Etiket: alevi inancı

  • Yol Yürütücüsü Cemal Şahin, İngiltere’de Hakk’a yürüme erkanı eğitimi verdi-VİDEO

    Yol Yürütücüsü Cemal Şahin, İngiltere’de Hakk’a yürüme erkanı eğitimi verdi-VİDEO

    PİRHA – Yol Yürütücüsü Enver Cemal Şahin, Hakk’a uğurlama erkanları konusunda İngiltere’de verdiği eğitimin detaylarını anlattı. Toplum çoğunluğunun İslami geleneklere göre erkan yürüttüğünü belirten Şahin, asimilasyonun önüne geçmek adına eğitimlerin arttırılması gerektiğini ifade etti.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Yenimahalle Şube Yol Yürütücüsü Enver Cemal Şahin, 7 Ekim – 6 Kasım 2022 tarihlerinde İngiltere’de Hakk’a uğurlama erkanı konusunda eğitim verdi.

    Cemal Şahin, eğitim sürecinin detaylarını PİRHA‘ya anlattı.

    25 KİŞİDEN 9’U ERKAN YÜRÜTEBİLİR SEVİYEYE GELDİ!

    İngiltere Alevi Kültür Derneği ve Cemevi’nin daveti üzerine eğitime gittiğini belirten Cemal Şahin, “Gönüllü arkadaşlar ile gündüz ve akşam günde 2 farklı eğitim verildi. Gündüz eğitimleri 3 saat, akşam eğitimleri ise 2 saat olarak planlandı. Genellikle Hakk’a uğurlama erkanı üzerinde haftanın 5 günü boyunca süren eğitimlerimiz oldu. 2 aylık süre içerisinde eğitim alan arkadaşlar artık Hakk’a uğurlama erkanı, lokma erkanı ve 40 erkanlarını yerine getirecek duruma geldiler. Şu anda da orada erkan yürütmeye başladılar. Gündüz programında 15, akşam programında ise 10 kişi vardı. Fakat bunlar içerisinde sadece 9 kişi bu erkanları yürütebilecek duruma geldiler” dedi.

    “KADINLAR DAHA AKTİF VE İNANÇLI”

    Katılımcıların çoğunluğunun kadınlardan oluştuğunu belirten Cemal Şahin, gençlerin de bu eğitimlere ilgi gösterdiğini söyledi. Hakk’a uğurlama ve lokma verilmesinde Ocakzade olma şartının bulunmadığını belirten Şahin sözlerini şu cümlelerde sürdürdü:

    “Bu konuda isteyen can, erkan yürütebilir. Yeter ki orada sevilen, sayılan bir kişi olsun. Yani bizim dilimizle yol düşkünü olmasın, herkes bu erkanları yürütebilir. Zaten cenaze erkanlarını dede soylu kişiler yürütecek diye bir kural yoktur. Kim yürütebiliyorsa yürütür. Bu tür eğitimlerde kadınları görmek elbette ki bende de memnuniyet yarattı. Kadınlar bu konuda daha aktif ve inançlı. Aldıkları görevi de layıkıyla yapıyorlar.”

    “ALEVİLİK DAHA GERİYE ÇEKİLMEYE BAŞLANDI”

    Cemal Şahin, Türkiye’deki Alevi kurumlarında da benzer eğitimlerin olması gerektiğini belirtti. Şahin, Alevi asimilasyonunun erkanlar üzerinde yürütüldüğünü vurguladı. Şahin şöyle devam etti:

    “Ben, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nde uzun süre yöneticilik yaptım. 1998 yılından 2012’ye kadar genel merkez yöneticisiydim. Bu hizmetlere 2008 yılında başladım. Hakk’a uğurlamada toplumun giderek asimile olduğunu gördüm ve ‘ne yapabiliriz’ diye düşündüm. Daha sonrasında bir takım araştırmalar yaptım. Maalesef bizde yazılı bir kaynak bulamadım. Bu erkanı yürütenlerle konuştum. Birçoğu İslami geleneklere göre erkan yürütüyordu. Kimi kesim de biraz İslami biraz da bizim inancımıza göre karma bir erkan yürütüyordu. Daha sonrasında bir kitapçık hazırladım. 2009 yılında Pir Sultan Derneği Yayınları olarak yayınlandı. 2010 yılında ise Hacı Bektaş Veli Postnişini Veliyetten Ulusoy bizleri topladı ve dedi ki ‘Canlar Alevilik yok oluyor. Bilhassa Hakk’a uğurlama erkanlarında toplum asimile oluyor. Eğer bir an önce bizler bu işin önlemini almazsak bütünüyle asimile olunacak’ dedi. Kendisi Türkiye’de 30 yerde toplantılar yaptı. Yurt dışında ise 10 farklı yerde bu toplantıları sürdürdü. Üniversitelerden çevreler, bu hizmeti yürütenler, ocaklar ve aşıklarla toplantılar yapıldı. Daha sonra bir komisyon oluştu ve bu komisyonda ilk önce Hakk’a uğurlama erkanı hazırlandı. O komisyonda ben de vardım. Daha sonra cem erkanı, rızalık, ikrar, görgü, dardan indirme gibi erkanlarda hazırlık yapıldı. Ve ardından bunu kitapçık olarak çıkardık. Bu hizmeti yürüten kişiler o erkanlara göre şimdi hizmet yürütüyorlar ama bu çoğunluğu yansıtmıyor. Genellikle baktığımda bu erkanı yürütenler dergah çevresinde toplanan canlar oluyor.
    Yaşadığımız ülkede öylesine sorunlar var ki demek ki yöneticiler henüz o sorunları çözemedi ve bu hizmetleri yürütmeye gelemedi. Bizim yıllardır eşit yurttaşlık mücadelemiz var ama henüz daha bir yol alamadık. Hatta son çıkan torba yasası ile Alevilik daha geriye çekilmeye başlandı. Alevilikte bir icazet kapısı yoktur. Alevilik özgür düşünür ve bu şekilde yaşamına devam eder.”

    “ÖĞRETİMİZİ ÇAĞIN KOŞULLARINA GÖRE UYARLAMAMIZ LAZIM”

    İnancın özüne dönme konusunda çağrı yapan Yol Yürütücüsü Cemal Şahin, “Alevilik, kalıplaşmış bir kültür, yol değildir. Çağın koşullarına göre öğretisini güncellemesi lazım. Bizlerin evren, tanrı anlayışı, ritüellerimiz diğer inançlardan farklıdır. Biz ne oyuz ne buyuz. Bizler Aleviyiz. Kendimize göre düşüncemiz, evren anlayışımız ve bir yaşam biçimimiz var. Bizler bilimi kendimize rehber edinmişiz. Bilime göre bu evren, maddenin değişim ve oluşumundan başka bir şey değil. Bu evrende hiçbir şey olduğu gibi kalmıyor. Her şey değişiyor, toplumlar da değişiyor. O nedenle geçmişe dönersek, örneğin bizlere genellikle ‘Dedemiz, atamız böyle yapardı. yine devam ettirelim’ diye düşünceler vardı. Fakat biz aynı dede ve babamızın yaptığı işleri tekrar edersek gelişemeyiz, olduğumuz yerde kalırız. Çağ, toplum, insanlar değişiyor. Kendi öğretimizi çağın koşullarına göre uyarlamamız lazım. Bizlerde öbür dünya inancı yok. Bizler devriyeye inanırız. O nedenle de bir can Hakk’a yürüdüğü zaman ‘Mekanı cennet olsun’ denilmez. Çünkü öbür dünya inancımız olmadığı içindir ki cennet olsun. Bizler ‘Devri daim olsun. Anısı ve sevgisi gönüllerimizden eksilmesin’ deriz.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • HDP’li Bülbül: Aleviler hakkında nefret suçu işleyen öğretmenin derhal görevden alınması gerekiyor-VİDEO

    HDP’li Bülbül: Aleviler hakkında nefret suçu işleyen öğretmenin derhal görevden alınması gerekiyor-VİDEO

    PİRHA-Bursa’da Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Mehtap Cengiz’in sınıfta Aleviler hakkında sarf ettiği nefret söylemine ilişkin mecliste konuşan HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, “Öğretmen hakkında soruşturma açılması, başka okula verilmesi yetmez o öğretmen değildir derhal görevden alınması ve yasaya göre hakkında işlem yapılması gerekiyor burada bir nefret suçu var” diyerek tepki gösterdi.

    Bursa’da Hürriyet Anadolu Lisesinde görev yapan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Mehtap Cengiz’in sınıfta, “Ben Alevilerin gittikleri yolun yanlış olduğunu düşünüyorum. Çoğu Alevi ailede çocuğun kimden olduğu belli değil. Alevilerin Hz. Ali’yi Hz. Peygamberimizin yerine koyduklarını, çoğu Alevinin ahlaki açıdan bozuklukları bulunduğunu, bir erkek ile kız öğrencinin ders dışında konuşmasının da zina olduğunu” söylemesi üzerine sınıfta bulunan Alevi öğrenciler durumu ailelerine bildirdi. Bir ailenin okula gelerek duruma tepki göstermesi ve suç duyurusunda bulunmasının ardından Milli Eğitim olayla ilgili soruşturma başlattı.

    Aile, Bursa Barosu’na başvurarak konu hakkındaki şikayetlerini bildirmesi üzerine Bursa Barosu İnsan Hakları Komisyonu savcılığa suç duyurusunda bulundu. Yaşanan nefret söylemi üzerine Bursa’daki Alevi örgütleri Bursa valisiyle görüşerek öğretmenin görevden alınmasını istedi.

    HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Bursa’da Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Mehtap Cengiz’in sınıfta Aleviler hakkında sarf ettiği nefret söylemine ilişkin mecliste konuşma yapıp, Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’in yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.

    “HALKI BİRBİRİNE KIŞKIRTAN ÖĞRETMEN OLMAZ”

    Irkçı, nefret suçu işleyen ve halkı birbirine kışkırtan öğretmen olmaz diyerek tepki gösteren Bülbül, “Bursa’da ki Alevi kurumlarına çağrım okulun, milli eğitim müdürlüğünün ve valiliğin önüne giderek öğretmeni, valiliği ve milli eğitim müdürünü istifaya çağırın. Milli Eğitim Bakanı, Bursa Valisi, Bursa Milli Eğitim Müdürünü ve Bursa’da ki eğitim sendikalarını göreve davet ediyorum. Eğitimdeki ırkçılığa ve nefret suçuna gerekli tepkiyi ortaya koymak lazım bu kaçıncı kez Alevi toplumu aşağılanıyor. Türk, Kürt, Arap ve Roman Alevileri ırkçı saldırıya karşı göreve çağırıyorum hem de cumhuriyetin ikinci yüzyılında laikliğe, demokrasiye, adalete ve eşitliğe sahip çıkmaya çağırıyorum. Parlamentoda bulunan Bursa milletvekilleri derhal bu konuyla ilgilenin. Öğretmen hakkında soruşturma açılması, başka okula verilmesi yetmez o öğretmen değildir derhal görevden alınması ve yasaya göre hakkında işlem yapılması gerekiyor. Burada bir nefret suçu var Aleviler sizin stres topunuz değil. Aleviler Türkiye’de eşitliğin, özgürlüğün ve adaletin güvencesidir ne inancımızı ne tarihimizi ne de yol ve erkânımızı kimseye çiğnetmeyiz. Bursa’da olan olayla ilgili bir an önce demokratik ve hukuki tavır ortaya koyulsun” dedi.

