Etiket: öğrenci

  • Dede Işık: Çocuklarımızın okullarda din eğitimi almasını istemiyoruz-VİDEO

    Dede Işık: Çocuklarımızın okullarda din eğitimi almasını istemiyoruz-VİDEO

    PİRHA-Hıdır Abdal Ocağı dedelerinden Hüsamettin Işık, Alevi çocuklara din derslerinin dayatılmasına tepki göstererek, hükümetin eğitim politikasını eleştirdi. Işık, laik eğitimin önemini vurgulayarak, “Çocuklarımızın, torunlarımızın din derslerini almasını istemiyoruz” dedi. 

    AKP hükümetinin eğitim-öğretimi her geçen gün dinselleştirmesi, tarikatlarla ve dinci vakıflarla protokoller imzalaması, ÇEDES projesi kapsamında okullara imam ataması, öğrencilerin camilere götürülmesi, okullara mescit açılması gibi uygulamalara tepkiler yükseliyor.

    Alevi aileler çocuklarının din derslerini dayatılmasını istemiyor. Hükümet, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Alevi çocukların din derslerinden muaf tutulması gerektiğine dair kararını uygulamıyor.

    “LAİKLİK SİSTEMİNİN MUTLAKA OTURTULMASI GEREKİYOR”

    Laikliğin önemine işaret eden Hıdır Abdal Ocağı dedelerinden Hüsamettin Işık, “Devlet işleriyle din işlerini birbirinden ayırmazsak laiklik olmaz. Bu tür dayatmalar olur. Din ve devlet işleri birbirinden ayrılmalı. Laiklik sistem mutlaka oturtulmalı. Laiklik olmazsa bu mümkün değil, asla yürümez. Benim çocuğumun, torunumun, benim arkadaşımın çocuğunun, torununun eğitimini bırak. Herkes kendi ibadetini, kendi dinini kendisi yaşasın. Ben senin hangi dine, hangi mezhebe mensup olduğunu soruyor muyum?” dedi.

    Alevi inancının İslam/Sünnilikle aynı olmadığını Kul Nesimi’nin şiiriyle hatırlatan Işık, şöyle devam etti:

    “Sorma be birader mezhebimizi
    Biz mezhep bilmeyiz, yolumuz vardır
    Çağırma meclis, riyaya bizi
    Biz şerbet içmeyiz, dolumuz vardır.

    Sen dini ne karıştırıyorsun benim eğitimime öğretimime. Benim zaten kendime göre bir ritüelim ve ‘ilimden gidilmeyen yolun sonu karanlık’ diyen bir şiarım var. Ben o şiarımı çiğneyemem ki. O ritüelim üzerinden ben zaten ibadetimi kendim görüyorum. Sana gerek yok, onunla benim arama girme. Benim kendi inancım, ‘4 kapım,  40 makamım’ var. Şeriat, tarikat, marifet, sırrı hakikatim var. Oradan alıyorum bu öğretimi ben.”

    “KURANIN TÜM SURELERİNİ ZORLA ÖĞRETTİLER”

    Öğrenciyken kendisine surelerin zorla öğretildiğini belirten Hüsamettin Işık, “Şu anda onların okuduğu kuran ayetlerinin hemen hemen hepsini biliyorum. Benim bunu bilmem bunu uygulamam anlamına gelmez. Belki kendileri bile bilmiyor. Ben orada aldığım bilgi ile kendi felsefem arasındaki farkları çok güzel mukayese ediyorum. İnancı dayatmayla anlatamazsın. Bakın kaç tane camisi var bu ülkenin. 150-200 binin üzerinde. Her 50 metrede her 100 metrede bir tane cami var.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • ‘Özel okul fiyatları yurttaşları mağdur ediyor, kamusal eğitim hayata geçirilmeli’

    ‘Özel okul fiyatları yurttaşları mağdur ediyor, kamusal eğitim hayata geçirilmeli’

    PİRHA- Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der), özel okul fiyatlarında yaşanan artışların yurttaşları mağdur ettiğini ifade ederek, “Milli Eğitim Bakanlığı tarafından açıklanan fiyat artış oranının (%57) beklendiği bir dönemde, muğlak açıklamalar ve belirsizlikler, özel okul sahiplerini okul ücretlerini %200 hatta %300’e varan oranlarda artırarak mağduriyeti derinleştirmeye sevk etmiştir” dedi. 

    Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) özel okulların ön kayıt sürecinin başlamasının ardından artan fiyatlara ilişkin açıklamalarda bulundu.

    “ÖZEL OKUL SAHİPLERİ MAĞDURİYETİ DERİNLEŞTİRMEYE SEVK ETMİŞTİR”

    Veli-Der tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Ülkemizin temel yasası olan Anayasa’nın 42. Maddesi açıkça belirtir, “Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz. Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir. Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılâpları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz. “Son bir ay içinde, özel okulların ön kayıt sürecini başlatmasıyla birlikte, önümüzdeki eğitim-öğretim yılının ücretlerini açıklaması, özellikle özel okul velilerini mağdur etmiştir. Her yıl olduğu gibi, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından açıklanan fiyat artış oranının (%57) beklendiği bir dönemde, muğlak açıklamalar ve belirsizlikler, özel okul sahipleri okul ücretlerini %200 hatta %300’e varan oranlarda artırarak mağduriyeti derinleştirmeye sevk etmiştir.

    “DEVLETİN SORUMLULUĞU NİTELİKLİ EĞİTİM SAĞLAMAKTIR”

    Devletin sorumluluğu, nitelikli, bilimsel ve kamusal eğitimi tüm çocuklara eşit bir şekilde sağlamaktır. Ancak, kamusal eğitimin bilim dışı uygulamalarla gericileştirilmesi, niteliğinin düşürülmesi ve eğitim bütçesinin yetersizliği gibi sebeplerden dolayı veliler, özel okullara yönlendirilmektedir. Çocukları için nitelikli kamusal eğitim alamayan aileler bu sorunu kendi sosyo-ekonomik, kültürel yapısına uygun olarak, görece “nitelikli eğitim alabilecekleri özel okullardan karşılamaya, açıkçası çocuklarını “korumaya” çalışmaktalar. Yoksulluğun arttığı ve toplumun genel olarak ekonomik olarak gerilediği bir dönemde, özel okul sahipleri piyasa mantığı ile çalışarak eğitim-öğretim ücretlerini belirlemekte ve velileri zor bir sistemle karşı karşıya bırakmaktadırlar. Veliler, farklı okulların ücret artışlarına maruz kalarak her geçen gün bu mağduriyeti yaşamaktadırlar. Eğitim sisteminde tüm bu yaşananlar bir kez daha gösteriyor ki, hiçbir çocuğumuzun eğitim hakkını piyasanın inisiyatifine bırakmamak için, tüm çocuklara laik, bilimsel ve demokratik eğitim hakkını tanıyan bir kamusal eğitim modelinin masaya yatırılması ve hayata geçirilmesinin zamanı gelmiştir.”

    PİRHA/İSTANBUL 

  • Mersin Cemevi’nden Diyanetin faaliyetlerine tepki: Alevi çocukları hedefte

    Mersin Cemevi’nden Diyanetin faaliyetlerine tepki: Alevi çocukları hedefte

    PİRHA- Mersin Cemevi İnanç Kurulu, Milli Eğitim Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı “Genç Gönüllüler, Çocuk Gönüllerle Buluşuyor Projesi”ne tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, projenin laik ve hukuk devleti ilkelerine, din ve vicdan özgürlüğüne aykırı olduğu vurgulanarak, Alevilere çocuklarını bu projeye katmamaları için çağrıda bulunuldu.

    Diyanet, “Genç Gönüllüler, Çocuk Gönüllülerle Buluşuyor” adında yeni bir proje açıkladı. “Çocukların Kuran’a ve sünnete uygun olarak yetiştirilmesi” iddiasıyla gündeme getirilen proje kapsamında; ilkokul 3. ve 4. sınıf öğrencileri Diyanet gençlik merkezleri ve camilerde din görevlileri ve manevi danışmanlar gözetiminde birtakım faaliyetler yürütülecek. Bunun yanı sıra lise ve üniversite öğrencilerinden seçilecek “Diyanet Genç Gönüllüleri” ev ödevlerinde ilkokul öğrencilerine rehberlik edecek.

    Mersin Cemevi İnanç Kurulu, Milli Eğitim Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı “Genç Gönüllüler, Çocuk Gönüllerle Buluşuyor Projesi” ile ilgili Mersin Cemevi’nde toplandı.
    Mersin Cemevi İnanç Kurulu toplantı sonrası konuyla ilgili yazılı açıklama yaptı.

