Etiket: öğrenci

  • ‘Okullara imam atanması bir kuşatmadır, toplumdaki kutuplaşmayı derinleştirir’ -VİDEO

    ‘Okullara imam atanması bir kuşatmadır, toplumdaki kutuplaşmayı derinleştirir’ -VİDEO

    PİRHA-AKP hükümetinin ÇEDES projesi adı altında okullara imam atamasına tepki gösteren Eğitimci Sevgi Kişin Sazan, “Bu proje en hafif deyimiyle bir kuşatmadır. Tek bir din, tek bir mezhep ve toplumda derinleşen kutuplaşmayı daha da derinleştirmek ve milliyetçilik üzerinden kendini var eden bu sistemin kendini daha da hissettirmesidir” dedi.

    AKP iktidarında eğitim politikaları, büyük oranda dini eğitim ve ‘tek din-mezhep’ önceleyerek oluşturuldu. Öğrencilerin ve velilerin tercihlerini görmezden gelen eğitim politikaları nedeniyle dini eğitimin ağırlığı, hemen her yıl katlanarak arttı.

    Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından imzalanan, ‘Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi (ÇEDES)’ kapsamında okullara ‘manevi danışmanlık’ hizmeti adı altında imam, müezzin, vaiz, din hizmetleri uzmanı atanıyor. İlk olarak Eskişehir ve İzmir’de okullara atamalar yapılırken, proje kapsamında tüm illere buna benzer atamaların yapılması planlanıyor. Projeye eğitimciler, veliler ve demokratik kamuoyu tepki gösteriyor.

    Eğitimci Sevgi Kişin Sazan, okullara imam atanmasını PİRHA’ya değerlendirdi.

    “4+4+4 PROJESİ İLE ÇEDES’İN TEMELLERİ ATILDI”

    Eğitimde var olan sıkıntıların, temel eğitimin kaldırılıp 4+4+4 projesinin getirilmesi ile temellerinin atıldığını  vurgulayan Kişin Sazan, “Ülkemizde yaşanan ve eğitimde sürekli gerici bir politikanın, gerici bir asimilasyon politikasının eğitimi çepeçevre alması ve özellikle biz farklı kimlikler ve kültürlere sahip olan Alevileri, ciddi anlamda endişelendirmiştir. Elbette ki bu sadece Alevileri endişelendiren bir durum değildir. Laik, bilimsel ve ana dilde eğitime taraf olan her insanı ciddi anlamda kaygılandırmıştır” dedi.

    24 yıl sınıf öğretmenliği yaptığını belirten Kişin Sazan, şöyle devam etti:

    “Daha sonra 2015’te KHK’yla ihraç edilen bir öğretmendim ama çocuklarla ilgili gözlemlerimi de burada paylaşmak istiyorum. Daha önce bu din dersini ilkokul öğretmenleri veriyordu. Fakat ‘4+4+4’ projesiyle temel eğitim ortadan kaldırılınca burada da ciddi bir problem ortaya çıktı. Aslında o zaman ciddi bir reaksiyon göstermek gerekirdi. 4+4+4‘’ şu demektir. Birincisi kapitalist düzende ciddi anlamda yoksulları, emekçilerin çocuklarını mesleki okullara yönlendirip onları kalifiyeli işçi edinme projesiydi. İkincisi, zaten anketlerde gösteriyor ki kız çocuklarının bu ‘4+4+4  projesinden sonra okulu bırakma oranı gittikçe fazlalaştı. Çocuk gelinlerin sayısı arttı. Zaten hedef de buydu. Açıkçası bir taraftan eğitimde kadını da vurmaktı. Başarılı oldular.
    Daha sonra bunu daha da derinleştirmek amaçlı işte bizim bugün ÇEDES dediğimiz programdır. Bu programın en önemli tarafı sınırsız olmasıdır. Evet şu anda İzmir ve Eskişehir’de pilot bölgeler uygulanmaya başlanmıştır. Tabii İzmir ve Eskişehir gibi, laik, seküler illerde başlanması da benim aklıma açıkçası şunu getirir. Yani zordan başlarsa, eğer orada tutulursa, diğer illerde de uygulamaya geçer. Muhtemelen böyle bir düşüncedir.”

    “BU PROJE BİR KUŞATMADIR”

    Okullarda manevi danışmanlık için rehberlik öğretmenlerinin olduğunu belirten Kişin Sazan, “Rehberlik danışmanları var. Yani manevi bir danışmana ihtiyaç varsa onlar bu işin eğitimini almış öğretmenlerdir. Dinle ilgili de zaten din bilgisi ve ahlak öğretmenleri var. O ihtiyacı da bunlar karşılıyorlar zaten. Yani bu proje bambaşka bir amaçtır. Yani en hafif deyimiyle bir kuşatmadır. Bunun başka bir anlamı yoktur. Tek bir din, tek bir mezhep ve toplumda derinleşen kutuplaşmayı daha da derinleştirmek ve milliyetçilik üzerinden kendini var eden bu sistemin kendini daha da hissettirmesidir” dedi.

    “İmamların pedagojik formasyonu, eğitimleri yoktur” diyen Sevgi Kişin Sazan, “Asıl sıkıntı şudur ki bunların danışmanlık yaptıkları yani imamlık yaptıkları vakıflarda, tarikatlarda çocukların ciddi anlamda şiddetle, istismarla karşı karşıya kaldıklarını biliyoruz. Bu bizim, Türkiye’deki gerçekliğimizdir. Ensar Vakfı bunun bir örneğidir. Adana’da bir ihmal sonucu yanarak ölen Kur’an kursu çocuklarından tutun, bir bakanın çıkıp bir defadan bir şey olmaz demesine kadar, bütün bunlar bu kişiler tarafından yapıldı ve bu çocuklar karşı karşıya kaldı” ifadelerini kullandı.

    “ÇOCUK İLE AİLE ARASINDA ÇATIŞMA YARATACAKTIR”

    4 ve 6 yaş arasındaki çocukların kişisel gelişimleri konusunda ÇEDES projesinin yaratacağı olumsuzlukları anlatan Kişin Sazan, projenin çocuk ile ailesi arasında bir çatışma ortamı yaratacağını belirtti. Kişin şunları söyledi :

    “Şimdi şöyle düşünün. 4 ve 6 yaşındaki bir çocuğa bir imam gelecek. Ne yapacak? Anlatacak. Diyelim ki dini anlatıyor, İslamiyet’i anlatıyor. Diyecektir ki sabah namazında annelerimiz, babamız kalkar, abdest alır, namaz kılar, dua okur, Kur’an okur. Ramazan’da oruç tutar. Bunlar bizim değerlerimiz. Bunları yapmaları gerekir. Şimdi Alevi çocuklarını bir düşünün. Alevi çocuğu şunu düşünecektir. Benim annem babam sabah erkenden kalkıp namaz kılmıyor, abdest almıyor, oruç tutmuyor. Peki o zaman ne yapacak çocuk? Kendi içerisinde, kendi ailesini sorgulamaya başlayacaktır ve kendi ailesinden utanacaktır, yerine göre öfke duyacaktır. Çünkü sürekli bunun doğru olduğu verilecektir. Çünkü çocuğun kafasında şu olacaktır. Doğru olan bu. Senin ailen yanlış yapıyor yargısı çocukta hakim olacaktır. Çocuk en masumane soruyu soracaktır ‘peki bunu yapmayanlar ne olacak?’ Cehennemde cayır cayır yanacaklar. O yaştaki bir çocuğun kafasında anne baba bunu yapmıyor ve bu anne baba cehennemde cayır cayır yanacaktır. Bunun çocuk üzerinde yarattığı baskının ve çocuğun kişisel gelişimi önünde ne kadar büyük bir engel olduğunu düşünün.

