Etiket: kemal bülbül

  • Mamak PSAKD’den Sivas etkinliği: Devleti bir kez olsun katliamla yüzleştireceğiz-VİDEO

    Mamak PSAKD’den Sivas etkinliği: Devleti bir kez olsun katliamla yüzleştireceğiz-VİDEO

    PİRHA- Ankara Mamak’ta emek ve demokrasi güçleri bileşenleri PSAKD, DAD Ana Fatma Cemevi, Halkevleri HDP, CHP, EMEP, TKP, AKA-DER, Kaldıraç ve Alınteri’nin de destek verdiği Madımak anmasına HDP Milletvekilleri Kemal Bülbül ve Zeynel Özen de katıldı. Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren Gülsüm Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa “Biz kararlıyız, devletin yaptığı katliamla bir kez olsun yüzleştireceğiz” dedi. 

    PSAKD Mamak Şubesi, ‘Çeyrek asırlık davamız ulu divana kalmayacak‘ şiarıyla 2 Temmuz anma etkinliği düzenledi.

    Anmaya, CHP Mamak, Demokratik Alevi Derneği Ana Fatma Cemevi, Eğitim Sen 1 Nolu Şube, EMEP, Halkevleri, HDP Mamak, Kız Kardeşim Derneği, Tuzluçayır Cemevi, Tuzluçayır Kadın Dayanışması, sanatçlar Onur Kocamaz, Malik İnce, Ezgi Soykan, Gökhan Kılıç, Mehmet Kundak, Barış Özcan, Mehmet Gökçe PSAKD’den semah dönen canlar katıldı.

    Katledilen canlar için saygı duruşunda bulunulmasının ardından tek tek isimleri okundu.

    “KARANLIKLARI BİRLİKTE YIRTIP GÜNEŞİ GETİRECEĞİZ”

    Ardından Mamak’ta örgütlü bulunan ve bu etkinlikte yer alan tüm kurumlar adına PSAKD Mamak Şube Başkanı Hasan Gürer bir konuşma gerçekleştirdi.

    Gürer, “2 Temmuz 1993’te, Sivas Madımak otelinde 33 canımız benzin dökülerek gerici güruhlar tarafından diri diri yakılarak katledildi. 12 yasındaki Koray Kaya’nın dumanlar içinde haykırışları geliyordu. Ateşte semaha durdular. Önce saçları tutuştu, sonra elleri yandı kavruldu. Ölürse ten ölür, canlar ölesi değil. Madımak katliamının 25. yıl anmasında bir aradayız ve haykırıyoruz. Vardık, varız, var olacağız. Karanlıkları birlikte yırtıp güneşi getireceğiz” dedi.

    “AİHM KARARINA RAĞMEN HALA DİN DERSİ DAYATILIYOR”

    Cemevlerine cümbüş evi diyenlerin cemevlerini şimdi seçim malzemesi yaptığını, AHİM kararına rağmen din derslerinin hala okullarda Alevi çocuklarına dayatıldığını hatırlatan Gürer, şunları kaydetti:

    “Sistem her gün emeği biraz daha köleleştirmekte, kadınları yok saymaktadır. İzlenen yanlış politikalar sonucu kadın cinayetleri ve çocuk istismarları artmıştır. Çocuklara yapılan cinsel istismarlar için bir kereden bir şey olmaz diyen bir zihniyetle karşı karşıyayız. İşsizlik artmış atanamayan öğretmenler bunalıma girerek intihar etmeye başlamıştır. Enflasyon yükselmiş kuru soğan bile alınamayacak fiyatlara ulaşmıştır.
    Kapitalizm çarkını bizlerin ucuz emeği üzerinden devam ettirmektedirler. Asgari ücret açlık sınırının altında tutularak midesiyle düşünen insanlar yaratılmıştır.
    Çocuklar okul yerine sanayide ter dökerken eğitimde girici sistem 4+4+4 getirilerek okulların nitelik durumu boşa çıkarılmıştır.
    Çocuklarımızı oyalama sistemiyle imam hatiplere mecbur bırakılmıştır. Pazara filesi dolmayan, eti bayramdan bayrama gören yoksullar yaratılmıştır. Biat kültürü hakim kılınmıştır. İtiraz eden onlarca sendika üyesi hiçbir gerekçe gösterilmeden işten atılmıştır. Alevi olduğu için hangi üniversiteyi bitirmiş olursa olsun çocuklarımız kurumlarda işe alınmamıştır. Ayrımcı politikalar izlenmiş izlenmeyende devam edilmektedir Pir Sultan Abdal Kültür Derneği yöneticileri OHAL ve KHK’lar bahane gösterilerek gözaltına alınmıştır. Tüm medya kurumları satın alınmış tek bir adamın sözü hâkim kılınmıştır. Özelleştirmelerin uzantısı şeker fabrikalarımız da peşkeş çekilmiştir.
    Kürt sorunu barışçıl yolla çözülmek yerine savaş politikaları izlenmiştir.”

    “Devletin Alevisi olmayacağız” diyen Gürer, “Pir Sultan direnci ve inancıyla mücadelemize devam edeceğiz. Zalimin zulmünün karşında mazlumun ezilenin yanında duracağız” dedi.

    Gürer’in konuşmasının ardından sanatçılar türkülerini, zakirler deyiş duaz-I imamlarını seslendirdi, semahlar dönüldü.

    Semah dönülmesinden sonra HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül bir konuşma yaptı.

    Bülbül, ağır bir seçim süreci geçirildiğini belirterek, yolsuzluğa, engele, müdahaleye, hırsızlığa rağmen kendilerine destek veren herkese teşekkür etti.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun HDP ve CHP’lileri tehdit etmesini ve Ardahan’da bir çobanın öldürülmesini hatırlatan Bülbül, şöyle konuştu:

    “Pazartesi günü hep birliye Madımak’ın önünde olacağız. Nerede bir Hızır paşa varsa orada Pir Sultan olacak. Nerede bir Yezit varsa orada bir Hüseyin olacak. Bu dava bitmeyecek. Madımak’ın hesabı da sorulacak. Madımak davası yeniden açılacak. Bizim önceden bir Pir Sultan Abdalımız vardı şimdi 34 tane Pir Sultan Abdalımız var. En küçüğü Koray Kaya, en büyüğü Pir Sultan Abdal biz böyle bakıyoruz. Madımak’ta hak için hakka yürüyen canlarımıza niyaz olacağız, bu mücadele bitmeyecek. Şah Hüseyin’i kerbela aşkına, Pir Sultan Abdal aşkına, Madımak şehitleri aşkına, demokrasi aşkına, özgürlükler aşkına, eşitlik aşkına, bu Yezit istemine son verene kadar bu mücadele bitmeyecek.”

    “HERKESİ 2 TEMMUZ’DA MADIMAK’IN ÖNÜNE BEKLİYORUZ”

    HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen de yaptı konuşmada, “Bizler özellikle aleviler bir seçim dönemi geçirdik. % 10 barajı aslında Kürtlerin parlamentoda temsiliyetini önlemek için çıkartılan bir barajdı. Ama bu dönemde gördük ki Aleviler için de bir baraj konmuş. Çünkü onursal başkanımız Turgut Öker’i aday göstermediler. Yasal olarak 12 ay ve üzeri ceza alanlar milletvekili olamaz. Turgut Öker’i ve Adana’da Zeynel Kete dedemizi cumhurbaşkanına hakaret ettiği gerekçesiyle aday göstermediler. Ama şunu bilmediler: Pirimiz söylemiş bir ölürüz, bin geliriz ve biz diyoruz ki Aleviler vardır, Alevilik haktır. Alevilerin TBMM temsiliyetleri ana sütü gibi helaldir” dedi.

    2 Temmuz Pazartesi günü Sivas’a gideceklerini belirten Özen, “Sivas’ın hala dumanları tütüyor. Çünkü acılarımız dinmedi. Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan mahkeme zaman aşımına uğradığı zaman ‘Milletimize, devletimize hayırlı olsun’ demişti. Ama biz diyoruz ki Alevilik olduğu sürece Alevilik yaşadığı sürece Pir Sultanlar yaşadığı sürece devlet özür dileyene kadar, orası bir utanç müzesi olana kadar orada olacağız” diye konuştu.

    Özen konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Pir Sultanların, Seyit Rızaların torunları sizlersiniz. Bunlar çoğaldıkça çoğalacak bunlar acıyı hiçbir zaman unutmayacaklar. Bizler denizlerin mahirlerin İboların, Mazlum Doğan’ın yoldaşlarıyız. Onlar nasıl ki idama giderken dik ve onurlu bir şekilde sehpayaya çıktılarsa Seyit Rıza ve Pir Sultanın yoldaşları olarak bu bayrağı yere düşürmeyeceğiz. Onun içim hepinizin Madımak’ın önünde olmanızı diliyorum.”

    “KARAMOLLAOĞLU’NU AKLAMAYA ÇALIŞTILAR”

    Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren Gülsüm Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa da yaptığı konuşmada, “Türkiye bir seçim yaptı, aslında yapamadı. Karamollaoğlunu akladı, aklamaya çalıştı. Yaşadığımız şok bundan dolayıdır. Güvendiğimiz dağlar Karamollaları aklamanın yoluna çıktılar, Madımak’ı söndürmeye çalışıyorlar. Dolaysıyla bize düşen bir görev var, hiç kimseye bu şansı vermeyeceğiz. Karamollaoğlu dedi ki o bir katliam değildir. Perdeleri tutuşturdular ve kendi kendilerini yaktılar. Hiç bir siyasi parti buna karşı çıkmadı, hiç bir milletvekili buna karşı çıkmadı. Hiç bir milletvekili adayı buna sesini çıkartmadı. Şu an Alevilerin içinde bulunduğu durum budur. Herkes mutlu olarak seçimini yaptı. Bir tek mutsuz olanlar Aleviler oldu” diye konuştu.

    “KARARLIYIZ, DEVLETİ YAPTIĞI KATLİAMLA BİR KEZ OLSUN YÜZLEŞTİRECEĞİZ”

    “Biz kararlıyız, devletin yaptığı katliamla bir kez olsun yüzleştireceğiz” diyen Karababa, şöyle konuştu:

    “Devlet bağırsaklarını temizlemeye çalışıyor. Karamollaoğlu’nu aklamaya, kendi yaptığı katliamı aklamaya çalışıyor. Buna müsaade etmeyeceğiz. Şu anda biz bir müze çalışması yapıyoruz. Müzenin bulunduğu yeri müze alanına çevirmek için ciddi bir çalışma yapıyoruz. Ciddi anlamda desteklerinizi bekliyoruz.”

    Anmaya katılan canlar, hep birlikte semaha durduktan sonra anma sona erdi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Bülbül: Madımak’a yapılan yürüyüş insanlığa yapılan bir yürüyüştür-VİDEO

    Bülbül: Madımak’a yapılan yürüyüş insanlığa yapılan bir yürüyüştür-VİDEO

    PİRHA-Yıldönümleri yaklaşan Sivas ve Çorum katliamlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan HDP’nin Alevi milletvekili Kemal Bülbül, vicdanı ve ahlakı olan herkesi Sivas ve Çorum’a bir yürüyüş eylemeye çağırdı.

    HDP’nin Alevi milletvekili Kemal Bülbül, seçim sürecinden sonra yaşananlara ve yıldönümü yaklaşan Alevi katliamlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    “SOYLU’NUN TEHDİDİ TÜRKİYE YURTTAŞLARININ TAMAMINA DÖNÜK”

    OHAL koşulları altında erken bir seçime gidildiğini ve sokaklarda HDP’ye dönük tüm bakılara rağmen HDP’nin barajı aştığını ifade eden Bülbül, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ı tehdit etmesine yönelik şunları söyledi:

    “HDP’li herhangi bir vekile, eş başkana yöneltilen bir tehdit bireysel bir şey değildir. Toplumsal olarak tarihi olarak geleneksel devlet anlayışının Kürtleri, demokratları, Alevileri susturma, bastırma projesidir, hedef gösterme projesidir. İçişleri Bakanı olduğu söylenen bir kişi milyonlarca oy almış bir partinin eş başkanını arayıp sokak kabadayısı, yeniçeri ağası, külhanbeyi -bu sıfatlarla açıklayabiliriz ancak- tehdit ediyor ve sonra da basın sorduğunda da diyor ki ‘Daha fazla söyledim.’ Aymazca tutumuna da devam ediyor. Aynı kişi CHP yetkililerini de tehdit ediyor. ‘CHP yetkililerini protokollere almayın’ diyor. Ve şehit cenazeleri üzerinden bir kasaba politikası yapıyor. Önce, İçişleri Bakanı şehit cenazesi kaldırma kurumu değil. İçişleri bakanlığı şehit cenazelerini engelleme kurumudur, çözüm bulma kurumudur. Sen şehit cenazeleri üzerinden siyaset yapıyorsan seni bir meşruiyetin yok. Bir kere sana soruyoruz ‘Bu şehit cenazelerini niye önlemiyorsun?’ eksiklik sende, yanlışlık sende, bölücü, ayrıştırıcı tutum sende. Sayın Pervin Buldan’a söylediği bir şahsa söylenmemiştir. Bütün HDP’lilere, bütün Alevilere, bütün Kürtlere HDP’ye destek veren demokratlar, sağduyulu Türkiye yurttaşlarının tamamına dönük bir tehdittir. Bu genel bir politika olup Süleyman Soylu’ya söyletilen sözcülüğünü onun yaptığı bir şey. Diyorlar ya Türkiye tek adamla yönetiliyor. Ben diyorum tek adamla yönetilmiyor bir buçuk adamla yönetiliyor. Buçukluk rolüne soyunma bu. Partimiz avukatları bu konuda suç duyurusunda bulundular. Bu bir nefret suçudur, bu bir bölücü politikadır, bu halkları karşı karşıya getirme politikasıdır diye hukuki anlamda gerekli başvuruyu da yapıtlar.”

