Etiket: soruşturma

  • Mezopotamya Ajansı Muhabiri Ahmet Kanbal hakkında soruşturma açıldı

    Mezopotamya Ajansı Muhabiri Ahmet Kanbal hakkında soruşturma açıldı

    PİRHA- MA muhabiri Ahmet Kanbal hakkında “gizli” tanığın beyanları gerekçe gösterilerek soruşturma başlatıldı. Aynı gizli tanık, Ankara’da daha önce gazeteciler hakkında ifade vermişti.

    Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Ahmet Kanbal hakkında yeni bir soruşturma başlatıldı.

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 25 Ekim 2022 tarihinde Ankara’da 11 gazeteci hakkında açılan davadaki “gizli” tanık “K8Ç4B3L1T5” beyanları gerekçe gösterilerek, Kanbal hakkında soruşturma açıldı. 2022 yılında “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla açıldığı öğrenilen soruşturmada Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “Yetkisizlik kararı” vererek, dosyayı Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdiği öğrenildi.

    Soruşturma kapsamında Mardin İl Emniyet Müdürlüğü TEM şubeye çağrılan Kanbal, avukatı Erdal Kuzu ile birlikte Emniyete giderek ifade verdi. Kanbal, “gizli tanık” beyanlarının yasal olarak herhangi bir soruşturmaya gerekçe gösterilmesinin kanuna aykırı olduğunu, “gizli tanık” beyanlarını kabul etmediğini belirtti. İfadesinin ardından Kanbal ve avukatı emniyetten ayrıldı.

    8 GAZETECİYE CEZA VERİLMİŞTİ

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan bir soruşturma kapsamında 25 Ekim 2022’de gözaltına alınan gazeteciler; Diren Yurtsever, Berivan Altan, Ceylan Şahinli, Deniz Nazlım, Emrullah Acar, Hakan Yalçın, Selman Gözelyuz, Zemo Ağgöz, Habibe Eren ve Öznur Değer ile bir süre MA Ankara bürosunda stajyer olarak çalışan Mehmet Günhan gözaltına alınmıştı. Gazetecilerden 9’u tutuklanmış, 2’si serbest bırakılmıştı. Gazeteciler hakkında hazırlanan iddianamenin ardından 9 gazeteci 16 Haziran 2023’te tahliye edilmişti.
    Ankara 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın karar duruşmasında mahkeme; Diren Yurtsever, Berivan Altan, Selman Güzelyüz, Hakan Yalçın, Emrullah Acar, Zemo Ağgöz, Deniz Nazlım ve Öznur Değer değer hakkında 6 yıl 3’er ay hapis cezası vermişti.

    29 Nisan 2023’te gözaltına alınan Mezopotamya Ajansı Editörü ve Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu ve gazeteci Sedat Yılmaz da aynı gizli tanığın ifadeleri doğrultusunda tutuklanmıştı. Yılmaz Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan yargılamada beraat ederken Müftüoğlu hakkında ise Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden davada “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla cezalandırılması talep edildi.

    Davanın karar duruşması 24 Ekim’de görülecek.

    (HABER MERKEZİ)

  • Onur Yaser Can davasında 14 yıl sonra işkenceci polisler yeniden soruşturulacak

    Onur Yaser Can davasında 14 yıl sonra işkenceci polisler yeniden soruşturulacak

    ODTÜ Mimarlık Fakültesi mezunu Onur Yaser Can’ın, 2010 yılında narkotik polisi tarafından gözaltına alınıp serbest bırakıldıktan sonra intihar etmesine neden olan narkotik polisleri hakkındaki takipsizlik kararı, İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği tarafından kaldırıldı. Kararla birlikte polisler işkence, cinsel saldırı ve intihara sürükleme suçlarından soruşturulacak. 

    Cumhuriyet’ten Fahrettin Öztürk’ün haberine göre, İstanbul’da 2 Haziran 2010 tarihinde narkotik polisi tarafından gözaltına alınıp çıplak arama ve işkenceye maruz bırakılan Onur Yaser Can davasında 14 yıl sonra yargı yolu açıldı.

    İstanbul Beyoğlu’nda 2 Haziran 2010’da uyuşturucu madde satın aldığı iddiasıyla gözaltına alınan Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Mimarlık Fakültesi mezunu mimar Onur Yaser Can’ın (28) serbest bırakıldıktan sonra 23 Haziran 2010’da intihar etti.

    ANNESİ BU ACIYA DAYANAMIŞTI

    Onur Yaser’in annesi Hatice Can da oğlunun acısına dayanamayarak 2014’te intihar ederek yaşamına son vermişti. Polislerin yargılanması devam ederken, baba Mevlüt Can da 2019 yılında hayatını kaybetmişti. Can ailesinden geriye yıllarca adalet mücadelesi veren Ezgi Sevgi Can kaldı.

    YARGILANAN POLİSLER SADECE ‘RESMİ BELGE’DEN CEZA ALMIŞTI

    İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanan 4 polis, 5 Haziran 2023 tarihinde ‘resmî belgeyi bozmak ve yok etmek’ suçlarından 6’şar yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

    TAKİPSİZLİK KARARI KALDIRILDI

    Aynı sanık polisler hakkında, ‘işkence’, ‘intihara sürükleme’ ve ‘cinsel saldırı’ suçlarından yürütülen soruşturmada ise takipsizlik kararı verilmişti. Can ailesinin avukatları sanıkların asıl bu suçlardan yargılanması gerektiğini belirterek sanıklar hakkında ‘işkence’, ‘intihara sürükleme’ ve ‘cinsel saldırı’ suçlarından verilen takipsizlik kararının kaldırılması için dosyayı Danıştay’a taşıdı.

    Danıştay 2. Dairesi ise 27 Mart 2024’te verdiği kararında, sanık polislerin Onur Yaser Can’a karşı işledikleri ‘işkence’, ‘cinsel saldırı’ ve ‘intihara sürükleme’ suçları bakımından ‘kendilerini şaibeden uzak tutacak yeterli izlenimin oluşmadığını’ belirtmişti. Danıştay’ın kararının ardından İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği 22 Temmuz 2024 tarihinde, 2011 yılında verilen ve sanık polislerin ‘işkence’, ‘cinsel saldırı’ ve ‘intihara sürükleme’ suçlarından yargılanmasının önüne geçen takipsizlik kararını kaldırdı.

    “YENİ DELİL”

    İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği kararında, komiser H.A. ve polisler Y.B., M.O. ile O.Ü. hakkında ‘resmî belgeyi bozmak ve yok etmek’ suçundan verilen hapis cezasının yeni delil mahiyetinde olduğu kaydedildi.

    Böylece sanık polisler İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, ‘işkence’, ‘cinsel saldırı’ ve ‘intihara sürükleme’ suçlarından soruşturulacak.

    NE OLMUŞTU?

    ODTÜ Mimarlık Fakültesi mezunu Onur Yaser Can, 2 Haziran 2010 tarihinde İstanbul Beyoğlu’nda narkotik polisi tarafından gözaltına alındı. İfadesinin alınmasının ardından serbest bırakıldı. Bundan iki gün sonra, “tutanaklarda eksiklik olduğu” gerekçesiyle tekrar karakola çağrıldı. 23 Haziran 2010’da üçüncü kez ifadeye çağrılan Can aynı gün intihar etti. İntiharının ardından annesi Hatice Can, oğlunun pantolonunun arka cebinde, üzerinde çıplak aramaya maruz bırakıldığına ilişkin ifadelerin yazılı olduğu bir not buldu.

    Anne Hatice Can da 2014 yılında intihar etti. Baba Mevlüt Can ise sağlık sorunlarından dolayı 2019 yılında hayatını kaybetti.