    Bu manevi danışman dediğimiz önce cezaevlerinde başlamıştı. Cezaevlerinde, huzurevlerinde, sanırım bir arada hastanelerde… Bu toplumun dikkatini çok çekmemişti ama şu anda toplumun dikkatini şöyle çekmek durumundadır, küçük çocuklara, 4 ve 6 yaşındaki çocuklara ne verirseniz, onun zihninde kalır.”

    “ÜLKEMİZDE ANA DİL MESELESİ ASİMİLASYONA CİDDİ BİR ÖRNEKTİR”

    Bu asimilasyon politikasının uygulandığı ve başarılı olduğu bir başka alanın da ana dil meselesi olduğunun altını çizen Sevgi Kişin Sazan, “Peki biz çocuklarımızı bundan nasıl kurtarabiliriz? Vermemek durumu da söz konusu değil. Çocuk ana sınıfına gidecektir. Ve bunlar gelecektir. Bunlar geldiğinde siz kişisel olarak karşı çıksanız bile bu sefer de dışlanmayla karşı karşıya kalırsınız. Mesela ben torunum için din dersini almak istemediğimde ortada boş bir saat ders var, çocuk nereye gidecek, nerede oturacak, hangi öğretmen başında olacak. Sizi zorluyorlar ve çocuklarınız bu gerici, tekçi, tek mezhep, tek din eğitimini almak zorunda kalıyor. Ciddi bir baskıdır bu. Şimdi tabii bunlar sadece tesadüfi şeyler değildir. Bu asimilasyonun en geri ayağıdır. Maalesef karşı taraf yani biz toplum olarak, bunu çok da büyük bir tehlike olarak görmüyoruz açıkçası. Mesela bizim ülkemizde ana dil bu konuda ciddi bir örnektir. Yani hiç Türkçe bilmeyenlerin çocukları hiç Kürtçe bilmeyecek duruma geldi. Bu neyle oldu? İşte bu asimilasyonla oldu. Bu da böyle olacaktır” ifadelerini kullandı.

    Buse Nehir DEMİR/ ANKARA

    İLGİLİ HABERLER:

    > Veli-Der Şube Başkanı Aydın: Okullara imam atanmasına güçlü şekilde karşı koymalıyız

    >‘AKP, ÇEDES projesiyle toplumsal cehaleti, biatı okullarda aşılamak istiyor’

    >‘Okullara imam atanması bilimsel, laik eğitimi ortadan kaldırır’

    >‘Dincilik giderek kurumsallaşıyor, itirazları yükseltmek lazım’

    >‘İmamlar camilere dönsün, okulların psikolojik danışmana ihtiyacı var’

    >‘Hükümetin temel hedefi adım adım şeriata gitmek’

    >‘Laiklik adına okullara imam atanmasına karşı ortak bir mücadele verilmeli!’

    >‘Okullara imam atanması; siyasetin ilkokula, anaokuluna kadar inmesidir’

    >‘Okullara imam atanması asimilasyondur, değerleri deforme eder’

    >‘Okullara imam atanması asimilasyondur, değerleri deforme eder’

    >‘İmam okullarıyla, tarikatlarla başaramadıklarını devlet okulları üzerinde deniyorlar’

  • ‘AKP, ÇEDES projesiyle toplumsal cehaleti, biatı okullarda aşılamak istiyor’-VİDEO

    ‘AKP, ÇEDES projesiyle toplumsal cehaleti, biatı okullarda aşılamak istiyor’-VİDEO

    PİRHA- AKP hükümetinin okullara imam atanmasına dair değerlendirmede bulunan Alevi Bektaşi Federasyonu önceki genel başkanlarından Turan Eser, cemaat ve tarikat üyelerinin okullarda öğretmen haline geldiğini vurgulayarak, “Buna karşı evrensel dili kullanıp, farklı ama bir arada yaşama kültürünü, devletin, siyasetin ve eğitimin dinsizleştirilmesi gerektiğine dair politikaları savunmak, tutum almak ve bu tutumu da toplumsallaştırmak lazım” dedi. 

    AKP iktidarında eğitim politikaları, büyük oranda dini eğitim ve ‘tek din-mezhep’ öncelenerek oluşturuldu. Öğrencilerin ve velilerin tercihlerini görmezden gelen eğitim politikaları nedeniyle, dini eğitimin ağırlığı katlanarak arttı.

    Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından imzalanan, “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi (ÇEDES)” kapsamında okullara “manevi danışmanlık” hizmeti adı altında imam, müezzin, vaiz, din hizmetleri uzmanı ve kuran kursu öğreticisi atanıyor. İlk olarak Eskişehir ve İzmir’de okullara atamalar yapılırken, proje kapsamında tüm illere buna benzer atamaların yapılması planlanıyor. Projeye eğitimciler, veliler ve demokratik kamuoyu tepki gösteriyor.

    Alevi kurumlarında inanç üzerine eğitmenlik yapan, Alevi Bektaşi Federasyonu önceki genel başkanlarından Turan Eser, okullara imam atanmasına dair PİRHA‘ya konuştu.

    İktidarın eğitimde iş birliği protokolleri adı altında bir sürü cemaat ve tarikat üyesini okullarda ders veren hocalar haline getirdiğini aktaran Turan Eser, “Bu imamlar okullarda aklın, eleştirel düşüncenin, özgür aklın fikirlerini değil, vahiy temelli bir eğitim veriyorlar. Bu dogmalarla beslenmiş çocuklardan bir şey yapmak istiyorlar. Yani bir toplumsal cehaleti inşa etmek istiyorlar. Aynı zamanda kendi siyasi ardıllarını yetiştiriyorlar. Bu siyasetin kalıcı olması için Türk’ün, Kürt’ün, Alevi’nin, Sünni’nin, laik, seküler bütün kesimlerin vergileriyle eğitimin dinselleştirilmesine kaynak aktarıyorlar” dedi.

    “BİAT KÜLTÜRÜNÜ OKULLARDA AŞILAMAK İSTİYORLAR”

     Eser, iktidarın ÇEDES gibi projelerle toplumsal cehaleti, biatı, şükür pedagojisi üzerinden inşa edip hak temelli mücadelelerin önünü kesmeye çalıştığını ifade ederek, “Toplumsal pasifikasyonu biat ekseninde eğitim kurumlarıyla yürütmek istiyorlar. Buna karşı da inadına farklı ama bir arada yaşama kültürünü, devletin, siyasetin ve eğitimin dinsizleştirilmesi gerektiğine dair politikaları savunmak, böyle bir tutum almak ve bu tutumu da toplumsallaştırmak lazım” şeklinde konuştu.

    “İNANÇ ÖZEL ALANDA KALMALI”

    Siyasetin evrensel diline işaret eden Turan Eser, “Evrensel dil laiklik, demokrasi, çoğulculuk, eşitlik, barış, toplumsal cinsiyet dilidir. Başta eğitimde, siyasette ve kamu hizmetlerinden uzak durmak lazım. İnanç, özel alanda kalmalı. Herkes kendi inancını özgürce yaşamalı. İnanmayan da özgürce yaşamalı. Farklı ama bir arada, herkes bir arada yaşayacak. Kimse kimseyi Sünni, Arap, Türk, Kürt, Ezidi, Süryani, Hristiyan, Musevi, Müslüman, Alevi diye ayırmıyacak, eşit koşullarda, eşit yurttaşlık hakkıyla beraber bir arada yaşayacak. Bu birçok dünya ülkesinde başarılmış, burada niye başarılmıyor? Çünkü burada din bir ‘huzur’ için değil, siyaseten bir ideolojik araç olarak toplumsal çatışmayı kutuplaştırmanın aracı haline getiriyor. Tıpkı etnik kimliklerdeki çatışmalar gibi” diye ifade etti.