    “NEFRET SUÇUNA GİREN TUTUMLARIN ENGELLENMESİ İÇİN BAKANLIĞINIZ NE TÜR ÖNLEYİCİ GİRİŞİMDE BULUNACAKTIR?”

    HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’in  yanıtlaması isteğiyle verdiği soru önergesinde şu sorulara yer verdi:

    -Alevi inancına, kültürüne yönelik aşağılayıcı ve ayrımcı ifadeler kullanarak nefret söyleminde bulunan Osmangazi İlçesi’nde Hürriyet Anadolu Lisesi Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Mehtap Cengiz ve benzerlerinin nefret suçu kapsamına giren tutumlarının engellenmesi için Bakanlığınız ne tür bir önleyici girişimde bulunacaktır?

    -Bakanlığınız Türk ceza kanununun 216. Maddesinde düzenlenen halkı kin ve düşmanlaştırma veya aşağılama başlıklı maddesi uyarınca açıkça suç oluşturan bu tür tutumların önlenmesi için ne tür yaptırımlar öngörmektedir?

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER

    >Bursa’da din dersi öğretmeninin Alevilere yönelik nefret söylemine suç duyurusu

  • ‘Alevilik Diyanetleştiriliyor; kararnameler ile Aleviliğe yol yürütülmek isteniyor (2)-VİDEO

    ‘Alevilik Diyanetleştiriliyor; kararnameler ile Aleviliğe yol yürütülmek isteniyor (2)-VİDEO

    PİRHA- Cemevlerini, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlayan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin ‘Aleviliği Diyanetleştirme’ planı olduğunu vurgulayan Avukat Aytekin Aktaş, “Aleviler cem yaparken bu başkanlıktan izin mi alacak? Alevilik kararnameler ile yol yürümedi, yürüyemez. Diyanetleştirilmiş Alevilik amaçlanıyor” diye konuştu. 

    AKP yıllar önce sonuçsuz olarak rafa kaldırdığı sözde ‘Alevi açılımını’ yeniden masaya getirdi. İçişleri Bakanlığı yetkililerinin AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla Türkiye genelindeki birçok cemevini ziyaret ederek, fiziki ve maddi eksikliklerin tespiti ve karşılanması noktasında başlayan çalışmalar daha sonra genişleyerek sürdü. Beraberinde birçok tartışmayı da getiren bu faaliyetler, cemevlerinin “kültür merkezi” olarak tanımlanması, dedelere maaş bağlanması, cemevinin su ve elektrik giderlerinin karşılanması ve Diyanet benzeri “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı” kurulması gibi başlıklar etrafında kamuoyuna yansıdı.

    Aleviler; AKP ve Cumhur İttifakı’nın içinde bulunduğu krizden kurtulmak amacıyla bu adımları attığını ifade ederken; sorunların çözümü noktasında iktidarı samimi bulmadıklarını bir kez daha dile getirdiler.

    Aleviler, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kurulduğu duyurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ve torba yasaya karşı ülkenin birçok yerinde alanlara çıkarak, “Eşit yurttaşlık talebimizden vazgeçmiyoruz” mesajı verdi.

    Avukat Aytekin Aktaş, AKP iktidarının İçişleri Bakanlığı aracılığıyla gerçekleştirdiği ‘ihtiyaç’ ziyaretlerini, 2009 yılından beri devam eden açılım süreçlerinin seyrini, Alevi kurumlarının ‘kayyım’ olarak değerlendirdiği Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı hamlesini, torba yasadaki maddelerin eşitlik ilkesi/laiklik ilkesi/ din ve vicdan hürriyeti bağlamındaki hukuksal çerçeveyi, Alevi dedelerine kadro ile birlikte ‘kararnameli’ Alevilik oluşturulması planını, devletleştirilmek istenen Aleviliği bekleyen tehlikeleri, iktidarın Alevi asimilasyonunda yerel yönetimler eliyle kurduğu tahakküm ilişkilerini ve Alevi kurumlarının iktidarın bu hamlesine karşı nasıl bir karşı koyuşu örgütlemesi konularına dair PİRHA‘ya konuştu.

    AKP’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde ‘Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ kurulmasının Alevi inancının Diyanetleştirilmesi olarak yorumlayan Avukat Aytekin Aktaş, cem erkanından Hakk’a yürüme erkanlarına kadar Aleviliğin tek tip kararnameler ile yürütülmek istendiğini kaydetti.

    “AKP-MHP BLOKU ALEVİ ASİMİLASYONUNA HIZ KAZANDIRDI”

    AKP-MHP blokunun Alevilere yönelik asimilasyon sürecine hız kazandırdığını ve buna yeni hamleler kazandırdığını belirten Aktaş, “Tarihsel arka planını ortaya koyduğumuz gibi bu bütün halinde gerçekten de Aleviliği asimile etme uğraşının günümüzdeki karşılığı bu hamlelerdir. Bunu kah katliamlarla yapıyorlar kah yok sayarak yapıyorlar. Teker teker Alevilerle uğraşarak yapıyorlar. Bu sürecin devamı muhatabı da özne iktidar olan AKP-MHP blokudur. Şimdi de karşımıza yeni yöntemlerle, yeni asimilasyon politikalarıyla çıkıyorlar.  Yani bu cenah açık açık cihadist örgütlerle oturup kalkabilen, Afganistan’daki Taliban’ı bizzat muhatap alıp tanıyan ya da Suriye’deki şeriatçı terör örgütlerini muhatap kabul eden bir yerde duruyor. Yani doğrudan doğruya Alevilerin katlini vacip kabul eden fikri odakların uygulaması ancak böyle olabilir zaten. Alevi katillerinin ismini devlet kurumlarına, köprülere, yollara verecek kadar, hatta Sivas davalısının zaman aşımına uğramasını kutlayarak katillerinin avukatlarını milletvekili, bakan yapacak kadar ileriye gittiler. Bu hamlesi ile de Alevileri doğrudan doğruya karşısına almış değil” diye konuştu

    “ALEVİLİK RESMİ OLARAK YOK SAYILDI”

    Aktaş, Alevi inancının ve cemevlerinin Kültür Bakanlığı’na bağlanmasının resmi  olarak Aleviliğin yok sayılması olduğuna vurgu yaparak, “Bir defa zaten mevcut rejimin kendisi zaten kabul edilebilir bir rejim değildir. Başkanlık sistemi dediğimiz totaliter bir tek adam rejimidir. Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve iki dudağının arasından çıkan bir kararla gece yarısı Alevilik inanç olmaktan çıkıp devlet nezdinde bir anda ‘kültür’ oldu. Kültür Bakanlığı’na bağlandı. Yani bu çok ciddi bir hadsizliktir. Bu çok ciddi bir saldırıdır. Bu belki de Aleviliğin devlet tarafından ilk kez açık açık yok sayıldığının resmidir. Bunun karşısında çok ciddi bir tepki göstermek gerekir. Hiçbir devlet hiçbir inancı tanımlama haddine sahip değildir. Çünkü inanç kişisel yönüyle sadece kişiyi ve  toplumsal olarak da o inanç grubunu ilgilendirir. Devlet bir inanca ‘sen buna inanacaksın, sen buna inanmayacaksın’ diyemez. Hiçbir devlet senin inancın böyle diye tanımlayamaz. Zaten Türkiye bu sebeplerle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden bir sürü ihlal kararının alınmasına sebep oldu. Devletin yine yaptığı şey budur. Yani Aleviliği bir kültüre indirgemektir. Bu asla ve asla kabul edilecek bir hali değildir” dedi.

    “DİĞER İNANÇLAR VE MEZHEPLERİ İÇİN NEDEN DAİRELER KURULMUYOR”

    “Müslümanlık veya Hristiyanlığın farklı mezhepleri için bu daireler neden kurulmuyor? ” diyerek tepki gösteren Aktaş şöyle konuştu

    “Tek bir kişinin atayacağı 12 kişiden oluşacak komik bir kurulla Aleviliği yönetmeye çalışacaklar. Yani yönetemezsiniz. O kurulda yer alacak Alevilerin de vay haliyle gerçekten. Böylesi bir asimilasyon politikasına alet olmak doğrudan doğruya düşkünlüktür. Yani böyle kişilerin Alevi toplumunda yeri yoktur, bu kişilerin hiçbir sözü dikkate alınacak gibi iş değildir. Bir inancı Kültür Bakanlığı’na bağlayarak onu kültüre indirgeyemezsiniz. Velev ki bu yapılıyor. O zaman buyurun Kültür Bakanlığı’na bağlı Sünni İşleri Daire Başkanlığı kuralım. Yani bu mantık bunu gerektirir. Hani devletimiz eşitlik prensibi yürütüyor ya. O zaman hadi bakalım eşitlik nerede? O zaman Müslümanlığın diğer mezhepleri ya da Hristiyanlar için de bunu yap. Her inanç daire başkanlığı ile yürüsün, böyle yönetilsin. Diğer inançlar için olmuyorsa Aleviler için de olmayacak. Alevilere ‘siz kendi aranızda anlaşamıyorsunuz’ deniliyor. Şimdi Sünni İslam’ın içinde bütün tarikatlar birbirleriyle anlaşıyorlar mı? Sünni İslam tek bir görüş mü, ya da farklı yorumlar yok mu? Elbet var. Diğer inançların içinde alternatif yorumların olması, o inançların inanç olarak kabul edilmesini engellemezken, Aleviliğin içinde farklı görüşlerin olması onun inanç olarak kabul edilmesini neden engellesin? Nerede kaldı eşitlik ilkesi diye sorarlar. Bunun gereği yapılana kadar da haklı mücadelemizden dönmeyeceğiz. Kendisini Alevi olarak tanımlayan, yahut ayrımcılığa karşı durduğunu iddia eden ne kadar halkın bileşeni, demokratik kitle örgütü varsa bu problemi öncelemesi çok hayatidir.”

