PİRHA-Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Başkanı Ünal, camilerde personel açığı olduğunu öne sürerek, yılbaşında yasakları ihlal edenlerin ibadethanelerde zorunlu çalıştırılmasını talep etti. HBVAKV Başkanı Ercan Geçmez, talebi kınayarak “Artık o kadar çok boş yere konuşmaya başladılar ki kendilerini heralde Şeyhul-islam olarak görüyorlar. Türkiye Cumhuriyetinin hukuk devleti olduğunu görmek istemiyorlar” dedi.
Türk Diyanet Vakıf- Sen Genel Başkanı Nuri Ünal, sokağa çıkma yasaklarını ihlal edenlere dair tepki çeken bir yorumda bulundu.
“Bu insanları ibadethanelerimizde zaruri olarak 1 günlüğüne çalıştıralım. Camilerimizin temizliğinde olur, bakımlarında olur veyahut camii görevlisinin belirleyeceği bir işte çalıştırılabilirler” diyen Ünal, ibadethanelerde personel eksikliği olduğunu söyledi.
Camide çalışmanın “aynı zamanda bir kamu hizmeti” olduğunu söyleyen Ünal, “Buradan yetkililerimize sesleniyorum. Yılbaşında sokağa çıkma yasağında, yasağı dinlemeyip ihlal eden, keyfiyetten ve boş yere sokaklarda dolaşan insanları camii hizmetlerinde veya diğer sosyal projelerde zorunlu olarak çalıştıralım. İnanın kendileri de bu işten dolayı sevineceklerdir” ifadelerini kullandı.
Nuri Ünal’ın talebine ilk tepki Hacı Bektaş Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Ercan Geçmez’den geldi.
Geçmez, Nuri Ünal için “Osmanlı döneminde ya da şeriat devletinde yaşadıklarını düşünüyorlar” diyerek şu eleştiriyi yöneltti:
“Allah onları ifşa etsin. Artık o kadar çok boş yere konuşmaya başladılar ki kendilerini heralde Şeyhul-islam olarak görüyorlar. Türkiye Cumhuriyetinin hukuk devleti olduğunu görmek istemiyorlar. Osmanlı döneminde ya da şeriat devletinde yaşadıklarını düşünüyorlar. Bunun getirdiği rahatlık ve beyhudelikle, başkalarının inanç ve ibadetlerine saygı göstermeyi geçmişler, hukukun vereceği cezaları oralara yönlendirip ibadethanelerde ıslah etmeye çalışıyorlar. Bu başlı başına terbiyesizliktir. Kin ve nefret dilidir bu. Aynı zamanda da bir tür hak ihlalidir. Allah o kişiyi ıslah etsin diyorum.”
PİRHA-Sivas’ın Şarkışla İlçesine bağlı Alevi köyü Hardal’daki eski bir konak, cami olarak restore edilip ibadete açılmak isteniyor. Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Celal Fırat, bu girişime tepki gösterdi. Fırat, “Alevi köylerine zorla camii yapma politikalarından vazgeçilmelidir. Alevilerin ibadet yeri cemevidir. Bir Sünni köyüne cemevi yapılsa nasıl karşılanır?” diye sordu.
Alevi köylerine cami yapma politikaları sürüyor. Bu kez cami yapılmak istenen köy Sivas’ın Şarkışla İlçesine bağlı Hardal. Köydeki eski bir konak, Vakıflar Genel Müdürlüğüne devredildi ve şimdi de cami olarak restore edilip ibadete açılmak isteniyor.Tamamı Alevi olan Hardal köylüleri bu duruma itiraz edip, yargıya taşıdılar. HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu da konuyu Meclis gündemine getirdi. Bir soru önergesi vererek, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un cevap vermesini istedi. Kenanoğlu Bakan Ersoy’a, “Geçmişi binlerce yıl öncesine dayanan bu yerleşim bölgesinde yer alan söz konusu binanın tarihi geçmişi arkeologlar/bilim insanları tarafından araştırılmış mıdır? Yüzyıllardır Alevi yerleşim yeri olan, türbe, aşıklar, ozanlar, türbeler, tekkeler diyarı olan ve Hardal köylüleri tarafından Akkaşoğlu Konağı denilen (yalnızca Konak olarak da anılır) ancak ne amaçla kullanıldığı tam olarak bilinmeyen bu binanın cami olduğuna nasıl karar verilmektedir? Yazıtlarında dahi Alevi öğretilerinden izler bulunan, yine yüzyıllardır Alevilerin yerleşim yeri olan bir bölgede bulunan ve geçmişi belki de binlerce yıl öncesine dayanan bu çok eski yapıtın cami olarak restore edilmesinde ısrar edilmesinin gerekçesi nedir?” sorularını yöneltti.
“BİR SÜNNİ KÖYÜNE CEMEVİ YAPILSA NASIL KARŞILANIR?”
Alevi köyüne cami yapılmasına bir tepki de, Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat’tan geldi.
Fırat sosyal medya hesabından şunları yazdı:
“Sivas’ın Şarkışla ilçesi Hardal köyünde eski bir köy konağı resimde de gözüktüğü gibi harabeye dönmüş vaziyette. Burası bir Alevi köyü. Görünen yer restorasyon yapılmak koşuluyla camii yapılmak isteniyor. Alevi köylerine zorla camii yapma politikalarından vazgeçilmelidir. O köyde yaşayan Alevi vatandaşlarımızın isteği dışında bir çalışma yapılmamalıdır.
Alevilerin ibadet yeri cemevidir. Her inanç kendi ibadethanesi ile güzeldir. Sorulması gereken soru şudur: Bir Sünni köyüne cemevi yapılsa nasıl karşılanır?”
PİRHA- Alevi köylerine cami yapılmasından vazgeçilmiyor. Bu kez cami yapılmak istenen köy Sivas’ın Şarkışla İlçesine bağlı Hardal. Köydeki eski bir konak, Vakıflar Genel Müdürlüğüne devredildi ve şimdi de cami olarak restore edilip ibadete açılmak isteniyor. Tamamı Alevi olan Hardal köylüleri bu duruma itiraz edip, yargıya taşıdılar. HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu da konuyu Meclis gündemine getirdi. Bir soru önergesi vererek, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un cevap vermesini istedi.
Sivas’ın Şarkışla İlçesine bağlı Hardal Köyü, Emlek yöresi diye anılan bölgede yüzyıllardır Alevilerin yaşadığı bir köy.
Hardal Köyü’ndeki eski bir konak, Vakıflar Genel Müdürlüğüne devredildi ve şimdi de cami olarak restore edilip ibadete açılmak isteniyor. Tamamı Alevi olan Hardal köylüleri bu duruma itiraz edip, hukuki boyuta taşıdılar.
HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy tarafından cevaplanması için soru önergesi vererek, konuyu Meclis gündemine taşıdı. Kenanoğlu, yapılmak istenen uygulamanın asimilasyon olduğunu ve asimilasyonun da bir insanlık suçu olduğunu ifade etti.
Kenanoğlu, soru önergesinde şunları ifade etti:
“Yine bir asimilasyon politikasıyla, Alevilere yönelik bir hak ihlaliyle karşı karşıyayız. Bu defa Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Emlek yöresinde bulunan Hardal Köyü’nden bahsediyoruz. Emlek yöresi Alevilerin yoğun yaşadığı bir coğrafya. Kendine özgün bir coğrafya.
