Etiket: anayasa

  • Alevi Dedesi: YSK yüzünden sandıkta kaybettik-VİDEO

    Alevi Dedesi: YSK yüzünden sandıkta kaybettik-VİDEO

    PİRHA – Anayasa değişikliğine ilişkin halk oylaması sonrası YSK’nın oylar sayılırken aldığı hukuksuz ve usulsüz karara tepkiler devam ediyor. Garip Dede Dergahı Dedesi ve İmam Rıza Ocağı Piri Hüseyin Doğan, referandum sonuçlarını, referandum sonrası üçüncü kez uzatılan OHAL’in etkisini PİRHA’ya değerlendirdi. Doğan, “Bunlar 2019 seçimine hazırlanıyor, bunun için Alevilere iyi davranıp oylarına talip olmaya çalışacaklar” dedi.

    16 Nisanda yapılan referandum seçim sonuçlarına tepkiler her geçen gün artarak devam ediyor.

    “Referandum sonuçları, bütün anketlerde ‘Hayır’ın önde olduğunu hatta başa baş gittiklerini gösteriyordu” diyen Garip Dede Dergahı Dedesi Hüseyin Doğan, “Biz de Garip Dede Dergahında halkın nabzını ölçtük. Bizce Hayır kazandı. Fakat YSK yüzünden sandıkta kaybettiğimizi düşünüyorum. Biz yine de kazandık, onlar da bunun farkında” dedi.

    Referandumda çıkan Evet’in Aleviler üzerindeki etkisini de değerlendiren  Doğan, Alevilerin bir çatı altında toplanabildiklerine dikkat çekerek şunları belirtti;

    “Alevi birlikleri artık bir araya gelebiliyor. Bunlar 2019 seçime hazırlanıyor o sebeple belkide Alevi kurumlarına ve kesimlerine iyi davranacak, belki bazı hakları da verip onların oyuna talip olmaya çalışacak.”

    Referandum sonrası OHAL’in üçüncü kez üç ay daha uzatılmasını değerlendiren Doğan, “OHAL’i kullanıyorlar. Referandumda yenilgiye uğradıkları için, olayları başka yerlere çekmeye çalışıyorlar. Bunun da mazeretlerini, FETÖ ile mücadele ettikleri için uzattıklarını söylüyorlar ama halk bunun farkında. Bunun bir bahane olduğunu biliyoruz” şeklinde konuştu. (HABER MERKEZİ) 

    Haberin Videosu

     

     

  • ‘Erdoğan politikaları göçmenleri zora soktu’

    ‘Erdoğan politikaları göçmenleri zora soktu’

    PİRHA-Avusturya Yeşiller Partisi milletvekili Berivan Aslan, PİRHA’ya yaptığı açıklamada, Gezi direnişinden bu yana Avrupa’daki Türkiyeli göçmenlerin sol partilere karşı  Avrupa daki AKP lobi organizasyonu ‘UETD’ (Avrupalı Türk Demokratlar Birliği) gibi kurumlar tarafından kışkırtıldığına dikkat çekti. Aslan, bu nedenle göçmen çalışmalarının sekteye uğradığını ve kendilerini 15 yıl geriye götürdüğünü söyledi.

    Avusturya referandum sonrası en çok gündeme gelen Avrupa ülkeleri arasında yer alıyor. Avusturya’da 108 bin 561 seçmenin kullandığı oylardan yüzde 73,23 oranında evet çıktı. Bu sonuç Avusturya siyasetinde olduğu gibi kamuoyunda da tartışmalara neden oldu. Akabinde Avusturya İçişleri Bakanı Wolfgang Sobotka, Avusturya vatandaşı olduktan sonra yasadışı yollarla yeniden Türk vatandaşı olanlara para cezası verilmesi konusunda hazırlık yapıldığını açıkladı. Referandum sonucu Avusturya’da bulunan Türkiyeli göçmenlerin uyumu konusunu da tartışmaya açtı. Avusturya Parlamentosu’nda Türkiye’deki antidemokratik uygulamalara karşı referandum öncesi süreçte gündemde ses getiren tartışmalar yaşanmıştı. Avusturya Parlamentosu, aldığı kararla Türkiye ile yaptığı silah ticaretini durdurmuştu. Bu karar AB ülkeleri arasında Türkiye’ye uygulanan ilk ambargo olma özelliği açısından önemli bir karardı.

    Ekim 2013 tarihinde yapılan seçimlerden bu yana Federal Parlamento’da yer alan Avusturya Yeşiller Partisi Milletvekili Berivan Aslan ile Avusturya’da referandum yankılarını konuştuk.

    Konya Kulu’lu olan Aslan, Innsbruck Üniversitesi Siyasal Bilimler ve Hukuk Fakültesi’nden mezun. 2007 yılından bu yana entegrasyon, insan ve kadın haklarıyla ilgili çalışmalar da yapıyor.

    Avusturya’da referandum sonuçlarına göre yüzde 73 evet çıktı. Bunu nasıl okumak gerekiyor?

    Farklı faktörleri var. Avusturya’da yaşayan göçmenlerin çoğu, Türkiye´den kırsal kesimden gelen, eğitim seviyesi düşük olan, fazla politik olmayan, sorgulamayan, araştırmayan bir kitleden oluşuyor. Modern dünyaya entegre olmakta zorlanan bir seçmen kitlesi. Bu seçmen kitlesinin aynısını Avrupa’da sağ ve ırkçı partilerde görebiliriz. Demokrat ülkelerde yaşayıp, bir başka ülkeye ‘anti-demokratik’ bir oy vermek çok basit.

    AKP’nin lobi organizasyonları Avusturya’da Erdoğan karşıtı olan insanları deşifre kampanyaları başlattılar, dolayısıyla bu korku politikası nedeniyle, bir çok insanı demokratik haklarını uygulamakta engelediler. Birçok Kürt, Alevi, Ermeni ve solcu Türkler için büyükelçilikler her zaman bir travma yeri olmuştur tarihte. Deşifre kampanyaları da eklenince, bir çok insan bu travmayı zihnen aşıp, gidip oyunu kulanmadı, dolayısıyla adil bir seçimden bahsedemeyiz.

    Diğer bir faktör ise, Avrupadaki Türkiyeli göçmenlerin büyük bir yüzdeliği sadece AKP’nin medya organlarını takip etmesidir. Objektif haber veren Türkçe ya da Almanca yayın yapan programlar insanların siyasi gelişmeleri farklı bir perspektiften görmesini sağlayacaktır.

    Berivan Aslan

    Almanya’da DİTİB imamlarına casusluk suçlamaları vardı. Benzer bir durum Avusturya’da da yaşandı. Avusturya Türk İslam Birliği (ATİB) üzerinden casusluk suçlamaları gündemdeydi. Bu ve benzeri örgütlenmelerin referandum seçimleri üzerinde etkisi oldu mu?

     AKP lobi organizasyonları ATİB ve MÜSİAD gibi kurumlarla  zaten işbirliği içersindeydi; dolayısıyla seçim sonucuna da hepsinin etkisi oldu. Deşifre ve casusluk kampanyalarından ve MİT´in Avrupa’daki çalışmalarından sonra Avusturya’daki Başbakanlık hareket geçti. Bakanlıklar araştırmaya başladılar.

    Bununla beraber ‘Evet’ kampanyası yapan camiler ve kuruluşlar dürüst davranmadılar. Erdoğan politikasını Avrupa’ya taşımak ve Avrupa’da kışkırtıcı bir tutum sergilemek göçmenleri bulundukları ülkeden uzaklaştırdı. Erdoğan eksenli politika yaygınlaştıkça, Türkiyeli göçmenler daha çok baskı altına alındı ve bununla beraber, yabancı düşmanlığı arttı ya da göçmenlerin hakları açısından sıkıntılar yaşandı. Örneğin Avusturya’da sonuç ‘Evet’ çıktıktan sonra, Avusturya’nın İçişleri Bakanı Sobotka çifte vatandaşlarının sadece Avusturya vatandalığından çıkartılmasını değil de aynı zamanda 5 bin Euro para cezası talep etti.
    Evet kampanyası yapanlar; Türkiyeli göçmenlerin hayat koşullarını daha da zorlaşacağını, Türkiye’yi Avrupa’dan daha da uzaklaştırdıklarını, bununla beraber Türkiye’nin Avrupa Birliği ile olan ticari anlaşmalarını tehlikeye attıklarını,  aynı zamanda vize ve vatandaşlık koşullarını, göçmen politikalarının daha da zorlaşacağını hesaplamadılar ya da gündeme getirmediler.
    Bu aslında Erdoğan’ın kendi iktidar gücü için yurtdışında bulunan vatandaşlarını ve Türkiyeli göçmenleri kendi çıkarları için harcadığının belirtisidir.

    Avusturya siyaseti bu durumu nasıl değerlendiriyor, bakış açısı nasıl?