    KERBELA’DAN BU YANA OLAĞANÜSTÜ HAL

    Olağanüstü Hal’in sadece 15 Temmuz’dan bu yana olmadığını söyleyen Bülbül, “Alevi toplumu için Kerbela katliamından bu yana Olağanüstü Hal koşulları vardır. Katliam, sürgün, soykırım koşulları vardır. Kürt halkı için 2639 Kasr-ı Şirin Anlaşması’ndan bu yana Olağanüstü Hal koşulları, Türkiye devrimci demokratik hareketi için Mustafa Suphi ve yoldaşlarının katledilmesinden bu yana Olağanüstü Hal koşulları vardır. Dolayısıyla bu üç kesim geleneksel ırkçı yapının her zaman hedefinde olmuştur” şeklinde dile getirdi.

    “HANGİ HÜKÜMET GELİP GEÇTİYSE MADIMAKLAR OLDU”

    Madımak Katliamı’nın bitmediğini ve yöntem değiştirerek devam ettiğini belirten Bülbül, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Kültürel soykırım, baskı, tehdit, şantaj olarak devam ediyor. Gezi direnişinde katledilen Berkin Elvan da bir Madımak şehididir, Ali İsmail Korkmaz da bir Madımak şehididir ve darbe girişiminin hemen akabinde Alevi mahallelerine yapılan tehditler, saldırılar ve hükümetin buna sessiz kalması ve hatta yönlendirmesi tutumu da Madımak politikasının devam ettiğinin göstergesidir. Cumhuriyet tarihi boyunca hangi hükümet gelip geçtiyse Madımaklar oldu maalesef. Şu anda olmaması için biz büyük bir gayret içindeyiz. Lakin Alevi toplumu, Alevi inancı, Alevi tarihi kültürel hakikat değerleri ırkçı, gerici kesim tarafından tehditle karşı karşıyadır. Bu çerçevede bakıldığında Alevi toplumu HDP’ye dönük çok önemli büyük bir destek sunmuştur. Hak ve hakikat yolunda, özgürlük, eşitlik, adalet yolunda birlikteliğimizi arttırarak sürdüreceğiz. Bu birlikteliğe binaen Alevi inancının tarihi kültürel, inançsal değerlerine binaen, mürşitlerin, aşıkların, sadıkların bize bıraktığı mirasa binaen ve hak ve hakikat yolunda talip olmamıza binaen bunu bir tarihi görev olarak görüyoruz. Bu tarihi görev çerçevesinde herkes için 2 Temmuz bir anma günü, 2 Temmuz’a katılım günü. Sivas’a gelmeli, gelemiyorsa yereldeki etkinliğe mutlaka katılmalı. Ama Sivas’a dahil olmak çok önemli. Biz HDP grubu olarak birçok vekil arkadaşımızla oraya katılım sağlayacağız.

    BİR DAKİKALIK DURUŞMA SEANSLARI

    Fakat Madımak hala yanıyor diyoruz ya Madımak’ın yanıyor olmasının sebebi şu: Madımak davasıyla ilgili verilen zaman aşımı kararına o dönem başbakan olan kişi şöyle demişti: Bu karar Türkiye’ye hayırlı uğurlu olsun.’ Aslında bu Madımak’ın onaylanması, Madımak’a dair tutumun devam edeceğinin göstergesiydi. Yine AKP’li yetkililer Madımak katillerinin avukatlıklarını yaptılar, vekil yapıldılar, belediye başkanı yapıldılar vesaire. Akabinde Cafer Erçakmak gibi katil olduğu mahkeme kararıyla tescil edilmiş bir kişinin korunduğunu, kollandığını, tüm Madımak katillerinin Avrupa’da elini kolunu sallayarak dolaştığını, buna ilişkin iade talebinde bulunulmadığını gördük. Cafer Erçakmak’a ilişkin öldü, gömüldü tabirinin kuşkulu olduğunu, araştırmanın gerektiğini ifade ediyoruz. Şu anda yürüyen Madımak davasında bir dakikalık duruşma seansları yapılıyor, içler acısı bir tutum.

    “ŞEHRİN BELEDİYE BAŞKANI OLARAK NİYE MÜDAHALE ETMEDİN?”

    Madımak Katliamı insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Bu suçu gidermenin hiçbir koşulu yoktur. Hafifletmenin koşulları olabilir bu da birincisi Madımak Katliamı’nda parmağı olan tüm kişilerin teşhir edilmesidir. Madımak Katliamı’nda katliam esansında otele yakın bir yerde insanları toplayıp ‘Hele şunların ruhuna bir Fatiha okuyalım’ deyip akabinde de ‘Gazınız mübarek olsun’ diyen Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, diyor ki ‘Onlar yakılmadı dumandan öldüler.’ Utanmazca bir tutum bu. Peki duman nereden çıktı, o ateşi kim yaktı? O ateş yakılırken sen Fatiha okuyacağına şehrin belediye başkanı olarak niye müdahale etmedin? Oraya saldıranların birçoğunu tanıyorsunuz siz. Niye telkin etmediniz, niye çıkıp konuşmadınız? ‘İnsan yakmak da otel yakmak da ne oluyor’ niye demediniz? Bugün kendinizi aklayamazsınız. Bin dereden su getirseniz, Kızılırmak’ın pirüpak suyu ile yıkansanız aklanamazsınız. Burada üzerinizde olan bir durum söz konusu. Üzerinizde olan atılı değil kendi üzerine almışlar, kimse üzerine atmıyor. Kendisi üzerine almış. Geliyor meydana ‘Hele şunların ruhuna bir Fatiha okuyalım’. Kimin ruhuna Fatiha okunur ölünün değil mi. Arkasından da ‘Gazanız mübarek olsun’ diyor. Bu akılla, izanla açıklanacak bir şey değil. Akabinde de ‘Onlar yakılarak değil dumanla öldüler’ diyor. Bu nasıl akıldır yahu. Dalga mı geçiyorsun sen? Dumanı kim yaptı, ateşi kim yaktı? Sen şehrin belediye başkanı olarak niye sessiz kaldın? Aynı şekilde dönemin başbakanı, cumhurbaşkanı, adalet bakanı, içişleri bakanı ve çok önemli bir tanesi de ne yaptı bu seçimde gidip AKP’ye yedek lastik oldu Tansu Çiller. ‘Çok şükür halkımıza bir şey olmadı’ demişti o dönemde. Katledilen 35 kişi sanki insan değilmiş gibi aymazca bir tutum sergilemişti. ‘bir futbol maçında bile bu olabilir’ diye demişti dönemin yetkililerinden bir tanesi olan Mesut Yılmaz.”

    “MADIMAK UTANÇ MÜZESİ OLMALI”

    Kendisinin Pir Sultan Abdal Kültür Derneği genel başkanıyken var olan Madımak Oteli’nin utanç müzesi olması talebinden vazgeçmediklerini kaydeden Bülbül, şunları belirtti:

    “Madımak utanç müzesi olmalı. Utanç müzesinden kastımız Madımak’ın önünden gelip geçen insanların burada utanç verici bir olay oldu. 35 insan katledildi göz göre göre yakıldı. Bu insanlık için utanç verici bir durumdur. Bundan sonra böyle bir şey yapılmamalıdır tabiri. Madımak’ı ne yaptılar? Adına bir anı evi dediler. Süslemiş püslemişler, isimler yazmışlar ve iki tane de katilin ismi yazılı orada. Katliamda adı geçen sanıkların ismi yazılı. Böyle bir şey müze olamaz. Liselerdeki, ortaokullardaki köşeler olur ya aynı onun gibi bir şey. Biz bunu kabul etmiyoruz. Utanç müzesi demek olup bitenin hepsinin resmedildiği o haliyle kaldığı yakılmış perde, yakılmış merdiven, yakılmış oda o şekliyle kalacak. Görenler o ürpertiye tanık olacaklar, bu utanç verici duruma tanık olacaklar. Utanç müzesi böyle olur.”

    18 GÜNDE İDDİANAME

    Sivas Katliamı davasının yargılanma sürecine değinen Bülbül, şöyle konuştu:

    “Yargılanma süreci hukukun insan vicdanı, ahlakın etiğin verilerine göre olmamıştır. Devletin ihtiyaçlarına göre olmuştur. Oldu bittiye getirilmiştir. Örneğin Madımak katliamıyla ilgili iddianame 18 günde hazırlanmıştır. Şimdi 6 ayda hazırlanamıyor iddianameler. Madımak Katliamı gibi devasa bir olay için 18 günde iddianame hazırlanıyor. Demek ki bunu bir oldubittiye getirmek istiyorlar ki öyle yaptılar.

    “MADIMAK HALA YANIYOR DEMEMİZ MEŞRU BİR TUTUMDUR”

    Yargılananlarla ilgili suçlama, suçlamanın işleyişi, yargının tutumu vesaire hiçbiri hukuki değildir. Bir kere bu dava yeniden açılmalı ve bu davayla ilgili özür maddi ve manevi olmalı. Öyle sadece ‘Burada insanlar yakıldı biz de üzülüyoruz’ gibi ne anlama geldiği belli olmayan tutumlar ki bunu da söylemediler davanın zaman aşımına uğramasına ‘Hayırlı uğurlu olsun’ dediler. Hal böyleyken Madımak hala yanıyor dememiz meşru ve yerinde bir tutumdur. Bu yangını söndürmenin yolu Türkiye toplumunun ki Türkiye toplumunun bu konuda bir sorununun olduğunu düşünmüyorum. Türkiye toplumunun yüzleşmesi, devletin yüzleşmesi, hükümetin yüzleşmesi ırkçı, gerici tutumların kınanması nasıl ki Hitler Almanya’sında yapılan soykırımla ilgili müzeler ortamlar el dokundurmadan o şekildeyse Türkiye’de de öyle olmalı. Sadece Madımak’a dair de değil bu Dersim’e dair, Koçgiri’ye, Maraş’a. Çorum’a vesaire sayamayacağımız kadar.

    “KATLİAM SERBEST, ANMAK YASAK”

    2 Temmuz’da Madımak’taki katliamla ilgili anma programı yağacağız. 3 Temmuz’da Çorum’da yapacağız. Her güne bir katliam. Ama her güne katliam var, anma yasak. Katliam serbest anma yasak. Böyle bir tutum. Dolayısıyla Madımak’la ilgili hukuki süreç tamamlanmamıştır. Oldubittiye getirilmiştir. Bu süreç devletin buradaki payı, devletin yetkililerinin, kurumlarının payı yönlendirmesi neyse açığa çıkarılmalı. Bununla ilgili hukuki süreç ceza neyse bunlar doğru düzgün işletilmeli diye bir tutum sergiliyoruz ve Madımak kesinlikle utanç müzesi olmalı. Bu çerçevede de toplumlar arasında meydana gelmiş duygu kırılmaları, yabancılaşmalar ile ilgili sosyal rehabilitasyon süreçleri olmalı. Sosyal rehabilitasyondan kastımız yabancılaştırılmış toplumların aslında hakikatte, adalette ortak olduğu duygusunu yaşayarak gördük. Biz HDP olarak bu toplumsal kesimleri hakikatte, adalette buluşturuyoruz fakat devlet ayrıştırıyor, karşı karşıya getiriyor, nefret suçu işleyerek bu ayrıştırmayı yapıyor. Sosyal rehabilitasyon süreçleriyle bu toplumsal kesimler birbirleriyle tanışmalı, tanış olmalı, işi kolay kılmalı, sevmeli sevilmeli. Fakat bir devlet politikası olarak sevmek sevilmek bir yana çatıştırmak için elinden gelen yapılıyor. Bu çerçevede 25’inci yılında Madımak’a sahip çıkmak ahlaki, insani, vicdani bir görevdir.