Hardal Köyünün tarihini Şarkışla’nın tarihi ile birlikte ele almak gerekmektedir. Şarkışla’da M.Ö 3000’li yıllarda Hitit’lerin yaşadığı, daha sonra M.Ö 550’ler de Pers’ler, sonra Kapadokya Krallığı, Pontus ve Roma etkinliği, 1071 yılında Malazgirt Savaşı ile Anadolu Selçuklularına ve 1408’de de Osmanlı İmparatorluğuna bağlandığı bilinmektedir.
Hardal Köyü sınırları içerisinde yer alan ve geçmişi tam olarak araştırılmamış tarihi bir binanın, cami olarak restore edilerek turizme kazandırılacağı söylenmektedir.
Gelinen bu süreçte söz konusu tarihi binanın, Yozgatlı Safiye Hatun tarafından yaptırıldığının vakıf kayıtlarında yer aldığı, bu binanın 1653 yılında Akkaşzade Ahmet Efendi tarafından yeniden yaptırıldığı ve cami olduğu da iddia edilmektedir.
Diğer taraftan, yine Hardal’da Hititler’den kaldığı sanılan ve kazı izni verilmediğinden tarihi kesin olarak bilinmeyen bir Kale bulunmaktadır. Bu Kalenin altındaki tünellerin (suyolu) AkkaşoğluKonağı‘nın önüne çıktığı köylüler tarafından anlatılmaktadır.
Söz konusu tarihi binanın kapı girişindeki kitabede şöyle yazmaktadır.
Şefaat Matlabu niku rahmet.
Binanın tecdidi asarı Akkaşzade Ahmed.
Dedi hem üçler yediler kırklarla tarihi,
Erişip lütfü rabbani dü cihanda ey ahi.
Yine anılan binanın avlusunda bulunan bir mezar taşında ise şu mısralar yer almaktadır;
Hüvallahül baki
Kimki gele bu misafir hanede mehman ola
Lacürmü bir gün ona gitmek ani ferman ola
Hali dünya böyledir buna gelenler bir gün gider
Padişahta olsa anlaya ki hali bir gün tufan ola
Çarkı esyaya benzer gözler herkes nöbetin
Nöbetine razı herkes gerek sultan ola
Nöbeti gelmiş bekler Akkaş Mehmet Ağa´nın
Dilerim dergahı haktan ana hak ihsan ola
Öncelikle yukarıda alıntılanan yazıtlarda geçen; “üçler, yediler, kırklar, ‘misafir hanede mehman ola’, dergâh”, konak gibi ifade ve deyimler, inkar edilmeyecek ve bu önergenin sınırlarını aşacak anlatımlara gerek bulunmayacak kadar Alevi toplumunun duazlarında çokça kullandığı, ilgililer tarafından açık kaynaklarda rahatlıkla rastlanabilecek gerçeklikler olduğunun altını çizmek gerekir.
Özellikle, yazıtlarda açıkça ‘misafirhanede mehman ol’ deyimi, Alevilerin misafirlerine özel bir önem verdiği ve kapısına geleni mihman olarak karşılaması ile birebir örtüşmektedir.
Dolayısıyla, bilinen tarih itibariyle Alevilerin yaşadığı Hardal Köyündeki söz konusu binada bulunan yazıtlarda geçen dergâh ve misafirhane yapı olarak bir cami mimarisini çağrıştırmadığı gibi üçler, yediler, kırklar ve mihman olmak gibi tabirler Alevilere ait terimlerdir.
Tarihi milattan öncelerine dayanan ve binlerce yıldır onlarca medeniyetin yaşadığı bu coğrafyada halen yıkılmadan ayakta kalabilen tarihi binaların aslına uygun onarılması elbette vazgeçilmez ilke olmalıdır.
Ancak, bu tarihi mirasların bilimsel/arkeolojik araştırmaları yapılmadan, tartışmalara son verilmeden, bilirkişilerce tescili yapılmadan, yönetenlerin hakim tercihleri ile süregelen asimilasyon uygulamalarının bir benzerine alet olmasını kabul etmek mümkün değildir.
“DEVREDİLME GİRİŞİMİ ACİLEN DURDURULMALIDIR”
Ayrıca, mülkiyeti Hardal köyüne ait olan 141 ada 1 parselde kayıtlı söz konusu taşınmazın bedelsiz olarak Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tescil edilmek üzere devredilme girişimi de acilen durdurulmalıdır.
Bu bağlamda Milletvekili Ali Kenanoğlu, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a şu soruları yöneltti:
Geçmişi binlerce yıl öncesine dayanan bu yerleşim bölgesinde yer alan söz konusu binanın tarihi geçmişi arkeologlar/bilim insanları tarafından araştırılmış mıdır?
Yüzyıllardır Alevi yerleşim yeri olan, türbe, aşıklar, ozanlar, türbeler, tekkeler diyarı olan ve Hardal köylüleri tarafından Akkaşoğlu Konağı denilen (yalnızca Konak olarak da anılır) ancak ne amaçla kullanıldığı tam olarak bilinmeyen bu binanın cami olduğuna nasıl karar verilmektedir?
Yazıtlarında dahi Alevi öğretilerinden izler bulunan, yine yüzyıllardır Alevilerin yerleşim yeri olan bir bölgede bulunan ve geçmişi belki de binlerce yıl öncesine dayanan bu çok eski yapıtın cami olarak restore edilmesinde ısrar edilmesinin gerekçesi nedir?
Mülkiyeti Hardal köyüne ait olan 141 ada 1 parselde kayıtlı söz konusu taşınmazın Hardal Köylülerinin itirazına rağmen, bedelsiz olarak Vakıflar Genel Müdürlüğüne devredilmesinde neden ısrar edilmektedir?
Alevi kurumlarının, Alevi köylerine cami yapılması girişimlerinin Alevilerin asimilasyonuna yol açtığını belirtikleri halde, bu devir işlemi ve akabinde cami restorasyonunun da bu asimilasyona hizmet edeceğinin bilinmesi ve köylülerin itirazına rağmen eski bir konağın cami olarak restore edilmesinde neden ısrar edilmektedir?
PİRHA- Kars Sarıkamış’a bağlı Alevi köyü Aşağısallıpınar’a cami yapılmasına bir tepki de CHP 24. Dönem Milletvekili Erdal Aksünger’den geldi. Alevi köylerine zorla cami dayatılamayacağını belirten Aksünger, AKP iktidarının dayatmacı, tekçi bir yaklaşımı olduğuna işaret etti.
Kars Sarıkamış’a bağlı Alevi köyü Aşağısallıpınar’da geçen yıl başlatılan cami inşaatı tamamlandı. Tepkiler ve Alevi heyetin köye giderek müdahale etmesi üzerine cami inşaatı durdurulmuştu ancak yapılan baskılar ve Muhtar Kutlay Emelet‘in işbirliğiyle caminin yapıldığı belirtildi.
PİRHA‘ya konuşan CHP 24. Dönem Milletvekili Erdal Aksünger, Alevi köyü Aşağısallıpınar’a cami yapılmasına tepki gösterdi.
