PİRHA- Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) öncülüğünde oluşturulan bir heyet zorla cami yaptırılan Alevi köyü Aşağısallığınar’a gitti.
38 Haneli Aşağısallıpınar Köyü’ne kaymakamın hizmet getirme sözü karşılığında cami yaptırılması iddiaları tepkilere neden olmuştu.
Köylerine dayatma ile cami yapıldığını ve bu projeyi kabul etmediklerini söyleyen Aşağısallıpınar köylüleri, İzmir’de yaptıkları toplantı sonrası bir an önce bu projeden vazgeçilmesi çağrısında bulunmuş ve imza kampanyası başlatmıştı. Tepkilerin ardından cami inşaatı durduruldu.
Şimdi ise Alevi kurumları adına Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat öncülüğünde bir heyet Aşağısallıpınar Köyü’ne gidecek. Yarın yola çıkacaklarını söyleyen ADFE Genel Başkanı Celal Fırat, önce Kars Belediyesi’ne gideceklerini, ardından da Kars Valiliği’ne giderek caminin cemevine çevrilmesi için dilekçe vereceklerini belirtti.
Bölgede 4 gün boyunca çalışma yürüteceklerini ve temaslarda bulunacaklarını aktaran Fırat, Kars ve Erzurum’un bazı köylerini de ziyaret edeceklerini ifade etti.
PİRHA- Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) öncülüğünde oluşturulan bir heyet yarın, zorla cami yaptırılan Alevi köyü Aşağısallığınar’a gidecek.
38 Haneli Aşağısallıpınar Köyü’ne kaymakamın hizmet getirme sözü karşılığında cami yaptırılması iddiaları tepkilere neden olmuştu.
Köylerine dayatma ile cami yapıldığını ve bu projeyi kabul etmediklerini söyleyen Aşağısallıpınar köylüleri, İzmir’de yaptıkları toplantı sonrası bir an önce bu projeden vazgeçilmesi çağrısında bulunmuş ve imza kampanyası başlatmıştı. Tepkilerin ardından cami inşaatı durduruldu.
Şimdi ise Alevi kurumları adına Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat öncülüğünde bir heyet Aşağısallıpınar Köyü’ne gidecek. Yarın yola çıkacaklarını söyleyen ADFE Genel Başkanı Celal Fırat, önce Kars Büyükşehir Belediyesi’ne gideceklerini, ardından da Kars Valiliği’ne giderek caminin cemevine çevrilmesi için dilekçe vereceklerini belirtti.
Bölgede 4 gün boyunca çalışma yürüteceklerini ve temaslarda bulunacaklarını aktaran Fırat, bu dört gün içinde Kars ve Erzurum’un bazı köylerini de ziyaret edeceklerini ifade etti.
PİRHA- Kars’ın Sarıkamış ilçesine bağlı Alevi köyü Aşağısallıpınar’daki hizmet getirme karşılığında yapımına başlanan ve kamuoyunda tepki uyandıran cami inşaatının durdurulduğu iddia edildi.
Konu ile ilgili PİRHA’ya konuşan Arnavutköy Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz, eski köy muhtarının aktardığı bilgilere dayanarak Aşağısallıpınar köyünde inşasına başlanan cami inşaatının 10 gündür durdurulduğunu ifade etti.
38 Haneli Aşağısallıpınar Köyü’ne kaymakamın hizmet getirme sözü karşılığında cami yaptırılması iddiaları tepkilere neden olmuştu. Köylerine dayatma ile cami yapıldığını ve bu projeyi kabul etmediklerini söyleyen Aşağısallıpınar köylüleri, İzmir’de yaptıkları toplantı sonrası bir an önce bu projeden vazgeçilmesi çağrısında bulunmuş ve imza kampanyası başlatmıştı.
“TOPLANAN İMZALARI VALİLİĞE VERECEĞİZ”
Alevi Dernekler Federasyonu (ADFE) olarak konuyu yakından takip ettiklerini söyleyen Arnavutköy Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz, İstanbul ve İzmir’de bulanan Aşağısallıpınar köylülerinin topladığı imzaların Kars Valiliği ve Sarıkamış Kaymakamlığı’na vereceklerini ifade etti. Yapımına başlanan cami inşaatının cemevine dönüştürülmesi çabasında bulunacaklarını dile getiren Yılmaz, “İzmir’den toplanan imzalar geldi. İstanbul’daki imzalar devam ediyor ve bir kısmını aldık. Köyde de bu işe muhalif arkadaşlar bizim yanımızda. Alevi Dernekler Federasyonu (ADFE) olarak toplanan imzaları Kars Valiliği ve Sarıkamış Kaymakamlığı’na verecek bu inşaatın cemevine dönüştürülmesine dair çaba harcayacağız. Dün İstanbul Yenibosna’da bulunan Aşağısallıpınar köyünden canlarla bir aradaydık ve imzaları teslim aldık” diye konuştu.
“10 GÜNDÜR ÇALIŞAN YOK”
Aşağısallıpınar köyünün eski muhtarı olan Turgut Yalçınkaya’nın, “10 gündür inşaatta çalışan yok” dediğini aktaran Yılmaz inşaatın şu an durdurulduğunu açıkladı.
Alevi Dernekler Federasyonu (ADFE) olarak bölgeye gideceklerini sözlerine ekleyen Yılmaz, sorunun Alevi kamuoyununda da yeterli karşılık bulmadığı eleştirisini yönetti. Yılmaz şunlara dikkat çekti:
“Buda duruldu demektir. Şu an inşaatın kabası bitmiş durumda. Ardahan Damal ve Şenkaya’da aynı sıkıntılar var. Şenkaya’da bulunan 18 Alevi köyüne hizmet karşılığında cami yapma söylemlerinin de olduğunu biliyoruz. Alevi kurumlarının bu konuyla ilgili toplantısından sonra dedeler ve başkanlar eşliğinde periyodik olarak sorun olan bölgelere ADFE olarak gidip gezeceğiz ve oraları güçlendireceğiz. Oradaki vatandaşlar çaresiz kalıyor ve baskılara dayanamayarak asimile olma yoluna gidiyor. Aşağısallıpınar köyü asimile olmamış güçlü bir köy olduğu işin devlet de sarı öküz peşinde. Orayı teslim etmeyeceğiz. Bu mesele Alevi kamuoyunda maalesef duyarlılık bulmadı.”
PİRHA/İZMİR
AŞAĞISALLIPINAR KÖYÜNDEKİ CAMİ İNŞAATININ SON HALİ GÜN ( 24 EKİM 2019)
PİRHA- Mecliste Kars Sarıkamış Aşağısallıpınar köyüne cami yapılmasıyla ilgili HDP İstanbul Milletvekilleri Zeynel Özen, Ali Kenanoğlu ve AKP Kars Milletvekili Ahmet Arslan arasında tartışma yaşandı.
HABERİN VİDEOSU
Kars’ın Sarıkamış Aşağısallıpınar köyüne cami yapılması Mecliste tartışma konusu oldu.
Halkların Demokratik Partisi İstanbul Milletvekilleri Zeynel Özen ve Ali Kenanoğlu ile AKP Kars Milletvekili Ahmet Arslan arasında yaşanan tartışma meclis tutanaklarına şöyle yansıdı:
“ASFALTIN BİTTİĞİ YERDE ALEVİ KÖYÜ BAŞLAR”
Zeynel Özen: “Dilimiz yeni bir deyim kazandı: Nerede asfalt yol bitiyorsa oradan sonra bir Alevi köyü vardır. Türkiye’nin her yerinde istisnalar dışında bu böyledir.
Memleketim olan Kahramanmaraş’ta Kabayar, Düğünyurdu, Kızılcıksuyu, Afşin’in Türkçayırı, İncirli köyleri -liste çok uzun- yetkililere hizmet için başvurduklarında ya ‘Seçim döneminde AKP’ye oy vermiyorsunuz.’ denip reddediliyor ya da ‘Köyünüze camiyle başlayalım, ondan sonra hizmet gelir.’ diyorlar. Bu, basında bu hafta işlendi. Kars Sarıkamış’ta bir köye cami yapılmaya başlandı. Bu ayrımcılığa, bu baskıya, insanları bölmeye yönelik çalışmalara son verilmesi gerekiyor, eşit yurttaşlığın herkese uygulanması gerekiyor.”
AKP’Lİ VEKİL: VASİYET YERİNE GETİRİLİYOR
Ahmet Arslan: “Sarıkamış’ın Aşağı Sallıpınar köyünde bir cami yapılıyor. Bu camiyle ilgili olay şudur: Muhtar ‘Annemin bana vasiyetidir, bu köyde bir cami yapacağım.’ dediği için ve köylünün desteğini aldığı için köyde cami yapılmaktadır ancak bu köyde cami yapılmasını istemeyen, şehir dışından, köy dışından birileri bu olayı çok başka bir boyuta taşıdı, sanki, ‘Kaymakam bu işin karşısında. Köyde cami yapılmasına izin verilirse hizmet edilecek.’ gibi bir şey üretildi; külliyen yalandır. Köyde yıllardır hizmetler yapılmaktadır, bu sene de kilit parke taşı yapılmıştır. Muhtarın, annesinin vasiyetini yerine getirmek için bir talebini köylü yerine getiriyor. Biz köylerin hepsine hizmet ettiğimiz gibi buraya da hizmet ediyoruz, hizmet etmeye de devam edeceğiz. Bu doğru bilginin kamuoyuyla paylaşılmasında fayda vardı.”