    Onur Yaser Can’ın intiharıyla ilgili yargılamada 2 polis, “evrakta sahtecilik” suçlaması ile 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Yargıtay kararı bozdu ve yargılama yeniden başladı. Polisler, ayrı ayrı 6 yıl 5 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. Ancak İstanbul 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi, 4 polis ve 1 bilirkişi hakkında daha suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi. İstanbul Valiliği, soruşturma izni vermedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Sanatçı Pınar Aydınlar hakkında yeni bir soruşturma

    Sanatçı Pınar Aydınlar hakkında yeni bir soruşturma

    PİRHA- Toronto Newroz etkinliğinde yaptığı konuşmalardan dolayı Sanatçı Pınar Aydınlar hakkında soruşturma açıldı. PİRHA’ya konuşan Aydınlar, “Kürt halkının ve değerlerinin yanında olmak suç sayılamaz. İfade hürriyeti çerçevesinde değerlendirilmelidir” dedi. 

    Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı “örgüt propagandası” yaptığı gerekçesiyle Sanatçı Pınar Aydınlar hakkında soruşturma başlattı. Soruşturma dosyası ise İstanbul’a gönderildi. Soruşturmaya gerekçe ise Aydınlar’ın 2023 yılında Toronto Newroz etkinliğinde yaptığı konuşmalar gösterildi.

    Aydınlar, başlatılan soruşturma nedeniyle avukatı Murat Arksak ile adliyeye giderek bugün ifade verdi.

    AYDINLAR: KÜRT HALKININ VE DEĞERLERİNİN YANINDA OLMAK SUÇ SAYILAMAZ

    Pınar Aydınlar, sosyal medyada yazdığı mesajında “Kürt halkının, değerlerinin yanında olmak suç değildir” dedi.

    PİRHA’ya konuşan Pınar Aydınlar, şu bilgileri verdi:

    “2023 Toronto Newrozu’ndaki konuşmalarım ‘Kürt halkı önderi Sayın Abdullah Öcalan’a özgürlük’ cümlem ve sahnedeki şarkılar propaganda olarak sayıldı. Suç ve suçluyu övmekten Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı açtı dosyayı, İstabul’a gönderdiler. Youtube’a atılan videodan kesit alarak bir suç dosyası oluşturulmuş hakkımda. Ve sahneye asılan afişler ve pankartlarla ilgili bir soruşturmaya tabii tutuldum.

    Ben bir sanatçıyım Kürt halkının bayramı olan Newroz’u sahiplenen bir sanatçıyım. Kürt halkının ve değerlerinin yanında olmak suç sayılamaz. İfade hürriyeti çerçevesinde değerlendirilmelidir. Başka insanların binlerce buna benzer dosyası var ve beraatle dönüyor. Bir sanatçının sahnede okuduğu esere müdahale edilmemelidir.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Dersim Belediye Eş Başkanı Orhan: Hakkımızda suç çetelesi oluşturulmak isteniyor-VİDEO

    Dersim Belediye Eş Başkanı Orhan: Hakkımızda suç çetelesi oluşturulmak isteniyor-VİDEO

    PİRHA-Dersim Belediye Eş Başkanı Birsen Orhan, 22’ncisi düzenlenen Munzur Kültür ve Doğa Festivali gerekçesiyle 5 Ağustos’ta ifadeye çağrılmıştı. DEM Partili belediyelerin keyfi suçlamalarla karşı karşıya olduğunu ifade eden Birsen Orhan, “Neredeyse DEM Parti belediye eş başkanları neden nefes alıyor diye suçlanacağız. Bizler hakkında suç çetelesi oluşturulmak isteniyor. Ancak biz belediyelerimizi valilere teslim etmeyeceğiz” dedi.

    Dersim Belediye Eş Başkanı Birsen Orhan 22’ncisi düzenlenen Munzur Kültür ve Doğa Festivali gerekçesiyle Tunceli Merkez Emniyet Müdürlüğü tarafından 5 Ağustos tarihinde ifadeye çağırıldı.

    Emniyette Birsen Orhan’a moderatörlüğünü yaptığı ‘Jineoloji, Demokratik Siyaset Tartışıyor’ panelinin düzenlendiği gün toplatılan “Jineolojiye giriş” kitabına ilişkin sorular soruldu. Orhan’a, “‘Jineolojiye Giriş’ isimli kitabın içeriği hakkında bir bilginiz var mıydı?”, “’Jineolojiye Giriş’ isimli kitap da dahil olmak üzere Aram Yayınları stadında bulunan tüm kitaplara sahip çıkılması ve satın alınması için neden çağrıda bulundunuz?” şeklinde sorular soruldu.

    Dersim Belediye Eş Başkanı Birsen Orhan, ifadeye çağrılmasını PİRHA‘ya değerlendirdi.

    “KEYFİ SUÇLAMALARLA KARŞI KARŞIYAYIZ”

    22. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin 3. gününde ‘Jineoloji, Demokratik Siyaset Tartışıyor’ başlıklı bir panel gerçekleştirdiklerini belirten Birsen Orhan, “Panelde Aram Yayınevi’nin standından ‘Jineoljiye Giriş’ kitabının panelde konuşulmasına ilişkindi. Kitap hakkında 2019 yılında toplatılma kararı olduğu söylendi ancak bu ne bize ne de Aram Yayınevi’ne tebliğ edildi. Partimiz siyasi soykırım kıskacında ve keyfi suçlamalarla karşı karşıyayız. Kürt düşmanlığı politikalarının bir parçası olarak panelde yaptığım konuşmalardan dolayı suça tahrik suçlaması yapılarak ifadeye çağrıldım. Neredeyse DEM Parti Belediye Eş Başkanları neden nefes alıyor diye suçlanacağız. Aslında yapılmak istenen adı ne olursa olsun bir soruşturma açalım şeklinde. Yani bir şekilde suç çetelesi oluşturulmak isteniyor. Kesinlikle hiçbir hukuki dayanağı olmayan bu soruşturmada takipsizlik kararı bekliyoruz” diye belirtti.

    “İKTİDAR, HER ZAMAN KAYYUM SOPASINI ELİNDE TUTUYOR”

    İktidarın her zaman elinde kayyum sopasını tuttuğunu vurgulayan Orhan, “İktidara yakın bir gazeteci 27 belediyeyi hedef göstererek kayyum atanabilir gibi söylemler geliştirerek aslında bir şeylerin zeminini hazırladığını çok iyi biliyoruz. Ancak biz belediyelerimizi sömürge valilerine teslim etmeyeceğiz. Bizlerin Dersim halkına sözü var çünkü bize tarihi bir görev ve sorumluluk verdiler. 5 yıl boyunca hizmetlerimiz ve pratiklerimiz ile halkımızın ihtiyaçlarına cevap olmak için çalışacağız” diye konuştu.

    Cihan BERK/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Dersim Belediye Eş Başkanı Birsen Orhan ifadeye çağırıldı

  • İstanbul Üniversitesi, 1 Mayıs’a katılan öğrencilere soruşturma açtı

    İstanbul Üniversitesi, 1 Mayıs’a katılan öğrencilere soruşturma açtı

    PİRHA-1 Mayıs eylemine katılan öğrencilere, İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü tarafından soruşturma açıldı. Rektörlük, öğrencilerden savunma vermelerini istedi.

    İstanbul’da Saraçhane gerçekleştirilen 1 Mayıs eylemine katılan öğrencilere, İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü tarafından soruşturma açıldı.

