Etiket: tülay hatimoğulları

  • ‘Savaşa karşı barış çizgisini büyütmeliyiz’-VİDEO

    ‘Savaşa karşı barış çizgisini büyütmeliyiz’-VİDEO

    PİRHA-Prof. Dr. İlhan Uzgel, dünyada silahlanma arttığına işaret ederken, HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, Antalya Konferansı’nda Türkiye’de üretilen silahlar tanıtıldığına dikkat çekerek, “Barış görüşmelerinde silah tanıtıldı. AKP’nin barıştan ne anladığının tam olarak göstergesidir” diyerek, savaşa karşı barış çizgisinin büyütülmesi çağrısında bulundu.

    Samandağ Kalkındırma Derneği ve Akdeniz Kültür ve Dayanışma Derneği’nin 22’inci geleneksel ‘Evvel Temmuz’ festivali panel, söyleşi ve konserler ile devam ediyor.

    Evvel Temmuz Festivali kapsamında, Prof. Dr. İlhan Uzgel ve HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları‘nın katılımıyla “Ukrayna Emperyalist Mücadelenin Av Sahası” paneli düzenlendi.

    “DÜNYADA SİLAHLANMA ARTTI”

    Av. Adnan Eryılmaz’ ın moderatörlüğünde yapılan panelde konuşan Prof. Dr. İlhan Uzgel, savaşın çeşitli gerekçelerle başlatıldığını aktararak, “Ukrayna’nın NATO’ya alınacağını düşünmüyorum. NATO Ukrayna’yı Rusya’nın önüne attı. Dünyada silahlanma arttı. Savaş ölüm demektir. Savaşa karşı barışı savunan ve politikasını yürüten bir yerde olunması gerektiğini düşünüyorum” dedi.

    “BARIŞ GÖRÜŞMELERİNDE SİLAH TANITILDI”

    HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, Ukrayna-Rusya savaşına çözüm bulunacağı iddia edilen Antalya Konferansı’nda Türkiye’de üretilen silahlar tanıtıldığına dikkat çekerek, “Barış görüşmelerinde silah tanıtıldı. AKP’nin barıştan ne anladığının tam olarak göstergesidir. Kim Suriye’de savaşa izin verdiyse AKP onunla oldu” dedi.

    Savaşın derhal bitirilmesi gerektiğinin altını çizen Tülay Hatimoğulları, “Savaşa karşı barış çizgimizi büyütmeliyiz. Barışçıl bir dış politikaya ihtiyacımız var. Barış cesurların işidir ve Türkiye’nin barış politikasına girmenin yolu Neo-Osmanlıcı politikalardan vazgeçmeden geçiyor. Barış kazanmalıdır” diyerek sözlerini tamamladı.

    Panel soru-cevap ile sona erdi.

    PİRHA/HATAY

     

  • HDP’li Hatimoğulları: AKP ve İsrail hükümetinin izlediği politikalar aynı

    HDP’li Hatimoğulları: AKP ve İsrail hükümetinin izlediği politikalar aynı

    PİRHA- HDP Halklar ve İnançlar Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Tülay Hatimoğulları, En-Nakba’nın 74’üncü yıl dönümü dolayısıyla yazılı bir açıklama yaparak, “Filistin ve tüm Ortadoğu halklarına dayatılan ulus-devlet anlayışının tekçi, katliamcı politikalarını reddediyoruz. Çözüm; halklar ve inançların özgür ve eşit koşullarda yaşayacağı, ortak yaşam modelleri ile mümkündür” dedi.

    15 Mayıs 1948’de gerçekleşen Filistin halkının ‘Büyük Felaket’ olarak tanımladığı En-Nakba; Filistin halkının topraklarından sökülüp göçe zorlandığı tarih olarak hafızalara kazındı.

    HDP Halklar ve İnançlar Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Tülay Hatimoğulları, En-Nakba’nın 74’üncü yıl dönümü dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı.

    Hatimoğlulları yaptığı açıklamada, Filistin sorununun ancak demokratik yöntemlerle ve onurlu bir barışla çözülebileceğini belirterek, Filistin ve tüm Ortadoğu halklarına dayatılan ulus-devlet anlayışının tekçi, katliamcı politikalarını reddettiklerini vurguladı.

    “İSRAİL HÜKÜMETLERİ ZULME DEVAM EDİYOR

    Hatimoğlulları, ‘En Nakba’yı unutmadık!’ başlığıyla yayınladığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

    “74’üncü yıldönümünde, İsrail devletinin uyguladığı sistematik saldırı politikası bugün halen devam ediyor. Filistin halkına olduğu kadar, başta Araplar olmak üzere diğer tüm bölge halklarının mücadelelerine karşı sınırsız şiddet, işgal ve savaş saldırıları onlarca yıldır sürüyor. Filistin-İsrail arasındaki çözümsüzlük giderek daha fazla derinleşiyor. İsrail hükümetleri yeni yerleşim alanlarını uluslararası hukuka aykırı bir şekilde inşaya açarak Filistinlileri evlerinden etmeye devam ediyor.”

    “AKP VE İSRAİL HÜKÜMETİNİN İZLEDİĞİ POLİTİKALAR AYNI”

    AKP iktidarının ise tüm bu zulme karşın; İsrail ile askeri, siyasi ve ekonomik anlaşmalar yapmaya devam ettiğini kaydeden Hatimoğlulları, “İkiyüzlü dış siyaset politikasını Filistin meselesinde de sürdürüyor, her geçen gün İsrail ile yaptığı ticaret hacmini artırmaya dönük hamleler yapıyor. Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde İsrail Cumhurbaşkanı Herzog ile görüşmesi sonrası birlikte çalışmaya devam edeceklerinin basına yansıması bunun son örneğidir. Filistinli gazeteci Şirin Ebu Akile’yi katledip, cenazesine saldıran İsrail güçlerinin görüntüleri ile sürgünde hayatını kaybeden, dün Dersim’de memleketinde defnedilmek istenen siyasetçi Aysel Doğan’ın cenazesine yapılan saldırı görüntüleri; her iki devletin izlediği politikaların ne kadar aynı olduğunu gözler önüne serdi” şeklinde konuştu.

    “ÇÖZÜM ORTAK YAŞAM MODELLERİ İLE MÜMKÜNDÜR”

    Türkiye-İsrail ticaretinin durdurulması, ikili ilişkilerin gözden geçirilmesi gerektiğini söyleyen Hatimoğlulları son olarak, “Bu iki yüzlü politikalara son verilmelidir. Başta Birleşmiş Milletler olmak üzere uluslararası toplum Filistin’de yaşanan zulmün son bulması için acil rol ve sorumluluk almalıdır. Yeni Nakba anlamına gelen ‘Yüzyılın Projesi’ne geçit verilmemelidir. Filistin halkının ortak olmadığı hiçbir yol çözüm olamaz. Filistin sorunu ancak demokratik yöntemlerle ve onurlu bir barışla çözülür. Filistin ve tüm Ortadoğu halklarına dayatılan ulus-devlet anlayışının tekçi, katliamcı politikalarını reddediyoruz. Çözüm; halklar ve inançların özgür ve eşit koşullarda yaşayacağı, ortak yaşam modelleri ile mümkündür” dedi.

    PİRHA/ANKARA

     

  • HDP’li Hatimoğulları: Alevi toplumu ile ortak mücadeleyi nasıl yürüteceğimizi düşünüyoruz

    HDP’li Hatimoğulları: Alevi toplumu ile ortak mücadeleyi nasıl yürüteceğimizi düşünüyoruz

    PİRHA – HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, partisinin başlattığı eşit yurttaşlık kampanyası hakkında konuşarak, “Bizler asla kendimizi bir inanç merkezinin yerine koymadan, dile getirilen talepleri göz önünde bulundurarak kampanyamızı başlatmış olduk” dedi. Hatimoğulları, eşit yurttaşlık talebinin daha da yükseltilmesi gerektiğini söyledi. 

    Halkların Demokratik Partisi Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, CAN TV’de “Bu Sabah” programının konuğu oldu. 5 Mayıs’ta Dersim’de başlatılan “Alevilere Eşit Yurttaşlık Hakkı” kampanyası hakkında bilgi veren Hatimoğulları, hazırladıkları broşürün detaylarını da anlattı.

    KİTAPÇIKTA ALEVİLERİN TALEPLERİ ÖZETLENMİŞ OLDU”

    Milletvekili Tülay Hatimoğlu, Halklar ve İnançlar Komisyonu Alevi Masası tarafından projelendirilen kampanyaya dair şunları söyledi:

    “Kampanyamızın adı ‘Alevileri eşit Yurttaşlık hakkı.’ Bir birikim sonucu aslında bu kampanya ortaya çıktı. Bizler de çok sayıda Alevi çalıştayı, toplantılar ve görüşmeler sonucunda aslında Alevilerin taleplerinin oldukça berrak olduğunu biliyoruz. Aleviler öncelikle kendilerini eşit yurttaş olarak göremiyor. Alevilerin, bu kadar büyük bütçeyle faaliyet yürüten Diyanet İşleri Başkanlığı’na çok ciddi eleştirileri var. Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması isteniyor. Alevi canlarının yaklaşımı aynı zamanda Sünni kardeşlerimizin de özgürleşmesi için. Bir kere özgürlükçü, laik bir anlayışın tesis edilmesi isteniyor. Biz bu kitapçığı hazırlarken Alevi yurttaşlarımız, bizimle görüştüğünde bize taleplerini ilettiler. Bunun toplumsal bir mücadele olduğunun farkına vararak bizim gibi siyasi partilere sorumluluklarımızı hatırlattılar. Bu nedenle bizler de asla kendimizi bir inanç merkezinin yerine koymadan dile getirilen talepleri göz önünde bulundurarak kampanyamızı başlatmış olduk.

    “ALEVİLERİN TALEPLERİ ÖZETLENDİ”

    Bu kampanyamızda öncelikli olarak kitapçıkta Alevilerin talepleri özetlenmiş oldu. Bir kere Aleviler bugüne kadar yok sayılan, kimliklerinin net biçimde tanınmasını istiyor. Cemevlerinin ibadethane statüsünde tanınmasına ve Türkiye’de eğitimin tekçi ve asimilasyoncu bir politikadan uzak tutulmasını istiyor. Alevilerin bazı kutsal günlerinin resmi ya da idari tatil edilmesi oldukça önemli. Bunu Hıdırellez gibi örnekleyebiliriz.

    “EŞİT YURTTAŞLIK TALEBİMİZİ DAHA FAZLA YÜKSELTMEK İSTİYORUZ”

    Bu kampanyada nasıl yol ve yöntem yürüteceğimiz de önemli bir nokta. Bu kitapçığı olabildiğince bütün ilgili adreslere ulaştırmaya çalışacağız. Ve bunun devamında ne yapacağımızı şöyle özetleyebilirim; Alevilerle ortak görüşmelerle eşit yurttaşlık talebimizi daha fazla yükseltmek istiyoruz. 7 bölgenin tamamında Alevi buluşmalarımız olacak. Türkiye’nin içinden geçtiği bir karanlık dönem var. Sürekli bir kaos ortamı yaratılmak istendiği zaman Alevi-Sünni çatışması iktidarların yöntemi olmuştur. Bizler karanlığın en koyu olduğu andı aydınlığa kavuşmaya en çok yaklaştığımız an olarak görüyoruz. Alevilerin eşit yurttaş olarak inancını özgürce yerine getirebilmesi için bir kere Türkiye’nin demokratikleşmeye ihtiyacı var. Bu noktada Alevi toplumu ile ortak bir mücadeleyi nasıl yürüteceğimizi de düşünüyoruz.