Alevi köylerine cami yapma politikasının, aslında 80 cuntasının getirdiği baskıcı rejimin toplumu dönüştürme, toplumu tekleştirme uygulamaları olduğunu söyleyen Aksünger, “O dönemde 80 cuntası, 82 Anayasası’ndan sonra köylerin kurumsal kimliklerini ve köy kimliğini kazanması için cami zorunluluğu getirdi neredeyse. Daha sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde bunların hepsi iptal edildi zaten. Bu kararlar uygulanamaz denildi” diye konuştu.
“AKP İNANÇLAR ÜZERİNDE BASKI KURUYOR”
“Millete zorla mezhepsel bir şey dayatamazsın” diyen Aksünger, şöyle devam etti:
“Köy kimliği kazanma meselesi AİHM’de ceza yedi. Bütün inançlar üzerinde bir baskı kuruluyor. Toplumsal cinnete doğru gidecek neredeyse bazı insanlar üzerindeki bu baskılar. Eğer orada o cami tamamlanmışsa, memleketin parasını oraya yatırmak bile züldür.”
Alevi köyüne cami yapılmasının bir hak ihlali olduğunu belirten CHP 24. Dönem İzmir Milletvekili Erdal Aksünger, “Alevi köyüne cami yapılamaz. Türkiye bundan dolayı mahkum edildi. AKP iktidarı toplumu kandırmak, manipüle etmekten başka bir şey yapmıyor. Avrupa Birliği’nin uluslararası normlarda, hukuk normlarında, özgürlük normlarında, demokrasi normlarında koyduğu bütün şerhlerinde Türkiye’nin notu çok kırık zaten. Türkiye ihlal ediyor insan haklarını. Ona rağmen çıkıyor topluma diyor ki ‘zaten bu Avrupa biz ne yapsak bizi almayacak’ diyor. Aslında sen hiçbir şey yapmıyorsun. Özellikle Avrupa’nın sunduğu haklar, özgürlükler konusunda dayatmacı, tekçi bir yaklaşım yapıyorsun” ifadelerini kullandı.
PİRHA- Sarıkamış’a bağlı Aşağısallıpınar köyüne cemevi yerine cami yapılması tepkilere neden oldu. İstanbul Arnavutköy Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz, “Buranın cemevi olarak kullanılmasını istiyoruz” dedi. Yılmaz, Alevi kurumlarına seslenerek, “Lütfen bu konuya duyarsız kalmayalım, bir köyümüz daha yok olmasın” çağrısında bulundu.
Kars’ın Sarıkamış ilçesine bağlı Alevi köyü Aşağısallıpınar’a, köylülerin itirazlarına rağmen, yapımı durdurulan caminin inşaatına yeniden başlandı ve inşaat tamamlanmak üzere.
Aşağısallıpınar Muhtarı Kutlay Emelet, 2019 yılında Pir Haber Ajansına verdiği demeçte cami yapımına ilişkin köylülere danışılmadığını ve Sarıkamış Kaymakamı’nın ‘Bu köye cami yapılacak. Camisiz hiçbir köy kalmayacak’ dediğini aktarmıştı.
38 haneli köye gelen idarecilerin köye cami yapılması ve AKP’ye oy çıkması karşılığında hizmet getirme pazarlığı yaptıkları köylüler tarafından belirtilmişti. Kasım 2019’da köye İstanbul’dan giden Alevi heyet, köylülerle görüşerek, caminin cemevine dönüştürülmesi için valiliğe ve kaymakamlığa dilekçe vermek istedi ancak ne vali ve ne de kaymakam heyeti muhatap almadı.
Heyetin Aşağısallıpınar’a gitmesinin ardından inşaatı durdurulan cami yapımına şu an devam edildiği haberleri geldi.
Aşağısallıpınar Muhtarı Kutlay Emelet’in caminin yapılmasına devam edilmesi için dilekçe verdiği öğrenildi. Oysa aynı muhtar cami yapılmaya başlandığı ilk günler, kaymakamın baskısını vurgulamıştı.
Aşağısallıpınar’a giden üç kişilik heyetten biri olan İstanbul Arnavutköy Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz, köye cami yapımında diretilmesine tepki gösterdi. Yılmaz, köy halkının karşı çıkmasına rağmen kaymakamın çeşitli vaatleri sonucu köye cami yapıldığını belirterek, “Buranın cemevi olarak kullanılmasını istiyoruz” dedi.
“DERDİNİZ NEDİR, ALEVİLERİ ASİMİLE EDEREK MADALYA MI ALACAKSINIZ?”
Yüksel Yılmaz Aşağısallıpınar köyüne gidişlerini ve orada karşılaştıkları durumu şöyle anlattı:
“Alevi Dernekleri Federasyonu olarak bu olayı duyar duymaz kurum başkanımız Celal Dede ile birlikte gittik. Orada birçok girişimde bulunduk. Valiyle görüşmek istedik, kaymakamla görüşmek istedik, imzalar topladık, götürdük ve bu inşaatı durdurduk. Kaymakamla, valiyle görüşemedik ama inşaat durmuştu. Şimdi cami yapılması için tekrar çaba harcadıklarını duyduk. Bunlar bizleri çok üzüyor. Bırakın da Kars’ta birkaç köy Alevi yaşasın. Derdiniz ne arkadaşlar! Alevileri asimile ederek madalya mı alacaksınız? Bölgemizi Ortadoğu’ya çeviriyorsunuz. Başka bir amacınız yok. Bunu biz biliyoruz. Biz de bununla sonuna kadar mücadele edeceğiz. Bu da böyle biline.”
Yüksel Yılmaz Sarıkamış kaymakamına da seslenerek, “Lütfen sayın kaymakamım, bu konuda biraz vicdanlı olun. Siz oraya kaymakamlık yaparken insanların inancına yön vermek için atanmadınız. Oradaki Sünni, Alevi herkese eşit bir şekilde hizmet dağıtmak için varsınız. Aleviler de bu ülkede vergi veriyor, o insanlar da orada vergi veriyor ve onların payını vermek zorundasınız. Bu inşaatın cami olarak kullanılmasını ne köylüler istiyor, ne de bizler istiyoruz” dedi.
ALEVİ KURUMLARINA ÇAĞRI: BİR KÖYÜMÜZ DAHA YOK OLMASIN
Aşağısallıpınar’daki caminin cemevine dönüştürülmesi gerektiğini söyleyen Yüksel Yılmaz, “Biz Aleviler olarak bu inşaatın cemevi olarak kullanılmasını istiyoruz. Bu konuda lütfen haykırışlarımızı dikkate alın. Dikkate almazsanız biz tekrar bütün demokratik haklarımızı kullanmak için de hazırız” diye konuştu.
Alevi kurum yöneticilerine ve dedelere çağrı yapan Yılmaz, “Lütfen bu konuya duyarsız kalmayalım, bir köyümüz daha yok olmasın” dedi.
PİRHA- Kars Sarıkamış’a bağlı Alevi köyü Aşağısallıpınar’da köy muhtarı ve köy halkının isteğiyle cami yapımına tekrar başlanmasına Pir Celal Fırat tepki gösterdi. Fırat, “Doğru bir yaklaşım içinde değiller. Köy halkının gerçekten tepki vermesi lazım. Atalarından, dedelerinden biraz utansınlar, yazık ediyorlar” dedi.
Kars Sarıkamış’a bağlı Alevi köyü Aşağısallıpınar’da geçen yıl başlatılan tepkiler üzerine yapımı durdurulan ancak yeniden başlatılan cami inşaatı tamamlanmak üzere.