     En son ben ve Avusturya parlamentosunda bulunan tüm parti ve fraksiyon başkanlarıyla beraber Erdoğan siyasetini eleştiren bir bildiri imzaladık. Parlamento’da bulunan tüm milletvekilleri de aynı zamanda bu bildiriyi imzaladı. Bu bildiride, muhalif tutsakların serbest bırakılması, basın özgürlüğünün ve insan haklarının korunması vardı. Bu Avrupa medyasında büyük bir yankı uyandırdı.
    İnsan haklarından, demokrasiden, kadın haklarından ve basın özgürlüğünden konuşan bütün siyasetçileri de, Türkiye’de yaptıkları gibi ‘terör sempatizanı’ olarak ilan ettiler. Oysa Türkiyeli göçmenlerin haklarını koruyan ve ırkçı siyasete tepki gösteren tek partiler yeşiller, solcu ve sosyal demokrat partilerdir. Fakat Gezi olaylarından bu yana Avrupa’daki Türkiyeli göçmenleri bu partilere karşı kışkırtan da yine Avrupa daki AKP lobi organizasyonu ‘UETD’ (Avrupalı Türk Demokratlar Birliği) gibi kurum ve yandaşları oldu. Bu siyasetle göçmenlenler için yaptığımız onca emek boşa gitti ve bizi 15 yıl  geriye götürdü.

    Sizin anti demokratik uygulamalara karşı herhangi bir çalışmanız oldu mu?

    Çok oldu. Devrimci ve solcu kimliğine sahip olan bir milletvekili olarak, olan bitene sessiz kalmıyorum, bu yüzden sürekli evetçilerin hedef tahtası haline geliyorum. Viyana sokaklarında benim resimlerimin olduğu pankartlarla yürüyüşler düzenlendi, sosyal  medyada sürekli şahsıma yönelik kışkırtma kampanyaları var ve neredeyse Türkiye konulu her televizyon programında Erdoğan yandaşları tarafından adım anılıyor. Bunun tabiki ırkçı tarafı da var. Avusturya Parlamentosu’nda, Berivan’ isimli bir milletvekillini kendilerine yediremiyorlar, siyasi platformdan uzaklaştırmak istiyorlar. Onlar saldırdıkça, ben cevabımı kararnameler ve siyasi çalışmalarımla veriyorum. Ayrıca böyle bir zihniyet tarafından hedef tahtası haline gelmek benim için bir onurdur.

    Avusturya Parlamentosu oy birliğiyle Türkiye’ye silah ambargosu kararı aldı. AB ülkeleri arasında Türkiye’ye uygulanan ilk ambargo olma özelliği taşıması nedeniyle önemli bir karardı. Türkiye’ye karşı benzeri yaptırımlar uygulanmalı mı? Avrupa’nın tutumu ne olmalı sizce?

    Elbette, bunu mülteci istemeyen ve barış isteyen ülkelerin hepsi uygulamalı. Despot rejimlerine 2017 yılında silah yardımı yapmak, sadece çağdışı bir siyasi karar değil, aynı zamanda insanlık dışı bir karardır. İktidarlar insan ölümlerinden kazanç sağlayan silah şirketlerini beslemekten vazgeçmeli artık.

     

    Elif SONZAMANCI

     

  • Turgay Özkan: Demokratik bir anayasa çalışması yapılmalı

    Turgay Özkan: Demokratik bir anayasa çalışması yapılmalı

    PİRHA – Geçtiğimiz pazar günü yapılan referanduma dair tartışmalar uzun süre devam edeceğe benziyor. PSAKD Genel Sekreteri Turgay Özkan seçimin yapıldığı koşuları ve yaşanan usulsüzlükleri değerlendirdi. Özkan, “Demokratik bir anayasa çalışması yapılmalı ve seçim tekrar edilmelidir” dedi.  

    Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) “mühürsüz oyların geçerli sayılması” yönündeki kararına tepkiler devam ediyor. Alevi Kurum temsilcileri de YSK’nın verdiği kararları eleştirerek, seçimin tekrar edilmesini istedi. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Sekreteri Turgay Özkan  seçim sonuçlarını PİRHA’ya değerlendirdi.

    Devletin resmi kanallarının sadece ‘Evet’ için çalıştıklarını ve eşitsiz koşullarda seçim yapıldığını dile getiren Özkan, ‘Hayır’ diyenlerin kendilerini ifade edebilecekleri bir zemin oluşturulmadı. Kendi emekleriyle sokak sokak, ev ev, kişi kişi, kapı kapı haklılığından ve savunduğu meşru değerler üzerinden hayır’ı anlatılar” dedi.

    “ANAYASALAR TOPLUMSAL İTTİFAKIN YAZIYA DÖKÜLMÜŞ HALİDİR”

    YSK’nın son anda karar verdiği değişikliğin, referanduma gölge düşürdüğünü söyleyen Özkan, “Onların evetçi ittifakı, saray ittifakı, referanduma giderken bir şer ittifakını sürekli gözümüze sokup, hayırcıları marjinal, tırnak içinde terörist, bu ülkeyi karanlığa sürükleyenlermiş gibi gösterip kendi evetlerine dair herhangi bir savunma gerçekleştirmeden hayır’ı kötüleyerek halkı kandırmaya çalıştılar” diye konuştu.

    Halkın sandıkta cevabı verdiklerini ancak mühürsüz oy pusulasını kabul ederek bir tür ayak oyunlarıyla ‘Evet’in çıktığını meydanlarda haykırdıklarını kaydeden Özkan, “Bu halkımızın vicdanında kabul edilecek bir durum değil. Çünkü anayasa özgünlüğü, toplumsal ittifakın yazıya dökülmüş halidir. Toplumu kucaklamayan bir anayasanın bizim gözümüzde bir karşılığı yoktur, tıpkı askeri cunta rejiminin gölgesinde yazılmış anayasa gibi” diye belirtti.

    “HALKIMIZDA VE VİCDANIMIZDA BU ANAYASANIN KARŞILIĞI YOKTUR”

    1980 Anayasası da %92 ile ‘Evet’ oyu aldığını hatırlatarak şunları söyledi Özkan, “Tarih bize gösteriyor ki 1980 Anayasası da hakların kardeşliğini, barışa olan sevdasını, barışçıl yanının toplumsal sözleşmesi değildi. Şu anda yapılmak istenen anayasa da halklarının kendini ifade etmediği, inançların özgür olmadığı bir anayasa. Referandumun bu kadar şaibeli,  bu kadar eşitsiz koşullarda yapılmış olması, halkımızın ve vicdanımızın karşılığının olmadığı bir anayasa çalışmasıdır. Seçimde her ne kadar  ‘Evet’in çıktığını söyleseler bile halkımızın gözünde kaybetmişlerdir. YSK’nın verdiği bu karadan dönmesi ve seçimin tekrar yapılması gerekir.”

    Mevcut anayasanın da Türkiye toplumunda bütün dinamikleri temsil eden, bütün renkleri kendi içerisinde barındıran bir anayasa değişikliğine gidilmesi gerektiğini vurgulayan PSAKD Genel Sekreteri Turgay Özkan, “Çünkü 1980 Anayasası da şuan değiştirilmeye çalışılan anayasa ve getirmeye çalıştıkları maddelerde haklarımızın, inançlarımızı hiçbir şekilde kabul ettiği, kendisini temsil ettiği bir anayasa değil. Bunun için tam demokratik bir anayasa çalışması başlatılmalıdır” diye konuştu.

    Son olarak Özkan, “Gözaltında bulunanlar serbest bırakılmalı, herkesin eşit bir şekilde kendini ifade edebileceği, eşit bir şekilde çalışabileceği bir referanduma tekrar hazırlanmalıdır” dedi.

    Cebrail ARSLAN /ANKARA

    Haberin Videosu

     

  • Köln’de ‘Hayır’ımıza sahip çıkıyoruz’ eylemi-VİDEO

    Köln’de ‘Hayır’ımıza sahip çıkıyoruz’ eylemi-VİDEO

    PİRHA- Türkiye’de referandumunun ardından, sandıklarda usulsüzlükler yapıldığı gerekçesiyle düzenlenen protesto eylemleri yayılırken, Avrupa’da da protesto eylemleri düzenleniyor. Bergisch Gladbach Eğitim ve Kültür Merkezi Başkanı Halil Yılmaz, Haziran Hareketi’nden Zahide Genç, Leverkusen Alevi Dergahı yöneticilerinden Hanım Ökmen, sanatçı Pınar Aydınlar ve Maraş Girişimi NRW temsilcisi Salman Ökmen, referandumun sonucunu ve yaşanan usulsüzlükleri PİRHA’ya değerlendirdi. 

    Almanya’nın Köln kentinde‚ ‘Hayır’ımıza sahip çıkıyoruz’ eylemi düzenlendi. Hayır oyu kullanan bir çok seçmen Dom Kilisesi önünde biraraya gelerek, referandum oylamasında yapılan usulsüzlükleri protesto etti. Eylemde Çiler Fırtına, kamuoyunu Almanca bilgilendirirken, Hayati Paşahan ise Türkçe bilgi verdi.

    Referandum sonuçlarına tepki gösteren seçmenler tepkilerini PİRHA’ya değerlendirdi.