    Demokratik bir Cumhuriyeti inşa ederken üçüncü bir yolu da inşa ederken sadece mevzunun seçim bildirgelerine sıkıştırmak kadar basit olmadığının vurgusunu yapmak istiyorum. O nedenle bu kampanya dahilinde bizler Alevi sorununu, eşit yurttaşlık talebini topyekün bir özgürlük mücadelesi olarak görüyoruz.

    “ÜÇÜNCÜ BİR YOLU İNŞA ETMEYE İHTİYACIMIZ VAR”

    Üçüncü yolu inşa etmeye ihtiyacımız var ve bu çok önemli. Bu seçim çok önemli bir dönemecin yol ayrımı. Bu seçimde Alevi yurttaşların ortaya koyacağı tutum da çok önemli.
    Alevi sorunu, katliamlar bu coğrafyanın kronik sorunları, bir türlü kapanmayan yaralarıdır. Bu nedenle bu kampanyamıza hep birlikte sahip çıkalım, hep birlikte emek verip demokratik bir Türkiye yaratalım.”

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP’den Hıdırellez mesajı: Hızır tüm insanlığa adalet, barış ve özgürlük getirsin

    HDP’den Hıdırellez mesajı: Hızır tüm insanlığa adalet, barış ve özgürlük getirsin

    PİRHA-Halkların Demokratik Partisi (HDP) Halklar ve İnançlar Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Tülay Hatimoğulları imzasıyla Hıdırellez’e dair yazılı açıklama yapıldı. Açıklamada, “Halkların ve inançların özgürce bir arada yaşadığı bir ülke özlemi ile Hızır’ın tüm insanlığa adalet, barış ve özgürlük getirmesini diliyoruz” denildi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Halklar ve İnançlar Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Tülay Hatimoğulları imzasıyla Hıdırellez’e dair yazılı açıklama yapıldı.

    “HIDIRELLEZ BAHARIN MÜJDELEYİCİSİ OLARAK KUTLANIR”

    Binlerce yıldır farklı pek çok halk ve inanç tarafından bahar müjdeleyicisi olarak kutlanan Hıdırellez’in (Hıdır-İlyas) tüm halklara bolluk, bereket ve neşe getirmesi temenni edilen açıklamada, “Topraktaki yaşamın koruyucusu ve yaratıcısı olan Hızır ile sudaki yaşamın koruyucusu olan İlyas’ın buluştuğuna inanılan 6 Mayıs gününde, yani Hıdırellez Bayramı’nda tüm doğa bahara/berekete uyanır. Alevi toplumu tarafından kutlanan Hıdırellez’in başta Roman toplumu olmak üzere günümüzde çok farklı halklar tarafından benimsenir. İnsanlığın ortak bayramı olması nedeniyle Hıdırellez, 2010 yılında UNESCO’nun İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Listesi’ne alınmıştır. İçinden geçtiğimiz ağır ekonomik kriz koşullarında yoksulluk kıskacında yaşayan yurttaşlarımızın tuttuğu dileklerin yerini bulmasını, halkların ve inançların özgürce bir arada yaşadığı bir ülke özlemi ile Hızır’ın tüm insanlığa adalet, barış ve özgürlük getirmesini diliyoruz” denildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Adana Alevi Platformu: Alevilere yönelik nefret suçunun arkasında kimler olduğunu biliyoruz-VİDEO

    Adana Alevi Platformu: Alevilere yönelik nefret suçunun arkasında kimler olduğunu biliyoruz-VİDEO

    PİRHA- Adana Alevi Platformu üyeleri, Alevilere yönelik nefret söylemine ve cemevlerine gelen yüksek elektrik faturalarına ilişkin açıklama yaptı. Platform üyeleri, ‘Alevilere nefret söylemlerinde bulunan Yakup Tilki bu cesareti nereden alıyor?” diye sorarak, “Nefret suçu,  farklılıklara tahammül etmemek bir insan hakları suçudur. Hak, hukuk, adalet söylemi yerini buluncaya, insana insanca bakılana kadar bizler var olduk, var olmaya devam edeceğiz” dedi.

    Adana Alevi Platformu, Yakup Tilki adlı şahsın Alevilere yönelik nefret söylemine ve cemevlerinin ticarethane sayılmasına yönelik olarak basın açıklaması yaptı. HDP ve CHP’li milletvekillerinin yanı sıra sivil toplum ve demokratik kitle örgütü temsilcilerinin katıldığı açıklama Selman-ı Pak Kültür Merkezinde yapıldı.

    Platform adına açıklamayı okuyan Sıtkı Keskin, Alevilere ve inancına yönelik ötekileştirici, nefret ve hakaret suçunun işlenmeye devam ettiğini belirterek, “Yine benzer bir durumla karşı karşıyayız. Yakup Tilki isimli şahıs dakikalarca Alevi inancına ve Alevilere hakaret ediyor, hiç hakkı ve haddi olmadan küfürler edip ahkamlar kesiyor. Bu cesareti nereden alıyor? Bugüne kadar Alevilere ve Alevi inancına yönelik yaşatılan katliamlar; hanelerin işaretlenmesi, baskı ve şiddetin her türlüsünü yapanlara karşı “kendini bilmez bir grup meczup” denilerek her seferinde cezasız bırakılarak ödüllendirdiler. Bu yöntem inancımıza toplumumuza ve kültürümüze  yönelik ötekileştirici zihniyeti aklamak anlamına gelir” dedi.

    “YAKUP TİLKİ’NİN BU KADAR RAHAT SUÇ İŞLEMESİNİN ARKASINDA KİMLERİN OLDUĞUNU BİLİYORUZ”

    Yakup Tilki’nin söylemleri ve ithamlarının bir kişinin söylemleri olmadığı, yıllara dayanan sistemli bir yönetim ve iktidar aklının,  tekçi zihniyetin yansıması olduğunun altını çizen Keskin, “Alevilere yönelik bu tür söylemlerin ve davranışların birinci derece sorumlusu sistemin başındaki iktidarlardır. Aydınların , siyasetçilerin , Gençlerin ve özgün fikir beyan edenlerin, insan hakları savunucularının söylemlerinden dolayı tutuklanıp cezaevlerinde bekletildiği ve cezalandırıldığı bir dönemde  Yakup Tilki’nin  bu kadar rahat suç işlemesinin arka planında kimlerin olduğunu bizler biliyoruz. Bu ülkenin vatandaşları olarak bizler; eşit , özgür ve demokratik haklarımızdan mahrum bırakılıyoruz” diye konuştu.

    “İNANÇLARA YÖNELİK EŞİTLİK İSTİYORUZ”

    Cemevlerine gelen yüksek elektrik faturalarına da değinen Keskin, “En son elektrik faturalarında yapılan zamların inanç kurumlarımıza, cemevlerimize ticarethane olarak yansıması bir zihniyetin bakışıdır. Cemevlerimiz ticarethane değildir ibadethanelerimizdir. İnançlara yönelik eşitlik istiyoruz; farklılıklarımız  zenginliğimizdir” diye belirtti.

    “FARKLILIKLARA TAHAMMÜL ETMEMEK BİR İNSAN HAKLARI SUÇUDUR”

    Eğitim ve öğretimde zorunlu din dersleri ile karşı karşıya kalmak istemediklerine dikkat çeken Keskin, şunları dile getirdi:

    “Aleviler olarak buna rıza göstermiyoruz. Bununla beraber Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu çerçevede inançlara yönelik yaklaşımını yanlı buluyoruz. Aleviler olarak  kaldırılmasını istiyoruz. Adana Alevi Platformu olarak bizler yargıya ve devlet yetkililerine sesleniyoruz: işlenen bu suça taraf olmayın, bu şahıs işlediği suçtan dolayı cezalandırılmalıdır. Aksi halde bizleri, inancımızı  yok saymış olursunuz. bizler konunun takipçisi olacağız ve konuyla ilgili savcılığa suç duyurusunda bulunacağız. Nefret suçu, farklılıklara tahammül etmemek bir insan hakları suçudur. Hak, hukuk, adalet söylemi yerini buluncaya, insana insanca bakılana kadar bizler var olduk, var olmaya devam edeceğiz.”

    “ALEVİLERE DİL UZATMAKTAN, HAKARET ETMEKTEN VE İNANÇLARINI YOK SAYMAKTAN VAZGEÇİN”

    Açıklamada konuşan HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları da, iktidarın söylem ve politikalarının Alevilere dönük saldırılara neden olduğuna işaret ederek, “Tilki’nin söylemi tekil değildir, münferit değildir, bu anlayışın ürünüdür” dedi. Alevilerin tarih boyunca katledildiğini hatırlatan Hatimoğulları, iktidara ve Alevi düşmanlarına, “Alevilere dil uzatmaktan, hakaret etmek ve inançlarını yok saymaktan vazgeçin. Alevilerin kıblesi insandır” diye konuştu.

    PİRHA/ADANA

    İLGİLİ HABERLER
    > Alevilere hakaretler savuran şahıs yakalandı-VİDEO
    > Alevilere hakaretler savuran şahsa büyük tepki: Tutuklansın!-VİDEO
    >Alevilere hakaretler savuran şahıs yakalandı
    >Alevi toplumuna karşı nefret suçu işleyen şahıs tutuklandı  

  • Hatay Samandağ’da Res-el Seni kutlandı-VİDEO

    Hatay Samandağ’da Res-el Seni kutlandı-VİDEO

    PİRHA- HDP Samandağ İlçe Örgütü’nün, Res-el Seni (yılbaşı) dolayısı ile düzenlediği halk buluşmasında konuşan Tülay Hatimoğulları, anadilin önemine vurgu yaparak, Türkiye’nin dil yönünde zengin bir ülke olduğunu ancak Türkçe dışındaki dillerin resmi alanlarda kullanılmasının yasak olduğunu ifade etti.

    Arap Alevilerin kutladığı Ras-el Seni Rumi-(Şemsi) miladi takvime göre ayın birine denk gelen 14 Ocak’ta kutlanıyor.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Samandağ İlçe Örgütü Antakya’nın Samandağ ilçesinde bulunan Yeniçarşı By Aslan Toplantı ve Konferans Salonu’nda, Res-el Seni (yılbaşı-yeni yıl) dolayısı ile halk buluşması etkinliği düzenledi. Gerçekleşen etkinliğe, HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı, Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü ve Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları’nın aralarında bulunduğu çok sayıda kişi katıldı.

    İlk olarak sanatçı Mehmet Menni’nin sahne aldığı etkinlikte konuşan Tülay Hatimoğulları, anadilin önemine vurgu yaparak, Türkiye’nin dil yönünde zengin bir ülke olduğunu ancak Türkçe dışındaki dillerin resmi alanlarda kullanılmasının yasak olduğunu ifade etti.

    Tülay Hatimoğulları, HDP’nin bu anlayışla mücadele ettiğinin altını çizerek, “İşte HDP mücadelesi, herkesin kendi anadili ile beraberce barış içinde yaşaması içindir” diye konuştu.

