Etiket: cami

  • Alevi kurumlarına çağrı: ‘Haydi çocuklar camiye’ projesine karşı örgütlenelim-VİDEO

    Alevi kurumlarına çağrı: ‘Haydi çocuklar camiye’ projesine karşı örgütlenelim-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Mamak Şube Sekreteri Fadime Türkyılmaz, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ‘Haydi çocuklar camiye’ projesinin çocuklara psikolojik baskı yapacağını belirterek, Alevi kurumlarına  da bu projeye karşı örgütlenme çağrısında bulundu. 

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın yarıyıl tatilinde uygulamaya koyduğu “Haydi çocuklar camiye” projesine tepkiler büyüyor. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Mamak Şube Sekreteri Fadime Türkyılmaz da projenin çocukların psikolojisini bozacağını söyleyerek tepkilerini dile getirdi.

    “BU PROJEYE KARŞI ‘HAYIR’I ÖRGÜTLEYELİM”

    Eğitimde bu tür dinci uygulamaların 4+4+4 sistemiyle başladığını ifade eden Türkyılmaz, eski KESK üyesi olarak 4+4+4 sistemine ‘hayır’ derken çocuk gelinlere, çocuk işçiliğine ‘hayır’ dediklerini kaydetti. Milli Eğitim Bakanlığı’nın her seferinde “Türkiye bir mozaiktir” açıklamalarını hatırlatan Türkyılmaz, bu mozaikte yer alan diğer din ve inanç mensubu çocuklara zorunlu din dersi verdiklerini belirtti. Türkyılmaz, AİHM kararlarına rağmen zorunlu din dersi uygulamasının devam ettiğini kaydetti.

    Tüm Alevi kurumlarına bu projeye karşı ‘hayırı’ örgütlemek için çağrı yapan Türkyılmaz, “Dillendirecek sözümüz varsa örgütleyecek gücümüz de var. Dur demek zorundayız, yoksa yok olmakla karşı karşıyız” dedi.

    Türkyılmaz, Milli Eğitim Müdürlüğü’ne de şöyle seslendi:

    “Ey Milli Eğitim Müdürlüğü biz bu ülkede vardık, varız ve var olacağız. Bizleri asimile etmenize izin vermeyeceğiz. Birleşeceğiz ve sonuna kadar mücadele edeceğiz. Bir gün tarih sizleri değil direnenleri yazacak.”

    HAYDİ ÇOCUKLAR CAMİYE PROJESİ HAKKINDA

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) yarıyıl tatilinde de çocukları camilere taşımak üzere dinci vakıf ve derneklerle protokol imzaladığı ortaya çıktı. Protokol kapsamında 6-13 yaş arası çocukların beş vakit namaz kılmak için camiye götürüleceği, cemaate yetişmeleri ve duaları ezberlemeleri durumunda puan kazanarak yarışmaya katılacakları belirtildi.

    Bu arada Bakanlık, okullarda “Kuran ve sünnet bütünlüğü” konulu bilgi yarışması adı altında ‘cinsel istismar’ hikayesi bulunan kitap dağıtımı için izin verdiği Server Gençlik ve Spor Kulübü’yle yeni bir işbirliği protokolü daha imzaladı.

    MEB ile dernek arasında imzalanan “Haydi çocuklar camiye projesi”nin amacı hakkında “Hedefimiz ‘Ağaç yaşken eğilir’ atasözünden yola çıkarak çocuklarımıza camide cemaatle namaz kılma şuuru kazandırmak, camilerimize gitmenin milli ve manevi sorumluluğumuz olduğu bilincini vermek ve güzel ahlaklı nesiller yetişmesine katkı sağlamaktır” denildi.

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın, Server Gençlik ve Spor Kulübü ile imzaladığı protokolle 81 ilde 2 bin 500 camide projeyi gerçekleştirerek Türkiye genelinde 50 bin çocuğa ulaşılması hedefleniyor.

    Geçen sene 25 ilde pilot olarak uygulanan bu uygulama bu sene Türkiye geneli okullarda 6-13 yaş arası çocukların 21-31 Ocak tarihleri arasında yani sömestr tatilinde ‘Haydi çocuklar camiye’ gibi bir proje yürütülüyor.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

     

  • MEB tatilde çocukları 5 vakit camiye götürecek

    MEB tatilde çocukları 5 vakit camiye götürecek

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın çocukları yarıyıl tatilinde camilere taşıyarak dini yarışmalar düzenleyeceği öğrenildi. MEB ile Server Gençlik ve Spor Kulübü’nün imzaladığı protokol 6-13 yaş arası çocuklara yönelik olduğu belirtildi.

    MEB’in, bazı vakıf ve derneklerle protokol imzalayarak yarıyıl tatilinde binlerce çocuğu camiye götürmeyi hedeflediği öğrenildi. Yapılan işbirliği kapsamında 6-13 yaş arası çocuklara 5 vakit namaz kıldırılacağı, cemaate katılmaları ve duaları ezberlemeleri durumunda puan kazanarak yarışacakları belirtildi.

    ‘CİNSEL İSTİSMAR’ ANLATAN DERNEKLE PROTOKOL

    Ozan Çepni’nin Cumhuriyet’te yer alan haberine göre Bakanlık daha önce okullarda “Kuran ve Sünnet Bütünlüğü” konulu bilgi yarışması adı altında ‘cinsel istismar’ hikayesi içeren kitap dağıtımına izin verdiği Server Gençlik ve Spor Kulübü’yle yeni bir iş birliğine daha imza attı. Yarışmanın haberi “Haydi Çocuklar Camiye Projesi” “Hedefimiz ‘Ağaç yaşken eğilir’ atasözünden yola çıkarak çocuklarımıza camide cemaatle namaz kılma şuuru kazandırmak, camilerimize gitmenin milli ve manevi sorumluluğumuz olduğu bilincini vermek ve güzel ahlaklı nesiller yetişmesine katkı sağlamaktır” denilerek duyuruldu.

    MEB’in dernek ile imzaladığı protokolle 81 ilde 2 bin 500 camide projeyi gerçekleştirerek Türkiye genelinde 50 bin çocuğa ulaşılması hedefleniyor.

    HER NAMAZ AYRI PUAN

    Sloganlarından biri de “Namazını camide kıl, puanları topla, ödülülünü kap” olan projede, çocukların katıldıkları namazlar ve ezberledikleri surelerden puan kazanması planlandı. Projeye katılacak çocuklar her namaz vakti için farklı puanlar toplayacak. Sabah namazı 10 puan, öğle namazı, ikindi namazı ve akşam namazı 5 puan, yatsı namazı ise 8 puan olarak değerlendirilecek. Ayrıca 6-7 yaş “A kategorisi”, 8-9-10 yaş “B kategorisi”, 11-12-13 yaş çocukların da “C kategorisi” olarak değerlendirilecek.

    Yarışmada A grubu için 7, ikinci grup için 16 ve C grubu için de 23 sure belirlendi. Ayrıca çocukların puan kazanabilmek için katıldıkları her namazdan sonra cami görevlilerinin yoklamasına katılması da istendi. Böylece çocukların farklı camilerde namaz kılması durumunda ise cami görevlisiyle görüşerek asıl kayıtlı olduğu camideki görevlinin bilgilendirilmesi amaçlandı.

  • Cemevi önündeki korsan hoparlör sorunu sürüyor-VİDEO

    Cemevi önündeki korsan hoparlör sorunu sürüyor-VİDEO

    PİRHA- İstanbul Sarıyer’deki Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Sarıyer Şubesi Ayazağa Cemevi önündeki elektrik direklerine bağlanan korsan hoparlörün tüm resmi kurumlara başvurulmasına rağmen  aylardır kaldırılmamasına ve sorumluların bulunmamasına tepki gösteren cemevinin dedesi İbrahim Erdoğan, “Bu sorunun kaynağının nerede olduğuna ilişkin devlet bize hesap vermek zorundadır” dedi.

    Geçtiğimiz aylarda bir sabah İstanbul Sarıyer’deki Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Sarıyer Şubesi Ayazağa Cemevi önündeki elektrik direklerine hoparlör takıldı. İki direkte bulunan beş hoparlörden ezan sesi yükselmeye başladı. Son hoparlör ise aşure lokmalarının dağıtıldığı gün takıldı. Kim tarafından konduğu belli olmayan, beş vakit ezan yayını yapan ve mahalleli tarafından tepki ile karşılanan korsan hoparlörler tüm resmi kurumlara başvurulmasına rağmen halen kaldırılmadı.

    Ayazağa Cemevi önüne takılan ve halen kaldırılmayan 6 korsan hoparlöre ilişkin Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Sarıyer Şubesi Ayazağa Cemevi ve Ağuçan Ocağı dedelerinden İbrahim Erdoğan Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    “TÜM RESMİ KURUMLARA BAŞVURDUK SONUÇ ALAMADIK”

    Ayazağa Cemevi’nin önüne geçtiğimiz aylarda 6 tane korsan hoparlörün getirilip takılarak ezan dinletildiğini belirten Erdoğan, “Bu hoparlörlere gerek olmadığını çünkü bütün camilerde ezanı herkes duymakta. Ayazağa’da en az 8 tane cami var zaten. Bu camilerin bölgedeki halka yeterli geldiğini yetkililere söyledik. Bu 6 tane korsan hoparlörü getirip Ayazağa Cemevi’nin önün takılmasının art niyetli olarak yapıldığını söyledik. Ve resmi makamlar olan kaymakamlığa, belediyeye, müftülüğe başvurduk. Bunların hiçbirinde sonuç alamadık” dedi.

