Etiket: hüseyin güzelgül

  • Aleviler, Hacıbektaş’ta iktidarı uyardı: Taleplerimiz için mücadelemiz sürecek-VİDEO

    Aleviler, Hacıbektaş’ta iktidarı uyardı: Taleplerimiz için mücadelemiz sürecek-VİDEO

    PİRHA- Alevi kurumları, Hacı Bektaş Veli Dergahı başta olmak üzere Alevi-Bektaşi dergahlarının Alevilere iade edilmesi için basın açıklaması yaptı. Açıklamada, Alevi dergahlarının gerçek sahiplerine verilmesi, Madımak’ın utanç müzesi olması, cemevlerinin inanç merkezi olması ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaldırılması için Alevilerin mücadeleye devam edeceği vurgulandı.

    Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesine giden Alevi dernekleri ve federasyonları, Hacı Bektaş Veli Dergahı önünde, dergahın müze statüsünde olmasına ilişkin basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Dernekler Federasyonu, Demokratik Alevi Dernekleri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Alevi Kültür Dernekleri adına ortak basın metnini Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Pir Hüseyin Güzelgül okudu.

    Güzelgül, “İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır diyen yol ulumuz/pirimiz Hünkâr Hacı Bektaş Veli Aleviliğin yayılmasına öncülük etmiştir. Alevilerin birleşmesine, bütünleşmesine ve kendini yenilemesine hizmet etmiş; yolumuzun o dönemde yaşadığı baskının düştüğü karanlığın içinden kurtularak yeniden bedenleşmesinde hak hizmeti vermiştir” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİ KURUMLARI GÜCÜNÜ  DOSTA DÜŞMANA GÖSTERMEKTEDİR”

    “Tekke ve zaviyelerin kapatılmasıyla savruk, dağınık bir pozisyon tutan Aleviler, 1964 yılında Hacı Bektaş Veli külliyesinin açılmasıyla, Hacı Bektaş Veli anma kültür ve sanat etkinlikleri kapsamında yarattıkları örgütlü yapılarla, yeniden biraraya gelmeye, canlarla buluşmaya musahip kardeşlerimizle kucaklaşmaya başlamışlardır” diye konuşan Pir Güzelgül şunları kaydetti:

    “En büyük üzüntümüz ise dergâhlarımızın elimizden alınarak Kültür Bakanlığına devredilmesi, müze statüsünde hizmet vermesi ve külliyesinin içerisinde Pirimize sırtını dönecek şekilde cami mimarisinin tasarlanması asimilasyon politikalarının bir yansıması olarak karşımıza çıkıyor olmasıdır.

    Alevi kurumları, Pirine sahip çıkarak Hacı Bektaş’ın huzuruna örgütü ile bir bütün olarak katılarak, gücünü dosta düşmana göstermektedir.

    Alevi kurumları, Pir Sultan’ın inancı ve direnci ile Alevilerin haklı taleplerini alanlara taşıyarak Alevi vatandaşlarına sahip çıkabilmenin arayışı içindedir.

    Alevi örgütlülüğüne dil uzatanlar, ya Alevi toplumunu bilmiyorlar ya da iktidar olmanın gafletiyle Alevi örgütlerine saldırıyorlar.

    Alevi örgütleri olarak, gücümüzü Alevi toplumundan alıyoruz ve onlara ikrarımız var.”

    “BİZ HIZIR PAŞALARI DA EBU SUUD ZİHNİYETİNİ DE TANIRIZ”

    Pir Güzelgül, “Bizi hiç kimse tekeline almaya, sisteminin içine çekmeye, devletin Alevisi olmaya zorlamasın. Kimseye yamanmak, yaranmak gibi bir derdimiz yok. Biz Hızır paşaları da, Ebu Suud zihniyetini de iyi tanırız” diyerek şöyle devam etti:

    “İçinden geçmekte olduğumuz süreçte siyasal islamın giderek palazlandığını, Sünni ideoloji dışında kalanları dışladığı, asimile ettiği, Ramazan orucunu tutmayanların, sigara içmeyenlerin sokakta dövüldüğü, otobüslerde giysilerinden dolayı kadınların taciz edildiği, mahalle baskısının giderek arttığı, eğitim sisteminin giderek içler acısı hale geldiği, gencecik çocukların sokaklarda katledildiği, anamuhalefet partisi genel başkanı üzerinden Alevileri yuhalattığı, toplumsal muhalefete tahammülsüzlüğün gözaltılar ve tutuklamalarla yaşam sürdüğü bir dönemde, AKP iktidarı halkı kandırmaya, zorunlu din dersi uygulamasına devam etmeye, cemevlerini ibadethane olarak görmemeye, Alevi köylerine cami yapmaya devam ediyor.”

    “ALEVİLER, MÜCADELEYE DEVAM EDECEKTİR”

    Pir Güzelgül, son olarak şöyle çağrı yaptı:

    “Şu çok iyi bilinmelidir ki;

    Biz Aleviler olarak, nerede bir hak ihlali varsa, nerede bir antidemokratik uygulama varsa, nerede asimilasyon, ırkçı, gerici, faşist uygulamalar var ise orada olacağız.

    Bir tarafta zalim ve zulüm uygulamaları ile halkı bölen, ayrıştıran, dışlayan sistematik bir yapı, diğer tarafta halkı bölen ayrıştıran, dışlayan sistematik bir yapı, diğer tarafta halkı Hacı Bektaş Veli’nin hoşgörüsü ile yetmiş iki millete bir bakan, insanı yaşamın merkezine koyan Aleviler var.

    Pir sultan’ın direngenliği ile örgütlenen, eşit yurttaş olarak anılmak isteyenler, Hacı Bektaş Veli’nin şemsiyesi altında sevgiyle mücadeleye koşuyorlar.

    Biliyor ki;

    Mücadele edenler hep kazanamazlar ama kazananlar hep mücadele edenlerdir.

    Alevi dergahlarının gerçek sahiplerine verilmesi için,

    Madımak’ın utanç müzesi olması için,

    Zorunlu din derslerinin kaldırılması için,

    Cemevlerinin inanç merkezi olması için

    Alevi köylerine cami yapılmasına son verilmesi için,

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaldırılması için,

    Demokratik bir ülkede birlikte, bir arada inancı yaşamak için, eşitlikçi, özgürlükçü, katılımcı evrensel değerleri esas alan demokratik bir anayasanın hâkim kılınması için, yüreği insan sevgisiyle çarpan Aleviler, bu mücadeleye devam edecektir.”

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

  • Çorum Katliamı’nda yaşamını yitirenler 38. yılında anıldı-VİDEO

    Çorum Katliamı’nda yaşamını yitirenler 38. yılında anıldı-VİDEO

    PİRHA-1980 yılında onlarca Alevinin yaşamını yitirdiği ve yüzlercesinin yaralandığı Çorum lanetlendi ve yaşamını yitiren canlar anıldı. 

    27 Mayıs 1980 günü MHP’li bakanlardan Gün Sazak’ın öldürülmesinin arkasından Çorum’da ırkçılar tarafından karışıklıklar çıkartıldı. Yaşanan olayların ardından onlarca Alevi yaşamını yitirdi ve yüzlercesi de yaralandı. Bugün Çorum Katliamı’nda yaşamını yitirenler Çorum’da anıldı. Anmaya Alevi dernekleri, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ve duyarlı yurttaşlar katıldı.

    Hacı Bektaş Veli Kültür Vakfı Çorum Şubesi’nden başlayan yürüyüşte sık sık “Çorum’u unutma unutturma”, “Faşizme karşı omuz omuza”, “Katiller halka hesap verecek” sloganları atıldı. Binlerce insan Çorum şehitleri için Hacı Bektaş Parkı’na yürüdü. Burada yapılan basın açıklamasını tüm kurumlar adına Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül okudu. Güzelgül, şunları ifade etti:

    “DİNSEL VE ETNİK AYRIMCILIĞIN EN ACI SONUÇLARINDAN”

    “38 yıl önce Çorun’da yaşanan olaylar tarihe kara bir leke olarak düşmüştür.  Yürütülen ayrımcı politikalar, yayınlanan nefret dolu bildiriler ve haberlerle yaratılan kışkırtmalarla Alevilere yönelik saldırılar başlamış; ‘Kanan kan, intikam’ sloganlarıyla ırkçı saldırılar sonucu 57 can katledilmiştir. Çorum katliamı; Siyasette nefret dili kullanmanın, dinsel ve etnik ayrımcılığın, ülkemizde ki en acı sonuçlarından biridir. Her seçim döneminde, Alevilere, Kiirtlere, emekçilere dönük kullanılan ayrımcı ve nefret dolu dil, bu olaylardan kimsenin hala ders çıkarmadığının en önemli işaretidir. Zira/ Çorum olaylarının çıkışına bakıldığında, o günün siyasilerinin, siyasi çıkarları uğruna bu ayrımcı dili nasıl sorumsuzca kullandıklarını görebiliriz.

    “AKP İKTİDARI EŞİTLİKÇİ ANLAYIŞIN ZERRESİNE SAHİP DEĞİLDİR”

    Onca yaşanan olaya rağmen, ne Sivas, ne Maraş, ne de Çorum katliamları doğru düzgün aydınlatılamamış;
    yargılanamamıştır. Adaletin yerini bulmasını sağlayamayan devlet, Alevilere ve tüm topluma karşı halen özür borçludur. Benzeri insanlık suçlarının tekrarlanmaması için şart olan, devletin toplumdaki farklı halk ve inançlara, kültürlere eşit değer veren ve bunu uygulayan bir anlayışta olmasıdır. Görülen o ki; AKP iktidarı bu eşitlikçi anlayışın zerresine sahip değildir.

    “HESABI SORULANA KADAR UNUTTURMAYACAĞIZ”

    Çorum, Maraş ve Sivas katliamlarının hatırlanması; unutturulmaması, bu katliamları yapanların yaptıklarını meşrulaştırmasına asla izin vermemektedir. Katliamların unutturulmaması, adalet, demokratikleşme, özgürlük ve eşit yurttaşlık taleplerimizin de unutturulmamasını sağlayacaktır. Çorum katliamın 38. yıl dönümünde Çorum Meydanı’ndan bir kez daha sesleniyoruz: Çorum olaylarının/katliamının bir daha yaşanmaması için bu olayların/katliamın unutulmaması gerektiğine inanıyoruz. Devlet ve iktidarlar; toplumsal barışı sağlamak, demokratik topluma ulaşabilmek için; ‘Unutulmuş bu olayı neden kaşıyorsunuz? Bunu herkes unuttu, siz de unutun’ demek yerine; aksine, Bu katliamlarla yüzleşmek zorundadır. Zaman aşımına uğratılan Maraş, Çorum ve Sivas katliamlarının dosyaları yeniden açılmalı ve failleri ortaya çıkarılmalıdır. Bu katliamların hesabı sorulana kadar; İnançlar, haklar eşit yurttaş haklarına kavuşana kadar; gerçek bir toplumsal barış sağlanana kadar bizler asla unutmayacağız, unutturmayacağız.”

    Metinde imzası bulunan Alevi kurumları şöyle:
    Alevi Bektaşi Federasyonu
    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu
    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı
    Alevi Dernekler Federasyonu
    Alevi Vakıflar Federasyonu
    Alevi Kültür Dernekleri
    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği
    Demokratik Alevi Dernekleri Federasyonu

    PİRHA-ÇORUM

  • Aleviler Sivas’tan seslendi: Devlet özür dilemeli, sorumlular yargılanmalı

    Aleviler Sivas’tan seslendi: Devlet özür dilemeli, sorumlular yargılanmalı

    PİRHA – 2 Temmuz 1993 Sivas Katliamı’nın 25’inci yıl dönümü dolayısıyla Madımak Oteli önünde anma gerçekleşti. 

    2 Temmuz Sivas Madımak Katliamı’nın yıldönümü dolayısıyla yurdun dört bir yanından katılımla  yaşamını yitirenler anıldı.

    Sivas’ta toplanan binlerce kişi, 2 otel çalışanı olmak üzere 35 kişinin yakılarak katledildiği Madımak Oteli’ne yürüdü. Otel önünde toplanan binler otelin ‘utanç müzesi’ne çevrilmesini isteyerek, adalet talep etti.

    Yürüyüş, Ali Baba Mahallesi’nden saat 10.30 civarlarında başladı. Yürüyüş kortejinin en önünde katliamda yaşamını yitirenlerin aileleri yürüyor. Aileler, yakınlarının fotoğraflarını taşıdı. Yürüyüşte matem tutan ve siyah giyinen kadınlar dikkat çekerken, birçok kişi bağlama taşıdı ve “Türküler yanmaz” mesajı verdi. Yürüyüş boyunca Alevi ezgileri çalınırken, “Hak, hukuk, adalet” sloganları atıldı.

    Anmaya, HDP ve CHP milletvekilleri, sol-sosyalist çevreler, dernekler, Alevi dedeleri, kurum başkanları katıldı.

    Ortak basın metnini okuyan ABF Başkanı Pir Hüseyin Güzelgül şunları kaydetti:

    Hü canlar,

    Sizleri; İmam Hüseyin, Pir Sultan gibi direnen; Hacı Bektaş, Yunus Emre gibi bilim ve sevgi öğreten; Fatma Ana, Zeynep Ana, Kadıncık Ana gibi yoluna sahip çıkan ulularımızın, pirlerimizin, mürşitlerimizin bize ulaştırdığı delilin narındaki ışıkla, aşkla selamlıyorum.

    Cümlenize aşkı niyaz ederim.

    Canlar,

    Yıllardır bu kente, bu sokağa, bu alana geliyoruz. Canımız, canlarımız burada insanlık dışı, bir saldırı ile can verdiler. Aradan geçen 25 yıla rağmen Burada bu sokakta yaşanan Sivas katliamında yitirdiğimiz 33. canımızın ateşi hala yanıyor.

    “Birilerinin” söylediği gibi ne bir kaza idi; ne bir münferit olay…  Kerbela’dan bu yana, yaşadığımız her katliamda olduğu gibi, birilerinin planladığı, birilerinin uyguladığı ve binlerce insanın seyrettiği bir katliamı yaşadı canlarımız bu sokakta…  Canlarımız yandı… Canımız yandı.

