Etiket: kemal bülbül

  • PSAKD Genel Merkezi: Kemal Bülbül derhal serbest bırakılmalıdır

    PSAKD Genel Merkezi: Kemal Bülbül derhal serbest bırakılmalıdır

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi, sosyal medyadan Afrin’e yönelik operasyona tepki göstermesinden dolayı dün gece PSAKD’nin Eski Genel Başkanı Kemal Bülbül’ün gözaltına alınmasına tepki göstererek bir açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Kemal BÜLBÜL derhal serbest bırakılmalıdır” denildi.

    Sosyal medyadan Afrin’e dönük hava bombardımanına tepki gösteren aralarında Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin Eski Genel Başkanı Kemal Bülbül’ün de olduğu çok sayıda sanatçı, siyasetçi ve gazetecilerin de olduğu onlarca kişinin evine yapılan baskın sonucu çok sayıda kişi gözaltına alındı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezinin yaptığı açıklmada, “Ankara’da dün gece yapılan operasyonda önceki dönem Genel Başkanımız Kemal BÜLBÜL’ ün de içinde olduğu birçok kişi savaş karşıtı yazıları ve sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek gözaltına alınmıştır. Öncelikle ifade özgürlüğünün evrensel bir insan hakkı olduğunu belirtmek isteriz. Şiddet içermeyen her türlü düşüncenin içeriği ne olursa olsun özgürce ifade edilmesi evrensel hukuk kuralları çerçevesinde temel bir haktır. Kaldı ki ülkemiz insanlarına ve komşu halklara zarar vereceği aşikar olan bir savaşa karşı çıkmak demokratik anlamda gayet meşru ve anlaşılır bir tutumdur. Bu yüzden önceki dönem Genel Başkanımız Kemal BÜLBÜL ’ün keyfi ve hukuksuz bir muameleye tabi tutularak gözaltına alınmasını şiddetle protesto ediyoruz. Kemal BÜLBÜL derhal serbest bırakılmalıdır. Bu şekilde temelsiz ve aslı olmayan suçlamalarla gözaltına alınan bütün yurttaşlarımız serbest bırakılmalıdır” denildi.

    “SAVAŞLAR HİÇBİR ZAMAN HALKLARIN YARARINA OLMADI”

    Savaşların hiçbir zaman halkların yararına olmadığı belirtilen açıklamada, “Çünkü savaşlar ölüm getirir, acı getirir, yıkım getirir. Savaşlar insanların daha da yoksullaşmasına neden olur. Savaşlar insanların evlerini terk ederek tanımadıkları ve bilmedikleri ülkelerde sefalet içinde mülteci olarak yaşamalarına neden olur. Savaşlar halkların birbirlerine düşmanlaşmasını tahrik eder. Savaşlar her türden gericiliği, şovenizmi ve ırkçılığı büyütür. Bu yüzden de savaş demek acı, ölüm, yoksulluk, sefalet ve ilkellik demektir” ifadeleri kullanıldı.

    “AKP YANGINA BENZİNLE GİDEREK SAVAŞI KÖRÜKLEMİŞTİR”

    Açıklamada ayrıca, “AKP hükümeti Suriye’de durumu sakinleştirecek aklıselim adımlar atmak yerine deyim yerindeyse yangına benzinle gidip savaşı iyice kışkırtmıştır. Bu şekilde Suriye’de merkezi otoritenin zayıflamasıyla birlikte ülkede farklı egemen güçler ortaya çıkmıştır. AKP öngörüsüz, mezhepçi ve dinci politikası nedeniyle Suriye’de beklemediği sonuçlarla karşılaşmış, bu sonuçlara müdahale edeyim derken iyice batağa saplanmıştır. AKP hükümetinin bu sorumsuzluklarının bedelini ödemek ise yoksul emekçi çocuklarına ve Ortadoğu halklarına kalmıştır” ifadeleri yer aldı.

    “AKP ‘AMASIZ’, ‘FAKATSIZ’ SURİYE’DEN ELİNİ ÇEKMELİDİR”

    Yapılması gereken açıktır denilen açıklamada şunlar ifade edildi:

    “AKP hükümeti “ama”sız ve “fakat”sız derhal Suriye’den elini çekmelidir. Suriye’nin geleceğine emperyalistler ve başka ülkeler değil, Suriye halkının kendisi özgürce karar vermelidir. Özellikle ABD emperyalizmi Suriye’de son derece olumsuz ve kışkırtıcı bir rol oynamaktadır. Başta ABD emperyalizmi olmak üzere diğer bütün ülkeler Suriye’ye dönük müdahalelerden vazgeçmelidir. Suriye’de halkların eşit ve özgür bir şekilde kardeşçe yaşayacakları laik, demokratik ve çoğulcu bir yönetim tesis edilmelidir.”

    “OHAL KALICI HALE GETİRİLMEK İSTENİYOR”

    PSAKD Genel Merkezi yaptığı açıklamada son olarak şunları belirtti:

    “Biz Pir Sultan Abdal Kültür Derneği olarak AKP hükümetinin Suriye’ye dönük bu müdahalesinin ülkenin çıkarına olmadığını, bu müdahalenin asıl amacının iç siyasetin Siyasal İslamcı hedefler doğrultusunda tahkim edilmesi için OHAL düzeninin kalıcılaştırılması olduğuna inanıyoruz. Savaş politikalarıyla hak ve özgürlük taleplerinin bastırılması, artık gizlenemez hale gelen işsizliğin, yoksulluğun ve sefaletin üstünün örtülmesi hedeflenmektedir. AKP iktidarı kendisi gibi düşünmeyenleri rahatlıkla vatan haini diye yaftalamakta ve tehdit etmektedir. Bu tutumu asla kabul etmeyeceğiz. Ne olursa olsun doğru bildiğimizi söylemeye devam edeceğiz.” (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Alevilerden gözaltılara tepki: Kemal Bülbül ve barış savunucuları serbest bırakılsın

    Alevilerden gözaltılara tepki: Kemal Bülbül ve barış savunucuları serbest bırakılsın

    PİRHA – Sosyal medyadan Afrin’e yönelik operasyona tepki gösterenler arasında dün gece gözaltına alınan PSAKD’nin Eski Genel Başkanı Kemal Bülbül’ün gözaltına alınmasına Aleviler tepki gösterdi. Aleviler, Bülbül’ün ve diğer barış savunucularının serbest bırakılmasını istediler. 

    Sosyal medyadan Afrin’e dönük hava bombardımanına tepki gösteren aralarında Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin Eski Genel Başkanı Kemal Bülbül’ün de olduğu çok sayıda sanatçı, siyasetçi ve gazetecilerin de olduğu onlarca kişinin evine yapılan baskın sonucu çok sayıda kişi gözaltına alındı.

    “KEMAL BÜLBÜL SERBEST BIRAKILMALI”

    Gözaltılara birçok Alevi kurum temsilcisi, yazar, sanatçı tepki gösterdi.

    PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, Bülbül’ün gözaltına alınmasına tepki göstererek, “Derneğimiz önceki dönem genel başkanlarından Kemal Bülbül bu gece evinden gözaltına alındı. Kemal Bülbül serbest bırakılsın” dedi.

    HBVAKV Genel Başkanı Tuncer Baş da Kemal Bülbül’ün gözaltına alınmasına tepki göstererek serbest bırakılmasını istedi.

    Kıbrıs Pir  Sultan Abdal Kültür Derneği Eş Başkanı Selver Kaya, Bülbül’ün gözaltına alınmasını kınayarak derhal serbest bırakılmasını  istedi.

    Yazar Erdal Yıldırım da tepkisini şöyle ifade etti.

    “Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) eski genel Başkanı Kemal Bülbül gözaltına alındı. Bu iktidar kendisi gibi düşünmeyen herkese düşman… Bu nedenle hep birlikte haykırıyoruz:
    Kemal Bülbül derhal serbest bırakılsın! Kemal Bülbül yalnız değildir. Savaşa Hayır.!”

    PSAKD GYK Üyesi Gülizar Taşbilek de, Bülbülün serbest bırakılmasını istedi. Taşbilek, “Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri eski genel başkanlarından Kemel Bülbül Ankara’da gözaltına alınmıştır. Eski genel başkanımızın derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Unutmayın ki bizler ”Pir Sultanın Yoldaşlarıyız…” ifadesini kullandı.

    “BARIŞ SAVUNUCULARI SERBEST BIRAKILMALI”

    Demokratik Alevi Derneği yöneticileri Bülent Felekoğlu ve İmam Balsever de, “Hak, yol, Alevi inancına büyük hizmetleri olan yazar, siyasetçi Kemal Bülbül derhal serbest bırakılsın” çağrısında bulundular.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi Genel Örgütlenme sekreteri Fırat Argün, ise yapılan gözaltılara tepki gösterdi. Argün,” Biz Aleviler felsefemiz ve inancımız gereği savaşa hayır demeye ve barışı savunmaya devam edeceğiz. Savaşı savunmak birleşmiş milletler sözleşmesine ve insan hakları evrensel beyannamesine göre suçtur. Biz bu suça ortak olmayacağız. Eski genel başkanımız ve tüm barış savunucuları serbest bırakılmalıdır” dedi.

    DAD Ankara Eş Başkanı Murat Işık, da “Aydın, İnsan Hakları savunucusu, Alevi toplumunun eşit yurttaşlık mücadelesine inanan, önceki dönem PSAKD Genel Başkanı Kemal Bülbül suçsuzdur serbest bırakılmalıdır” çağrısında bulundu. (HABER MERKEZİ)

     

  • Ankara’da Afrin gözaltıları: Çok sayıda gazeteci, sanatçı ve siyasetçi gözaltında

    Ankara’da Afrin gözaltıları: Çok sayıda gazeteci, sanatçı ve siyasetçi gözaltında

    Ankara’da sosyal medyadan Afrin’e dönük hava bombardımanına tepki gösteren aralarında sanatçı, siyasetçi ve gazetecilerin de olduğu onlarca kişinin evlerine baskın yapıldı. Çok sayıda gözaltı var.

    Edinilen bilgilere göre birçok HDP yöneticisinin evine eş zamanlı olarak polis baskını düzenlendi. Evine baskın düzenlenen HDP PM üyesi Kemal Bülbül, HDP Ankara İl Yöneticisi Osman Konukçu yapılan ev aramasının ardından gözaltına alındı. HDP Ankara İl Yöneticisi Zeyno Bayramoğlu ile kız kardeşi HDP Çankaya İlçe Yöneticisi Aslı Bayramoğlu’nun ayrı ayrı evlerine baskın düzenlendi ancak söz konusu isimlerin evlerinde olmadıkları için gözaltına alınmadıkları belirtildi.

    Mezopotamya Ajansı Muhabiri Hayri Demir,  Artı Tv Muhabiri Sibel Hürtaş ve yönetmen Fatin Kanat’ın da evlerine baskın düzenleyen polis Demir, Hürtaş ve Kanat’ı gözaltına aldı.

    Yine İHD Ankara Yöneticisi ve Cezaevleri Komisyonu Üyesi Nuray Çevirmen’in de gözaltına alındığı öğrenildi. Baskın ve gözaltıların artabileceği belirtiliyor.

    Gözaltıların sosyal medyada Afrin paylaşımları ile ilgili olduğu belirtiliyor.

    AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Afrin’e operasyon başlatıldıktan sonra  başta HDP olmak üzere’savaş karşıtı’ açıklama yapanları hedef göstermişti.

  • Batıkent Cemevi’nde Maraş paneli: Devletin tunç eli tepemizde -VİDEO

    Batıkent Cemevi’nde Maraş paneli: Devletin tunç eli tepemizde -VİDEO

    PİRHA -Ankara Yenimahalle Batıkent Cemevi’nde CHP Yenimahalle Meclis Üyesi Hüseyin Kaya moderatörlüğünde araştırmacı- yazar Kemal Bülbül ve Eski SHP Ankara Milletvekili, hukukçu Kamil Ateşoğulları’nın katılımı ile Maraş Katliamı ve katliamın arkasındaki gerçeklere dair panel yapıldı.

