Etiket: tülay hatimoğulları

  • DEM Parti Eş Genel Başkanları: 2025 yılı bütçesi ülkedeki çürümeyi büyütme pusulasıdır

    DEM Parti Eş Genel Başkanları: 2025 yılı bütçesi ülkedeki çürümeyi büyütme pusulasıdır

    PİRHA-DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, 2025 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi’nin ülkedeki çürümeyi büyütme pusulası olduğunu vurgulayarak, “Milyonlarca insan açlıkla mücadele ederken, kredi borçları ve icralar alıp başını giderken, esnaf siftah bile yapamazken, teklif ettiğiniz bu bütçe sorunları derinleştirecektir” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Meclis Genel Kurulu’nda görüşmeleri başlayan 2025 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi kapsamında konuştu.

    “EMEKÇİLERİN SORUNLARININ KAYNAĞI AKP-MHP İKTİDARIDIR”

    Emekçilerin yaşadığı sorunların sebebinin AKP-MHP iktidarı olduğunu vurgulayan Tülay Hatimoğulları, “AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Türkiye’yi şirket gibi yönetiyor ancak Erdoğan şirketi batırdı. Dünya bir çağ dönüşümünün eşiğinde, yepyeni bir uygarlığın kapılarını aralayan devrimler sürecinden geçiyoruz. Savaş artık her yerde. Rusya’dan Ukrayna’dan baktığımızda savaşın batıya yayıldığını görüyoruz. Çin, Tayvan denklemine baktığımızda, savaşın diğer bölgelere yayıldığını görüyoruz. Ama savaş bu koşullarda ne şekilde yayılırsa yayılsın; en nihayetinde hala Ortadoğu ve Afrika ülkelerinde emperyalist güçlerin paylaşım savaşlarının bölgesel suretini görmekteyiz” dedi.

    “SURİYE’NİN KADERİNİ SURİYE HALKLARI BELİRLEMELİ”

    Ortadoğu’da süren savaşların nihai amaçlarının ortada olduğunu belirten Hatimoğulları, “Hedef İran’ı etkisizleştirmek, yapabilirlerse savaşa çekmek, Rusya’yı sınırlamak, Çin’in kuşakyol projesinin önünü kesmek ve bunu küresel sermayenin başka bir bloktan yükselen bir tehlike olarak açığa çıkmasını engellemek. Tüm bunların sonucunda; Asya-Pasifik hattını engellemek ve gerekirse savaşları bu anlamda büyütmek. Bütün hedefleri bu. Ortadoğu soykırım kıskacında. Bizim Suriye ile ilgili tavrımız çok nettir; çetelerin kimi bölgelerde devam eden müdahaleleri derhal son bulmalıdır. Suriye’nin kaderini Suriye halkları demokratik bir zeminde belirlemeli ve orada demokratik bir anayasa yapım sürecine katkı verilmelidir. Dış müdahaleler derhal bitmelidir” diye konuştu.

    “SURİYE’DE YENİ BİR DÖNEME GİRİLDİ”

    Suriye’de yeni bir döneme girme fırsatı olduğunu ve artık kin, öfke, intikam duygularıyla değil demokratik bir düzen yaratma isteğiyle hareket etmenin zamanı olduğunu söyleyen Tuncer Bakırhan, “Suriye Suriyelilerindir, Suriye halkının ortak iradesine bütün güçler saygı göstermelidir. Suriye’de yaşayan bütün halkların ve inançların hakları demokratik bir anayasayla güvence altına alınmalıdır. Suriye’de geçmişe benzer bir siyasal iktidara dönüşün yolu artık kapanmalıdır. Çatışmaların durması gerekiyor yoksa Suriye daha derin bir savaş ve istikrarsızlık adasına dönüştürecektir. Hızla ateşkes sağlanmalı, bitimsiz savaşların adresi olan yeni bir Lübnan’ın, Libya’nın ortaya çıkması engellenmelidir.

    61 yıllık Baas rejiminin devrilmesinden sonra oluşacak psikolojik ve siyasal enerjinin, yeni fay hatlarını tetikleyerek hemen sınırımızda büyük bir karmaşa yaratması, Ortadoğu’nun ve Türkiye’nin istikrarsızlaşmasını getirecektir. AKP iktidarını Suriye’ye dönük barış ve çözüm politikasını yürütmeye ve Kuzey-Doğu Suriye yönetimi ile diyalog içerisine girmeye çağırıyoruz. Radikal selefi gruplardan Arap Alevilere, Dürzilere, Süryanilere, Hristiyanlara, Kürtlere, Ermenilere, Türkmenlere, Çerkezlere herhangi bir saldırı olmaması için başta Birleşmiş Milletler olmak üzere bölgede bulunan bütün güçlere büyük bir sorumluluk düşüyor. Suriye’nin geleceği halkların ve inançların demokratik katılımı ile inşa edilmelidir” diye belirtti.

    “BU BÜTÇE ÇÜRÜMEYİ BÜYÜTME PUSULASIDIR”

    Bakırhan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “2025 Bütçesine baktığımızda Sosyal Yardım ve Destekler için bütçeden ayrılan pay 651 milyar TL iken sadece faize ayrılan pay bunun 3 katı yani 1 trilyon 950 milyar TL’dir. Şimdi bu bütçe yoksulun, işçinin, kadının, emekçinin, memurun, dezavantajlı grupların bütçesidir diyebilir misiniz, elbette diyemezsiniz. 2025 yılı merkezi yönetim bütçesi teklifiniz bu çürümeyi büyütme pusulasıdır. Milyonlarca insan açlıkla mücadele ederken, kredi borçları ve icralar alıp başını giderken, esnaf siftah bile yapamazken, teklif ettiğiniz bu bütçe sorunları derinleştirecektir. Bu bütçe teklifinde büyük çoğunluğu aç, yoksul, işsiz halktan toplanan 12 trilyon 800 milyar TL gelir bekleniyor. Yoksulun, emekçinin alın terinden alınan bu kaynak üç kıyak kesime aktarılıyor. Faize 1 trilyon 950 milyar TL, savaş ve güvenlik harcamalarına 1 trilyon 608 milyar TL, teşvik, istisna, muafiyet, garanti ödeme adı altında sermayeye 3 trilyon TL aktarılıyor. Yani halkın bahçesinden toplanan 12 elmanın 6 buçuğu faiz lobilerine, zenginlere, savaş baronlarına aktarıyorsunuz. Geriye kalan 5 buçuk elmayı 85 milyon insan paylaşsın diyorsunuz.”

    PİRHA/ANKARA

  • “İktidar kayyımdan medet umacak kadar acizleşmiş durumda”

    “İktidar kayyımdan medet umacak kadar acizleşmiş durumda”

    PİRHA- DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ile Tuncer Bakırhan, Bahçesaray Belediyesi’ne kayyım atanmasına ilişkin, “Van’da 14-0 hezimetini yaşayanlar iflas etmiş kayyım siyasetinden medet umacak kadar acizler. İktidar, kayyım zalimliğini arttırdıkça zevalini bulması da çok yakındır” dediler.

    31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerden sonra Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) kazandığı birçok belediyeye kayyım atamaları devam ediyor. Hakkari, Mardin, Halfeti, Batman, Dersim ve kent uzlaşısı ile alınan Esenyurt ve Ovacık belediyelerine peş peşe kayyım atandı. Son olarak Van’ın Bahçesaray Belediyesi’ne kayyım atandı.

    DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, X hesaplarından kayyım operasyonlarına tepki gösterdi.

    “İKTİDARIN DARBECİ POLİTİKALARI”

    Kayyım darbesini lanetlediğini söyleyen Tuncer Bakırhan, “Van’da 14-0 hezimetini yaşayanlar iflas etmiş kayyım siyasetinden medet umacak kadar aciz bir yönetim aklıyla hareket ediyorlar. İktidarın bu darbeci politikaları halkın iradesine her seferinde çarpıp tuzla buz olacaktır” dedi.

    Belediyeyi alana kadar mücadele edeceklerini belirten Bakırhan, “İktidar bilsin ki, atadığı her kayyımda demokratik meşruiyetini yitirmekte; Kürt kentlerinde zorla, copla, gazla, hileyle, hukuksuzlukla var olmak dışında tek bir siyasi varoluşu kalmamaktadır. Bahçesaray bizimdir, belediyemizi alana kadar mücadelemizi amansızca sürdüreceğimizin sözünü veriyoruz” ifadelerini kullandı.

    “İKTİDAR MEŞRUİYETİNİ SIFIRLAMAKTADIR”

    Bahçesaray’daki irade gaspını kınayan Tülay Hatimoğulları ise şu sözlere yer verdi:

    “Demokrasinin kırıntısının dahi ortadan kaldırıldığı bu kayyım zorbalığı ile iktidar meşruiyetini sıfırlamaktadır. Kayyıma gerekçe yapılan suçlamaların hepsi safsatadır. İktidara sesleniyorum; Kürtler ve tüm halklar nezdinde tabela partisine döndünüz. Çok yakında o kentlerde kayyımlarınızdan başka kimseyi yanınızda bulamayacaksınız. Kayyım zalimliğiniz arttıkça zevalinizi de bulmanız çok yakındır. Demokratik kamuoyuna çağrımız, Van direnişi ruhuyla Bahçesaray’a sahip çıkalım. Hep birlikte bu sürekli darbelere karşı demokrasiyi savunalım.”

    (HABER MERKEZİ)

  • DEM Parti- CHP görüşmesi gerçekleşti: ‘Üzerimize düşen bütün adımları atmaya hazırız’

    DEM Parti- CHP görüşmesi gerçekleşti: ‘Üzerimize düşen bütün adımları atmaya hazırız’

    PİRHA- DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP Genel Merkezi’nde bir görüşme gerçekleştirdi. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, CHP’nin Kürt sorununun çözümünde çok önemli rol oynayabileceğini belirtirken, CHP Genel Başkanı Özgür Özel de “Üzerimize düşen bütün adımları atmaya hazırız” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, yapılan görüşme sonrası CHP Genel Merkezi’nde ortak basın toplantısı yaptılar.

    “KİMSE KAZANÇLI ÇIKMADI”

    CHP’nin Türkiye’nin kurucu partisi olduğunu dile getiren Bakırhan, “Çok köklü bir geçmişe geleneğe ve mirasa sahip bir partidir. Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunda Türkler Kürtler ve diğer halklar büyük emekler verdiler büyük mücadeleler verdiler bir ittifak oluşturdular. Zaten 1920 Mebussan Meclisi de bu ittifakı yansıtan bir çeşitlilikteydi. Bütün renkleri kapsıyordu. 1921 Anayasası da aynı zamanda bu tarihsel ittifaka uygun bir önemdeydi. Fakat zaman içerisinde hem o kurucu meclis hem tarihi Kürt Türk ittifakı hem 21 Anayasasındaki herkesi kapsayan anlayış inkar edildi, reddedildi. Günümüze kadar geldi sorun ama kimse kazançlı çıkmadı. Hem ülkenin ekonomisi, enerjisi yüzyıldır çözülmeyen Kürt meselesinden kaynaklı başka mecralara akıyor” diye konuştu.

    “SHP’NİN O DÖNEMDEKİ RAPORLARINDA YER ALAN BELİRLEMEYİ ÖNEMSİYORUZ”

    Bakırhan, Kürt sorunun çözümsüz bırakılması nedeniyle yaşanan sorunları ve ekonomik sorunları da hatırlatarak, “Kürt meselesinin çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi konusunda aslında CHP’nin çok değerli ve kıymetli geleneğinden geldiği partilerin açıklamaları ve raporları vardı. SHP’nin hazırladığı Kürt raporları buna örnektir. Çok önemli belirlemelerde bulunuyordu. Raporların en önemli özelliği Kürt meselesinin demokratik bir zeminde diyalog ve müzakere ile ve Türkiye’nin kendi dinamikleri üzerinden çözülmesi yönündeydi. Bugün Kürt meselesine ilişkin tartışmalar yaşanıyor. Biz SHP’nin o dönemdeki raporlarında yer alan belirlemeyi önemsiyoruz” dedi.

    “ÖNEMLİ ROL OYNAYABİLİR”

    Bakırhan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Yine Erdal İnönü’nün çok önemli bir belirlemesi vardı Kürt meselesi konusunda. Kürtlerin kendilerini evlerinde ülkelerinde hissedeceği bir ortak yaratmak istiyoruz diyordu. Çok kıymetli ve önemliydi. Yakın zamanda Sayın Özgür Özel’in de benzer açıklamaları vardı. Bunları önemsiyoruz. CHP sadece söz söyleyen katkı sunan değil, ayrıca geçmiş birikimi ve deneyimiyle Kürt meselesinin çözümünde çok önemli rol oynayabilir. Oynayacağına eminiz. Biz bugün ortak paydaları nasıl çoğaltabiliriz, Türkiye’nin demokratikleşmesi konusunda iki parti hem muhalefette bulunan hem de toplumsal muhalefette bulunan çevrelerle birlikte demokratik bir zeminin oluşması için neler yapabilirizin üzerine durduk. Kıymetli ve önemliydi. Bir başka gündemimiz Kayyım gündemiydi. Kayyım Türkiye’de yavaş yavaş bir yönetim rejimine doğru yol alıyor. Daha önce sadece DEM Parti belediyelerine kayyım atanırken şimdi CHP’nin de belediyelerine kayyım atanıyor.”

    KAYYIMA TEPKİ

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise kayyım atamasına tepki gösterdi. Özel, yerine kayyım atanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’i cezaevinde ziyaret ettiğini de paylaştı. “Bunun OHAL döneminden kalmış bir uygulama olduğunu hepimiz biliyoruz” diyen Özel, geçmiş dönemlerde atanan kayyımlara dair veriler de paylaşarak, tepkisini sürdürdü. Özel, muhalefet partilerinin kayyım atamasının önünü açan düzenlemenin iptali için verdiği kanun teklifine de işaret ederek, AKP-MHP’nin de bu yönlü hareket etmesi gerektiğini ifade etti.