    “DEVLET BİZE HESAP VERMEK ZORUNDA”

    “Belediye kaymakamlığa, kaymakamlık belediyeye, kaymakam valiye yönlendiriyor ve bu zamana kadar sorunu çözemediler” diyen Erdoğan, “Halen bu sorun devam ediyor. Bu art niyetlilere karşı devletin gücünün de zayıf olduğuna inanıyoruz. Bu sorunun kaynağının nerede olduğuna ilişkin devlet bize hesap vermek zorundadır.” şeklinde konuştu.

    PİRHA İSTANBUL

     

    İLGİLİ HABERLER

    Korsan hoparlörden Müftülüğün haberi yokmuş 

    Korsan hoparlör olayı meclise taşındı

  • Şahin: Gitmediğimiz camilerin masraflarını karşılamak zorunda değiliz-VİDEO

    Şahin: Gitmediğimiz camilerin masraflarını karşılamak zorunda değiliz-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Genel Sekreteri Onur Şahin, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaldırılması gerektiğini söyledi. Şahin, “Biz gitmediğimiz camilerin masraflarını karşılamak zorunda değiliz.” dedi.

    Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt’un cemevini ziyaret eden Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’tan iki imam hatiplinin dede olarak atanmasını istemesinin ardından Diyanet İşleri Başkanlığı’nın (DİB) varlığı yeniden tartışma konusu haline geldi.

    Konuyla ilgili PİRHA’ya konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Sekreteri Onur Şahin, “Alevileri asimile etmeye çalışan, geçen yaptıkları bir açıklamayla deistleri hedef gösteren Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaldırılması gerekmektedir” dedi.

    Devletin inançlar konusunda tarafsız bir tutumunun olması gerektiğini belirten Şahin konuşmasının devamında şunları söyledi:

    “Bizim talebimiz açıktır. Alevi kurumları olarak da bu bizim talebimizdir, farklı inançtan olarak da insanlarımızın talebidir. Bizim kaynaklarımızla Diyanet İşleri Başkanlığı’nın personelinin maaşlarının ödenmesi, bütçesinin karşılanması doğru bir uygulama değildir. Diyanet İşleri Başkanlığı derhal kaldırılmalıdır.”

    “DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI KALDIRILMALI”

    Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesine dair de değerlendirmeler yapan Şahin, kurumun bütçesinin tüm yurttaşlardan toplanan vergilerle oluşturulduğuna dikkat çekti. Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Biz gitmediğimiz camilerin masraflarını karşılamak zorunda değiliz. Arkasında saf tutmadığımız imamların maaşlarını ödemek zorunda değiliz. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütçesini karşılamak zorunda değiliz. O yüzden de adil bir uygulama için Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kesinlikle kaldırılması gerekmektedir.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • MEB, Öğretmenler Günü’nde cami ve okullarda hatim okutacak

    MEB, Öğretmenler Günü’nde cami ve okullarda hatim okutacak

    MEB, 24 Kasım Öğretmenler Günü nedeniyle cami ve okullarda hatim okutma kararı aldı.

    Milli Eğitim Bakanlığı (MEB),15 Temmuz darbe girişiminde hayatını kaybeden öğretmenler için 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde cami ve okullarda hatim okutma kararı aldı. Karara tepki gösteren Eğitim Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan, öğretmenlere ve öğrencilere dayatılan laiklik karşıtı uygulamaları kabul edilemeyeceklerini söyledi.

    Birgün’den Mustafa Bildirici’nin haberine göre, MEB, bu yıl 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde, geçen yıl da olduğu gibi “Hatim” etkinliği düzenleneceğini duyurdu. Din Öğretimi Genel Müdürlüğü, il milli eğitim müdürlüklerine yazı göndererek “gönüllü” öğretmenler ile öğrenci ve velilerin de hatim etkinliğine katılabileceğini belirtti. Müdürlüğün, “2018 yılı Öğretmenler Günü Kutlamaları” başlığıyla milli eğitim müdürlüklerine gönderdiği yazıda, “Öğretmenler günü münasebetiyle görevi başında şehit olan öğretmenler, 15 Temmuz Demokrasi Mücadelesi’nde şehit olan öğretmenler ve ebediyete intikal etmiş tüm öğretmenlerimiz için hatimler okunması planlanmaktadır” denildi.

    Karara tepki gösteren Eğitim Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan, öğretmenlere ve öğrencilere dayatılan laiklik karşıtı uygulamaları kabul edilemeyeceklerini söyledi. (HABER MERKEZİ)

  • İmam cami kürsüsünde AKP’den adaylığını ilan etti

    İmam cami kürsüsünde AKP’den adaylığını ilan etti

    Samsun’un Ayvacık ilçesindeki Merkez Camii imamı İmdat Atmaca’nın AKP’den belediye başkanlığına aday adaylığını cami kürsüsünden ilan ettiği ortaya çıktı. İmam’ın vaaz kürsüsünde yaptığı adaylık konuşma görüntüleri sosyal medyada tepki çekti.

    Ayvacık Merkez Cami imamı İmdat Atmaca cami kürsüsünde açıkça siyaset yaptı.

    Ayvacık’taki Merkez Camii’nde görev yapan 20 yıllık imam İmdat Atmaca, önceki hafta cuma namazı için kürsüde dini konularda vaaz verdi. Atmaca, vaazın sonunda yaklaşan belediye başkanlığı seçimlerinde Ayvacık Belediye Başkanlığı için aday olacağını duyurdu.

    İmam Atmaca şunları söyledi: “Sizlerle çok güzel günler geçirdik. Köylerde ve Ayvacık merkezde büyük hizmetler yaptık. Yoksullara ulaşmaya çalıştık, zor durumda olanlara yardım elini uzatmak için hep birlikte kenetlendik. Hepinize teşekkür ediyorum. Bu teşekkürü yapma nedenim 20 yıldan beri ilçemize hizmet ettiğimizi söyledik. Şimdi de Ayvacık merkez camisindeki hizmetimiz bugün itibari ile son buluyor. Yaklaşan yerel seçimlerde belediye başkanı olarak sizlere hizmet edebilmek için istifa ettim. Nasip olursa farklı bir kurumda sizlere hizmet etmeye gayret edeceğim. Eğer ki nasip olmazsa başka bir camide görevimize devam edeceğiz.”

    Atmaca’nın vaaz kürsüsünde yaptığı konuşmanın görüntüleri, sosyal medyada paylaşılınca büyük tepki çekmesi üzerine kendisini “Cemaatime veda konuşması yaptım. Bu bir veda konuşmaydı. Birileri bu veda konuşmamı saptırmak istiyor. Amaçları bizi yıpratarak siyasi rant sağlamak”diye savundu.

    Cemaate konuşmasında hangi partiden aday olduğunu açıklamayan İmdat Atmaca’nın adı yerel basında AKP’nin aday adaylığı için başvuranlar arasında yer aldı.

    ŞARK: CAMİ KÜRSÜSÜNÜ SİYASETE ALET ETMEK İNSANİ DEĞİL

    Konuyla ilgili bir açıklama yapan Diyanet İşleri eski Başkan Yardımcısı Ahmet Şark da cami vaaz kürsüsünden siyasi içerikli konuşma yapılmasının caiz olmadığına dikkat çekti. Şark imamın davranışıyla ilgili şunları söyledi:  “Camiler Allah’ın evleridir. Camilerde dini mevzulardan bahsedilir. Cami görevlileri aynı zamanda peygamber efendimizin vekilleridir. Cami küsülerinden ‘Allah, peygamber buyurdu’ izahatları verilir. Camiler insanları bir araya getiren Allah’ın evleridir. Her kesimden cemaat camiye ibadet için gelir. Cami görevlileri siyaset üstü kalmaları gerekir. Cami kürsüsünü siyasete alet etmek, dini, vicdani ve insani değildir. Bunun aksi davranışlar din adamlarına karşı olan saygınlığı ortadan kaldırmaya yönelik davranıştır. Bir insan aday olabilir. İstifa eder ve adaylığını açıklar. Çıkıp kürsüden cemaate ben‘Şu kadar zamandır imamlık yapıyorum, bundan sonra siyasi hizmetlerde bulunacağım’ demesi o cemaatin onun şahsında din adamlarına olan saygısını ve inancını yitirir. Bir adamı günaha sevk etmeye vesile olduğundan da caiz değildir. Büyük vebaldir.”

  • Güzelgül’den Diyanet Başkanı’na tepki: Cemevine imam değil gerçek dede lazım

    Güzelgül’den Diyanet Başkanı’na tepki: Cemevine imam değil gerçek dede lazım

    PİRHA-Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın ‘cemevlerine imam atanmalı’ şeklindeki açıklamalarına tepki gösteren Alevi Bektaşi Federasyonu ve Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Hüseyin Güzelgül, “Bize imam değil bize gerçek İmam Hüseyin’in duruşunu sergileyen imam Ali’nin adaletinden ayrılmayan dede lazım” dedi. 

    Tunceli Cemevi’ni ziyaret eden Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın gençlere Kur’an öğretilmesi için cemevlerine imam atanması şeklindeki sözlerine Alevilerden tepkiler gelmeye devam ediyor.

    PİRHA‘ya konuşan Alevi Bektaşi Federasyonu ve Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Dede Hüseyin Güzelgül, “Bize imam değil, bize gerçek İmam Hüseyin’in duruşunu sergileyen imam Ali’nin adaletinden ayrılmayan dede lazım” dedi.

    “İNANCIMI CÜMBÜŞ OLARAK GÖREN ZİHNİYET BANA İMAM MI ATAYACAK?”

    “Bizi katletmekle bitiremediler bu sefer dönüştürmeyle bizi yok etmeye çalışıyorlar” diyen Güzelgül, Diyanet İşleri Başkanının Tunceli Cemevi’ni ziyaret etmesinin ve sonrasında yaptığı açıklamaların asimilasyonun bir parçası olduğunu kaydetti. Güzelgül, “Bu inancı cümbüş olarak gören bir zihniyet bu sefer bana imam mı atayacak? İmam atayarak bizi dönüştürmeye, yok etmeye çalışacaklar” diyerek bunu asla kabul etmediklerini vurguladı.

