Etiket: kemal bülbül

  • Alevi temsilciler, dedeler ve vekillerden Bektaş Piroğlu için mesajlar-VİDEO

    Alevi temsilciler, dedeler ve vekillerden Bektaş Piroğlu için mesajlar-VİDEO

    PİRHA- Manisa’nın Turgutlu İlçesi Çepnidere köyünde kalp krizi geçirerek Hakka yürüyen Bektaş Piroğlu Dede toprağa sırlandı. Dede Piroğlu’nu tanıyanlar ona dair duygu ve düşüncelerini PİRHA’yla paylaştı.

    Alevi kurum temsilcileri, başkanları, dedeler, Alevi yazarlar, milletvekilleri ve  yurttaşlar Pir Bektaş Piroğlu’na dair düşüncelerini dile getirdiler.

    İşte o mesajlar:

    DAD İzmir Şube Eşbaşkanı Hüseyin Ozan: Sevgili pirimizin devri daim olsun. Alevi halklarımızın zulümata düşürüldüğü zamanlarda bir aşktı, bir ışıktı. Onun direnci, kemaleti yolumuzu aydınlatmakytaydı, bundan sonra da aydınlatacak yolumuzu. Nice ikrarsız türerken pirimiz Hak dedi, Hak durdu. Taliplerine rehberlik etti.

    PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan: Bektaş Piroğlu dedemiz, görgümüzün yapıldığı cem erkanı yürütmesi esasında aynı zamanda posta oturan dedemizdi. Dedenin en büyük özelliği taliplerini hiçbir zaman bırakmaması. Bu köylerde Aleviliği köylüler yaşıyorsa Bektaş Piroğlu’na borçludur. Dede, ne kadar mürşit ocağımızdansa bazı konularda arar sorardık. O bizim rehberimizdi.

    HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen: Bektaş dedemiz Hakka ulaşmıştır. 20 yıl içinde bu mücadelenin içinde gördüm. Nerede eylemsellik, konferans varsa Bektaş Dede’yi orada gördük. Her zaman yanımızdaydı. İnancımızda Hızır var. Bektaş Dede bir Hızırdı her zaman hazırdı.

    Alevi aktivist Servet Demir: Ariflik bilgisiyle topluma öğretinin gereklerine uyan gereklerini yerine getiren mürşidimizdir. Devri daim olsun. Çok üzgünüm.

    Dede Hasan Doğan: Bektaş Dede son zamanların en iyi yetişmiş, kendini bilen, Hakikatçi Aleviliği ön plana çıkaran bir dedemizdi. Yol geri kalmasın düsturuna uyan bir dedemizdi. Hiç kimseye hor gözle bakmaz. Sürekli birleştirici üslubu olan dedemizdi.

    Aziz Baba Ocağı Dedesi Enver Can Dede: Gittiğim her toplantıda dedenin birleştirici ve insanlarla bir olduğunu gördüm. Menzili aydınlık olsun, nurlar içinde yatsın.

    HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül: Hizmetleri Hak divanına yazılsın. Toprağına niyazım olsun; kendisi yaşamı ve Hakka yürüyüş ile de Alevi yol erkanının nasıl olması gerektiğini söylemesi gerekir. Erkan yürütürken Hakka yürümesi, Alevi yol erkanın nasıl olması gerektiğini göstermesi gerekir. Devri daim, mekanı pür, nur olsun.

    Güvenç Abdal Ocağı Dedesi Sefa Öztürk: Bu yolu yaşayan ve yaşatan bir pirdi. O, işin çok fazla teorik boyutu değil, canlı temsilcisiydi. Gelenekten geliyordu. Yol, yordam bilen hakikatçi idi. Bu yanımızla çok eksildik, çok noksanlaştık. Erkanda Hakka yürüdü. Devri daim, devri asan olsun.

    Balıkesir Alevi Güçbirliği yöneticisi Vedat Tekten: İnanç kurulu içerisinde idi. Ondaki engin yüreği, mütevazi yaşam tarzı, ayırt etmeksizin herkese hizmet etme aşkını görünce hayran olmamak mümkün değildi. Çepni Aleviliği ve Anadolu Aleviliği arasında adeta köprüydü. Hizmetten asla geri kalmadı. Işığı daim, devri asan olsun.

    HDP MYK  ve Halklar ve İnançlar Komisyonu Üyesi Çilem Küçükkeleş: Alevilik üzerine mücadele ederken sanki çok geçmişte yaşamış ama şu anda var olmayan bir şey üzerine mücadele ediyor gibi, düşünür gibi Bektaş Piroğlu Dede ile tanıştık biz. Bizim kentlerde gördüğümüz pirler bir cemevinde oturan, herkesin gidip ona niyaz olduğu ama Bektaş Piroğlu Dede tam tersi tek tek talibine giden bir kişiydi. Çok değerli bir sözü vardı; ‘Ben talibimi bu devletin ayağına düşürmedim.’ Bektaş Dede yürürken sanki bir derya yürüyordu. Ulu bir çınardı. Bize düşen bir görev bu ışığı büyütmek. Bu inancın mührünü Manisa’ya bir şekilde vurmuş oldu.

    Balıkesir Güç Birliği’nden İbrahim Kızıler: Geleneksel Aleviliği yaşayan ve yaşatmaya çalışan önemli çok önemli bir dedemiz, pirimizdi. Aydın, gelenek ile yeniliği birbirine kavuşturmasını başarabilen biriydi. Devri daim olsun.

    Sümbül Beltir: Bektaş Dedemiz ile Alevi toplantılarında bir araya gelme fırsatı bulduk. Uzaktan duruşu bile gerçek bir yol yürütücüsü olduğunu gösteriyordu bize. Edebi, erkanı, yolu çok iyi yaşayan birisiydi.  Hak inancı öğretilmez, yaşanır. O, bunun canlı örneğiydi. Son olarak kendi taliplerinin huzurunda Hakka yürüdü. Devri daim olsun, ışıklar yoldaşı olsun.

    Bektaş Dedenin Amcasının Oğlu Hüseyin Keskin: Bektaş Piroğlu yaşamını bu yola adamış, yolun devamı için yaşamış bir yol önder idi. Her türlü gayreti, çabayı sarf etmiştir. Vasiyeti beni taliplerimden ayırmayın olmuştu. Devri daim, yolu ışık olsun

    PİRHA / MANİSA

     

  • HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu’ndan Alevi kurumlarına ziyaret-VİDEO

    HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu’ndan Alevi kurumlarına ziyaret-VİDEO

    PİRHA – HDP Parti Sözcüsü Saruhan Oluç, HDP Haklar ve İnançlar Komisyonu’na bağlı Alevi Masası’ndan İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Antalya Milletvekili Kemal Bülbül ve Şırnak Milletvekili Nuran İmir’ den oluşan bir heyet (HBVAKV)  Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, (PSAKD)  Pir Sultan Abdal Genel Merkezi ve (ABF) Alevi Bektaşi Federasyonu’na bir ziyaret gerçekleştirdi.

    HDP Parti Sözcüsü Saruhan Oluç, İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Antalya Milletvekili Kemal Bülbül ve Şırnak Milletvekili Nuran İmir, HBVAKV, PSAKD ve ABF’yi ziyaret etti.

    Ziyarette, AKP iktidarından nasıl kurtulacağız düşüncesi ile yaklaşan yerel seçimlerle ilgili Alevi kurumlarından gerek yerellerde gerekse de merkezi yerlerde çalışmalara destek vermeleri gerektiği noktasında yapıldı.

    DEMOKRASİ GÜÇLERİNE ORTAKLIK ÇAĞRISI

    HDP Parti Sözcüsü Oluç, ziyarette şunları dile getirdi:

    “Biz bu iktidardan nasıl kurtulacağız. Çalışmalarını sürdürüyoruz. Yerel seçimler de yaklaşıyor. Biz toplantı dizisine başladık. İstanbul’da çeşitli kurumlarla 2 toplantı yaptık. Çeşitli kurumlarla beraber ayrı Birincisi bu iktidara karşı nasıl bir mücadele edelim nasıl sürdürelim bu mücadeleyi hem genel anlamda hem de yerel anlamda hangi güç ve hangi politikalarla.
    İkincisi ise yaklaşan yerel seçimlerle ilgili yerel yönetim anlayışımız nedir nasıl bir belediyecilik yapılması gerektiği, hizmet anlayışı nasıl olmalıdır. Bunları biraz konuşalım dedik. Bunları konuşmaya başladık ve şöyle bir sonuca vardık: Bu konuşmaları Türkiye’nin her tarafın,a yerele yayalım. Toplantılar yapalım ve her yerelin kendi özgün yanları var. Hem siyasi yapılar sivil kurumlar ve dernekler hem de oradaki insanların yaşam tarzları açısından her yer kendi özgünlüğü içinde bu tartışmaları yapsın. Sonra 1.5 ay  içerisinde bunları tamamlayalım, yerellerde yapılmış olan toplantıları bir merkezi sonuç toplantısını gerçekleştirelim. Ankara’da veya İstanbul da bir toplantıyla herkes yine oraya katılsın görüşlerini belirtsinler.”

    “Yerel seçimlere giderken ortaklıkları nasıl geliştirebiliniz işbirlikleri nasıl büyütülebilir, yerel seçimler açısından politikamız özellikle. Türkiye’nin batısı açısından baktığınızda bunu çok açık söyledik. AKP-MHP Koalisyonunu durduracak ve geriletecek her türlü ittifak işbirliği ortaklık demokratik bir meşruluk olarak bakıyoruz” diye konuşan Oluç, şöyle devam etti:

    “Bu konuda çok açık bir tutumumuz oldu 24 Haziran sonuçlarına da baktığımızda gerçekten bir çok yerde bu gibi ortaklıklar kurulabilirse demokrasi güçleri arasında oralarda iktidardan yerel yönetimler büyük yerler de dahil almak mümkün, Adana, Mersin Antalya bir çok yerde sonuç almak mümkün, onu gördük. Kürt illerinde de esas hedefimiz kayyum atanmış olan 96 belediyemiz toplamda 102 belediyemizi olan kayyum atanmış olan yerleri tekrar kazanmak 24 Haziran seçimleri aşağı yukarı bunların olabileceğini gösterdi. 1-2 yerde ufak tefek sıkıntılar var. Bir de daha önceki seçimlerde kazanmadığımız 15 yer var ki 24 Haziran seçimleri oralarda da kazanma ihtimalinin olduğunu gösteriyor bize.”

    YEREL TOPLANTILAR BAŞLAMADAN ÖNCE BİLGİLENDİRME TOPLANTILARI

    “Hem Kürt illerinde hem batıda mümkün olduğu kadar iktidarı geriye itecek yerellerden merkezi iktidarı kuşatabilecek adımları atmak istiyoruz. Politikamızı öyle belirledik. Bu yaptığım toplantılarda mümkün olduğu kadar ucu açık genişlemeye açık toplantılar kesinlikle daraltılmamasını şu veya bu partimin damgasını taşımasın istedik. Biz toplantıların çağırıcısı olduk ama bu bir HDP çalışması olarak devam etmesin adı verilen şu hem HDK bileşenleri var, Doğu ve Güney doğu Dernekler Federasyonu, Demokrasi için birlik Yurttaş girişimi, Halkevleri, Emep  ve sivil toplum kuruluşları var. Yerel toplantılarına başlamadan öncede sizlere bilgileri vermek istedik, hem de destek istiyoruz” diyen Oluç, şöyle çağrıda bulundu:

    “Elbette ki katkı istiyoruz. 2 türlü katkı bizim açımızdan önemli. Bir tanesi yerel toplantılar olurken, hem o yerel toplantılarına herkes kendi yerel örgütlerini bu çalışmaya katacak, aksi yönde telkinde bulunursa güçlü adımlar atılır diye düşünüyoruz. İkincisi özellikle Alevi kurumlarının çalışmanın içerisinde olması CHP’nin de çeşitli yerellerde çalışmalara katılmasının önünü açacaktır. Daha kolay olacaktır, yapıştırıcı kolaylaştırıcı bir etkisi olacaktır diye düşünüyoruz. Bir de merkezi yapacağımız 2 günlük konferansta birlikte bunu örgütlemek, konuşmacı olmak, katkı sağlamak, bu bir buçuk aydaki toplantıyı tamamladıktan sonra yerel seçimlere kadar mümkün olan en geniş demokrasi güçlerinin birliğini sağlayalım istiyoruz. Bu maksatla geldik.”