    TOPLUMSAL MUTABAKAT ŞARTI

    Özel, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Bunu da şöyle ifade ediyorum bir kez daha, biz şeffaf samimi toplumsal mutabakata dayanan sürecin işletilmesini, bu sürecin işletileceği yerin mutlaka ama mutlaka Türkiye Büyük Millet Meclisi olmasını, hiç bir partiyi toplumun hiç bir kesimini dışlamaması gerektiğini düşünüyoruz. Bir toplumsal mutabakat inşasında toplumun en kırılgan kesimlerinin gözetilmesi gerekiyor. Ben bunu bizim açımızdan şehit ve gazi ailelerinin olmaz dedikleri bir sürecin olmayacağını onların da mutlaka sürece katılmaları gerektiğini söylemiştim. Kendilerine yaptığımız bütün ziyaretlerde oradan biz gerekirse yüreğimize taş basarız başka şehitler gelmesin terör bitsin diye her türlü sorumluluğu alırız ama deyip bunu siyasete alet edilmesini, siyasi menfaatlere dönüştürülmesi durumunda da hakkımızı helal etmeyiz dediler.

    SORUN ÇÖZÜLÜRSE TÜRKİYE’DEKİ HERKES KAZANIR

    Bu çerçevedeki bu yaklaşımı da son derece önemsiyorum. Bir kez daha bunun altını çizmek istiyorum. Samimiyet ve şeffaflıkla davranılırsa Türkiye bir ve bütün şeklinde 40 yıldır çözemediği ve Türkiye’ye çok şey kaybettirmiş hepimize çok acılar yaşatmış hem manevi ama maddi olarak da çok şey kaybettirmiş bir süreci bir toplumsal mutabakatla toplumsal barış sürecine dönüştürebiliriz. Bu Türkiye’deki herkese kazandırır. Türkiye açısından uluslararası ilişkilerde içinde bulunduğu bölgede coğrafyada Türkiye’yi çok sayıda riskten kurtarır. Bu açıdan ilk günkü tutumumuzda değişen hiçbir şey yoktur. Biz bu ülkede yaşayan herkesin kendisini eşit hissettiği eşit gördüğü ve bu eşitlik içinde eşitçe yaşadığı bir ülke istiyoruz. Bunun için de üzerimize düşen bütün adımları atmaya hazırız.

    DİYALOG ÇAĞRISI

    Bundan sonraki süreçte ümit ederim bütün siyasi partilerin birbiriyle uygun zeminde diyalog kurabildiği, kimsenin kimseyi ötekileştirmediği şeytanlaştırmadığı, sözün değerinin olduğu süreci hep beraber yaşamak isteriz. Bu konuda CHP olarak geçmişte yaşanan bütün kötü tecrübelere rağmen üzerimize düşeni yapma noktasında tarihsel tutarlılığımızdan farklı bir nokta değiliz.”

    Özel, kendisine yöneltilen sorulara da yanıt verdi.

    Hakkında açılan soruşturmaya tepki gösteren Özel, MHP’nin kayyım atamasına dair görüşlerini hatırlatarak, bu uygulamanın kaldırılması içini çağrıda bulundu.

    Bakırhan ise PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşmek için yaptıkları başvuruya dair soruyu yanıtladı. Bakırhan, şu anda herhangi bir yanıt almadıklarını ancak olumlu yanıt almayı beklediklerini söyledi.

    Özel, Bakırhan ve Hatimoğulları’nı partinin dış kapısına kadar uğurladı.

    (HABER MERKEZİ)

  • HBVAKV 13. Olağan Kurulu: Bizi korkutacağını sananlar, tarihimizi bilmeyenlerdir- VİDEO

    HBVAKV 13. Olağan Kurulu: Bizi korkutacağını sananlar, tarihimizi bilmeyenlerdir- VİDEO

    PİRHA-Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) 13. Olağan kurulunu gerçekleştiriyor. Alevilerin her dönem zulüm gördükleri vurgulanırken, ortak mücadeleyi geliştirmenin önemine dikkat çekildi. Tek listeyle gidilen seçimde Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Başkanı yeniden Ercan Geçmez oldu.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı binasında yapılan kurula; Alevi kurum temsilcileri, siyasi parti temsilcileri, demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri ve birçok ilden üyeler katıldı.

    Kurulun gerçekleşeceği salona “Diyanet işleri başkanlığı kaldırılsın”, “Okullarımızda imam istemiyoruz”, “Zorunlu din dersleri kaldırılsın” pankartları asıldı. Kurul, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Cemevi Dedesi ve Celal Abbas Ocağı’ndan İbrahim Erzincan’ın verdiği gülbeng ve çerağ uyandırılması ile başladı.

    “ALEVİLER VARDIR, ALEVİLİK HAKTIR”
     

    Açılış konuşması yapan HBVAKV Ercan Geçmez, Alevilerin yıllardır büyük bir mücadele verdiğini belirtip, “Aleviler yıllardır eşit yurttaşlık için mücadele veriyorlar. Aleviler yıllardır kayyıma karşı mücadele veriyorlar. Aleviler yıllardır cemevleri bizim ibadethanemizdir diyor. Peki buna karşın dünyada görülen nadir bir işlem oldu bir başkanlık kuruldu. Ancak bu başkanlık cemevlerini ibadethane olarak görmüyor. Biz bu bakanlığın lav edilmesi için hukuku bir mücadele veriyoruz. İnsanlığa karşı suçlarda zaman aşımı olmaz. Sivas katliamı bir insanlığa karşı suçtur. Bu katliamlar cezasız kaldıkça yeni katliamlara yer açılıyor. Alevilerin dergahlari alevilerindir. Koyunbaba Dergahı’na cami yaparak Alevi Sünni kavgası çıkartmak istiyorlar. Dergahlarımızı size vermeyiz. Bizi korkutacağını sananlar tarihimizi bilmeyenlerdir. Eşit yurttaşlık için ve barış için mücadele etmeye devam etmeliyiz. Bunun yolu da yeni bir anayasadır. Aleviler vardır, Alevilik haktır” diyerek mücadeleye devam çağrısı yaptı.

    “ALEVİLİĞE KAYYIM ATANDI”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, “Meydanlarda birleşemeyenler ne yazık ki cezaevlerinde birleşebiliyorlar. Açıkçası bu ülkede yaşanan anti demokratik uygulamalar ateşin düştüğü yeri yaktığı bir durumda. Bugün Türkiye büyük bir abluka altında. Selahattin Demirtaş’in içeride olmasına tepki veremedik şimdi Can Atalay içeride. Can Atalay’a tepki veremedik Kemal Kılıçdaroğlu yargılanıyor. Ele ele bu mücadeleyi büyütmek zorundayız. Alevi Başkanları olarak bugün Dersim’e gidiyoruz. Aleviliğe kayyIm atandı. Bu kayyım Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’dır. Belediye başkanlarımız bu başkanlığa karşı çıktıkları için kayyım atanmıştır” dedi.

    “TEKÇİ ANLAYIŞA KARŞI BİRLİKTE MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Mustafa Aslan ise, “Çok kültürlü, çok dilli, çok inançlı bir topraklarda yaşadığımızı unutmayacağız. Tekci anlayışlarına karşı birlikte mücadele etmek zorundayız” diye konuştu.

    “ÖZELLİKLE EĞİTİMDE BİR REJİM TAHAKKÜM EDİLİYOR”

    Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, eğitimde gericiliğin ne kadar arttığını belirterek, “Alanlarda mücadelemiz ortak. Bizim ülkemizde hem çocuklarımızın geleceği hem de ülkemizin geleceği tehlike altında. Özellikle eğitimde bir rejim tahakküm ediliyor. Gerici bir müfredat ile karşı karşıyayız” dedi.

    “DÜN BOYUN EĞMEDİK, BUGÜN DE EĞMEYECEĞİZ”

    DEM Parti Eş Genel Başkani Tülay Hatimoğulları, Alevilerin her dönemde zulüm gördüğünü vurguladı. Hatimoğulları, “21. Yüzyılda hala evlerimiz işaretleniyor. Alevilik bir inançtır. Aleviler yıllardır bedel ödeyerek ibadetlerini yapmıştır. Başkanlık ile Aleviliği dizayn edemezsiniz. Alevileri dönüştüremezsiniz. Alevilik rızalıktır. Biz siyasi partilere büyük sorumluluklar düşüyor farkındayız. Çünkü biz yetmiş iki millete bir nazardan bakan bir milletiz. Böyle bir coğrafyada yaşamak istiyoruz. Kayyım zihniyeti bu iktidarın tüm hücrelere yaymak istediği bi hal almaya başladı. Barış dışında bir seçeneğimiz yoktur. Bu iktidarın baskılarına, tehditlerine dün boyun eğmedik, bugün de boyun eğmeyeceğiz” dedi.

    “KAYYIMLARDAKİ ASIL AMAÇ HALKI CEZANLANDIRMAKTIR”

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise yaptığı konuşmada herkesime hitap edecek yeni bir anayasa vurgusu yaparak şunları söyledı:

    “Her şey anayasal bir eşitlikten geçiyor. Bütçe görüşmeleri var. İnsanlığın en önemli kazanımlarından biridir bütçe. Bütçeyi alırken Alevi Sünniyi ayırmadan vergi alınıyor. Bunun eşit bir inanç olduğunu kabul edip uymak gerekiyor. Aslında diyorlar ki eğitim bakanı en kötü bakandır diyorlar. Bence en iyi bakan o, onların kabinesini en iyi temsil eden bakan o, o zihniyeti en iyi temsil eden bakan o. Yaptığımız bütün hatalarımızdan ders alacağız. Ne derler siyasetini izleyerek bir yere gelemeyeceğim çok açık. Biz kim haklıysa onun yanında olmaya devam edeceğiz. Çağın ihtiyaçlarını karşılayacak bir anayasa yapacağız. Bu iktidarı önce hep birlikte yıkacağız, sonra eşitlikçi bir anayasa yazarak bu ulkeyi daha güçlü bir hale getireceğiz. Kayyımlardaki asıl mesele halkı cezalandırmaktır.”

    Tek listeyle gidilen seçimde Ercan Geçmez yeniden genel başkan seçildi.

    PİRHA/ANKARA

  • DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları: Biz çözümü Türkiye’de arıyoruz-VİDEO

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları: Biz çözümü Türkiye’de arıyoruz-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti bu hafta kadın grup toplantısı yaptı. Grup toplantısında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Çözümsüzlük peşinde koşmadık. Biz çözümü içerde arıyoruz. Türkiye’de arıyoruz. Ankara’da, Amed’te görüyoruz çözümü. Eşit ve özgür bir ortamda Türkiye’de ortak bir yaşamda görüyoruz çözümü” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin kadın grup toplantısında gündemdeki konulara dair konuştu.

    Kadınların zılgıtları eşliğinde ve “Kayyımlar gidecek, biz kalacağız” ve “Jin, jiyani azadî” sloganları sonrası konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü’ne dikkat çekerek, “Dominik’ten Rojava’ya, İran’dan Hindistan’a, Şili’den Filisti’ne ve dünyanın dört bir yanında biz kadınlar erkek egemen kapitalist sisteme karşı özgürlük mücadelesi veriyoruz, vermeye devam ediyoruz” dedi.

    “EKİM AYINDA 48 KADIN KATLEDİLDİ, 23 KADININ ÖLÜMÜ İSE ŞÜPHELİ!

    Türkiye’de artan kadın katliamlarına işaret eden Hatimoğulları, “Bizler her gün katlediliyoruz. Sadece 2024 yılında 395 kadın erkekler tarafından katledildi. Ekim ayında 48 kadın katledildi. 23 kadının ölümü ise şüpheli. Oysa bu ölümlerin failleri şüpheye yer bırakmayacak şekilde erkek egemen düzenin ta kendisidir. Erkek düzeni çetelesi son 14 yılın en yüksek oranını gösteriyor. Rojin Kabaiş şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi. Dosyaya gizlilik kararı aldırdılar. Otopsi raporu avukatları ve ailesiyle paylaşılmadı. Yandaş medya tarafından servis edildi” diye konuştu.

    “BİZ BİRKİŞİ DAHA EKSİLMEK İSTEMİYORUZ

    Rojin Kabaiş’in, şüpheli şekilde yaşamını yitirdiğini vurgulayan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Bizden Rojin’in ölümünün şüpheli olmadığına inanmamızı bekliyorlarsa yanılıyorlar. Rojin’in annesi ve ablası aramızda. Asla bu mücadeleyi yalnız vermeyeceksiniz, yanınızda olacağız. Dersim’de Gülistan Doku kaybedildi. Akıbeti bilinmiyor. Gülistan Doku nerede, demeye devam edeceğiz. Biz bir kişi daha eksilmek istemiyoruz. Örgütlenerek mücadele ederek bunlarla baş edebiliriz. bunun dışında bir seçeneğimiz yoktur” şeklinde konuştu.

    “EVDE ÇOCUĞUNA BİR BARDAK SÜT VEREMEYEN ANNENİN ÖFKESİNDEN KURTULMAYACAKSINIZ”

    Esenyurt, Mardin, Hakkari, Batman ve Halfeti’ye atanan kayyımlara dikkat çeken Hatimoğulları, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Kayyım anayasaya ve Avrupa Özerlik Şartı’na aykırıdır, yurttaşın seçme ve seçilme hakkının gaspı demektir, bir siyasi darbedir kayyım. Kayyım, Kürt düşmanıdır, kadın düşmanıdır, muhalif olan her kesimin düşmanıdır. Eş başkanlık sistemimize de bir saldırıdır da aynı zamanda. Belediyelerimizde kadın kenti olmak için attığımız adımları ortadan kaldırmak istiyorlar. İlk icraatları kadın merkezlerimizi ve daire başkanlıklarımızı kapatmak oldu. En son atanan kayyımların bir kaç icraatından bahsedeceğim. Mardin’deki ücretsiz ulaşım için “Jin kart” uygulamasının tamamını durdurdu. 25 Kasım programlarını iptal etti. Biz kadınlar ne yaparlarsa yapsın, eşbaşkanlık, eşit temsiliyet mor çizgimizdir demeye devam edeceğiz. İktidar merkezi bütçede toplumsal cinsiyet eşitsizliğini yeniden üretiyor. 2025 bütçesinde her kadın için düşen pay 139.3 TL. Bunun neyiyle kadına karşı şiddetle mücadele edeceğiz?