    Haberin videosu

    Yenimahalle Batıkent Cemevi’nde Maraş Katliamı ve katliamın arkasındaki gerçeklere dair “Maraş Katliamını unutmayacağız” paneli düzenlendi. Panele PSAKD Genel Merkez yöneticileri, Hüseyin Gazi Metin Dede, CHP  ilçe yöneticileri, CHP Etimesgut ilçe başkanı, HDP Yeni Yaşam Derneği yöneticileri, Emep Yenimahalle ilçe örgütü, ÖDP, Haziran Hareketi, Batıkent Halkevi, Kızılırmak Yerel Dernekler Federasyonu, Divriği Kültür Derneği, Batıkent Mahalle Meclisi temsilcileri, Hitit Denekler Federasyonu, Ozan Der, AKA Der, Samsun Vezir köprü, Güldere, İmircik Köy dernekleri yöneticileri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Panelin moderatörlüğünü CHP Yenimahalle Meclis üyesi Hüseyin Kaya yaptı.

    MARAŞ KATLİAMINI UNUTMAYALIM UNUTTURMAYALIM

    Yenimahalle Batıkent Cemevi Başkanı Onur Şahin panel öncesi yaptığı konuşmada şunları dile getirdi:

    “Maraş Katliamını unutmayalım unutturmayalım, örgütlenelim örgütlenmediğimiz ve bir araya gelmediğimiz sürece bu katliamlar sonlanmayacaktır, yaşanan katliamlarda yitirdiğimiz değerlerimiz olan Denizler, Mahirler, İbrahimler ve tüm yitirdiklerimiz bu halkın evlatlarıydı. Bunların önünde saygı ile eğiliyoruz, mücadeleleri mücadelemizdir.”

    Hüseyin Gazi metin Dede ise katledilen canlar için kendi yazdığı şiiri ve gülbeng okuduktan sonra katledilen canlar adına 1 dakikalık saygı duruşu yapıldı.

    Panelde konuşan Araştırmacı- Yazar Kemal Bülbül, “Öncelikle 19 Aralık 2000 yılında sistemli bir devlet operasyonuyla hayata dönüş adı altında devrimci sosyalist arkadaşlarımıza yapılan katliamın 17.yıl dönümü. Bu katliam hapishanelerde sistematik olarak devam ediyor. Bu katliamı yapanları kınıyorum, devrimci demokrat dostlarımızı sevgiyle saygıyla aşkla anıyorum” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Dün hakkın ve hakikatin aşığı Şeyh Bedreddin’in katledilişinin 601’inci yıl dönümüydü. 18 Aralık 1416 da Serez’de katledilmişti. Bu nedenle Şeyh Bedreddin’i, Börklüce Mustafa’yı, Torlak Kemal’i ve onunla yaren olanları ve bunu destanlaştıran Nazım Hikmet’i de sevgiyle saygı ile aşk ile anıyorum.
    26 Mart 922 Hallac-ı Mansur’un darda sır oluşunun yıl dönümüdür. Bizim kurumlarımız bu tarihlerle ilgili düzenleyecekleri etkinliklerde Mansur kimdi, Bedreddin kimdi, neye hizmet ettiler gibi çalışmalar yaparlarsa ufkumuz biraz daha genişleyecek.”

    DEVLETİN TUNÇ ELİ TEPEMİZDE

    Bülbül, “2 Temmuz’da Madımak’ta bir katliam oldu. Ne oldu 2 Temmuz’da bir ırkçı güruh provokasyona geldi veya getirildi, 33 yoldaşımızı canımızı 2 otel görevlisini 35 canımızı katlettiler gittiler mi? Hayır, efendim öyle değil. Maraş’ta 19-26 Aralık arasında değil, geçmişte, o gün ve gelecekte” dedi.

    Bülbül, “Dersimin adı hala Tunceli. Bırak Dersim’i bütün Türkiye’de Tunceli kanunu yürürlükte. Kapılarımız 1978’den beri işaretleniyor bu da yürürlükte. Kapılarımız işaretlenerek devletin tunç eli tepemizde, demoklesin kılıcı kafamızda durarak yaşıyoruz” diyerek şunlara dikkat çekti:

    “Aleviler 15 Temmuz’dan beri değil, Kerbela’dan beri olağanüstü halle yönetiliyorlar. Aleviler, sıkıyönetimle  ve baskıyla asimilasyonla yönetiliyorlar. Türkiye devrimci demokratik hareketi Mustafa Suphi’nin katledildiğinden bu yana Türkiye devrimci demokratik hareketi olağanüstü hal, baskı, sıkı yönetim uygulaması baskısı altında yaşıyorlar.”

    Panelde konuşma yapan bir diğer isim ise SHP’nin eski Ankara Milletvekili Kamil Ateşoğulları idi.

    Ateşoğulları, “Ben bugüne kadar olan katliamları, kıyımları isim olarak vereceğim ayrıntılara girmeyeceğim. Benim görüşüme göre 1965’te Demirel’in Adalet Partisi Genel Başkanı ve Türkiye’de Başbakan olması bana göre bir milattır. 1961 anayasasının getirdiği ortamda, toplumsa yaşamda bir ilerlemeyi engellemek için görevlendirilmiş bir kişi olarak değerlendiriyorum” diyerek katliamları şöyle sıraladı:

    1966 Ortaca olayı oldu. 67 11 Haziran Elbistan, Sivas Madımak olayının küçük bir modeliydi. Malatya 18 Ocak 1968, Malatya 3 Şubat 1975, Kırıkhan 5 Mart 1971, Sivas 4 Eylül 1978 Ali Baba, Sivas 2 Temmuz, Maraş 21 Aralık 1978, 29-4 Temmuz arası Çorum. 12 Mart 1995 Gazi ve Ümraniye olayları. Maraş ve diğer olayları değerlendirmek istiyorsak tek yanlı inanç merkezi olarak ele almayalım.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • PSAKD’nin eski Başkanı Kemal Bülbül, Ankara Emniyeti’nde ifade verdi

    PSAKD’nin eski Başkanı Kemal Bülbül, Ankara Emniyeti’nde ifade verdi

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin önceki genel başkanlarından eğitimci-yazar Kemal Bülbül bu sabah saatlerinde ifade vermesi için çağrıldığı Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’ne gitti. Bülbül’ün, Diyarbakır’da Demokratik Toplum Kongresi toplantılarında yaptığı konuşmalardan dolayı ifadesinin alındığı belirtildi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin önceki genel başkanlarından eğitimci-yazar Kemal Bülbül bu sabah Ankara Emniyet Müdürülüğü Terörle Mücadele Şubesi’ne ifade vermeye çağrıldı.

    Avukatı Levent Kanat ile birlikte emniyete giden Bülbül, Diyarbakır’da Demokratik Toplum Kongresi toplantılarında yaptığı konuşmalardan dolayı hakkında başlatılan soruşturmalar çerçevesinde ifade verdi.

    “ÖRGÜT KURUCULUĞU VE YÖNETİCİLİĞİ İLE İTHAM ETTİLER”

    Konuya ilişkin PİRHA’ya açıklamalarda bulunan Bülbül, Demokratik Toplum Kongresi’nde yapılan toplantılarda telefon dinlemeleri yapıldığını, bununla ilgili olarak soruşturma başlatıldığını ve bu kapsamda bazı tutuklamaların olduğunu kaydetti.

    Soruşturmanın davaya dönüşeceğine işaret eden Bülbül, örgüt kuruculuğu, örgüt yöneticiliği gibi suçlamalarla itham edildiğini belirtti.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Adana’da ‘Tarihsel hakikat ve Yüzleşme’ paneli

    Adana’da ‘Tarihsel hakikat ve Yüzleşme’ paneli

    Adana’da gerçekleştirilen “Tarihsel hakikat ve Yüzleşme” konulu panelde konuşan Yazar Kemal Bülbül, “Dersim’de bir isyan yok bir katliam vardır”, Yazar Cafer Solgun ise “Devleti yönetenler, devlet adına usulüne uygun bir özür dilemeli ve bu katliamla bütün yönleriyle yüzleşmelidir” dedi.

    Dersimliler Derneği, Arap Halkı Alevileri Derneği, Vartolular Derneği, Bulamlılar Derneği ve Demokratik Alevi Derneği Adana şubeleri “Tarihsel hakikat ve Yüzleşme” konulu panel düzenledi.

    “ALEVİLER KERBELA’DAN BERİ OHAL İLE YÖNETİLİYOR”

    Yazar Kemal Bülbül ve Cafer Solgun’un katılımıyla gerçekleşen panelde kurumlar adına konuşan Dersimliler Derneği Başkanı Metin Çelik, “Dersim’i anmaktaki amaç, atalarımıza karşı vefa borcumuzu ödemek, Dersim ve benzeri kırımların olmaması ve geleceğimizi barış içinde yaşama arzusudur” dedi.

    Bülbül, Osmanlı’nın bir devşirme devleti olduğunu belirterek, “Aleviler Kerbela’dan beri OHAL’le yönetiliyor. Dersim’de bir isyan yok bir katliam vardır. Bu katliam özellikle İsmet İnönü, Atatürk, Fevzi çakmak ile 4 Mayıs 1937’de Mecliste çıkarılan yasa ile netleşmiştir. Dersim’de derinliğine bir kültürel soykırım uygulanmıştır” ifadesini kullandı.

    “TARİHİN EN BÜYÜK KATLİAMIDIR”

    Yazar Cafer Solgun ise, “Dersim’de bir isyan olmamıştır. Dersim halkı isyan etmemiştir. Tarihin gördüğü en büyük katliamlardan birisidir. Devleti yönetenler, devlet adına usulüne uygun bir özür dilemeli ve bu katliamla bütün yönleriyle yüzleşmelidir. Yüzleşme olmazsa Dersimliler kendilerini mevcut yönetime ait hissetmezler. Birlik beraberlik, söyleminin gerçek olması için, insanların kendilerini ait hissetmeleri için amasız, fakatsız bir yüzleşme olmalıdır. Bu halklarla inançlarla barışmanın ilk adımı olur” dedi.

  • Ankara’da ‘Tedip, tenkil ve tehcir üçgeninde Dersim ve yargılamaları’ paneli

    Ankara’da ‘Tedip, tenkil ve tehcir üçgeninde Dersim ve yargılamaları’ paneli

    PİRHA –  Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı solonunda paılacak ‘Tedip, tenkil ve tehcir üçgeninde Dersim ve yargılamaları’ konferansında  PSAKD Eski Başkanı Kemal Bülbül ve Hukukçu Kamil Ateşoğulları katılacak. 

    Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Demokratik Alevi Derneği ve Ankara Derneği’nin düzenleyeceği panel 19 Kasım pazar günü saat: 14.30’da Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı solonunda yapılacak. Panelist olarak PSAKD Eski Başkanı Kemal Bülbül ve Hukukçu Kamil Ateşoğulları’nın katılacağı panelin moderatörlügünü Birsen Kulu Doğan’ın yapacak.

     

  • Kemal Bülbül: Bu eğitim, çocuğun varlığına bir saldırıdır- VİDEO

    Kemal Bülbül: Bu eğitim, çocuğun varlığına bir saldırıdır- VİDEO

    PİRHA- PSAKD 25. Dönem Genel Başkanı eğitimci ve araştırmacı yazar Kemal Bülbül, 2017-2018 eğitim öğretim yılında ana sınıfı, ilköğretim 1 ve 2. sınıflarda Kuran eğitiminin verilmesinin çocuklar üzerinde olumsuz etkisinin olacağını söyledi. Bülbül, MEB ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında yapılan protokole yapılan düzenlemenin sonucu olarak doğan bu uygulamaya ilişkin, “MEB fiilen ortadan kalkmıştır. Türkiye’de MEB pozisyonuna geçen kurum diyanet işleri başkanlığıdır” dedi. 

    HABERİN VİDEOSU

    İl milli eğitim müdürlükleri, müftülüklerle birbiri ardına protokoller imzalayarak din dersini anaokulları  ve ilkokul 2 ve 3’üncü sınıflarda dışarıdan din ve Kuran eğitimi verilmesi konusunda anlaşıyor.