    “DİYANETLEŞMİŞ ALEVİLİK GETİRİLMEK İSTENİYOR”

    “Aleviler cem yaparken bu başkanlıktan izin mi alacak? 12 kişilik kurula dilekçe mi verecek?” diye soran Avukat Aytekin Aktaş, Aleviliğin Diyanetleştirilerek fetvalarla tek tipleştirileceğine işaret ederek şunları vurguladı:

    “Aleviliğin kendi içinde bir yüzyıllardır süregelen ve çalışan bir inanç sistemi vardır. Cumhurbaşkanı’nın Ankara’da bir cemevinde gidip dede postuna oturduğunu görüyoruz. Yani bunun Alevilik inancında yeri olmadığını biliyor olmak zorunda. Alevi inancı ayaklar altına alınmıştır. Bu kararnamede devletin Alevilerden neyin götüreceğini iyi görmek gerekiyor. Nasıl olacak şimdi ? Aleviler cem yaparken bu başkanlıktan izin mi alacak? 12 kişilik kurula dilekçe mi verecek? Alevilik bu kurulun kararnamesi ile yol yürümez, yürüyemez. Sen halihazırda yüzlerce yıldır devam edip gelen Alevi ocaklarını elinin tersiyle itip de Aleviliği nasıl tahakküm altına alacaksın? Diyanetleşmiş Alevilik geliştirilmek isteniyor. Aleviler tek bir elden fetvalarla tek tipleştirilmeye çalışılıyor.”

    NOT: Haberin 3. bölümü yarın…

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

    İLGİLİ HABERLER

    Av. Aytekin Aktaş: Hükümet Aleviliği tehlike olarak görüyor, bu kabul edilemez (1)-VİDEO

  • DAD Eş Genel Başkanı Kulu: Her ilde inancımızdan vazgeçmeyeceğimizi anlatacağız-VİDEO

    DAD Eş Genel Başkanı Kulu: Her ilde inancımızdan vazgeçmeyeceğimizi anlatacağız-VİDEO

    PİRHA-Alevi inancının Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlanmasının Alevi inancını bitirme projesi olduğunu vurgulayan DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Önümüzdeki hafta sonundan başlayarak Türkiye’nin her il ve ilçesinde bütün Alevi kurumları genel başkanları, pirlerimiz ile birlikte kendi hakikatimizden ve inancımızdan vazgeçmeyeceğimizi cemevlerinde, derneklerde halk toplantıları yaparak halkımıza, aydınlara ve sivil toplum örgütlerine anlatacağız” dedi.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla 9 Kasım’da yayımlanan kararnameyle Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kuruldu. Yasaya göre başkanlığın 11 kişiden oluşacak Danışma Kurulu’nun üyelerini Cumhurbaşkanı seçecek. Cemevlerinin elektrik ve su giderlerini devlet, aydınlık giderlerini de Kültür ve Turizm Bakanlığı karşılayacak.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Musa Kulu, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kurulmasına ve meclisten geçen torba yasaya karşı 25 Aralık’ta İstanbul’da düzenleyecekleri çalıştaya ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “BİZE BİÇİLEN ELBİSE ASLA BİZİ TANIMLAMAZ”

    Aleviliğin torba yasanın içerisine sokulacak bir inanç olmadığını belirten DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Alevi inancının tarihsel hafızası, kendi dili ve kültürü var. Aleviliğin torba yasa içerisinde Kültür Bakanlığı’na bağlanması aslında Alevi inancına kefen biçmektir, tamamen bitirme projesidir. Türk-İslam sentezi üzerine inşa edilen bir ülkede Türk, Hanefi ve İslam olmayan halklara ve inançlara yaşama olanağını kaldıran bir projedir. 20 milyon Alevi’nin yaşadığı bir ülkede pirine, talibine, anasına sorulmadan devlet aklı ve devletin koyduğu kalıplarla Aleviliği tanımlamak ve bir torba yasayla biçimlendirilmesi bütün hakikatin ölmesi demektir. Bize biçilen elbise asla bizi tanımlamaz, kabul edeceğimiz bir şey değildir” dedi.

    “Alevilik haktır, inancımızı tarif ve tanımlamaktan vazgeçin” diyen Kulu, “Bu ülkede eğer barış, kardeşlik ve demokrasi isteniyorsa yeni bir anayasayla Alevi inancının anayasal güvence altına alınması gerekiyor. Bütün toplulukların haklarını verildiği rıza anayasası gerekiyor yoksa var olan anlayışla bu ülkede barışı sağlamak mümkün değil” diye belirtti.

    “YAPILMAK İSTENEN ALEVİ İNANCINI YOK ETME PROJESİDİR”

    Alevi toplumsallığının olduğu her şehirde hakikatlerini anlatacaklarını dile getiren Kulu, şunları ifade etti:

    “AKP iktidarının yapmak istediğinin Alevilere kefen biçme ve yok etme projesi olduğunu anlatacağız. Kendi meşru ve haklı taleplerimizi dile getireceğiz. Devlet yasa çıkarabilir öyle bir imkânı var ama bu bizim kabulümüz olmayacak. Bir inancı kültür derecesine indirip Kültür Bakanlığı’na bağlamak Alevi inancını yok etme projesidir ancak yapılanları kabul etmeyeceğiz ve bu konudaki sözümüzü daha yüksek perdeden söyleyeceğiz. Önümüzdeki hafta sonundan başlayarak Türkiye’nin her il ve ilçesinde bütün Alevi kurumları genel başkanları ve pirlerimiz ile birlikte kendi hakikatimizden ve inancımızdan vazgeçmeyeceğimizi cemevlerinde, derneklerinde halk toplantıları yaparak halkımıza, aydınlara, sivil toplum örgütlerine anlatacağız. Bütün toplumsal vicdanlara sesleneceğiz, yapılmak istenen Alevi inancını yok etme projesidir insanlık, barış ve adalet adına toplumun yanımızda olmasını ve bize güç vermelerini talep edeceğiz. 25 Aralık’ta Türkiye’deki bütün Alevi kurumları, pirleri, talipleri, anaları ile birlikte iki günlük Alevi çalıştayı yaparak bütün dünyaya ve ülkedeki sisteme yapacağımız çağrıyla da mücadelemizi daha görünür hale getirme çalışmalarımız sürecek” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Seyyid Kureyş Ocağı İstişare Meclisi’nden AKP’ye: Aldığınız kararlar yok hükmündedir

    Seyyid Kureyş Ocağı İstişare Meclisi’nden AKP’ye: Aldığınız kararlar yok hükmündedir

    PİRHA- Seyyid Kureyş Ocağı İstişare Meclisi yazılı bir açıklama yaparak, cumhurbaşkanının kararnameyle kurduğu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı tanımadıklarını belirterek, hükümeti aldığı kararlardan ve yanlışlardan dönmeye çağırdı. Seyyid Kureyş Ocağı İstişare Meclisi ayrıca Alevi kurumlarını da uyararak, “Alevi inanç değerlerini baz alarak asla duruşunuzdan, Yolumuzdan, inancımızdan dönmeyin” dedi. 

    Seyyid Kureyş Ocağı İstişare Meclisi, “Ocaklarımız İnanç Merkezlerimiz, Cemevlerimiz İbadethanemizdir” başlığıyla yazılı bir açıklama yaptı. AKP-MHP iktidarının meclise getirdiği torba yasa tasarısına ve KHK ile Cemevleri Başkanlığı kurulmasına tepki gösteren Seyyid Kureyş Ocağı İstişare Meclisi, “Alevilerin yüzyıllardır inkar, asimilasyon, katliam ve soykırım cenderesinden geçirilerek bugünlere geldiler. Osmanlı‘dan sonra Cumhuriyet döneminde de benzer kaderi paylaştılar. Alevi inanç toplumu bir kez daha kendi inançlarından ve inanç yerlerinden uzaklaştırılarak incitiliyor” dedi.

    “İNANCIMIZI BAŞKASININ TANIMLAMAYA HAKKI YOKTUR”

    Seyyid Kureyş Ocağı İstişare Meclisi’nin açıklamasının tam metni şöyle:

    “Ocaklarımız İnanç Merkezlerimiz, Cemevlerimiz İbadethanemizdir.
    Anadolu topraklarının kadim toplumu olan Alevi İnanç toplumu yüzyıllardır inkar, asimilasyon, katliam ve soykırım cenderesinden geçirilerek bugüne geldiler.
    Maalesef Osmanlı‘dan sonra Cumhuriyet döneminde de benzer kaderi paylaştılar. Bütün yurttaşlardan alınan vergiler devlet tarafından yalnızca bir gruba, bir mezhebe tahsis edilmekte. Verdiğimiz vergiler bize inkar, asimilasyon, zorunlu din dersi, Alevi köylerine zorla cami yapma, dışlanma ve ikinci sınıf vatandaş muamelesi olarak geri dönmekte. Yüzyıllardır Aleviler üzerindeki baskıların yol açtığı yaraları iyileştirmek, gasp edilen hakları vermek yerine Alevi inanç toplumu bir kez daha kendi inançlarından ve inanç yerlerinden uzaklaştırılarak incitiliyor. KHK ile torba Yasa çıkarılırken Alevilere sorulmuyor, rızası alınmıyor oldu bittilere getirerek “torba” içinde yeni yasalar çıkarılıyor, inancımız kültür olarak tanımlanıyor. Bizim ne olduğumuzu ancak biz tanımlarız, başkasının İnancımızı tanımlanmaya hakkı yoktur. Alevilik bir inançtır, Ocaklarımız da bu inancın temsilcileridir.

    “ALEVİLER BİAT ETMEYECEKLER”

    Bindörtyüz yıldır tüm zulümlere rağmen Alevi toplumu inancı, itikati, imanı, Hakk-Muhammed-Ali aşkı ile Pir-i ile Mürşid-i ile, Ozanı, Aşığı, Ereni, Evliyası ve yolun talibi ile sır vermeden, ser vererek dimdik ayakta durmuş, geleceğin medeniyetin aydınlanması umuduyla inancından, ibadetinden ve inanç ritüellerinden asla vazgeçmemiş. Fakat 21. yüzyılda olmamıza rağmen, insanoğlunun medeniyet dediğimiz olgudan daha çok uzak olduğunu görmekteyiz.
    Bilinmelidirki Aleviler geçmişte Emevi’ye, Abbasi’ye, Selçuklu’ya, hele hele zulümkar Osmanlı’ya ve Yavuz’a biat etmediler, bugün de biat etmeyecekler. Bizlerin parayla, makamla, kirli siyasetle asla işimiz olmaz.

    “ALEVİLERİN RIZASINI ALMADAN ALINAN KARARLAR YOK HÜKMÜNDEDİR”

    İnanç hizmetkarlarımız rızalık almadan Hakk postuna oturmaz, rızalık almadan cem cemaat yapmaz. Her şey rızalıkla olur. Alevilerin rızasını almadan, rızasız alınan kararlar yok hükmündedir. Kureyşan Ocağı olarak inanç hizmetkarlarımız bu hileli sürecin parçası olmayacaklar ve bu haksız oyuna gelmeyecekler. Gelin yol yakınken yaptığınız yanlıştan dönün. Alevi İnanç toplumunun inancını, ve demokratik vatandaşlık haklarına saygı duyarak taleplerimiz konusunda tek bir söylemle en doğru nihayi karar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından verilen “Cemevleri İbadethane’dir” kararını uygulayın. Anayasal hakkımız olan din ve vicdan hürriyetimiz engellenemez. Devlet, adaleti tüm toplumlarına eşit şekilde uygulamak zorundadır. Sadece Sunni Müslüman toplumuna hizmet eden bir anlayışın adaletten bahsetme gibi bir hakı yoktur. Yapılmak istenen yasal değişiklik “Din ve Vicdan Hürriyeti“ başlıklı Anayasasının 24. Maddesi “Herkes, vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir“ hükümlerine aykırı olmakla birlikte, insan ve vicdan hukukuna da aykırıdır. Hiç kimse, hiç bir devlet yapısı, hiç bir dini kuruluş başka bir inancın ibadetine, dinî âyin ve törenlerine katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlayamaz; dinî inanç ve kanaatlerinden dolayı kınayamaz ve suçlayamaz. Hükümet Alevilere karşı gösterdiği tutumda samimi olduğunu göstermek istiyorsa, uluslararası mahkemelerde kazanılmış olan haklarını vermekle olur. Ayrımcılığa son vererek, camilere ve diğer inanç merkezlerine tanınan hakları Cemevlerimize ve onların inanç temsilcileri Ocaklarımıza da verilmeli. ‘Cemevleri ibadethanedir’ demeli ve ibadethane kapsamında gerekli kanuni düzenleme yapılmasını sağlamalı.