    1 Mayıs’a katılmayı suç olarak değerlendiren İstanbul Üniversitesi yönetimi öğrencileri “disiplinsizlikle” suçladı.

    Açılan soruşturma şu ifadelere yer verildi: “Soruşturmanın konusu, 01.05.20224 günü 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Gönü Etkinlikleri Kapsamında ilimiz Fatih İlçesi Saraçhane Mevki Bozdoğan Su Kemeri Önünde Meydana Gelen Olay ile ilgili olup 2547 sayılı Kanunun 54. maddesini ihlal ettiğiniz iddia edilmektedir. Söz konusu Kanunun 54. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, savunma yapmanız, herhangi bir mazeretiniz varsa zamanında bildirmeniz gerekmektedir. Aksi takdirde savunmanızdan vazgeçmiş sayılacaksınız ve mevcut delillere dayanılarak hakkınızda karar verilecektir.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Gülistan Doku 1621 gündür kayıp; Avukatın verdiği dilekçeler işleme bile konulmuyor

    Gülistan Doku 1621 gündür kayıp; Avukatın verdiği dilekçeler işleme bile konulmuyor

    PİRHA-Gülistan Doku’dan 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana tam 1621 gündür haber alınamıyor. Verdikleri dilekçelere yanıt verilmediğini söyleyen Avukat Ali Çimen, “Hukuk mücadelemiz devam ediyor tabi ama taleplerimiz reddedilmeyi geçin işleme bile alınmıyor. Soruşturmayı yürütenler taleplerimizi değerlendirmiyor ve dosyamızı sürüncemede bırakıyorlar” dedi.

    Munzur Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu Çocuk Gelişimi Bölümü 2’nci sınıf öğrencisi Gülistan Doku’dan 5 Ocak 2020’den bu yana haber alınamıyor.

    Gülistan Doku, dört bir tarafı karakollarla çevrili ve kameralarla izlenen Dersim’de 1621 gündür kayıp. Yetkililer ise Doku’yu bulmak yerine şüphelileri aklamanın peşine düştü.

    Gülistan Doku’nun aile avukatı Ali Çimen, dosyadaki baş şüpheli Zaynal Abarakov’un yeniden tutuklanması, Zaynal Abarakov’un babası Engin Yücer hakkında da dosyaya “şüpheli” sıfatıyla girmesi ve dönemin valisi Tuncay Sonel hakkında da “görevi kötüye kullandığı gerekçesiyle” Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştu.

    Avukat Ali Çimen, Gülistan Doku dosyasının son durumuna ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    “DOSYA ŞU AN ATIL DURUMDA”

    Verdikleri dilekçelere yanıt verilmediğini söyleyen Avukat Ali Çimen, “O yüzden dava sürecine ilişkin herhangi bir gelişme olmadı, dosya şu anda atıl durumda. Hukuk mücadelemiz devam ediyor tabi ama taleplerimiz reddedilmeyi geçin işleme bile alınmıyor. Taleplerimiz yok gibi değerlendiriliyor ve ret bile edilmiyor. Soruşturmayı yürütenler taleplerimizi değerlendirmiyor ve dosyamızı sürüncemede bırakıyorlar. Etkin bir soruşturma yürütülmesi için hukuk ve kadın örgütlerinin dosyaya müdahil olmalarını bekliyoruz. Taleplerimizin bir an önce kabul edilmesini bekliyoruz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Kemal Pir Yoldaş’ şarkısına soruşturma başlatıldı

    ‘Kemal Pir Yoldaş’ şarkısına soruşturma başlatıldı

    PİRHA-“Kemal Pir Yoldaş” şarkısı nedeniyle sanatçı Kadir Çat hakkında “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla soruşturma başlatıldı.

    Aydın’da 2023 yılında bir etkinlikte söylediği “Kemal Pir Yoldaş” şarkısı nedeniyle hakkında “örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla açılan davadan beraat eden sanatçı Kadir Çat’a, aynı şarkı nedeniyle bir kez daha soruşturma açıldı. Söz ve müziği kendisine ait olan şarkıyı bu yıl, Hakkari’nin Çukurca ilçesindeki Newroz kutlamasında seslendirmesi nedeniyle Çat, hakkında soruşturma açıldı. Çukurca Cumhuriyet Savcılığının “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla açtığı soruşturma kapsamında Çat, ifade verdi.

    ‘DÜN DE OKUDUM BUGÜN DE OKUYACAĞIM’

    Soruşturma kapsamında ifade veren Çat, daha önce aynı şarkı yüzünden defalarca yargılandığını ve birçoğundan beraat ettiğini belirtti. Çat, söz konusu soruşturmaların tamamının Kemal Pir’in şahsı ile alakalı olduğunu ifade etti. Soruşturmalarla Kemal Pir’in terörize edilmeye çalışıldığını ifade eden Çat, ifade işlemlerinde kendisine “Kemal Pir’i nereden tanıyorsun? Kemal Pir hakkında ne biliyorsun? Kemal Pir’in örgüt kurucu üyelerinden olup olmadığını biliyor musun?” gibi sorular sorulduğunu aktardı.

    2012’den beri her konserde prensip olarak ilk olarak bu şarkıyı okuduğunu ifade eden Çat, “Okumaya da devam edeceğim. Çünkü yakın tarihte darbecilerin bu ülkeye nelerin kaybettirdiğini en iyi bu hükümet, bu devlet biliyor. Kemal Pir de 1980 faşist darbesine karşı direnen bir insandır. Ölüm orucuna girerek işkencecilere karşı bedenini ölüme yatıran bir insandır. Onun direnişi bugün binlerce insan, genç için ışık olmuştur. Bu şarkıyı söylemekten çekinmeyeceğim. Bu şarkıda bir suç unsuru yoktur. Bu şarkıyı dün de okudum, bugün de okuyacağım, yarın da okumaya devam edeceğim” ifadelerini kullandı.

    SANATÇILARA ÇAĞRI

    Yasaklar sürerken yeni anayasa yapımı tartışmalarına işaret eden Çat, “Bu anayasada Kürt sanatı, Kürt dili, Kürtlüğe dair veya özgürlüklere dair bir şeyler olmadığını düşünüyorum. Yakın zamanda Mezopotamya Kültür Merkezi’nin (MKM) konserleri yasaklandı, dergiler, gazeteler yasaklandı, basına büyük bir baskı var. Böyle bir süreç içerisinde kültür ve sanata da baskı yaparak, hiçbir şeyden ders alınmamışçasına bir baskı ortamı oluşturuluyor. Biz bunu şiddetle kınıyoruz. Çağrımız bu ülkenin muhalefetine, en çok görev onlara düşüyor. Eğer bu ülkede yeni bir yasa gelecekse bunun içinde Kürtlerin de olması gerekiyor. Kürtler bu ülkenin sigortasıdır. Bu yüzden de çevremizin, yoldaşlarımızın, dostlarımızın bu yasaklamalara, açılan davalara karşı tepkilerini göstermelerini bekliyoruz. Çağrımız bütün sanatçı dostlarımıza; yasaklamalara karşı ses çıkarmalarını bekliyoruz” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Hakkari Belediye Eş Başkanı Akış’ın Avukatı: Gizli bir soruşturma var

    Hakkari Belediye Eş Başkanı Akış’ın Avukatı: Gizli bir soruşturma var

    PİRHA- Gözaltına alınan Hakkari Belediye Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış’ın avukatı Azad Özer, “Yeni bir soruşturma var. Dosyada gizlilik kararı var” bilgisini paylaştı.

    Hakkari Belediye Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış, sabah saatlerinde Van’da gözaltına alındı. Akış’ın avukatı Azad Özer, müvekkilinin durumuna dair sabah saatlerinde savcılıkla görüştü.

