Etiket: DAD

  • ‘İmralı çağrısının kıymetini bilerek, demokratik toplumun inşasında yerimizi alalım’-VİDEO

    ‘İmralı çağrısının kıymetini bilerek, demokratik toplumun inşasında yerimizi alalım’-VİDEO

    PİRHA – DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, 27 Şubat’ta açıklanan PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın mektubunu değerlendirdi. Doğan, tüm toplumsal kesimlerle birlikte Alevi örgütlülüğüne de bu süreçte ciddi sorumluluklar düştüğünü söyledi. Kadriye Doğan, “Demokratik toplumun inşasında bizler de yerimizi alalım, taleplerimizi toplumsal taleplerle buluşturup demokratik toplumun inşasında sorumluluğumuzu yerine getirelim” diye konuştu.

    22 Ekim 2024’te MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çağrısı ile başlayan süreç, Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’ta yaptığı çağrı ile yeni bir boyut kazandı. PKK Lideri Öcalan’ın silah bırakma ve örgütü feshetme çağrısı tüm dünya kamuoyunda konuşulur oldu.

    Abdullah Öcalan’ın yaptığı çağrı, Alevi toplumunda nasıl okundu; Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan’a sorduk.

    “DÜNYANIN GÖZÜ KULAĞI ORADAYDI”

    İstanbul’da 27 Şubat’ta yapılan tarihi açıklamanın olduğu salonda yer alan Kadriye Doğan, “Bütün dünyanın gözü kulağı oradaydı” dedi. İmralı’dan gelen mektuba ilişkin çok sayıda uluslararası gazetecinin de ilgi gösterdiğini belirten Doğan, “Türkiye toplumu, özellikle Kürtler, yürekleri kafesine sığmaz vaziyette, heyecanla, uykusuz geçirdikleri gecenin sonunda orada olduklarını söylüyordu. Sonuçta şunu söylemek mümkün; beklenen çağrı geldi. Sayın Öcalan, ‘Süreci, şiddet zemininden, demokratik yasal zemine çekebilirim, buna benim gücüm yeter’ çağrısını, sözünü kurmuştu” diye belirtti.

    DEMOKRATİK TOPLUM VURGUSU!

    DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, İmralı’dan gelen çağrıya karşılık “demokratik uzlaşmanın şart” olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı:

    “İki Dünya Savaşı görmüş son yüzyılın paralelinde kurulan cumhuriyet rejiminin, o inkar ve teklik üzerine inşası, tüm toplumun kimlik inkarını, ama bu mücadele ile 1990’lı yıllarda realitenin ortaya çıktığı kabulünün gerçekleştiği bir sürecin yaşandığını ve tarihsel olarak da Mezopotamya’da, Anadolu’da Kürtlerle Türklerin yüzlerce yıla dayanan birlikte yaşamışlığına ve egemen güçlere karşı ortak tavır geliştirmiş olduklarını, günümüzde de bunun olanaklarının olabileceğini bizlere söylüyor. Aslında cumhuriyeti yorumluyor. Cumhuriyetin şekillenişinin ve akabinde gelişen sürecin, demokratik zeminin, toplumun tüm kimlikleri ve inançların kendini inşa edememesinin şiddeti doğurduğunu, demokratik zeminin olmayışından kaynaklandığını vurgulayan bir süreç yaşandığını ve günümüze geldiğinde de artık çözümün demokratik toplum olduğunu, ulus devletlerin artık çözüm olmadığını, hatta federatif ve özerkliğin de çözüm olmadığını, demokratik toplumun, tüm kimliklerin ve inançların özgür, ifade edildiği, demokratik anlamda özgürleşmenin önemli olduğunu bize söylüyor. Yani bir demokratik uzlaşma şart. Barış ve demokratik toplum döneminin başladığını söyleyen bir açıklamaydı.”

    “DEMOKRATİK TOPLUMUN İNŞASINDA BİZLER DE YERİMİZİ ALALIM”

    Kadriye Doğan, barışın oluşabilmesi için Alevi toplumuna da sorumluluk düştüğünün altını çizdi. DAD Eş Genel Başkanı Doğan, şunları söyledi:

    “Yani çağrının kıymetini bilerek yol yürümek lazım artık. Biz Aleviler için de aslında bunu yorumlamak istersek şöyledir; bunu hep söylüyorum, Rıza Şehri hayalimiz var. Birlikte yaşayalım, birbirimizin varlığını, inancını, kimliğini kabul ederek ortak yaşam, komünal bir yaşam özlemi… Darımız, didarımız, cemimiz budur. Kırklar Meclisi de bunu ifade eder. Bunun da tam Sayın Öcalan’ın söylediği perspektif; Demokratik Toplum, barış içindeki demokratik toplumun kendini özgürce ve özgünce örgütleyip yaşayabildiği bir süreç bizim de arzularımızı karşılayacak yerde duruyor. Onun için tüm toplumsal kesimlerle birlikte Alevi örgütlülüğüne de bu süreçte çok ciddi sorumluluklar yüklüyor. Bunun bilincinde olarak barış içinde demokratik toplumun inşasında bizler de yerimizi alalım, taleplerimizi toplumsal taleplerle buluşturup demokratik toplumun inşasında sorumluluğumuzu yerine getirelim.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • DAD’ın düzenlediği ana dili atölyesinin startı verildi-VİDEO

    DAD’ın düzenlediği ana dili atölyesinin startı verildi-VİDEO

    PİRHA-Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkezi, Dersim’de Kırmancki ve Kurmanci ana dili atölyesinin startını verdi. Her yerde ana diliyle konuşma şiarıyla ana dili atölyesini başlattıklarını belirten DAD Kadın Sekreteri Nadide Yallı, “Ana dilimiz olmadığı zaman her şeyimizden eksik kalıyoruz. Bize ana dilimiz unutturulmaya çalışıldı, bizler aynı zamanda dilimizin eğitim dili olmasını istiyoruz” dedi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi, Dersim’de Kırmancki ve Kurmanci ana dili atölyesinin startını verdi.

    “ANA DİLİMİZİN EĞİTİM DİLİ OLMASINI İSTİYORUZ”

    Ana dillerinden uzaklaştıkça her şeylerini yitirdiklerini belirten DAD Kadın Sekreteri Nadide Yallı, “Atölyemizde nerede olursa olsun kendi ana dilimizle konuşalım şiarını belirledik. Çünkü ana dilimiz olmadığı zaman her şeyimizden eksik kalıyoruz. Bu coğrafyada bize ana dilimiz unutturulmaya çalışıldı. Eğitim sisteminde de ana dilimizin eğitim dili olmasını istiyoruz” dedi.

    “ANA DİLİMİZ ETRAFINDA YENİDEN KUCAKLAŞALIM”

    Ana diliyle yapılan çalışmaların bir dili yok olmaktan kurtarmadığını sadece arşiv olduğunu vurgulayan Yazar Bedriye Topaç, “Eğer herkes ana dilini sahiplenip okumaya, yazmaya başladığında ve çocuklarımıza dili öğrettiğimizde her şey yeniden düzelecektir. Ana dilimizin etrafında yeniden kucaklaşalım çünkü Dersim dil anlamında gerçekten kötü bir durumda ve bunu düzeltmekte yine bizim elimizde” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından Kırmancki ve Kurmanci klamlar, şiirler okundu.

    PİRHA/DERSİM

  • DAD Ankara Şubesi Batıkent Cemevinde Xizir Cemi yürüttü-VİDEO

    DAD Ankara Şubesi Batıkent Cemevinde Xizir Cemi yürüttü-VİDEO

    PİRHA –DAD Ankara Şubesi, PSAKD Yenimahalle Batıkent Cemevi’nde Xizir Cemi (Hızır Cemi) gerçekleştirdi.

    Aleviler, Hızır ayı dolayısıyla dünyanın bir çok yerinde lokmalarını pay etmeye ve Xizir Cemi (Hızır Cemi) tutmaya devam ediyor. Demokratik Alevi Derneği (DAD) Ankara Şubesi, PSAKD Batıkent Cemevi’nde Xizir Cemi (Hızır Cemi) gerçekleştirdi. Şeyh Çoban Ocağı’ndan Pir İbrahim Kete’nin yürüttüğü ceme çok sayıda yurttaş katıldı.

    “BİRBİRİMİZİN HIZIR’I OLMAMIZ GEREKİYOR”

    DAD Ankara Şube Başkanı Mustafa Karabudak, “Bu zulme karşı bir arada olmamız gerekir. Birbirimizin Hızır’ı olmamız gerekiyor. Barış istiyoruz” dedi.

    “HER ALEVİ CAN AYNI ZAMANDA BİR HAKİKAT ARAYIŞÇISI OLMALIDIR”

    Pir İbrahim Kete, “Yolumuz İmam Hüseyin gibi dik duranların yoludur” diyerek şunları söyledi:

    “Bugün Bozatlı Hızır’ın aşkıyla toplandık. Hızır dilde dileklerinizi gönülde muratlarınızı versin. En zor zamanlarda barışı savunduk. Bir insan kendisi ile hesaplanıyorsa o kendini tenkil edemez. Her Alevi can aynı zamanda bir hakikat arayışçısı olmalıdır. Bu yola eğri girmez. Temiz bir gönül ile cemal cemale gelmezsek Hakkı da bulamayız. Bugün baktığımız zaman zulümleri, savaşları sonlandıran hakikatle uzlaşmaktır. Bizim pirlere, murşite, anaya, aydınlara ihtiyacımız vardır. Biz birbirimizin Hızır olursak, birbirimize elimizi uzatırsak Hızır vardır. Biz Hızır aklı ile hareket edersek yapılmayacak yoktur. Var eden de biziz yok eden de biziz. Biz Hızır’ın hidayet nuru ile var olmuşuz. Hızır birliktedir, beraberliktedir, sevgidedir. Yeter ki Hızır’ı çağırmasını bilelim canlar. Ateşe, suya verilen ikrardır Hızır. Alevi yol erkanını bugüne getiren en büyük eden yol erenlerimizdir. Bu yol cümleden uludur. Bu kapıdan içeri girdiğimiz zaman sen, ben yoktur. İnancimizi sırf erkekten değildir. Bugün kadını ötekileştirmişiz. Yol erkanlarımızı unuttuk. Ocak örgütlenmesi işlemez hale geldi. Bizim inancımız, yolumuz daima barıştan, kardeşten, sevgiden yana olmuştur. İçinden geçtiğimiz bu zor günlerde bizim yolumuz uzun. Değerlerimize sahip ve çıkmanın zamanıdır. Çalışmak ve özveride bulunmak zorundayız. Rehak Alevi inancı ahlaki ve politiktir. El ele vermek bizim erkanımızdır. Tarihsel sorumluluğumuz bizi asimile etmeye çalışanlara teslim olmamaktır. Biz eşitlikten başka bir şey istemiyoruz. Asimile olmayı kabul etmeyen Alevi toplumu bir olmayı başaracaktır. Dara durmak zorundayız. Her Alevi, Alevi gibi yaşamalıdır.”

    “KERBELA BU TOPRAKLARDA HALA DEVAM EDİYOR”

    Sultan Samut Ocağı’ndan Pir Hakan Samut ise “Bugün burada cem olacağız, can olacağız. Bu yolda boynumuz kıldan incedir. Yolumuz rızalık yoludur. Biz yıllardır katliamı uğrayan bir toplumuz. Kerbela bu topraklarda hala devam ediyor. Sivas hala içimizde kanayan bir yaradır. Aynı zihniyet Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdu, bizi asimile etmeye çalışıyorlar. Yıllarca katliama uğradık ama herşeye rağmen dik durduk” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından çerağlar yakıldı, gulbang okundu, deyişlerle semaha duruldu.