    Eğitimi din görevlilerine teslim eden protokoller kapsamında, anasınıfından başlayarak çocuklar dini eğitimle karşı karşıya kalacak. Zorunlu din dersi 4’üncü sınıfta başlasa da Milli Eğitim Bakanlığı, il müftülükleriyle protokol imzalayarak bu derslerin seviyesini dört yaşına indirilmesi planlanıyor. Son olarak Bolu İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile müftülük arasında imzalanan protokol ile okul öncesi eğitim ve ilkokullarda kayıtlı çocuklara değerler eğitimi ve din eğitimi çalışmalarının yapılması öngörüldü.

    Eğitimde yaşananlara tepki gösteren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği PSAKD 25. Dönem Genel Başkanı eğitimci ve araştırmacı yazar Kemal Bülbül PİRHA‘ya konuştu. Bülbül, “Milli Eğitim Bakanlığı ve buna bağlı birimlerin hükmü şahsiyetini yitirmiştir. Fiilen ortadan kalkmıştır. Türkiye’de MEB pozisyonuna geçen kurum diyanet işleri başkanlığıdır” dedi.

    Bülbül, Diyanet’in de eğitim anlayışının devlet dinine bağlı bir anlayış olduğunu söyledi. Bu dinin devlet ile devlet yöneticilerini kutsamak ve devleti yeryüzündeki tanrı temsilcisi gibi gösterdiğini söyleyen Bülbül, “Dikkat ederseniz Diyanetin yaptığı şey de bu. Başta bir tane devlet başkanı var. Bu devlet başkanı kutsallık atfediyor, bunun yürüttüğü tüm çalışmalar kutsal devlet, kutsal dolayısıyla varlığımız devlete armağan olsun gibi bir durum söz konusu. Bunun mazlumların masumların din ve inanç anlayışı ile uzaktan yakından hiçbir ilgisi yok” dedi.

    “ÇOCUKLARDA TEHLİKELİ YARALARA YOL AÇAR”

    Din eğitiminin ana sınıfı ya da belli yaşın altında olan çocuklar için tehlikelerine dikkat çeken Bülbül sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Soyut kavramlarla eğitim yapmak yani dini anlayışını, tanrı anlayışını, cennet ve cehennem anlayışını cehennemde cezalandırma anlayışını ifade etmek, çocuk psikolojisi ve pedagoji açsından da son derece tehlikeli ve tamir edilemez derecede yaralara eksikliklere yok açacak bir şey.”

    “İNANCI ŞEKİLLENDİRİYORLAR”

    Bireyin neye inanıp inanmayacağının ana sınıfında şekillendirilemeyeceğini söyleyen Bülbül, “Ancak ergenlik yaşından sonra olabilecek bir şeydir. Mesela biz Alevilerde bir insanın yola girmesi ergenlik yaşından sonra olur. Ergenlik yaşından önce o inanç ritüelleriyle o inancın erkânı ve usulü ile yükümlü değildir” ifadelerini kullandı.

    Bülbül, ana sınıfından bir yükümlülük başlatarak ve burayı da devlete bağlayarak devleti de insana tamamen egemen kılarak arka planında ırkçılık, gericilik ve giderek de faşizmin olduğu bir sistem yapılandırılmaya çalışıldığını vurguladı. “Bu aslında kutsal kitaba da dine de hakarettir” diyen Bülbül, Diyanet İşleri Başkanlığının bu fiili yapının dışına çıkarılmasını ve bir an önce kaldırılmasını istedi.

    “BUNA SON VERİLMELİDİR”

    Bülbül şu çağrıda bulundu:

    “Hükümetteki devletteki pozisyonuna son verilmeli. Kaldı ki hükümetle devleti bir yana bırakalım uluslararası ilişkiler anlamında da Diyanet İşleri Başkanlığı dünya çapında misyonerlik görevi yürütüyor. Buna da son verilmeli. Bir eğitim bilimcisi olarak diyorum ki bu eğitime, insana insanın kişilik bütünlüğüne çocuğun varlığına bir saldırıdır bir hakarettir. Çocuğun varlığını zihinsel, düşünsel, kültürel yapısını bozma ve asimilasyon çabasıdır.”

    Cebrail ARSLAN

    ANKARA

  • Bülbül: Semahın halk oyunu olarak gösterilmesi Alevi inancının içini boşaltmaktır-VİDEO

    Bülbül: Semahın halk oyunu olarak gösterilmesi Alevi inancının içini boşaltmaktır-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin (PSAKD) önceki genel başkanlarından Eğitimci- Yazar  Kemal Bülbül, İlkokul 2. sınıf Hayat Bilgisi 3. ders kitabında semahın zeybek, horon ve halay gibi halk oyunu olarak gösterilmesine sert tepki gösterdi. Bülbül, “Semahın kitapta folklorik bir öge olarak, ibadet yanını, hakikat yönünü bir yana bırakıp kültürel anlamda ele alınmış olması Alevi inancına yapılan bir hakarettir” dedi. 

    Haberin videosu

    İlkokul 2. sınıf Hayat Bilgisi 3. ders kitabında semahın zeybek, horon ve halay gibi halk oyunu olarak gösterilmesine tepkiler devam ediyor.

    PİRHA’ya konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin (PSAKD) önceki genel başkanlarından Eğitimci- Yazar Kemal Bülbül, eğitim programının ırkçı, asimilasyoncu olduğunu belirterek, “Özellikle ders kitaplarında semahın folklorik bir öge, ibadet yanını, hakikat yönünü bir yana bırakıp kültürel anlamda ele alınmış olması Alevi inancına yapılan bir hakarettir” dedi.

    Semahın halk oyunu olarak gösterilmesinin Alevi inancının içini boşaltmak olduğunu vurgulayan Bülbül, şunları ifade etti:

    “Alevilerin cem olarak birbiriyle olan yan yana getirildiği, dayanışmayı, toplumsal, ruhsal ahlaki, sosyal ve ekonomik dayanışmayı ortadan kaldırmak ve bunu çocukların gözünde sıradanlaştırmak çocukların ileri yaşamlarında tenesül edeceği yola ikrar vereceği halini ortadan kaldırma yaklaşımıdır. Bu programda da, hükümet programında da sistematik olarak bu yürütülüyor. Kendi piyasacı İslam’ı dışındaki bütün inançlara dönük bir hakarettir. Bir aşağılama söz konusudur.”

    “TEK DİNCİ YAKLAŞIMLA ALEVİ İNANCINI ORTADAN KALDIRMAK İSTİYORLAR”

    Alevi inancının hedef alındığını belirten Bülbül, bunun nedenlerini şöyle açıkladı:

    “Hedef alınmasının sebebi şudur: Alevi inancında sosyal dayanışma haksızlığa karşı mücadele etme, aydınlanma, okuma, araştırma, büyüğü ile küçüğü ile ilişki, komşularla ilişki, farklı olanla ilişki, farklı olanı hakir görmeme, hakir olanı da kendinden bilme niteliğini, özelliğini, ortadan kaldırarak tekçiliği örgütlemedir bu. Zaten hükümetin tek tek diye ifade ettiği kavramların hepsini biliyoruz. Bunların dayandığı noktada aslında hükümet tarafından örgütlenen tek dinci yaklaşımdır. Burada İslamı da kendi iktidarına alet etmektir. Ve bu tek dinci yaklaşımla Alevi inancını ortadan kaldırmak, çocukların hafızalarını da bulandırma, Alevi hakikat değerlerine, kültürel değerlerine de hakaret etme girişimidir, diye düşünüyorum.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • HDP İnanç Kurulu 17 Eylül mitingi için Gazi Mahallesi’nde mahalle çalışması yaptı

    HDP İnanç Kurulu 17 Eylül mitingi için Gazi Mahallesi’nde mahalle çalışması yaptı

    PİRHA-Halkların Demokratik Partisi (HDP) İnanç Kurulu 17 Eylül’de İstanbul Kartal’da yapılacak miting için Gazi Mahallesi’nde bildiri dağıtıp mahalle çalışması yaptı. 

    Alevi  Bektaşi Federasyonu (ABF) ve Eğitim-Sen’in öncülüğünde yeni eğitim müfredatına karşı 17 Eylül’de Kartal’da yapılacak mitingin hazırlıkları sürüyor. HDP İnanç Kurulu miting için İstanbul/Gazi Mahallesi’nde bildiri dağıtarak mahalle çalışması yaptı.

    İçinde HDP MYK Üyesi Ali Kenanoğlu, HDP milletvekili Hüda Kaya, PSAKD’nin önceki başkanlarından Kemal Bülbül, HDP il ve Sultangazi ilçe yöneticileri ile PSAKD Yürütme Kurulu Üyesi Songül Tunçdemir’in bulunduğu heyet öncelikle Gazi Cemevini ziyaret etti.

    Heyet Gazi Cemevi’nden çıktıktan sonra Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş ve DAD Eyüp Şubesi Eş Başkanı İmam Balsever’in de katılımıyla Gazi halk pazarında ve Gazi mahallesinin çeşitli sokaklarında bildiri dağıtıldı.

    Yarın yapılacak (Pazar) “Laik, demokratik, bilimsel ve anadilde eğitim mitingi”ne çağrı amacıyla yapılan çalışmaya halkın ilgisi dikkat çekti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kemal Bülbül: Her kesimin mitingi sahiplenmesi önemlidir

    Kemal Bülbül: Her kesimin mitingi sahiplenmesi önemlidir

    PİRHA-17 Eylülde Kartal meydanında yapılacak olan miting ile ilgili açıklamalarda bulunan PSAKD 25 Dönem Genel Başkanı eğitimci ve yazar Kemal Bülbül, “Türkiye’nin demokrasisi eğitimi ve muhalefetin farklı kanatlarını birleştirmesi açısından bu miting önemlidir” dedi.

    Laik ve Bilimsel Eğitim için 17 Eylülde Kartal meydanında yapılacak olan mitinge sayılı günler kala toplumun farklı kesimleri yaptığı açıklamalarla mitinge katılım çağrısı yaparken. PSAKD 25 Dönem Genel Başkanı Eğitimci Kemal Bülbül PİRHA’ya açıklamalarda bulunarak mitinge katılım çağrısı yaptı.

    “FARKLI KESİMLERİNDE MİTİNGİ DESTEKLEMESİ ÖNEMLİDİR”

    Mitingin yapılmasındaki öneme vurgu yapan Bülbül, “Bu miting böylesi bir konjonktürde hem siyasal bir tavır açısından, hem demokratik tavır açısından hem Türkiye demokrasi muhalefetin farklı kanatlarını birleştirmesi, buluşturması açısından, böylesine yoğun bir baskı altında, her taraf kuşatılmışken, kamusal yaşam, ekonomik yaşam nefessiz bırakılmışken ciddi anlamda verilecek bir ses olması açısından değerlidir. Ayrıca toplumsal muhalefetin çok önemli bir kesimini temsil eden Alevi toplumu ve eğitim emekçileri tarafından ortaklaşa yürütülmesi açısından da değerlidir. Tabi belirttiğim gibi demokratik muhalefetin diğer güçlerinin de katılımı destek vermesi açısından oldukça önemlidir” dedi.

    “YAŞAMIMIZIN EN TEMEL UNSURU İÇİN ALANLARDA OLACAĞIZ”

    “Mitinge Alevi hareketinin bir emektarı, bir temsilcisi, bir çalışanı olarak katkıda bulunuyoruz” ifadelerini kullanan Bülbül, “Şuanda yapılan çalışmalara, derneklerde cemevlerinde yapılan toplantılara katılıp konu hakkında üyeleri, halkı bilgilendirme çalışması, katılım davet çalışması yapıyoruz. Ancak şunu özellikle belirtmek gerekiyor. Alevi toplumu ile eğitim ve bilim emekçileri tarafından hazırlanan bir miting olmasına rağmen Türkiye’nin en hakiki en temel sorunlarından birini içermesi açısından tüm toplumsal kesimlerin sahiplenmesi gerekiyor. Çünkü eğitim programı, eğitim çalışması ya da eğitim işlevi sadece devlet tarafından yürütülen bir şey değil. Eğitimde toplumu dönüştürme, geliştirme ve ilerletmede temel bir unsur olduğuna göre biz aslında yaşamımızın temel unsuru için alanda olacağız” ifadelerini kullandı.