    İnsanlık tarihine kara bir sayfa daha geçti geçmesine de… Yapanlar, yaptıranlar utandılar mı /küçücük bir an bile?.. Var mı, bir pişmanlıkları?.. Yaptıklarını ar edindiler mi?..

    O günden bugüne yaşananlara baktığımızda, Azıcık suçluluk hissi bile yok…

    Utanmadılar… Utanmıyorlar…

    Bu süreç, bugün aynı mantıkla hala devam etmektedir…

    Dün Sivas’ta katliam yaptıranlar bugün Suruç’ta, Ankara’da katliam yaptıranlarla aynı kişiler, aynı güç odaklarıdır.

    Toplumda insanlığa, barışa, demokrasiye, eşitliğe, özgürlüğe doğru bir talep yükseldiğinde, egemen güçler buna katliamla karşılık vermekte; sonrada bunu unutmamızı istemektedirler.

    Unutmamızı istiyorlar ki, yenilerini rahatça yapabilsinler. Toplumu korku, baskı ve sindirme yöntemi ile yönetebilsinler.

    Unutmayacağız, unutturamayacaksınız!

    Dünyanın gözleri önünde, televizyonlar canlı yayını yaparken, on binlerce kişinin yapmış olduğu katliamın yaraları aradan geçen 25 yıla rağmen hala sarılabilmiş değildir.

    On yıllarca devam eden dava süreçleri, tutuklamalar, gözaltılar, serbest bırakılanlar, yakalanamayanlar, aranıyorken askerlik yapanlar, katliamın yapıldığı yere 100 metre mesafede yaşadığı ölünce ortaya çıkanlar sanıklar…

    “KATİLLERİN AVUKATLARI TERFİ ETTİ”

    Katillerin avukatlığını yapıp, sonrada buradan milletvekilliğine, bakanlığa terfi eden siyasiler…

    Ve zaman aşımı…

    Madımak katliamından bu yana 25 yıl böyle geçti…

    Türkiye halklarının katliamlar ve direnişlerle dolu tarihine bir yenisi daha eklenmiş oldu.

    Gerici güruhun ağızlarından salya aka aka ellerinde ateşlerle oteli yaktıkları anlarda kahrolsun laiklik diye bağırmaları hala kulaklarımızda çınlıyor.

    “25 YIL ÖNCE SANATA, BİLİME, GELECEĞİMİZE SALDIRDILAR”

    25 yıl önce yapılan Sivas katliamı, bilime, sanata, gençliğe ve geleceğimize yapılan bir saldırı niteliği taşımakta olduğu bilinmelidir.

    Aradan geçen bunca zamana rağmen mevcut iktidarların tutumunun değişmediğini, asimilasyoncu ve ötekileştirici politikalara devam ederek bu saldırıyı her alanda ve her boyutta devam ettirdiğini gördük.

    Laikliğe ve cumhuriyete saldırmalarının, yaşam alanlarımıza müdahale etmelerinin yolunun eğitim başta olmak üzere toplumu gericileştirmekten geçtiğini bilen egemenler, zorunlu din dersleri dayatmasını ve bütün okullarımızın imam hatibe çevrilmesi projelerini uygulamayı sürdürüyorlar.

    Zorunlu din dersi dayatmasına karşı yıllardır vermiş olduğumuz mücadelenin görmezden gelindiği yetmiyormuş gibi, çocuklarımızı imam hatipleri tercih etme zorunluluğu ile karşı karşıya bırakıyorlar.

    Asimilasyoncu ve gerici anlayışı anaokullarına kadar indirme pervasızlığında bulunabiliyorlar.

    Hükümetin kendisi AİHM kararını uygulamadığı gibi, cilalanmış asimilasyon ve yok sayma yöntemleri ile yeni bir balon uçurulmaya, Alevi toplumu kaotik tartışmaların içine çekilmeye çalışılmaktadır.

    Her seçim döneminde cemevlerine statü vereceğiz söylemi, bir yandan, Alevilerin görüşü alınmadan, bilgisi olmadan nasıl bir statü olacağı sorusu ortada duruyorken, /bu söylenen yalanlar bile hızlıca unutuluyor! Unutturuluyor!…

    Özlemini duyduğumuz çağdaş, bilimsel, demokratik değerlerin yaşam bulduğu, kimsenin ezilip sömürülmediği bir ülke yerine, her gün kan akıtılan, savaş rüzgârlarının estirildiği, emeğin sömürülüp emekçinin köleleştirildiği, kadına yönelik şiddetin ve şiddet dilinin arttığı, ırkçılığın ve gericiliğin hız kazandırıldığı bir süreç yaşamaktayız

    Diğer yandan OHAL ortamında güvensiz yapılan seçimler…  Ülkede yaşanan savaş politikaları…  Ayrımcılık ve kutuplaştırmanın hat safhaya yükselmesi… Adaletsiz, antidemokratik politikalar… Adalete olan güvenin azalması… Alevi toplumunun da kaygılarını artırmaktadır.

    Değerli canlar,

    Bütün bu olumsuzluklara karşı, ezilen Alevilerin, yok sayılan Kürtlerin, ezilen-sömürülen emekçilerin bir araya gelmesinden, ortak mücadele hattı oluşturmasından başkaca bir yol yoktur.

    Aleviler bugüne kadar yaşadıkları bunca zulme rağmen, Yezid’e karşı dik durmayı başarmışlardır.

    Ancak şimdi dik durmak yeterli değildir. Yezid zihniyetini alt edebilecek bir mücadeleyi örmek, bunun yöntemini bulmak zorundayız.

    Yezit zihniyeti kazandığı sürece, mazlumların çilesi, zalimlerin devri sürüp gidecektir.

    Ancak bu devran böyle gitmez. Bu devrana dur diyebilmek için;  ülkenin tüm ezilen kesimleri, tüm halkları ile omuz omuza mücadele ile zalime karşı Zülfikar olmayı başarabilmeliyiz. 

    Tarihimiz yok ediliyor. İnancımız yok ediliyor. Alevi Kaynakları yok ediliyor. Gözümüzün içine baka baka yalanlar söyleniyor. Ve Yezid’in istediği bellek, bir Alevi belleği olarak yerleştiriliyor.

    Artık çocuklarımıza Sünnilik öğretilmekle yetinilmiyor! Çocuklarımızın, yani geleceğimizin kimliği, belleği değiştirilmeye çalışılıyor.

    Aleviler, zaten yeterince yer almadıkları kamudan tümüyle tasfiye ediliyor. Kamunun tüm alanından, üniversitelere kadar kimliği ile inancı ile yer alması mümkün olmadığı gibi, tüm bunları öne çıkarmayanlara dahi sırf Alevi oldukları için görev verilmiyor.

    Diğer yandan; Bize Alevilikle alakası olmayan bir inanç zorla dayatılıyor, kabul ettirilmeye çalışılıyor. Şu bilinmeli ki; Kendi inancımızın sınırlarını, ilkelerini, yolunu, süreğini biz belirleriz. Cemevlerimizi, inanç kurullarımıza hiç kimsenin müdahale etmesine, yön vermesine izin vermeyiz.

    Devlet sahte dernekler ve asimile edilmiş dedelerle Alevileri muhatap alamaz. Alevilerin temsilcileri buradadır. Devlet Alevilerin gerçek temsilcilerini muhatap almak zorundadır.

    Devlet ve iktidar barış dilini kullanmayı, toplumsal barışı kurmayı birinci önceliği olarak önüne koymalıdır. Devlet samimice bu dili kurmadan, bizim sessiz kalmamızı bekleyemez.

    Bununla birlikte bizlere de büyük sorumluluklar düşmektedir. Öncelikle Alevi toplumu olarak en geniş birliği/ cemi toplamak zorundayız. Kendi inancımızı kendi doğrularımızla çocuklarımıza öğretmek zorundayız. Çocuklarımızı iyi yetiştirmek dünden daha önemlidir.

    Kadimden bugüne taşıdığımız çerağı, o aydınlığı, o ışığı gelecek kuşaklarımıza taşımak zorundayız. Ancak o zaman deyişlerimiz söylenmeye, semahlarımız dönülmeye devam eder. Ancak o zaman zalimin karşısında baş eğemeyen çocuklarımız bu yolu sürdürür.

    Madımak’ın utanç müzesi yapılmasına izin vermeyen, otele katillerin ismini yazan bir anlayış bu ülkenin geleceği olamaz.

    Bizler buradan ilan ediyoruz ki;

    Bu dava sizin mahkemelerinizde adil yargılanamamıştır!

    Bu davayı bizler göreceğiz ve bizim vicdanımızda, / bizim dar’ımızda karar bellidir.

    – Devlet resmi olarak özür dilemelidir

    – Sorumlular yargılanmalıdır

    – Madımak oteli Alevilerin talep ettiği şekli ile bir utanç müzesine dönüştürülmelidir

    Madımak utanç müzesi yapılmadan biz her gün yanmaya devam edeceğiz.

    Yanan 33 canımızın daha özgür, daha eşit, halkların kardeşliğinde,  demokratik, laik bir dünya düşü, bizim düşümüz, bizim hedefimiz olmaya devam edecektir.

    Zaman aşımını tanımıyoruz, Sivas’ın ışığı sonsuza kadar sönmeyecek.

    Aşkı niyazlarımla”

    PİRHA/SİVAS

  • Soylu’yu cemevinde kabul eden ABF Başkanı Güzelgül’e sert tepki – VİDEO

    Soylu’yu cemevinde kabul eden ABF Başkanı Güzelgül’e sert tepki – VİDEO

    PİRHA- Yol TV’de yayınlanan programda, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu 2. Başkanı Mehmet Ali Çankaya ile İçişleri Bakanı Soylu’yu Alibeyköy Cemevi’nde kabul eden Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Güzelgül arasında tartışma yaşandı.  Güzelgül’e tepki gösteren Çankaya, “Biz seçim kampanyaları yaparken sosyal demokratlar ile Erdoğan’ın ekibini düşürmek istiyoruz ama siz onu cemevinde ağırlıyorsunuz. Öyle şey mi olur, kabul etmek zorunda mısınız?” dedi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Pir Hüseyin Güzelgül’ün, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu İstanbul’da Alibeyköy Cemevi’nde seçimden hemen önce kabul etmesi Alevi toplumunda tepkiyle karşılandı.

    Güzelgül’ün, Yol TV’de konuk olarak katıldığı programa telefon bağlantısıyla katılan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu 2. Başkanı Mehmet Ali Çankaya, Güzelgül’e sert tepki gösterdi.

    AKP hükümetinin kadrolarının Kürtleri, sosyalistleri, Alevileri tehdit eden yaklaşım içinde olduklarını hatırlatan Çankaya, Güzelgül’e İçişleri Bakanı Soylu ile görüşüp görüşmediğini sordu.

    “YARIN ALEVİLERİ TEHDİT ETMEYECEĞİNİ BİLMİYORUZ”   

    ABF’nin Sivas’ın küllerinden yetişen bir örgütlenme olduğunu vurgulayan Çankaya, “Bu çok önemli bir mesele. Biz öyle insanlarla nasıl yola gideceğiz, nasıl güveneceğiz, nasıl böyle kişilerle birarada olunur. Sivas şehitlerimizin ailelerine ne anlatılacak. Dolayısıyla daha dün bile kimleri tehdit ettiğini biliyorsunuz. Yarın bir gün Alevileri de tehdit etmeyeceğini bilmiyoruz. Neler yapabileceklerini siyasi öngörüsü olanlar biliyorlar. Böyle bir yapının içerisinde bir dedenin ve bir federasyon genel başkanının yaptığı bizi şaşkınlığa düşürmüştür. Bunu kamuoyuyla paylaşıyorum, kamuoyunun takdirine sunuyorum. Doğruluğu var mıdır yok mudur?” diye konuştu.

    ABF Başkanı Hüseyin Güzelgül ise Soylu ile görüşmesinde geçen konuşmayı şöyle anlattı:

    “Bizim duruşumuz belli, tarafımız da belli. Ne şekilde hareket edeceğimiz de belli. Alevi inancında kim olursa olsun kapıyı açıp da içeri girdiği sırada geri gönderemeyiz. Biz alanlarda bağırıp çağırıyoruz, Yezit diyoruz, taleplerimizi dile getiriyoruz ama diğer taraftan da bir de yüzüne söylemek önemlidir, dedik ve kapımıza geleni de geri çevirmedik. Geldi oturdu. Ben daha önce iki genel başkan yardımcımı da aradım, kendi yönetimimi de aradım gerekli bilgilendirmeyi de yaptım. Geldiği sırada da söyledim, Sivas’ı işledim, Çorum ve Maraş üzerinde çok durdum. Bizi hem katlettiniz hem de anmalarımızı yasaklıyorsunuz, anmalarımızda bize bizi unutturmak adına elinizden geleni de esirgemiyorsunuz. Onu işledim. Hata (Soylu) ‘Maraş halkı çok farklıdır’ dedi. Maraş’ta en ufak bir kıvılcım bile dahi orada farklı bir durumu yaratır. Hayır dedim. Sizler bizi tahrik etmeseniz, biz yüz binlerle mitingler yapmışız. Yürüyüşler yapmışız. Sonra Diyanet’i işledik. Dedim ki siz diyorsunuz ‘Hem ne kadar seçim geliyorsa Alevilerden oy koparmak için diyorsunuz ‘yasal statü veriyoruz.’ Dokuz tane çalıştay yapıldı bu çalıştayların sonucunda ne elde edildi, Ebu sufyan zihniyeti ile yönetilen bir Diyanet teşkilatı vardır. 7 Trilyon civarında bir devasal bütçeye sahipsiniz. Biz vatandaş değil miyiz? Ben de Alevi dedesi ve Alevi kurum başkanı olarak hakkımı helal etmiyorum.”