    Fatoş SARIKAYA-Diren KESER/MERSİN

    İLGİLİ HABERLER:
    > Veli-Der Şube Başkanı Aydın: Okullara imam atanmasına güçlü şekilde karşı koymalıyız-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması bilimsel, laik eğitimi ortadan kaldırır’-VİDEO
    > ‘Dincilik giderek kurumsallaşıyor, itirazları yükseltmek lazım’-VİDEO
    > ‘İmamlar camilere dönsün, okulların psikolojik danışmana ihtiyacı var’- VİDEO
    > ‘Hükümetin temel hedefi adım adım şeriata gitmek’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına karşı mitingler yapacağız, hukuki süreç başlatacağız’-VİDEO
    > ‘Laiklik adına okullara imam atanmasına karşı ortak bir mücadele verilmeli!’
    > ‘Okullara imam atanması herkesi Türk ve Müslüman yapma projesidir’-VİDEO
    > ‘Eğitimin görevi inanç aşılamak değil, çocuklarınızı imamlara teslim etmeyin’- VİDEO
    > ‘Şeriatı getiriyorlar, Türkiye’de ciddi şekilde laiklik kavgası verilmelidir’ -VİDEO
    >‘Okullara imam atanması; siyasetin ilkokula, anaokuluna kadar inmesidir’
    > ‘Türkiye Afganistan’a dönüşüyor, Alevi olmayanlar da bu projeye karşı çıkmalı’- VİDEO
    > ‘Dindar-kindar gençlik yetiştirme projesi, herkesi mücadeleye çağırıyorum’-VİDEO
    > ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefe ve ilkelerinin altına dinamit koymaktır’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasıyla gerici bireyler yetiştirmek amaçlanıyor’- VİDEO
    >‘Okullara imam atanması asimilasyondur, değerleri deforme eder’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevi inancını katleder; çocuklarınıza inancımızı öğretin’-VİDEO
    > ‘Kamusal alan okullar yoluyla dincileştiriliyor; tarikatlar eleman yetiştiriyor’ -VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına, dini eğitime karşı birlikte mücadele edelim’-VİDEO
    > ‘Türk-islam sentezini hayata geçirmek için yapılmış bir asimilasyon politikasıdır’- VİDEO
    > ‘Okula imam atanması asimilasyondur; aileler tavır göstermeli’-VİDEO
    > ‘Türkiye’de eğitim yağmalanıyor, buna dur demek zorundayız’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması kadroların siyasal islamcılar tarafından işgal edilmesidir’-VİDEO
    > ‘Seküler kesimin yaşam haklarına müdahaledir; eylem planı oluşturmalıyız’-VİDEO
    > ‘İktidar, dindar nesil yetiştirmek için laik, bilimsel, kamusal eğitimden uzaklaşıyor’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevilere yönelik asimilasyon ve inkar politikasıdır’- VİDEO
    >‘ÇEDES, Türk ve Sünni Müslüman çocuk tipini yaratma projesi; insan haklarına aykırı’– VİDEO

  • Adıyaman’daki okullarda 3’lü eğitim veriliyor-VİDEO

    Adıyaman’daki okullarda 3’lü eğitim veriliyor-VİDEO

    PİRHA- Adıyaman’da depremin üzerinden 7 ay geçmesine karşın sorunların artarak devam ettiğini belirten Eğitim-Sen Adıyaman Şube Başkanı Abdullah Demir, öğrencilerin farklı ve birleştirilmiş okullarda üçlü eğitime başladığının altını çizdi.

    6 Şubat depremlerinin en çok etkilediği kentlerin başında gelen Adıyaman’da yaşam yeniden kurulmaya çalışılırken, iktidarın 8 aylık pratiği tepki topluyor.

    Ağır hasarlı binaların kaldırılma işlemleri toz bulutlarına yol açarken, halkın sağlığını da olumsuz etkliyor. Barınma, eğitim, sağlık alanında sorunlar büyürken, kışın yaklaşması yurttaşlardaki endişeyi arttırıyor.

    Eylül ayı itibariyle ders zili tüm Türkiye’de çalarken, depremin vurduğu kentlerde eğitimde yaşanan sıkıntılar daha da büyüyor.

    Eğitim-Sen Adıyaman Şube Başkanı Abdullah Demir, Adıyaman’da depremin üzerinden 7 ay geçmesine karşın sorunların artarak devam ettiğini belirterek, eğitimde yaşanan sorunlara dair değerlendirme bulundu.

    “EĞİTİMDE CİDDİ SIKINTI YAŞANIYOR”

    Deprem’de 180’e yakın öğretmen, 2000’e yakında öğrenciyi kaybettiklerini ifade eden Demir, okulların yarısından fazlasının yıkıldığını yada hasar aldığını ve bundan kaynaklı da eğitim-öğretimin ciddi manada aksadığını dile getirdi.

    Yeni eğitim-öğretimin başlamasıyla birlikte 22 okulun kendi yerlerinde eğitim yapamadığını tespit ettiklerini aktaran Demir, öğrencilerin farklı ve birleştirilmiş okullarda üçlü eğitime başladığının altını çizdi. Öğrencilerin ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kladıklarını söyleyen Demir, bunların başında ekonomik krizin geldiğini vurguladı.

    “UMUTSUZLUK GİDEREK YÜKSELİYOR”

    Okulların öenmli bir kısmının gerekli tedbirlerin alınmadan açıldığına dikkat çeken Demir, “Aynı zamanda öğrenciler ve öğretmenler psikolojik olarak sürece hazırlıklı değil. İktidar ‘kervan yolda dizilir’ mantığıyla hareket ediyor. Herhangibir hazırlık yapmadan yol alıyor. Bu da ciddi sorunları beraberinde getiriyor. Veliler tedirgin bir şekilde çocukları okullara gönderiyor. Bu tür afet durumlarında devletin ne kadar hazırlıksız olduğunu gördük. 3 ay öncesinde insanlar daha umutluydu ama şimdi umutsuzluk giderek yükseliyor” dedi.

    “ADIYAMAN’DA KİRALANACAK EV YOK

    Eğitim emekçilerinin deprem bölgesinde barınma sorunu sürdüğüne işaret eden Demir, “Çünkü Adıyaman’da kiralanacak ev yok. Kalıcı prefabrik konutlarının yapılması gerekiyor. Yapılması planların konutların ihtiyacı karşılayacak düzeyde. Kurumlarda muhattap bulamıyoruz” diye konuştu.

    Geride kalan 7 aya rağmen sorunların devam ettiğini dile getiren Demir, dayanışmanın büyütülmesi çağrısında bulundu.

    Kamil Murat DEMİR-Cebrail ARSLAN/ADIYAMAN

     

  • Veli-Der Ankara Şube Başkanı: Okullara imam atanmasına karşı itiraz dilekçeleri verilecek-VİDEO

    Veli-Der Ankara Şube Başkanı: Okullara imam atanmasına karşı itiraz dilekçeleri verilecek-VİDEO

    PİRHA-Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) Ankara Şube Başkanı Hülya Daran Deveci, okullara imam atanması (ÇEDES) protokolüne karşı hazırladıkları itiraz dilekçesine dair konuştu. Deveci, “Bu proje ile okullar bütün tehlikelere açık bir hale geliyor. Veliler bu duruma izin vermesinler. ‘Biz çocuğumuzun bilgimiz haricinde hiçbir yere götürülmesine müsaade etmiyoruz’ şeklinde bir dilekçemiz var. O dilekçeyi doldursunlar ve okul idaresine versinler” dedi.

    Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından imzalanan, ‘Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi (ÇEDES)’ kapsamında okullara ‘manevi danışmanlık’ hizmeti adı altında imam, müezzin, vaiz, din hizmetleri uzmanı atanıyor. İlk olarak Eskişehir ve İzmir’de okullara atamalar yapılırken, proje kapsamında tüm illere buna benzer atamaların yapılması planlanıyor. Projeye eğitimciler, veliler ve demokratik kamuoyu tepki gösteriyor.

    ÇEDES Projesinin iptal edilmesi için itiraz dilekçeleri hazırlayan Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) Ankara Şube Başkanı Hülya Daran Deveci, konuyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

    “PROJENİN ARKASINDA DİNİ VAKIF VE CEMAATLERİN OLDUĞU AÇIK”

    İhtiyaç olmayan bir proje için devasa bütçeler ayrıldığını belirten Deveci, projenin arkasında dinci vakıf ve cemaatlerin olduğuna işaret etti. Deveci “Çocukların ihtiyacı olan bir öğün yemek, temiz ve erişilebilir suyu talep ediyoruz. Bunun için belediyelerle görüştük, yetkililerle görüştük ama bir yanıt alamadık. ÇEDES projesine ayrılan bütçe çocukların sağlıklı gelişimi için, sağlıklı eğitim ortamına kavuşması için harcanabilir. Okullarda temizlik elamanı yok, boş geçen dersler var, atanamayan öğretmenler atanabilir, çocukların spor yapacakları alanlar yok. Şu an da 3 buçuk milyon çocuk okula devam etmiyor, onların peşine düşülebilir. Dolayısıyla ihtiyaç olmayan bir projeye devasa bütçeler ayrılıyor. Bu işin ehli olmayan insanlar okullara geliyor. ÇEDES projesinin arkasında dini vakıf ve cemaatlerin olduğu açık, biz Veli-Der olarak buna karşı çıkıyoruz. Dilekçeler hazırladık, davalar açıldı” diye konuştu.

    “ÇEDES PROJESİ ANCAK VELİLER DİRENÇ GÖSTERİRSE GERİ ÇEKİLİR”

    Deveci, velilerin projeye karşı direnç göstermesinin projenin iptali için çok önemli olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

    “Veliler çocuklarını takip etsinler, nereye götürülüyor bu çocuklar. Zaten okullarda uygulanan bir sistem var, herhangi bir etkinlik yaptığınızda veya çocuğu herhangi bir yere götürdüğünüzde veli izni gerekiyor. ÇEDES projesi kapsamında yapılacak tüm etkinlikler için de veli izni gerekiyor. Velilerimize çağrımız, çocuklarını bir yere götürmek istediklerinde izin vermesinler.
    Bir dilekçe hazırladık biz, o dilekçeyi doldursunlar ve okul idaresine versinler. ‘Biz çocuğumuzun bilgimiz haricinde hiçbir yere götürülmesine müsaade etmiyoruz’ şeklinde bir dilekçemiz var. Matbu dilekçe, sadece doldurup, imzalayacaklar ve okul müdürlüklerine verecekler bu dilekçeleri. ÇEDES projesi ancak veliler ile bir araya gelirsek, veliler buna direnç gösterirse, veliler çocuklarının imamlarla, vaizlerle karşılaşmaması için mücadele ederse geri çekilir.”

    “BU PROJE İLE OKULLAR TEHLİKELERE AÇIK BİR HALDE”

    Hülya Daran Deveci, okullarda zaten hali hazırda öğrencilerin manevi destek alabilecekleri rehberlik servislerinin olduğuna dikkat çekerek, “Öğretmenler, pedagojik formasyonu olan uzman insanlar okullarda çocuklarla ilgileniyorlar. Rehberlik servisleri var, eğer herhangi bir manevi durum söz konusuysa paylaşılması gereken zaten hali hazırda bütün okullarda rehberlik öğretmenlerimiz var. Rehberlik öğretmenleri çocuklarla ilgileniyorlar, raporlar hazırlıyorlar, dilekçeler hazırlıyorlar ya da uzman desteği gerekiyorsa oraya yönlendiriyorlar. Şu an da bu proje ile okullar bütün tehlikelere ve bütün mekanlara açık bir hale geliyor, bu fevkalade tehlikeli bir durum. Veliler izin vermesinler, biz de Veli-Der olarak bu projenin geri çekilmesi için eylem ve etkinliklerimizi sürdürüyoruz” diye ekledi.

    “DİLEKÇEYE ULAŞMAK İSTEYENLER VELİ-DER İLE İLTEİŞİME GEÇMELİ”

    Dilekçelere ulaşmak isteyenlerin Veli-Der ile iletişime geçebileceğini dile getiren Deveci, aynı zamanda dilekçeye Veli-Der’ in sosyal medya hesaplarından, Eğitim Sendikası ve diğer demokratik kitle örgütlerinin sayfalarından ulaşabileceklerini belirtti.

    Eren GÜVEN – Buse Nehir DEMİR

  • ‘Toplumun farklı renklerini Sünni İslam içinde eriterek yok etmeye çalışıyorlar’-VİDEO

    ‘Toplumun farklı renklerini Sünni İslam içinde eriterek yok etmeye çalışıyorlar’-VİDEO

    PİRHA-ÇEDES projesi kapsamında, imamların okullara ‘manevi danışman’ olarak atanmasına Alevilerin tepkisi devam ediyor. İngiltere Alevi Kültür Merkezi Cemevi Eşit Başkanı İbrahim Has konuya laiklik ve toplumsal barış açısından yaklaşırken, Yadigar Arslan Ana ise, esas amacın tekli bir Müslüman toplum yaratmak ve kendilerine uymayanları ötekileştirmek olduğunu düşünüyor.

    Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), Diyanet İşleri Başkanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı arasında imzalanan “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” projesi, son dönemin en çok konuşulan konularından biri. Kısaca “ÇEDES” olarak isimlendirilen projede, Millî Eğitim Bakanlığının okullardaki öğrencilere; ‘manevi danışman’ olarak atadığı imam, vaiz, din hizmetleri uzmanı ve Kur’an kursu öğretmenlerinin ‘değerler eğitimi’ vermesi amaçlanıyor. Bu doğrultuda öğrencilerle birlikte, okul içerisinde ve dışında çeşitli faaliyetler yürütülmesi hedefleniyor.

    Ancak proje, kamuoyunda önemli tartışmaların odağında yer alıyor. Proje, başta Aleviler ve eğitimciler olmak üzere farklı çevreler tarafından eleştiriliyor.

    “CAMİLERE DE ÖĞRETMENLERİ Mİ TAYİN EDELİM”

    PİRHA’ya konuşan İngiltere Alevi Kültür Merkezi Cemevi Eşit Başkanı İbrahim Has konuya laiklik ve toplumsal barış açısından yaklaşıyor. Alevilerin 30 yıldır en önemli taleplerinden birinin laiklik olduğunun altını çizen Has, “Çünkü laiklik bir toplumdaki farklı diller ve renklerdeki dinlerin ortak, barışçıl bir ortamda beraber yaşamasının teminatıdır. Tabi ki hiç kimsenin inancına karşı değiliz. Tabi ki herkes kendi inancını yaşamalıdır. Ama devlet hiçbir inancı toplumun başka bireylerine dayatmamalıdır” dedi.