    “YAŞAMIMIZ İÇİN BİR EĞİTİM CEMİ YAPALIM”

    “Eğitimi vurgularken, demokratik, laik, bilimsel, ana dilde eğitim isterken yaşamsal haklarımızdan birini istemiş oluyoruz. Yaşamımız için orada buluşalım, bir eğitim Cemi yapalım, yaşamımız için laiklik, demokrasi ve anadilde eğitim isteyelim” diyen Bülbül, “Öncelikle eğitimcilerin hem izahatta, hem programın yeniden yapılandırılmasında, hem fiilen defakto alan yaratarak eğitimin kamusal alana eğitimin yaygın eğitim projesi olarak topluma taşırılmasında ciddi işlevi, emeği ve görevi olan kesimiz bizler. Bunun için bir alternatif eğitim programı yapmalı. Cemevlerinde, derneklerde demokratik kitle örgütlerimizde, sivil toplum örgütlerimizde uygulanabilir hale getirmeliyiz. Tabi bu okuldaki gibi sistematik ders kitabına dayalı bir eğitimden çok insanları sorunlar karşısında aydınlatan, bilinçlendiren, kişilik kazandıran toplumsal dayanışma ve anlayışı benimsetmemiz lazım. Bir eğitimci olarak ben bunu bir görev olarak algılıyorum” dedi.

    HABER MERKEZİ

  • Kemal Bülbül: Alevilikte çaresizlik yoktur, atıl ve edilgen halden çıkmalıyız

    Kemal Bülbül: Alevilikte çaresizlik yoktur, atıl ve edilgen halden çıkmalıyız

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği 12. Dönem Genel Başkanı, Alevi Bektaşi Federasyonu 6. Dönem Genel Sekreteri Kemal Bülbül, Türkiye’de yaşanan haksızlık ve hukuksuzluklara karşı Alevilerin ne yapması gerektiğine dair PİRHA’ya bir yazı yazdı. Artık Alevi kurumların kendi iç meselelerinden sıyrılıp, ülkede yaşanan sürece ilişkin etkin eylem planları yapmaları gerektiğinin altını çizdi. “Alevilikte çaresizlik yoktur” diyen Bülbül, Türkiye’deki ve Avrupa’daki Alevi kurumlarının ABF’nin çağrısıyla “Mevcut durum karşısında müsahip kurum ve partilerle birlikte ne yapmalıyız!” gündemiyle Ankara’da toplanması önerisinde bulundu. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği 12. Dönem Genel Başkanı, Alevi Bektaşi Federasyonu 6. Dönem Genel Sekreteri Kemal Bülbül, PİRHA için “Alevilik’te çaresizlik yoktur…Dersim’den Kaz Dağı’na…Yangın Yerine dönmüşken” başlığıyla bir yazı kaleme aldı.

    Yaşanan süreçteki duyarsızlığa dikkat çeken Bülbül, “Alevi Hareketi, Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Avrupa Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Dernek ve vakıflarımız, Cemevlerimiz, İnanç Kurulumuz, Ocakzadelerimiz, “Yeni Bir Alevilik Tanımı” için “Deklarasyon” Yayınlayan “Alevi Aydınlarımız” “Alevi milletvekillerimiz”…Ben, sen, o… Biz, siz, onlar… Neredesiniz? Neredeyiz? Neredeler?… Ne yapıyoruz? Neden bu kadar duyarsızız?!.. Ses çıkarmamız için, eylem ve etkinlik yapmamız için daha ne olması gerekiyor?” dedi.

    “Dersim’den Kaz Dağı’na Cerattepe’den Saroz Körfezi’ne…Alevi coğrafyası yakılıp, yıkılıp, talan ediliyor” diyen Kemal Bülbül, “Canımızdan aziz bilip canımızın özü bildiğimiz, adına destanlar yazıp, yeminler ettiğimiz, niyaza edip, dilek dilediğimiz Alevi Coğrafyası Yezit Soylu iktidar tarafından sistematik olarak yok ediliyor” ifadesini kullandı.

    15 Temmuz 2017 Darbe Girişimi sonrası yaşananlara da dikkat çeken Bülbül, “Darbe Girişimi”nin AKP, FETO arasında bir iktidar oyununu olduğunu iyi biliyorduk! Darbe girişimi sonrası “Muaviye ile Yezit çatışıyor! Olan Hüseyin’e olacak!” demiştik. Ancak onca emekçi işinden ihraç edilip, ekmeğe muhtaç edilerek, emekçilerin onuruyla oynanırken ne yaptık? diye sordu.

    İşte Kemal Bülbül’ün PİRHA için kaleme aldığı yazı:

    ALEVİLİKTE “ÇARESİZLİK” YOKTUR…!!!

    DERSİM’DEN KAZ DAĞINA… YANGIN YERİNE DÖNMÜŞKEN…!?

    Alevi Hareketi, Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Avrupa Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Dernek ve Vakıflarımız, Cemevlerimiz, İnanç Kurulumuz, Ocakzadelerimiz, “Yeni Bir Alevilik Tanımı” için “Deklarasyon” Yayınlayan “Alevi Aydınlarımız” “Alevi milletvekillerimiz”…Ben, sen, o… Biz, siz, onlar… Neredesiniz? Neredeyiz? Neredeler?… Ne yapıyoruz? Neden bu kadar duyarsızız?!.. Ses çıkarmamız için, eylem ve etkinlik yapmamız için daha ne olması gerekiyor?!..

    “ALEVİ COĞRAFYASI YEZİD SOYLU İKTİDARCA YOK EDİLİYOR, HER YER KERBELA”

    Dersim’den Kaz Dağı’na Cerattepe’den Saroz Körfezi’ne… Alevi coğrafyası yakılıp, yıkılıp, talan ediliyor! Canımızdan aziz bilip canımızın özü bildiğimiz, adına destanlar yazıp, yeminler ettiğimiz, niyaza edip, dilek dilediğimiz Alevi Coğrafyası Yezit Soylu iktidar tarafından sistematik olarak yok ediliyor! Karadeniz Yaylaları “Yeşil Yol” adı altında rantiyecilere, Petrol Şeyhlerine peşkeş ediliyor. Kürdistan coğrafyası desen onun yakılıp, yıkılması ne yazık ki kanıksanmış durumda! Her yer yangın yerine dönmüş, “Her yer Kerbela, her gün Aşura!”

    “EMEKÇİLERİN ONURUYLA OYNANIRKEN NE YAPTIK?”

    15 Temmuz 2017 “Darbe Girişimi”nin AKP, FETO arasında bir iktidar oyununu olduğunu iyi biliyorduk! Darbe girişimi sonrası “Muaviye ile Yezit çatışıyor! Olan Hüseyin’e olacak!” demiştik. Ancak onca emekçi işinden ihraç edilip, ekmeğe muhtaç edilerek, emekçilerin onuruyla oynanırken ne yaptık? Meydanlarda yüzbinleri toplama gücü olan Alevi Kurumları olarak “Nuriye ve Semih’i destekliyoruz” deyip, kendi binalarımızda “Sembolik açlık grevleri” yapmaktan öteye gidemedik!.. İki onurlu bilim emekçisi Nuriye ve Semih, yerlerde sürüklendi, gözaltına alındı ve tutuklandı..! Yine yapmamız gerekeni yapmadık, yapamadık…!

    “İNANCIMIZ, YOLUMUZ, ERKANIMIZ İÇİN NE YAPTIK, NE YAPIYORUZ, NE YAPACAĞIZ?”

    Hadi Kürt Belediye Başkanları, milletvekilleri ve HDP Eş Genel Başkanlarının tutuklanması, Kürt Kentlerinin yakılıp, yıkılması, Diyarbakır’da kiliselerin kuşatılması, Süryani Müsahiplerimizin kutsal mekanlarına ve analarının sütü kadar helal mekanlarına, arazilerine el konulması ORADA KALSIN…!!! “Bu mevzu asli işimiz değil!” diyelim! Peki asli ve vazgeçilmez değerlerimiz, inancımız, yolumuz, erkanımız için ne yaptık? Ne yapıyoruz? Ne yapacağız?!…

    “GAZETELER, TV KANALLARI, RADYOLAR, DERNEKLER KAPATILDI NE YAPABİLDİK?”

    Askeri darbe zihniyetine ve hükümetin sivil darbeci zihniyetine karşı, demokrasi, eşitlik, adalet mücadelesi veren gazeteciler tutuklandı! Şimdi bu tutuklu gazeteci canlarımız için, HDP’li vekiller için, Semih ve Nuriye için, demokrasi, eşitlik adalet mücadelesi verirken tutuklanan can dostlarımız için “FETÖ” bahane edilerek “TEK TİP ELBİSE” gibi insanlık dışı bir hazırlık yapılıyor! Üniversitelerde bilim insanı kalmadı! Ne kadar demokrat, aydın, eşitlik ve adalet isteyen bilim insanı varsa görevden ihraç edildi! Üniversiteler Osmanlı Medreselerinden daha geri duruma geldi! Gazeteler, televizyon kanalı, radyo ve nice derneklerimiz kapatıldı. Alevi televizyon kanalları bir bir kapatıldı! Kimi cılız açıklama ve tepkilerden başka ne yapabildik?..

    “HANİ, ‘HAYIR DAHA BİTMEDİ’ DİYECEKTİK!”

    Bin bir hileyle dayatılıp kabul ettirilmeye çalışılan “16 Nisan Referandum” sonuçlarını ne çabuk da unutuverdik?!.. “Hayır” meclisleri oluşturacaktık! “Siyasal düşünce farkı gözetmeksizin” bir, iri ve diri olarak “Hayır daha bitmedi!” diyecektik!?

    “UĞUR KURT, BERKİN, ETHEM, ALİ İSMAİL CANLARIMIZ İÇİN GEREKENİ YAPABİLDİK Mİ?

    Cemevimizin avlusunda “Polis kurşunuyla” katledilen Uğur Kurt canımız ve ailesi, Gezi Direnişi’nde hedef gözeterek ve kasten polis eliyle katledilen Berkin Elvan, Ethem Sarısülük…Davaları her yönüyle bildiğimiz ve katliamda, katliamcıdan yana taraf olan mahkemelerde yürürken birkaç destek eylemi dışında ne yapabildik?!.. Ali İsmail Korkmaz canımız bütün dünyanın gözleri önünde devlet ve devlet destekli caniler eliyle linç edildi! Ali İsmail davası adeta bir katili (AK)layıp paklama rezaletine döndürülmüşken; onca avukatımız, sivil toplum gücümüz, kurumlarımız olarak gerekeni yapabildik mi? En son Berkin canın anacanı Gülsüm Elvan Anamızın yerlerde sürüklenerek gözaltına alınması faşizmin nasıl azgınlaştığını hepimizin gözüne sokarken yine görevimizi yapamadık…!!!

    “CHP, ÇANAKKALE’DEN SONRA DERSİM’E GİTMELİ”

    CHP Genel Başkanı Sn. Kemal Kılıçdaroğlu’nun Ankara’dan, İstanbul’a “Adalet Yürüyüşü”ne destek verdik, katıldık, yürüdük…Çok da iyi ettik! Lakin 2 milyon insanın büyük bir coşku ve kararlılıkla katıldığı Maltepe Mitingi sonrasında “Sn. Kılıçdaroğlu, hani yürüyüşümüz devam edecek, bu daha başlangıç!” demiştiniz. Bundan sonrasında ne yapacaksınız? diye sorup demokratik siyaset üzerinde denetim ve eleştiri hakkı ve görevi olan sivil toplum örgütü rolümüzü oynamadık! CHP’nin Çanakkale’de 26 – 30 Ağustos 2017 tarihinde “Adalet Kurultayı” adı altında bir “Sivil toplum buluşması” hazırlığı içinde olduğunu biliyoruz. Böylesi anlamlı bir etkinlik için Çanakkale’nin seçilmiş olması da anlamlıdır. Peki bunun devamı NEDEN DERSİM’de olmasın?!.. Türkiye’nin bütün demokrasi, adalet, özgürlük, eşit yurttaşlık, yeni ve demokratik bir anayasa, toplumsal ve eşitlikçi bir barış… İsteyen ve bu uğurda demokratik mücadele yürüten parti, dernek, kadın ve gençlik örgütleri, aydın, yazar ve gazetecileri, sanatçılarının, devlet/hükümet eliyle bilinçli ve sistematik olarak yangın yerine çevirdiği Dersim’de buluşmasının zamanı şimdi değilse, ne zaman olacak?..