    “YOLA GÖRE HAREKET ETMEK LAZIM”

    Dedelere maaş verilmesini de kabul etmediklerini ifade eden Güzelgül, imamı kabul etmenin 30 yıldır verilen Alevi yol ve hak, talep mücadelesine saygısızlık olduğunu söyledi. Aleviler olarak kendilerine has bir inançları olduğuna işaret eden Güzelgül, “Cami değil ibadet yerimiz. Bizim ibadet yerimiz cemevleridir. İbadet şeklimiz de cemdir. Cemde dara dururuz; hak, hukuk, adaleti ararız. Ona göre hareket ederiz. Alevi iç hukuku vardır onlardan ayrılan. Biz o iç hukuku çalıştırmak mecburiyetindeyiz. İç hukuka göre de bu yolu, bu erkanı her şeyin üstünde görerek, ‘Yol her şeyden uludur’ diyoruz ya o yola göre hareket etmek lazım” şeklinde konuştu.

    “İMAM DEĞİL BİZE GERÇEK DEDE LAZIM”

    Alevilere imam değil gerçek imam Hüseyin’in duruşunu sergileyen, imam Ali’nin adaletinden ayrılmayan dedelerin lazım olduğuna vurgu yapan Güzelgül, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “İmam olmuş olsaydı biz bu mücadeleyi vermezdik, cemevlerini de yapmaya gerek duymazdık. Nasıl olsa onların bir camileri var o camilere giderdik. Bizim kendimize özgür hiçbir inançta var olmayan rıza şehrimiz var. O rıza şehrine göre hareket ederiz. Bizde bir ikrar vardır, onlarda o ikrar da yok. Biz verdiğimiz ikrardan dönmeyiz, ser veririz. Asılmışız, yüzülmüşüz, oklanmışız ikrarımızdan dönmeden bugünlere taşıyıp getirmişiz. Bize düşen görev o ulularımız gibi ser verip ikrarından dönmemektir. Onun için imam değil bize gerçek dede lazım.”

    “YOLA YAKIŞMAYAN DAVRANIŞLAR İÇERİSİNDELER”

    Diyanet İşleri Başkanı ile görüşen dedeleri de eleştiren Güzelgül, Diyanet ile görüşen dedelerin dedelikten, yoldan, erkandan uzak ve yola yakışmayan davranışlar içerisinde olduklarını ifade ederek “Bunu asla kabul etmiyoruz” dedi.

    Güzelgül, Amasya Valiliği, Belediyesi ve üniversitenin Alevilerin bilgisi olmadan Alevilikle ilgili düzenledikleri etkinliğe Alevi kurumları ve Alevi Bektaşi İnanç Kurulu olarak tepki gösterdiklerini ve Amasya’da düzenledikleri toplantının onlara iyi bir cevap olduğunu kaydetti.

    15-16 KASIM’DA ANKARA’DA GENİŞ KATILIMLI TOPLANTI YAPILACAK

    8 bölgede toplantılar gerçekleştirdiklerini söyleyen Güzelgül, 15-16 Aralık’ta Ankara’da Alevi kurum temsilcileri, dedeler, analar ve akademisyenlerle birlikte geniş katılımlı bir toplantı yapacaklarını ve burada Alevilerin genel sorunlarını görüşüp bir rapor hazırlayacaklarını da ekledi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Diyanet’in yıllık ders planında, ‘Merve oruç tutmayı öğreniyor’

    Diyanet’in yıllık ders planında, ‘Merve oruç tutmayı öğreniyor’

    4-6 yaş Kuran kurslarında çocuklar performans ödevi olarak cami maketi yapacak, “Taha’nın İlk Cuma Namazı” isimli etkinliğe katılacak.

    Milli Eğitim Bakanlığı’na (MEB) bağlı okulöncesi eğitim veren okul sayısındaki yetersizliğe karşın sayıları durmaksızın artan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 4-6 Yaş Kuran kurslarının yıllık ders planını yayımladı. Yaşları itibarıyla pedagojik gelişimlerini tamamlamayan öğrencilere şükretmenin insan hayatındaki öneminin anlatılmasını isteyen Diyanet, Kuran kurslarının programına, “Taha’nın ilk Cuma Namazı” etkinliğini ekledi.

    DİYANET’İN YILLIK DERS PLANI

    “4+4+4” uygulaması ile 60 aya kadar düşürülen okula başlama yaşı, çocukların okulöncesi eğitim almasının önüne geçerken diğer taraftan Diyanet’in başlattığı okul öncesi dini eğitim projesi giderek kurumsallaşıyor. Öğrenci sayısı yüz binin üzerine çıkan kurslarda çocuklara dini eğitim vermeye hazırlanan Diyanet, kurslarda görev alacak öğreticilere gönderilmek üzere hazırladığı yıllık ders planını açıkladı. Plana göre, 24 Mayıs’ta tamamlanması planlanan kursların sonunda küçük yaştaki çocukların, “Ayetü’l-Kürsi’yi ezbere okumak kazanımını” elde edeceği bildirildi.

    CAMİ MAKETİ

    Diyanet’in 117 bin kişiden oluşan dev kadrosunda 19 bin 721 kişi ile büyük yer tutan Kuran kursu öğreticilerinden, çocuklara şükür ve özür konularını anlatmasını isteyen Diyanet, kurslardaki etkinliklerde, “Allah razı olsun, elhamdülillah, çok şükür” gibi ifadelerin anlamının öğretilmesini istedi. Programa göre, kasım ayının ikinci haftasında, “Namaz Kılma Uygulaması Performans Ödevi” başlığı altında çocuklara cami maketi yaptırılacak. Yaşları nedeniyle soyut kavramları öğrenmenin uzağında olan çocuklara, “Kur’an-ı Kerim’i Tanıyorum” ünitesinde “Besmele, Kelime-i Tevhid, Kelime-i Şehadet” kavramları öğretilecek.

    ‘MERVE ORUÇ TUTMAYI ÖĞRENİYOR’

    Kursun tamamlanacağı hafta çocukların İslam’ın beş şartını bilecek durumda olmasını isteyen Diyanet, yaşları dört ila altı arasında değişen çocuklara “ibadet etmenin olumlu sonuçlarının fark ettirilmesini” istedi. BirGün’den Mustafa Mert Bildircin’in haberine göre namazın nasıl kılınacağının öğretileceği son hafta için eğitim takvimine “Merve Oruç Tutmayı Öğreniyor” etkinliği de konuldu. (HABER MERKEZİ)

  • Ümraniye’de öğretmenlere camilerde hutbe okuma çağrısı

    Ümraniye’de öğretmenlere camilerde hutbe okuma çağrısı

    İstanbul’da Ümraniye İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, Ümraniye’de bulunan okullara skandal bir yazı göndererek, “Camilerde hutbe okutacak öğretmene ihtiyaç var” dedi. 

    İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve İstanbul Müftülüğü tarafından yapılan protokol ile Ümraniye’de bulunan bütün okul müdürlüklerine “camilerde vaaz verip hutbe okutabilecek öğretmenlere ihtiyaç duyulduğu”na ilişkin yazı gönderildi.

    Yazı da imam hatip liselerinde görev yapan meslek dersi öğretmenleri ile ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenlerinden, bulundukları eğitim bölgesi veya ilçe camilerinde vaaz verip hutbe okuyabilecek öğretmenlere ihtiyaç duyulduğu belirtildi.

    İstanbul Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından gönderilen yazıda şu ifadeler yer aldı:

    “İstanbul Müftülüğü ile yapılan protokol çerçevesinde imam hatip liselerinde görev yapan meslek dersi öğretmenleri ile ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenlerinden bulundukları eğitim bölgesinde veya ilçede bulunan camilerde vaaz verip hutbe okuyabilecek öğretmenlerimizin bilgisine ihtiyaç duyulduğuna yazı ve diğer belgeler ekte gönderilmiştir. Ekte gönderilen tablonun titizlikle doldurularak 11 Ekim 2018 Perşembe günü mesai bitimine kadar İl Milli Eğitim Müdürlüğüne gönderilmek üzere Müdürlüğümüz Din Öğretimi Şubesine gönderilmesini rica ederim.”

    (HABER MERKEZİ) 

     

  • Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu, 3 Ekim’de Köln’de toplantı yapacak

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu, 3 Ekim’de Köln’de toplantı yapacak

    PİRHA- Dersim’de uygulanan asimilasyon politikalara tepki gösteren Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu ve Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Başkanı Hüseyin Mat, 3 Ekim’de Köln’de yapacakları toplantıya katılım çağrısı yaparak, “Dersim direnmeye devam edecek” dedi. 

    Dersim’de asimilasyon çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor. Bu yıl içinde Dersim’de çatışmalar sonucu çıkarılan orman yangınları, Munzur Üniversitesi’ne cami ve son olarak Dersim Cemevi, kayyum atanan Tunceli Belediyesi ve Tunceli İl Müftülüğü’nün birlikte düzenlediği aşure lokması programına AABK Başkanı Hüseyin Mat tepki gösterdi. Mat, “Dersim üzerinde oynanan inkârcı, asimilasyoncu ve katliamcı politikalar yoğunlaşarak devam ediyor” dedi.

    “DERSİM’E YENİ BİR CEMEVİ YAPILMALI”

    Bütün asimilasyon politikalarına rağmen Dersim’in direnmeye devam edeceğini kaydeden Mat, bu asimilasyon politikalarına ilişkin çözüm önerilerini ise şöyle sıraladı:

    “Yakılan her ağacın yerine yeni fidanların ekilmesi, Dersim merkezinde yeni bir cemevinin yapımı, Dersim’de daha güçlü bir Alevi hareketinin oluşturulması kaçınılmazdır.”