    Mehmet Ali Çankaya, Güzelgül’ün görüşmeyi anlatmasının ardından yine tepkisini sürdürerek, “Tam 24 Haziran baskın seçimlerinde bütün Alevi kurumları, sosyalistler, herkes tarafından AKP’nin gitmesi istenirken, AKP’nin kadrolarına karşı çıkılırken, seçim arifesinde Alevi federasyonlarınca davet edilip görüşülmez” dedi.

    Bunun üzerine Güzelgül ise “Davet edilme diye bir şey yok. Kendisi geliyor kendisi geldiği sırada bizim inancımızda geri çevrilmez” dedi.

    Çankaya da, Biz de yüzüne söylüyoruz söylediğimiz için böyle. Biz seçim kampanyaları yaparken sosyal demokratlar ile Erdoğan’ın ekibini düşürmek istiyoruz ama siz onu cemevinde ağırlıyorsunuz. Öyle şey mi olur” ifadelerini kullandı.

    “GÖRÜŞMEK ZORUNDA MIYIZ?”

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu 2. Başkanı Mehmet Ali Çankaya, ayrıca şu hatırlatmada da bulundu:

    “Bütün Aleviler Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılsın derken, gizli işlerle Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan toprak talep ediliyor Aleviler olarak. Bu, Alevilerin birliğini beraberliğini parçalayıp bölmez mi? Aynı şekilde 24 Haziran seçiminde bizim onursal genel başkanımızı (Turgut Öker) YSK reddetmiş. Alevi temsilcilerini reddediyor. YSK kimi dinliyor? AKP hükümetinin mantığıyla hareket etmiyor mu? Bu arada bu adamların kadrosuna bir adam daha alıp da cemevine nasıl kendi gelsin. Görüşmek zorunda mıyız?

     

  • Alevi kurum başkanları: Mücadele bundan sonra başlıyor

    Alevi kurum başkanları: Mücadele bundan sonra başlıyor

    PİRHA- 24 Haziran seçimlerini değerlendiren Alevi kurum başkanları adil bir yarışın olmadığını belirterek, Alevilerin bundan sonraki süreçte mücadelelerini sürdürmeleri gerektiğine vurgu yaptılar. 

    GÜZELGÜL: MÜCADELEDEN TAVİZ VERMEDEN YOLA DEVAM ETMELİYİZ

    Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Hüseyin Güzelgül, OHAL’in baskı ve adaletsizliğine rağmen yüksek oranda sandık başına giden herkese teşekkür ederek konuşmasına başladı.

    Güzelgül sözlerini şöyle sürdürdü:

    “16 yıldır yapılan seçimlerin olağanüstülerinden bir tanesini daha yaşadık. Ama mecliste ilk olarak kemikleşmiş Türkçü İslamcı ideolojisini, o çoğunluğu kayıp ettirdi onlara. Diğer taraftan MHP ittifakı ile 343 milletvekiliyle her istediğini yapamayacak duruma da geldi. Burada kaybetmiş vaziyette. Ondan sonra HDP’nin de üçüncü parti olarak meclise girmesinin ayrı bir önemi var. Fakat daha fazla halkla bütünleşmek ve duruşumuzdan mücadelemizden taviz vermeden yolumuza devam etmemiz lazım. Bunu gittikçe yoğunlaştırmak lazım. Halkı da baskı, zulüm altında olduğunu göstermek için alanlarda gördük. Onunla yetinmemeliyiz. Her tarafta her alana gidip halkla bütünleşip halkın önerilerini, taleplerini dinleyip harmanlayıp o yolda mücadeleyi sergilemek lazım.”

    GANİ KAPLAN: HALKIN ÖZGÜR İRADESİ SANDIĞA YANSIMADI

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan, bu seçimlerde 16 yıllık AKP iktidarının değişebilir algısı oluştuğunu söyledi. Kaplan, “Fakat seçim sonuçları bu algıyı ortadan kaldırdı. Demek ki yanlış bir değerlendirme yapmışız. Fakat bu seçimlerde yine bundan daha önceki seçimlerde de iktidar bir türlü şu algıyı kuramadı bir oy çalındı algısı hala bu ülkede kırılamadı. Bunun mutlaka kırılması gerekiyor. En azından bu seçimlerde bunun aşılması gerekiyordu. Özgür iradesi halkın özellikle bazı bölgelerde sandığa yansıdığı kanısında değilim” dedi.

    Kaplan, seçim sonuçlarının Aleviler açısından önemine şu sözlerle değindi:

    “Büyük bloklaşma var. Bu noktada Aleviler çözüm noktasında değiller. Mutlaka halklar arası diyaloğun ve halklar arası empatinin mutlaka sağlanması gerekiyor. HDP’ye oy veren Alevi terörist değildir, CHP’ye oy veren Alevi de gerici değildir. Bu noktada bakmak gerekiyor bu işe. Milletvekilliğine baktığımız zaman da iki partinin de Alevileri tatmin etmediği konusunda Alevi kurumları olsun Alevi halkı olsun hemfikirdir. Ancak çok kızdığımız hatta zaman zaman sitem ettiğimiz CHP’nin yönetimine bu konuda çok sitem ettik. Ancak baktığımızda seçmenini bu konuda özgür bıraktığını yani HDP’ye oy verme noktasında özgür bıraktığını da gördük. Bizim açımızdan 24 Haziran’da oy vermeye giden Alevi için neyse Türkiye’nin o günkü hali çıkan sonuçlar odur. Üç milletvekilinden fazla girmesiyle Türkiye sorunlarının çözüleceği kanısında değiliz. Biz umutluyuz. Yalnız Türkiye’nin geleceğine dair umutlanmamız gereken bir sonuç da çıktı. Karşımızda çok güçlü bir iktidarın olduğunu her zaman vurguladık. Alevi toplumu, demokratik kitle örgütleri, siyasi partiler mücadele hakkını farklı bir alanda değerlendirmelidir. Daha fazla dokunarak, daha fazla kendilerini anlatarak umut ediyorum ki önümüzdeki süreçte sağlıklı bir yol alırız.”

    AYDIN DENİZ: SEÇİMLERE GÜVEN BOŞA ÇIKMAYA BAŞLADI

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz de 24 Haziran seçimlerine ilişkin şu ifadeleri kullandı:

    “Hak talep mücadelesindeki meclise giren 3 Alevi milletvekilinin takipçimiz olarak orada yer alacaklardır bu sevindiricidir ama genel olarak seçimler demokratik mücadele verenler için hayal kırıklığı yaratmıştır. Başta Alevi kurum temsilcisi olan vekiller olmak üzere diğer tüm vekillerin üzerine ciddi bir yük binecektir. Bunu omuzlayacak ve önümüzdeki süreci örecek parlamentoda ayağını oluşturabilecek yapılanmaya gitmek gerekiyor. Bununla ilgili de Alevi hareketinin de ciddi bir şekilde toparlanıp önümüzdeki yaşanacak sıkıntılı süreçte kendisine yol haritası çıkarmak zorunluluğu ortaya çıkıyor.

    Seçim sonuçları ise çok ciddi bir şekilde yeni gençlerin de gelmesine rağmen yeni katılanların sanki AKP’ye katılmış gibi bir hava yaratılıyor. Demokrasiden yana olan diğer gençlerin oyları çalınmış gibi geliyor açıkçası. Çok ciddi beklentilerin altında oylar alındı. Demokrasi güçlerinin umduğumuzdan çok altında olması Türkiye’deki seçimlerin adaletsiz olarak devam edeceğinin göstergesi olmuştur. Dolayısıyla artık seçime olan güvenimiz de boşa çıkmaya başladı.”

    ZEYNEL ŞAHAN: ALEVİLERDE TESLİMİYET YOKTUR

    Meclise giren 3 Alevi vekile başarılar dileyerek konuşmasına başlayan Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Başkanı Zeynel Şahan, “Bütün yetkileri elinde bulunduran bir mecliste milletvekili olmak toplum açısında ne kadar faydalı olacak tartışmalı ve de hiçbir önemi de yoktur” dedi. HDP’nin barajı geçmesini önemli bulduklarını ifade eden Şahan, “Çünkü her düşüncenin her siyasi görüşün mecliste bulunması demokrasi açısından önemli. Ama meclisi ne kadar yönlendirebilecekler ne kadar etkili olabilecekler bunu zaman gösterecek” ifadelerini kullandı.

    “Alevi toplumu açısından bakarsak nasıl bir süreç işleyeceği aslında belli” diyen Şahan sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu zamana kadar iyi olmadığı bugünden sonrada iyi olmayacağı gözüküyor. Tabii ki hayat devam ediyor, demokrasilerde mücadeleye devam etmek vardır pes etmek yoktur. Alevilerin de tarihine bakacak olursak inandığı değerler doğrultusunda her zaman yürüyeceklerdir. Teslimiyet yoktur, pes etmek yoktur. Ancak Alevilerin de oturup aklı başında bir değerlendirme yapmaları gerekmektedir.”   (HABER MERKEZİ)

     

     

  • ABF Başkanı Güzelgül: Alevilerin birliğine hizmet için ikrar veriyorum

    ABF Başkanı Güzelgül: Alevilerin birliğine hizmet için ikrar veriyorum

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu’nun yeni Başkanı Hüseyin Güzelgül, yaptığı açıklamada, amacının Alevilerin birliğine hizmet etmek olduğunu belirtti. Güzelgül, Alevi hareketinde bugüne kadar oluşmuş, kırgınlıkları, küskünlükleri gidermeye, Alevilerin hak ve taleplerini daha güçlü savunmaya ‘huzuru meydanda’ dara durarak canlara ikrar veriyorum” dedi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu’nun Ankara’da yapılan 9. Olağan Genel Kurulu’nda başkan seçilen Pir Hüseyin Güzelgül Genel Kurul’un ardından sosyal medya hesabından bir açıklama yaptı.

    Amacının Alevilerin birliğine hizmet etmek olduğunu kaydeden Güzelgül, “Üstlendiğim bu
    görevde, tüm Alevi örgütleri ve yol arkadaşlarımla mücadeleyi birlikte yürüterek; yolumuzun
    ‘Döküleni doldurmak, ağlayanı güldürmek, yıkılanı kaldırmak’ düsturunu temel çalışma ilkemiz olarak belirleyeceğiz” dedi. 

    “ALEVİLERİN BİRLİĞİNE HİZMET ETMEK İÇİN İKRAR VERİYORUM”

    Genel Kurul’un ardından emeği geçen herkese teşekkür ettiğini ifade eden Güzelgül, “İnancımız ve bu inancı sürdüren yolun pirleri, talipleri; sevgiyi ibadet eyleyen; eşit özgür, paylaşımcı, dayanışmacı, birlikten, barıştan yana olan bir dünya; bir rıza kenti düşler. Ve hedefi yeryüzünü cennet eylemektir.
    İşte bu yol ilkeleri gereği, cümlemize çokça görev düşmektedir. Yolumuza, inancımıza, kimliğimize sahip çıkmanın, değerlerimize sahip çıkmakla olacağını tüm canlarımız bilirler. Bunun bilinciyle, Alevi hareketinde bugüne kadar oluşmuş, kırgınlıkları, küskünlükleri gidermeye, Alevilerin birliğine hizmet ederek; yolumuzu inancımızı yaşatmaya; Alevilerin hak ve taleplerini daha güçlü savunmaya ‘huzuru meydanda’ dara durarak canlara ikrar veriyorum” ifadelerini kullandı. 

    “BİR OLALIM, İRİ OLALIM, DİRİ OLALIM”

    Güzelgül son olarak tüm canlardan birlik ve beraberliğe uygun davranmasını talep ederek, “Alevi inancına, yoluna, kimliğine inanan, bu yolda yürümek isteyen, başta örgütlenmelerimizde görev alan tüm yöneticilerimiz olmak üzere, tüm canlarımızın da inancımızın barış dilini kullanarak; “Bir olalım, iri olalım, diri olalım” düsturuyla; birlik ve beraberliğe uygun davranmalarını talep diyorum” vurgusunu yaptı.

    (HABER MERKEZİ)

  • ABF başkanlığına Hüseyin Güzelgül seçildi

    ABF başkanlığına Hüseyin Güzelgül seçildi

    PİRHA – Alevi Bektaşi Federasyonu’nun Ankara’da yapılan 9. Olağan Genel Kuruluna tek liste ile katılan Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Hüseyin Güzelgül kazandı. 

    ABF’nin 9. Olağan Genel Kurulu Ankara HBVAKV genel merkezinde gerçekleşti.  Onur Kaya ve ekibinin genel kurulun usulsüz olduğu gerekçesiyle terk etmesi üzerine tek liste olarak katılan Hüseyin Güzelgül ABF başkanlığına seçildi.

    Onur Kaya ekibi ve kimi bağımsız kurumların kongrenin demokratik olmadığına dair itirazının divan tarafından kabul edilmemesi tartışmalara yol açtı. Bir çok delegenin kongrenin yarın da devam edeceği ve yarın gelip seçim sürecine dahil olacağı mevcut uygulamayla delegelerin iradesinin seçime yansımadığı itirazları dile getirildi.

    Tüm itirazlara rağmen genel kurul devam etti. ABF tarafından alınan karar gereği iki gün sürmesi gereken genel kurul bugün tamamlanarak yeni ABF yönetimi seçildi. (HABER MERKEZİ)

  • Güzelgül: Alevilerin birliğine hizmet için ABF’ye adayım

    Güzelgül: Alevilerin birliğine hizmet için ABF’ye adayım

    PİRHA – Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Hüseyin Güzelgül, Alevi Bektaşi Federasyonu’nun 26-27 Mayıs’ta Ankara’da yapılacak olan 9. Olağan Genel Kurulu’nda adaylık açıklaması yaptı.   