    “MADIMAK’A BİR YÜRÜYÜŞ EYLEYELİM”

    Sadece Alevilerin değil sosyalistlerin, sol demokratların, ahlaki, insani, vicdani, etik değer taşıyan tüm insanlarımızın sahip çıkması, gelmesi, haykırması, ortaklaşması gereken bir süreçtir. Bütün sivil toplum örgütleriniz, Alevi kurumlarını, sol demokratik siyasal partileri oraya davet ediyoruz. Ciddi bir katılım gerekiyor. Pir Sultan Abdal’ın tabiriyle bir yürüyüş eylemek gerekiyor ve bu yürüyüşü eşitliğe, dostluğa, özgürlüğe, adalete yapmak gerekiyor. Orada katledilen 11 yaşındaki Koray Kaya aşkına, tamburuyla, curasıyla Aleviliğin nefesini yayan sembolümüz olan curanın mürşidi olan Nesimi Çimen aşkına gitmemiz gerekiyor. Hak aşıklarımızdan orada katledilen Muhlis Akarsu aşkına gitmemiz gerekiyor. 17 kadın canımız aşkına gitmemiz gerekiyor. Oradaki şairlerimiz Metin Altıok adına, Behçet Aysan aşkına gitmemiz gerekiyor. Orada şiir katledildi, edebiyat katledildi, sazımız, nefeslerimiz, semahımız, çocukluğumuz, kadınlığımız, gençliğimiz, ermiş yaşlılığımız katledildi. Bütün bunların katledilemeyeceğini göstermek hala ayakta direnen ve bu süreci hak ve hakikat aşkın yürüten kesimler olarak bunu yürüteceğimizi, yaşatacağımızı göstermek için gitmemiz ciddi bir insan seli yaratmamız gerekiyor. Hani diyor pirim Pir Sultan, ‘Kızılırmak gibi bendinden boşan, Hama’dan Mardin’den Sivas’a döşen, Düldül eğerlendi Zülfikar kuşan, Alim ne yatarsın günlerin geldi’. Günlerimiz her zaman gelmişti bugün daha fazla geldi. Bugün eşitlik, özgürlük, adalet için halkların birliği, halkların özgürlüğü, inançların özgürlüğü, laik demokratik Türkiye, laik demokratik eğitim, gençlerin özerk demokratik üniversiteleri için Madımak’a yapılan bir yürüyüş insanlığa yapılan bir yürüyüştür. Madımak’a yapılan bir niyaz hakka hakikate yapılan bir niyazdır. Madımak’a yapılan niyaz Pir Sultan Abdal’a, Şahı Şehidan Hüseyn-i Hüdavendigar’a, Şahı Merdan Ali’ye yapılan bir niyazdır. Madımak sadece bir otel değildir. Madımak sadece 33 canın katledildiği bir yer değildir. Madımak tarihi hakikatlerin katledildiği bir yerdir. Tarihi hakikatlerimizi bırakmamak, tarihi hakikatlerimize niyaz olmak temel insani, ahlaki, vicdani görevlerimizdendir. Bu anlamda Türkiye insanlığını Madımak’a bir yürüyüş eylemeye çağırıyorum.

    PİRHA/İSTANBUL

  • HDP’den milletvekili seçilen Bülbül: Hızır Paşa varsa Pir Sultan da olacaktır-VİDEO

    HDP’den milletvekili seçilen Bülbül: Hızır Paşa varsa Pir Sultan da olacaktır-VİDEO

    PİRHA-HDP’nin Alevi milletvekillerinden Kemal Bülbül, tüm zorluklara rağmen Antalya’dan bir milletvekili çıkarmanın kazanım olduğunu, ancak devam eden toplumsal sorunların ciddi anlamda mücadele ve demokratik bilinç gerektirdiğini vurguladı. 

    24 Haziran cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimlerinin ardından Antalya’dan HDP milletvekili seçilen Kemal Bülbül meclise gidecek. Bülbül, mecliste sadece Alevilerin değil tüm ezilenlerin, ötekileştirilenlerin sesi olacak.

    Seçim sonuçlarının henüz açıklandığı ve Anadolu Ajansı’nın manipülasyonları devam ederken HDP Antalya il örgütü basın açıklaması yaparak halka manipülasyona gelmemeleri konusunda uyarılarda bulundu.

    HDP Antalya İl Eş Başkanı Songül Şarklı, Anadolu Ajansı’nın yaydığı verilerin güvenilir olmadığını ve manipüle edilmiş sonuçlar olduğunu kaydetti.

    “NEREDE BİR HIZIR PAŞA VARSA ORADA BİR PİR SULTAN OLACAKTIR”

    HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül ise Antalya’dan bir vekil almanın büyük bir başarı olduğunu ifade ederek, kendisine destek verenlere teşekkür etti.

    Seçim sonuçlarına göre işlerinin hala çok zor olduğunu vurgulayan Bülbül, toplumsal sorunların çözümü hala ciddi anlamda mücadele ve demokratik bilinç gerektiren sorunlar olarak devam ettiğini söyledi. Bundan sonra daha fala mücadele edecelerini kaydeden Bülbül, “Bizim tarihimizde örnekler var. Nerede bir Dehak varsa orada bir Kawa olacaktır. Nerede bir Nemrut varsa orada bir İbrahim olacaktır. Nerede bir firavun varsa orada bir Musa olacaktır. Nerede bir Yezit varsa orada bir Hüseyin olacaktır. Nerede bir Hızır Paşa varsa orada bir Pir Sultan, nerede bir Kemalist sistem varsa orada bir Seyit Rıza ve Alişer olacaktır. Biz bunlardan ve bu süreci yaratan şehitlerimizden aldık bu kültürü ve bunu yaşatmaya devam edeceğiz.” dedi.

    İsmet SEFER/ANTALYA

  • Antalya HDP 1. sıra adayı Kemal Bülbül oyunu kullandı

    Antalya HDP 1. sıra adayı Kemal Bülbül oyunu kullandı

    PİRHA- HDP Antalya 1. sıra milletvekili adayı Kemal Bülbül bu sabah oyunu kullandı. Oy kullandıktan sonra okulları ve sandık görevlilerini ziyaret eden Alevi Aday Bülbül, halkın yoğun ilgisiyle karşılaştı. 

    Antalya’da sabahın erken saatlerinde seçmenler oy kullanacakları bölgeye gittiler. Saat 8:00’de kapıların açılmasıyla birlikte sandıklara yoğun bir ilginin olduğu gözlemlendi.

    HDP Antalya 1. sıra Milletvekili adayı Kemal Bülbül, Halil Akyüz ilköğretim Okulunda oy kullandı.

    HDP Antalya 1. sıra adayı Kemal Bülbül oy kullandıktan sonra yaptığı okul ziyaretlerinde seçmenlerin ve sandık görevlerinin yoğun ilgisiyle karşılaştı.

    Pir Haber Ajansına Konuşan Bülbül Antalya’da seçimin şu ana kadar normal seyrinde yürüdüğünü, zaman zaman kimi ihlaller yaşansa da bunların aşıldığını belirtti.

  • HDP Antalya adayı Kemal Bülbül: AKP halkın seline kapılacak

    HDP Antalya adayı Kemal Bülbül: AKP halkın seline kapılacak

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneğinin önceki genel başkanlarından, HDP Antalya 1. Sıra Milletvekili Adayı Kemal Bülbül, seçime çok az bir zaman kala Antalya’da miting düzenledi. Akdeniz Radyosu’na katılan Bülbül, birçok dernek ve sendika ziyaretlerine de gitti.

    HDP Antalya 1. Sıra Milletvekili Adayı Bülbül, dün Akdeniz Radyosu’na Avukat Deniz Yıldırım ile konuk oldu. Bülbül, aynı gün içerisinde Giritliler Derneği’ni ziyaret etti. Bülbül, “Girit göçmeni dostlar çok sıcak ve sevecendi” sözlerini kullandı. Gün boyu ziyaretlerine devam eden Bülbül, Alevi Kültür Derneği Kepez Şubesini de ziyaret etti. Şube Başkanı Ergün Can’a, yönetici ve üyelere de teşekkür etti.

    “HALKIN BU SELİNE BARAJ DAYANMAZ”

    18 Haziran’da Antalya’da miting yapan Bülbül, “Halkın bu seline baraj dayanmaz” dedi ve AKP’nin bu sele kapılacağının altını çizdi.

    Bülbül, 20 Haziran’da ise Eğitim- Sen Manavgat Şubesi’ni, DİSK Devrimci Turizm Sendikası’nı, Manavgat CHP Seçim Bürosunu, Manavgat Eğit-Der’i ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Manavgat Şubesi’ni ziyaret etti. Halk ile haberleşip sözleştiğini, bütün yöneticiler ve üyelere sevgi ve saygılarını iletti.  (HABER MERKEZİ)

     

  • AABK Başkanı Mat’tan Alevi adaylara destek

    AABK Başkanı Mat’tan Alevi adaylara destek

    PİRHA – Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Genel Başkanı Hüseyin Mat, sosyal medya hesabından paylaştığı bir mesajla HDP’nin Alevi adaylarına başarılar diledi. 

    24 Haziran seçimlerinde Halkların Demokratik Partisi’nden Alevi hak mücadelesi için yıllarca emek vermiş Ali Kenanoğlu, Kemal Bülbül ve Zeynel Özen aday gösterildi.

    Seçilmeleri halinde Alevilerin sesini meclise taşıyacak olan adaylara Alevi kurumlarından destekler de geliyor. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Genel Başkanı Hüseyin Mat, twitter’da paylaştığı bir mesaj ile Alevi adaylara başarılar diledi.

    Mat paylaşımında şu ifadelere yer verdi: “Avrupa ve Türkiye Alevi Hareketinde yöneticilik yapan, hizmet eden ve 24 Haziran seçimlerinde milletvekili adayı olan canlarımıza verdikleri hizmetlerinden dolayı teşekkür ediyorum. Zeynel Özen, Ali Kenanoğlu ve Kemal Bülbül canlarımıza başarılar diliyorum.”

     

  • Kemal Bülbül: Alevi sorununu AKP ve geleneksel devlet mantığı çözemez

    Kemal Bülbül: Alevi sorununu AKP ve geleneksel devlet mantığı çözemez

    AKP’nin Alevi sorununu çözemeyeceğini ifade eden HDP Antalya milletvekili adayı Kemal Bülbül, HDP’nin her inancı ve kimliği kucakladığını belirterek, “Bizim sorunumuzu eşitlerin ilişkisi çözer. Eşitlerin ilişkisi de HDP’dir” dedi.

    Antalya’da Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) birinci sıra adayı Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) eski Genel Başkanı Kemal Bülbül. 1963’te Malatya Arguvan’da doğan Bülbül, ilk ve ortaöğretimini burada tamamlayarak, Trakya Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nden mezun olup Adıyaman’da öğretmenlik yaptı. Eğit Sen, Eğitim Sen ve KESK’in kurucuları içerisinde yer alan Bülbül 1996’da öğretmenlikten istifa ederek, HADEP’le aktif siyasete atılıp, HADEP Ankara İl Başkanlığı ve HADEP Genel Merkezi Basın ve Yayın çalışmalarını yürüttü.

    “ALEVİLERE HER ŞEYİ YAPTILAR”

    1999 genel seçimlerinde cezaevinden Ankara 2’nci Bölge birinci sıra milletvekili adayı gösterildi. 2003’te HADEP’in Yargıtay tarafından kapatılmasıyla 5 yıl siyaset yasağı getirildi. PSAKD ve Alevi Bektaşi Federasyonu’nda 4 dönem yöneticilik ve genel başkanlık görevini yaptı. 2015’te Adıyaman’da milletvekili adayı gösterildi.

    Mezopotamya Ajansı, Özgür Gündem ve Özgür Politika gazetelerinde yazılar yazdı. Şu anda ise Antalya’da HDP’nin birinci sıra adayı ile görüştük. Alevi inancına dönük birçok makale ve çalışmalarının olduğunu ifade eden Bülbül, “Şimdi de HDP’den adayım. AKP Alevilere ne yapmadı ki. Alevi sorunu çözmek yerine sorunu büyütüp inkar ve imha dışında ırkçılık ve inkarcılığını benimsedi. Diyanetin belirlediği ve gelenekçi ve ırkçı devlet yapısının belirlediği her şeyi yaptı” dedi.

    “AÇILIM DEĞİL İNKAR”

    AKP’nin Alevi açılımını anımsatan Bülbül, 35 Alevi kurumunun açılıma çağrıldığını hatırlatarak, “Burada 5 temel ortak şeyde birleşip bunu sunduk ama akabinde 6 çalıştay daha yaptılar. Alevi katliamlarının sanıklarını ilahiyatçılarını ve hocalarını çağırıp olayı deforme etmeye çalıştılar. AKP’nin kuruluş geleneğinde Alevi sorunu ve inancını bu sorunu çözmek dışında her şeyi yapmak AKP’nin varlık sebebidir. Bunun karşılığını yapan bir partidir. Bir kere devletin ve Diyanet’in belirlenmesine göre bir Alevilik yapılıyor. Bunu yansıttığı için biz Alevilerin AKP’nin Alevi düşüncesiyle örtüşmediği açıktır” şeklinde konuştu.

    “HDP ALEVİLERİ KUCAKLADI”

    Bülbül, Alevilerin tehditlere ve saldırılara maruz kaldığını ifade etti. Bülbül, “Osmanlı geleneğini sürdüren bir AKP gerçekliği var. Osmanlı Dönemi’ndeki Alevi yönetmeliğini bugün AKP sürdürüyor. AKP böyle yaptı da geleneksel devlet aklı ne yaptı. O da aynısını yaptı. Elbette Cumhuriyet bir kazanımdır. Elbette Cumhuriyet bir değerdir ama demokratikleşme farklı inançlara ve kimlikleri tanımamış inkarcılık üzerine yürüten bir şeydir. Bizde şu an çok kültürlü, kimlikli ve çoğulcu yapıyı benimseyen bu yapıyı sosyal bir ortamda birbirleriyle eşit ve özgür bir şekilde yaşayabilir hale getirmek istiyoruz. HDP şunu söyledi. Alevi toplumu da bizim partimize gelip kendi çalışmalarını yapabilir, başka topluluklarda yapabilir. Biz Aleviler de bundan dolayı HDP’den aday olduk” şeklinde konuştu.