    ALEVİ KURUMLARINA ÇAĞRIMIZ: ASLA YOLUMUZDAN, İNANCIMIZDAN DÖNMEYİN!

    Tarihi süreç içerisinde defalarca zulme ve asimilasyonlara maruz kalmasına rağmen, Alevi toplumu Mürşitlerin ve Pirlerinin ışığında bir beden, bir yumruk olup yılmadan yoluna devam etmiştir. O açıdan Alevi kurumlarımıza da çağrımız; Alevi inanç değerlerini baz alarak asla duruşunuzdan, yolumuzdan, inancımızdan dönmeyin, sadece medyada ön plana çıkmak düşüncesi ile kişisel amaç ve siyasi emelleri için birlik ve beraberliğinizi kurban etmeyin. Alevi toplumu içinde değerli kemalet sahibi Pirlerimiz ve Ocakzade aile büyüklerinin, akademik kimliği ile öne çıkmış insanlarımızın fikirleri ile birlikte, İmam Hüseyin’nin duruşunu baz alarak Kureyş Ocağı temsilcileri olarak Hakk ve Hakikatın yanındayız. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘İnancımızı değiştirmeyiz, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kabul etmiyoruz’-VİDEO

    ‘İnancımızı değiştirmeyiz, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kabul etmiyoruz’-VİDEO

    PİRHA-Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na tepkiler sürüyor. Dersim’in Hozat ilçesinin Tauğ (Kardelen) köyünde yaşamını sürdüren Sakine Kızıl, “Herkesin gelenek göreneği ve inancı var, kimse bunu değiştiremez’’ dedi. 

    Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kurulduğu duyurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ve Meclis’te görüşülen torba yasaya karşı Alevilerden tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Dersim’in Hozat ilçesinin Tauğ (Kardelen) köyünde Alevi kültürü ile yaşamını sürdüren Sakine Kızıl, AKP iktidarının Alevi politikasını PİRHA’ya değerlendirdi.

    “HERKESİN İNANCI VAR, KİMSE BUNU DEĞİŞTİREMEZ” 

    Herkesin gelenek ve göreneği, inancı var kimse bunları değiştiremez diyen Sakine Kızıl, “Bizim yolumuzu sürdüren pirlerimiz, rayberlerimiz var. Bizim inancımızda Hızırımız var. Biz Kızılbaşız, Aleviyiz, inancımız bu. Bizim halk mahkemelerimiz vardı, köyde bir sorun olunca pirlerimizi çağırıyorduk” diye belirtti.

    “DEDELERE MAAŞ VERİP DEVLETİN MEMURU YAPMAK İSTİYORLAR”

    AKP iktidarının dedelere maaş bağlayarak kendi denetimlerine almak istediklerini söyleyen Kızıl, şöyle devam etti:

    “AKP iktidarı Alevileri kendilerine bağlamak istiyor. Biz bu zamana kadar inancımızla nasıl geldiysek bundan sonrada böyle gideriz. Biz kızılbaş örf ve adetleriyle yürümek istiyoruz ve devletin yapmak istediklerini kabul etmiyoruz. Madem ki biz vergimizi veriyoruz, askerimizi gönderiyoruz, o zaman haklarımızı da istiyoruz. Dedelerimize maaş bağlayıp devletin memuru yapmak istiyorlar, yönlendirmek istiyorlar. Şimdi camiye nasıl gidip ibadetini nasıl yapıyorsan, ben de cemevinde ibadetimi yapıyorum. Biz kellemizi veririz, ibadethanemiz olan cemevlerimizden vazgeçmeyiz.”

    PİRHA/DERSİM

  • ‘AKP, cemevlerini Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlayarak kendisine göre bir Alevilik oluşturmak istiyor’-VİDEO

    ‘AKP, cemevlerini Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlayarak kendisine göre bir Alevilik oluşturmak istiyor’-VİDEO

    PİRHA-AKP iktidarının cemevlerini Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlamak istenmesine karşı çıkan yurttaşlar, “Devlet ne derse Aleviler de onu yapsın istiyorlar” dedi.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ‘Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Başkanlığı’ kurulacağını açıklamasına ve tasarının yasalaştırılmak istenmesine tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu’nda cemevleri ile ilgili düzenlemelerin de yer aldığı torba kanun teklifinin ilk 8 maddesi kabul edildi. Düzenlemenin Meclis Genel Kurulu’ndan geçmesi durumunda belediyeler imar planlarken, bölgenin şartları ve ihtiyaçlarını göz önüne alarak cemevleri için yer ayıracak. Ayrıca cemevi inşası için kaymakam veya validen de izin alınması gerekecek. İsteyen dedelere ise kadro verilerek, maaş bağlanacak, dedeler memur statüsünde olacak. Bu uygulamaya Aleviler sert tepki gösteriyor.

    “ZATEN HER SEÇİM DÖNEMİNDE BİR HİKÂYE UYDURUYORLAR”

    Cemevleriyle ilgili yapılacak yasal düzenlemeyle Alevilerin devletin emrine gireceğini söyleyen Hüseyin Uzundağ, “Ben cemevlerinin Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlanmasını istemiyorum. Dedelere maaş verip siyasete alet etmek istiyorlar. Zaten her seçim döneminde bir hikâye uyduruyorlar bunu da sırf Alevileri bölmek için yapıyorlar. Dedeleri devletin emrine almaya çalışıyorlar, memuru yapmaya çalışıyorlar, devlet ne derse Aleviler de onu yapsın istiyorlar” dedi.

    “İKİ BİN YILDIR ANADOLU ALEVİLİĞİ VE İNANCIMIZ VARDIR”

    Alevi dedelerinin bu düzenlemeyi kabul etmemesi gerektiğini ifade eden Makbule Kütük, “Cemevlerimizi Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlamasınlar. Bizim örf ve adetlerimiz var iki bin yıldır Alevilik yolu var, ziyaretleri var. Devlet samimiyse Alevilerin temel haklarını versinler, ama önce bizim yolumu kabul etmeleri gerekir. Devletin haklarımızı vermesi gerekiyor, vergilerimiz nereye gidiyor devlet neden haklarımızı vermiyor” diye belirtti.

    “CEMEVLERİNİ KABUL ETMEYENLER DEDELERE MAAŞ VERİYOR”

    Dedelere maaş verilmesine karşı olduğunu vurgulayan Kemal Uzundağ, “Cemevlerini ibadethane olarak kabul etmeyen AKP hükümeti ne hikmetse birden bire Alevi açılımı yapmaya başladı. AKP iktidarı cemevlerinin elektrik ve su faturaları ile dedelere maaş vereceğini söylüyor ancak halen cemevlerini ibadethane olarak kabul etmiyor. Dedelere maaş verilmesine karşıyım” diye ifade etti.

    “ALEVİLİĞİ DEVLET DİNİ HALİNE GETİRMEK İSTİYORLAR”

    Hükümetin bu hamlesini samimi bulmadığını belirten Vahap Sarı, “Cemevlerinin Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlanması başlı başına bir darbedir. Çünkü Aleviliği de bir devlet dini devlet Aleviliği oluşturmak için yapılan bir açılımdır. Alevileri Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlayan devlet yarın istediği politikaları uygulayacak ve kendisine göre bir Alevilik oluşturacak bu da asimilasyonun bir ön çalışmasıdır. Devletin dine, Aleviliğine müdahalesine karşıyım, kendisine göre Alevilik oluşturmasına karşıyım büyük bir ayrımcılıktır” diye konuştu.

    CİHAN BERK/DERSİM

  • Pir Buga’dan AKP’nin Alevi planına tepki: İçimizdeki ‘kınalı keklikler’ aracılığıyla yapacaklar

    Pir Buga’dan AKP’nin Alevi planına tepki: İçimizdeki ‘kınalı keklikler’ aracılığıyla yapacaklar

    PİRHA – Pir Haydar Buga, AKP hükümetinin Aleviliği tarif eden, cemevlerini ise Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlayan kararlarını eleştirerek “Bizim nasıl ve nerede ibadet edeceğimizi tarif etmek hiç kimsenin hakkı ve haddi olmamalıdır. Yeni bir kayyum kültürü yaratılmaya çalışılıyor” dedi. 

    AKP’nin, cemevlerine, Alevi kurumlarına müdahale niteliğindeki projelerine tepkiler sürüyor.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulacak Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı projesiyle birlikte derneklere, federasyonlara bağlı cemevlerinin tamamının yönetimi bu başkanlık tarafından yapılacak.

    Alevi inancının, devlete bağlı bir bakanlık altında yönlendirilemeyeceğine dair bir itiraz da Derviş Cemal Ocağı evlatlarından Pir Haydar Buga’dan geldi.

    “YENİ BİR KAYYUM KÜLTÜRÜ YARATILMAYA ÇALIŞILIYOR”

    “Alevilerin devletle imtihanı” başlıklı bir yazı kaleme alan Pir Haydar Buga, yapılan açıklamaların Aleviler açısından kabul edilebilir olmadığını vurgulayarak şunları kaydetti:

    “Süleyman Soylu’nun danışmanı, 6 ay boyunca Alevi köylerini ve cemevlerini dolaşıp fizibilite çalışması yapmış ve bir rapor hazırlamış. Sonra da Alevilerin sorunları sanki elektrik, su, kum, çakıl, demir, çimento, personel gibi basite indirgenerek Alevilerin binlerce yıllık genel sorunları, talepleri görmezden gelinmiştir.

    Ülke genelinde 58 ildeki 1585 cemevi ziyaret edilerek hazırlanan raporun ardından cemevlerine ‘kültür merkezi’ statüsü verileceği ve bazı giderlerin devlet tarafından karşılanacağı açıklanmıştı. Acı olansa bu açıklamanın Şahkulu Dergahında yapılması olmuştur. Şahkulu Dergahında temel atma ve toplu açılış töreninde yapılan açıklama Aleviler açısından kabul edilebilir bir açıklama değildir.