    Konuya dair MA’ya bilgi veren Av. Özer, “Müvekkilim hakkında açılan yeni bir soruşturma var. Dosyada gizlilik kararı var ve kısıtlılık getirilmiş. Bu soruşturmanın tamamen gizli yürütüldüğü görülüyor. Yani kolluk ile savcının birlikte bu dosyayı hazırladığı açık bir şekilde görülüyor. Dosya ile ilgili bir bilgiye ulaşamadık ve sadece yeni bir soruşturmanın açıldığı söylendi. Müvekkilimiz buraya getiriliyor. Gün içerisinde gerekli açıklamayı yapacağız” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Okul yönetimine, DEM Partili eşbaşkanlar soruşturması-VİDEO

    Okul yönetimine, DEM Partili eşbaşkanlar soruşturması-VİDEO

    PİRHA-DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, Akdeniz Belediyesi Eş Başkanları Hoşyar Sarıyıldız ve Nuriye Arslan’ın, 23 Nisan etkinlikleri kapsamında Mersin’in Akdeniz ilçesinde bulunan Hatice Uluğ İlkokulu’nda açılan resim sergisine katıldıkları için okul yönetimi hakkında soruşturma başlatıldığı iddiası üzerine konuyu Meclis’e taşıdı. Bozan, “Kenti saran bu iddia için açıklama bekliyoruz” dedi.

    Akdeniz Belediyesi Eş Başkanları Hoşyar Sarıyıldız ve Nuriye Arslan’ın, 23 Nisan etkinlikleri kapsamında Mersin’in Akdeniz ilçesinde bulunan Hatice Uluğ İlkokulu’nda açılan resim sergisine katıldıkları için okul yönetimi hakkında soruşturma başlatıldı.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin Milletvekili Ali Bozan, konuyu Meclis gündemine taşıdı.

    “KENTTE HERKES BU İDDİAYA İLİŞKİN CEVAP BEKLİYOR”

    DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, Meclis’te konuya ilişkin şunları dile getirdi:

    “23 Nisan Çocuk Bayramı dolayısıyla Hatice Uluğ İlkokulunda başarılı bir öğrencinin bir resim sergisi açılıyor. Okul idaresi tarafından sergiye kent protokolü davet ediliyor. Kent protokolünden sadece Akdeniz Belediyesi Eşbaşkanları bu sergiye katılıyor ve çocukların coşkusuna ortak oluyor. Sonra ne mi oluyor? Bugün o okulun idarecileri ile ilgili soruşturma yürütüldüğünü duyuyoruz. Kenti bu iddia sarmış ve kentte herkes bu iddia ile ilgili bir cevap bekliyor. Şimdi mafyaların, çetelerin araştırılmasını istiyoruz ya; işte tam da mafya budur, tam da çeteleşme budur. Bugüne kadar bayrak üzerinden, İstiklal Marşı üzerinden her fırsatta partimizi terörize edenlerin gerçek yüzünü ortaya koyan budur. Tüm ülke kamuoyunu Mersin’de bu çirkinliğe fırsat açanlara, bu ülkenin huzurunu kaçırmaya çalışanlara, bir okul müdürünü görevden alma düşüncesi sefilliğine ulaşanlara karşı ses çıkarmaya davet ediyorum.”

    PİRHA/ANKARA

  • Şırnak’ta ‘Konuş, sen nerelisin’ diye soran yurttaşa soruşturma açıldı

    Şırnak’ta ‘Konuş, sen nerelisin’ diye soran yurttaşa soruşturma açıldı

    PİRHA-Şırnak’ta taşımalı askerlerin oy kullanmasına “Konuş, sen nerelisin?” sözleriyle tepki gösteren Süleyman Salğucak hakkında soruşturma açıldı.

    Şırnak’ta 31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde Tümgeneral Ömer Keçecigil İlk ve Ortaokulu’nda oy kullanan taşımalı asker ve polislere “Konuş, sen nerelisin?” şeklinde tepki gösteren Süleyman Salğucak hakkında soruşturma açıldı. Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı, Salğucak hakkında “seçim kanununa muhalefet” ve “seçmenin oy kullanmasını engelleme” iddialarıyla soruşturma açtı.

    ‘TALİMAT ALDINIZ MI’ DİYE SORULDU

    Salğucak, soruşturma kapsamında İl Emniyet Müdürlüğü’nde ifade verdi. Salğucak’a, “Konuş, sen nerelisin?” söylemi nedeniyle talimat alıp almadığı soruldu. Yine emniyet ifadesinde “Mahalli İdareler seçimlerinde oyunuzu nerede kullandınız?”, “Tuğgeneral Ömer Keçecigil Ortaokuluna kim tarafından kimlerle birlikte götürüldünüz?”, “Oy kullanmaya gelen sivil kıyafetli vatandaşların önüne geçerek ‘Konuş, sen nerelisin?’ şeklinde söylemlerde bulunma talimatı aldınız mı veya bu şekilde yönlendirildiniz mi?” ve “Sizinle birlikte orada bulunan kişilerin oy kullanmasını engellemeye yönelik eylemlerde bulunan kişiler kimlerdir?” şeklinde sorular yöneltildiği öğrenildi.

    “KÜFRETMEDİM, HAKARET ETMEDİM”

    Süleyman Salğucak ise daha önceki seçimlerde Ömer Keçecigil İlkokulu’nda oy kullandığını ancak son seçimlerde kaydının başka bir okula aldığını öğrendiğini söyledi. Bu durumu okulun önüne geldiği vakit öğrendiğini aktaran Salğucak, şunları söyledi:

    “Oy kullanacağım okula gideceğim esnada okulun 50 metre aşağısında otobüsten askerler indi. Tek sıra halinde oy kullanmaya gelen sivil şahısların asker olduğunu ve oy kullandığını anladım. Bu sebeple ‘Konuş, sen nerelisin’ diye sordum. Otobüslerin Şırnak plakası olmaması sebebiyle askerlerin oy kullanmaya il dışından geldiğini düşünerek söyledim. Oy kullanmaya gelenlere küfretmedim, hakaret etmedim, taş atmadım sadece sordum.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Gazeteciler adliyede ters kelepçeyle bekletiliyor

    Gazeteciler adliyede ters kelepçeyle bekletiliyor

    PİRHA- İzmir’de 13 Şubat’ta evlerine yapılan baskınla gözaltına alınan gazeteciler savcılığa sevk edildi. Gazeteciler, adliye nezarethanesine ters kelepçeyle bekletiliyor.

    İzmir’de 13 Şubat’ta evlerine yapılan baskınlarla gözaltına alınan JINNEWS muhabiri Melike Aydın, Mezopotamya Ajansı (MA) muhabirleri Semra Turan, Delal Akyüz, Tolga Güney, Gazete Duvar Muhabiri Cihan Başakçıoğlu ve Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) basın çalışanı Fatma Funda Akbulut’un dün gece emniyet ifadeleri tamamlanmıştı.

    Gazeteciler, sabah saatlerinde savcılığa sevk edilerek İzmir Bayraklı Adliyesi’ne getirildi.

    Savcılık 6 gazeteciyi tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk etti. Gazetecilerin mahkemeye çıkarılması bekleniyor.

    PİRHA/İZMİR

  • Failin babasına ait araç, soruşturmanın açıldığı gün il dışına çıkartılmış

    Failin babasına ait araç, soruşturmanın açıldığı gün il dışına çıkartılmış

    PİRHA-Gülistan Doku’dan, 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. Baş şüpheli Zeynal Abarakov’un üvey babasına ait aracın soruşturmanın açıldığı gün il dışına çıkarıldığı ortaya çıktı. 