    “ALEVİ ÖĞRENCİLERE YÖNELİK BİR ASİMİLASYON PROJESİDİR”

    İlkokul 3. ve 4. sınıf öğrencilerinin “Değerler Eğitimi” kapsamında her hafta sonu lise veya üniversite öğrencileri ile tarikatlar ve cemaatler arasında bölüşüldüğüne dikkat çekilen açıklamada, “Camilerde ya da Diyanet Gençlik Hizmet Merkezilerinde buluşturulmaları laik ve çağdaş eğitimin yok sayılmasının yanı sıra Alevi öğrencilere yönelik de bir asimilasyon projesidir” denildi.

    “BU PROJE, DİN VE VİCDAN ÖZGÜRLÜĞÜNE AYKIRIDIR”

    Uygulamaya konulan projenin laik ve hukuk devleti ilkelerine, din ve vicdan özgürlüğüne aykırı olduğunun vurgulandığı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Esasen bugün okullarda okutulan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ders programlarıyla Alevi öğrenciler asimile edilmektedir. Eğitimin her kademesinde öğrencilere yönelik Diyanet İşleri Başkanlığı Kur’an Kursu açmış ve cemaat, tarikatlarlar yerleştirilmiştir. Okullar dini eğitim veren kurumlar haline getirilmiştir.
    Mersin Cemevi İnanç Kurulu olarak bu projeyi protesto ettiğimizi, Alevi öğrencilerin bu etkinliklere katılmamaları konusunda Alevi öğrencilerin ailelerini uyaracağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.”

    PİRHA/MERSİN

    İLGİLİ HABERLER

    >Diyanet okullardan çıkmıyor; şimdi de ilkokul öğrencileri için ‘abi-abla’ faaliyetinde

  • Diyanet okullardan çıkmıyor; şimdi de ilkokul öğrencileri için ‘abi-abla’ faaliyetinde

    Diyanet okullardan çıkmıyor; şimdi de ilkokul öğrencileri için ‘abi-abla’ faaliyetinde

    PİRHA- Diyanet İşleri Başkanlığı, 10 ilde 3. ve 4. sınıf öğrencilerine cami ve gençlik merkezlerinde “değerler eğitimi” dersi verecek. Eğiticiler “gönüllü abi ve ablalardan” oluşacak. Eğitim sendikaları “FETÖ’den anımsadığımız ‘abi-abla’ modeli, resmileşiyor” tepkisini gösterdi.

    Cumhuriyet’ten Aytunç Ürkmez’in haberine göre, ÇEDES kapsamında “manevi danışman” sıfatıyla din görevlilerinin okullarda faaliyet göstermesinin ardından Diyanet’ten tepki çeken bir proje daha geldi.

    Diyanet, önceki gün “Genç Gönüllüler, Çocuk Gönüllülerle Buluşuyor” adında yeni bir proje açıkladı.

    “Çocukların Kuran’a ve sünnete uygun olarak yetiştirilmesi” amacıyla geliştirilen proje kapsamında; ilkokul 3. ve 4. sınıf öğrencileri Diyanet gençlik merkezleri ve camilerde din görevlileri ve manevi danışmanlar gözetiminde birtakım faaliyetler yürütülecek.

    Bunun yanı sıra lise ve üniversite öğrencilerinden seçilecek “Diyanet Genç Gönüllüleri” ev ödevlerinde ilkokul öğrencilerine rehberlik edecek. Diyanet’in MEB’e bağlı okullarda öğrenim gören çocukları proje kapsamına alırken, bakanlıkla protokol imzalamaması ise dikkat çekti.

    EĞİTİM-SEN: ÖĞRENCİLER VE VELİLER ÜZERİNDE YOĞUN PSİKOLOJİK BASKI VAR

    Eğitim sendikaları söz konusu projeye tepki gösterdi.

    Diyanet’in ilkokul öğrencilerine yönelik, “Genç Gönüller, Çocuk Gönüllerle Buluşuyor Projesi”ne tepki gösteren Eğitim Sen eğitim sisteminin en temel bilimsel ilkelerden ve laik eğitim anlayışından hızla uzaklaşırken, okullarda dinselleşme hızla artarak kaygı verici boyuta ulaştığını belirterek mücadele çağrısı yaptı.

    “Çevreme Duyarlıyım Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) projesi adı altında okullarda imam, vaiz ve din görevlileri ‘manevi danışman’ ve ‘öğretici’ adı altında etkinliklere katılırken, öğrencilerin camilere götürülmeye, imamların okullarda ‘konferans’ vermeye devam ettiğine işaret edilen açıklamada; “MEB tarafından eğitim müfredatının dini değerler çerçevesinde biçimlendirilmesinden okullarda dini etkinlikler üzerinden somut uygulamalara kadar hemen her alanda dini öğeleri eğitim sürecine adım adım yerleştirilmektedir. Bu durumun son örneği geçtiğimiz 22 yıl içinde, eğitim biliminin en temel ilkeleri ve öğrencilerin gelişim süreçleri yok sayılarak hayata geçirilen dinselleştirme adımları, öğrenciler ve veliler üzerinde yoğun psikolojik baskı oluşturmaya başlamıştır” denildi.

    EĞİTİM-İŞ: FETÖ MODELİ DİYANET ELİYLE RESMİYETE DÖKÜLÜYOR

    Cumhuriyet’e konuşan Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, “Diyanet, FETÖ’nün yöntemlerini tekrar uygulamaya koyarak adeta onun izini takip ediyor. Bu projeyle FETÖ’den anımsadığımız ‘abi-abla’ modeli, Diyanet, aracılığıyla resmiyete dökülmeye çalışılıyor. MEB görevini yapmayarak Diyanet’e ve tarikatlara alan açıyor. Böylece milli eğitim, dini eğitime dönüştürülüyor” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Aydın’da KYK yurdunda kalan öğrencinin intihar ettiği iddiası

    Aydın’da KYK yurdunda kalan öğrencinin intihar ettiği iddiası

    PİRHA- Güzelhisar KYK Kız Öğrenci Yurdu’nda Ceysu Sıla Alkaya adlı öğrencinin intihar ettiği iddia edildi.

    Aydın’ın Efeler ilçesi Işıklı Mahallesi’nde bulunan Güzelhisar Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) Kız Öğrenci Yurdu’nda bulunan Ceysu Sıla Alkaya adlı öğrencinin intihar ettiği iddia edildi.

    Adnan Menderes Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü 1’inci sınıf öğrencisi olan Ceysu Sıla Alkaya’nın ailesiyle yaşadığı sorunlar nedeniyle intihar ettiği iddia edildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Özel sektörde çalışan öğretmenlerden çağrı: 29 Ocak’ta Meclis önünde olalım-VİDEO

    Özel sektörde çalışan öğretmenlerden çağrı: 29 Ocak’ta Meclis önünde olalım-VİDEO

    PİRHA- Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, 29 Ocak’ta taban maaş haklarını almak için TBMM’de olacaklarını açıkladı. Mersin’de bir araya gelen öğretmenler  “2014 yılında kaldırılan 5580 sayılı kanundaki “taban maaş” hakkımızı geri istiyoruz” dedi.

    Mersin’de bulunan özel okullarda çalışan öğretmenler yarı yıl tatili öncesi basın açıklaması yaptı. Pozcu’da yapılan açıklamada konuşan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Mersin Temsilcisi Nebil Birtek , Meclis’in açılışı olan 29 Ocak’ta taban maaş haklarını almak için TBMM’de olacaklarını açıklayarak, “Bugün özel okul, dershane, etüt merkezi, kişisel gelişim kursu, rehabilitasyon merkezi, ana okulu, kreş, ehliyet kursları vb. çalışma alanlarında 400 bine yakın emekçi görev yapmaktadır” dedi.

    “MEB BU ÇALIŞMA KOŞULLARININ OLUŞUMUNDA VE DEVAMINDA SUÇ ORTAĞIDIR”

    Patronların özel öğretimi kâr amacıyla yorumlayışı, sözleşmelerimizle bağlı olduğumuz MEB’in yüz binlerce öğretmeni görmezden gelen tavrıyla birleştiğinden eğitim emekçileri için katlanılmaz çalışma koşulları oluştuğuna işaret eden Birtek, “Güvencesizliği en yoğun şekliyle yaşayan özel sektör öğretmenleri on aylık sözleşmelerle, asgari ücretin altında ya da asgari ücret düzeyinde maaşlarla, eksik yatırılan sigorta primleriyle, ara tatillerde çalıştırılarak –birçoğu- sigortasız ve yoğun mobbinge maruz kalarak çalıştırılmaktadır. Bu acımasız şartların tasarısı patronlara aittir fakat MEB bu çalışma koşullarını denetlemeyen, görmezden gelen, şikâyetlere kulak tıkayan yaklaşımıyla bu şartların oluşumunda ve devamında suç ortağıdır” diye konuştu.