Aşağısallıpınar Köyü’ne kaymakamın hizmet getirme sözü karşılığında cami yapılmaya başlanmıştı.
İzmir’de Aşağısallpınar Köyü Sosyal Yardımlaşma Dayanışma ve Kültür Derneği Başkanı Hüseyin Candan ve dernek üyelerinin karşı çıkmasına rağmen köyün muhtarı Kutlay Emelet’in girişimleriyle yapımı devam eden caminin bitmek üzere olduğu belirtildi.
“KÖYLÜLER CAMİ İNŞAATININ DURDURULACAĞI SÖZÜ VERMİŞTİ AMA…”
Konuya dair PİRHA’ya değerlendirmede bulunan Garip Dede Dergahı Başkanı Pir Celal Fırat, geçtiğimiz yıl köylülerle görüştüklerini ve köylülerin camii inşaatının durdurulacağının sözünü verdiklerini ancak gelinen aşamada bu sözün yerine getirilmediğini söyledi.
“ATALARINDAN, DEDELERİNDEN UTANSINLAR”
Fırat, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bizde söz ikrar sayılır. Bu arkadaşların yaptıkları gerçekten çok acı. O bölgede etkili insanların ve Türkiye’de ve Avrupa’da derneklerinin olduğunu biliyorum. Bir an önce bu yaşanan duruma tepki gösterip, el atmaları lazım. Ama biz köylülerin tepki koyacağına inanmak ve tepkiyi görmek istiyoruz. Yaşanan bu durum asimilasyona dair önemli bir örnek. Köylerin içine giriyorlar ve bir takım menfaat uğruna değerler zayıflatılıyor. Kendi ecdatlarına bakmaları gerekiyor. Gelenek göreneklerin içerisinde dünya malına tamah etmemeleri gerekiyor.”
ADFE Genel Başkanı Pir Celal Fırat, her türlü desteğe hazır olduklarını ancak muhtarın bazı kişilere söz vermesinden kaynaklı önerileri dikkate almadığının altını çizerek, “Doğru bir yaklaşım içinde değiller. Köy halkının gerçekten tepki vermesi lazım. Ata dedelerinden biraz utansınlar, yazık ediyorlar” diye konuştu.
PİRHA- Sarıkamış’a bağlı Alevi köyü Aşağısallıpınar’a yapılan cami bitmek üzere. Alevilerin tepkilerine rağmen köy halkının muhtar Kutlay Emelet’in öncülüğünde camide ısrar etmesi nedeniyle inşaatı durdurulan caminin yeniden yapımına başlandı.
Kars Sarıkamış’a bağlı Alevi köyü Aşağısallıpınar’da geçen yıl başlatılan tepkiler üzerine yapımı durdurulan cami inşaatı tamamlanmak üzere.
Aşağısallıpınar Köyü’ne kaymakamın hizmet getirme sözü karşılığında cami yapılmaya başlanmıştı. İzmir’de Aşağısallpınar Köyü Sosyal Yardımlaşma Dayanışma ve Kültür Derneği Başkanı Hüseyin Candan ve dernek üyelerinin karşı çıkmasına rağmen köyün muhtarı Kutlay Emelet’in girişimleriyle yapımı devam eden caminin bitmek üzere olduğu belirtildi.
Ancak Aşağısallıpınar Muhtarı Kutlay Emelet, Ekim 2019’da PİRHA’da yayınlanan haberde, cami yapımında kimseye danışılmadığına dikkat çekerek Sarıkamış Kaymakamı’nın, “Bu köye cami yapılacak. Camisiz hiçbir köy kalmayacak” dediğini aktarmıştı.
38 haneli köylerine birçok kez gelen idareciler tarafından cami yaptırılması ve AKP’ye oy çıkması karşılığında hizmet getirme pazarlığının diretildiğini söyleyen Aşağısallıpınar köylüleri de köylerinde inşaatı başlatılan camiyi kabul etmeyeceklerinin altını çizmişlerdi. Ancak daha sonra köylülerince muhtarın camide ısrar etmelerinde kaymakamlığın baskısı olduğu iddiaları gündeme gelmişti.
ALEVİ HEYETİNİ, KARS VALİLİĞİ VE SARIKAMIŞ KAYMAKAMLIĞI KABUL ETMEMİŞTİ
Öte yandan, köydeki caminin cemevine çevrilmesi için Alevi kurumları adına Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, Bağcılar Cemevi Başkanı Zeynel Abidin Koç ve Arnavutköy Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz’dan oluşan heyet, Kasım 2019’da Aşağısallıpınar köyüne gitmişti. Heyet Kars Valisi ve Sarıkamış Kaymakamı ile görüşmek istemişti ancak vali ve kaymakam Alevi heyeti kabul etmemişti.
1913 yılından bu yana Aşağısallıpınar’a cami yapılmasının diretildiğini belirten Aşağısallpınar Köyü Sosyal Yardımlaşma Dayanışma ve Kültür Derneği Başkanı Hüseyin Candan, “Şimdi çok mücadele ettik ama caminin yapımını durduramadık. Köylüler ısrarcı oldu camide. Cenazemizi kaldıramıyoruz dediler. Köylüleri ikna edemedik. Caminin cemevine dönüşmesi için Valiliğe dilekçe verdik ama bir yanıt verilmedi bize. Muhtar Kutlay Emelet Valiliğe cami yapımının tamamlanması için dilekçe vermiş. Cami bitmek üzere, sıvası yapılıyormuş” diye konuştu.
Aşağısallıpınar köyünde yaşayanların camiye gidip namaz kılacaklarının da meçhul olduğunu söyleyen Candan, köylülerin cami yapılmasını istemesinin bir asimilasyon olduğunu vurgulayan Candan, “Bu devlet politikasıydı. Hedef köylüleri asimile etmek. Köyün ileri gelenleriyle de görüştüm. Camiyi yaptıracağız dediler” bilgisini verdi.
MUHTAR: KONUŞMAK İSTEMİYORUM
Aşağısallıpınar Köyü’ne yapılan caminin tamamlanması için Valiliğe dilekçe veren köyün muhtarı Kutlay Emelet ise PİRHA’nın sorularına yanıt vermekten kaçınarak, “Bu konuda konuşmak istemiyorum” dedi.
PİRHA- Eski Çankaya Belediye Başkanı Dersimli Doğan Taşdelen’in cenazesinin camiden kaldırılmasına tepki gösteren AABK Eşit Genel Başkanı Mat, “Doğan Taşdelen’in cenazesinin camiye götürülmesi bir tercih değildir, siyasi bir karardır. Aleviliği siyasi çıkarları için asimilasyon politikalarına terk etmektir” dedi. Mat ekledi: Geçmişten bugüne camiye gitmedikleri için o kadar canımız hakarete uğradı, canlarıyla bedel ödediler. Yazıktır, bu kadar mücadeleye, bu kadar emeğe, tarihimize!
Muğla Bodrum’da dün kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden Eski Çankaya Belediye Başkanı Doğan Taşdelen’in cenazesinin camiden kaldırılmasının yankıları sürüyor.
Sosyal medya hesabı Facebook üzerinden bir mesaj yayınlayan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Genel Başkanı Hüseyin Mat, Doğan Taşdelen’in cenazesinin camiye götürülmesinin bir tercih değil, siyasi bir karar olduğunu vurguladı.