    Munzur Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu Çocuk Gelişimi Bölümü 2’nci sınıf öğrencisi Gülistan Doku’dan, 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. Baş şüpheli Zeynal Abarakov ve ailesine dair etkili bir soruşturma yürütülmedi, Doku’yu arama çalışmaları derinleştirilmedi ve deliller toplanmadı.

    1412 gündür kayıp olan Gülistan Doku dosyasında baş şüpheli Zeinal A.’nın, polislikten ihraç edilen babası E.Y.’ye ait olan ve polis tutanağında olaydan bir gün önce Gülistan’ın zorla bindirilmeye çalışıldığı belirtilen otomobilin, soruşturmanın açıldığı 7 Ocak’ta il dışına çıkarıldığı ve yaklaşık bir hafta sonra tekrar kente getirildiği ortaya çıktı.

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER:
    -Gülistan Doku nerede? 1347 gündür kayıp!
    -Dersim’e yeni atanan Vali söz verdi; Gülistan Doku dosyası yeniden ele alınacak-VİDEO

  • Mektubunda ‘Hz. Hasan, Hz. Hüseyin’ dediği için tutuklu hakkında soruşturma açıldı

    Mektubunda ‘Hz. Hasan, Hz. Hüseyin’ dediği için tutuklu hakkında soruşturma açıldı

    PİRHA- Sincan Cezaevi’nde tutuklu olan Şerafettin Demir’in mektubunda geçen “Hz. Hasan, Hz. Hüseyin, Hz. Zeynep, Yezid ve Firavun” ifadeleri ‘örgüt propagandası’ sayılarak Demir hakkında soruşturma açıldı.

    Mezopotamya Ajansı’ndan Diren Yurtsever’in haberine göre; Sincan 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ndeki tutuklu Şerafettin Demir, gönderdiği bir mektupla cezaevinde yaşadığı hak ihlallerini anlattı.

    2011 yılından bu yana tutuklu bulunan ve ağırlaşmış müebbet hapis cezası alan Demir’in bir mektubunda yer alan “Hz. Hüseyin”, “Hz. Hasan”, “Hz. Musa”, “Hz. Zeynep”, “Yezid”, ve “Firavun” ifadeleri nedeniyle “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla hakkında soruşturma açıldı.

    “BU İSİMLER ÖRGÜT ÜYESİ İLAN EDİLDİ”

    Kerbela olayı ile ilgili araştırmalar ve okumalar yaptığını belirten Demir, hakkında açılan soruşturmaya ilişkin “Kerbela olayı ile hakikatin peşine düştüm. Tahkikat da benim peşime düştü. Mektubun içeriğinde Hz. Hasan, Hz. Hüseyin, kardeşleri olan Hz. Zeynep ve barbar Yezid, yine Hz. Musa, hatta Firavun dahi ‘PKK üyesi’ ilan edilmiş oldu açılan bu tahkikatla. Ben bu isimler nedeniyle örgüt propagandası yapıyorsam, bu isimler de ‘örgüt üyesi’ ilan edilmiş oluyor. Diğer tarihsel şahsiyetleri bilmem ama Yezid ile Firavun’un bu üyelikten hoşnut olmadıkları kesin” ifadelerini kullandı.

    13 GÜNLÜK HÜCRE CEZASI

    Demir, mektupta yer alan “aile örgütü”, “devlet örgütü” ve “kendi örgütümüz” ibarelerinin de soruşturma konusu olduğuna işaret ederek, “Suç örgütlerinin isimleri’ diyerek o cümledeki ‘aile’ ve ‘devleti’ suç örgütü yerine koymuş olursunuz diyorum ama bu karşılık bulmuyor” diye belirtti. Bu soruşturma kapsamında kendisine 13 günlük hücre cezası verildiğini aktaran Demir, infaz hakimliğinin onay verdiğini ve dosyanın şu an ağır ceza mahkemesinde olduğunu dile getirdi.

    “KÜRTÇE KİTAPLARA EL KONULUYOR”

    Sincan Cezaevi’nde tutuklu olan Şerafettin Demir ayrıca, Kürtçe kitapların da tercüman olmadığı iddiasıyla kendilerine verilmediğini kaydederek, şunları aktardı:

    “Anadilimizde okumamız engelleniyor. Açıkça anadilimizde ambargo uygulanıyor. Bizden tercüman ücreti istiyorlar. Yani ‘ya kitabın birkaç misli bir tercüman ücretini verirsiniz ya da anadilinizde okumayı unutursunuz’ demek istiyorlar. Bu aleni bir kültürel kıskaç ve ayrımcılıktır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Munzur Festivali’nde Grup Yorum’a destek veren Sanatçı Şevin’e soruşturma

    Munzur Festivali’nde Grup Yorum’a destek veren Sanatçı Şevin’e soruşturma

    PİRHA-Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nde sahneye çıkan Sanatçı Șevin hakkında, Grup Yorum’a destek açıklaması yaptığı ve “Șervano” isimli eseri okuduğu gerekçesiyle soruşturma açıldı.

    Bu yıl 21’incisi düzenlenen Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nde sahneye çıkan sanatçı Șevin hakkında, Grup Yorum’a uygulanan karara karşı sahnede yaptığı konuşma ve seslendirdiği “Șervano” eseri sebebiyle soruşturma açıldı.

    “İKAMETİMİN BULUNDUĞU HER YER BASILDI”

    Suçu ve suçluyu övme’ ve ‘terör örgütü propagandası’ yaptığı iddiasıyla Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan soruşturma ile ilgili açıklama yapan Șevin, “Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nde vermiş olduğum konserde, Grup Yorum’a yönelik sahne yasağı kararına ilişkin yaptığım konuşma ve seslendirdiğim” Șervano” eseri sebebiyle hakkımda soruşturma açılmış. İkametimin bulunduğu her yer basılmış. Sosyal medya hesaplarımdaki tüm paylaşımlarım dosyaya konmuş. İfadelerimde de söyledim, hiçbir suçlamayı kabul etmiyorum. Bu parçayı ilk kez okumuyorum ve birçok sanatçı seslendiriyor. Șervano, Suriyeli sanatçıların IȘİD saldırısına yönelik yapmış oldukları bir eserdir” dedi.

    “ÜZERİMİZDE BASKI KURULMAK İSTENİYOR”

    “Hakkımdaki soruşturma ve benzer kararlar festivallere katılmamamıza yöneliktir” diye konuşan Șevin, şunları söyledi:

    “Üzerimizde baskı kurulmak isteniyor. Halkın sanatçılarıyız biz, sahnede halkın problemlerini dile getirmek bizim görevimizdir. Grup Yorum’a yapılan büyük bir haksızlıktır, sahnede de bunu söyledim. Bu ülkede hala sanatçıdan, yazardan, çizerden korkuluyor. Bu, ‘seneye festival olursa Șevin katılmasın’ diye verilen bir gözdağıdır. Dersimli bir sanatçı olarak bütün festival programlarına katıldım, davet edildiğim sürece de coşkuyla katılmaya devam edeceğim.”

    NE OLMUŞTU?

    Tunceli Valiliği 21’nci Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin merkez programında yer alan Grup Yorum, Grup İsyan Ateşi ve Ermeni dans grubu Veradardz Folk Grup’u festival kapsamında ‘uygun’ bulmamış, Dersim’deki Grup İsyan Ateşi üyeleri il dışına çıkarılmış, Grup Yorum üyelerinin ise Dersim’e girişi yasaklamıştı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Prof. Dr. Ali Kemal Özcan, “terör örgütü liderini övmek” iddiasıyla görevden uzaklaştırıldı

    Prof. Dr. Ali Kemal Özcan, “terör örgütü liderini övmek” iddiasıyla görevden uzaklaştırıldı

    PİRHA-İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimleri öncesinde Abdullah Öcalan’ın mektubu olduğunu iddia ederek açıklamalarda bulunan Munzur Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Kemal Özcan, hakkında “terör örgütü liderini övmek” iddiasıyla başlatılan soruşturma nedeniyle rektörlük tarafından görevden uzaklaştırıldı.