    Bergisch Gladbach Eğitim ve Kültür Merkezi Başkanı Halil Yılmaz referandumda çıkan sonuçların şaibeli olduğuna dikkat çekerek, AKP’nin devletin bütün imkanlarını kullandığını kaydetti. Sandıklar kapanır kapanmaz hızla sayımın yapıldığını ifade eden Yılmaz, hayır’ın beklentilerinin altında olduğunu, fakat seçim sonuçlarında hayır’ın kazandığını belirtti.

    “SOKAKLARA ÇIKIP MÜCADELE ETMELİYİZ”

    Referandum sonuçlarını kabul etmediklerini dile getiren Yılmaz, şunları kaydetti:

    “Biz Aleviler değil sadece, demokrasi ve insan haklarını savunan herkesin sorunudur. Buna karşı bir tavır sergilemeliyiz. Aleviler ve bu sistemin karşısında olan herkes zarar görecek. Ne kadar gariptir ki, İstanbul’da Sultangazi Cemevi’nin yıkım kararı çıkıyor. Bize gözdağı vermek istiyorlar. Yıkım kararı durdu ama yarın başka bir yeri yıkacaklar. Yılmamak, direnmek gerekiyor. Sokaklara çıkıp, demokrasi için mücadele etmeliyiz.”

    “DEVLET KURUMLARI AKP HÜKÜMETİNE ÇALIŞIYOR”

    Haziran Hareketi’nden Zahide Genç ise eşitsiz koşulda, OHAL koşullarında referanduma gidildiğine dikkat çekerek, devletin bir çok kurumunun, medyanın AKP hükümetine çalıştığını, buna rağmen halkın kendi çabası ile sokaklarda direnişi örgütlediğini kaydetti. Baskılara rağmen ciddi bir hayır cephesinin oluştuğunu ifade eden Genç, sandıkları koruduklarını ama oyların çalındığını belirtti. YSK’nın kararları konusunda Türkiye’de şikayet için başvurulacak bir merci bulunmadığını dile getiren Genç, bu nedenle tepki göstermek için YSK’nın sonuçları açıklamasını beklemenin bir anlamı olmadığını söyledi.

    Leverkusen Alevi Dergahı yöneticilerinden Hanım Ökmen ise bütün Türkiye’nin tek bir adama teslim edilemeyeceğini ifade ederek, “Erdoğan’ın başa gelmesi Alevileri daha çok göçe zorlar. Mesela Maraş’ta bir göç yaşanmıştı, şimdi yine insanlar göçe zorlanacak’’ dedi.

    “HAYIR DEMEKTEN VAZGEÇMEYİZ”

    Zor bir süreçten çıktığımıza dikkat çeken sanatçı Pınar Aydınlar ise referandum sonrası süreç hakında şu noktalara değindi:

    “Zor bir süreçten çıktık. Sonucun bu olacağını bilerek bu kavgaya katıldık. Dün vardık, bugün varız, yarın da varolacağız. Aslında o sandıklarda hayır çıktığını bütün dünya biliyor. Biat kültürü ile kendini vareden sistemin piyonları sandıklardan ‘evet’ çıktı sonucunu bize dayatıyorlar. Biz bunu kabul etmiyoruz. Hem Türkiye’de, hem de Avrupa’nın dört bir yanında alanlara çıkarak direne direne kazanacağız. Bizler Gezi, Suruç, Ankara, Nusaybin, Gever gibi bir çok katliama tanıklık etmişiz. Hiçbirimizin geleneği, kavgası, tarihi, sandıklara bağlı değildir. Bizler demokratik alanlarda mücadele yürütmek istiyoruz. Demirtaş ve Yüksekdağ’ın tutuklanması ile beraber HDP milletvekillerinin iradeleri tutsak edildi. Dost ve düşman da bilsinki baskı ve yok etme politikalarına rağmen biz kazanacağız. Kerbela’da İmam Hüseyin, Pir Sultan’ın, Cizre’de bodrumda çağrı yapan Mehmet Tunç’un duruşu nasılsa bizim tarihimiz orada yatıyor. Bizler Seyid Rıza’nın torunlarıyız. Hayır demekten de vazgeçmeyiz.”

    Maraş Girişimi NRW temsilcisi Salman Ökmen de Alevilere büyük sorumluluk düştüğünü dile getirerek, zulmün yaşandığı bir coğrafyada direnmek zorunda olunduğunu söyledi. Sultangazi Cemevi’nin yıkım kararına da tepki gösteren Ökmen, yarın başka bir cemevine de sıranın gelebileceğini bu nedenle Alevilerin birlik içinde mücadele etmesi gerektiğini belirtti.

    Elif SONZAMANCI

    Haberin Videosu:

  • Murat Işık: Kitlesel olarak itiraz büyütülmeli-VİDEO

    Murat Işık: Kitlesel olarak itiraz büyütülmeli-VİDEO

    PİRHA – Seçim sonuçlarını ve seçimin yapılış biçimini değerlendiren Demokratik Alevi Derneği Ankara Şubesi Eş Başkanı Murat Işık, “Kitlesel bir şekilde bu itirazı güçlendirmek için çabalamalıyız” dedi.

    Geçtiğimiz Pazar günü gerçekleşen referandumda Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) kanuna aykırı bir biçimde mühürsüz zarfları geçerli sayması yönündeki kararına tepkiler büyüyor. Konuya ilişkin Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şube Eş Başkanı Murat Işık PİRHA’ya konuştu.

    Türkiye bir şekilde seçim sürecine sokuldu ve bu seçim sürecinin antidemokratik olduğunu kaydeden, Işık, “Referandumun yapılma biçimi toplumsal güçlerinin kendilerini ifade etmesi konusundaki yaratılan zemin adeta militarist baskıcı bir ortamda referandum süreci yapıldı. Demokrasi güçleri kendilerini ifade etmeyi bırak sokak ayağı dahi yasaklandı” dedi.

    “DEVLET HER TÜRLÜ OLANAKLARI KULLANDI”

    Devletin seçimde her türlü olanakları kullandığını söyleyen Işık, “Devletin bürokrasisi, polisi, askeriyesi, kaymakamı, valisi, hakimi, savcısı bir bütün devlet kurumları başkanlık sistemi için, bu tekçi anlayışa çalıştılar. Referandumun kendisi zaten halkların, inançların, Türkiye’deki tüm ötekilerin kendini içinde bulacağı anayasal bir değişiklik sistemi referandumu değildi” diye konuştu.

    Türkiye halklarının demokratik hakkını kullanarak sandığa gittiğini ve tekçi anlayışı kabullenmediklerini belirttiklerini kaydeden Işık, “Türkiye halkları, Türkiye’deki inanç kesimleri, emekçiler, mağdurla, mazlum ve ötekiler, bu tekçi anlayışa, başkanlık rejimine, bu tek adam yönetimine, ‘Hayır’ dediler ve izin vermiyoruz dediler. Bir şekilde 1 Kasım seçimleri gibi oldu bittiye getirildi. Bir sivil darbe ile bu sonuçta yok edildi.”

    “SEÇİMİ KAZANAN ‘HAYIR’ CEPHESİDİR”

    “Bu seçimi kazanan ‘Hayır’ cephesidir, emekçilerdir, inanç kesimleridir, Alevilerdir ve halklardır” diyen Murat Işık,”Kaybeden bence Türkiye’deki bu diktatöryal ve otokratik yapıyı savunan, ırkçı, militarist kesimlerdir. Zorla irade gasp edilip bir sonuç çıkartılmışsa da aslında bir başkan kendin yüzde 50’lik oyla Türkiye’de başkanlık yapamaz diyebilirim” dedi.

    “HAK GASPLARINA İZİN VERİLMEMELİDİR”

    DAD Ankara Eş Başkanı Murat Işık, bundan sonra ne yapılması gerektiğini ise şöyle anlattı:

    “Hayır cephesinin var olan sinerjiyi hiç bölmeden, dağıtmadan yeni bir örgütlülüğe kavuşturması lazım. Hakkının gasp edilmesine asla izin verilmemesi gerekiyor. Hızla, kitlesel olarak bu itirazı büyütmelidirler. Bu itirazı ve bu feryadı güçlü bir şekilde duyurması gerekiyor. Bu ülkede yüzde 50 üzerinde ‘Hayır’ cephesinin aldığı oyun önemli bir oy olduğu ve Türkiye’deki vicdan sahibi kesimlerin bu cephenin aldığı oyu güçlü bir şekilde dile getirmesi, mücadeleye dönüştürmesi, bunu devletin hukukuna ve devletin insafına bırakmaması gerekiyor. Bence burada aslında devletin kendisi tezgahın içerisindeydi. Bu anlamda da aslında Türkiye’nin kurumsallaşmasında devlet yapısı aşındırılmıştır, tartışılır duruma getirilmiştir bunun da böyle bilinmesi gerekir.”