    “PATRONLARIN DEĞİL ÖĞRETMENLERİN ÇIKARLARINI KORUYUN

    Öğretmen Sendikası olarak örgütlü olduğumuz 61 ilden yola çıkarak 29 Ocak’ta Meclis kapısında olacaklarını ifade eden Birtek, şunları aktardı:

    “2014 yılında kaldırılan 5580 sayılı kanundaki “taban maaş” hakkımızı geri istiyoruz! Özel sektör öğretmenlerini patronların insafına bırakılmış şartlarda çalıştıramazsınız! Şikayetlerimizi görmezden gelerek, taleplerimizi yok sayarak bizlere güvencesizliği dayatamazsınız! Denetim yapmayarak, yapılan denetimleri göstermelik düzeyde tutarak emeğimizin sömürülmesine daha fazla göz yumamazsınız! Özel sektör öğretmenlerinin geçmişte bir araya gelememiş olmasını fırsat bilen patronların alışkanlık haline getirdiği hak gasplarına artık ortak olamazsınız! Yüz binlerce özel sektör eğitim emekçisinin iradesini alanlara taşıyan Öğretmen Sendikası olarak sizi uyarıyoruz. Patronların değil öğretmenlerin çıkarlarını korumak zorundasınız.”

    “SESSİZ KALMAYIN!”

    Velilere de seslenen Birtek, “Özel okulların sunduğu şaşaalı şatafatlı sözüm ona ‘elit’ tablonun altında büyük bir emek sömürüsü vardır. Bunu teşhir ediyoruz. Buna ortak olmayın ve sessiz kalmayın” diye belirtti.

    PİRHA/MERSİN

  • Veli-Der’den çağrı: Ücretsiz okul yemeği için ‘Türkiye okul yemeği koalisyonu’na katılın VİDEO

    Veli-Der’den çağrı: Ücretsiz okul yemeği için ‘Türkiye okul yemeği koalisyonu’na katılın VİDEO

    PİRHA-Öğrenci Veli Derneği(Veli-Der), çocukların açlıkla baş başa bırakıldığını vurgulayarak, “Türkiye okul yemeği koalisyonu”nu oluşturduklarını açıkladı. Veli-Der Genel Merkez Yönetiminden Aysun Kaya, ücretsiz okul yemeği için herkesi okul yemeği koalisyonunda seslerine ses katmaya çağırdı. Öğrenci Veli Derneği ayrıca okullardaki ÇEDES uygulamalarına da son verilmesini istedi. 

    Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der), Kartal Meydanı Atatürk Anıtı önünde “Türkiye okul yemeği koalisyonunu oluşturuyoruz” diyerek açıklama yaptı.

    Açıklamaya Veliler, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD), Birleşik Emekliler Sendikası, Kent Konseyi, Eğitim Sen ve Tüm Emekliler Sendikası katıldı.

    Açıklamayı Veli-Der Genel Merkez Yönetiminden Aysun Kaya okudu.

    “OKUL YEMEĞİ KOALİSYONUNDA SESİMİZE SES OLMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    Kaya, çocukların açlıkla baş başa bırakıldığını belirterek, “Yetersiz beslenme, çocuğun okul için hazır bulunuşunu, akademik başarısını ve okula devamını da etkiliyor. Dünyada bu sorunların çözümü için en etkili ve en yaygın şekilde kullanılan müdahale programı okul yemeği. Bugün Öğrenci Veli Derneği olarak çocuklarımızın eşit, parasız, laik, kamusal eğitim hakkı için tarihi bir çağrı yapıyoruz. Tüm okul velilerini, demokratik kitle örgütlerini çocuklarımızın geleceğine sahip çıkan herkesi Türkiye Okul Yemeği Koalisyonu’na çağırıyoruz. Kitlesel okul terklerinin durması, yoksulluktan kaynaklı çocuklarımızın çocuk yaşta çocuk işçiliği yapmak zorunda bırakılmaması, yetersiz beslenme, gelişim yetersizliği, sağlık sorunlarıyla baş başa bırakılmaması için herkesi Türkiye Okul Yemeği Koalisyonun da sesimize ses olmaya çağırıyoruz” dedi.

    “MESEM UYGULAMASINA SON VERİLMELİ”

    Aysun Kaya, ‘4 gün iş, bir gün okul’ sloganıyla patronlara ucuz iş gücü kaynağı olarak sunulan meslek lisesi öğrencilerinin Mesleki Eğitim Merkezleri’nde (MESEM) can güvenliği olmadan çalıştırıldığına ve okullardan koparıldığına dikkat çekerek, öğrencilerin salgın, deprem ve artan yoksulluktan kaynaklı akın akın okullarını bırakmak zorunda kaldıklarını dile getirdi.

    Kaya şunları kaydetti:

    “Yapılan son yönetmelik değişiklikleri ile de devamsız olan öğrencilerin MESEM’lere yönlendirilmesi düzenlenmiş, mevsimlik tarım işçisi olarak çalıştırılan çocukların okula kayıtları sosyal devletin sorumluluğundan çıkarılıp ailelerine bırakılmıştır. Yapılan bu yönetmelik değişiklikleri ile ve yoksulluğun, zamların artışı ile birlikte başta okul yemeği olmak üzere gerekli önlemler alınmazsa okul terkleri daha da büyük boyutlara ulaşacaktır. Okul yemeği okul öncesinden itibaren her kademe ve tüm okul türlerinde acilen yaşama geçirilmelidir. İhtiyacı olan tüm öğrencilere eğitim desteği sağlanmalıdır. MESEM uygulamasına son verilmeli, çocukların okullarına dönüşü sağlanmalıdır.

    “ÇEDES VE TÜM PROTOKOLLER İPTAL EDİLMELİDİR”

    Laik, bilimsel olmayan eğitimin kamusal olmasından da söz edemeyiz. ÇEDES ve imzalanan onlarca protokol, iş birliği ile STK adı altında çeşitli yapılar, kişiler okullarımızda ideolojik çalışma yürütmekte, öğretmenlik mesleği hedef alınmakta ve çocuklarımızın eğitim hakkı ihlal edilmektedir. Yıllardır imzalanan protokollerin devamında ÇEDES ile bu yapılar ve kişilerin yürüttükleri faaliyetler 81 ilde tüm okullarda yaygınlaştırılarak kalıcı ve sürekli hale getirilmiştir. ÇEDES ve tüm protokoller iptal edilmelidir.”

    “ÖNLEM ALINMAZSA DEPREM BÖLGESİNDEKİ ÖĞRENCİLER İÇİN OKUL TERKLERİ EN BÜYÜK RİSK OLACAKTIR”

    Deprem bölgesinde 4 milyonu aşkın okul çağındaki öğrencinin depremden olumsuz etkilendiğini söyleyen Kaya, “Deprem bölgesindeki çocuklar yoksulluğu diğer illerden daha da yoğun yaşamaktadır. Gerekli önlemler alınmazsa deprem bölgesindeki öğrenciler için okul terkleri en büyük risk olacaktır” dedi.

    Açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Depremler nedeniyle birçok okul yıkıldı veya hasar aldı. Son açıklamalara göre, deprem bölgesinde 936 okul kullanılamaz hâle gelirken bu sayı derslikler için 11 bin 738’dir. Depremin eğitim ortamlarına etkisinin en güçlü olduğu il gerek oransal gerekse sayısal olarak Hatay oldu. Hatay’da neredeyse iki derslikten biri, dersliklerin yüzde 45,4’ü kullanılamaz hâle geldi. MEB 11 bin 738 dersliğin yeniden yapımı için planlama yapıldığını söyledi. Ancak, bu çalışmaların hangi aşamada olduğuna ilişkin kamuoyu ile paylaşılan bir bilgi yok. Okul sayısı yetersizliğinden kaynaklı çocukların okula ulaşımı aileler için ciddi bir maddi yük haline gelmiştir.”

    TALEPLER

    Açıklamada depremle alakalı talepler ise şöyle sıralandı:

    “*İhtiyacı olan tüm öğrencilere burs desteği verilmeli.

    *Okullara ulaşım için ücretsiz servis sağlanmalı.

    *Başta nüfusun yoğunlaştığı yerleşim yerlerinde, kırsal alanlarda eğitim ortamları sağlanmalı.

    *Her okula en az bir psikolojik danışman ve rehber öğretmen atamasının yapılmalı.