    Tülay Hatimoğulları’nın ardından söz alan HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç da, barış vurgusunda bulunarak, sözlerine şöyle devam etti:

    “Bugün Vakıflı’ya da gittik bir masada oturduk. Masada Ermeni, Arap Alevi Sünni vardı. HDP işte o masadır. HDP tüm halkların birlikte oturduğu masadır. Sadece Türkiye için değil tüm bölge için barış istedik. Hükûmet ne yaptı; yüzyıllardır bir arada yaşayan halkları düşman etti. Komşudaki savaşın ortasına girerek,  her türlü çeteyi besledi. Kürt düşmanlığı, Arap, Alevi düşmanlığı yaptı. Bu kadar işsizlik yoksulluğun sebebi de hükümetin savaşın içinden olmasından kaynaklı. Bu iktidar savaş istiyor biz de buna karşı bölgesel barış için mücadele ediyoruz. Suriye’de savaşa değil barışa ihtiyaç var.”

    Etkinlik, Kaldırım Müzik Topluluğu sanatçıları ile Abdal Haluk Tolga İlhan’nın sahne almasının ardından sona erdi.

    PİRHA/HATAY

     

  • HDP: Maraş Katliamı’nın üzerinden 43 geçmesine rağmen sorumlular açığa çıkarılmadı

    HDP: Maraş Katliamı’nın üzerinden 43 geçmesine rağmen sorumlular açığa çıkarılmadı

    PİRHA- Maraş’ta 43 yıl önce yaşanan Alevi Katliamı’yla ilgili HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu’ndan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Tülay Hatimoğulları yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, “Katliamın üzerinden 43 yıl geçti, ancak uzantıları devletin derinliklerine inen güçler, tam olarak açığa çıkarılmadı. Adaletin yerini bulması için devlet başta Aleviler olmak üzere bu katliamın kurbanı olan tüm kesimlere karşı bir özür borçludur” denildi.

    Maraş’ta Alevilere yönelik katliamın 43. yılı nedeniyle HDP Halklar ve İnançlar Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Tülay Hatimoğulları yazılı bir açıklama yaptı.

    43 yıl önce 19-25 Aralık 1978 tarihleri arasında Maraş’ta Alevilere, Kürtlere ve solculara yönelik gerçekleşen katliamda yüzün üzerinde canın hayatını kaybettiğini dile getiren Hatimoğulları, “Binden fazlası yaralandı, yüzlerce ev ve iş yeri tahrip edildi. Maraş’ta yaşanan kıyımdan sağ kalanlar ise baskı altında göçe zorlandı. Bu kıyım sonucunda demografik yapısı değiştirilen Maraş önemli oranda Alevisizleştirildi. Bu topraklar, aradan geçen bunca zaman içinde Alevilerin güven ve huzur içinde yaşayabildikleri bir ülke haline gelmedi. Bugün halen Alevilerin evleri işaretlenmekte, farklı toplumsal kesimlere ve kimliklere karşı ötekileştirme, ayrımcılık ve nefret söylemleri devam etmektedir” diye belirtti.

    “DEVLET KATLİAMIN KURBANI OLAN BÜTÜN KESİMLERDEN ÖZÜR DİLEMELİDİR”

    Katliamın üzerinden 43 yıl geçti, ancak uzantıların devletin derinliklerine inen güçlerin tam olarak açığa çıkarılmadığını vurgulayan Hatimoğulları, “Yaşanan acılarla yüzleşilmedi, katliamda yakınlarını kaybedenlerden etkili bir şekilde özür dilenmedi. Adaletin yerini bulması için devlet başta Aleviler olmak üzere bu katliamın kurbanı olan tüm kesimlere karşı bir özür borçludur. Maraş’ta katledilen canların birçoğunun cesetleri yığınlar halinde toplu mezarlara gömüldüğünden, ailelerin başlarında acılarını yaşayacakları mezar yerleri bile yoktur hâlâ. TBMM bünyesinde kurulacak Hakikat ve Adalet Komisyonu, Maraş Katliamı ve tarihimizdeki tüm insan hakları ihlallerini ve insanlık suçlarını aydınlatmak için önemli bir adım olacaktır” dedi.

    “KATLİAMIN SORUMLULARI AÇIĞA ÇIKARILMADAN DEMOKRATİKLEŞİLEMEZ”

    AKP-MHP iktidarı ve Meclis çoğunluğunun, bu katliamla ilgili gerçeklerin ortaya çıkarılmasını engellemekten vazgeçmesi gerektiği çağrısında bulunan Hatimoğulları şunları dile getirdi:

    “Türkiye, geçmişindeki utançlarla yüzleşmeden, Aleviler, Kürtler ve bu toprağın zenginlikleri olan tüm azınlıklara karşı işlenmiş katliam ve tertipler açığa çıkarılmadan, sorumluları tarih karşısında mahkûm edilmeden demokratikleşemez. İktidar, bu yıl da katliamın Maraş’ta anılmasına izin vermeyerek böyle bir zihniyete sahip olmadığını açığa vurmuştur. Yeni katliamlar yaşamamak için, Maraş’ın unutturulması yönündeki girişim ve çabaları kabullenmeyeceğiz. Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta, Roboski’de ve coğrafyamızın her bir köşesinde, hayatlarını benzer insanlık suçları sonucu kaybetmiş canlarımızın acısını içimizde yaşıyor, anıları önünde saygıyla eğiliyoruz” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • 17+ Alevi Kadınlar: Tülay Hatimoğulları yalnız değildir; etkin soruşturma yapılmalıdır

    17+ Alevi Kadınlar: Tülay Hatimoğulları yalnız değildir; etkin soruşturma yapılmalıdır

    PİRHA-HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları’na yönelik polis olduklarını söyleyen iki kişinin saldırı girişimine dair bir açıklama yayımlayan 17+ Alevi Kadınlar, etkin soruşturma çağrısı yaptı. Yapılan açıklamada, “Ülkede, her geçen gün kadınlara karşı artan erkek ve devlet şiddetini lanetliyoruz. Hukukun işlemediği sürecin var olması ise, saldırganların iktidar, devlet tarafından korunmasına denk düşmektedir” ifadeleri kullanıldı.

    17+ Alevi Kadınlar, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkan Yardımcısı Tülay Hatimoğulları‘nın evine gelen iki kişinin sivil polis oldukları iddiasıyla içeri girmeye çalışmasına ilişkin bir açıklama yayımlayarak; olayın etkin soruşturulması çağrısında bulundu.

    “SALDIRGANLAR KORUNUYOR MU?”

    Açıklamada, saldırı girişimine dair iktidar partisi ve İçişleri Bakanlığı’ndan herhangi bir açıklama yapılmadığı belirtilirken, şunlar kaydedildi:

    “HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları’na yönelik saldırı demokratik siyasetle kadınların karşısına çıkamayanların kanun dışı yöntemlerden medet umarak düzenlediği bir tertiptir. Saldırının üzerinden bir haftaya yakın süre geçmesine rağmen hala somut bir gelişmenin kaydedilmemiş olması akıllara daha önceki saldırılarda olduğu gibi “Saldırganlar korunuyor mu?” sorusunu getirmekte. Bir süredir siyasi partilere, siyasetçilere, gazetecilere, hak mücadelesi verenlere, demokrat ve aydınlara yönelik saldırıların sistematik olarak yürütüldüğüne tanıklık ediyoruz. HDP milletvekili Tülay Hatimoğulları’na karşı yapılan saldırı da kuşku yok ki bunlardan.”

    “KADINLARA KARŞI ARTAN ERKEK VE DEVLET ŞİDDETİNİ LANETLİYORUZ”

    Açıklamada ayrıca, “Kadınların eşitlik, özgürlük mücadelesi baskılarla, korkutmalarla engellenemez. Tülay Hatimoğulları yalnız değildir. Kadınlar birlikte güçlü. Ülkede, her geçen gün kadınlara karşı artan erkek ve devlet şiddetini lanetliyoruz. Saldırganlar hakkında ivedi etkin soruşturma başlatılarak, gereken yargılanmanın yapılmasını ve kamuoyunun bilgilendirilmesini istiyoruz. Hukukun işlemediği sürecin var olması ise, saldırganların iktidar, devlet tarafından korunmasına denk düşmektedir” ifadelerine yer verildi.

    PİRHA / İSTANBUL

  • Hatimoğulları: Diyanet, iktidarını korumak için çocuklara yöneliyor-VİDEO

    Hatimoğulları: Diyanet, iktidarını korumak için çocuklara yöneliyor-VİDEO

    PİRHA- 4-6 yaş arası çocukların Diyanetin Kur’an kurslarının zorunlu eğitimden sayılmasını planlamaya almasına tepki gösteren HDP Milletvekili Tülay Hatimoğulları, yapılmak istenenin kendi iktidarlarını sürdürme çabası olarak değerlendirdi.

    Diyanet, 4-6 yaş grubu Kur’an kurslarının Milli Eğitim Bakanlığı ve ilgili akademisyenlerle toplantı gerçekleştirerek, “zorunlu eğitimden sayılmasını” planlıyor.

    Diyanetin 2021 Yılı Kurumsal Mali Durum ve Beklentiler Raporu’nda yer alan “Eğitim Hizmetlerine Yönelik Planlanan Faaliyetler” bölümünde “4-6 yaş grubu Kur’an kurslarının okul öncesi zorunlu eğitimden sayılmasına yönelik MEB ve ilgili akademisyenlerle toplantı gerçekleştirilecektir” denildi. Diyanet’in bu hedefi hayata geçirilirse Kur’an kursları ilköğretim sisteminin ilk basamağı haline gelecek.

    Diyanet, 4-6 yaş grubu yaz Kur’an kurslarına yönelik öğretim programının etkin yürütülmesi, uygulamada birliğin sağlanması amacıyla programa uyumlu bir ders materyalinin hazırlanması kapsamında bir komisyon oluşturdu. Kur’an kursu öğreticilerinden oluşan komisyon üyeleri, bu amaçla taslak metinleri hazırladı. Taslak metinlerin değerlendirilmesi işlemleri sürüyor.

    “DİYANETİN DEVLET İŞLERİNE BU KADAR AÇIK MÜDAHALESİ KABUL EDİLİR BİR ŞEY DEĞİL”

    Diyanet İşleri Başkanlığı, 4-6 yaş grubuna Kur’an kurslarının zorunlu eğitimin yerine getirilmediğini, çalışmanın Kur’an kurslarını tercih eden çocukların okul öncesi eğitim almış kabul edilmesi yönünde olduğunu iddia edip ‘gönüllü’ savunmasında bulunurken, konuya dair PİRHA’ya konuşan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Halklar ve İnançlar Komisyonu Sözcüsü ve Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, Diyanetin planının açığa çıktıktan sonra ‘gönüllü’ savunmasında bulunmasının temel nedeninin toplumda oluşan tepkiyi azaltmak için olduğunu belirtti.

    Tülay Hatimoğulları, Diyanetin cumhuriyet tarihi boyunca devletin ana kurumlarından biri olduğuna dikkat çekerek, “Bugünlerde ise artan bir öne çıkma durumu söz konusu. Diyanetin devlet işlerine bu kadar açık müdahalesi kabul edilir bir şey değil. Bunu sadece biz değil dindarların da önemli bir kesiminin bunu doru bulmadığını biliyorum” dedi.