    Bunun AKP hükümetinin 20 yıldır yavaş yavaş harekete geçirmeye çalıştığı projenin son adımı olduğunun altını çizen Has, “Okullara imam atayarak toplumun farklı renklerini Sünni İslam içinde eriterek, diğer renkleri yok etmeye çalışıyor. Kaldı ki bir devletin bütün inançlar karşısında eşit mesafede olması gerekmektedir. Sadece belli bir inancı, sadece İslam’ın belli bir mezhebini dayatması devletin varolma ilkelerine, anayasasına aykırıdır.  Biz Alevi kurumları olarak bunu asla kabul etmiyoruz. İmamların okullara tayin edilmesi, toplumun barış temeline dinamit sokulmasıdır. Okul okuldur, ibadet yeri ibadet yeridir. İmamların görev alanları bulundukları camilerdir. Toplum eğer imamlardan hizmet almak istiyorsa yerleri orasıdır. Değilse, o zaman camilere de öğretmenleri mi, doktorları mı tayin edelim. Bu, eşyanın tabiatına aykırı bir şeydir, kabul edilemez” değerlendirmesinde bulundu.

    “HÜKÜMETİN DERHAL GERİ ADIM ATMASI VE TOPLUMLA BARIŞMASI GEREKİYOR”

    Bu projeyle çocukların daha küçükken beyinlerini yıkayarak anayasal bir kurum olan laikliğin ve sosyal devletin temeline dinamit sokulduğunu söyleyen Has, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Hükümetin bu konuda derhal geri adım atması, toplumla barışması gerekiyor. Toplumun birbirini düşman etmesine engel olması gerekiyor. Bu nedenle Alevi toplumu, kurumları ve diğer sivil toplum kuruluşlarıyla beraber 16 Eylül’de İzmir Tandoğan Meydan’ında kitlesel bir itiraz mitingimiz olacak. Bu konuda duyarlı olan bütün canları, toplumun geleceğini ilgilendiren bu mitinge katılmaya ve seslerini yükseltmeye davet ediyoruz. Biz bunu sadece Aleviler için istemiyoruz. Biz bunu Hristiyanlar, Kürtler, Türkler için de istiyoruz. Daha da önemlisi biz bunu çağdaş, demokratik laik bir ülkede yaşamak isteyen Sünni Müslüman canlar için de istiyoruz. Çünkü toplumun düzeni bozulduğu zaman günün sonunda herkes zarar görecektir. Müslüman kardeşlerimiz de zarar görecektir. Onun için 16 Eylül’de Gündoğdu Meydanı’na herkesi bekliyoruz, bizler de orada olacağız.”

    “İMAMLAR CAMİLERDE İMAMLIĞINI YAPSINLAR”

    İktidarın esas amacının tekli bir Müslüman toplum yaratmak ve kendilerine uymayanları ötekileştirmek olduğunu ifade eden Yadigar Arslan Ana ise şunları söyledi:

    “Bizler Alevi toplumu olarak yüzyıllardır bu tür baskılara, asimilasyona karşı dik durmaya çalışıyoruz. Eğitim gerçekten önemlidir. Çünkü okullara her dinden yani sadece Müslümanlara değil, bir sürü inanca bağlı çocuklar gidiyor. Onlar da daha gencecik çocuklar, masum-u paklardır. Bence okullarda sadece eğitim verilmeli, çocuklar iyi bir şekilde eğitilmeli ama eğer ki okullara imam atanıyorsa bu doğru değildir. Amaçları toplumu bezdirmek, yıldırmaktır. Çocukları asimile etmektir. Bizler de elimizden geldiği kadar buna karşı duracağız, protestolarda bulunacağız. Yeri gelince sözümüzü söyleyeceğiz.

    Burası Müslüman bir ülke olduğu için Erdoğan gitmeden önce birşeyler yapmaya çalışıyor ama bizler de boyun eğmeyeceğiz. İmamlar gitsin camilerde imamlığını yapsınlar ama okullara ellerini uzatmasınlar. Oradaki çocuklara karışmasınlar. Bizler elimizden geldiğince bu haksızlığa karşı duracağız. Türkiye’deki ve Avrupa’daki tüm toplumun da buna karşı durmasını bekliyoruz. Birlikten güç doğar. Hep birlikte buna karşı dik duracağız.”

    Elif TABAK/İNGİLTERE

  • KESK Genel Meclis Üyesi Yıldırım: Devlet, okullarda çocuklara yemek vermek zorunda- VİDEO

    KESK Genel Meclis Üyesi Yıldırım: Devlet, okullarda çocuklara yemek vermek zorunda- VİDEO

    PİRHA – KESK Genel Meclis Üyesi Ebru Yıldırım, son yıllarda yaşanan ekonomik krizle birlikte eğitimdeki sorunların çok daha fazla karşılarına çıktığını söyledi. Yıldırım, okullara imam atanmasının ve din derslerinin sorun olduğunu belirterek, sendikaların buna karşı çıkması gerektiğini söyledi. Yıldırım ayrıca, devletin okullarda çocuklara yemek vermek zorunda olduğunun da altını çizdi. 

    Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) 2023-2024 Eğitim ve Öğretim Yılı Çalışma Takvimi sonrasında okulların açılacağı tarih belli oldu. Buna göre okullar 11 Eylül tarihinde açılacak, ve yeni eğitim öğretim yılı başlayacak.

    KESK Genel Meclis Üyesi Ebru Yıldırım, yeni dönemde okullardaki sorunlar üzerine PİRHA‘ya konuştu.

    Yıldırım, yoksul öğrenciler açısından eğitim içerisinde yaşadıkları sorunların her zamankinden fazla olduğunu dile getirerek, “Zaten medyadan da takip edenler biliyordur ki karşımızda bambaşka sorunlarla çocukların yaşadıklarını ifade etmek mümkün” dedi.

    Eğitimi sınıfsal boyutuyla da ele alan Yıldırım, “Son 2-3 yıldır sınıfsal ayrışmanın çok derinleştiğini söyleyebiliriz. Bu hem özel okul ve devlet okulu ayrımının görünümünü arttırıyor ama aynı zamanda okullar içerisinde öğrenciler arasındaki sınıfsal farklılığı görmek çok mümkün” diye konuştu.

    “İMAM ATANMASI VE DİN DERSLERİ BAŞLI BAŞINA BİR SORUN”

    İmamların yerinin okullar olmadığını söyleyen Yıldırım, “Bir kere herhangi bir dinin başat kabul edilerek devlet okullarında yer alıyor olması başlı başına bir sorun. İmam atanmasından önce din derslerinin okullarda yer alıyor olması başlı başına bir sorun idi. Benim de bağlı olduğum Eğitim-Sen yıllardır bunun mücadelesini gerek eylemlerde gerek belagat itibarıyla veren bir sendika” dedi.

    İmam atanmaları meselesinin sınıfsal bir tarafı olduğunu da düşündüğünü söyleyen Yıldırım, “Mesela imam atamaları sadece devlet okulları için geçerli. Bugün Milli Eğitim Bakanlığı’nın ifade ettiği biçimiyle baktığımızda bu imam atamalarının özel okullar için geçerli olmadığını görüyoruz” ifadelerini kullandı.

    “SENDİKALAR KARŞI ÇIKMALI”

    Yıldırım, okullara imam atamasıyla alakalı olarak da eğitimcilerin bireysel olarak yapabileceği şeylerin sınırlı olduğunu, sendikaların bu meseleyi ele alırken bir program dahilinde karşı çıkmaları gerektiğini de ekledi.