    Son olarak Işık, “Türkiye demokrasi güçlerinin daha güçlü bir şekilde  sürece ağırlık koymasını diliyoruz. İnanç kesimleri olarak bizlerde sürekli, yaygın, kitlesel bir şekilde bu itirazı güçlendirmesi konusunda sürecinin içerisinde olacağımızı rahatlıkla belirtebiliriz” ifadelerini kullandı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

    VİDEO 

     

  • ‘YSK, iktidardan yana karar aldı, bu adaletsizlik’-VİDEO

    ‘YSK, iktidardan yana karar aldı, bu adaletsizlik’-VİDEO

    PİRHA – 16 Nisan’da yapılan referandum seçiminde oy sayımı yapılırken, son anda YSK’nın aldığı ‘Mühürsüz oylar geçerli sayılacak’ kararına tepkiler giderek büyüyor. PİRHA mikrofonuna konuşan CHP Sultangazi Kadın Kolları Başkanı Lütfiye Çam ve Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Yöneticisi Karanfil Çaylak, YSK’ya ve iktidara tepkilerini dile getirdiler. Çam ve Çaylak, “Adaletsiz bir seçim oldu. Seçimlerin iptali için dilekçe verdik” dedi.

    Seçim sonuçlarını kabul etmeyen halk, birçok kentte yürüyüş protestoları düzenliyor. Geçtiğimiz gün ise YSK’ya itiraz dilekçelerini vererek seçimin iptalini istediler. CHP Sultangazi Cemevi Kadın Kolları Başkanı Lütfiye Çam ve Sultangazi Cemevi Yöneticisi Karanfil Çaylak tepkisini PİRHA’ya anlattı.

    “SEÇİM ADALETSİZDİ”

    “Referandum sonuçlarında ‘Hayır’ın kazandığına inanıyorum” diyen Lütfiye Çam, “Çalarak, çırparak her zaman  her seçimde yaptıkları gibi yine bizim hakkımızı yediklerini düşünüyorum” dedi.

    YSK’nın iktidardan yana karar aldığını  söyleyen Çam, “Bizler YSK’nın verdiği karardan geri dönmesini istiyoruz. Seçimlerin iptal edilmesini istiyoruz” diye konuştu.

    Seçimlerin adaletsizce olduğunu ve adalet istediklerini dile getiren CHP Kadın Kolları Başkanı Lütfiye Çam, “Dilekçeyle başvuruda bulunduk. Referandum sonuçlarında haksızlık olduğu için bu seçimin iptal edilmesini istiyoruz. Seçimlerin yeniden yapılmasını ve adaletli bir şekilde yapılmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    “GÖZÜMÜZÜN İÇİNE BAKA BAKA OYLARI ÇALDILAR”

    YSK’nın kararına itiraz edenlerden biri de Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Yöneticisi olan Karanfil Çaylak.

    “Bu seçimde Türkiye için, gençler ve çocuklarımız için çok çalıştık” diyen Çaylak, “Hayır’ı da kazandık, kazanmadık değil, ama maalesef  devletimiz, Başbakanımız, Cumhurbaşkanımız gözümüzün içine baka baka yalan söyleyip, oylarımızı çaldılar” dedi.

    Çaylak, “Nereden biliyoruz? Facebook’tan, internetten yayınlandı, gördük” diye konuştu.

    “Mühürsüz oy diye birşey var mı?” diye soran Karanfil Çaylak, “Kendi sandığımda iki mühürsüz oy çıktı, iptal ettik. YSK Başkanı, Cumhurbaşkanı ve milletvekillerinin ağzına bakarak mühürsüz geçerli” dedi. O zaman oy kullanmadan önce söyleseydi mühürsüz oyların geçerli olacağını” ifadelerini kullandı.

    “MÜHÜRSÜZ OYLAR GEÇERSİZ OLUNCA BİZİM DOĞRULUĞUMUZ NEREDE” 

    Oyların mühürlü olması gerektiğini vurgulayan Çaylak, şunları dile getirdi; “Mühürsüz oylar geçersiz olunca bizim doğruluğumuz nereden çıkacak, hangi oyu kullanacağımızı nereden bileceğiz. Mecbur oylar mühürlü olması lazım. Ama maalesef bu devlet gözümüzün içine baka baka büyüğünden küçüğüne kadar hırsızlık yapıyorlar. Bunlar gece yatağa başlarını nasıl koyup uyuyorlar, bunların nasıl vicdanları var. Ellerini vicdanlarına koysunlar, vicdan mı cüzdan mı diye sorsunlar. Birde ağızlarına dini alıyorlar. Biz Müslümanız, anlımız secdeye değiyor diyorlar. Bunların sahtekar olduklarını birgün anlayacaklar” diye konuştu.

    “Solculara ve muhalefete çok haksızlık var” diye konuşan Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Yöneticisi Çaylak, “Oylarımıza haksızlık oldu ve oylarımızı çaldılar diye dilekçe verdik. Biz kazandık, kaybetmedik” diye belirtti. (HABER MERKEZİ)

    Haberin Videosu

  • AGİT’ten Türkiye’ye referandum eleştirisi

    AGİT’ten Türkiye’ye referandum eleştirisi

    PİRHA- Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) referandumla ilgili usulsüzlük iddialarının araştırılmasında Türkiye’nin işbirliğine yanaşmamasını eleştirdi.

    Alman Yayıncılar Ağı’na (Redaktions-Netzwerk Deutschland) konuşan AGİT Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Ofisi Direktörü Michael Georg Link, manipülasyon iddialarının araştırılması konusunda Türkiye’nin tutumunu “Maalesef iş birliğinden söz edilemez” sözleriyle eleştirdi.

    Link “YSK’nın yanlış ya da mühürsüz oyları geçerli sayma kararının Türk yasalarına aykırı olduğu sabittir” dedi.

    Link ayrıca , “Bizim tarafsız olduğumuz yönündeki eleştiriler açıkça siyasi güdümlü”  şeklinde konuştu

    Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nden (AKPM) gözlemciler pazartesi günü yaptıkları açıklamada, oylamanın yasal standartlara uygun olmadığı kuşkusu taşıdıklarını belirtmişlerdi.

    GABRİEL: TÜRKİYE’DEKİ GERGİNLİK BURAYA TAŞINMASIN

    Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel referandum sonrası Türkiye’deki gerginliklerin Alman toplumuna taşınmasını istemediklerini söyledi.

    Bakan Gabriel Ortadoğu ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, “Türkiye’de toplum derin bir biçimde bölünmüştür, bu bölünmüşlüğü daha ileri bir noktaya götürmekten kimsenin bir çıkarı olamaz” ifadesini kullandı.

    Gabriel açıklamasında AB’nin sınırları olduğunu vurgulayarak, Türkiye’nin idam cezasını geri getirmesinin federal hükümet açısından “bir kırmızı çizgi” olduğunu hatırlattı.

    Bakan, bu sınırın aşılması durumunda federal hükümetin Türkiye ile AB arasındaki tam üyelik müzakerelerinin kesilmesinden yana görüş belirtmek zorunda kalacağını da söyledi.

    (ES)

  • ‘Referandum seçimi katıksız bir güldürüdür’

    ‘Referandum seçimi katıksız bir güldürüdür’

    PİRHA – 16 Nisan’da referandum sonuçları açıklandı ancak, YSK’nın sayım yapılırken AKP’nin başvurusu üzerine yeni karar alıp  mühürsüz zarf ve pusulalar geçerli sayması tepkilere neden oldu. Siyasi parti temsilcilerinin yanı sıra Alevi Kurum temsilcilerinden, dedelerden, pirlerden de tepki geldi. İstanbul Okmeydanı Cemevi Dedesi ve Baba Mansur Ocağı Piri Eren Yıldırım seçim soncunu değerlendirdi.  Yıldırım,”Onurlu mücadelemize devam edeceğiz” dedi.   

    “YSK’nın seçimin bitmesinin ardından aldığı ve kabul edemediğimiz usulsüz pusulaların geçersiz sayılması kararını alması nedeniyle şaibeyle damgalanmıştır” diyen Baba Mansur Ocağı Piri Eren Yıldırım, “Seçim sandıklarından çıktığı belirtilen 2.5 milyon mühürsüz oyların iptali istenirken, YSK başkanının oy pusulaları sahte değildir açıklaması, seçimin demokratik bir alan içerisinde yapılmadığının büyük bir göstergesidir” dedi.

    “HAYIR DİYENLERİN ÜZERİNDE BASKI OLUŞTURULDU”

    Bu tartışmaların uzun zaman süreceğini söyleyen Yıldırım, OHAL koşullarında bir referandum yapıldığını söyleyerek şunları dile getirdi;

    “OHAL koşulları altında siyasi parti başkanlarının, milletvekillerinin tutuklu olduğu bir ortamda yapılan referandum oylamasının doğru olmadığını sürekli dile getirdiğini söyledi. Muhalefetin susturulduğu ve hükümetin denetimi altında olmayan, medyanın sindirildiği koşullarda yapılan seçim katıksız bir güldürüdür. Tüm devlet imkanlarının seferber edildiği medyanın da her zamanki gibi yandaşcılığını sürdürdüğünü, Cumhurbaşkanının bizzat Evet için propaganda yaptığını ve Hayır diyenlerin üzerinde oluşturulan baskıyı düşünecek olursak Hayır cephesinin kaybetmediğini ve umut verici olduğunu söyleyebiliriz.”