    Yoksullukla yüzleşmekten özel olarak kaçıyorlar. Bunlar sanki kendi sorunları değilmiş gibi davranıyorlar. Bu ne rahatlık ya, bu ne rahatlık? Bu ülkeyi kim yönetiyor? Bu yoksulluktan siz sorumlu değil misiniz? Yoksul için bütçe yapmak sorumluluğunu üzerinizden savarak kurtulacağınızı mı sanıyorsunuz? Yoksulun elinden kurtulamazsınız, açın elinden kurtulamazsınız. Evde çocuğuna bir bardak süt veremeyen annenin öfkesinden kurtulmayacaksınız.

    İzmir’de 5 çocuk yanarak yaşamını kaybetti. Bu iktidar kendi sorumluluğu yokmuş gibi konuştu. Bunu magazin haberi gibi değerlendirdiler. Duygu kalmamış, vicdan kalmamış iktidarda. Kadının yaşam tarzı diyecek kadar ileriye gidebiliyor. Bu ekonomiyle açıklanamaz, neyle açıklanırmış, kadının yaşam tarzıyla. Yuh size, yuh size.

    Bu ülkede ve bölgede Kürt sorunu vardır. Kürt sorunu yoktur diyenlere altını kalın kalın çizerek ifade ediyorum. Son günlerde devam eden tartışmalarda bizler bu konudaki sözümüzü her fırsatta ifade ettik. Biz DEM Parti olarak demokratik zeminde, onurlu bir barıştan yanayız. Bunun için de İmralı tecridi derhal kalkmalıdır, Sayın Öcalan özgürlüğüne kavuşmalıdır. Hem ülkemiz hem bölgemizin barışı için yapacak çok şeyi olduğunun altını ısrarla çizdik, bunu on yıllardır söylüyoruz. Son dört senedir devam eden ağırlaştırılmış tecride karşı mücadeleyi her yerde verdik, vermeye de devam edeceğiz.

    Sarayda kulağına üfürüleni mürekkebiyle yazan, Sayın Öcalan’ın çözüm gücü ve iradesine dair fitne üretmeye çalışanlar var. DEM Parti’nin çözümden yana olmadığını söyleyenler var. Bu bize atılmış bir iftiradır. Bu fitne çabasıyla neyi amaçlıyorsunuz, kimin kelimelerini yazıyorsunuz? Bu dil nefret dilidir, bu dil Ezop’un lanetli dilidir. ‘Kan var büyük kelimelerinin altında’ der Cemal Süreya. Her kelimenin altından barışın fışkırmasını istiyoruz. Bu dil çözümsüzlüğün dilidir. Çözümsüzlüğün faturasını kimse DEM Parti’ye kesemez.

    MHP Genel Başkanı bugün yine bu kürsüde bu konuyla ilgili değerlendirmeler yaptı. Herkesin bilmesi gerekir ki Kürtler de bizler de Washington’da, Moskova’da sınır ötesinde askeri operasyon için vize aramaya çıkmadık. Halkın iradesine kayyım atamadık, dilini kültürünü yasaklamadık. Çözümsüzlük peşinde koşmadık. Tam tersine bu kalemşörler ve kimi siyasetçiler yapıyor. Biz çözümü içeride Türkiye’de arıyoruz. Ankara’da Amed’te görüyoruz çözümü. Eşit adil ve demokratik bir ortamda ve ortak bir yaşamda görüyoruz. Onurlu barış mücadelemize hiç kimse çamur atmaya kalkmasın. O çamur döner size bulaşır.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • DEM Parti’den AKP-MHP hükümetine ‘Asıl tarihi fırsat sizin içindir’ mesajı!-VİDEO

    DEM Parti’den AKP-MHP hükümetine ‘Asıl tarihi fırsat sizin içindir’ mesajı!-VİDEO

    PİRHA – DEM Parti, belediyelere atanan kayyım kararına karşı Meclis Grup Toplantısını Mardin’de yaptı. Mardin Büyükşehir Belediyesi önünde yapılan toplantıda konuşan Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, “Kayyım darbesini hep birlikte püskürteceğiz. Asla boyun eğmeyeceğiz. Haklı mücadele için dün olduğu gibi bugün de kayyumlara karşı mücadele edeceğiz” dediler.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), bu haftaki Meclis grup toplantısını, kayyım atanan Mardin Büyükşehir Belediyesi önünde yaptı.

    Halkın yoğun ilgi gösterdiği toplantıya Devrimci Parti Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşçı, İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı Hüseyin Küçükbalaban, TÖP Sözcüsü Juliana Sözen, Emekçi Hareket Partisi (EHP) Genel Başkanı Hakan Öztürk, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz ile Feray Mertoğlu, TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Murat Çepni, Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Mustafa Aslan ve EMEP Milletvekili Sevda Karaca katıldı.

    “ÇÖZÜM PARLAMENTODADIR”

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, grup toplantısında yaptığı konuşmada “Kayyım darbesini hep birlikte püskürteceğiz” dedi.

    Hatimoğulları’nın konuşmasında öne çıkan başlıklar şunlar oldu:

    “Biz buradan, Mardin’den çağrımızı yineliyoruz. Çözüm parlamentodadır. Parlamentodaki çözüm için herkes elini taşın altına koymalıdır. Asıl samimiyet testi de bu olacaktır!

    Bugün AKP MHP ittifakının ülkeyi uçuruma sürüklediğini hep birlikte görüyoruz. Bir ‘bölücülük, terörle iltisak’ uydurmacasıyla ortaya çıkıyorlar ve her şeyin üstüne çökmeye çalışıyorlar. Belediyeler bizim için 4 duvar demek değildir. Belediye bizim için kentin ta kendisidir, halktır, sokaktır, mahalledir, halkın kenti ile bağıdır. Halkımızla olan bu bağı asla koparamazsınız!

    Türkiye 2015 yılından bu yana demokratik siyasette kesintisiz bir darbe süreci yaşıyor. 4 Kasım 2016 HDP Eş Genel Başkanları sevgili Figen Yüksekdağ, sevgili Selahattin Demirtaş ve milletvekillerimizi, milyonlarca insanın oyunu almış seçilmişlerimizi rehin aldılar. Kenan Evren yaşasaydı ‘bu iktidar bizden daha güzel darbe yaptı’ derdi.”

    “BÖLÜCÜ ARIYORSANIZ KENDİ PRATİKLERİNİZE BAKIN”

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ise konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

    “Bizler 8 yıl önce 4 Kasım’da kabul etmediğimiz ve hep birlikte cevabını verdiğimiz bu siyasi darbecilere tekrar diyoruz ki sizin 4 Kasım’daki siyasi darbeniz Mardin’de, Halfeti’de Batman’da Kürt halkının sandığına çarpmış ve paramparça olmuştur!

    Bunlar bütün hukuksuzluklarını ‘terör’ kavramının arkasına saklayarak yıllardır bu ülkeyi sömürdüler, ülkeyi büyük bir cezaevine çevirdiler. Bütün hırsızlıklarını, yolsuzluklarını terör maskesinin arkasına saklıyorlar. Terör arıyorsanız önce çevrenize bakın. Bölücü arıyorsanız kendi pratiklerinize bakın!

    Asıl tarihi fırsat sizin içindir. Derhal kayyımları geri çekin halkın iradesine saygı duyun. İç cepheyi güçlendirmek kayyım atamak mıdır? Kürt yöneticileri tutsak alıp cezaevlerine atmak mıdır? Kürtlerin özgürlüklerini mi kısıtlamaktır? Buna siz karar verin!”

    (HABER MERKEZİ)

  • DEM Parti Eş Genel Başkanları Batman’da konuştu: Bu rantçı siyaseti hep birlikte göndereceğiz-VİDEO

    DEM Parti Eş Genel Başkanları Batman’da konuştu: Bu rantçı siyaseti hep birlikte göndereceğiz-VİDEO

    PİRHA- Batman Belediyesi’ne atanan kayyım protestosunda konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Belediye bir bina değildir. Belediye kayyımın gelip işgal edeceği bir yer değildir, belediye halktır” derken, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da,  “Kayyımcı zihniyete rağmen direnenler bilin ki, bu rantçı, hırsız siyasetini hep birlikte göndereceğiz” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) yönetimindeki Batman Belediyesi’ne kayyım ataması kararı protesto edildi. Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, Batman İl Örgütü binasında bir araya geldi. Partililer, buradan belediyeye doğru kitlesel bir yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüş boyunca, kayyıma karşı tepki sloganları atıldı.

    “İRADEMİZİ YOK SAYMANIZA İZİN VERMEYECEĞİZ

    Yerine kayyım atanan Batman Belediye Eşbaşkanı Gülistan Sönük, belediyenin kayyım tarafından gasp edilmesi kabul edilemez olduğunu belirterek, “İşgalciler iyi bilsinler ki halkın ve kadınların iradesini gasp etmek kolay değil. Baş eğmeyeceğiz. 3 milyar TL borç vardı belediyeyi aldığımızda. Kürt halkına, ‘Bir parça ekmek kalmış sofranda, onu da alacağım. Dilini, kültürünü yok edeceğim’ deniliyor. Kadınlara ‘Sizin kendinizi yönetmenize izin vermeyeceğiz’ diyorlar. Artık irademizi yok saymanıza izin vermeyeceğiz. Gençlerin, kadınların geleceğini peşkeş çekmenize izin vermeyeceğiz. Bu hukukuz karardan geri adım atılmadıkça, halkın hizmetine girmedikçe bu belediye geri adım atmayacağız. Ya direniş, ya direniş. Bu karar geri çekilmedikçe hiçbir arkadaşımız geri adım atmayacak” dedi.

    “BU İRADEYİ HEP BİRLİKTE BÜYÜTECEĞİZ

    Sönük’ün ardından konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları da, “Belediye bir bina değildir. Belediye kayyımın gelip işgal edeceği bir yer değildir, belediye halktır. O dört duvarları gasp ederek, halkın gasp ettiğini çaldığını zanneden bilsin ki; halk kayyımlara karşı partisini seçti. Siyaseten elimizi bükemedikleri için yargıyı ve yüzlerce polisi yığarak halkın iradesine el koymak istiyorlar. Bu darbeye karşı tek vücut olarak Türkiye’de demokrasi kadınlarla birlikte darbeye karşı özgürlük mücadelesini yükselteceğiz. Halkın iradesi bu sokaklarında olacak. Bu iradeyi hep birlikte büyüteceğiz. Mücadeleye devam.”

    “TÜRKİYE’DEKİ VİCDANI OLAN HERKESİ MÜCADELE ETMEYE ÇAĞIRIYORUM”

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ise, halkın direnişini selamlayarak başladığı konuşmasında, “Kayyımcı zihniyete rağmen direnenler bilin ki, bu rantçı, hırsız siyaseti hep birlikte göndereceğiz. Bu gaspçılar bize el uzattılar. Bizde yola geldiler diyerek elimizi uzattık ama pusuyla, gasp ederek irademizi teslim almak istediler. Halkın iradesine el koymaktan vazgeçin. Yenemeyeceksin. Sizleri bir gün tabela partisi yapacağız. Bırakın bu belediyeyi Batman halkının seçtikleri yönetsin. Türkiye’deki vicdanı olan herkesi, bu zulüm düzenine karşı çıkanları, bu kayyımcı anlayışla mücadele etmeye çağırıyorum” sözlerine yer verdi.

    Halkın Batman Belediyesi önündeki protestosu devam ediyor.

    PİRHA/BATMAN

  • Hatimoğulları: Esenyurt’a atanan kayyımla sürece dair mesajımızı almış olduk!-VİDEO

    Hatimoğulları: Esenyurt’a atanan kayyımla sürece dair mesajımızı almış olduk!-VİDEO

    PİRHA – DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, HDK konferansında yaptığı konuşmada iktidara yüklendi. Devlet Bahçeli’nin tokalaşmasıyla başlayan süreci işaret eden Hatimoğulları, “Aslında biz bu sürece ‘süreç’ demiyoruz. Esenyurt’a atanan kayyımla nasıl bir pratik izlemiş olduklarını göstermiş oldular. Bizler de mesajımızı bu anlamıyla almış olduk” diye konuştu.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel BaşkanI Tülay Hatimoğulları, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) 13. Kadın Konferansı’na katıldı.

    İstanbul Sancaktepe Kadir Topbaş Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen konferans, “Umutla yürür, isyanla büyür, direnişle kazanırız!” sloganıyla yapıldı. Konferansa ilgi bir hayli yoğun oldu.

    “HİTLER DÖNEMİNİN BENZERİNİ YAŞIYORUZ”

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları, konferansta yaptığı konuşmada Kürt sorununun çözümü konusunda atılan adımları ve kayyım politikalarını eleştirdi.

    Hatimoğulları, konuşmasında şunları söyledi:

    “Umutla ve dirençle yaşamı kendi ellerimizle ilmek ilmek dokuyacağımız bir sürecin içindeyiz. HDK, erkek egemen kapitalist sisteme karşı bütün ezilenlerin ve sömürülenlerin ortak mücadele cephesidir. HDK, partimizin de içinde olduğu kongredir.

    Konferansımızda Türkiye ve bölgede kadınların durumunu en iyi şekilde analiz etmeye çalışacağız. Analizle yetinmeyeceğiz, önümüzdeki dönemdeki mücadele hattımızı ve pratiklerimizi de hep birlikte konuşacağız, planlamalarımızı da hep beraber konuşacağız. Şu bir gerçek ki biz bu coğrafyada her gün katlediliyoruz. Gün geçmiyor ki bir kadın katliamıyla uyanmayalım. En son IŞİDvari yöntemle kadınların boğazlarının kesildiğine tanıklık ettik İstanbul’un göbeğinde. Bütün bu cinayetlerin en büyük sebebi erkek egemen sistem ve bu sisteme çanak tutan mevcut rejimdir.