    “VAR GÜCÜMÜZLE SAHADA OLURUZ, ÇALIŞIRIZ”

    HBVAKV Genel Başkanı Ercan Geçmez ziyaret sırasında şunları belirtti:

    “Böylesi bir çalışmayı biz de önemsiyoruz. Yerel seçimlerde güç birliği artık kaçınılmaz bir şeydir. Seçimlerde bazı öznellikle bir tarafa bırakarak en azından seküler laik demokrasi için bir noktaya gelebilmeleri, temel haklar noktasında biraraya gelebilmeli. Yerel anlamda tamda bunun zamanı.”

    PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan ise “Yerel seçimlerin merkezi müdahalenin bu kadar aktif içinde olması mümkün değil. Çünkü yerel seçimlerde herkes kendi aday profili aday dağılımı çok olduğu için yerel seçimlerde sandık kontrolü daha üst düzeyde. Yerel seçimlerde kazanan ilçe belediyesi YSK’dan değiştirilmesi mümkün değil. Dolayısıyla yerel seçim zayıflatılması yönünde elinizde bir araç. Bu aracı tüm muhalif kesimler muhalefette olan partiler bunu iyi kullanmalıdır. Bu bir fırsattır. Biz hep diyoruz HDP’nin belediye başkanı çıkaracağı yerde diğer partiler çıkarmasın veya aday çıkarsın ama yüklenmesin. Özellikle biz geçen Dersimde gördük bu kayyum işini. Kayyum olan belediyelerin daha güçlü bir şekilde kesinlikle alınması gerekiyor. O kayyumda olan belediyenin kaybedilmesi hükümetin elinde ileri bir süreçte ciddi bir malzemedir. Bizleri alanda zayıflatacak olan söylem. İşte kayyum olarak biz geldik, biz daha iyi yönettik bunlar işi bilmiyor, maalesef bunu da çok iyi kullanan bir Cumhurbaşkanı var” ifadelerini kullanarak şöyle devam etti:

    “HDP’nin yerelle ilgili politikalarını bu bölgelerde kayyum olan yerlerde yoğunlaştırması gerekir. Batıda ise belediye başkanlıklarını cumhur ittifakına kaptırmaktansa CHPli belediyelerin de orada olması bizim için daha uygundur. Buna dikkat edilmesi lazım. Biz de bu konuda var gücümüzle sahada oluruz, çalışırız, onda bir sıkıntı yok.”

    ABF Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül ise, “Ayağınıza sağlık ihtiyaç duyulan bir toplantı. Biraraya gelmek, cemal cemale gelip sohbet etmek var olan sisteme karşı ne şekilde ayakta durabiliriz onun mücadelesini vermek çok önemli. Zaten GYK toplantımızda da ABF olarak bu gündemle ilgili bazı kararlar almış bulunuyoruz bunların da yerelde DKÖ, STÖ bir araya gelip herkes kendi bölgesinde çalışmaları yürüteceğine dair kararlar aldık” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • ‘Hangi Alevi, müftü duasıyla lokma pay etti? Dersim halkı hesap sormalı’-VİDEO

    ‘Hangi Alevi, müftü duasıyla lokma pay etti? Dersim halkı hesap sormalı’-VİDEO

    PİRHA- Dersim’de kayyum belediyesi, müftülük ve Dersim cemevi yöneticilerinin  cemevinde ortak Aşure lokması pişirmesine HDP’nin Alevi vekilleri ve HDP MYK Üyesi Çilem Küçükkeleş tepki gösterdi. 

    Yass-ı Muharrem ayında tutulan oruçların ardından Aşure lokması canlara dağıtılırken, Dersim’de Tunceli Valiliği, kayyum belediyesi, müftülük ve cemevinin ortaklaşa düzenlediği “Aşure, Hz. Hüseyin ve Kerbela şehitlerini anma” programına HDP Milletvekileri Kemal Bülbü, Zeynel Özen ve HDP MYK üyesi Çilem Küçükkeleş tepki gösterdi.

    HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, “Hem topluma hem inanca kutsal değerlerimize Düzgün Baba’ya ve Dersim’in tüm kutsallarına yapılan zulümdür” diyerek, “Cemevi başkanı temsilcisi ya da dede olduğu söylenen kişi gidip kayyumla, vali ile ve müftü ile neyin ibadetini yapıyor? O vali Buğday Meydanı’nda Seyit Rıza dara çekilirken ellini arkasına bağlayıp sigarasını üfleyerek içen valinin müdavimidir. Müftüdür ki Muaviye soylu iktidarın, inancının temsilciliğini yapandır” ifadelerini kullandı.

    “EDEPSİZLİK VE ERKANSIZLIK VAR”

    Bülbül şöyle devam etti:

    “Bir hakikati teslim etmek zorundayız. Dersim’de inancımıza kutsal değerlerimize zulüm ediliyor. İnancımız, kutsal değerlerimiz ırkçılığın, gericiliğin ayağına paspas yapılıyor. Bu konuda Dersim toplumu ve halkı gitmeli cemevinde cemevi yetkilisine ve sorumlusuna şunu sormalıdır: Hangi yetki ile hangi hakla sen bunu yapıyorsun. İmam Hüseyin aşkına hesap sormalıdır. Hesap sorma biçimi edep ile erkanla olur. Edepsizlik ve erkansızlık var burada. Hangi Alevi dedesi gidip müftünün sofrasında 12 imam aşkına İmam Hüseyin aşkına yapılan Yass-ı Kerbela lokmasını pay etmiş. Hangi Alevi, müftünün verdiği dua ile lokmasını dağıtmış. Kaldı ki biz Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kabul etmiyoruz. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın temsilcisi gelip yolumuzu erkanımızı yürütemez. Mihman olarak gelebilir. Lokmamızı da sunarız, mihman Ali’dir hoş sefa gelirler. Mihmanlık başka bir şey, gelip bir şeyin başına konmak egemen olmak kendisi yürütüyormuş gibi, güya Dersim’e adalet ve huzur getiriyormuş gibi gözükmek ve davranmak başka bir şey. Bu külliyen yalancılık, sahtekarlık ve Yezid’e biat etmektir. Bu Muaviye soylu iktidarın borusunu çalmaktır. Ayıptır, yazıktır, günahtır” diye konuştu.

    “AŞURE LOKMASI VERMELERİ SAMİMİYETSİZLİĞİN BELGESİDİR”

    Dersim’de cemevinin il müftüsü ve kayyım belediye ile aşure dağıtmasının takiyye yapmak olduğuna dikkat çeken HDP’nin İstanbul Milletvekili Zeynel Özen de “Alevi asker cenazeleri geldiğinde ne mülki amirler ne askeri yetkililer cemevine geliyor. Ne yaman çelişki. Cemevini inanç merkezi olarak kabul etmezsin, orayı yok sayarsın ama asimile etmek için cemevine gider aşure lokması verirsin. Bizim dedelerimiz, pirlerimiz, mürşitlerimiz hiçbir zaman için haram sofrada oturmamışlar, haram sofrada yemek yememişler. Bu üçlünün gelip de Alevilerin inanç merkezinde aşure lokması vermeleri gerçekten de iki yüzlülüktür, yalancılıktır, samimiyetsizliğin belgesidir. Bunların yaptığı utanç vericidir her toplumda Hüseyinler de olur Yezid de olur” şeklinde konuştu.

    “Hırsızın malından Aşure olmaz. Yapılan lokma razılıkla olacak ki Aşuresi de razılıkla olsun” ifadelerini kullanan HDP MYK üyesi Çilem Küçükkeleş ise “Dersim halkı başka bir belediye başkanı seçti, başka bir yol ve başka bir siyaset istedi. Buna el konuldu. Bu da bir çeşit hırsızlıktır. Doğal olarak da bugün o Aşureyi pişirecek olanlar da cezaevinde. Hakkına el koyup ve onun yerine Aşure pişirmek haksızlıktı ” dedi.

    “KENDİNİ ATEŞE ATAN PİRLERİ ATEŞTEN ALMA ZAMANI”

    Küçükkeleş şunlara vurgu yaptı:

    “Asıl dikkat çekici mesele şudur: Yeni bir gelenek başladı. Yeni bir AKP yaklaşımı. Bütün farklılıkları yani sadece Alevilere yönelik de değil. Aşurelerini pişirir, birkaç torba çimento verir, cemevinin çatısını onarır. Kimi yerde protokol imzalayıp paralar verirler. Ama şunu da asla kabul etmiyorlar: Alevilik yoktur bu ülkede. Alevilik yoksa nasıl Aşuresini pişiriyor, nasıl cemevine yardım ediyorsunuz? Doğal olarak da bu şekliyle toplumsal bir kirliliğe yol açan bir yönteme dönüşüyor. Bu toplum Diyanet kaldırılsın diyor. Bu toplumun dedesi de Diyanet işlerinde görevli yetkili bir ile biraraya gelip Aşure pişirmeye çalışıyor. Bu toplum demokratik bir siyaset olsun, insan hak ve ihlalleri bu ülkede son bulsun, savaş dursun barış olsun derken, bu savaşın temsilcileri bir şekilde Aşurelerin başına geçiyor. Bu topraklarda çok kanımız döküldü. Verilen paralar, arsalar, pişirilen Aşureler lokmalarımıza katılıp, bizimle birlikte oruç açmalar… Bu kan parasını bu kana karşılık alıyorsa bazı yetkililer, bazı cemevi başkanları bunun rızalığını toplumdan alsınlar. Çünkü biz dökülen kanımızın parasını değil tam tersi bu ülkede yüzleşilsin ve birarada yaşanılsın. Yani toplumumuzun talebi bu. Toplumumuz adına öncülük yaptığını iddia edenler çok faklı şeyler yapıyorlar.  Bu talibin şöyle bir görevi vardır. Talip ayık ise pirini ateşten alır derler. Bazı pirler kendini gerçekten ateşe atmış, onları şimdi ateşten alma zamanı” diye konuştu.

    Mustafa YÜKSEL/Suay ABAK

    DERSİM

     

     

  • Bülbül: Yüksekdağ, halkların dayanışma talebinden dolayı tutuklandı-VİDEO

    Bülbül: Yüksekdağ, halkların dayanışma talebinden dolayı tutuklandı-VİDEO

    PİRHA – HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Yüksekdağ’ın tutukluluğuna ilişkin, “Bu esaret devam ediyor. İddianame hazırlayamıyorlar, suçlayacak şey bulamıyorlar, polis fezlekeleriyle suçlamaya çalışıyorlar. Mecliste yaptıkları konuşmaların hiçbir tanesi suç unsuru içermiyor” dedi. 

    HDP’nin önceki dönem Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın tutuklu yargılandığı davanın 7. duruşması bugün görülüyor.

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, “Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş, Gülten Kışanak, Sebahat Tunçel, Tuncer Bakırhan  gibi arkadaşlarımızı belediye başkanı ve vekillerimiz aslında AKP iktidarının tekçi politikası, ırkçı, gerici politikası gereği esir edildiler. Bu hukuki bir tutuklama değil, hukukla açıklanacak bir durum değildir” dedi.

    “POLİS FEZLEKELERİYLE SUÇLAMAYA ÇALIŞIYORLAR”

    “Bu esaret devam ediyor. İddianame hazırlayamıyorlar, suçlayacak şey bulamıyorlar, polis fezlekeleriyle suçlamaya çalışıyorlar. Mecliste yaptıkları konuşmaların hiçbir tanesi suç unsuru içermiyor. Türkiye’deki sorunların çözümünü amaçlayan halkı temsil etme iradesi ile yapılmış konuşmalardır bunlar” diye konuşan Bülbül, şöyle devam etti:

    “Figen Yüksekdağ arkadaşımız bir kaç sebep ile birden tutuklanmıştır.

    1-Sahiden Türkiye’de eşitliğe, özgürlüğe, adalete hizmet eden, bu mücadeleyi yürüten bir onurlu kadın olması vesilesiyle.

    2-Bir Türk olarak Kürt halkıyla Türkiye’deki devrimci, demokratlarla dayanışma talebinden dolayı.

    3-Bu her iki kimliği ile tutarlı, duyarlı, temsil kabiliyeti son derece yüksek bir mücadele yürütmesinden dolayı tutuklanmış.