    12 hizmetin tamamlanmasının ardında cem lokmalarının pay edilmesiyle sona erdi.

    PİRHA/ANKARA

  • Pir Zeynel Kete: Ana dili yasaklamak, ana kadının kemaletini, bilgeliğini, yasaklamaktır!

    Pir Zeynel Kete: Ana dili yasaklamak, ana kadının kemaletini, bilgeliğini, yasaklamaktır!

    PİRHA- Şıh Çoban Ocağı evladı Pir Zeynel Kete, farklı dillerin varlığına ikrar vermek, binbir süreyi esas almak anlamına geldiğinin altını çizerek, “Ana dili yasaklamak, temelinde ana kadının kemaletini, bilgeliğini, yasaklamaktır. Aleviliğin tarihsel olarak maruz kaldığı baskıları da göz önüne alırsak, ana dil hakkı mücadelesi, inanç özgürlüğü mücadelesinin de bir parçasıdır” dedi.

     

    UNESCO tarafından 1999 yılında 21 Şubat Dünya Ana Dili Günü olarak ilan edildi. Ana dillerin varlığının korunması ve sürdürülmesi için teşvikler yapılsa da günümüzde küreselleşme, göçler, ulus devlet anlayışıyla yönetilen ülkelerdeki tekçi politikalar, ana dillerin konuşulmayarak günden güne kaybolmasında büyük bir rol oynuyor.

    UNESCO’nun dil bilimcilerine göre insanlığın varoluşundan bu yana yaklaşık 30 bin farklı dil konuşulurken, sadece 7 bin dilin günümüze kadar gelebildiği belirtiliyor. UNESCO’nun verileri dünya genelinde 2 bin, Türkiye’de ise 18 dilin yok olma tehlikesi altında olduğunu gösteriyor.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı, Şıh Çoban Ocağı evladı Pir Zeynel Kete, 21 Şubat Dünya Ana Dili Günü’ne dair değerlendirmede bulundu.

    Kete, dilin kültürün en başat ögesi olduğunun altını çizerek, “Dile kavuşmuş bir toplum, bir kültüre, hafızaya ve kimliğe kavuşmuş demektir. Alevi inancında” dile nazar etmek” en önemli ilkelerden biridir. Farklı dillerin varlığına ikrar vermek, binbir süreyi esas almak anlamına geliyor. Her sürek kendi ritüeli, geleneği, tarihsel hafızası, dili ile zaman ve mekanda iz bırakmıştır. Bu mana ile: “Eşrefoğlu al haberi bahçe biziz gül bizdendir./ Bizde Mevlanın kuluyuz 72 dil bizdedir” denmektedir” dedi.

    Her dilin Hakk’ın varlığının delili olduğunu belirten Kete, “Bu yönü ile Alevi inanç kimliğinde tekçilik reddedilmiştir. Alevi inanç kimliğinden her sürek kendi dili ile Hakk’a varır. Her dilden Hak kelami dile getirilir, her dil farklı süreğin kimlikleridir. Özellikle cumhuriyet modernitesinin tekçilik üzerinde kendisini inşaa etmesi ağırlıklı olarak Kürt Alevi toplumunun kendi anadilleriyle ibadet etmeleri baskı altına alınmıştır. Fiziki katliamlarla üstesinden gelemeyen Kürt Alevi toplumu kültürel olarak asimile edilmiş, dili yasaklanmış, ana dilleri ile cem bağlamaları yasaklanmıştır. Milyonlarca Reya-Heq Kürt Alevi süreği kendi ana dili ile eğitim görmediği gibi ibadet de edememiştir. Cem Erkan’ı yürüttüklerinde kapıya bir gözcü hizmeti koymaları bu nehak zihniyetten korunmak amaçlıdır. Özellikle Şark ıslahat planı ile beraber Fırat havzası, icm Toroslar, Dersim merkezli Reya -Heq Alevi setleri yoğun bir şekilde asimilasyona uğramışlardır” diye ifade etti.

    “ANA DİL CÜMLE CANAN ANASININ DİLİDİR”

    DAD Eş Genel Başkanı Kete, sözlerini şöyle sürdürdü:
    “Özellikle Dersim bölgesindedeki Aleviler “Zimane me zimane Xizire” diyerek dillerinin hızırın dili olduğunu söylerler. Hızır inancı zorda darda olanın, iyiliğin, yardımlaşmanın, dayanışmanın, yeniden doğuşun sembolüdür. Bu yönü ile çok kültürlüülüğün ikrarlı yaşamını ifade eder. Hızır’ın dili demek cümle cana farklılıklara rıza göstermek demektir.
    Şark Islahat Planı, Takrir-i Sükün yasası ve öncesinde 1924 anayasası ile bu topraklarda yaşayan farklı etnik yapıların, kültürlerin dilleri yasaklanmıştır. Kürt halkına ait medreselerin kapatılması, dergahların, ocakların kapatılması, eğitim alanında ve inanç alanında ana dilin yok edilmesi manasına gelir. Ana dil cümle canan anasının dilidir. Doğum kapısı ile görünür olan her camın anasının konuştuğu dil ana dilidir. Ana dili yasaklamak, temelinde ana kadının kemaletini, bilgeliğini, yasaklamaktır. Aslında ulus-devletlerin muteber olmayan vatandaş tanımına sıkıştırılan farklılıkların dilinin yasaklanması demek, kadın özgürlükçü bir zihniyetin yasaklanması manasına gelir.

    “ALEVİ NEFESLERİ VE DEYİŞLERİ İNANÇSAL VE KÜLTÜREL VARLIĞINI SÜRDÜRMESİNE KATKI SUNMUŞTUR”

    Alevilik, insanı merkeze alan, eşitliği ve hakikati savunan bir inanç sistemi olarak, dil ve kültürel çeşitliliğe saygıyı da özünde barındırır. “Yetmiş iki millete bir nazarla bakmak” düsturu, Aleviliğin dil, din, ırk ayrımı yapmadan tüm insanları eşit görmesini ifade eder. Bu bakış açısı, Dünya Ana Dil Günü’nün ruhuyla örtüşmektedir.

    Ana dil, bireylerin kendini ifade edebilmesi, kültürel belleğini koruyabilmesi ve inançlarını özgürce yaşayabilmesi için temel bir unsurdur. Milyonlarca Alevinin Kürt, Türkmen, Arap ve diğer halklardan olduğu gerçeği, Aleviliğin çokdilli bir toplumsal yapıya sahip olduğunu gösterir. Alevi nefesleri ve deyişleri, Türkçe, Kürtçe, Arapça, Farsça, gibi birçok dilde söylenmiş ve halkların inançsal ve kültürel varlığını sürdürmesine katkı sunmuştur.

    DİLİMİZ İNANCIMIZDIR

    Dünya Ana Dil Günü bağlamında Alevilik, “Cümle can ile ikrarlı” yani tüm varlıklarla uyum içinde bir yaşam felsefesini savunduğu için, her halkın ve inanç topluluğunun ana dilinde kendini ifade edebilmesini bir hak olarak görmelidir. Ana dilin baskı altında olduğu toplumlarda, inançsal öğretilerin aktarımı da zorlaşır. Bu nedenle, Aleviliğin tarihsel olarak maruz kaldığı baskıları da göz önüne alırsak, ana dil hakkı mücadelesi, inanç özgürlüğü mücadelesinin de bir parçasıdır.

    Özetle, Aleviliğin insana verdiği değer, dil çeşitliliğinin korunmasını ve herkesin ana dilinde kendini ifade edebilmesini desteklemeyi gerektirir. Dünya Ana Dil Günü, Aleviliğin bu evrensel değerleriyle örtüşen, halkların kültürel mirasını yaşatma ve eşitlik mücadelesinin önemli bir parçasıdır. Dilimiz inancımızdır.”

    PİRHA/ADANA

  • Gebze Ana Fatma Cemevi’nde Hızır Cemi yapıldı!-VİDEO

    Gebze Ana Fatma Cemevi’nde Hızır Cemi yapıldı!-VİDEO

    PİRHA – Demokratik Alevi Derneği Gebze Ana Fatma Cemevi’nde Hızır Cemi yapıldı. Sefa Öztürk Dede, konuşmasında Aleviliği güçlü kılan en önemli ritüellerden birisinin Hızır Cemi olduğunu vurguladı.

    Hızır ayı sebebiyle tutulan oruçlar ardından Hızır Cemleri yapılmaya devam ediliyor. Demokratik Alevi Derneği Gebze Ana Fatma Cemevi’nde de Hızır Cemi yapıldı.

    Güvenç Abdal Ocağı’ndan Sefa Öztürk Dedenin yürüttüğü ceme çok sayıda yurttaş katıldı. Konuşmasında Hızır kültürü hakkında bilgi veren Sefa Öztürk Dede, devlet asimilasyonuna da dikkat çekti.

    “HIZIR’I GERÇEKTEN NE KADAR TANIYORUZ?”

    “Bugün Aleviler korkunç bir asimilasyona tabi tutuluyor” diyen Sefa Öztürk Dede, şunları söyledi:

    “Biz bu asimilasyona karşı öyle sessizce köşede oturacak topluluklar değiliz. Bugün Hızır Cemi’ndeyiz. Aleviliği asıl güçlü kılan en önemli ritüellerden bir tanesi Hızır Cemleridir. Hızır ayında zorda, darda kalanlar, birbirinin cârına yetişerek o zor yaşamı kolay kılar. Hızır ile ne kadar barışığız, Hızır’ı gerçekten ne kadar tanıyoruz?

    Alevilik çok önemli bir süreçten geçiyor. Artık karanlığın yoğunlaştığı, giderek hayatın bizim için daha da zorlaştığı, demokratik yapıların, Alevi yerleşkelerinin devlet eliyle değiştirildiği, maden şirketleri tarafından topraklarımızın delik deşik edildiği, sularımızın zehirlendiği bir süreç bu. Peki biz ne yapıyoruz? Kurumlarımız maalesef giderek Sünniliğe doğru yaklaşıyor. Dün ‘Diyanet kapatılsın. Cami hocalarına maaş verilmesi laikliğe aykırıdır. Eğitimde fırsat eşitliği’ diyen Aleviler, bugün Kültür Bakanlığı’nın önünde maaş kuyruğunda ya da belediyelerin kapısındalar.”

    12 hizmetin görülmesi ardından lokmalar paylaşıldı.

    PİRHA/GEBZE 

  • Meydan Cemevi’nde Hızır lokması paylaştırıldı, Hızır Cemi yürütüldü-VİDEO

    Meydan Cemevi’nde Hızır lokması paylaştırıldı, Hızır Cemi yürütüldü-VİDEO

    PİRHA- Adana Meydan Cemevi’nde Hızır lokması paylaşıldı, Hızır Cemi yürütüldü. Depremde ve Suriye’de katledilenler için çerağlar uyandırılırken, Hızır zorda darda olanın yanında olduğu vurgulandı.

    Alevi inancında önemli bir yeri olan Hızır ayı başladı. Bu ayda oruçlar tutulur, cemler bağlanır. Ayrıca zorlu kış günlerinin geride kalması anlamına da gelen bu ayda lokmalar dağıtılır, ziyaretler ve türbeler ziyaret edilerek iyi dileklerde bulunulur. Hızır günlerinde pirler talipleriyle buluşur, cem erkanları kurulur.

