Etiket: sivas katliamı

  • DAD: Alevi örgütlenmesi bu dava ile ilgili çuvaldızı kendine batırmalı!- VİDEO

    DAD: Alevi örgütlenmesi bu dava ile ilgili çuvaldızı kendine batırmalı!- VİDEO

    PİRHA-DAD, yaptığı açıklamada, “Alevilere karşı gerçekleştirilen kırım katliamlar hukuk eliyle aklanmak isteniyor. O nedenledir ki otuz yıldır katiller hala adil olarak yargılanmadı. Başta Madımak Katliamı olmak üzere tüm Alevi katliamlarıyla yüzleşme sağlanmadı” derken, Alevi örgütlerinin de bu dava ile ilgili çuvaldızı kendine batırması ve kendisiyle yüzleşmesi gerektiğine dikkat çekti.

    33 aydın, sanatçı ve yazarın yakılarak katledildiği Sivas Katliamına ilişkin firari üç sanık hakkında süren davanın duruşmasında savcı, zamanaşımı uygulanarak davanın düşmesini talep etti. Mahkeme heyeti, davanın düşmesine hükmetti.

    Madımak Katliamının firari sanıkları Murat Sonkur, Eren Ceylan ve Murat Karataş’ın yargılandığı davanın son duruşması zamanaşımı gündemiyle Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmüş, esas hakkındaki mütalaasını açıklayan savcı, kaçaklık durumunun zamanaşımı süresini etkilemeyeceğini ileri sürdü ve üç firari sanık hakkında zamanaşımı uygulanarak davanın düşmesini talep etmişti.

    Savcının mütalaasının ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, firari sanıklar Murat Sonkur, Eren Ceylan ve Murat Karataş yönünden zamanaşımı gerekçesiyle davanın düşürülmesine hükmetmişti.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Sivas Katliamı davasının zaman aşımına uğratılmasına ilişkin Dersim Seyit Rıza Meydanı’nda bir açıklama yaptı. Açıklamayı DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu okudu.

    “KATLİAM SİYASETİ DEVAM EDİYOR

    Yapılan açıklamada şunlara yer verildi:

    “1993,  2 Temmuz’unda da Pir Sultan Abdal’ın, Alişer’in, Ana Zarife’nin mekânında, dünyanın gözü önünde, canlı yayında bir katliam gerçekleştirildi; Kayıtlara Madımak katliamı olarak geçti. Doksanlı dönemlerden Kürt halkının demokratik mücadelesi gelişmeye başlayınca, Reya Heq Alevi sürekleri de bu hak arama mücadelesine ikrar vermişti.  Özellikle Alevi – Kürt topluluklarının yoğun olarak yaşadıkları yerlerde katliam planları olduğu bilinmektedir.

    Koçgiri ve Dersim katliamlarıyla beraber Fırat havzası katliama uğrarken, o günden bu güne kadar Alevi katliamlarının yayılım alanı Kızılbaş-Kürtlerin yoğun olarak yaşadıkları İç Toroslar bölgesi olması tesadüf değildir. Aryenik damarın kültürel direniş hattı bu mekânlarda canlı olduğu Nahak zihniyet tarafından bilinmektedir. Koçgiri katliamının, Dersim Soykırımının devamı niteliğinde olan Sivas Madımak Katliamı; kültürel direniş damarının tasfiye edilmesi amacıyla planlanmıştır.

    2 Temmuz’da, aydınların şahsında Alevi toplumuna karşı bir katliam gerçekleştirildi. Bu katliamı salt bir grubun kalkışması olarak ele almak işin özünü maskelemektir. Biz başta Alevi halkları olmak üzere bu topraklarda yaşayan tüm ötekileştirilmiş halkların devletin ve onun çeteleri tarafından nasıl bir soykırıma uğratıldığını yaşadığımız süreçte tanığı mağduruyuz.

    Sivas Katliamı da planlı, amaçlı, masa başı çalışması yapılmış “makbul olmayan” vatandaşlara yönelik bir katliam olduğunu biliyoruz. Öte yandan tekçi zihniyetin varoluşundan günümüze değin Alevi toplumu üzerinde uyguladığı soykırımların tarihini de hafızamız da her an taptaze yaşıyoruz. Cumhuriyetin birinci yüzyılının Alevi süreklerine, farklı kimliklere yönelik bir katliamlar tarihi olduğunu biliyoruz.

    Tekçi, ırkçı ve katliamcı ulus devlet siyaseti bu ülkenin kadim halklarına inançlarına karşı acımasızca yürütüldü. Halklar ve inançlar bahçesi olan coğrafyamız halklar, inançlar mezarlığına dönüştürüldü.

    Dün katlederek fiziki soykırım politikaları uygulayan devlet bugün tüm araçları devreye koyarak inceltilmiş politikalarıyla katliam siyasetine devam etmektedir.

    Günümüzde Alevilere karşı gerçekleştirilen kırım katliamlar hukuk eliyle aklanmak isteniyor. O nedenledir ki otuz yıldır katiller hala adil olarak yargılanmadı. Başta Madımak Katliamı olmak üzere tüm Alevi katliamlarıyla yüzleşme sağlanmadı.

    Oysa katliamların üzerindeki örtü açılmadan hakikatler açığa çıkmadan, yüzleşme olmadan, sağaltıcı bir barış sağlanmadan yaralarımız hep kanayacak toplum bu travma ile yaşayacaktır. Travmayı aşmanın tek yolu, hakikatlerle yüzleşme adil, eşit, özgür bir barış ve demokratikleşmedir.

    CEZASIZLIK POLİTİKALARIYLA TOPLUMUN TÜM ÖTEKİLERİNE GÖZDAĞI VERİLMEK İSTENDİ

    Günümüzde devlet bırakın yüzleşmeyi, Madımak Katliamı davasını otuz yıldır devletin tozlu raflarında sürüncemeye bıraktı. Katliamı planlayanları, uygulayanları bağımsız adil bir yargı önünde çıkarmadı ve otuz yıldır devlet halka hesap vermeden davayı zaman aşımına uğratarak kapattı.

    Alevilere karşı işlenen nefret suçları yine cezasızlık politikalarıyla olağanlaştırıldı. Madımak Katliamı, davanın ilk gününden beri zamana yayılarak cezasızlığın önü açıldı. Cezasızlık politikalarıyla toplumun tüm ötekilerine gözdağı verilmek istendi.

    Sivas Madımak Katliamının sanığının cezaevinde Cumhurbaşkanının affıyla salıverilmesi devletin Alevilere yönelik bakış açısını göstermektedir.

    Öte yandan otuz yıldır Alevi örgütlerinin dava süreciyle ilgili ailelere ve Alevi toplumuna karşı eksiklikleri için dara durmaları,  özeleştirilerini vermeleri gerekmektedir. 2012 yılında ana davanın kapatmasından sonra uluslararası mahkemeye neden taşınmadığı açıklamaya muhtaç bir konudur.

    Alevi örgütlenmesi bu dava ile ilgili çuvaldızı kendine batırmalı ve kendisiyle yüzleşmelidir. Alevi örgütleri devleti tanımamış kirli siyasetini göz ardı etmişlerdir. Madımak Katliamı anmaları yapılırken, Rea Hak Alevi coğrafyasında yaşanan diğer Alevi katliamları ile yüzleşme konusunda (Koçgiri, Dersim) vb örgütsel olarak uzak durmuş adeta diğer katliamlar göz ardı edilmiştir.

    Duruşmalar toplumun gündeminden uzak kaderine terkedilmiştir. Toplumda her yıl 2 Temmuz’da mitingler yapılarak sonuç alınacağı beklentisi yaratılmıştır.

    Alevi kurumları / federasyonları bu davada ve diğer Alevi katliamı davalarında yurt içi yurt dışında etkin bir diploması yürütememiş dönemsel olarak altı boş popülist söylemlerle siyasal iktidarın işini kolaylaştırmışlardır.”

    PİRHA/DERSİM

     

     

     

     

     

  • Sivas Katliamı Davası kararına karşı hashtag eylemi başlatıldı

    Sivas Katliamı Davası kararına karşı hashtag eylemi başlatıldı

    PİRHA- Sivas Katliamı davasının zaman aşımına uğratılarak düşürülmesine ilişkin tepkiler büyüyor. Sosyal medyada hashtag eylemi başlatılarak “İnsanlık davasında zaman aşımı olmaz” denildi.

    Madımak Oteli’nde 2 Temmuz 1993’te 33 aydının yakılarak öldürülmesine ilişkin davada mahkeme heyeti davanın düşmesine karar verdi. Savcı, 30 yıllık olağanüstü zaman aşımı süresinin 2 Temmuz’da dolduğunu söyleyerek üç firari sanık hakkında zaman aşımı uygulanarak davanın düşmesini talep etmişti.

    Alevi kurumları, siyasi partiler, milletvekilleri ve hak savunucuları başta olmak üzere toplumun büyük bir kesiminden karara ilişkin tepkiler yükseliyor. Sosyal medyada kararı protesto etmek amacıyla hashtag eylemi başlatıldı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu, “Zaman aşımı kararı katliamı aklamaktır. İnsanlık suçlarında zaman aşımı olmaz. Katiller her yerde. Affetmiyoruz” dedi.

    “ALEVİLER SÖZ KONUSU OLUNCA ADALET ORTADAN KALKIYOR”

    Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat yaptığı paylaşımda “Sivas Katliamı davası zaman aşımına uğradı! Biz Aleviler söz konusu olunca bu ülkede adalet ortadan kalkıyor. Ülkenin şehir merkezinde, canlı yayınlarda göz göre göre insanlar yakılarak katledildi. Ama bugün bu görüntüleri bilen ve yakın tarihimizin en karanlık katliamlarını yapanları temize çıkardı bu hakimler ve savcılar. Adalet arayışımız bitmeyecek. Bu dava insanlık davası dedik. Her platformda adalet için bütün katliamların aydınlatılması, sorumluların hesap vermesi için hukuki mücadelemizi sürdüreceğiz” ifadelerine yer verdi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Merkez yöneticisi avukat Eren Keskin, “İnsanlığa karşı suçlarda zaman aşımı olmaz. Ankara JİTEM davasından sonra şimdi de Madımak davası. Belli ki ‘gözbebeklerini’ korumaya devam ediyorlar” dedi.

    Madımak Katliamı Hafıza Merkezi tarafından da şu tepki dile getirildi:

    “Madımak Katliamı davasında mahkeme, savcının zaman aşımı talebini kabul etti. Koray’ın çocuk gülüşünü, Uğur’un, Behçet’in dizelerini, Asuman’ın semaha duruşunu, Nesimi’nin sesini, Hasret’in soluğunu aldılar bizden. 33 canı; çocuğu, genci, aydını katlettiler”

    (HABER MERKEZİ)

  • Sivas Katliamı Davası kararına tepki: Bu davayı mahşere bırakmayacağız- VİDEO

    Sivas Katliamı Davası kararına tepki: Bu davayı mahşere bırakmayacağız- VİDEO

    PİRHA- Sivas Katliamı’nın karar duruşmasında mahkeme heyetinin her iki davayı düşürmesine ilişkin adliye önünde açıklama yapan PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, “Bugünkü mahkemenin kararını etkilemek için geçen hafta katillerden birini daha affettiler. Onlar katillerden ve katliamcılardan yanadırlar. Ancak bu davayı mahşere bırakmayacağız” dedi. Avukat Şenal Sarıhan ise verilen kararla davanın bitmediğine değinerek hukuki mücadelelerini sürdüreceklerini dile getirdi.