    “İÇİMİZDEKİ KINALI KEKLİKLER ARACILIĞIYLA YAPACAKLAR”

    ‘Kültür ve Turizm Bakanlığımız kendi bünyesinde kuracağımız Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile muhtarlara, derneklere, federasyonlara bağlı Cemevlerinin tamamının yönetimini yürütecektir.’ Bunun anlamı ne mi? Kısacası yeni bir kayyum kültürü yaratılmaya çalışılıyor. Bunu da bizim gibi görünen, bizden olmayan, içimizdeki kınalı keklikler aracılığıyla yapmaya çalışacaklardır.

    Alevilerin binlerce yıllık manevi değerler içeren sorunları göz ardı edilerek, sorunu elektrik, su, demir ve çimentoya indirgeyerek yeni sorunlar yaratılma edasından başka bir şey değildir.

    “BİZİM NEREDE NASIL İBADET EDECEĞİMİZİ TARİF ETMEK KİMSENİN HAKKI VE HADDİ OLMAMALI”

    Binlerce yıldır bu saydıklarınızın hiç biri Yol’u yürüyen talibe ayak bağı olmamıştı, olmaz da. Biz biliriz ki Osmanlı’da oyun bitmez. Bırakın bu ayak oyunlarını biz sizin gibi inanmamamıza rağmen her inanca özünde insan olduğu için saygı duyarız. Başkasının  inancını tarif etmek, nasıl ve nerede inanacağını söylemek bizim hakkımız da haddimiz de değil. Öyleyse bizim nasıl ve nerede ibadet edeceğimizi tarif etmek de kimsenin ama hiç kimsenin hakkı ve de haddi olmamalıdır.

    Ne diyordu Pir, “Akıl fukara olunca fikir de ukala olur.” Ama en güzelini de Kul Nesimi, asırlar önce söylemiş;

    Sorma be birader mezhebimizi!

    Biz mezhep bilmeyiz yolumuz vardır!

    Çağırma meclis-i riyaya bizi,

    Biz şerbet bilmeyiz dolumuz vardır.

    Biz müftü bilmeyiz, fetva bilmeyiz

    Kıl ü kal bilmeyiz, ifta bilmeyiz

    Hakikat bağında hata bilmeyiz,

    Şah-ı Merdan gibi pirimiz vardır.

    Bizlerden bekleme zühd ü ibadet,

    Tutmuşuz evvelden rah-ı selamet,

    Ne bilsin ham ervah likasın hakkın evi,

    Hakk’ı bilmeyene Hak olmaz yakın.

    Bizim Hak katında elimiz vardır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Yazar Mesut Özcan: AKP Alevi inancını asimile edecek son darbeyi vurmak istiyor-VİDEO

    Yazar Mesut Özcan: AKP Alevi inancını asimile edecek son darbeyi vurmak istiyor-VİDEO

    PİRHA-AKP iktidarının, cemevlerini Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlama planıyla Alevi inancını hedef aldığını belirten Araştırmacı-Yazar Mesut Özcan, “AKP iktidarı Alevi inancını asimile edecek son darbeyi vurmak istiyor” dedi.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ‘Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Başkanlığı’ kurulacağını açıklamasına ve tasarının yasalaştırılmak istenmesine tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Araştırmacı-Yazar Mesut Özcan, AKP iktidarının, cemevlerini Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlama planına dair PİRHA’ya konuştu.

    “ALEVİ İNANCINI YOK ETMEYİ PLANLIYORLAR”

    AKP hükümetinin Alevi inancını asimile etmek için son darbeyi vurmak istediğini belirten Araştırmacı-Yazar Mesut Özcan, “AKP iktidarı geçmişten beri Aleviliği bir inanç olarak değil kültür olarak gördüğü için cemevlerini Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlamak istiyor” dedi.

    “AKP’nin yapmak istediği aslında topyekûn Aleviliği hedef alarak ve Alevi inancını asimile edecek son darbeyi vurmak istiyor” diyen Özcan şunları ifade etti:

    “Dersim’de bulunan cemevlerini Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlayacak ama Dersim merkezde bulunan Tunceli Cemevi zaten AKP’nin kontrolündeki bir cemevidir. Daha sonraki süreçte Dersimde bulunan kutsal mekânlarını da Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlayarak Aleviliği yok etmeyi planlıyor. Dikkat ederseniz seçim dönemlerinde siyasi partiler cemevlerine çıkartma yapıyorlar, seçimden sonra ise hiçbir şey yapılmıyor Aleviler kaderiyle baş başa bırakılıyor. Alevilerin ibadethanesi inanç merkezi değil de kültür merkezi olarak görülüyor’’ dedi.

    Cihan BERK/DERSİM

  • Av. Zeynel Öztürk: Alevilik, devlet denetiminde yapılacak memuriyet değildir-VİDEO

    Av. Zeynel Öztürk: Alevilik, devlet denetiminde yapılacak memuriyet değildir-VİDEO

    PİRHA-AKP tarafından oluşturulacağı duyurulan Alevi, Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na tepki gösteren Avukat Zeynel Öztürk, “Devlet denetiminde bir Aleviliği asla kabul edemeyiz. Devletin denetiminde yapılacak memuriyet değildir Alevilik. Eşit yurttaşlık temelinde haklarımızı istiyoruz” dedi. Öztürk hükümete de çağrı yaptı: Cemevine ibadethane demekten bile çekiniyorsunuz, korkmayın! 

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) ile Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Hukuk Komisyonu’ndan Avukat Zeynel Öztürk, AKP’nin cemevlerine yönelik düzenlemelerini PİRHA‘ya değerlendirdi. Cemevlerinin, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlanması çalışmasına tepki gösteren Öztürk, “Devlet denetiminde bir Aleviliği asla kabul edemeyiz. Eşit yurttaşlık temelinde haklarımızı istiyoruz” dedi.

    “‘CEMEVLERİ İBADETHADİR’ DİYEMİYORLAR; NİYE KORKUYORSUNUZ?” 

    Öztürk, siyasi iktidarların her seçim dönemi Alevilere yönelik çalışmalar yaptığını belirterek, “Her seçim dönemi hükümetler bunları yapıyorlar. Bu zaten beklenen bir şeydi. Ancak hemen başında şunu söyleyeyim. Alevilik bir kültür değil, bir inançtır. Cemevlerine, dergahlara gidiş gelişler turizm değildir. İnançları gereğidir. Zaten Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlayarak cemevlerinin ibadethane olmadığını açık ve net söylüyorlar. Son yaptıkları değişiklikte de zaten ‘ibadet’ diyorlar. Son torba yasaya koyduklarında da cemevlerine destek deniliyor. Bir kere şunu söyleyelim. Alevi toplumu olarak devlet denetiminde bir Aleviliği asla kabul edemeyiz. Devletin denetiminde yapılacak memuriyet değildir Alevilik. Alevilik insan gereğidir. İnsanların kendi inançları gereği bunları yapmakla ilgili bir inançtır Alevilik. Biz tüm inançlara saygılıyız. Ayrıca bizim mücadelemiz daha önce de söylediğim gibi sadece Alevi inancıyla ilgili değil Türkiye’nin her karış toprağında herkes istediği inanca inanabilir, istediği inancın ibadetini yapabilir. Devlet seçimlere giderken böyle bir şeye girişti. Ama hala şunu cesaretle söyleyemiyorlar. “Cemevleri ibadethanedir” diyemiyorlar. Deyin, korkmayın. Niye korkuyorsunuz bundan?” diye belirtti.

    “ALEVİLER DESTEK DEĞİL EŞİT YURTTAŞLIK İSTİYOR

    Alevilerin eşit yurttaşlık temelinde haklarını istediğini söyleyen Av. Öztürk, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Cemevleri ibadethanedir. Bu ülkede 20 milyona yakın insan cemevlerinde ibadetini yapmaktadır. Bu kadar mı korkulacak bir şey? Şimdi sayın Cumhurbaşkanı Şahkulu’nu ziyaret ediyor. Orada da aynı şeyleri söylüyor. Gerekli elektrik vs. paralarına destek vereceğiz, diyorlar. Hayır, biz destek falan istemiyoruz. Biz şunu istiyoruz. Yasal mevzuatta eksik olan, ibadethanelerin tanımı içerisine cemevlerinin de yazılmasını istiyoruz. Bunu yazsanız da, yazmasanız da ibadethanemiz cemevleridir. Ama köy kanununun ikinci maddesini değiştirin. Alevi köylerine cami yapılmaz. Onu değiştirmiyorlar. Çünkü orada bir yerin köy olabilmesi için sayılanlar içerisinde cami diye geçiyor. Cemevi kelimesi yok. Biz diyoruz ki oraya cemevi kelimesini de ekleyelim. Ama buna dayanarak Alevi köylerine gidip cami yaptırılıyor.

    “‘Şimdi elektrik ve suya destek vereceğiz’ diyorlar” diyen Av. Zeynel Öztürk, “Yani neye destek vereceksin? Neye göre vereceksin? Biz diğer inançlara yapıldığı gibi cemevlerinin de ibadethane olarak kabul edilmesi, yasada olan eksiklerin giderilmesini istiyoruz. Destek falan istemiyoruz. Desteğin anlamı şudur: Bir dönem verirsin biter.
    Biz eşit yurttaşlık temelinde hakkımızı istiyoruz. İbadethanelere uygulanan mevzuatla ilgili hakkımızı istiyoruz. Biz bu coğrafyada varız, var olmaya da devam edeceğiz. Onun için yani o bir kandırmaca. Sadece son değişikliklerde de ‘ibadet’ kelimesi geçiyor. ‘İbadethane’ kelimesini bile yazmaktan çekiniyorlar. Korkuyorlar. Korkmasınlar ya. Aleviler bu ülkenin çimentosu. Lütfen yani merkezi hükümeti bu konuda daha samimi olmaya çağırıyoruz.”

    Barış KOP / İSTANBUL

  • Dede Turan: Bize maaş verip, kendi düşüncelerini lanse etmelerine izin vermeyeceğiz-VİDEO

    Dede Turan: Bize maaş verip, kendi düşüncelerini lanse etmelerine izin vermeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA- Şah Ahmet Sultan Ocağı Yol Hizmetkârı Mehmet Turan Dede, Cemevlerinin bakanlığa bağlanması ve denetlenmesinin kabul edilmeyeceğini söyledi. Turan, “Alevilerin isteği ne bir yere bağlanmak ne de elektrik, su paralarının karşılanması. Alevilerin bir tek isteği vardı, Aleviliğin tanınması ve cemevlerimize ibadethane statüsünün verilmesidir” dedi.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 7 Ekim’de Şahkulu Sultan Dergahını ziyaret ederek 8 ilde bulunan cemevinin temel atma törenini ve açılışını gerçekleştirdi.