    *Yıkılan, hasarlı okulların, dersliklerin inşasının tamamlanmalı.

    *Kaynak, internet, elektrik alt yapı sorunlarının çözülmelidir.

    *Deprem ülke geneli açısından büyük bir tehlikedir. Deprem güvenliği için okullara yeterli bütçe, kaynak ayrılmalı.

    -MEB il il, ilçe ilçe, okul okul okulların deprem güvenliği ile ilgili okul, ilçe, il web sitelerinde gerekli açıklamaları, bilgilendirmeleri yapmalı, tüm okulların deprem güvenliği sağlanmalıdır.”

    “MÜCADELE ETMEKTEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Açıklamada, “Hiçbir veli, hiçbir çocuğumuz yaşadığı sorunlarda kendini yalnız hissetmesin. Öğrenci Veli Derneği olarak çocuklarımızın yaşadığı sorunlara çözüm olmak için mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz. Bizim çabamız, mücadelemiz çocuklarımıza hayalleri kadar büyük bir gelecek yaratma mücadelesidir.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Öğrenci Veli Derneği, ‘Türkiye okul yemeği koalisyonu’ oluşturuyor

    Öğrenci Veli Derneği, ‘Türkiye okul yemeği koalisyonu’ oluşturuyor

    PİRHA – Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der), 19 Ocak’ta Kartal Meydanı Atatürk Anıtı önünde saat 13.00’te “Türkiye okul yemeği koalisyonunu oluşturuyoruz” diyerek açıklama yapacak.

    Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der), “Türkiye okul yemeği koalisyonu“nu oluşturduklarını duyurdu.

    Veli-Der, “Çocuklarımıza sağlıklı ve besleyici ücretsiz okul yemeği dağıtılmasını talep ediyoruz. Tüm velileri, meslek odalarını ve dernekleri koalisyona katılmaya davet ediyoruz.”

    Bu kapsamda 19 Ocak’ta Kartal Meydanı Atatürk Anıtı önünde saat 13.00’te “Türkiye okul yemeği koalisyonunu oluşturuyoruz” açıklaması yapılacak.

    PİRHA/İSTANBUL

  • MESEM kapsamında çalıştırılan çocuğun kafası makineye sıkıştı

    MESEM kapsamında çalıştırılan çocuğun kafası makineye sıkıştı

    PİRHA- Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) kapsamında çalıştırılan çocuklar iş cinayetlerinde can vermeye ve yaralanmaya devam ediyor.

    İstanbul Büyükçekmece’de çalıştırıldığı iş yerinde kafası sac büküm makinesine sıkışan 14 yaşındaki A.T. ağır yaralandı. Kafası sıkıştığı yerde 16 dakika boyunca kurtarılmayı bekleyen A.T., günlerdir yoğun bakımda yaşam mücadelesi veriyor.

    Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) kapsamında haftanın 1 günü okulda eğitim gören A.T, haftanın diğer 4 gününde ise metal, demir ve çelik alanında faaliyet gösteren; Karaağaç Mahallesi İstanbul Caddesi’ndeki bir işletmede çalıştırılıyordu.

    KAFASININ SIKIŞTIĞI 16 DAKİKA SONRA FARK EDİLDİ!

    9 Ocak Salı günü öğle saatlerinde sac büküm makinesinde çalıştırılan A.T’nin kafasının sıkıştırdığı, 16 dakika sonra fark edildi. İhbar üzerine iş yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Ağır yaralı öğrenci, sağlık ekiplerinin ambulanstaki ilk müdahalesinden sonra hastaneye kaldırıldı. Günlerdir yoğun bakımda hayat mücadelesi veren çocuğun hayati tehlikesinin devam ettiği öğrenildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Öğrencilerden KYK eylemi: Günlük 66 TL ile yaşayamıyoruz – VİDEO

    Öğrencilerden KYK eylemi: Günlük 66 TL ile yaşayamıyoruz – VİDEO

    PİRHA- İstanbul’da öğrenciler, vapura ‘Günlük 66 TL ile Yaşayamıyoruz’ yazılı bir pankart asarak KYK kredi ve burs ücretlerini protesto etti. 

    2024 Yılı için aylık 2000 TL olarak belirlenen Kredi Yurtlar Kurumu( KYK) burs ve kredi ücreti öğrencilerin barınma, beslenme gibi en temel ihtiyaçlarını dahi karşılamaya yetmiyor.

    İstanbul’da öğrenciler bu durumu Kadıköy-Beşiktaş seferini yapan vapura ‘Günlük 66 TL ile Yaşayamıyoruz’ yazılı pankart ve Marmaray tren vagonlarına el ilanları asarak protesto etti. Görüntüleri sosyal medya hesaplarından paylaşan öğrenciler sefalet ücretine karşı dayanışma bulundu.

    PİRHA/İSTANBUL 

  • Veli-Der’den Ankara’da açıklama: Çocuklarımızı karanlığa teslim etmeyeceğiz-VİDEO

    Veli-Der’den Ankara’da açıklama: Çocuklarımızı karanlığa teslim etmeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA-Veli-Der Ankara Şubesi, tarikat ve cemaatlerin okullarda yapılanmalarına ilişkin basın açıklaması yaptı. Veli-Der Ankara Şube Başkanı Hülya Daran Deveci, “Yasa dışı gerici yapıları okullarımızda istemiyoruz! Bu protokollerle ülke şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketine dönüştürülmek istenmektedir. Yusuf Tekin anayasal suç işliyor” dedi.

    Veli-Der Ankara Şubesi, “Çocuklarımızı tarikat ve cemaatlere teslim etmeyeceğiz” diyerek konuya ilişkin basın açıklaması yaptı.

    Açıklamayı, Veli-Der Ankara Şube Başkanı Hülya Daran Deveci okudu.

    “TARİKATLAR VE CEMAATLER STK DEĞİLDİR”

    Tarikat ve cemaatler STK değil, yasa dışı gerici yapılanmalar olduğunu belirten Deveci, “Yasa dışı gerici yapıları okullarımızda istemiyoruz! Yıllardır sürekli dile getirdiğimiz, mücadele ettiğimiz gerçeği Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin bütçe görüşmeleri sırasında TBMM Genel Kurulunda itiraf niteliğinde söylemiştir. Tekin, ‘… Bunların içerisinde, sizin ‘tarikat cemaat’ dediğiniz, bizim ‘STK’ dediğimiz yapılarla toplasanız 10 tane protokolümüz vardır’ diyerek konuyu önemsizleştirmeye çalışmaktadır. Aslında önemsizleştirmeye çalıştıkları bu protokollerle ülke şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketine dönüştürülmek istenmektedir. Ayrıca, Yusuf Tekin tarikat ve cemaatlerin çocukların dağa çıkmasını engellediğini iddia ederek bu dinci yapıları halkın nezdinde meşrulaştırmaya ve sevimli göstermeye çalışmaktadır” dedi.

    Deveci, şunları kaydetti:

    “Türkiye Cumhuriyeti Devletinin çocuklarına sahip çıkma gücü ve yeterliliği vardır. Yeter ki bu irade devlet tarafından gösterilebilsin. Çocuklarımızın dağa çıkmasını engellediğini iddia ettiğiniz tarikat ve cemaatler, Suriye iç savaşı sırasında çocuklarımızı IŞİD, ÖSO, El Nusra ve El Kaide gibi dinci terör örgütlerine gönderdiler. Ve yine sizin ‘STK’ dediğiniz, bizim ‘tarikat ve cemaat’ dediğimiz gerici yapıların yurtlarında ve Kuran kurslarında çocuklarımızın başına neler geldiğini çok iyi biliyoruz

    Yusuf Tekin tarikat ve cemaatlerle olan ilişkilerini TBMM Genel Kurulunda dile getirmekten çekinmediği gibi, onlarla protokoller imzalamaya devam edeceğini söylemektedir. Bir tane bile ‘tarikat cemaat’ ile yapılan proje, protokol asla kabul edilemez.”

    “YUSUF TEKİN ANAYASAL SUÇ İŞLEMİŞTİR”

    Yusuf Tekin’in uygulamalarıyla anayasal ve yasal suç işlediğini belirten Deveci, “Bu son açıklamalarıyla da bu suçu işlemeye devam edeceğini beyan etmektedir” diye ekledi.