    Figen Yüksekdağ arkadaşımız tutuklanmasıyla kamuoyununa, bize ve Türkiye’ye şöyle bir mesaj verilmek istenmiştir: Türkler Kürtlerden uzak durmalı, bu dayanışma sağlanmamalı ve bir kadın Türkiye halklarının Kürt halkının sorununa sahip çıkmamalı, bir kadın devrimci sosyalist kimliğe sahip çıkmamalı. Figen Yüksekdağ şahsında aslında kadınların devrimci, demokrat tutumu, sosyalist tutumu ve bu 3 kimliğin Kürt halkıyla dayanışması aşağılanmak ve rencide edilmek istenmiştir.

    Bu anlamda Figen Yüksekdağ arkadaşımıza sahip çıkmak bu toplam değerlere sahip çıkmaktır ki ayrıca HDP’nin de bir değer olması hasebiyle zaten Türkiye halkları 6 milyonu aşkın oy vererek sahip çıkmışlardır. Şu anda Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ve diğer arkadaşlarımızın tutuklu bulunmasının adı esarettir. Biz bu davaya bu bağlamda yaklaşıyoruz. Katılımımız da bu bağlamda olacak.”

    “ÖZGÜRLÜK İÇİN MÜCADELEYİ YÜRÜTECEĞİZ”

    Bülbül, “Leyla güven arkadaşımızın seçilmesine rağmen hala serbest bırakılmaması da aynı tutumun bir türevidir. Biz bu arkadaşlarımızın bir an önce serbest bırakılmasını bunun ötesinde de Kürt sorununa demokratik çözümüne kapının aralanması, toplumsal barışın kapısının aralanması ve Kürt halk temsilcilerine dönük tutuklama, esir etme, baskı, işkence gibi uygulamalara son verilmesini istiyoruz” dedi.

    Bülbül, “Bu istemekle de olmuyor tabii. Meşru demokratik mücadeleyi yükseltmemiz ve bunun için gerici sisteme karşı eşitlik, özgürlük davasını bu arkadaşlar şahsında da yürütmemiz gerekiyor. Figen Yüksekdağ ve diğer arkadaşlarımızı da buradan sevgiyle saygıyı ile selamlıyoruz. Özgürlükleri için gereken mücadeleyi de yürüteceğimizi belirtmek istiyoruz” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • ‘Günümüzün masum-u pakları Berkin’dir, Ali İsmail’dir, Ethem Sarısülük’tür’-VİDEO

    ‘Günümüzün masum-u pakları Berkin’dir, Ali İsmail’dir, Ethem Sarısülük’tür’-VİDEO

    PİRHA- Ankara Yenimahalle PSAKD tarafından cemevinde Yass-ı Kerbela için Şah-ı Şehidan Hüseyni Hüdavendigar aşkına muhabbet cemi düzenlendi. Cemde bir konuşma yapan HDP Milletvekili Kemal Bülbül, günümüzün masum-u pakları Berkin elvan, Ali İsmail Korkmaz, Ethem Sarısülüktür, katledenler ise Yezid’tir” dedi. 

    Ankara’da Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Yenimahalle Şubesi, cemevinde Yass-ı Kerbela için Şah-ı Şehidan Hüseyni Hüdavendigar aşkına muhabbet cemi düzenledi.

    Muhabbete, ABF Genel Başkan Yardımcısı Müslüm Metin, PSAKD Genel Sekreteri Onur Şahin, PSAKD Yenimahalle Cemevi yönetim kurulu üyeleri, SHP’nin Eski Ankara Milletvekili Kamil Ateşoğulları, PSASKD Mamak Şube önceki başkanı Mustafa Demirtaş ve Batıkentte oturan Alevi yurttaşlar katıldı.

    Yas-ı muharrem orucunun 2 gününde HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül tarafından verilen lokmada, dedelerin gülbanglarıyla canlar oruçlarını açtılar.

    Bülbül, daha sonra cemevine geçerek muhabbete mihman oldu. Dede Hasan Şener, Cemal Şahin ve Zakir Haydar Bektaş ve Ozan Uluçınar’ın yer aldığı muhabbete; Dede Hasan Şener’in gülbnegi ile başlandı.  Zakir Haydar Bektaş ve Ozan Uluçınar’ın deyiş- duaz-imamlarından sonra muhabbete mihman olan Kemal Bülbül bir konuşma yaptı.

    Bülbül, tarihte bazı vakalar, bazı durumlar, haller, biçimler ortaya çıkıyor. Herkes bundan kendine pay çıkarıyor. Tarihte Kerbela’dan mazlumların da çıkardığı pay var, zalimlerin de çıkardığı pay var. Bugün o zalimler de yaşıyor, bugün o mazlumlar da yaşıyor. Dolayısıyla Kerbela 1338 yıl önce olup bitmiş değil” dedi.

    “BERKİN ELVAN, ALİ İSMAİL KORKMAZ, ETHEM SARISÜLÜK MASUM-U PAKTIR”

    Bülbül konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Şu anda Türkiye’nin Yezid zihniyeti ile yönetildiğini Türkiye’nin bir bütün olarak Kerbelalaştırılmak istendiğini, örneğin Dersim’de sistematik olarak ormanların yakıldığını, Sivas’ın Alevi köylerinde maden araması adı altında bir tür Kerbelalaştırma projesinin olduğunu ifade ettik. Bakırtepe’de Mursal’da, aynı zamanda Türkiye tarihi zaten 1920-1921 Koçgiri ile başlayan Dersim’de devam eden Kırıhan’da Hatay’da Hekimhan’da, Elbistan’da Maraş’ta 4 Eylül 1978 Sivas’ta Madımak katliamıyla, Çorum, Gezi katliamıyla devam eden bir süreç var.
    Burada özellikle şunu belirtmek isterim ki; biz bazı şeylerin kıymetini anlayabilmek için o şeyin üzerinden yüzyılların geçmesi gerekmiyor. Biz anında kıymetini biçip, değerini biçip, adını koymamız lazım. O da şudur: Kerbela’da masumu pak dediğimiz katledilen canlar kimdi? Çoğunlukla çocuklardı değil mi? 6 Aylık çocuktan 7 yaşındaki çocuğa kadar birçok çocuk katledildi orada. Günümüzün masumu paklarından biri kimdir? Berkin Elvan’dır, günümüzün masumu paklarından biri Ali İsmail Korkmaz’dır, günümüzün masumu paklarından biri Kızılay meydanında canlı yayında polis kurşunu ile katledilen ve katlettiğinde de gelip amirine vurdum da geldim dedikleri Etem Sarısülük’tür. Bunlar günümüzün masumu paklarıdır. Kerbeladakiler hiç kimseden maddi manevi istemediği gibi Berkin de, Ali İsmail Korkmaz da, Etem Sarısülük de kimseden maddi manevi bir şey istemedi. Dolayısıyla bizim bunu böyle algılamamız lazım. Bunlara masumu pak dememiz için üzerinden 1338 yıl geçmesi gerekmiyor. Hemen anında anlayalım, kıymetini biçelim, niyazını yapalım. 16 yaşında, 15 yaşında çocuk, ekmek almaya giderken polisin hedef gözeterek ateş ettiği, başından vurduğu, birkaç ay komada kalan çocuk masumu pakın ta kendisidir. Masumu pak olarak algılanması gerekir. Eskişehir’de kuytu bir sokakta polisler ve ırkçı gerici kişiler tarafından linç edilerek katledilen Ali İsmail Korkmaz günümüzün masumu pakıdır.”

    “Böyle idrak edersek hakikati anlayacağız” diyen Bülbül, “O zaman Yezid’inde kim olduğu ortaya çıkıyor. Ali İsmail Korkmaz’ı, Etem Sarısülük’ü Berkin Elvan’ı katledenlerde Yezid’tir, Yezid’in ordusudur. Bunlardan bir tanesi yargılanıp ceza aldılar mı? Bunların Türkiye’de işkencede katledilen, polis kurşunu ile katledilen, sokakta katledilen kişiler için bir cezasızlık uygulaması var. Bu cezasızlık uygulaması devam ediyor” diye konuştu.

    Dersim Katliamı’nı yapanlara altın madalyalar verildiğini belirten Kemal Bülbül, “Katliamın anısında madalyalar basılmıştır. Evladı Kerbela’yı, ettiği hatayı, ayıptır, günahtır, yazıktır diye dara giden Pir Seyit Rıza’nın katilleri için madalya yapılmıştır” hatırlatmasında bulundu.

    “DEVLET ELİYLE YAKILIYOR”

    Milletvekili Kemal Bülbül konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Bugün o topraklar, cayır cayır orman yakılıyor, sular kirletiliyor. Ana Fatma ocağı var, Ana Fatma Dergâhı var orada. Dersim ocakların yurdudur, Dersim erenlerin, evliyaların, Dersim şehidi şühedanın, Dersim Düzgün babanın, Dersim Munzur babanın yurdudur. Munzur babanın, Düzgün babanın yurdu şu an cayır, cayır yakılıyor. Ve bu sistematik yapılıyor, devlet eliyle yakılıyor, güvenlik güçleri eliyle yakılıyor.
    Biz oraya gittiğimizde de bizi yangın yerine göndermemek için bin bir türlü önlem aldılar, bin bir türlü engelleme yaptılar, hakaret ettiler, tartakladılar. 11 arkadaş gittik oraya, 20 Km mesafedeki yangın yerine gidip yangına müdahale etmeye bırakmadılar, kendileri de yangına müdahale etmiyor, yakıyorlar.

    “GAZAL DEDEYİ UNUTMAK İHANETTİR”

    Ortadoğu’da Türkmenler, Araplar Ezidiler, Süryaniler, Ninova’da yaşayan Suryaniler, Kerbela’nın yanı başındadır Ninova. Şengal’de yaşayan Ezidiler, Suriye’nin çeşitli yerlerinde yaşayan Türkmenler. Gazal dedeyi unuttuk mu? Kaçırılıp işkence ile katlettikleri 70-80 yaşındaki Arap Alevi’si Gazal dedeyi unutmak ihanettir.
    Bunları kaçırdılar kadınları hala kadın pazarlarında satıyorlar. Ve bunların ortaklarının kim olduğunu biz biliyoruz.

    “GAR KATLİAMI BİR KERBELA DEĞİL Mİ?”

    Gar katliamı bir Kerbela değil miydi? Suruç’ta savaş travmasından acıyla kıvranan annesini, babasını kaybetmiş çocuklara oyuncak götürmek için bir tek amaç için topladıkları oyuncakları götürmek için Suruç’a giden canları katledenler kimdi? Yezid’in kendisiydi. Göz yumanlar kimdi? Yezid’in ortaklarıydı. Yezid’in kendisi ve ortakları şu an bizleri yönetiyor. Gar Katliamı’nın olacağını devlet erkânının tamamı biliyordu. Güvenlik güçleri biliyordu. Meydana polisler gelmedi, engelleme yapmadı, önlem almadı, neden? Orası Kerbela olsun, kan gölüne dönsün diye yapmadılar. Hal böyle iken biz bunun hikâyesini anlatıyoruz, hikâyesini anlatıp dövünüyoruz, hikâyesini anlatıp acılara gark oluyoruz, hikâyesini anlatıp ağlıyoruz. Eyvallah acıya gark olmak ağlamakta insani, ahlaki vicdani bir şeydir. Lakin biz çaresiz değiliz. Alevilikte çaresizlik yoktur, Türkiye halkları için çaresizlik yoktur, bir çare vardır. O çare 800 yüzyıl önce hünkârın bizim daima düsturumuz olsun diye ifade ettiği bir olalım, iri olalım diri olalım düsturudur.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • HDP’li vekiller: Kerbela’daki uygulamalar Aleviler üzerinde sürdürülüyor

    HDP’li vekiller: Kerbela’daki uygulamalar Aleviler üzerinde sürdürülüyor

    PİRHA – HDP milletvekilleri Kemal Bülbül, Zeynel Özen ve Habip Eksik, Mecliste düzenledikleri basın toplantısında, bugünün, Aleviler için önem taşıyan Muharrem Ayı’nın başlangıcı olduğunu belirtti. HDP Milletvekili Bülbül,”Kerbela’daki uygulamalar zamana yayılmış olarak Alevi toplumu üzerinde sistematik olarak sürdürülüyor. Alevi toplumu bu gerçeklerin farkındadır” dedi. 