“Asimilasyoncu politikalara hayır” diyen Mat şunları ifade etti:
“Hakka yürüyen eski Çankaya Belediye Başkanı Doğan Taşdelen’in cenazesinin camiye götürülmesi bir tercih değildir, siyasi bir karardır. Aleviliği siyasete tercih etmektir. Aleviliği siyasi çıkarları için asimilasyon politikalarına terk etmektir.
Alevi cenazelerinin camiye götürülmesine ses çıkaramayanlar, Alevi kurumlarında yöneticilik yapmasınlar.
Sürekli “Yoldaş” kelimesini kullanan ama yaşanan bu rezalete ses çıkaramayanlar, bize devrimcilikten bahsetmesinler.
“EN KRAL ASİMİLASYON CAMİYE GİTMEKLE BAŞLAR”
En kral asimilasyon camiye gitmekle başlar. Buna söyleyecek sözü olamayanlar, “Alevilik kendine özgü bir inançtır.” demesinler. Gölgelerinden daha uzun cümleler kullanmasınlar.
Her türlü asimilasyon politikalarına itiraz etmek, karşı durmak, direnme çizgisinin en önemli hattını oluşturur. Mücadele de buradan başlar.
“O KADAR CANIMIZ CAMİYE GİTMEDİKLERİ İÇİN CANLARIYLA BEDEL ÖDEDİLER”
Geçmişten bugüne camiye gitmedikleri için o kadar canımız hakarete uğradı, canlarıyla bedel ödediler.
Yazıktır, bu kadar mücadeleye, bu kadar emeğe, tarihimize.
Pirimizin dediği gibi, “Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan.”
PİRHA – Çankaya Belediyesi’nin eski başkanlarından Dersim Hozatlı Doğan Taşdelen’in cenazesinin camiden kaldırılmasına Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat tepki gösterdi. Mat, “AKP’nin ‘Alevilerin ibadet yeri camidir’ söylemini güçlendirecek bu durum karşında, kim neyi tercih eder kendi takdiridir. Ama Alevi toplumunu ve inancını, ikrarını asla temsil edemez, tercihi olamaz” dedi.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Dersimli siyasetçi, eski Çankaya belediye Başkanı Doğan Taşdelen’in cenazesinin camiden kaldırılmasına ilişkin bir açıklama yaptı.
Mat, “Öncelikle hayatını kaybeden, eski Çankaya Belediye Başkanı Doğan Taşdelen’e Hak’tan rahmet, ailesine sabırlar diliyorum. Cenazenin bir camiden kaldırılması yönünde yapılan tercihe saygı duyuyoruz. Ancak herkes tarafından tanınan ve kamuoyunda Alevi olarak bilinen bir siyasetçinin cenazesi camiden kalkıyorsa, bu en başta Aleviler üzerinde uygulanan asimilasyoncu politikalara hizmet eder ki, buna itirazımız var” ifadelerine yer verdi.
Mat, şunları kaydetti:
“Alevilerin ibadethanesi Cemevidir, talebimizi boşa çıkaran, devletin ısrarla uyguladığı asimilasyon politikalarını destekleyen bir tutumu ortaya koyar.
Birileri hep siyaset yapacak diye inancımızın asimilasyonuna hizmet edecek her türlü tutumun karşında tavrımızı koymayı, düşünce ve görüşlerimizi paylaşmayı kendi görev ve sorumluluğumuz dahilinde görüyoruz.
AKP’nin Alevilerin ibadet yeri camidir söylemini güçlendirecek, destek verecek bu durum karşında, kim neyi tercih eder kendi takdiridir. Ama Alevi toplumunu ve inancını, ikrarını asla temsil edemez, tercihi olamaz.
Alevilerin hak ve yaşam mücadelesine engel olabilecek, zarar verebilecek her türlü algı oluşmasına karşı tutum ve tavrımızı ilkelerimiz ve verdiğimiz ikrar doğrultusunda sürdürmeye devam edeceğiz.
Pirimizin dediği gibi, “Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan.” Pirimizin bize bıraktığı en değerli ve kutsal mirasıdır, bu sözü.
Alevilerin tek bir ibadet yeri vardır. Tekrar kamuoyuna hatırlatıyor ve söylüyoruz. O da cemevidir.”
PİRHA- HDP yaptığı açıklamada, Danıştay iktidarın direktifleri ve siyasal beklentileri doğrultusunda karar vererek bu politik oyuna taraf olduğuna dikkat çekerek, “İktidar küçük seçim oyunlarını bir tarafa bırakıp bu hoyratlıktan derhal vazgeçmelidir. Ayasofya, tarihe aittir ve politik oyun alanı olarak kullanılamaz” dedi.
Danıştay tarafından verilen kararın ardından Ayasofya’nın statüsü cami olarak değiştirilip Diyanet İşleri Başkanlığı’na devredildi.
Kararın ardında tartışmalar yükselirken, konuya dair açıklama yapan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eğitim Politikaları, Spor, Kültür ve Sanat Komisyonu Sözcüsü Sevtap Akdağ Karahalı, “iç ve dış politika alanlarının tümünde sıkışan, ekonomik ve toplumsal krizlerle baş edemezken koronavirüs salgını konusunda da gitgide çıkmaz sokağa giren AKP-MHP bloku, çıkış yolu olarak bir kez daha tarihi, kültürel varlıklar üzerinde politik oyun yolunu seçmiştir” dedi.
“AYASOFYA SİYASAL BİR KARARDIR”
Karahalı, sözlerine şöyle devam etti:
“Seçim dönemlerinde “Ayasofya cami olsun” ajitasyonuyla mütedeyyin kesimleri etkilemeye çalışırken bir yandan da işsizlik ve yoksulluk gerçeğinin üstünü örtmeye çalışan iktidar, Danıştay’dan karar çıkartarak uluslararası hukuku ve insanlık kültürü teamüllerini zorlamayı denemiştir. Danıştay iktidarın direktifleri ve siyasal beklentileri doğrultusunda karar vererek bu politik oyuna taraf olmuştur. Bu karar açıkça siyasal bir karardır. İnsanlık tarihi ve kültürü, yalnızca Türkiye’de değil, hiçbir ülkede siyasal iktidarların keyfi tasarruflarına bağlı değildir. Hiçbir devletin bu ortak miras üzerinde mülkiyet ve tasarruf hakkı bulunmamaktadır. Geçmişten geleceğe birer köprü olan bu eserler, maddi rant, oy ya da ‘güvenlik’ gibi gerekçelerle siyasal iktidarların oyun alanı yapılamaz. Bu ilke, insanlık kültürünün muazzam yapıtlarından biri olan ve baraj uğruna mahvedilen Hasankeyf için geçerli olduğu kadar Ayasofya için de geçerlidir.”
15 yüzyıllık insanlık mirası olan Ayasofya’nın, Hıristiyanlar ve Müslümanlar için kutsal bir mabet haline geldiğini belirten Karahalı, “bu durum, bir devlet kararnamesiye değiştirilip, tek bir din adına tekelleştirilemez. Ayasofya kararı, iktidarın politik oyunundan, kültürel miras konusundaki hoyratlığından başka bir anlam taşımamaktadır” dedi.