    Deveci, şöyle devam etti:

    “ÇEDES (Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum) projesi ile MEB okullarına ‘manevi danışman’ adı altında dini görevliler (imam, vaiz, din hizmetleri uzmanı ve Kur’an kursu hocaları) görevlendirilerek tarikat ve cemaatlerin okullara girmelerinin önü açıldı. Cemaat örgütlenmelerinde karşımıza çıkan Abi-Abla modelleri ile ‘Proje uygulama mekânlarında’ rol model oluşturulabilecek. Bu mekanların nereler olduğu da bilinmemektedir.
    MEB‘in dini içerikli proje, protokol ve uygulamalarıyla, Cumhuriyetin kuruluş ilkelerinden laik, bilimsel, kamusal eğitim ortadan kaldırılarak, dini vakıf-dernek, cemaat okulları, kursları, yurtları, vb. yerleri doğrudan iktidarın desteği ile bütün eğitim sistemini sarmıştır.
    Demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nde eğitim öğretim faaliyetleri devletin asli görevidir. Bu görevi yerine getirmekle Milli Eğitim Bakanlığı yetkilidir ve bu yetki devredilemez. Dini vakıf-dernek, cemaat ve tarikatlarla protokoller imzalamak, ilgili mevzuatın izin vermediği yetki devrinin kullanılmasıdır ki, bu suçtur. 677 sayılı Tekke ve Zaviyeler Yasası’na göre tarikat ve cemaatler yasa dışıdır. Yasa dışı yapılarla işbirliği yapmak suçtur.”

    “YUSUF TEKİN’İN GÖREVDE OLMASI BU ÜLKE İÇİN BEKA SORUNUDUR”

    Hülya Daran Deveci, Veli-der olarak; Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını belirterek, “Tarikat ve cemaatler STK değil, yasa dışı gerici yapılanmalardır. Yasa dışı gerici yapıları okullarımızda istemediğimiz gibi, hukuku çiğneyerek bu gerici yapıları yasalara rağmen okullarımıza sokmaya çalışan Yusuf Tekin’in de Milli Eğitim Bakanlığı görevinden azledilmesini istiyoruz. Çünkü Yusuf Tekin’in Milli Eğitim Bakanlığı gibi önemli bir görevde bulunması bu ülke için beka sorunudur.

    Türkiye Cumhuriyeti’ni şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi yaptırmayacağız. Bu mücadele iyi ile kötünün, aydınlık ile karanlığın, bilim ile cehaletin kavgasıdır. Bu gün her ne kadar durum aleyhimize gibi görünse de umutsuz değiliz. Zira insanlık tarihine baktığımızda; kötülüğün, karanlığın, cehaletin kalıcı olarak kazandığı görülmemiştir.
    Ne olursa olsun çocuklarımızı karanlığa teslim etmeyeceğiz!” dedi.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Kırklareli’nde de okullara imam atandı

    Kırklareli’nde de okullara imam atandı

    PİRHA- ÇEDES kapsamında İzmir ve Eskişehir’deki okullara imam atanmasının ardından, projenin Kırklareli’nde de hayata geçirildiği öğrenildi. En çok müftülük personeli ya da imamın görevlendirildiği ilçe Lüleburgaz oldu.

    AKP iktidarında eğitim politikaları, büyük oranda dini eğitim ve ‘tek din-mezhep’ öncelenerek oluşturuldu. Öğrencilerin ve velilerin tercihlerini görmezden gelen eğitim politikaları nedeniyle dini eğitimin ağırlığı, hemen her yıl katlanarak arttı.

    Kamuoyunda büyük tepki çeken “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) adı altında okullara imam atanması projesi, eğitimin daha da dinselleştirilmesi tartışmalarını alevlendirdi. Öğrencilerin adeta Diyanet’e tesliminin önünü açan proje kapsamında Eskişehir ve İzmir’de yer alan 842 okula, “manevi danışman” adı altında imam, müezzin ve vaiz gibi din hizmetlerinde çalışan kişiler atandı.

    ÇEDES projesiyle okullarda imamların derse girmesinin önünü açan Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), şimdi de okul öncesi eğitim kurumlarında mesciti zorunlu hale getirdi.

    LÜLEBURGAZ’DA 56 OKULA İMAM ATANDI

    İzmir ve Eskişehir’deki okullara imam atanmasının ardından Kırklareli’nde de okullara imam atandığı öğrenildi.

    BirGün‘den Mustafa Kömüş’ün haberine göre; okullara gönderilen listeye göre en çok müftülük personeli ya da imamın görevlendirildiği ilçe Lüleburgaz oldu. Lüleburgaz’daki tam 56 okula imam atanırken onu 45 okulla da Kırklareli Merkez ilçe takip etti. Onun dışında Babaeski’ye 20, Vize’ye 15, Demirköy’e 4, Kofçaz’a 2, Pehlivanköy’e 3 ve Pınarhisar’a 13 imam görevlendirildi.

    Gönderilen yazıdaki listede yer alan isimlerin birçoğunun imam olduğu öğrenildi. Onun dışında müezzin, vaiz ve müftülük personeli de okullarda görevlendirildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘ÇEDES ile amaç bütün okulları imam hatipleştirmek’ -VİDEO

    ‘ÇEDES ile amaç bütün okulları imam hatipleştirmek’ -VİDEO

    PİRHA- ÇEDES projesine ilişkin konuşan PSAKD Diyarbakır Şubesi Cemevi Eşit Başkanı Aydın Atlı, “Anaokullarında ve tüm okullarda mescitlerin zorunlu hale getirilmesine baktığımızda da artık ülkemizin bir İslam cumhuriyetine doğru koşar adımlarla gittiğini görüyoruz” dedi ve bunun sadece Alevilerin sorunu olmadığını ekledi.

    AKP iktidarında eğitim politikaları, büyük oranda dini eğitim ve ‘tek din-mezhep’ öncelenerek oluşturuldu. Öğrencilerin ve velilerin tercihlerini görmezden gelen eğitim politikaları nedeniyle dini eğitimin ağırlığı, hemen her yıl katlanarak arttı.

    Kamuoyunda büyük tepki çeken “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) adı altında okullara imam atanması projesi, eğitimin daha da dinselleştirilmesi tartışmalarını alevlendirdi. Öğrencilerin adeta Diyanet’e tesliminin önünü açan proje kapsamında Eskişehir ve İzmir’de yer alan 842 okula, “manevi danışman” adı altında imam, müezzin ve vaiz gibi din hizmetlerinde çalışan kişiler atandı.

    ÇEDES projesiyle okullarda imamların derse girmesinin önünü açan Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), şimdi de okul öncesi eğitim kurumlarında mescidi zorunlu hale getirdi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi Cemevi Eşit Başkanı Aydın Atlı, ÇEDES projesine ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    Son dönemlerde okullara yönelik uygulamaya konan ÇEDES projesinin ismine bakıldığında çok da itici gelmediğini ama asıl önemli olanın altındaki gerçeklere bakmak olduğunu belirten Atlı, okullara fahri imam atanmasıyla ilgili olarak, “Bizim bildiğimiz rehberlik çalışmalarına rehberlik öğretmenleri katılır. Şimdi artık bunları da ekarte edip çocuklarımızı direk imamlara teslim ediyorlar. Pedagojik eğitim almamış kişilerin bu tür rehberlik çalışmaları yapmaları, tabii ki çocuklarımızın ilerideki öğrenim hayatları açısından çok sakıncalı” dedi.

    “ÇEDES’E SADECE ALEVİLER DEĞİL TÜM TOPLUM KARŞI ÇIKMALI”

    Buradaki amacın sorgulanması gerektiğini ifade eden Atlı, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Aslında buradaki amaç bütün okulları imam hatipleştirmek, bütün dersleri zorunlu din dersine yöneltmek. Son dönemlerde anaokullarına zaten zorunlu din dersleri getirilmişti. Anaokullarında ve tüm okullarda mescitlerin zorunlu hale getirilmesine baktığımızda da artık ülkemizin bir İslam cumhuriyetine doğru koşar adımlarla gittiğini görüyoruz. Buna sadece Alevilerin karşı çıkması gerekmiyor. Bu bütün toplumun, Türkiye toplumunun bir sorunudur. Buna acilen karşı çıkılmadığı müddetçe ileride çok büyük sorunlarla karşılaşacağız.

    Tüm toplum olarak, demokratik sivil toplum kuruluşları ve bütün siyasi partiler olarak buna karşı çıkmak gerekiyor. Sesimizi yükseltmemiz gerekiyor. ÇEDES projesinin iptal edilmesi için bir an önce insanların sahaya inip seslerini yükseltmesi gerekiyor.”