    Adana Meydan Cemevi’nde Hızır lokması paylaşıldı. Katılım bir hayli yoğun olduğu Hızır lokmasında çerağlar uyandırıldı. Hızır ayına ilişkin DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete ve avukat Kemal Derin birer konuşma yaptı. Yapılan konuşmalarda 6 Şubat depremlerinde ve Suriye’de katledilenler anılırken, Hızır’ın darda, zorda olanın yanında olduğu dile getirildi.

    Lokma hizmetinin ardından Hızır Cemi yürütüldü. Şıh Çoban Ocağı’ndan Pir İbrahim Kete, Kureyşan Ocağı’ndan Pir Veysel Düzgener’in yürüttüğü cemde Hızır’ın Alevi toplumu için anlamı vurgulandı. Zakir Tahir Karlık’ın nefes ve deyişleriyle semah dönülürken, çerağın sırlanmasıyla cem erkanı tamamlandı.

    PİRHA/ADANA

     

     

     

  • DAD: Xızır ayında verilen lokmalar ve tutulan oruçlar barışa çerağ olsun

    DAD: Xızır ayında verilen lokmalar ve tutulan oruçlar barışa çerağ olsun

    PİRHA-Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkezi, Xızır ayına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Xızır ayı vesilesiyle, Xızır devriyesini toplumsal bilinç ile yaşatıp demokrasi ve barış mücadelesini yükselteceğimiz şüphesizdir. Xızır ayında verilen lokmalar, tutulan oruçlar ve okunan gulbanglar barışa çerağ olsun” denildi.

    Alevi inancında önemli bir yeri olan Hızır ayı başladı. Bu ayda oruçlar tutulur, cemler bağlanır. Ayrıca zorlu kış günlerinin geride kalması anlamına da gelen bu ayda lokmalar dağıtılır, ziyaretler ve türbeler ziyaret edilerek iyi dileklerde bulunulur. Hızır günlerinde pirler talipleriyle buluşur, cem erkanları kurulur.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi, Xızır ayına ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    “XIZIR KÜLTÜRÜ, KADİM BİR KÜLTÜRDÜR”

    Yapılan açıklamada, “Xızır ayı içerisindeyiz. Xızır ayı talip topluluğunun Pirleri ile hemdem olduğu, bir araya gelerek görgü görüp cem bağladığı dönemdir aynı zamanda. Alevi canlar bugünlerde oruçlarını tuttu ve Alevi felsefesinin adeta bir özeti olan gulbanglarıyla önce kurdun, kuşun, kolu komşunun hakkını gözeterek en son kendileri içinde iyi dileklerde bulundu.

    Xızır kültürü, kadim bir kültürdür. Çeşitli inanç ve dinlerde bin bir donda ve farklı manalarda bahsi geçer. Raa/Rêya Heq-Hak Yol Alevi inancında ise tarihsel toplumun Xızır üzerine yarattığı tüm kültürel birikim göz önünde tutulur, sentezlenir ve bir akıl, düşünce sistematiği ve dayanışma bilinci olarak inancın temel direği haline getirilir” denildi.

    “XIZIR, CÜMLE CANA BEREKET GETİRSİN”

    Darda kalana yetişmenin Xızır’ın en temel karakteristik özelliği olduğu belirtilen açıklamanın devamında şunlar ifade edildi:

    “Alevi canlar aynı zamanda Xızırı bir akıl olarak ele alır ve bu akıl üzerinden “birbirinin Xızırı olma” bilinciyle dayanışma, paylaşım ve rızalık esaslarını hayata geçirirler. Kuşkusuz Xızır aklının tüm insanlık için büyük bir ihtiyaç olduğu dönemlerden geçiyoruz. Merkezi Ortadoğu olan üçüncü dünya savaşı koşullarında Xızır aklı mazlumun, ezilenin, emekçinin yanında durmayı gerektirdiği gibi, aynı zamanda bölgemizde ve yaşadığımız ülkede de savaşların son bulduğu ve barışın hakim olduğu eşit-özgür yurttaşlık esaslarına dayalı demokratik bir yaşam mücadelesi vermeyi de gerekli kılmaktadır.

    İçerisinde bulunduğumuz Xızır ayı vesilesiyle, Xızır devriyesini toplumsal bilinç ile yaşatıp demokrasi ve barış mücadelesini yükselteceğimiz şüphesizdir. Xızır ayında verilen lokmalar, tutulan oruçlar ve okunan gulbanglar barışa çerağ olsun. Xızır toprağa, doğaya, emeğe ve cümle cana bereket getirsin.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • DAD: Halklar ve inançlar eşit ve özgür yaşam mücadelesinde vazgeçmeyecektir!

    DAD: Halklar ve inançlar eşit ve özgür yaşam mücadelesinde vazgeçmeyecektir!

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), İstanbul’da CHP’li belediye meclis üyelerinin gözaltına alınmasına ve Van Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Abdullah Zeydan’a hapis cezası verilmesine tepki göstererek, “Verilen hapis cezaları, açılan soruşturmalar haksız hukuksuz ve keyfidir. Yok hükmündedir. Halklar ve İnançlar eşit ve özgür yaşam mücadelesinde vazgeçmeyecektir” dedi.

    İstanbul’da CHP yönetimindeki çok sayıda belediye hakkında soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında; Şişli Belediye Meclis üyesi Sinan Gökçe, Üskürdar Belediye Meclis üyesi Bülent Kaygun, Fatih Belediye Meclis üyesi Güzin Alparslan, Ataşehir Başkan Yardımcısı Livan Gür, Kartal Başkan Yardımcısı Cemalettin Yüksel, Tuzla Belediye Meclis üyesi Hasan Özdemir, Beyoğlu Belediye Meclis üyesi Turabi Şen, Sancaktepe Belediye Meclis üyesi Elif Gül, Adalar Belediye Meclis üyesi Nesimi Aday ve İ.P. gözaltına alındı.

    Gün boyunca gözaltılara tepki yükselirken, gözaltına alınanların serbest bırakılması istendi.

    Gözaltılara ve Van Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Abdullah Zeydan’a hapis cezası verilmesine dair Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), açıklama yaptı.

    “YOK HÜKMÜNDEDİR”

    Açıklamada şunlara yer verildi:

    “İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yerel seçimlerde uygulanan “kent uzlaşı”sını kriminalize ederek, iki belediye başkan yardımcısı, yedi belediye meclis üyesi olmak üzere 10 kişiyi bu gece gözaltına aldı.
    Gün yoktur ki emek barış demokrasi insan hakları mücadelesi veren kesimlere yönelik baskılar , soruşturmalar devam devam etmesin. En demokratik hak talebinin baskı altına alındığı bir zamanda yaşıyoruz.
    Halkların ve inançların özgür, eşit ve barış içinde yaşaması için mücadele eden Hakların Demokratik Kongresine dönük soruşturmaya gerekçe üretmek, ayrıca Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Abdullah Zeydan’a hapis cezası verilmesi, iktidarın kayyum politikasındaki ısrarını ve kararlılığını göstermektedir.

    Mevcut uygulamalar yürürlükteki anayasaya bile aykırıdır. Başka bir ifade ile kendi elleriyle anayasa ihlal ediliyor. Verilen hapis cezaları, açılan soruşturmalar haksız hukuksuz ve keyfidir. Yok hükmündedir. Halklar ve İnançlar eşit ve özgür yaşam mücadelesinde vazgeçmeyecektir. Bu topraklarda ortak vatanda eşit ve özgür yurttaş mücadelesi durmayacaktır.
    Zaman sahipsiz,mekan rızasız, mazlum çaresiz değildir.”

    PİRHA/DERSİM

  • DAD, Dersim’de Kırmanckî ve Kurmancî ana dili atölyesi başlatacak-VİDEO

    DAD, Dersim’de Kırmanckî ve Kurmancî ana dili atölyesi başlatacak-VİDEO

    PİRHA-Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Dersim’de Kırmanckî ve Kurmancî ana dili atölyesi başlatacak. Unutulmaya yüz tutmuş ana dilleriyle ilgili bir eğitim atölyesi başlatacaklarını söyleyen DAD Kadın Sekreteri Nadide Yallı, “21 Şubat Dünya Ana Dili Günü’nde bu atölyenin startını vereceğiz. Ana dilini konuşmak isteyen herkesi eğitim atölyesine davet ediyoruz” dedi.

    UNESCO Dünya Tehlike Altındaki Diller Atlası’na göre Türkiye’de 18 tane yok olmuş veya yok olma tehlikesi altında olan dil olduğunu gösteriyor. 21 Şubat Dünya Ana Dili Günü, Türkiye’de özellikle ana dili Kürtçe, Arapça, Lazca, Ermenice, Hemşince, Çerkezce, Çeçence, Süryanice gibi dillerden olan milyonlarca çocuğun kendi ana dillerinden koparıldığı ortamda kutlanmaktadır.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Dersim’de Kırmanckî ve Kurmancî ana dili atölyesi başlatacak.

    DAD Kadın Sekreteri Nadide Yallı, açmayı planladıkları ana dili atölyesine ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “ANA DİLİNİ KONUŞMAK İSTEYEN HERKESİ EĞİTİM ATÖLYEMİZE DAVET EDİYORUZ”

    Demokratik Alevi Derneği olarak unutulmaya yüz tutmuş ana dilimizle ilgili bir eğitim atölyesi başlatmayı düşündüklerini ifade eden DAD Kadın Sekreteri Nadide Yallı, “Biz ana dilimizi Hızır’ın dili olarak görüyoruz ancak demokratik anlamda bu konuda mücadele etmemize rağmen karşılık bulamadık. Biz de Demokratik Alevi Dernekleri olarak dil atölyesi başlatmayı karar verdik ve 21 Şubat Dünya Ana Dili Günü’nde bu atölyenin startını vereceğiz. Kırmanckî ve Kurmancî dil eğitiminde bize bu konuda öncülük edecek öğretmen arkadaşlarımızla birlikte bir eğitim atölyesi başlatacağız. Bizimle birlikte olmak isteyen ve ana dilini konuşmak isteyen herkesi eğitim atölyesine davet ediyoruz” dedi.

    Cihan BERK/DERSİM

  • DAD, Dersim’de Gaxan’ı kutladı: Tüm halkların ve inançların barışa ve kardeşliğe ihtiyacı var-VİDEO

    DAD, Dersim’de Gaxan’ı kutladı: Tüm halkların ve inançların barışa ve kardeşliğe ihtiyacı var-VİDEO

    PİRHA-DAD, Dersim’de Aleviler için yeni yılı temsil eden Gaxan’ı kutladı. DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “Gaxan kutlaması inancımızı yaşama ve yaşatma adına dirençtir” derken Gaxan’ın binlerce yıllık bir gelenek olduğunu söyleyen DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete ise, “Gaxan toplumsallığımızı inşa ettiğimiz, iç barışımızı sağladığımız komşumuzla ve doğamızla ruhsal, zihinsel, bedensel olarak ikrarlaştığımız bir gündür” diye konuştu.