    “DEVLET ÇOCUKLARA YEMEK VERMEK ZORUNDA”

    Devletin okullarda çocuklara yemek vermesi gerektiğini belirten Yıldırım, şunları konuştu:

    “Toplumun açlıkla karşı karşıya kaldığı böyle bir süreçte okullarında bu çocuklara en az bir kez yemek sağlaması devletin asli görevlerinden bir tanesi. Yoksa çocuklara sadece nasıl besleneceklerini söyleyerek bu işin altından ne onlar kalkabilir ne de öğretmenler kalkabilir. Evet nasıl besleneceklerini söylememiz bizim görevimiz olabilir ama olmayan bir paranın varlığından haberdarken bunu ifade etmenin hiçbir anlamı yok. Devlet görevini yapmak zorunda, bu çocuklara yemek vermek zorunda.”

    “DEVLET, ÇOCUK İŞÇİLİĞİNİN İNSANLIK DIŞI OLDUĞUNU KABUL ETMELİ”

    Çocuk işçiliği ve pedofili üzerine de konuşan Yıldırım, çocuk işçiliği ve pedofili hakkında yapılması gerekenleri de anlattı.

    Yıldırım, “Devlet bir kere çocuk işçiliğinin yasak olduğunu, çocuk işçiliğinin 2023 gibi bir yılda olamayacağını, çocuk işçiliğinin en basit deyimle insanlık dışı olduğunu kabul etmek zorunda. Çocuk işçiliğini önleyecek formüller geliştirmek zorunda. Çocuk işçiliğini meşrulaştıracak MESEM gibi projeleri bırakmak zorunda. Bununla birlikte kız çocuklarına pozitif ayrımcılık yapmak zorunda. Kız çocuklarının okuyabilmeleri için önlerinin açılmasında pek çok proje geliştirilebilir. Bununla birlikte İstanbul Sözleşmesi’nin okullarda müfredata alınması gerekir. Bir bütün olarak müfredatın kendisi Sünni, Türk, erkek ve heteroseksüel. Bunu da söylemek gerekiyor.”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • ‘Seküler kesimin yaşam haklarına müdahaledir; eylem planı oluşturmalıyız’-VİDEO

    ‘Seküler kesimin yaşam haklarına müdahaledir; eylem planı oluşturmalıyız’-VİDEO

    PİRHA- Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, AKP’nin okullara imam atamasına tepki göstererek, “Bu kadar geniş çapta bir saldırı Türkiye’deki seküler kesimin yaşam haklarına müdahaledir. İnsanların çağdaş modern yaşama istekleri gasp ediliyor” dedi. Deniz, 16 Eylül’de İzmir’de yapılacak mitinge yüz binlerin katılacağını da söyledi. 

    Çevreme Duyarlıyım Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES) projesi Milli Eğitim Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı arasında bir protokol olarak imzalandı. Bu protokol ile özellikle seküler yaşamın hakim olduğu illerden İzmir, Tekirdağ ve Eskişehir’deki okullar hedef alınarak imam ve din görevlileri okullara atandı. AKP iktidarının eğitimde her geçen gün dincileştirme politikasının dozunu arttırdığı günlerde son olarak ‘ÇEDES’  projesiyle okullara imam atanmasına tepkiler sürüyor.

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, okullara imam atanması projesini PİRHA‘ya değerlendirdi.

    “SİYASAL İSLAMIN TÜRKİYE’DE VÜCUT BULMASINA ÇABA HARCADILAR”

    Deniz, eğitim sisteminin dinselleştirildiğine dikkat çekerek, “Alevilerin 35 yıllık taleplerinden biri zorunlu din derslerinin kaldırılmasıydı. Maalesef ki bu talebimiz ciddiye alınmadı. O da yetmedi seçmeli din dersleri açarak hem dindar ve kindar nesiller yetiştirmeye hem de siyasal islamın Türkiye’de vücut  bulmasına çaba harcadılar. Geçen sene yine anasınıflarında zorunlu din dersleri için adımlar atmışlardı ama Alevi kurumlarının öncülüğünde 20 noktada eş zamanlı olarak eylem yapıldı. O eylem etkili oldu. Milli Eğitim Bakanlığı, eğitim şurasının teklifini uygulamaktan vazgeçti. Bu anlamda toplumsal gücün talepleri ısrarlı şekilde dile getirildiğinde hükümet bunu dikkate alıyor” dedi.

    “TÜRKİYE’DE YAŞAYAN İNSANLARIN MODERN YAŞAMA İSTEĞİ GASP EDİLİYOR”

    Aydın Deniz, ÇEDES protokolünün, seküler yaşamın, farklı  inançların ve farklı toplumların kendilerini özgürce ifade etmesine karşı bir kısıtlama olduğunu dile getirerek, “Türkiye’de yaşayan insanların çağdaş modern yaşama istekleri gasp ediliyor. Karma eğitimin kaldırılması gibi daha da ileri adımlar atılarak tartışılan konular var. Siyasal islam ve şeriata yönelik ne kadar istekleri varsa bunları dillendirmeye çalışacaklar. Bu kadar geniş çapta bir saldırı Türkiye’deki seküler kesimin yaşam haklarına müdahaledir” ifadelerini kullandı.

    “OKULLARDA SİVİL İTAATSİZLİK EYLEMLERİ YAPILMASI GEREKİYOR”

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, 16 Eylül’de İzmir’de yapılacak mitingi hatırlatarak şöyle devam etti:

    “Alevi kurumlarının öncülüğünde, tüm demokrasi güçleriyle 16 Eylül’de İzmir Gündoğdu Meydanı’nda buluşacağız. Ama bir mitingle bu taleplerin etki alanı yaratması mümkün değil. Laik yaşamı korumak için bir eylem planı oluşturmak zorundayız. İl ve ilçe Milli Eğitim müdürlükleri önünde itirazlarımızı dile getireceğiz. Okullarda sivil itaatsizlik eylemlerinin yapılması gerekiyor. İmamların girdiği derslere öğrencilerimizi sokmayacağız. Biz imamdan eğitim almak istemiyoruz. ÇEDES protokolüne karşı durmak Türkiye’nin geleceğine sahip çıkmak anlamına geliyor. Bu ülkede şeriat ve gericiliğe kim karşı duruyorsa ortaklaşmak ve ortak mücadeleyi sürdürmek zorunda. 16 Eylül’de yüz binlerce insanı Gündoğdu Meydanı’nda toplayarak sesimizi daha iri ve diri olarak çıkartmak istiyoruz.”