    Erdoğan’ın, törende ‘Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Başkanlığı’ kurulacağını açıklamasının ve kararname imzalamasının ardından, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu’nda cemevleri ile ilgili düzenlemelerin de yer aldığı torba kanun teklifinin ilk 8 maddesi kabul edildi. Düzenlemenin Meclis Genel Kurulu’ndan geçmesi durumunda belediyeler imar planlarken, bölgenin şartları ve ihtiyaçlarını göz önüne alarak cemevleri için yer ayıracak. Ayrıca cemevi inşası için kaymakam veya validen de izin alınması gerekecek. İsteyen dedelere ise kadro verilerek, maaş bağlanacak.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, törende ‘Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Başkanlığı’ kurulacağını açıklamasını ve kararname imzalamasını değerlendiren Şah Ahmet Sultan Ocağı Yol Hizmetkârı Mehmet Turan Dede, “Alevilerin isteği ne bir yere bağlanmak ne de elektrik, su paralarının karşılanması. Alevilerin bir tek isteği vardı, Aleviliğin tanınmasıydı ve cemevlerimize ibadethane statüsünün verilmesidir. Böyle bir şey gündeme gelmedi” dedi.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla yayınlanan kararnamede, Alevi kurumlarının denetlemesi ibaresine ilişkin de konuşan Turan, “Sonunda öğrendik ki Kültür ve Turizm Bakanlığı içerisinde oluşturulacak olan başkanlığın 11 üyesi olacağını, bu üyeliklerin de yine Cumhurbaşkanı tarafından tayin edileceğini ve Alevi kurumlarının, federasyon konfederasyon yapılarının hepsinin bunlar tarafından denetleneceğini öğrendik. Bu Alevi kurumlarını zapturapt altına alma, kayyum atama ve Alevi kurumlarının yönetiminin hepsini denetime tabi tutmanın karşılığıdır” şeklinde konuştu.

    Mehmet Turan Dede, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Biz, bize dayatılan inancın ötesinde bir inancın sahibiyiz. Biz bütün insanların inancından dolayı hiçbirini dini, dili, ırkı, cinsiyeti, rengi ne olursa olsun birbirinden ayırmayacağız, mazlumların, emeğin yanında, zalimlerin ve sömürenin karşısında duracağız derlerse ve kendi istedikleri inancın düsturunu vermezlerse, Alevilere karşı her türlü yaptırımı yapacaklarını gündeme getiriyorlar. Bu da Alevilerin kabul etmeyeceği bir düsturdur. Onların hiçbir zaman benimsemeyeceği bir çizginin adını koymuşlardır. Biz Aleviler olarak böyle bir konuyu kabul etmeyeceğimizi, bizlere maaş verilip bizlere kendi düşüncelerini lanse etmelerine müsaade etmeyeceğimizi açık bir biçimde beyan ediyoruz. Ve diyoruz ki; eğer Alevilere bir şey yapacaksanız Aleviliği tanıyın. Alevilere deyin ki sizin bir yolunuz bir inancınız var ve sizlerin yaptığı hizmetin ve o güzel mekanın adı cemevidir, cemevleri de sizin ibadethanenizdir. Onu tanıyın. Bundan sonra kardeşçe yaşayacaksak bu şekilde yaşayalım. Yoksa kardeşçe yaşamanın adı iktidarın istediği gibi yaşamaksa bizler bunu kabul edilecek bir yaşam olarak görmüyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

    İLGİLİ HABERLER

    > Dede Turan: Avrupa’da ve Türkiye’de Alevilerin kazanımları egemenleri rahatsız etti – VİDEO
    >Erdoğan’dan Alevi inancıyla bağdaşmayan ‘müjde’ler; Alevi hakları yine yok!

    >Cemevlerinin imarını düzenleyen madde TBMM komisyonundan geçti

    >Cemevleri düzenlemesine HDP’den şerh: Bu ‘darbe ve kayyım atama’ kanunudur

  • Dede Turan: Avrupa’da ve Türkiye’de Alevilerin kazanımları egemenleri rahatsız etti – VİDEO

    Dede Turan: Avrupa’da ve Türkiye’de Alevilerin kazanımları egemenleri rahatsız etti – VİDEO

    PİRHA- Şah Ahmet Sultan Ocağı Yol Hizmetkârı Mehmet Turan Dede, Alevilerin Türkiye ve Avrupa’da kurumsallaşmasının yarattığı yansımalara ilişkin konuşarak, “Alevi kurumları ve örgütleri bilhassa yurtdışında bulunduğu ülkelerde Alevi hak ve özgürlüklerine ait pek çok kazanımlar elde ettiler. Bu durum ülkemizdeki egemenleri rahatsız ediyor” dedi.

    Şah Ahmet Sultan Ocağı Yol Hizmetkârı Mehmet Turan Dede, Alevi Kızılbaşların Türkiye ve Avrupa’da kurumsallaşmasının  yarattığı yansımalar ve AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Şahkulu Dergahındaki açıklamalarını değerlendirdi.

    Alevilerin kurumsallaşmasının ve örgütlenmesinin kazanımlar açısından çok büyük önem arz ettiğini vurgulayarak, hükümetin Alevilere yönelik adımlarının samimiyetsiz olduğunu  belirtti.

    “ALEVİLER ZAMAN İÇERİSİNDE KENDİ KURUMSALLAŞMALARINI YARATTILAR”

    Bektaşi Kızılbaş yolunu hakikat çizgisi ile yürütmeye çalışan Aleviler olduklarını söyleyen Turan, yolu kendileri için değil, özelde ülkemiz insanları genelde ise tüm insanlık için hizmet ettiklerini belirtti.

    Kurumsal örgütlenmelerin başladığı tarihten bu yana hem Türkiye’de hem yurtdışında Alevi toplumlarının kendi içlerindeki Alevi Bektaşi anlayışının kurumlarını oluşturduklarını ifade eden Turan, sözlerine şöyle devam etti:

    “Bunlar daha önce Alevi Bektaşi Veli Tanıtma Derneği, Pir Sultan Abdal Kültür Tanıtma Derneği iken en son Alevi Kültür Dernekleri adı altında buluştular. Yine Anadolu’nun o güzel insanları uzun ve güzel çabalar içerisinde Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nı oluşturmuşlardı. Daha sonra Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri kendine özgü bir yapıyla örgütlendi. Ama bundan öncesinde Avrupa’da bütün ülkeler kendi içerisindeki Alevi kültür merkezlerini oluşturmuşlardı. Alevi kültür merkezlerinin oluşturulduğu ülkelerde kendi içindeki kültür merkezlerini bir araya getirerek federasyonları oluşturmuşlardı.

    “AVRUPA’DAKİ ALEVİLERİN KAZANIMLARI BAZILARINI RAHATSIZ ETTİ”

    Dokuz ülkede oluşturulmuş olan federasyonlar daha sonra Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu adı altında birleşti. Artık Aleviler kurumsaldır, Aleviler örgütseldir. Alevi kurumları ve örgütleri bilhassa yurtdışında bulunduğu ülkelerde Alevi hak ve özgürlüklerine ait pek çok kazanımlar elde ettiler. Alevilik artık bir inanç, bir yol erkan olarak tanındı ve kendine özgü inançlarını yaşayabilme ortamlarına müsaade edildi. Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun yaptığı bir çalışmayla bütün Almanya’da Alevi derslerinin verilmesi, Alevilere özgün pek çok eğitimin artık devlet nezdinde kabul edilmiş olması yürürlüğe girdi. Bu durum ülkemizdeki egemenleri rahatsız ediyor. Alman devleti, Alevilere şu kadar milyon dolarlar verdi iftiraları attılar. Bu konuyla ilgili olarak bir mahkeme açılmıştı birkaç gün önce ama dava reddedildi.”

    “HÜKÜMET SAMİMİ DEĞİL”

    Dede Mehmet Turan son olarak, “Bu ülkenin egemenleri şimdiye kadar Alevi açılımı adı altında asimilasyon politikalarını hayata geçirmeye çalıştı. Aleviler, eşit yurttaşlık haklarını istiyor. Hükümet samimi değil. Bu politikalarında Alevilere bir şey kazandıracağını düşünmüyorum” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Songül Koyun’dan dedelere çağrı: Bize yol önderi olsunlar devletin oyununa gelmesinler-VİDEO

    Songül Koyun’dan dedelere çağrı: Bize yol önderi olsunlar devletin oyununa gelmesinler-VİDEO

    PİRHA-AKP’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde ‘Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ oluşturmak istemesine tepki gösteren Zeve Köyü Sultan Hıdır Cemevi Yapma ve Yaşatma Derneği Başkanı Songül Koyun, “Seçimlerin yaklaştığı bir dönemde Alevilere tekrar asimilasyon ve inkâr politikası uygulanıyor” dedi. Koyun ekledi: inanç önderlerime çağrım bize yol önderi olsunlar devletin oyununa gelmesinler.”

    AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ‘Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Başkanlığı’ kurulacağını açıklamasına ve tasarının yasalaştırılmak istenmesine tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu’nda cemevleri ile ilgili düzenlemelerin de yer aldığı torba kanun teklifinin ilk 8 maddesi kabul edildi. Düzenlemenin Meclis Genel Kurulu’ndan geçmesi durumunda belediyeler imar planlarken, bölgenin şartları ve ihtiyaçlarını göz önüne alarak cemevleri için yer ayıracak. Ayrıca cemevi inşası için kaymakam veya validen de izin alınması gerekecek. İsteyen dedelere ise kadro verilerek, maaş bağlanacak.

    “İNANÇ ÖNDERLERİMİZ DEVLETİN OYUNUNA GELMESİNLER”

    AKP iktidarının Alevilere yönelik asimilasyon politikasının geçmişten beri sürdüğünü vurgulayan Zeve Köyü Sultan Hıdır Cemevi Yapma ve Yaşatma Derneği Başkanı Songül Koyun, “Hiçbir dönemde Alevi inancı kabul edilmedi, seçimlerin yaklaştığı bir dönemde Alevilere tekrar asimilasyon ve inkâr politikası uygulanıyor. Cemevlerinin Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlanmasını kabul etmiyoruz” dedi.

    Songül Koyun şunları ifade etti:

    “Alevilerin ikiye bölünmesinden güç alan iktidar bizleri ayrıştırarak karşı karşıya gelmemizi istiyor. Cemevlerinin Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlanmasına karşı çıkacağız bizim taleplerimiz eşit yurttaşlık hakkı ve cemevlerimizin ibadethane olarak tanınmasıdır. Birlik içerisinde olmazsak geçmişte olduğu gibi tekrar kaybederiz, inanç önderlerime çağrım bize yol önderi olsunlar devletin oyununa gelmesinler.”

    PİRHA/DERSİM

  • ‘İktidarın, inanç önderini kendine bağlayacak ekonomik destek vermesi tehlikeli’-VİDEO

    ‘İktidarın, inanç önderini kendine bağlayacak ekonomik destek vermesi tehlikeli’-VİDEO

    PİRHA-AKP’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde ‘Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ oluşturma ve cemevlerini oluşturulan bu birime bağlama planının çok tehlikeli olduğunu belirten Kureyşan Ocağı’ndan Yusuf Yıldız, “Din hangi toplumda devletin hükmü altına girerse o günkü iktidarın hükmü altına girmiş olur” dedi.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ‘Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Başkanlığı’ kurulacağını açıklamasına tepkiler gelmeye devam ederken, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu’nda cemevleri ile ilgili düzenlemelerin de yer aldığı torba kanun teklifinin ilk 8 maddesi kabul edildi.