    HDP milletvekilleri Kemal Bülbül, Zeynel Özen ve Habip Eksik, Mecliste Matem orucuna ilişkin basın toplantısı düzenlediler.

    Milletvekili Kemal Bülbül, kürsünün üzerinde bir bardak su bulunduğuna işaret ederek, “Oysa biz bu ayda, su ile teması ibadet olarak gördüğümüzden, masamızın üzerine su koymuyoruz. Çok ufak bir ayrıntı gibi gözüküyor ama mevcut yapının inançlar konusunda eksik bilgili olduğunu gösteren bir şeydir” dedi ve kürsüdeki suyu kaldırttı.

    Kerbela’nın üzerinden bin 338 yıl geçtiğine değinen Bülbül, Alevi toplumunun “Kerbela katliamından” bu yana yaşadığı hemen her ülkede OHAL ile yönetildiğini, bölgedeki devletlerin Alevi inancını yok saydığını ve varlığını kabul etmediğini ifade etti.

    “AKP İKTİDARI OSMANLI OYUNLARINA BAŞVURACAKTIR”

    Alevileri görmezden gelen AKP iktidarı ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, Yas-ı Kerbela geldiğinde muharrem iftarları düzenleyeceğini söyleyen Bülbül, “Hatta Alevi dedelerine maaş, cemevlerini ‘irfan evleri’ yapmak gibi Osmanlı oyunlarına başvuracaktır” diye konuştu.

    Bülbül, “Kerbela’daki uygulamalar zamana yayılmış olarak Alevi toplumu üzerinde sistematik olarak sürdürülüyor. Alevi toplumu bu gerçeklerin farkındadır. Yas-ı Kerbela Ayı sürecinde bulunduğumuz hemen her yerde, cemevlerinde, oruç ve aşure lokmalarında bu hakikatları anlatacağız.” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP: Yezit’e ve onun bugünkü temsilcilerine bin kere lanet olsun

    HDP: Yezit’e ve onun bugünkü temsilcilerine bin kere lanet olsun

    PİRHA – HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu, Kerbela’nın yıldönümüne ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, “Yezit’e ve onun bugünkü temsilcilerine bin kere lanet olsun” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri Ali Kenanoğlu, Zeynel Özen ve Kemal Bülbül, Kerbela’nın yıldönümüne ilişkin yazılı açıklama yaptı. HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu adına yapılan açıklama şöyle:

    “Acılar hala taze, belleklerimizdeki yeri hala çok diri. 1338 yıl önce Kerbela çöllerinde Yezit’in haksız, zorba iktidarına biat etmediği için 72 yol arkadaşı ile birlikte türlü işkence ve zulümle hakka yürüyen İmam Hüseyin, yol yürüyenlere, yol sürecek olanlara Nur olmaya devam ediyor. Hakkın kandilindeki Nur, Hüseyin aşkına bütün insanlığı aydınlatıyor. Kerbela’da Hüseyni mirasını sahiplenen Aleviler, Hakikatin Nurunu cemlerinde Ceraglar yakarak nesilden nesle aktarıyor.

    1338 yıldır Yas-ı Kerbela’da 12 gün boyunca matem orucu tutan Aleviler, İmam Hüseyin’in yolundan Zeynep Ananın cesaretiyle yürüyeceklerini, Hakk Yolu’ndan ayrılmayacaklarını, güç, para, iktidar, saltanat adına zulüm edenlerin safında olmayacaklarını, zalime biat etmeyeceklerini haykırıyorlar.

    Hüseyni duruşun rehberliğini kendilerine tarihsel miras edindikleri içindir ki Aleviler, tarih boyunca iktidarlar tarafından dışlanmış, yok sayılmış, baskıya, zulme ve katliamlara maruz kalmışlardır. Bundan dolayıdır ki, dünyanın her hangi bir yerinde acı çeken, zulme uğrayan tüm canlarla, canlılarla beraber olmak, bir olmak aşkındadırlar. Bundan dolayıdır ki, Hakk Yolu’nu aydınlatan Hüseyni çizgi, Alevi felsefesinde kamil insan olmak, rızalık ve Rıza şehri şeklinde ifade bulmuştur.

    Bundan dolayıdır ki, Ortadoğu’da hala kafa kesen bugünün Yezitlerine karşı Hüseyni bir duruş sergilemek, ülkemizin içinden geçtiği bu karanlık zulüm günlerinde Hakkın kandilindeki Nuru takip etmek, hakikati haykırmak, kötülüğün en çirkin suretlerinden biri olan faşizme karşı barışı, özgürlüğü, eşitliği ve adaleti savunmak cümle canların görevi, yolumuzun, süreğimizin gereğidir.

    Yol cümleden uludur. Şah-ı Şehidan İmam Hüseyin yolumuzun ışığı, rehberidir. Bu yolda Hüseyni çizgide, Zeynep’in cesaretiyle yürüyen ve hakikat aşkına bugüne kadar türlü ezalar, cefalar, zulüm ve işkenceler gören, ser verip sır vermeyen, can verip yolundan dönmeyenlerin anıları önünde saygıyla eğiliyor, bu amaçla tutulan matem oruçlarının Hakk katında kabul ve makbul olmasını diliyoruz. Yezit’e ve onun bugünkü temsilcilerine bin kere lanet olsun. Hakk yar ve yardımcımız, Hızır yoldaşımız olsun.” (HABER MERKEZİ)

  • HDP İnanç Komisyonu Armutlu Cemevi’ni ziyaret etti: Olayın takipçisiyiz

    HDP İnanç Komisyonu Armutlu Cemevi’ni ziyaret etti: Olayın takipçisiyiz

    PİRHA- HDP İnanç Komisyonu, Armutlu Cemevi’nde oturma eylemi yapan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği PSAKD Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım’ın annesi Kezban Bektaş’ı ziyaret etti.

    İstanbul Armutlu Cemevi’ne 19 Temmuz günü polisler tarafından basılmış ve cemevinin çevresine hakaret içeren yazılamalar yapılmıştı. Bir gün sonra da evine yapılan baskınlar Pir Sultan Abdal Kültür Derneği İstanbul Sarıyer Şube ve Armutlu Cemeevi Başkanı Zeynep Yıldırım gözaltına alınıp tutuklanmıştı. Bir buçuk aydır cezaevinde olan Yıldırım’ın serbest bırakılmasını isteyen anne Kezban Bektaş da cemevi bahçesinde oturma eylemine başlamıştı. 38 gündür oturma eylemi yapan anne Kezban Bektaş’a destek ziyaretleri ise devam ediyor.

    Geçtiğimiz günlerde HDP İnanç Komisyonu’ndan HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül ve HDP MYK Üyesi Çilem Küçükkeleş Armutlu Cemevi bahçesinde oturma eylemi yapan Kezban Bektaş’ı ziyaret etti.

    “ALEVİLERE VE CEMEVİNE GÖSTERİLEN HASMANE BİR TAVIR”

    Cemevi yönetimine geçmiş olsun dileklerini ileten HDP heyeti, daha sonra ortaya çıkan tabloyu yerinde gözlemek üzere cemevi yöneticileri ve mahalle muhtarı ile birlikte cemevini dolaştı.

    Heyette bulunan HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu ziyarete ilişkin şu ayrıntılara yer verdi:

    “Yöneticiler, baskın sırasında kendilerinin de orada olduklarının polislerce bilinmesine rağmen polislerin kapıların açılması yönünde herhangi bir taleplerinin olmadığını ve direkt kapıları kırarak içeri girdiklerini belirttiler.

    Bu durum, baskının ve baskın sırasında meydana gelen olayların direkt zarar vermeye yönelik bir motivasyonla bilerek, isteyerek gerçekleştirildiğinin emaresi olarak yorumlanmalıdır. Yine, bu yollu bir müdahale, Alevilere ve cemevine gösterilen hasmane tavrın başka bir türevi olarak görülmelidir.

    “SÜRECİN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

    Bunlarla birlikte, cemevi ziyaretimiz sonrasında mahallede yaşayan canları ziyaret ederek konu üzerine görüşmeler gerçekleştirdik. Olayların en yakın mağdur ve tanıkları olarak kendilerinin süreci nasıl değerlendirdiklerini duyma fırsatı bulduk. Zeynep başkanın serbest kalması yönünde güçlü bir kamuoyunun oluşturulması gerektiğinin aciliyetini belirttiler.

    Bizler de, daha önce de belirttiğimiz üzere, bu sürecin büyük bir dikkatle takipçisi olacağımızı kendilerine ifade ettik. Harcı kötülükle yoğrulmuş bu tavrın ve uygulamaların hesabını ancak dayanışarak, çoğalarak sorabileceğimizin altını çiziyor, buradan hareketle, herkesi bu sürecin takipçisi olmaya çağırıyoruz.”

    PİRHA – İSTANBUL 

  • Bursa Dersimliler Derneği: Dersim’deki yangınlara karşı sesimize ses ver – VİDEO

    Bursa Dersimliler Derneği: Dersim’deki yangınlara karşı sesimize ses ver – VİDEO

    PİRHA – Bursa Dersimliler Derneği 18. Geleneksel dayanışma pikniği yapıldı. Yapılan piknikte Dersim’de günlerdir devam eden yangınlara dikkat çekildi. 

    Bursa Dersimliler Derneği 18. Geleneksel dayanışma pikniği düzenlendi. Bursa Kestel’de düzenlenen pikniğe HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal ve çok sayıda kişi katıldı.

    Pikniğin yapıldığı alana”Munzur kutsalımızdır, sahip çıkalım. Dersim’de barajlara ve koruculuğa hayır,””Diline, inancına, kültürüne, doğana sahip çık,” “Dersim’de köy boşaltmalara ve yangınlara karşı sesimize ses ver”pankartları asılarak Dersim’de devam eden yangınlara dikkat çekildi.

    Pikniğe katılan CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal yaptığı konuşmada mücadele vurgusu yaptı. Dersimli olmanın zor olduğunu söyleyen Sarıbal, “Bu topraklarda öteki olmakta zor. Bizleri dinamik kılan o aslında. Bütün zorluklara rağmen gösterdiğimiz mücadele” dedi.

    Dersim’deki orman yangınlarına dikkat çeken Sarıbal, “Dersim’deki yangınlar sürecinde gitmek istedim ama gidemedim. Herkesten bunun için özür dilerim. Ama görüşmeler yapıp mücadele etmeye çalıştım” dedi. Güvenlikçi politikalarla ormanların yok edilmesinin kimseye faydasının olmadığını söyleyen Sarıbal,  geleceğin barış dünyasını yaratmak zorunda olduklarını kaydetti.

    Sarıbal, son olarak bu ülkede barış istediklerini ve bunun için mücadele edeceklerini söyledi.

    “DERSİM BİR BÜTÜN OLARAK YOK EDİLMEK İSTENİYOR”

    Sarıbal’dan sonra HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül de kısa bir konuşma yaptı. Bülbül de Dersim’deki yangınlara dikkat çeken Bülbül, “HDP heyeti olarak Dersim’e devlet eliyle çıkarılan yangına müdahale etmek için gittik” dedi.

    Dersim’de doğaya, suya, börtü, böceklere ve hak ve hakikate kastedildiğini söyleyen Bülbül, Dersim’in bir bütün olarak yok edilmeye çalışıldığını söyledi.

    Yoğun bir baskı süreciyle karşı karşıya olduklarını söyleyen Bülbül, mücadele vurgusunda bulundu.

    Bursa Dersim Dersim Dernekleri yönetiminden Hediye Zengin de birlikteliğin daha da güç vereceğini söyledi. Zengin, 1 Eylül Dünya Barış Günü’nü de kutladı.

    Piknik, halaylarla son buldu. Ali ŞEKER- BURSA

  • Kartal’daki Pir Sultan festivalinde panel: Dersim katliamlarında da orman yakıldı-VİDEO

    Kartal’daki Pir Sultan festivalinde panel: Dersim katliamlarında da orman yakıldı-VİDEO

    PİRHA- HDP Antalya Milletvekili ve Araştırmacı Yazar Mehmet Bayrak, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kartal Şubesi’nde düzenlenen panelde konuştu.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kartal Şubesi Cemevi 5. Pir Sultan Abdal’ı Anma ve Kültür Festivali başladı. Üç gün sürecek festivalde panel, şiir ve müzik dinletisi düzenleniyor. Dün akşam yapılan panele, şair Niyazi Yaşar, HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül ile Araştırmacı yazar Mehmet Bayrak katıldı.