    Ferhat GÜRGEN /DİYARBAKIR

    İLGİLİ HABERLER:
    > Veli-Der Şube Başkanı Aydın: Okullara imam atanmasına güçlü şekilde karşı koymalıyız-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması bilimsel, laik eğitimi ortadan kaldırır’-VİDEO
    > ‘Dincilik giderek kurumsallaşıyor, itirazları yükseltmek lazım’-VİDEO
    > ‘İmamlar camilere dönsün, okulların psikolojik danışmana ihtiyacı var’- VİDEO
    > ‘Hükümetin temel hedefi adım adım şeriata gitmek’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına karşı mitingler yapacağız, hukuki süreç başlatacağız’-VİDEO
    > ‘Laiklik adına okullara imam atanmasına karşı ortak bir mücadele verilmeli!’
    > ‘Okullara imam atanması herkesi Türk ve Müslüman yapma projesidir’-VİDEO
    > ‘Eğitimin görevi inanç aşılamak değil, çocuklarınızı imamlara teslim etmeyin’- VİDEO
    > ‘Şeriatı getiriyorlar, Türkiye’de ciddi şekilde laiklik kavgası verilmelidir’ -VİDEO
    >‘Okullara imam atanması; siyasetin ilkokula, anaokuluna kadar inmesidir’
    > ‘Türkiye Afganistan’a dönüşüyor, Alevi olmayanlar da bu projeye karşı çıkmalı’- VİDEO
    > ‘Dindar-kindar gençlik yetiştirme projesi, herkesi mücadeleye çağırıyorum’-VİDEO
    > ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefe ve ilkelerinin altına dinamit koymaktır’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasıyla gerici bireyler yetiştirmek amaçlanıyor’- VİDEO
    >‘Okullara imam atanması asimilasyondur, değerleri deforme eder’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevi inancını katleder; çocuklarınıza inancımızı öğretin’-VİDEO
    > ‘Kamusal alan okullar yoluyla dincileştiriliyor; tarikatlar eleman yetiştiriyor’ -VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına, dini eğitime karşı birlikte mücadele edelim’-VİDEO
    > ‘Türk-islam sentezini hayata geçirmek için yapılmış bir asimilasyon politikasıdır’- VİDEO
    > ‘Okula imam atanması asimilasyondur; aileler tavır göstermeli’-VİDEO
    > ‘Türkiye’de eğitim yağmalanıyor, buna dur demek zorundayız’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması kadroların siyasal islamcılar tarafından işgal edilmesidir’-VİDEO
    > ‘Seküler kesimin yaşam haklarına müdahaledir; eylem planı oluşturmalıyız’-VİDEO
    > ‘İktidar, dindar nesil yetiştirmek için laik, bilimsel, kamusal eğitimden uzaklaşıyor’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevilere yönelik asimilasyon ve inkar politikasıdır’- VİDEO
    >‘ÇEDES, Türk ve Sünni Müslüman çocuk tipini yaratma projesi; insan haklarına aykırı’– VİDEO
    >‘AKP, ÇEDES projesiyle toplumsal cehaleti, biatı okullarda aşılamak istiyor’-VİDEO 
    > ‘ÇEDES’le toplum kandırılıyor, Siyasal İslamcılar tarihin en büyük ayıbını yapıyor’ -VİDEO 
    > ‘ÇEDES gibi projeler ile bir nesil mahvediliyor’-VİDEO 

  • Üniversite öğrencisi odasında ölü bulundu-VİDEO

    Üniversite öğrencisi odasında ölü bulundu-VİDEO

    Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi İ.E.Z.K’nin, kaldığı yurt odasında ölü bulundu. Öğrencinin intihar ettiği iddia ediliyor. 

    Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi 5. sınıf öğrencisi İ.E.Z.K, adlı öğrencinin kaldığı yurt odasında ölü bulunduğu belirtildi. Hacettepe Kadın Çalışmaları Topluluğu (HÜKÇAT), olayı sanal medya hesabından yaptıkları paylaşım ile duyurdu. Yapılan açıklamada, “Bugün Sıhhiye öğrenci evlerinde bir kadın arkadaşımız odasında ölü bulundu. Artan intiharlara karşı sesimizi yükseltelim, çaresiz değiliz. Bu olayın takipçisi olacağız. Sıra arkadaşlarımızı Sıhhiye yurduna neler yapabileceğimizi konuşmaya çağırıyoruz” denildi.

    Evrensel’e konuşan öğrenciler, Sıhhiye Öğrenci Evleri’nde kalan İ.E.Z.K.’nin ailesi tarafından yurtta arandığı ve görevlilerin öğrencinin cansız bedenini bulduğunu aktardı.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

  • Mersin’de öğrenciler Zeren Ertaş için eylem yaptı- VİDEO

    Mersin’de öğrenciler Zeren Ertaş için eylem yaptı- VİDEO

    PİRHA- Asansör ihmalinde hayatını kaybeden Zeren Ertaş için eylem yapan Mersin Üniversitesi öğrencileri, “Görmezden gelen yetkililer yüzünden en az 3 arkadaşımız hayatını kaybetti. Defalarca tamir edilmesi gerektiği söylenen asansör için hiçbir önlem almayan eli kanlı devlet, ölen sıra arkadaşlarımızın hesabını sormak istediğimizde de TOMA’sıyla, biber gazıyla bizlere saldırıyor” dedi.

    Mersin Üniversitesi öğrencileri, Aydın KYK Güzelhisar Kız Öğrenci Yurdu’nda arızası giderilmeyen asansörde hayatını kaybeden Zeren Ertaş için üniversitede eylem yaptı. Eyleme HEDEP Mersin Milletvekili Perihan Koca’nın yanı sıra demokratik kitle örgütleri destek verdi.

    “Ölmeye değil okumaya geldik”, “Kaza değil cinayet”, “Katil KYK Hesap verecek” sloganlarının atıldığı eylemde “Ölmeye değil okumaya geldik” yazılı pankart açıldı.

    “EN AZ 3 ARKADAŞIMIZ HAYATINI KAYBETTİ”

    Resmi olarak Zeren Ertaş’ın hayatını kaybettiği bilgisi verilse de en az 2 öğrencinin daha yaşamını yitirdiğini belirten Elif Kökesmer, “Arkadaşlarımız defalarca asansörün bozuk olduğunu belirtmesine rağmen durumu görmezden gelen yetkililer yüzünden en az 3 arkadaşımız hayatını kaybetti. Defalarca tamir edilmesi gerektiği söylenen asansör için hiçbir önlem almayan eli kanlı devlet, ölen sıra arkadaşlarımızın hesabını sormak istediğimizde de TOMA’sıyla, biber gazıyla bizlere saldırıyor. Aydın Valisi de karşımıza geçmiş ‘15 kişilik asansöre 16 kişi binmiş, 15 öğrencinin durumunda bir problem yok’ diye öğrencileri hedef gösteriyor. Sanki bu düzen her gün bizleri ölüme mahkum etmiyor da, sanki onlar eli kanlı katiller değil de ölümlerimizin sorumlusu bizleriz” şeklinde konuştu.

    “KATİLLER ÖFKEMİZDEN KAÇAMAYACAK”

    Öğrencilerin ekonomik kriz ve geleceksizlik kıskacında sıkışıp kaldığına değinen Kökesmer, her güne başka bir öğrencinin intihar haberiyle uyandıklarını dile getirdi.

    Kökesmer, “Katil KYK yönetimi, katil devlet böyle söyleyerek öfkemizden kaçabileceğini zannediyor. Bizler son bir haftada sabaha arkadaşlarımızın intihar haberleriyle gözümüzü açtık. Her gün bir arkadaşımızın üniversitelerde, yurtlarda; geçinemiyorum, dayanamıyorum diyerek ölüme sürüklendiğini gördük. Bu yaşananlar ne kaza ne intihardır, sorumlular açık ve net karşımızdadır. Bizler dün katledilen arkadaşlarımızın katillerini tanıyoruz. Onları Sibel’den, Enes’ten, Resul’den tanıyoruz. Bugün bu köhnemiş düzeni yıkmaktan başka çaremiz yok. Çare bizde, birbirimizde. Geleceğimizi, umutlarımızı, çalan saray rejimi bizlere ölümden başka bir şey vadetmiyor” dedi.