    Son olarak da Meclis’e gelen 9’uncu Yargı Paketinde kadının kendi soyadını kullanmasının önüne geçmek istiyorlar. Gelmeyeceğine dair açıklamalarda bulunduğu halde iktidar partisi, şimdi 9’uncu Yargı Paketine bunu tekrar eklemiş durumdadır. Bizler şu an Hitler döneminin benzerini yaşıyoruz. Hitler’in ‘mutfak, çocuk, kilise’ üçlemesinin aynısını biz şu anda ne yazık ki Türkiye’de yaşıyoruz. Narinlerin, İkballerin, Ayşenurların, Rojinlerin ve erkek-devlet şiddeti sonucu kaybettiğimiz tüm kadınların yaşam hakkı için; bir daha ölmemek, bir daha öldürülmemek için hep birlikte mücadelemizi çok daha genişletmeye ihtiyacımız var.

    “KADINLARIN YOKSULLUĞUYLA BİR KEZ DAHA YÜZLEŞMİŞ OLDUK”

    DEM Parti ve DEM Parti Kadın Meclisi olarak yürüttüğümüz kampanyalarda biz kadınların yoksulluğuyla bir kez daha yüzleşmiş olduk. Aslında çok iyi bildiğimize, her birimizin kendi evinde ve kendi mutfağında hissettiğine kampanyamızda bir kez daha tanıklık ettik. Mevsimlik tarım işçilerinin yaşadığı sorunlara, ücretle ilgili sorunların yanında sağlık sorunlarına tanıklık ettik. Kadınların ev içi emeğinin nasıl sömürüldüğüne tanıklık ettik. Esnek, güvencesiz, merdiven altı ucuz işçiliğe bir kez daha tanıklık ettik. Bizler şiddete karşı mücadelemizi yürütürken, aynı zamanda emeğimizin hakkı için, eşit işe eşit ücret için ve güvenceli çalışabilmek için mücadele etmeye devam edeceğiz. Eminim ki bu toplantıda bunları çok detaylı bir şekilde konuşacağız.

    “İÇ BARIŞTAN NEYİ KASTETTİĞİNİN ALTINI ÇİZİYORUZ”

    Esenyurt, kent uzlaşasıyla, ortak iradesiyle belediye başkanını seçmişti. Belediye başkanı 2 oydan birini almış bir insan. Buna rağmen halkın iradesi bir kez daha tanınmadı. HDP belediyelerine, Kürdistan’taki belediyelere geçmiş dönemde kayyım atayan bu iktidar, CHP belediyelerine kayyım atamış oldu. Esenyurt halkı yalnız değildir. Kent uzlaşısıyla, toplum uzlaşısıyla, esasen toplumun kendi iç barışıyla elde ettiği bu başarıya tahammül etmeyen, kayyım atayarak halkın iradesini yok sayan, seçme ve seçilme hakkını yurttaşın elinden almaya kalkan bu iktidarın iç barıştan neyi kastettiğinin altını bir kez daha çiziyoruz. Ahmet Özer derhal serbest bırakılmalıdır ve kayyım da eski görevine gönderilmelidir. Halkı seçilmişler yönetmelidir, atanmışlar değil.

    “KÜRT SORUNUNUN ÇÖZÜLMESİ ISRARIMIZDAN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Aslında biz bu sürece süreç demiyoruz, dememeliyiz de. Gelişmeler var. Devlet Bahçeli’nin gelip Eş Genel Başkanımızla tokalaşmasıyla iktidar bir sürecin başladığını iddia etti. Biz ise buna bir süreç diyemeyiz dedik. Elbette barışın parıltısının oluştuğu her yerde bizler barış için mücadele etmeliyiz. Barışı talep eden bir kongreyiz, bir partiyiz. Onurlu bir barış için mücadele ediyoruz. Kürt sorununun barışçıl ve demokratik bir şekilde çözülmesi için değil elimizi taşın altına koymayı, canımızı vermeye hazır olduğumuzu her fırsatta ifade ettik. Ama muhalefete, muhalif kesimlere boyun eğdirmeyi hedefliyorlarsa yanılırlar. Bunun mesajını da biz her daim verdik. Esenyurt’a atanan kayyımla nasıl bir pratik izlemiş olduklarını göstermiş oldular. Bizler de mesajımızı bu anlamıyla almış olduk. Ne olursa olsun, Türkiye’de çatışmasızlık sürecinin başlaması ve onurlu bir barışın inşa edilmesi için mücadele etmekten asla geri durmayacağız.

    “DEMOKRATİK CUMHURİYETİ İNŞA EDECEĞİMİZ GÜNLER YAKINDIR”

    İki bloktan da bu ülkeye fayda yok. Üçüncü Yol’un yolcuları olarak bizler, Demokratik Cumhuriyeti hep birlikte inşa edeceğimiz günlerin yakın olduğunu düşünüyoruz. Nesnel koşullar bu anlamıyla kesinlikle olgunlaşmıştır ve çalışmalarımızı bu anlamıyla sürdürmeliyiz. Bedenimize, emeğimize, kimliğimize saldıranlara karşı biz kadınlar birlikte güçlüyüz. “Jin, jiyan, Azadî” diyorum.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları: Kayyım yok hükmündedir!-VİDEO

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları: Kayyım yok hükmündedir!-VİDEO

    PİRHA- Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanmasına ve Esenyurt Belediyesi’ne kayyım atanmasına dair konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Kayyım yok hükmündedir. Halkın iradesini yok sayanlara hakkı, hukuku ayaklar altına alanlara karşı mücadele edeceğiz. Kent Uzlaşısı’na darbe vuranlar iç barıştan nasıl bahsediyor. Toplumsal barışı hep birlikte talep etme zamandır” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanmasına ve Esenyurt Belediyesi’ne kayyım atanmasına dair açıklama yaptı.

    Kayyım rejiminin her alana sirayet ettiğini vurgulayan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Kürt illerine atanan kayyımların batı illerine sirayet edeceğini defalarca vurgulamıştık. Keşke haklı çıkmasaydık. Ne yazık ki haklı çıktık. Bugün Türkiye’nin en büyük belediyesi olan Esenyurt Belediyesi, Esenyurt halkının uzlaşısıyla kazanılmış bir belediyedir. Bütün Türkiye’ye model olan bir belediyecilik anlayışıyla çalışma yürüttüğü için bugun hedef alınmıştır” dedi.

    “Kayyım bir darbe rejimidir” diyen DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, şunları ifade etti:

    “Ahmet Özer’e yapılmış olan halka yapılmıştır. Ahmet Özer Esenyurt halkının oyunu alarak geldi. Bu makama herkes saygı gösterecektir. Halkın iradesine oprasyon yapılmıştır. Halkın iradesini yok sayanlara hakkı, hukuku ayaklar altına alanlara karşı mücadele edeceğiz. Kayyım yok hükmündedir. Bu uydurma dosyaları çok iyi biliyoruz. Kayyım atayarak memurunu oraya yerleştiryor. Bu rejimin adı otoriter rejimdir. Aynı zamanda rant mantığıyla yaklaşmaktadır. Kayyımla rant elde etmek için kayyum atadılar. Belediyenin kaynaklarını Türkiye’nin hazinesini yandaşlarına peşkeş çektikleri gibi Esenyurt’u yandaşlarına peşkeş çekmek için kayyım atıyorlar. Kayyım rejimine karşı hak, adalet, demeye devam edeceğiz. Barış diyeler Esenyurt’un barışına darbe vurmuşlardır. Kent Uzlaşısı’na darbe vuranlar iç barıştan nasıl bahsediyor. Yarın büyükşehir belediyesini, başka bir kenti hedeflemesinler diye bir olma zamandır. Toplumsal barışı hep birlikte talep etme zamandır.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • DEM Parti Eş Genel Başkanlarından, Demirtaş’a ve Yüksekdağ’a ziyaret

    DEM Parti Eş Genel Başkanlarından, Demirtaş’a ve Yüksekdağ’a ziyaret

    DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ile Tuncer Bakırhan, HDP’nin Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş ile eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Selçuk Mızraklı’yı cezaevinde ziyaret etti.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’de tutulan Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı ile görüştü.

    Eş Genel Başkanlar, dün de Kocaeli F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde tutulan HDP eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ı ve eski HDP Amed Milletvekili Semra Güzel’i ziyaret etti.

    DEM Parti, ziyarete ilişkin sanal medyadan şu paylaşımda bulundu:

    “Eş Genel Başkanlarımız Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, rehin tutulan HDP önceki dönem Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş ile eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Selçuk Mızraklı’yı cezaevinde ziyaret etti.”

    (HABER MERKEZİ)

  • 10 Ekim Katliamı’nda yaşamını yitirenler Ankara Garı önünde anıldı: Öfkemiz büyüyor-VİDEO

    10 Ekim Katliamı’nda yaşamını yitirenler Ankara Garı önünde anıldı: Öfkemiz büyüyor-VİDEO

    PİRHA-Ankara’da 10 Ekim 2015’te Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’ne dönük IŞİD saldırısında hayatını kaybeden 104 kişi, katliamın 9’uncu yılında Ankara Garı önünde anıldı. Anmada konuşanlar, katliamlara karşı ortak mücadele çağrısı yaptı. 10 Ekim Barış Derneği Eş Sözcüsü Mehtap Sakinci, “Katliama olan öfkemiz her geçen gün daha da büyüyor” dedi. 

    Ankara Gar Meydanı’nda 10 Ekim 2015 tarihinde düzenlenen “Barış ve Demokrasi” mitingine katılanlara yönelik IŞİD’in gerçekleştirdiği canlı bombalı saldırının üzerinden 9 yıl geçti.

    Katliamda yakınlarını kaybedenler, yaralananlar, çok sayıda siyasetçi ile sendika ve meslek örgütü temsilcisi buluştu ve Ankara Garı’da yaşamını yitirenlerin fotoğraflarının olduğu pankartla yürüdü.

    Yürüyüşün ardından katliamın gerçekleştiği saat olan 10.04’te saygı duruşuna geçilirken katliamda yaşamını yitirenlerin adları okunup saygı duruşundan bulunuldu.

    “Annelerin Çığlığı” isimli 10 Ekim Katliamı’nda yaşamını yitirenler adına yapılan heykelin, heykeltıraşı Metin Yurdanur, “Buradaki anıt, annelerin çığlığı adını taşır, annelerin gözyaşı adını taşıdır” diyerek heykeli tanıttı.

    Basın metnini 10 Ekim Barış Derneği Eş Sözcüsü Mehtap Sakinci okudu.

    “ÖFKEMİZ HER GEÇEN GÜN DAHA DA BÜYÜYOR”

    108 ay önce katliamda 104 kişi hayatını yitirirken, 500’e yakın kişinin de yaralandığını ve sakat kaldığını belirten Sakinci, şunları söyledi:

    “Türkiye tarihinin en büyük sivil katliamında kaybettiğimiz bütün canlarımızı saygı ve özlemle anıyoruz. Onlara olan hasretimiz ve yaşanan katliama olan öfkemiz her geçen gün daha da büyüyor.

    Ülke tarihinin en büyük katliamı denilip akabinde 3 gün yas ilan edilen 10 Ekim Ankara Katliamı; geride kalanların emek ve çabası ile 9. yılında da unutulmuyor, unutturulmayacak.

    Bizler Türkiye’deki emek barış demokrasi bileşenleri ile aileler olarak; sözün bittiği, umudun tükendiği ve öfkenin hepimizi teslim aldığı bir noktada; 10 Ekim’in adalet ve unutturmama mücadelesinin kurumsal olarak yürütülmesi amacıyla derneğimizi kurmuştuk.

    Dernek olarak, başta gerçek adalet talebimiz olmak üzere, Orta Doğu ülkelerine mahsus katliamları unutma ve yok sayma pratiğini de kırmayı hedeflerken, derneğimizin Türkiye kamuoyunda da etkin bir güç ve siyasetler üstü bir kurum olarak da kabul edilmesini amaçlamaktayız.”

    “10 EKİM ANKARA KATLİAMI KESİNLİKLE SİYASİ BİR CİNAYETTİR”

    Önceki katliam yargılamalarından ders çıkarmış, matem tutmak yerine adalet mücadelesine sahip çıktıklarını belirten Mehtap Sakinci, Türkiye’de ilk defa insanlığa karşı suç kavramı, yargıya konu edilmiş olmasına karşın, gelinen noktada tüm koşulları oluşan insanlığa karşı suç mahkeme tarafından kabul görmemiş, daha az ceza verilmesi öngörülerek, yeniden cezasızlık pratiğinin işletildiğini vurguladı.

    Sakinci, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu yönüyle, ’10 Ekim Ankara Katliamı insanlığa karşı suç kabul edilmeyecek ise hangi suç insanlığa suç kapsamında değerlendirilecek’ diye sorguladığımız bu davanın hiç şüphesiz ülke yargı tarihi bakımından büyük bir adaletsizlik örneği olarak ortada durduğu aşikardır.

    Ceza dosyası kapsamında dosyaya katılanlar olarak bizlerin talepleri ile damla damla kazandırılan deliller ile artık hepimiz biliyoruz ki; bugün devasa acılara karşılık gelen bu katliam önlenebilirdi. İki seçim arasında, 2015 yılının karanlık bir dönemine tekabül eden IŞİD saldırıları ile dönemin siyasilerinin söylemlerinden de anladığımız üzere; 10 Ekim Ankara Katliamı kesinlikle siyasi bir cinayet olarak apaçık ortada duruyor.”

    “CHP TARAFINDAN ANIT AÇILIŞINDA MİSAFİR OLARAK SÖZ HAKKI KULLANABİLECEĞİMİZ SÖYLENDİ”

    Dün gerçekleştirilen anıt açılışına neden ailelerin katılmadığını açıklayan Sakinci şunları söyledi:

    “Bugüne kadar 108 aydır anmalarımızı bu geçici sembolik anıt etrafında gerçekleştirdik. Ne var ki geçici olarak yerleştirilen bu sembolik anıt katliamın neden olduğu derin acının temsili için yeterli olmayıp üstelik kaybettiğimiz arkadaşlarının fotoğraflarının olduğu bu geçici panonun zaman zaman faşist saldırılara maruz kaldığına da tanıklık ettik.

    Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile yürüttüğümüz görüşmelerde, katliamın yaşandığı meydanda kalıcı bir mekânsal düzenleme yapılması konusunda fikir birliğine varmamız üzerine bu alanda değerli sanatçı heykeltraş Metin Yurdanur’un ‘Annelerin Çığlığı’ adını verdiği eseri ile kaybettiğimiz 104 insan ve katliamı unutturmama sözümüzü tutmuş olacağını düşünerek, o günün gelmesini sabırsızlıkla beklemiştik.