    Dersim coğrafyası ve Mezopotamya halkları tarafından kutlanan Gaxan yeni yılın gelmesini müjdeliyor. Eski yılı uğurlayıp yeni yılı karşılarken bolluk, bereket için lokmalar pişirilip dağıtılıyor. Köylerde yaşarken kapı kapı tüm evlerin dolaşıldığı bu gelenek şehirlere göçle birlikte şehirlerde de yaşatılmaya çalışılıyor.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Dersim’de Şaroğlu Otel’de Aleviler için yeni yılı temsil eden Gaxan’ı kutladı. Gaxan kutlaması öncesinde Ağuçan Ocağı Piri İnanç Dolu gülbeng okuduktan sonra çerağlar uyandırıldı.

    “TÜM HALKLARIN VE İNANÇLARIN BARIŞA VE KARDEŞLİĞE İHTİYACI VAR”

    Gaxan kutlamasının Alevi inancının yaşaması ve yaşatılması adına direnci temsil ettiğini belirten DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “Dersim’de bugün barış için çerağ uyandırıyoruz. 3. Dünya savaşının yaşandığı şu günlerde hem ülkemizde hem de Suriye’de, Rojava’da ve Irak’ta savaşlar ile kuşatılmış durumdayız. Tüm halkların ve inançların barışa ve kardeşliğe ihtiyacı var” dedi.

    “GAXAN, İNANCIMIZI VAR EDEN KUTSAL GÜNLERİMİZDEN BİR TANESİDİR”

    Gaxan’ın binlerce yıllık bir gelenek olduğunu söyleyen DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete ise, konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Gaxan inancımızı var eden kutsal günlerimizden bir tanesidir. Geçmişte kısmen bazı değişimlere uğrasa bile aynı zamanda iç barışımızı sağladığımız komşumuzla ve doğamızla ruhsal, zihinsel, bedensel olarak ikrarlaştığımız bir gündür. Gaxan’da geçmiş yıl yeni yıl ile ikrarlaşırken aynı zamanda bir önceki yılın muhasebesini yaparız. Yeni yılı da daha sağlıklı, mutlu ve barış içerisinde geçmesi içinde yeni yıl ile niyazlaşırız.”

    Yapılan konuşmaların ardından Gaxan geleneği canlandırılıp, şiirler okunup, müzik dinletisi gerçekleştirildi. Davul zurna eşliğinde halayların çekilmesiyle Gaxan kutlaması sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Karabudak: Tek bir Alevi’nin burnu kanarsa sorumlusu devlettir-VİDEO

    Karabudak: Tek bir Alevi’nin burnu kanarsa sorumlusu devlettir-VİDEO

    PİRHA- Suriye’de yaşanan Alevilere yönelik katliama tepkiler yükselirken, Türkiye’de de radikal dinciler tarafından Alevilerin hedef alınması büyük tepki çekiyor. DAD Ankara Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak, “Bir Alevinin burnu kanasa, bir Alevi şiddet görse bunun sorumlusu devlettir” dedi.

    Suriye’de ABD, İsrail desteğiyle yönetimi ele geçiren terörist cihatçı gruplardan HTŞ’lilerin Alevileri işkence ederek katletmesi Türkiye’de tüm kamuoyunun tepkisini çekmeye devam ediyor.

    HTŞ’nin seri cinayetlerine kamuoyunun tepkisi üzerine iktidara yakın isimler tarafından sosyal medyada Alevi düşmanlığını körükleyen “Siyasal Alevici” söylemiyle bir kirli kampanya başlatıldı.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi Eş Başkanı Mustafa Karabudak konuya ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “ALEVİLER KENDİLERİNİ KORUMAK AMAÇLI KIRSAL ALANLARA DAĞILIYOR”

    Suriye’de 12 yıldır süren iç savaş, kaos ortamının BAAS rejiminin düşmesiyle birlikte daha hızlandığını belirten Mustafa Karabudak, “Emperyal güçlerin ve siyasal iktidarın, AKP-MHP blokununun desteklediği çeteci güruh burada biraz daha elini güçlendirerek Suriye’deki halklara özellikle Kürtlere, Alevilere ve diğer halklara bu katliam uygulamaktadır. Sosyal medyadan takip ettiğimiz kadarıyla özellikle Aleviler savunmasız olduğu için, kendi öz savunmalarını şu ana kadar güçlendirmedikleri için kendilerini korumak amaçlı şehirleri terk ederek kırsal alana dağıldıklarını ve onlara ait malların, evlerin de çeteler tarafından yağmalandığını, mallarına çöktüklerinin haberini almaktayız” dedi.

    “SURİYE’DE ALEVİ KATLİAMI VAR”

    Orta Doğu’daki bu savaşın Üçüncü Dünya Savaşı olarak adlandırıldığının altını çizen Karabudak, “Kaos ortamı günden güne şiddetli bir şekilde katliam olarak devam ediyor. Buna emperyal güçler, siyasal iktidar destek verirken kamuoyu özellikle Avrupa sessiz kalıyor. Biz buradan dünya kamuoyuna sesleniyoruz; Suriye’de bir katliam var, özellikle Suriye’de Alevi katliamı var, bu bir an önce durdurulmalıdır.
    Emperyalist güçler, Suriye’yi paylaşmak adına ya da oradaki halkları katletmek adına şu ana kadar yaptıkları politikalardan vazgeçip Suriye’den bir an önce çekilmeli ve Suriye halkları kendi kaderini tayin etmelidir. Yüzyıllardır bir arada yaşayan Suriye halkının yeniden kendi yarasını sararak, kendi ulusal, demokratik gücünü oluşturup bir arada yaşamı inşa edeceklerine inanıyoruz” diye konuştu.

    “ALEVİLERE KARŞI KİN VE NEFRET ÖRGÜTLÜYORLAR”

    Cihatçı çetelerin Suriye’de Alevi kırım politikaları devam ederken, Türkiye’de de siyasal iktidara yakın kişiler tarafından Alevilere “siyasal Aleviler” kavramı üzerinden tehditler geldiğini belirten Karabudak şunları ekledi:

    “Bunun üzerinden Alevilere karşı kin ve nefret örgütlüyorlar. Bunun sorumlusu da siyasal iktidardır çünkü sosyal medya üzerinden her şeyi takip eden siyasal iktidar buna da sessiz kalmamalıdır. Özellikle Alevi katliamlarına baktığımızda geçmişten bugüne gelen kin ve nefret duyguları şu anda tekrar nüksetmiştir bu tekçi zihniyet tarafından. Suriye’deki Alevi katliamı devam ederken burada da Alevilere dönük nefret söylemleri, kırım, katliam söylemleri sosyal medya üzerinden örgütlenmektedir. Buradan siyasal iktidara da sesleniyoruz; Aleviler artık eski Aleviler değil, kendi örgütlülüğünü yaratmıştır zayıf da olsa sosyal medya ağları geniştir. Bir Alevi’nin de burnu kanasa, bir Alevi şiddet görse bunun sorumlusu devlettir. Sosyal medya üzerinden Madımak emsal göstererek tekrar aynı şeyleri bize yaşatacaklarını dile getiren bir güruhun anlayışı var. Biz Madımak’ı da gördük, Maraş’ı, Çorum’u da gördük. Bunların arkasında devlet yapılarının olduğunu da biliyoruz. Bundan sonraki süreçte de olacakların tüm sorumlusu devlettir.”

    “ALEVİLER ÖRGÜTLÜ HAREKET ETMELİDİR”

    Alevilere düşen görevin örgütlü bir şekilde hareket etmeleri olduğunu vurgulan Karabudak, “Aleviler, Kürtler, inançlar, hakllar, demokratik güçler bir arada, topyekun örgütlü bir şekilde üzerimize gelen kin, nefret duygularıyla dolu karanlığı bir an önce yırtmalıdır” dedi.

    Buse Nehir DEMİR/ANKARA

  • DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan: Kürtler ve Aleviler olarak özgür yaşamak istiyoruz-VİDEO

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan: Kürtler ve Aleviler olarak özgür yaşamak istiyoruz-VİDEO

    PİRHA- Antakya’da halk buluşmasında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Suriye’de rejim değişti ama o rejim Kürtleri kapsamadan demokratik bir rejim olmaz, Alevileri tehdit ederek, katlederek orada demokratik rejim oluşturamazsınız. Bütün kimliklerin ve inançların beraber, eşit ve demokratik ortamda yaşamaları Suriye’yi huzurlu bir zemine kavuşturabilir. Aksi halde 100 yıllık çatışmalar devam edecektir” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, DEM Parti Hatay İl binası önünde düzenlenen halk buluşmasa katıldı. Buluşmaya sivil toplum örgütü temsilcileri de dahil oldu.

    HALKLARIN KİMLİK MÜCADELESİ 

    MA‘da yer alan habere göre; buluşmada ilk olarak söz alan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, Ortadoğu’da yaşanan sorunların tekçi anlayışlardan kaynaklandığını belirterek, ikinci Kerbela’nın Suriye’de yaşandığını belirtti. Kete, “Tekçi zihniyetin dışında kalan kimlikler kendi kimlikleri ile yaşama mücadelesi veriyor. Uluslararası güçler tarafından Suriye halkına uluslararası kayyımlar atanıyor. Tekçi zihniyet, hangi kimliğimize vuruyorsa o kimliği büyüterek mücadele etmek zorundayız. Eğer bugün Suriye’de Alevi kimliğimize vuruluyorsa bu kimliği savunmak zorundayız. Bir olalım, iri olalım, diri olalım. Eğer bugün bu süreç Suriye’de katliama, soykırıma uğratılırsa bölgedeki selefi anlayışlar buraya da gelecek. Bu ülkeye gelip nasıl katliam yaptıklarını biz gördük. Bu çerçevede Suriye yıllardır, binlerce yılıdır rıza ülkesi olarak yaşıyor. Tüm halklar ve etnik kimlikler beraber komünal, demokratik bir modelle bugüne kadar yaşadılar. Yaşadığımız bu sorun bir sonuçtur. Kendisinden önce yaşanan iki dünya savaşının sonucudur bu üçüncü dünya savaşı. DAD adına Dersim’den Seyid Rıza’nın Düzgün Baba’nın selamlarını getirdim size. Bu zulme karşı, bu kerbelalara, bu Emevi zihniyetine karşı direnmenin tek yolu bedensel olarak, toplumsal olarak ikrarlaşmaktır” dedi.

    ‘DEMOKRATİK MÜCADELENİN YANINDAYIZ’

    Emek Partisi MYK üyesi Halil İmrek, 10 yıl önce DAİŞ’in saldırılarını hatırlatarak, bu saldırılara karşı Kuzey ve Doğu Suriye’de demokratik, komünal bir sistemin kurulduğunu belirtti. Erdoğan’ın ‘Kobanê düştü düşecek” sözlerine atıfta bulunarak, “Kobanê’nin düşmemesinin öcünü siyasetçileri tutuklayarak, kayyımlar atayarak almaya çalıştı”  dedi. İmrek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Suriye’de yeni bir durum ortaya çıktı. Esad yıkıldı, yerine gelen Colani yönetiminin halklara umut olmadığını biliyoruz. Kürtlerin varlıklarına saldırıyorlar, aynı zamanda Arap Alevilerinin olduğu bölgeye saldırıyorlar, katliamlar yapılıyor. Bu bakımda biz EMEP olarak başından beri, Suriye’deki yapı ancak Suriye’deki halklar tarafından belirlenmeli. Herhangi bir ayrım yapmadan demokratik bir yönetimin inşa edilmesi lazım. Kürtler ve azınlıklar hesaba alınmadan demokratik yönetim oluşamaz. Suriye’de bütün halklar demokratik bir yönetimi kendilerine inşa edebilirler, bunu Rojava’da gördük. Suriye’deki halklara selam gönderiyoruz, demokratik mücadelelerinin yanında olduğumuzu belirtiyoruz.”