    “Bugüne kadar olduğu gibi bu anayasada da biz Aleviler, inancımız yer almıyor” diyen Pir Yıldırım, “Aleviler olarak, demokrasiye inananlar olarak, demokrasi mücadelesine devam edeceğiz. Umudumuzu kaybetmeden hak yolunda, insanlık yolunda onurlu mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz” diye konuştu.    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • ‘Bu ülke polis devleti olmuşsa haklarımızı koruyacağız’

    ‘Bu ülke polis devleti olmuşsa haklarımızı koruyacağız’

    PİRHA-16 Nisan referandumunda yaşanan usulsüzlüklere Alevi kurum temsilcileri, pirler ve dedelerden sonra Alevi kadınlardan da tepki geldi. YSK’nın kararının yok hükmünde olduğunu söyleyen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği yöneticisi Gülizar Taşbilek, yaşananları akıl tutulması olarak değerlendirdi.   

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Yöneticisi Gülizar Taşbilek, 16 Nisan referandumu çalışmalarında kadınların damga vurduğunu söyleyerek, “Referandum sürecinde tüm çalışmalarım seçimlerdeydi. İşe bile gitmedim. İnanç kurulları ile sivil toplum örgütleri ile işten atılanlarla birlikte çalıştık. Karşılığında gerçekten çok umutluydum” dedi.

    “Bana göre referandumu ‘Hayır’ kazandı” diyen Taşbilek, seçimlerde sandık başkanı olarak görev yaparken yaşadığı hukuksuzluğu şöyle anlattı:

    “Benim görevli olduğum sandıkta 27 tane pusula eksikti. Seçim sonuna kadar yetmezse getiririz denildi. Yarım saat kala YSK’dan isteyelim deyince biz itiraz ettik. Buna benzer birçok yerde bunlar yaşandı. Zaten pusulaların arkasında YSK’nın mührü yoktu. Bu kadar haksızlıkla bir referandum seçimini kazandın diyebilmek bana göre akıl tutulmasıdır.”

    15 Temmuz’dan bu yana OHAL adı altında muhaliflere yönelik baskıların sürdüğünü söyleyen Taşbilek, geçtiğimiz günlerde Gazi’de 2 gencin öldürülmesinin de bunların ürünü olduğunu belirtti.

    “MEŞRU BİR ANAYASA DEĞİLDİR”

    Halka yönelik tüm bu baskılara ve referandumdaki tartışmalı sonuca rağmen mücadeleye olduğu yerden devam edeceklerini ifade eden Taşbilek sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Biz Alevi kadınlar olarak tek istediğimiz ülkemizde barış ve huzur olması. Çocuklarımız sokağa çıkarken yüreğimiz ağzımızda beklemek istemiyoruz. Yüzde 49’un karşı çıktığı bir anayasa meşru değildir. Yüzde 49’unu yok sayamazlar. Bunun ikinci bir seçime gitmesi lazım. Hem de OHAL’in gölgesinde bir seçim. Bu ülke bir polis devleti olmuşsa haklarımızı korumaya çalışacağız.” (HABER MERKEZİ) 

  • ABF Başkanı: Seçimde hukuk egemenlere teslim edildi

    ABF Başkanı: Seçimde hukuk egemenlere teslim edildi

    PİRHA -Referandum seçim sonuçlarını Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Muhittin Yıldız değerlendirdi. Yıldız, “Adil bir seçim değildir. Hukuk egemen güçlerin eline teslim edilmiştir” dedi. 

    Adil bir seçim olmadığının, Türk toplumunda yaşayan, mazlumların düşüncelerine ve oy kullanmalarına pranga vurulduğunun altını çizen Muhittin Yıldız, “Hukuk ayaklar altına alınmıştır. YSK’da görev yapan hakimlere suç işletilmiştir” vurgusu yaptı.

    “Yargıda hukukun olmadığını gördük” diyen Yıldız, “Bir daha gördük ki Türkiye’deki hukuk sistemi suç işliyor, vatandaşı ayıran, erke göre hareket eden, egemen güçlerin etkisinde kalan bir hukuk sisteminin işlediğini görüyoruz. Bu da Türkiye’de yaşayan tüm halklar için, bütün toplumlar için gelecekte çok ciddi anlamda kaygı yaratacağı bir durum” diye konuştu.

    “ASLA BAŞ EĞMEDİK”

    “Aleviler olarak Kerbela’dan bugüne kadar katliamları gördük, ancak bu zulüm ve katliam karşısında asla ama asla yılmadık, bıkmadık ve baş eğmedik” diyen ABF Başkanı Muhittin Yıldız, “Bundan sonra da aynı şekilde mücadelemize devam edeceğiz. Ne zaman bu toplumda mazlumların da  hakları verilinceye kadar, son kanımıza kadar asla ve asla ilkelerimizden taviz vermeden korumaya devam edeceklerini söyledi.

    Yıldız, hukukun üstünlüğüne inanan bir yapıda hareket edilmesi gerektiğini vurgulayarak şunları belirtti;

    “Bu toplumda yaşayan sol, sosyal, demokrat, sınıf mücadelesi veren sendikalar ve biz Aleviler olarak, her zaman bu ülkede, barışın, kardeşliğin, eşit yurttaşlığın olması adına bir bütün olarak, demokratik, laik, üstünlerin hukukuna değil, hukukun üstünlüğüne inanan bir yapıda hareket etmeliyiz. Aksi takdirde, maalesef geçmişte olduğu gibi bugün de aynı şekilde temelde atılan Türk İslam sentezi arasında öteki bir anlayış arasında yok olur gideriz.”

    “SEÇİMİ KAZANAN MAZLUMLARDIR”

    7 Haziran seçiminde AKP hükumetine bir mesaj verildiğini, ancak bunu iç kavgayla, iç meseleyle, korkuyla tekrar seçim sonuçlarını değiştirdiklerini kaydeden Yıldız, “Bugün aslında düşünülmesi gereken, bu bir yenilgi değil, tamamen hukuk suçu olduğundan dolayı, hukuksal açıdan egemen güçlere teslim edilmiştir, ama vicdanlarda seçimi kazanan mazlumlardır, toplumlardır” dedi.

    Yıldız, “Bu toplum vicdanlarda bu işin böyle olmayacağını, böyle bir anayasayla yol alamayacağını dair mesaj verilmiştir” diye belirtti.

    “KENDİLERİNE AİT BİR ANAYASA HAZIRLADILAR” 

    AKP’nin toplumla ilgili bir  kaygısının olmadığının, yeni anayasa taslağını hazırlarken de toplumda bir barış projesi adına hazırlamadığının altını çizen Yıldız, şunları söyledi;

    “Gelecekle alakalı kaygıları ve bekalarını korumak adına kendilerine ait bir anayasa hazırladılar. Kişiye münhasır münferit gruplara bir projeydi. Halk, onların umurunda değil. Tamamen hileyle ve hukuksal açıdan suç işletilerek bu seçimi kazandıklarını, zafer kazandıklarını söylüyorlar ama ben vicdanlarının çok rahat olduğunu tahmin etmiyorum. AKP içinde de her ne kadar bu anlayışa evet deseler de vicdanlarını sorguladıklarını biliyorum. Mutlu değiller, onlar da kaygılılar. Ama malesef Türkiye’de hukukun olmadığını, adaletin olmadığını, adalet ve hukukun şahıslara ve egen güçlere teslim edildiğini görmüş olduk.” (S.A)

     

  • ‘Alevilere tarihsel olarak da özür borcumuz var’- VİDEO

    ‘Alevilere tarihsel olarak da özür borcumuz var’- VİDEO

    PİRHA – Zorunlu din derslerine ilişkin Antikapitalist Müslüman Hak ve Adalet Platformu Üyesi Muharrem Şaşkın, “Özgürlük ve adalet noktasında hem Alevilerin hem de inanmayanların yanındayım” dedi.

    Türkiye’de 1982 Anayasası ile din derslerinin zorunlu hale getirilmesine ve AİHM kararına rağmen hala veriliyor olmasına bir tepkide Antikapitalist Müslüman Hak ve Adalet Platform Üyesi Muharrem Şaşkın’dan geldi.

    Zorunlu din dersine ilişkin Antikapitalist Müslüman Hak ve adalet platformu üyesi Muharrem Şaşkın PİRHA’ya konuştu.

    “ANAYASA DEMEK TOPLUM SÖZLEŞMESİ DEMEKTİR”

    Ben meseleye aslında ne Aleviler nede Kürtler açısından bakmak istemiyorum diyen Muharrem Şaşkın, “Anayasa demek toplum sözleşmesi demektir. Toplum sözleşmesi ise içerik olarak din, inanç, milliyet, aidiyet gibi tüm farklılıkları içermesi gerektiğinin” altını çizdi.

    “ÖZGÜRLÜK DEMEK SADECE NEFES ALIP VERMEK DEĞİLDİR”

    Özgürlük demek sadece nefes alıp vermek değildir diyen Şaşkın şunları ifade etti:

    “Özgürlüklerimiz yaşam şeklimizi, inançlarımız, inançsızlıklarımızı, tercihlerimizi ve tercihsizliklerimizi de kapsar. Dolayısıyla ben özgürlük ve adalet noktasında hem Kürt halkının hem Alevilerin hem de inanmayanların yanındayım. Dolayısıyla biz şu anda boş şeyleri konuşuyoruz. Çünkü anayasada herkes temsil edilmeli ve toplumun tamamını kapsamalıdır.”