    Aylardır açılması için tüm süreci derneğimiz olarak takip ederken, anıtın açılışına dair anma programının da yürütücülüğü bizzat CHP Genel Başkanı sayın Özgür Özel tarafından da bize bırakılmış ve işaret edilen tarihte açılışın yetiştirilmesi için bürokratik tüm temalarda yine derneğimiz özne olarak kabul edilmişti. Ancak, açılışa saatler kala akşam 20.30 sularında CHP Genel Merkezi İl Teşkilatı tarafından derneğimiz aranarak, sürecin Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne (ABB) geçtiği ve derneğimizin isterse ‘misafir’ olarak söz hakkı kullanabileceği, ABB açılış protokolü uygulanacağı ve derneğin bileşenlerinin söz hakkı kullanmayacakları şeklinde bir bilgi verilmiştir.”

    “ANNELERİN ÇIĞLIĞI ADLI ANIT, BİZ OLMADAN AÇILARAK ANNELERİN GÖZYAŞINA NEDEN OLMUŞTUR”

    Anıt açılışına Heykeltıraş Metin Yurdanur’un dahi katılımına gerek duyulmadığını belirten Sakinci, şunları aktardı:

    “CHP Genel Merkezi ile yapılan yaklaşık 5 saat süren sözlü diyalog aracılığıyla derneğimiz ile pazarlık yapılmak istenmiştir. Yaptığımız müzakereler sonucunda anlamış bulunmaktayız ki; adına çözüm yolu denilerek önümüze koyulan seçenekler derneğimizi, tüm bileşenleri ve CHP arasında tercihe zorlanarak, siyaseten bürokratik dayatmalar ile derneğimiz açılışa katılamama konusunda seçeneksiz bırakılmıştır.

    Kaldı ki, böyle bir konumda çok sesli temsiliyeti bulunan derneğimizin yıllardır onca emek vererek dün açılışa konu edilen anıtın açılışı, hiçbir karşılık beklemeyerek gönülden emek veren heykeltraşın dahi katılımına gerek duyulmaksızın yapılmıştır.

    Annelerin Çığlığı adlı anıt, biz olmadan açılarak annelerin gözyaşına neden olmuştur. Gözyaşı döktüğümüz bilinmesine karşın anıt açılışı konusunda taleplerimizi yok sayan konunun muhatapları anıt açılışını sadece bir iş olarak görerek, siyasi bir üstünlük yarışına girmiştir. Bu ülkede acımızın yok sayılmasına defalarca tanık olan bizler, olay mahalline inşa edilen anıtın biz olmadan açılışına da tanık olduk.”

    “İKTİDAR IŞİD İLE VARLIĞINI SÜRDÜRMEK İSTEDİ”

    DEM Parti Eş Genel Baskanı Tülay Hatimoğulları, konuşmasında katliamın önünün açıldığına vurgu yaparak, “9 sene bugün gibi. Bu alan kana bulandı. Barışa kan sıçrattılar. Onları unutturursak, yeni katliamlara kapı açmış oluruz. Bu iktidar, 15 Temmuz’dan sonra daha faşistleşen iktidar, 10 Ekim Katliamı’nı gerçekleştirdi. IŞİD’in önünü açtılar. Bu iktidar IŞİD ile varlığını sürdürmek istedi. Herkesin haberi vardı. Tutanaklara bakarsak bu katliamın önünün nasıl açıldığını görürüz. Bizler yitirdiğimiz canlarımızı unutmayacağız. Demokrasiyi tesis etmek için mücadele etmeye devam edeceğiz. Barış kazanana denk mücadele devam edeceğiz” diye konuştu.

    “KATLİAMLARIN BEDELİNİ ÖDEYECEKSİNİZ”

    EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan ise bir gün bu katliamların hesabının er ya da geç halka verileceğinin altını çizerek, “Mutlaka bu katliamların bedelini ödeyeceksiniz. 10 Ekim’de insanlık suçu işlendi bugün de İsrail barbarlığı Filistin’de suç işliyor. Bu ülkede emekten yana, demokrasiden yana olanların barış mücadelesi devam etti, devam ediyor. 10 Ekim’de yitirdiğimiz canlarımızı, barış güvercinlerimizi asla unutmayacağız” dedi.

    “BU KATLİAM PLANLI BİR KATLİAMDIR”

    KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz de “104 yoldaşımız huzurunda saygı ile eğiliyorum. Bu katliam planlı, programlı hazırlanan bir katliam. İktidarı ile medyası ile katliamları aklımızdan silmeye çalışıyorlar. Bizim birbirimizden farkımız yok. Katliamların arkasında olanlar ellerini sallayarak geziyorlar” diye konuştu.

    “BARIŞ İÇİN DAHA ÇOK MÜCADELE ETMELİYİZ”

    DİSK adına konuşan Tayfun Görgün barışı savunmanın bu ülkede zor olduğunu belirterek, “Büyük bedeller ödenir. Bu büyük bedelleri ödeyerek barışı savunmaya devam edeceğiz. Barış olmadan ne olduğunu görüyoruz. Barışı savunmak çok değerli. Barış için daha çok mücadele etmeliyiz, daha çok bir arada olmayız” diye konuştu.

    “BİZİ KANA BULADILAR, HİÇBİR KAMU GÖREVLİSİ YARGILANMADI”

    TMMOB‘dan Özgür Topçu ise “Dile kolay 9 yıl önce emeğin, demokrasinin, barışın sesini duymak için bir araya geldiler ama bizi kana buladılar. Hiçbir kamu görevlisi 9 yıldır yargılanmadı. Acımız geçmedi ama öfkemiz de dinmedi. Bizler bu ülkede nefes aldığımız sürece arkadaşlarımızı unutmayacağız” diyerek gerçek sorumluların yargılanması çağrısında bulundu.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan da “Bu hakikat ve adalet arayışı için birleşmek lazım. Birlikte mücadeleye ihtiyaç var” diyerek herkesi mücadeleye davet etti.

    “YİTİRDİKLERİMİZİN SORUMLULUĞU HEPİMİZİN OMZUNDA”

    Türk Tabipleri Birliği (TTB) adına konuşan Dr. Önder Okay, “Yitirdiklerimizin sorumluluğu hepimizin omuzlarında. Bu sorumluluk ile emek, demokrasi mücadelesine devam edeceğiz” dedi.

    İHD Eş Genel Başkanı Hüseyin Küçükbalaban da, katliamların unutulmayacağına vurgu yaptı.

    Yapılan konuşmaların ardından katliamda hayatını kaybedenlerin anısına karanfiller bırakıldı.

    PİRHA/ANKARA

  • DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları: Kadın katliamının sorumlusu iktidardır-VİDEO

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları: Kadın katliamının sorumlusu iktidardır-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Eylül ayında 34, 2024 yılının 8 ayında ise 261 kadının katledildiğini vurguladı. Hatimoğulları, “Erkekler bu cesareti nereden alıyor? Erkekler bu cesareti işletilmeyen yargıdan alıyor. Her davanın hafifletici nedenler bulunularak bir şekilde cezasızlıkla sonuçlandırılmasından alıyor. Ağızlarını her açtıklarında kadınları ötekileştiren iktidardan alıyor. İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçen iktidardan alıyor” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin Meclis Grup Toplantısı’nda konuştu. Eylül ayında 34, 2024 yılının 8 ayında ise 261 kadının katledildiğini belirten Tülay Hatimoğulları, “Erkekler bu cesareti nereden alıyor?Erkekler bu cesareti işletilmeyen yargıdan alıyor. Her davanın hafifletici nedenler bulunularak bir şekilde cezasızlıkla sonuçlandırılmasından alıyor. Ağızlarını her açtıklarında kadınları ötekileştiren iktidardan alıyor. İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçen iktidardan alıyor. 6284 sayılı kanunu iptal etmeyi tartışan iktidardan ve erkek devletten alıyor. Toplum nezdinde bunları normalleştiriyorlar. Artık yeter. Bir kadının dahi öldürülmesine tahammülümüz yok. Erkek şiddetine karşı önleyici politikalar derhal hayata geçirilmelidir. Yargı erkek yargı olmaktan çıkmalıdır. Cezasızlık sisteminden vazgeçmelidir” dedi.

    Ekmek ve Adalet Kampanyası kapsamında yaptıkları faaliyetlere dikkat çeken Hatimoğulları, yurttaşların aç ve yoksul olduğunu söyleyerek, “Bıçak kemikte değil bıçak ilikte. Tablo tam olarak böyle. AKP iktidarının uyguladığı politikalardan bu sömürücü sistemden dolayı üreten de aç, tüketen de aç. Gelirde, vergide, ücrette adalet yok. Yargıda adalet yok. Bu iktidarın yönetme ehliyeti de yok. Bu iktidar bir an önce gitmelidir” diye belirtti.

    “HERKES ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYMALI”

    Filistin’de Lübnan’da süren savaşa işaret eden Hatimoğulları, şunları dile getirdi:

    “100 yıl önce masa başında haritalar çizildi. Dün bir yılını dolduran İsrail’in Gazze’ye dönük saldırılarından yaklaşık 40 bin insan yaşamını yitirdi. Bu bilinen sayı. Bir de bilinmeyen var. Eminiz ki bundan daha çok fazlası var. Filistin’de Lübnan’da yaşamını kaybeden insanları saygıyla anıyorum. Siviller katledildi, topluma dönük inanılmaz düzeyde baskılar söz konusu. Ortadoğu halklarına emperyalist bir dizayn dayatılıyor. Harita yeniden çizilmek isteniyor. Filistin yakıldı, yıkıldı. Rusya-Ukrayna savaşı devam ediyor. Çin-Tayvan savaşı gündemde. Şimdi İsrail’in Beyrut’a Suriye’ye hatta daha da sınırları genişleterek Irak ve İran’a kadar uzanan saldırılar söz konusu. Bu savaş çok kutuplu dünyada yeni bir paylaşım savaşıdır. Yepyeni bir dünya düzenini yaratmak için yola çıkmış emperyalist güçlerin bölgesel savaşlarıdır. Enerji kaynakları; Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon gaz rezervleri enerji nakil hatları üzerinden dünya yeniden şekillendirilmek isteniyor. Bu nedenle bu savaşlar çıkarılıyor.

    Çok daha büyük yıkım, çok ağır bir yıkım dünyanın yer kürenin ortadan kalkması anlamına gelecek büyük bir yok oluşun habercisidir bunlar. İşte nedenle bu hafta yaptığımız Avrupa Konseyi görüşmelerimizde oradaki hükümetlerin temsilcilerine Avrupa Parlamentosu temsilcilerine şu görüşlerimizi ilettik. Bütün Türkiye kamuoyu bilsin. Artık herkesin barış konusunda elini taşın altına koyması gerekiyor. Çünkü nükleer saldırılar karşısında hiç kimsenin, doğanın yaşama şansı kalmayacaktır. Gelin sınır tanımadan evrensel bir barış hareketini örgütleyelim. Dönemin ihtiyacıdır, gelişmelere bağlı olarak bu asli görevimizdir.”

    “TÜRKİYE’DE ORTAK BİR YAŞAM UMUDU VAR”

    AKP-MHP iktidarının, yayılmacı ve Osmanlıcı bir çizgide izlediğini aktaran Hatimoğulları, “İktidar dış politikasını Kürt düşmanlığı üzerinden bina etti. Erdoğan, ‘İsrail’in gözü Anadolu’da’ diyor. Bu gerçeklerin altını çizmek zorundayız. Erdoğan ‘one mine’ çıkışıyla ya da BM Güvenlik Konseyi’nde İsrail karşıtı yaptığı konuşmalarla bir yol aldığını zannediyorsa yanılıyor. Bu konuşmalar hamasettir, pratik karşılıkları yoktur. Biz diyoruz ki halkların Türkiye’de ortak bir yaşam rüyası ortak bir yaşam umudu var” şeklinde konuştu.

    “DEM PARTİ OLARAK ONURLU BARIŞ İSTİYORUZ

    Hatimoğulları, Türkiye’de Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmesi gerektiğinin altını çizerek şunları ifade etti:
    “Sadece Türkiye’de değil; Suriye’de statü elde etmek üzere olan Kürt halkının statü hakkına dayanışmacı bir çizgi ile yaklaşılmalıdır. Bu Türkiye’nin resmi görüşü olarak da sunulabilmelidir. Barışın bölgede sağlamanın yolunun buradan geçtiğini kimse unutmamalıdır. Bizler bu taleplerimizi yükseltmek için özellikle İmralı’da Sayın Abdullah Öcalan üzerinde yürütülen tecridin kırılması gerektiğini canı gönülden savunuyoruz.

    Bunun için de 13 Ekim’de “Abdullah Öcalan’a özgürlük Kürt sorununa çözüm” diyerek Amed’de 10 binlerle mitingde olacağız. Biz Amed’den barışın sesini Ankara’ya İstanbul’a Amed’den barışın sesini Beyrut’a Filistin’e Amed’den barışın sesini Ukrayna ve Tayvan’a kadar ulaştırmak istiyoruz.

    DEM Parti olarak onurlu barış istiyoruz. Onurlu barışın tesis edilmesi için ödenecek bedel ne ise verilecek mücadele ne ise veriyoruz, vermeye de hazırız. Bu konuda müzakere ve diyalog gerektiren dönemlerde de müzakereye de diyaloga oturmaya da hazırız. Ama şu unutulmamalıdır ki söz de değil özde. Kamera karşısına çıkıp iki söz söyleyerek yetinilmesi değil, tam da çözüme dair bir plan ve programın kamuoyuna açıklanması, böylesi bir programla ortaya çıkılması ve böyle bir somutlukla ancak siyaset konuşulabilir.”

    Grup toplatısı sonrası gazetecilerin MHPlideri Devlet Bahçeli’nin “tokalaşma” çıkışa dair sorularını yanıtlayan Tülay Hatimoğulları, “Türkiye’nin iç barışa ihtiyacı var. Atılacak adımları biz de izleyeceğiz” dedi.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Hatimoğulları’ndan, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Diplomasi Temsilciliği’ne ziyaret

    Hatimoğulları’ndan, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Diplomasi Temsilciliği’ne ziyaret

    PİRHA- DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Strasbourg’ta açılan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Uluslararası İlişkiler ve Diplomasi Temsilciliği’ni ziyaret etti.