    ‘ÖZERK YÖNETİM BİZE YOL GÖSTERİYOR’

    Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Deniz Aktaş ise emperyalist güçler ve bölge sömürgecileri eliyle Ortadoğu’da halkların zulme uğradığını vurguladı. Deniz Aktaş, “Oradaki katillerin hamileri AKP-MHP iktidarıdır. Biz bunları çok iyi tanıyoruz. Maraş, Çorum, Sivas’tan, Gazi katliamlarından tanıyoruz. Bugün aynı faşist politikaları devreye sokmaya devam ediyorlar. Aleviler, Hristiyanlar ve kadim halklar, bu saldırganlık karşısında çaresiz değildir. Bugün yanı başımızda tüm halkların birlikte özgür ve eşit yaşadığı Kuzey ve Doğu Suriye Özek Yönetim’i bize yol gösteriyor. Aleviler, Keldaniler, Hristiyanlar bu politikalar karşısında öz savunmalarını örgütlemek zorundadır. Aleviler bir olarak, birlikte olarak, mücadele ederek kurtulabilirler. Bu sesi yükseltmek bir gereklilik değil hayati önemdedir.

    ‘DÜŞEN ESAD’DIR SURİYE HALKI DEĞİLDİR’

    Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) MYK üyesi Oya Nur, Suriye’de yaşanan çatışmaların hegemonik savaşların göstergesi olduğunu ifade etti. Oya Nur, “Bir yanda cihatçılar Alevileri katlederken diğer yandan emperyalistler Suriye’de hegemonya kurmaya devam ediyorlar. Bu savaştan nemalanmaya çalışan AKP bilsin ki, düşen Esad rejimidir, Suriye halkı değildir. Sanmasınlar ki bizim mücadelemiz buradan ibarettir. Bizim mücadelemiz Türkiye halklarının, Suriye halklarının, Ortadoğu halklarının mücadelesidir, bizim mücadelemiz dünya halklarının ortak mücadelesidir. Bütün Suriye halklarının mücadelesini haykırıyor ve sesleniyoruz, savaşları engelleyecek olan halkların devrimci iradesidir” diye belirtti.

    ‘İKTİDARI, YARALARI SARMAYA DAVET EDİYORUZ’

    Sözlerine Gezi direnişinde yaşamlarını yitiren Ali İsmail Korkmaz, Abdullah Cömert, Ahmet Atakan’ı anarak başlayan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Hatay halkının iradesi olan Can Atalay şahında da cezaevindeki bütün tutsakları selamlıyorum. Hatay’ı hep beraber gördük, Hatay ciddi bir deprem felaketi yaşadı ama hala inşa edilmemiş. Büyük ekonomik rakamlar ortaya koyarak Türkiye’nin geliştiğini söyleyenler buradaki yaraları sarmakla meşgul olsalar daha iyi olacak. İnsanlar hala konteynır kentlerde yaşıyorlar. İktidarı, buradaki yaraları sarmaya davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    HALKLARIN FARKLILIKLARI TANINMALI

    “100 yıl önce halkları suni sınırlarla ayıran ulus devletler, halkları, inançları bir arada tutamadı” açıklamasında bulunarak, Ortadoğu’daki halklara ulus devletler tarafından tekçi anlayışın dayatıldığını vurgulayan Bakırhan, tüm bu dayatmalara karşı mücadele edeceklerini belirtti. Bakırhan, “100 yıl önce Suriye’de kurmuş olduğunuz rejim tutmadı, yerine gelen yönetimin de bir önceki yönetim gibi tekçi olmaması gerekiyor. Alevilerin canına, malına kastetmemesi gerekiyor. 100 yıl önce de Kürtler Rojava’da kimliksizdi, bugün de onlara kimliksizliği dayatırsanız buna ‘hayır’ deriz. Suriye’de rejim değişti ama o rejim Kürtleri kapsamadan demokratik bir rejim olmaz, Alevileri tehdit ederek, katlederek orada demokratik rejim oluşturamazsınız. Bütün kimliklerin ve inançların beraber, eşit ve demokratik ortamda yaşamaları Suriye’yi huzurlu bir zemine kavuşturabilir. Kürtler Rojava’da DAİŞ barbarlığına karşı direnerek o topraklarda özgürce yaşıyor. Şimdi eğer yeni bir rejim gelecekse Rojava’nın, Kürtlerin statüsünü tanımak zorundandır. Halkların farklılıklarını tanımak zorundandır. Aksi halde 100 yıllık çatışmalar devam edecektir” şeklinde konuştu.

    GELİŞEN SÜREÇ ŞEFFAF OLACAK

    Savaşlara ve çatışmalara ihtiyaç olmadığını ifade eden Bakırhan, barışın bir ihtiyaç olduğunu, savaş politikalarına ve tekçi zihniyete geçit vermeyerek mücadeleyi sürdüreceklerini belirtti. İmralı’da PKK Lideri Abdullah Öcalan ile gerçekleşen görüşmeye değinen Bakırhan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Heyetimiz Sayın Öcalan’la görüştü. Hemen peşinden heyetimiz siyasi partilerle kurumlarla görüşme yaptılar. Sayın Öcalan’ın söylemiş olduklarını partilerle paylaşmaya başladılar. Türkiye’de barış sağlarsak Suriye’de de sağlayabiliriz. Barışı önemsiyoruz, kent kent dolaşıyoruz. Türkiye’nin ekonomisi Kürdün hakkını almaması için harcandı. Emekçinin yoksul kalmasının sebebi bu savaşa harcanan trilyonlarca dolarlardır. Eğer Türkiye barışı sağlayabilirse savaş giden dolarlar emekliye, emekçiye, öğrenciye, yıllardır inşa edilmeyen bu deprem bölgesine harcanabilir. Güçlü bir mücadele, irade ortaya koyarak bu iktidarı barışa çekebiliriz. Bu barış tartışmalarının yürütüldüğü süreçte sessiz kalırsak devlet, istemiş olduğu politikaları bize dayatacaktır. Bizlere büyük görevler düşüyor, bu süreçte kamuoyunu bilgilendirmeye çalışacağız, şeffaf olacağız. Sizin bildiğiniz, katıldığınız bir süreç işletilecek.”

    ‘KÜRTLER, ALEVİLER OLARAK HAMİ İSTEMİYORUZ’

    Suriye’de Alevilere yönelik saldırılara karşı iktidara seslenen Bakırhan, “Madem yeni Suriye yönetimi ile ilişkiniz var o zaman Alevilerin katledilmesini durdurun, Kürtlerin eşit yurttaş olmasını destekleyin. Aksi halde KürT’ü, Alevi’yi yok sayan bir iktidara ‘samimi değilsiniz’ deriz. Eğer samimi iseniz o yönetimle bir an önce görüşün ve halkların bir arada yaşaması için yönetime çağrıda bulunun. Madem azınlık halkların hamisisiniz, Suriye’deki yönetime bu politikaları bir kenara bırakmasını söyleyin. Kürtler, Aleviler olarak artık hami istemiyoruz, özgür yaşamak istiyoruz. Aleviler, Kürtler kendilerini güvende hissederse biz o zaman size inanırız. Suriye, Antakya gibi çok kimlikli bir ülke. Herhangi bir halkı yok sayarsanız o güzelliği yok edersiniz. 100 yıl önce suni bir şekilde oluşturulan bu anlayışa yok diyorsak bu sorumluluk hepimizin boyunun borcudur. Beraber olursak Rojava da statüye kavuşur, Aleviler de özgür yaşar, İmralı’nın kilidi açılır ve Sayın Öcalan Türkiye halkları ile bir araya gelir. Sayın Öcalan’la yapılan görüşmelerin bir çözüm sürecine evrilmesini istiyorsanız, Kürt gençleri yaşamını yitirmesin, trilyonlarca doların halka harcanmasını istiyorsanız biraz daha güçlü bir şekilde sesimizi haykırmak zorundayız. Bu mücadeleyi buraya getiren onurlu Kürt halkına, Türkiye halkına güveniyorum. Sizler bu süreci barışa evrilterek Kürtlerin, Alevilerin eşit yurttaş olduğu bir ülkeyi yaratacaksınız” diye belirtti.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • DAD Eş Genel Başkanlarından yeni yıl mesajı: Barış içerisinde yaşanacak bir yıl olsun-VİDEO

    DAD Eş Genel Başkanlarından yeni yıl mesajı: Barış içerisinde yaşanacak bir yıl olsun-VİDEO

    PİRHA- DAD Eş Genel Başkanları Kadriye Doğan ve Zeynel Kete, 2025 yılının barış içerisinde yaşanacak bir yıl olmasını temenni etti.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Başkanları Kadriye Doğan ve Zeynel Kete, 2025 yılına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ DURUM HEPİMİZİN GELECEK KAYGILARINI ÇOK ÜST SEVİYEYE ÇIKARDI”

    “2024 yılı çeperimizdeki savaşlarla ve kendi içimizdeki savaşlarla oldukça ağır geçti ve üzerimize de çok ciddi sorumluluklar yükleyerek bitti” diyen Doğan, şunları ekledi:

    “Savaş Türkiye’de bu bütçeyle halkın çok yoksullaşmasına, asgari ücretin açlık sınırının altında kalmasına neden oldu. Kayyumları deneyimledik. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığını inancımızı atanmış kayyum olarak değerlendirdik, asimilasyona ve kayyuma maruz kaldık. Daha da ağırlaştı sorunlarımız. Kadınlar katledildi, çocuklar suistimal edildi, emekçiler yoksullaştı, doğamız yabancı şirketler tarafında talan edildi. Savaş ortamı ve düşmanlık ortamı insanları kendi bulunduğu durumda farkındalığını erteler noktaya getirdi. Bütün bunlar yetmezmiş gibi dünyanın dört bir yanından toplanmış cihatçı çetelerin buluştuğu Suriye’de mevcut iktidar devrildi, yerine cihatçı çetelerin geçtiğini de deneyimledik. Ve şu günlerde orada farklı inançların, farklı kimliklerin, özellikle Alevilerin, Hristiyanların cihatçı çeteler tarafından katledildiğini sosyal medyadan, haberlerden görüyoruz. İçinde bulunduğumuz durum aslında hepimizin gelecekle ilgili kaygılarını çok üst seviyeye çıkarmış vaziyette.”

    “2024’ÜN BİZE BIRAKTIĞI AĞIR YÜKÜ ANCAK YENİDEN BİRLENEREK AŞABİLİRİZ”

    Kadriye Doğan çözümün demokrasi, barış, laiklik gibi talepleri olanların bir araya gelmesi olduğunu söylerek, “Demokrasi talebi olanların, insanca yaşam talebi olanların, laik yaşam talebi olanların birlikte barışın da umudunun doğduğu şu günlerde barıştan yana, demokrasiden yana tavır almaları ve kendi taleplerini de yüksek şekilde dillendirerek, özellikle Alevilerin bu noktada durdukları yeri çok iyi tespit edip, yaşam yerimizin laik, demokratik, özgür, tüm haklarla birlikte bir yaşam olduğunu yüksek sesle deklare etmemiz gereken bir zamandan geçiyoruz. 2024’ün bize bıraktığı ağır yükü ancak ve ancak yeniden birlenerek; kadınlarla, emekçilerle, Kürtlerle, Alevilerle ortaklaşarak, mücadelemizi yükselterek, demokrasiyi inşa ederek, barışı inşa ederek bir geleceği kurabiliriz. Bunun farkındalığını yaşayacağımız ve bunu başaracağımız bir yıl olması temennisiyle 2025’e hoş geldin demek istiyorum” dedi.