    “ALEVİLER VE ÖTEKİLEŞTİRİLENLERE TARİHSEL OLARAK ÖZÜR BORCUMUZ VAR”

    Şaşkın, “Bu toplumda yaşayan Aleviler, Kürtler, gayri Müslimler ve ötekileştirilmiş insanlar bu toplumda yaşayan diğer insanlara göre İki misli zulme uğramışlardır. Onlara aslında tarihsel olarak ta özür borcumuz var. Osmanlı’da duran arşivlerde hala yapılan karalamalar ve verdikleri fetvalar var. Kara dinli, kara vicdanlı, kara düşünceli insanlar, saray soytarıları ve kendini din alimi sananlar tarafından Aleviler bugünde karalanıyor ve ötekileştiriliyor.

    “BU ÜLKEDE ALEVİ, SUNNİ, KÜRT VE TÜRK AYRIMINA KARŞIYIZ”

    Bu ülkede Alevi, Sunni, Kürt ve Türk gibi ayrımlara karşıyız diyen Şaşkın “Bizim için zaten insanların bir şeye inanıp inanmadıkları önemli değildir, bizim için nasıl davrandıkları önemlidir. Zaten davranış olaraktan Aleviler daha bilinçli ve duyarlı insanlardır” diye ifade etti.

    HABERİN VİDEOSU

  • ‘Çerağımızın arkada yanması için Hayır demeliyiz’

    ‘Çerağımızın arkada yanması için Hayır demeliyiz’

    PİRHA – Türkiye’de yapılacak referandum seçimine iki gün kaldı. Ülkenin dört bir tarafında ‘Evet’ ‘Hayır’ çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor. Derviş Cemal Ocağı Piri İsmet Demir ve Kureyşan Ocağından Hamza Takmaz referandum kararlarını PİRHA’ya anlattı. 

    Türkiye’nin birçok bölgesinde yaşayan Alevi pirleri, dedeleri, kadınlar ve gençleri referandum kararlarını PİRHA’ya anlattılar ve anlatmaya devam ediyorlar. Adana Alevi Kültür Derneği ve Derviş Cemal Ocağı Pirlerinden İsmet Demir referandum seçimini değerlendirdi.

    “AYDINLIK BİR GELECEK BIRAKMALIYIZ”

    Kanaat önderlerinin, pirlerin, mürşitlerin, rehberlerin, yol önderlerine düşen en büyük görevin, referandum seçimini iyi okumak olduğunu vurgulayan Derviş Cemal Ocağı Piri İsmet Demir “Çünkü  KHK’lerle alınan kararlarla bir sürü hareketler yaptırılıyor. Eğer biz bunun karşısında her zaman dik durup hayırı toplumumuza anlatamazsak ileride gelecek nesil, geleceğini karanlık görürse bu bizim için kötü olur. Onlara aydınlık bir gelecek bırakabilmemiz için, o çerağımızın arkada yanabilmesi için bizler bu referanduma hayır demek zorundayız” diye konuştu.

    “ANALARIN, PİRLERİN BİRLİKTE MÜCADELE ETMESİ GEREKİR”

    Yani sistemin kendisi, kendi içerisinde bize karşı canavarlaştırdığını vurgulayan Demir, şunları kaydetti;

    “Emevi zihniyetinden günümüze kadar süregelen süreçler içerisinde her şeyi görüyoruz. Hangi bölgeye bakarsanız, bunların içerisinde türlü türlü sorunlarla başa çıkacak şansta değiliz. Eğitime baksak öyle, devlet kamu görevlilerine baksak içimizde herhangi bir alevinin, bürokrat, vali ve kaymakam olduğunu görmüyoruz. KHK’lerle 4 bin 5 bin kişi görevden alınıyor. 3 bininin Alevi olduğu söyleniyor. Şimdi biz bunlarla mücadele etmezsek yarın nasıl mazlumun yanında yer alabiliriz. O zaman bizim pirliğimiz, mürşitliğimiz, rehberliğimiz sorgulanır duruma düşer. Bununla ilgili eğer tüm ocaklar, ana, babagan dergahları dediğimiz tüm kurum önderleri, kanaat önderleri bununla ilgili bir çalışma yapmaz, birlikte hareket edip tavrını koymazsa gelecekte bizim için iyi şeyle olmayacaktır. Bilim konusunda, eğitim konusunda tüm bunları biz birey olarak anlatmak zorundayız.”

    “DEVRİM YAPACAK DİYE ŞERİAT GETİRDİ”

    Kureyşan Ocağından Hamza Takmaz ise 2001’deki bir gazetecinin İran’daki şahın devrilmesini hatırlatarak “Aman dikkat edin aydınlar, solcular, Aleviler. Dikkat edin bu bir aldatmacadır. Zaten Yezit’in bir devamıydı, Muaviye’nin bir devamıydı. Çağdaşlıktan söz eden adam devrim yapacak diye şeriatı getirdi” dediğini belirtti.

    Türkiye’nin de aslında aynı durumda olduğunu söyleyen Hakan Takmaz, “Aynı zihniyeti ve gericiliği getirmekte. Bugünki seçimleri de OHAL sürecinde yapması, özellikle doğudaki yapılan katliamların, baskı ve zulümlerin, Türkiye’deki aydınların, yazarların, doktorların içeri alınması bunu gösteriyor. Kenan Evren döneminde bile bu kadar basına baskı yapılmamıştır. Ama bugün her tarafta bir baskı ve zulüm var. Bunu özellikle Alevilerin görmesi gerekiyor. Herkes kendi çevresinde bir örgütlenme içerisinde olması gerekiyor diye düşünüyorum” dedi.

    Haberin Videosu

  • ‘Alevilerin kararı mutlak olarak hayır’-VİDEO

    ‘Alevilerin kararı mutlak olarak hayır’-VİDEO

    PİRHA – AKP ile MHP’nin sol muhalefetin ve kamuoyunun tepkilerine rağmen üzerinde anlaştığı anayasa değişikliği seçimine üç gün kaldı. HBVAKV Genel Başkanı Tuncer Baş referandumu değerlendirdi. Baş, “Elimizden geldiği kadarıyla hayır diyeceğiz” dedi. 

    Referandum seçiminde PİRHA’ya konuşan Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Tuncer Baş, “Alevilerin düşündüğü mutlak olarak hayır” dedi.

    “Yani bir monarşiye doğru gidiyoruz” diyen Baş, “Yol kenarında yazar; otobandan önce son çıkış diye. Diktatörlükten önce son çıkış” değerlendirmesinde bulundu.

    Referandum kararı için düşünmeye gerek olmadığını söyleyen HBVAKV Genel Başkanı Baş, “Hiç düşünmeye taşınmaya gerek yok elimizden geldiği kadar hayır diyeceğiz. Herkesin hayırını dillendirmesini sağlamaya çalışacağız” diye konuştu.

    Haberin Videosu

  • ‘Ebu Sufyan zihniyetiyle anayasa oluşturuluyor’-VİDEO

    ‘Ebu Sufyan zihniyetiyle anayasa oluşturuluyor’-VİDEO

    PİRHA – Referandum seçimini İstanbul Alibeyköy Cemevi Başkanı ve Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Hüseyin Güzelgül değerlendirdi. Güzelgül, yapılan anayasanın Ebu Sufyan zihniyetiyle bir anayasa oluşturulduğunu söyledi. 

    16 Nisan referandum seçimine üç gün kaldı. Seçimi PİRHA’ya değerlendiren Kureyşan Ocağı Piri Hüseyin Güzelgül, “Alevilerden görüş almadan Ebu Sufyan zihniyeti üzerinden yapılan bir anayasadır” dedi.

    “Aleviler asla bunu kabul etmezler” diyen Güzelgül, “Hiç kimse ama hiç kimse hele de devlet Aleviliğe müdahale etme yetkisine sahip değildir” dedi.

    Alevileri temsil edecek kurumun Alevi Bektaşi İnanç Kurulu olduğunu söyleyen Pir Hüseyin Güzelgül, “Bundan sonra Alevilik söz konusu olduğunda onları temsil eden bir kurumun olduğunu görmeleri lazım” diyerek hükümeti uyardı.

    TEKLİFTE NELER VAR?

    * Milletvekili sayısı 550’den 600’e çıkarılıyor, milletvekili seçilebilme yaşı 25’ten 18’e indiriliyor.

    * Genel seçimler dört değil, beş yılda bir yapılacak. Cumhurbaşkanı seçimi de beş yılda bir yapılacak. İki seçim için aynı gün sandığa gidilecek. Bu bağlamda bir sonraki seçimler 3 Kasım 2019’da. Yerel seçimler de 2019’un mart ayında düzenlenecek.

    * ‘Devletin ve yürütmenin başı olarak’ tanımlanan cumhurbaşkanı, 40 yaşını doldurmuş, yüksek öğrenim yapmış, milletvekili seçilme yeterliliğine sahip, Türk vatandaşları arasından, doğrudan halk tarafından seçilecek.