    Dersim’de uygulanan asimilasyon politikalarına tepki vererek, protesto ederek bu sürecin yürütülmeyeceğini kaydeden Mat, Dersimlilere seslenerek bu konuda öncülük yapmalarını istedi.

    “DERSİM TERTELESİ KERBELA’NIN DEVAMIDIR”

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun (AABF) 3 Mart 2012 tarihinde yaptığı kongresinde aldığı kararları hatırlatan Mat, şöyle sıraladı:

    “* 1937-38 Dersim Tertelesi sadece bir defaya mahsus yaşanmış bir katliam değildir; tek millet tek inanç yaratma amacıyla, Dersim halkının etnik ve inançsal kimliğine karşı yapılan, yaşam tarzını bütünüyle ortadan kaldırmayı hedefleyen, başlangıç yılları onlarca yıl geriye giden uzun bir siyasi kampanyanın en üst noktasıdır. 1937-38 yıllarında yapılanlar Dersim Kızılbaş Alevilerine yönelik bir soykırımdır ve Kerbela‘nın devamıdır.

    * 4 Mayıs Dersim Tertelesi’nde hayatını kaybedenler için anma günüdür. Yine 2017 genel kurulumuzda; gençlik örgütlenmelerimiz BDAS, BDAJ ve Dersim Jugend tarafından “#AnerkennungfürDersim” adıyla yürütülen ve 1937-38 yıllarında Dersim’de yaşananların Alman Parlamentosu tarafından soykırım olarak tanınması amacıyla bașlatılan imza kampanyasına (Petition) tam destek verilmesi oy birliği ile karar altına alındı.”

    “TOPLANTIYA HERKES DAVETLİDİR”

    Dersim’de çözüm bekleyen sorunlara ilişkin 3 Ekim’de Köln’de yapılacak toplantıya katılım çağrısı yapan Mat, yapılacak çalışmaların toplantıda belirleneceğini belirterek, “Dersim kurum temsilcileri, bireyleri, aktivistleri, akademisyenleri, sanatçıları, inanç önderleri ve siyasetçileri ile kısaca katkı sunabilecek herkes ile bir araya gelmek istiyoruz. Bu çağrımızın ulaştığı her canımız davetlidir ve kendisinden bu daveti çevresindeki bu konuyla ilgilenebilecek olan, bizlerin davet etmeyi unuttuğu veya tanımadığımız kișilere iletmesini rica ederiz”  dedi.

    Bu çalışmayı, AABF GYK Üyesi, Dersim çalışmaları sorumlusu Togay Işıklı’nın yapacağını belirten Mat, “Togay.isikli@alevi.com” adresinden bilgi alınacağını kaydetti.

    PİRHA/İSTANBUL   

     

  • Bu köye ilk kez dede gitti ve ilk kez cem tutuldu

    Bu köye ilk kez dede gitti ve ilk kez cem tutuldu

    PİRHA- Niğde’nin Merkez ilçesine bağlı tek Alevi köyü olan Kömürcü’de ilk kez cem tutuldu. Cemevi olmayan köye 1983’te cami yapılmış. Köylüler ilk kez 4 Ağustos Cumartesi günü cem tuttular. Kazım Baran ve Garip Bozkurt dedelerin yürüttüğü ceme, Adıyaman, Antep ve Mersin’den giden Aleviler de katıldı.  

    Niğde’nin Merkez ilçesine bağlı Kömürcü Köyü bir Alevi köyü. Ancak bu köyde cemevi yok cami var. 12 Eylül sonrası 1983’te köye cami yapılmış.

    Yıllardır uygulanan asimilasyon politikalarına karşın, köye hiç bir dede gitmemiş. Köylülerin bağlı oldukları bir ocak da yok. Kömürcü köyünde daha önce hiç cem yapılmamış.

    Ancak 4 Ağustos Cumartesi günü Adıyaman, Mersin ve Antep’ten gençlerin de aralarında olduğu Alevilerin katılımıyla köyde cem tutuldu. Cemi, Mersinden giden Ağuçan Ocağı dedelerinden Kazım Baran ve Adıyaman’dan giden Kureyşan Ocağı dedelerinden Garip Bozkurt yürüttü.

    KÖYLÜLERİN “BİZİ YALNIZ BIRAKMAYIN” TALEBİ

    PİRHA‘ya konuya ilişkin konuşan Kazım Baran dede, Kömürcü köyünün 500 haneli, 4 bin nüfuslu büyük bir köy olduğunu belirterek, “Okul önünde cem tuttuk. İlk kez cem yapıldı bu köyde. Çok mutlu oldular. Lütfen bizi yalnız bırakmayın dediler” diye konuştu.

    Köye 12 Eylül sonrası cami yapıldığını, köyden bazı kişilerin camiye gittiklerini anlatan Kazım Baran dede, asimilasyonun dikkat çektiğini kaydetti.

    Baran, Kömürcü köylülerini yalnız bırakmayacaklarını, yine gidip cem tutacaklarını söyledi.

    PİRHA/NİĞDE    

     

  • Dede Sefa Öztürk’ten, Alevi köylerine cami yapılmasına göz yuman ‘dede’lere tepki

    Dede Sefa Öztürk’ten, Alevi köylerine cami yapılmasına göz yuman ‘dede’lere tepki

    PİRHA- Güvenç Abdal Ocağı dedelerinden Sefa Öztürk, sosyal medya hesabından “Alevilik ve cehalet” başlıklı yazısında Aleviliğin ciddi bir şekilde asimilasyonla karşı karşıya olduğuna dikkat çekti. Öztürk ayrıca, “Bir toplum için en büyük felaket cehalettir” dedi. 

    Güvenç Abdal Ocağı dedelerinden Sefa Öztürk, sosyal medya hesabından “Alevilik ve cehalet” başlıklı yazısında Aleviliğin ciddi bir şekilde asimilasyonla karşı karşıya olduğuna dikkat çekti.

    “Bir toplum için en büyük felaket cehalettir” diyen Öztürk, “Cehaletin egemenliğindeki toplumlarda çürüme ve bozulma çok ileri seviyededir. Aleviliğin toplumsal değerlerinin yerine dedikodu, iftira yalan gibi anlayışlar vücut bulur. Böylesi olumsuz durumların baş mimarı ve faydacıları da yerlerini alır ve cehaleti yönetirler. Bunlar bildik ve tanıdık simalardır. Zorluklar karşısında ortadan kaybolan, rant söz konusu olduğunda aslan parçaları kesilen asalak takımı” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİLİK CİDDİ ŞEKİLDE ASİMİLASYONLA KARŞI KARŞIYA”

    “Alevilik ciddi bir şekilde asimilasyonla karşı karşıyadır” diyen Sefa Öztürk Dede bunu şöyle açıklıyor:

    “Okumayan, yazmayan ve bilime, sanata karşı olan bu anlayıştaki din adamları (kusura bakmayın mürşit diyemiyorum onlara) kendilerince mevcut durumu fırsat olarak görmektedirler. Bağlı bulundukları Dergâhlarında kültürünü kirleterek, ipe sapa gelmez bir anlayışla haraket etmektedirler.
    Cami olan Alevi köylerinde hocayla yan yana olmayı, müftüyle sohbet etmeyi ranta çevirerek egemenlik kurmayı yaşamlarının amacı haline getirmişlerdir. Salt bu nedenle Alevi köylerine cami yapılmasına taraftırlar.
    Aslında amaçları çok açık; müftü ya da hocayla iyi geçinerek cehaletlerinin ortaya çıkmasını engellemek. Bizleri de pek sevmezler. Amma velakin biz aldırmayız. Kadim bir inancın değerlerini öyle kendini bilmez üç -beş rantiyeci takımına peş keş çektirmeyiz. Biliyoruz, yürüdüğümüz yol ulu bir yoldur. Uğrunda binlerce şehidi olan bir yoldur. O şehitlerin kutsal kanını kirli ayaklara çiğnetmeyiz. Kuru tehditler mi?  Aman sende…”

    PİRHA/İSTANBUL

  • AKP’nin İsviçre’deki camilerde seçim propagandası yapmasına tepki

    AKP’nin İsviçre’deki camilerde seçim propagandası yapmasına tepki

    PİRHA- İsviçre’de yayınlanan SonntagsBlick Gazetesi’nin haberine göre, AKP yöneticileri İsviçre makamlarının haberi olmadan İsviçre’deki camilerde seçim kampanyası yürütüyor. İsviçre’de yaşayan yaklaşık 100 bin Türkiyeli seçmen 14 Haziran Perşembe günü Türkiye’deki 24 Haziran seçimleri için sandık başına gidecekler.

    24 Haziran seçimlerinde AKP’yi desteklemeleri için Türkiye’den birçok AKP yöneticisinin İsviçre’ye geldiği ve İsviçre makamlarının bilgisi dışında, restaurantlarda, evlerde ve camilerde AKP’ye oy verilmesi yönünde propaganda yaptıkları belirlendi.

    Gazetenin haberine göre; AKP milletvekili Lütfiye İlksen Ceritoğlu Kurt, geçtiğimiz Çarşamba günü İsviçre’ye giderek Zürih yakınlarında bulunan Schlieren’deki bir restaurantta iftar yemeğine katıldı. Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi İlhan Saygılı’nın da katıldığı bu iftar yemeğini Avrupalı Türk Demokratlar Birliği UETD organize etti.

    AKP milletvekili Lütfiye İlksen Ceritoğlu Kurt geçtiğimiz Cumartesi günü Biel, Cham, Uster ve Solothurn Kentlerinde bulunan camileri ziyaret ederek burada seçim propagandası yaptı.

    Basına yansıyan bir fotoğrafta AKP milletvekili Kurt ve bir grup AKPli kadın, seçim el ilanları ve Müslüman Kardeşler örgütünün sembolü olan Rabia işareti ile poz verdikleri görüldü.