    Munzur Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Kemal Özcan hakkında, sosyal medyada “terör örgütü liderini övdüğü” gerekçesiyle Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı adli, üniversite ise idari soruşturma başlattı. İdari soruşturma kapsamında Özcan, üniversitedeki görevinden uzaklaştırıldı.

    Özcan, 2019’daki İBB seçimleri öncesi PKK lideri Abdullah Öcalan’ın isteği üzerine İmralı Cezaevi’nde görüşme gerçekleştirdiğini söyleyerek kendisine verdiğini belirttiği mektubu okumasıyla gündeme gelmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Yazar Ayhan Aydın’dan suç duyurusu tepkisi: Hüseyin Hürrem Ulusoy ne yapmak istiyor?

    Yazar Ayhan Aydın’dan suç duyurusu tepkisi: Hüseyin Hürrem Ulusoy ne yapmak istiyor?

    PİRHA- Yazar Ayhan Aydın, Alevi toplumunu bölmek adına faaliyet yürüttüğünü iddia ettiği Hüseyin Hürrem Ulusoy’un suç duyurusunda bulunması nedeniyle ifadeye çağrıldı. Yazar Aydın, yaşananlar üzerine “Çıkar odaklı vakıflar kuran bu insanlar, devlet bünyesinde yuvalanıp Alevi – Bektaşi kurumlarına kayyum olma isteğini ortaya koymaktadırlar” dedi.

    Alevi toplumu ve Alevi inancı için büyük emekleri olan Yazar Ayhan Aydın, Hüseyin Hürrem Ulusoy’un suç duyurusu nedeniyle hakkında soruşturma açıldı.  Aydın, iki yıl önce yazdıkları nedeniyle polis karakoluna çağrılarak ifade verdiğini duyurdu.

    Ayhan Aydın; yakın zamanda kurulan Hacı Bektaş Veli Dergâhı Serçeşme Vakfı’nın Başkanı olan Hüseyin Hürrem Ulusoy’un Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda ağırlanması üzerine yazdığı bir yazı nedeniyle hakkında soruşturma başlatıldığını kaydetti.

    Aydın, 24 Ağustos 2020’de Facebook hesabından “Alevi – Bektaşî toplumunu iyice parçalamak için, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da mı devreye girdi? Hacı Bektaş’ta, dergahta, dedeler arasında birliği yok etmek isteyen, sözde vakıf, sahte grup, şimdi de daha büyük hedefler mi belirliyor kendisine?” yorumunda bulunmuştu.

    “MAKAM, MEVKİ, PARA İÇİN…”

    Yaşananlar üzerine yeni bir yazı kaleme alan Ayhan Aydın, “Aleviliğin erdemlerinden yoksun bir şekilde yaşamlarını sürdüren ve kime/kimlere hizmet ettikleri tam bilinmeyen tipler günümüzde aramızda artmaya başlamıştır” ifadelerini kullandı. Aydın, “Alevi-Bektaşi örgütlülüğünün bir araya gelip, kenetlenmeleri bir zorunluluktur” diyerek yazısında özetle şunları aktardı:

    “Artık tümümüz; erenlerin, pirlerin, ulu ozanların ve Serçeşme Hacı Bektaş Veli’nin aydınlığında buluşmalıyız…

    Dava açıp birilerinden puan kazandığını, büyük adam olduklarını sananlar…

    İşte bu dağınıklıktan faydalanan kıymetleri kendinden menkul, menfaatperest kimi çıkarcılar ise; makam, mevki, para için bu kadim yolun değerlerini kullanıp aradan kurnazca sıyrılmak istemektedirler.

    Şimdilerde ise aramızda AKP rejimine, her yolu kullanıp yamanmak isteyen bir sürü çıkarcı insan türemiştir.

    Çok usta manevralarla bir nevi AKP’nin muhbirliğini de yapıp, Alevi kurumlarına sızan, yeni “çakma” yapılar oluşturan, çıkar odaklı dernekler, vakıflar kuran bu insanlar bir de; devlet bünyesinde yuvalanıp hem kadro, hem mevki, hem de bir nevi Alevi – Bektaşi kurumlarına kayyum olma isteğini ortaya koymaktadırlar.

    Hüseyin Hürrem Ulusoy Ne Yapmak İstiyor?

    Hacı Bektaş Ocağı’nda / Dergahı’nda birliği parçalayan, ülkücülerle, Şiilerle işbirliği yapıp, Av. Ali Timurtaş Özmen’le birlikte hareket edip kendince bir vakıf kuran Hüseyin Hürrem Ulusoy, yaptıklarıyla, AKP’ye çıkar ve menfaat için yaklaşmanın yollarını bularak, nasıl birisi olduğunu göstermiş oluyor.

    Geçen sene Yunanistan’da Seyyid Ali Sultan Ocağı’nda 650 yıldır yanan ve hala, Hakk Muhammed Ali, adına yakılan çerağları söndürmek için, AKP desteğiyle yapılan ve oradaki canlarımıza “Yunan Devletinin Ajanları” diyen ekiple bir sempozyuma katılan Hüseyin Hürrem Ulusoy, Yunanistan Alevi – Bektaşî toplumunda birliği parçalamak isteyenlerle bir araya geliyordu.

    Bilindiği gibi Edirne Valisi ve Edirne müftüsü Yunanistan’daki Mürsel Bali ve Seyyid Ali Sultan Türbelerini ziyaretleri sırasında, “Siz iyice Hıristiyan olmuşsunuz, bu yüce dinimizde yeri olmayan mum yakma nedir?” deyip mumları söndürmüşlerdi.

    Yunanistan’daki Alevi – Bektaşi toplumuna düşmanlık yapan ve Cem Vakfı Edirne Şube Başkanlığı görevinden alınan Mustafa Çetin ve Akın Çetin’lerle, Türkiye’deki Bektaşilerin ruhani önderi Ali Haydar Ercan Dedebaba tarafından düşkün edilmiş ve babalık görevi “tart edilmiş, soyulmuş” olmasına rağmen, tüm Bektaşi dergâhlarının temsilcisiymiş gibi hareket eden Mahmut Erik Aydın’la, Cem Vakfı’nda çalışırken Bulgaristan’a gitmemi engellemek için somut bazı adımlar atan, şimdilerde ise, eşini boşamış bir de bizlere dedelik ve Alevilik dersi veren judocu yeğenini türlü yollarla Kültür Bakanlığı bünyesindeki A.B. Araştırma ve Cemevi Başkanlığı’nda çalışmaya başlatan Ali Rıza Uğurlu gibi isimlerle aynı yapıda buluşan, TİKA koordinatörleriyle birlikte hareket eden Hüseyin Hürrem Ulusoy acaba şimdi hangi tertibin sözcüsü olmak istiyor?

    Türkiye’de ve Balkanlar’da Alevi – Bektaşi varlığını parçalamak isteyenlerin, AKP ve Kültür Bakanlığı Alevi Bektaşi Kültür Ve Cemevi Başkanlığı’nın elemanlarıyla ortak hareket etmeleri bir tesadüf müdür?

    “HÜSEYİN HÜRREM ULUSOY KARANLIK BİR KUMPASA MI YÖNELİYOR?”