    Alevi Bektaşi Federasyonu, 9. Olağan Genel Kurulu’nu 26-27 Mayıs’ta Ankara’da gerçekleştirecek. ABF genel başkanlığına aday olduğunu açıklayan Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Hüseyin Güzelgül, “Sevgi bizim dinimizdir, başka dine inanmayız” diyen; eşit, özgür, paylaşımcı bir rıza kenti düşleyen Alevilerin birliğine, dirliğine, eşit hak mücadelesine hizmet etmek için adayım” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Alevi Kültür Derneği ve bağımsız Alevi derneklerinin bir bölümünün ortak çağrısıyla ABF’ye aday olduğunu ifade eden Güzelgül, “Öncelikle canların, sonrasında delegelerin rızalığını istiyorum” dedi. (HABER MERKEZİ)

     

  • Güngören Cemevi için dayanışma gecesi: Birlikte olursak kazanacağız- VİDEO

    Güngören Cemevi için dayanışma gecesi: Birlikte olursak kazanacağız- VİDEO

    PİRHA – İstanbul’da Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Güngören Cemevi Şubesi dayanışma gecesi düzenledi. Gecede konuşan PSAKD Güngören Cemevi Şubesi Başkanı Zeynel Abidin Özbey, birlik beraberlik içinde cemevini yapacaklarını söyledi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Güngören Cemevi Şubesi dayanışma gecesi düzenledi. Cemevi inşaatını tamamlamak için düzenledikleri geceye Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Hüseyin Güzelgül, PSAKD Esenler Şube Başkanı Fahrettin Erdoğan, CHP, EMEK Partisi yöneticileri ve çok sayıda yurttaş destek verdi. Geceyi Funda Salman ve Aşık Berbati sundu.

    “TÜRKİYE’NİN AKP KARANLIĞINDAN KURTULMASI LAZIM”

    Bağcılar Çırağan Düğün Salonunda gerçekleşen geceye katılan CHP İstanbul Milletvekili Zeynel Emre kısa bir konuşma yaptı.

    “Türkiye’de 81 milyon vatandaş eşit ise 81 milyon vatandaşa karşı devlet eşit şekilde yaklaşmalıdır” diyen Emre, iktidarın tüm inançlara ve mezheplere eşit şekilde yaklaşması gerektiğini söyledi.

    Türkiye’deki Alevilerin hak taleplerinin de yerine getirilmesi gerektiğinini altını çizen Emre, “Bu bir mecburiyettir, ertelenemez” dedi.

    Zeynel Emre, “Bütün bunları gerçekleştirecek bir iktidar yok. Bu iktidar artık bu ülkenin yakasından düşmelidir. Önümüzdeki dönem bu mücadeleyi yükselteceğiz. Türkiye’nin AKP karanlığından kurtulması lazım. Türkiye’nin Tayip Erdoğan’dan kurtulması lazım” şeklinde konuştu.

    Emre’den sonra sahneye çıkan Seyfi Doğanay’ın kızı Eda Doğanay türkülerini seslendirdi.

    “HEP BERABER CEMEVİ İNŞAATINI YAPACAĞIZ”

    PSAKD Güngören Cemevi Şube Başkanı Zeynel Abidin Özbay da başkan olmasının nedeninin Güngören’de birlik içinde hep beraber bir cemevi inşaatını yapmak olduğunu kaydetti.

    Cemevi yapımını da hep beraber el ele vererek, birlik içinde yapacaklarını söyleyen Özbay, “Hep beraber 81 ilde 72 milleti birlikte kucaklayacağız. Bizde ayrım yok. Kapımız herkese açık” dedi.

    “BİRLİKTE OLURSAK 24 HAZİRAN’DA ONLARI ALAŞAĞI YAPARIZ”

    Türkiye’nin en karanlık dönemini yaşadığını söyleyen Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Hüseyin Güzelgül de, bu karanlığın ancak Pir Sultan’ın duruşu ve mücadelesiyle aşılacağını kaydetti.

    Birliğe, beraberliğe, kardeşliğe ihtiyac duyulan bir dönemden geçtiklerini ifade eden Güzelgül, “Bu dönemde bu birlikteliği sağlarsak Ebu Sufyan zihniyetini ancak aşabiliriz” dedi.

    Güzelgül, Aleviliğin ötekileştirilmeye çalışıldığını belirterek, Avrıupa’nın her ülkesinde Aleviliğin kabul gördüğünü söyledi.

    Ebu Sufyan zihniyetini yenebilmek için birlik olunması gerektiği vurgulanan Güzelgül, “24 Haziran’da onları alaşağı edebilmemiz için birlikteliğe ihtiyacımız var. Bu da Pir Sultan Abdal’ın mücadelesinden geçmektedir” dedi.

    Konuşmaların ardından Vedat Baran, Hüseyin Göçmen, Cafer Köse, Hüseyin Kuzucan ve Tolga Sağ türkülerini söyledi. Gece halaylarla son buldu. (HABER MERKEZİ)

     

  • PSAKD’nin 15. Olağan Genel Kurulu’nda mücadeleye devam vurgusu-VİDEO

    PSAKD’nin 15. Olağan Genel Kurulu’nda mücadeleye devam vurgusu-VİDEO

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin 15. olağan genel kurulunda içinde bulunulan sürece dikkat çekilerek mücadeleye devam etme vurgusu yapıldı. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin 15. olağan genel kurulu bugün Ankara’da başladı. İki gün sürecek olan kurulda bugün konuşmalar yapılarak raporlar açıklandı.

    “İKTİDAR KANLI BİR SÜREÇ YAŞATTI BİZE”

    Genel kurulda konuşma yapan PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, içinde bulunulan sıkıntılı süreçte birlik olmak gerektiğine vurgu yaptı. Kaplan şunları belirtti: “Bizler birimizin eksikliğini tamamlamak zorundayız. 7 Haziran seçimlerini iyi tahlil edemedik. Karşılıklı anlayışın olduğu bir zemin yakalandı 7 Haziran’da ve başarılı bir sonuç alındı. Mevcut iktidar bunu hazmedemeyerek o günden bu güne kadar kanlı bir süreç yaşattı bize.

    “SOKAK İŞGAL EDİLDİ”

    15 temmuz darbe süreci ile birlikte sokak işgal edildi. Her türlü darbeye karşı olan bir toplumuz. Darbe girişiminden sonra sokağa çıkanlarla aynı tutumun sahibi olamazdık. Çünkü sokağa çıkanlar bizi hedef aldı. Demokrasiyi hedef aldı.

    “ALEVİLERDEN ÖZÜR DİLEYİN DEDİK”

    Arkasından  OHAL ilan edildi. Yapmak istediğimiz birçok etkinliğimizi iptal etmek durumunda kaldık. Devletin ve Sarayın bütün ısrarlarına rağmen davetlerine icabet etmedik. Bizimle görüşmek istiyorsanız önce Alevilerden özür dileyin dedik. Bizi aradılar özür dilemelerinde ısrarlı olduk. Onların kırmızı çizgileri içinde olduğumuzu biliyorduk. Bunu nereden biliyoruz. Gözaltına alınan yöneticilerimizden biliyoruz.

    Dokunulmazlık konusunda da muhalefet partisinin hata yaptığını düşündük ve sitemlerimizi kendilerine ilettik. Şuanda Alevi kurumlarının geldiği nokta iyi bir nokta değil. Bizler zorunlu din dersleri kaldırılsın dediğimizde arkadan dolanıp yeni dini dersler konuluyor. Diyanet işleri kaldırılsın dediğimizde ‘Diyanetten pay istiyoruz’ diyen Alevi kurumları var. Bugün cami-cemevi projesi atıl duruyor.

    “BÜTÜN SORUNLARIMIZI BİR KENARA BIRAKMAK ZORUNDAYIZ”

    Bu genel kuruldan delegasyonun sağduyusuyla çıkacak yönetim kurulu kim olursa olsun Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ni en iyi şekilde yöneteceğinden hiç kuşkum yok. Ama önümüzde 24 Haziran seçimleri var. Ona hazırlanmamız lazım. 25 Haziran’da biz ne Kürt sorununu tartışabiliriz ne de Türk sorununu. O zamana kadar bütün sorunlarımızı bir kenara bırakmak zorundayız.

    Hiçbir yayın organımız yok. Hepimizin evlere girerek birer medya olmamız gerekiyor ki bu mendeburdan kurtulalım. Yoksa salonlarda bundan kurtulmanın bir yolu yok.

    15 yıldır bu ülkeyi yönetiyorlar. Bu yönetimin travmalarından en büyüğünü Alevi toplumu yaşıyor. Protesto ederek sandığa gitmeyerek sonucun kime yaradığını hepimiz biliyoruz. Hepimiz birer cumhurbaşkanı adayı gibi çalışmalıyız.”

    “YILLARDIR DEMOKRASİ, ÖZGÜRLÜK VE EŞİTLİK KONUSUNDA YOL ALAMIYORUZ”

    Kaplan’ın arkasından söz alan CHP Milletvekili Şenal Saruhan, örgütlü bir mücadelenin hak savunuculuğunda ne kadar önemli olduğunun önemini Pir Sultan Abdal örgütlülüğünden öğrendiğini ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz yıllardır demokrasi, özgürlük, eşitlik konusunda yol alamıyoruz. Bunun nedeninin halk için mücadelede birik konusundaki eksiklikten kaynaklandığını düşünüyoruz. OHAL’de bir seçime gidiyoruz, baskın bir seçimle karşı karşıyayız. Hepimiz biliyoruz ki yeniden yanmamak için, yeniden cezaevlerinde kalmamak için, yeniden çocuklarımızla kol kola girebilmek, cezaevlerine hapsedilmiş milli iradeyi özgür alanlara taşıyabilmek için bu seçim sürecini olağan üstü bir kararlılık ile birlikle yürütmek zorundayız. Söze değil eyleme, eve değil sokağa ama sokaktan da başka evlere girmek durumundayız.”

    “İRADEMİZİN ÇALINMASINA KARŞI İŞ BİRLİĞİ YAPACAĞIZ”

    HDP Eş Sözcüsü Ayhan Bilgen ise eşitliği, özgürlüğü ve demokratik anayasayı şu ana kadar hiç göremediklerini kaydetti. Şuandaki durumun geçmişle kıyaslanamayacak kadar tehlikeli olduğunu belirten Bilgen, “Her türlü hırsızlık gibi ekmeğimiz alın terimiz nasıl çalınıyorsa seçimlerde irademizin çalınmasına karşı iş birliği yapacağımıza demokrasi kaygısı olanlarla birlikte çalışacağımıza dair söz veriyorum partim adına. Farklılıklarımız olabilir ama sizin yıllardır yürüttüğünüz aslında Türkiye’nin bütün kesimlerinin derdinin devası olacak eşit yurttaşlık eksenli söylem birliğinin yararlı olacağını biliyoruz ve partimiz adına taahhütte bulunuyoruz. Milletvekilliği konusunda her türlü iş birliğine ortaklaşmaya açığız. Siyaset biraz da ayak oyunu. Dolayısıyla hangi turda ne kadar iş birliği yapılacak, hangisi kazandırcaksa birlikte tartışacağız.

    Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Muhittin Yıldız da faşizmin kurumsallaştığını ve hukukun, adaletin ayaklar altına alındığını kaydetti.

    “BİR TESLİM OLMA HALİ VAR”

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Tuncer Baş ise ülkede uzayan bir diktatörlükle birlikte bir teslim olma halinin var olduğuna dikkat çekerek buna teslim olmayacaklarını belirtti.

    “BİRLİKTE HAREKET EDERSEK BAŞARILI OLURUZ”

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, siyasal iktidarın barışmamak için ayak direttiğini ifade ederek “Anayasayı değiştirdiler, OHAL ilan ettiler ama yönetemediler. Herkesin bunu görmesi gerekiyor. Yapılacak tek bir şey var demokrasi ve insan haklarından yana olan herkes birlikte hareket ederse başarılı oluruz.” dedi.

    “ORTAK BİR DÜŞÜNCEDE BULUŞMALIYIZ”

    Emek Partisi adına konuşan EMEP Genel Başkan Yardımcısı Şükran Doğan, “Tekçi anlayışın geldiği son noktadayız. Tek bayrak, tek dil, tek dinden sonra tek parti yönetimine geldik. Bize şu görev düşüyor. Bugün ki iktidarı 2019’a bırakmamak için ona göre mücadele etmeliyiz. Eğer barış, özgürlük, eşitlik istiyorsak yan yana gelip ortak bir düşüncede buluşmalıyız” şeklinde ifade etti.

    “EZİLEN KESİMLER BU İKTİDARA BOYUN EĞMEYECEK”

    Ezilenlerin Sosyalist Partisi Genel Başkan Yardımcısı Alp Altınörs de “Alevi toplumu ve ezilen toplumlar bu toplumda direnirse özgürlük türküleri son bulmaz. Alevi hareketini bitirmek istediler. Ancak Alevi toplumu yaptığı miting ve eylemlerle bugün Türkiye’de bir daha var olduğunu gösterdi. 24 Haziran’da yapılacak seçimde de Türkler, Aleviler ve ezilen tüm kesimler bu iktidara boyun eğmeyecektir.” dedi.

    “DÖNEN DÖNSÜN BİZ DÖNMEYECEĞİZ”

    PSAKD’nin önceki genel başkanlarından Kazım Genç, Pir Sultancılar olarak AKP iktidarının zulmüne karşı direneceklerini vurgulayarak “Çünkü biz derisi yüzülen Nesimilerden ve Pir Sultanlardanız. Dönen dönsün biz dönmeyeceğiz. Biz susarsak bizi susturanlar çok olur. Bizi savaşa da götürürler, bizi hapishanelere de götürüler. Ancak hepimiz yan yana durup asıl olan demokrasi dersek başarılı oluruz.” şeklinde konuştu.

    “BİRİKEN BİR MÜCADELE VAR”

    Yine PSAKD’nin önceki genel başkanlarından olan CHP Milletvekili Necati Yılmaz da yaşanılan sürece dikkat çekerek şunları belirtti: “Yaşadığımız sürecin adı konulmuş durumda. Türkiye’de yeni bir devletin temelleri ve faşizmin temelleri kurumsallaşmış durumda. Ancak bunu yapacak durumları da kalmamış. Biriken bir mağduriyet, biriken bir haksızlık var. Ancak bizde de biriken bir mücadele var. Kendimizi inancımızı ve bilincimizi yeniden keşfettik.”