    Sivas Katliamı Davası bugün Ankara Adliyesi’nde görüldü. Davadan zaman aşımı kararı çıkması sonrası Alevi kurumları, katledilenlerin aileleri ve Alevi yurttaşlar basın açıklaması düzenlemek istedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSKAD) Genel Başkanı Cuma Erçe ve polis arasında basın açıklamasının yapılacağı yer konusunda yaşanan tartışma sonucunda Alevi yurttaşlar adliyenin içinde oturma eylemi yaptı.

    Engellemelere rağmen adliyenin önünde yapılan basın açıklamasını Cuma Erçe ve davanın uzun yıllardır takipçisi olan Avukat Şenal Sarıhan yaptı.

    “DEVLET BU KATLİAMDA KİMİN YANINDA OLDUĞUNU BELLİ EETMİŞTİR”

    PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe yaptığı basın açıklamasında AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için, “Saraya gitsin haber, hemen ve çıksın kameraların karşısına. Bu karar da vatanımıza, milletimize hayırlı uğurlu olsun diye açıklama yapsın” dedi.

    Verilen kararı tanımadıklarını belirten Erçe, “Bu devlet ve bugüne kadar gelmiş geçmiş hükümetler ve AKP hükümeti katliamla ilgili kimin yanında olduğunu defalarca belli ettiler. En son bugünkü mahkemenin kararını da etkilemek için geçen hafta katillerden birini daha affettiler. En başından beri hükümet katillerden ve katliamcılardan yana olduğunu defalarca vurgulamıştır. Katliamda bizzat rol oynayan, katliamın arka planında gerçek sorumluları mahkeme önüne çıkarmayarak bu tavrını ortaya koymuştur. Mahkemelerde katilleri savunan avukatları Türkiye’nin önemli üyelerine, milletvekilliğine, büyükşehir belediye başkanlığına getirerek, ödüllendirerek bu kararda saflarını belli etmiştir” diye konuştu.

    “BU DAVAYI MAHŞERE BIRAKMAYACAĞIZ”

    “Katillerin kaçmasını bizzat tertipleyerek kimin yanında, neyin yanında yer aldıklarını ispatlamışlardır. Seçimden önce iki ırkçı, faşist, şeriatçı örgütlere verdikleri sözün gereği olarak katilleri bırakmaya başlamışlardır. Onlar katillerden ve yanadırlar” diyen Erçe, davayı üst mahkemelere taşıyacaklarını vurgulayarak, “Bundan sonra saflarımız daha net olacak. Kiminle barış ölçüsünde olacağımıza biz karar vereceğiz. Biz bu davayı mahşere bırakmayacağız. Ulu divanı kuruyoruz. Katilleri ve katliamcıları yargılayacağız” dedi.

    “HUKUK MÜCADELEMİZ SON BULMAYACAK”

    Avukat Şenal Sarıhan, verilen kararla davanın bitmediğine değinerek hukuki mücadelelerini sürdüreceklerini dile getirdi.

    Sarıhan şunları söyledi:

    “Hep birlikte bir hukuk mücadelesine girdik. Bu mücadele aslında başladığı günde kaybedilmiş mücadeleydi. Çünkü polisin tutanaklarına göre on beş bin kişinin katıldığı eylemde gözaltına alınan yargı önüne getirilen ancak 150 kişi oldu. Ancak faillerin hepsi örgütlü bir biçimde kaçırıldılar.

    3 sanığın Türkiye’ye iadesi için mücadele verdik. Bu mücadelede boş sandalyelere konuştuk. Tarihin bir aynası var. O aynaya herkes bakacak ve o aynada kendi yüzlerini göreceklerdir. Hukuk mücadelemizin sonunda değiliz. İstinaf, temyiz, insan hakları mahkemesi hakkımızı kullanacağız. Bütün yolları denemekte kararlıyız”

    PİRHA/ ANKARA

     

     

  • Sivas Katliamı Davası’nda utanç karar: Katliam zaman aşımına uğratıldı- VİDEO

    Sivas Katliamı Davası’nda utanç karar: Katliam zaman aşımına uğratıldı- VİDEO

    PİRHA- Madımak Oteli’nde 33 sanatçının yakılarak katledilmesine ilişkin görülen davanın karar duruşmasında mahkeme heyeti her iki kamu davasının düşmesine karar verdi. Karara tepki göstermek isteyen Alevi kurumları adliye içinde oturma eylemi yaptı.

    Sivas Katliamı’nda firari sanıklar Murat Sonkur, Eren Ceylan ve Murat Karataş’ın yargılandığı davada mahkeme heyeti, 3 sanığın iadesi talebini redderek, 30 yıllık zaman aşımı gerekçesiyle davanın düşmesine karar verdi.

    Salonda büyük tepkiye yol açan karar, alkışlarla protesto edildi.

    Karara ilişkin açıklama yapmak isteyen Alevi kurumları izin verilmemesi üzerine adliye içinde oturma eylemi yaptı.

    PİRHA/ ANKARA

     

  • Savcı Sivas Katliamı Davası’nın düşmesini istedi

    Savcı Sivas Katliamı Davası’nın düşmesini istedi

    PİRHA- Sivas Katliamı Davası’nın karar duruşmasında savcı davanın düşmesini talep etti.

    Ankara Adliyesi 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Sivas Katliamı duruşmasında savcı mütaalasını açıkladı.

    Üç sanığın yargılandığı Sivas Katliamı Davası’nda savcı, zaman aşımı talep ederek davanın düşmesi yönünde görüşünü açıkladı.

    Savcı, avukatların soruşturmayı genişletme taleplerinin ayrı ayrı reddedilmesini de istedi.

    Davanın düşmesine dair talep salonda tepkilere yol açtı.

    Mahkeme salonuna kararın okunmasından önce polis memurlarının gelmesi Alevi yurttaşlar tarafından tepki ile karşılandı.

    Ayrıntılar gelecek…

    PİRHA/ ANKARA

     

  • Sivas Katliamı Davası’nın duruşması başladı: Devletin elemanları yargılanmalı- VİDEO

    Sivas Katliamı Davası’nın duruşması başladı: Devletin elemanları yargılanmalı- VİDEO

    PİRHA- Madımak Otelinde 33 sanatçının yakılarak katledilmesine ilişkin görülen davanın karar duruşması başladı. Duruşmada konuşan Madımak Otelinde katledilen Gülsüm Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa, devletin Alevi soykırımı yaptığını söyleyerek, “Devletin elemanları yargılanmalıdır” dedi.

     

    Sivas Katliamı Davası’nda kritik aşamaya geçildi. Ankara Adliyesi 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya katliamda yakınlarını kaybedenler, Aleviler, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, Yeşil Sol Parti ve CHP Milletvekilleri, Emek Partisi Antep Milletvekili Sevda Karaca ve çok sayıda gazeteci ve siyasetçi katıldı.

    HÜSEYİN KARABABA: DEVLET ALEVİ SOYKIRIMI YAPTI

    2 Temmuz 1993’te Madımak Oteli’nde katledilen Gülsüm Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa, Temel Karamollaoğlu’nun sorgulanmasını, dönemin valisinin ve emniyet müdürünün dinlenmesini talep etti. Karababa, “Alevi katliamının üzeri kapandı. Devlet Alevi soykırımı yaptı. Devletin elemanları yargılanmalıdır. Karamollaoğlu burada dinlenmedikçe Türkiye karanlığa gömülecektir. Bu katliamlar Türkiye’nin alnında kara bir lekedir. Devlet yargılanmalıdır” dedi.

    Hüseyin Akbaba’nın avukatı ise, Tansu Çiller, Temel Karamollaoğlu, Doğu Perinçek ve Ahmet Nesin’in dinlenmesini talep ederek, “Duruşmanın tavrı sanıkları korumaya yöneliktir. Tıpkı Cumhurbaşkanı’nın tutumu gibi. Devlet yetkilileri korunmaya çalışılmıştır. Bağımsız yargı adına bu bir lekedir” diye konuştu.

    “SANIKLARIN YARGILANMASI GEREKEN KOLTUKLAR 30 YILDIR BOŞ”

    Avukat Şenal Sarıhan insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğunu söyleyerek zamanaşımı tehlikesine dikkat çekti. Sarıhan şöyle konuştu:

    “Sanıkların oturması gereken ve yargılanması gereken koltuklar 30 yıldır boş. Sizin tutanağınız iç hukuk açısından zaman aşımına bir vurgu var. Biz yıllardır diyoruz ki, insanlığa karşı işlenmiş bir suç vardır. Bugün zaman aşımı meselesini tartışmaktansa sanıkların teslimi konusunu konuşmak istiyoruz. Biz çok yakın zamanda bu üç sanığın kaçak olduğuna dair talepte bulunduk ve kabul edildi. Bu üç sanık kaçak sayıldı. Hepimizin yüreği titriyor. Bu yürekler hiçbir zaman öç almak için gelmediler.

    Adaleti sağlamak gibi bir sorumluluğunuz var. Bizim talebimiz üç sanığın iadesi konusunda yazışmaları sürdürün. Tarihin bir aynası var, biz her gün o aynada gerçeği görmeye devam ediyoruz. Davanın genişletilmesini talep ediyoruz”

    “ÜLKEYİ YÖNETENLER KATİLLERİ DESTEKLEDİLER”

    Davanın müdahil olan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, “Bugün sadece bu salonda olanlar değil, tüm Türkiye sizden adalet bekliyor. 30 yıldır adalet diyoruz. Kerbela’da Hüseyin’i susuz bırakanlar Madımak’ta da canlarımızı susuz bıraktı. Bu ülkeyi yönetenler o katilleri desteklediler, kaçmalarını organize ettiler. Bu suçu işlemiş insanlar insanlık suçu işlemiştir. Bu dava bir insanlık davasıdır ve insanların vicdanında sonsuza kadar yargılanacaktır. Bu adaleti geciktirdiğiniz için birçok katliam yaşandı. Burada zaman aşımı kararı çıkarsa bu kararı tanımayacağız” ifadelerini kullandı.

    “TARİH, KATLİAM FAİLLERİNİ ALKIŞLAYANLARI YARGILAYACAKTIR”

    PSAKD Avukatı Cafer Koluman mahkeme heyetine,Bu davayı siz kafanızda bitirmişsiniz. Biz zaten 30 yıldır devam eden bu davadan adalet beklemiyoruz. Bu bir vicdan davasıdır. Adalet bugün herkese lazım. Bu dava insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur ve zaman aşımı söz konusu olamaz” dedi.

    Avukat Erdoğan Kılıç, “Bu dava 30 yıldır sürdürdüğümüz bir dava. Bunun ilk aşamalarında çok zorluklar yaşadık. Sayın heyet adalet toplum içinde güvenini yükseklerde tutarsa halk o kadar rahat eder. Bu ülkede huzur kalmamıştır. İnsanlığa karşı suçlar 77 maddesi kapsamında değerlendirilmeli” şeklinde konuştu.

    Avukat Coşkun Özgür Piroğlu ise şunları söyledi:

    “Tarih, katliam faillerini alkışlayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı yargılayacaktır. Tarih, Temel Karamollaoğlu’nu da onu aklamaya çalışan Kemal Kılıçdaroğlu’nu da yargılayacaktır. Bu katliam bir Alevi soykırımı suçudur ve soykırım suçlarında zaman aşımı olmaz. İnancın kendisi hedef alındığı zaman soykırım suçunu oluşturur. Alevilik inancına yönelik saldırı ve katliam var. Hedef, Alevilik. Bu katliamı yapanlar Pir Sultan Abdal’ın heykelini de yerlerde sürüklediler”

    “KATİLLERİN YARGILANMASINI İSTİYORUZ”

    Divriği Kültür Derneği Başkanı Nurullah Ünsal, dernek olarak davaya katılım taleplerinin uzunca süre kabul edilmediğini belirterek, “Katledilenler arasında yer alan canlarımıza ilişkin 30 yıl öncesinden üyelik belgeleri istediler bizden. Biz zaman aşımı değil, katillerin yargılanmasını istiyoruz” talebini yineledi.