    16 Nisan Referandumu’nda izin verilmeyen bu tür çalışmaların bu seçimlerde, başka örgütler adına organize edilerek yasakların aşılması hedefleniyor.

    Haberin devamında; İsviçre Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Pierre-Alain Eltschinger’in yaptığı açıklamada, Türk politikacılarının buradaki seçim çalışmaları ile ilgili kendilerine iletilmiş hiçbir bilginin olmadığını söylediği de yer aldı.

    Abidin ÇETİN/ZÜRİH

  • Kenanoğlu: Alevilerin talepleri güncellenmeli-VİDEO

    Kenanoğlu: Alevilerin talepleri güncellenmeli-VİDEO

    PİRHA-Aka-Der’in “Halkların ortak mücadelesini büyütmek için bir adım daha” şiarıyla düzenlediği panelde Aleviler adına konuşan HDP’nin Alevi Milletvekili Adayı Ali Kenanoğlu, bugün gelinen noktada Alevilerin taleplerinin yenilenmesi gerektiğini vurguladı. 

    Anadolu Kültür ve Araştırma Derneği (Aka-Der), “Halkların ortak mücadelesini büyütmek için bir adım daha” şiarıyla bir panel düzenledi.
    Aka-Der genel merkezinde yapılan panele HDP İstanbul Milletvekili Adayı Ali Kenanoğlu, Mardin Milletvekili Adayı Tuma Çelik, siyasetçi Azad Barış ve Çerkes aktivist Erdoğan Boz konuşmacı olarak katılırken moderatörlüğünü ise Aka-Der Aktivisti Betül Koca yaptı.

    “TALEPLERİN YENİLENMESİ GEREKİYOR”

    İlk olarak Aleviler adına konuşan HDP’nin Alevi Milletvekili adayı Ali Kenanoğlu, gelinen noktada zorunlu din derslerinin kaldırılması talebinden vazgeçtiklerini çünkü matematik derslerinin bile din dersi haline geldiğini belirtti.

    Alevilerin tüm taleplerinin güncellenmesi gerektiğini ifade eden Kenanoğlu, Alevilerin bununla ilgili çalıştaylar, konferanslar ve forumlar yaptıklarını da ekledi. Alevilerin sorunlarının AKP iktidarı ile başlamadığını kaydeden Kenanoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Örneğin cemevlerinin ibadethane kapsamına alınmayışını sağlayan Bülent Ecevit’tir. Bülent Ecevit’in başkanlığındaki Bakanlar Kurulunda cemevleri ibadethane statüsünden çıkarıldı. Bununla ilgili kanun şöyleydi: İbadethane denmiyordu. Sadece cami deniyordu. Örneğin köyün tanımında okulu olan, çeşmesi olan, şu kadar mezra sayısı ve camisi olan, sonra imar planında bir yer ayırıyorsunuz yol katılım payı ayırıyorsunuz, okul payı ayırıyorsunuz ve cami yeri ayırıyorsunuz. Sonra Avrupa Birliği ilerleme döneminde adını ibadethane olarak koydular. İbadethane koyunca bunu tanımlayalım dediler ve açtılar parantezi (cami, kilise, havra, sinagog) dediler ve parantezi kapattılar. Cemevlerini o ibadethane tanımından çıkardılar. Bu MHP, DSP ortaklığında oldu. AKP döneminde ise cemevi din dersini bırakalım güvenlik sorunu yaşıyorlar Aleviler.  Artık aş, iş sorunu yaşıyorlar. Alevi olduğun için işinden oluyorsun, zaman zaman arıyorlar ben şu şirketten atıldım diyor. Gidiyorsun şirketle görüşüyorsun şirket küçülmeye gidiyoruz diyor yapacak bir şey yok. Ekonomik sıkıntı var diyor. Doğru küçülmeye gidiyor ama 50 kişi çıkaracaksa o 50 kişiyi Alevi ve Kürtlerden seçiyor, Ya da Sünni ve Türk olmayanlardan seçiyor.”

    “BÜTÜN KİMLİKLERİ BİRARADA YAŞAYAN KÖYLER VAR”

    Süryaniler adına konuşan HDP Mardin milletvekili adayı Tuma Çelik ise “Baduk Dağı’nın etrafında bir bölgede Süryaniler yaşıyor, Kürtler yaşıyor, Ezidiler yaşıyor ve kendilerine Arap diyenler yaşıyor. Sınırlarla belirlenmiş coğrafyada yaşamıyor bunlar. Bütün kimlikleri birarada yaşayan köyler var. Ben böyle bir köyde doğdum. Benim köyümde 1974 yılında çıktım köyden 400’e yakın aile yaşıyordu. 370 aile Süryani, 30 aile de Kürt’tü. Bizim yanımızda başka bir köy, çoğunluğu Kürt ve diğerleri ile beraber yaşıyorlardı. Başka bir köy çoğunluğu Arap ve diğerleri ile birlikte yaşıyorlardı. Çok doğal bir yaşamımız vardı ve hiç kimsenin bir diğerini inkar etmediği bir yaşam.” şeklinde konuştu.

    “ZENGİNLİK DİYE BİR YAŞAM VARDI”

    Kendi yaşadığı köyde çoğunluğun Süryani olduğu için Süryanice konuştuklarını ifade eden Çelik, “Çoğunluğu Süryani olduğu için çoğu ortak Süryanice konuşurdu. Kürtler de Süryanice konuşurdu. Ama eve gittiklerinde herkes kendi içinde kendi dilini konuşurdu. Çoğunluğu Kürt olan köyde ortak dil Kürtçe’ydi. Ama diğerleri evlerine gittiklerinde kendi dillerini konuşurdu. Zenginlik diye bir yaşam vardı. Herkes üç dil bilirdi, orada yaşayan insanlardan bir tanesi üç dili bilmiyorsa özürlü olarak görülürdü” dedi.

    “EZİDİLER HİÇ YOK”

    Ezidiler adına konuşan siyasetçi Azad Barış da hayatın düşünüldüğü gibi kolay olmadığını aslında yaşandığı gibi zor olduğunu ifade ederek şunları belirtti:

    “Asuriler, Süryaniler, Aleviler diğer halklar hatta bir kaçının ismini duymadığımız inanç grubundan insanlar halklar vardı. Bunların bir şekilde acı dolu bohçaları yamalı bohçaları var. Biz kendimize baktığımızda kendimizi hiçbir yere koyamıyoruz. Tabi bugün Ezidileri anlatacak değilim. Biz hiç yokuz. Ezidiler hiç yok. Ne Müslüman ne Kürt. Yeni sosyal medyada bizlerle ilgili not düştüklerinde ya da bir haber yaptıklarında Ezidi Kürt diye geçerler.”

    “YİNE DE UMUTLUYUZ”

    35 yıl Almanya’da yaşadığını ve orada Alman olmayanlara bakış açısını anlatan Barış, “Orada her hangi bir vaka olduğunda olaya sebebiyet veren yabancı ise hemen ‘Yabancı şunu yaptı’ derlerdi. Alman olduğu zaman da ‘Bir olay oldu’ denilirdi. Bize en yakın olan Kürt modern hareketi bile bizimle ilgili haber yaptığında Ezidi Kürt diye geçiyor, gerisini siz düşünün. Biz yine de çok umutluyuz. Çünkü kendi umudumuzu bir araya getirebiliyoruz. 370 kişi kalmışız. Çok az çok dağınık değiliz. Bu coğrafyada homojen diyebiliriz. Bu tabi ki iyi bir şey” dedi.

    “CANLI CENAZELER OLARAK YAŞADIK”

    “Biz tarih olarak canlı cenazeler olarak yaşadık” diyen Barış, “Katliamın çocukları bunu çok iyi bilir. Ama bir umudumuz var oda o kadar büyük ki; Çünkü ölüm bedensel ve ruhsal olarak elimine olduktan sonra gerçekleşmiyor. Unuttuğunuz andan itibaren gerçekleşiyor. Eğer unutursanız o zaman ölüm gerçekleşmiş oluyor. Hatıra, hatırat unutulduktan sonra ölüm gerçekleşiyor. Eğer biz bugün burada isek demek ki yaşıyoruz. Ali canın söylediği gibi canlı cenazeler gibi olsak ta unutulmamışız umudumuz var demektir” şeklinde konuştu.

    “ÇERKESLERİ DIŞINDA BIRAKMIŞ OLURUZ”

    KHK ile işinden ihraç edilen Çerkes Aktivist Erdoğan Boz da yaşananları dinledikçe ne kadar acayip bir coğrafyada yaşadıklarının gözler önüne serildiğini vurguladı. Kardeşlik hukukuna çok ihtiyaç duyduklarını ancak işlerinin zor olduğunu belirten Boz, kimlik siyasetine değindi. Boz şunları kaydetti:

    “Kimlik siyaseti kendi içinde açmazları olan bir biçimde doğru temelde kullanılırsa bizim gibi birçok kimliğin yaşadığı coğrafyada bize yol gösterebilecek bir yol da sağlayabilir. Her şeyden önce kendi içinde bir eşitsizlik ilişkisi yaratmayacak şekilde kurgulanmış kimlik siyaseti yürütülmesi gerekir. Bir taraftan eşitsiz ilişkilere karşı çıkarken diğer taraftan farklı bir eşitsiz ilişki kuracak nitelikten arındırmak gerekir. Çerkeslerden bahsedecek olursak Anadolu’da her zaman bir kimlikten bahsedilir. Bunu söylediğimiz andan itibaren Çerkesler açısından eşitsiz bir ilişki yaratılmış oluyor. Kadimler üzerinden bir kimlik siyaseti yapmaya kalktığımızda Çerkesleri bunların dışında bırakıyoruz. Bu aynı Sünni bir kimlik kurmaya kalktığımızda Aleviler ya da dinsel bir kimlik kurmaya kalktığımızda onun içinde olmayan Ezidiler, Süryaniler ve Hristiyanlar dışında kalıyorsa bu da böyle bir şey. Dolayısıyla bu kardeşlik hukukunu gerçekten modern bir hukuk üzerine oturtmamız gerekiyor. Kadimlik ya da kimliklerin kendi arasındaki ilişkiden ziyade modern bir kimlik inşa edip alt kimlikleri inşa edebilmemiz gerekiyor. Böyle olmadığı sürece kendi içerisinde sürekli çatışmalar yaratan yeni eşitsizlikler yaratır. Dolayısıyla da aslen bu solun istediği ya da solun her zaman gözlediği gibi eşit ilişkileri kuramayacak bir siyasete dönüşme riski var.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Ovacıklı Hüseyin, Munzur kıyısında Dersim ağıtları söylüyor-VİDEO

    Ovacıklı Hüseyin, Munzur kıyısında Dersim ağıtları söylüyor-VİDEO

    PİRHA – Ovacıklı Hüseyin, Munzur kıyısında Dersim Katliamı’nda yaşananları 38 ağıtlarıyla dile getiriyor. Dersim’in acılarını anne ve babasından duyduğunu dile getiren Hüseyin, günümüzde yaşananların 38’de yaşananlar kadar kötü olduğunu söylüyor. 