    “DAR MEYDANLARI YAPMAK ZORUNDAYIZ”

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı ve Kureyşan Ocağı Piri Hüseyin Güzelgül ise gelinen noktada Türkiye’nin son yüz yılın en karanlık dönemini yaşadığına işaret ederek “Bu tarihi dönemde kuruluşundaki aşk ve azimle, samimiyetle çalışmak üzere Pir Sultan Abdal örgütlülüğüne her zamankinden daha fazla ihtiyaç duymaktayız.” dedi.

    Konuşmaların ardından geçtiğimiz haftalarda tutuklanan PSAKD Genel Başkan Yardımcısı Erol Yeter’in ceza evinden gönderdiği mesaj okundu.

    TV10 EYLEMİNE DESTEK

    Ayrıca basına yönelik baskılara da dikkat çekilen gelen kurulda kapanan Alevi televizyonları TV10 ve Yol TV de unutulmadı. Pir Sultan örgütlülüğünün TV10 çalışanlarının her Cumartesi günü Galatasaray Meydanı’nda sürdürdüğü hak arama mücadelesinin yanında olduğu vurgulandı. (HABER MERKEZİ)

  • Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’ndan sert tepki: Diyanet saygısız hamleler yapıyor

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’ndan sert tepki: Diyanet saygısız hamleler yapıyor

    PİRHA – Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın, ‘Camiler hem Sünni hem Alevi’nin ibadet yeridir’ açıklamalarına Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Pir Hüseyin Güzelgül’den tepki geldi. Pir Güzelgül, “Biz kadıdan, hacıdan, hocadan fetva almamışız. Bizim pirimiz, rehberimiz, mürşidimiz vardır” ifadelerini kullandı.

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, “Alevi kardeşlerimiz cemevlerinde muhabbetlerini yapabilirler, namazlarını da kılmak istiyorlarsa kılsınlar. Müslümanların ibadet yeri camidir. Camiler hem Sünni hem Alevinin ibadet yeridir” dedi.

    “BİZ HACIDAN, HOCADAN FETVA ALMAMIŞIZ”

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Pir Hüseyin Güzelgül, “Biz kadıdan, hacıdan, hocadan fetva almamışız. Bizim pirimiz, rehberimiz, mürşidimiz vardır. Biz dünyayı güzelleştirmek adına, gönülleri, insanlığı güzel eylemek ve bu güzellikleri de pay ederek birlikte yaşamayı isteyenleriz. Bütün inançlar güzel ahlak ve sevgi üzerine kurulmuştur ve varlıklarını da onun üzerinde devam ettirmeye çalışmaktadırlar. Bizim ibadethanemiz cemevidir, ibadetimiz de cemdir. Farklı inançlar, kültürler ve düşünceler arasında saygı ve dayanışmaya dair ilişkiler yerine bunlar düşmanlık üretiyor. Diyanet, toplumumuzu kutuplaştırmaya, ayrıştırmaya yönelik saygısız hamleler yapıyor” dedi.

    “DİYANET BİZİ YOLUMUZDAN İKRARIMIZDAN DÖNDÜREMEZ”

    “Biz onlara teslim olmuyoruz. Hiçbir zaman teslim olmamışız, teslim olmayacağız. Bizim düşüncemiz velidir. Hiç kimseyi kimseden ayırmaz. Yaratılan yüz bin alemi Hakkın nuru bilir, herkesi kendimiz gibi görürüz” diye konuşan Pir Güzelgül, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Nesimi misali, Mansur misali aşk ile severiz cümle alemi. Tıpkı Yunus gibi içimizin aynasını dışarı tutar herkesi bir eyleriz, Hüseyindir yolumuzun piri. Postumuzu Hak yoluna sermişiz; yolumuzun menzili Hakka varır. Celal-i Abbas gibi mazlumlara taşınacak su yolunda baş veririz. İmam Hüseyin, Hacı Bektaş Veli’ye de ikrar vermişiz. Dönmeyiz ikrarımızdan. Ne zulümler ne saldırılar görsek de, kah yüzülsek kah asılsak da fark etmez. Darağacında asılan Mansur misali hep enel Hak söyler bizim dilimiz. Pir Sultan’dır cesaretimizin simgesi. Hiç kimse bu yolda bizi ne asimile edebilir ne yok edebilir. Biz pirimizin, rehberimizin, İmam Hüseyin’in, Şah-ı Merdan Ali’nin yolundan, adaletinden ayrılmayan bir toplumuz. Ne Diyanet Başkanı ne de onun yardakçıları bizi yolumuzdan, ikrarımızdan döndüremez.”

    “İBADETHANEMİZ CEMEVİ, İBADETİMİZ CEMDİR”

    Pir Güzelgül, “Öyle bilsin ki bizim ibadet yerimiz cemevidir. İbadetimiz de cemdir, Alevilik vardır, Alevilik Haktır. Bunu artık görsünler” diyerek tepkisini şöyle dile getirdi:

    “Sadece Aleviler değil diğer inanç sahipleri de vardır. Birlikteliği yok etmek isteyen inkarcı zihniyet bu toplumu bölüp ayrıştırmaya çalışıyor. Biz birlikteliği sağlamaya çalışıyoruz. Böyle bir inanca sahibiz. Ebu Sufyan’ın zihniyetiyle bir yerlere gidilmez. Gelin hep birlikte dünyayı güzel eyleyelim. Birbirimize saygı duyalım. Biz havraya, sinagoga, kiliseye, camiye saygı duyarız. Yalnız bizim de ibadet yerimize ve ibadetimize de saygı duyulmasını isteriz. Bu zihniyetten vazgeçsinler.”

    “BİZİ YOK EDEN ZİHNİYETTEN NASIL DESTUR ALINIR”

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ‘Nevruz ve Hıdırellez Görevlendirmeleri” adı altında 13 Alevi dedesini Avrupa’ya göndermesine tepki gösteren Pir Güzelgül, şunları kaydetti:

    “Zaten ağacın kurdu olmasa ağaç kurumaz. Biz hem onlarla uğraşıyoruz hem bunlarla uğraşıyoruz. Bizim inancımızı tanımayan bizim inancımızı yok etmeye çalışan, katliamlar yaşatan zihniyetle nasıl bir olunabiliyor. Bizi Kerbela’da, Maraş’ta, Sivas’ta, Koçgiri’de, Gazi’de, Gezi’de yok eden zihniyetle nasıl hareket edip nasıl oradan destur alıyorsun. Biz Şeyhül İslamlardan fetva almamışız. Bizim pirimiz, rehberimiz, mürşidimiz vardır. Bu yola onların çizdiği yolla gelmişiz. Bir de Aleviliğin, ocakların ana kaynağı Dersim’de, onlar bize nasıl fetva verecek. Bugüne kadar biz onların fetvasını almadık.”

    Hüseyin Yaşar SEZGİN/DERSİM

  • Pertekliler Derneği Hızır ayı dolayısı ile Hızır Kavut’u etkinliği yaptı-VİDEO

    Pertekliler Derneği Hızır ayı dolayısı ile Hızır Kavut’u etkinliği yaptı-VİDEO

    PİRHA – Hızır ayı dolayısı ile İstanbul Pertekliler Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Kültür Derneği’nin düzenlediği Hızır etkinliğinde konuşan Pertekliler Derneği Başkanı Ahmet Doğru, “Hızır lokması Dersim kültüründe çok önemli ve anlamlıdır. Dersim’de Hızır lokması verildiği zaman insanlar birbirine küskün ve dargın da olsa Hızır lokması götürüldüğünde geri çevirmez mutlaka alırlar” dedi.

    Haberin Videosu

    İstanbul Pertekliler Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Kültür Derneği Hızır ayı dolayısı ile geleneksel Hızır Kavutu (Qawutu) etkinliği yaptı. Hızır Kavutu  etkinliği öncesi panel düzenlendi. Panele Dersim Ovacık Belediyesi Başkanı Fatih Maçoğlu, HDP 25. Dönem Mersin Milletvekili Çilem Küçükkeleş, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu veAlevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Hüseyin Güzelgül katıldı.

    Pertekliler Derneği Başkanı Ahmet Doğru yaptığı açılış konuşmasında, “Her yıl Hızır ayında geleneksel Hızır Kavutu (Qawutu) etkinliğimizi yapıyoruz. Hızır lokması Dersim kültüründe çok önemli ve anlamlıdır. Dersim’de Hızır lokması verildiği zaman insanlar birbirine küskün ve dargında olsa Hızır lokması götürüldüğünde geri çevirmez mutlaka alırlar” diye konuştu.

    Açılış konuşmasından sonra geçmişten günümüze Alevi inancı için mücadele vermiş ve katledilmişler için bir dakikalık saygı duruşu yapıldı.

    “ALEVİLER DARLIKTAN KURTULMAK İÇİN ŞUBAT AYINI HIZIR AYI OLARAK KABUL ETMİŞTİR”

    Saygı duruşundan sonra konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneğinin Alibeyköy Şubesi Başkanı ve Alibeyköy Cemevi dedelerinden Hüseyin Güzelgül, “Çok zor bir süreçten geçiyoruz. Her zaman, her yerde Alevilerin görmek istediği Hızır zorda, darda, karda ve tipide hazır ve nazırdır. Biliyorsunuz Şubat ayı kış aynın en zor ayıdır. Şubat ayında köylülerin kışlıkları bitiyor. Alevi halkı işte o darlıkta kurtulmak için Şubat ayını Hızır ayı olarak kabul etmiştir” dedi.

    “ARALIK AYI BÜYÜK ÇİLE AYIDIR”

    Güzelgül’ün ardında konuşan HDP 25. Dönem Mersin Milletvekili Çilem Küçükkeleş ise, “Alevilik doğayı ve yaşadığı coğrafyayı dikkate alan bir inançtır. Hızır’ın da şubat ayında olması biz biliyoruz ki tesadüf değildir. Bizim için Hızır 10 Kasım Koç katımı ile başlar.  Koç katımı canlıların yeni baştan dünyayı kendinde var etmesi anlamına gelir. Koç katımından sonra 21 Aralığa kadar olan sürede ise kar yağmış, devlet kontrolü bitmiş ve dedeler köylere rahatça gidip cemlerde insanlarla bir araya gelerek inançlarını yaşarlar. Bütün doğanın bütün canlıların dara durduğu ve en uzun gece dediğimiz 21 Aralık ise Alevilerin aslında karanlık ile büyük bir mücadele verdiği büyük çile ayıdır. 21 Aralıktan sonra Şubat ayına kadar olan süreye ise küçük çile ayı deriz. Yine yoğunlaşmanın, insanın kendini dara çektiği, toplum ile yüzleştiği ve helalleştiği Şubat ayı ise Hızır ayıdır. Hızır doğanın darda olduğu, insanın artık yiyeceğinin tükendiği ve sıkıntılı bir halden çıkış dönemine denk gelir” diye konuştu.

    “MESELE EŞKIYALIK VE HENDEK DEĞİL…”

    Çocukluğunda kendilerine hep büyüklerinin Dersim 38 katliamın’a ilişkin yaşananları anlatıklarını belirten Küçükkeleş, “Bize hep Dersim’de eşkıyalık var derlerdi. Bizde çocuk olduğumuzdan inanırdık. Sonra aklımız erince eşkıyalık sadece Dersim’de mi vardı diye düşünmeye başladık. Eşkıyalık olduğu için mi kadınlarımız çocuklarımız tacize, tecavüze uğradı ve küçük yaşta öldürüldüler. Birleşmiş milletlerinin soykırım diye adlandırıldığı her şey Dersim’de uygulandı. Dersim’de yaşananları belki sözlü tarih ile duyduk, öğrendik ama bugün hepimiz Sur’da ve Cizre’de yaşananlara şahitlik ettik. Bizler bu yaşadıklarımızı anlatmaya devam edeceğiz. Çünkü o dönem Dersim’de eşkıyalık vardı diyenler bugün hendek var diyorlar. Aslında meselenin eşkıyalık ve hendek olmadığını sadece toplumların bir arada yaşamasına düşmanlık olduğunu anladık ve gördük” şeklinde konuştu.

    “DEVLETİ İDARE EDENLER HINZIR PAŞAYA DÖNÜŞMÜŞTÜR”

    Küçükkeleş’ten sonra konuşan CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ise “Bu ülkede insanlar kimlikleri, nedeni ile inançları nedeni ile ayrıştırılıp mağdur ediliyor. Sizin yaşadığınız bu haksızlığı size anlatmayı bir ayıp olarak görüyorum” dedi.

    Aleviler için kutsal olan Hızır ayı içerisinde olunduğunu belirten Kaftancıoğlu, “Bugün Hızır lokması için bir aradayız. Artık söz bitiyor ve inandığımız bu topraklarda yan yana durmamızı sağlayan insan sevgisi, hak sevgisi, emek için Hızır’ın yardım etmesini temenni ediyoruz. Çünkü bugün devleti idare edenler Hınzır paşaya dönüşmüştür. Devlet politikaları nedeni ile sorun haline gelen devletçi, ayrımcı ve kendinde olanı yanında tutan bakışın karşısında olacağız”dedi.

    “BU ÜLKEDE SİYASETİN NE KADAR ZOR OLDUĞUNU BİLİYORUZ”

    Son olarak konuşan Ovacık Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, “Bizim bu yaşadığımız bölgelerde toplumun aydınlanmasını sağlayan katmanlar bizlerin siyasal ve yaşamsal alanlarını daha da geliştiriyor. Birçok dinde bulunmasına rağmen ülkemizde en çok Alevilik kültürü içerisinde yer alan hoşgörü kültürü bizim için önemlidir. Bu inanç içinde de siyaset yapmakta bizim için çok değerlidir” ifadelerini kullandı.

    “ Bütün dinlerin ve birçok halkın kendini bu ülkede var ettiğini” söyleyen Maçoğlu, “Aleviler, Sünniler, Kürtler, Türkler, Lazlar bizim renklerimiz ve değerlerimiz. Bugün kayyum ile 90 tane HDP’li belediye başkanın görevden alındığı bir ülkede yaşıyoruz. Yine onlarca milletvekilinin tutuklu olduğu bir ülkedeyiz. Bu ülkede siyasetin ne kadar zor olduğunu biliyoruz. Ama biz o yoldaşlarımızın omuzdaşı olarak bize bıraktıkları mirası Ovacık Belediyesi olarak üstleneceğiz” diye konuştu.