    PSAKD Avukatı Ayça Çağla, “Bu suç insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Bu dava siyasal bir katliam olmasaydı kaçaklık kararı varken zaman aşımı konuşulacak mıydı” diye sordu.

    “ZAMAN AŞIMI KARARINI KABUL ETMEYECEĞİZ”

    İnsan hakları savunucusu Avukat Öztürk Türkdoğan, “Bu davadaki gibi ağır insan haklarının söz konusu olduğu davalarda ZAMAN aşımından söz edilemez. Mağdur yakınlarının hakikati bilmelerinin engellenmesi yönünde kararlar çıkmıştır. Biz hakikati bilmek istiyoruz. Sivas Katliamı’nın gerçek katillerinin çıkarılıp yargılanmasını istiyoruz. Umuyorum ki mahkemeniz bugün kötü bir sürpriz yapmaz. Siyasal iktidar gerçeğin çıkmasını istemeyecektir, çünkü kamu görevlileri de bu davada yargılanacaktır” dedi.

    Ankara Barosu adına Avukat Deniz Aksoy, bu davanın hukuki açıdan bir yara olarak kalacağını belirterek, “O gün Sivas’ta sağlanmayan güvenliğin bugün terörize bir biçimde sağlandığını görüyoruz. 30 yıldır sanıklardan bir kısmı firar ettirilmiş, geri kalanları da ülke içinde gözlenmiştir. Bu dava Türkiye yargı sistemi içinde bir yara olacak kalacaktır. Ahlaki kısmı zaten utanç verici. Zaman aşımı kararını kabul etmeyeceğiz. Suçluların iadesinin tekrar talep edilmesini talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ ANKARA

  • Sivas Katliamı Davası saat 14.00’de başlayacak

    Sivas Katliamı Davası saat 14.00’de başlayacak

    PİRHA- Sivas’ta düzenlenen Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli’nde 33 sanatçının yakılarak katledilmesine ilişkin görülen dava zaman aşımı sınırına geldi. Bugün saat 14.00’de Ankara’da görülecek olan davada karar verilmesi bekleniyor.

    2 Temmuz 1993’te Sivas’taki Madımak Oteli’nde 33 sanatçının yakılarak katledilmesinin üzerinden 30 yıl geçti. 30 yıldır süren davalarda adalet yerini bulmazken, katliamda yer almış  hükümlüler cumhurbaşkanı tarafından af edilmeye devam ediyor.

    Sivas Katliamı Davası’nda kritik aşamaya geçildi. İnsanlık suçunda zaman aşımı olmaz diyen katliamda yakınlarını kaybedenler, Aleviler ve dostları, bugün saat 14.00’de Ankara Adliyesi 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek duruşmaya katılacak.

    Sivas Katliamı’nda firari sanıklar Murat Sonkur, Eren Ceylan ve Murat Karataş’ın yargılandığı davanın son duruşması bugün zamanaşımı gündemiyle görülecek.

    NE OLMUŞTU ?

    2 Temmuz 1993 yılında Pir Sultan Abdal Şenlikleri kapsamında  Sivas’a gelen yazar, aydın ve sanatçılar Madımak Oteli’nde yakılarak katledildi. Polis kayıtlarına göre Madımak Oteli önündeki kalabalık 15 bin kişiyi bulmuştu ancak 170 kişi hakkında dava açıldı. Dava Ankara 1 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde (DGM) görüldü. Fakat haklarında idam cezası verilen ve sonradan ağırlaştırılmış müebbet cezasına çevrilen sanıkların çoğu yurt dışına kaçtı ya da ‘sistemli bir biçimde’ kaçırıldı. Madımak’ın 1 numaralı sanığı olarak tarif edilen dönemin Refah Partili Belediye Meclis Üyesi Cafer Erçakmak ve arkadaşlarının davası ayrıldı, bu sanıkların da kaçak olduğu biliniyordu.

    Erçakmak 18 yıldır Avrupa’da aranırken, cenazesi 2011 yılında Sivas’taki evinden çıktı. Geçtiğimiz günlerde ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sivas Madımak Katliamı’nın asli faillerinden Hayrettin Gül’ün kalan cezasını’ hastalık’ gerekçesiyle kaldırdı. Erdoğan, üç yıl önce de af yetkisini, Madımak Katliamı’ndan ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum edilen Ahmet Turan Kılıç için kullanmıştı.

    PİRHA/ANKARA

  • Büyük Konferans’ta “Değişimle özgürlüğe” mesajı verildi-VİDEO

    Büyük Konferans’ta “Değişimle özgürlüğe” mesajı verildi-VİDEO

    PİRHA-Yeşil Sol Parti kongresi öncesinde yapılan Büyük Konferansta “Değişimle özgürlüğe” mesajı verilirken 14 Eylül’de görülecek Sivas Katliamı duruşmasına dikkat çekildi. Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Cumhurbaşkanı, katliam sanıklarını affediyor ancak cezaevleri hasta tutsaklar ile dolu. Davanın zaman aşımı tehlikesine karşı 14 Eylül’de duruşmaya katılalım” dedi.

    Yeşil Sol Parti’nin başlattığı “değişim ve yeniden yapılanma” süreciyle birlikte Ankara’da “Büyük Konferans” gerçekleştirildi. Nazım Hikmet Kültür Merkezinde yapılan programa tüm parti organlarının yanı sıra çok sayıda yurttaş da katıldı.

    2 gün sürecek konferansın yapıldığı salona asılan pankartlarda “Değişimle özgürlüğe” vurgusu öne çıktı. 4. Yapılan Büyük Konferans, yaşamını yitiren devrimciler için yapılan saygı duruşu ile başladı.

    Divana seçilen Mahfuz Güleryüz, yaptığı bilgilendirme ile 4. Konferans ardından kongre sürecine gidileceğini belirterek “Bugün yapacağımız değerlendirmelerde öze dönmenin tartışmasını yapacağız” dedi.

    Mahfuz Eğilmez, konferansın 2. gününde ise Yeşil Sol Parti kongresi için gündemlerin değerlendirileceğini aktardı.

    “KRİZİN BEDELİNİ TÜRKİYE HALKLARI ÖDÜYOR”

    Yeşil Sol Parti Eş Sözcülerinden İbrahim Akın, yaptığı açılış konuşmasında cezaevinde tutulan siyasetçileri selamlayarak konuşmasına başladı. “Çoklu bir kriz içerisindeyiz” diyen Akın, konuşmasında şunları söyledi:

    “Yaşanan bu krizin Kürt sorunun çözümsüzlüğe girmesi nedeniyledir. Dolmabahçe Mutabakatının reddedilmesi ardından bu krizin bedelini Türkiye halkları ödüyor. Bu mesele karşısında yürütülen barış mücadelesi inanılmaz derecede zedelendi ve barış savunucuları bugün Kobane Davası kapsamında yargılanıyor. Sırrı Süreyya Önder, son duruşmada mahkemede ifade verdi. Önder, yapılan yargılamanın usulsüz olduğunu mahkeme heyetine anlattı. Heyet, Sırrı Süreyya Önder’i mahçup halde dinledi.

    Bu süreç bir bütün olarak bizim yargılanma sürecimizdir. Dolmabahçe Mutabakatının sonlandırılması ardından sayın Öcalan ile görüşme yaptırılmıyor ve bir bütün topluma tecrit uygulanıyor. En son Merdan Yanardağ ‘Tecrit insanlık suçudur’ dediği için tutuklandı. Celalettin Can’a tutuklandığı ilk iki gün su verilmemesi, Can Atalay’ın serbest bırakılmaması da bu tecridin sonucu. Eğer bu muhalefetten kurtulmak isteniyorsa 3 maymunu oynamamak gerekiyor. Bu toplumun karşısında muhalefet edip umut verecekseniz Kürt sorunu başta olmak üzere çözümün yapılmadığı bir sonuç asla kurtuluş olmayacaktır. Yeşil Sol olarak 3. yol siyasetinin etkili şekilde hayata geçirilmesi için sorumluluk taşıyoruz. Bizi sıkıştırabilir, bizi seçeneksiz bırakmaya çalışacaklardır ama biz asla vazgeçmeyeceğiz.”

    “YENİ DÖNEMİN YOL HARİTASI OLUŞTURULDU”

    Yerel seçimlere yönelik de değerlendirme yapan Akın “Başarısızlıklarımızı yerel seçimlerle atlatacağız ve bu kayyum rejimini bertaraf edeceğiz” dedi. Özeleştiri sürecinin devam ettiğini de söyleyen İbrahim Akın, halk toplantılarının raporlaştırıldığını ve çalıştayların sürdüğünü belirtti. Yeni dönemin yol haritasının oluşturulduğunu söyleyen Akın, şöyle devam etti:

    “Bu tarihsel paradigmamız inanılmaz saldırı altında. Barış mücadelesini etkili şekilde çıkarma konusunda sizlere güveniyoruz. Talebim, geçmişi sorgulayalım ama önümüze de bakalım. Ortak geleceğimiz için konferansımıza tüm toplumun önem verdiğini biliyorum”

    “BU HALK DİZ ÇÖKMEYECEK”

    Partinin Eş Sözcülerinden Çiğdem Kılıçgün Uçar ise “HDP’nin birikimi özü üzerine bugün buradayız” diyerek şu konuşmayı yaptı:

    “Bundan sonra yol yürüyeceğimiz Yeşil Sol Parti’nin pusulası HDP’dir. Yeni yüzyıla girdik ve değiştirme ısrarımız sürüyor. AKP, bütün krizlerini yeni yüzyıla da taşıdı. Cumhurbaşkanı, ekonomik krizi ‘psikolojik sorun’ olarak yorumladı. Halkı nefessiz bırakan bir ekonomik siyaset yürütüyorlar. Ama AKP’yi ayakta tutan savaş ekonomisini konuşmamız gerekiyor. Yoksullukta eşitlendiğimiz bu süreci yeniden bu salonla düzene koyacağız.

    Nafaka hakkımızın elimizden alınacağı konusunda ‘Müjde’ veriyorlar. Yine torba yasadaki düzenlemede infaz düzenlemesi var ama siyasetçiler yok, tecavüzcüler var. Bir de ÇEDES projesi yürürlüğe konularak okullara imam atıyorlar. Karma eğitimin tartışıldığı bir sürece gelindi. Kadın konferansında da bunlar uzun uzun konuşulup değerlendirildi.

    Kürt sorununu görmeyen bir devlet aklı ile karşı karşıyayız. Halkımızın çocuklarının kemikleri kutularda ailelerine verildi. Devletin direksiyonunda oturan AKP-MHP ahlaksız siyaset yürütüyor. Şunu söylemek gerekiyor, İnan ailesine gönderilen pakette bu halkın direnişi çıktı. Bu halk diz çökmeyecek.

    Yeni cezaevi yapmak gibi büyük hayalleri olan bir hükümet var. Rehine, ölüm rejiminin cezaevlerinde uygulandığını görüyoruz. 2022 yılında 81 hasta tutsak yaşamını yitirdi. Şakir Turan hastalıklarına rağmen serbest bırakılmadı ve yaşamını yitirdi. Ama Recep Tayyip Erdoğan, Madımak sanığı Hayrettin Gül’ü affetti. Davada zaman aşımı tehlikesi var ama katliamı yapanlar, Erdoğan tarafından affedildi. Zaman aşımı tehlikesine karşı 14 Eylül’de yapılacak mahkemede yer alalım.”