    “ALEVİ KURUMLARI NEDEN HEP DESTEKÇİ OLUYOR DA ÖNCÜ OLAMIYOR?”

    Alevi kurumlarımızın HDP’nin başlattığı “Vicdan ve Adalet Nöbeti” eylemine “destek verdiğini” gidip eylem yerini ziyaret ettiğini biliyoruz. Doğru ve gerekli olanı yapmışlardır. Ancak görüldüğü gibi burada da “DESTEK VERME” gibi bir pasifliğimiz söz konusu. Nedense hep “DESTEK” veriyoruz?!.. Bin bir emek ve çabayla kurup, yaşattığımız dernek, federasyon, vakıf, cemevi gibi kurumlarımız varken, Alevi İnancı gibi destansı bir direniş, adalet ve özgürlük geleneğinden geliyorken, meydanları dolduracak devasa bir kitle ve halk gücümüz varken hep “DESTEKÇİ” oluyoruz, ÖNCÜ OLAMIYORUZ…???!!!

    “DİNCİ KURULUŞLAR YENİ DEVLET KURMA ÇABASINDAYKEN, BİZ NEDEN ÖRGÜTSÜSÜZ?”

    Diyanet İşleri Başkanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, imam hatip okulları, devlet içindeki gizli, açık dinci gerici, asimilasyoncu kurum ve kuruluşlar el ele vermiş canhıraş bir şekilde “YENİ DEVLET KURMA” çabası yürütürken biz niye bu kadar dağınık ve örgütsüz bir haldeyiz? Edinilmiş bir ezberle “ZORUNLU DİN DERSİ KALDIRILSIN” diyen kimi Alevi Kurum başkanı ve yöneticisi can dostlarımız, karşı karşıya olduğumuz durumun ZORLA DAYATILAN ve VAZGEÇİLMEYECEK bir ırkçı, gerici, asimilasyoncu yapıyı değişmemek üzere kalıcılaştırmak olduğunu kavrayamıyor muyuz?!.. Evet, bu ırkçı, faşist dayatmaya karşı mücadele edeceğiz, açıklama da yapacağız! Ancak şunu bilmemiz gerekir ki artık kendi kurumlarımızı, evimizi, sokağımızı, cemevimizi birer eğitim kurumu haline getirip, kendi eğitimimizi ırkçı, asimilasyoncu zihniyetin merhametine bırakmayıp, kendimiz yapmamız gereken bir dönemdeyiz. Mademki bu egemen ırkçı, gerici zihniyet bizi yok sayıyor, hiçbir hakkımızı tanımıyor o vakit kendi eğitimimizi kendimiz yapacağız! Geçmişten beri devlet okulları ne parasız ne fırsat eşitliği tanıyor ne de çocuklarımızın toplumsal kişilik gelişimine hizmet ediyor!

    “BU EĞİTİM PROGRAMI TÜM SONUÇLARI VE UYGULAMALARIYLA İPTAL EDİLSİN’ DEMELİYİZ”

    Alevi kurumları Diyanet, MEB, imam hatip üçgeninde yapılan ırkçı, asimilasyoncu, gerici eğitim programı için “Zorunlu Din Dersi Kaldırılsın” yerine “BU EĞİTİM PROGRAMI TÜM SONUÇLARI ve UYGULAMALARIYLA İPTAL EDİLSİN!” demelidir.

    “ALEVİ KURUMLARI ‘DEMOKRATİK EĞİTİM KONFERANSI’ YAPMALI”

    Alevi Kurumları olarak hemen Alevi Bektaşi Federasyonu öncülüğünde (Avrupa Aleviler Birliği Konfederasyonu (AABK) ve Avrupa Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) da bu toplantılara mutlaka davet edilmelidir.) bir araya gelip, sivil, demokratik, laik ve uygulanabilir bir eğitim programı için bir “DEMOKRATİK EĞİTİM KONFERANSI” yapmalıyız. Eğitim-Sen’e, eğitim ve bilim insanlarına, görevden ihraç edilen eğitim emekçilerine ve konuda uzman olan bilim insanlarına bir davet çıkarıp, cemevlerimizde, dernek ve sivil toplum örgütlerimizde uygulanabilir bir eğitim programı yapmamız gerekiyor!

    “‘IŞİD MİLİTANI YAKALANDI’ HABERLERİ ADI KONULMAMIŞ TEHDİT”

    Hemen her gün yandaş televizyonların ana haberlerinde değil ama ALT YAZILARINDA “Cemevine saldırı planı yapan IŞİD militanı yakalandı!” haberleri geçiyor! Ardından vali beyler, emniyet müdürleri ve “ALEVİLERİ ÇOK SEVEN(!)” güvenlik görevlileri devreye giriyor. Alevi Kurum yöneticilerini “Emniyete davet” ediyorlar. Konu hakkında detaylı görüş alış verişi yapılıp “LÜZÜM EDEN GÜVENLİK ÖNLEMİ ALINDIKTAN” sonra Alevi Kurum Yöneticileri “GÖNÜL RAHATLIĞI” içinde görevlerinin başına dönüyorlar(!!!) Bilinmelidir ki bu kirli senaryo adı konmamış bir tür tehdittir. “Güvenlik Görevlileri” ve dahi “Mülki İdare Amirleri” Alevi Kurumlarına “AYAĞINIZI DENK ALIN. SİZİ İZLİYORUZ! SAKIN EYLEM ETKİNLİK FALAN YAPMAYIN HAAAAA…!!!” demiş oluyorlar.

    “ABF’NİN EN BÜYÜK BİLEŞENİNİN GENEL BAŞKANI AK SEVDAYA DÜŞMÜŞ”

    Hoş zaten Alevi Bektaşi Federasyonu’nun en büyük bileşeninin Genel Başkanı, şubelerinin itiraz etmesine ve karşı çıkmasına rağmen AK SEVDAYA düşmüş. Alevi Hareketini Devlet/Hükümetle buluşturup AK’laştırma peşindedir. Hükümetteki “AK Dostlarıyla” kapı arkasında, önünde, gece, gündüz demeden; telefonla, mesajla işlerini çözüyor (!) Devlet erkânından Kocaeli Valisi, Emniyet Müdürü ile CHP vekili Mehmet Tüm, HDP vekili Müslüm Doğan’ı bir araya getirip oğlunun düğününde NİKÂH ŞAHİDİ yapıp son derece stratejik ve jeopolitik(!) ve de kutsal(!) bir maksada hizmet ediyor (!) Bu durumu eleştirenlere dahi tahammül etmeyip tehdit mesajlarıyla susturma cihetine gidiyor!

    “TABİ Kİ DEVLET İLE GÖRÜŞECEĞİZ ANCAK ŞEFFAF OLMALI”

    Çeşitli ortamlarda devlet/hükümet, Alevi kurumları arasındaki mevcut ilişkiyi eleştirdiğimizde hemen bizi refüze etmeye çalışıp “TABİ DEVLETLE/HÜKÜMETLE GÖRÜŞECEĞİZ!” diyerek, kendi kirli işlerini örtbas etmeye çalışanlara diyoruz ki, “ELBETTE DEVLET/HÜKÜMETLE GÖRÜŞECEĞİZ. ANCAK BU GÖRÜŞME BAŞTAN SONA TÜM SONUÇLARIYLA ŞEFAF ve KURUMSAL OLACAK. AYRICA NEREDE NE ZAMAN ve NASIL GÖRÜŞECEĞİMİZİ DE BİLECEK EDEP, ERKÂNA SAHİP OLMALIYIZ! ZİRA BİZLER KAMUSAL HİZMET YÜRÜTEN SİVİL TOPLUM KURUMLARI ve YURTTAŞLAR OLARAK BU DEVLETİN SINIRLARI İÇİNDE YAŞIYORUZ. SORUNLARIMIZI DEVLETLE ÇÖZECEĞİZ. SORUNLARIMIZI DEVLET ÇÖZECEK. BUNU İSTEME ve YAPMA HAKKIMIZ DA MEŞRU ve YERİNDEDİR!” Ancak kimi “UYANIKLAR” Devlet/Hükümetle görüşmeyi bireysel iş takibi ve ahbap, çavuş ilişkisine çevirmiş görünüyor.

    ALEVİ İNANÇ KURULUNUN ÖNEMİ

    Alevi Toplumunun çok ciddi bir demokratik eylem ve dayanışma deneyimi vardır. Mevcut reel durum da bunu gerektirmektedir. Üstelik artık Alevi Bektaşi Federasyonu’nun “İNANÇ KURULU” gibi Alevi toplumuna inançsal anlamda yön verebilecek bir “Kurumu” da vardır! Kuruluşunda, yapılanmasında ve görevlerini yürütmede kimi ciddi sorunlar olsa da hali hazırda böyle bir kurulumuz var. Pirlerimizi, Dedelerimizi, Analarımızı ve hizmet yürütücüsü canlarımızı yönlendirme basiret ve becerisinin olduğu kanısındayım!

    ALEVİ VEKİLLERE ÜSTÜ KAPALI ELEŞTİRİ

    Tarihi bir öngörüyle(!) “HACIBEKTAŞ DEKLERASYONU” yayınlayıp Aleviliği YENİDEN TANIMLAMAYA çalışan “AYDIN ALEVİLERİMİZİN” bir araya gelerek, harıl harıl durum değerlendirmesi yaptıkları, mevcut siyasi, sosyal, ekonomik tabloyu bütün yönleriyle gördüğü, varlık yokluk sürecinden geçtiğimizin farkında olduğu ve buna dönük bir reçete ürettikleri konusunda hiçbir kuşkum yoktur(!)
    Hele muhterem Alevi Milletvekillerimiz her dakika, her an halkın içindeler! Sorunlarımıza, DERTLERİMİZE çözüm bulmak için ciddi bir eylem planı yapıyorlar(!)

    “EMEK ÖRGÜTLERİ IRKÇI-FAŞİST KUŞATMAYA KARŞI KALICI EYLEM PLANI YAPAMADI”

    Yaşadığımız dönemin en başat sorunu siyaset kurumunda yaşanan boşluktur! Siyaset kurumları her demokratik düşünce ve inanç grubunu kapsayıcı, çoğulcu ve yönlendirici bir siyaset yapamıyor (Veya yapmıyor!)

    Emek örgütleri (Sendikalar) bu ırkçı, faşist kuşatma ve yok etme projesi karşısında sürdürülebilir, kalıcı ve sonuç alıcı bir eylem ve etkinlik planı yapamadı!

    “ALEVİ KURUMLARI KENDİ İÇ SORUNLARINA GÖMÜLDÜ”

    Alevi Kurumları kendi iç sorunlarına gömülmüş ve olup biten siyasi tabloyu anlayamaz ya da anlayıp “Ne yapabiliriz ki?” deyip naçar bir vaziyetteler!

    Hal böyleyken mevcut atalet durumundan, düşünsel uyuşukluktan kurtulacak potansiyelimiz vardır. Hem de haklı olarak eleştirdiğimiz mevcut Alevi kurum yöneticilerimiz bunu yapabilecek beceri ve basirete sahiptir. Dönemsel moralsizlik sendromunu aşabilmek için her konuda ciddi anlamda destek ve dayanışmaya ihtiyacımız var.

    “TÜRKİYE’DEKİ VE AVRUPA’DAKİ ALEVİ KURUMLARI ANKARA’DA TOPLANTI YAPMALI”

    Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Kültür Dernekleri, Pir Sultan Abdal kültür Derneği, Demokratik Alevi Derneği ve ABF’ye bağlı şubesiz kurumlar, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Avrupa Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) hiç vakit kaybetmeden ABF’nin çağrısıyla Ankara’da bir değerlendirme toplantısı yapmalıdır. Toplantının gündemi sadece “MEVCUT DURUM KARŞISINDA MÜSAHİP KURUM ve PARTİLERLE BİRLİKTE NE YAPMALIYIZ!” olmalı bunun dışında hiçbir gündem ve tartışma olmamalıdır. Bu toplantıdan çıkacak eylem ve etkinlik önerileri doğrultusunda Türkiye’nin her bölgesinde BÖLGE TOPLANTILARI yapılmalı. Bölgeler ve bölgelerde bulunan kurumlarımız aktif olarak ön hazırlık yapmalı. ABF’nin çağrısı üzerine yapılacak toplantıda GÖREVLENDİRİLECEK yönetici ve emeği geçen aktif insanlarımızdan bir heyet oluşturulup müsahip kurumlarla toplantının sonuçları hakkında görüşmeler yapılmalı.