    Panelin ardından Alibeyköy Cemevi Piri Hüseyin Güzelgül lokması duası verdi. Lokma duasından sonra lokmalar pay edildi. Son olarak ise Dersimli Sanatçı Mehmet Ekici deyişler okudu ve etkinlik sona erdi.

    İsmet  SEFER/ İSTANBUL

     

  • ‘Alevi örgütlerine her an tahrik olabilir, dikkat’ toplantısına Pir Güzelgül’den tepki-VİDEO

    ‘Alevi örgütlerine her an tahrik olabilir, dikkat’ toplantısına Pir Güzelgül’den tepki-VİDEO

    PİRHA – Ankara Valisi Ercan Topaca’nın talimatıyla Ankara’da Aleviler için tehdit toplantısı düzenlenmesine ilişkin PİRHA’ya konuşan ABF İnanç Kurulu Başkanı Pir Hüseyin Güzelgül, “Alevileri yok etmeye kimsenin gücü yetmez, katliamları yaşadıkça korkuyu yenmiş ve ne şekilde hareket edebileceğini bilen bir toplumuz” dedi.

    Haberin videosu

    Ankara’da Valiliği’nin talimatıyla Keçiören Kaymakamı başkanlığında Aleviler için düzenlenen toplantıda Alevi dernekleri temsilcilerine “Alevi örgütlerine her an tahrik olabilir, dikkat” uyarısında bulunuldu. Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan ABF İnanç Kurulu Başkanı Pir Hüseyin Güzelgül, “Aleviler, kendi inancından başka bir inancı tanımayan bir zihniyetle karşı karşıyadır, tahrik ve kışkırtmalar olabilir” ifadelerini kullandı.

    “KORKUYU YENMİŞ BİR TOPLUMUZ”

    Biz Aleviler, tehlikelere karşı ne şekilde davranacağımızı toplum olarak biliyoruz. Çünkü biz Ebu Süfyan döneminde, Abbasi, Selçuklu, Osmanlı sonra cumhuriyet döneminde katliamlar yaşamış bir toplumuz” diye konuşan Pir Güzelgül, şöyle devam etti:

    “Temelinde insan sevgisi olan o güzelim yol erkanı, kendi inancından başka bir inancı tanımayan bir zihniyetle karşı karşıyadır. Bunu yaşamamamız adına tahrikler olabilir, kışkırtmalar da olabilir.

    Hiç kimsenin Alevileri yok etmeye gücü yetmez. Çünkü o katliamları yaşadıkça biz hem korkuyu yenmişiz hem de toplum olarak ne şekilde hareket edeceğimizi biliyoruz. Bizi korkutamazlar.”

    “İBADETHANEMİZ CEMEVİ, İBADETİMİZ CEMDİR”

    Pir Güzelgül, “Alevilik haktır. Alevilerin ibadet yeri cemevleridir, ibadeti cemdir. Kabul ederse dünya insanları, temelinde insan sevgisi olan o yolu benimser ve Alevileşir, korkuları budur. Ama inanınki bu güzelim yolu, erkanı günün birinde bütün dünya insanları kabul edecek” dedi.

    Güzelgül, “Avrupa’nın her ülkesinde kabul görmüş, anayasalarına girmiş, kürsüler, sekreteryalar açılmış. Aleviler için mezarlık yerleri tahsis edilmiş. Orada ne kadar Alevi var, belki 5 milyon civarı. Ama Türkiye’nin üçte birini Aleviler oluşturuyor. O yolu ve erkanı yaşatalım. Biz tekrar ikrarı yaşatırsak Aleviliği yaşatırız” diyerek sözlerini tamamladı.

    Hüseyin Yaşar SEZGİN/DERSİM

     

  • Ovacık Munzur Baba Cemevi’nde Xızır Cemi gerçekleşti-VİDEO

    Ovacık Munzur Baba Cemevi’nde Xızır Cemi gerçekleşti-VİDEO

    PİRHA – Dersim Ovacık Munzur Baba Cemevi’nde Xızır cemi halkın yoğun katılımı ile gerçekleşti. Cemi Pir Hüseyin Güzelgül yürütürken deyişleri zakirler Ali Kaya Arı ve Zeynel Batar söyledi. Bozatlı Xızır’ın darda olana yardım etmesi için dualar edildi.

    Haberin videosu

     

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ovacık Şubesi ve Munzur Baba Cemevi’nde Xızır lokması pay edildi. Ardından Xızır cemi gerçekleşti. Cem, Alevi Bektaşi Federasyonu İnanç Kurulu Başkanı, Kureyşan Ocağı pirlerinden Hüseyin Güzelgül, zakir Ali Kaya Arı, Zeynel Batar ve Celal Abbas’ın katılımıyla gerçekleşti. Pir Hüseyin Güzelgül’ün yürüttüğü cemde 12 hizmet gerçekleşti.

    “XIZIR, HAK VE HAKİKAT KAPISIDIR” 

    Bozatlı Xızır’ı anlatan Pir Güzelgül, Hak ile Xızır’ı buluşturmamız gerektiğini söyleyerek şunları belirtti:

    “Hak ile Xızır’ı buluşturamazsak Xızır ile Alevilikten dem vuramayız. Xızır her an hazır ve nazırdır. Bu Xızır’ın simgesidir. Darda olan, zorda olan, sıtk ile çağıranların hemen imdadına yetişen, uğradığı yerlerde güller açan, bereket bolluğun simgesidir Xızır. Hakkın binbir adından birisidir Xızır. Xızır hak ve hakikat kapısıdır, hakikat ilminin piridir.

    Hak kapısında ve evrende koşulsuz olarak bütün varlıkların birbirine ikrar vermesidir, ikrar veren bütün varlıkların semaha ve pervaza dönmesidir Xızır. Zahiri değil batıni ilmin piridir.

    “XIZIR AYINDA İKRAR VERİLMESİ GEREKİR”

    Xızır ayında ikrar verilmesi gerektiğini, dünyanın ikrar üstüne kurulmuş olduğunu ifade eden Pir Güzelgül, şunları kaydetti:

    “İnsan yaratıldığında 4 ana sırdan meydana geliyor. Hava, su, ateş, toprak; onlar birbirine ikrar vererek bir beden olmuştur. Xızır ayında ikrar verip o özümüze dönüş yapmamız lazım.

    Nasıl 4 ana sır birbirine ikrar vererek insanlar yaratılmış, tek bir beden olmuşsa, biz de ikrar verip Aleviliği yaşatabiliriz. Kışın hüküm sürdüğü ay Xızır ayıdır. Bu bölgede insanlar hayvancılıkla uğraşırlar. Samanın bittiği aydır. Xızır’ı çağırırız, bütün canlarımızı sen kurtar ya Xızır diye. Eğer 366 azamızla çağırırsak Xızır hazır ve nazırdır.”

    12 HİZMET GERÇEKLEŞTİRİLDİ

    Canlardan rızalık isteyen Pir Güzelgül, on iki hizmet sahiplerine toplu bir dua verdi. Ardından da çerağ uyandırılarak on iki hizmet gerçekleştirdi. Zakirler Ali Kaya Arı ve Zeynel Batar’ın söylediği deyişler eşliğinde, ‘Seyir için değil hak için ola’ denilerek semaha duruldu.

    Cemin ardından lokmalar canlara pay edildi.

    Hüseyin Yaşar SEZGİN/DERSİM  

     

  • Alevi Bektaşi İnanç Kurulu: Boz Atlı Hızır tüm mazlumların yanında olsun

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu: Boz Atlı Hızır tüm mazlumların yanında olsun

    PİRHA – Aleviler için kutsal olan Hızır (Xızır) ayı dolayısıyla Alevi Bektaşi İnanç Kurulu adına kurulun başkanı Pir Hüseyin Güzelgül, açıklama yaptı. Açıklamada, “Hızır doğanın yeniden canlanışı, bolluk bereket için dardan kurtarmaktır. Yaşadığımız coğrafyada tüm halkların barış içerisinde bayram etmesidir” denildi. 

    Hızır Orucu, eski takvim (Rumi aylar) hesabına göre 31 Ocak -2 Şubat, yeni takvim (miladi) 13-14-15 Şubat tarihlerine gelmektedir. Alevi toplumu 3-5-7 gün oruç tutar, gün batımıyla oruçlarını açarlar. Hızır orucu tek, Muharrem orucu ise çift olarak tutulur. Oruçlarının bitiminde Hızır erkânı yapılır.

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu da Aleviler için kutsal olan Hızır (Xızır) ayı için yazılı açıklama yaptı. Hızır’ın Hakk’ın bin bir adından biri olduğu belirtilen açıklamada, Hızır’ın hakikati temsil ettiği ve yol gösterdiği vurgulandı.

    Hızır’ın Anadolu insanına göre toplumsal yaşamda umut deryası, barışın, huzurun, sağlığın, paylaşımın, bolluğun, bereketin simgesi olduğu kaydedilen açıklamada, Hızır’ın her daim hazır ve nazır olduğu, yeri geldiğinde dilek ve istekleri özlemleri yerine getirdiğine inanıldığı belirtildi.

    YETİŞ YA XIZIR

    Yaşanan zor günlerde en çok Hızır’a ihtiyaç duyulduğu belirtilen açıklamada, “Her zor anımızda Hızır’ı çağırırız. Kötülüğe karşı iyilik, karanlığa karşı ışık, zalime karşı Şah-ı Merdan, umutsuzluğa karşı umut ve yüreğimizdeki aşktır, ışıktır Hızır. Bizi kimsesiz bırakmayandır. Aşk ile çağırırız her daraldığımızda. Umudumuz filizlenir yüreğimizde, ona her seslenişimizde. Yetiş carımıza Bozatlı Hızır deriz, yanı başımızda buluruz” denildi.

    “HERKESİN CAN OLDUĞU RIZA ŞEHRİ KURMAK İSTİYORUZ”

    Alevilerin tüm çabalarının yaşadıkları dünyayı güzelleştirmek olduğu vurgulanan açıklamada, “Ne savaşlar istiyoruz, ne zulüm… Ne yoksulluk istiyoruz, ne acı… Ne kötülük istiyoruz, ne eziyet… Bizim tek düşümüz var, insanları mutlu, eşit, ayrımcılığa uğramadan, herkesi bir can olarak yaşadığı kutsal Rıza şehrini kurabilmek” ifadeleri kullanıldı.

    Açıklamada düşlenen Rıza şehrinden uzaklaşıldığı vurgulanarak, “Yolun, inancın gereğini yerine getireceğiz. Her daim zalime karşı Zülfikar, mazlumun yanında güvercin olmaya devam edeceğiz. Cemlerimizi yapmaya, semahlarımızı dönmeye, deyişlerimizi okumaya, çerağlarımızı uyandırmaya devam edeceğiz” mesajları verildi.

    Açıklamada son olarak, Türkiye’de tüm halkların barış içerisinde yaşamasını istediklerini belirterek, “Bozatlı Hızır tüm mazlumların yanında olsun” denildi.   (HABER MERKEZİ)

     

  • Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı’ndan MEB’e ‘Ebusuud’ tepkisi-VİDEO

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı’ndan MEB’e ‘Ebusuud’ tepkisi-VİDEO

    PİRHA – Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) dönem ortasında yaptığı değişikliklerde Aşık Mahsuni Şerif’in adının çıkarılmasına ve Alevi katliamlarının fetvasını veren Ebussuud’un adının ise müfredata konulmasına Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Hüseyin Güzelgül tepki gösterdi. Güzelgül, “Ebusuud’a müfredatta yer vermeleri Aleviliği inkar etmek ve yok saymaktır” dedi. 

    Haberin Videosu

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) dönem ortasında yaptığı değişikliklerde güncellenen öğretim programında birbirinden tartışmalı düzenlemelere gidildi. Bu değişiklikler arasında 12’nci sınıf Türk Dili ve Edebiyatı dersinde okuma bölümünde yer alan ünlü halk ozanı Aşık Mahsuni Şerif’in adının da çıkarıldığı görüldü. Öte yandan liselerde okutulan ‘tefsir’ dersinde Alevilere yönelik ölüm fetvalarıyla bilinen Ebussuud da müfredata girdi.

    MEB’in yaptığı bu değişikliklere Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Hüseyin Güzelgül tepki gösterdi.

    Güzegül, Mahsuni Şerif ‘in çağın Pir Sultan’ı olduğunu söyleyerek, “Halk için mücadele veren, yolu, erkanı adına mücadele veren bir dede bir pir, mürşid ve rehberdi” dedi.

    Pir Güzelgül, inkarcı zihniyetin, Diyanet İşleri ile birlikte Milli Eğitim Bakanlığı’nın sözleşmelerinin altına imza atarak, FETÖ’nun yapmak istediklerini gerçekleştirmek isteyen, kendine referans alan aldığını belirtti.

    “EBUSUUD ALEVİ KATLİAMLARINA FETVA VERENDİR”   

    Ebusuud’un Alevi katliamlarına fetva verdiğini, ‘Alevilerin nikahı boştur, katli vaciptir’ dediğini, Yavuz’la birlikte iş birliği yapıp, Alevilerin katline sebep olduğunu söyleyen Güzelgül, böyle bir insanın Milli Eğitim müfredatına dahil edilmesinin Alevilere işkence ve zulüm olduğunu kaydetti.

    Pir  Güzelgül, Alevilerin varlığının inkar edildiğini, yok sayıldığını vurgulayarak, “Bu zihniyeti hem kınıyoruz hem de lanetliyoruz” şeklinde konuştu.

    “EBU EJDADINDAN ALDIKLARI BİR SÜREĞİ SÜRDÜRÜYORLAR”

    Türkiye’de sadece Alevilerin ya da Sünniler’in yaşamadığını diğer azınlıkların da yaşadığını ve onların da inançlarına saygı gösterilmesi gerektiğini ifade eden Pir Güzelgül, “İnkarcı zihniyet devamlı Alevileri rencide edici sözler söyleyerek, zulüm sayılan iştihatlarını gerçekleştirmek istemesi Ebu ejdadından kalan bir sürektir” dedi.