“İKTİDAR KÜÇÜK SEÇİM OYUNLARINI BİR TARAFA BIRAKIP BU HOYRATLIKTAN DERHAL VAZGEÇMELİDİR”
Karahalı, HDP açısından Ayasofya’nın, insanlığın kültür mirasının bir parçası olduğunu vurgulayarak, “alınan karar, tarihsel ve kültürel açıdan yanlıştır, dinsel ve milliyetçi yargılarla alınmıştır. Böylece Danıştay, bir insanlık mirasını AKP iktidarının insafına terk etmiş, kendisini AKP seçim propagandası mekanizmasının bir parçası haline getirmiştir” ifadelerine yer vererek, şunları söyledi:
“Yapılması gereken, bu kararın derhal iptali ve Ayasofya için devlet-dışı, yeni bir kurumlaşmanın yaratılmasıdır. Eserin bakım ve korunmasının politik iktidarlardan idari ve ekonomik açıdan tamamen bağımsız bir bilim insanları ekibi tarafından tam yetkiyle yürütülmesi ve UNESCO tarafından denetlenmesi bu aşamada en uygun formüldür. Böylece Ayasofya, her inançtan insanın özgürce gelip görebildiği ve saygı göstereceği bir kültürel yapıt olarak kalabilir. Temel ilke, bu eserlerin tümünün Türkiye’de ve dünyada politik istismardan korunması olmalıdır. Bu, sadece Ayasofya için değil Türkiye ve dünyadaki bütün tarihsel yapıtlar için geçerlidir. İktidar küçük seçim oyunlarını bir tarafa bırakıp bu hoyratlıktan derhal vazgeçmelidir. Ayasofya, tarihe aittir ve politik oyun alanı olarak kullanılamaz.”
PİRHA – İzmir’de camiden “Çav Bella” çalınması ile ilgili sosyal medya paylaşım yaptığı için tutuklanan ve sonra tahliye edilen Banu Özdemir’in 1 yıldan 3 yıla kadar hapsi istendi.
İzmir’de camiden Çav Bella çalınmasına ilişkin görüntüleri sosyal medya hesabında paylaştığı için tutuklanan ve sonrasında tahliye edilen Banu Özdemir hakkındaki iddianame tamamlandı. Özdemir 17 Eylül’de hakim karşısına çıkacak.
“NİYET OKUYARAK SUÇ YARATMAK İSTENİLİYOR”
İzmir eski CHP İl Başkan Yardımcısı Banu Özdemir’in Avukatı Süleyman Karadağ, “Müvekkilimin paylaşımlarında suç unsuru bulamayan iddia makamı niyet okuyarak suç yaratmaya çalışmaktadır” dedi.
İddianamede Özdemir’in yaptığı paylaşıma dair “Ramazan ayında ve bayram arefesinde videoya hiç yer vermeksizin bu videoyu kınaması mümkünken kınamadığı ve alay ederek paylaşım yaptığı” şeklinde yorumlandı. Savcılık makamı iddianamede Özdemir’in “Halkı kin ve düşmanlığa alanen tahrik etmek” suçunu işlediğini iddia ederek cezalandırılmasını istedi.
PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili, Eğitimci Zeynel Özen, Diyanetin yüzbinlerce görevlisi varken, İzmir’de öğretmenlerin cami önlerinde mendil dağıtmakla görevlendirilmesine tepki gösterdi.
İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü’nün bugün toplu ibadete açılacak camilere ilişkin valiliklere gönderdiği resmi yazı doğrultusunda cuma namazlarının cami bahçeleri dışında, okul bahçelerinde kılınması için namaz kılınacak okulların belirlenmesi istendi.
Valilikler de okulları belirledi. Okul bahçelerinde bugün kılınacak cuma namazı öncesi ve sonrası temizlik ve dezenfeksiyon, ses sisteminin kurulması, minberin oluşturulması görevi ise okul müdürlüklerine verildi.
Erkek öğretmenler ise cumaya gelen yurttaşlara kolonya ve mendil dağıtımında görevlendirildi.
DİYANETİN YÜZBİNLERCE GÖREVLİSİ VARKEN…
Bu uygulamaya HDP İstanbul Milletvekili, Eğitimci Zeynel Özen tepki gösterdi.
Meclis Genel Kurulu’nda konuşan Özen, “Diyanetin yüzbinlerce görevlisi varken, İzmir’de öğretmenlerin cami önlerinde mendil dağıtmakla görevlendirilmesi asla kabul edilemez. Yıllarını bu mesleğe veren bir öğretmen olarak bu görevlendirmeyi yapan yetkilileri kınıyorum” dedi.
PİRHA- Eski CHP Ankara Milletvekili Avukat Şenal Sarıhan, okul bahçelerinin cuma namazları için açılmasına ve öğretmenlerin cami cemaatine kolonya ve mendil dağıtmak için görevlendirilmesine tepki gösterdi. Sarıhan, “Bu tamamen bilimin yok sayıldığı, laiklik ilkesinin de artık hiç gözetilmediği, tamamen şeri bir anlayışın her alanda hakim olmaya başladığının işaretidir” dedi. Sarıhan, yargının yapılmak istenen bu uygulamaya karşı iptal kararı vermesi gerektiğini ekledi.
İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü’nün valiliklere gönderdiği resmi yazı doğrultusunda, cuma namazlarının cami bahçeleri dışında, okul bahçelerinde kılınması için namaz kılınacak okulların belirlenmesi istendi. Erkek öğretmenlerin cumaya gelen yurttaşlara kolonya ve mendil dağıtımında görevlendirildi.
Eski CHP Ankara Milletvekili, Eğitimci, Avukat Şenal Sarıhan, konuya ilişkin PİRHA’nın sorularını yanıtladı.
Öğretmenlerin kamuda çalıştığı alanlar belirlendiğini belirten Sarıhan, “Bu görev tanımlarının içeresinde herhangi bir biçimde camide hijyen maddesi dağıtmak gibi bir görevleri yoktur. Bu tamamen angarya niteliği taşır. Ayrıca başka bir durumda ise insanların inançları noktasında serbestliği söz konusudur. Laik bir toplumda yaşadığımızı iddia ediyoruz. Laik bir toplumda insanlar inançları doğrultusunda hareket ederler” diyerek öğretmenlerin düşürüldüğü duruma tepki gösterdi.
“HER ALANDA ŞERİ HÜKÜMLERİN HAKİM OLDUĞU BİR DURUMLA KARŞI KARŞIYAYIZ”
Sarıhan, sözlerine şöyle devam etti:
“Camide kamu kanalıyla hizmet görevi verilmesi bu laiklik ilkesi ile de çelişen bir durumdur. İkincisi, daha da önemli olarak okullarda okul bahçelerinin namaz kılmaya ayrılmış olması ister namaz kılınıyor olsun, ister farklı dini anlayışlarla ilgili herhangi bir durum olsun bu tamamen bilimin yok sayıldığı, laiklik ilkesinin de artık hiç gözetilmediği, tamamen Şeri bir anlayışın her alanda hakim olmaya başladığının işaretidir. Bu konuda çok sayıda işaret var, bunlardan biridir. Bunu hukuk mantığı içerisinde açıklamamızın imkanı yok.
“YARGININ İPTAL KARARI VERMESİ GEREKİR”
Yargının yapılmak istenen uygulamaya karşı iptal kararı vermesi gerektiğini vurgulayan Sarıhan, “Böylesi bir hizmete ihtiyaç varsa Diyanetin çalışanlarının kadrosu içerisinde gerçekleşmesi gerekir. Bu aslında bilim öğretmekte olan öğretmenlere yönelik bir zorlama özelliği taşımaktadır bu bir zorlamadır. Elbette ki kendi serbest iradeleri ile hareket etmesi gereken öğretmenlerin önünde bir engeldir.”