    “KENDİ İKTİDARLARINI SÜRDÜRME ÇABASI”

    Her inancın kendisini özgürce ifade edebilmesini savunduklarının altını çizen Tülay Hatimoğulları, 4-6 yaş arasındaki çocuklara yönelinmesinin nedenini de, kendi iktidarlarını sürdürme çabası olarak değerlendirdi.

    Tülay Hatimoğulları, sözlerinin devamında şunları ifade etti:

    “Bizler eğitimin bilimsel temelde yapılmasından yanayız. Dinlerin de özgürce ve herhangi bir devlet baskısına uğramadan yaşanmasını savunuyoruz. Dini kendi siyasi emelleri için kullananlara karşı da, en güçlü yanıtı mütedeyyin kesimler verecektir. Tekrar ediyorum bu uygulama doğru bir uygulama değildir. Bu ülkede farklı halklardan ve inançlardan kesimlerin barış ve kardeşlik içinde yaşamasının önüne geçmeye çalışan bu adımların olmaması gerekiyor.”

    EĞİTİM- SEN: DİYANET ANAYASAL SUÇ İŞLİYOR

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) de, konuya dair yaptığı açıklamada, Diyanet İşleri Başkanlığı’ın, ülke gündeminin ekonomik kriz, pandemi, eğitim, sağlık, yoksulluk, işsizlik ve toplumsal şiddet gibi temel gündem başlıklarını perdeleyecek şekilde her gün yeni bir haberle kamuoyunun dikkatini çekmeye çalıştığına dikkat çekerek, “Açıkça ifade etmek isteriz ki Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu arzusunun gerçekleşmesi, anayasal suçtur!” denildi.

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın planının ve hedefinin, toplumun sinir uçlarını harekete geçirmeye yönelik olduğunu, toplumsal kutuplaşmadan medet umanların tehlikeli ve gerici bir hamlesi olduğunu vurgulayan Eğitim Sen, “Varlığıyla dahi eşit yurttaşlık, demokrasi ve adalet gibi kavramları ihlal eden Diyanet İşleri Başkanlığı’nın hedeflerine ulaşamaması için tüm gücümüzle set olacağımızı kamuoyuna duyururuz” diye belirtti.

    Diren KESER/MERSİN

     

  • Hatimoğulları: Bizler barışı savunmaktan asla vazgeçmeyeceğiz-VİDEO

    Hatimoğulları: Bizler barışı savunmaktan asla vazgeçmeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA-Demokratik kitle örgütlerinin İstanbul Taksim’de yasaklanan ve müdahale edilerek, gözaltına alınanların olduğu eyleminde konuşan HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, “Barışı haykıran insanları ablukaya alan zihniyet, savaş konseptiyle siyaset yapan bu iktidar ve bu iktidarın İçişleri Bakanı’dır. Bilsinler ki bizler barışı savunmaktan hiçbir şekilde vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri’nin Taksim’de yasaklanan eylemine yönelik polis müdahalesi yaşanırken; çok sayıda kişi darp edilerek gözaltına alındı. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları da polis ablukasında yaptığı açıklama ile barış ve demokrasi taleplerinden vazgeçmeyeceklerini ifade etti.

    “BARIŞI HAYKIRANLARI ABLUKAYA ALAN SAVAŞ KONSEPTİYLE SİYASET YAPANLARDIR”

    1 Eylül Dünya Barış Günü kapsamında yapılması planlanan fakat İçişleri Bakanlığı tarafından yasaklanan miting ile ilgili olarak konuşan Hatimoğulları, “Barışı haykıran insanları böyle ablukaya alan zihniyet, Türkiye’nin içini de, dışını da karıştıran; savaş konseptiyle siyaset yapan bu iktidar ve bu iktidarın İçişleri Bakanı’dır. Bugün bizlere bunları yaşatanlar, bu kadar polisi, memuru, bazıları istemediği halde zorla kelepçe taktıranlar; bilsinler ki burada her emekçinin hakkını yiyen bunlardır.

    Bilsinler ki bizler asla ve asla barışı savunmaktan, Kürt sorununun çözümünü savunmaktan, kadınların haklarını savunmaktan, insan haklarını savunmaktan ve demokrasiden hiçbir şekilde vazgeçmeyeceğiz. Bu böyle bilinmelidir. Yaşasın barış, yaşasın mücadelemiz” ifadelerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • HDP’li Hatimoğulları: Mafya düzeninizi örtemeyeceksiniz-VİDEO

    HDP’li Hatimoğulları: Mafya düzeninizi örtemeyeceksiniz-VİDEO

    PİRHA- Meclis Genel Kurulu’nda konuşan HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, suç örgütü elebaşı Sedat Peker’in itiraflarının yeni olmadığını belirterek, “Halklar arasındaki çatışmaları bu ülkede körükleyerek inançlar arasındaki çatlaklar üzerinden, bunların üzerinden oyunlar oynamaya çalışarak asla ve asla bu mafya düzeninizi örtemeyeceksiniz, bunun sonuna geldiniz” dedi.

    Suç örgütü elebaşı Sedat Peker’in iddiaları gündemdeki yerini koruyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, günlerdir süren ve Peker’in 90’lı yıllar ve yakın zamana ait anlatımlarına dair sessizliğini bozdu.

    Peker’in özellikle İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu hedefe koymasına ilişkin konuşan Erdoğan, “Geçmişte siyaseti yönlendirecek derecede etki sahibi olan suç örgütlerini, 19 yıl boyunca ellerindeki tüm imkanlarını alarak birer birer çökerttik. Bu kadro ile 2023’e ulaşacağız. İçişleri Bakanı’nımızın yanındayız” diyerek, önceki gün konuşan MHP lideri Devlet Bahçeli gibi Soylu’ya sahip çıktı.

    Erdoğan’ın Soylu’ya sahip çıkan grup konuşmasında Rize’de temaslarda bulunan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’e yönelik saldırı girişimini de “Dua et ki ileriye gitmeden bir ders verdiler. Daha neler olacak neler” diyerek sahiplendi.

    Erdoğan’ın bu sözleri bir çok kesimin tepkisine neden oldu.

    DEVLET ZENGİN ZÜMRELERİN ÇIKARLARINI KORUMA GÖREVİNİ ÜSTLENDİ”

    Konuya dair Meclis Genel Kurulu’nda konuşan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, Peker tarafından ifade eden şeylerin yeni olmadığını belirterek, Devletin adaleti sağlamak ve toplumun çıkarlarını korumak için kurulduğunu, fakat sınıflı toplumlarda egemen sınıfın, zengin zümrelerin çıkarlarını koruma görevini üstlendiğini, Ulus devlet anlayışı hâkim olduğunda bu görev daha da derinleşerek günümüze kadar geldiğini ifade etti.

    “DEVLETİN SAHİBİ OLMA ROLÜNE SOYUNANLAR YOLSUZLUK YAPMAYI OLAĞANLAŞTIRIYOR”

    Hatimoğulları, Devletin sahibi olma rolüne soyunanların, yolsuzluk yapmayı, hortumlamayı, ülkenin hazinesinden para kaçırmayı doğal ve olağanmış gibi topluma sunduğunu dile getirerek, “AKP iktidarında bal tutan parmak da ne demek? Koli koli paralar, ayakkabı kutularıyla transfer edilen yeşil dolarlar, boşaltılan hazine, hesabı verilemeyen 128 milyar dolar, 5’li çetenin çıkarları, saray etrafındaki herkesin çocuklarıyla birlikte kurmuş olduğu çıkar ağları, kamuya ait malları parsel parsel yerli ve yabancı sermayeye satmalar, Reza Zarrab gibileriyle kurulan ilişkiler, Halkbank dosyası. Bütün bunlar, bu ifşalar olmadan önce de Türkiye kamuoyunun ve dünya kamuoyunun zaten gündemindeydi” hatırlatmasında bulundu.

    “AYAĞINI DENK ALMASI GEREKENLER İKTİDARIN İÇİNDE ÇÖREKLENMİŞ OLANLARDIR”

    Erdoğan’ın grup toplantısındaki konuşmasına değine Hatimoğulları, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Konuşma tam anlamıyla siyasetçileri tehdit etmek ve “Mafya düzeni devam edecektir, herkes ayağını denk alsın.” konuşmasıydı. Bizler de toplumla birlikte bunun karşısında nasıl mücadele edeceğimizi sizler de göreceksiniz. Burada ayağını denk alması gereken mafyanın ta kendisidir ve onunla iş birliği kurmuş olan, bu iktidarın içinde çöreklenmiş olanların ta kendisidir. Hükümet derhâl istifa etmelidir, Süleyman Soylu derhâl istifa etmelidir. Bakın bugün Peru’da, Dışişleri Bakanı aşı programı dışında aşı olduğu için istifa etti. Oysaki bugün bütün dünya kamuoyu Türkiye’de yaşanan bu kirliliği izlemektedir, Hükûmet ölü uykusunu oynamaktadır.”

    “ASLA BU MAFYA DÜZENİNİZİ ÖRTEMEYECEKSİNİZ”

    İktidarın terör ajitasyonu çekerek ve ‘devletin bekası’ diyerek yaşananların üstünü örtmeye çalıştığını vurgulayan Hatimoğulları, “Bu ülkenin aydınlık yüzleri, demokrasi güçleri, gençleri, kadınları temiz bir toplum ve demokratik bir cumhuriyeti bizler hep beraber inşa edebiliriz. Bunun için elbette bütün kirliliklerden arınmak gerekiyor. Kirliliklerden öyle hamasetle arınılamaz. Bu ülkenin sorunları tek tek masaya yatırılmalıdır. Kürt sorunun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmesi, darbelenmiş olan özgürlüklerin yeniden bu ülkede tesis edilmesinden geçer. Halklar arasındaki çatışmaları bu ülkede körükleyerek inançlar arasındaki çatlaklar üzerinden, bunların üzerinden oyunlar oynamaya çalışarak asla ve asla bu mafya düzeninizi örtemeyeceksiniz, bunun sonuna geldiniz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Hatimoğulları: 8. yılında Reyhanlı katliamını unutmadık, unutmayacağız!

    Hatimoğulları: 8. yılında Reyhanlı katliamını unutmadık, unutmayacağız!

    PİRHA-HDP’li Tülay Hatimoğulları, Reyhanlı Katliamı’nın 8. yıldönümünde “Bu acıyı unutmadık ve unutmayacağız” açıklaması yaptı.

    Halklar ve İnançlar Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Tülay Hatimoğulları, 8. yıldönümünde 53 kişinin katledildiği Reyhanlı Katliamı’nı kınadı.

    “SÜNNİ-ALEVİ ÇATIŞMASI HEDEFLENDİ”

    Yazılı bir açıklama yapan Hatimoğulları, “53 canın katledildiği, 155 kişinin yaralandığı bu acıyı unutmadık ve unutmayacağız” diyerek şu ifadeleri kullandı:

    “AKP iktidarının dış siyasette izlediği savaş politikasının bölge halklarına ödettiği bedellerden biri Reyhanlı Katliamı oldu. Adeta senaryosu sahneye konulmuş bir katliam yaşandı. Bölgede yaşayan halklar birbirine düşürülmeye çalışıldı. Katliamın Arap Alevileri tarafından gerçekleştirildiği havuz medyaya servis edilirken; dönemin Başbakanı Erdoğan ‘53 Sünni vatandaşımız katledildi’ diyebildi! Sünni-Alevi çatışması hedeflenerek, bunun Suriye savaşının bir parçası haline getirilmek istendiği ortadaydı. Bu provokasyona en iyi yanıtı; Hatay’da yaşayan tüm halklar ve inanç temsilcileri, sivil toplum kuruluşları, demokratik kitle örgütleri halklarla birlikte ortak duyarlılık içinde verdi.