    “TECRİDİN KALDIRILMASI İÇİN MÜCADELE YÜRÜTECEĞİZ”

    Devletin, Kürt sorununu derinleştirmek istediğini belirten Çiğdem Kılıçgün Uçar şöyle devam etti:

    “Deyrazor’da yaşananlar ikinci bir Kobane girişimiydi. Kobane’de oluşan birlik Özgür bir Suriye’nin oluşmasını sağlıyor. Arap ve Kürt halkının ortak mücadelesini sahiplenmeye devam edeceğiz. Kürt sorunu bir güvenlik sorunu değil. Bu ülkenin mahkeme tutanakları Kürt halkının savunmalarıyla dolu. Kürt sorunu inkara dayalıdır. Tecrit, Kürt sorununda inkardır. Yeşil Sol Parti olarak bu konuda söylediğimiz her söz saldırı ile karşılanıyor. Ne kadar saldırırlarsa saldırsınlar biz, tecridin kaldırılması için mücadele edeceğiz. Bu ülkede yaşanan yozlaşmayı tecritten uzak ele alamayız. Daha güçlü bir sahiplenme süreci ile karşı karşıyayız.

    Seçim sonrası ciddi toplantılar yaptık. Cesur eleştiriler yapıldı. Bu bize güç kattı. Bugün burası, kararların somutlaşacağı yer olacak. Sevgili Demirtaş’tan, Yüksekdağ’dan, Alp Altınörs’ten, Ertuğrul Kürkçü ve daha birçok arkadaşımızdan öneriler aldık. Özgür topluma yakışır baharlar yaratma amacımız var. Var mısınız değerli arkadaşlar?”

    PİRHA/ANKARA

  • Kenanoğlu, devletin ‘Madımak karnesi’ni açıkladı: Katillerini korumayı sürdürüyorlar-VİDEO

    Kenanoğlu, devletin ‘Madımak karnesi’ni açıkladı: Katillerini korumayı sürdürüyorlar-VİDEO

    PİRHA – 27. Dönem HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, 30. Yılında Sivas Katliamı’na dair devletin yaklaşımını değerlendirdi. Madımak Katliamı’nın devlet eliyle yapılmış bir katliam olduğunu ifade eden Kenanoğlu, “Bu nedenle de devlet kendi katilini koruyor, kolluyor” diye belirtti. Kenanoğlu, Cumhurbaşkan Erdoğan’ın iki katliam hükümlüsünü affetmesine de tepki gösterdi. 

    Halkların Demokratik Partisi 27. Dönem milletvekillerinden Ali Kenanoğlu, Madımak Katliamı’nın 30. yılında gelinen süreci değerlendirdi. 30 yılda iktidarların, Sivas Katliamı’na yönelik tavrını değerlendiren Kenanoğlu, faillerin affedildiğine işaret etti.

    Ali Kenanoğlu, katliamın 30. yılında çeşitli anmalar yapılırken, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, 6 Eylül’de sanıklardan Hayrettin Gül’ü affetmesini eleştirdi.

    Kenanoğlu, dönemin siyasilerinin, katliama dair söylemlerini ise şu şekilde hatırlattı:

    Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel olayları ‘münferit’ olarak nitelendiriyor ve ‘ağır tahrik altında yapılmış bir durum’ diyor. ‘Halk galeyana getirilmiş, güvenlik kuvvetleri ellerinden geleni yapmıştır. Karşıt gruplar arasında çatışma yoktur. Bir otelin yakılmasından dolayı can kaybı vardır’ diyerek olayı hafifletiyor.

    Dönemin Başbakanı Tansu Çiller ise ‘çok şükür otel dışındaki halkımız bir zarar görmemiş’ ifadesini kullanıyor.

    Dönemin Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü ise kendisinin pasif kaldığı eleştirileri üzerine ‘Ne yapayım yetkim yoktu’ ifadelerini kullanıp konuyu kapatıyor.

    Dönemin İçişleri Bakanı Mehmet Gazioğlu, ‘Aziz Nesin’in, halkın inançlarına karşı bilinen tahrikleri ile halk galeyana gelerek tepki göstermiştir’ diyerek olayı meşru bir noktaya çekmeye çalışıyor.

    Muhalefet liderlerinden Refah Partili Necmettin Erbakan ise ‘Sivas’a girmiş bir ekibin, halkı tahrik etmesinin sonucu’ ifadesini kullanıyor.

    Yani iktidarıyla, muhalefetiyle yaşananları normalleştirme girişimi görüyoruz.

    Dönemin Genelkurmay Başkanı Doğan Güneş, zaten tartışmalı bir isim ve kendisinden bu konuda olumlu bir şey çıkmıyor.

    Sivas Valisi Ahmet Karabilgin, ‘Birçok yerden yardım istedim, yardım iş işten geçtikten sonra geldi. Taleplerimi dikkate almayanlara dokunulmadı, diyor.

    Dönemin Sivas Belediye Başkanı Temel Karamollaoğlu da alana ‘Mücahit Temel’ sloganları ile giriyor. Orada ‘gazanız mübarek olsun’ diye başlayan bir konuşma yapıyor. ‘İstediğinizi aldınız, dağılın’ diyor. Daha sonraki bir röportajında da ‘Orada katledilen insanlar yanarak ölmediler, boğularak öldüler’ diyerek meseleyi hafifletmeye çalışıyor. Esasında baktığınız zaman bütün bu durum, yaklaşımı biraz olsun ifade ediyor.”

    TOPLAM 55 FAİL ÇEŞİTLİ CEZALARA ÇARPTIRILDI

    Ali Kenanoğlu, AKP iktidarı dönemine dair de değerlendirme yaptı. 2000 yılında dava sürecinin tamamlandığını belirten Kenanoğlu şunları söyledi:

    “38 kişi hakkında ağırlaştırılmış müebbet, yani idam kararı veriliyor. 13 sanığa 7 yıl, 3 sanığa 20 yıl, bir sanığa 15 yıl veriliyor. Toplamda 55 kişi, çeşitli cezalara çarptırılıyor. Bunların içerisinde kamu yetkilisi kimse yok. Oysa 8 saat boyunca insanların adeta feryat, figan vaziyette katledildiği, herkesin izlediği bir süreç yaşandı.

    Bir taraftan da sözde aranan firariler var. Sivas Katliamı sanığı İhsan Çakmak ilginç bir isimdir. Bu şahıs aranırken askerlik yaptığı öğreniliyor. Ardından evleniyor ve AKP’li İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde işe girip çalışıyor. Sadece bu bile devletin bir bütün olarak Madımak Katliamı’na nasıl yaklaştığını, katilleri nasıl koruyup kolladıklarının çok bariz bir örneğidir.

    “BİR NUMARALI SANIK DÜĞÜN YAPIP EVLENMİŞ”

    Bir numaralı sanık Cafer Erçakmak 18 yıl boyunca aranıyor. Hakkında uluslararası kırmızı bülten çıkartılıyor. Bu şahıs ‘2011 yılında Sivas’ta öldü’ deniliyor ve mezarı açılıp otopsi yapılıyor. Emniyetin çok yakınında bir yerde yaşadığı ortaya çıkıyor.

    Diğer bir sanık Yılmaz Bağ da aranırken Sivas’ta öldüğü ortaya çıkıyor. Yılmaz Bağ da Sivas’ta düğün yapıp evleniyor. Yani arananlar böyle aranıyor.

    “FİRARİ SANIKLARIN İADESİ ETKİN ŞEKİLDE YAPILMIYOR”

    Diğer yandan yurt dışında olan firariler de var. Bu isimlerin nerede oldukları ne iş yaptıkları da biliniyor. Bu isimlerin iadesi etkin bir şekilde yapılmadığı için karşı ülkeler tarafından iade edilmiyor. Burada tabii şunun da sebebi var; Ankara 11 Ağır Ceza Mahkemesi Sivas Katliamı ile ilgili olarak ‘İnsanlığa karşı işlenmiş suç değil’ diyor ve bir terör soruşturması çerçevesi dahilinde konuyu ele alıyor. İlgili bir terör örgütü de bulunamıyor ancak ne hikmetse 11. Ağır Ceza Mahkemesi bunu bir ‘terör eylemi’ olarak değerlendirip ‘İnsanlığa karşı işlenmiş bir suç’ kapsamını almıyor. Bir ‘protesto eylemi yapıldı’ gibi gösterilip Avrupa ülkeleri de doğal olarak bu isimleri vermiyor.”

    “ERDOĞAN, KATLİAMCILARIN SUÇLARININ OLMADIĞINI SÖYLÜYOR”

    13 Mart 2012 yılında verilen zaman aşımı kararına da değinen Ali Kenanoğlu, “Zaman aşımı kararı ‘İnsanlığa karşı işlenmiş bir suç’ denilmediği için veriliyor. Zaman aşımı karşısında iktidarın sergilenmiş olduğu tavır ise şöyle; Recep Tayyip Erdoğan ‘Milletimiz, ülkemiz için hayırlı uğurlu olsun’ diyor. Ve aynı gün Recep Tayyip Erdoğan ‘Sivas’a gittiğimde birçok kez 15, 18, 19 yaşındaki kız çocukları, babalarının hiçbir suçu olmadığı halde idama mahkum oldukları için hüngür hüngür ağlıyorlar’ diyor. Bir başbakan olarak katliamcıların hiçbir suçlarının olmadığını ifade ediyor” diye konuştu.

    KATLİAM RAPORLARINDAKİ DETAYLAR!

    Ali Kenanoğlu, 2012 yılında Abdullah Gül tarafından yeni bir soruşturma sürecinin başlatıldığını ve Devlet Denetleme Kurulu’nun hazırlamış olduğu raporlara da işaret etti. Kenanoğlu şöyle devam etti:

    “Kamu ihmali nedeniyle bu sürecin yaşandığını, ‘kimi tahrik’ diye adlandırılan konular olsa dahi yapılanın hiçbir şekilde meşru kılınamayacağı, suçu hafifletemeyeceği de ifade ediliyor. Devlet Denetleme Kurulu’nun bu raporu sonrasında dönemin kamu görevlilerine yönelik bir soruşturma hiçbir şekilde başlatılmıyor. Bu rapor da sümen altı ediliyor ve tarihin tozlu raflarına gönderiliyor.”

    “YILDIRMA POLİTİKASI UYGULANIYOR”

    Madımak Oteli’nin bir utanç müzesine dönüştürülmesi yönündeki taleplere de değinen Kenanoğlu, konuşmasında şu hususlara dikkat çekti:

    “Bu otelin bir tür ibret müzesine dönüştürülmesi için talepler dile getiriliyor. Madımak Oteli kimi Alevi iş insanları tarafından satın alınmak isteniyor ama devletin, buranın satılmasına müsaade etmeyeceği ve satışın devlet tarafından kontrole tabi olduğu ifade ediliyor. Sonrasında devlet burayı kamulaştırıyor ve burayı bir anı evi yapıyor. Buraya 33 katliam mağduru canımızın ismini yazıyor ve onun yanına da iki otel görevlisinin ismi de yazılıyor. Daha sonrasında bir feci olay daha yaşanıyor ve iki katilin ismi de aynı yere yazılıyor. Katillerle, katledilenler eşit tutuluyor. Bu konuda aileler çokça itiraz etti. Özellikle Hüseyin Karababa tarafından dava açıldı ve bu dava neticesinde bu isimler sökülmek durumunda kalındı.

    Her yıl burada anmalar yapılıyor. Anmalarda da yine her yıl yasaklamalar, engellemeler yaşanıyor. Anmayı düzenleyen tertip komitelerine de her yıl davalar açılıyor. Bir yıldırma politikası uygulanıyor. Diğer taraftan Sivas’taki yerel basın ve sivil toplum örgütleri ise ‘Sivas’a gelmeyin bu olayı unutun’ diyorlar.”