    “ALEVİ SORUNU CEMEVİNİN TANINMASIYLA ALAKALI DEĞİLDİR”

    AKP’nin Alevi açılımının sadece Nevşehir’deki üniversitenin adını Hacı Bektaşi Veli Üniversitesi yapıp, Dergaha girişi ise parasız yaptığını anımsatan Bülbül, “AKP sen kimsin ki Alevi inancına yasal statü verebilirsin.  Hacı Bektaş’a ve Seyid Rıza’ya statü verebilirsin ki. Onların statüsünü halk vermiştir Bu halk mücadelesiyle elde etmiştir. Kimsenin iltifatına ve icazeti gerek yoktur. Dolayısıyla Biz Alevi sorununu Cemevine indirgeyen mantığı doğru bulmuyoruz. Böyle yapanlara Alevi sorunu karikatürize ediyor diye eleştiriyoruz. Alevi sorunu cemevinin tanınması ile alakalı olan bir sorun değildir. Alevi sorununun tümüyle düzenlenmesine ve hakikate uygun hale getirilmesini istiyoruz. Böyle bir sorun sadece cemevinin tanımasıyla hal olacak bir sorun değildir.  Artık Alevi toplumu bunun farkındadır” dedi.

    “MÜCADELE ETMEYE”

    “Alevi sorununu AKP ve geleneksel devlet mantığı çözemez” diyen Bülbül, “Bizim sorunumuzu eşitlerin ilişkisi çözer. Eşitlerin ilişkisi de HDP’dir” dedi. Farklı kimliklerin ve inançların kendilerini var ettiğini söyleyen Bülbül, Alevilere çağrı yaparak, ” Şu anda tarihi bir sorumlulukla karşı karşıyayız. Ya bu imha ve inkârcı Yezit zihniyetine karşı bir tavır koyacağız ya da maalesef bu sorunları yaşamaya devam edeceğiz . Biz Aleviler bir araya gelip beraberce mücadele etmek zorundayız. 24 Haziran bunun için çok önemli bir etaptır. Bu etapta Öncelikle Antalya’da daha sonra da tüm Türkiye’de bu mücadele edeceğiz” diye belirtti.

    (Kaynak: MA)

  • Kemal Bülbül: Kadınların ve gençlerin çalışmaları bizlere başarıyı getirecektir-VİDEO

    Kemal Bülbül: Kadınların ve gençlerin çalışmaları bizlere başarıyı getirecektir-VİDEO

    PİRHA-24 Haziran seçim çalışmalarını sürdüren HDP Antalya il örgütü Aksu ilçesinde coşkulu bir şekilde seçim bürosu açılışını gerçekleştirdi. Büro açılışında konuşan, HDP Antalya milletvekili adayı Kemal Bülbül, “Gecenin bu saatinde kadınların ve gençlerin burada olmasını çok anlamlı buluyorum. Bu birliktelik ve çalışma bizlere başarıyı getirecektir” dedi.

    HDP’nin iddialı olduğu kentlerden biri olan Antalya’da milletvekili adayları 24 Haziran seçimlerine yaptıkları mahalle, esnaf ve STK ziyaretleri yoğun bir şekilde hazırlanıyor. Yapılan ziyaretler sırasında adaylar, yurttaşlar tarafından coşkulu bir şekilde  karşılanıyor.

    Seçim çalışmaları kapsamında HDP Antalya il örgütü Aksu ilçe seçim bürosunu coşkulu bir şekilde halaylar ve zılgıtlarla açtı. Seçim bürosu açılışına HDP milletvekili adayları Kemal Bülbül, Av. Deniz Yıldırım, Filiz Aslan, Meral Geylani, HDK Antalya eş sözcüsü, SYKP temsilcileri yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.

    Başarının kadınlarla gerçekleşeceğini ifade eden HDP Antalya milletvekili adayı Kemal Bülbül ” Gecenin bu saatinde buraya gelmek siyasi bir eylemdir.Kadınların ve gençlerin bu saate burada olmasını çok anlamlı buluyorum. Bu birliktelik ve çalışmalar bizi başarıya götürecektir. HDP’li siyasetçilerin tutukluluk durumuna da vurgu yapan Bülbül, cezaevlerinde  tutsak alınan Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, belediye başkanlarımız ve siyasiler bir an önce serbest bırakılmalıdır” dedi.

    Bülbül’ün ardından HDP Antalya il eş başkanları ve milletvekili adayları halkı selamladı.

    Büro açılışı halaylar ve atılan sloganlarla şölene dönüştü.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Antalya’da seçim çalışması yürüten HDP adaylarına MHP’liler saldırdı-VİDEO

    Antalya’da seçim çalışması yürüten HDP adaylarına MHP’liler saldırdı-VİDEO

    PİRHA- HDP Antalya il örgütü milletvekili adayları ile birlikte Elmalı’da yaptığı seçim çalışmaları sırasında MHP’li provokatörler saldırdı. Bununla ilgili açıklama yapan HDP Antalya Milletvekili Adayı Yıldırım, “Kimse bizim Türkiye’nin her yerinde çalışmamıza engel olamaz” dedi. HDP il eş başkanı Çağlar ise “Hiçbir saldırı bizi çalışmalarımızdan ve amacımızdan alıkoyamaz” ifadelerini kullandı.

    Antalya Elmalı’da seçim çalışması yapan HDP milletvekili adayları Kemal Bülbül, Deniz Yıldırım, Meral Geylani, HDP il yöneticileri ve HDK Antalya eş sözcüsünün bulunduğu seçim heyetine MHP’li bir grup saldırıda bulundu.

    MHP’li grup bildiri dağıtanlara hakaret ederek ellerinde bulunan bildirileri almak istediği sırada kargaşa çıktı. MHP’li bir grup genç tarafından yapılan saldırıya ilişkin HDP İl Eş Başkanı Cevdet Çağlar ve HDP Milletvekili Adayı Av. Deniz Yıldırım açıklamalarda bulunarak tepki gösterdi.

    “BÜTÜN HALKLARIN VE İNSANLARIN OYUNA TALİBİZ”

    “Antalya Elmalı’da seçim çalışmaları kapsamında esnaf ziyareti yaparken MHP milletvekili adayı Tümer Emeksiz adlı kişiyle karşılaştık” ifadelerini kullanan HDP Antalya Milletvekili Adayı Av. Deniz Yıldırım şunları anlattı:

    “Nezaket gereği karşılaştığımız bütün parti adaylarının elini sıkıp başarılar dileriz. Bu vesile ile onun da elini sıkmak istedik. Bu kişi bize sözlü tacizde bulundu. Biz de çalışmamıza devam ettik. O sırada MHP’li grup arasında bulunan bir kişi telefon etmeye başladı. Çalışmamız devam ederken toplanan bir grup provokatör önümüze çıkarak bizim seçim heyetine hakaret ve küfürler ederek, bildiri dağıtan arkadaşımızın elline vurarak bildiri dağıtmamızı engellemeye çalıştılar. Biz soğukkanlı ve sorumlu davranarak bu provokasyonu boşa çıkardık. Çalışmalarımıza devam ediyoruz. Kimse bizim Türkiye’nin her yerinde çalışmamıza engel olamaz. Biz ortak yaşam ve demokratik ve cumhuriyet için bütün halkların ve insanların oyuna talibiz. Onlara kendimi anlatmaya ve tanıtmaya devam edeceğiz.”

    “HİÇ BİR SALDIRI BİZİ ÇALIŞMALARIMIZDAN VE AMACIMIZDAN ALIKOYAMAZ”

    HDP Antalya İl Eş Başkanı Cevdet Çağlar ise, “Bizler HDP olarak sorumluluk gereği bu provokasyonu boşa çıkardık. Hiçbir provokasyona meyil vermeden çalışmalarımızı sürdürdük. Bu tür provakatif saldırılar bizi amacımızda alıkoyamaz. Seçim çalışmamızı boşa çıkarmaya dönük bir provokasyon” dedi.

    Çağlar, şunları kaydetti:

    “Bu tür provokasyonlara yabancı değiliz. Bu tür provokasyonlar amaçlı ve bilinçli yapılıyor. Parti olarak bu tür provokasyonları boşa çıkarma noktasında Edirne’den Hakkari’ye güçlü bir çalışma yürüteceğiz ve güçlü bir çalışmada yürütüyoruz. 24 Haziran güçlü sonuç alacağız. Bu tek adamlık rejimine son vereceğiz. Biz Türkiye halkları ile birlikte bu ülkede demokrasiyi inşa edeceğiz. Hiçbir saldırı bizi çalışmalarımızdan ve amacımızdan alıkoyamaz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevi adaylar HDP listesinde yerini aldı

    Alevi adaylar HDP listesinde yerini aldı

    PİRHA- HDP’nin akşam saatlerinde YSK’ye sunulacak olan listesinde kritik bölgelerdeki adaylar belirlendi. HDP listesinde çok sayıda Alevi aday göze çarpıyor.

    Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) 24 Haziran milletvekili seçimleri için adaylık listesi kesinleşti. Listedeki isimlerde farklı halk, inanç grupları başta olmak üzere Türkiye sol ve sosyalist hareketlerinden temsilciler, kadın mücadelesinde öne çıkan isimler, KHK mağduru akademisyen ve emekçiler, gazeteci ve sanatçılar yer aldı.

    Listede çok sayıda Alevi aday da yerini aldı.

    İşte HDP’nin Alevi adayları:

    Turgut Öker-İstanbul

    Ali Kenanoğlu-İstanbul

    Kemal Bülbül-Antalya

    Ferhat Tunç-Aydın

    Alican Önlü-Dersim

    Meral Hambayat-Dersim

    Hasan Basri Yorulmaz-Adıyaman

     

    Zeynel Kete-Adana

     

  • HDP’den aday adayı olan Bülbül: Asıl ittifakın HDP olduğunu düşünüyoruz-VİDEO

    HDP’den aday adayı olan Bülbül: Asıl ittifakın HDP olduğunu düşünüyoruz-VİDEO

    PİRHA – 24 Haziran baskın seçimde HDP’den adaylık başvurusunda bulunan PSAKD eski Genel Başkanı Kemal Bülbül, “HDP bütün etnik ve inanç kurumlarının, muhalif kesimlerin adı olduğu için, çoğulcu bakış açısını, demokratik katılımcı siyaseti esas alan bir parti olduğu için HDP’den aday oldum” dedi.

    PSAKD eski Genel Başkanı Kemal Bülbül, 24 Haziran seçimlerinde HDP’den milletvekili aday adayı oldu. Aday adaylığına ilişkin PİRHA’ya konuşan Bülbül, demokratik katılımcı siyaseti esas alan bir parti olduğu için HDP’den aday olduğunu belirtti.

    Kemal Bülbül’ün sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle:

    -Neden HDP den Milletvekili aday adayı oldunuz? HDP’den mi size teklif geldi, siz mi başvuruda bulundunuz?

    Öncelikle bu seçim hakkında bazı spekülatif yada reel bilgilere dayalı olarak yapılan değerlendirmeler üzerinde bir düşünceyi ifade etmek isterim. Bu seçimin normal bir seçim olmadığı baskın bir seçim olduğu hatta bir darbe seçimi olduğu yolundaki değerlendirmeler son derece doğrudur. Bu seçimde ülkenin bu kadar dramatik, sosyal, siyasal, kültürel sorunlarının bir çırpıda çözülebileceği yolundaki yaklaşımları da yanlıştır.

    Özellikle AKP ve onun genel başkanı tarafından 16 yıllık iktidarlarına rağmen hala bir takım şeyleri çözeceği vaadinde bulunuyor olması da bir siyaset taarruzudur. Bütün bunlara rağmen bir genel seçim ve cumhurbaşkanlığı seçimi ile karşı karşıyayız.

    Mademki durum böyle mademki fetva bize ait verin ki basak bağrımıza mühürcüğümüzü deyip bizde bu yolda görev almak sorumluluk almak için gerekli süreci yürütmekteyiz.

    HDP bütün inanç kurumlarının, bütün toplumsal kesimlerin, kadının gençliğin, Türkiye’yi oluşturan etnik ve inançsal kimliklerin, kendi kökünden ve doğal halinden gelen yapısıyla kendisini HDP içerisinde ifade etmesinin ismi. HDP demiyor ki ben sizi ifade edeyim. HDP diyor ki buyurun gelin kendinizi ifade edin. Bizde bu davete binayen öncelikle buradayız.

    Tabi iki davetle birlikte bir iddiamızda var. Bize göre Cumhuriyet tarihi boyunca Alevilik parlamentoda, Alevilik kamusal alanda, Alevilik sosyal kültürel yaşamda, Alevilik siyaset ortamında Aleviliğin gerektirdiği değerlerle gerektirdiği dil ve yöntemle Aleviliğin gerektirdiği siyaset yapma biçimi ile ifade edilmedi. Sadece Alevilik adı kullanılarak bir tür devşirme mantıkla, bir yapılandırılmış bir zihniyetle Alevi siyaseti yürütüldüğü iddiasında bulunuldu. Bunu cumhuriyet tarihi incelendiğinde iyi göreceksiniz.

    “BİZİM AMACIMIZ SİYASET DEĞİL HAKİKATTİR”

    Bizim amamızı siyaset değil bizim amacımız hakikattir. Bir Alevi için siyaset hakikatin ancak bir alt kümesi olabilir. Bize göre Türkiye’de bu kadar ırkçılık, inkarcılık, faşizm bu kadar zulüm bu kadar taciz tecavüz durumu varken hala devletin anlayışından doğan parlamentoyla sınırlı bir siyaseti yürütmek beyhude bir çabadır.