    Dersim Katliamı’nda günlerce kan akan Munzur Suyu’nun kıyısında bugün ağıtlar yakılıyor. O gün yaşanan acılar bugün ağıtlarla toplumda yer ediniyor.

    Munzur’un kıyısında 38’de yaşanan katliam ve sürgünleri; Ovacıklı Hüseyin yaktığı ‘Biye’ ağıdıyla dile döküyor.

    Yaktığı ‘Biye’ ağıdının hikayesini anlatan Hüseyin, “Eski ismi Çukur olan Kocakoç nahiyesinin ağaları Sülü Ağa, Hasan Ağa, Hüseyin Ağa kardeşlerin ailece kırılmasını, öldüklerini anlatıyor bu ağıt. O zamanın şairleri yaşanan acılardan etkilenerek bu ağıdı bestelemişler ve günümüze kadar gelmiş.

    Bir zamanlar köyde yaşayıp daha sonra köyden şehre göçen ve kazma kürek işleriyle uğraşan Hüseyin, “38’i yaşayan yaşlılarımızdan öğrendiklerimizi, onların anlattıklarını anlatıyoruz. Biz o dönemlerde yoktuk ama 1938’i yaşayan yaşlılarımız, annemiz, babamız, yakınlarımız anlatıyordu. 34’lerde, 35’lerde asker olarak gelip Dersim’e yerleşiyorlar. Ondan sonra 38’de Dersim kırımı başlıyor. Milleti hep kırıyorlar, anlattıkları bu.”

    “TÜRKİYE’DE 60 YILDIR VUR, KIR DEVAM EDİYOR”

    Günümüzde yaşananların Dersim 38’de yaşananlar kadar kötü olduğunu ifade eden Hüseyin, “Bugün Dersim’de ve Türkiye’de yaşadığımız 38’den daha kötü. 38 hadisesi, 38 kırımı bir harekatla devam etmiş, bitmiş. Ama bütün Türkiye’de 50-60 yıldır vur kır devam ediyor. Bunun bitmesini istemiyorlar” dedi.

    “ALEVİ, SÜNNİ OLAYI DEĞİL”

    Pir Sultanlar, İmam Hüseyinler, Nesimiler, Koçgiri İsyanı, Dersim 38 gibi aynı baskı ve zulümlerin bugün de yaşandığını ifade eden Hüseyin, “Bugün düşünebiliyor musunuz; kendi rantı için, insanların arasındaki fesat tohumlarını ekmek için yüz bin çeşit politika uyguluyorlar. Peygamberler devrinde bu ikilik gelmiş, şimdi de bitmez. Bu Alevi Sünni olayı da değil. Bizde bir atasözü var: Ben oldum bir kazan bana dokunan bir kepçe karıştır şeytanım karıştır. Şeytan olmuş bir kepçe durmadan karıştırıyor. Ne benim yüzüm güler ne şeytanın yüzü güler. Bu devir o devirdir” diye konuştu.

    “CEMEVİNİ NİYE BANA FAZLA GÖRÜYORSUN”

    “Ben diyorum ki; Aleviliğe dokunma sana ne, sen kendi işinle uğraş. İşsizlikle uğraşın, bu katliamları durdurun, akan kanı durdurun. Gitti Suriye’ye girdiler, ne diyorlar biz terörü temizliyoruz. Şimdi yarın seçim malzemesi yaparlar. Biz kahramanca gittik, geldik gibisinden. Kimse kahraman değil, kahraman cenabı Haktır” diye konuşan Hüseyin, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Cami fesatlıktır, cemevi fesatlıktır. Niye fesatlıktır? Fesat olmasa cemevi bir ibadet yeri, hak ibadetidir. Eğer sen fesatçı değilsen cemevini niye bana fazla görüyorsun. Ben sana camiyi fazla gördüm mü yıllardan beri, yok. Ben namaz kılmam. Zorla mı kıldırıyorsun bana namazı.”

    “SENİN DÜŞÜNCEN NAMAZ, BENİM DÜŞÜNCEM NİYAZDIR”

    Aleviliğe dönük baskı politikalarına değinen Hüseyin, tepkisini şöyle dile getiriyor:

    “Şimdi senin düşüncen namaz düşüncesidir, benim düşüncem niyaz düşüncesidir. Ben namaza gelemem. Ben seni zorluyor muyum niyaza gel diye, yok. Senin inancın neyse o, sen sana ben bana. Bana dokunma yeter. Yeri geldiği zaman vergiyi benden alıyorsun. Her türlü yükü bana yüklüyorsun. Her türlü zorluğa beni koşturuyorsun. Cemevine geldiğinde 25 kuruş bana nasip etmiyorsun. Benim vergilerimle cami yapıyorsun. Peki bu haram değil mi? Sen benim rızalığımı aldın mı cami yapıyorsun. Dindar insan vardır, saygım var. Kimse zorla gitmesin. Tuttukları oruç haramdır, namaz kıldıkları cami de haramdır. Çünkü rızalığım yoktur. Hakkımı da helal etmiyorum. Bir Alevi olarak helal etmiyorum, etmem.”

    “BARIŞ VE HUZUR İÇİNDE YAŞAYALIM”

    Ovacıklı Hüseyin, “Hiç kimse kusura bakmasın, bu söylediğim sözün kusuru yok. Dokunma işime kendi işine bak. Benim görüşüm neyse düşüncem odur. Vicdanım neyse merhametim odur. Tunceli’de Sünni yok mu, var. Biz yıllardan beri insanca, kardeşçe yaşayalım, dünyada da insanca yaşayalım, barış içinde, huzur içinde yaşayalım, benim çocuğum okula gittiğim zaman benim gözüm arkada kalmasın, bunu istiyoruz biz. Alevi yurttaş olarak bunu istiyorum” diye konuştu.

    İsmet SEFER-H. Yaşar SEZGİN/DERSİM

        

     

  • Sefa Öztürk Dede: Cemevleri minaresiz camiye dönüştürülüyor, bu tuzakları görelim

    Sefa Öztürk Dede: Cemevleri minaresiz camiye dönüştürülüyor, bu tuzakları görelim

    PİRHA- Güvenç Abdal Ocağı dedelerinden, İçerenköy Cemevi dedesi Sefa Öztürk, cemevlerinin minaresiz camiye, Aleviliğin de cemaate dönüştürüldüğünü belirterek, bu duruma hoşgörü gösterilmemesini istedi. Öztürk, Alevilerin bu tuzakları görmek ve önlemlerini kararlı bir biçimde hayata geçirmek zorunda olduğunu belirtti. 

    Güvenç Abdal Ocağı’na mensup, İstanbul İçerenköy Cemevi dedesi Sefa Öztürk, facebook hesabından “Alevilik ve hoşgörü” başlıklı yazısında Aleviliğin temel felsefesinin tartışmasız hoşgörüye ve sevgiye dayandığını hatırlatarak, kurulan tuzakların da görülmesini istedi.

    “Aleviler, hoşgörü adı altında kendisini zayıflatmak için kurulan tuzakları görmek zorundadır” diyen Öztürk,
    “Bir inanç kendi ayağına kurşun sıkamaz. Bugün hoşgörü bir örtü aracı olarak kullanılarak cemevleri minaresiz camiye, Alevilikte cemaate dönüştürülüyor” diye vurguladı. 

    “HOŞGÖRÜ DERKEN İNANCIMIZDAN KIRINTI KALMAYACAK”

    Alevilerin bu tuzakları görmek ve önlemlerini kararlı bir biçimde hayata geçirmek zorunda olduğunu belirten Sefa Öztürk Dede, “Hoşgörü hoşgörü derken geriye inancımıza dair kırıntı bile kalmayacak. Birbirimize acımasız davranıp, takiyyeci ve asimilasyonculara hoşgörülü olmak. Aklımızı başımıza alalım” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Trabzon Ayasofya Müzesi’nin cami yapılmasına karşı mahkemeden önemli karar

    Trabzon Ayasofya Müzesi’nin cami yapılmasına karşı mahkemeden önemli karar

    Vakıflar Genel Müdürlüğüne devredilen ve camiye çevrilen Trabzon’daki Ayasofya Müzesi’ne ilişkin mahkemeden önemli bir karar çıktı. Trabzon İdare Mahkemesi’nin bilirkişi raporlarını dikkate almayarak reddettiği davada, Mimarlar Odası’nın itirazı kabul edildi ve projelerin onayına ilişkin Koruma Kurulu kararı üst mahkemece iptal edildi.