“ALEVİ KÖYÜNE CAMİ ASİMİLASYONDUR”
Ali Kenanoğlu: “Kars Sarıkamış Aşağısallıpınar köyüne cami yapılması muhtarın annesinin vasiyetiyle ilgili bir durum değildir. Annesinin vasiyetiyle ilgili cami yapılsa ya da cemevi yapılsa birçok annenin vasiyeti yerine getirilirdi. Burada muhtarın dernek başkanıyla konuşma kaydı vardır. Kaymakamın kendisinden hizmetlerin gelebilmesi için öncelikle cami talep etmeleri gerektiğini ifade ettiğine dair dernek başkanıyla konuşma kaydı vardır. Bu gerçeği görmeden camiye ihtiyacı olan Sünni köylere cami yapmayı tercih etmek yerine Alevi köylerine cami yapmayı, apar topar hızla bitirmeyi hedeflemenin amacı nedir? Asimilasyondan başka bir şey değildir; bu gerçeği de hepinizin görmesi gerekiyor.”
“BİZİM İBADETHANEMİZ CEMEVİDİR”
HDP İstanbul Milletvekili Kenanoğlu, şöyle devam etti:
“Yıllarımız Alevi kurumlarında bu konuları takip etmekle, araştırmakla geçti, bu konudaki şikâyetleri dinlemek ve raporlamakla geçti. Bu bir yöntem olarak kullanılıyor. Sivas’la ilgili şöyle bir şey anlatılır, çok meşhurdur bu. Sivas’a giden bir gazeteci bir Alevi köyüne gitmek istediğini söylüyor ve oradaki vatandaş da diyor ki: ‘Şu asfalt yoldan git, sağa sola dön, oralar hep Alevi köyüdür. Asfaltın bittiği noktadan itibaren başlayan toprak yollu köylerin hepsi de Alevi köyüdür. Aslında bu sadece Sivas’ta olan bir durum değil, Ordu’da Maraş’ta, Tokat’ta, Çanakkale’de Bingöl’de.
Şimdi, değerli arkadaşlar, böyle Aşağısallıpınar köyü için denildiği gibi muhtarın annesi vasiyet etmiş, kaymakamlık da bunu görev bilmiş ve annesinin vasiyeti üzerine gitmiş, hemen köye camiyi başlatmışlar. Köylüler demiş ki: ‘Kardeşim, biz Aleviyiz, bizim ibadethanemiz cemevidir, bizim cemevine ihtiyacımız var.’ İtirazlar yükselince de bir haftada inşaat bitirilmek üzere arkadaşlar, bir haftada. Şimdi, şunu söylüyoruz. Burada daha önce konuşmacı hatiplerin dile getirdiğini biliyorum -tutanaklarda vardır- birçok Sünni köyünde caminin olmadığını ya da tamire, bakıma ihtiyaç olduğunu, hatta cami hocasının olmadığından yakınıldı ve şikâyet edildi. Şimdi, oralara hizmet götürülmesi gerekirken yani ihtiyaç duyan, bu konuda ihtiyacı olan köylere hizmet götürülmesi gerekirken, bir muhtarın annesi vasiyet etti diye, devletimiz de bu vasiyeti yerine getirsin diye, koşa koşa Alevi köyüne cami yapılıyor. Tabii, bunun biz ne anlama geldiğini çok iyi biliyoruz, bunun karşılığını da biliyoruz. Oysa Alevi kültür dernekleri parti grubumuzu ziyaret etti, sizleri de ziyaret etti, basından biliyorum, etmedikleri partileri de edecekler, onların ve Alevi kurumlarının bir talebi var cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesiyle ilgili, birçok annenin de bu yönde vasiyeti var örneğin. Hükûmetimiz bu vasiyetleri duymuyor mu, görmüyor mu? Bununla ilgili, bırakın vasiyeti, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı var. Kararı uygulasanız cemevleri ibadethane olarak kabul edilecek ama siz, bırakın annelerin bu yöndeki vasiyetini, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarını dahi uygulamıyorsunuz.” (HABER MERKEZİ)
PİRHA- İstanbul Şişli’de Ayazağa mahallesindeki cemevinin bulunduğu sokak ve çevresine bir yıl önce bağlanan korsan hoparlörlerden yüksek sesle ezan okunmasına hala son verilmemesine cemevi dedesi İbrahim Erdoğan tepki gösterdi. Erdoğan, korsan hoparlörlerin kaldırılması için yetkilileri göreve çağırdı.
HABERİN VİDEOSU
Bir yıl önce İstanbul Sarıyer’deki Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Sarıyer Şubesi Ayazağa Cemevi önündeki ve Alevilerin evlerinin önündeki elektrik direklerine toplam 22 hoparlör takıldı. Bu direklerdeki hoparlörlerden ezan sesi yükselmeye başladı. Kim tarafından konduğu belli olmayan, yüksek sesle beş vakit ezan yayını yapan ve mahalleli tarafından tepki ile karşılanan korsan hoparlörler, tüm resmi kurumlara başvurulmasına rağmen halen kaldırılmadı.
Korsan hoparlörlerin bir yıldan fazla bir süredir kaldırılmamasına tepki gösteren Ayazağa cemevi dedesi, Ağuçan Ocağı’ndan İbrahim Erdoğan konuya ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.
Erdoğan, mahalledeki insanlar camiye çağrıldığında herkesin bunu duyacağı yeterlilikte ses sisteminin ve caminin olduğunu söyledi. Erdoğan, “Bunu bilinçli bir şekilde getirdiler tam cemevinin duvarının dibine koydular. Biz burada cemimizi yürütürken inancımızı yerine getirirken ezan okunduğu zaman birbirimizi duyamıyoruz. Çünkü o ses tamamen cemevinin içerisindeymiş gibi güçlü geliyor” dedi.
BELEDİYE: HOPARLÖRLERİ KALDIRIRSAK OY KAYBEDERİZ
Takılan korsan hoparlörlerden rahatsız olduklarını dile getiren Erdoğan, hoparlörlerin kaldırılması için kaymakamlığa, emniyete ve belediyeye başvurduklarını ancak bir sonuç alamadıklarını ifade etti.
Kendilerini sürekli oyaladıklarını ve sorunu çözmediklerine dikkat çeken Erdoğan, Sarıyer Belediye zabıtasının kendilerine, ‘Bu hoparlörlerin kaldırılması gerektiğini ancak kaldırırlarsa oy kaybedeceklerini’ ifade ettiklerini söyledi.
“DEVLETİ VE ÜLKEYİ YÖNETENLER KATLİAMDAN ZEVK ALAN BİR ANLAYIŞA SAHİP”
Geçtiğimiz hafta PİRHA‘nın gündeme getirdiği Kars Sarıkamış’a bağlı Alevi Köyü Aşağısallıpınar’a cami yapılmasına da tepki gösteren İbrahim Erdoğan dede şunları kaydetti:
“Buradaki anlayış ne ise Kars’taki anlayış da odur. Çünkü devletin ve yönetenlerin anlayışından kaynaklanan bir olay ve sistemdir. Kendilerinden başka kimseyi ve kendi inançlarından başka inançlarını tanımıyorlar. Bu yok etme sistemidir. Devleti yönetenler, bu ülkeyi yönetenler katliamdan neşelenen ve zevk alan bir anlayışa sahip oldukları için bizim buradaki bu hoparlör sorununun çözüleceğine de ben inanmıyorum. Bize şöyle bir oyun oynuyorlar. Biz çıkıp onları kaldıralım ortalık karışsın halk cemevini bassın. Bu durumdan zevk alıyorlar. Ama biz bu zevki onlara tattırmamak ve o imkanı onlara tanımamak için öyle bir harekette bulunmayacağız. Bu zamana kadarda bulunmadık.”
PİRHA – Kars Sarıkamış’ta Alevi köyüne kaymakamın hizmet getirme sözü karşılığında cami yaptırılmasına ilişkin PİRHA’ya konuşan Araştırmacı Yazar Mesut Özcan, Alevilere yönelik asimilasyon politikalarının ürünü olan cami yaptırmaların darbeden sonraki yıllarda Vali eliyle Dersim’de de yapıldığını ifade ederek duruma tepki gösterdi.
Kars Sarıkamış ilçesine bağlı Alevi köyü olan Aşağısallıpınar’da kaymakamın hizmet getirme sözü karşılığında cami dayatmasına ve yaptırmasına tepkiler sürüyor.
PİRHA‘ya konuşan Araştırmacı Yazar Mesut Özcan, Alevileri asimile etmek adına yapılan bu projelerin 2. Abdülhamit döneminden bu yana sürdüğünü belirterek tepki gösterdi.
“HAVADAN ‘SİZİ DİNE DAVET EDİYORUZ’ BİLDİRİLERİ ATTILAR”
Özcan, şöyle konuştu:
“Bu politikalar Dersim’de 1980 darbesinden sonra oldu. Türk-İslam sentezinin bir politikası bu. Türk-İslam sentezinin başvurduğu yöntemdir bu. 12 Eylül’den önce Dersim’de Alevi köylerine camiler yapılmadan önce havadan ‘Sizi Allah’ın yoluna davet ediyoruz, dine davet diyoruz, din kardeşlik demektir’ bildirileri atılıyordu. Bunu generaller eliyle yaptırdılar.
Alevi köylerine cami yapılması, Alevilerin istediği bir şey değil. Kenan Güven, köylerine yol, su isteyen ya da herhangi bir ihtiyacını isteyenlere bu köyde cami niye istemiyorsunuz, diye sordu. Camiye gidecek kimse yok diye cevap alınca o zaman size hizmet de yok dedi. Mecburen insanlar yol, su ve diğer hizmetleri almak için dilekçe verdiler cami de istiyoruz dediler. Aslında Kenan Güven istedi camileri.