    Dilan ŞİMŞEK/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:
    > Veli-Der Şube Başkanı Aydın: Okullara imam atanmasına güçlü şekilde karşı koymalıyız-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması bilimsel, laik eğitimi ortadan kaldırır’-VİDEO
    > ‘Dincilik giderek kurumsallaşıyor, itirazları yükseltmek lazım’-VİDEO
    > ‘İmamlar camilere dönsün, okulların psikolojik danışmana ihtiyacı var’- VİDEO
    > ‘Hükümetin temel hedefi adım adım şeriata gitmek’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına karşı mitingler yapacağız, hukuki süreç başlatacağız’-VİDEO
    > ‘Laiklik adına okullara imam atanmasına karşı ortak bir mücadele verilmeli!’
    > ‘Okullara imam atanması herkesi Türk ve Müslüman yapma projesidir’-VİDEO
    > ‘Eğitimin görevi inanç aşılamak değil, çocuklarınızı imamlara teslim etmeyin’- VİDEO
    > ‘Şeriatı getiriyorlar, Türkiye’de ciddi şekilde laiklik kavgası verilmelidir’ -VİDEO
    >‘Okullara imam atanması; siyasetin ilkokula, anaokuluna kadar inmesidir’
    > ‘Türkiye Afganistan’a dönüşüyor, Alevi olmayanlar da bu projeye karşı çıkmalı’- VİDEO
    > ‘Dindar-kindar gençlik yetiştirme projesi, herkesi mücadeleye çağırıyorum’-VİDEO
    > ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefe ve ilkelerinin altına dinamit koymaktır’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasıyla gerici bireyler yetiştirmek amaçlanıyor’- VİDEO
    >‘Okullara imam atanması asimilasyondur, değerleri deforme eder’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevi inancını katleder; çocuklarınıza inancımızı öğretin’-VİDEO

    > ‘Kamusal alan okullar yoluyla dincileştiriliyor; tarikatlar eleman yetiştiriyor’ -VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına, dini eğitime karşı birlikte mücadele edelim’-VİDEO
    > ‘Türk-islam sentezini hayata geçirmek için yapılmış bir asimilasyon politikasıdır’- VİDEO
    > ‘Okula imam atanması asimilasyondur; aileler tavır göstermeli’-VİDEO

    > ‘Türkiye’de eğitim yağmalanıyor, buna dur demek zorundayız’-VİDEO

    > ‘Okullara imam atanması kadroların siyasal islamcılar tarafından işgal edilmesidir’-VİDEO

  • ‘Türkiye’de eğitim yağmalanıyor, buna dur demek zorundayız’-VİDEO

    ‘Türkiye’de eğitim yağmalanıyor, buna dur demek zorundayız’-VİDEO

    PİRHA- Hükümetin ÇEDES projesi kapsamında okullara imam ve din görevlileri atamasına tepki gösteren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Marmaris Şube Başkanı Mehmet Ali Akyol, diğer alanlarda olduğu gibi Türkiye’de eğitimin de yağmalandığını vurguladı. Akyol, “Buradaki amaç cumhuriyetin ana temellerini tamamen ortadan kaldırarak, bir şeriat devleti kurmak” dedi.

    Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı il/ilçe spor müdürlükleri/gençlik merkezleri ile Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Diyanet Gençlik Merkezleri iş birliğinde yürütülmekte olan “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) projesi adı altında okullara imam atanmasına yönelik tepkiler yükseliyor.

    Projenin amacının “Öğrencilerimizin millî, manevi, ahlaki, insani ve kültürel değerlerimizi benimseyen, koruyan, geliştiren ve kendi yaşantılarında inşa eden fertler olmalarına, çağın ve geleceğin becerileriyle donanmış, bu donanımı insanlık hayrına sarf edebilen, bilime sevdalı, kültüre meraklı ve duyarlı, aklıselim, kalbi selim ve zevki selim sahibi, bedensel ve sosyal bakımdan dengeli bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlamak” olduğu iddia ediliyor. Ancak, projenin asıl odağında dini bir eğitim sistemini merkeze aldığı çok açık.

    Anayasaya da aykırı olmasına rağmen, pedagojik eğitimi bulunmayan imam ya da Kur’an kursu öğreticileri, İzmir ve Eskişehir başta olmak üzere çeşitli illerde görevlendirilmeye başlandı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Marmaris Şube Başkanı Mehmet Ali Akyol, okullara imam atanmasına ilişkin PİRHA’ ya konuştu.

    Hükümetin cumhuriyetin ana temellerini tamamen ortadan kaldırmak istediğini belirten Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Marmaris Şube Başkanı Mehmet Ali Akyol, “Belki bir şeriat devletini arz ediyorlar. Bunu sadece buradaki hükümet, buradaki yürütme değil, bunun ciddi anlamda dışarıdaki servisler tarafından da desteklendiğine inanıyorum, bu bir gerçek” dedi.

    “ÇEVRENİZE DUYARLIYSANIZ NEDEN ÇEVRE KATLİAMLARINA SES ÇIKARMIYORSUNUZ?”

    Akyol, “Bugünkü yürütme, çeşitli denemelerden sonra imam hatiplerin alabildiğine önünü açtıktan sonra din derslerini bir ders yerine 3-5 derse çıkardı, başarılı olamadı şimdi de ÇEDES diye bir proje ortaya attı” ifadesini kullandı.

    “Çevreme duyarlıyım, değerlerime saygılıyım, dediğinde aslında benim yaşadığım bu bölgede biraz da komik geliyor” diyen Aksoy, “Geçenlerde Muğla Şubeleri olarak Akbelen’de direnen arkadaşlara büyük bir kazan aşure götürüp dağıttık. Ben orada 10-12 gündür direnenler içerisinde bir tane imam görmedim. Bu nasıl çevreye duyarlılıksa bir tane müftü görmedim. Orada olmasına da gerek yok. Bunun bir çevre katliamı olduğuna dair bir demeç de duymadım. Çevreye duyarlı olmak, çevresindeki insana, çevresindeki börtü böceğe, çevresindeki hayvana, hayata saygı duymak ona sahip çıkmaktır. Duyarlı olmanın anlamı budur” diye konuştu.

    DİN DERSLERİNİ ÇOĞALTARAK SONUÇ ALAMADILAR, ÇEDESİ DEVREYE SOKTULAR”

    İzmir, Eskişehir gibi belli pilot bölgeleri seçip orada uygulamaya geçeceklerini söyleyen Akyol konuşmasına şöyle devam etti:

    “Buradaki okullara imam atayacaklar. Bu imamlar gereken bilimsel eğitimi almamış, sadece dini eğitim almış. Öğrenciye ne verebilir? Pedagojik olarak ne verebilir, ahlaki olarak, bilimsel olarak ne verebilir? Bu iletişim çağında biz nesilleri bilimsel bir gerçekliğe dayandırarak yetiştirmek zorundayız, doğmalardan artık kurtulmak zorundayız. Biz eğer bu dünyada ülke olarak var olabileceksek bilimi ve bilgiyi yakalamak zorundayız. Çağımızın en önemli değerlerinden bir tanesi bilgi. Şu anda o bilgiyi yakalamadığımız sürece, doğma düşüncelerle sonumuz Ortadoğu’daki Afganistan’daki gibi bir rejimidir.”

    “HERKES KARŞI ÇIKMALI”

    “Yarım yamalak bir demokrasi var, o da tamamen altüst edildi” diyen Akyol,” Yağmalanmadık bir şey kalmadı. Şimdi de eğitimimiz yağmalanıyor. Aslında buna dur demek gerekiyor. Buna dur demek sadece Alevi toplumuna has bir şey değil, bu ülkede yaşayan her bir bireye düşen bir görev” dedi.

    Akyol, “Karanlığa gitmememiz için önümüzün aydınlık olması gerekiyor” diyerek, “Bizim hünkarımız binlerce yıl önceden demiş ‘İlimden gidilmeye yolun sonu karanlıktır’ diye. Buna bile bu çağda hala 1000 yıl sonra bile erişemiyorsak, bu cümleyi kavrayamıyorsak hala tarihin tekerleğini geriye doğru götürmeye çalışıyorsak, bu topluma yazık, günah, bu insanlığa yazık, bu topraklara yazık. Bilimin teknolojinin geldiği bir çağda böyle bir şey savunmak bile gerçekten üzücü” şeklinde konuştu.