    “GENEL OLARAK CUMHURBAŞKANI HİZBULLAH ÜYELERİNİ VE MADIMAK KATİLLERİNİ SERBEST BIRAKIYOR”

    Ali Kenanoğlu, katliam sanıklarından iki hükümlünün affedilmesi konusuna da değindi. 31 Ocak 2020 tarihinde Ahmet Turan Kılıç ve 6 Eylül’de Hayrettin Gül‘ün serbest bırakıldığının altını çizen Kenanoğlu şöyle devam etti:

    “Benzer durumdaki hasta tutsaklarla bu durumu kıyaslamamız gerekiyor. İnsan Hakları Derneği’nin verilerine göre şu anda 1517 hasta tutsak var. Bunların 651’inin durumu ağır. 2021 yılında hapishanelerde 46 hasta kişi yaşamını yitirdi, 2022 yılında 78, 2023 yılında ise şimdiye kadar 15 kişi yaşamını yitirdi. Genel olarak cumhurbaşkanının, Hizbullah üyeleri ve Madımak katillerini serbest bıraktığına tanık oluyoruz. Ama muhalif ya da Kürt kimliğindeki insanlara karşı adeta cezaevleri ölüm haneye dönüşüyor. Mehmet Emin Özkan, ilginç bir örnektir. Milletvekilliği süresince de gündemde tutmaya çalıştım, kendisi yaklaşık bir ay önce serbest bırakıldı. Hakkında, iki tanığın ifadesi ile tutuklandı. Tanıklar daha sonra ifadeleri işkence altında verdiklerini söylediler. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, konuya ilişkin ihlal kararı verdi. Daha sonra yargılama süreci yeniden devam etti ve süreç halen de devam ediyor. Özkan 84 yaşına kadar hasta bir vaziyette cezaevine tutuldu. Dolayısıyla kıyasladığımız zaman bir eşitlik, adalet olmadığını ve burada da ayrımcılığın yapıldığını çok rahat şekilde görüyoruz.

    Verdiğimiz örneklerle devlet bir bütün olarak AKP öncesi ve AKP sonrası da Madımak Katliamı’na bu gözle bakıyor. Yani katliamı yumuşatan, neredeyse meşrulaştıran, tahriklere bağlayan bir yerden bakıyorlar. Bu meselenin unutulması gerektiğini söylüyorlar.”

    “DEVLET ELİYLE YAPILMIŞ BİR KATLİAM”

    Yapılan anmalara ana muhalefetin ya da iktidar yetkililerinden hiçbir liderinin katılmadığını da söyleyen Ali Kenanoğlu, son olarak şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Genel başkanların anmalara katılmadığını gördük. Tek bir parti hariç, o da HDP… HDP eş genel başkanlarından birisi mutlaka her yıl bu anmalara katıldı, katliamı lanetleyip Alevilerin yanında olduklarını ifade ettiler. 2 Temmuz 1993’te yaşanan Madımak Katliamı’nın devlet eliyle yapılmış bir katliam olduğunu biliyoruz. Bu nedenle de devlet kendi katilini koruyor, kolluyor. Devlet kendi katliamını örtbas eden, neredeyse de meşrulaştıran bir yerden meseleyi ele alıyor. ‘Devlette devamlılık esastır’ deniliyor ya işte bu katliamda devlette devamlılığın nasıl esas olduğunu görüyoruz. İktidarlar değişse de devlet aklı değişmiyor. Kendi katillerini korumayı sürdürüyorlar. Biz de buna karşı bütün mücadelemizi sürdürüp bu tür durumları deşifre etmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Madımak’ta katledilen Nurcan Şahin’in babası Mahmut Şahin Hakk’a uğurlandı-VİDEO

    Madımak’ta katledilen Nurcan Şahin’in babası Mahmut Şahin Hakk’a uğurlandı-VİDEO

    PİRHA-Sivas Katliamı’nda kızı Nurcan Şahin’i yitiren Mahmut Şahin, Ankara’da dün Hakk’a yürüdü. Şahin, Batıkent Pir Sultan Abdal Cemevinden memleketi Sivas’a uğurlandı.

    Beyin kanaması sebebiyle 5 Eylül’de Hakk’a yürüyen Mahmut Şahin için Batıkent Pir Sultan Abdal Cemevinde uğurlama erkanı düzenlendi. Çok sayıda yurttaşın katıldığı cenaze erkanını Dede Hasan Şeneldik yürüttü.

    Sivas Katliamı davasının avukatlarından Şenal Sarıhan, törende yaptığı konuşmada duygularını şu cümlelerle ifade etti:

    “Her duruşma günü salon önünde dimdik durarak adalet için mücadele etti Mahmut Şahin. Bu duruş, Türkiye’nin birliği ve kardeşliği adına örnektir. Bugün Cumhurbaşkanı kararı ile sanıklardan biri daha salıverildi. Onlar insanlığa karşı suç işlediler. Bu suçun affı olmaz. Bizler adalet gelsin, yeni katliamlar olmasın mücadelesini yürütüyoruz. Bu mücadeleyi yürüten isimlerden birisi de Mahmut ağabeyimizdi. Işıklar içinde uyusun. Ayın 14’nde (14 Eylül) duruşmamız var ama o gün maalesef bir kişi eksik olacağız.”

    92 yaşındaki Mahmut Şahin, Sivas’ın Şarkışla ilçesine uğurlandı. Şahin, 7 Eylül’de Saraç köyünde toprağa sırlanacak.

    PİRHA/ANKARA

  • ABF: Sivas Katliamı hükümlüsünün affı aleni tehdit ve gözdağıdır

    ABF: Sivas Katliamı hükümlüsünün affı aleni tehdit ve gözdağıdır

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Sivas Katliamı davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen Hayrettin Gül’ün cezasını kaldırmasına tepki gösterdi. ABF, Hayrettin Gül’ü affedilmesi başta Aleviler olmak üzere emek ve demokrasi güçlerine verilmiş bir gözdağı, aleni bir tehdittir” dedi.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 2 Temmuz 1993’te 33 kişinin yakılarak katledilmesine dair açılan Sivas Katliamı davasında idama mahkum edilen Hayrettin Gül’ün ağırlaştırılmış müebbet hapse çevrilen cezası, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından ‘sürekli hastalık’ gerekçesiyle kaldırdı.

    Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan karara Alevi kurum ve örgütleri tepkiler yağmaya başladı.

    “BU KARAR MAHKEME HEYETİ ÜZERİNDE BASKI OLUŞTURMAKTIR”

    Alevi Bektaşi Federasyonu yazılı bir açıklamada Madımak Katliamı’nın insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğunu ve bu tür suçlarda cezanın indiriminin de affının da olmaması gerektiğinin altını çizdi.

    Aynı zamanda bu kararın, 14 Eylül’de Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek olan Madımak Katliamı davasında Mahkeme Heyeti üzerinde baskı oluşturacağı belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “AKP’li Cumhurbaşkanı vermiş olduğu bu af kararı ile tarafını bir kez daha açıkça belli etmiştir. Cumhurbaşkanı bu kararı ile Mayıs seçimleri öncesi ittifak yapmış olduğu Yeniden Refah Partisi, Büyük Birlik Partisi ve Hizbullah’ın uzantısı olduğu iddia edilen HÜDA-PAR’a vermiş olduğu sözleri tutmasının yanı sıra görülecek olan davada Mahkeme heyeti üzerinde bir baskı oluşturmaktadır. Dün katillerin zamanaşımı kılıfı altında beraat ettirilmesine ‘Hayırlı olsun’ derken, bugün aleni olarak 14 Eylül’de görülecek olan davanın mahkeme heyeti üzerinde baskı oluşturuyor.

    “YAKANLARI DA AKLAYANLARI DA AFFETMEYECEĞİZ”

    Düzmece deliller ve düzenlenen kumpaslarla AKP zindanlarında tutsak edilen yüzlerce aydın, muhalif siyasetçi, gazeteci, sendikacı, iş insanı sağlık sorunları ile boğuşurken AKP’li Cumhurbaşkanı’nın Hayrettin Gül’ü affetmesi başta Aleviler olmak üzere emek ve demokrasi güçlerine verilmiş bir gözdağı, aleni bir tehdittir.

    Bizler bu davanın peşini bırakmayacağız. Bizlerin çocuklarına bırakacağı en büyük miras bu davanın takibidir. Çünkü bu dava insanlık davasıdır. Biz Aleviler yakanları da aklayanları da affetmeyeceğiz. Onlar katilleri affedebilir ancak halkın vicdanında asla affedilmeyeceklerdir.”

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER:

    Erdoğan, 33 insanı yakarak katleden hükümlülerden Hayrettin Gül’ün de cezasını kaldırdı

    Erdoğan’ın Sivas Katliamı hükümlüsünü affetmesine Alevilerden tepki

    PSAKD’den Erdoğan’ın kararına tepki: Madımak’ta vicdanlar bir kez daha yıkıldı!

    Fırat: Madımak hükümlüsü Hayrettin Gül’e getirilen af, diğer mahkûmlara neden uygulanmıyor?

    FEDA: Madımak katilinin hasta olduğu gerekçesi ile salıverilmesi aymazlıktır

  • FEDA: Madımak katilinin hasta olduğu gerekçesi ile salıverilmesi aymazlıktır

    FEDA: Madımak katilinin hasta olduğu gerekçesi ile salıverilmesi aymazlıktır

    PİRHA- AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Madımak Katliamı hükümlüsü Hayrettin Gül’ün cezasını kaldırmasına Demokratik Alevi Federasyonu’ndan tepki geldi. FEDA, “Zindanlarda siyasi düşüncelerinden dolayı binlerce hasta tutsak Adli Tıp raporlarına rağmen tutulurken, bir katilin hasta olduğu gerekçesi ile salıverilmesi aymazlıktır” dedi. 

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2 Temmuz 1993’te Madımak otelinde 33 kişinin yakılarak öldürüldüğü katliam davasından idama mahkûm edilen Hayrettin Gül’ün ağırlaştırılmış müebbet hapse çevrilen cezasını ‘sürekli hastalık’ gerekçesiyle kaldırdı.

    Katliam hükümlüsünün cezasının kaldırılmasına Alevi örgütlerinden tepkiler yükseliyor. Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), yazılı bir açıklama yaparak, “Pan Türkçü ve Pan İslamist iktidar, bir yandan Alevilere yeni bir bellek ve yeni bir don biçmeye çalışırken diğer yandan da Alevi Katliamı’nda suçu sabit olan ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsünü affediyor” diyerek tepki gösterdi.

    “Zindanlarda siyasi düşüncelerinden dolayı binlerce hasta tutsak Adli Tıp raporlarına rağmen tutulurken, bir katilin hasta olduğu gerekçesi ile salıverilmesi aymazlıktır” diyen FEDA şu açıklamayı yaptı:

    “AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 2 Temmuz 1993’te 33 kişinin yakılarak katledildiği Sivas Katliamı davasında idama mahkum edilen Hayrettin Gül’ün ağırlaştırılmış müebbet hapse çevrilen cezasını ‘sürekli hastalık’ gerekçesiyle kaldırdı.

    Pan Türkçü ve Pan İslamist iktidar, bir yandan Alevilere yeni bir bellek ve yeni bir don biçmeye çalışırken diğer yandan da Alevi Katliamı’nda suçu sabit olan ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsünü affediyor. Tamda Sivas Katliamı’nda henüz 18 yaşındayken katledilen Nurcan Şahin’inin babası Mahmut Şahin Hakk’a yürürken katili affediliyor.

    “ERDOĞAN, KÜRTLERİN VE ALEVİLERİN KATİLLERİNİ CEZASIZLIKLA ONURLANDIRMIŞTIR”

    Zindanlarda siyasi düşüncelerinden dolayı binlerce hasta tutsak Adli Tıp raporlarına rağmen tutulurken, bir katilin hasta olduğu gerekçesi ile salıverilmesi aymazlıktır. Daha önce Sivas davası sanıklarından Ahmet Dede’yi, Mayıs seçimleri öncesinde Hizbullah sanıklarını bıraktıran Erdoğan, Hayrettin Gül’ü de bıraktırarak Kürtlerin ve Alevilerin katillerini cezasızlıkla onurlandırmıştır.