    Biz bunu aşacağız. Türkiye’nin her yerinde Türk Alevi’siyle, Arap, Türkmen, Bektaşi, Tahtacısı, Çepnicisiyle kendisini nasıl ifade ediyorsa, o topluluğun kendisiyle, ocakzadelerle, taliplerle, Aleviliğin gerektirdiği desturla 72 milleti de yani Alevi olmayan topluluklar hakkı hakkaniyeti gözeten her tür kesimle temas kurmak, fikir almak, fikir vermek, ortak üretmek, öğrenmek ve öğretmek için bu siyaseti yapmaya HDP’den aday olmaya talibiz diye ifade ediyoruz.

    Çoğulcu bakış açısıyla HDP’nin siyaseti de çoğulcu, demokratik, katılımcı siyasettir. Bu çoğulculuğu, katılımcılığı ve demokratikliği esas alarak bir siyaset yürütmek amacıyla ki HDP’nin daveti ile bizde bu daveti bir sorumluluk bir görev olarak bildiğimiz gibi bu davete katacağımız değerler olduğunu da düşündüğümüzden dolayı bu çaba içerisindeyiz.

    “SEÇİM SÜRECİNE GİDERKEN MEŞRU OLMAYAN YÖNTEMLER UYGULANDI”

    -Cumhur ittifakı ve Millet ittifakı kuruldu. HDP Parti olarak seçimlere katılacak. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Burada tabii ki seçim sürecine giderken yasal olmayan, etik olmayan, meşru olmayan yöntemler uygulandı. Bu yöntemler çerçevesinde çeşitli siyasi partiler arasında ittifak adı altında birliktelikler oldu. Biz bunun bir ittifak olmadığını aslında bunun bir tür nifak olduğunu, nifak dememin sebebi şudur hala bu ırkçılığı, tekçiliğin, inkârcılığın ve asimilasyonu yürütmek amacı ile yapılan ittifakın adı ittifak olamaz. Olsa olsa nifak olur.

    Biz asıl ittifakın, asıl birlikteliğin HDP’de olduğunu düşünüyoruz. Neden? Şunun için. HDP Alevilerle, HDP kadınlarla, HDP gençlerle, HDP adı zikredilmemiş Türkiye’nin unutulmuş en etnik kimlikleriyle HDP emekçilerle, HDP yoksullarla, ittifak ediyor. Yoksullar bu saydığım toplumsal kesimlerle HDP ile ittifak ediyor. Dolayısıyla biz ittifaktan öte biz birlik ve dirlik kavramını kullanıyoruz.

    HDP aslında bir anlamda gelin bir olalım, iri olalım, diri olalım demiştir. Bu saydığım toplumsal kesimlerde bu çağrıya teveccüh etmişlerdir.

    Saydığım bu Alevi kültürel, inançsal değerlerini, aşıkları, sadıkları, mürşitleri, erenleri evliyaları, günümüz dünyasında hak ve hakikat için can-baş vermiş bu değerlerle buluşturmak ve buradan toplum için uygulanabilir özgürleştirici, eşitliği sağlayıcı adalet merhamet, kemalet ve marifet içeren bir siyaset üretmek durumundayız. Bu saydığım değerlerden yoksun siyaset hiçbir çözüm getirmez. Çözümün temelinde adalet, marifet hakikat, bilgelik olmalıdır. Biz bu bilgeliği Hacı Bektaş’ın, aşıkların, sadıkların bize bıraktığı mirastan alacağız.

    Şunu da ifade etmem gerekirse;  Bu seçimin adil ve eşit olmadığını, şu anda HDP tarafından aday gösterilen sevgili Selahattin Demirtaş’ın Selo Can’ın tutukluluk halinin maalesef devam ettiğini ve birçok HDP milletvekilinin cezaevinde olduğunu, belediye eş başkanlarının, sayısını bilemeyeceğimiz kadar siyasetçinin haksız ve hukuksuz bir şekilde içeride tutulduğunu biliyor ve görüyoruz, yaşıyoruz.

    “VARLIK BİRLİK DİRLİK İTTİFAKINDA BULUŞUP GELECEĞİ KURALIM”

    -Seçmenlere bir mesajınız var mı?

    Özellikle yurtdışında bulunan Türkiye’nin dört bir tarafında farklı topluluklarla adlandırılan Alevi toplumuna ve Alevi toplumunun inançsal değerlerinin gerektirdiği 72 nazarda bakmayan tüm toplumsal kesimlere çağrımız şudur.

    Varlık birlik dirlik ittifakında buluşmak, geleceği birlikte kurgulamak adalet, özgürlük eşitlik şiarını oluşturmak için birey olarak da toplum olarak da hepimizin birbirine ihtiyacı var.

    Dolayısıyla Edirne’deki Trakya’daki Gülşan bağı gülleri Bektaşi dostlarımız, Marmara’da bulunan ve Türkiye’nin çok çeşitli yerlerinden savrulup gelen gurbette, şehirde, varoşlarda çalışan emekçi alevi dostlarımız yine Ege’deki Tahtacı dostlarımız, Çepni dostlarımız, Dersim’deki tarihe destan yazmış dostlarımız, Türkiye’nin her yerinde bulunan Alevi dostlarımız, bu birliğin içeresinde yer almalı bu birliği çoğaltmalıdır.

    Filistin halkı bizim musahibimiz, yarimiz, yarenimiz, yoldaşımızdır. Filistin halkının çektiği acıyı biz defalarca yüz yıllardır çektiğimiz için en iyi Filistin halkını biz anlarız. Irkçılık, intikamcılık, katliam nedir? Tekçi devlet anlayışı nedir? Bunu en iyi biz biliyoruz.

    Dolayısıyla Filistinli dostlarımızı, Filistinli musahiplerimizi çok iyi anlıyoruz. Onlarla dayanışma duygusu içesrindeyiz.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Yazar Bülbül: Cemevini Kur’an kursuna çevirmek bir asimilasyon oyunudur-VİDEO

    Yazar Bülbül: Cemevini Kur’an kursuna çevirmek bir asimilasyon oyunudur-VİDEO

    PİRHA – Eğitimci-Yazar Kemal Bülbül Alevilere yönelik asimilasyon politikalarını, uygulamalarını PİRHA’ya değerlendirdi. Bülbül, “Hazreti Ali Cemevi yapılması son derece doğru, fakat burada Kur’an kursu verilmesi bir muaviye politikasıdır” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin önceki genel başkanlarından Eğitimci-Yazar Kemal Bülbül Alevilere yönelik asimilasyon politikalarını, uygulamalarını PİRHA’ya değerlendirdi.

    Bülbül, “Öncelikle İmam Ali adı ile bir Cemevinin açılması tartışılacak bir şey değil, doğru bir şey. Fakat Cemevinin faaliyeti, cemevinin çalışması Alevi toplumuna dönük olduğundan dolayı Cemevi sürdürülecek erkânlar okunacak kutsal metinler bellidir. Cemevini Kur’an kursuna çevirmek demek bir asimilasyon oyunudur” diye konuştu.

    Yazar Bülbül, cemevlerinde Kuran kursu gibi Alevilikle ilgisi olmayan uygulamaların asimilasyon yoluyla bir başkalaştırma, Aleviliği kullanarak bir Sünileştirme projesi olduğunu söyledi.

    “İMAM ALİ ADI KURNAZCA KULLANILIYOR”

    Bülbül konuşmasına şöyle devam etti:

    “Dolayısıyla cemevi ise oranın adı İmam Ali Cemevi ise Aleviliğin gerektirdiği yol, erkan Aleviliğin gerektirdiği kutsal metinler paylaşılmalı, okunmalı, öğretilmeli yürütülmelidir. Bunun dışında yapılabilecek tüm faaliyet ve çalışmalar amaçlıdır. Aleviliğin asimilasyonu ile alakalı bir şeydir. İmam Ali adı da burada kurnazca kullanılmıştır. Biz buna zaten Muaviye soylu politika diyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • ‘Devlet yeniden inşa ediliyor’-VİDEO

    ‘Devlet yeniden inşa ediliyor’-VİDEO

    PİRHA-Evrensel Hak ve Özgürlükler Derneği’nin düzenlediği “Anayasa demokratik temsiliyetin önünde engel midir?” konulu panelde konuşan KHK ile ihraç edilen Barış Akademisyeni Prof. Dr. Nejla Kurul, devletin yeniden inşa edildiğini vurguladı.

    Evrensel İnsan Hak ve Özgürlükler Derneği Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Keçiören Cemevi’nde “Anayasa demokratik temsiliyetin önünde engel midir?” konulu panel düzenledi. Moderatörlüğünü Eğitim-Sen Ankara 3 Nolu Şube Başkanı Fevzi Yılmaz’ın yaptığı panele, Avukat Cemalettin Güler, Araştırmacı-Yazar Fikret Başkaya, Araştırmacı-Yazar ve PSAKD’nin önceki genel başkanlarından Kemal Bülbül, KHK ile ihraç edilen Barış Akademisyeni Prof. Dr. Nejla Kurul, 24. dönem HDP Milletvekili Nazmi Gür konuşmacı olarak katıldı.

    Açılış konuşmasını yapan moderatör Fevzi Yılmaz, Türkiye’de gündemin çok hızlı değiştirildiğini vurguladı.

    “DİL AYRIMI YAPMAK NE DEMEK?”

    İlk olarak konuşan Avukat Cemalettin Güler, dil, din, ırk ve mezhep ayrımı yapmanın suç olduğunu belirterek şöyle konuştu:

    “Aslında kanun metni çok net.  Diyor ki Aleviler Alevilik yapmayın, Sünnilik yapmak serbest. Dil ayrımı yapmak ne demek? Bir Allahın kulu bunun ne olduğunu söyleyebilir mi bana. Eğer Bitlis’in Adilcevaz ilçesine gider İngilizce seçim propagandası yaparsanız suç mudur, değil midir? Buraya göre suç. Peki, Bitlis’in Adilcevaz ilçesinde Kürtçe seçim propagandası yapmak suç mu, Türkçe yapmak suç mu? Hangi dilin suç, hangi dilin suç olmadığına kim karar veriyor, niye karar veriyor, hangi ölçüde karar veriyor? Şimdi dağ Türkçesiyle propaganda olacak mı olmayacak mı buna karar vermesi gerekiyor. Esas olan bu kanun metninde yazmayan ama gerçekleri dil, din, mezhep ayrımcılığının ne anlama geldiğinin söylenmesi. Sünnilik serbest mi bu ülkede o zaman Sünni olduğunuzu söyleyemezsiniz ya da cami önünde, kilise önünde, havra önünde siyasi açıklama yapamazsınız. Yaparsanız cemevi önünde yapılan siyasi açıklamayı ayıplayamazsınız.”

    “TEMSİLİ DEMOKRASİ”

    Türkiye’de Cumhuriyetin kuruluşundan 1945-46 yıllarına kadar tek parti diktatörlüğünün olduğunu hatırlatan Araştırmacı-Yazar Fikret Başkaya, “1946’da dünyanın manzarası değişti. Bir tarafta Komünist blok bir tarafta hür dünya denilen Türkiye o zaman hür dünya safında yerini aldı. Dediler ki çok parti sistemine geçelim, Toplumun gazını alacak bir şeyler yapmak gerekiyordu. CHP bölündü onun içerisinden DP çıktı. Demokrasi deniyor, temsili demokrasi ama sosyalistlerin parti kurması yasak, dernek kurması yasak, Kürtlerin parti kurması yasak, ama çok partili dönem. İki parti var. İkili yapı var Türkiye’de. Bir tanesi asıl devlet partisi var. Bir de görünenler var. Mesela kritik zamanlarda devlet partisi devreye girer aracın rotası ne tarafa çevrilmesi gerekiyorsa o yöne çevirir.” şeklinde konuştu.

    “1980 DARBESİYLE BİRLİKTE GERİCİLİĞİN İVMESİ ARTTI”

    1960, 1971 ve 1980 darbelerini hatırlatan Başkaya, bu darbelerin demokratik bir açılımı engellemek için yapıldığını kaydetti. Şu anda Türkiye’de komprador bir rejim olduğunu vurgulayan Başkaya, bu komprador rejimin arkasında 1952 yılında Türkiye’nin NATO’ya üye olmasının yer aldığını belirtti. Başkaya, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “NATO başkomutanı Amerikalı olan bir saldırı paktı. Siz ona üye olduğunuz andan itibaren iç ve dış politikada yeteneğinizi kaybediyorsunuz. Birinci kırılma noktası bu. Bu duruma nasıl gelindi, bunun arkasında iki neden var. Türkiye aslında adı konmamış bir Amerikan uydusu. 1980 yılında 24 Ocak kararlarıyla Türkiye’nin rotası iki defa değiştirildi. 24 Ocak kararlarıyla Türkiye’nin ekonomisinin dışarıya dünya bankası, dünya ticaret örgütü, İMF, Emperyalist egemenlik için dizayn ettiği kurumlara havale edildi. Bu halk düşmanı rejimin normal minimum hukuk ve demokrasi koşularında uygulanma şansı yoktu. Onun için 24 Ocak kararlarından sekiz ay sonra 12 Eylül 1980’dede NATO’cu Kemalist ordu duruma müdahale etti solun önünü kesti, solu ezdi. Dinci gericiliğin önünü sonuna kadar açtı. Türkiye NATO’ya girdiği anda dinci gericiliğin önü açıldı ve dinciler Avrupa’da kültür dernekleri kurmak için 45 milyar dolar para harcadı. Sadece Avrupa’da başka yerde değil. 1950’de başlayan gericiliğin 1980 askeri darbesi ile birlikle ivmesi artı.”