Anlaşılan bu köyde de benzer bir yöntem var. Aslında aradan ne kadar zaman geçerse geçsin Alevilere yönelik uygulanan politikaların hiç değişmediğini görüyoruz.”
“MESCİTLER BOŞ ANCAK YENİDEN CAMİ YAPTILAR”
Alevilere yönelik asimilasyon politikaların bir ürünü olan cami yaptırma projelerinin hiçbir geçerliğinin olmayacağını söyleyen Özcan, Dersim’de yaşanan duruma ilişkin şunları aktardı:
“Dersim’de Munzur Gözeleri’nin bulunduğu Ziyaret Köyü’nde mescit yapıldı. Oraya imam gönderildi. Oraya hiç kimse gitmedi. O yapı şimdi bomboş yine Dersim’in Mazgirt ilçesinde Lazvan Köyü’nde cami yapıp imam atadılar. İmam yalnız kalarak oradan ayrıldı. O camiye de kimse gitmedi.
Aktuluk’a da mescit yapıldı. Açıldığından beri hiç kimse gitmedi şu an samanlık olarak kullanılıyor. Buna rağmen Munzur Üniversitesi’nin de içinde olduğu ekip tarafından Aktuluk’ta cami yapıldı. Aşağıda mescit var olup kullanılmamasına rağmen bu camiyi yaptılar. Oraya da kimse gitmeyecek.”
‘CAMİNİZ YOK, SİZ KİMSİNİZ?’
Özcan, 80 darbesinden sonra Dersim’de Vali Kenan Güven’in halka karşı nasıl söylemlerde bulunduğuna şöyle değindi:
“Kenan Güven, sizin hangi dinden olduğunuzu nasıl anlayacağız, caminiz yok, siz kimsiniz, cami yapalım yoldan geçenler sizin Müslüman olduğunuzu anlasın diyordu.”
Sanki Dersimlilerin hangi inançtan hangi milletten geldiği belirsizmiş gibi söylemde bulunuyordu.”
“DERSİM’DE ÜNİVERSİTE VE CEMEVİ DE BU İŞİN İÇİNDE”
Özcan, Dersim’de üniversite ve cemevinin de bu politikaların içinde olduğunu ifade ederek şunları kaydetti:
“Alevi köyüne cami yapma, bir dayatmadır, Alevileri asimile etme politikasıdır. Bugün Sarıkamış’ta üniversite yok. Dersim’de şimdi üniversite de, cemevi de bu işin içinde. Kenan Güven politikasının sonucu olarak Kur’an kurslarına gönderilen çocuklar bu Türk-İslam sentezinin hayata geçirilmesi için çaba harcıyorlar. Üniversite rektörünün ‘Buradaki insanların inancında boşluk var’ demişti. Şimdi cami yapılan köylerde de aynı şekilde bir düşünce ortaya çıkmıştır.”
PİRHA- Ayazağa Cemevinde kahvaltılı toplantıda bir araya gelen Aleviler, Adıyaman ve Kars’taki Alevi asimilasyonunu hatırlatarak Alevi inancına yönelik saldırıların devam ettiğine dikkat çektiler.
Haberin Videosu
Alevi kurumları Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Ayazağa Şubesi’nde kahvaltılı toplantıda bir araya geldi. Toplantıya HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, Alevi Dernekler Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, Pir sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan, HBVAKV Genel Başkanı Ercan Geçmez, Demokratik Alevi Derneği (DAD) Genel Basın Sekreteri Bülent Felekoğlu, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Dursun Önal, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Sultangazi Pir sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş, Yalıncak Sultan Alevi Kültür Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Sevim Yalıncakoğlu ve İstanbul’da bulunan cemevi yöneticileri, HBVAKV şubeleri katıldı.
Toplantıda HBVAKV Ayazağa Şube Başkanı Celal Özer, HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş, DAD Genel Basın Sekreteri Bülent Felekoğlu, ADFE Genel Başkanı Celal Fırat, ABF Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül ve HBVAKV Genel Başkanı Ercan Geçmez birer konuşma yaptı.
Moderatörlüğünü Yalıncak Sultan Alevi Kültür Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Sevim Yalıncakoğlu yaptığı toplantıda genel olarak Kars’ın Sarıkamış ilçesine bağlı bir Alevi köyü olan Aşağısallıpınar Köyü’ndeki cami inşaatı ve Adıyaman’da bir okulda Menzil tarikatına mensup öğretmenlerin Alevi öğrencilere yaptıkları namaz kılma baskısı konuları üzerinde duruldu.
Asimilasyonun hız kazandığına vurgu yapılan toplantıda birlik ve beraberlik çağrıları yapıldı. Türkiye’nin Suriye’ye yönelik yaptığı askeri operasyona da değinilen toplantıda bu süreçte orada yaşayan Alev halklarının olumsuz etkileneceği vurgulandı. Tüm kurumlar adına ortak basın metnini HBVAKV Genel Başkanı Ercan Geçmez okudu.
“ALEVİ İNANCINA SALDIRILAR DEVAM EDİYOR”
Asimilasyona vurgu yapan Geçmez, “Gün olmuyor ki Alevilere ve inançlarına saldırı olmasın. Yıllardır ülkemizin çeşitliliğini koruyabilmek ve bu çeşitlilik içinde birlikte yaşayabilme mücadelesi veriyoruz. Ama ne yazık ki biz bunu savundukça buna karşı devletler bizlere ve inancımıza saldırılara devam etmektedir” diye konuştu.
ADIYAMAN VE KARS’TAKİ SORUNLAR
Adıyaman ve Kars’taki olayları hatırlatan Geçmez, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Son günlerde Adıyaman Gölbaşı ilçesine bağlı Belören Beldesi’nde bulunan çok programlı lisesi müdürü öğrencilere menzil tarikatına bağlı Semerkant dergisini okuması için dağıttı. Kız öğrencilerin erkek öğrencilerle konuşması yasaklandı. Beden eğitimi dersi ise kız öğrencilere tamamen yasaklandı. Okul müdürü ve rehber öğretmenin Alevi öğrencilerine namaz kılması için baskı yaptığı görülmektedir.
Yine Kars Sarıkamış ilçesinde Alevi Köyü olan Aşağısallıpınar Köyü’ne Kaymakam “Hizmet Almak istiyorsanız köyünüze Cami yapalım! Yoksa hizmet yoktur” sözünü sağlanacak hizmete karşılık Alevi Köyüne cami inşaatına başlıyorlar. Bunu da muhtarın istediğini beyan ediyor.
CEMEVİ ÖNÜNDEKİ KORSAN HOPARLÖR
Türkiye’nin değişik yerlerinde köylere ve merkezlere cami yapılmasa bile merkezi sistemle ezan okutulmaktadır. Şu an içinde bulunduğumuz cemevinde de yine böyle bir sorun yaşanmaktadır.
Herkes bilir ki Aleviler namaz kılmaz niyaz eder. Yine herkes bilir ki Alevilerin ibadethanesi cami değil cemevidir. Şayet Kars’taki muhtar gibi düşünenler varsa Alevi inancının yolunu terk etmektedir.”
TALEPLER
Her türlü asimilasyon politikasının insanlık suçu olduğunu ifade eden Geçmez, taleplerini de şöyle sıraladı:
Talebimiz, Adıyaman’daki okul yetkililiklerin derhal görevden uzaklaştırılması, Sarıkamış Kaymakamı’nın biran önce açığa alınması, Sarıkamış’taki cami inşaatının cemevi inşaatına çevrilmesi, Türkiye’nin değişik yerlerinde cemevi önlerine konulan cami hoparlörlerinin kaldırılmasını talep ediyoruz. PİRHA/İSTANBUL
PİRHA- Kars’ın Sarıkamış ilçesine bağlı Alevi köyü Aşağısallıpınar’daki cami inşaatına hız verildiği ortaya çıktı.
Pir Haber Ajansı (PİRHA) tarafından gündeme taşınan Aşağısallıpınar Köyü’ndeki cami inşaatına hız verildi. Köylülerin aktarımlarına göre temeli atılıp, duvarları örülen ve uzun süre inşası bekletilen cami inşaatına son 2 gündür hız verildi.
22 Ekim ve 24 Ekim arasında çekilen fotoğraflarda da inşaata hız verildiği açıkça görülüyor.
38 Haneli Aşağısallıpınar Köyü’ne kaymakamın hizmet getirme sözü karşılığında cami yaptırılması iddiaları tepkilere neden olmuştu. Köylerine dayatma ile cami yapıldığını ve bu projeyi kabul etmediklerini söyleyen Aşağısallıpınar köylüleri, İzmir’de yaptıkları toplantı sonrası bir an önce bu projeden vazgeçilmesi çağrısında bulunmuştu.
PİRHA’nın ‘Kaymakam Alevi Köyüne Cami Yaptırdı; Köylüler Tepkili’ başlığıyla yayınladığı haber sonrası Alevi toplumundan da büyük tepki oluşmuştu, konu HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu tarafından Meclis gündemine de taşınmıştı.
Tüm yaşananların ardından caminin kaba inşaatının bitirilip biran önce hizmete açılma çabası Alevi yurttaşlar tarafından ‘Bu acelenin sebebi nedir?’ sorusunu da gündeme getirdi.
PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Kars Sarıkamış’a bağlı Aşağısallıpınar Alevi köyüne cami yapılmasına kimin karar verdiğini İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya sordu.
HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Kars Sarıkamış’a bağlı Aşağısallıpınar Alevi köyüne, AKP’ye oy çıkması karşılığında hizmet getirileceği diretmesini ve cami yapılmasını İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya sordu.
TBBM Başkanlığına yazılı soru önergesi veren Kenanoğlu, soru önergesinin gerekçesini şöyle açıkladı:
“Kars Sarıkamış’a bağlı Aşağısallıpınar bir Alevi köyüdür. Sarıkamış Kaymakamı “Bu köye cami yapılacak. Camisiz hiçbir köy kalmayacak” demektedir. Aşağısallıpınar Köyünün Alevi yurttaşları, 38 haneli köylerine birçok kez gelen idareciler tarafından cami yaptırılması ve AKP’ye oy çıkması karşılığında hizmet getirme pazarlığının diretildiğini, köylerinde inşaatı başlatılan camiyi kabul etmeyeceklerini ifade ediyorlar.
Aşağısallıpınar Köyü Sosyal Yardımlaşma Dayanışma ve Kültür Derneği Başkanlığı, “1913 yılından beri köyümüz var. Bu yıldan itibaren baskı ve zulme karşı gelen muhtarların hepsi dik durmuştur. Cami yapılmamıştır. Biz bu saatten sonra asimile olmak istemiyoruz. Caminin yapılması ile asimilasyona başlanacak. Hoca zoru ile çocuklarımız kuran kursuna gönderilecek. Bu proje 1982 Anayasasından beri var. Alevi köylerine cami yapıp sünnileştirmek isteniyor. Köyde bir iş yapılacaksa bizleri ararlardı. Ama cami yapılırken sorma gereği duymadılar. Köyümüze cemevi yapılsaydı bütün herkes yardım edecekti” yönünde açıklama yapmışlardır.”
HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu önergesinde İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya şu soruları yöneltti:
1- Köylü istemediği halde Aşağısallıpınar köyüne cami yapılmasına kim karar vermiştir?
2- Camiyi hangi kurum veya kim yapmaktadır?
3- Sünni köylerin cami ve cami hocası (din görevlisi) ihtiyacı olduğu halde neden ısrarla ihtiyaç duyulan köylere değilde Alevi köylerine cami yaptırılmakta ve hoca atanmaktadır?
PİRHA- Kars Sarıkamış’a bağlı Aşağısallıpınar Köyü’ne kaymakamın hizmet getirme sözü karşılığında cami yaptırılmasına Aşağısallıpınar köylüleri sert tepki gösterdi. Köylüler, kaymakamın diretmeleri sonucu Alevi köyüne yapılan caminin köyün dokusunu bozarak asimile edeceğini vurguladılar.
Haberin videosu
Kars Sarıkamış’a bağlı Aşağısallıpınar bir Alevi köyü. Köylerine dayatma ile cami yapıldığını ve bu projeyi kabul etmediklerini söyleyen Aşağısallıpınar köylüleri İzmir’de toplantı yaptı.
Köylülerin aradığı Aşağısallıpınar muhtarı Kutlay Emelet, cami yapımında kimseye danışılmadığına dikkat çekerek Sarıkamış Kaymakamı’nın, “Bu köye cami yapılacak. Camisiz hiçbir köy kalmayacak” dediğini aktardı.
38 haneli köylerine birçok kez gelen idareciler tarafından cami yaptırılması ve AKP’ye oy çıkması karşılığında hizmet getirme pazarlığının diretildiğini söyleyen Aşağısallıpınar köylüleri, köylerinde inşaatı başlatılan camiyi kabul etmeyeceklerinin altını çizdiler.
“ALEVİ KÖYÜNE CAMİ PROJESİ 1982 ANAYASASINDA VAR”
Köylerinde yapımı devam eden cami inşaatına dair bilgilendirmede bulunan Aşağısallpınar Köyü Sosyal Yardımlaşma Dayanışma ve Kültür Derneği Başkanı Hüseyin Candan, 1913 yılından beri köylerine cami yapılmasının diretildiğini ancak buna karşı sürekli direndiklerini dile getirerek, şunları söyledi:
“1913 yılından beri köyümüz var. Bu yıldan itibaren baskı ve zulme karşı gelen muhtarların hepsi dik durmuştur. Cami yapılmamıştır. Biz bu saatten sonra asimile olmak istemiyoruz. Caminin yapılması ile asimilasyona başlanacak. Hoca zoru ile çocuklarımız kuran kursuna gönderilecek. Bu proje 1982 Anayasasından beri var. Alevi köylerine cami yapıp sünnileştirmek isteniyor. Köyde bir iş yapılacaksa bizleri ararlardı. Ama cami yapılırken sorma gereği duymadılar. Köyümüze cemevi yapılsaydı bütün herkes yardım edecekti” diye konuştu.
KAYMAKAMIN CAMİ KARŞILIĞINDA HİZMETTE DİRETMESİ
“Daha önceki kaymakamlar da köye altyapı, yol yapılmasını isteyen muhtara cami yapılması karşılığında bu hizmetlerin geleceğini söylüyor” diyen Aşağısallıpınar köylülerinden Hasan Yalçınkaya, cami projesinin amacının köyün Alevi dokusunu bozmak olduğuna vurgu yaptı. Alevilere karşı fetvalar verdiğini söylediği Diyanet’in kapatılması gerektiğine de değinen Yalçınkaya, bu hatadan bir an önce dönülmesi çağrısında bulundu. Yalçınkaya şunları ifade etti:
KÖYDE AKP BİRİNCİ PARTİ SEÇİLMİŞ
“Bizi sünnileştirmek isteyen zihniyete karşıyız. Köyümüz bir ağaç ve bizler de dallarıyız. Köyümüze ihanet edildi. Alevi köylerine cami projesi Kenan Evren-Fethullah Gülen projesidir. Amaç asimile etmektir. Köyümüzün dokusunu bozmak istiyorlar. Kaymakam, daha önceki muhtara cami yapılmasını teklif ediyor ama muhtar kabul etmiyor. Köye altyapı, yol yapılmasını isteyen muhtara cami yapılması karşılığında bu hizmetlerin geleceğini söylüyor. O bölgede tek cami olmayan köy bizim köyümüzdür. Bu projeyi istemiyoruz, karşıyız. Diyanet’in kaldırılmasını istiyoruz. Diyanet demek şeriat üretmek demektir. Aleviler hakkında da çok sağlıklı düşünmüyorlar. Alevilerin yeri camidir, diyorlar. Gezi’deki Alevi çocuklarının ölümünde eli kanlı olanlar köyümüzde birinci parti seçiliyor. Köyümüzde bir ümmet toplumu yetiştirmek istiyorlar. Umarız en kısa sürede köylülerimiz aklı başına gelir ve onurlu davranarak bu hatadan geri dönerler.”
“CEMDE DIŞARI GÖZCÜ KOYARDIK UNUTTUNUZ MU ?”
Aşağısallıpınar köyünden olan ve uzun süre köyünde öğretmenlik yapan Şerafettin Dağdevir, köyün ihtiyacının cami değil altyapı ve yol olduğunu ifade ederek, “Bu köye cami yapılması tasvip edilecek bir durum değil. Cemevi Alevilerin örgütlendiği, ibadetini yaptığı bir mekandır. Köye yollanan hoca 3-4 bin lira maaş alacak. Bizim köyümüz hayvancılıkla uğraşır. Oraya ziraat mühendisi yollansa çok daha iyi olur. Caminin topluma bir faydası olmayacak. Cami yaptırmaktansa köye veteriner, ziraat mühendisi göndersinler” dedi.
Köyün yaşlılarından olan Rıfat Özdemir ise pirleri olan Babamansur Ocağı’ndan Heyrani Dede zamanında cem yapmak için köy dışına nöbetçi koyduklarını hatırlatarak, bu projeye sessiz kalan köylülerine, ‘Bunları unuttunuz mu?’ sorusunu yöneltti.
“BU DAYATMAYI KINIYORUZ”
Avrupa’da yaşayan ve Alevi kadın hareketi içerisinde hizmetler yürüten Lale Yalçınkaya, köyün kaderinin çıkarcı birkaç kişinin siyasetine kurban edilemeyeceğini vurguladı. Köylerine, Alevi yol ve erkanına uygun cemevi yapılması istendiğini ifade eden Yalçınkaya şunlara dikkat çekti:
“Köyümüze cami yapılması hepimizi üzmüştür. Uzun yıllardan beri cami köye enjekte ediliyordu. Bundan önceki bütün muhtarlar bu projeye karşı durdu. Dede soyundan gelen köy muhtarını şiddetle kınıyorum. Bu köy çıkarcı birkaç kişinin korkak siyasetinin yeri değildir. Çocuklarımızı aydınlık ve güzel günler için yetiştirmek istiyoruz. Biz bu Alevi köyünde cami değil, kendi inancımıza göre cemevinin yapılmasını istiyoruz. Bu yıllardan beri bize bunu dayatılan ve asimile eden zihniyete karşıyız. Köylülerimizin büyük çoğunun cami istemiyoruz, cemevi istiyoruz demesine rağmen bu dayatmayı kınıyoruz.”