    “BİZ AFFETMEYECEĞİZ!”

    Ülkede düşüncesinden dolayı onbinlerce tutsak, yüzlerce aydın, yazar, gazeteci ve sanatçı, halkın özgür iradesi ile seçtiği milletvekili ve belediye başkanları cezaevlerinde açıkça işkence altındayken, katil olduğu mahkemelerce suçu sabit görülenleri affetseniz de biz affetmeyeceğiz.
    Herkesi evrensel hukuka davet ediyor, çifte standarttan vazgeçmeye çağırıyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER:

    > Erdoğan, 33 insanı yakarak katleden hükümlülerden Hayrettin Gül’ün de cezasını kaldırdı
    > Erdoğan’ın Sivas Katliamı hükümlüsünü affetmesine Alevilerden tepki

     

  • Fırat: Madımak hükümlüsü Hayrettin Gül’e getirilen af, diğer mahkûmlara neden uygulanmıyor?

    Fırat: Madımak hükümlüsü Hayrettin Gül’e getirilen af, diğer mahkûmlara neden uygulanmıyor?

    PİRHA-Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Sivas Katliamı davasında idama mahkûm edilen Hayrettin Gül’ün ağırlaştırılmış müebbet hapse çevrilen cezasının affedilmesini Meclis’e taşıdı. Fırat, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a, “Madımak sanığı Hayrettin Gül’e getirilen bu af, diğer mahkûmlara neden uygulanmamaktadır? Bu bir ayrımcılık değil midir?” diye sordu. 

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2 Temmuz 1993’te Madımak otelinde 33 kişinin yakılarak öldürüldüğü katliam davasından idama mahkûm edilen Hayrettin Gül’ün ağırlaştırılmış müebbet hapse çevrilen cezasını ‘sürekli hastalık’ gerekçesiyle kaldırdı.

    Yeşil Sol Parti Milletvekili Celal Fırat, konuyla ilgili Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a soru önergesi sundu.

    “MADIMAK SANIĞINA AF ÇIKARMASI VİCDANLARI BİR KEZ DAHA YARALAMIŞTIR”

    Celal Fırat sunduğu soru önergesinin gerekçesinde şu ifadelere yere verdi:

    “Bilindiği gibi, 2012 yılında o dönemin başbakanı olan Erdoğan, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Sivas Katliamı davasının zaman aşımına uğraması ile bazı sanıklar hakkında davanın düşürülmesini de ‘hayırlı olsun’ sözleriyle değerlendirmiştir.
    Son verilere göre şu an Türkiye’deki 407 cezaevinde kapasitesi 299.980 olduğu halde 342 bine yakın mahkûm olduğu bilinmektedir. Cezaevlerinde yoğun hak ihlalleri arasında sağlığa erişim hakkının engellenmesi beraberinde hasta mahpus sayısını giderek artırmaktadır. İHD verilerine göre; 2022 yılında 78, 2023 yılının ilk 5 ayında ise 15 mahpus cezaevinde yaşamını yitirmiştir. Hâlâ 651’i ağır olmak üzere 1517 hasta tutuklu cezaevinde bulunmaktadır.
    Cezaevinde ağır hasta olduğu halde yanlı adli tıp raporları gerekçe gösterilerek salıverilmeyen, ölüme terkedilen mahkûmlar olduğu bilinmektedir.
    Yaşanan bu gerçekliklere rağmen Cumhurbaşkanı’nın Madımak sanığına af çıkarması başta Aleviler olmak üzere tüm demokratik kamuoyunda tepki ile karşılanmış ve vicdanları bir kez daha yaralamıştır.
    Sivas Katliamı davasında idama mahkûm edilen daha sonra cezası ağırlaştırılmış müebbet hapse çevrilen Hayrettin Gül’ün, 28 Şubat (1997) davasında “mağdur” sıfatıyla yer aldığı da ortaya çıkmıştı.
    Cumhurbaşkanı Erdoğan 31 Ocak 2020’de de yine Sivas Katliamı Davası’nda ağırlaştırılmış müebbet hapse çarptırılan 86 yaşındaki hükümlü Ahmet Turan Kılıç’ın kalan cezasının kaldırılmasına karar vermişti.

    “İNSANLARIN ACILARININ BU KADAR ÜZERİNE BASMAK VİCDANSIZLIKTIR”

    Cezaevlerinde hasta olan onlarca insanın ölümüne göz yummakta, ancak Sivas’ın katillerine özel muamelede bulunmaktadır. Sivas katliamı, bu ülkenin Alevilerinin, vicdanlı bütün insanlarının yüreğini dağlayan bir katliamdır. İnsanların acılarının bu kadar üzerine basmak vicdansızlıktır. Tam da 14 Eylül Sivas davası öncesi gerçekleşen bu af girişimi çokta manidardır.

    Sivas Katliamı’nda 33 canımızın yanarak ölmesine sebep olanlar, aradan 30 yıl geçmesine rağmen tam anlamıyla hesap vermemişlerdir. Hukuksuz bir yargılama süreci nedeniyle dava net olarak aydınlatılamamış, davanın arkasındaki sis perdesi kasıtlı ortaya çıkarılmamıştır. Katliamdan sorumlu olanlar sürekli kollanmış, yaşanan bu son örnek ise hasta mahkûmlar arasındaki ayrımcılığı bir kez daha açıkça gözler önüne sermiştir.
    Bu karar, kabul edilemez. Herkes Sivas Katliamı davasında adalet beklerken, hiç olmazsa ceza alanların mahkûmiyetlerini cezaevinde tamamlamalarını beklerken, Cumhurbaşkanı’nın bu af kararına imza atması ile katillerin aradan yıllar geçmesine rağmen aynı şekilde korunduğu, kollandığı ve ödüllendirildiği iddiamız geçerliliğini korumaktadır.

    Anayasanın 104. maddesinde Cumhurbaşkanının görev ve yetkileri arasında “Sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebiyle kişilerin cezalarını hafifletir veya kaldırır” hükmü yer almaktadır. Bugün cezaevlerinde çok ciddi sıkıntılar yaşanmaktadır. Hasta ve yaşı ilerlemiş mahkumların cezaevinde tutulması kabul edilemez. Bu durum böyle devam ettiği sürece içeriden insanların ancak cenazeleri çıkacaktır.”

    “BU AF DİĞER MAHKÛMLARA NEDEN UYGULANMAMAKTADIR”

    Milletvekili Fırat, soru önergesinde konu ile ilgili Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a yanıtlaması istemiyle şu soruları sordu:

    1- Madımak sanığı Hayrettin Gül’e getirilen bu af, diğer mahkûmlara neden uygulanmamaktadır? Bu bir ayrımcılık değil midir? Hangi ölçütlere göre hasta mahkûmlar tahliye edilmektedir?
    2- Cumhurbaşkanına tanınan bu yetki neden bütün hasta tutuklulara kullanılmamaktadır?
    3- Hasta ve yaşı ilerlemiş tüm mahkumların serbest bırakılması için bir çalışmanız var mıdır?
    4- Uluslararası hukukta da iç hukukta da tanımlanmış ‘insanlığa karşı işlenen suçlar’ kapsamında olan Sivas Katliamı davası neden zaman aşımına uğratılmaktadır?

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER:

    Erdoğan, 33 insanı yakarak katleden hükümlülerden Hayrettin Gül’ün de cezasını kaldırdı

    Erdoğan’ın Sivas Katliamı hükümlüsünü affetmesine Alevilerden tepki

    PSAKD’den Erdoğan’ın kararına tepki: Madımak’ta vicdanlar bir kez daha yıkıldı!

  • Erdoğan, 33 insanı yakarak katleden hükümlülerden Hayrettin Gül’ün de cezasını kaldırdı

    Erdoğan, 33 insanı yakarak katleden hükümlülerden Hayrettin Gül’ün de cezasını kaldırdı

    PİRHA- AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Sivas Madımak oetlinde 33 insanı yakarak katledenler arasında bulunan hükümlü Hayrettin Gül’ün cezasını hastalık gerekçesiyle kaldırdı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sivas Madımak Katliamı hükümlüsü Hayrettin Gül’ün kalan cezasını ‘hastalı’ gerekçesiyle kaldırdı.

    Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayınlanan karara göre, Madımak Katliamı’nın faillerinden Hayrettin Gül‘ün cezası ‘sürekli hastalık’ gerekçesiyle kaldırdı.

    Sivas’ta 2 Temmuz 1993’te Madımak otelini yakarak 33 kişinin ölümüne neden olan katliama ilişkin görülen davada Hayrettin Gül hakkında, Ankara 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi’nce idam kararı verilmiş, idam kararının kaldırılmasının ardından cezası ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çevrilmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Asaf Koçak Portre Karikatürleri Sergisi açıldı- VİDEO

    Asaf Koçak Portre Karikatürleri Sergisi açıldı- VİDEO

    PİRHA -Asaf Koçak Portre Karikatürleri Sergisi Ankara’da açıldı. “Sivas’ı unutmayalım!” çağrısı ile açılışı yapılan sergi 1 hafta boyunca ziyarete açık olacak.

    2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak Oteli’nde katledilen Sanatçı Asaf Koçak anısına Ankara’da “Asaf Koçak portre karikatürleri sergisi” açıldı.

    Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezinde yapılan sergi açılışına ilgi bir hayli yoğun oldu.

    “SİVAS’I UNUTMAMAK İÇİN”

    Karikatürcüler Derneği Başkanı Metin Peker, PİRHA’ya yaptığı açıklamada Asaf Koçak’ın, Karikatürcüler Derneği’nin çok önemli bir üyesi olduğunu vurguladı. Peker, Karikatürcüler Derneği olarak ulusal ve uluslararası karikatür sanatçılarının Asaf Koçak ile ilgili çizgilerini kitaplaştırdıklarını da duyurdu. Kitapta 150 eserin görülebildiğini belirten Peker, sergide ise 65 eserin yer aldığını söyledi.

    Sergiyi Türkiye’nin çeşitli illeri ve Avrupa’ya da taşımak istediklerini belirten Metin Peker, “Hedefimiz, Asaf Koçak nezdinde Sivas’ta yapılan insanlık dışı katliamı unutturmamak. Asaf Koçak benim çok yakın bir arkadaşımdı. Birlikte ortak sergilerimiz de oldu. Sivas’ı unutmamak için bütün herkes gelsin bu sergiyi görsün” diye konuştu.

    14 EYLÜL’E ÇAĞRI!

    Sergi açılışında konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe ise 14 Eylül’de Ankara’da görülecek Sivas Katliamı Davasını hatırlatarak şunları söyledi:

    “Bu çalışmaya emek veren herkese aşk olsun. Zaman aşımına uğratılamayacak bir gerçekle karşı karşıyayız.  Bu katliamın, hafızalardan silinmesine kimsenin gücü yetmeyecek. Bu yüzleşme gerçekleşmeden ülke demokratikleşemeyecek, kimse özgürleşemeyecek. Eğer Sivas’ın öncesi ve sonrası ile yüzleşemezsek bu katliamlar sonlanmaz. Onları katledenler tarih boyunca her gün lanetlenecekler. Bu ayın 14’nde çok riskli bir dava var. Madımak Davası görülecek. Ne yazık ki ‘30 yıl doldu’ denilerek zaman aşımı kararı verebilirler. İnsanlık suçlarında zaman aşımı olmaz. Er ya da geç bizler o divanı kurup o katilleri, gerçek planlayıcıları yargılayacağız. 14’nde herkesi o duruşmaya bekliyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Yazar İlhan Cem Erseven, sevenleri tarafından son yolculuğuna uğurlandı-VİDEO

    Yazar İlhan Cem Erseven, sevenleri tarafından son yolculuğuna uğurlandı-VİDEO

    PİRHA – Alevi yazar Yazar İlhan Cem Erseven, Ankara’da Batıkent Cemevi’nden Hakk’a uğurlandı. Erseven’in cenazesi Karşıyaka Mezarlığı’nda toprağa sırlandı.