    “ANAYASA DEMOKRATİK SİYASETİN ÖNÜNDE ENGELDİR”

    Başkaya’nın arkasından söz alan araştırmacı-yazar Kemal Bülbül de anayasanın demokratik siyasetin önünde engel olduğunu söyleyerek nedenini şöyle açıkladı:

    “Türkiye’de yaklaşık 140 yıldır anayasa ile yönetiliyor. 1876 Kanuni-Esasi Türkiye topraklarında gerçekleştirilmiş. Anayasa olarak ele aldığımızda Anayasa olarak ele aldığımızda 1908-1921-1924-1960-1970-1982 anayasası 82’den bugüne yapılan çeşitli kimi değişiklikler, 2010 yılında yapılan evet hayır referandumu ve son olarak devlet başkanlığı için yapılan değişikliklerin hiçbir tanesine ne halk, ne sivil toplum, ne demokratik kurum ve kuruluşlar katılmamıştır, katılamamıştır, katılmasının önüne de engel konulmuştur. Oysa anayasa bir toplumsal sözleşme olarak değerlendirilir. Ne demek toplumsal sözleşme karşıda bir devlet var. Bu devletle yurttaşlar, yurttaşlarla yurttaşlar, sosyal gruplarla, sosyal gruplar, inanç kurumları ile inanç kurumları bu sitemde nasıl yaşayacaklarına dair bir mutabakat yapacaklar. Bunu adı sosyal sözleşme fakat anayasa yapılırken hiçbir kimlik, hiçbir kültür, katılım gösteremez sadece devletin işaret ettiği ırkçılaştırdığı, gericileştirdiği ve kışkırttığı en kahraman kimlik dışında hiçbir kimliğin söz hakkı da olmaz, eleştiri hakkı da olmaz, katılım hakkı da olmaz.”

    Bülbül, bir anayasa yapılırken tüm toplumsal kesimlerin, emek örgütlerinin, demokratik kurum ve kuruluşların, bireylerin, yurttaşların katılımıyla yapılması gerektiğini de vurguladı.

    “DEVLET YENİDEN İNŞA EDİLİYOR”

    KHK ile ihraç edilen Barış Akademisyeni Prof. Dr. Nejla Kurul ise eski anayasanın da şimdi çıkarılmaya çalışılan anayasanın da çoğulcu bir anayasa olmadığına dikkat çekti. Kurul şunları belirtti:

    “Devlet şimdi yeni rejim inşası diyor. Devlet yeniden inşa ediliyor bunu gözlemleyebiliyoruz. Devlet şu anda daha erkek egemen, kadınları yok sayıyor, devlet şu anda emek düşmanı. Diyor ki ‘OHAL’i işçi grevlerini engellemek için kullandık’. Devlette büyük değişim var. Eğer yurttaşlık eski yurttaşlık olarak kalırsa şayet sadece uzaktan izleyen ‘Ne yapalım toplumun büyük bir çoğunluğu bu kararı verdi’ diyen bir halk var. Devlet zaten görmüyor, toplumun büyük bir kesimini Alevileri yok sayıyor, Kürtleri yok sayıyor, kadını azarlıyor, küçültüyor, evin içine hapsediyor. ‘Sen o alanda dur erkekte o evi yönetsin’ diyor. Evden çıkınca da erkeğin de iradesini al elinden, gelişim potansiyelini al elinden. Erkeği de eziyor. Fakat ona evin içerisinde küçük bir alan yaratıyor. Dolayısıyla bizi şu anda doğrudan temsil eden bir aygıt yok. Bu yeni rejim tarafından toplumu uzun zamandır dışarıda bırakıldığı, ötekileştirildiği kesimler daha da keskin çizgilerle toplumun mahzeninin içine itilmeye mahkum olarak bırakılıyor. Kapitalizm zaten eşitsizleştirici bir süreç, giderek dikleşmiş durumda. Toplumun en alt katmanlarına itilmiş olan bizler haksız, hukuksuz bir şekilde işten atılmışlar, görevlerinden alınmış insanlar ve büyük bir kısmını da korkuyla sindirilmiş durumda.”

    “HALKLARI BÖLEN TEMEL DEĞİŞİKLİKLER VAR”

    24. dönem HDP Milletvekili Nazmi Gür ise, Osmanlı bekası denilen yeni bir devletin, yeni Cumhuriyetin kuruluyor olduğunu ifade etti. Cumhuriyetin kurucu babası İttihat ve Terakki anlayışı ilk Türk anayasasından bu yana tekliği, milliyetçiliği, tek devlet olma, tek ulus olma, tek dil olmayı dayattığını söyleyen Gür, o günden bu yana hiç bir şeyin değişmediğini halkların yok sayıldıklarını ve halklara asimilasyonun dayatıldığını belirtti. Türkiye’de halkları bölen temel değişiklikler olduğunu kaydeden Gür, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Ortadoğuda kurgulanan Sykes-Picot düzeni yaklaşımıyla Kürtleri, Arapları kısmen Türkleri, Türkmenleri 4 egemen devlet tarafından paylaştırıldığı bir düzenden söz ediyorum. Bir de Lozan’a bakmak gerekir. Sykes-Picot ile halklar parçalanmıştı. Kürtlerin, 4 parçada, hiçbir parçada çoğunluğu sağlayamayacak bir şekilde bölünmesi ve Kürtlerle birlikte yaşayan birçok halkı örneğin Süryani halkını yine o sınırlar içerisinde Kürtlerle, Türklerle birlikte yaşayan Arapları yine inançsal olarak bu topraklara ait olan ve inançları büyüten Alevileri, Nusayrileri parçalayan bu düzen maalesef halklar açısından bizler açısından çözümleyici olmamıştır. Tam tersi ret ve inkar politikalarıyla sorunların daha da ağırlaşmasına ve günümüze kadar taşınmasında sebep olmuştur.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • PSAKD 15. Olağan Genel Kurulu 2. gününde: Bugün genel başkan seçilecek

    PSAKD 15. Olağan Genel Kurulu 2. gününde: Bugün genel başkan seçilecek

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin (PSAKD) 15’inci Olağan Genel Kurulu bugün ikinci gününde devam ediyor. Bugün genel başkan seçimi için oy kullanılacak.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin (PSAKD) 15’inci Olağan Genel Kurulu’nda bugün son gün. Seçimlerin yapılacağı genel kurulda delegelerin konuşmaları devam edecek. Delegelerin konuşmalarının ardından genel başkan adayları da konuşacak.

    Gani Kaplan, Muhittin Yıldız ve Cuma Erçe’nin genel başkanlık için yarıştığı genel kurulda şu ana kadar herhangi bir çekilme olmadı.

    Dün faaliyet ve denetim raporlarının açıklandığı kurulda yapılan konuşmalarda birlik ve beraberlik vurgusu yapılmıştı.

    Kurula PSAKD yönetici ve delegelerin yanı sıra diğer Alevi kurumlarından temsilciler de katıldı. Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Doğan Demir de genel kurula katılanlar arasında.

    PSAKD önceki genel başkanlarından Kemal Bülbül’ün başkanlık ettiği divanda yine Müslüm Metin, Nurdan Şahin, Hasan Cem Yılmaz ve Şennur Şimşek yer alıyor.   (HABER MERKEZİ)

  • PSAKD’nin 15. olağan genel kurulu başladı-VİDEO

    PSAKD’nin 15. olağan genel kurulu başladı-VİDEO

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin (PSAKD) Ankara’da yapılacak olan 15. olağan genel kurulu için hazırlıklar başladı. Genel başkanlık için Gani Kaplan, Muhittin Yıldız ve Cuma Erçe olmak üzere üç aday yarışıyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) 15. olağan genel kurulunu yapıyor. Genel kurul için başka illerden gelen delegeler kongre merkezinde hazırlıklara başladı.

    Kongre merkezine “Eşit yurttaşlık istiyoruz”, “Tutuklu üye ve yöneticilerimiz derhal serbest bırakılsın”, “Laik ve demokratik bir yaşam istiyoruz”, “Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılsın”, “Zorunlu din dersleri kaldırılsın”, “Cemevleri ibadethanemizdir”, “Dedelerimiz ocaklarımızda ve dergâhlarımızda yetişir devlet güdümlü dede okullarını reddediyoruz”, “OHAL ve KHK zulmüne son” pankartları asıldı.

    Divan başkanlığını PSAKD önceki genel başkanlarından Kemal Bülbül yaparken divan üyeliğine de Müslüm Metin, Hasan Cem Yılmaz, Nurdan Şahin ve Şennur Şimşek seçildi.

    Divan başkanı Kemal Bülbül kısa bir açılış konuşması yaptı.

    Genel Kurula HDP Eş Sözcüsü Ayhan Bilgen, HDP MYK Üyesi Ali Kenanoğlu, HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu Başkanı Kemal Peköz, ESP Genel Başkan Yardımcısı Alp Altınörs, İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, CHP Milletvekili Şenal Saruhan, CHP PM Üyesi Yıldırım Kaya  katıldı. Ayrıca PSAKD’nin önceki genel başkanlarından Kemal Bülbül, Kazım Genç, Necati Yılmaz ve  Sivas Madımak’ta yakılarak katledilen canların yakınları da genel kurula katılan isimlerden.

    Diğer Alevi kurum temsilcilerinin de katıldığı genel kurula Hacı Bektaş Veli Aanadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Tuncer Baş, Demokratik Alevi Derneği (DAD) Ankara Şube Eş Başkanı Murat Işık, Hubyar Sultan Alevi Kültür Vakfı Başkanı Aydın Deniz ve çok sayıda  konuk katıldı.

    Genel başkanlık için Gani Kaplan, Muhittin Yıldız ve Cuma Erçe olmak üzere üç aday yarışıyor.

    Alevi hak yol mücadelesinde yaşamlarını yitirenler anısına bir dakikalık saygı duruşu yapıldı.

    Alev Bektaşi İnanç Kurulu (ABK) Başkanı Kureyşan Ocağı piri Hüseyin Güzelgül açılış gülbengi verdi.

    Ağuçan Ocağı Anası Türkan Akbıyık deyişler söyledi.

     

     

     

  • Kemal Bülbül: Alevilere dönük baskı, sistematik katliamlarla sürmektedir-VİDEO

    Kemal Bülbül: Alevilere dönük baskı, sistematik katliamlarla sürmektedir-VİDEO

    PİRHA – Son dönemlerde Alevilere yönelik gözaltı ve tutuklamalara ilişkin konuşan PSAKD eski başkanı eğitimci yazar Kemal Bülbül, sistem içerisinde Alevilere biçilen rolün temel paydaşları olan Kürt halkıyla, emekçilerle, sendikal örgütlerle, demokrat, sosyalist, devrimci kesimlerle ayrı kalması olduğuna dikkat çekti.

    Son dönemlerde Alevilere yönelik gözaltı ve tutuklamalara ilişkin Pir Sultan Abdal Kültür Derneği önceki başkanı eğitimci yazar Kemal Bülbül PİRHA’ya konuştu.

    Bülbül, “Bildiğiniz gibi uzunca bir süredir devlet geleneksel yöntemleriyle aslında kuruluşundan bu yana temel mantığını oluşturan tekçi, ırkçı yöntemlerin daha da fazla artırarak adeta toplumu, toplumun örgütlü kesimlerini nefes alamaz duruma getirmek, örgütlülüğü ortadan kaldırmak hak talep etmeyi suç haline dönüştürmek için sistematik politikalarına devam ediyor.

    Bu politikalarda hedefte olan topluluklardan bir tanesi de Alevilerdir. Aleviler Cumhuriyeti geleneksel olarak tahkim ettiği Osmanlı ve Selçuklu tarafından da Emevi ve Abbasi tarafından da yok sayılmak ve yok edilmek için çok çeşitli bildik katliam, sürgün, yok etme yöntemlerini asimilasyon yöntemlerini uyguladılar” diye konuştu.

    “ALEVİLERİ YOK SAYMA, ASİMİLASYON, GÖÇ ETTİRME”

    Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşundan bu yana Alevilere dönük sistematik bir yok sayma, asimilasyona uğratma, sürgün, göçertme gibi çeşitli politikalar yürüttüğünü söyleyen Bülbül, şöyle devam etti:

    “Geldiğimiz bu dönemde özellikle 15 Temmuz’dan bu yana devlet geleneksel politikasını biraz daha güncelleyerek kendi sistematiğine göre yürütmektedir. Bu sistematik içerisinde Alevilere biçilen rol şu; Alevi toplumu yapılanlara sessiz kalmalı, Alevi toplumu temel paydaşları olan örneğin Kürt halkıyla örneğin emekçilerle sendikal örgütlerle, örgütlü kadınlarla, öğrenci gençliği, demokrat, sosyalist,  devrimci kesimlerle buluşmama, bunlarla ayrı kalmalı, bunlara destek vermemeli, bunlardan destek almamalı, gibi bir yaklaşım sürdürüyor.”

    “ALEVİLERE KARŞI ADI KONULMAMIŞ TEHDİT”

    Geçen haftalar içerisinde Ankara’da Keçiören, Mamak ve Yenimahalle’de eş zamanlı olarak kaymakamların, emniyet müdürlerinin, çeşitli devlet yetkililerinin katıldığı, Alevi kurumlarının da davet edildiği toplantılara değinen Bülbül, şunları aktardı:

    “Kendilerince kendi meşreplerince Alevilere çeşitli tavsiyelerde bulunup Alevi toplumunu kendi tabirlerince akıllı çocuk olmasını, her hangi bir etkinliğe katılmamasını, sokak eylemleri yapmamasını, hak talebinde bulunmamasını, Alevilerin zaten devletine, milletine saygılı olan bir toplum olduğu vurgusunu dile getirerek bir kafa karışıklığı ve bu kafa karışıklığı içerisinde de aslında adı konulmamış bir tehdit yapıyorlar.