    “UNUTMAYALIM, ALEVİLİKTE ÇARESİZLİK YOKTUR”

    Unutmayalım… Biz Aleviler destansı bir direniş ve mücadele geleneğinin temsilcileriyiz. Alevilikte ÇARESİZLİK YOKTUR…!!! Çare biziz, çare örgütlenmektir, çare Hak ve Hakikat aşkına kendi kendimizi sorgulayıp bu atıl ve edilgen halden çıkmamızdır…!!!

    Aşk ile…

    Kemal BÜLBÜL
    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği 12. Dönem Genel Başkanı
    Alevi Bektaşi Federasyonu 6. Dönem Genel Sekreteri

     

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

  • Kemal Bülbül: Ezidi halkı musahibimiz ve yoldaşımızdır

    Kemal Bülbül: Ezidi halkı musahibimiz ve yoldaşımızdır

    PİRHA- Ezidi Katliamı’nın 3. yıl dönümü vesilesiyle açıklama yapan PSAKD 25. Dönem Genel Başkanı Kemal Bülbül, “Şengal’e saldırıp katliam, taciz, tecavüz yapan barbar canileri biz Kerbela’dan tanıyoruz. Bunlar Kerbela’da katliam yapan Yezit’in torunlarıdır” dedi.

    3 Ağustos 2014’te IŞİD tarafından yapılan binlerce kadının köle pazarında satıldığı, tacize ve tecavüze uğradığı Ezdi Soykırımı’nın yıl dönümünde Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) 25. Dönem Genel Başkanı Kemal Bülbül PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    “BUNLAR YEZİT TORUNLARIDIR”

    “Şengal’e saldırıp katliam, taciz, tecavüz yapan barbar canileri biz Kerbela’dan tanıyoruz” ifadelerini kullanan Bülbül, “Şengal’e saldıran ve sistematik Ezdi soykırımı yapan caniler Kerbela’da katliam yapan Yezit’in torunlarıdır. Kerbela Katliamı sırasında Şahı Şehidan İmam Hüseyin’i ve çocuklarını katleden, kadınları çıplak şekilde develere bindirip teşhir edenler, Suruç, Ankara Gar Katliamı’nı yapanlar ve buna destek veren Türkiye’deki Muaviye soylu cani Yezit zihniyetidir” ifadelerini kullandı.

    “ŞENGAL’DE VE MARAŞ’TA KATLİAM YAPAN AYNI ZİHNİYETTİR”

    “Şengal’de sistematik soykırımcılar ve barbar tecavüzcüler Hallac-ı Mansur’un katilleri ve Seyit Nesimi’nin derisini yüzen yaşam düşmanlarıdır” diyen Bülbül, “Şengal’de sistematik soykırım yapan tecavüzcü caniler 1915 ve sonrasında Ermeni ve Süryani musahiplerimizi tedip, tenkil, tehcir yoluyla bitirmeye çalışan ve Hrant Dink’i katleden barbar zihniyetin kendisidir. Koçgiri’de katliam yapan Topal Osman ve Sakallı Nurettin’i görevlendiren caniler ve bu katillerin kendisidir. Maraş, Çorum, Malatya ve Madımak’ta katliam yapıp tekbir getirerek sevinen cani topluluğuyla aynı zihniyetin ortağıdır. Dersim’de soykırım yapan, Pir Seyit Rıza ve oğlunu idam edenlerin siyasi takipçileridir. Munzur suyu kızıl akarken, insan bedenleri dağlarda, patikalarda, mağaralarda ve derelerde çürürken “Biz Tunceli’ye medeniyet getirdik” diyen caniler ile IŞİD canileri aynı siyasi soydandır” dedi.

    “IŞİD ZİHNİYETİ TÜRKİYE’DE DEVAM EDİYOR”

    “Şengal’de soykırım yapan tecavüzcü caniler Roboski’deki yoksul insanları hava bombardımanıyla katleden ve Diyarbakır’daki Roboski anıtını söken kayyumlardır” ifadelerini kullanan Bülbül, “Doğu Beyazıt’taki Ahmedê Xani anıtını söken, Orhan Doğan anıtına tecavüz edenler de IŞİD soyludur. Cizre, Nusaybin, Gever ve Şırnak’ı yakıp yıkan… Sur’un binlerce yıllık tarihini talan eden, cami ve kiliseleri bombalayanlar ile IŞİD aynı soy siyasi kökündedir. Talancı, hırsız, yağmacı, yalancı, arsız, yüzsüz, edepsiz ve tecavüzcü ortakların biri Suriye, Şengal ve Ortadoğu da kadın katliamı ve tecavüz barbarlığı yaparken, diğeri Türkiye’de her gün evde, yolda, sokakta, meydanda, okul ve iş yerinde kadın ve çocuk tecavüzüne, katliamına sistematik olarak devam ediyor” dedi.

    Son olarak IŞİD’in katliamının sadece Şengal’de Suriye’de, Ortadoğu’dan ibaret olmadığını belirten Bülbül, “Fransa, Paris, Belçika, İngiltere, Almanya katliamlarını yapanlar da IŞİD ve Ortaklarıdır. Her demecinde dolaylı veya direkt Alevileri, Kürt Halkını ve Türk/İslamcı Irkçı zihniyet dışında bırakılan mazlum halkları, inanç gruplarını tehdit eden barbar zihniyet ile IŞİD zihniyeti birbirinden güç alıyor” diye konuştu.

    Mustafa Yüksel/ADIYAMAN

  • Kemal Bülbül: Aleviler Hacıbektaş’a yürüyerek gitmeli ve taleplerini dile getirmeli-VİDEO

    Kemal Bülbül: Aleviler Hacıbektaş’a yürüyerek gitmeli ve taleplerini dile getirmeli-VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Derneği’nin Ankara Mamak Şubesi’inin Ana Fatma Cemevin’de düzenlediği panele konuşmacı olarak katılan Araştırmacı-Yazar Kemal Bülbül, “Türkiye’nin her yerinden Alevi kurumları 5- 6 Ağustosta yapılacak olan Hacıbektaş etkinliklerine yürüyerek gitmeli ve yolda giderken de kendi taleplerini dile getirmelidir” diye konuştu.   

    HABERİN VİDEOSU

    Demokratik Alevi Derneği’nin Ankara Mamak Şubesi’inin Ana Fatma Cemevin’de düzenlediği panele konuşmacı olarak katılan Araştırmacı-Yazar Kemal Bülbül önemli mesajlar verdi.

    Hacıbektaş’ta Alevileri’in bir miting yapması gerektiğini ifade eden Bülbül, “Hacı Bektaş Aleviliğin çok önemli temel değerlerinden birisidir. Aleviler ekonomi, eğitim, hukuk, ihraçlar, gazetecilerin tutuklanması ve milletvekillerinin vekilliğinin düşürülmesine ilişkin sorunları ve dönemsel politikasını burada yapmalıdırlar” dedi.

    “TÜRKİYE’NİN HER YERİNDE ALEVİLER HACIBEKTAŞ’A YÜRÜMELİ”

    Hacıbektaş programına dair Alevi kurumların Türkiye’nin dört bir yanından Hacı Bektaş’a yürüyerek Serçeşme’de buluşup demokrasi ve benzeri taleplerini dillendirmeleri gerektiğini vurgulayan Bülbül, “Sayın Kılıçdaroğlu ve CHP’li vekiller Diyarakır’a yürümeli veya dayanışmak amacıyla HDP milletvekillerinin programına gidip katılabilmelidirler. Ve aynı zamanda Alevi kurumları da HDP milletvekillerinin başlatmış olduğu Vicdan ve Adalet Nöbeti’ne destek vermelidirler” diye konuştu.

    “KÜRT HALKI İNANILMAZ BİR KISKACA ALINDI”

    Kemal Bülbül, “Eş başkanlar, vekiller, belediye başkanları ve pratik siyaset yürütücüler tutuklandı. Geriye sadece KESK, DİSK, Alevi kurumları kaldı. Ancak KESK, DİSK ve Alevi kurumları rolünü oynayamıyor. Meydanlara çıkma konusunda, sivil toplum örgütleri muhalefeti geliştirme konusunda yeterli değiller. Kürt halkı inanılmaz bir kıskaca alındı, Kürt halkını bitirmek, Kürt siyasal hareketin kökünü kazımak üzere Süleyman Soylu göreve getirildi. Ancak biz Aleviler hala Kürtlerle dayanışma içinde değiliz” ifadelerini kullandı.

    “BUNLAR ÜZÜM SALKIMI MODELİNİ UYGULUYORLAR”

    “Kadınların yaptığı bir eylemde Yonca Evcimik ‘Haddini bil’ diye şarkı söylüyor, ama 100 metre ilerde bir parkta güvenlik görevlisi, bir kadına ‘Göğüslerin görünüyor burada böyle giyinemez ve dolaşamazsın’ diye müdahale ediyor” diyen Araştırmacı-Yazar Kemal Bülbül konuşmasına şöyle devam etti:

    “Bunlar bu kadar cesur değiller arkadaşlar. Bunlar korkaktırlar. Ve üzüm salkımı modelini uyguluyorlar. Bir çöp buluyorlar hepsi ona tutunuyorlar. Bunlarda bilgide yok, belagat yok, kültür de yok, ikna gücü de yok. Niye bu kadar geriye çekiliyoruz, siniyor ve kurumlarımızı işlevli hale getiremiyoruz. Partilere müdahale edildiyse, sivil toplum örgütleri var, sivil toplum örgütlerine müdahale edildiyse, sendikalarımız var. Bu KESK’ in ve Alevi kurumlarının tarihine yakışmıyor.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Kemal Bülbül: Şahı Velayet yolunu sürenler Osmanlı oyunlarını iyi bilir

    Kemal Bülbül: Şahı Velayet yolunu sürenler Osmanlı oyunlarını iyi bilir

    PİRHA- Madımak anması sırasında Şeyh Sait isminin Hacı Bektaş Veli ve Pir Sultan Abdal ile birlikte anılmasına tepki gösteren Hacı Bektaş Veli Dergâhı Postnişini Veliyettin Ulusoy’un açıklaması çeşitli çevrelerce tartışılıyor. Konuya ilişkin bir yazı kaleme alan Eğitimci-Yazar Kemal Bülbül, “22 Temmuz 1527 Tarihinde Osmanlı Hükümdarı Kanuni Süleyman’ın fermanıyla katledilen Şah-ı Şehidan Şah Kalender Çelebi’nin Torunu Hacıbektaş Ocağı Mürşidi Pir Veliyettin Hürrem Ulusoy bilirler..!”değerlendirmesinde bulundu. Bülbül,  acıları paylaşıp haldaş, yoldaş, dildaş, dertdaş olmanın önemine işaret ederek,“Yetmiş iki milleti” Muaviye Soylu Yezit Huylu anlayış karşısında eşitlikte, özgürlükte, adalette “Bir iri ve diri” eyleme günü değil midir? diye sordu. 

    Hacı Bektaş Veli Dergâhı Postnişini Veliyettin Ulusoy’un Şeyh Sait’i kastederek ‘Alevilerin kestiği haramdır, yenilmez’ düşüncesi ile kurulan sofraya oturmayan birinin yolumuzun uluları ile aynı kefeye konulmasına gönlümüz razı olmaz” açıklaması çeşitli çevrelerce tartışılıyor.

    Konuya ilişkin bir yazı kaleme alan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin önceki başkanlarından Eğitimci -Yazar Kemal Bülbül, “Öncelikle şu hakikat bilinmelidir ki; “Şeyh Said’in Dersim’e gidip Pir Seyit Rıza’nın misafiri olduğu, misafirlik sırasında “Siz Alevisiniz, biz sizin elinizden yemeyiz,” gibi akıllara ziyan bir durum asla yaşanmamış olup, tarihi kaynaklarda da böyle bir kayda rastlanmamıştır’ dedi.