    Panel öncesi Hasat Sanat Atölyesi’nde Karikatür sergisi yapıldı. Ardından da moderatörlüğünü şair Niyazi Yaşar’ın yaptığı panelde, ‘Alevilerin Güncel Sorunları ve Alevi Kurumları Olarak Güncel Görevlerimiz’ ve “Tarihte Alevi Katliamları” konuları işlendi.

    “YEZİDİN KİNİ BİTMEDİ”

    Saygı duruşunun ardından açılış konuşmasını Şair Niyazi Yaşar yaptı.

    Yaşar, “Seyit Rıza darağacına gittiğinde başı dikti, sözleri baba Munzur gibi ağırdı bu yüzden dersimin ters laleleri. Mart 95’de Ümraniye’de dört, Gazi’de 19 ölü yüzlerce yaralı mermiden uzak mesafede hepsi de hedefli, Muğla Ortanca’da ölü diye bırakılan Rıza’nın yediği dayaklar az geldi karısına gözleri önünde tecavüz edildi, 78 Hekimhan Maraş, Sivas durmak bitmedi yezidin kini” dedi.

    HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül yaptığı konuşmada Dersim’deki orman yangınlarına ilişkin konuştu.

    “TUNCELİ İSMİ KATLİAM İÇİN YAPILMIŞ BİR YASANIN ADIDIR”

    Bülbül, konuşmasından satır başları şöyle:

    “Yakın zamanda Dersim’de devlet eliyle çıkarılan yangınlar gündeme oturdu. Bu seksen beş yıllık bir politikanın ürünü Tunceli Kanunu’nun 1935’de yürürlüğe konması ile Dersim Tunceli kanunuyla yönetilmeye başlanmış adı da zaten Tunceli olarak değiştirilmiş. Şu anda Dersimlilerin birçoğu çok üzücüdür ki hala Tunceli adını kullanıyorlar. Tunceli bir kanunun adıdır kanun katliam için yapılmıştır. Doğayı, ağacı, bört böceği, canlıyı, hakikati katliam için yapılmış bir yasanın adıdır. Nasıl dilimiz varıyor da bu ismi kullanıyoruz. Bu ismi kullanmayalım. Dilimiz alışmışsa da dilimi temizleyelim. Bu memleketin adı Dersim, Tunceli değil ve Dersim’e sefer sadece cumhuriyet döneminde olmamış ki ittihat terakki döneminde, Osmanlı döneminde, Yavuz döneminde olmuştur. Adına Dersim’i dize getirme Dersim’i modernize etme, Dersim’e medeniyet götürme adı altında defalarca seferler katliamlar yapılmış. Bugün de mesele orman yangını değil sadece orman yangını meselesi olarak ele alırsak bir tür çevrecilik yaklaşımıyla yaklaşırsak şunları ıskalamış oluruz. Dersim’de dil, kültür, inanç, doğa, tarih ve Dersim’i Dersim yapan tüm değerler yakılarak ortadan kaldırılmak isteniyor.”

    “İkinci dünya savaşından sonra Hitler faşizmi yargılanırken insanlığa karşı suç kavramı üretiliyor. İnsanlığa karşı suç bizim tarafımızdan da kullanılıyor fakat Dersim’de insanlığa karşı suçu aşan bir durum var. Çünkü Dersim’in ağacı, kuşu, doğası, varlığı coğrafyasına kastediliyor. Aslında yaşama karşı bir suç işleniyor.

    “DEVLET DİLİNDE HUZUR, BASTIRMAK, SUSTURMAK ANLAMINA GELİYOR”

    Tunceli valisi huzur değil huzuru bozmak için gelmiş. Devlet dilinde ‘huzur’ ne anlama geliyor. Toplumu bastırmak, susturmak toplumu pasifize etmek, toplumu takatten düşürmek, ses çıkaran bir toplum değil nötrleşmiş bir toplum buna da huzur diyorlar.

    Araştırmacı yazar Mehmet Bayrak, tarihten bugüne yaşanan Alevi katliamlarına değindi.

    Bayrak şöyle konuştu:

    “Zor ve zorbalık yöntemlerini seçen irade resmi irade her aşamada katliama başvurdu. İki şeyin altını özellikle çizelim. Yavuz Sultan Selim bir köprüye adı verilen Selim’in Alevi katliamı yapmadığı söylenir oysa Yavuz daha Trabzon valisi iken diyor ki ‘Rumların merkezi olan o bölgenin Müslüman olmayan halklarına ya şerefi İslam ile mükerrer olalar ya da tümünü siyaset eylerim’. Yavuz, 50 bine yakın Aleviyi öldürmüştür. Kaynaklar var. eli baba katline kardeş katline bulaşmamış Osmanlı sultanı yok kardeşine babasına oğluna acımayan zihniyet muhalif kesimlere inançlara hoşgörüyle bakabilir mi?

    “DERSİM KATLİAMI YANGINLARLA BAŞLAMIŞTI”

    “Son yüzyıllık Türkiye tarihi bir etnodinsel temizlik bir tek tipleştirme İslamlaştırma tarihidir.

    1921’de 140 Koçgiri köyünün yerle yeksan edilmesi sonuçlanan büyük bir katliam yaşandı. Mağaralara sığındılar. içeri zehirli gazlar sıktılar, insanları katlettiler.

    1925’e gelince Müslüman Kürtlere sıra geldi. Hepsinin belgeleri var. TSK 16 uçaklık filoyla saldırdı. 1925-1927 yıllarında katledilen Kürtlerin sayısı 15 bin 500’dür o zaman. Türkiye’nin nüfusu 12 milyondu.

    Ağrı Zilan’da katledilen insanların sayısı Türk basınına göre 30 bindir.

    Dersim’e gelelim. En büyük Alevi havzalarından bir tanesi planlı bir organizasyonla belgeler burada şu sıralar orman yangını gündemde var. Onun belgesinde katliam döneminde soykırım döneminde yine ormanlar yakıldı. Bunun için broşür çıkarıldı. Evler nasıl yakılacak, ormanlar nasıl yakılacak. Büyük orman yangınları çıktı konut yangınları çıktı. 50 bin kişi katledildi. Cumhuriyet tarihin en soykırım tarihidir. 14 binde sürgün var belgeli.

    Derin devletin mili güvenlik aygıtı var. 26 Aralık 79’da ‘Alevi Kızılbaş köpeklere hadleri bildirilmiştir’ denmiştir. Açığa alınan öğretmenler Alevi kızılbaştırlar. Gözaltına alınan, işkenceye tabi tutulanlar, ırzına geçilen tüm öğrenciler Alevi Kızılbaştırlar.”

    ETKİNLİKLER SÜRÜYOR

    Kartal’daki Pir Sultan Festivali’nin yarına kadar devam edecek. Programda bugün ve yarın şunlar olacak.

    Bugün PSAKD Kartal Şubesi’nden canların semah dönmesinin ve Gülbengin verilmesinden sonra PSAKD Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir, PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan konuşmalarını yapacak.

    Ardından, Şiir Dinletisi, PSAKD Kartal Şube Müzik Grubu “Güneşin Yolcuları”, Cumartesi Anneleri ve saat 20:00’de ise Neşe Bakay, Grup Vardiya ve Cengiz Özkan konseri verecek.

    2 Eylül Pazar günü ise, PSAKD Kartal Şubesi Cemevi Zakirleri, Şiir dinletisi olacak. Saat 19:00’da ise İsyan Ateşi, İstanbul KHK Direnişçileri, Özgür Doğan, Grup Ala Mor, Musa Kurt ve PSAKD Çocuk Korosu, Sercan Direk ve Cihan Çelik konser verecek. (HABER MERKEZİ)

     

  • HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu’ndan PİRHA’ya ziyaret-VİDEO

    HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu’ndan PİRHA’ya ziyaret-VİDEO

    PİRHA- HDP Haklar ve İnançlar Komisyonu ajansımızı ziyaret ederek, PİRHA’ya çalışmalarından dolayı başarılar diledi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Halklar ve İnançlar Komisyonu üyeleri Çilem Küçükkeleş, Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu ve Mardin Milletvekili Tuma Çelik, Pir Haber Ajansı’nı (PİRHA) ziyaret etti.

    “PİRHA’YI KENDİMİZE YAKIN HİSSEDİYORUZ”

    Komisyon üyesi ve Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, “Birçok noktada, demokrasi mücadelesinde, inanç özgürlüğü mücadelesinde kesişiyoruz, buluşuyoruz. Bu anlamda PİRHA’yı kendimize, kendimizi de PİRHA’ya yakın hissediyoruz” dedi.

    PİRHA’nın doğru haber verme noktasında ciddi bir sorumluluğu olduğunu belirten Bülbül, “Alevi kamuoyunun nabzını tutma konusunda da ciddi bir sorumluluğu var” dedi.

    Bülbül, PİRHA’nın çalışmalarına desteği vereceklerinin altını çizdi; “Hizmetleriniz hak divanına yazılsın” dedi.

    “PİRHA ALEVİ TOPLUMUNUN AYNASI”

    Komisyon üyesi ve İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, PİRHA’nın alevi toplumunun aynası olduğunu ifade etti. Kenanoğlu, Alevi milletvekillerinin çalışmalarının PİRHA aracılığıyla kamuoyu tarafından bilinir hale geldiğini belirterek PİRHA’ya çalışmalarında başarılar diledi.

    “PİRHA’YA DESTEĞİ KENDİMİZE BİR GÖREV BİLİYORUZ”

    Komisyon üyesi ve Mardin Milletvekili Tuma Çelik tek tipleştirmeye karşı PİRHA’nın yanında olduklarını belirtti ve sözlerine şöyle devam etti:

    “Toplumun çoğulcu yapısına rağmen iktidar tek sesliliği öne çıkarıyor. Bu çerçevede PİRHA’yı farklılıkların sesini duyurma noktasında çabasından dolayı kutluyorum. Önümüzdeki dönemde de yapacakları tüm çalışmalarda elimizden gelen yardımı yapacağız. Türkiye farklılıklarıyla özel yere sahip olan bir ülke. Ama maalesef bugüne kadarki iktidarlar bunu engellemeye çalıştı. Bu güzel ülkeyi çirkinleştirmeye çalıştılar. Biz bu çirkinleşmeye karşı duranlar olarak PİRHA’ya desteği kendimize bir görev biliyoruz.”

    “ELEŞTİRİLERİNİZİ DİNLEMEK İÇİN BURADAYIZ”

    Komisyon üyelerinden Çilem Küçükkeleş, “Alevi basınının emeğine sağlık. Eleştiri ve önerilerinizi dinlemek için burada bulunmak, sizleri ziyaret etmek istedik” dedi ve PİRHA’ya çalışmalarından dolayı teşekkür etti.

    “HAKKIN VE HAKİKATİN SESİ OLACAĞIZ”

    PİRHA editörlerinden Turabi Kişin, komisyonun ziyaretini önemli bulduklarını belirtti. Kişin sözlerine şöyle devam etti:

    “PİRHA’yı Alevi toplumunun, ezilenlenlerin kendisini ifade edebileceği bir alan olarak konumlandırdık. Bütün toplumsal kesimlere kapımız açık. Kurulurken hakkın ve hakikatin sesi dedik, buna riayet edeceğimizi buradan ifade ediyorum.” (HABER MERKEZİ)

  • ‘Dersim’de 85 yıllık Tunceli Kanunu uygulanıyor’-VİDEO

    ‘Dersim’de 85 yıllık Tunceli Kanunu uygulanıyor’-VİDEO

    PİRHA- Dersim’deki orman yangınlarını yerinde incelemek için gelen HDPli milletvekillerinin bölgeye geçişine izni verilmedi. Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Antep milletvekili Mahmut Toğrul ve Antalya milletvekili Kemal Bülbül, “Dersim bir bütün olarak insansızlaştırılmak isteniyor. Bu coğrafyanın etnik ve inançsal değerlerini yıkma çalışmaları vardır” diye konuştular.