    ‘UMUTSUZ’ KÖLELİĞE KARŞI MÜCADELE ÇAĞRISI

    “Saraylarını ayakta tutan harç; onların rant yağma savaş politikalarıyla çalınan yaşamlarımızdır. Artık yeter!” diyen Elif Kökesmer, sistemli kötülük karşısında birlikte mücadele edilmesi gerektiğini ifade ederek şunları söyledi:

    “Bir kişi daha eksilmeye, ölüm yokluk ve yoksulluğa, geleceksizliğe, bu ‘umutsuz’ köleliğe bir gün daha tahammülümüz yok! Ölümle kölece bir yaşam arasında bize sunulan bu çaresizlikte gedikler açtık daha önce, bugün de açıyoruz. Her direnişimiz, her örgütlenmemiz, her isyanımız bir gedik açıyor bu felaketler senaryosunda. Savaş, deprem, ekonomik kriz çıkmazı içerisinde bizleri ölümlerden ölüm beğenmeye mahkum edenlerin; özgürlüklerimizi, yaşamlarımızı, arkadaşlarımızı bizden çalanların karşısında örgütlenerek hesap sormaya tüm öğrenci arkadaşlarımızı dostlarımızı davet ediyoruz”

    PİRHA/ MERSİN

  • Aydın’da kız öğrenci yurdunda asansör düştü: 1 öğrenci hayatını kaybetti

    Aydın’da kız öğrenci yurdunda asansör düştü: 1 öğrenci hayatını kaybetti

    PİRHA – Aydın’ın Efeler ilçesinde bulunan KYK yurdunda arızalanan asansör düştü, Zeren Ertaş adlı öğrenci hayatını kaybetti. Asansörlerin tehlikeli olduğu konusunda yönetimi uyardıklarını söyleyen öğrenciler eylem yaptı.

    Aydın’ın Efeler ilçesinde bulunan, Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü’ne bağlı (KYK) Güzelhisar Kız Öğrenci Yurdu’nda arızalanan asansör düştü, 1 öğrenci hayatını kaybetti. Asansör kazasında hayatını kaybeden öğrencinin Adnan Menderes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi 4. sınıf öğrencisi Zeren Ertaş olduğu tespit edildi.

    Aydın Valisi Yakup Canbolat, yurttaki 15 kişilik asansöre 16 kişinin bindiğini, asansörün, birinci kattayken henüz kapı kapanmadan kaymaya başladığını belirterek, bu sırada asansördeki öğrencilerden birinin panik halinde dışarı çıkmak isterken arada sıkışarak hayatını kaybettiğini söyledi.

    ÖĞRENCİLER PROTESTO ETTİ

    Günlerdir asansörlerin tehlikeli olduğu konusunda yurt yönetimini uyardıklarını ancak dikkate alınmadığını söyleyen öğrenciler ise olayın ardından “Katil KYK” sloganlarıyla eylem yaptı. Yurtta kalan bir öğrenci sosyal medyadan yayınladığı videoda olayı şöyle anlattı:

    “Videoya almamamız konusunda çok uyarıldık, üstelik buralara kapatıldık. Sesimizi çıkarmamamızı sağlamaya çalışıyorlar. Günlerdir uyardığımız asansör sonunda düştü. Kurtlu yemeklerden ziyade canımız da artık tehlikede. Çok uyardık, hepimiz dedik. Fakat bir türlü bu asansör yapılmadı. Şu an içeride kim bilir kimin evladı canıyla cebelleşiyor. Yüksek kattan düştüğü söyleniyor. Ve gerçekten bu durum hakkında hiçbir şey yapılmayacak sanırım. Çünkü görüntü almamızı bile engellemeye çalışıyorlar. Artık sesimizi duyun.”

    YURT MÜDÜRÜ AÇIĞA ALINDI

    Bu arada, asansör kazası sonrasında Güzelhisar Kız Öğrenci Yurdu’nun müdürü açığa alınırken, olayla ilgili idari ve adli soruşturma başlatıldı. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın resmi hesaplarından yapılan açıklamada, ayrıca olayla ilgili soruşturma başlatıldığı bildirildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Çocuğu okul mescidinde sistematik olarak taciz eden müftü ÇEDES’te görevli

    Çocuğu okul mescidinde sistematik olarak taciz eden müftü ÇEDES’te görevli

    PİRHA- Urfa’da 12 yaşındaki çocuğa istismarda bulunduğu ortaya çıkan Akçakale Müftüsü Halil Bilik’in, okullara imam ve din görevlisi atanması projesinde yer aldığı ortaya çıktı. Müftünün çocuğu okulun mescidinde istismar ettiği belirtildi. 

    12 Ekim’de Urfa’nın Akçakale ilçesinde bir okulda 12 yaşındaki çocuk, Akçakale İlçe Müftüsü Halil Bilik’in cinsel istismarına maruz kaldı. İ.U’nun yaşadıklarını bir öğretmenine anlatması üzerine müftü Halil Bilik tutuklandı. Bilik’in Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı arasından imzalanan protokolle ÇEDES projesiyle sözde ‘manevi danışman’ olarak okulda göreve getirildiği ortaya çıktı.

    12 yaşındaki çocuğu sistematik olarak taciz eden müftü Bilik’in ‘Peygamberimizin Hayatı’ dersini vermek için okulda bulunduğu belirtildi. Rehber öğretmenine Bilik’in, okulun mescidinde kendisini istismar ettiğini anlatan İ.U’nun ailesi müftüden şikayetçi oldu.

    2021 yılında sadece ortaokullar ve imam hatip okullarını kapsayan okullara imam, vaiz, müftülerin atanmasını amaçlayan Çevreme Duyarlıyım Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES) projesinin 2023 yılında imzalanan ek protokolle anaokulu ve ilkokulları da kapsayacak şekilde kapması genişletildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Okullara imam atanması eğitim hakkı ihlalidir, anayasaya aykırıdır; itiraz etmeliyiz’

    ‘Okullara imam atanması eğitim hakkı ihlalidir, anayasaya aykırıdır; itiraz etmeliyiz’

    PİRHA- Menemen Cemevi’nde yapılan panelde, okullara imam atanması projesinin (ÇEDES) eğitim ihlali olduğu belirtildi. Panelde, iktidarın siyasi-ideolojik biçimlendirme girişimlerinin bir parçası olarak tanımlanan okullara imam atanması uygulamasına güçlü bir şekilde karşı konulması için çağrı yapıldı.

    AKP iktidarında eğitim politikaları, büyük oranda dini eğitim ve ‘tek din-mezhep’ üzerine oluşturuldu. Öğrencilerin ve velilerin tercihlerini görmezden gelen eğitim politikaları nedeniyle dini eğitimin ağırlığı, hemen her yıl katlanarak arttı.

    Kamuoyunda büyük tepki çeken “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) adı altında okullara imam atanması projesi, eğitimin daha da dinselleştirilmesi tartışmalarını alevlendirdi. Öğrencilerin adeta Diyanet’e tesliminin önünü açan proje kapsamında Eskişehir ve İzmir’de yer alan 842 okula, “manevi danışman” adı altında imam, müezzin ve vaiz gibi din hizmetlerinde çalışan kişiler atandı. çocukların ÇEDES ve benzeri projelerle siyasi iktidarın siyasal-ideolojik hedeflerinin parçası haline getirilemeyeceğini dile getirerek, bu süreçte güçlü bir karşı koyuşla bundan geri adım attırılması çağrısında bulundu.

    Menemen Cemevi’nde gerçekleşen ve birçok kurumun ve öğrenci velilerinin katıldığı panele İzmir Barosu Çocuk Hakları Merkezi avukatların Avukat Cemile Gemici ve Avukat Zerrin Şenyıl Kale, Psikiyatrist Dr. Gülperi Putgül Köybaşı ve Veli Naim Demir panelist olarak katıldı. Panelde ÇEDES ve benzeri projelerle siyasi iktidarın siyasal-ideolojik hedeflerinin parçası haline getirilemeyeceği belirtilerek, bu süreçte güçlü bir karşı koyuşla bundan geri adım attırılması çağrısında bulunuldu.

    ÇALIŞMANIN ÖZNESİ VELİLER OLMALI

    Panelde ilk söz alan Menemen Dersimliler Derneği Başkanı Gamze Yentür, ÇEDES projesi ile ilgili Menemen’de ortak bir çalışma yürütüleceğini, başlangıç olarak Uğur Mumcu Mahallesi’nin seçildiğini ifade etti. Çalışmayı Menemen’in birçok mahallesine taşıyacaklarını belirten Yentür, çalışmanın öznesinin veliler olması gerektiğini söyledi. Yentür, velilerin yanında olduklarını vurgulayıp, projeye dair değerlendirme yaptı.

    ÇEDES PROJESİ MEVZUATA AYKIRI

    Panelistlerden ilk olarak söz Avukat Zerrin Şenyıl Kale, proje ile ilgili hukuki alt yapıyı anlatarak, projenin eğitim hakkı ihlali olduğunu belirtti. Uluslararası sözleşmelerden anayasaya kadar projenin mevzuatlara aykırı olduğunu, belirsiz ve muğlak ifadelerle yasal mevzuatın oluşturulduğunu ifade eden Şenyıl Kale, değerlerin evrensel olduğunu; değer yargılarının kültürel olduğunu ve değer eğitiminin din eğitimi üzerinden verilmesinin doğru olmadığını dile getirdi.