    Trabzon’daki Ayasofya Müzesi’nin cami olarak kullanılmasına dönük projelere karşı başlatılan yargı sürecinde önemli bir karar çıktı.

    Mimarlar Odası tarafından 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na, Koruma Yüksek Kurulu İlke Kararlarına ve altına imza atılan uluslararası koruma ilkeleri arasında yer alan Venedik Tüzüğü’ne aykırı idari işlem ve kararlara ilişkin Trabzon İdare Mahkemesi’nde açtığı fakat bilirkişi raporları dikkate alınmayarak reddedilen davaya ilişkin itiraz bir üst mahkemede görüşüldü.

    İtiraz üzerine durumu değerlendiren ve kararını açıklayan üst mahkeme, müzenin cami olarak kullanılmasına dönük İl Koruma Kurulu’nun onayladığı projeleri iptal etti.

    “EN UYGUN ÇAĞDAŞ KULLANIM ŞEKLİ MÜZE”

    Kararın ardından TMMOB Mimarlar Odası tarafından karara ilişkin yapılan yazılı açıklamada şunlar belirtildi:

    “Ülkemizin kültürel çeşitliği ve zenginliği bakımından önem taşıyan, bölgenin ve Trabzon’un geçmişinde önemli bir yere sahip anıtsal yapı için en uygun ve çağdaş kullanım şekli müze olarak varlığını sürdürmesidir.

    DUYARLI KESİMLERE VE SORUMLULARA ÇAĞRI

    Bu bağlamda Mimarlar Odası olarak; insanlığın mirası olan tarihi eserin sanatsal ve simgesel değeriyle korunarak ziyaretçilere açık olması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. Mahkeme kararının uygulanarak yapının yeniden müze işlevine kavuşturulması, kültür mirasının korunması için duyarlı tüm kesimleri ve sorumluları harekete geçmeye çağırıyoruz. Sahip olduğumuz mesleki uzmanlık kapsamında, zarar gören mimari ve kültürel mirasın korunması için katkı ve yardımlarımızı sunmaya hazır olduğumuzu değerli kamuoyumuzla paylaşıyoruz.”

    NE OLMUŞTU?

    İnşa edildiği 13. yüzyıldan günümüze kadar özgünlüğünü koruyan yapı, 1964 yılında müzeye dönüştürüldü. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün 2013 yılında Kültür Bakanlığı’na açtığı dava sonucunda ise müzenin kontrol ve idaresi Trabzon Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne geçmiş, bu tarihten itibaren de müze cami olarak kullanılmaya başlanmıştı.

  • Cem yürütülen türbe cami yapıldı; Aleviler Danıştay’dan gelecek kararı bekliyor

    Cem yürütülen türbe cami yapıldı; Aleviler Danıştay’dan gelecek kararı bekliyor

    Çorum’da Aleviler, içinde cem yaptıkları Koyunbaba Türbesi’nin cami olarak kullanılmasına karşı hukuk mücadelesini sürüdürüyor. Açılan davada savunma yapan Diyanet İşleri Başkanlığı, Tekke ve Zaviyeler Kanunu’nda cami ve mescitlerin ibadet yeri kabul edildiğini kaydetti. Aleviler ise Danıştay’a başvurdu. 

    Hürriyet’ten İsmail Saymaz’ın haberine göre, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Çorum Şubesi, on yıllardır cem yapılan Koyunbaba Türbesi’nin kendilerine devredilmesi için 2013, 2014 ve 2015’te birçok kez Tokat’taki Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ve Çorum Valiliği’ne başvurdu.

    2 YIL SONRA ‘MESCİTE İMAM ATANDI’ YANITI

    Sunulan dilekçede, “Halkımızın inanç ve ibadetlerinin yerine getirilmesi için gerekli ortamı sağlamak, korumak, bakım ve temizliğini yapmak” gerekçeleri gösterildi. En son 18 Haziran 2015 tarihinde dilekçe verildi. İki yıl yanıt vermeyen valilik, 18 Ağustos 2017 tarihinde dilekçeyi yanıtladı. Koyunbaba Türbesi’nin mescit olarak kullanıldığı ve mescide de imam atandığı için ‘yapılacak bir şey bulunmadığı’ belirtildi.

    ONLARCA CAMİ VAR, BİR CEMEVİ YOK

    Çorumlu Alevilerin türbeyi ilk istediği tarihten bir yıl sonra Koyunbaba Mahallesi Muhtarı Bahri Eke’nin müftülüğe, “Türbenin yanındaki yapının ramazan ayı nedeniyle ibadete geçirilmesi için din görevlisinin görevlendirilmesi” istemli dilekçe verdiği anlaşıldı. Bir grup mahalleli de muhtara destek verince türbe 25 Kasım 2014’te Osmancık Müftülüğü’ne devredildi.

    İlçede birden fazla Koyunbaba Camisi bulunduğundan bu yapıya Koyunbaba Türbesi Camisi adı verilip imam atandı. Türbenin cami yapıldığını öğrenen Aleviler, yürütmenin durdurulması için Çorum İdare Mahkemesi’ne başvurdu.

    Osmancık’ta 26’ya yakın cami, onlarca mescit ve Kuran kursu bulunurken, tek bir cemevi olmadığı belirtilerek, “Sırf inkar politikası gereği bu alan mescide dönüştürülmüştür. Osmancık’ta Alevilerin Koyunbaba Türbesi dışında inançlarını yerine getirebileceği bir yer yoktur. Bu yer Çorum, Tokat, Amasya ve Samsun’daki 200 bin Alevi’nin tarihsel ve inançsal merkezidir” denildi.

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nca yapılan savunmada, türbenin uzun yıllardır mescit olarak kullanıldığı ileri sürülerek, “Koyunbaba sadece belli bir mezhep veya meşrebe değil, millete mal olmuş bir zattır” denildi.

    Çorum İdare Mahkemesi, 31 Mart 2016’da vakfın talebini reddetti. Bunun üzerine vakıf, Danıştay’a başvurdu. Aleviler Danıştay’dan gelecek kararı bekliyor.

  • Edremit PSAKD Başkanı: Camilerde saz çalınıp semah dönülecekse sorun yok-VİDEO

    Edremit PSAKD Başkanı: Camilerde saz çalınıp semah dönülecekse sorun yok-VİDEO

    PİRHA- Alevilere yönelik hükümetin politikalarına ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yaptığı açıklamalara ilişkin konuşan Edremit Pir Sultan Abdal Kültür Derneği PSAKD Şube Başkanı Mazlum Arı, “Ne yaparlarsa yapsınlar nafile çünkü bir toplumu yüzyıllardır asimile edememişlerse bugün bu çaba boşuna” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Edremit Şube Başkanı Mazlum Arı hükümetin Alevilere yönelik politikalarını, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın açıklamalarını, Edremit bölgesindeki Alevilerin yaşadığı sorunları Pir Haber Ajansı’na (PİRHA) anlattı.

    Dernekte inanç ile ilgili kısımla dedelerin ilgilendiğini belirten Arı, “Derneğimizde semah ve saz kursları ile soğuk seramik, resim, tiyatro gibi kurslarımız ve kültür çalışmalarımız var” dedi.

    “KENDİ İÇ ÖRGÜTLÜLÜĞÜMÜZ VAR”

    “Bizler kendi olanaklarımızla ayakta kalmaya çalışan insanlarız” diyen Arı, Edremit bölgesindeki Alevi sorunlarına ve bunlara karşı yaptıkları çalışmalara ilişkin şunları söyledi:

    “Bu bölgede Aleviler kendilerini yeterince ifade ediyor dersek doğru olmaz. Bazı Alevi köy ve mahallerde sorunlar yaşanıyor. Ancak çok ciddi sorunlar yaşanmıyor. Daha çok bireysel sürtüşmelerin yaşandığını duyuyoruz. Burada yaşayan Aleviler diğer bölgelere göre daha örgütlü. Körfez Alevi Birliği ve Balıkesir Alevi Birliği gibi kendi iç örgütlülüğümüz var. Bu nedenle herhangi bir köyde bir sorun yaşandığında o köylerle direk iletişim sağlıyoruz. Ayrıca bu bölgedeki Alevi köylerinde de kurumlarımız var. Olmayan köylerde de bunun alt yapısını oluşturmaya başlıyoruz.”

    “DEVLETİN ALEVİLERİ ASİMİLE ETMEK İÇİN HEP BİR POLİTİKASI VAR”

    Alevi köylerine camilerin yapılmasına ve müftülüklerin Alevi çocuklarına kuran kursu verilmesi için ekip göndermesine tepki gösteren Arı şunları ifade etti:

    “Devletin bir bütün olarak Alevilerin asimile edilmesine ilişkin bir politikası hep mevcuttu. Özellikle 12 Eylül sonrası yaşanan baskı rejimi sürecinde bu tür yapılanmalar ve örgütlenmeler köylere yansımış vaziyette. Ancak bütün bu baskılara ve asimilasyon politikalarına rağmen başarılı oldukları söylenemez. Elbette camiye giden ve çocuklarını kuran kurslarına gönderen Aleviler olmuş ama önemli bölümü inancından vazgeçmemiş. Köylerde kültürlerini devam ettiriyorlar.”

    “AKP DEVLET OLANAKLARINI BİR TEHDİT OLARAK KULLANIYOR”

    Alevi köylerinin hizmet almak için AKP’ye oy topluyor olmasını devlet olanaklarını halkın üzerinde bir tehdit olarak gördüğünü belirten Arı, “12 Eylül darbe süreci sonrası ile şu an yaşadığımız OHAL koşulları birbirinden farklı değil. Çünkü şu an bir darbe biçimi yaşanıyor. Dolaylı da olsa baskı ile korku ile bir şekilde kendi kültürlerini dayatmaya ve kendi politikalarını kabul ettirmeye çalışıyorlar” diye konuştu.