    Dersim Bali Deresi mevkiindeki yangını incelemek üzere şehre gelen HDP’li vekillerin bölgeye geçişlerine izin verilmedi. Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Antep Milletvekili Mahmut Toğrul, şunları aktardı:

    “Amaç HDP vekillerinin alanda çalışma yapmalarını ve gerçeğin açığa çıkmasını engellemektir. Vali açıklama yapıyor; burası turistik bir bölge herhangi bir sorun yok. Ama Dersim içerisinde adım bile atamıyorsunuz. Burada halkın vekilleri engelleniyor. Dersim’de tam bir sömürge politikası var. Dersim bir bütün olarak insansızlaştırılmak isteniyor. Asıl sorgulanması gereken kimin bu yangınları çıkardığıdır. Hedef bir bütün olarak bu coğrafyanın etnik ve inançsal değerlerini yerle bir etme çalışmasıdır.”

    “ALEVİLERİ, KÜRTLERİ, SOSYALİSTLERİ, KADINLARI SUSTURARAK HUZUR OLMAZ”

    Antalya Milletvekili Kemal Bülbül ise “Burada 85 yıldır Tunceli Kanunu uygulanıyor. Irkçılık, gericilik, faşizmdir bu. Bugün Ğadr-i Hum Bayramıdır. Kutsallarımızı niyaza geldim buraya, o da engelleniyor. Bütün yaşam kuşatılmıştır. Doğa kuşatılmıştır, börtü böcek her şey kuşatılmıştır. Burada, bir valinin emriyle yaşam çekilmez hale getirilmiştir. Hükümetin, devletin 85 yıllık Tunceli Kanunu’ndan kaynaklı sistematik ırkçı, gerici politikasıdır bu. Biz bu politikayı ne yapıp edip bu çemberi kıracağız” dedi.

    Bülbül, Tunceli Valisinin açıklamalarına ise şöyle tepki gösterdi:

    “Özellikle şunu belirtmek istiyorum; bugün Ğadr-i Hum Bayramı, nüfusunun tamamı Alevi olan bir kentte yapılan bu uygulamayı hep beraber görüyoruz. Huzur bozan validir. Bu sistemin 90 yıllık uydurduğu bir yalandır. Alevi toplumunu, Kürt halkını, demokratları, sosyalistleri, kadınları susturarak huzur olmaz. Bunun adı bastırmadır, susturmadır, tehdittir, işkencedir.”

    DERSİM/PİRHA

  • Binboğa Doğa ve Kültür Festivali’nde birlik çağrısı

    Binboğa Doğa ve Kültür Festivali’nde birlik çağrısı

    Kayseri Sarız’a bağlı Binboğa köylerinin biraraya geldiği Doğa ve Kültür Festivali’nin 2’ncisi, Kırkısrak Köyü’nde yoğun katılımla gerçekleşti.

    Kayseri’nin Sarız ilçesine bağlı Binboğa köylerinin ortak düzenlediği 2. Doğa ve Kültür Festivali Kırkısrak Köyü’nde yoğun katılımla gerçekleşti.

    Etkinlik Halk oyunları grubunun yöresel gösterisi ile başladı. Ardından “İç ve dış politikada neler oluyor?” başlığıyla düzenlenen panele Evrensel yazarı Yusuf Karataş, HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, 26. Dönem CHP Milletvekili Mehmet Tüm ve Araştırmacı Yazar Mehmet Bayrak katıldı.

    “BİZİM GÜCÜMÜZ HAKİKATTİR”

    Seçim öncesi yaşanan zorlukların önümüzdeki yerel seçime ışık tutması gerektiğini söyleyen HDP Milletvekili Kemal Bülbül, “Tüm zamanlarda çoğunlukla kullandığımız bir kavram olan hakikat siyasetten büyüktür. Hakikat, örgütleyen, ifade eden, yaşatan, yürüten bir durumdur. Siyaset, günlük yaşam içerisinde çözüm arayan bir bilimdir ve siyaset bilimini yürütenlerin paçasından bugün pislik akmaktadır. Yezid soylu bir iktidar var. HDP’liler ve HDP’ye destek verenlere yönelik tehditleri seçim öncesinde de çok duyduk ancak tehditleri bizi yıldırmadı ve yıldıramayacak. Türkiye’de çok kimlikli, çok kültürlü, laik, demokratik cumhuriyet oturana kadar mücadelemiz sürecek. Bu bizim için ahlaki, vicdani bir görev. Bunu aşmakla da kalmayacak, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ gibi şu an zindanda bulunan bütün arkadaşlarımızı, gazeteci arkadaşlarımızı, Enis Berberoğlunu özgürleştireceğiz. Bizim gücümüz hakikattir. Bizim gücümüz haktan aldığımız mücadele anlayışıdır. Türkiye’de saydığımız kesimler bir araya gelmeden bu ırkçı, gerici iktidara son veremeyiz” dedi.

    TÜM: SİSTEM DEĞİŞMEDİĞİ SÜRECE HEPİMİZ İÇİN SORUN DEVAM EDECEKTİR

    CHP 26. Dönem Milletvekilli Mehmet Tüm, “Seçilmiş belediye başkanları ve milletvekilleri içeride. Gazeteciler, akademisyenler içeride. İnsan haklarından söz etmek mümkün değil. Ülkede rejim tam olarak değişti. Tek bir adamdan söz etmemek mümkün değil. ‘OHAL’i kaldırdık’ dediler ancak kalıcı hale getirdiler. Valilere verilen yetkiler şimdiye kadar görülmüş bir yetki değil. Durum Hitler Almanyasından farklı değil. Yargı bağımsızlığından söz etmek mümkün değil. Burada yapılması gereken şey düzenden mağdur olan herkesin yan yana gelmesi. İktidar kendisinden olmayan yüzde 50’yi düşman görmektedir. Böyle bir ülkede huzurlu olmak mümkün değil. Kendi ülkemizde barış içerisinde, bir arada yaşayalım istiyoruz. Türkiye çok kimlikli bir ülkedir. Alevilerin kendi inancını yaşaması kimseye zarar vermez. Kürtlerin kendi dilini konuşması kimseye zarar vermez. Asıl sorun sistemde. Sistem değişmediği sürece hepimiz için sorun devam edecektir. Bu topraklarda sorunumuz ortaktır. Herkesle yan yana gelmek zorundayız” dedi.

    KARATAŞ: AYRIMCILIK YAPMADAN BURJUVA HÜKÜMETE KARŞI BİRLİĞE İHTİYACIMIZ VAR

    Evrensel Gazetesi Yazarı ve Emek Partisi MYK Üyesi Yusuf Karataş ise, “Türkiye son birkaç yılda iç ve dış politikanın ilk defa bu kadar iç içe geçtiği bir dönem yaşıyor. Ülkenin başındaki kişi dışarıya ey nidaları atarken mesajı içeriye gönderiyor. Afrin’e operasyon aslında iç politikaya yönelikti. Bu dönem boyunca iktidarın politikası hem iç politikada hem dış politikada yeni bir rejimin inşası hedefindeydi. 24 Hazirandan sonra yeni sisteme geçildi ve tek adam rejimi resmi olarak işler hale geldi. Erdoğan’ın şahsında Osmanlı sultanlarına özenen bir karaktere sahip. Bu nedenle bu rejime ‘Türk tipi başkanlık’ diyor. Ancak mesele sadece Erdoğan değildir. Onunla kader birliği yapmış burjuva kesimler, dışarıda yayılma planları yapan tekelci burjuva da başkanlık yönetimiyle başa geçmiştir” diye konuştu.

    Karataş şöyle devam etti:

    “2012’de Orta doğunun büyük ülkesi olma hevesiyle Suriye’ye müdahale eden iktidar, Erdoğan iktidarıydı. O dönem batılı emperyalistler Erdoğan’ın yanındaydı. Suriye savaşı mezhep savaşı gibi gözüküyor ve radikal İslamcı örgütlerin egemen hale geldiği bir savaş haline geldi. Esad’ın devrilmemesiyle ile batılı ülkeler Ortadoğu politikalarını değiştirmek zorunda kaldı, Türkiye’de iktidar politikasını sürdürdü. Pazarlık için olmazsa olmaz bir politika olarak gördü ve Kürtlerin ortaya koyduğu mücadeleyi etkisizleştirecek gücün radikal İslamcılar olacağını düşündü. Yabancı patronlara ‘İktidarım boyunca hiçbir yabancı yatırımcı kaybetmedi, benim dönemimde kim sizi engellemeye çalışırsa karşısında beni bulacak’ diyen Erdoğan OHAL’i de grevleri yasaklamak için kullandığını belirtmiştir. Bugün damadını da yanına alarak kabineye sokan Erdoğan, kalıcı OHAL’i devreye soktu. Bu rejim her ne kadar ABD’yle kavga ediyor gözükse de Anti Emperyalist bir odak olarak görmek mümkün değildir. Demokrasi için birliğe ihtiyacımız var. Bu kavgada kim yanımıza gelirse onunla kol kola girmeliyiz. Ayrımcılık yapmadan, burjuva hükümete karşı birliğe ihtiyacımız var.”

    BAYRAK: DEĞERLERİMİZE SAHİP ÇIKACAĞIZ VE BİRLİKTE HAREKET EDECEĞİZ

    Araştırmacı Yazar Mehmet Bayrak ise kültürel mirasın korunmasıyla kimliklerin korunacağını belirtti. Bayrak konuşmasında şunları söyledi:

    “Burada söyleyeceklerim yazdıklarımızın on binde biri bile olamaz. Ne söylersek söyleyelim söz uçar ancak yazı bakidir. Her insanın 4 temel kimliği vardır. Ulusal kimlik, inanç kimliği, sınıf kimliği, cins kimliği. Bunlardan kimseyi soyutlayamayız. Bunları birbirinden ayırmak eksikliktir. Bunlar horlanıyorsa inkâr ediliyorsa sahip çıkmalıyız. Batı literatüründe Batı Toroslar olarak geçen bu coğrafya çok kimlikli bir coğrafyadır. Osmanlı’ya en son biat etmek zorunda kalmış bir coğrafyadır. Bu sebeple bizim birinci görevimiz kendi değerlerimize sahip çıkmaktır. Değerlerimize sahip çıkacağız ve birlikte hareket edeceğiz.”

    Panelin ardından folklor ekibi sahne aldı. Devamında Yücel Sarpdere’nin yazdığı ve Uygur Orhan’ın yönettiği “Nasıl kalkındık ama” isimli oyunu Kayseri İşçi Tiyatrosu tarafından sergilendi. Üyelerinin işçilerden oluştuğu tiyatro grubunun oyunu festival katılımcıları tarafından büyük bir ilgi ile izlendi. Devamında yerel sanatçıların konserlerine geniş katılım gösteren yöre halkının görüşü ise ikinci defa düzenlenen şenliğin devam etmesinden yana oldu.

    (Kayseri/EVRENSEL)

  • Bülbül, Alevi köyünde siyanürle altın arama projesini Bakan’a sordu

    Bülbül, Alevi köyünde siyanürle altın arama projesini Bakan’a sordu

    PİRHA-HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Sivas Divriği Mursal Köyü’nde hayata geçirilmek istenen ‘Siyanürle altın arama projesi’ni Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’in yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi. 

    HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Sivas Mursal Köyü’nde hayata geçirilmek istenen altın madeni çalışmalarını Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’e sordu.

    Bülbül’üm verdiği soru önergesinde şu ifadeler kullanıldı;

    “Divriği merkeze 28 km uzaklıkta bulunan Mursal Köyünde, 27 Temmuz tarihi itibariyle MTA (Maden Tetkik Arama’nın) yetkililerinin “Altın madeni arama amacıyla sondaj çalışmasına başlamak” istemesi bölgede gerginlik başlatmıştır. Köylüler kitlesel olarak yaşam alanlarını tehdit eden sondaj çalışmasını engellemiştir.

    Köyde bulunan Mursal Barajı ilçenin tarım alanları için sulama ve içme suyu ihtiyacının ciddi bir kısmını karşılamaktadır. Köylülerin en büyük kaygısı “Baraj suyuna karışacak siyanürden ötürü yaşam alanlarının uğrayacağı tahribattır.” Köylüler sayın Sivas Valisi ile bir görüşme gerçekleştirmişler fakat oradan çıkan karar,  “Sondaj çalışmasının 31 Temmuz’da başlayacağı” yönündedir. Köydeki yetkililerle yapılan görüşmeler sonucunda elde edilen bilgilere göre “Süreç herhangi yasal bir onay olmadan başlatılmıştır.”