    El Nusra ve IŞİD’in Türkiye sınırları içinde gerçekleştirdiği katliamlar Reyhanlı katliamıyla sınırlı değildi. Suruç, Ankara Gar katliamı, Antep katliamı… Ülke adeta kan gölüne döndü. İktidarın bu karanlık örgütlerle işbirliği Türkiye’de ve bölgede halklara çok büyük acılar yaşattı. Bu katliamlara kamu görevlilerinin/MİT’in sağladığı destek mahkeme tutanaklarında mevcut olduğu halde azmettiriciler, siyasi sorumlular halen yargılanmadı. Halklar ve inançları birbirine düşürmeye yönelik yapılan bu katliamların failleri ve  katliamların nasıl planlandığı ortaya çıkartılmadı.

    Halklara derin acılar yaşatan çatışmalı, karanlık politikalara karşı bizler ‘barış ve kardeşlik’ şiarını ve dayanışmayı yükseltmeliyiz. HDP olarak Türkiye’nin ve Ortadoğu’nun barışı, halkların kardeşliği ve eşitliği için mücadelemizi sürdüreceğiz. Savaş, şiddet, çatışma yorgunu olan coğrafyamız bunu fazlasıyla hak etti.”

    PİRHA/ANKARA

  • Hatimoğulları: AKP, Çerkeslerin hak taleplerini görmezden gelmektedir

    Hatimoğulları: AKP, Çerkeslerin hak taleplerini görmezden gelmektedir

    PİRHA-HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, 14 Mart Çerkes (Adıge) Dili ve Yazım Günü sebebiyle açıklama yaptı. “Bugün AKP iktidarı, Çerkesler üzerinde kuvvetli asimilasyon politikasını sürdürmekte” diyen Hatimoğulları, “Çerkesya halklarının anadili, kültürü ve inancıyla özgür, eşit ve demokratik yaşam mücadelesini mücadelemiz kabul ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    Bersey Wumar tarafından 14 Mart 1853’te yazılan ilk Çerkesçe kitap olan ‘Çerkesçe Sözlük’ün ardından, 2000 yılından beri 14 Mart Adıgey Cumhuriyeti’nde dil günü olarak kutlanmakta. Ayrıca 2003 yılından bu yana Dünya Çerkes Birliği kararı ile “14 Mart Çerkes Dili ve Yazım Günü” olarak kabul edilmekte.

    HDP Halklar ve İnançlar Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Tülay Hatimoğulları da 14 Mart Çerkes (Adıge) Dili ve Yazım Günü’nü kutladı. Hatimoğulları, Çarlık Rusya’nın işgali sonucu 21 Mayıs 1864’te anayurtlarından sürgün edilip soykırım yapılan Çerkes toplumuna dikkat çekerek “Acılarını paylaşıyoruz” dedi.

    “AKP, KUVVETLİ ASİMİLASYON POLİTİKASI YÜRÜTMEKTE”

    Tülay Hatimoğulları, Çerkes halkının, sömürgeciliğe karşı direndiğini ve günümüzde dünyanın 40 civarındaki ülkesinde yaşamlarını sürdürdüklerini belirtti. Çerkeslerin en büyük bölümünün Türkiye’de yaşadığını aktaran Tülay Hatimoğulları, yazılı yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

    “Bugün AKP iktidarı, Çerkesler üzerindeki çok yönlü ve kuvvetli asimilasyon politikasını sürdürmekte ve Çerkeslerin hak taleplerini görmezden gelmektedir. Biz, Çerkesya halklarının anadili, kültürü ve inancıyla özgür, eşit ve demokratik yaşam mücadelesini mücadelemiz kabul ediyoruz.

    Anadilinin sadece dil değil topluluk bilinci, hafıza ve halkın tarihi olduğu unutulmamalıdır. Kendi dilini, kültürünü özgürce yaşayamayan bütün halkların anadillerinde olduğu gibi Çerkes anadilinin öğrenilmesi ve kamusal alanda kullanımı için daha özgürlükçü hukuki ve idari düzenlemeler yapılmalı; yok olma tehdidi altındaki dillerin koruma altına alınması için somut adımlar atılmalı; ülkede kullanılan farklı anadillerine ilişkin üniversitelerde kurulan birimler yaygınlaştırılmalı; Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 2 Eylül 1990’da yürürlüğe giren ve Türkiye tarafından 2 Ekim 1995’te onaylanan Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin anadiline ilişkin üç maddesine Türkiye tarafından konulan çekinceler kaldırılmalıdır.”

    PİRHA/ANKARA

  • DAD Ankara Şube’de Maraş anması-VİDEO

    DAD Ankara Şube’de Maraş anması-VİDEO

    PİRHA – Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi, 19 Aralık Maraş, 19 Aralık Cezaevleri ve 28 Aralık Roboski’de katledilenler anısına anma düzenledi.

    Demokratik Alevi Dernekleri Ankara Şube binasında yapılan anmaya Ankara Dersimliler Derneği, Ankara Varto-Der, Sivas Gürün, Yuva ve Külahlı Köy Derneği yöneticilerinin yanı sıra HDP Milletvekili Tülay Hatimoğulları da katıldı. Anma programında ilk olarak yaşamını yitirenler için çerağ uyandırılıp dara duruldu..

    “YENİ KERBELALARIN ÖNÜNE GEÇEBİLİRİZ”

    Kurumlar adına açıklamayı okuyan Pınar Altay “Kuşkusuz ki toplumsal belleğimizi kaybetmemek önemlidir” diyerek şunları dile getirdi:

    “Günümüz Dehakları, tiranları ve Emevi-faşist zihniyeti çözülmedikçe yüzleşme, helalleşme olmayacak, hakikatler açığa çıkarılamayacak ve ülkede demokratikleşme sağlanamayacaktır.

    1400 yıldır coğrafyamızda yaşanan her katliam bizim için bir Kerbela olmuştur. 19 Aralık 2000 Cezaevleri katliamı, Kerbelamızdır, 28 Aralık 2011 Roboski katliamı, Kerbelamızdır, 19-26 Aralık tarihlerinde gerçekleşen Maraş katliamı, bizim Kerbelamızdır.

    Nahak zihniyet zalimce katlederken, hak ve hakikat arayanlar da direnmişlerdir. Bugün Maraş coğrafyası büyük bir Kürt Alevi katliamı yaşasa da toplum teslim alınamamış içeride, dışarıda soykırım siyasetine karşı direniş devam etmiştir. Son söz olarak örgütlenerek demokrasi mücadelesini birlikte yürüttüğümüz ölçüde inanıyoruz ki ‘coğrafya kader’ olmaktan çıkarabilir, yeni Kerbelaların da önüne geçebiliriz.”

    “IŞİD EYLEMLERİNİN PROVASI MARAŞ’TA YAPILDI”

    Açıklama ardından Yazar Özcan Öğüt Maraş Katliamına ilişkin sunum yaptı. Özcan, “Her Aralık ayı geldiğinde yüreğimizdeki sızılar bir kat daha artar. Aralık ayı katliamlarla dolu bir aydır” diyerek şunları söyledi:

    “IŞİD terörünün Orta Doğu’dan tüm dünyaya bir korku markası olarak pazarlanan cani eylemlerinin çoğunun yıllar önce Maraş katliamında provalarını görmek mümkündür.

    Resmi rakamlara göre 111 kişi, gayrı resmi kaynaklara göre ise 150’nin üzerinde insan katledilmiştir. Alevi-Sünni, solcu-sağcı ayrımının körüklenmesiyle çıkan ve 26 Aralık’a kadar aralıksız devam eden çatışmaların ardından 13 ilde sıkıyönetim ilan edilir. Sanıkların yargılanması ve davaların sonuçlanması 1988’e kadar sürer fakat idam ve müebbet cezalı sanıkları da içeren kararlar kısa bir süre içerisinde Yargıtay tarafından bozulurken katliam mağdurlarının üç avukatı faili meçhul cinayetlere kurban gider.

    Böyle bir katliamdan sonraki Maraş’ta, üstüne yiğitlik destanları yazılan ‘kahramanlığından’ eser kalmaz. Orası aynı zamanda savunmasız canları kalleşçe katlederek her bir köşesine mazlum kanı bulaşan ‘Kanrevan’ Maraş’tır. Üstüne çöken kara bulutlardan sonra, katilleri çeşitli makamlarla ödüllendirilen, devlet erkânının onur konukları olan bir ‘Kara’ Maraş’tır. Maraş, o kıyımı en acı tecrübelerle yaşayan şehirdeki Aleviler için artık isminin önündeki böyle birçok acı unvanla da beraber anılır. Gayrı canlı kalabilen tüm canların hafızalarındaki bu katliam, ızdırabı, vahşeti ve hüznü ile her an diri olan ve asla ama asla kapanamayacak derin bir yaradır.”

    “BU COĞRAFYA YAVUZ SULTAN SELİM’LERİ UNUTMAZ”

    Anma programında söz alan bir diğer isim ise HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları oldu. Aralık ayının çok acı olaylara tanıklık ettiğini ifade eden Hatimoğulları, “Maraş, Roboski ve cezaevlerinde mahpus olan insanların başına gelenler, tarih boyunca ezenlerin ezilenler üzerinde kurduğu iktidarın ve işleyen bu mekanizmanın sonucu olduğunu görüyoruz. Aleviler bu coğrafyada çok acı çekti. Bu coğrafya hiçbir zaman Yavuz Sultan Selim’leri unutmaz. Bu coğrafya hiçbir zaman Sivas’ı, Gazi’yi, Çorum’u unutmaz. Bu coğrafya Maraş’ı da unutmuyor ve unutmayacak.”

    Konuşmaların ardından çerağlar sırlanarak lokmalar canlara pay edilerek anma sona erdi.

    PİRHA/ANKARA

  • HDP’li vekillerden açıklama: Maraş Katliamı Alevilere yönelik bir soykırımdır-VİDEO

    HDP’li vekillerden açıklama: Maraş Katliamı Alevilere yönelik bir soykırımdır-VİDEO

    PİRHA- HDP’li vekiller yaklaşan Maraş Katliamı’nın 42. yılı nedeniyle Meclis’te bir basın açıklaması yaptılar. Ortak açıklamayı okuyan HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğlulları, Maraş’ta yaşananların katliamdan öte bir soykırım olduğunu vurguladı. Hatimoğlulları, 21 Aralık’ta ise Maraş’a giderek canları anacaklarını kaydetti. 

    Faşist-gerici grupların saldırısı sonucu gerçekleştirilen Maraş Katliamı’nın 42. yılı.

    Tülay Hatipoğulları, Zeynel Özen, Ali Kenanoğlu, Kemal Bülbül, Gülistan Yiğit Koçyiğit’in de aralarında bulunduğu bir çok vekilin katılımıyla Meclis’te açıklama yapıldı.

    HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğlulları’nın okuduğu açıklamada, Maraş’ta yaşananların katliamdan öte bir soykırım olduğu vurgulandı. Alevilerin evlerinin önceden belirlenip açıkça hedef alınıp kırımdan geçirildiği belirtildi.

    Ülkenin kendi tarihiyle yüzleşmesi gerektiğinin altı çizilen açıklamada, 21 Aralık Pazartesi günü Maraş’ın Pazarcık Yolboyu köyünde Mehmet Mengücek’in mezarında ve Yörükselim Mahallesi’ndeki Erenler Cemevinde katledilen canların anılacağı kaydedildi.

    HDP’li vekillerin açıklaması şöyle:

    “Maraş Katliamı, 19-25 Aralık 1978 tarihlerinde Maraş’ta meydana gelen özellikle Alevilere ve solculara yönelik bir katliamdır. Her aşaması planlı ve organize olduğu tescil edilmiş bu katliamda resmi rakamlara göre yedi gün süren olaylar sırasında 111 insan öldürülmüş, katliamın canlı tanıklarına göre ise yüzlerce can katledilmiştir. Yine resmi rakamlara göre Alevilere ait 200’ün üzerinde ev yakılmış, 100’ü aşkın işyeri tahrip edilmiştir. Gayrı resmi rakamlar ise bu tablonun çok daha korkunç boyutlarda olduğunu ortaya koymaktadır.

    “MARAŞ’TA YAŞANANLAR KATLİAMDAN ÖTE BİR SOYKIRIMDIR”

    Maraş’ta yaşananlar bir katliamdan da öte bir soykırımdır. Çünkü burada Alevi evleri öncesinden belirlenip, açıkça hedef alınarak kırımdan geçirilmiştir. 80 yaşında gözleri kör Cennet Çimen nene görmeyen gözleri oyularak katledilip hela çukuruna atılmıştır. 8 aylık hamile Esma Suna’nın karnı yarılıp çıkarılan ceninin parçaları duvardan kazınarak alınmıştır. 12 yaşındaki Ali Traş kolları ve bacakları kesildikten sonra parçalar halinde bir kazan içinde kaynatılmıştır.  Yani bu bir katliam değil, aslında Alevilerin soyunu tüketmek, geleceğini bitirmek için yapılan bir soykırımdır. Özellikle Alevilerin az sayıda yaşadıkları mahallelerdeki Aleviler savunmasız kalıp hunharca katledilmişlerdir. En can yakıcı olanı ise buralarda yaşayan Aleviler sürekli ilişkide oldukları yakın komşuları tarafından katledildiler.

    “KATLİAMA KARŞI DİRENEN YOLDAŞLARIMIZ DA VARDI”

    Bu katliama karşı onurlu bir şekilde direnen yoldaşlarımız da vardı. Pazarcık’ın Yolboyu köyü muhtarı Mehmet Mengücek, Karamaraş Mahallesi’nin girişinde üstlendiği özsavunma sayesinde o mahallede yaşayan birçok canımızın hayatını kurtardı. Mahalleye 3 gün boyunca katliamcı güçlerin hiçbirisini sokmadı. Mehmet yoldaş sayesinde buralarda yaşayan birçok canımız katliamın eşiğinden döndü. Ama kendisi katliama seyirci olanlar tarafından katledildi.

    “23 YIL SÜREN, 804 SANIĞIN YARGILANDIĞI DAVALARDA GÖSTERMELİK YARGILAMALAR”

    Yıllara yayılan dava süreçleri, bulunamayan failler, mağdur avukatlarının uğradıkları faili meçhul cinayetler ve mezarları dahi bulunmayan toplu olarak gömülen kurbanlar bu trajedinin özeti gibidir. Yirmi üç yıl süren 804 sanığın yargılandığı davalar sonucunda göstermelik verilen cezalar bile uygulanmamıştır. Her ne hikmetse katliamda önemli rol oynayan 68 kişiye ise hiç ulaşılamamıştır. Maraş’ta yaşanan kırımın; toplumu ayrıştırıp, farklılıkları bastırmaya yönelik organize bir katliam olduğunu, bu süreci takip eden 12 Eylül Darbesi’nden anlayabiliriz. Darbeye giden yol; ayrıştırma, kutuplaştırma ve çatışmadan geçiyordu. Bu anlamda darbeciler için Maraş Katliamı bulunmaz fırsatlar sunuyordu.

    KENDİ TARİHİYLE YÜZLEŞMEK

    Ülkemizin demokratik gelişimi kendi tarihiyle yüzleşmeden gerçekleşemez. Bugün sorumluluk makamında oturanların bu katliamlara yaklaşımı, ne yazık ki demokrasi ve toplumsal barış noktasında daha çok yol almamız gerektiğini ortaya koyuyor. Demokrasinin gelişmesi için önceliğimiz; bu farklı kültür, inanç ve etnik kimlikteki insanlarımıza ana sütü kadar helal olan bu eşit yurttaşlık haklarını tanımaktır.

    21 ARALIK’TA MARAŞ’TA ANMA 

    Bizler acılarımızı paylaşmaya ve yitirdiğimiz canlarımızı anmaya nefesimiz yettiğince devam edeceğiz. 21 Aralık Pazartesi günü Maraş’ın Pazarcık Yolboyu köyünde Mehmet Mengücek yoldaşın mezarında ve Yörükselim mahallesindeki Erenler Cemevinde canlarımızı anacağız. Bu acıyı yaşayan toprakların bir insanı olarak, Maraş’ta katledilen tüm canları saygıyla anıyor, “unutursak kalbimiz kurusun” diyorum!”

    PİRHA/ ANKARA

  • ‘Afrin’den getirilen zeytinyağları yerli üreticinin belini büküyor’

    ‘Afrin’den getirilen zeytinyağları yerli üreticinin belini büküyor’

    PİRHA-HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, Afrin’den Türkiye’ye taşınan zeytinyağının Tarım Bakanlığı tarafından şirketlere ucuza satılması nedeni ile yerli üreticilerin yaşadığı mağduriyeti Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye sordu. Hatimoğlulları, “Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığıyla satılan zeytin ve zeytinyağları için hangi Afrinli üreticiler ile anlaşma yapılmıştır?” diye sordu.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin yanıtlaması istemiyle Meclise soru önergesi verdi.

    Afrin’den Türkiye’ye taşınan zeytinyağının Tarım Bakanlığı tarafından şirketlere ucuza satılması nedeni ile yerli üreticilerin yaşadığı mağduriyete dikkat çeken Hatimoğulları, “Afrinli zeytin üreticilerinin mağduriyetinin yanı sıra, Türkiye’deki zeytin üreticileri mağdur olmaktadır. Afrin’den Türkiye’ye taşınan zeytinyağının Tarım Bakanlığı tarafından şirketlere ucuza satılması nedeni ile Türkiye’de üretilen zeytinyağının litre fiyatı ciddi şekilde düşmektedir. Zeytincilikte üretim sürecinin başta gelen girdi kalemlerinin maliyetindeki artışın yanında ticari rekabete açık olmayan Afrin zeytinyağları nedeni ile zeytinyağı üreticilerinin mağduriyeti kat be kat artmaktadır” dedi.

    Milletvekili Hatimoğulları Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye şu soruları yöneltti:

    “-Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığıyla satılan zeytin ve zeytinyağları için hangi Afrinli üreticiler ile anlaşma yapılmıştır?

    -Zeytin Dalı Sınır Kapısı’ndan açıldığı günden bu yana Afrin’den hangi ürünler, ne kadar miktarda getirilmiştir?

    -Bugüne kadar Afrin’den getirilen zeytin ve zeytinyağından ne kadar gelir elde edilmiştir? İfade edildiği gibi bu gelirin dağıtıldığı bahçe sahipleri kimlerdir?

    -Söz konusu bahçelerden ÖSO mensuplarına ve sonradan Afrin’e yerleştirilen kişilere dağıtılmış mıdır? Dağıtılmışsa kaç kişiye dağıtılmıştır?

    -Cumhurbaşkanının açıklamış olduğu 100 günlük eylem planında Afrin bölgesinden gelen zeytinyağının ihracat yetkisi Tarım Kredi Kooperatifi’ne verilmiştir. Kurumun alım satım politikasının düzenli denetimi sağlanmakta mıdır?

    -Zeytinyağı üreticilerinin talepleri doğrultusunda; Hatay’da bulunan diğer Tarım Kooperatiflerine de satın alım ve satış yetkisi tanınacak mıdır?

    -Tarım Kredi Kooperatifi’nin her ay hangi firmaya kaç ton yağ sattığının açıklanması için çalışmalarınız var mıdır?

    -İhraç kaydı ile ülkeye sokulan yağların 180 gün içerisinde yeniden ihraç kaydı açılabilmesi, yağın iç pazarda dolaşıma sokulmasına ve fiyatların manipüle edilmesine neden olmaktadır. Buna engel olmak için çalışmalarınız olacak mıdır?

    -Türkiye’ye ihraç kaydıyla giriş yapan ürünlerin tamamına Akredite Laboratuvar analizi yapılmasına rağmen, Afrin zeytinyağlarında Akredite Analiz Laboratuvarı şartı neden aranmamaktadır?

    -Yerli zeytinyağı üreticilerini desteklemek üzere çalışmalarınız var mıdır? Afrin zeytinyağı nedeni ile yaşadıkları mağduriyetleri gidermek üzere planlarınız var mıdır?

    -Türkiye’de üretilen zeytinyağı fiyatlarının ucuz Afrin zeytinyağı ile kırılmasını önlemek, üreticilerin ciddi şekilde artan girdi maliyetlerinin düşürülmesini sağlamak ve kat be kat artan mağduriyetlerini gidermek üzere politikalarınız var mıdır?”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Yangın, 7 Eylül’de yapılan MAPEG ihaleleri ile ilgili midir?’

    ‘Yangın, 7 Eylül’de yapılan MAPEG ihaleleri ile ilgili midir?’

    PİRHA-  Hatay’ın Samandağ İlçesi Batıayaz Mahallesi kırsalındaki ormanlık alanda 5 Eylül’de sabah saatlerinde başlayan yangın, beşinci gününde kontrol altına alınırken, HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, yangınla maden arama ruhsatı ihaleleri arasında bir ilişki olup olmadığını Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye sordu.

    Hatimoğulları önergesinde, “Hatay’ın ciğerleri konumundaki Amanos Dağlarındaki yangının, 7 Eylül’de yapılması planlanan Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) ihalesinin hemen öncesinde gerçekleşmiş olması; bölgede yaşayan yurttaşlarda bu yangının kasıtlı çıkartılmış olabileceğine dair şüpheler uyandırmıştır. Bu konuda açıklama bekleyen yurttaşlarımıza bilgi verilmeli, ormanlık alanın vasfı dışında hiçbir müdahaleye açık olmayacağı yönündeki talepleri karşılanmalıdır” görüşlerine yer vererek, şu soruları sordu:

    “1. Yangın neden halen kontrol altına alınamamıştır? Yangının halen kontrol altına alınamamış olması olağan mıdır?