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ve beraberindeki heyetin Fransa’nın Strazbourg şehrindeki temasları sürüyor.

    Hatimoğulları ve beraberindeki partililer, Eylül ayında Strazbourg’ta açılan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Uluslararası İlişkiler ve Diplomasi Temsilciliği bürosunu ziyaret etti.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Uluslararası İlişkiler ve Diplomasi Temsilciliği yetkilileri tarafından karşılanan Hatimoğulları, hatıra defterini imzaladı, kurum temsilcileriyle sohbet etti.

    Ziyaret sırasında, Alevi toplumu ve sivil toplum kuruluşlarının uluslararası alandaki rolü, demokratik katılım süreçleri ve insan hakları mücadelesi üzerine fikir alışverişlerinde bulunuldu.

    PİRHA/FRANSA

  • DEM Parti heyeti, Strasbourg’da diplomatik görüşmeler yaptı!

    DEM Parti heyeti, Strasbourg’da diplomatik görüşmeler yaptı!

    PİRHA – DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ile beraberindeki heyet, Strasbourg’da çeşitli diplomatik görüşmeler gerçekleştirdi. AKPM Sol Grup toplantısına katılan Hatimoğulları, AİHM kararlarının uygulanmamasını gündeme getirdi. 

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, Dış İlişkiler Komisyonu Eş Sözcüsü Berdan Öztürk, Eş Genel Başkan Yardımcı Özlem Gündüz, Strasbourg Temsilcisi Fayik Yağızay ve Brüksel Temsilcisi Eyyup Doru’dan oluşan heyet 30 Eylül-3 Ekim arasında Strasbourg’da çeşitli diplomatik görüşmeler gerçekleştirdi.

    DEM Parti heyeti ayrıca Avrupa Konseyi (AK) Siyasi ve Dış İlişkiler Genel Direktörü Miroslav Papa, AK İzleme Komitesi Başkanı Zanda Kalnina-Lukas, AK Sosyal Demokrat ve Yeşiller Grubu Başkanı Frank Schwabe, AKPM Başkanı Thedoros Rousopoulos, AK Genel Sekreteri Alain Berset ve AK İnsan Hakları ve Hukuk İşleri Genel Direktörü Gianluca Esposito ile görüşmeler gerçekleştirdi.

    AİHM KARARLARININ TANINMAMASI SORUNU!

    DEM Parti heyeti Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Sol Grup toplantısına da katıldı. Partinin Eş Genel Başkanı Hatimoğulları, yaptığı konuşmada, AİHM kararlarının uygulanmamasına vurgu yaptı. Türkiye’de insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü başlıklarında yaşanan sorunlara değinen Hatimoğulları, İmralı’da uygulanan tecrit konusuna da işaret ederek CPT’nin konuya ilişkin raporları ve Kürt sorununun demokratik çözümü gibi konularda görüş ve önerilerini paylaştı.

    Hatimoğulları ayrıca, Türkiye ve AK üyesi ülkeler arasındaki ilişkilerin şeffaf ve demokratik zeminde yürütülmesi için parti olarak çabalarının devam edeceğinin altını çizdi.

    Tülay Hatimoğulları başkanlığındaki heyet, daha sonra Strasbourg’da DEM Parti seçmenleriyle bir araya gelerek, Türkiye ve bölgede yaşanan güncel gelişmeleri değerlendirdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Hatimoğulları: Narin’in katledildiği köyde Hizbul kontranın silah deposu mu var?

    Hatimoğulları: Narin’in katledildiği köyde Hizbul kontranın silah deposu mu var?

    PİRHA – 1. Merkezi Örgütlenme Konferansında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Savaşa karşı barış harekatını örgütlemek, konferansımızın ana hatlarından biridir” diye belirtti. Hatimoğulları, Narin Güran cinayetine de değinerek “Hizbul kontranın o köyde bir silah deposu mu var, bütün bu sorular yanıt bekleyen sorulardır” dedi.

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Özgürlük için Örgütleniyoruz” şiarıyla Ankara’da düzenlenen 1. Merkezi Örgütlenme Konferansında konuştu.

    Hatimoğulları, DEM Parti olarak başlattıkları Ekmek ve Adalet kampanyasının detaylarına değinerek şu konuşmayı yaptı:

    “Yaptığımız buluşmalarda biz bir kez daha gördük ki üreticiler, çiftçiler, işçiler, emekçiler artık dolmuş durumda. Bıçak ilikte. Gerçekten insanlarda o kadar büyük isyan, bu iktidara, kapitalist sisteme karşı, bu sermaye düzenine, ezen ve sömüren anlayışa karşı büyük bir tepki olduğunu yaptığımız çalışmalarda bir kez daha gözlemledik. Tabii burada temel sorun belki konferansta konuşacağımız konulardan biri eylemin, grevin neden birbiriyle bakışamadığı, ortaklığa dönüşemediği, ortak eyleme toplumsal muhalefete dönüşemediği. Bu konuda DEM Parti olarak bütün siyasetçilerin ve emek alanında örgütlenen her kesimin bir muhasebe yapmaya ihtiyacı var. Bizim DEM Parti olarak konferansta üzerinde konuşacağımız konulardan biri bu.

    “DARBELERE RAĞMEN BUGÜN YİNE ÖRGÜTLENİYORUZ”

    Bugün alanlarda, meydanlarda emekçiler, işçiler haykırılıyorsa, bugün DEM Parti gördüğü bütün baskılara rağmen cezaevinde çok sayıda arkadaşımızın olmasına rağmen, başta Eş Genel Başkanlarımız Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş gibi bir çok seçilmiş arkadaşımız hapishanede olmasına rağmen hala ayaktaysak demek ki bu ülkenin Türkiye’nin ve Kürdistan halklarının umudu olan yine bizleriz. Bu çok kıymetli bir şey. Bizler darbelere rağmen, örgütlülüğümüzün zaman zaman zayıflamasına rağmen hala bu salonda örgütlenme konferansı gerçekleştirebiliyor ve seçimlere girip belediyeler kazanabilen bir siyasi partiyiz.

    Yine önümüzdeki dönemde örgütlenme akslarımızdan en önemlisi olan parti paradigmamız ve sol sosyalist hareketlerin ve Kürt özgürlük hareketinin birikmelerine bakarak savunduğumuz önemli konulardan biri Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmesi ve barış. Savaşa karşı barış harekatını hep birlikte hem Türkiye’deki iç dinamikleriyle hem bölge dinamikleriyle, uluslararası barış ağlarıyla birlikte örgütlenmesi bu konferanslarımızda açığa çıkacak mücadele hatlarından birisi olacaktır.

    “YOL HARİTASINI ÇİZECEĞİZ”

    Bu salon ezcümle bütün ezilen ve sömürülenlerin, işçilerin, emekçilerin haklarını savunan bir salon, bir bileşke. Ve bizler bu mücadeleyi yürütürken şunu asla unutmamalıyız. Cezaevlerinde olan arkadaşlarımıza, İmralı tecridinden dolayı aylardır, yıllardır kendisinden haber alınamayan Sayın Öcalan’a, bu topraklardan kalkan İHA ve SİHA’larla katledilen gazetecilere, siyasetçilere bu topraklarda katledilen bütün siyasetçilere, yargısız infazda katledilenlere ve bizlerin aynı zamanda Narinlere ve çocuklara karşı çok büyük sorumluluğumuz var. Bu görev ve sorumlulukla ve bu bilinçle bizim elbette mücadelenin tıkanan bütün damarlarını tek tek nasıl açabileceğimizin yol haritasını hep birlikte bulmak ama sadece bulmak sadece tanımlamak değil aynı zamanda buradan nasıl bir eylem hattıyla çıkacağımızı konuşmak gibi tarihsel bir görev ve sorumluluğumuz var.

    “KADINLARA DÜŞMAN BİR İKTİDAR”

    Acımız çok büyük, biz küçük bir çocuğu koruyamadık. Bu ülke çocukları koruyamayan bir ülke, bu iktidar kadınları ve çocukları koruyamayan, korumak istemeyen, onlara düşman bir iktidar. O köy adeta bir sır küpüne döndü. Ailenin açıklamalarından tutalım iktidar vekilinin açıklamalarına, 19 gün boyunca Narin’in bedenine canlı ya da cansız ulaşılamaması, en son gayet profesyonel bir destek alınarak Narin’in bedeninin o derenin içine gömülmesi ve delillerin kaybedilmesi. Bütün bunları Kadın Meclisimizde değerlendirirken bunun salt magazinel, onun bununla ilişkisi vardı, gördü görmedi üzerinden medyada yürütülen tartışmaları yanlış bulduğumuzu ifade ettik. Türkiye’nin ana gündemlerinden birine dönüşen bu sorunda sadece bir ailenin mahremini korumak için bu kadar seferberlik olmaz. O köyün ne anlama geldiğini, o köyde hizbul kontranın nasıl örgütlendiğini, hizbul kontranın o köyde bir silah deposu mu var, bütün bu sorular yanıt bekleyen sorulardır.

    Narin’i korumayan, kadınları korumayan, işçilerin, emekçilerin, yoksulların açlığını kendine dert edinmeyen, en son 108 milyon insanın verilerini çaldıran, ”çalındı ne yapalım” diyecek kadar utanmaz bir açıklama yapabilen, istifa etmeyi asla düşünmeyen bu iktidar artık bu ülkeyi yönetme ehliyetini tamamen kaybetmiştir. AKP-MHP ortaklığı, Ergenekon’la kurdukları ortaklıklar, Jitem ittifakı ile yönetme ehliyetini çoktan kaybetmiştir. Bizler buradan hareketle mücadelemizi büyütmeliyiz. Bütün nesnel koşullar gösteriyor ki, ülkenin içinden geçtiği sosyo kültürel durumu yaratan, çürüme, savaş siyaseti yürüten, tamamen muhaberata İHA ve SİHA’ya dayalı bir dış siyaset yürüten bu iktidar bu ülkeyi yönetemez. Kadınları ve çocukları korumayan bunu ısrarla vurguluyorum çünkü bu kamusal bir görevdir, bu görevi yerine getirmeyen, bunu normalmiş gibi anlatan bu iktidara karşı bizlerin başarıya ulaşmasının koşulları pekala fazlasıyla oluşmuştur. Bunun için değerli arkadaşlar, bu konferansımızın böylesi bir dönemde gerçekleşmesine de önem atfetmeliyiz.

    “YENİDEN BİR YAPILANDIRMANIN İÇİNE GİRİYORUZ”

    Bizler bütün bu mücadeleleri bir yandan kendimizi örgütleyerek bir yandan kampanyalarımızı yerelden merkeze kadar mahalle mahalle örgütleyerek yerelden merkeze yeniden bir yapılanmanın içine giriyoruz. Biz bu yeniden yapılanmayı sağlarken sadece DEM Parti değil aynı zamanda bizim dışımızdaki bütün kesimlerle bütün muhalif hareketlerle hep birlikte olacağımız bir demokratik güç birliğine ihtiyacımız var. Bu tespitleri yaptıktan sonra faşizmin, otoriter rejimin bu ülkede kendisini derinleştirmeye çalıştığı ama yapamadığı, toplumsal rıza alamadığı bir dönemde birlikte mücadele etmenin, ittifak politikalarını güçlendirmenin tam da zamanı.

    Burada bu örgütlenme konferansımızda özetle söyleyecek olursak emeğin bu kadar yok sayıldığı, yoksulluğun bu kadar derinleştiği bir yerde DEM Parti bu alanı kendi ana alanı olarak görerek buradan örgütlenmeye devam edecek. Savaş karşıtı mücadele ve Kürt sorununun barışçıl, demokratik yöntemlerle çözülmesi için verilen mücadele bu dönemde partimizin ana hatlarından biriydi. Ama bunun altını bu konferansta bir kere daha çizeceğiz. İttifak politikalarımızı nasıl güçlendireceğimizi yine bu konferansta konuşacağız, önümüzdeki dönemin açılması açısından bunun altını çizmek istiyorum.”

    PİRHA/ANKARA

  • DEM Parti’den 1 Eylül mesajı: Barışı inşa etmekten başka şansımız yok

    DEM Parti’den 1 Eylül mesajı: Barışı inşa etmekten başka şansımız yok

    PİRHA- DEM Parti Eş Genel Başkanları, 1 Eylül Dünya Barış Günü’ne ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, “Herkesin kendi dili, dini ve rengiyle özgürce ve eşit yaşadığı bir dünya yaratmak mümkündür. Savaşa, tecride, ırkçılığa, darbelere ve hukuksuzluğa karşı 1 Eylül’de milyonların barış talebini ve sesini yükseltmeye devam edeceğiz” denildi.

    DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, 1 Eylül Dünya Barış Günü sebebiyle yazılı açıklama yaptı.

    “YAPILACAK EN ANLAMLI ŞEY BARIŞ MÜCADELESİNİ YÜKSELTMEKTİR”

    Açıklamada, dünyanın pek çok yerinde çatışmalar artarken, yapılacak en anlamlı şeyin barış mücadelesini her zamankinden çok yükseltmek olduğunun altı çizilirken, “Ortadoğu’da başta Filistinliler ve Kürtler olmak üzere halklar ağır saldırı altındayken, Ukrayna-Rusya arasındaki savaş derinleşerek devam ederken, dünyanın pek çok yerinde çatışmalar artarken, şimdi yapılacak en anlamlı şey barış mücadelesini her zamankinden çok yükseltmektir.

    Kendi geleceklerini çocukların, kadınların, milyonların sömürülmesine bağlayanlara en güzel cevap, eşit olarak barış ve kardeşlik içinde yaşanacak yeni bir dünya yaratmaktır. İçinde bulunduğumuz karanlık tabloya rağmen insanlık bunu yapabilir” denildi.