    KETE:CÜMLE CANIN YENİ YILINI KUTLARIM

    Zeynel Kete 2025 yılına ilişkin şu mesajı verdi:

    “İnsanlık onurunun çiğnenmediği, kimsenin inancından, kültüründen, dilinden, kimliğinden, tercihinden dolayı ötekileştirilmediği, soruşturmalara tabi tutulmadığı, zindanlara atılmadığı, savaşların son bulduğu, yaşadığımız ülkede, ortak vatanda eşit ve özgür yurttaş olarak yaşama umudumuzun gerçekleştirildiği, bütün farklılıklarla ikrarlı bir şekilde hak meydanında birlenerek, barış içerisinde yaşanacağı bir yıl olması dileğiyle cümle canın yeni yılını kutlarım.”

    Cebrail ARSLAN-Buse Nehir DEMİR/ANKARA

     

  • DAD, İstanbul’da ‘Maraş, Roboski unutma unutturma’ paneli yaptı -VİDEO

    DAD, İstanbul’da ‘Maraş, Roboski unutma unutturma’ paneli yaptı -VİDEO

    PİRHA- DAD İstanbul Şubesi, Gazi Cemevi’nde, Maraş ve Roboski Katliamlarıyla ilgili bir panel düzenledi. Konuşmasında, Gidip Emevi Camiinde namaz kılmanın Türkiye toplumuna, Orta Doğu’ya barış getirmeyeceğini söyleyen DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, “Bu kini nefreti daha derinleştirir. Onun için bizim el ele vermemiz lazım” dedi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), İstanbul Şubesi, Maraş ve Roboski Katliamlarıyla ilgili bir panel düzenledi. ‘Maraş, Roboski unutma unutturma’ başlıklı panele panelist olarak, katliamlarda tanıklıkları ile bilinen Ağuçan Ocağı’ndan Pir Aziz Güler ve Araştırmacı-Yazar Mehmet Kömür katıldı. DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynel Odabaş, İbrahim Erdoğan Dede de birer konuşma yaptılar.

    “EMEVİ CAMİİNDE NAMAZ KILMAK ORTADOĞU’YA BARIŞ GETİRMEZ”

    Gidip Emevi Camiinde namaz kılmanın Türkiye toplumuna, Orta Doğu’ya barış getirmeyeceğini söyleyen DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, “Bu kini nefreti daha derinleştirir. Onun için bizim el ele vermemiz lazım. Birbirimizin Xızır’ı olmamız lazım. Şu an oradaki Arap Alevileri olsun, Nusayriler olsun, itikat, inanç, gelenek, görenek anlamında çok farklılıklarımız var. Onlar da Sünni canlarımız gibi namaz kılıyorlar, camilere gidiyorlar. ama biz sazımızı çalıyoruz, beraber kadın erkek ibadetimizi yapıyoruz. Biz can olarak biliyoruz birbirimizi. Orada böyle bir şey de yok ama mesela onların Alevi olması, Sünni olması, Hristiyan olması da fark etmiyor. Çünkü orada bir acı yaşanıyor, katliam yaşanıyor. Oradakilerin Arap Alevisi olması, benim Kürt Alevi olmam, birinin Türk Alevi olması, Çepni olması fark etmiyor. Nitekim Aleviyiz. Bu ülkenin ötekisiyiz. Aynı şekilde orada da katliamlara maruz kalıyorlar. Onun için el ele vermemiz lazım” değerlendirmesinde bulundu.

    “HANEFİLERE DEĞİL DEVLETİN POLİTİKASINA KARŞIYIZ”

    Ağuçan Ocağı’ndan Pir Aziz Güler, “Alevler yoktu, isyanlar yoktu. Sadece Hanefiler vardı. Biz haşa Hanefilere karşı değiliz. Ama devletin politikasına karşıyız biz burada. Ve bu politika içine aldığı insanları ayrıştırmak için her türlü yola başvurdu. Ve bu durum hızlanarak bizi mahkum ettirdi. Maalesef içimizdeki bazı çıkarcı gruplar da nemalanmak için onların yanında yer alıp bizleri sattılar” şeklinde görüş belirtti.

    “KÜRDE TÜRKSÜN, ALEVİYE SÜNNİSİN DİYORLAR”

    Ağuçan Ocağı pirlerinden İbrahim Erdoğan, şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Şimdiye kadar, çeşitli zamanlarda Kürtlerle barışacağız, Alevilerle barışacağız gibi saçma sapan şeyleri bize okudular, biz de dinledik. Şimdi dün akşam televizyonda CHP’nin bir milletvekili, ‘Türk İslam sentezini asla anayasadan çıkarmayız’ dedi. Türk İslam sentezini anayasadan çıkarmayınca sen kiminle barışıyorsun? Kürde Türksün diyorsun, Alevi’ye Sünni diyorsun. Ermeni’ye ve diğer azınlıkların hepsine Sünni diyorsun. Peki kimle barışıyorsun sen? Nasıl barış olacak? Bunun için ezilenler, ama özellikle de bu sorunun sahibi olan Aleviler ve Kürtler’in bu barış ayaklarında çok dikkatli olmaları lazım. Biz bunun bedelini asırlarca ödedik.”

    “ÜLKE ŞU AN MEVCUT ANAYASAYLA YÖNETİLMİYOR”

    Ortada bir iyi polis – kötü polis durumu olduğunu ve ülkenin şu an mevcut anayasayla yönetilmediğini ifade eden Araştırmacı-Yazar Mehmet Kömür, “Zaten kendileri de uymuyor anayasaya. Beğenmiyorlar. Şu anda mecliste milletvekillerinden hiçbir tanesi anayasaı beğenmiyor. Bu konuda sadece mutabıklar, başka hiçbir konuda değil. Anayasanın şu anda bize uymadığı, değiştirilmesi gerektiğini onlar da söylüyor. Ama bir türlü değişmedi. Niye? Çünkü mevcut rejime şu anda yeni bir anayasa gerekli değil. Çünkü bir anayasaları var. Biz şu anda Şark Islahat Planıyla yönetiliyoruz. 1924 yılında bunun temelleri atıldı ve bu politikaları hayata geçirmişler. Şu anda yaşadığımız gerçekliğimize biz baktığımız zaman biz bunu görebiliyoruz” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • DAD: Sorumlular yargı önüne çıkarılmalıdır

    DAD: Sorumlular yargı önüne çıkarılmalıdır

    PİRHA- DAD, Roboski Katliamı’nın 14’üncü yıldönümüne dair yaptığı açıklama, “Sorumluların tesbit edilip, yargılanacağı güne kadar ailelerin verdiği, vereceği haklı mücadelesinin yanındayız. İnsanlığa karşı işlenmiş bu suçu  unutmadık, unutturmayacağız” dedi.

    Roboski Katliamı’nın 14’üncü yıldönümüne dair Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) yazılı açıklama yaptı. “Zamanın acının yükünü hafifletmediği yer, Roboski” denilen açıklamada, şunlara yer verildi:

    “ZAMAN SAHİPSİZ, MEKAN RIZASIZ, MAZLUM ÇARESİZ DEĞİLDİR”

    “Şırnak’ın Uludere ilçesi Roboski köyü sakinlerinde oluşan ve sadece hayatlarını idame ettirebilmek için, toplumsal rızalıklarına bakılmaksızın tahakkümcü bir müdahale ile bölünen coğrafyaları arasında sınır ticareti yapan köylülülerin, savaş uçaklarının bombardımanı sonucu hayatlarını kaybetmesinin üzerinden 13 yıl geçti. Kamuoyunda” Roboski Katliamı”olarak bilinen olayda 17’si çocuk 34 kişi hayatını kaybetti. Geçen bu sürede ne acılar dindi ne de sorumlular belirlenip yargı önüne çıkarıldı.

    Bilindik ezber; Yaptık, kabullenin,unutun.

    Ailelerin adalet arayışları, onları hukukun pençesinde hesap veren durumuna düşürdü. Yargılandılar, soruşturmalara maruz kaldılar, hapis yattılar. Kürtsen, devletin ötekisiysen ‘terörist’ yaftası boynundadır. Her an katliam mağduru olabilirsin. Bu anlamda Roboskili ailelerin hak ve hakikat arayışları, eşit yurttaşlık temelli hukuk mücadeleleri, her türlü desteği hak ediyor. Sorumluların tesbit edilip, yargılanacağı güne kadar ailelerin verdiği, vereceği haklı mücadelesinin yanındayız. İnsanlığa karşı işlenmiş bu suçu  unutmadık, unutturmayacağız. Zaman sahipsiz, mekan rızasız, mazlum çaresiz değildir.”

    PİRHA/DERSİM

     

     

  • DAD İzmir Şubesin’den kitlesel Gaxan kutlaması- VİDEO

    DAD İzmir Şubesin’den kitlesel Gaxan kutlaması- VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi Gaxan’ı kitlesel olarak kutladı. Tarihsel yaşam alanlarından göç eden Alevi toplumunun kültürünü unutmaması ve tarihsel hafızasının diri tutulması adına düzenlenen Gaxan’ı yüzlerce kişi sokağa çıkarak karşıladı.

    Alevilerde yeni yılı temsil eden geleneksel Gaxan bayramı, Çiğli ilçesine bağlı Güzeltepe Mahallesinde kitlesel olarak coşkuyla kutladı. DAD İzmir Şubesi tarafından arganize edilen ve çok sayıda kişinin katıldığı etkinlik Gaxan’ın temsili karakteri olan Kalo Gaxan ve Fadikê’nin davul zurna eşliğinde canlandırıldığı performans ile başladı.

    “Gaxan pîroz be”, “Gaxan  bimbarek bo” sloganları ve zılgıtları ile sokakları gezen Kalo Gaxan ve Fadikê karakterleri kapısını çaldığı her evden lokmalar topladı.

    Mahallelinin coşkuyla karşıladığı Gaxan kutlamasında davul zurna eşliğinde halaylar çekildi. Anadilde Kırmancki/Kurmanci diyaloglarla halkla buluşan Kalo Gaxan ve Fadikê karakterleri renkli görüntüler ortaya çıkardı.

    “GAXAN’IN MUHTEVASINDA DAYANIŞMA VAR”

    Gaxan kutlamasında konuşan DAD Genel Sekreteri Asil Benler, Gaxand geleneğinin Alevi inancında sahip olduğu öneme dikkat çekti. Gaxan’ın Ortadoğu, Kafkasya, Mezopotamya coğrafyalarında farklı isimler ve ritüellerle kutlandığını belirten Benler, “Bildiğiniz gibi  Güzeltepe daha çok Reya Hak coğrafyasından, Varto’dan, Hınıs’tan, Dersim’den göçüp gelen yurttaşların yaşadığı bir yer. Burada geleneğimizi, kültürümüzü yaşatmak, sahiplenmek hiç kuşkusuz çok önemli. Tabi ki Gaxand bizim için sadece bir eğlence değil. Gaxand ayları inancımızda aynı zamanda Çıle ayları dediğimiz, keza kışın kıyametin, zorluğun çok olduğu bir dönem. Yine toplum olarak siyasi ve politik olarak zor bir süreçten geçiyoruz. Gaxan’ın muhtevasında olan birlik ve dayanışma bu noktada eğlendiğimiz kadar birlikteliğimiz ile de ortaya çıktı. Gaxanê sima bimbarek bo” şeklinde konuştu.