    * Genel oyla yapılacak cumhurbaşkanı seçiminde, geçerli oyların salt çoğunluğunu alan aday seçilecek. İlk oylamada bu çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamayı izleyen ikinci pazar günü ikinci oylama yapılacak. Bu oylamaya, ilk oylamada en çok oy alan iki aday katılacak ve geçerli oyların çoğunluğunu alan aday cumhurbaşkanı seçilecek.

    * Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanları cumhurbaşkanı atayacak ve görevden alacak. Bu yetki üst düzey kamu yöneticileri için de geçerli.

    * Cumhurbaşkanının partisiyle ilişiği kesilmeyecek, genel başkan olabilecek.

    * Cumhurbaşkanı, yetkisi kapsamındaki konularda cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilecek; temel hak ve hürriyetler, siyasi hak ve hürriyetler, anayasada kanunla düzenlenmesi öngörülen konular bu yetkinin dışında.

    * Kararname kanuna aykırı olursa kanun uygulanacak, kararname hükümsüz hale gelecek.

    * Cumhurbaşkanı, kanunu uygulanmasını sağlamak üzere ve kanuna aykırı olmamak şartıyla yönetmelik de çıkarabilecek.

    * Cumhurbaşkanı, ‘tabii afet, ağır ekonomik bunalım hallerinin yanısıra savaş, savaşı gerektirecek bir durumun baş göstermesi, ayaklanma, vatan veya cumhuriyete karşı kuvvetli ve eylemli bir kalkışma, ülkenin ve milletin bölünmezliğini içten veya dıştan tehlikeye düşüren şiddet hareketlerinin yaygınlaşması’ gibi  durumlarda OHAL ilan edebilecek.

    * TBMM, seçimlerin yenilenmesine ancak 360 milletvekilinin imzasıyla karar verebilecek; cumhurbaşkanı ise gerekli gördüğü an seçimlerin yenilenmesini isteyebilecek. Bu durumda cumhurbaşkanlığı seçimi de düzenlenecek.

    Teklif 18 madde olmasına karşın, anayasadaki 70 maddeyi ilgilendiriyor ve bu nedenle referandumda kabul edilmesi durumunda TBMM’nin bu maddelerle ilgili uyum yasalarını çıkarması gerekiyor.

    Haberin Videosu

     

  • ‘Halk, Hayır sonucunu kesinlikle çıkaracak’-VİDEO

    ‘Halk, Hayır sonucunu kesinlikle çıkaracak’-VİDEO

    PİRHA – 16 Nisan’da yapılacak referandum seçimine sayılı gün kaldı. Referandum seçimini Av.İbrahim Sinemillioğlu değerlendirdi. Sinemillioğlu, “Halk bu seçimde ‘Hayır’ sonucunu çıkaracak” dedi. 

    Referandum seçiminde Türkiye’nin dört bir tarafında yaşayan Alevilere PİRHA mikrofonunu uzattık. Bunlardan biri de Sinemilli Ocağı’na mensup Av. İbrahim Sinemillioğlu.

    Referandumun halktan kopuk, halktan uzak olduğunu vurgulayan Sinemillioğlu,”Halkın karşı çıkışı karşısında da iktidar bir cinnet getirmekte adeta. Bu cinnetin sonucunda korkarım çok daha kötü yerlere varacak” diye konuştu.

    “HALK DİRENMEYİ ÖĞRENDİ, BARAJLAR YIKILACAK”

    Halkın direnmeyi öğrendiğini  ve direnmeye devam edeceğini söyleyen Av.İbrahim Sinemillioğlu, “Bu direnişin sonunda bütün barajlar yıkılacak, onların bütün setlerini yok edecek ve halk burada hayır sonucunu kesinlikle çıkaracaktır” dedi.

    “17 Nisan sabahından itibaren Türkiye’nin içine gireceği yeni sürecin sağlıklı bir biçimde sürdürülmeye çalışılması ve böyle bir başlangıcın sağlanabilmesidir” diyen Sinemillioğlu, “İnanıyorum ki bu direncin sahibi, bunu öğrenen halk onu da çok kısa bir süre içinde kotaracaktır” dedi.

    Önümüzdeki dönemde yeni bir anayasanın hazırlık çalışmalarının başlayacağını söyleyen Sinemillioğlu, “Türkiye’nin tümüne uygun, tümüne hitap edebilen, herkesi eşit yurttaşlık çerçevesi içinde bir gören Türk, Kürt, Çerkez, Çeçen, Arap, Ermeni, Rum, Süryani’siyle herkesi bir gören bir anayasaya kavuşmayı dört gözle bekliyoruz” diye konuştu.  (HABER MERKEZİ)

    Haberin Videosu

     

  • Ankara Kızılay’da halk referanduma ne diyor?-VİDEO

    Ankara Kızılay’da halk referanduma ne diyor?-VİDEO

    PİRHA – Ankara Kızılay’da işçi, memur, emekli, ve ev kadınına mikrofonumuzu uzattık ve anayasa değişikliği ile ilgili 16 Nisan’da yapılacak olan referandumda ‘Evet’ mi ‘Hayır’ mı diyeceklerini sorduk. Halk, “Hırsızlara ve diktatörlere hayır diyeceğiz” dedi. 

    Ankara Kızılay Meydanı’nda halk PİRHA mikrofonuna referandumu değerlendirdi. Emekli İbrahim Kesici, 16 Nisan’da neden hayır diyeceğini  şöyle açıklıyor: “Padişahlıktan millete, milletten tekrar tek adama kul olmak istemiyoruz. Yargı bağımsızlığı ve denetim yok. Aldatılan adamlarla bir yere gidilmez.”

    Hüseyin Ülger ise, “Emekliyim. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak hayatımda bu hükmet kadar emekliye, işçilere, zulüm eden başka hükmet görmedim. Bunlar tam anlamıyla vurguncu, soyguncu temsilcileri, emekçilerin sırtından trilyonlarca para kazananlardır. Hırsızlara ve diktatörlere ‘hayır’ deyin, Eğer hayır demezseniz bir daha seçim yapmazlar” diye konuştu.

    “TANIDIKLARIMI HAYIR’A TEŞVİK EDİYORUM”

    Ben hayırcıyım diyen Garip Şentürk ise, “Tek kişiye, ben oğluma bile tapuyu vermiyorum. Ona mı vereceğim. Tanıdıklarımı ‘hayır’a teşvik ediyorum” dedi.

    “Ben de referandumda hayır diyeceğim. 12 Eylül referandumunda da bu referanduma da da ‘hayır’ diyeceğim” diyen Mustafa Meriç, “Çünkü kırıntılar noktasında olsa da bir demokrasi var tek adam rejimi faşizmdir. Faşizm altında yaşamak yerine daha özgürlükçü, daha demokrasi daha eşitlikçi bir ülkede yaşamak elbette hepimizin isteğidirdedi.

    Cebrail ARSLAN / ANKARA

    Haberin Videosu

     

     

     

  • Serin: Yavuz Sultan zihniyeti geri geliyor

    Serin: Yavuz Sultan zihniyeti geri geliyor

    PİRHA -İstanbul’da yaşayan Bingöl Karer nüfusuna kayıtlı Baba Mansur Ocağına mensup Hıdır Serin Referandum’a ilişkin PİRHA’ya konuştu. Serin “Yavuz Sultan Selim geri geliyor diye düşünüyorum” değerlendirmesinde bulunuyor.

    Pir Haber Ajansı olarak Referandum seçimi boyunca Alevi toplumunun çeşitli kesimlerine mikrofon uzattık. Mirofonumuza konuşan Alevi toplumunun neredeyse tamamı hayır diyor. Baba Mansur ocağı mensuplarından Hıdır Serin’de Hayır diyenlerden biri.

    Alevilerin kesinlikle Hayır demesi gerektiğini vurgulayan Hıdır Serin, “Yavuz Sultan Selim geri geliyor diye düşünüyorum. Nasıl ki Yavuz Sultan Selim, Alevi katliamlarını yaptı, aynısı geliyor” dedi.

    Serin, “Bu süreçte herkesi düşmanca, vahşice gözaltına aldılar. Bu sebeple Alevilerde çok uyanık olmalıdır” diye konuştu.

    “Aleviler ellerini vicdanlarına koysunlar, öyle oylarını kullansınlar” diyen Serin, “Aleviler hayırdan yanadır. Zaten evet diyemezler. O zihniyette olan, evet diyen kişi Alevi değil, insan değildir.”

    Alevi çalıştayları ve Hz. Ali’nin doğum gününü kutlamalar gibi şeylerin bir tuzak olduğun vurgulayan Baba Mansur Ocağından Hıdır Serin, “Seçim geldiğinde Alevilere bir şeyler atıyorlar. Alevilerin içinde de bu tuzağa düşen bazı kurumlar var. Zaten adamlar bir taraftan cümbüş evi diyor, bir taraftan bizim dedelerimizin evine gidip saygı göstermeden postumuza oturuyorlar. Hiçbir değerimize saygı göstermiyorlar” ifadelerini kullandı.

    Hıdır Serin, “Aleviler bu tuzağa düşmemelidir. Yani nasıl Ortadoğu Proje diyorlarsa bu da bir projedir. Aleviler bu projeleri yemezler.  Alevi olan kişi buna inanmaz” diye konuştu.