    Önceki gün Hakk’a yürüyen Alevi öğretisi ve inancı konusunda araştırmaları ile tanınan Yazar İlhan Cem Erseven için Ankara’da Hakk’a uğurlama erkanı düzenlendi.

    Batıkent Pir Sultan Abdal Cemevi’nde yapılan töreni Sarı Saltuk Ocağı mensubu Şahin Polat ile Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Çorum Şube Başkanı Nurettin Aksoy birlikte yürüttü. Erseven, Karşıyaka Mezarlığı’nda toprağa sırlandı.

    SEMAHLARLA İLGİLİ İLK KİTAP ÇALIŞMASI YAPAN İSİM!

    Sivas Katliamı’ndan kurtulan isimlerden biri olan İlhan Cem Erseven’in arkadaşları, duygularını PİRHA ile paylaştı.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) yöneticilerinden Emel Uzman, “İlhan Cem, kırmayan, dökmeyen, toplayan, naif büyük bir emekçiydi. Yol’a hizmeti çok büyüktür. Devri asan olsun” sözleriyle Erseven’i anlattı.

    Akademisyen Metin Turan ise “İlhan Can Erseven, çalışkanlığı ve konuya hakim olma kültürü ile belki de bu camia içerisinde ayrıcalıklı bir yere sahipti. Çünkü Türkiye’de ilk kez semahlarla ilgili çalışmayı İlhan Cem Erseven yapmıştı. Demokratik kitle örgütlerinde almış olduğu görevleri, yerine getirmiş olduğu sorumluluklar onu bu konudaki tutarlı bir hak mücadelecisi olduğunun belirgin bir işaretidir” cümleleri ile duygularını paylaştı.

    “KEMALETİ BULMUŞ BİR İNSANDI”

    Yazar Ayhan Aydın da Erseven’in edebiyata önem veren bir isim olduğunun altını çizerek, “Alevilerin tipolojik olarak imgeledikleri, insan-i kamil mertebesinde, hoşgörü timsali, sevgi insanıydı. 30 yıllık ağabeyimdi, dostumdu, canımdı. Belki de camiada en yoğun olduğum insanlardan birisiydi. Uzun yıllar birlikte çalışmalarımız oldu. Çünkü Sivas kıyımlarının içerisinden çıktıktan sonra o travmaları yaşarken, insana ilişkin duygularını devamlı çoğaltan, kemaleti bulmuş bir insandı” dedi.

    İLHAN CEM ERSEVEN KİMDİR?

    1954’de Çorum’un Alaca ilçesinde doğdu. İlk ve ortaokulu Alaca’da, lise ve yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Fransızca Bölümü’nden mezun oldu. Daha sonra A.Ü. Eğitim Bilimleri Fakültesi Güzel Sanatlar Bölümü’nde ön lisans yaptı.

    1980’de de öğretmenliğe başladı. Ankara/Çubuk, Dersim ve yeniden Ankara’nın içinde birçok okullarda görev yaptı.

    1976’da Edebiyat dünyasına adım attı. Şiir, öykü ve makaleleri çeşitli gazete ve dergilerde yayınlandı. Basılmış 2 araştırma, 2 çeviri kitabı bulunmaktadır.

    MEB Açık Öğretim Lisesi (şimdiki Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü) için televizyon eğitim programlarında senarist, tasarımcı ve yapımcı-yönetmen olarak çalıştı. 2008-2011 yılları arasında Ankara Yol TV’de yöneticilik ve program (3Can1Cem ve Gözgü) sunuculuğu yaptı.

    Yönetmenliğini yaptığı kimi belgeseller

    Allı Turnam – 1994 – Yapımcı, Yönetmen

    Sazın Bir Öyküsü – 1998 – Yapımcı, Yönetmen

    Okunacak En Büyük Kitap İnsandır – 1998 Senarist (Hacı Bektaş Veli Belgeseli)

    Ekinler Kan İçindeydi – 2010 – Yapımcı, Yönetmen

    PİRHA/ANKARA

  • Mersin’de Sivas anması: Devlet kendini bu katliamdan soyutlayamaz-VİDEO

    Mersin’de Sivas anması: Devlet kendini bu katliamdan soyutlayamaz-VİDEO

    PİRHA- Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, Sivas Katliamı’na ilişkin basın açıklaması yaptı, yaşamını yitirenler için karanfil bıraktı. Açıklamada, “Şehrin merkezinde polisin, jandarmanın gözü önünde bir güruh tekbir sesleri getirerek insanları diri yakıyorsa devlet kendini bu katliamın vebalinden soyutlayamaz” denildi.

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, 2 Temmuz Madımak Katliamı sebebiyle Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. ‘Madımak Katliamını unutmadık, unutturmayacağız’ yazılı pankartın açıldığı açıklamada “Sivas’ın ateşi katilleri yakacak”, “Sivas’ı unutma unutturma” sloganları atıldı.

    “MADIMAK’TA YAKILAN İNSANLIK”

    Platform adına açıklamayı yapan Hakkı Demir, katliamın gerçek suçlularının 30 yıl geçmesine rağmen hala yargılanmadığını söyleyerek zaman aşımına dikkat çekti. Demir, “2 Temmuz 1993’te Sivas’a, Pir Sultan Abdal Kültür Etkinlikleri’ne giden canlarımızdan 33’ü, Madımak Oteli’nde yakılarak katledildi. 30 yıldır süren bu davada gerçekler ortaya çıkmadı, katliamın gerçek suçluları yakalanıp hesap vermedi. Sivas Katliamı ana davası 2012 yılında zaman aşımına uğratıldı. Din ve inanç özgürlüğü, düşünce ve ifade özgürlüğü gibi evrensel  insan hakları prensiplerini yok sayan ve yine farklılıkları zenginlik olarak görmeyip tekçi, baskıcı bir sistemi tesis etmek ve daim kılmak isteyen politikalar ve uygulamalar, ötekileştirici, kutuplaştırıcı tutum ve davranışlar, nefret söylemleri Madımak Katliamına yol açmıştır” sözlerini kullandı.

    “ETKİLİ SORUŞTURMA YAPILMADI”

    Hakkı Demir, yaşanan katliamın tüm boyutları ile etkili bir şekilde soruşturulmaması, bazı faillerin ve gerçek sorumluların bulunup, yargı önüne çıkarılmamasının acıları arttırdığına işaret etti.

    Demir, “Hiçbir provokasyon ve kışkırtma; insanlık değerleriyle, kültürüyle yetişmiş bir insana ya da insan topluluklarına insanları diri diri yaktıramaz. Ve yine bir şehrin merkezinde polisin, jandarmanın gözü önünde bir güruh tekbir sesleri getirerek insanları diri yakıyorsa devlet kendini bu katliamın vebalinden soyutlayamaz. Sivas Madımak’ta yaşanan katliama ilişkin hakikatin ortaya çıkarılması, geçmişle gerçek bir yüzleşme sürecinin yaşanması ve en önemlisi baskıcı zihniyetin değişmesi gerekmektedir. Bu zihniyet değişikliğinin yapılması ise insan haklarının prensiplerinin tamamen yaşama geçirilmesi ile mümkündür” dedi.

    “MADIMAK KATLİAMI SON DERECE PLANLIYDI”

    Açıklamada Alevi Kültür Dernekleri Mersin Şubesi adına konuşan Aziz Durdu, Madımak Katliamının planlanarak yapıldığına vurgu yaparak, “2 Temmuz öncesinden yobazların halkı galeyana getirmek için bildiri dağıtmaları, camilerde halkı örgütlemeleri, kin ve nefret söylemlerini arttırmaları, vahşetin kaçınılmaz olduğunu göstermiştir. Zaten katliamın olduğu gün polis ve askerin orada olmayışı her türlü zemini hazırlamaya yetmişti. Vahim olan, bir durum ise o dönemin devlet yöneticilerinin garipsenecek açıklamalarıydı. Aradan geçen bunca zamana rağmen, devlet 2 Temmuz ile yüzleşmemiştir. Geldiğimiz şu güne kadar karanlık odaklar açığa çıkarılmasını bırakın, hâlâ karanlık günü destekleyici unsurlar devam etmektedir” şeklinde konuştu.

    “ALEVİLER HALA HEDEF GÖSTERİLİYOR”

    Katliamın çözümlenememesi Alevilerin devlete olan güvenini azalttığını söyleyen Durdu, şu ifadeleri kullandı.

    “Günümüzde bile Alevilerin evleri işaretlenerek zaman zaman hedef gösterilmektedir. Aslında Yezid zihniyetinin, Kerbela’dan sonra Sivas, Maraş, Çorum, Malatya ve ülkemizin birçok yerinde katliamlar yaptıklarını görüyoruz. Bu katliamların aydınlanması için adalet arayışımız devam ediyor ve devam etmeyi de sürdüreceğiz. Davaların zaman aşımına uğramaları bizlerin, vicdanlarımızdaki yargılanmalarını bitirmeyecektir. 2 Temmuz yobazların Cumhuriyeti ateşe verdiği gündür, insan sevgisinin bittiği hoşgörünün yok olduğu, insanların yakıldığı gündür.

    Karanlık zihniyetler, aydınları yakan ülkelerin, karanlığa mahkûm olacaklarını bilmeyenlerdir. Bizler her zaman olduğu gibi yine meydanlardayız, olmaya da devam edeceğiz. Kimse bizden susmayı beklemesin. Katillerin cezalandırılması için her anlamda mücadele edeceğimizden kimsenin kuşkusu olmasın”

    Açıklamanın ardından katliamda yaşamını yitirenler için karanfil bırakıldı.

    PİRHA/MERSİN

  • Düzgün Baba Cemevi’nde Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı-VİDEO

    Düzgün Baba Cemevi’nde Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı-VİDEO

    PİRHA- Düzgün Baba Cemevi’nde Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı. Aydın ve sanatçıların Madımak Oteli’nde yakılarak öldürüldüğünü söyleyen Kureyşan Ocağı evladı Kazım Açıktepe, “Yıllardır bu yolu, bu inancı bırakmadık ve devleti yönetenler bizi katletti” dedi.

    2 Temmuz 1993’te radikal dinci kalabalığın Madımak Oteli’ni ateşe vererek 33 insanı katletmesinin üzerinden 30 yıl geçti.

    Düzgün Baba Cemevi’nde Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı. Çerağların uyandırılmasıyla başlayan anma Kureyşan Ocağı evladı Kazım Açıktepe’nin gülbengiyle başladı.

    “GEÇMİŞTEN BUGÜNE HEP KATLEDİLİYORUZ”

    Kazım Açıktepe, “2 Temmuz 1993 yılında yapılan Pir Sultan Abdal Anma Etkinlikleri’nden dönemin valisinin haberinin olmasına rağmen Madımak Oteli’nde yakılarak öldürülen aydınlara, sanatçılara sahip çıkılmadı” dedi.