    Mahallelinin coşkuyla karşıladığı Gaxan kutlaması çok sayıda kişi çektiği halaylar sonrasında lokmaların pay edilmesi ile son buldu.

    PİRHA/İZMİR

  • Ankara’da Rojava’ya dönük saldırılar protesto edildi -VİDEO

    Ankara’da Rojava’ya dönük saldırılar protesto edildi -VİDEO

    PİRHA-Kuzey ve Doğu Suriye kentlerine yönelik saldırılar Ankara’da protesto edildi. Yapılan basın açıklamasında, “Suriye iç savaşının yeni bir sürece evrildiği böylesi bir dönemde, Rojava’nın hedef alınması kabul edilemez” denildi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Devrimci Parti, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP), Yeşil Sol Parti, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) yaptıkları açıklamada; tüm kamuoyunu Rojava’yı hedef alan saldırılara karşı sessiz kalmamaya çağırdı.
    “Savaşa karşı barışı savunuyoruz” şiarı ile DEM Parti Ankara İl Örgütü önünde yapılan basın açıklamasında “Savaşa karşı barışı savunuyoruz, sivil katliamlara dur de!” yazılı pankart açılırken “Bijî berxwedana Rojava”, “Rojava halkı yalnız değildir”, “Rojava’ya düşene dövüşene bin selam” sloganları atıldı.
    Ortak açıklamayı kurumlar adına DEM Parti İl Eş Başkanı Tatlıgül Gül okudu.

    “SUÇLARIN HESABI ELBET BİR GÜN SORULACAKTIR “

    “2015 ve 2016 yıllarında sokağa çıkma yasağı adı altında uygulamaya konulan kent ablukaları dönemi bu topraklarda en büyük hukuksuzluklar, insan hakları ihlalleri ve vahşet tablolarından biri olarak tarihe geçmiştir” diyen Tatlıgül Gül, “Kent ablukalarının yıldönümü nedeniyle Taybet İnan, Seve Demir, Pakize Nayır, Fatma Uyar, Mehmet Tunç, Asya Yüksel, Cemile Çağırga ve Rozerin Çukur şahsında ablukalarda yaşamını yitiren tüm yurttaşlarımızı buradan bir kez daha anıyoruz. Bu suçların hesabı elbet bir gün siyaset ve uluslararası hukuk nezdinde sorulacaktır” dedi.

    “SURİYE VE ROJAVA’NIN DEMOKRATİK GELECEĞİ İÇİN TARİHİ BİR FIRSATIN KAPISI ARALANDI

    Rojava ve Suriye için her zamankinden daha fazla demokratik bir zeminde diyaloğa ve çözüm getirecek politikalara ihtiyaç olduğunun altını çizen Gül, şunları söyledi:
    “Arap Baharı’nın başladığı ilk günden bu yana önemli gelişmelere yaşandığı Ortadoğu coğrafyası, Suriye’de yaşanan son gelişmelerle beraber tarihi bir dönemecin eşiğine girdi. 60 yılı aşan bir süreçtir bölgenin otoriter güçlerinden biri olan Baas Rejimi’nin düşmesi, Ortadoğu halklarının tanıklık ettiği tarihi gelişmelerin sonucu olarak dikkat çekiyor. Esad iktidarının düşmesiyle birlikte 2011 yılından bu yana devam eden Suriye iç savaşı için yeni bir sürecin kapısı aralandı. 8 Aralık itibariyle birlikte Suriye ve Rojava halklarının demokrasi ve özgürlük taleplerini yok sayan otoriter bir yönetimin varlığı son buldu. Böylelikle Suriye ve Rojava’nın demokratik geleceği için tarihi bir fırsatın kapısı aralandı. Yıllardır, savaşın etkilerini ve sonuçlarını tüm yönleriyle yaşayan Rojava ve Suriye halkları için artık çözümün inkar ve savaş siyasetiyle değil, dialogla sağlanabilmesi adına tarihi fırsat söz konusudur. Ancak, böylesi bir süreçte Rojava’ya yönelik saldırılar devam etmektedir. Özellikle de 27 Kasım tarihinden itibaren Rojava’nın hedef alınıyor olması çözüm tartışmalarını baltaladığı gibi, Suriye krizini daha da derinleştiriyor. Baas rejiminin düşmesinin ardından, Suriye iç savaşının yeni bir sürece evrildiği böylesi bir dönemde, Rojava’nın hedef alınması kabul edilemezdir.”

    “SURİYE HALKLARININ GELECEĞİ TEHDİT EDİLİYOR”

    Saldırılarla hedefe alınanın, Rojava’nın demokratik yaşam modeli olduğunu belirten Gül, “Ayrıca saldırıların hedefinde ulus-devlet kodlarına karşı enternasyonalist mücadele ruhu, demokratik yaşam modeli ve kadın devrimi yer almaktadır.
    Rojava’nın hedef alınması sadece Kürt halkının değil Suriye halklarının da geleceğini tehdit ediyor. Özellikle IŞİD artığı çetelerin Alevilere, Ezidilere, Süryanilere ve diğer inançlara yönelik soykırım tehlikesi ortadayken, tüm halkların demokratik ve eşit bir şekilde birlikte yaşamının mümkün olabileceği modelin hedef alınması tüm halkları çözümsüzlüğe itmektedir.
    Rojava’da inşa edilen yeni yaşam modeli bugün Ortadoğu’da yaşanan krizlere karşı çözümün yegane adresidir. Şunun vurgulamak isteriz ki; dün susmadık bugün de susmayacağız. En güçlü şekilde Rojava’yı savunmaya devam edeceğiz. Bu vesileyle, mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi belirtmek isteriz” diye ekledi.

    “SALDIRILARA KARŞI ÇIKIP, BU SUÇA ORTAK OLMAMAK GEREKİR”

    Rojava’nın hedef alınmasının halkların özgürlük ve demokrasi taleplerinin hedef alınması olduğunun altını çizen Tatlıgül Gül, şu ifadelere yer verdi:
    “Rojava’ya sahip çıkmak, savaş ve soykırım politikalarının karşısında durmak sadece Kürt halkının değil, Türkiye ve dünya halklarının da sorumluluğundadır.
    Çünkü, Rojava’nın hedef alınması halkların özgürlük ve demokrasi taleplerinin hedef alınmasıdır. Rojava’nın hedef alınması aynı zamanda ortak ve özgür eş yaşama yönelik bir darbedir. Böylesi bir modeli hedef alan siyasi anlayışlara karşı durmak tarihi bir görev ve sorumluluktur.
    Bu doğrultuda tüm demokrasi güçlerini ve uluslararası kamuoyunu Rojava’yı hedef alan saldırılar karşısında sessiz kalmamaya, savaş karşıtlığına ve özgürlük mücadelesine ses olmaya davet ediyoruz. Saldırılara karşı çıkıp, bu suça ortak olmamak gerekir. Bu temelde, İŞİD barbarlığına karşı başta kadın ve çocuklar olmak üzere Suriye halklarını koruyan Rojava’ya sahip çıkmak esas alınmalıdır ve bu doğrultuda somut adımlar atılmalıdır.”

    “ÖZGÜR BİR YAŞAM MODELİNE SAHİP ÇIKALIM”

    Katliamlara karşı sessiz kalmamak ve mücadele alanını büyütme çağrısı yapan Gül, “Rojava’ya dönük gerçekleşen her saldırıya, yaşanan her katliama karşı sessiz kalmak, yaşanan savaş suçlarına zemin hazırlamaktadır. Bu nedenle, çağrımız herkesedir; mücadele ve direniş hattını yaşamın her alanında büyütelim ve geleceğimiz için demokratik ve özgür bir yaşam modeline sahip çıkalım!” ifadelerinde yer verdi.

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Suriye’de Alevi katliamı tehlikesine karşı birlikte mücadele edelim’-VİDEO

    ‘Suriye’de Alevi katliamı tehlikesine karşı birlikte mücadele edelim’-VİDEO

    PİRHA-HDK’nin “Savaşa Hayır” forumunda konuşan Alevi kurum temsilcileri, Suriye’de süren savaşta katliama maruz kaldıklarını vurgulayarak, barışın sesinin yükseltilmesi için birlikte hareket etme çağrısında bulundu.

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK), “Filistin’den Suriye’ye, Gazze’den Rojava’ya halklara dayatılan savaşa hayır” başlıklı forum düzenledi. Foruma HDK Eş Sözcüleri Meral Danış Beştaş ile Ali Kenanoğlu, ABF, ADFE, DAD gibi Alevi kurumlarının yanı srıa onlarca siyasi parti, demokratik kitle örgütü temsilcisi katıldı.

    “KUZEY DOĞU SURİYE’DE DİRENEN, DESTAN YAZAN KADINLAR VAR”

    Forumun açılış konuşmasını yapan HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, savaşın en yüksek olduğu günlerde, barışın sesinin yükseltilmesinin önemli olduğunu vurgulayarak, “Ortadoğu’daki savaşın 1990’lı yıllarda ara ara kesintilere uğrasa da devam etti. Emperyalist güçlerin rant kavgasının sonucunu görüyoruz. Mülteci krizi devam ediyor. Savaştan kaçan Suriyelilerin yüzlercesi deniz aşırı ülkelerde hayat kurmak için çıktıkları yolculuklarda öldü. Milyonlarcası Türkiye’de ayrımcılığa uğruyor. Büyük bir nüfus krizi doğuyorSavaştan en çok kadınlar mağdur oluyor. Buna karşı kadınların Kuzey Doğu Suriye’de direnen, destan yazan kadınlar var” dedi. İkitdarın savaşa karşı olan halkların sesini kısmaya çalıştığını belirten Meral Danış Beştaş, “Gözaltı ve tutuklamalarla barış baskınlanmak isteniyor. Buna karşı barışı savunmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

    “ALEVİLER KATLİAM TEHDİTİ ALTINDA”

    Alevilere yönelik bir tehditin Suriye’de süren savaşta yükseldiğini vurgulayan Meral Danış Beştaş, “Bütün bunlara karşı birlikte savaşa karşı tutum almalıyız. Emperyalistleri yenebiliriz. Sözümüz, gücümüzü, enerjimizi birleştirirsek, savaşı isteyenlerin sesini kısabiliriz. Çoklu krizin nedeni savaştır. El verirsek bu savaşı durdurabiliriz” dye belirtti.

    “ALEVİLER BU CAĞRAFYADA YERİNDEN YURDUNDAN OLDU, KATLEDİLDİ”

    Alevi Bektaşi Fedrasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, savaşın bir kıyım olduğunu ifade ederek, “Savaşlar aynı zaamanda ırkçılık, gericiliği de besliyor. Suriye’de yaşayan halklar ve inançlar açısından çok vahim bir boyut var. Aleviler bu cağrafyada yerinden yurdundan oldu, katledildi. İnançsal olarak en fazla zulüm gören Aleviler oldu. Halkların, inanç topluluklarının birlikte mücadele etmeye, Türkiye’nin dör bir yanından  ihtiyacımız var” şeklinde ifade etti.