    Aslında diyorlar ki; Sessiz kalın, olup bitenleri izleyin olup bitenlerle ilgili eylem ve etkinlikler yapmayın, paydaşlarınızla, yoldaşlarınızla musahiplerinizle alanlarda ve meydanlarda eylemler içinde buluşmayın diyorlar. Bunu içinde çok çeşitli oyunlara başvuruyorlar.”

    “ÖRGÜTLÜ ALEVİ KESMİNE DÖNÜK POLİTİKALAR”

    Alevi basının susturulmasına değinen Bülbül, “Öncelikle TV10 ve Yol TV’nin kapatılması, akabinde TV10’un çalışanı arkadaşların uyduruk gerekçelerle gözaltına alınıp tutuklanması,  yine yıllardır bütün Türkiye kamuoyunun ve Alevi toplumunun tanıdığı, bildiği bizlerin 2 kere gözaltına alınması, Akabinde de Erzincan PSAKD yöneticisi arkadaşların içerisinde bulunduğu aynı zamanda PSAKD Genel Merkezi’nde görev yapan Genel Başkan yardımcısı Erol Yeter’in uyduruk gerekçelerle gözaltına alınıp,  tutuklanması şunu gösteriyor. Aslında devletin Alevi toplumuna özellikle örgütlü Alevi kesimine ve bu örgütlülükte de paydaşlarıyla buluşmayı, murat eden kesimine dönük bir politikası var” diye konuştu.

    Bülbül, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Yalnız burada dikkat çekici olan şey şudur. Çeşitli kurum ve kuruluşlar, çeşitli Alevi yöneticileri hala bu hakikati görmemek ya da ıskalamak gibi bir gaflet içerisindeler. Evet, PSAKD tarafından bizimde hizmet ettiğimiz genel başkanlığını yapmaktan onur duyduğumuz bu kurum tarafından şubelerde etkinlikler, oturma eylemleri yapılıyor. Bizde gittik dahil olduk. Şubeler önünde kitlesel açıklamalar yapıldı, katıldık güç verdik.  Evet, bunlar güzel şeyler fakat diğer alevi kurumlarında bu etkinliklere katılması ortaklaşması ve artırılması gerekiyor.

    Alevi Bektaşi Federasyonu’nun buna biraz öncülük etmesi gerekiyor. Yine Alevi Dernekler Federasyonu’nun, Alevi vakıflar bu gibi kurumların burada aktif olması gerekiyor. Aslında burada temel sorun şu. Kürt halkına dönük sistematik bir baskı var. Topluma deniliyor ki Kürtler zaten şudur. Kürtlerin ne istediğini biliyorsunuz onlar vatanı bölmek istiyorlar siz karışmayın, biz onları dövelim. Basit tarifi bu.”

    “72 MİLLETLE MUSAHİPÇE YAŞAMAK İSTERİZ”

    “Oysa burada Alevi toplumuna düşen Alevi hakikatinden gelen bir tarihi miras var. Biz 72 millete bir nazarda bakarız 72 milletin eşit olmasını isteriz, 72 milletle bir arada eşit koşullarda kardeşçe, yoldaşça musahipçe yaşamak isteriz. Aslında Afrin’e yapılan saldırı da Alevilere yapılmıştır, Cizre’ye yapılan saldırı da Alevilere yapılmıştır” diye konuşan Bülbül, demokrasi mücadelesi ve asimilasyon hakkında şunları aktardı:

    “Bugün Erzincan şubesi şahsında yapılan tutuklama gözaltı çabaları da Kürtlere yapılmıştır, ya da emekçilere yapılmıştır. Alevilere yapılana emekçiler sessiz kalmalı, Kürtlere yapılana aleviler sessiz kalmalı, gibi bir ortamda değiliz. Tam da demokrasi mücadelesini kardeşçe musahipçe yoldaşça işletmememiz gereken bir dönemdeyiz.

    Devlet kendi içlerinde görev bölümü yaparak diyanete bizleri asimile etme, bize saldırma, bizlere ayar verme, bizim hakkımızda fetva yayınlama görevi vermişler. Vali ve kaymakam ve emniyet müdürlerine bizi çağırıp itidale davet etme görevi vermişler, bu uyduruk tarikatlarına da bizleri tehdit etme kendi Ortodoks anlayışına göre bir ayar verme görevi vermişler.”

    “ALEVİLERDE ÇARESİZLİK, ÇÖZÜMSÜZLÜK YOKTUR”

    Devşirme dede yetiştirecek olan okullara da değinen Bülbül, “Tam bu noktada bakıyorsunuz ki; Devlet eliyle kurulan güya Alevi okulu denen bir tür imam hatip muadili okullar yapılıyor. Aslında görülüyor ki devletin Alevilerle ilgili çalışmaları bir şıktan, bir kalemden ibaret değil, birçok kalemde, birçok yöntemle, birçok kurumla üzerimize geliyorlar. Bunlardan bir tanesi MEB’in yapmış olduğu asimilasyona dayalı eğitim programı, bir tanesi diyanetin fetvalar yoluyla bize ayar verme, devlet görevlilerin güya bizi çok seviyormuş gibi başımızı okşuyormuş gibi yaparak bizi aslında kendi istediği ayara getirmek çalışmalarıdır” diyerek tepkisini dile getirdi.

    Bülbül, baskı politikalarına ve asimilasyona karşı şöyle çağrıda bulundu:

    “Burada yapılması gereken şey yolumuza, tarihimize, erkanımıza, bizden önce hak için hakka yürüyen, hakikat için Canbaş veren, ulularımızı, velilerinizi, mürşitlerimizi, pirlerimizi takip etmek onlardan feyz almak gibi bir yükümlülükle karşı karşıyayız. Alevilikte çaresizlik, çözümsüzlük, tıkanma, diye bir şey yoktur. Yeter ki Alevi inancı Alevi mürşitlerinin bırakmış olduğu miras anlaşılsın ve bu bir kültür haline bir yaşam biçimi haline gelmiş olsun”

    Buradan her türlü çözüm siyasal olarak ta sosyal olarak ta ekonomik olarak da çıkarılacaktır. İçerisinde bulunduğumuz toplumda aslında sadece barış isteyen, savaşa karşı olan sadece mutlu bir yaşam refah bir yurttaş bile suçlu görülüyorken bu kadar saydığımız değerin mirasçısı olan Aleviler bunun karşısında sessiz kalması yada buna ilişkin destekçi noktasında olması gibi bir garabet içerisinde olması söz konusu olamaz.

    Bizim tam da bu noktada musahiplerimizle, paydaşlarımızla, yoldaşlarımızla buluşarak eylem ve etkinlikler yapmamız, açıklamalar yapmamız, yeni yaşamı kurgulayan projeler üretmemiz, örgütlerimizi donatmamız, halkla buluşmamız, köye, kente, ocağa, bucağa, türbeye, makama gitmemiz mürşitlerimize niyaz olmamız ve bu doğrultuda sürecin ve dönemin gerektirdiği çalışmaları yapmak gibi bir yükümlülükle karşı karşıyayız. Bu tarihi miras bizde vardır. Yakın zamanda da, uzak zamanda da bu anlayış, bu bilgi, bu mücadele birikimine sahibiz. Yeter ki bu hakikatin farkına varalım ve birbirimize sahip çıkalım.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Bülbül’den gri dedelere tepki: Yola ihanet ediyorsunuz, yolu kirletiyorsunuz-VİDEO

    Bülbül’den gri dedelere tepki: Yola ihanet ediyorsunuz, yolu kirletiyorsunuz-VİDEO

    PİRHA – Eğitimci-Yazar Kemal Bülbül, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından görevlendirilen gri pasaportlu dedelere “Böyle bir şey Alevilik aklıyla, Alevi yolu ve erkanı ile açıklanacak bir şey değil. Siz yola ihanet ediyorsunuz. Siz yola saldırıyorsunuz, siz yolu kirletiyorsunuz” diyerek tepki gösterdi.

    Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Hıdırellez ve Nevruz görevlendirmeleri adı altında 13 kişinin gri pasaportla görevlendirmesine ilişkin PİRHA’ya konuşan Eğitimci-Yazar Kemal Bülbül, “Gerek Hıdırellez gerek Hızır orucu, gerek Sultan Newroz Cemi bizim inancımızın olmazsa olmaz dönemlerinden erkanlarından bazıları. Bunları ocakzadeler, ocakzadelerin olmadığı yerlerde rayberler, onların da olmadığı yerde bilenlerin aracılığı ile bu erkanlar yürütülebilir.

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Dersim’den bir takım ocakzadelere pasaport vererek, ceplerine para koyarak, yurtdışına göndermesi öncelikle Diyanet’in değil, bunu kabul edip gereğini yapmaya çalışanlar için ayıp, günah ve yazık bir şey” açıklamalarında bulundu.

    “BİR PİR NE ZAMANDAN BERİ DİYANET’TEN TALİMAT ALIR OLDU”

    “Pir Seyit Rıza’nın tabiri ile yazık size, günah size, vah size. Ne zamandan beri bir Pir, bir ocakzade, bir yol erkan yürütücüsü, bir hak ve hakikat talibi ne zamandan beri Diyanet’ten talimat alır oldu. Ne zamandan beri Diyanet’in belirlemiş olduğu fetvalarla iştihalarla yol erkan yürütür oldu” diye konuşan Bülbül, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Sizin aklınız kendinize yetmiyor mu? Eğer ocakzade iseniz ocağınızın size verdiği hakikatleri yapın. Yok, ocakzade değil iseniz gidin Diyanet’in bir memuru olun. Bunun için sizi engelleyen de yoktur. Ancak ocakzade olmanın gereği hak ve hakikati mürşit bilerek gidip talibine niyaz olmaktır. Siz talibinizle buluşacaksanız talibinizle buluşmayı murad ediyorsanız bu zaten yolun ve erkanın gereğidir.”

    “YOLA İHANET EDİYORSUNUZ, YOLA SALDIRIYORSUNUZ!”

    Bülbül, “Pir talibine gider talibine niyaz olur. Talibini ifşaat eder, talibinin gönlünü hoş eder, talibini görgüden sorgudan geçirir” diyerek tepkisini şöyle dile getirdi:

    “Siz neyin talibisiniz? Hakkın ve hakikatin talibi misiniz? Diyanet’in talibi misiniz önce siz buna karar verin. Bizim yol erkanda Diyanet’e talip olmak Şeyhülislam talip olmak, devlete tabii olmak diye bir şey yoktur. Sizden önce geçen aşıklar ve sadıklardan da mı haberiniz yoktur? Yani bu topraklarda yaşayan hak ve hakikat uğruna can baş veren, canını feda eden mürşitlerden haberiniz yoksa zaten siz yolun yolcusu değilsiniz. Zaten size pir denmez, mürşit denmez, ocakzade denmez. Böyle bir şey Alevilik aklıyla, Alevi yol ve erkanı ile açıklanacak bir şey değil. Siz yola ihanet ediyorsunuz. Siz yola saldırıyorsunuz, siz yolu kirletiyorsunuz.

    “BÖYLE PİRLİK, MÜRŞİTLİK OLMAZ”

    Siz bir ocakzade olarak hiç kimse size bir şey söylemeden, hiç kimse sizi yönlendirmeden, ne devlet ne Diyanet ne kaymakam ne vali ne bekçi ne polis, kimse sizi yönlendirmeden sizin gerek duyup gidip talibinizle niyazlaşmanız gerekirken size pasaport veriliyor, cebinize para konuluyor, elinize de ne yapacağınız yazılarak tutuşturuluyor. Böyle taliplik olmaz, böyle pirlik olmaz böyle mürşitlikte olmaz.”

    “YOL DÜŞKÜNÜ OLMUŞSUNUZ”

    Bülbül, “Siz aslında bu tutumunuzla hakkın ve hakikatin yolunda yol düşkünü olmuşsunuz. Yolu bırakıp bir kenara çekilin, yolu açın talipler geliyor, yolu açın hakkın ve hakikatin yürütücüleri geliyor, yolda fazlalık konumundasınız. Bugün size bir şey söylenmiyor olabilir. Ama hak ve hakikat bunun hesabını sizden soracak. Bunun hesabını sormakta bizde şiddet ve zulümle değil, bizde herkesin amelinin, amacının, yürütmesini, temsilini ne anlama geldiğini tasvir ederek hesap sorarız. Bu tasvir hiç kuşkusuz yol düşkünlüğünü gerektiriyor. Kendinize gelin taliplerinize ve yola da saygılı olun” diye konuştu.