    Düzenlemenin Meclis Genel Kurulu’ndan geçmesi durumunda belediyeler imar planlarken, bölgenin şartları ve ihtiyaçlarını göz önüne alarak cemevleri için yer ayıracak. Ayrıca cemevi inşası için kaymakam veya validen de izin alınması gerekecek.

    “CEMEVLERİMİZ CÜMBÜŞ EVİYKEN NE OLDU DA BUGÜN KÜLTÜREL BİR SIFATA BÜRÜNDÜK”

    ‘İnsan kimin ekmeğini yerse onun kılıcını sallar’ diyen Kureyşan Ocağı’ndan Yusuf Yıldız, “Tarihsel sürece baktığımızda asırlardır taliplerin ekmeğini yedik o yüzden biz sadece Hakk’ın kılıcını salladık. O yüzden biz gittiğimiz her yere adalet götürmeye çalıştık. Herkes farklı bir Alevilik diyor sonra birileri de bizimle ilgili karar verdiğinde kırk parçaya bölünüyoruz. Din hangi toplumda devletin hükmü altına girerse o günkü iktidarın hükmü altına girmiş olur. Cemevlerimiz düne kadar cümbüş eviyken ne oldu da bugün Alevi açılımı adı altında bir kültürel sıfata büründük ve biz bugün kültürel sıfatı kabul edenler ile kabul etmeyenlerin arasında kaldık” diye belirtti.

    “BİZİM BİR AN ÖNCE BENLİKTEN ÇIKIP BİZLİĞİ YAKALAMAMIZ LAZIM”

    Yıldız, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Bende vergi veriyorum. Benim ibadethanemin elektrik ve su faturası ile idari personelin maaşını ödesin. Ama benim inanç önderimi kendine bağlayacak ekonomik destek vermesin, onu bizim toplumumuzun vermesi lazım. Benim inancım ibadet olarak kültür değil, o yüzden bugün geldiğimiz nokta çok tehlikeli bir nokta, mevcut iktidarın seçim zamanında bunu yapması da gayet normal. Bu işin sonu çok kötü bizim bir an önce benlikten çıkıp bizliği yakalamamız lazım.”

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim merkezde yeni bir cemevi yapılıyor-VİDEO

    Dersim merkezde yeni bir cemevi yapılıyor-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Demokratik Alevi Dernekleri ortaklığında yapılacak olan Gazik Wuşène Seyd Cemevi’nin hafriyat çalışması başladı. PSAKD Dersim Şube Başkanı Ekber Kaya, “İnancımızın yaşaması ve yaşatılması, gelecek nesillere aktarılması çok önemli. Dersim inançsal anlamda büyük bir saldırı altında, o yüzden inancımızın bizler tarafından mutlaka korunması gerekiyor” dedi.

    Dersim’de inanca yönelik asimilasyon politikaları uzun süreden beri devam ediyor. Alevi köylerine cami yapılması ve karakollardan hoparlörle ezan okutulması gibi uygulanan birçok asimilasyon uygulaması toplumun tepkisini çekiyor. Dersim’de bulunan Tunceli Cemevi’nin asimilasyonun merkezi olarak çalıştığı gerekçesiyle halk, Dersim merkezde yeni bir cemevi ihtiyacı olduğunu uzun yıllardır dile getiriyordu.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ve Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) ortaklığında ve kentteki demokrasi bileşenlerinin destekleriyle Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Gazik Wuşène Seyd Cemevi’nin hafriyat çalışması başladı.

    PSAKD Dersim Şube Başkanı Ekber Kaya, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Gazik Wuşène Seyd Cemevi’nin yapılma sürecine ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “DERSİM’DE ALEVİ İNANCININ DOĞRU TEMELDE YAŞATILMASI GEREKİYOR”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin Dersim’de cemevi ve sosyal tesis açma projesinin her zaman olduğunu ifade eden Kaya, “Geçmiş belediye ve şu an ki belediyeyle diyaloglarımız oldu, biz aslında nüfusun %60’nın yaşadığı Atatürk Mahallesi’nde yapmak istiyorduk ancak birçok yasal engelle karşılaştık. Cumhuriyet Mahallesi’nde bulunan alan Belediye Meclisi’nin kararıyla derneğimize tahsis edildi. Bu kötü dönemde hükümetlere yaranmak için kuyruğa girmiş, inancı pazarlayanların çok olduğu bir dönemde inancımızı doğru yaşamak ve yaşatmak çok önemli. Dersim’de Alevi inancının doğru temelde yaşatılması için böyle bir çaba içerisine girdik. Dersim merkezde bulunan cemevi; müftülüğün, valiliğin ve hükümetlerin emrinde bir şube gibi çalışıyor” diye belirtti.

    “AMACIMIZ SADECE CEMEVİ YAPMAK DEĞİL”

    Cemevi projesinin yakın zamanda hafriyatına başladıklarını belirten Kaya, “Amacımız sadece bir cemevi yapmak değil, cemevleri son 50 yıldır Alevilerin hayatında var. Yaşamın her alanı bizim için ibadethanedir. Bizim tek isteğimiz cemevlerinde elektrik ve su faturalarımızın ödenmesi değil. Aleviliğin merkezi olan Dersim’de bu sesin yükseltilmesi gerekiyor” dedi.

    “İNANÇ AKADEMİSİ YAPMAK İSTİYORUZ”

    Yapacakları cemevinde sosyal tesis, aşevleri, derslikler olacağını dile getiren Kaya, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “İnancımızın yaşaması ve yaşatılması, gelecek nesillere aktarılması çok önemli. Bizim amacımız sadece cemevi ve sosyal tesisle sınırlı değil aynı zamanda imkân sağlayarak dost kurumlarımızla birlikte inanç akademisi yapmak istiyoruz. Dersim inançsal anlamda büyük bir saldırı altında. O yüzden inancımızın bizler tarafından mutlaka korunması gerekiyor. Cemevinin kış mevsiminde projesini ve ruhsat işlemlerini tamamlayacağız, mart ayıyla da birlikte hızla cemevi ve sosyal tesis projemizi hayata geçirme gayreti içerisinde olacağız.”

    PİRHA/DERSİM

  • Dede Kamil İçöz: Alevileri asimile etme konusunda bir yapılanmaya doğru gidildi

    Dede Kamil İçöz: Alevileri asimile etme konusunda bir yapılanmaya doğru gidildi

    PİRHA- AKP hükümetinin Alevi politikalarını eleştiren Hacı Bektaş Veli Ocağı’ndan Dede Kamil İçöz, Aleviliğin her şeyden önce bir inanç ve Yol olduğunu vurguladı. İçöz, “Dedelerin maaşa bağlanması konusunda da derneklerimizin görüşlerine katılıyorum. Hakkullah’la yapılan işlerin değeri maddiyatla ölçülemez. Asimile etme konusunda bir yapılanmaya doğru gidiliyor” dedi. 

    AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ‘Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Başkanlığı’ kurulacağını açıklamasına tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu’nda cemevleri ile ilgili düzenlemelerin de yer aldığı torba kanun teklifinin ilk 8 maddesi kabul edildi. Düzenlemenin Meclis Genel Kurulu’ndan geçmesi durumunda belediyeler imar planlarken, bölgenin şartları ve ihtiyaçlarını göz önüne alarak cemevleri için yer ayıracak. Ayrıca cemevi inşası için kaymakam veya validen de izin alınması gerekecek. İsteyen dedelere ise kadro verilerek maaş bağlanacak.

    Isparta Gönen’de Yolu sürdüren Hacı Bektaş Veli Ocağı’ndan Dede Kamil İçöz, hükümetin Alevilere yönelik politikalarını eleştirdi.

    “KURUMLARIMIZIN DEVLETLE BİR BAĞLANTI İÇERİSİNDE OLMASI UYGUN DEĞİL”

    Aleviliğin her şeyden önce bir inanç ve Yol olduğunu aktaran Kamil İçöz, “Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin, ulularımızın önderliğinde gelişen bir yol. Bizim kurumlarımızın devletle bir bağlantı içerisinde olması uygun bir durum değildir” dedi.

    İçöz, dedelerin maaş almasının doğru olmadığını belirterek şunları kaydetti:

    “Dedelerin maaşa bağlanması konusunda da derneklerimizin görüşlerine katılıyorum. Daha önce de bununla ilgili çalıştaylar yapıldı. Bu çalıştaylar hiç iyi sonuçlar vermedi. Asimile etme konusunda bir yapılanmaya doğru gidildi. Hakkullah’la yapılan işlerin değeri maddiyatla ölçülemez diye düşünüyorum. Alevilerin talepleri haklı taleplerdir. Biz bu taleplerimiz için mücadele etmeye devam edeceğiz. Cemevleri de Kültür Bakanlığına bağlanacak. Biz bir kültür değiliz ki. Biz kültürel bir etkinlik yapmıyoruz. Biz bir inancız. Ehlibeytin varoluşundan bugüne kadar oluşturulan bir yapıyız. Aleviler olarak duruşumuzu her zaman sergilemeliyiz. Bu yapılanların amacının ne olduğu belli. Hüseyin’in duruşunu iyi sergilememiz gerekiyor. Ali’nin cesaretini, Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin yolunu Yol düsturuyla sürdürmemiz gerektiğini düşünüyorum.”

    Melis CİDDİOĞLU/ISPARTA

    İLGİLİ HABERLER:

    Dede Kamil İçöz: İkinci bir Muaviye dönemini yaşıyoruz-VİDEO
    Dede Kamil İçöz’den ‘gri dede’ tepkisi: Ben dedeyim demekle dede olunmuyor!-VİDEO

  • Abdal Musa Dergâhı Postnişini’nden iktidara: Sen önce cemevini yasal statüye kavuştur–VİDEO

    Abdal Musa Dergâhı Postnişini’nden iktidara: Sen önce cemevini yasal statüye kavuştur–VİDEO

    PİRHA – Abdal Musa Dergâhı Postnişini Hüseyin Eriş, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulacağı belirtilen Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığına ilişkin konuştu. İktidara seslenen Eriş, “Konuşacak hiçbir şey yok. Önce sen bizim ibadethanemizi yasal bir statüye kavuştur bakalım” dedi.

    Alevi inancını özgün bir inanç olarak tanımayıp ‘Kültürel faaliyet’ kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlamak isteyen AKP iktidarına tepkiler dinmiyor.

    Abdal Musa Dergâhı Postnişini Hüseyin Eriş, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulacağı belirtilen Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığına dair konuştu. Hükümetin samimi olmadığına vurgu yapan Hüseyin Eriş, “Bu mevcut düzen 20 yıldan beri iktidarda. Ne düşündüğünü, tercihlerinin ne olduğunu çok iyi biliyoruz. Dolayısıyla samimi olmadığını hatta cemevlerinin yasal statüye kavuşması için hiçbir adım atmadığını, hala cemevlerinin ibadethane statüsünde olmadığını söyleyen bir düşünceyi biz kabul etmiyoruz” dedi.