    “HERKESİN EŞİT YAŞADIĞI BİR DÜNYA YARATMAK MÜMKÜN”

    ‘Savaşa Karşı Barışı, Tecride Karşı Özgürlüğü Haykıralım’ şiarıyla alanlarda olacaklarını belirten Eş Genel Başkanlar, açıklamada şu ifadelere yer verdi:

    Herkesin kendi dili, dini ve rengiyle özgürce ve eşit yaşadığı bir dünya yaratmak mümkündür. Çıkar çevreleri, çatışmalardan beslenen odaklar faşizmi körüklüyor ve savaş tamtamları çalıyorken; milyonların sessiz çığlığında barış ve kardeşlik var, eşitlik ve özgürlük var. Bugüne kadar çok bedel ödendi, çok acı çekildi. Artık barışı inşa etmekten başka şansımız yok. Buna gücümüz de var, inancımız da. Savaşa, tecride, ırkçılığa, darbelere ve hukuksuzluğa karşı 1 Eylül’de milyonların barış talebini ve sesini yükseltmeye devam edeceğiz.

    PİRHA/ANKARA

  • DEM Parti Eş Genel Başkanları: AKP’li milletvekillerinin saldırısı siyasi haydutluktur!

    DEM Parti Eş Genel Başkanları: AKP’li milletvekillerinin saldırısı siyasi haydutluktur!

    PİRHA- Tutuklu TİP Milletvekili Can Atalay hakkındaki kararın TBMM’de görüşüldüğü sırada AKP’li milletvekillerinin saldırıda bulunması sebebiyle DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit yaralandı. Saldırıyı kınayan DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, “Kadın milletvekillerimize AKP’li erkek milletvekilleri tarafından saldırı yapılması siyasi haydutluktur” dedi.

    Anayasa Mahkemesi’nin tutuklu Milletvekili Can Atalay hakkında verilen kararı görüşmek üzere toplanan Meclis Genel Kurulu’nda AKP Milletvekili Alpay Özalan’ın, kürsüde konuşan TİP Milletvekili Ahmet Şık’a saldırması sırasında Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit yaralandı.

    DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, saldırıya ilişkin yazılı açıklama yayınladı.

    “SALDIRILAR KARŞISINDA GERİ ADIM ATMAYACAĞIZ”

    Yapılan açıklamada saldırılar karşısında geri adım atılmayacağının altı çizilerek şu ifadelere yer verildi:

    “Anayasa Mahkemesi’nin Sevgili Can Atalay’ın milletvekilliğinin iade edilmesini salık veren kararının uygulanması için muhalefet partileri olarak TBMM’yi olağanüstü toplantıya çağırdık. Anayasa Mahkemesi kararı açık olmasına rağmen AKP-MHP iktidarı hak-hukuk tanımama tutumunu parlamento çatısı altında sürdürmek istemektedir. Muhalefetin TBMM’yi olağanüstü toplantıya çağırmasını sindiremeyen iktidar, çözümü fiziksel şiddete varan saldırılarda bulmuştur. Kadın milletvekillerimize AKP’li erkek milletvekilleri tarafından saldırı yapılması siyasi haydutluktur. Bu saldırılar halk iradesini, hukuku tanımamaktır ve siyasi acizliktir. Grup Başkanvekilimiz başta olmak üzere hiçbir arkadaşımız bu saldırılar karşısında geri adım atmayacaktır.

    Parlamento dışında iktidara muhalefet eden toplumsal kesimlere en şiddetli şekilde saldıran AKP-MHP iktidarı, bu tutumunu parlamento içine de taşımaya çalışmaktadır. Yaşamı, insanı, demokrasiyi, hukuku ve doğayı savunan toplumsal kesimlere karşı sokakta ve meydanlarda hukuk tanımaz bir çetecilik ve zorbalıkla saldırma talimatı veren iktidar, milletvekilleri aracılığıyla bunu TBMM’ye taşımıştır. AKP’liler, Can Atalay’ın milletvekilliğinin iadesi için yapılan toplantıda muhalefetin sesini kısmak ve hukuksuzluğu devam ettirmek için muhalefet milletvekillerine parlamento kürsüsünde saldırmıştır.

    “AKP’YE KARŞI EN GÜÇLÜ ŞEKİLDE DİRENECEĞİZ”

    Parlamentoda şiddetin ve saldırganlığın hukukunu kurmak isteyen AKP’ye karşı en güçlü şekilde direneceğimizi bir kez daha kamuoyuna deklare ediyoruz. Muhalefet milletvekillerine saldırarak haksızlık ve hukuksuzluk rejimini sürdürmek isteyen bu anlayışı en güçlü şekilde kınıyoruz. Bedeli her ne olursa olsun haklı davamızda demokrasiyi, adaleti ve barışı savunmaya bir an bile durmadan devam edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • DEM Parti: İsrail’in Beyrut saldırısı insanlık suçudur!

    DEM Parti: İsrail’in Beyrut saldırısı insanlık suçudur!

    PİRHA- DEM Parti, İsrail’in Beyrut’un güneyine yönelik gerçekleştirdiği hava saldırısını kınarken, sivilleri hedef alan bu tür saldırıların insanlık suçu olduğunun altını çizdi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, İsrail’in Beyrut’un güneyine yönelik gerçekleştirdiği hava saldırısına ilişkin açıklama yayınladı.

    “BU TÜR SALDIRILAR İNSANLIK SUÇUDUR”

    Hatimoğulları ve Bakırhan, bombalama nedeniyle hayatını kaybeden ve yaralanan sivillerin olduğunun belirterek açıklamada, “Uluslararası hukukla bağdaşmayan ve insancıl hukuku ayaklar altına alan bu saldırıyı en sert şekilde kınıyoruz. Sivilleri hedef alan bu tür saldırılar insanlık suçudur, kabul edilemez. Bütün dünya kamuoyu bölgede tırmanışa geçen çatışma ve gerilimin dinmesini beklerken İsrail Devleti’nin bu saldırısı bölgede savaşın ve çatışmanın daha geniş alana yayılmasına hizmet etmektedir. İsrail’in Gazze’de Filistinlilere yönelik soykırım tehdidi bu saldırıyla Lübnan’a taşınarak bölge halkları açısından ciddi bir tehdit oluşturmuştur” denildi.

    “ULUSLARARASI KAMUOYU HAREKETE GEÇMELİ”

    İsrail’i, Gazze başta olmak üzere tüm bölgede sivilleri hedef alan saldırılara derhal son vermeye, uluslararası hukuka uymaya çağıran DEM Parti Eş Genel Başkanları, yapılan açıklamada şu ifadelere yer verdi:

    “Savaşın başlamasından bu yana, DEM Parti olarak çatışmanın ancak ve ancak diyalog ve barışçıl müzakere yoluyla çözüleceğini ifade etmiştik. Barış ve müzakere yolunu tıkayan her türlü askeri operasyon ve siyasi söylem bölge halklarına daha fazla acı yaşatmaktan öteye gitmeyecektir. Bu sebeple, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası kamuoyu İsrail’in bölgeyi ateşe çeviren bu politikasına son verilmesi ve kalıcı ve çatışmasız bir ortamın sağlanması için derhal harekete geçmelidir.”

    PİRHA/ANKARA

  • Hatimoğulları: Saray, 15 saniyede bir emekli maaşı harcıyor- VİDEO

    Hatimoğulları: Saray, 15 saniyede bir emekli maaşı harcıyor- VİDEO

    PİRHA – AKP’nin askeri kalkışmadan nemalandığını belirten DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Ankara Gar Katliamı ve Suruç Katliamı’ndan sonra iktidar, ‘Bu katliamlar iyi oluyor bizlerin oyları artıyor’ diyerek, bu katliamlar üzerinden, yani insan kanı üzerinden bu rejimi inşa etti” dedi.  

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Meclis’te partisinin haftalık grup toplantısında gündemdeki gelişmeleri değerlendirdi.

    15 Temmuz 2016 askeri kalkışmanın yıl dönümüne dikkati çeken Hatimoğulları, geçmiş dönemlerde yaşanan tüm darbelerin en ağır bedelini işçilerin, emekçilerin, yoksulların, solcuların, sosyalistlerin ve muhaliflerin ödediğini söyledi.

    Hatimoğulları, “Bizler DEM Parti geleneği olarak siyasi ve askeri darbelere karşı tutumuz çok açık ve nettir. Darbelerin sadece kazananı, o darbeyi gerçekleştiren klik ve ona bağlı güçler olmuştur. Kaybedeni de Türkiye olmuştur. 15 Temmuz darbe girişiminin ve devam eden darbenin kaybedeni yine Türkiye olmuştur” dedi.

    “BÜYÜK BİR KOMPLODUR”

    AKP’nin askeri kalkışmadan nemalandığını belirten Hatimoğulları, “Ankara Gar Katliamı ve Suruç Katliamı’ndan sonra iktidar, ‘Bu katliamlar iyi oluyor bizlerin oyları artıyor’ diyerek, bu katliamlar üzerinden, yani insan kanı üzerinden bu rejimi inşa etti. 15 Temmuz Türkiye halklarına karşı kurulmuş büyük bir komplodur. 15 Temmuz Türkiye’de zamana yayılmış siyasi darbedir ve kolluk kuvvetleri ile yargı tarafından desteklenmiş bir darbedir” diye konuştu.

    Hatimoğulları, “Askeri darbeler analizi yapan uzmanların yaptığı bir değerlendirmeyi paylaşacağım sizlerle. ’15 Temmuz bir darbe değildir’ dediler. ‘Bu girişim kimin işine yaradıysa faili odur’ dediler. Aynen öyle. Bu tespite yürekten katılıyoruz. Öncesi ve sonrası, yani 15 Temmuz darbe girişiminin hem öncesi hem sonrası tamamen bir senaryoydu. Bu senaryonun kimler tarafından yazıldığını bütün detaylarıyla bugün konuşacağız. 15 Temmuz’un mağduru toplumdur. O gün bugündür ekonomi tam bir çöküş içinde, siyaset tam bir çöküş içinde, demokrasinin kırıntısına dair hiçbir şey yok ortada” dedi.

    4 KASIM DARBESİ

    Kobane ve Gezi davalarına dikkati çeken Hatimoğulları, “Bu siyasetçiler HDP’li siyasetçilerdi. İçinde o dönemin eş başkanları olan sevgili Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın olduğu onlarca HDP’li siyasetçi gözaltına alındı tutuklandı. Onun evveliyatında önce dokunulmazlıkları kaldırıldı. 4 Kasım darbesi. Bu fotoğraf, 4 Kasım darbesinin Sincan Adliyesindeki fotoğrafıdır. İşte darbe budur. Yine bu fotoğraf. Geziden yargılanan arkadaşlarımızın fotoğrafı. Gezi davası, daha doğrusu gezi direnişi bu ülkenin toplumsal hafızasında en onurlu toplumsal direniş en onurlu sivil itaatsizlik eylemlerinden biriydi. Bizlerin ayağa nasıl kalkabileceğini halkın gücünü bütün dünyaya gösteren bir direnişti Gezi direnişi. Sivil demokratik olan Gezi direnişi bu şekilde müebbetle cezalandırıldı. Bu darbe değil de nedir?” diye sordu.

    CENAZELERE DÖNÜK SALDIRILAR

    Cenazelere ve mezarlıklara dönük saldırılara değinen Hatimoğulları, “Bir hafızayı bu şekilde ortadan kaldıracaklarına inandılar. Mezarları tahrip ettiler, cenazelere işkence yaptılar. Cenazelerin gömülmesini bile engellediler. Bu bir savaş hukukunda bile kabul görecek bir şey değildir. Kabul edilemez. Bu fotoğraf Ali Rıza Aslan’a ait ve elinde taşıdığı koli, kargo ile gelen çocuğunun cenazesi. Sadece bu fotoğraf bile bize ne kadar çok şey anlatıyor. Ali Rıza Aslan ‘Gözlerim karardı, nefesim kesildi. Sanki o bütün Diyarbakır başıma yıkıldı’ demişti. Bütün Diyarbakır, bütün Türkiye bu acı çeken ailelerin başına yıkılıyor. Bunu da yapan sözde mütedeyyin olan, inançlı olan ama İslam’ın değerlerini siyasal amaçları için kullanan AKP’dir” şeklinde konuştu.

    TUTUKLANAN ANNELER

    Hatimoğulları, cezaevlerindeki şüpheli ölümler ve yaşlarına rağmen tutuklu olan annelerin durumunu da değindi. 83 yaşındaki Makbule Özer’in yüzde 61 engelli olmasına rağmen tutuklu olduğuna dikkati çeken Hatimoğulları, 2 gün önce de Êlih’te çok sayıda annenin tutuklandığını anımsattı. Hatimoğulları, Makbule Özer’in fotoğrafını göstererek, “Sanmayın ki bu anlattıklarımız sadece bir Kürt kadının hikayesidir. Bu anlattığımız bir elinde çiçek, bir elinde bastonu beyaz tülbentiyle dimdik ayakta durmaya çalışan bir Kürt ananın fotoğrafı” dedi.

    “KAYYIMA KARŞI MÜCADELEMİZ DEVAM EDECEK”

    Hatimoğulları, Hakkari Belediyesi’ne 3 Haziran’da kayyım atandığına işaret ederek, şöyle devam etti:

    “Geçmiş dönemde yaşamış olduğumuz askeri darbe dönemlerinde dahi kayyımlar atanmadı. Bu darbe 12 Eylül askeri darbe girişiminden daha beter bir darbedir. Alın size 100 yıl boyunca hatırlayacağımız bir darbe fotoğrafı. Hakkari Valisinin Hakkari Belediyesine kayyım olarak atanmasının belgesi. Askeri güçle bunu sağladıklarının belgesi bu fotoğraftadır. Bu fotoğrafı asla unutmayacağız. Yürüyüşlerimizle nöbetlerimizle direnişimizle Hakkari’de atanan kayyım el çektirilene kadar orada belediye meclisi tarafından seçilen ve bütün yasal prosedürlere uygun olan halkın iradesi temsil eden Viyan Tekçe başkan vekili olarak atanana dek kayyıma karşı mücadelemiz devam edecektir.