    Açıktepe, şunları kaydetti:

    “Oteli yaktılar, ancak yakanlara müdahale etmediler ve aydınlarımızı 8 saat cayır cayır yakıp öldürdüler. İnancımız gereği ormanın günahını bile bizim kapımıza koymasın, dua ederken ilk önce börtü böcek, yer gök ve en son da bize yardımcı ol deriz. Yıllardır bu yolu, bu inancı bırakmadık ve devleti yönetenler bizi katletti. Geçmişten bugüne hep katlediliyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Sivas Madımak’ta katledilenler Antalya’da anıldı

    Sivas Madımak’ta katledilenler Antalya’da anıldı

    PİRHA-Sivas Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenler katliamın 30. yıl dönümünde Antalya’da anıldı. Yapılan açıklamada, “Madımak Katliamı’nı ve insanlığa karşı işlenmiş tüm suçları unutmayacağız, unutturmayacağız, hesabını soracağız” denildi.

    Sivas Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenler katliamın 30. yıl dönümünde Antalya’da anıldı. Yapılan açıklamada, katliamlarla yüzletilmesi ve hesap verilmesi talebi yinelendi.

    Antalya’da Alevi bileşenleri, emek ve demokrasi güçlerinin çağrısı ile Attolos Meydanı’nda toplanıldı. Alevi kurum temsilcileri, demokratik kitle örgütleri temsilcileri ve önceki dönem HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül’ün katıldığı anmada ortak basın metnini PSAKD Antalya Şubesi yöneticisi Zeynep Şahin okudu.

    Şahin, “2 Temmuz 1993 Cuma günü, Madımak otelinde yaşatılan katliamın üzerinden 30 yıl geçti. 4. Pir Sultan Abdal’ı Anma Etkinlikleri’nde gerici, ırkçı, faşistler tarafından, 33 aydınımız, ozanımız, sanatçımız, semah dönen gençlerimiz, kısacası aydınlık geleceğimiz, Madımak Oteli ateşe verilerek katledilmiştir” dedi.

    “SİVAS MADIMAK KATLİAMI İNSANLIĞA KARŞI İŞLENMİŞ BİR SUÇTUR”

    Açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Katliamın üzerinden 30 yıl geçmesine rağmen, katliamın hesabı verilmemiş, arkasındaki gerçek sorumlular açığa çıkarılmamış, adalet yerini bulmamıştır. Katillerin çoğu affedilmiş, yurt dışına çıkarılmış, normal yaşamlarına devam etmiştir. Tutuklu olanlar serbest bırakılmıştır. 30 yıllık hukuk mücadelesinde adeta aileler, Alevi örgütleri ve vicdanlar yargılanmıştır. Cafer Erçakmak ve 7 kişinin yargılandığı davanın zaman aşımı kararı, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından “milletimize hayırlı olsun” diyerek karşılanmıştır. Firari 3 sanık yönünden devam eden mahkeme süreci de zaman aşımına uğratılmaya çalışılmaktadır. Herkes bilmelidir ki, Sivas Madımak Katliamı insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı olamaz.

    “GAZİ, ÜMRANİYE, 10 EKİM, ROBOSKİ, SURUÇ KATLİAMLARININ FAİLLERİ AÇIĞA ÇIKARILMALIDIR”

    Madımak Katliamı, toplumun ayrışması, kutuplaştırılması için bilinçli seçilmiş bir Alevi katliamıdır. Yaşadıklarımız, bize bir kez daha göstermiştir ki örgütlü olmayan halklar ezilmeye, asimile olmaya, sömürülmeye ve katledilmeye mahkûmdurlar. Dün Madımak Oteli’ni kuşatanlar, devlet kadrolarında işe alınmış hatta milletvekili yapılmıştır. Devlet, Maraş, Sivas, Çorum, Dersim, Malatya katliamlarında olduğu gibi Madımak Katliamı ile de yüzleşmediği için Gazi, Ümraniye, 10 Ekim, Roboski, Suruç gibi katliamları yaşadık. Katliamlar, ancak amasız fakatsız yüzleşilerek aydınlatılabilir. Katliamların arkasındaki gerçek faillerin açığa çıkarılması için bu bir zorunluluktur.

    “İMAMLARIN YERİ CAMİLERİDİR OKULLARI ÖĞRETMENLERE BIRAKIN”

    Siyasal İslam referansı ile ülkeyi yönetmek isteyenler, laikliğe savaş açıyor, tüm müfredatı dinselleştiriyor, okullara imamlar göndererek tüm okulları imam hatip liselerine çeviriyor. ÇEDES Projesi adı altında eğitimi tarikatlara, çocuklarımızı imamlara teslim ediyor. Yüksek sesle bir kez daha haykırıyoruz.

    Aleviliği baskı altında tutmak, asimile etmek adına ziyaret adı altında, dergahlarımıza, inanç merkezlerimize gelen Cumhurbaşkanının kutsal sembollerimizi duvarlardan indirtmesi, adeta bize parmak sallamaktır. Yaratılan bu atmosferden cesaret alanlar cemevlerimize saldırıyorken, Aleviliğin içini boşaltma hedefiyle Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı ‘’Alevi Bektaşi Kültür Dairesi’’ kurarak, Alevilerin kimliğini ve inancını yok sayan, sünnileştiremediği Aleviliği ise yok etmeye programlı asimilasyon politikası izlemeye devam ediyor.

    Madımak Oteli’nde bizleri yakanlar, depremde on binlerce canımızı göçük altında bırakanlardır. Üzerinden yüz elli gün geçmesine rağmen deprem bölgesindeki canlarımızın önemli bir kısmı halen sağlıksız ve hastalık saçan ortamlarda, çadırlarda yaşamaktadır.

    “TÜRKİYE TARİHİNİN EN IRKÇI, DİNCİ, FAŞİST MECLİSİ OLUŞTU”

    Bugün Türkiye tarihinin en gerici, ırkçı, dinci ve faşist meclisi oluşmuştur. İktidar seçim süresi boyunca bir Alevinin cumhurbaşkanı adayı olmaması ve seçimi kazanmaması için her türlü hakaret, iftira ve yalan kurgularla kimlik siyaseti ve Alevi düşmanlığı yaparak toplumu kutuplaştırmıştır. Örneğin seçim sürecinde Erzurum’da İmamoğlu’na yapılan saldırı bize bir kez daha Madımak Katliamı’nı hatırlatmıştır.

    Değerli canlar biz kez daha yineliyorum, kadın cinayetleri politiktir. Bu, utancın ve kara lekenin politikası İstanbul Sözleşmesi’nden çekilenlerdir. Her geçen yıl kadın cinayetleri ve istismarları katlanarak artarken cezasızlık politikası beraberinde yeni cinayet ve tacizleri getirmektedir.

    AKP demek yoksulluk, açlık ve sefalet demektir. Artık emekçilerin kabuslarından başka kaybedeceği bir şey kalmamıştır. Ülke nüfusunun neredeyse tamamı açlık ve yoksulluğa karşı mücadele verirken, bir avuç iktidar yanlısı lüks ve şatafat içinde yaşamaktadır. AKP anlayışı, ‘ezilenlere din, iman, yandaşlara han hamam’ siyaseti yürütmektedir.

    Aleviler olarak bir kez daha diyoruz ki;

    • Cemevleri Alevilerin ibadethanesidir ve anayasal güvence altına alınmalıdır.
    • Kapatılan ve el konulan Dergâhlarımız gerçek sahibi olan biz Alevilere geri verilmelidir.
    • Her türlü ayrımcılık son bulmalı ve kime karşı olursa olsun nefret söylemleri en ağır biçimde cezalandırılmalıdır.
    • Alevi köylerine cami yapılmasından vazgeçilmeli, Alevilerin kutsal mekanlarına yapılmak istenen baraj, hes, maden ve taş ocağı projeleri derhal iptal edilmelidir.
    • Din dersleri, tüm eğitim kurumlarının her kademesinden kaldırılmalı, eğitimin içeriği bilimsel ve çağdaş normlara kavuşturulmalıdır.
    • Alevi inancının asimilasyonu ve yaşamın her alanının gericileştirilmesinin kurumsal karşılığı olan, laik ve demokratik cumhuriyetin önündeki en büyük engel Diyanet İşleri Başkanlığı kapatılıp, lağv edilmelidir.
    • Devlet, tarihimizle ve yaşatılan katliamlarla yüzleşmeli ve hesabını vermelidir. Madımak Oteli utanç müzesi olmalıdır.

    Bütün bu taleplerimizle katliamın 30. yılında buradayız ve bir aradayız.

    Adalet için, barış için, demokrasi için bir arada kardeşçe yaşamak için buradayız, En temel talebimiz olan eşit yurttaşlık hakkımızı haykırmak için buradayız.

    Biz Aleviler, kimsenin inancından, kimliğinden, dilinden, kültüründen, cinsiyetinden dolayı ötekileştirilmediği, horlanmadığı, öldürülmediği, herkesin barış içinde bir arada kardeşçe yaşadığı, hakça bölüşümün esas alındığı, savaşların ve sömürünün son bulduğu kısacası inancımızda Rıza Şehri olarak tarif edilen bir dünyanın mümkün olduğuna inanıyoruz. Bu dünyayı bütün ötekiler ile birlikte inşa edeceğiz. Madımak Katliamı’nı ve insanlığa karşı işlenmiş tüm suçları unutmayacağız, unutturmayacağız, hesabını soracağız.

    Unutmak; başta inancımıza, direncimize, tarihsel bilincimize, Kerbela’daki Hüseyni duruşa, Enel Hakk’tan geçmeyen Hallac-ı Mansur’a, Baba İlyas’tan Kalender Şah’a, dar ağacındaki Pir Sultan Abdal’dan günümüze, hak ve hakikat mücadelesinde inançları uğruna bedel ödeyenlere ihanettir.

    Unutmak; Asım Bezirci’nin kalemine, Hasret Gültekin’in bağlamasına, Nesimi Çimen’in curasına, Asuman Sivri’nin semahına, Koray Kaya’nın düşlerine ihanettir.”

    PİRHA/ANTALYA

     

  • Sivas’ta katledilenler, Dersim’de deyişlerle anıldı-VİDEO

    Sivas’ta katledilenler, Dersim’de deyişlerle anıldı-VİDEO

    PİRHA-Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenler Dersim’de deyişlerle anıldı. 30. Yılında halen yerini bulamamış adalet talebiyle yitirdiklerini andıklarını söyleyen Sanatçı Nilüfer Sarıtaş, “devlet kendi ayıbıyla yüzleşmiyor, özür dilemiyor. Aslında onlar ne kadar öldürseler de yitirdiklerimiz türküleriyle yaşıyorlar” dedi.

    2 Temmuz 1993’te radikal dinci kalabalığın Madımak Oteli’ni ateşe vererek 33 insanı katletmesinin üzerinden 30 yıl geçti.

    Dersim Belediyesi, tarafından düzenlenen etkinlikte Sivas Katliamı’nın 30. yılında yaşamını yitirenler deyişlerle anıldı. Sanatçı Nilüfer Sarıtaş’ın katıldığı anma programında Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin eserleri seslendirildi.

    Anma programında sahneye ‘2 Temmuz’da Madımak’ta yitirdiklerimizin anısına saygıyla’ pankartı açıldı. Program Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenler için 1 dakikalık saygı duruşuyla başladı.

    “BU ÜLKEDE BİZE HER GÜN MADIMAK”

    30. yılında halen yerini bulamamış adalet talebiyle yitirdiklerini andıklarını söyleyen Sanatçı Nilüfer Sarıtaş, “Halen bunu talep ediyoruz ama devlet kendi ayıbıyla yüzleşmiyor, özür dilemiyor. Aslında onlar ne kadar öldürseler de yitirdiklerimiz türküleriyle yaşıyorlar. Bize aslında bu ülkede her gün Madımak” dedi.

    “BU ÜLKEDE KARA GÜNLER ÇOK FAZLA”

    Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu ise, “Bu topraklarda kara günler çok fazla ancak aydınlığı bu ülkeye ancak bizim gibi ilericiler, demokratlar, vicdanlı insanlar getirecek” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM