğine, Arap kimliğine ve bu etnik ve inançsal kimlikle ortaya çıkan temel soruna dair çözücü bir yaklaşıma dahil tutumların olması gerekiyor. Sistem 1923’lerde kurulurken ne kadar ki laik, demokratik bir devlet anlayışıyla kurulmuşsa 1982 anayasasının ikinci maddesinde laik, demokratik sosyal bir hukuk devleti olarak yazılmışsa da aslında ne laiklik, ne demokratiklik, ne sosyallik, ne de hukuk var.

    Cumhuriyet tarihi boyunca gelip geçen tüm hükümetler Alevi toplumuna ve Türkiye halklarına karşı suç işlemiştir. Nasıl bir suç işlemiştir? Alevi toplumunun varlığını, ekonomik, siyasi, kamusal ve yaşamsal haklarını inkar ederek suç işlemiştir. Alevi toplumuna karşı inancıyla, kültürel değerleriyle deyişi, nefesi, sazı, sözüyle birlikte bir kültürel soykırım ve bir toptan yok etme politikası uygulanmıştır. Katliamlar bunun en bariz örneğidir. Dolayısıyla sistemi yürütenlerin Alevi toplumuna karşı haklarını edinme mücadelesine karşı taraf olduğu bir yerde, eşitlikten, adaletten, hukuktan ve eşit yurttaşlıktan söz edemeyiz.”

    KAMPANYA ÇALIŞAMALRI 3 GÜN SÜRECEK

    Bülbül son olarak, eşit yurttaşlığın yaşamın her alanında savunulması gerektiğini ifade etti.

    HDP’nin Hatay’daki ‘Aleviler için eşit yurttaşlık’ kampanyası kapsamındaki çalışmaları 3 gün boyunca devam edecek.

    PİRHA/HATAY

  • HDP’li ve CHP’li vekillerden cemevlerine saldırılara tepki: Bu alçak saldırıları kınıyoruz!-VİDEO

    HDP’li ve CHP’li vekillerden cemevlerine saldırılara tepki: Bu alçak saldırıları kınıyoruz!-VİDEO

    PİRHA – Ankara’da Alevi kurum ve cemevlerine yönelik yapılan saldırılara siyaset cephesinden tepkiler geldi. HDP milletvekilleri Zeynel Özen, Ali Kenanoğlu, Tülay Hatimoğulları, Murat Çepni  ve CHP Milletvekili Gamze Taşçıer, cemevlerine saldırıları lanetlediklerini belirttiler. 

    Ankara’da dün Şah-ı Merdan Cemevi, Tuzluçayır Ana Fatma Cemevi, Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı ve Gökçebel Köy Derneği’ne eş zamanlı saldırının ardından birçok milletvekili ve siyasi partiden açıklama geldi.

     HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, yapılan saldırılara tepki göstererek “Bu alçak saldırıları kınıyoruz. Bu saldırıların faillerinin ve azmettiricilerinin peşini bırakmayacağız!” dedi.

    Ankara’da Cemevlerine yapılan saldırıyı sosyal medya hesabından değerlendiren HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu da, şunları kaydetti:

    “Saldırıyı lanetliyorum. Alevi camiasına geçmiş olsun. 2012 – 2021 yılları arasında 37 yerleşim yerinde yüzlerce Alevinin evi işaretlendi. Etkin soruşturma yapılmadı. Bir çok yerde Cemevleri bizzat emniyet güçleri tarafından hakarete maruz bırakıldı. Cezasız bırakıldı. Cemevleri Devlet nezdinde yok sayılıyor. Yasalara göre ise Alevilik yasaklı bir inanç.
    Bütün bunlar Alevilere ve Cemevlerine saldırıları kolaylaştırıyor. Buna bir de İktidarın Alevi kimlikli siyasetçilere yaklaşımını eklediğimizde meczuplar kendine görev çıkartıyor.”

    HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni ise dün paylaştığı mesajda “Bugün, Muharrem Orucu’nun ilk günü; Ankara’da 4 Alevi kurumuna eş zamanlı saldırı gerçekleştirildi. Bu saldırılar, ‘Devletin Alevisi’ planlarının parçasıdır. Susmayacağız; faşizme karşı inanç özgürlüğü, eşit yurttaşlık mücadelesini yükselteceğiz.” ifadelerini kullandı.

    CHP Mamak İlçe Başkanlığı ise paylaştığı yazılı açıklamada “Ankara Mamak’ta Şah-ı Merdan Cemevi’nde Cem ibadeti yapılırken bir kişi elindeki sandalyeleri dedeye ve meydana doğru fırlatıp kaçmıştır. Bu ve buna benzer provakasyonların tam da Muharrem Ayı’nın başlangıcına getirilmesi tamamen provakatif bir harekettir.” ifadelerine yer verdi.

    “ALEVİLERİN YANINDAYIZ”

    CHP Ankara Milletvekili Gamze Taşçıer, Mamak’ta saldırıya uğrayan cemevlerini ziyaret etti. Konuya ilişkin açıklama yapan Taşçıer, “Ankara’daki cemevlerine Muharrem orucunun ilk gününde gerçekleştirilen saldırıları lanetliyorum. Halkımızın birlik ve kardeşliğine yönelen bu alçakça saldırının faillerinin bir an önce ortaya çıkarılmasını bekliyoruz” dedi.

    Saldırı sonrası HDP Milletvekilleri ile MYK üyeleri de cemevlerine ziyaretlerde bulundu. HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları da, “Bugün Ankara’da Muharrem orucunun ilk gününde Alevi canların kurumlarına eş zamanlı saldırı gerçekleşti. Bu saldırıyı kınıyoruz. Bu ülkenin asli unsuru olan Alevilerin yanındayız” açıklamasını yaptı.

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER
    > Ankara’da cemevlerine eş zamanlı saldırı-VİDEO
    > Cemevlerine saldıran şahıs gözaltına alındı

    > Cemevlerine saldırıya ilk tepki: Saldırganların eşgalleri belli, planlı saldırı-VİDEO

     

  • HDP’nin 29 kişilik Merkez Yürütme Kurulu seçildi

    HDP’nin 29 kişilik Merkez Yürütme Kurulu seçildi

    PİRHA – 3 Temmuz’da ‘Çözüm Bizde, Sözümüz Var’ şiarıyla 5’inci Olağan Kongresini gerçekleştiren HDP, ilk Parti Meclisi toplantısını yaptı. Parti Meclisi toplantısıyla birlikte 29 kişilik Merkez Yürütme Kurulu da seçildi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) ilk Parti Meclisi toplantısını yaptı. Merkez Yürütme Kurulu üyelerinin belirlendiği toplantıda yeni dönem çalışma programı da tartışmaya açıldı.

    HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, babasının taziyesi nedeniyle toplantıya katılamazken 29 kişilik Merkez Yürütme Kurulu üyeleri de netleşmiş oldu.

    Parti Meclisi toplantısında, Ayşe Acar Başaran, Cihan Aydın, Dersim Dağ, Doğan Erbaş, Ebru Günay, Elif Bulut, Emirali Türkmen, Feleknas Uca, Gülistan Kılıç Koçyiğit, Hatice Akdağ, Hişyar Özsoy, İdil Uğurlu, Mahfuz Güleryüz, Mehmet Rüştü Tiryaki, Murat Çepni, Musa Piroğlu, Naci Sönmez, Ömer Öcalan, Özlem Gündüz, Pero Dündar, Rıdvan Turan, Samet Mengüç, Serhat Eren, Sultan Özcan, Şaziye Köse, Tayip Temel, Tuncer Bakırhan, Turgut Öker, Turkut Çatar ve Tülay Hatimoğulları yeni dönem Merkez Yürütme Kurulunda yer alan isimler oldu.

    Cihan Aydın, Dersim Dağ, Elif Bulut, Emirali Türkmen, Gülistan Kılıç Koçyiğit, Hatice Akdağ, Hişyar Özsoy, İdil Uğurlu, Mehmet Rüştü Tiryaki, Murat Çepni, Ömer Öcalan, Pero Dündar, Rıdvan Turan, Serhat Eren, Turgut Öker MYK’de yer alan yeni isimler olurken Ayşe Acar Başaran, Naci Sönmez, Samet Mengüç, Feleknas Uca, Ebru Günay, Özlem Gündüz, Doğan Erbaş, Sultan Özcan, Şaziye Köse, Tayip Temel, Tülay Hatimoğulları, Turkut Çatar, Musa Piroğlu, Mahfuz Güleryüz ve Tuncer Bakırhan ise yeniden MYK’ye seçildi.

    Merkez Yürütme Kurulu, 18 Temmuz’da ilk toplantısını gerçekleştirerek görev dağılımı yapacak.

    PİRHA/ANKARA

  • Ğadir Hum Bayramı kutlandı-VİDEO

    Ğadir Hum Bayramı kutlandı-VİDEO

    PİRHA- Ğadir Hum Bayramı, Çukurova kentlerinde kutlandı. HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, Ğadir-Hum Bayramına dair yaptığı açıklamada, “Ğadir Hum bayramının bütün halklara barış, huzur, dayanışma ve kardeşliği büyütecek bir huzur ortamıyla geçmesini diliyorum” dedi.

    Bugün Arap Alevilerinin Ğadir Hum Bayramı. Ortadoğu’da devam eden savaşların gölgesinde kutlanan bayram günü, geceden bir araya gelen Mersin, Adana, Hatay başta olmak üzere bir çok kentten yurttaşlar, imece usulü hazırlıklar yaptı.

    Kutlamalardan bir gün önce başlanan hazırlıkların başında, bolluk ve bereketin yanı sıra dik duruşun da sembolü olarak görülen “Hirisi” için kazanlar kuruldu. Toplu kutlamanın olmayacağı bu yıl, yurttaşlar yaşadıkları mahallerde bir araya geldi.

    HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, Ğadir-Hum Bayramına dair PİRHA’ya konuştu.

    Ğadir Hum bayramının bütün halklara barış, huzur, dayanışma ve kardeşliği büyütecek bir huzur ortamıyla geçmesini dilediğini ifade eden  Tülay Hatimoğulları, “Ğadir Hum bayramında özellikle Arap Alevilerinin yaşadığı bölgeler; Adana, Mersin ve Hatay hattında yoğun bir şekilde halk tarafından kutlanır, kurbanlar pişirilir ve büyük bir dayanışmayla bunlar dağıtılır. Bizim de geçmişten beri en temel taleplerimizden birisi Ğadir Hum bayramının idari tatil ilan edilmesiydi. Fakat bu konuda defalarca mecliste soru önergeleri vermemize, kanun teklifleri sunmamıza rağmen resmi ideoloji idari tatil ilan etmeden uzak davranıyor” dedi.

    “ĞADİR HUM BAYRAMI RESMİ TATİL OLSUN”

    Samandağ’da hiçbir esnafın Ğadir Hum bayramında kepenk açmadığının altını çizen Tülay Hatimoğulları, şunları dile getirdi:

    “Fiili bir tatil olur. Resmi daireler zaten fiilen çalışmaz hale gelir, aileler çocukları okula da göndermez ve okullarda fiilen tatil olur. Dolayısıyla bizler bir kez daha şunu ifade ediyoruz ki farklı halkların ve inançların yaşadığı bir coğrafyada her bölgenin kendi inançları çerçevesinde ritüellerini rahatça gerçekleştirebilmesi bağlamında yeri geldiğinde bölgesel yeri geldiğinde genel manada resmi tatillerin ilan edilmesi değerlendirilmelidir ama ne yazık ki bizim bu taleplerimiz hep havada kaldı. Bunun en temel nedeni de bu ülkenin kuruluşundan bugüne kadar resmi ideoloji tekçi anlayışla, Türk-İslam sentezi anlayışıyla kurula gelen bu ülkede ne yazık ki böyle bir anlayışa yer verilmiyor. Ama biz taleplerimizi dile getirmekten hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz çünkü Arap Alevileri Ğadir Hum bayramında kazanlarını kaynatıyor, bayram kutlamalarını yapıyor fiili olarak zaten kendi kendine tatil ilan etmiş oluyor. Ben bir kez daha halkımızın Ğadir Hum bayramını kutluyorum umut ediyoruz ki barışa vesile olur.”

    ĞADİR-İ HUM’UN ANLAMI

    Ğadir-Hum Arap Aleviler için hafızaların tazelenerek, yapılan haksızlıkların ve zulmün hatırlatılması anlamını taşıyor. Anlatılar ve tarihsel verilere göre Hazreti Muhammet, Hac ve Umre ziyaretini yapmak üzere Hicret’in 10. yılında tüm sahabeleri ile birlikte Mekke’ye hacca gider. Hac dönüşünde Ğadir-Hum denilen bölgeye ulaştıklarında kendisine vahiy gelir. Hazreti Muhammet’e gelen vahiyde “Ey Resul! Rabb’inden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan O’nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah, seni insanlardan koruyacaktır. Doğrusu Allah, kâfirler topluluğuna rehberlik etmez!” ayeti indirildiği kabul edilir. Bunun üzerine, Hazreti Muhammet’in yanındaki sahabeleri toplayarak, Kur-an’dan “Ey iman sahipleri! Bugün sizin için dininizi tamamladım. Üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam’ı seçtim. Allah’a itaat edin, Resul’e ve sizin içinizden olan iş ve yönetim sahiplerine de itaat edin” ayeti ile sahabelerine hitap eder.

    Hazreti Muhammet’in söz konusu ayeti okumasından sonra sahabelerin “Biz kime itaat edeceğiz?” diye sordukları ve Hazreti Muhammet’in de Hz. Ali’nin elini tutup havaya kaldırıp “Ali’nin kanı kanımdandır, canı canımdandır, teni tenimdendir, ruhu ruhumdandır, Ali ile biz bir nurun ikiye bölünmüş parçalarıyız. Ben kimin Mevla’sı isem, Ali de onun Mevla’sıdır” dediği ve Hazreti Ali’yi kendisinin halifesi olarak tayin ettiğine inanılır.

    BASKI VE ZULÜM POLİTİKALARINA KARŞI DİRENİŞİN SİMGESİ OLDU

    Hazreti Muhammet’in ölümünün ardından, Hazreti Ali’nin halifeliğinin gündeme geldiği ancak halifeliğin Hazreti Ebu Bekir tarafından gasp edildiğini savunan bazı sahabeler, halifeliğin Ali’nin hakkı olduğunda ısrarlarını sürdürürler. Hazreti Ali’nin halife olmasının ardından ise İslam âleminde Hazreti Ali’ye dönük haksızlık yapıldığı ve bu haksızlığa karşı direniş gösterilmesi gerektiğine inanan sahabeler için Ğadir-i Hum hem bir bayram hem de egemenlere karşı direnişin başlangıç zamanı olarak kabul edilir. Ğadir-i Hum Arap Aleviler arasında günümüze kadar her yıl kutlanır.

    PİRHA/MERSİN

  • ‘Evvel Temmuz’ festivalinde ‘Çoklu Kriz Düzeni ve Seçimler’ paneli -VİDEO

    ‘Evvel Temmuz’ festivalinde ‘Çoklu Kriz Düzeni ve Seçimler’ paneli -VİDEO

    PİRHA- ‘Çoklu Kriz Düzeni ve Seçimler’ başlıklı panelde konuşan HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları ‘Demokrasi İttifakı’nın toplumun bütün sorunlarını çözecek adres olduğunu ifade ederken, CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya da, “İkinci yüzyılda demokrasi devrimini gerçekleştirmek zorundayız” dedi.

    Samandağ Kalkındırma Derneği ve Akdeniz Kültür ve Dayanışma Derneği tarafından düzenlenen 22’inci geleneksel ‘Evvel Temmuz’ festivali devam ediyor.

    Moderatörlüğünü Dr. Selim Matkap’ın yaptığı ‘Çoklu Kriz Düzeni ve Seçimler’ başlıklı panelde HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları ve CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya, konuşmacı olarak katıldı.

    HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Tuncer Bakırhan, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanları Cavit Uğur ve Canan Yüce, CHP Hatay Milletvekili Serkan Topal’ın dinleyici olarak katıldığı panele katılım yoğun oldu.

    Panelde ilk olarak konuşan HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, ‘Demokrasi İttifakı’ toplumun bütün sorunlarını çözecek adres olduğunu ifade ederek, “Bu irade, bu toplumda var. Ekonomik krizin sonu, İstanbul Sözleşmesi’nin geri gelmesi, gençlerin iş bulması, ifade özgürlüğünün yaşanabilmesinin koşulu birlikte hareket etmekte geçiyor. Barış, özgürlük ve demokrasi ancak ve ancak mücadele ederek gelecektir” dedi.

    CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya, siyasal krizin olduğunun altını çizerek, birlikte bir mücadele ile krizin ortadan kaldırılacağına işaret etti.

    Kaya, “İkinci yüzyılda demokrasi devrimini gerçekleştirmek zorundayız. Barışı, özgürlükleri geliştirmeden demokrasi devrimini gerçekleştiremeyiz. Bunu ancak birlikte yapabiliriz. Eşit yaşamı birlikte kurarız” diye konuştu.

    PİRHA/HATAY