    Arı konuşmasına şöyle devam etti:

    “AKP’ye oy veren Alevi köyleri elbette var. Ancak verilen hizmet kimsenin babasının kesesinden verilen hizmet değildir. Bu devlet bizlerin de vergileri ile oluşturduğu bütçeden hizmet veriyor. Bu anlamda Alevilerin de Alevi olmaktan öte bir insan olarak devletten kendisine düşen payı almak zorundadır. Yapılan bu ayrımcılık hukuksuzluktur. Ahlaki ve insani bir yanı yoktur. Bu gibi yaşanan hukuksuzluklara ilişkin örgütlenme sağlıyoruz. Yaşanan baskı ve ayrımcılığı kamuoyu oluşturarak engellemeye çalışıyoruz.”

    “CAMİLERDE SAZ ÇALINIP SEMAH DÖNÜLECEKSE SORUN YOK”

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ‘camiler de Alevilerin ibadet merkezidir’ açıklamasını da değerlendiren Arı, “Eğer camilerde saz çalınıp semah dönülecek ise sorun yok. Alevilerin ibadet biçimi bir kere camilere uygun değil. Çünkü saz çalıyorlar ve deyişleri ile semah dönüyorlar. Cami de ise yatıp kalkıp namaz kılınıyor. Elbette biz onların inançlarına saygılıyız. Ve onlara da bir haksızlık olursa haksızlığın karşısında yer alırız. Ama bize de haksızlık gösterilmesine asla rızalık göstermeyiz” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİLİK DİMDİK AYAKTA KALACAK”

    Bazı okullarda devşirme Alevi dedesi yetiştirilmesine de tepki gösteren Arı, “Bu asimilasyonun önemli bir parçasıdır. Dedeler de bu olaya kişisel beklentileri nedeni ile alet oluyorlar. Ancak Aleviler tarafından bu dedeler lanetleniyor, taraf görmüyor ve kabul görmüyor. Bunu da en önce o dedelerin bilmesi gerekiyor. Onlara rağmen bu Alevilik dimdik ayakta kalacak bu inanç bu kültür yaşayacaktır” diye konuştu.

    “UYARIYORUM KENDİLERİNİ”

    PSAKD Edremit Şube Başkanı Mazlum Arı, Alevilere yönelik tüm bu baskıcı ve asimilasyoncu politikalara ilişkin Alevilerin ne yapması gerektiğini şöyle ifade etti:

    “Alevi toplumu da karşı duruşunu kendi politikaları, kültürleri, değerleri, panelleri ve sempozyumları ile göstermeli, kendi kültürünü yaşatma çabası içinde olmalıdır. Ne yaparlarsa yapsınlar nafile, çünkü bir toplumu yüzyıllardır asimile edememişlerse bugün bu çaba nafile diyerek uyarıyorum kendilerini.” (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Alevilere yönelik bir kuşatma projesi: AABF’nin yakınına 885 kişilik cami yapacaklar

    Alevilere yönelik bir kuşatma projesi: AABF’nin yakınına 885 kişilik cami yapacaklar

    PİRHA- Alevilerin Sesi Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Fuat Ateş, Süleymancılar Tahrikatı bünyesinde  Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu merkezi binasına 170 metre uzaklıktaki araziye inşa edilecek Verband islamischer Kulturzentren projesine tepki gösterdi. Ateş, “Köln gibi yüzölçümü açısından gayet büyük bir şehirde söz konusu yapıların, AABF Merkez Binası’nın sadece 100 metre etrafında kümelenmesini tesadüfle açıklamak mümkün değil” diye konuştu. 

    Süleymancılar tarikatı bünyesinde Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun (AABF) Köln’deki merkezi binasına 170 metre uzaklıktaki boş araziye Verband islamischer Kulturzentren (İslami Kültür Merkezleri Derneği) ismiyle merkezi bina inşa edilecek. 2019 yılının bahar aylarında temeli atılması planlanan ve 70 Milyon Euro’ya mal olacak merkezde, 885 kişilik cami ve 222 kişilik öğrenci yurdu yer alıyor. Projenin 3 yıla kadar bitirilmesi planlanıyor.

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun hemen yanı başına açılması planlanan Süleymancılar Cemaati’nin merkez binası konusunda tartışmalar devam ederken, konuyla ilgili soruları Alevilerin Sesi Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Fuat Ateş’e yönelttik.

    Ateş binanın AABF merkezi binası yakınlarına yapılmasını Avrupa’daki Alevilere yönelik bir kuşatma projesi olarak değerlendiriyor. Ateş ayrıca önümüzdeki günlerde bu projeden rahatsızlık duyan tüm kesimlerin bir araya geldiği Sivil İnisiyatif Platformu’nu oluşturacaklarını belirtiyor.

    Verband islamischer Kulturzentren projesinden ne kadardır haberdarsınız?

    Bu konuyla ilgili son birkaç aydır “kulis bilgisi” babında bazı duyumlar alıyorduk. Lakin geçtiğimiz hafta Alman basınında çıkan haberleri görünce bize ulaşan bilgilerin doğruluğunu teyit etmiş olduk.

    Proje neyi kapsıyor? 

    Daha önce de belirttiğim gibi söz konusu projeyle ilgili bilgileri Alman basınında çıkan haberlerden ediniyoruz. Proje kapsamında; Verband islamischer Kulturzentren (Süleymancılar Cemaati), kendi merkezi binasını inşa etmek istiyor.

    “AYNI BÖLGEDE ALEVİLERİN ÖĞRENCİ YURDU PROJESİ REDDEDİLDİ”

    Bu projenin üstlenici firması olarak açıklanan Gerkan, Marg und Partner, Berlin Merkezi Tren İstasyonu ve Berlin Olimpiyat Stadı inşasının yanı sıra Çin’de birçok önemli projeye imza atan bir firma. 2019 yılının bahar aylarında temeli atılması planlanan ve 70 Milyon Euro’ya mal olacak merkezde, 885 kişilik cami ve 222 kişilik öğrenci yurdu yer alıyor. Bu noktada sorulması gereken en önemli soru; 70 Milyon Euro’luk bu projenin finans kaynağı nedir? Daha evvel DİTİB Merkez Cami’sinin inşasında olduğu gibi AKP Hükümeti mi bu işin arkasında? Yoksa Suudi Arabistan ve Katar gibi ülkelerinin destek verdiği ve “rabıta” olarak adlandırılan ortaklığın bir eseri mi? Ayrıca aynı bölgede Alevilerin öğrenci yurdu başvurusunu “Sanayi bölgesinde yer aldığı için uygun değildir” diye geri çeviren Köln Anakent Belediyesi, bu projeye nasıl ve niçin izin vermiştir?

    İstisnasız tüm Alman siyasiler; Almanya’da hizmet edecek imamların Almanya’da eğitilmesi ve dışarının etkisinin sona ermesi gerektiğini söylüyorlar. Lakin bu proje sarf edilen söylemlerle taban tabana zıt bir yapıda. Alman siyasetçiler konuyla ilgili ne düşünürler bilemem ama kesin olan siyasal İslam’ın yeni bir “Truva Atı” projesiyle karşı karşıyayız.

    ” TESADÜF İLE AÇIKLANAMAZ”

    Projenin AABF’nin merkez binasının yakınına yapılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun Köln’deki merkezine sadece 170 metre uzaklıktaki bir araziden bahsediyoruz. Bu arazin hemen çaprazında bulunan diğer boş araziye de Köln’deki Türk Konsolosluğu’nun taşınacağı söyleniyor. Köln gibi yüzölçümü açısından gayet büyük bir şehirde söz konusu yapıların, AABF Merkez Binası’nın sadece 100 metre etrafında kümelenmesini tesadüfle açıklamak mümkün değil. Belli ki akıllarınca Avrupa’daki Alevilere yönelik bir kuşatma projesine soyunmuşlar. Avrupa’daki Alevi örgütlenmesi, bu tür girişimlere karşı koyacak güce ve tecrübeye sahiptir. Daha önce farklı alanlarda benzeri girişimlerde edindikleri acı tecrübeleri kendilerine hatırlatmak isteriz.

    Bununla ilgili girişimde bulundunuz mu, ne gibi girişimler de bulunacaksınız?

    Kamuoyunun da bildiği gibi 15 Temmuz sözde darbe girişiminin ardından AKP Hükümeti ile Gülen Cemaati arasındaki işbirliği sona ermişti. Gülen Cemaati’nden doğan boşluğu Süleymancılarla kapatmaya çalışan AKP Hükümeti’nin, Avrupa’daki Alevi hareketine yönelik düşmanca açıklamaları da ortadadır.

    “ENDİŞE DUYAN TEK KESİM ALEVİLER DEĞİL”

    AABF olarak 30 yıldır Köln şehrinin Müngersdorf ilçesinde huzurlu bir şekilde faaliyetlerimize devam ediyoruz. Bu proje nedeniyle başta Köln – Müngersdorf olmak üzere Almanya’nın huzuru konusunda endişelerimiz var. Bu konuyla ilgili endişe duyan tek kesim de Aleviler değil. Yerel ve federal düzeyde birçok STK ve diğer inançlara ait organizasyonlar da bu projeden rahatsızlık duyuyorlar. Önümüzdeki günlerde aşırı sağcı yapılanmalar haricinde bu projeden rahatsızlık duyan tüm kesimlerin biraraya geldiği “Sivil İnisiyatif Platformu”nu oluşturacağız. Alman kamuoyu başta olmak üzere siyaset dünyasına endişelerimizi aktaracağız. Bu noktada eğer mevzu Almanya’nın geleceği ve entegrasyonsa, ‘İslamofobi’ kavramının arkasına sığınarak yaratılacak hiçbir mağduriyete asla prim verilmemelidir.

    Elif SONZAMANCI/KÖLN