    “ORTAK MÜCADELE HATTINI ALANLARA OLMALIYIZ”

    DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Suriye’de Alevi toplumuna yönelik uzun yıllardır, katliamla karşı karşıya olduğunu belirterek, “Bugün Suriye’de can pazarı yaşanıyor. Ortadoğu’da oynanan bir oyun olduğunu düşünüyorum. Emperyalist ülkeler mevcut düzenlerini korumak, rantı sürdürmek istiyorlar. Ülkemizde de kayyım uygulamaları gibi anti-demokratik süreç yürüyor. Mücadele eden kesimleri pasivize etmeye çalışıyorlar. Onun için demokrasi mücadelesi verenlerin birlik içinde, ortak mücadele hattını alanlara olmalıyız” dedi.

    Sosyalist Yeniden Kurtuluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Feray Mertoğlu, savaşa karşı bir barışın yolunun oluşturulması gerekitğine işaret ederek, “Oradaki halklar için ne yapabiliriz? Kürtlerin bir kazanım elde etmemesi için bu savaş Türkiye’nin işine geliyor. Türkiye ile bağlantısını kurmak mümkün. Bahçeli’nin Meclis’te DEM Parti’ye el uzatması, söylemleri ve hemen akabinde kayyım ve savaşın başlaması yeni bir savaş sürecinin başlamasından bağlantısız değildir. Bu savaşa karşı ise hep birlikte mücadele vermeliyiz” şeklinde konuştu.

    “TOPLUMUN DİĞER KESİMLERİNE BARIŞ KONUSUNU TAŞIMALIYIZ”

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Eğitim Sekreteri Ali Ekber Cömert, barış gündemiyle bir arada olmanın önemli olduğunu ifade ederek, savaş isteyenlere karşı barışı savunulması gerektiğinin altını çizdi. Ortak mücadele etmenin yanında çözüm odaklı olunmalı dedi.

    Devrimci Parti Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşçı, barış çağrısının  önemli olduğunu vurgulayarak, “Türkiye işbirliği yaptığı çetelerle ilişkisini kesmelidir. Çeteler insanlığa karşı suç işliyorlar. Destek verenlerde bu suçu işliyor. İran’ı kuşatmaya yönelik bir süreç yürüyor. Emperyalist güçlerin savaşına karşı mücadele ediyoruz. Halkların sürdürdüğü mücadeleye desteğimizi sürdüreceğiz” diye belirtti.

    Erdoğan Aydın, emperyalist güçlerin ortaklığına dikkat çekerek, “Rusya susmaya mecbur kaldığı ortada. Barış isteyenleri doğrudan ilgilendiren çok önemli bir süreç işliyor. Birden bire çözüm olasılığından Kürtlerin mevcut statüsünün tehlikeye girdiği bir serece evrilme tehlikesi var. Mevut birliğimiz mevcut olması gerekenin çok gerisinde. Hala ortak gündem oluşturmada eksiklikler yaşanıyor. Ortak gündemlerimizi güçlendirmemizi zorunlu kılıyor. Toplumun diğer kesimlerine barış konusunu taşımalıyız. Sadece Suriye’nin değil, Türkiye’deki barışın da tehlikeye girmemesi için mücadele çeperimizi genişletmeliyiz” şeklinde konuştu.

    Yapılan konuşmalarla forum sona erdi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Karabudak’tan insanca yaşam mitingine çağrı: 8 Aralık’ta alanlarda olacağız-VİDEO

    Karabudak’tan insanca yaşam mitingine çağrı: 8 Aralık’ta alanlarda olacağız-VİDEO

    PİRHA-DAD Ankara Şube/Ana Fatma Cemevi Başkanı Mustafa Karabudak, Mamak Emek ve Demokrasi Güçleri’nin 8 Aralık’da düzenleyeceği İnsanca Yaşam Mitingi’ne tüm Ankara halkını davet etti.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şube Başkanı Mustafa Karabudak, 8 Aralık’ta Mamak Emek ve Demokrasi Güçleri’nin düzenleyeceği “insanca bir yaşam için alanlardayız” mitingine çağrı yaptı.

    “MAMAK HALKI OLARAK DUR DEMEK İSTİYORUZ”

    Mustafa Karabudak, “insanca yaşam için alanlardayız” diyerek, “Siyasal iktidarın Ortadoğu’da sürdürdüğü yanlış politikalar doğrultusunda yaşattığı kriz ve kaos ortamı, yaklaşık elli yıldır kirli savaş bizleri bu duruma getirmiştir. Ekonomik anlamdaki kıyım, krizler, yoksulluk, çaresizlik ve bunun bedelini bize ödettirmeye çalışan siyasal iktidar. Bizler Mamak halkı olarak buna bir dur demek istiyoruz, bu savaş bizim savaşımız değil. Bu kaos, kriz ortamı bizim krizimiz değil. Biz bunlara karşı çıkmak istiyoruz. Devletin bu savaş politikalarını kabul etmiyoruz. Sadece ekonomik anlamda savaş değil artı hakların iradesine ipotek koymak, kayyumlar, sağlıkta ve eğitimdeki çürümeler bunların hepsine topyekun olarak hayır demek için pazar günü alanlarda olacağız. Yaklaşık 20 gündür tüm sokakları, caddeleri, esnafları, evleri tek tek gezerek halkımızı alanlara davet ettik. Afişlerimizle, bildirilerimizle bir çalışma yürütüyoruz” dedi.

    “TÜM ANKARA HALKINI MİTİNGE DAVET EDİYORUZ”

    Karabudak, mitingin saat 1’de başlayacağını belirterek, “Ortak metnimizden sonra kürsüde kadınlar, işçiler, emekçiler, öğrenciler kendileri sıkıntı ve sorunlarından doğru kürsü kullanacaklar. Bu minvalde biz Ankara halkını yarınki Mamak’ta yapacağımız mitingimize davet ediyoruz. Saat 1’de Tekmezar Parkı’nda toplanıp Tuzluçayır Meydanı’na yürüyeceğiz orada da mitingimizin program akışı devam edecek. Mamak Emek ve Demokrasi Güçleri olarak alandayız. Yarınki mitingimizde de tüm canlarımızı, tüm Mamak’lıları, tüm Ankara halkını davet ediyoruz” diyerek herkesi Mamak’ta yapılacak mitinge davet etti.

    PİRHA/ANKARA

     

  • DAD’tan çağrı: Suriye’de toplumsal rızalaşma ile barış tesis edilmeli

    DAD’tan çağrı: Suriye’de toplumsal rızalaşma ile barış tesis edilmeli

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Suriye’de yeniden yükselen savaşa dair açıklama yaparak, “Küresel ve bölgesel vahşet merkezlerinin eliyle tekrarlanan bir katliam ve insanlık suçları pratiği Suriye’de bir kez daha sahneye konulmaktadır” dedi. DAD, Alevi ve Kürt karşıtlığı temelinde yürütülen politikalara ortak olunmaması ve Türkiye’nin olanak ve etkisini Suriye’de toplumsal rızalaşma ve barışın tesisi yönünde değerlendirmesi çağrısında bulundu.

    Suriye’de ordu ile Heyet Tahrir Şam (HTŞ) liderliğindeki cihatçı grupların çatışmaları 27 Kasım’dan bu yana devam ediyor. Halep’e giren silahlı grupların kentin büyük bir bölümünü kontrol ettiği ileri sürülüyor.

    Suriye’deki savaşa dair Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi, yazılı açıklama yaptı. Ortadoğu’nun, insanlığın gelişim tarihinde yaşamın tüm alanlarında önemli kazanımlara öncülük eden bir coğrafya olduğuna dikkat çekilen açıklamada, “Ortadoğu, gerek tarihi, gerekse coğrafi konumu nedeniyle pek çok halkın ve inanç kimliğinin erken dönemlerden bu yana bir arada bulunduğu, hegemon merkezlerin müdahalesi olmadığı sürece güçlü bir ortak yaşam kültürünü var edip sürdürdüğü bir coğrafya olmuştur. Halkların kadim yurdu olan ve insanlığın gelişimine büyük katkılar sunan bu coğrafya emperyalist güçler ve bölgesel gerici hegemon merkezler tarafından savaşlar ve boğazlaştırmalar sarmalında kan deryasına çevrilmiştir” denildi.

    “TALAN VE TAHAKKÜM POLİTİKALARI BÜYÜK YIKIMLARA YOL AÇMAKTADIRLAR”

    DAD, açıklamasının devamında şunlara yer verildi:

    “Küresel ve bölgesel vahşet merkezlerinin eliyle tekrarlanan bir katliam ve insanlık suçları pratiği hali hazırda Suriye’de bir kez daha sahneye konulmaktadır. Eli kanlı ve her türlü insanlık suçunu alenen işlemiş olan çeteler bir kez daha Suriye halklarının üzerine salınmıştır. Pek çok farklı etnik ve inanç kimliğinin bir arada yaşamakta olduğu Suriye ve Ortadoğu merkezli ülkelerin hiç birinde, bir etnik ya da inanç kimliğinin tahakkümü üzerinden demokratik ve eşitlikçi bir yaşam inşa etmenin olanağı yoktur. Bu gerçeği bilen küresel ve bölgesel hegemon güçler ayrıştırma, karşıtlaştırma ve çatıştırma politikalarıyla tüm inanç ve etnik kimliklerden halklarımızı adeta esir almakta, talan ve tahakküm politikaları için araçsallaştırarak büyük yıkımlara yol açmaktadırlar.

    “İNSANLIK SUÇLARINI LANETLİYORUZ”

    Mezhepsel ve etnik düşmanlık temelinde Suriye’de yürütülmekte olan savaşta, her inanç kimliği ve etnisiteden tüm halklar mağdur edilmiş, yüzbinlerce can kaybı yaşanmış ve milyonlarca insan mülteci durumuna düşürülmüştür.

    Gerek rejimin, gerekse muhalif denen katil sürülerinin insanlık suçlarını lanetliyoruz. Sadece demokratik bir Suriye tüm bileşenlerinin, vatandaşlarının ortak vatanı olabilecektir. Suriye halklarına çağrımız rızalaşma temelli bir demokrasinin inşasına taraf olmaları, bu yönde bir duruş göstermeleridir.

    HTŞ öncülüğünde geliştirilen son saldırıların emperyalist ve bölgesel hegemon güçlerin ortaklaşa yürüttüğü ve buna karşın iç çelişkilerin yaşandığı, farklı hesapların yapıldığı bir operasyon olduğu görülmektedir.

    “ALEVİ VE KÜRT KARŞITLIĞI TEMELİNDE YÜRÜTÜLEN POLİTİKALARA ORTAK OLUNMAMALI”

    Bilindiği gibi, bölgesel gelişmelerden birçok etnik ve inanç kimliğinin mevcudiyeti nedeniyle ülkemiz de derinden etkilenmektedir. Bu son gelişme birçok hassasiyete yol açmıştır. Suriye’de İslamı araçsallaştıran yapılar, Alevi ve Kürt halklarına düşmanlık temelinde hareket etmekte ve trajik biçimde ülkemizde de bu zihniyet karşılık bulmaktadır.

    Suriye’deki gelişmeler bağlamında ülkemizin alacağı tutumun toplumsal barışımızı doğrudan etkileyeceği açık bir gerçektir. Bu nedenle Alevi ve Kürt karşıtlığı temelinde yürütülen politikalara ortak olunmaması ve Türkiye’nin olanak ve etkisini Suriye’de toplumsal rızalaşma ve barışın tesisi yönünde değerlendirmesi çağrısında bulunuyoruz.

    Rızalaşma ve demokrasi hem ülkemizin, hem de bölge halklarının öncelikli ihtiyacıdır. Zaman sahipsiz, mekân rızasız, mazlum çaresiz değildir.”

    PİRHA/DERSİM