    Köylüler, avukatları aracılığıyla bu hukuksuzluğu yargıya taşıyacaklarını belirttiler. Yine, köylülerden alınan bilgilere göre “Uluslararası bir firma bu süreçte başı çekiyor.”  Diğer köy ve ilçelerden de gelen büyük bir destekle köyde böylesi bir doğa tahribatına karşı kitlesel etkinlikler düzenlenmektedir. Bir an önce bu proje yeniden gözden geçirilmeli, köylülerin talepleri doğrultusunda proje durdurulmalı ve bölgede yaşayan halkın sağlığı öncelikli olmalıdır. Halkın yaşam alanını tehdit edecek ve olası risklerle bölgedeki tüm canlılara zarar verecek böylesi projelere bir an önce son verilmelidir.”

    Bu bağlamda Dönmez’e şu sorular yöneltildi;

    • Divriği Mursal Köyü’nde yaşayan halkın tüm haklı tepkilerine rağmen “Siyanürle altın arama projesi” neden ısrarla devam ettirilmek istenmektedir?
    • Bu projenin bölgede yaşayan halk başta olmak üzere bölgedeki yaşam çeşitliliğine ve tüm canlılara karşı barındırdığı olası riskler hesaplanmış mıdır? Böylesi bir riske karşı bu projenin uygulamasını durdurmayı düşünüyor musunuz?    PİRHA/ANKARA

     

  • HDP’li Kemal Bülbül: Mursal’da altın arama çalışmaları durdurulsun – VİDEO

    HDP’li Kemal Bülbül: Mursal’da altın arama çalışmaları durdurulsun – VİDEO

    PİRHA- HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül mecliste düzenlediği basın toplantısında, Sivas Divriği’ne bağlı Mursal köyünde altın araması adı altında “Doğayı, çevreyi tahrip eden uygulamaların yapıldığını” ifade etti.

    Sivas Divriği ilçesine bağlı Mursal köyünde yapılmak isteten maden ocağına karşı HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül mecliste basın toplantısı düzenledi. Doğada yapılacak HES, altın ve maden arama ile mermer çıkarma gibi uygulamaların ‘bir doğa tahribatı olduğunu’ vurgulayan Bülbül, Mursal köyündeki aramayla ilgili hukuki girişimlerde bulunulduğunu, ilgili kuruluşun yasal prosedürü tamamlamadan çalışmalara başladığını bildirdi.

    Köylülerin, bu aramanın yapılmasını istemediklerini söyleyen Bülbül, “Mursallılar, doğalarını altın değerinde görüyorlar. Doğa tahribatı sonucu elde edilecek altın, doğanın kendisinden daha değerli değildir. Bugüne kadar yapılan tüm çalışmaları durdurulmasını talep ediyoruz. Mursal’da yapılan altın arama çalışmalarının bir an önce durdurulmasını ve köylülerin taleplerinin kabul edilmesini istiyoruz” dedi.

    PİRHA / İSTANBUL

     

  • Bülbül: Cemevimizi kirletme cüretinde bulunan polis görevden alınmalı-VİDEO

    Bülbül: Cemevimizi kirletme cüretinde bulunan polis görevden alınmalı-VİDEO

    PİRHA- HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Meclis’te Bazı Kanun ve KHK’lerde Değişiklik Yapılmasına Dair Teklif ile ilgili yaptığı konuşmada, Abdal Musa Dergahı’nın güvenlik adı altında kuşatılmasını, Alevi tutukluların dede ile görüştürülmemesini ve Armutlu Cemevi’ne polis baskınını gündeme getirdi.

    Bülbül, Abdal Musa Dergahı’nın güvenlik adı altında adeta kuşatıldığını, dergaha giriş çıkışın neredeyse imkansız hale geldiğini söyledi. Bülbül, cezaevinde tutuklu bulunan Alevilerin dede ile görüşme taleplerinin reddedilmesine ilişkin de Diyanet’i sorumlu tutarak şunları söyledi:

    “Diyanet diyor ki dedelik diye bir kurum yoktur. Ey Diyanet, sen bu yetkiyi nereden aldın? Hakkın ve hakikatin temsilcileri, haydarı kerrar sahibi Zülfikar şahı merdan şeri yezdan şahı şehidan seyidi Kerbela’nın temsilcilerini yok sayma yetkisini kim verdi sana? Bu ne hadsizlik.”

    HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, geçtiğimiz Perşembe günü Sarıyer PSAKD Cemevi’ne polisin baskın düzenlemesine de tepki gösterdi. Bülbül, “Cemevine polis baskın yapıyor, 20 kişiyi yere yatırıp ters kelepçe yapıyor. Sprey boyalarla  duvara yazı yazıyor. Hakkın ve hakikatin makamına hayasızca, terbiyesizce, ahlaksızca birisi idrarını yapıyor. Kim soracak bunun hesabını? Orası Hak Muhammed Ali’nin makamı, orası Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin makamıdır. Orası Pir Sultan’ın, Seyid Nesimi’nin, Hallac-ı Mansur’un, Ebu Müslüm’ün mekanıdır. Bre kerberus sen bu yetkiyi nereden aldın? Bu nasıl yaklaşım biçimidir? Biz bunu nasıl açıklayacağız? Soruyoruz İstanbul Valisi’ne, güvenlik görevlilerine. Sonra amir geliyor diyor ki bu yazıları kapatın. Yazıları sprey boyayla silemiyorlar” diye konuştu.

    İşte HDP’li Vekil Kemal Bülbül’ün konuşmasının tamamı:

    “Hükümet var mı yok mu, meclis var mı yok mu, devlet var mı yok mu, kurum var mı yok mu, meclisin özelliği, niteliği, amacı varlığı, varlık sebebi ne yazık ki her şeyin tartışma konusu olduğu, her şeyin tarifinin ne mümkün hale geldiği bir ortamda hala güya Türkiye halkı için, güya Türkiye’nin esenliği için, Türkiye’nin toplumsal barışı için birtakım çabalar yürütüldüğü, yasaların yapıldığı söyleniyor.

    Şimdi sarf edeceğim sözler, bu meclis kürsüsünde ilk defa sarf edilmiş sözler olacak. Ve tarihi bir vakadan, bir fecaetten söz edeceğim.

    “ABDAL MUSA DERGAHI GÜVENLİK ADI ALTINDA ADETA KUŞATILMIŞ”

    Ben Alevi yol erkan yürütücüsüyüm. Axuçan Ocağı’ndan el almış, Hakka ve hakikate hizmet eden bir yol hizmetkarıydım. Birkaç gün önce Abdal Musa Dergahı’na gittim. OHAL’in Alevi toplumuna yansıması ile ilgili örnekler vereyim. Abdal Musa Dergahı güvenlik adı altında adeta kuşatılmış, dergaha giriş çıkış neredeyse imkansız hale gelmiş. Sebebini sorduğumuzda güvenlik için deniliyor. Abdal Musa’ya gelen canların, niyaz için gelen insanların güvenlik diye bir sorunu yok aslında. Evet güvenlik önlemi alınabilir. Ancak taciz edecek derecede engelleyecek korkutacak bastıracak derecede güvenlik önlemi güvenlik önlemi değildir. Bir tacizdir.

    “DİYANET SEN BU YETKİYİ NEREDEN ALDIN?”

    Adalet Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında yapılan bir protokol gereği din görevlileri cezaevindeki tutuklu hükümlülerin talebi gereği görüşme yapıyorlar. Alevi tutuklular talep ediyor. Ama biz dede olarak gidip görüşemiyoruz. Sebep; Diyanet diyor ki Alevilik diye bir şey yoktur. Diyanet diyor ki dedelik diye bir kurum yoktur. Ey Diyanet, sen bu yetkiyi nereden aldın? Hakkın ve hakikatin temsilcileri, haydarı kerrar sahibi Zülfikar şahı merdan şeri yezdan şahı şehidan seyidi Kerbela’nın temsilcilerini yok sayma yetkisini kim verdi sana? Bu ne hadsizlik.

    “HAK VE HAKİKATİN MAKAMINA HAYASIZCA İDRAR YAPILIYOR”

    Ve en fecisi, bakınız; Perşembe günü Sarıyer PSAKD Cemevi’nde ne oluyor; benim de genel başkanlığını yaptığım cemevine polis baskın yapıyor, 20 kişiyi yere yatırıp ters kelepçe yapıyor. Sprey boyalarla  duvara yazı yazıyor. Hakkın ve hakikatin makamına hayasızca, terbiyesizce, ahlaksızca birisi idrarını yapıyor.

    Kim soracak bunun hesabını? Orası Hak Muhammed Ali’nin makamı, orası Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin makamıdır. Orası Pir Sultan’ın, Seyid Nesimi’nin, Hallac-ı Mansur’un, Ebu Müslüm’ün mekanıdır. Bre kerberus sen bu yetkiyi nereden aldın? Bu nasıl yaklaşım biçimidir? Biz bunu nasıl açıklayacağız? Soruyoruz İstanbul Valisi’ne, güvenlik görevlilerine. Sonra amir geliyor diyor ki bu yazıları kapatın. Yazıları sprey boyayla silemiyorlar.

  • Kemal Bülbül hakkındaki dava durduruldu: Yasama dokunulmazlığı elde etti

    Kemal Bülbül hakkındaki dava durduruldu: Yasama dokunulmazlığı elde etti

    HDP milletvekili Kemal Bülbül’ün yargılandığı dava durduruldu. Kararda, Bülbül’ün milletvekili seçilmesinin ardından “yasama dokunulmazlığı elde ettiği” belirtildi.

    HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül’ün, “Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme” ve “Terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla, Ankara 15’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı dava durduruldu.

    Bülbül’ün avukatı, müvekkilinin milletvekili seçildiğini belirterek, davanın durdurulmasını istedi. TBMM’den Bülbül’ün vekil seçildiğine dair yazı üzerine yazılı olarak mütalaa veren savcı, “T.C. Anayasası’nın 83/2. maddesi uyarınca kamu davası yönünden durdurma kararı verilmesini” talep etti.

    MAHKEME: YASAMA DOKUNULMAZLIĞI ELDE ETTİ

    Mütalaayı kabul eden mahkeme, davanın durdurulmasına hükmetti. Bülbül hakkındaki, yurt dışına çıkış yasağı ve imza verme şartı da kaldırıldı. Kararda, şu ifadelere yer verildi:

    “Sanığın yargılandığı suçunda niteliği dikkate alındığında T.C. Anayasası’nın 83/2. maddesinde belirtilen istisnai hallerden olmadığı, T.C. Anayasası’nın 83/2. maddesi göre milletvekili göre milletvekili seçildiği an itibariyle yasama dokunulmazlığı elde ettiği,

    Bu nedenle hakkında soruşturma kovuşturma yapılmasının şartının ortadan kalktığı sübut bulunduğundan, T.C. Anayasası’nın 83/2 ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddesi uyarınca sanık Kemal Bülbül hakkındaki kamu davasının durmasına oy birliği ile karar verildi.”

    BERBEROĞLU’NUN TALEBİ REDDEDİLMİŞTİ

    MİT TIR’ları davasında yargılanan tutuklu CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu’nun avukatları, 24 Haziran seçiminin ardından yargılamanın durdurulmasını istemişlerdi. Avukatlar, Berberoğlu’nun milletvekili seçilmesiyle “yasama dokunulmazlığı” kazandığını belirtmişlerdi.

    Yargıtay 16’ncı Ceza Dairesi, talebi reddetmişti. (DUVAR)

  • HDP’nin Alevi vekilleri: Mahkumların inanç hakkı gasp ediliyor

    HDP’nin Alevi vekilleri: Mahkumların inanç hakkı gasp ediliyor

    PİRHA – HDP’nin Alevi Milletvekilleri Zeynel Özen, Ali Kenanoğlu ve Kemal Bülbül, tutuklu bulunan CHP eski milletvekili Eren Erdem’in Alevi dede isteğinin geri çevrilmesine tepki göstererek, Diyanet İşleri Başkanlığı ile Adalet Bakanlığı arasında imzalanan protokol gereği cezaevlerinde sadece İslam’ın Sünni mezhebine hizmet verilip diğer inançlar yok sayılıyor denildi.