    Haberin Videosu

     

  • ÇEDF Başkanı Turan: Geleceğe ‘Hayır’ımız olsun

    ÇEDF Başkanı Turan: Geleceğe ‘Hayır’ımız olsun

    PİRHA – 16 Nisan’da yapılacak referandum seçimine günler kala Türkiye’nin dört bir tarafında seçim çalışmaları devam ediyor. Referandumu ÇEDF Başkanı Turan değerlendirdi. Turan, “En büyük kaygımız çocuklarımızın ve ülkemizin geleceği. Bu iki yaşam sebebimiz için hayati bir dönüm noktasına geldik” dedi.  

    Başkanlığı ön gören referandum seçimi 16 Nisan Pazar günü yapılacak. Referandum çalışmaları devam ederken geçtiğimiz gün demokratik yöre dernekleri bir araya gelerek Hayır kararlarını açıklamışlardı. Bu Hayır’a çağrıcı olan Çağdaş Erzurum Dernekler Federasyonu Başkanı Ali Turan PİRHA’ya konuştu.

    “ZORUNLU SEBEPLERLE TOPRAĞIMIZDAN AYRILIP GELDİK”

    Herkesin muhtemelen zorunlu sebeplerle toprağından ayrılıp, farklı coğrafyalarda ekmeğini ve geleceğini arayan, derneklerimiz sayesinde bir nebze olsun dayanışma göstererek birbirlerine destek olmaya çalışan insanlar olduğunu söyleyen  Ali Turan, ” En büyük kaygımız çocuklarımızın ve ülkemizin geleceği. Bu iki yaşam sebebimiz için hayati bir dönüm noktasına geldik. 16 Nisan’daki seçim, geleceğimizi belirleyecek bir halk oylamasıdır” dedi.

    “ÜLKENİN GELECEĞİNİ BELİRLEYECEK BİR SEÇİM”

    “16 Nisan’da yapılacak seçim ile sadece bir kişinin kendi istediği yönetim biçimini, hukuk ve demokrasi keyfiyetini dayatmasını oylamıyoruz” diyen Turan, “Bütün ülkenin, dahası beraberindeki tüm coğrafyanın gelecek yüzyıllarını belirleyecek bir seçimi oyluyoruz” diye konuştu.

    “YAKIN VE UZAK GELECEKTE NASIL BİR TOPLUM OLACAĞIMIZIN SEÇİMİ”

    Demokratik ve özgür bir ülke mi yoksa bir derebeylik mi olacağımızı, barış içerisinde parlamenter bir devlet mi yoksa işgale hazır bir Cumhuriyet mi  olacağımızın belirlendiği bir seçim olduğunu söyleyen Turan, “Bu sadece bir anayasa değişikliği değildir. Yakın ve uzak gelecekte nasıl bir toplum olacağımızın, herhangi birinin keyfiyetine göre yönetilip yönetilmeyeceğimizin, bütün eğitim ve üretimimizin birinin kölesi olup olmayacağının oylamasıdır” dedi.

    “GELECEĞİMİZİ OYLAYACAĞIZ”

    ÇEDF Başkanı Ali Turan, geleceğimizi oyladığımız bir seçimdir diyerek sözlerini şöyle sürdürdü.

    İktidarın bugünkü koşullarda bile dürüstlük, kanun, ahlak adına en küçük bir umut ışığı vermezken sınırsız yetkilerle başa gelebilecek daha kötü birinin nelere mâl olabileceğini, inançlı insanların duyguları, ülkenin tüm varlıkları, muhaliflerin yanlışları hiç durmadan her türlü yüzsüzlükle sömürülürken, ülke kutuplaşmaya, bölünmeye, savaşa sürüklenirken, tüm hukuki, ekonomik ve sosyal özgürlüklerimiz acımasızca ellerimizden alınırken sesimizi duyup yardım edebilecek biri olup olmamasını. Sırtımızı dayayıp hakkımızı arayabileceğimiz bir hukuk sistemi olup olmamasını, yarının olup olmayacağını yani geleceğimizi oylayacağız.”

    Turan, “Ümit ediyorum ki ‘Hayırlı’ bir geleceğimiz olsun“ifadesini kullandı.

  • Yurtdışında referandum için oy verme işlemi sona erdi

    Yurtdışında referandum için oy verme işlemi sona erdi

    PİRHA-Anayasal değişikliklerin oylanacağı referandum için yurtdışında 27 Mart tarihi itibarı ile başlayan oy verme işlemi 9 Nisan Pazar akşamı saat 21.00’de sona erdi.

    Resmi olmayan sonuçlara göre, Almanya, ABD, Arnavutluk, Avustralya, Avusturya, Azerbaycan, Bahreyn, Belçika, Birleşik Arap Emirlikleri, Bosna Hersek, Bulgaristan, Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı, Cezayir, Çek Cumhuriyeti, Çin, Dani̇marka, Finlandiya, Fransa, Güney Afrika, Gürcistan, Hollanda, Irak, İran, İrlanda, İspanya, İsrail, İsveç, İsviçre, İtalya, Japonya, Kanada, Katar, Kazakistan, Kırgız Cumhuriyeti̇, Kosova, Kuveyt, KKTC, Lübnan, Lüksemburg, Macaristan, Makedonya, Mısır, Norveç, Özbekistan, Polonya, Romanya, Rusya, Singapur, Sudan, Suudi Arabistan, Tayland, Türkmenistan, Ukrayna, Umman, Ürdün, Yeni Zelanda ve Yunanistan’daki temsilciliklerde 1 milyon 275 bin 168 seçmen oy kullandı.

    Yurt dışında kullanılan oylar, 11 Nisan Salı günü özel uçaklarla Türkiye’ye gönderilecek.

    Gümrük kapılarında ise 74 bin 444 seçmen oy kullandı. Böylece yurt dışında toplam 1 milyon 346 bin 612 seçmen tercihini yaptı.

    Gümrük kapılarında oy kullanma işlemi 16 Nisan tarihine kadar devam edecek.

    Yurt dışında seçmen kütüğüne kayıtlı 2 milyon 972 bin 676 seçmen bulunuyor. Yurtdışı seçmenlerinin en yoğun yaşadığı ülke Almanya. Almanya’da 1 milyon 423 bin seçmen bulunurken, Almanya’dan sonra sırasıyla Fransa’da 323 bin, Hollanda’da 251 bin, Belçika’da 136 bin, Avusturya’da 107 bin seçmen bulunuyor.

    Yurt dışındaki seçmenler referandum dolayısıyla 4. kez oylarını kullanmış oldu. Yurtdışında oy kullanma hakkı 10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimi ile başladı. Daha sonra 7 Haziran 2015 Genel Seçimleri ve 1 Kasım 2015 Genel Seçimlerinde yurtdışındaki seçmenler  sandık başına gitti.

    (ES)

  • ‘Dayatılan anayasaya ‘hayır’ demek ödevdir’-VİDEO

    ‘Dayatılan anayasaya ‘hayır’ demek ödevdir’-VİDEO

    PİRHA-16 Nisan’da yapılacak olan halk oylamasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan akademisyen ve anayasa hukukçusu İbrahim Kaboğlu, anayasanın barış projesi olduğunu ve devlet tarafından bir tür savaş projesi olarak dayatılan bir anayasaya hayır demenin her yurttaşın ödevi olduğunu söyledi. 

    Anayasa hukukçusu ve akademisyen İbrahim Kaboğlu referanduma ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu. Kaboğlu, şu anda bir referandum kampanyası sözcüğünü kullanamayacağımız derecede tek yanlı bir dönemde olduğumuzu belirtti.

    “HAYIR DİYENLER TERÖRİZE EDİLİYOR”

    Kaboğlu, “Bütün iktidar partisi, muhalefet partisi, külliye, hükumet ve bütün devlet güçlerinin evet için seferber edildiği, hayır diyenlerin farklı düşünenlerin medyaya giriş hakkının olmadığı, üstelik onların devlet tarafından resmen terörize dildiği bir ortamdayız” dedi. Kaboğlu böyle bir ortamda anayasal referandum kampanyasından söz etmenin mümkün olmadığını vurguladı.

    “YÜRÜTÜLME TARZI BİLE HAYIR DEME NEDENİ”

    İçinde bulunduğumuz sürecin hem hukuk dışı, hem tek yanlı, hem de demokratik meşruluğunun tartışmalı ve zor bir süreç olduğuna dikkat çeken Kaboğlu “Sürecin bu şekilde yürütülme tarzı bile neden hayır denilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Belki de demokrasi için hayır demek lazım. Hukuk için hayır demek lazım, Türkiye’nin barışı için hayır demek lazım” şeklinde konuştu.

    Anayasanın bir barış projesi olduğuna dikkat çeken Kaboğlu şunları ifade etti:

    “Yani anayasa Türkiye barışını sağlayacaksa buna anayasa denir. Ancak devlet tarafından bir anayasa değişikliği savaş yöntemleriyle ve bir tür savaş projesi olarak lanse edilirse, dayatılırsa o zaman buna hayır demek herhalde Türkiye Cumhuriyetinin her yurttaşının sadece hakkı değil bir ödevidir.” (HABER MERKEZİ)

    Haberin Videosu