Yaz mevsimini köyde geçiren bir diğer Aşağısallıpınar köyü sakini ise köyde bir devlet ve kaymakam baskısı olduğuna değindi. Köy sakini, “Bu yaz köydeydim ve caminin temeli atıldı. Kimsenin duymadım demesine hakkı yoktur. Bir önceki muhtara belli miktar oy verilmesi ve cami yapılması karşılığında ancak hizmetin getirileceği söylenmiştir. Ama geçen dönem ki muhtar bunu kabul etmediğini söylemişti. Bu dönem ise köyde AKP’ye 40-50 arası oy çıktı. Burada devlet baskısı, kaymakam baskısı var” ifadelerini kullandı.
“KÖYE CAMİ DEĞİL ÖĞRETMEN LAZIM”
“Kaymakam hiçbir partinin baskısını Alevi bir köyün üstünde uygulayamaz” diyen Neşe Kahraman da şöyle konuştu:
“Kaymakam devlet memurudur. Alevi bir köyün üstünde baskı uygulayamaz. Yapmak istiyor ise köyün alt yapısını yapsın. Köyde öğretmen yok, öğretmen göndersin. Cemevi yapılacak bir yere cami yapmak kimsenin haddi değildir. Önce vatandaşın fikri alınmalı. Aleviler yıllardan beri iki dağ arasına sıkışıp kalmışlar. Hep kaçmışlar. Gizli, saklı yerlerde ibadetlerini yapmışlar. Biz bu düzene boyun eğmeyeceğiz.”
“ALEVİ OLARAK DOĞDUM VE ALEVİ ÖLMEK İSTİYORUM”
“Ben Alevi olarak doğdum Alevi olarak ölmek istiyorum” diye konuşan Ziyattin Kocalar, köyün asıl ihtiyacının ziraat ve kooperatif olduğunun altını çizdi. Kocalar sözlerine, “Bizler o köyde büyüklerimizin geleneklerine bağlı olarak yetiştik. Özgürlük, demokrasi diyerek kimseyi kimseden ayırmadık. Bu köy bugüne kadar böyle yürümüştür. Zulümler, baskılar olmuştur ama Aleviler direnmiştir. İnancından vazgeçmemiştir. Köye cami yapacaklarına ziraatçiliğe, kooperatifçiliğe önem versinler. Cami bizim kapımız değildir. Bizim kapımız cemevidir. Ben Alevi olarak doğdum Alevi olarak ölmek istiyorum. sünnileşmek istemiyorum” diye sonlandırdı.
PİRHA – Manisa’nın Kula ilçesine bağlı Alevilerin yaşadığı Encekler Köyü’nde hem cami hem de cemevi bulunuyor. Encekler Köyünden olan Bağdat Sümbül, caminin çok eskiden yapıldığını fakat neredeyse köylülerden hiç kimsenin gitmediğini belirterek, köyde beş vakit ezan okunduğunu söyledi.
Haberin videosu
Manisa’da 50 Alevi köyü bulunuyor. Bunların kimi Türkmen Alevi, kimi Abdal, kimi ise Çepni Alevi köyleri.
Manisa’nın Kula ilçesine bağlı bulunun iki Alevi Köyü’nden biri olan Encekler Köyü ise Bektaşi Alevilerinin yaşadığı bir köy. Köyde her yıl Ekim ayının ikinci pazarında, köyde türbesi bulunan Bağdatlı Sultan şenlikleri düzenleniyor.
Encekler Köyü’nden 70’li yaşlarındaki Bağdat Sümbül ile Alevi Kültür Dernekleri Salihli Şubesi Cemevi’nde karşılaştık. Derneğin yönetiminde olan Sümbül ile Encekler Köyü’ne ilişkin konuştuk.
“CAMİYİ KENDİ İMKANLARIMIZLA YAPTIK”
Encekler Köyü’nde doğmadan önce caminin olduğunu söyleyen Sümbül, “Benim bildiğim taş yapımı cami vardı. Biz 77’de caminin olduğu yeri kapattık başka yere kendi imkanlarımızla eş dostun yardımıyla tekrar cami yaptık. Caminin bizim isteğimize göre yapıldı” dedi.
“CUMA HARİCİNDE KİMSE CAMİYE GİTMİYOR”
1982 yılında köyden göç ettiğini söyleyen Sümbül, o zamanlar camiyi bir ihtiyaç gibi düşünüp yaptıklarını söyledi. Sümbül, camiye çok fazla kimsenin gitmediğine dikkat çekerek şunları belirti:
“Ben 82’de köyden göçtüm. Köyden koptum. Camiye cuma haricinde kimse gitmiyor. Bizim cenazelerimiz falan camiye gitmez. Musalla taşına götürülür hoca çağrılır. Ancak namaz vakti geldi mi gelmiyor. Namaz vaktinden sonra geliyor. Bazısına cami hocası geliyor bazısına da dedelerimiz geliyor. Herhalde bir ihtiyaç gibi düşündük. Hani bütün cenazeleri hocalar kaldırıyor, dedeler o zaman hiç görev yapmıyordu; şimdi dedeler yapıyor. Yani gerek duyuluyordu camiye. Ama bizler yine aynı Aleviliği yaşıyoruz.”
KÖYDE HER GÜN BEŞ VAKİT EZAN OKUNUYOR
Cuma günü 10-15 kişinin cuma namazına gittiğini söyleyen Sümbül, onun dışında köyde beş vakit ezan okunduğunu ve sadece bayram namazlarında köylülerin camiye gittiğini belirtti. Caminin kaldırılması için herhangi bir başvurunun yapılmadığını kaydeden Sümbül, şimdilerde rahatsızlık duysalar da bunun kemikleştiğini ifade etti.
1994 yılında ise köyde cemevi yapıldığını kaydeden Sümbül, bu cemevini de köylülerin kendi imkanlarıyla yaptığını söyledi. Önceleri ritüellerini evlerde yaptıklarını ancak cemevine ihtiyaç duyduklarını söyleyen Sümbül, Salihli’de birçok Alevi köyünde caminin olduğunu ifade etti.
PİRHA- Tokat’ın Erbaa ilçesi Keçeci köyünde 14 Ağustos günü düzenlenen Şah Mahmut Veli (Keçeci Baba) anma etkinliğinde konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Tokat Şube Başkanı Muharrem Erkan, Alevilere inançsal dayatmanın olduğunu belirterek, Alevi köylerine yapılan camilere ve atanan hocalara dikkat çekti.
Tokat’ın Erbaa ilçesi Keçeci köyünde 14 Ağustos günü 32. Şah Mahmut Veli (Keçeci Baba) anma etkinliği düzenlendi.
Etkinliğe, Erbaa Kaymakamı, Bülent Karacan, Erbaa Belediye Başkanı Ertuğrul Karagöl, belde belediye başkanları Anadolu’nun Sesi Tokat Gazetesi Haber Müdürü Mahbip Dilek, CHP il başkanı Mustafa Duran, partilerin İlçe başkanları, Tokat Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Halil Bakan, çok sayıda muhtar, dernek başkanları, Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çelik ve çok sayıda yurttaş katıldı.
“AHİ MAHMUT VELİ PİRİMİZİN MEKANI DAHA İYİ OLABİLİR”
Etkinlikte bir konuşma yapan Karadeniz Alevi Bektaşi Federasyonu Kurucu Genel Başkanı ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Tokat Şube Başkanı Muharrem Erkan, inançsal dayatmanın olduğuna dikkat çekerek, Alevi köylerine yapılan camileri, atanan hocaları hatırlattı.
“32’ncisi düzenlenen, Aleviler için önemli bir yere sahip, Ahi Mahmut Veli pirimizin mekânı daha da iyi olabilirdi” diyen Erkan, cemevleri için hala yasal bir düzenleme yapılmadığını, cami, kilise, havra, sinagog ibadethane sayılırken cemevlerinin tanımsız olduğunu, hükümetin mahkeme kararlarını tanımadığını kaydetti.
TOKAT TİCARET VE SANAYİ ODASI BAŞKANINDAN SKANDAL SÖZLER
Etkinlikte konuşanlardan Tokat Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ali Çelik’in skandal sözleri tepki çekti.
“Siyasilerin haklı olarak kimden oy aldıysa onlara hizmet ettiğini, önümüzdeki yıllarda, Keçeci Babayı Hacıbektaş’tan sonra 2’nci inanç merkezi yapacağız. Tüm sivil toplum örgütlerini buraya toplayacağız, bizleri bölmek ayrıştırmak isteyenleri buradan kovun, kovalayın gitsin” şeklindeki sözlerine tepki gösteren Erkan şunları kaydetti:
“Biz bu sözleri çok duyduk. Gerçekleri söylemek, haklının ve hakkın yanında olmak bizim asli görevimizdir. Ülkemizin demokratikleşmesi gerekmektedir. Demokrasilerde oy verenler, vermeyenler diye bir ayrım yapılmaz, ihtiyaç önceliği olan bölgelerden başlanarak hizmet götürülür. İnanç dayatılmaz, her birey inandığı gibi yaşar, devlet bütün inançlara eşit mesafede durur. Devletin dini olmaz. Nerede olursa olsun yasal haklarımızın takipçisi olurken, yasaya, hukuka uymayanları uyarma konusunda görevimizi de yapacağız. Düşünce, inanç özgürlüğü çerçevesinde bizim gibi düşünmeyenleri de düşüncelerini etkinlik faaliyetlerimizde dinleyeceğiz. Kimse bizim gibi düşünmüyor diye kovmayacağız, hakir, küçük düşürme gayreti içerisinde olmayacağız; ırkçı, kinci, dinci olmayacağız. Irklara, inançlara saygılı ve eşit mesafede olurken “sevgi bizim dinimizdir” sözünden yola çıkarak herkese ve her kesime sevgi muhabbetle bakacağız. Yüz yıllardır da bakmışız.”