    Geçtiğimiz günlerde Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan Eski CHP Milletvekili Eren Erdem inancı gereği cezaevine Alevi dedesi çağırmak istemiş ancak cezaevi yönetimi mevzuata uygun değil ‘imam çağırın’ demesine ilişkin HDP’nin Alevi Milletvekilleri Zeynel Özen, Ali Kenanoğlu ve Kemal Bülbül mecliste basın toplantısı düzenledi.

    Alevi vekiller cezaevlerinde sadece Sünni İslam inancına hizmet verilmesine ve diğer inançların yok sayılmasına tepki gösterdi. Ortak açıklamayı HDP’nin Alevi Milletvekilleri adına HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen okudu.

    “DİYANETİN VARLIĞI LAİK BİR ÜLKE İÇİN ÇELİŞKİ DEMEK”

    Özen, “10 Şubat 2011 tarihinde Diyanet İşleri Başkanlığı ile Adalet Bakanlığı arasında imzalanan protokolün ardından cezaevlerinde vaizler görev yapmaya başladı. Bu kapsamda görevlendirilen hocalar sadece İslamın Sünni mezhebine hizmet ettikleri için cezaevlerinde başka inançlardan olan tüm mahkumlar görmezden gelinmiştir. Bu anlamda bu toprakların kadim inançlarından birisi olan Alevi inancındaki canların, Sünni mahkumlara sunulduğu gibi kendileri için de talep ettikleri inanç hizmeti mütemadiyen reddedilerek ciddi bir hak ihlali yapılmaktadır. Diyanet’in varlığı zaten başlı başına laik bir ülke için büyük bir çelişki iken, sadece bu kurumu muhatap alıp Alevilerin ve diğer inançlardaki mahkumların varlığının yok sayılması asla kabul edilemez. Şu an Manevi Rehberlik Hizmetleri Birimi ile 360 cezaevinde 75’i kadın olmak üzere 680 din görevlisi tarafından mahkumlara manevi destek hizmeti sunulurken, diğer inançlardaki mahkumların bu ihtiyacının karşılanmasına asla müsaade edilmemektedir” diye konuştu.

    “İNANÇ HAKKI GASBI YENİ BİR KONU DEĞİL”

    “Eski milletvekili Eren Erdem’in talebi ile son günlerde gündem olan ve öncesinde TV10 emekçisi Veli Büyükşahin dahil bir çok mahkum tarafından dile getirilen inanç hakkının gaspı yeni bir konu değildir” diyen Özen şunları kaydetti:

    “Bu hakkın Sünnilere sunulduğu 2011 yılından beri Alevi mahkumların yıllardır böyle bir talebi söz konusudur. Şu an Eren Erdem dahil cezaevlerindeki maalesef Sünni inancın dışındaki binlerce mahkum bu hak gaspının mağdurudur. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Türkiye’de Alevilere ayrımcılık yapıldığına dair verdiği birçok karar ortadayken, bu gibi örneklerle her geçen gün bu ayrımcılıkların alanı genişleyerek devam etmektedir.  Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde de karara bağlanan Alevilerin eşit yurttaşlık hakkı tanınarak, mahkum olan Alevi canlara kendi inançlarını tutukluluk süreçleri içerisinde yaşayabilmelerinin önünün açılması en azından hukuk devleti olduğunu iddia eden bir ülkenin görevidir. Bu anlamda Eren Erdem vesilesiyle tekrar gündem olan bu hak talebinin yerine getirilmesi için yetkilileri sorumlu davranmaya davet ediyoruz.”

    Alevi inancı gereği her Talib’in kendi dahil olduğu ocağın dedesine bağlı olduğunu belirten Özen” “Alevi mahkumlar diyanetin atadığı vaizlerle inançlarının gereğini yerine getiremeyeceği gibi, rastgele görevlendirilen dedelerden ve analardan da bu hizmeti alamayacakları için her mahkumun bağlı bulunduğu ocağın dedeleri ve anaları veya mahkumların kendileri tarafından belirlenen dedelerle ve analarla bu ihtiyaçları yerine getirilmelidir” ifadelerini kullandı.

    “DEVLETİN DİN TANIMLAMASI YAPMASI DOĞRU DEĞİL”

    Özen’den sonra konuşan HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu ise, “Devletin bir din tanımlaması yapması doğru değildir. İnançlar kişilerin kendi beyannamesine bağlıdır. Aleviliğin ne olup ne olmadığı veya korumak, kollamak ne devletin ne Diyanet İşleri Başkanlığının ne de biz siyasetçilerin görevidir. Bu Alevi inancına bağlı insanların beyanına bağlı bir şeydir” dedi.

    “ALEVİ MAHKUMLARIN İNANÇ TALEPLERİ BİR AN ÖNCE KARŞILANMALIDIR”

    “Bu ülkede inanç özgürlüğünden bahsediyorsak ve özellikle dini inancı kendine referans olarak gören iktidarın her fırsatta inançsal atıflarda bulanan, insanların bu konulardaki eğilimlerini dikkate alan hükümet inançların sadece kendilerine ait olmadığını bilmesi gerek” diyen Kenanoğlu, “Bu kadim topraklarda birçok farklı inanç vardır. Dolayısı ile Alevi toplumunun ve Alevi mahkumlarının inançlarının ne olduğunu ne olmadığını tanımlamak ne hükümetin nede Diyanet İşleri Başkanlığının görevidir. Bir an önce bu taleplerin karşılanması gerekiyor. Bu talepler karşılanırken de Diyanet İşleri Başkanlığı ile değil mahkumun kendi talebi doğrultusunda karşılanmalıdır” diye konuştu. (HABER MERKEZİ)

    https://www.facebook.com/cantv.tv/videos/2174720365874660/

     

     

  • Aleviler, Sivas şehitleri ile Deniz, Yusuf ve Hüseyin’i mezarları başında andı-VİDEO

    Aleviler, Sivas şehitleri ile Deniz, Yusuf ve Hüseyin’i mezarları başında andı-VİDEO

    PİRHA- 2 Temmuz Sivas şehitlerini ve Türkiye devrimci hareketinin önderlerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan ve Mahir Çayan’ı mezarları başında anan Aleviler, Sivas ve devrim şehitlerinin mücadelelerini unutturmayacaklarını ve gelecek kuşaklara aktaracaklarını kaydettiler.  

    2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta yakılarak katledilen canlar Türkiye’de dünyanın dört bir yanında anılmaya devam ediyor. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) ve Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Sivas şehitlerini toprağa sırlandıkları gün olan 6 Temmuz’da mezarları başında andı. Anmaya PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, genel merkez yöneticileri, ABF Genel Başkan Yardımcısı Müslüm Metin,  HBVAKV Genel Başkanı Ercan Geçmez, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Onursal Başkanı Turgut Öker ile HDP’nin Alevi milletvekilleri Ali Kenanoğlu, Kemal Bülbül, Zeynel Özen, CHP Milletvekili Servet Ünsal ve şehit aileleri katıldı.

    “SÖNMEMESİ İÇİN ELİMİZDEN GELEN GAYRETİ GÖSTERECEĞİZ”

    Şehitler için bir dakikalık saygı duruşuyla başlayan anmada PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan kısa bir konuşma yaptı. Sivas şehitlerini unutturmayacaklarını ve onların mücadelelerini gelecek kuşaklara aktaracaklarını kaydeden Kaplan, “Kerbela’nın yangını nasıl ki sönmüyorsa Madımak yangını da böyledir. Sönmeyecek ve sönmesi de mümkün değildir. Sönmemesi için de elimizden gelen tüm gayreti göstereceğiz” dedi.

    “O İKİ İSMİ ORADAN SÖKTÜRECEĞİZ” 

    Madımak Oteli’nde şehitlerinin isimlerinin yanında hala iki katilin isminin yazılı olduğunu belirten Kaplan, “Yetkililer orada iki katilin isminin olduğunun farkında değiller ya da bize öle ifade ediyorlar. Yakında Sivas’a gidecek görüşmeler yürüteceğiz ve o iki katilin ismini mutlaka oradan söktüreceğiz” şeklinde ifade etti.

    “MUAVİYE SOYLU DEVLET YAKTIRDI”

    Kaplan’ın ardından söz şehit yakını Hikmet Özkan, acılarını 2 Temmuz’un acısını yüreğinde hisseden yurttaşların paylaşması sayesinde dayanabildiklerini belirtti. “Sivas’ta bizi Muaviye soylu devlet yaktırdı” diyen Özkan, Muaviye soylu devlet zihniyetinin hala devam ettiğini vurguladı.

    MÜCADELE DEVAM VURGUSU

    Arkasından söz alan şehit yakını Mehmet Gündüz de mücadele olmazsa Sivas şehitlerinin ışığının söneceğine ancak kendilerinin bu ışığın sönmesine izin vermeyeceklerine işaret etti. 25 yıldır Alevi hak talep mücadelesinde Alevi kurumlarıyla birlikte mücadele ettiklerini söyleyen Gündüz, bir 25 yıl daha geçse yine mücadeleye devam edeceklerini kaydetti.

    DENİZ, YUSUF, HÜSEYİN VE MAHİR…

    Sivas şehitlerinin anmasının ardından Türkiye devrim hareketi önderlerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan ve Mahir Çayan’ın mezarları da ziyaret edildi. Burada konuşma yapan HDP’nin Alevi milletvekili Kemal Bülbül, halkların, emeğin özgürleşmesi, ırkçı gerici sistemin son bulması için yaşamı pahasına mücadele veren herkesin değerli olduğunu hatırlattı. Bülbül, “Denizler, Yusuflar, Hüseyinler, Mahirler; Madımak şehitleri bizim ortak değerimizdir. Alevilerin, emeğin, Kürt halkının ortak değerleridir. Denizler de Madımak şehitlerinin bir parçası, canı, yari, yareni ve yoldaşıdır” şeklinde ifade etti.

    “TÜM İNANÇLAR VE KİMLİKLER BİRBİRİNE SAHİP ÇIKMALI”

    Yine HDP’nin Alevi milletvekili Zeynel Özen de Türkiye devrimci hareketi önderlerinin mücadelesinin kendi mücadelelerine ışık olduğunu ancak kendilerinin pek başarılı olamadıklarını kaydetti. Özen, “Kim olursa olsun, ister Alevi, Sünni, Türk, Kürt, tüm azınlık inançlar ve kimlikler birbirine sahip çıkmalı. Mahir Çayan nasıl yoldaşı için aynı örgütte olmamasına rağmen gidip canını verdi ise bu bize örnek olmalı.” dedi.

    “ALEVİLER ÖNDERLERİNİN KİMLİĞİNE BAKMAKSIZIN KABULLENMİŞTİR”

    Özen’in ardından söz alan PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan ise şunları belirtti: “Devrim şehitlerimizin mezarı başındayız.70 yılların devrimci dayanışmasını gösterdiler. Birbirleri uğruna ölüme giden yoldaşlarımız bunlar. Onların diktikleri bayrağı gelecek kuşaklara aktarmakta sıkıntı çektiğimiz doğrudur. Ancak umutsuz değiliz. Umudumuzu hiçbir zaman yitirmedik. Aleviler önderlerinin kimliğine inancına bakmaksızın kabullenmiştir. Mahiri, Denizi, İboları kendi değerleri bilmiş bağrına basmıştır. Evlerinde ibadet yerlerinde en başköşeye asmıştır. Halklar adına mücadele eden tüm canlar tüm yoldaşlar Alevilerin yoldaşı olmuştur vve yoldaşı olmaya devam edecektir.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Kemal Bülbül mazbatasını aldı: Alevilerin sesi olacağım

    Kemal Bülbül mazbatasını aldı: Alevilerin sesi olacağım

    PİRHA-HDP’nin Alevi milletvekilleri mazbatalarını almaya başladı. 

    24 Haziran seçimlerinin ardından milletvekilleri mazbatalarını almaya başladı. HDP’nin Alevi vekillerinden Kemal Bülbül de mazbatasını aldı.

    Antalya’dan Milletvekili seçilen Bülbül mazbatasını Antalya İl Seçim Kurulu Başkanı Hakime Canan Karcı’nın elinden aldı. Alevi hareketinin içinden gelen Bülbül, bundan sonra mecliste Alevilerin sesi olacak.

    PİRHA/İSTANBUL