PİRHA- İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü’nün camilere ilişkin valiliklere gönderdiği resmi yazı doğrultusunda cuma namazlarının cami bahçeleri dışında, okul bahçelerinde kılınması için namaz kılınacak okulların belirlenmesi istendi.Erkek öğretmenler ise cumaya gelen yurttaşlara kolonya ve mendil dağıtımında görevlendirildi.
İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü’nün bugün toplu ibadete açılacak camilere ilişkin valiliklere gönderdiği resmi yazı doğrultusunda cuma namazlarının cami bahçeleri dışında, okul bahçelerinde kılınması için namaz kılınacak okulların belirlenmesi istendi.
Valilikler de okulları belirledi. Okul bahçelerinde bugün kılınacak cuma namazı öncesi ve sonrası temizlik ve dezenfeksiyon, ses sisteminin kurulması, minberin oluşturulması görevi ise okul müdürlüklerine verildi.
Erkek öğretmenler ise cumaya gelen yurttaşlara kolonya ve mendil dağıtımında görevlendirildi.
Cami hoparlörlerinden çalınan Çav Bella marşı görüntüsünü paylaştığı için tutuklanan Banu Özdemir’in 4 ayrı paylaşım yapması mahkeme tarafından “kasıt var” diye değerlendirildi.
İzmir’deki cami hoparlörlerinden çalınan Çav Bella marşı görüntüsünü paylaştığı için hakkında istenilen ceza hükmü değiştirilerek tutuklanan Banu Özdemir’in, Twitter’daki 280 karakter kısıtı nedeniyle 4 ayrı paylaşım yapması “kasıt var” diye değerlendirildi. Avukatı Özdemir’in tutukluluğuna itiraz etti. Kararın Çarşamba günü görülmesi bekleniyor.
İzmir’de cami hoparlörlerinden çalınan Çav Bella marşını sosyal medya hesabından paylaşan Özdemir, “Halkı kin ve düşmanlığa teşvik etme” iddiasıyla tutuklanmıştı.
Özdemir emniyet ve mahkemedeki ifadelerinde, olayı haber siteleri ve çok sayıda sosyal medya paylaşımında gördüğünü, partisine ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’e yönelik ağır sözlerin yer aldığını söyledi.
Partisine ve Soyer’e yapılanlara dikkat çekmek için kendisinin de paylaşımda bulunduğuna dikkat çeken Özdemir, Twitter’daki 280 karakterlik kısıtlama nedeniyle paylaşımları arka arkaya koyarak gerçekleştirdiğini açıkladı. Özdemir bu paylaşımlarının ardından kendisinin tehdit edildiğini ve ağır hakaretlere maruz kaldığını vurguladı ve “Bugüne kadar dini değerlere olumsuz yorum yapmış insan değilim” dedi.
İzmir 3. Sulh Ceza Mahkemesi Özdemir’in savunmasını aldıktan sonra Twitter’daki karakter kısıtı nedeniyle ardı ardına yaptığı 4 paylaşımı, “Ezan yerine yabancı bir şarkının çalınması anını sosyal medya hesabı üzerinden 4 kez paylaştı, bu anlamda kastının yoğunluğu var” diye değerlendirdi.
AVUKATI İTİRAZ ETTİ
Özdemir’in avukatı Süleyman Karadağ tutukluluk kararına itiraz etti ve mahkemeye dilekçesini sundu. Dilekçe’nin 27 Mayıs Çarşamba günü değerlendirilmesi bekleniyor. (HABER MERKEZİ)
İzmir’in Konak, Bayraklı ve Bornova ilçelerinde merkezi sistemle ezan okunan çeşitli camilerden “Çav Bella” şarkısı çalındı.
İzmir’de Konak, Bayraklı ve Bornova olmak üzere İzmir’in çeşitli ilçelerindeki camilerde aynı anda “Çav Bella” şarkısı çalındı. Müftülük tarafından olayla ilgili soruşturma başlatıldığı belirtilirken, kimliği belirsiz kişilerin merkezi ezan sistemine sızarak frekansları değiştirmiş olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor.
Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, TSK tarafından İdlib’de başlatılan Bahar Kalkanı Harekatı’nın zaferle sonuçlanması için tüm camilerde yarın sabah namazında Fetih Suresi okunarak dua edileceğini açıkladı.
Diyanet, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından, İdlib’deki saldırının ardından başlatılan Bahar Kalkanı Harekatı için tüm camilerde sabah namazında Fetih Suresi okunacağını duyurdu.
Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Kahraman Mehmetçik’in başlattığı Bahar Kalkanı Harekatı’nın zaferle sonuçlanması için tüm camilerde sabah namazında Fetih Suresi okunarak, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve millet için dua edileceğini” belirtti.
Vatandaşları, sabah namazında camileri doldurmaya çağıran Erbaş, “Bahar Kalkanı Harekatı’nda kahraman Mehmetçiğimize muvaffakiyetler diliyor, Yüce Rabbimden şanlı ordumuzu, nusretiyle ve kudretiyle her daim muzaffer kılmasını niyaz ediyorum” ifadesini kullandı.
PİRHA- Yazar Tayfun Atay, T24’deki köşesinde, “Camide ne oluyorsa cemevinde de oluyor” diyerek, “Ne Aleviliğin bir inanç sistemi olarak İslam-içi mi yoksa İslam-dışı mı olduğunu sorgulamaya, bu yolda yargılamaya gitmeye hakkınız var ne de Aleviliği İslam’a içsel sayıp buradan hareketle “İslam’da ibadetgâh camidir” diyerek cemevlerini sıfırlamaya hakkınız var!”dedi.
T24 yazarlarından Tayfun Atay bu hafta, mahkeme kararları doğrultusunda cemevlerine ibadethane statüsünün verilmesi için İBB meclisine getirilen önergenin AKP ve MHP oylarıyla reddedilmesine dair “Cami ne kadar ibadethane, siz onu söyleyin!” yazısını kaleme aldı.
“Camide ne oluyorsa cemevinde de o oluyor: Dostluklar tazeleniyor, sorunlar tartışılıyor, sohbetler yapılıyor, fikir alışverişi gerçekleştiriliyor ve Aleviliğin birlik-beraberlik-dayanışma duygusunun yeniden üretimi yolunda iman tazelemeye gidiliyor. Yani ibadet ediliyor” diye yazan Atay, şunlara dikkat çekti;
“Şu ara CHP’li Büyükşehir Belediyelerinin gündeme aldıkları Alevi cemevlerine ibadethane statüsü kazandırmaya yönelik uğraşlara dinbaz taassup erbabından körü körüne yükselen “İslam’da ibadethane camidiiir” itirazlarını yahut “Buna [tabii ki Sünni!] İslam uleması karar veriiir” heyheylenmelerini duyduğumda ben hep Hodgson’un bu çarpıcı, önemli ve elbette üzerinde durulması gereken cümlesini hatırlıyorum. Sözün özü, cami ne demekse cemevi de o demek. Cami, eşittir, cemevi yani… Tabii şimdi böyle dedik ya, “Eh, iyi o zaman, cami eşittir cemevi ise ayrıca cemevine ne lüzum var” diyerek buradan da çıkış bulmaya çalışırlar mı çalışırlar. Hayır, dinbaz kurnazlıklara yeltenmenin mânâsı yok! Alevilik, özgül bir inanç sistemi. Bu inanç sistemini benimseyenler, kendi toplandıkları, bir araya gelip sorunlarını, dertlerini, kederlerini, neşelerini paylaştıkları, ayrıca dayanışma ve yardımlaşma ihtiyaçlarını karşıladıkları, bu arada ibadetlerini de ifa ettikleri yere cemevi demişler.”