    1. Yangının çıkış nedeni belirlenebilmiş midir? Yangında kundaklama şüphesi var mıdır? Yangının çıkış nedeni titizlikle araştırılacak mıdır?
    2. Bölgede yaşanan yangınlarda net olarak ne kadar büyüklükte alan zarar görmüştür? Kaç tane ve hangi cins ağaç-bitki yanmıştır? Zarar gören tüm canlılar için tespit çalışması yapılacak mıdır?
    3. Yangın sonrasında bölgedeki ekosistemi yeniden canlandırabilmek için çalışmalarınız var mıdır? Varsa nelerdir?
    4. Yangın alanları ve çevresinde hangi maden ruhsatları vardır?
    5. Dört gündür süren yangın, 7 Eylül’de yapılan MAPEG ihaleleri ile ilgili midir? Bölgede, altın arama ruhsat alanlarından Batıayaz ve Kisecik sahasında yangının çıkması tesadüf müdür?
    6. Bölgede yapılmak/rant sağlanmak istenen projeler mi vardır? Maden arama ruhsatı verilerek rant mı sağlanmak istenmektedir?
    7. Karlısu Mahallesi’nde 300’e yakın hanenin boşaltıldığı iddiası doğru mudur? Yangın bölgesinde yaşayan yurttaşlar için alınan önlemler nelerdir?
    8. Türkiye’de yangınlara karşı önceden oluşturulmuş eylem planları var mıdır? Varsa nelerdir?
    9. Anayasa’nın 169. Maddesi’nde “yanan orman alanı yeniden orman haline getirilir” hükmü yer almaktadır. Bu yükümlülük tarafınızca denetlenmekte midir? Yanan ormanlık alanların kesinlikle imara açılmaması için özel önlemler almayı planlıyor musunuz?
    10. Son 5 yılda yıllar ve iller belirtilmek üzere kaç orman yangını olmuştur? Bu alanların şu anki durumları nelerdir?”

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • 105 Milyon TL kayıpla satılan Amasya Şeker Fabrikası Meclis gündeminde

    105 Milyon TL kayıpla satılan Amasya Şeker Fabrikası Meclis gündeminde

    PİRHA- Amasya Şeker Fabrikasının 117 dönüm arazisinin 50 milyon TL’ye bir şirkete devri yapılırken, değerinin 155 milyon TL olduğu ortaya çıktı. Amasya Şeker Fabrikası ve Turhal Pancar Ekicileri Kooperatifi üzerinde siyasi baskının kurulduğu iddialarına ve 105 TL’lik kayba ilişkin HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları Meclis’e soru önergesi verdi. 

    Amasya Şeker Fabrikasının 117 dönüm arazisinin 50 milyon TL’ye bir şirkete devri yapılırken, değerinin 155 milyon TL olduğu ortaya çıktı. Amasya Şeker Fabrikası ve Turhal Pancar Ekicileri Kooperatifi üzerinde siyasi baskının kurulduğu iddialarını ve 105 TL’lik kaybı HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları Meclis gündemine taşıdı.

    KOOPERATİF MÜDÜRÜ SAMSUN’A SÜRÜLDÜ

    Tokat’ta yaklaşık 4 ay önce Turhal Pancar Ekicileri Kooperatifi’nin (PANKOBİRLİK) yönetimi düşürüldü. Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Bekler, kooperatifin müdürü olarak çalışmaya devam ettiği için önümüzdeki günlerde gerçekleşecek olan PANKOBİRLİK’in yüzde 24’üne sahip olduğu Amasya Şeker Fabrikası’nın Genel Kuruluna katılabilecekken, tayini Samsun’a çıkarıldı.

    Yalçın Bekler, 2017 yılında yapılan Genel Kurul’da Amasya Şeker Fabrikası Yönetim Kurulu Başkan Vekili olarak seçilmiş, fabrikayı bir yıldan fazla yönetmiş, bu dönemde karını açıklayan fabrikanın arazilerinin satışlarına karşı çıkmıştı. Bekler 117 dönüm arazinin 50 milyona bir şirkete devri yapılırken, arazinin değerinin 155 milyon olduğunu ortaya çıkardı.

    ZARARINA SATIŞ

    HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, fabrikanın değerinin çok altına satılmasına ilişkin Meclis’e soru önergesi sundu. Önergede fabrikanın zararına satışına giden süreç şöyle anlatıldı:

    “Amasya Pancar Ekicileri Kooperatifine kayyım atanmış, Yalçın Bekler’in yerine Mustafa Saatçi getirilmiştir. Yeni yönetim 2019’da Amasya Şeker Fabrikasının para kazanmayıp 34 milyon TL zarar ettiğini açıklayınca Bekler, bu zararı Turhal Pancar Ekicileri Kooperatifi Başkanı olarak mahkemeye taşımıştır. Yaklaşık 4 ay önce ise Tarım ve Orman Bakanlığı PANKOBİRLİK’in yönetim kurulu üyelerinin çeşitli gerekçelerle yönetici vasfını kaybettiğini ileri sürerek, yönetim kurulu üyeliklerini düşürmüştür. Böylece Yönetim Kurulu Başkanlığı da kadük olan Yalçın Bekler, Kooperatifin Müdürü olarak çalışmalarına devam ediyorken Samsun’a atanmıştır. 6 Ağustos’ta Amasya Şeker Fabrikasının Olağan Genel Kurulunda oy kullanacak olan Tokat pancar ekicileri kooperatifini temsil eden Yalçın Bekler oy kullanamayacak, kurulda sadece Amasya pancar ekicileri kooperatifinin oyu söz konusudur.”

    Hatimoğulları’nın Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye yanıtlaması istemiyle sorduğu sorular ise şöyle:

    ■ Amasya Şeker Fabrikasının arazisinin 50 milyon TL’ye bir şirkete devri yapılırken, değerinin 155 milyon olduğu ortaya çıkan 117 dönüm arazi kime satılmak istenmiştir? Amasya Şeker Fabrikasının 105 Milyon TL kaybı kimlere yarayacaktır?
    ■ Bu arazi devrinin engellenmesinin ardından Pankobirlik Yönetimi ve Yönetim Kurulu Başkanı deyim yerindeyse gün yüzü görmemiştir. Bakanlığınızca Yönetimin düşürülmesinin nedeni nedir?
    ■ Şu an Amasya Şeker Fabrikası Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Saatçi’nin, iştiraklerinin yönetiminde olması tüzük gereğince mümkün müdür? Kendi icraatlarını denetleyecek olan Genel Kurulda mali tablosunu ibra etmesi olağan mıdır?
    ■ Genel Kurulun itiraz edilerek ertelenmesi, arsa devri başta olmak üzere kar-zarar durumunun incelenmesinin daha şeffaf ortamda yapılması Bakanlığınızca sağlanacak mıdır?
    ■ Amasya Şeker ve Turhal Pancar Ekicileri Kooperatifi üzerinde siyasi baskının kurulduğu iddiaları mevcuttur. Bu iddialar doğru mudur? Bakanlığınızın bunu araştırmak üzere çalışmaları olacak mıdır?
    ■ Turhal Pancar Ekicileri Kooperatifinin hızlıca seçime gitmesi ve yönetiminin kurulmasının yolunu açmak üzere adımlarınız olacak mıdır?
    ■ Amasya Pancar Ekicileri Kooperatifinin 4 yıldır kayyımla yönetilmesi olağan mıdır? Üye çiftçilerin seçimle yönetimi belirlemesi için neden şimdiye kadar adım atılmamıştır?
    ■ Genel Kurul’da fabrikanın Suluova’da kentin merkezinde 6 bin metrekare olan bir arazisinin Belediyeye arazi karşılığı verileceği/takası iddiası doğru mudur? Arazilerin değerleri eş midir/değerleme yapılmış ya da yapılacak mıdır?
    ■ 2 milyon litreyi aşkın etil alkolün piyasa değerinin çok altında bir şirkete satıldığı iddiası doğru mudur?

    PİRHA/ ANKARA

  • Hatay’da ‘Halklar ve İnançlar Buluşması’na çağrı

    Hatay’da ‘Halklar ve İnançlar Buluşması’na çağrı

    PİRHA –  Hatay’da yarın yapılacak “Halklar ve İnançlar Buluşması”na katılım çağrısında bulunan HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları,”Hep birlikte halkların özgürlüğü ve inançların eşitliği için buluşuyoruz” dedi. 

    Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) yarın Hatay’da Eş Genel Başkan Mithat Sancar’ın katılımıyla yapılacak “Halklar ve İnançlar Buluşması”na katılım çağrısında bulundu. HDP İl Örgütü binasında açıklama yapan Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, farklı kimliklerden ve inançlardan kendi renkleriyle buluştuklarını söyledi.

    “Hep Birlikte halkların özgürlüğü ve inançların eşitliği için Hatay’da buluşuyoruz” diyen Tülay Hatimoğulları, kendilerini buluşturanın insanlığın evrensel değerleri ve barış, kardeş, adalet, eşitlik ve vicdan olduğunu belirtti.

    Hatimoğulları, “Bu evrensel değerlerin hayatta karşılık bulmasının yolu demokrasiden ve demokratik zeminin güçlenmesinden geçer. Savaşların, şiddetin, kutuplaştırmanın, farklı olanı ötekileştirmenin arttığı bu süreçte ülkemizde ve bölgemizde mumla aradığımız bu zemini yakalamak için “Hep Birlikte” yapabileceğimiz çok şey var” dedi.

    “HALKLAR VE İNANÇLAR TEMSİLCİLERİYLE BİR ARAYA GELİYORUZ”

    HDP olarak Demokratik Mücadele Programı kapsamında üç ay boyunca çeşitli çalışmaların devam edeceğini belirten Hatimoğulları, şunları kaydetti:

    “İşte bu çerçevede demokratik mücadele programımızın ikinci etabında tematik buluşmalarla halklarla/inançlarla, kadınlarla, gençlerle, Z kuşağıyla, işçilerle, işsizlerle, KHK’lılarla, yoksullarla, aydınlarla, yazarlarla, gazetecilerle, ekolojik mücadele platformlarıyla özgün buluşmalar gerçekleştiriyoruz.

    Bu kapsamda 18 Temmuz’da Hatay’da “Halklar ve İnançlarla” buluşuyoruz. Türkiye’nin dört bir yanından halkların ve inançların temsiliyetleriyle bir araya geliyoruz. Antakya tarih boyunca birçok medeniyete beşiklik etti. Bütün semavi dinler iç içe yaşadı. Buram buram tarihi zenginlik kokar. “Mozaik” bu toprakları en iyi anlatan kavram. Dünyanın en büyük mozaik müzesinin bulunduğu Antakya’da arkeoloji toplumsal yaşamın adeta aynası olmuştur. Halklar ve inançlar bir motifin farklı renlerdeki mozaikleri gibi. Hepsi kendi rengiyle ve bir arada.

    İnançların eşitliği ve halkların kardeşliği çok darbelendi. Tarih boyunca savaşlar, şiddet, egemenlerin asimilasyon politikaları hep devredeydi. 21. yüzyılda da katliamlar durmadı. Anadolu ve Mezopotamya toprakları çok acı çekti. Yaraları sarmanın, acıları hafifletmenin bir yolu var: Tarihi acılarıyla tekerrür etmek değil; adaletsizlikle, hukuksuzlukla, mezalimlikle cesurca yüzleşmek. Hakikati aramak, bulmak. Hakkı ve hukuku tesis etmek, kalıcılaştırmak.”