    Hüseyin Hürrem Ulusoy arkadaşlarıyla, Türkiye’nin daha önce çok tanık olduğu, ortada hiçbir şey yokken acaba birileriyle ortaklaşa bir karanlık kumpasa mı yöneliyor, bunlara alet mi oluyor?

    Böyle bir niyetleri varsa bunlara ve onları destekleyip, sessiz kalanlara bizler Alevi – Bektaşî diyebilecek miyiz?

    Bunlar Birer Tesadüf Mü?

    Son yirmi yıldır Balkanlar’da Alevileri- Bektaşileri asimile edip, burada birliği parçalayıp, Türkiye’de AKP zihniyeti paralelinde yapılan çalışmaları; her yolu kullanıp haykırmama rağmen, Avrupa’da ve Türkiye’deki Alevi kurumlarına, Alevi aydınlarına, dedelere, babalara sesimi yeterince duyuramadım.

    Uzun yıllar boyunca benim Bulgaristan’a girişimi engelleyip, yasaklatıp burada yaptığım araştırma çalışmalarını sabote edip, orada boy göstermek isteyenler kimlerdi?

    Kimler şimdi Bulgaristan’daki Alevi – Bektaşi birliğini parçalayıp, AKP zihniyeti parelelinde burada çalışmalar yapıyor?

    “TÜM BUNLAR TESADİF DEĞİL”

    Daha iki ay önce kim tarafından yapıldığını tam bilemediğim suçlamayla Recep Tayyip Erdoğan’a hakaretten İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde ifadeye çağrılmıştım.

    Şimdi de ilgisiz bir konuya dayanıp, “devlet güvenliği, yüce milli, dini değerlere hakaret” iddiasıyla benim hakkımda Hüseyin Hürrem Ulusoy suç duyurusunda bulunuyor.

    Tüm bunlar birer tesadüf değildir…

    “Yandaş” yaratma, “kumpas kurma” konusunda Nobel Ödülü alabilecek bir kabiliyete sahip AKP Rejimi anlaşılan odur ki, “Yandaş, Çıkarcı Bir Alevi – Bektaşî Kitlesi” de yaratmayı başarmıştır.

    Biz düşmanlarımızı tanıyoruz.

    Bizler; İmam Hüseyinler’den, Eba Müslüm Teberdarlar’dan, Hallac-ı Mansurlar’dan, Pirim Pir Sultanlar’dan el aldık…

    Hiçbir karanlık güç ve karanlık odak bizi yolumuzdan alı koyamaz…

    Bizler hiçbir celladın zehirli, kanlı hançerinden korkmayız, hiç bir şeyden yılmayız…

    Bizler; yuh münkire, lanet Yezit’e ve Yol yezitlerine, diyenleriz…

    (HABER MERKEZİ)

  • Erdoğan’ın üçüncü kez adaylığına karşı çıkan yargıç hakkında soruşturma

    Erdoğan’ın üçüncü kez adaylığına karşı çıkan yargıç hakkında soruşturma

    Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK), anayasayı korumakla görevli yargıç Ahmet Çakmak hakkında “adaylık” soruşturması başlattı. 

    2014 ve 2018’de cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan’ın, 14 Mayıs seçimlerinde de aday olması başta yargı camiası olmak üzere toplumun farklı kesimleri tarafından tepkiyle karşılandı. Bu kapsamda YSK’ye “anayasaya uygun olmayan adaylığın kabul edilmemesi” için çok sayıda başvuru yapıldı.

    Cumhuriyet’te yer alan habere göre, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) reddettiği bu başvurulardan biri de aktif görevde olan yargıç Ahmet Çakmak’a ait.

    Çakmak, 28 Mart’ta YSK’ye yaptığı itirazda, seçme yeterliliğine sahip olan herkesin adaylıklara itiraz edebileceğini anımsatarak başvuruyu “bir yurttaş olarak” yaptığını ifade etmişti.

    Erdoğan’ın, 2014 ve 2018 yıllarında halk tarafından iki kez cumhurbaşkanı seçildiğine dikkat çeken Çakmak, seçimlerin yenilenmesi kararının da TBMM değil, Cumhurbaşkanı tarafından alındığını vurgulayarak “Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı adayı gösterilemeyeceğini” kaydetti. Çakmak’ın bu başvurusu ise HSK’nin soruşturması ile sonuçlandı. İktidara yakın bir gazetede, Çakmak hakkında soruşturma başlatıldığı duyuruldu. Haberde Çakmak, “hadsiz” sözleriyle hedef alındı.

    Yargıcın avukatı da olan eski Yargıçlar Sendikası Başkanı Mustafa Karadağ, “Yargıcın görevi anayasayı korumak” dedi.

    Karadağ, HSK tarafından kendilerine tebliğ yapılmadığını belirterek, “Bu soruşturmanın sonucunda bir ceza verilemez” ifadesini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ev hapsindeki Ayten Öztürk hakkında kitabı nedeniyle soruşturma

    Ev hapsindeki Ayten Öztürk hakkında kitabı nedeniyle soruşturma

    PİRHA-680 gün gündür ev hapsinde tutulan Ayten Öztürk’e, “Faşizmin Gizli İşkencehanelerinde Direniş ve Zafer” adlı kitabı nedeniyle açılan soruşturmada kitapta örgüt propagandası yapıldığı ileri sürüldü.

    “Kaldırımda linç izlemesi” delil gösterilerek yargılanıp iki kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum olan ve 680 gündür ev hapsinde tutulan Ayten Öztürk, “Faşizmin Gizli İşkencehanelerinde Direniş ve Zafer” adlı kitabında, bilmediği bir yerde 6 ay tutulduğunu ve maruz kaldığı işkenceyi yazdı.

    Ayten Öztürk hakkında “Faşizmin Gizli İşkencehanelerinde Direniş ve Zafer” adlı kitabı nedeniyle açılan soruşturmada, Mahir Çayan’ın “örgüt kurucusu olduğu”, kitaptaki “Adalı” şiiriyle de örgüt propagandası yapıldığı ileri sürüldü.

    İstanbul 6. Sulh Ceza Hakimliği’nce satışının yasaklanmasına ve toplatılmasına karar verilen kitaptaki ifadeler nedeniyle Öztürk hakkında, “terör örgütü propagandası yapmak” iddiasıyla soruşturma başlatıldı.

    “MAHİR ÇAYAN’IN ‘ADALI’ ŞİİRİ ÖRGÜT PROPAGANDASI SAYILDI”

    Öztürk’ün sosyal medyadaki fotoğrafı da soruşturma dosyasında yer aldı. Fotoğrafta, Öztürk’ün arkasındaki duvarda, ölüm orucunda hayatını kaybeden Grup Yorum üyeleri Helin Bölek ve İbrahim Gökçek’in fotoğraflarının yer aldığı belirtildi. Ayrıca, “kitabın satışından elde edilecek gelirle ekonomik destek sağlama amacının olduğu” da suçlamalar arasında yer aldı.

    Öztürk sorulara yanıtında, “Kitapta suç unsuru sayılabilecek bir ifade olmadığını, asıl işkence yapanların araştırılması gerektiğini” söyledi.

    (HABER MERKEZİ)

  • CHP eski milletvekili Mehmet Tüm’e ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ davası

    CHP eski milletvekili Mehmet Tüm’e ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ davası

    PİRHA- CHP eski Milletvekili Mehmet Tüm hakkında, 5. Edremit Kitap Fuarı’na kapsamında katıldığı söyleşilerde yaptığı açıklamaları gerekçe gösterilerek dava açıldı.