PİRHA- Alevi kurum temsilcileri, Abdal Musa Anma etkinliklerine katılıp türbede namaz kılan Antalya Valisi Münir Karaloğlu’nu eleştirdi. Kadıncık Ana Dernek Başkanı Akkuş ve DAD Ankara Şube Eş Başkanı Karabudak “Dergahlarımızda asla namaz kılınmaz. Biz Alevilerin gösteriş olsun diye hiçbir şekilde ibadeti olmaz. Namazın yeri camidir” dediler.
35. Abdal Musa Anma Etkinlikleri’ne katılan Antalya Valisi Münir Karaloğlu’nun ziyaret sonrasında türbe içerisinde namaz kılmasına tepkiler sürüyor.
Kadıncık Ana Dernek Başkanı Gönül Akkuş, “Namaz nerede kılınır, ibadet nerede yapılır? Bunu bilmeyenimiz yok. Namazın yeri cami veya evdir” diyerek Vali Karaloğlu’nun davranışını “Asimilasyon amacı taşıyor?” sözleriyle eleştirdi.
“VALİNİN DAVRANIŞINI SAĞLIKLI GÖRMEDİM”
Akkuş, şöyle devam etti:
“Bizler dergâh ve türbelerde sadece dualarımızı ederiz, Allah rızası için de kabulünü bekleriz. Sayın valimiz bizim dergâhımızda bugüne kadar hiç görülmemiş, yaşanmamış bir olayı başlatmakla acaba ne mesaj verdiğini ben bir insan olarak düşündüm. Böyle bir şey yapmasındaki amacı çokta sağlıklı görmedim. Babam ‘insanın ibadeti evinin en gizli köşesi’ derdi. Çünkü Anadolu’da ‘ibadet de, kabahat de gizli’. Evet, evimizde en gizli köşemizde ibadetimizi yaparız, hakla hal mahal oluruz. Ama bizim dergâhlarımızda asla namaz kılınmaz. Hatta merkapta (mezar) döner, divana duamızı ederiz. İşin doğrusu ben bunu bir tür asimilasyon amacı diye de yorumluyorum. Vali, ‘bunu ben yapıyorum, bundan sonra da böyle olsun’ demeye mi çalıştı? Zamanın, devrin makamları ne olursa olsun hepsi gelip geçicidir. Böylesi bir şey başlatmak hoş değil.
İbadet bizim cemimizde. Evet ritüellerimiz vardır. En sade şekliyle Hakk için divana ve niyaza dururuz. Birbirimizle o divana gitmeden ‘kıl kuşaklının sorduğunu nur kuşaklı sormasın’ deriz. Nur kuşaklı melektir, Allah’ın melekleridir. Kıl kuşaklı ise dededir. Biz birbirimizden rıza olursak Hakk da bizden rıza olur. Hakk da ‘hiçbir kul hakkıyla gelmeyin’ der. Kul haklarını cemimizde, divanımızda kabul olması dileğiyle rızalaşırız. Bu nedenle bizim gösteriş olsun, diye hiçbir şekilde ibadetimiz olmaz. Son derece melül, mahzun, üzgün ibadetlerimiz olur. Hakkın kabul etmesi dileğiyle muradıyla da bu ibadetlerimizi yaparız.”
“VALİ NAMAZINI CAMİDE KILABİLİRDİ”
Abdal Musa Dergahı’nda namaz kılınmasına bir tepki de Demokratik Alevi Derneği Ankara Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak’tan geldi.
“Dergâhta, bizim inanç alanımıza girip namaz kılmak Alevilere hakarettir” diyen Karabudak Antalya Valisinin tutumunu şu sözlerle eleştirdi:
“Tüm inançlara saygımız var. Vali gidip namazını camide kılabilirdi. Hangi namaz zamanına geldi? Çünkü namazın zamanları vardır. Neyin namazıydı onu da bilmiyoruz. Bu bizim için bir kırılmadır. Biz Aleviler olarak kabul etmiyoruz. Daha önce de benzerleri oldu. Kendini bilmez dedeler diyelim, valileri posta oturttular. Kaymakamları silahla içeri aldılar. Bizim inancımızda post, döşek sadece pirlerindir. Pirler de taliplerin rızasıyla oraya oturur. Bunlar kendini, yolu bilmeyen dedelerin, Alevileri asimile etmek için bir oyunudur. Biz Aleviler olarak bunu kabul etmiyoruz. Korumalarla dergaha gelmeleri de doğru değil. Çünkü içeride canlar vardır. Cemlerimizde can oluruz. Buralarda korumaya gerek yok. Silah bizim kabul ettiğimiz bir şey değil, bir savaş aracıdır, bu tür davranışları kabul etmeyiz.”
Dini vakıflarla imzaladığı protokollerle eğitimin dinselleşmesine zemin hazırlayan MEB, şimdi de Edirne İl Müftülüğü’yle masaya oturdu. Müftülük ile imzalanan “Dersimi Camide Yapıyorum” protokolü kapsamında küçük yaştaki öğrenciler ders saatinde camilere taşındı.
Birgün Gazetesi’nden Mustafa Mert Bildircin’in haberine göre; Vakıf ve derneklerle imzaladığı işbirliği anlaşmaları yargı kararlarıyla iptal edilen Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), eğitimde dinci uygulamaların önünü açan yeni bir işbirliği anlaşmasına daha imza attı.
Edirne İl Müftülüğü ile imzalanan, “Dersimi Camide Yapıyorum” protokolü kapsamında ildeki ilkokul ve ortaokul öğrencileri Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi için camilere götürüldü.
DERS CAMİDE İŞLENDİ
Protokol çerçevesinde ilk olarak Plevne İlkokulu ve Alper Yazoğlu Ortaokulu öğrencileri Selimiye Camii’ni ziyaret etti. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenleri öncülüğünde gerçekleşen ziyarette öğrenciler, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersini camide işledi. Müftülüğün görevlendirdiği din görevlileri öğrencilere Selimi Camii hakkında bilgi verdi. Edirne Müftüsü Emrullah Üzüm’ün de ‘derse’ katıldığı ve öğrencilere, “Camilerin İslam’daki yeri” konulu konuşma yaptığı bildirildi.
Edirne Milli Eğitim Müdürlüğü ile Edirne Müftülüğü eğitim alanında ilk kez, “Dersimi Camide Yapıyorum” protokolü altında bir araya gelmedi. İki kurum arasında daha önce de “Okulöncesi Eğitimi Protokolü” imzalanmıştı.
Protokolün tüm itirazlara karşın sürdürüldüğü öğrenildi. Sendikalarının da iptali için yargıya başvurduğu, “Okulöncesi Eğitimi Protokolü” kapsamında anaokulu ve anasınıfı öğrencilerine yönelik Kuran ve dini bilgiler eğitimler düzenlendiği öğrenildi. Protokol ile okulöncesi eğitim kurumlarındaki çocuklara Kuran kursları öğretim programının uygulanması kararlaştırılarak müftülüğün belirlediği kişilerin anaokullarında haftada 10 saate kadar dini eğitim vermesine olanak sağlandı.
“ANAYASAL SUÇ”
Eğitim ve öğretim hizmetinin MEB tarafından yürütülebileceğini, denetim ve gözetim sorumluluğunun da Bakanlıkta olduğunu belirten mevzuatların Edirne Müftülüğü ile imzalanan protokolle ortadan kaldırıldığını söyleyen Eğitim Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan, protokole tepki gösterdi. Aydoğan, “Eğitimin, ‘Eğitimci’ niteliği taşımayan kişilere teslim edilmesi Anayasal suçtur” dedi. Aydoğan, biliçsel ve psikolojik olarak soyut bilgileri kavramakta zorluk çekecek öğrencilere yönelik yürütülen bu tip çalışmaların çocuk hakkı ihlali olduğunu ifade etti.
İLGİ ÇEKMEK İÇİN PARA ÖDÜLÜNÜ KULLANIYORLAR
İstanbul’da Milli Eğitim Müdürlüğü eliyle iktidara yakın vakıflara teslim edilen okullar, neredeyse her gün yeni bir gerici etkinliğe ev sahipliği yapıyor. Velilerin ve öğretmenlerin itirazlarına rağmen okullarda, yarışma ve keşif adı altında gerici vakıfların propagandası yapılıyor. Anadolu Gençlik Derneği, Milli Gençlik Vakfı, Cansuyu Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin ortaokullardaki gerçekleştirecekleri etkinliklerin sonuncusu “Siyer-i Nebi” adlı etkinlik oldu. Yarışma için okullara, ‘’En Sevgili’’ başlıklı kitaplar, haftalar önce gönderildi. “Peygamber yaşamını örnek almaya” çağrılan çocuklar, din kültürü öğretmenlerince çalıştırıldıkları kitaplardan, 20 Nisan’da para ödüllü bir sınava girecek. Para ödülü çocukları çekmek için bir araç olarak kullanılırken, “kaşif grupları” ile tarihi, dünyayı, yarını keşfetmeye yardımcı olacakları vaadinde bulunuluyor.
Nüfusunun çoğunu Alevi vatandaşların oluşturduğu Dersim’de, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın metruk binaları cami gibi gösterip imam ve Diyanet personeli atadığı iddia edilmişti.
88 bin nüfuslu Dersim, 948 kişiyle cami başına düşen kişi sayısının en yüksek olduğu il. Kentte 93 cami bulunuyor.
CHP’li Şaroğlu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yanıtlaması istemiyle verdiği önergede şu soruları yöneltti:
-Tunceli’de resmi kayıtlarda yer alan bütün camiler faal durumda mıdır?
-Tunceli’ye Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından atanmış kaç personel vardır?
-Tunceli’ye atanmış söz konusu personellerin kaçı aktif olarak görevlerini ifa etmektedir?
PİRHA- AKP iktidarının bugüne kadar milletvekili çıkaramadığı tek il olan Dersim’de kişi başına düşen cami sayısı Urfa, Bursa ve İstanbul’dan fazla. Diyanet, Dersim’de metruk binaları cami gibi gösterip, imam ve personel atamış.
Nüfusunun tamamına yakınını Alevilerin oluşturduğu Dersim’i, Diyanet İşleri Başkanlığı üzerinden kuşatmaya çalışan siyasi iktidarın kentte olmayan camiler kurup personel atadığı ortaya çıktı.
12 Eylül cuntasının dağ köylerine dahi yaptığı ancak kimse gitmediği için metruk binalara dönüşen camiler, AKP tarafından faal camiler gibi gösterilip personel atanıyor.
“DERSİM’DE HAYALİ İMAMLARA MAAŞ”
Dersim’in olmayan camilerinin olmayan imamları da camiye adım atmadan maaş alıyor.
Birgün’den Serhat Halis’in haberine göre, Diyanet, Ovacık’ın Ziyaret köyü ve Pülümür’ün Kırmızıköprü köylerindeki yarı yıkık metruk yapıları cami olarak gösterip, köylülerin varlığından haberdar dahi olmadığı imamlar atadı.
Pertek Yeniköy’de de aynı durumun yaşandığını söyleyen köylüler, Dersim’deki 93 caminin bir çoğunda hayali atamaların olduğunu ifade ediyor.
DERSİM RESMİ KAYITLARA GÖRE EN ÇOK CAMİSİ OLAN İLLERDEN BİRİ
2013’teki resmi rakamlara göre Dersim’de 117 cami vardı. Ancak bu camilerin pek çoğunun faal olmadığı, hatta cami olarak gösterilen adreslerin bir kısmının, içinde ailelerin yaşadığı çeşitli apartman daireleri olduğu anlaşılınca, Diyanet, personelleriyle birlikte yaklaşık 24 camiyi resmi kayıtlardan silmek zorunda kaldı.
Kişi başına düşen cami sayısı bakımından pek çok ‘muhafazakar’ kenti geride bırakan 88 bin nüfuslu Dersim’de, bugün 93 cami var. Ortalama olarak 948 kişiye bir caminin düştüğü Dersim, bu oranla en fazla camiye sahip başta İstanbul olmak üzere bir çok kenti geride bırakmış durumda. (HABER MERKEZİ)
PİRHA- Ankara’da PSAKD Mamak Şube Başkanı Yusuf Gölpınar, Milli Eğitim Bakanlığı’nın din temelli dayatmalarda bulunduğunu söyleyerek “Haydi çocuklar camiye” ve benzeri uygulamalar insan haklarına uymaz. Aleviliği nasıl yok ederiz düşüncesi ve kavramı yaratmaktalar” dedi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ankara Mamak Şube Başkanı Yusuf Gölpınar, iktidarın din temelli eğitim politikalarını eleştirerek “gün geçmiyor ki bu ülkede rahat bir nefes alalım. Hükümetten peş peşe ‘haydi çocuklar camiye, haydi vatandaşlar, kadınlar ve erkekler ayrı olmak şartıyla ibadete’ dayatması var. Bunu istemek ne insan haklarına, ne de insan hakları evrenselliğine sığar” dedi.
“ÇOCUKLARIMIZA DA BİZLERE DE DİN DERSİ VERİLMESİNE KARŞIYIZ”
Gölpınar, Alevi toplumuna dönük din dayatmasına karşı olduklarını ifade ederek ‘Demokrat Aleviler üzerinde nasıl asimilasyon yaparız, Aleviliği nasıl yok ederiz?’ düşüncesi ve kavramı yaratmaktadır. Çocuklarımıza ve bizlere din dersi verilmesine karşıyız” dedi.
Dayatmaların tarikatların isteği doğrultusunda yapıldığına işaret eden Gölpınar, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu ülkede eğitim ve diğer kurumlardaki tarikatların çalışmaları bizleri rahatsız etmekte. Buna karşı birleşerek, mücadele etmek görevimizdir. Bizler bu ülkede yaşayan tüm vatandaşların inançlarını özgür iradeleriyle yaşamalarından yanayız. Özgürce yaşayabilmemiz için birleşerek, bütünleşerek bu tür bağnaz ve yobaz kararların karşısında dimdik durup mücadele etmek zorundayız. Eğer mücadele etmez de kafamızı kuma gömüp gidersek hiçbir kazanç sağlamayıp, kendi kendimizi bitirmiş oluruz.”
PİRHA – Haribo’da Alevi bir işçi camiye gitmeyi reddettiği ve Alevilere yönelik hakarete tepki gösterdiği için işten atıldı.
İstanbul Hadımköy sanayi bölgesinde yer alan Pamir Gıda/Haribo Şekerleme fabrikasında 3 yılı aşkın bir süredir çalışan 40 yaşındaki Veli Erdoğdu isimli işçi, fabrikadaki tarikatların kendisini camiye gitmeye zorlamasını kabul etmediği için Alevilere yönelik hakaretle karşılaştı. Buna tepki gösteren işçi tazminatsız olarak işten atıldı.
Esenyurt’ta ikamet eden işçi, yaptığı yazılı açıklamada; çalıştığı süre boyunca hiçbir uyarı, tutanak almadığını belirterek yaşadığı bu olaya kadar fabrikada özel bir sorun yaşamadığını söyledi.
CEMAATÇİDEN İŞÇİYE; ‘CEMEVİNE GİDİYORSUN AMA’
Bölgedeki birçok fabrikada olduğu gibi Haribo’da da cemaat örgütlenmesinin mevcut olduğunu söyleyen işçi yaşadığı olayı şu şekilde anlattı: “Bu cemaate mensup birçok işçi tarafından Alevi olmam bilinmesine rağmen sürekli cemaat sohbetlerine çağrılıyordum. Ben bu işlerle işim olmadığını söyledim her seferinde. Son defa, Ocak ayının ortasında yine bir cemaat üyesi işçi tarafından Camiye sohbete çağrıldım. Aynı cevabı verdim. Bunun üzerine bana ‘Cem evine gidiyorsun ama’ dedi. Ben de ‘ben özgür bir insanım istediğim yere giderim’ dedim. Sonrasında o işçi bana ‘siz Cem evinde mum söndü oynuyorsunuz’ dedi. Ben de bu laf üzerine öfkelenerek onu itekledim, tepki gösterdim. ‘Seni idareye söyleyeceğim’ dedim. Ama o benden önce davranıp vardiya amirlerine şikâyet etmiş. Şikâyetinde ‘Camiye küfretti, bana vurdu, buraya dayak yemeye mi geldim’ demiş. Bunun üzerine vardiya amiri-bölüm şefi beni çağırdı, olayın nasıl yaşandığını sordu, ben de tüm yaşananları anlattım. Bana neden vurdun dediler. Vurmadığımı söylememe rağmen beni hatalı gösterdiler. Beni dinlemediler bile. Onların da mezhepçilik yaptığını düşünüyorum. Yoksa beni dinlerlerdi. Olaydan 3 gün sonra gece vardiyası girişinde beni fabrikaya almadılar. Çıkışımın verildiğini söylediler. Üstelik servise binmeme bile izin vermediler.”
“EMEĞİN ALEVİSİ-SÜNNİSİ OLMAZ”
Erdoğdu, üstelik iş yasasının 25/2 maddesi gerekçe gösterilerek işten atıldığı için 3 yıllık tazminat hakkının da gasp edildiğini belirterek bu durum karşısında fabrikada yetkili olan Tek Gıda-İş Sendikası’na gittiğini aktardı. Ancak sendikanın kendisine, “İşyeri yönetimi kararını vermiş, bizim yapabileceğimiz bir şey yok” diyerek ilgilenmediklerini, sendika genel merkezinin ise kendisini telefonda oyalayarak görüşmediğini anlattı.
Yaşadığı ayrımcılığa tepki gösteren işçi, “Emeğin Alevisi-Sünnisi olmaz” diyerek son olarak şunları söyledi: “Ben bu güne kadar her zaman alın terime, hakkıma sahip çıktım. Bir haksızlığa uğradığımda sessiz kalmadım. Bu işin peşini de bırakmayacağım. Uğradığım haksızlığa karşı sonuna kadar, gide bildiğim yere kadar gideceğim. Bu yazıyı yazmamdaki amaç yaşadığımı sizlerle paylaşmak ve her kesin haksızlıklara karşı çıkmasına bir vesile olmak. Herkes haksızlıklara ses çıkarırsa haksızlıklar ancak o zaman ortadan kalkar.”
PİRHA- Kütahyalı Hüseyin Gazi Ocağı mensubu Hüseyin Erdoğdu Dede, Kütahya’da geçmişten bugüne Alevi oldukları için çok acılar çektiklerini söyledi. Kütahya’da 37 Alevi köyü olduğunu, bazı köylerde Sünnilerin de yaşadığını söyleyen Erdoğdu, Alevi köylerinde 3’ü hariç hepsinde cami olduğunu ifade etti. Erdoğdu, bazı dedelerin cemi durdurup camiye namaza bile gittiğini, bunun çok acı olduğunu vurguladı.