    Eğitimci- Yazar Kemal Bülbül’ün kaleme aldığı yazı şöyle:

    “ARİF BİLİR AŞK EHLİNİN HALİNİ”

    (Aşık Sümmani Baba)

    Hacıbektaş Ocağı Mürşidi Pir Veliyettin Hürrem ULUSOY, gerek temsil ettiği makam, gerek vakıf olduğu Yol Erkan ilmi ile tevazu ve edep erkan timsalidir. Serçeşme misali coşkun yüreği harlanmış olmalı ki ender rastladığımız bir açıklama yapmışlar.

    Açıklamalarında HDP Diyarbakır Milletvekili Osman Baydemir’in, Madımak Katliamı’nın 24. Yılı nedeniyle Madımak Şehitlerini anmak amacıyla Madımak’a “Karanfil bırakırken yaptığı konuşma”yı söz konusu edip bir eleştiri yapmışlar…!

    Hacıbektaş Ocağı Mürşidi Pir Veliyettin Hürrem ULUSOY’un açıklamadaki ilgili bölümü şöyle;

    “Acılar paylaşıldıkça azalsa ve yaralar kendini sarsa da bazen daha incitici, gönül kırıcı olabilmektedir, yaşananlar. Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin anması sırasında karanfiller bırakılırken Hacı Bektaş Veli ve Pir Sultan Abdal’ın, Alevilerin kurmuş olduğu Kamber-i Ali sofrasına oturmayan Şeyh Sait ile aynı kefeye konulurken ‘alkışlanması’ incitici bir durumdur. ‘Alevilerin kestiği haramdır, yenilmez’ düşüncesi ile kurulan sofraya oturmayan birinin Yolumuzun uluları ile aynı kefeye konulmasına gönlümüz razı olmaz.”

    BAYDEMİR: BÖYLESİ HASSAS BİR KONU POLEMİK KONUSU YAPILMAMALI

    Derin bir muhabbet ve sevgi ötesi teveccüh ettiğim Hacıbektaş Ocağı Mürşidi Pir Veliyettin Hürrem ULUSOY’u açıklamayla ilgili olarak telefonla aradım ulaşamadım. HDP Diyarbakır Milletvekili Sayın Osman BAYDEMİR ile konu hakkında bir telefon görüşmesi yaptım. Sayın BAYDEMİR; “Açıklama hakkında henüz bir bilgim yok. Böylesi hassas bir konunun polemik konusu yapılmasını asla istemem. Pir Veliyettin Hürrem ULUSOY ile yüz yüze görüşüp konuştuğumuzda siyasetten öte hakikat muvacehesinde mutabık olmayacağımız bir konu olacağını sanmıyorum” dediler. Biz de aynı dilek ve görüşle konuya açıklık getirelim dedik. Zira bir kelimeden, kavramdan, cümleden hareketle taraf olup ulu orta polemik yapan ve yıpratıcı bir dil kullanan kimi aklı evveller, Kutbi Hakikat, Mürşidi Arifan Hünkar Hacıbektaş Veli’nin deyişiyle “Bir iri ve diri olmamak” gereken bir dönemde fırsatı ganimet yapabilirler.

    “YAŞANMAMIŞ BİR KONU, TAMAMEN TEVATÜR”

    Öncelikle şu hakikat bilinmelidir ki; “Şeyh Said’in Dersim’e gidip Pir Seyit Rıza’nın misafiri olduğu, misafirlik sırasında SİZ ALEVİSİNİZ BİZ SİZİN ELİNİZDEN YEMEYİZ, YEMEĞİ BİZİMKİLER HAZIRLASIN…!!!” Gibi akıllara ziyan bir durum asla yaşanmamış olup, tarihi kaynaklarda da böyle bir kayda rastlanmamıştır. Kaldı ki Şeyh Said 1925 Tarihinde Diyarbakır Dağkapı Meydanı’nda idam edilmiş, Seyit Rıza 1937 Yılında Elazığ Buğday Pazarı Meydanı’nda aynı saik ve suçlamalarla aynı devlet tarafından aynı yöntemle idam edilmiştir. Kendi inancında birisi Pirlik, birisi Şeyhlik makamına gelmiş ilim irfan edep erkan sahibi iki tarihi şahsiyet hiç karşılaşmadıkları gibi, karşılaşmış olsalar da böylesine çiğ ve edep dışı bir diyalogda bulunmayacakları gün gibi aşikardır. Hal böyleyken bahsi geçen TEVATÜRÜ halkların ve inanç gruplarının arasına nifak sokmaya çalışan RESMİ İDEOLOJİ YANLISI TÜRK İSLAMCI IRKÇILARIN üretmiş olduğunu Hacıbektaş Ocağı Mürşidi Pir Veliyettin Hürrem ULUSOY da mutlaka farkındadırlar.

    “OSMANLI TARAFINDAN KATLEDİLEN KALENDER ÇELEBİ BENZER İFTİRALARA UĞRADI”

    Tekke ve Zaviyeler Kanunu ile Alevilerin Mektebi İrfan dergahlarını (Ki başta Hacıbektaş Veli Dergahı olmak üzere) Kürt Sünnilerin 12 ilim tedris edilen medreselerini kapatmakla kalmayıp her iki halkı ve inanç grubunu karşı karşıya getirmek için olmadık Osmanlı Oyunları oynayan Muaviye Soylu sistemi en iyi tanıyanların 22 Temmuz 1527 Tarihinde Osmanlı Hükümdarı Kanuni Süleyman’ın fermanıyla bir devşirme olan Pargalı İbrahim Paşa tarafından katledilen Şah-ı Şehidan Şah Kalender Çelebi’nin Torunu Hacıbektaş Ocağı Mürşidi Pir Veliyettin Hürrem ULUSOY bilirler..!

    “ACILARI PAYLAŞIP HALDAŞ, YOLDAŞ, DERTDAŞ OLMAK”

    Öyle görünüyor ki; Sayın Osman BAYDEMİR’in muradı “Hacıbektaş Veli, Pir Sultan Abdal ve Şeyh Said’i aynı kefeye koymak” değildir. Zaten kendi inancının erbabı olan, kendi inancının mensuplarınca haklı olarak kutsanan şahsiyetler de “Aynı kefeye” konmaz! Bilindiği üzere Sayın Osman BAYDEMİR, Diyarbakır Büyük Şehir Belediye Başkanlığı da yapmıştır. Sayın BAYDEMİR birinci dereceden hizmetkarı olduğu kentin Dağkapı Meydanı’ndan hemen her gün geçmiş olmalı! Dağkapı Meydanı’nda hazin ve unutulmaz bir yara olan haksız, hukuksuz ve ırkçı suçlamalarla idam edilen Şeyh Said için duyduğu acıyı Madımak gibi acı deryası bir ortamda anımsaması ve “Kim ne der!” kaygısına kapılmadan gönülden gelen bir samimiyetle bu cümleleri sarf etmiş olması, olsa olsa bir içtenlik olarak algılanmalıdır. Madem ki derdimiz “Acıları yarıştırmak” yerine “Acıları paylaşıp haldaş, yoldaş, dildaş, dertdaş olmak” Sayın BAYDEMİR de bu anlamda yarenlik etmiştir.

    “BAYDEMİR CEMEVİ YAPTIRDI DİYE OSMANLI OYUNLARIYLA KARŞILAŞTI”

    Ayrıca Sayın BAYDEMİR’in daha dün Muaviye Soylu hukukçular tarafından, “Diyarbakır’a cemevi yapmak, cemevi yönetimiyle belediye arasında çıkabilecek bir sorunu da yasa ve yönetmelikler yerine cem erkanında çözmek ve bu vesileyle laikliğe aykırı davranmak…!!!” gibi abesle iştigal bir Osmanlı oyunuyla suçlanmamış mıydı…?! Hukuku, etik değerleri, insan hak ve özgürlüklerini hiçe sayan bu suçlama karşısında Alevi kurum yöneticileri de Sayın BAYDEMİR’e destek vermek amacıyla onu ziyaret etmemişler miydi…?! Diyarbakır Büyük Şehir Belediye Başkanı olduğu dönemde Kutbi Hakikat Mürşidi Arifan Hünkar Hacıbektaş Veli’nin “Yetmiş iki millete bir nazarla bakmak” nefesinden nasiplenen Sayın Baydemir Diyarbakır’a Pir Sultan Abdal Cemevi yapmakla kalmamış, Sünniler için cami, Hıristiyanlar için kilise tamiri onarımı ve bakımı yapmıştır. Elbette ki bu hizmetler Sayın BAYDEMİR’in göreviydi. Ama bir hakikati de teslim edelim ki görevi olmanın yanında da bilinci, idraki ve uygulamasıydı…

    “YETMİŞ İKİ MİLLETE AYNI NAZARLA BAKABİLMEK”

    Gül cemalinden feyz aldığımız, yüzünün izzetinden, dilinin lezzetinden nasiplendiğimiz, Şah-ı Şehidan Şah Kalender Çelebi’nin Torunu Hacıbektaş Ocağı Mürşidi Pir Veliyettin Hürrem ULUSOY çeşitli nedenlerle biz canlara hitap ederken Kutbi Hakikat Mürşidi Arifan Hünkar Hacıbektaş Veli’nin;

    “Yetmiş iki millete

    Bir nazarla bakmayan

    Kırk yıl müderris olsa

    Hakikatte asidir.” Nefesini terennüm eylerler.

    Ey ilmine, edebine, yoluna, ocağına niyaz olduğum Hacıbektaş Ocağı Mürşidi Pir Veliyettin Hürrem ULUSOY!.. Günümüz tam da Kutbi Hakikat Mürşidi Arifan Hünkar Hacıbektaş Veli’yi eylemi, söylemi, yaşamı, ilmi, hak ve hakikat aşkıyla güncelleme ve “Yetmiş iki milleti” Muaviye Soylu Yezit Huylu anlayış karşısında eşitlikte, özgürlükte, adalette “Bir iri ve diri” eyleme günü değil midir…?!

    Dedik ya; ARİF BİLİR AŞK EHLİNİN HALİNİ

    Arife tarif, hakikate zulm etme manasına gelir.

    İnancımız o ki! Hacıbektaş Ocağı Mürşidi Pir Veliyettin Hürrem ULUSOY bu kemter canın feryadına ilmi hakikat muvacehesinde bir yorum yapacaktır…

    Aşk ile…

    Kemal Bülbül

     

  • DAD Eyüp Şubesi’nin 1. Olağan Kongresi gerçekleşti-VİDEO

    DAD Eyüp Şubesi’nin 1. Olağan Kongresi gerçekleşti-VİDEO

    PİRHA-DAD İstanbul Eyüp Şubesinin 1. Olağan Kongresi Gazi Cemevi Konferans salonunda yapıldı. Kongrede gündeme ve Alevilere dair pek çok konu konuşuldu. 

    Haberin Videosu

    Demokratik Alevi Dernekleri İstanbul Eyüp Şubesinin 1. Olağan Kongresi bugün Gazi Cemevi Konferans salonunda yapıldı. Kongreye delegelerin yanı sıra çok sayıda kurum başkanı, Pir ve Ana katıldı. Kongrede açılan Türkçe, Zazaca ve Kürtçe olmak üzere üç dilde “Hoş geldiniz” pankartı dikkat çekti.

    Kongreye divana çağrılan pirler ve analar adına Ağuçan Ocağı pirlerinden İbrahim Erdoğan’ın verdiği gülbeng ile başlandı. Açılış konuşmasını yapan İmam Balsever Dersim’de bulunan Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkezi’nin mesajını okudu.
    Divan’a Hüseyin Ayrılmaz, Dilek Odabaş ve Fidan Güzel seçildi. Divan seçiminden sonra ilk konuşmayı Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin önceki başkanlarından olan Kemal Bülbül yaptı.

    “ALEVİLİĞİN ESAS KAYNAĞI OCAKLARDIR”

    Bülbül’ün “Rakka’da DAİŞ yezidine karşı savaşarak şehit düşen kırmızı fularlı kız Ayşe Deniz günümüzün Ana Fatma’sıdır” sözleri büyük alkış aldı. Bülbül Aleviliğin esas kaynağının Ocaklar olduğuna bunu esas almayan bir Aleviliğin yozlaşmaktan kurtulamayacağına vurgu yaptı.