    “ALEVİLİK HAYATIN KENDİSİDİR”

    Hüseyin Eriş, “Biz dedeler, babalar olarak bunların Aleviliğe verebileceği hiçbir şey olmadığını söyleyebiliriz” diyerek şöyle devam etti:

    “Çünkü bir geçmişi, cemevlerine karşı bir duruşları var. Cemevlerinin ibadethane olmadığını, hala daha ısrarla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ibadethane statüsünde bir karar aldığı halde mevcut iktidarın bunu kabul etmediği bir dönemde bunları konuşmak abesle iştigaldir diye geliyor bana. O yüzden de samimi görmüyorum.

    Aleviler 1000 yıldan beri hatta insanlığın var oluşundan bu tarafa vardır. Alevilik bir inançtır, Alevilik bir kültür bir yaşam biçimidir, Alevilik hayatın kendisidir. Kadınıyla, erkeğiyle, çevresiyle, ağacıyla, kuşuyla Alevilik vardır, bundan sonra da var olacaktır. Bunu seçmeye, bunu bölmeye iktidarların gücü yetmemiştir, bugünkü iktidarın da gücü yetmeyecektir.”

    “ÖNCE İBADETHANEMİZİ YASAL BİR STATÜYE KAVUŞTUR BAKALIM”

    Abdal Musa Dergâhı Postnişini Hüseyin Eriş, AKP’nin 2023 seçimlerine yatırım yaptığını belirterek, “Alevilere yapılan, ağzına bir bal çalmaktır. Bunu kabul eden Aleviler olmayacak mıdır? Olacaktır. Pir Sultan, bunu yüzlerce yıl önce söylemiş ‘Her ağacın kurdu özünden olur’ diye. Bizi bizden başkası bölüp parçalayamaz. Dolayısıyla bunlar olacaktır ama Alevilik devam ediyor, edecek. Daha insanlık var olduğu sürece de kendi başına özgür çevresiyle kadınıyla, erkeğiyle, bütün evren ile yaşamaya devam edecektir” dedi.

    Samimiyet olmadığını ifade eden Eriş, şunları kaydetti:

    “Madem ki 1400 cemevini gezdin, buraya da geldiler. Bizim birinci talebimiz ‘cemevleri ibadethanemizdir’ bunu bir geçirelim bakalım meclisten. Yani bu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne rağmen hala daha mevcut iktidar bunu göz ardı ediyorsa biz neyi konuşacağız? Konuşacak hiçbir şey yok ki. Önce sen bizim ibadethanemizi yasal bir statüye kavuştur bakalım. Ben ne yapacağım senin seçeceğin 11 adamı, bana ne yapacak?

    Kültür Bakanlığına bağlandığımızda Kültür Bakanlığı bize ne yapacak? Cemlerimizi mi değiştirecek? 12 hizmetimi kaldıracak? Kadınları cemevinden mi dışlayacak? Ne yapacak. Bunlar konuşulacak şeyler değil, samimi olmak lazım. Sen bizi tanımıyorsun ki kardeşim. Sen bizi tanımadın ki. Sen bizi olması gereken birinci sınıf vatandaş sıfatında görmüyorsun ki. Biz neyi tartışacağız?

    Aleviler işini bilir Alevilik devam eder onu bölmeye parçalamaya kimsenin gücü yetmez, bugüne kadar yetmemiş bugünden sonra da yetmeyecektir.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Erhan Rüzgar: Alevi inancında ihtiyaçlar halkla birlikte karşılanır, dedelere maaş olmaz-VİDEO

    Erhan Rüzgar: Alevi inancında ihtiyaçlar halkla birlikte karşılanır, dedelere maaş olmaz-VİDEO

    PİRHA-AKP’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde ‘Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ oluşturma ve cemevlerini oluşturulan bu birime bağlama planının Alevi inancını asimile etmek için yapılan bir plan olduğunu belirten Ağuçan Ocağı’ndan Erhan Rüzgar, “Cemevleri Kültür Bakanlığına bağlama planı Alevileri bölüp, parçalamak için atılmış adımdır” dedi.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ‘Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Başkanlığı’ kurulacağını açıklamasına tepkiler gelmeye devam ederken, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu’nda cemevleri ile ilgili düzenlemelerin de yer aldığı torba kanun teklifinin ilk 8 maddesi kabul edildi.

    Düzenlemenin Meclis Genel Kurulu’ndan geçmesi durumunda belediyeler imar planlarken, bölgenin şartları ve ihtiyaçlarını göz önüne alarak cemevleri için yer ayıracak. Ayrıca cemevi inşası için kaymakam veya validen de izin alınması gerekecek.

    “ALEVİ İNANCINI ASİMİLE ETMEK İÇİN YAPILAN BİR PLANDIR”

    İktidarın Alevilere olan yaklaşımının samimi olmadığını söyleyen Ağuçan Ocağı’ndan Erhan Rüzgar, “İktidarın yaptığı politikalar seçimlere yönelik bir yatırımdır. Alevi inancını asimile etmek için yapılan bir plandır” dedi.

    Rüzgar, cemevlerinin bakanlığa bağlanmasına da tepki göstererek, şunları ifade etti:

    “Cemevleri Kültür Bakanlığına bağlı olduğu zaman devletin belirlemiş olduğu bir program dâhilinde hareket etmesi anlamına gelir. Cemevlerinin Kültür Bakanlığına bağlanmak istenmesi Alevi inancını kendi özünden uzaklaştırmak ve Alevileri bölüp, parçalamak için atılan adımlardır. Birçok dede maaş alma hesabı yaparak devlete yanaşıyor ancak Alevi inancında ihtiyaçlar halkla birlikte karşılanır. Devlet Alevileri parçalamaya çalışıyor ve devletten yana olan dedeler de var” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Yazar Dalkılıç: Alevileri Sünnileştirerek Alevi inancını yok etmek istiyorlar-VİDEO

    Yazar Dalkılıç: Alevileri Sünnileştirerek Alevi inancını yok etmek istiyorlar-VİDEO

    PİRHA-İktidarın, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde ‘Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ oluşturma ve cemevlerini oluşturulan bu birime bağlama planına tepki gösteren Yazar Rıza Dalkılıç, “Alevi inancını tanımayan bir zihniyet Alevi örgütlerine danışmadan Aleviler hakkında karar veriyor, yapılanlar Alevi inancını yok saymadır” dedi.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ‘Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Başkanlığı’ kurulacağını açıklamasına tepkiler gelmeye devam ederken, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu’nda cemevleri ile ilgili düzenlemelerin de yer aldığı torba kanun teklifinin ilk 8 maddesi kabul edildi. Düzenlemenin Meclis Genel Kurulu’ndan geçmesi durumunda belediyeler imar planlarken, bölgenin şartları ve ihtiyaçlarını göz önüne alarak cemevleri için yer ayıracak. Ayrıca cemevi inşası için kaymakam veya validen de izin alınması gerekecek.

    “ALEVİ İNANCINI YOK ETMEK İSTİYORLAR”

    Devletin hiçbir dine müdahale etmemesi gerektiğini vurgulayan Yazar Rıza Dalkılıç, “Bütün dinler ve inançlar özgür bir şekilde kendi geleceklerini belirleyerek ibadetlerini yaparlar. Kul ile tanrı arasına devletin de dâhil kimsenin girmemesi gerekiyor. Aleviliğin farklı bir inanç olduğunu devletin kabul etmesi lazım. Her inancın ibadet yerleri farklıdır Alevilerinde ibadet yeri de cemevleridir. Alevi inancını tanımayan bir zihniyet Alevi örgütlerine danışmadan Aleviler hakkında karar veriyor. Yapılanlar Alevileri yok saymadır. Cemevlerini Kültür Bakanlığı’na bağlama projesinde uzun yılları kapsayacak şekilde Alevileri Sünnileştirerek Alevi inancını yok etmek istiyor” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersimli yurttaşlar: Biz Aleviyiz, inancımızı tanımayan devlet bizi de tanımaz-VİDEO

    Dersimli yurttaşlar: Biz Aleviyiz, inancımızı tanımayan devlet bizi de tanımaz-VİDEO

    PİRHA-İktidarın, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde ‘Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ oluşturma ve cemevlerini oluşturulan bu birime bağlama planına tepki gösteren Dersimli yurttaşlar, “Bizim inancımıza göre cemevleri ibadethanemizdir ama devlet sanki inancımız tiyatroymuş gibi cemevlerini Kültür Bakanlığına bağlamak istiyor” dedi.

    İçişleri Bakanlığı bünyesindeki bir ekibin, Alevi kurumlarını gezerek maddi yardım teklifinde bulunması ve AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ‘Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Başkanlığı’ kurulacağını açıklamasına tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Dersimli yurttaşlara, cemevlerinin Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlanacak olmasını sorduk.

    “CEMEVLERİ İBADETHANE OLARAK KABUL EDİLSİN”

    Cemevlerinin Alevilerin ibadethanesi olduğunu belirten Ali Metin, “Bizim inancımıza göre cemevleri ibadethanemizdir ama devlet bize ayrımcılık yapıyor. Sanki inancımız tiyatroymuş gibi cemevlerini Kültür Bakanlığına bağlamak istiyor. Cemevleri ibadethane olarak kabul edilsin ve bütün haklarımız tanınsın. Bizi su ve elektrik faturalarıyla kandırmasınlar, biz inancımızdan vazgeçmeyeceğiz” diye belirtti.

    “HÜKÜMETİN ALEVİLERE YAKINLAŞMASI SEÇİM YATIRIMIDIR”

    Cemevlerinin ibadethane olarak tanınması gerektiğini dile getiren Binali Turan, “Cemevleri halk tarafından yapılıyor, su ve elektrik faturalarına da halk yardım ediyor. Hükümet eğer samimiyse cemevlerini ibadethane olarak kabul etsin. Hükümetin Alevilere yakınlaşması seçim yatırımıdır. Seçimler bittikten sonra Kürtlerde, Alevilerde unutuluyor. Devletin bütün inançlara eşit yaklaşması gerekiyor” dedi.

    “CEMEVLERİ İBADETHANEMİZDİR”

    Bülent Yüksel de, Türkiye’de bütün inançlara saygılı bir hükümet olsaydı Alevi inancının tanınmış olacağını söyleyerek, “Aleviler 25 milyona yakın nüfusa sahip bir topluluk. Devlet cemevlerini ibadethane olarak kabul etse dünyanın sonu mu gelecek? Devletin ülke içerisinde yaşayan halklar ve inançlarla barış içerisinde yaşaması gerekiyor ki refah seviyemiz yükselsin. Ben Aleviyim, benim inancımı tanımayan beni de tanımaz. Ben ötekileştirilmek istemiyorum, cemevleri ibadethanemizdir. Eğer Türkiye’de birlik ve beraberlik içerisinde yaşanılması isteniyorsa Alevi inancı tanınmak zorunda” diye konuştu.

    Cihan BERK/DERSİM