    ÖZGÜR BASINA SALDIRI KARNESİ

    Bir kare daha var ki bütün darbelerin ortak özelliği. Darbe süreçlerinde biliyorsunuz ilk basına saldırılır. Özgür basına saldırılır. Çünkü yaptıkları kirlilikler, otoriterleşme, faşistleşme, insan hakları ihlalleri kamuoyuna gösterilmesin diye en büyük darbeyi basına yaparlar. Nitekim şimdi Türkiye cezaevinde gazetecileri olan ve en ön sıralarda yer alan ülkelerden biridir. En çok gazeteciyi cezaevine atmış olan bir ülke. Bunu darbe döneminde daha fazla yaptı. Sermaye gruplarıyla oldukça güçlendirdiler kendi medyalarını. Medya daima burjuvazinin tekelindeydi ama AKP döneminde medyayı daha fazla tekellerine aldılar. Bakın bu süreçte KHK’larla toplam 204 medya kuruluşu, 6 haber ajansı, 70 gazete, 20 dergi, 41 radyo, 38 TV, 29 yayınevi, dağıtım şirketi kapatıldı. Yüzlerce basın kartı iptal edildi, gazeteciler tutuklandı.

    Elimdeki son kare ve el değiştiren darbe. Kapatılan Özgür Gündem Gazetesinin 19 Temmuz 2016 tarihli manşeti. ‘Darbe el değiştirdi’ diyor ve altta devam ediyor; ‘Saray ve AKP darbe girişimini fırsat bilerek kendi darbesini yapıyor. Sokağa salınan çeteler demokratik güçleri hedef alıyor diyor.’  Tam da böyle oluyor. Özgür Gündem yaşanan her şeyi bu cümle ile o kadar net özetlemiş ki. Evet iktidarın şiddet ve unutturma yaklaşımına karşı bizler bu karelerde hafızalarımızı her alanda dipdiri cap canlı tutuyoruz. Onlar zannetmesin ki attıkları yalanlarla bu kareleri gölgeleyebilecekler. Bu kareler toplumun vicdanında zaten bir hafıza oluşturmuş aynı zamanda arşivlerde de en iyi şekilde yerlerini almıştır.

    DARBENİN SİYASİ AYAĞI NEREDE

    Darbenin siyasi ayağını AKP hiç konuşmaz. Türkiye toplumu darbenin siyasi ayağını çok ciddi bir biçimde konuşmalıdır. Darbenin hakimi, savcısı var. Eniştesi var. Çaycısı var, ama bu darbenin siyasi ayağı yok. Darbenin asıl failini bulmak için o zaman HDP şimdi DEM Parti olarak defalarca araştırma komisyonu kurulsun diye teklifler verdik. En son darbe araştırma komisyonu kuruldu. Şu an söyleyeceğimiz şey o kadar mühim ki. Bu iktidarın derhal istifa etmesini gerektiren bir şey. Çünkü belgeyi çaldılar belgeyi.

    ÇARA ÜÇÜNCÜ YOL

    Bizler direnmeye alışkın bir geleneğin çocuklarıyız ve kazanacağız. Bu umutla mücadele ediyoruz. AKP ve MHP sadece 15 Temmuz darbe girişiminde değil cumhuriyet tarihindeki en büyük askeri ve sivil darbenin kirli mirasını omuzlayan bir iktidar oldular. AKP darbe mekaniğinin bizatihi uygulayıcısı oldu. 20 Temmuz OHAL darbesinden sonra rejimin değişmesini de muhalefet ne yazık ki oturup izledi. Bizler ne darbenin ne darbecilerin bir parçası olduk. Ne darbeden faydalananlar olduk. Bizler darbe rejiminin sahte oyunun pardesini açarak bütün açıklığıyla bunu halklara gösterenler olduk. Bizler Yenikapı ruhunun figüranı olmayı reddettik. Halkın yanında olduk. Böyle de olmaya devam edeceğiz. Bunları neden hatırlama gereği duyuyoruz. Çünkü yeni dönemin siyaseti muhalefet tarafından şekillendirilmeye çalışılırken bu konuştuğumuz konuları o dönem Yenikapı ruhu oluşturarak bu iktidarın kendini kurumsallaştırmasının önünü açan anlayış ile muhalefetin hesaplaşması gerekiyor.

    Ne bu halk düşmanı olan rejimin ne de bu rejimi restore etme ihtimaline karşın görev üstlenebilme olasılığı olan muhalefetin Türkiye halklarına bir faydası olmaz. İşte biz bu nedenle diyoruz ki ne bu iktidar ne bu rejim ne de bu restorasyoncu anlayış. Bütün bunlara karşı demokratik cumhuriyet olan Üçüncü Yol. Üçüncü yolun yolcuları da DEM Parti’de mücadele vermektedir.

    Biz onların rahatlarını bozabiliriz. Çünkü biz çoğuz. Bizler korkuyu Kerbela’da, korkuyu 1977 1 Mayıs’ında bıraktık. Bizler korkuyu 15-16 Haziran işçi direnişinde, bizler korkuyu Amed Zindanlarında bıraktık. Bizler korkuyu 14 Temmuz direnişlerinde, Gezi direnişlerinde bıraktık. Bizler cesaretimizi kuşanmış yoldayız ve yürüyoruz. Bütün ferasetimizle bizler ekmek için de adalet için de mücadele ediyoruz. Mücadelemiz 85 milyon yurttaşımızın bu ülkede eşit ve adil bir sistemde yaşaması içindir.”

    EMEKLİ MAAŞINA TEPKİ

    Hatimoğulları, hükümetin en düşük emekli maaşına dair kararına dair tepki gösterdi. AKP Grup Başkanı Abdullah Güler’in en düşük emekli aylığının 12 bin 500 lira olacağını duyurduğuna dikkati çeken Hatimoğulları, “Saray, 15 saniyede bir emekli maaşı harcıyor” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Hatimoğulları: Alevilere dönük baskılar AKP döneminde arttı- VİDEO

    Hatimoğulları: Alevilere dönük baskılar AKP döneminde arttı- VİDEO

    PİRHA- 24’üncü Evvel Temmuz Festivali’nde yapılan “Demokratik Cumhuriyet Demokratik Anayasa” konulu panelde konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Alevilere dönük baskılar AKP döneminde daha da arttı. 21’nci yüzyıldayız halen Adana’da, Mersin’de, Alevi evlerinin işaretlendiğini, İstanbul’da, İzmir’de evlerinin işaretlendiğine tanıklık ettik” dedi.

    Samandağ Kalkındırma Derneği ile Akdeniz Kültür ve Dayanışma Derneği’nin her yıl düzenlediği “Evvel Temmuz Festivali’nde “Demokratik Cumhuriyet Demokratik Anayasa” konulu panel yapıldı. Panele Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)  Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, konuşmacı olarak katıldı.

    “AKP, KRİZİN FATURASINI HALKA ÖDETİYOR”

    Panelde ilk olarak konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları Evvel Temmuz Festivali’nin önemine değinerek, bir kültürel değeri koruduklarını anlattı. Hatimoğulları, dünyada 2008’den beri çok derin bir ekonomik kriz yaşadığını belirterek, “Bu ekonomik krizler aslında ekonominin krizi değil. Sanki genelin kriziymiş gibi aktarılıyor ama bu sermayenin, zengin sınıfının burjuvazinin krizi. Ve bunun faturası işçiler, emekçilere yani dünyadaki en yoksullar, en geniş kitlelere kesiliyor. Bugün Türkiye’de de AKP bu yaşanan ekonomik krizin faturasını halka ödetiyor. Şu an gündemde olan vergi paketinde çoktan çok azdan az almayı asla akıllarına getirmiyorlar” dedi.

    “AKP İSTEDİĞİ İDEOLOJİK HEGEMONYAYI KURAMIYOR”

    AKP’nin toplumu istediği şekilde dizayn etmek adına baskı araçlarını devreye soktuğunu dile getiren Hatimoğulları, “Alevilere dönük baskılar AKP iktidarı döneminde daha da arttı. Aleviler bu topraklarda tarih boyunca katledildi, bu topraklarda Yavuz Sultan Selim döneminden bugüne kadar Aleviler katlediliyor. 21’nci yüzyıldayız halen Adana’da, Mersin’de, Alevi evlerinin işaretlendiğini, İstanbul’da, İzmir’de evlerinin işaretlendiğine tanıklık ettik. Erdoğan şunu söylemişti; ‘Biz evet siyaseten iktidar olduk ama kültürel, ideolojik hegomonyamızı kuramadık’ demişti. Aynen kültürel ve ideolojik hegemonyasını kuramadı. Yüzyıllık Türkiye’nin yüzyıllık tarihinde onun ideolojik olarak kendi ideolojisinin, kendi bakış açısının hükmetmesine toplum karşı çıktı. Bu toplum demokrasi mücadelesi ile yoğrularak bugüne gelmiştir. Belki devasa kazanımlar elde edemedik ama kazanımlarımızı da asla küçümsemiyoruz. 100 yıllık boyunca işçilerin, emekçilerin, ezilenlerin, sömürülenlerin, halkların, kazanımlarını asla küçümsemiyor ve önemli buluyoruz. Bu kazanımların neticesinde AKP istediği kültürel, ideolojik hegemonyayı kuramıyor” diye konuştu.

    “ERKEN SEÇİME İHTİYAÇ VAR”

    Erken seçim tartışmalarına işaret eden Hatimoğulları, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

    “Bugün demokratik mücadele dışında bir seçeneğimiz yok. Seçimler tek başına çözüm değildir. Elbette Türkiye’de bir erken seçim gündemdedir. Bizler de DEM Parti olarak bir erken seçime ihtiyaç olduğunu ifade ettik, bunun farkındayız. Ancak şunun altını çizmek isteriz. Sakın ola toplumdaki direniş hattını, muhalefetin alanlara çıkmasını engelleyecek seçim vaatleriyle insanları evlerinde oturmaya yöneltmeyelim.

    Cumhuriyetin ikinci yüzyılında, cumhuriyeti demokratikleştirmek için yüzyıllık geleneksel ezberlerimizi bozmanın tam zamanı. Biz gerçekten demokrasi istemeliyiz ve Türkiye’nin asli sorunlarını masaya yatırmalıyız. Türkiye’de yaşanan sorunların etrafında dolanarak demokrasicilik oynayarak değil, yüzyıldır ödenen bedeller ve şimdi AKP’nin ülkeyi getirdiği Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile bu getirdiği seviyeyi göz önünde bulundurarak acilen yapmamız gereken Demokratik Cumhuriyet programı etrafında muhalefetin birleşmesidir. Nedir Demokratik Cumhuriyetten kastımız? Güçlü, katılımcı bir demokrasi. Bundan kastımız nedir? Güçlendirilmiş yerel yönetimlerdir. Yerel yönetimler daha yetkili daha güçlü olmalıdır. Bugün merkezi hükümete bu kadar el avuç açmış yerel yönetimler ne yapabilir ki? Zaten birçok sınırları çizilmiş yerel yönetimlerin.”

    “BELEDİYELERİMİZİ SEÇİLMİŞLERLE YÖNETMEK İSTİYORUZ”

    Bununla da kalınmadığı gibi HDP belediyelerine, şimdi de DEM Parti’nin Hakkari’de kazandığı belediyeye kayyım atandı. Kayyım atamak demek Türkiye’de erken dönemde kazanılmış olan anayasal hakkımız olan Kürt Türk Arap Fars Çerkes Ermeni ayırmadan, her yurttaşımızın eşit yurttaş hakkı temelinde seçme ve seçilme hakkına sahip olduğunu anayasa yazar mı, yazar. Siz seçilmişin yerine kalkıp siyasi olarak elini bükemediğin bir partiye diz çöktürmek için bir kayyım atıyorsanız, bu  yurttaşın seçme ve seçilme hakkını elinden almak demektir. Bizler atanmış vali ve kaymakamlarla değil seçilmişlerle yönetilmek istiyoruz. Anayasada ve yasalarda yazanlar yerine getirilmelidir ve yerel yönetimler güçlendirilmelidir. Demokratik cumhuriyetin yollarından biri buradan geçer.”

    “DEMOKRATİK ANAYASAYA İHTİYAÇ VAR”

    “Artık bu kadar acı çekmemiz bu kadar anti demokratik uygulamalarla karşı karşıya kalmamız 21’inci yüzyılda hiçbir hakkımızın hukukumuzun yurttaş olarak sözümüzün olmadığı bir yerde artık bu ülkeyi bize dar etmiş olan bu anlayışlara karşı cumhuriyeti demokratikleştirmek dışında bir seçeneğimiz yok. Bütün farklı kesimlerle sadece siyasi partilerle değil toplumun bütün kesimler ile yerelden merkeze kadar bütün toplumun katılımcı olduğu bir demokratik anayasa yapım sürecine ihtiyacımız var bunu her fırsatta ve yerde söyledik ve söylemeye devam edeceğiz. Mutlaka güzel günler göreceğiz, mutlaka başaracağız, mutlaka başaracağız.”

    “AKP’DE İKTİDARDAN GİTME KORKUSU VAR”

    Panelde son olarak CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut konuştu. Yeni Anayasa tartışmasına değinen Bulut, Anayasa’nın bir siyasi tercih ile yapılamayacağını, Anayasa’nın toplumsal bir uzlaşı olduğunu vurguladı.

    AKP’nin Anayasa’yı “bir sis” amaçlı olarak kullandığını belirten Bulut, iktidarın; bir kayyum ataması söz konusunda olduğunda ya da köşeye sıkıştığında; hem “Yeni Anayasa ve Demokratik Anayasa” deyip, yeni Anayasa’nın içeriğine ve toplumun ihtiyaçlarına ilişkin tek kelime etmediğine işaret etti.

    Bulut, “Partili Cumhurbaşkanlığı sistemi ile bu ülkenin tüm genleriyle oynandı. Valiler parti il başkanı haline geldi. Yargı, siyasi iktidarın etkisi altında. Yani Cumhurbaşkanı heyetiyle tümüyle kendisine paralel bir yapı oluşturmuş durumda” şeklinde konuştu.

    Partili Cumhurbaşkanlığı sistemi ile demokratik bir Anayasa yapma şanslarının olmadığını söyleyen Bulut, “Anayasa sadece hukuku, adaleti getirmiyor. Aynı zamanda toplumun gelir adaletini de sağlayacak” ifadelerini kullandı.

    Panel, soru ve cevap bölümü ile sona erdi.

    PİRHA/HATAY