    O süreği Ebusuud’dan, Osmalı döneminden aldıklarını söyleyen Güzelgül, “Böyle bir zihniyete yer vermeleri inkarcılık ve yok saymaktır” diyerek şöyle devam etti:

    “Onlar nasıl bu zihniyete değer veriyorlarsa biz de Ebusuud’u ve Milli Eğitim’in aldığı bu kararları tanımıyoruz. Bu zihniyeti kınıyoruz. Bunları her yerde geleceğimiz olan çocuklarımıza anlatıp muhabbetlerimizde  yer vermek gerekir.”    (HABER MERKEZİ)

  • Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Çorum toplantısının sonuç bildirgesini açıkladı

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Çorum toplantısının sonuç bildirgesini açıkladı

    PİRHA- Alevi Bektaşi İnanç Kurulu 17-18 Ocak tarihlerinde Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Çorum Şubesi’nde yaptığı 6. Olağan toplantısının sonuç bildirgesini açıkladı. Alevilere yönelik yapılan ayrımcı uygulamalara değinilerek, tüm bunlara karşı Alevi kurumları ile koordineli olarak, “Tüm pirlerimizin bize bıraktığı nuru kandilden kandile taşımaya hizmet edeceğiz” denildi. 

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu yönetimi, sekreteryası, yedekleri ile ABF Genel Başkanı Muhittin Yıldız ve HBVAKV Genel Başkanı Tuncer Baş’ın katılımı ile Hacı Bektaş Veli Anadollu Kültür Vakfı Çorum Şubesi’nde bir araya gelmişti.

    17-18 Ocak tarihlerinde gerçekleşen 6. Olağan toplantıda Türkiye’de yaşanan sorunların Alevilere nasıl yansıdığının yanı sıra cenaze erkanı ve Alevi kurumları arsındaki sorunlar tartışılmıştı.

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu, Çorum toplantısının sonuç bildirgesini açıkladı. Alevilere yönelik hak gasplarına değinilen bildirgede, dini ayrımcılık ve savaşların son bulması istendi. Bildirgede ayrıca bitirilen cem ve hakka yürüme erkânlarının kitapçıklarının tüm cemevlerine dağıtılacağı bildirildi.

    “ETNİK VE DİNİ AYRIMCILIK VE SAVAŞLAR SON BULMALI”

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Hüseyin Güzelgül imzasıyla hazırlanan sonuç bildirgesinde  açıklamanın tamamı şöyle:

    “Alevi inancı güzellikler ve sevgi üzerine kuruludur. Alevi inancının, yolunun inanç önderleri ve talipleri olarak bu uğurda hizmet etmek için bir araya geliyoruz. Bu yolun, pirleri, talipleri bil cümle bu yolun yolcularının gönlündeki murad, dünyayı, insanlığı güzel eylemek ve bu güzellikleri birlikte pay ederek yaşamaktır.

    Hal böyle iken; her bir araya gelindiğimizde savaşlardan, saldırılardan baskılardan, haksızlıklardan ve bilcümle kötülüklerden konuşmak zorunda kalıyoruz!

    Bunun nedeni; genelde yaşadığımız coğrafyada, Özelde ise ülkemizde Emevi düzenini kurmak isteyenler ve bu uğurda yaşadığımız coğrafyayı kan gölüne çevirenler var! Ve kan gölü giderek büyüyor.

    Türkiye’nin, orta doğunun ve bu coğrafyada yaşayan cümle halkların içinde yaşadığı durumu, zorlukları artık kelimeler ifade etmiyor. Ve büyük bir çaresizlikle yaşananları izliyoruz. Dileğimiz, mücadelemiz ve gülbanklarımız artık bu yaşanan zulümlerin son bulması içindir… Ülkemizde ve bölgemizde, halklar arasında sağlıklı bir barış içindir…  Savaş hiç kimseye mutlu bir gelecek ve onurlu bir geçmiş bırakmaz. Karar alan iradenin bu sorumlulukla davranmasını bekliyoruz. Halklara ve farklı inançların önderlerine çağrımız, kardeşlik ve barış yönünde taraf olmalarıdır.

    “ALEVİLİĞİ YOK ETMEYE ÇALIŞIYORLAR”

    Geçmişte, Alevilerin, yaşadığı ayrımcılık, zulüm, insanlık dışı saldırılar yaşadık! Bugün bunlar devam ediyor, lakin bunun ilerisine geçilerek Alevilik yok edilmeye dönük sistemli saldırılar yapılıyor.

    Alevi olduğu şüpheli kişiler, Alevilerin yoksul mahallelerinde iyi niyetli Alevi toplumunu kandırarak, kendini dede gibi göstererek dedelik hizmeti yürütüyor… Diyanet ve MEB, okullarda Aleviliği çarpıtarak, değiştirerek öğretiyor… Dağınık halde bulunan, daha önce üzerinde çalışılmamış, Alevi kaynakları, görevlendirilmiş ve bilimsel ahlaktan yoksun akademisyenler tarafından özünden saptırılarak; istemedikleri yönlerini karartarak, aslından farklı olarak yayınlanıyor…  Diyanetin, iktidarın Aleviliği kendilerince şekillendirip yönetmek, yönlendirmek için türlü oyunlar geliştiriyor…Özellikle bugün örgün eğitimde öğrenim gören gençlerimiz, Sünni İslamcı bir düşünce sistemi ile yetiştiriliyor. Ailelerde Aleviliğe dair bir kimlik ve inanç bilgisi almamışsa bu gençler Alevilikten uzaklaşıyor…

    Tüm bunları görmek ve bunlara göre yolun örgütlenmesini, mücadelesini, hizmetlerini yürütmek zorundayız… Eğer bu saldırıları görüp tedbirlerini alamazsak, otuz, kırk yıl sonra adını anabileceğimiz bir Alevilik belki olacak, lakin hizmet edebileceğimiz talip kalmayacak! Hizmet yürütenlerde, kafaları yıkanmış, değiştirilmiş, yolun içine sokulmuş, imamlaştırılmış sözde dedeler olacak!

    “ALEVİ HAREKETİ İÇERİSİNDEKİ SORUNLAR, ALEVİLERİ ATIL BIRAKIYOR”

    Tüm bu olumsuzluklar içerisinde, Alevi hareketi içerindeki sorunlar da Alevilileri atıl bırakıyor. Yolsuz, ışıksız bırakıyor…Biran önce Alevi kurumları kendi iç sorunlarını çözebilmeli, birbirleri ile mücadeleyi bırakarak; Aleviliğe saldıranlara karşı birlik olabilmeleri ve Alevileri yalnız hissettirmemeleri gerekmektedir.

    Bizler bu yolun inanç önderleri olarak, üzerimize bir görev düşerse; adil tarafsız, bize yakışan güzellikte bunu yerine getirmeye hazırız.

    Dileğimiz Alevilere yakışan şekilde çözümlere ulaşılmasıdır… Herkesin üzerine düşen vakurlukta hareket etmesini bekliyoruz.

    ERKANNAMELER HAZIRLANDI

    ABK zor bir dönemde kuruldu, lakin gördük ki, doğru da bir dönemde kurulmuş. Aleviliğin ve Alevilerin bu kadar saldırı altında olduğu bir dönemde, biz Alevi inanç önderleri olarak, bir kenarda Aleviliğin ölmesini beklememiz, yolumuza inanıcımıza ihanet olurdu.

    Küçük görünen ama önemli birçok iş yaptık. Erkanlar konusunda başlattığımız çalışmalar, henüz yolun başındayken bile birçok cemevimizde uygulanmaya başladı ve Alevi toplumunda kabul gördü.

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’nun oluşturduğu Hazırlık Komisyonunun yaptığı çalışmalar sonucunda; Cem, Hakka yürüme, müsaiplik, dardan indirme, nikah ve ikrar erkanları hazırlıkları tamamlandı. Bunlardan öncelikli olarak cem ve hakka yürüme erkânlarının baskıları bitirilmek üzeredir. Dağıtımları tüm cemevlerimize en kısa sürede yapılacaktır.

    Bu erkannamelerin hazırlanmasında Alevilerin kadim gelenek ve erkânlarını sözlü gelenekle taşıyan/ siz kıymetli dedelerimizin, analarımızın bellekleri üzerinden/ var olanı, çarpıtmalardan arındırarak bir araya getirmeye gayret ettik.

    Yapılan iş halis olunca dilek de hasıl olur derler bu yolun pirleri….Bizim bu çalışmalarımızda gönlümüzde, yaptığımız işte pak ve iyi niyetli… Dolayısı ile sonucunda iyi olacağına inanıyorum…

    “ALEVİLER YAŞAM ALANLARINDA DA BOĞULUYOR”

    Eğitim sisteminin yozlaştırılması… Kamuda yaşanan yandaş yapılanma… Haksız hukuksuz ihraçlar… Toplumun baskı altında yönetilmesi… İfade özgürlüğünün ortadan kaldırılması… Tek adam rejiminin kurulması… Soygun düzeni…  Emevi düzenin kurulması… Ve sayabileceğimiz onlarca faşizan uygulama Türkiye’yi bir cehenneme çevirmiştir. Ülkemizde halklar arasında nefret tohumları yeşertilmeye başlanmıştır. Bu toplumun bir parçası olarak, Aleviler hem parçası oldukları demokratik bir kesimin bir üyesi olarak, hem de Alevi olarak bu sorunları katlanarak yaşamaktadır.

    Diyanetin 81 il müftülüğüne gönderdiği yıllık çalışma programında, müftüler “çocuk-cami buluşması, Apartman sohbetleri, işyeri, fabrika sohbetler vb” programlarla sözde inanç özgürlüğü ve toplumun manevi yönden güçlendirilmesi adı altında, toplumun dokuları ile oynanıyor. Tüm inançları kendine benzetmeye çalışıyor. Dini siyasetin aleti haline dönüştürüyor.

    Bu karmaşık ve karanlık zamanlarda öncelikli olarak Alevi toplumunu bir arada, yan yana tutmak, yalnız olmadıkları hissettirmek zorundayız. Bununla birlikte, eğitim alanında başta olmak üzere, demokratik muhalif mücadelenin bir parçası olmak zorundayız. Özellikle bu siyasal iktidar, hepimizin yaşama biçimine müdahale etmektedir. Bir öğrencisini taciz eden İslamcı bir öğretmen, şeriat hükümlerine göre yargılanmak istiyorum diyebiliyor. İstedikleri bu şeriat düzenine karşı laiklik mücadelesini yükseltmek zorundayız. Yoksa gelecek kuşaklar için yaşadığımız ülke bir cehenneme dönecek.

    “KAMU ELİYLE DÜŞMANLIK ÜRETİLİYOR”

    Yüzyıllardır Alevilikle ilgili saldırgan ve kirli bir siyaset üreten Devlet zihniyeti ve Diyanet; farklı inançlar, kültürler ve düşünceler arasında saygıya ve tanışmaya dayalı ilişkiler yerine, kamu eliyle düşmanlık üretiyor.

    Toplumumuzu kutuplaştırmaya ve ayrıştırmaya yönelik sayısız hamle yapan, bunun için başta diyanet olmak üzere devletin tüm organlarını kullanan zihniyetin son marifeti ‘VAZALAK’ ile yine karşımızda. Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre Vazalak kelimesinin birincil anlamı; “geveze, aptal, serseri ikinci anlamı ise Alevi, Müslüman olmayan, onun gibi görünen ve oruç yiyen” anlamlarına gelecek şekilde Aleviliği kirli bir dil ile tanımlama ihtiyacı duymuştur.

    Asimilasyoncu, inkârcı, imhacı politikalarınız ve kirli diliniz ile Alevi toplumunu ve inancını kirletemezsiniz. Asla sizin dilinizin ve zihniyetinizin karanlığına teslim olmayacağımızı belirtiyoruz.

    Diğer yandan Aynı sözlükte cemevinin karşılığının bulunmaması, cemin ibadet olduğuna yer verilmemesi ile Alevi kelimesinin hakaretlerle aynı anlamda kullanılması açık bir şekilde yok sayma kastı içermektedir.

    Tüm bu saldırılara ve ülkemizde yaratılan kaotik, karanlık düzene karşı tepkisiz kalmamalıyız. Üstelik; kamu kurum ve hizmetlerinde karşılaşılan bu nefret söylemiyle üretilen ötekileştirmeye, ayrımcılığa, düşmanlaştırmaya ve toplumsal kutuplaştırmaya karşı, tüm farklı kimliklerin eşit hak mücadelesini, toplumun diğer kesimleri ile birlikte vermeliyiz. Tüm toplumsal kesimlerin yan yana gelerek, ülkemizde ve bölgemizde barış isteyen, demokratik ve laik bir yaşamı; can cana, omuz omuza vererek kurmalıyız.

    Aleviler “Rıza Şehrini” kurmaktan asla vazgeçmeyecekler. Bizler bu yolun inanç önderleri olarak, bu ütopyamızı kurmak için yola hizmet etmeye devam edeceğiz.

    ALEVİ MEDYASININ KAPATILIP ALEVİ DEDELERİ TUTUKLANMASI

    Alevilere yönelik ve Aleviliğe dair yayın yapan TV10 haksız ve hukuksuz olarak kapatılmıştır. Bu yetmezmiş gibi, birçok çalışanı ile birlikte yönetiminde görev alan Veli Büyükşahin dede tutuklanmıştır.

    Bu tutum, demokratik muhalif basına yönelik saldırıların bir parçası olmakla birlikte, aynı zamanda Alevilerin sesinin boğulmasına yönelik bir politikadır.

    Acilen Veli Büyükşahin dede başta olmak üzere tüm haksız tutuklamalara bir son verilmesini talep ediyoruz.

    Yayın organlarımızın kapatılmasını da kabul edilemez buluyoruz.