    CHP Balıkesir eski Milletvekili Mehmet Tüm hakkında, 5. Edremit Kitap Fuarı’na kapsamında katıldığı söyleşilerde yaptığı açıklamaları gerekçe gösterilerek başlatılan soruşturmaya Adalet Bakanlığı’ndan onay çıktı. Adalet Bakanlığı’nın yargılama iznini vermesinin ardından Edremit Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından CHP Balıkesir eski Milletvekili Mehmet Tüm hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret”, “Halkı kin ve düşmanlığa teşvik ve aşağılama” suçlamalarından dava açıldı..

    Davaya ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yapan Tüm “Bugün Cumhurbaşkanlığı tarafından hakkımda bir kez daha dava açıldı. Kaçıncı dava olduğunu artık ben de hatırlamıyorum. Ülkemiz büyük acı içinde .Binlerce insanımızı kaybettiğimiz depremin üstünden daha 10 gün bile geçmemişken ve hala enkaz altında binlerce insanımız varken korku iklimi yaratma çabaları her platformda devam ediyor. Biz bedeli ne olursa olsun, gerçekleri söylemeye devam edeceğiz. Açılan bu davalar olsa olsa bizim onurumuz olacak. Önümüzdeki seçim demokrasinin, hak ve hukuk mücadelesinin egemen olduğunu, güzelim ülkemde hürriyet türkülerinin söylendiği, tek adam rejiminin bittiği bir seçim olacak. Güzel ve güneşli günleri hep beraber göreceğiz” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Her koşulda barışı savunmalıyız’ açıklaması yapan 12 baronun başkanına soruşturma açıldı

    ‘Her koşulda barışı savunmalıyız’ açıklaması yapan 12 baronun başkanına soruşturma açıldı

    PİRHA-Ağrı, Batman, Bingöl, Dersim, Diyarbakır, Hakkari, Mardin, Muş, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak ve Van Barosu Başkanları hakkında Türk Silahlı Kuvvetlerinin geçtiğimiz Kasım ayında Kuzey Suriye ve Irak’a yönelik düzenlediği hava operasyonlarına karşı “Her Koşulda Barışı Savunmalıyız!” başlığıyla yayınladıkları ortak açıklama gerekçe gösterilerek “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin Kurum ve Organlarını aşağılama (Türk Ceza Kanunu m. 301)” suçu şüphesiyle soruşturma açıldı.

    Ağrı, Batman, Bingöl, Dersim, Diyarbakır, Hakkari, Mardin, Muş, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak ve Van Barosu Başkanları, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) Suriye’nin kuzeyine yönelik 20 Kasım 2022’de hem havadan hem de karadan başlattığı “Pençe Kılıç Hava Harekatı” ismi verilen operasyona ilişkin 21 Kasım’da “Bölge Barolarından Ortak Açıklama; Her Koşulda Barışı Savunmalıyız!” başlığıyla ortak açıklama yayınlanmıştı. Açıklamada, bölgedeki sorunlara askeri müdahaleler yerine barışçıl siyasi çözümler arama çağrısı yapılmıştı.

    Baroların bu açıklama ile PKK ve YPG’ye “destek” verdiğini savunan bir kişi, internet üzerinden Diyarbakır 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürlüğü’ne ihbarda bulundu. İhbarda, “Ekteki görseldeki bildiriden görüleceği üzere Diyarbakır ve beraberindeki 12 baronun 21.11.2022 tarihli PKK/YPG’ye destek açıklamasıyla ilgili gereğini arz ederim” denildi.

    BAROLARIN YAPTIĞI AÇIKLAMANIN YAYINLANDIĞI HABER SİTELERİNİN EKRAN GÖRÜNTÜSÜ SUÇ UNSURU GÖSTERİLDİ

    Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu,  ortak açıklamada ismi geçen 12 baro başkanının açık kimlik bilgilerinin tespit edilerek, haklarında Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesinde düzenlenen “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin Kurum ve Organlarını aşağılama” suçundan ayrı ayrı fezleke hazırlanıp, savcılığa gönderilmesi için polise talimat verdi. Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü, 12 baro başkanı hakkında yürüttüğü soruşturmayı jet hızıyla tamamlayıp hazırladığı fezlekeyi aynı gün soruşturmayı yürüten Terörle Mücadele Kanunu kapsamında yetkilendirilen savcıya gönderdi. Fezlekede yer alan “Araştırma Tutanağı”nda baroların yaptığı açıklamanın yayınlandığı haber sitelerinin ekran görüntüsü suç unsuru olarak gösterildi.

    TSK, TERÖRLE MÜCADELE KONUSUNDA İTİBARSIZLAŞTIRILMAYA ÇALIŞILDI

    Tutanakta, baroların yaptığı açıklamaya ilişkin olarak şu değerlendirme ve iddialara yer verildi:

    “12 baronun açıklaması ile ilgili örgüte müzahir internet haber sitesinde ‘Kürdistan Baroları, Hükümeti Siyasi Çözüm Aramaya Davet Etti’ şeklinde haber başlığı olduğu. Haber içeriğinin bir kısmında ‘Kürdistan’da bulunan 12 Baro, Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye ile Irak Federe Kürdistan Bölgesi’ne yönelik saldırılarına ilişkin ortak yazılı açıklama yaptı’ şeklinde ifadelerin yer aldığı. 12 baronun ortak basın açıklaması içeriği incelendiğinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin operasyon yaptığı PKK/YPG’nin saldırılarından bahsedilmediği gibi örgütün bulunduğu bölgelerin güvenli olarak nitelendirilerek PKK/YPG’nin legal olarak görüldüğü. TSK’nın operasyonlarının meşru olduğu ve İstanbul ilindeki terör saldırısı sonrası gerçekleştiğinden bahsedilmediği.  Açıklama içeriğinde her ne kadar barış vurgusu yapıldığı görülmüş ise de yaşanan süreç,  gerek PKK/KCK/YPG terör örgütü gerekse örgüte müzahir haber siteleri ile diğer oluşumların protesto vb. çağrıları dikkate alındığında ihbara konu 12 baronun basın açıklamasının örgütün ‘TSK’nın sivilleri öldürdüğü, kimyasal silah kullandığı vb. propagandalarına uygun şekilde yapıldığı ve Devletin  (Türk Silahlı Kuvvetleri) terörle mücadele konusunda itibarsızlaştırılmaya çalışıldığı değerlendirilmektedir.”

    12 BARO BAŞKANININ GÖREV YAPTIĞI İLLERDEKİ BAŞSAVCILIKLARA FEZLEKE GÖNDERİLDİ

    12 baro başkanının görev yaptığı illerdeki başsavcılıklara fezleke gönderildi. Terör Suçları Soruşturma Bürosu savcısı, Ağrı Barosu Başkanı Serdar Günakın, Batman Barosu Başkanı Erkan Şenses, Bingöl Barosu Başkanı Ömer Faruk Hülakü, Dersim Barosu Başkanı Fatma Kalsen, Hakkari Barosu Başkanı Ergün Canan, Mardin Barosu Başkanı İsmail Elik, Muş Barosu Başkanı Kadir Karaçelik, Siirt Barosu Başkanı Muhammed Alptekin, Şanlıurfa Barosu Başkanı Abdullah Öncel, Şırnak Barosu Başkanı Rojhat Dilsiz ve Van Barosu Başkanı Sinan Özaraz hakkında yürüttüğü soruşturmada görevsizlik kararı verdi.

    Savcı, baro başkanları hakkında gerekli yasal işlemlerin yapılması için hukukçular hakkında hazırladığı soruşturma evraklarını, ikamet ettikleri illerin başsavcılıklarına gönderdi.

    (HABER MERKEZİ)