    “HEP BİRLİKTE”

    Antakya’da yapılacak “Halklar ve İnançlar Buluşması”na çağrı yapan Tülay Hatimoğulları, “Hep birlikte yanı başımızda devam eden savaşlara dur demek için; asimilasyon politikalarına karşı her kimliğin, dilin, inancın kendini ifade etmesi için; baskıcı, ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı zihniyete karşı eşitlik zemininde birleştirici mesajlarımızı bütün Türkiye’ye, Ortadoğu’ya “Hep Birlikte” vermek için buluşuyoruz” dedi.

     

  • HDP heyetinden 2 yıldır elektriksiz bırakılan Diyarbakır Cemevine ziyaret -VİDEO

    HDP heyetinden 2 yıldır elektriksiz bırakılan Diyarbakır Cemevine ziyaret -VİDEO

    PİRHA- HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu’ndan oluşan heyet dün PSAKD Diyarbakır Şubesi’ni ve Cemevini ziyaret etti. Diyarbakır Cemevinin 2 yıldır elektriğinin kesik olmasının gündeme geldiği görüşmede, bu sorunun bir an önce çözülmesi için gerekenin yapılacağı vurgulandı. 

    HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu’ndan HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Onursal Başkanı Turgut Öker, HDP İl Eş Başkanı Zeyyat Ceylan ve beraberindeki heyet, PSAKD Diyarbakır Şubesi’ni ziyaret etti.

    Heyet, PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Aydın Atlı ve yönetim kurulu üyeleriyle, eski başkan Cafer Koluman tarafından karşılandı.

    Görüşmede bir konuşma yapan HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, “Biz sizlerin burada yaşamış olduğu sorunları karşılıklı konuşmak istişare etmek istedik. Bir kez daha elektrik sorununu meclise taşımak gerekliliğini hissediyoruz. Fakat burada yaşanan bu sorunun Türkiye’nin içinden geçtiği siyasal koşullardan farkı yok” dedi.

    “İKTİDAR FARKLILIKLARA YAŞAM HAKKI TANIMIYOR”

    Hatimoğulları konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Sizden önce demokratik İslam kongresini ziyaret ettik. Bizim bu ülkede bu coğrafyada yaşadığımız sorunlarımızın bütün farklı dinler ve inançların ortak problemler olduğunu ve çözümün ortak olduğuna dair oldukça güzel bir tartışma yürüttük. En nihayetinde mevcut olan iktidar farklılıklara yaşam hakkı tanımayan bir iktidar. Bunun bir devlet politikası, bir devlet geleneği olduğunu da biliyoruz ama bazı dönemler vardır ki baskıların renginin daha koyu olduğu dönemler… Biz sanırım öyle bir dönemden geçiyoruz.

    “EŞİT VATANDAŞLIK ANAYASAL GÜVENCE ALTINA ALINMALI”

    Burada Alevi toplumuna dönük tarih boyunca baskılar ve katliamlar yaşandığını biliyoruz. 2 Temmuz’da Turgut (Öker) başkanımızın da olduğu bir HDP heyeti ile Sivas’taydık, 3 Temmuz’da Çorum’daydık. Oradaki anmalara katıldık. Bir kez daha gördük ki yaraların iyileşmesinin bir yolu var; gerçeklerle yüzleşmek, bir yolu var; özür dilenmesi bir yolu var; gerçekten eşit vatandaşlığın anayasal güvence altına alınması gerekiyor. Aksi takdirde ne söylenirse söylensin bunun bir manası yoktur. Bugün özellikle AKP zamanında Diyanet Başkanlığı’na doğrudan artık devleti açık bir biçimde yönetmeye aday ve kültürel iktidarlarını kurma konusunda özel bir misyon biçilmiş ki zaten bu misyonu bir kat daha arttırdılar. Bugün mesela Diyanet’e akan paranın haddi hesabı yok. Birkaç bakanlığın bütçesine tekabül edecek kadar bir bütçe ayrılıyor.”

    “BU ÜLKENİN DEMOKRATİKLEŞMESİ DIŞINDA SEÇENEĞİMİZ YOKTUR”

    Hatimoğulları, “Alevi kurumlarına, Türkiye’de bulunan kiliselere farklı inanç merkezlerinin kurumlarına hiçbir manada bir destek yok ve elektrik kesintisi yapılabiliyor. Mesela su faturalarının karşılanmaması gibi… Tek tarafa güçlü bir yatırım var” diyerek eşitsizliğe de vurgu yaptı.

    “Şu bilinen bir gerçektir: Bunlar Türkiye’de yaşayan 83 milyon vatandaşın vergileri ile oluşan bütçeler. Ortak malın bir kesime harcama. Bu zalimliğin ta kendisidir gerçekten. Bu süreçte özellikle AKP’nin son zamanlarda yaptığını şuna benzetiyorum: Amerika’da George Floyd’un boğazını sıkan polis ne yaptıysa Türkiye’de bu iktidar şu an 83 milyon insana aynısını yapıyor ve nefessiz bırakıyor. Bizler bu süreçte HDP olarak bir demokratik mücadele programıyla çıktık. Bu kampanya çerçevesinde 1. Etap yürüyüşümüze başlamadan önce Türkiye genelinde bütün inanç kurumlarını demokratik kitle örgütlerini emek örgütlerini ziyaret ettik. Bizim kurtuluşumuz ortaktır. Bu ülkenin demokratikleşmesi dışında bir seçeneğimiz yoktur. Bu nedenle de bütün farklılıklarımıza rağmen ortak paydada buluşabileceğimiz zemin ve ortak yaşamı inşa etmek üzerine genel ilkeler çerçevesinde buluşmak dışında ortak mücadele etmek dışında başka bir seçeneğimiz yoktur. Yaşadığımız sorunlar ortaktır ve bu ortak zemini güçlendirmek için hep beraber çaba harcamayı umut ediyoruz.”

    KOLUMAN: CEMEVİMİZ İKİ YILDIR ELEKTRİKSİZ

    PSAKD Diyarbakır şubesi eski yöneticilerinden Cafer Koluman da, “Cemevimiz şu an elektriksiz. İki seneye gireceğiz. Yapmış olduğumuz tüm girişimler sonuçsuz kaldı” dedi.

    Koluman şunları kaydetti:

    “Benim şube başkanlığım döneminde DEDAŞ’a başvuru yaptık. DEDAŞ 2 ay sonra gecikmeli bir şekilde cevap verdi. Vermiş olduğu cevap da çok manidar. Madem siz kendinizi ibadet yeri olarak görüyorsanız o zaman bize değil de bağlı bulunduğunuz ilçe müftülüğüne başvurunuz. Biz böyle bir girişimde bulunmadık. Siz bir taraftan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın varlığını yok sayacaksınız diğer taraftan müftülük ile muhatap olacaksınız, bu asimilasyon politikasının bir parçasıdır. Dolayısıyla biz başvuru yapmadık. Valiliğe başvurduk genel bütçeden ödenmesi üzerine.” Biz Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütçesinden ödenmesine de karşıyız. Böyle bir talebimiz olması halinde diğer taraftan Diyanet İşleri Başkanlığı’nı meşru hale getirmiş oluruz. Dolayısıyla genel bütçeden ödenmesi için valiliğe başvuru yaptık. Ha bugün ha yarın diye bizi oyaladı açıkçası. O sırada kayyım öncesi Selçuk (Mızraklı) başkanla da bir görüşmemiz vardı. “Valilik çözemezse biz büyükşehir üzerinden çözeceğiz, dedi. Tam görüşme aşamasındayken kayyım atandı ondan sonra tüm ilişkiler koptu.”

    ÖKER: CEMEVİNİN ELEKTRİKSİZLİĞİNİ BİR AN ÖNCE ÇÖZELİM

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Onursal Başkanı Turgut Öker ise Diyarbakır Cemevi’nin açılışında kurdeleyi kesenlerden biri olduğunu belirterek, “Çok da anlamlı bulduğumuz bir şeydi. İstanbul’da sizin 50 tane cemevinizin olmasının karşısında Diyarbakır’da Alevi potansiyelinin çok az olduğu bir yerde cemevi olmasının başka bir mesajı vardır. Ben bir karşı direnişinizin olduğunu biliyordum, bu konunun yargıda devam ettiğini biliyordum ama gerçekten buranın hiç elektriğinin olmadığını bilmiyordum. Bir an önce sonuçlandıralım.” dedi.

    Öker şöyle devam etti:

    “Siz parti olarak Alevi sorununa nasıl yaklaşıyorsunuz diye sorulduğunda, diyoruz ki bu partinin Alevi sorununa nasıl yaklaştığının simgesi Diyarbakır’daki cemevidir. Normal Alevi patlamasının olmadığı halde bu hareket, çoğulculuğa, farklı inançlara saygısını, hürmetini bir cemevi inşaatına öncülük yaparak göstermiştir. Cemevimizi açtıktan sonra Alevi dünyasında bu cemevinin açılışına dair, cemevini açan iradeye karşı saygının nasıl attığını biliyorum.”

    “CEMEVİNİN ELEKTRİĞİNİN KESİK OLMASI SADECE ALEVİLERİN SORUNU DEĞİLDİR”

    HDP İl Eş Başkanı Zeyyat Ceylan da şunları ifade etti:

    “Burası sadece aktif bir kurum değil bütün Amedlilerindir. Amedlilerin sahip çıkmak gibi bir sorumluluğu vardır. Seydaların da burayı ziyaret etmesi, buranın sorunlarını dillendirmesi gerekir. Sorunu sadece buranın yönetimimi dillendirecek? Cemevi’nin elektriğin kesik olması, sadece buradaki Alevi arkadaşlarımızın mı sorunudur? Tüm Amedlilerin sorunudur. Tüm dinamiklerin ve bir o kadar da HDP’nin sorunudur.”

    ATLI: ELEKTRİK OLMADIĞI İÇİN İBADETİMİZİ YAPAMIYORUZ, CENAZEMİZİ KALDIRAMIYORUZ

    HDP heyetinin ziyaretinden memnun olduklarını belirten PSAKD Diyarbakır Şubesi Başkanı Aydın Atlı ise, “Milletvekilimiz Tülay Hatimoğulları ve Turgut Öker başkanımızın bizi ziyaret etmeleri sevindiricidir. Gerçekten güzel bir ortam oluştu sohbet açısından. Cemevimizin sorunlarının dile getirilmesi açısından, yeni fikirlerin ortaya çıkarılması açısından. Çünkü uzun zamandır cemevimizin elektriği kesik durumdaydı ve bunun çözüme ulaşmasına yakın bir dönemdeyiz. Bu sorunun bir an önce halledilmesi istiyorduk. Bunun tabii mecliste de dile getirilmesi ya da Alevi toplumuna mal edilmesi düşüncesi paylaşıldı. Bu sorun sadece Diyarbakır’da yaşayan Alevilerin sorunu değil, aslında tüm Türkiye’de yaşayanların sorunudur. Alevilere farklı bir sıkıntı yaratma ortamı. 20 aydır biz burada ibadetimizi yapamıyoruz, cenazelerimiz kaldıramıyoruz. Bizim için gerçekten büyük bir sıkıntı. Bu konuda gerçekten büyük bir destek sunacaklarını bunu Türkiye çapında yaygınlaştıracaklarını, Meclis’te dile getireceklerini söylediler. Bu bizim için sevindirici. Toplumumuz açısından bunu bir an önce çözmeyi düşünüyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/ DİYARBAKIR