    “ALEVİ KURUMLARI İLE KOORDİNELİ ÇALIŞACAĞIZ”

    Tüm bu değerlendirmeler ışığında;

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu olarak, Alevi toplumunun üzerimize yüklediği sorumluluğun farkındayız. Bu sorumluluğu yerine getirmek için çalışmalarımızı özenle ve ivedilikle sürdüreceğiz. Tüm bunları yaparken, Alevi Kurumları ile ilgili çalışmalarda koordineli ve ancak bağımsız çalışma ilkesini koruyacağız.

    Alevi İnanç önderleri, tarihten günümüze Alevi toplumunu zor zamanlarında yalnız bırakmadı; haksızlıklar karşısında başını yere eğdirmedi. Bizlerde kadimden günümüze tüm pirlerimizin bize bıraktığı bu nuru kandilden kandile taşımaya hizmet edeceğiz. (HABER MERKEZİ)

     

  • Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’nun Çorum’daki toplantısı başladı-VİDEO

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’nun Çorum’daki toplantısı başladı-VİDEO

    PİRHA- Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Çorum’da bir araya geldi. İki gün sürecek toplantıda Türkiye’de yaşanan sorunların Alevilere nasıl yansıdığının yanı sıra cenaze erkanı ve Alevi kurumları arsındaki sorunlar tartışılıyor.

    Haberin Videosu

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu yönetimi, sekreteryası, yedekleri ve ABF Genel Başkanı Muhittin Yıldız ile HBVAKV Genel Başkanı Tuncer Baş’ın katılımı ile Çorum’da bir araya geldi.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Çorum Şubesi’nde gerçekleşen toplantıdaki divanda Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Hüseyin Güzelgül’ün yanında dedeler Eren Yıldırım, Hasan Kılavuz, Erdoğan Sezer, Nurettin Aksoy, Nurettin Gedikoğlu, Alevi anası Türkan Akbıyık ile ABF Genel Başkanı Muhittin Yıldız ve HBVAKV Genel Başkanı Tuncer Baş yer aldı.

    Baba Mansur Ocağı Piri Ali Tekin’in verdiği dar duasının ardından da çerağ uyandırılması ile toplantı başladı. İki gün sürecek toplantıda konuşulacak konuları ise pir Nuretin Aksoy şöyle sıraladı:

    “Alevi Bektaşi İnanç Kuruu çalışmalarının değerlendirmesi, Türkiye gündeminin değerlendirilmesi ve Alevileri bekleyen sorunlar, basımı yapılan cem ve hakka yürüme erkanlarının görüşülmesi ve dağıtım planlaması, eğitim ve toplantıların planlanması, gelecek toplantıların belirlenmesi, Alevi Bektaşi kurumları arasındaki sorunların görüşülmesi, öneriler ve kapanış.”

    ALEVİLERE YÖNELİK ASİMİLASYONA KARŞI MÜCADELE ÇAĞRISI

    Yoklamanın yapılmasının ardından açılış konuşmasını Pir Hüseyin Güzelgül yaptı.

    Herkesi selamlayarak konuşmasına başlayan Güzelgül şöyle konuştu:

    “İnancımıza, yolumuzun taliplerine hizmet etmek için biraraya geliyoruz. Yolumuz güzellikler üzerine kurulu. Bu yolun yolcularının gönlündeki murat dünyadaki güzellikleri pay ederek yaşamaktır. Biraraya geldiğimizde savaşlardan kötülüklerden konuşmak zorunda kalıyoruz. Çünkü ateş çemberinin içinde yaşıyoruz. Yaşadığımız coğrafyayı kan gölüne çevirdiler. Dileğimiz mücadelemiz gülbanglarımız bu yaşanan zulümlerin son bulması içindir. Halklar arasında barış için hak cümlemizin yardımcısı olsun. Alevilerin yaşadığı saldırılar bugün devam ediyor. Bunun yanı sıra Aleviliğe yönelik asimilasyon yaratılıyor. Dedelik hizmeti yürütüyor. Diyanet Aleviliği yönlendirmeye çalışıyor. Eğitimde Sünni İslamcı düşünce sistemi ile yetiştiriliyor. Bu gençler Alevilikten uzaklaştırılıyor. Bunları görmek ve yolun örgütlenmesi ve mücadelesini yürütmek zorundayız. Tedbirlerini alamazsak adını anacağımız Alevilik olmayacak. Bir an önce Alevi kurumları kendi iç sorunlarını çözebilmeli. Aleviler, düşmanlara karşı birlik olmak zorundalar. Bu yolun önderleri olarak adil, tarafsız yapmaya hazırız.”

    Açılış konuşmasının ardından sorunlar tartışılmaya başlandı. (HABER MERKEZİ)

  • Alevi Bektaşi İnanç Kurulu, 17-18 Ocak’ta Çorum’da toplanıyor-VİDEO

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu, 17-18 Ocak’ta Çorum’da toplanıyor-VİDEO

    PİRHA – Alevi Bektaşi İnanç Kurulu, 17-18 Ocak’ta Çorum’da bir araya gelecek. İnanç Kurulu Başkanı Hüseyin Güzelgül, Türkiye’de yaşanan sorunların Alevilere nasıl yansıdığının, cenaze erkanı ve Alevi kurumlar arsındaki sorunların tartışılacağını söyledi. 

    Haberin Videosu

    Alevi Bektaşi Federasyonu İnanç Kurulu Başkanı Pir Hüseyin Güzelgül, inanç kurulunun çalışmalarını PİRHA’ya değerlendirdi. Pir Güzelgül, 17-18 Ocak’ta Çorum’da toplanacağını söyledi.

    Hassas bir dönemden geçtiklerini ifade eden Pir Güzelgül, yaptıkları çalışmaların yeterli olmadığını ancak yeni başladıklarını söyledi. Güzelgül, “Hem devlet hem egemen inanç yani Diyanet teşkilatı ve devletle birlikte yandaş olan Alevi önderlerinin bizim üstümüze geleceklerini biliyorduk. Fakat onlar bu birlikteliğin sağlanacağına inanmadılar. Fakat o birliktelik çok güzel kuruldu”dedi.

    Yeni kurulduklarını söyleyen Güzelgül,  Diyanet’in elindeki bütçenin kendilerinde olmadığını belirtti. Fakat bütçeyi de istemediklerini vurgulayarak, şunları söyledi.

    “Yolumuz, erkanımız rızalık, helal lokma, hakullah üzerine kurulmuş. Canlarımızın verdiği hakullah ile bizler mücadele vererek bugünlere gelmişiz ve aynı şekilde devam etmek istiyoruz. Haram lokmada gözümüz yok.”

    HER BÖLGEDE KAPSAMLI TOPLANTILAR

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’nun kurumsallaşması yönünde hızlı adımlar attıklarını söyleyen Hüseyin Güzelgül, her bölgede ayrı ayrı toplantılar yaptıklarını belirtti. Pir Güzelgül, “Her bölgede toplantılarımızı yapıyoruz, yönetimden bölge temsilcisi dedeler seçmişiz. Bölgedeki sorunları dedeler, pirler, rehberler, analar, babalar ve zakirlerle bir araya gelip tartışıp rapor hainde toplantılarımıza taşıyoruz. O sorunların, asimilasyonun önüne ne şekilde geçeceğimizi toplantılarımızda görüşüp alınacak kararlar doğrultusunda mücadele vereceğiz” dedi.

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu, 17-18 Ocak’ta Çorum’da genel bir toplantı yapacak. Toplantıya İnanç Kurulu’nun yönetimi, sekreteryası, yedekleri ve genel başkanlar katılacak.

    “BİRÇOK TEHLİKE ALEVİ TOPLUMUNU BEKLEMEKTEDİR”

    Pir Güzelgül, toplantıya ilişkin ise şunları söyledi.

    “Sorunlarımız hat safhada. Aramızda yaşanan o sorunları da dile getirip ne şekilde çözebiliriz ne şekilde o mücadeleyi daha ileriye götürebilirizin tartışmalarını yapacağız. Türkiye’de yaşanan sorunların Aleviliğe ve Alevilere yansımasını da değerlendireceğiz. Bu da hem Aleviler açısından hem de sol, sosyalist, demokrat insanlarla laiklik ve çağdaşlık açısından çok önemli bir toplantı olacaktır. Diğer taraftan erkanlarımız yozlaşmaya doğru gitmekte. O yozlaşmalara karşı da erkanlarımızı hazırladık onları matbaaya verdik eğer yetişirse  Çorum’da bütün Türkiye’deki ve Avrupa’daki cemevlerine göndereceğiz. Bunlarla yetinmiyoruz çünkü çok hassas bir dönemdeyiz. Bütün tehlikeler Alevi toplumunu beklemektedir. Bunu da cihan gözümüzü açıp birlikte görmemiz lazım.  Çözümler üretmemiz lazım, mücadele sergilememiz gerekiyor. İnanç Kurulu iyi bir yolda devam ediyor.”

    “ALEVİ YOL ERKANININ HUKUKU VARDIR”

    Kurumlar arasında sorunların olduğunu ve o sorunları da kendi iç hukuklarına göre çözeceğini vurgulayan Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Pir Güzelgül, “Alevi yol erkanın hukuku vardır. Biz kadıdan, hocadan, hacıdan fetva almamışız. Mahkeme kapılarına hakim kapılarına gitmemişiz. Biz kendi içimizde o yol erkanın hukuku dahilinde çözmüşüz. İnanç Kurulu’nun amacı da o hukuk doğrultusunda yolu yürütmek, sorunları çözmek ve sorunlara çözüm bulmaktır diyorum” ifadelerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Güzelgül: Diyanet ahlakı deforme etti, kaldırılsın- VİDEO

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Güzelgül: Diyanet ahlakı deforme etti, kaldırılsın- VİDEO

    PİRHA- Diyanet’in çocukların evlenebileceğine dair fetva vermesine tepkiler sürüyor. Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Pir Hüseyin Güzelgül, Diyanet’in egemen ve inkarcı bir inanca hizmet ettiğini söyledi. Güzelgül, ortaçağ karanlığına doğru gidildiğini belirterek, buna karşı Alevi toplumunun cemevlerini eğitim yuvasına dönüştürmesi gerektiğinin zorunluluğuna dikkat çekti.  

    Haberin Videosu

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Hüseyin Güzelgül, Diyanet İşleri Başkanlığının “Kız çocuklarının 9 yaşında evlenip gebe kalabilecekleri, erkek çocukların ise 11 yaşında evlenebilecekleri” fetvasına tepki gösterdi.

    PİRHA’ya konuşan Pir Güzelgül, bütün dinler ve kültürlerin güzel ahlak üzerine inşa edildiğini düşündüğünü belirterek, ancak o güzel ahlakın deforme edildikten sonra bir yere varılamayacağını söyledi.

    Alevilikte rızalık şehrinin var olduğunu belirten Güzelgül, hakim dini yöneten Diyanet’in ise bunu deforme ettiğini söyledi.

    “DİYANET GÜZEL AHLAKI DEFORME ETTİ”

    Güzelgül sözlerini şöyle sürdürdü:

    “İki canın evlenebilmesi için, bir kere iki can birbirine rızalık vermeli. Sonra aile de rızalık aldıktan sonra onlar ancak nikahları kıyılabilir, bir araya gelebilir. O da güzel ahlak ve sevginin olduğu yerde geçerliliğini koruyabilir. Fakat Diyanet bunu deforme etmiştir. Nefsine hakim olmayı ve toplumu ahlak yönünde deforme etmiştir. Ayrımcılık var.  Pirimizin söylediği gibi erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde eksiklik noksanlık senin görüşlerinde. İşte eksiklik noksanlık Diyanet’in görüşlerinde çünkü ayrım yapıyor. Yapmış olduğu uygulama ile ‘oradaki tecavüzlerin önüne geçmeye çalışmaktır’ diyor amacımız. 9 yaşındaki bir kızın hamile kalması 12 yaşındaki bir çocuğun baba olması şartını getiriyor.”

    EĞİTİMDE DİYANET’İN ROLÜ

    Okullarda uygulanan gerici uygulamaları da örnek gösteren Güzelgül, “Eğitim sistemi Diyanet’in parmağı vardır. Okullarda harem selamlık var. Her okulda ikinin üzerinde mescit var. Eğitimi tarikatlarla, ilim yayma cemiyetleri ile sözleşmeler imzalamış. Fethullah Gülen’in devşirme politikası aynı şekilde kendine referans alarak uygulamaya başladılar. Anaokullarında kuran kursları açmışlardır” ifadelerini kullandı.

    EGEMEN VE İNKARCI BİR İNANCA HİZMET

    Tüm bunların çocuk hakları sözleşmesine aykırı olduğunu dile getiren Güzelgül, Diyanetin verdiği fetvaların Ebu Sufyan’ın fetvaları ile eş değer olduğuna dikkat çekti.

    Güzelgül, “Diyanet bizim vergilerimiz ile ayakta duruyor. 6 trilyonun üzerinde bir devasa bütçeye sahip olmasına rağmen sadece tek bir inanca sahip. Egemen ve inkarcı bir inanca hizmet vermektedir” dedi.

    “DİYANET’E HAKKIMIZI HELAL ETMİYORUZ”

    “Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı olarak hakkımızı helal etmiyoruz” diyen Güzelgül, Diyanet’in yaptığı bu açıklamalara ve uygulamalara son vermesini istedi.

    Güzelgül, Alevi toplumu olarak da gerici uygulamalara karşı mücadele çağrısı yaptı:

    “Ortaçağ karanlığına hızla koşar adımlarla sürüklüyor. Buna karşı Alevi toplumu o güzelim felsefesi, yolu, erkanı gereği o inancı daha fazla yayması gerekiyor. Bütün o cemevlerini sadece ibadet yeri değil eğitim yuvasına dönüştürmesi lazım. Birlikteliği sağlayıp bizi yaratmak gerekiyor. Bu konuda el birliği ile mücadele vermeliyiz. Eğitime ağırlık vermeliyiz. Bütün Alevi kurumları biraraya gelip bunun programını yapıp ona göre mücadelesini sergilemesi gerekir ki bunun insanlık dışı, ahlak dışı yapmış olduğu fetvalara ve Diyanet’in lağvedilmesine yönelik mücadele verelim.”

    (HABER MERKEZİ)