    VELİNİN İZNİNE TABİ OLMALI

    Avukat Cemile Gemici ise projenin yasal olarak öğrenci velisinin iznine tabii olduğunun altını çizerek, zorunluluk dayatıldığında hukuken itiraz edilebileceğini söyledi.

    Psikiyatrist Dr. Gülperi Putgül Köybaşı da, çocukların 12 yaşına kadar soyut düşünemediklerini, bu sebeple cennet, cehennem gibi kavramları anlamlandıramayacaklarını ifade ederek, o yaş grubuna dini eğitimin verilmesinin çocuk gelişimi açısından uygun olmadığını ifade etti. Köybaşı, çocuklara nasıl yaklaşmak gerektiğini ve psikolojik olarak destek olmanın yollarını anlatarak eğitimde laikliği vurguladı.

    Öğrenci velisi Naim Demir ise veliler olarak kaygılı olduklarını, Alevi bir aile oldukları için farklı bir inanç üzerinden eğitim verilmesini doğru bulmadıklarını söyledi ve projeye karşı olduklarını ifade etti. Çocuklarının akademik kaygısı olduğunu, arkadaşları arasında yalnız kalmak istemediğini ekledi.

    Soru cevap bölümünde ise bundan sonra yapılacaklar için somut adımlar tartışıldı.

    PİRHA/İZMİR

  • Serçeşme Hünkar Hacı Bektaş Veli Festivali 2’inci gününde devam ediyor- VİDEO

    Serçeşme Hünkar Hacı Bektaş Veli Festivali 2’inci gününde devam ediyor- VİDEO

    PİRHA- İBB’nin düzenlediği 2’inci Serçeşme Hünkar Hacı Bektaş Veli Festivali kapsamında ‘Bilimsel, Demokratik ve Laik Eğitim’ paneli gerçekleştirildi. Panelde AKP iktidarının eğitimde dincileşme politikasına karşı neler yapılabileceği tartışıldı.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB)’nin bu yıl ikincisini düzenlediği Serçeşme Hünkar Hacı Bektaş Veli Festivali’nin ikinci günü paneller ile devam ediyor. İkinci gün etkinlikleri kapsamındaki ‘Bilimsel, Demokratik ve Laik Eğitim’ paneli, ABF Basın Sekreteri Aydın Deniz’in moderatörlüğünde gerçekleşti. Eğitim Sen 2 No’lu Şube Başkanı Çayan Çalık ve Veli-Der Genel Başkanı Ömer Yılmaz konuşmacı olarak katıldı.

    “FARKLI KÜLTÜRLERDE OLANLARIN BİR YAŞAMA ŞANSI KALMAYACAK”

    ABF Basın Sekreteri Aydın Deniz, Çevreme Duyarlıyım Değerlerime Sahip Çıkıyorum(ÇEDES) projesini kastederek bu sene üç noktada İzmir, Eskişehir ve Tekirdağ’ın pilot bölge olarak seçildiğini hatırlattı. Deniz, aynı zamanda konuşmasında resmi gazetede yayınlanan anaokulunda mescit uygulamasından da bahsederek, “ÇEDES’i şimdi tüm Türkiye’de uygulama kararı çıktı. Yetmedi dünkü resmi gazetede yayınlanan durumla beraber ana sınıflarında mescit uygulamasına geçileceği ilan edildi. Yani hızlı adımlarla gerici eğitim, siyasal İslam’ın tamamen Türkiye’de yerleştirilmesi konusunda bir süreci yaşıyoruz. Bu süreçte bu hızla giderlerse birkaç yıla kadar tüm yaşam alanlarımız, tüm yaşamımız tamamen siyasal İslam’la çevrilmiş olacak ve farklı öteki olan kendi dünyası olan, farklı inançlarda olan, farklı kültürlerde olanların bir yaşama şansı kalmayacak” dedi.

    “SİYASAL İKTİDAR HUKUK TANIMAMA HAKKINI SONUNA KADAR KULLANIYOR”

    “Nasıl oldu da AKP bu kadar hukuk tanımaz bir noktaya geldi?” diye sorarak konuşmasına başlayan Eğitim Sen 2 No’lu Şube Başkanı Çayan Çalık, “Anayasa Mahkemesi içerisindeki konumlanışına baktığımızda gördüğümüz tablo, “Biz hukuk tanımayacağız” noktasında. Dolayısıyla siyasal iktidar hukuk tanımama hakkını sonuna kadar kullanarak bugün dört yaşındaki beş yaşındaki, altı yaşındaki çocuklarımızın tamamen eğitim dışı yaklaşımlar, siyasal İslamcı bir kategorik yaklaşımın bütün topluma giydirilmesiyle şekillenen bir saldırı dalgasının aktörü haline gelmiş durumda” diye konuştu.

    “CAMİLERİN ALTINA ANAOKULU AÇAN ZİHNİYET BU YETMEZ DİYEREK ANAOKULLARINA MESCİTLER AÇTI”

    Veli-Der Genel Başkanı Ömer Yılmaz ise panelde anaokullarına açılan mescitlere tepki göstererek şu konuşmayı yaptı:
    “İzmir’de büyük bir miting planladık. Sonrasında işte burada da belki böyle bir mitingin çok daha büyüğünü planlamak durumundayız. Çünkü bugün geldiğimizde Camilerin altına dört altı yaş çocuklarına ana okulu açan zihniyet bu yetmez dedi. Anaokullarına mescitler açtılar. Bir tane mutlaka sınıfların olduğu katlarda mescit olacak. Şimdi her şeyde bir hesap kitap işleri yapıyor. Kesinlikle cemaatlerin, vakıfların, okullara girmesi kesinlikle engellenmelidir. Kesinlikle şu andan sonra okullara girip öğrencilerle temas etmemeliler.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Üniversitelilerden yurt ve kira yardımı talebi: Bizi görmek zorundasınız!-VİDEO

    Üniversitelilerden yurt ve kira yardımı talebi: Bizi görmek zorundasınız!-VİDEO

    PİRHA-Barınamıyoruz Hareketi, her 10 öğrenciden 9’unun barınma sorunu yaşadığını belirterek Gençlik ve Spor Bakanlığı önünde eylem yaptı.

    Üniversite öğrencileri, eğitim için gittikleri illerde barınma sorunu yaşamaya devam ediyor. Hükümet, her ne kadar mevcut sorunu görmese de öğrenciler, “Barınamıyoruz” diyerek sorunlarına çözüm bekliyor.

    Barınamıyoruz Hareketi, yaşadıkları sorunların çözümü için ilgili kurumların önüne giderek dertlerini anlatmaya çabaladı. Üniversitelilerin ilk durağı Gençlik ve Spor Bakanlığı oldu. Yoğun polis ablukası altında bakanlık önüne gelen öğrenciler, öncelikle GBT kontrolünden geçirildi.
    Öğrenciler, hazırladıkları ‘Barınma Raporu’nu yetkili isimlere vermek için bakanlık binası önünde bir araya geldi.

    Öğrenci grubu adına konuşan Ozan Deniz, mevcut ekonomik krize işaret ederek öğrencilerin yaşadığı zorluklara işaret etti. Deniz, halen öğrencilerin parklarda ya da akrabalarının evinde kaldıklarını aktararak, “Hazırladığımız raporda istenilirse bu sorunun çözülebileceğine işaret ediyoruz. 2 yıldır ses çıkarıyoruz. 2 sene içerisinde bazı belediyelerin yurt açması gibi kazanımlarımız oldu. Ama hükümet ısrarla yurt yapmıyor, iki kişilik odalara 4 yatak koyarak sorunları ötelemeye başlıyorlar” diye konuştu.

    “BİZİ GÖRMEK ZORUNDASINIZ”

    Öğrenci Şeval Sarı ise seslerinin duyulmaması halinde farklı eylemler yapacaklarını belirterek, “Öğrencilerin alım gücün ortadayken 10 öğrenciden 9’u yurtsuz kalıyor. Odalarımızdan fareler çıkıyor. Öğrenciler olarak en az 10 bin TL kira ödemek zorunda kalıyoruz. Kira yardımı sağlansın. Yurt koşulları iyileştirilsin. Bizi görmek zorundasınız. Eğer bizi görmezseniz çadırlarla sokaklara döneceğiz” dedi.

    Yapılan açıklamanın ardından öğrenciler, hazırladıkları raporu bakanlığa iletti.

    PİRHA/ANKARA