    Kemal Bülbül, “Ne yapmanız gerekiyorsa yolun hakikatin gereklerini de yapın. Bir yerden talimat almak, Diyanet’in yönlendirmesi ile yol yürütmek gibi bizim yolumuzda erkanımızda yoktur. Yola yazık ediyorsunuz kendinizi de heba ediyorsunuz. Kendinizi ayaklar altına alıyorsunuz.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • DAD Ankara Şubesi’nde Sultan Newroz-Heftemal etkinliği yapıldı-VİDEO

    DAD Ankara Şubesi’nde Sultan Newroz-Heftemal etkinliği yapıldı-VİDEO

    PİRHA – Demokratik Alevi Derneği Ankara Şubesi tarafından düzenlenen ‘Katliamdan Dirilişe’ muhabbetinde, Araştırmacı- Yazar Turabi Saltık ve Eğitimci- Yazar PSAKD’nin eski başkanlarından Kemal Bülbül’ün katılımı ile çerağlar uyandırıldı, deyişler söylenip lokmalar pay edildi.

    Demokratik Alevi Derneği Ankara Şubesi tarafından düzenlenen ‘Katliamdan Dirilişe’ Newroz etkinliği düzenledi. Etkinlik, DAD Ankara Şubesi’nin düzenlediği etkinlik Demokratik Alevi Derneği Ankara Şube Başkanı Hülya Fırat’ın açılış konuşması ile başladı.

    “BİZİM PAYIMIZA DÜŞEN KATLİAM VE SÜRGÜNLER OLMUŞTUR”

    Fırat, şunları dile getirdi:

    “Yasadığımız coğrafyada bizim payımıza düşen kader kırım, katliam, göçler ve sürgünler olmuştur. Nemruti zihniyetinin baskılarından bugünlere gelen Aleviler için adeta her ay katliam ayıdır. Bu açıdan tarihimizde yaşanan Alevi katliamlarının unutulmamasını, hakikatin açığa çıkartılmasını sağlamak ve devleti katliamlarıyla yüzleştirmek için böylesi bir muhabbeti düzenlemiş bulunuyoruz. Mart ayı Hallacı Mansur’un katledilişinin yıl dönümüdür.”

    “ZULÜMLER YENİ DEĞİL, YARIN DA DEVAM EDECEK”

    Fırat’tan sonra konuşma yapan yazar Turabi Saltık, “Osmanlı ve Selçuklu’dan bu yana ve Alevilerin tarih boyunca malları mülklerine el konuluyor, ellerinden alınıyor, pazara götürüyor atını, öküzünü, ineğini satıyor, yasaklıyor, elinden alıyor. Bu cezalar veriliyor. Daha sonra cemlerini ve semahlarını yasaklıyor. Dolayısıyla bin yıldır o yüzden semahlarımıza gözcü koyuyoruz, 12 hizmetlerimizi yaparken o gözcülerle nöbet tutuyor” diye konuştu. Saltık sözlerini şöyle sürdürdü:

    “At, hayvan, sığır alımını yasaklıyor. Ticareti engelliyor, kılıçtan geçiriyor, kızlarını, çocuklarını kaçırıyor köylerini, ekinlerinin yakılmasını kesilen kurbanlarının fetva gereği yenmemesini, elinden  alınmamasını bu tür cezalandırma yöntemleri Osmanlı ve Selçuklu’nun kurallarıyla Alevilere, liderlerine,  önderlerine, taliplerine, inançlarına saldırı biçimi olarak 1000 yıldır geliyor. Bugün de, Ramazan geliyor, Aleviler devlet dairelerinde çalışıyor yemekhaneler kapatılıyor. Bu zulümler bugün yeni değildir. Dünden yeni değildi. Korkarım ki yarın da devam edecek. Yakma, öldürme, kesme, vurma zulüm etme. Biz de mürşitlerimizin, pirlerimizin söylediği sözle bitirelim: Zulmün artsın ki bela bulasın.”

    “ALEVİLİĞİN TÜM İNANÇLARLA ORTAK PAYDASI VARDIR”

    Eğitimci- Yazar Kemal Bülbül de “Alevilik diye bir şey varmış bilinmiyormuş Hacı Bektaş-i Veli diye biri geçmemiş, Pir Sultan diye biri varmış geçmemiş, Ali Hüseyin 12 imam diye biri geçmemiş. sayamadığımız kadar aşıklar, sadıklar, yol kurucuları bunlar yokmuş, Alevilik diye bir şey varmış bilinmiyormuş yeniden anlatılacak” diyerek söze başladı.

    Bülbül, “Alevilik İslam içidir, dışıdır tartışması İttihat ve Terakkicilerin ortaya attığı bir asimilasyon ürünüdür, asimilasyon terimidir. Aleviliğin tüm inançlarla da ilişkisi var. Tüm inançlarla da ortak paydası var, ortak elemanları vardır ve sonuçta söyle der: Biz herkesin inancına saygılıyız. Aslında bu yarım kalmış bir cümledir, tamamı şöyledir: Biz inancımıza güveniyoruz gelin bir sorun varsa konuşalım. Sizin inancınıza da saygılıyız. Dolayısıyla hak Muhammed Ali terimi şaka olsun diye söylenmiş bir terim değildir. Rol yapmak için söylenmiş bir terim değil. Devletten korkulduğu için söylenmiş bir terim değildir” diye konuştu.

    “SİZE NE ALEVİLİK İSLAM İÇİ Mİ, İSLAM DIŞI MI?”

    Bülbül, “Bu yol, hak Muhammed Ali yoludur. Bunu ocakzadeler de söylüyor pirler de. Alevilik basit bir inançtır aslında. Zor olan, o basit olanı yaşama geçirmektir. Nedir basit? Alevi iseniz ya talipsiniz ya ocakzadesiniz. İki şey, talipseniz talipliğinizi, ocakzade iseniz ocakzadeliğinizi yapacaksınız. Hal böyle olunca siyasetçiler bir şeyden sonra bir şeyin farkına varıp bununda toplumda karşılığının olduğunu görünce hemencecik buraya atladılar. Size ne Alevilik İslam içi İslam dışı gidin siyasetinizi yapın” diyerek sözlerini tamamladı.

    Ardından deyişler, duazı imam söylenmesi, lokma duası ile lokmaların pay edilmesi ve çerağların sırlanması ile Sultan Newroz etkinliği tamamlandı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • DİB Başkanı’nın cami dayatmasına Alevilerden tepki: Biz camiye gitmeyiz

    DİB Başkanı’nın cami dayatmasına Alevilerden tepki: Biz camiye gitmeyiz

    PİRHA – Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın, ‘Camiler hem sünni hem Alevi’nin ibadet yeridir’ açıklamalarına Alevilerden tepki geldi. Diyanet’in Aleviler hakkında fetva veremeyeceğini belirten Aleviler, Alevilerin ibadethanesinin cemevi olduğunu bir kez vurguladılar. 

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, “İslam’da refom yapılması” konulu tartışmalara ilişkin değerlendirmede bulundu. Erbaş, “Kardeşlerimiz cemevlerinde muhabbetlerini yapabilirler, namazlarını da kılmak istiyorlarsa kılsınlar. Müslümanların ibadet yeri camidir. Camiler hem Sünni hem Alevi’nin ibadet yeridir” dedi.

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın açıklamalarına Aleviler tepki gösterdi.

    “ALEVİLER OLARAK CAMİDE İBADET ETMEYİZ”

    PSAKD’nin eski Eenel Başkanlarından Kemal Bülbül, Diyanet İşleri Başkanı’nın sözlerini hatırlatarak, “Cami, Sünniliğin ibadethanesidir. Aleviler olarak Camide ibadet etmeyiz, Camiye de girmeyiz” dedi.

    Kullanılan dilin inkarcı ve asimilasoncu olduğunu söyleyen Bülbül, “Bu egemen inkarcı ve asimilasyoncu dil Sünni inancını da ifade etmiyor” dedi.

    Bülbül, DİB’in Alevilik hakkında fetva veremeyeceğini vurgulayarak, “Nerede ibadet edeceğimize ancak biz karar verebiliriz. Alevilerin ibadethanesi cemevleridir. DİB ister bunu kabul etsin ister etmesin…” dedi. 

    “BİR İNANCIN İBADETHANESİNİ ANCAK O İNANCI PAYLAŞANLAR KARAR VERİR”

    Bağcılar Cemevi Başkanı Zeynel Abidin Koç da Diyanet İşleri Başkanı’na tepki gösterdi. Koç, bir inancın ibadethanesini ancak ve ancak o inancı paylaşanların belirleyeceğini belirterek, “Alevilerin ibadethanesi cemevleridir. İbadet şeklimiz cem’dir. Muharrem ayı 12 gün matem orucumuzdur. Hızır kutsalımızdır. Ya Allah, ya Muhammed, Ya Ali deriz ve ehlibeytte sevdalıyız. Rehberimiz, Pirimiz ve Mürşidimiz vardır. Muhammedimiz derki ben ilim şehriyim Ali kapısıdır. Alimiz derki devletin dini adalettir. Hüseyinimiz derki haksızlığın önünde eğilmeyin” dedi.

    Koç, Hacı Bektaş Veli’nin sözlerini hatırlatarak, “Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde. Hakk’ın yarattığı her şey yerli yerinde. Bizim nazarımızda kadın erkek farkı yok, noksanlık eksiklik senin görüşlerinde” dedi.

    Koç, bir kez daha Alevilerin ibadet merkezinin cemevi olduğunu kaydetti.

    “ALEVİ ÖRGÜTLERİ GEREKLİ TEPKİYİ VERMELİ”

    Aziz Baba Cemevi Yapma ve Yaşatma Derneği Başkanı Enver Can  ise Diyanet’in açıklamalarında yapılan yorumlarda Alevilerin hayırına tek bir cümlenin bile olmadığını belirterek, Asimilasyon politikalarını en iyi nasıl yürütebilirim hesapları içinde olduklarını söyledi.

    Can, Diyanet’in bu açıklamalarına Alevi örkurumlarını tepki vermeye çağırdı.

     

  • Muhittin Yıldız: Barıştan yana olmaya devam edeceğiz

    Muhittin Yıldız: Barıştan yana olmaya devam edeceğiz

    PİRHA – Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Muhittin Yıldız, sosyal medya paylaşımları nedeniyle gözaltına alınan ve adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Kemal Bülbül’ün sözünü söylediğini belirtti. Yıldız, “Aleviler olarak her zaman barışın savaşçısı olmaya çalışacağız” dedi. 

    TSK’nin Afrin’e başlattığı operasyona karşı sosyal medyada paylaşımları nedeniyle önceki günlerde gözaltına alınan Kemal Bülbül bugün adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Muhittin Yıldız, gözaltıların hukuksuz olduğunu belirtti.

    “KEMAL BÜLBÜL SÖZÜNÜ SÖYLEMİŞTİ”

    Alevilerin savaş karşıtı olduklarını belirten Yıldız, bu topraklarda yaşayan annelerin gözyaşının durması gerektiğini defalarca dile getirdiklerini ifade etti.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Eski Genel Başkanı Kemal Bülbül’ün sözünü söylediğini belirten Yıldız, “Savaşlar bir cinayettir. Dolayısıyla da biz Aleviler olarak her daim savaşın karşısında olduk, barışın savaşçısı olmaya çalışacağız” dedi. Hiçbir şekilde kan akmaması ve annelerin ağlamaması için mücadele edeceklerini söyleyen Muhittin Yıldız, “Kerbela’dan bugüne verdiğimiz ikrarla beraber bizim pirlerimizin yolunda haksızlığa karşı hiçbir şekilde boyun eğmeyeceğiz. Şartlar ne olursa olsun kim iktidarda olursa olsun, kim savaş ve katliam yapıyorsa her daim onların karşısında olacağız” ifadelerini kullandı.

    “TÜRKİYE DERHAL BU SAVAŞTAN ÇEKİLSİN”

    Yıldız, TSK’nin Afrin’e başlattığı operasyona ilişkin ise şunları belirtti.

    “Türkiye’nin yaptığı bu savaş, aslında oradaki çok kültürlü, etnisite yaşayan halkların geçmişte olduğu gibi bugün de aynı şekilde dillerini, kültürlerini, inançlarını yok etmek adına yapılan bir savaştır. Bu savaş barış getirmeyecektir. Aksine bu kültürleri kutuplaşmaya götürecek. Yapılan bu savaş ile ilgili kim bugün destek veriyorsa yarın bu işin vebali altında kalacaktır. Dolayısıyla bu savaş her daim barış getirmeyecek, kavgalara yol açacak. Bu coğrafyada yaşayan tüm halkları kutuplaşmayla beraber ayrıştırmaya götürecek. Biz biran önce bu savaşın bitmesini ve Türkiye’nin bu savaştan derhal çekilmesini istiyoruz.”

    “DEVLETİN BU POLİTİKALARI IRKÇIDIR”

    Afrin operasyonuna destek veren Alevi kurumlarını da eleştiren Yıldız, ‘Yüce Allah’tan Ordumuzun sözünü üstün, kılıcını keskin eylemesini niyaz ederiz’ sözleri için, “Bu kılıç geçmişte Çorum’da Dersim’de Koçgiri’de Alevileri kesmişti. Bundan ders çıkarmayan yol cahilleri bir gün bu kılıcın kendilerine döneceğinden habersizlerdir” diyerek tepki gösterdi.

    Yıldız, “Böylelerine celladına aşık olanlar derler. Dolayısıyla biz bunları birer yol cahili olarak değerlendiriyoruz. Tarih bir gün bu söylemlerimizi haklı çıkaracak. Devletin ve hükümetin uyguladığı bu politikalar, ırkçı politikalardır. Bu açıklamayı yapan kurum, kuruluş kim olursa olsun desteklerinden ötürü bu toplum karşısında bir gün haksız duruma düşeceklerdir” şeklinde konuştu. (HABER MERKEZİ)