“İZMİR’DE ÖNÜ AÇILAN SÜREÇ UMARIM DİĞER CHP’Lİ BELEDİYELERDE DE OLUR”
“Ne Aleviliğin bir inanç sistemi olarak İslam-içi mi yoksa İslam-dışı mı olduğunu sorgulamaya, bu yolda yargılamaya gitmeye hakkınız var ne de Aleviliği İslam’a içsel sayıp buradan hareketle “İslam’da ibadetgâh camidir” diyerek cemevlerini sıfırlamaya hakkınız var!” diyen Atay, yazısının devamında şunları belirtti;
“Bugünün dünyasında ve Türkiye’sinde, Aleviliğin yüzyıllar boyu söz konusu içe-kapalılıktan çıkıp dışa dönük hale gelmesi ve elbette bir dizi kırılma, kıyım, yangın eşliğinde, yani hayli acılı ve sancılı şekilde de olsa kamusal alanda temsil imkanına kavuşmasıyla birlikte, artık evlerde yapılan cem buluşması ve ibadetinin ‘cemevi’ adı altında inşa edilen binalarda daha geniş katılımla gerçekleştirilmesi söz konusu. Çağdaş, demokratik, çoğulcu, bunlara ek olarak sosyal barış ve inanç-hakkı eşitliği anlamında laikliği savunan bir siyasi anlayışla hareket etmesi gereken CHP bünyesinden hayatımızın nabzının attığı büyük şehirlerin kendilerine emanet edildiği belediye başkanlıkları, bu çoktan gecikmiş düzenlemeyi, ne kadar çabuk hayata geçirebilirlerse o kadar iyi olur! İzmir’de önü açılan sürecin, mevcut güçlükler ve engelleyici dinbazlıklar aşılarak diğer belediyelerce de izlenmesi en büyük dileğimiz!” (HABER MERKEZİ)
800 bin nüfuslu kentin tek bir il kütüphanesi dahi olmamasına tepki gösteren Milletvekili Ağbaba, ‘Yoksul çocuklar ders çalışacak yer bulamıyor’ diye isyan etti.
2002 yılından 2018 yılının sonuna kadar 188 kütüphanenin kapısına kilit vurulan Türkiye’de, hükümetin sanat ve kültür alanlarına bakışını ortaya koyan bir yeni gelişme daha yaşandı. Malatya’da 40 yıldır hizmet veren üç katlı halk kütüphanesi, “Yeni bina yapılacak” denilerek yıkıldı. Yerine cami inşa edilen kütüphane için yeni bir yer bulunamayınca kitaplar, Beşkonaklar Caddesi üzerindeki bir konağa taşındı. Konağın fiziki imkanlarının yeterli olmaması nedeniyle depo gibi kullanılan kütüphanede aradığı kitabı bulamayan öğrenciler, “Yeni bir kütüphane binası istiyoruz” dedi.
KENTİN TEK HALK KÜTÜPHANESİ
Birgün’den Mustafa Mert Bildircin’in haberine göre nüfusu 1 milyona yaklaşan Malatya’nın tek halk kütüphanesi de atıl duruma getirildi. 18 Nisan 2018 tarihinde dönemin valisi Ali Kaban başkanlığında, “Malatya Yeni İl Halk Kütüphanesi” yapımı için protokol imzalansa da henüz bir adım atılmadı. Malatya’da yaşanan kütüphane sorunu, TBMM gündemine de taşındı. TBMM Genel Kurulu’nda söz alan CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, 800 bin nüfuslu kentin tek bir il kütüphanesi dahi olmamasına tepki göstererek, “Yoksul çocuklar ders çalışacak yer bulamıyor” diye konuştu.
“AKP’NİN AYIBI”
2018 yılında yeni kütüphane yapımı için imzalanan protokolün üzerinden bir buçuk yıl geçmesine rağmen tek bir adım bile atılmadığını hatırlatan Ağbaba, “Malatya’ya yeni kütüphane yapmak için halen ne bekleniyor anlamak mümkün değil” ifadesini kullandı.
Ağbaba, binlerce öğrencisi olan bir şehirde halk kütüphanesi olmamasının, “AKP’nin ayıbı” olduğunu ifade ederek, bir an önce yeni bir kütüphane yapılması gerektiğini dile getirdi.
PİRHA- Cami yaptırılan Alevi köyü Aşağısallıpınar’a giden Alevi heyeti, Kars Valisi ile görüşemedi. Heyet, caminin cemevine çevrilmesi talepli dilekçelerini ise valiliğe zorla verdi. Ardından görüşmek için gittikleri Sarıkamış Kaymakamı da heyetle görüşmedi.
Kars Sarıkamış’a bağlı 38 Haneli Aşağısallıpınar Köyü’ne kaymakamın hizmet getirme sözü karşılığında cami yaptırılması tepkilere neden olmuştu.
Köylerine dayatma ile cami yapıldığını ve bu projeyi kabul etmediklerini söyleyen Aşağısallıpınar köylüleri, İzmir’de yaptıkları toplantı sonrası bir an önce bu projeden vazgeçilmesi çağrısında bulunmuş ve imza kampanyası başlatmıştı. Tepkilerin ardından cami inşaatı durduruldu.
Dün, köydeki cami inşaatının cemevine çevrilmesi için Alevi kurumları adına Aşağısallıpınar Köyü’ne giden Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, Bağcılar Cemevi Başkanı Zeynel Abidin Koç ve Arnavutköy Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz, önce Kars Belediye Eşbaşkanı Şevin Alaca’yı ziyaret etti. Ardından Kars Valisi ile görüşmek üzere Valilik konağına giden heyet, vali ile görüşemedi. Valinin özel kalem müdürünün heyettekilere Vali ile görüşemeyeceklerini söylemesi üzerine Alevi heyet cami inşaatının cemevine çevrilmesi talepli dilekçelerini iletti.
ADFE Genel Başkanı Celal Fırat, dilekçelerini zorla verebildiklerini belirterek, “Dilekçelerimizi almakta bile zorlanan bu zihniyeti kınıyoruz” dedi.
Ardından gittikleri Sarıkamış Kaymakamı da Alevi heyetle görüşmedi. Heyette bulunan Celal Fırat, konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı:
“Sarıkamış Kaymakamı ile görüşmek için Kaymakamlığa gittik. Kaymakam beyin kaymakamlıktan kaçarcasına çıkması çok acı idi. Dilekçemizi vermek için neredeyse muhatap bulamadık. Yazı işlerindeki memurların ‘kaymakam bey görmeden evrakı alamayız’ söylemleri kabul edilir değildi. Sorun gerçekten çok büyük yeni bir örgütlenme modeline acilen ihtiyaç var. Buradaki Alevi canlarımızın sitemlerine çare bulmamız lazım…”