Kütahyalı Hüseyin Erdoğdu Dede, Kütahya’da Alevilerin durumunu PİRHA ile paylaştı. Erdoğdu, yurtdışından Kütahya’ya gelerek kendi özel çabası ve dayanışmayla bir cemevi yaptıklarını söyledi. Bıyıklarından dolayı kendisine Pala Dede denildiğini belirten Erdoğdu, Kütahya’da geçmişten bugüne çok acılar çektiklerini, Alevi olduklarını söyleyemediklerini ifade etti. Şimdi daha rahat olduklarını söyleyen Erdoğdu, “Ben ırk, dil, iman ayırmam, insanları bir tutarım. Ne olursa olsun, insan insandır. Ben herkese kardeş gözüyle bakarım. Alevi, Sünni ayırmıyorum. Türkiye’nin durumu düzgün gitmiyor. Biz bu vatanın evladıyız. Vergimi veriyorum ama cemevlerine hak tanımıyorlar” diye konuştu.
KÜTAHYA’DA 37 ALEVİ KÖYÜNDEN SADECE 3’ÜNDE CAMİ YOK
Şu an Kütahya’da eskisi kadar Aleviler üzerinde baskı olmadığını ifade eden Hüseyin Erdoğdu, 37 Alevi köyü olduğunu, bazı köylerde Sünnilerin de yaşadığını söyledi.
Alevi köylerinin 3’ü hariç hepsinde cami olduğunu belirten Erdoğdu, şunları kaydetti:
“Cami diktiler. Almanya’da bir konferans vardı, kitap satmaya gelmişler. Orada hoca diyor ki, ‘senelerdir biz uğraşıyoruz, ne yapıyoruz ediyoruz bu dedeleri Sünnileştiremiyoruz. Yoğurt, peynir götürüyorlar satmak için benim küçüklüğümde. Nerelisin diyorlardı. Bakın burası çok ağırıma gidiyor: Alevi köyü diyemiyorlardı. Sünni köyü diyor öyle satıyorlardı. Bu ne kadar acı değil mi? Ama şükür Kütahya’da 8-10 yıldır gerine gerine Aleviyiz diyebiliyoruz.”
“NE SÜNNİ NE ALEVİ”
“Alevi köylerine yapılan camilere gidip namaz kılan Aleviler var mı?” sorumuza Hüseyin Erdoğdu Dede, ” Şirin görünmek için camiye gidiyoruz. Çocuk ne diyor o zaman? Ya benim babam camiye gidiyordu, ben de camiye gideceğim, diyor. Şimdi böyle böyle ne Sünni olmuş, ne Alevi olmuş. Cemevini yapınca Muharrem ayında geliyorlar” şeklinde yanıt verdi.
“BAZI DEDELER BİLGİSİZ”
Bazı dedeleri bilgisizlik ve cahillikle suçlayan Erdoğdu, “Dedelerin bilgisizliği var. Burası çok acı. Açık söyleyeyim cem yaparken dede cemi durduruyor gidiyor namaz kılmaya. Bu bize uymuyor. Ben Aleviyim, Alevi dedesiyim. Almanya’da kurmuşum Hacı Bektaş Derneği’ni, Kütahya’da kurmuşum. Sağ olsunlar geliyorlar yine” diye konuştu.
“NAMAZ KILACAKSAN CAMİYE GİT”
Cemi yarım bırakıp camiye namaza giden dedeye taliplerin tepki gösterip göstermediğini soruyoruz. Dede Erdoğdu, “Ben yoktum. 7-8 senedir Almanya’daydım. Zaten öyle dedeleri de dernekten atıyorduk. Namaz kılacaksan camiye git” diyerek tepki gösteriyor.
“ALEVİLERİ SÜNNİLEŞTİRMEYE ÇALIŞIYORLAR AMA BİZ DİRENİYORUZ”
“Alevileri Sünnileştirmeye çalışıyorlar ama biz direniyoruz” diyen Dede Hüseyin Erdoğdu, “Sevgisi olan dönmez, ölse de dönmez diyor Hüseyin Gazi dedemiz” ifadesini kullanıyor.
Hüseyin Gazi Ocağı’na mensup olduklarını belirten Dede Erdoğdu, “3 tane Hüseyin Gazi var benim bildiğim. Malatya’da var, oraya gidemedim, Ankara’dakine gittim, Hüseyin Gazi bir de bizim köyde var.
Çocukların okullarda zorunlu din dersleri nedeniyle asimile edildiğini söyleyen Erdoğdu, şunu da ekliyor: Biz ne kadar da bilgisiz olsak bunların hocası cevap veremez çocuklarımıza da bize de.
PİRHA – Garip Musa Ocağı mensubu, Ankara Tuzluçayır Cemevi Başkanı Mehmet Uzuner, çocukların okullardan camiye götürülmesine tepki gösterdi. Uzuner, “Çocuklar hangi şartlar altında olursa olsun okutulması lazım. Devletin de birinci görevi budur. Okuyamayan çocuklara sahip çıkılması lazım. Devlet, cami projesi için şirketlere vereceği parayı eğitim için okula ve ihtiyacı olan çocuklara versin” dedi.
İnsan ve Medeniyet Hareketi’ne bağlı İnsan Vakfı’nın (İV) başlattığı “Mescitsiz okul kalmasın” projesinin, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından onaylanmasına ve sponsor olunmasına tepkiler sürüyor.
Okullarda mescit zorunluluğuna ve çocukların camiye götürülmesine tepki gösteren Garip Musa Ocağı mensuplarından Tuzluçayır Cemevi Başkanı Mehmet Uzuner, PİRHA’ya konuştu.
Uzuner, “Türkiye cumhuriyeti vatandaşı olarak bunlara hep bizim Alevi toplumu tepki koymak zorunda değil. Sosyal demokrat insanlar var. Alevidir, Sunnidir…İnsan olarak bakmak lazım kim olursa olsun. Memlekette bu kadar ekonomik sıkıntı varken, siyasi sıkıntılar, işsizlik oranı başını almış gitmiş bir durumdayken, ibadethaneleri, camileri siyasete alet etmek çok çirkin bir şey. Bugün bir cemevi başkanı olarak bir kampanya başlatabilirim, ‘haydi çocuklar cemevine” diye. Biz bunu yapmayız. Çünkü bu kadar düşmedik, düşmeyiz de” ifadelerini kullandı.
“KİTAPLARA KARŞI BİR TOPLUM DEĞİLİZ”
Uzuner, şartlar ne olursa olsun birleştirici olmak gerektiğini belirterek konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Hiçbir zaman ikilik memleketimize hayır getirmez. Ama bunlar, her gün yeni yeni projeler üretiyorlar. Cami, sinagog, kilise, havra, bunlar dini inanç yerleri. Benim hiçbirine karışmaya hakkım yok, onların da hiçbirine karışmaya hakları yok. Hıristiyan, Hıristiyan gibi yaşamalı, bir Musevi kendine göre yaşamalı. Çünkü o kültür o felsefeyi o yolu öğrenmiştir. Türkiye’de yüzlerce kişi duyduğuma göre Hıristiyanlığa geçmiştir. Ama biz yargısız infaz yapıp öldüremeyiz veya büyük cezalara çarptıramayız. O onun düşüncesidir. O felsefeye meyil vermiştir, o tarafa gitmiştir. Bunu çok büyük bir suç gibi kabul etmek doğru değildir.”
Kendi torunlarından örnekler veren Uzuner, çocukların oyun hakkı olduğunu, bunun engellenemeyeceğini belirterek, çocukların camiye götürülmesinin doğru olmadığına işaret etti.
Aleviler olarak camiye karşı olmadıklarını ifade eden Uzuner, “Çocuklar camiye de gitse, bisikletini alıp gelecek. Alevi çocuklar camiye de gitse bisiklet alıp gelecek ama o felsefeye o yola hiçbir zaman gitmeyecek. Biz gidenlere de karşı değiliz. Ama ne olursa olsun bu çocukların her şeyden evvel böyle siyasete veya küçük yaşta camiye götürmesine karşıyım.”
“Haydi çocuklar camiye” projesinde rant olduğunu söyleyen Mehmet Uzuner, “Gençliğe saygı duymak, çocuklarımıza sahip çıkmamız lazım. O çocukların beyni şimdi su gibi, ne tarafa çevirirsen o tarafa akar. Bunun Alevisi, Sünnisi yok. Hiç bir zaman bizim cemevlerine normal gözle bakmadılar. Birisi dedi cümbüş evi, birisi dedi dans yapıyorlar. Bunlar çirkin şeyler. Biz burada saz çalıyorsak saz her ibadette var” diye konuştu.
“KÜLTÜR BİZİM DEĞİŞMEZ DOKTRİNİMİZDİR”
Caminin okula alternatif olmadığını belirten Uzuner, şunları kaydetti:
“İnanç Allah ile kul arasında olan bir olay buna senin karışmaya hakkın yok. Her şeyden evvel eğitim gelir. Bizim Alevi toplumunda Hacı Bektaş’ın dediği gibi oku, oku, oku. Ne kadar eğitimli, kültürlü olursa memlekete o kadar faydalı olur. Ama cehalet hiçbir zaman affedilecek bir durum değildir. Çocukların hangi şartlar altında olursa olsun okutulması lazım ve devletin de birinci görevi bu. Okumayan çocuklara sahip çıkacak, eğitim verecek. Oraya harcayacak paraları getirip bu okulda ihtiyacı olan çocuklara versin. Biz istiyoruz ki okul her şeyin önünde gelir, eğitim, kültür bizim değişmez doktrinimizdir.”