    “DİRENMEKTEN BAŞKA SEÇENEK KALMADI”

    Bülbül’ün ardından 78’liler Vakfı Sözcüsü Celalettin Can kısa bir konuşma yaptı. Can “Tek adam rejimine karşı direnmekten başka seçenek kalmadı” dedi. Kılıçdaroğlu’nun başlattığı Adalet yürüyüşüne destek verilmeli diyen Can, CHP’nin dokunulmazlık sürecindeki tutumunu eleştirmeden edemedi.

    “KENDİMİZE NE KADAR ALEVİYİZ SORUSUNUN CEVABINI VERMELİYİZ”

    Demokratik Bölgeler Partisi İstanbul Eş Başkanı Ali Rıza Bilgili ise yaptığı konuşmada, Türkiye metropollerine savrulan Aleviliğin ağır asimilasyon sorunlarıyla boğuştuğunu, oturduğu mahallede en az on tane Alevi gencinin tarikatlara üye olduğunu, namaz kıldığını bildiğini dile getirdi. “Önce ne kadar Aleviyiz sorusunu kendimize sormalı ve cevabını vermeliyiz” diyen Bilgili, DAD’ın 2005-2006 kuruluş yıllarında yer aldığını belirterek çok sayıda insanın emeğiyle bugünlere gelindiğini ancak istenen düzeyde olmadığını, eksikliklerin iyi tespit edilmesi gerektiğini söyledi.

    “İKTİDARA ŞİRİN GÖZÜKMEK İSTEYEN ALEVİLİK YOLDAN ÇIKMIŞ ALEVİLİKTİR”

    Garip Dede Dergahı Başkanı Pir Celal Fırat  yaptığı konuşmada, “Alevice bakış bizde hakim olursa zaten kendimizi mazlumun yanında zalimin karşısında buluruz. Ramazan ayı içindeyiz, bayramın birinci gününde birçok cemevinde Ramazan kutlaması, ramazan yemeği veriliyor. İktidara şirin gözükmek isteyen Alevilik yoldan çıkmış aleviliktir” şeklinde ifade etti.

    “İĞNEYİ KENDİMİZE BATIRMALIYIZ”

    Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş’da yaptığı konuşmada “Geçmişe çakılıp kalmadan önümüze bakmalıyız” mesajı verdi. Karataş, “Birlik için çaba sahibi olmalıyız. Bunun için önce iğneyi kendimize batırmalıyız” dedi.

    “ÇOKLU KİMLİĞİMİZLE DEMOKRASİYİ İNŞA EDEBİLİRİZ”

    ⁠⁠⁠⁠⁠HDP İstanbul il Eş Başkanı Cengiz Çiçek de “Bana Aleviliği Alevi kurumları değil dedem verdi. Dersim Katliamı’nın tanıklarındandı. Anlattıkları, onun ninnileri, söyledikleri hakikatin kendisiydi. Çoklu kimliğimizde ısrar etmeliyiz. Çoklu kimliklerimizle demokrasiyi inşa edebiliriz” şeklinde konuştu.

    “SÜNNİLEŞTİREMİYORSAK ŞİİLEŞTİRELİM POLİTİKASI CEMEVLERİNİN İÇİNE KADAR GİRDİ”

    Babamansur Ocağı pirlerinden Mahir Şahin konuşmasında Hak yol Alevi inancının örgütlenmesi önündeki engellerin yoğunlaştığını belirtti.  Şahin “Sünnileştiremiyorsak şiileştirelim politikası son zamanlarda derneklerin cemevlerinin içine kadar girmiş durumda. Cemevleri eğer kendilerini Alevi erkanına göre organize etmezlerse ocakları yok sayarsa 15- 20 yıl sonra Alevilikten bahsedemeyiz. Ocaklardan bahsedemeyiz” dedi.

    Kongrede derneğin faaliyet raporu Hüseyin Özcan tarafından okundu.

    Yönetim Kuruluna seçilenler ise şöyle:
    İmam Balsever
    Nergiz Güzel
    Celal Sakyen
    Gülseren Bal
    Rodi Güneş
    Tezgül Yorulmaz
    Yusuf Gülen
    Hüseyin Özcan
    Kemal Oban
    (HABER MERKEZİ)

  • Kemal Bülbül: Alevilik yer yüzünün en güzel inançlardan biridir

    Kemal Bülbül: Alevilik yer yüzünün en güzel inançlardan biridir

    PİRHA-DAD Avcılar Şubesi Alevi katliamlarına dikkat çekmek amacıyla “Koçgiri’den Madımak’a Alevi katliamları” başlığıyla bir panel düzenledi. Panelde konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin önceki başkanlarından Yazar Kemal Bülbül, inanan, inanmayan kimliği, kültürü, etnik, inançsal, cinsel, sosyal, sınıfsal kimliği ne olursa olsun bütün kimliklere eşit bakmak gerektiğini belirtti. 

    Demokratik Alevi Derneği İstanbul Avcılar Şubesi Alevi katliamlarına dikkat çekmek amacıyla “Koçgiri’den Madımak’a Alevi katliamları” başlığıyla bir panel düzenledi. Yoğun bir katılımla gerçekleşen panelde konuşmacı Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin önceki başkanlarından Yazar Kemal Bülbül’dü.

    Panelde Alevilere yönelik düzenlenen Koçgiri, Dersim, Maraş, Çorum, Sivas gibi bir çok katliama ilişkin bilgiler veren Bülbül, eşitlik vurgusu yaptı. İnanan, inanmayan kimliği, kültürü, etnik, inançsal, cinsel, sosyal, sınıfsal kimliği ne olursa olsun bütün kimliklere eşit bakmak gerektiğini belirten Bülbül, her kimliği kabul ettiklerini vurguladı.

    Bülbül, “Kimliğini başka bir kimliğe egemen kılmayanları kabul ediyoruz. En güzel kimlik benimdir, en kahraman benim, diyeni kabul etmiyoruz. Mütevazilerden olanlara, eşitlerden biri olanlara aşk olsun. Eşitlerden birini kabul ediyoruz. Yoksa en güzel kimlik benimdir, ne mutlu bana diyen bir kimliği kabul etmiyoruz” dedi.

    Aleviliğin de en güzel kimliklerden değil eşit kimliklerden olduğunu vurgulayan Bülbül, “Alevilik yer yüzünün en güzel inancı değildir inançlardan biridir. Herkesin inancı kendine kutsal demiş bizim mürşitlerimiz, pirlerimiz. O nedenle biz de inancımızı eşitlerden biri kabul ediyoruz.” şeklinde konuştu. (HABER MERKEZİ)

  • Kemal Bülbül: Kırmızı fularlı kız, Ali’nin Rakka’da zuhur etmiş halidir-VİDEO

    Kemal Bülbül: Kırmızı fularlı kız, Ali’nin Rakka’da zuhur etmiş halidir-VİDEO

    PİRHA-PSAKD’nin önceki Genel Başkanlarından Kemal Bülbül, Rakka’da IŞİD’e karşı savaşırken yaşamını yitiren “Kırmızı fularlı kız” olarak bilinen Ayşe Deniz Karacagil için cemevinde neden yemek verilmediğini eleştirerek “Kırmızı fularlı kız Ali’nin zuhur etmiş halidir” dedi. 

    Haberin Videosu

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin önceki Genel Başkanlarından Yazar Kemal Bülbül, Rakka’da IŞİD’e karşı savaşırken yaşamını yitiren ve Ayşe Deniz Karacagil için cemevinde neden yemek verilmediğini eleştirdi.

    “RAKKA, SIFFİN SAVAŞININ BUGÜNKÜ FİNALİDİR”

    Gezi sürecinde “Kırmızı fularlı kız” olarak hafızalarda yer eden Ayşe Deniz Karacagil Rakka’da IŞİD’e karşı savaşırken geçen ay yaşamını yitirmişti. Karacagil için cemevlerinde 40 yemeği verilmesi gerektiğini belirten Bülbül, “Rakka, Şah-ı Merdan’ın Sıffin savaşının bugünkü finalidir. Sıffin savaşı 657’de Rakka’da oldu ve Kırmızı fularlı kız bugün Rakka’da Ali’nin zuhur etmiş halidir” dedi.

    Kırmızı fularlı kızın Alevilerin, Kürtlerin, kadınların, gençlerin ve Gezi’ye katılan herkesin ortaklaştığı bir figür olduğunu belirten Bülbül, kırmızı fularlı kız üzerinden bugün ortak bir zihniyete dayalı bir etkinlik yapılabilir” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • DAD Avcılar Şubesi ‘Koçgiri’den Madımak’a Alevi katliamları’ paneli düzenliyor

    DAD Avcılar Şubesi ‘Koçgiri’den Madımak’a Alevi katliamları’ paneli düzenliyor

    PİRHA-DAD Avcılar Şubesi Cumhuriyet tarihinde yaşanan Alevi katliamlarına dikkat çekmek amacıyla 17 Haziran Cumartesi günü panel düzenleyecek.

    Demokratik Alevi Derneği Avcılar Şubesi Cumhuriyet döneminde yaşanan Alevi katliamlarına dikkat çekmek amacıyla “Koçgiri’den Madımak’a Alevi katliamları” adıyla bir panel düzenleyecek. 17 Haziran Cumartesi günü saat 18:30’da yapılacak olan panele Pir Sultan Abdal kültür Derneği’nin (PSAKD) Eski Genel Başkanı Kemal Bülbül konuşmacı olarak katılacak.

    Panel DAD Avcılar Şubesi olan Yaşilkent Mah. Birlik Cad. No:25 Kat:3 Yeşilkent/Avcılar’da yapılacak. (HABER MERKEZİ))

  • Kemal Bülbül: Ankara Valiliği ve Emniyet Müdürlüğü Alevi toplumuyla alay ediyor

    Kemal Bülbül: Ankara Valiliği ve Emniyet Müdürlüğü Alevi toplumuyla alay ediyor

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin eski Genel Başkanı, Yazar Kemal Bülbül, Alevi toplumu ve Alevi örgütlerininin açık ve net olarak her türlü tehdit ile karşı karşıya olduğunu belirtti.  

    Ankara Valiliği, IŞİD’in geçtiğimiz Pazar günü Dikmen’de sivil toplum kuruluşlarını hedef alan saldırı hazırlığında olduğunun tespit edilmesinin ardından Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı ve Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanlarıyla bir görüşme yapmıştı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin eski Genel Başkanı, yazar Kemal Bülbül, sosyal medyada yaptığı açıklamada, Ankara Valiliği ve Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün akıllarla alay ettiğini belirtti.

    “EY ALEVİLER AYAĞINIZI DENK ALIN DENİYOR”

    Sürekli Alevi kurumların valiliğe ve emniyet müdürlüğüne çağrılmasına tepki gösteren Bülbül şunları ifade etti:
    “Alevi kurumlarına “saldırı olacak, önlem alın” diyen Ankara mülki idare amirleri, aslında Alevileri tehdit ediyorlar. Bu trajikomik durumun tarifi şudur: “Ey Aleviler ve Alevi kurumları dikkat edin. Ayağınızı denk alın sizi izliyoruz. Sakın eylem ve etkinlik yapmayın. AKP’ye muhalefet etmeyin” demektir. Bazı Alevi kurum yönetici ve başkanları bu durumu “İç savaş tehlikesi var”  diye tarif ediyor. İç savaş veya savaş silahlı güçler arasında olur  Alevilerin, Alevi Kurumlarının silahı, topu, tüfeği yok. Dolayısıyla bu bir ” iç savaş tehlikesi” değildir. Katliam tehdidir.”

    “DEMOKRATİK EYLEM PLANI YAPILMALI”

    Alevi kurumlarının derhal etkin ve sürdürülebilir bir demokratik eylem planı yapması gerektiğini vurgulayan Bülbül, “Bu plan, dost demokratik parti ve emek örgütleriyle, kadın ve gençlik örgütleri ve tüm demokratik kitle örgütleri, yöre dernekleriyle paylaşılmalı ve uygulanmalıdır. Duracak, bekleyecek zaman değil”  çağrısında bulundu.