    “ZAMLARIN ALLAH TARAFINDAN GELDİĞİNE İNANAN BİR TOPLUM YARATILMAK İSTENİYOR”

    “Yürütmenin verdiği zamların Allah’tan geldiğine inanan bir nesil yaratılıyor. Bu nesli daha da çoğaltmak istiyorlar. Bunun bizi götüreceği yer karanlıktır” diyen Akyol, Alevi kurumlarının ve Eğitim-Sen’in öncülüğünde 16 Eylül’de İzmir’de büyük bir miting yapacağını hatırlattı.

    Okullara imam atanması sorununun sadece Alevilerin sorunu olmadığının altını çizen Akyol, “Bu sorun gerçekten kendisinin laik, demokrat, muhafazakâr, liberal olarak hisseden, yaşayan bütün kesimlerin sorunu olması gerekiyor. Özellikle kadınlar bu konuda düşünmeleri gerekiyor. Bugün Afganistan’da olanlar belli. Tarihimizde yaşadığımız şeyleri görüyoruz. Burnumuzun dibinde diğer Irak’ta, İran’da yaşananları görüyoruz. IŞİD diye bir örgüt çıkardılar ortaya, onların zalimliğini gördük. Bu bizi bir yere götürmeyecek. Gerçekten üzülüyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/MUĞLA

    İLGİLİ HABERLER:
    > Veli-Der Şube Başkanı Aydın: Okullara imam atanmasına güçlü şekilde karşı koymalıyız-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması bilimsel, laik eğitimi ortadan kaldırır’-VİDEO
    > ‘Dincilik giderek kurumsallaşıyor, itirazları yükseltmek lazım’-VİDEO
    > ‘İmamlar camilere dönsün, okulların psikolojik danışmana ihtiyacı var’- VİDEO
    > ‘Hükümetin temel hedefi adım adım şeriata gitmek’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına karşı mitingler yapacağız, hukuki süreç başlatacağız’-VİDEO
    > ‘Laiklik adına okullara imam atanmasına karşı ortak bir mücadele verilmeli!’
    > ‘Okullara imam atanması herkesi Türk ve Müslüman yapma projesidir’-VİDEO
    > ‘Eğitimin görevi inanç aşılamak değil, çocuklarınızı imamlara teslim etmeyin’- VİDEO
    > ‘Şeriatı getiriyorlar, Türkiye’de ciddi şekilde laiklik kavgası verilmelidir’ -VİDEO
    >‘Okullara imam atanması; siyasetin ilkokula, anaokuluna kadar inmesidir’
    > ‘Türkiye Afganistan’a dönüşüyor, Alevi olmayanlar da bu projeye karşı çıkmalı’- VİDEO
    > ‘Dindar-kindar gençlik yetiştirme projesi, herkesi mücadeleye çağırıyorum’-VİDEO
    > ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefe ve ilkelerinin altına dinamit koymaktır’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasıyla gerici bireyler yetiştirmek amaçlanıyor’- VİDEO
    >‘Okullara imam atanması asimilasyondur, değerleri deforme eder’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevi inancını katleder; çocuklarınıza inancımızı öğretin’-VİDEO

    > ‘Kamusal alan okullar yoluyla dincileştiriliyor; tarikatlar eleman yetiştiriyor’ -VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına, dini eğitime karşı birlikte mücadele edelim’-VİDEO
    > ‘Türk-islam sentezini hayata geçirmek için yapılmış bir asimilasyon politikasıdır’- VİDEO
    > ‘Okula imam atanması asimilasyondur; aileler tavır göstermeli’-VİDEO

  • ‘Okula imam atanması asimilasyondur; aileler tavır göstermeli’-VİDEO

    ‘Okula imam atanması asimilasyondur; aileler tavır göstermeli’-VİDEO

    PİRHA-AKP’nin okullara imam atamasına tepki gösteren Sinemilli Ocağı pirlerinden Süleyman Deprem, “İnanç bireyin kendi özgür iradesiyle belirlediği bir yaşam biçimidir. Bu devletin kuralına sığdırılamaz” dedi. “Ben Aleviyim benim çocuğum Alevi kültürü ile yetişmek durumundadır” diyen Deprem, okullara imam atanmasının asimilasyon politikası olduğunu kaydetti. 

    AKP iktidarında eğitim politikaları, büyük oranda dini eğitim ve ‘tek din-mezhep’ öncelenerek oluşturuldu. Öğrencilerin ve velilerin tercihlerini görmezden gelen eğitim politikaları nedeniyle dini eğitimin ağırlığı, hemen her yıl katlanarak arttı.

    Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından imzalanan, ‘Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi (ÇEDES)’ kapsamında okullara ‘manevi danışmanlık’ hizmeti adı altında imam, müezzin, vaiz, din hizmetleri uzmanı atanıyor. İlk olarak Eskişehir ve İzmir’de okullara atamalar yapılırken, proje kapsamında tüm illere buna benzer atamaların yapılması planlanıyor.

    Projeye eğitimciler, veliler ve demokratik kamuoyu tepki gösteriyor. Sinemilli Ocağı pirlerinden Süleyman Deprem okullara imam atanmasını PİRHA’ya değerlendirdi.

    Dinine, diline, ırkına, mezhebine bakmadan insana insan gözüyle bakan tek felsefenin Alevilik olduğunu ifade eden Deprem,”Kindar ve dindar bir Müslüman nesil yetiştirmeyi slogan edinmiş, Ebussuut’un fetvalarını esas alarak örgütlenmeyi esas alan bir yapı, bu konuda hiçbir eleştiri dahi kabul etmemektedir” dedi.

    “ALEVİLİĞİ KÜLTÜR BAKANLIĞI’NA HAPSEDEMEZSİNİZ

    Deprem, “Dinde inanç bireyin kendi özgür iradesiyle belirlediği bir yaşam biçimidir. Sen bunu devletin bir kuralına sığdıramaz, Aleviliği özellikle Kültür Bakanlığı’na hapsedemezsin” dedi.

    “Ben Aleviyim benim çocuğum Alevi kültürü ile yetişmek durumundadır” diyen Deprem, ”Vatandaş olarak benim talebim okullarda Alevi çocuklara Aleviliğin öğretilmesidir. Herkesin kendi toplumsal inançsal kültür değerleri açısından orada eğitim görmesi… O olmuyorsa da laiklik temelinde okula herhangi bir dini veya inancın ilkelerini dayatmak bir zulümdür, yok etme, bir imha ve inkâr, asimilasyon hareketidir” diye ifade etti.

    “ÇOCUKLARIMIZIN KENDİ İNANÇSAL DEĞERLERİMİZ ÜZERİNDEN BÜYÜMESİNİ İSTİYORUZ”

    “Ailelerin çok iyi düşünmesi ve çok iyi bir tavır sergilemesi gerekmektedir. Biz çocuklarımızın kendi toplumsal inançsal değerlerimiz üzerinden büyümesini istiyoruz. Bir başkalarının çocuklarımıza zorla başka inanç, başka bir anlayış öğretmelerini istemiyoruz. Alevilerin topluca hareket etmesi zorunluluktur” diyen Deprem, “Bu zorunluluk içerisinde gerekirse biz çocuklarımıza kendimiz eğitim veririz. Din eğitimi için okula göndermeyiz, bunu kabul etmiyoruz” ifadesini kullandı.

    “CEMEVLERİMİZDE ÇOCUKLARIMIZA İNANÇSAL EĞİTİMİ KENDİMİZ VEREBİLİRİZ”

    Cemevlerinde eğitim verilebileceğini belirten Sinemilli Ocağı pirlerinden Süleyman Deprem, şöyle devam etti:

    “Cemevlerinde eğitimimizi veririz. Hatta bugün eğitim adına ucube bir sistem gelişmiş, çocuklar bilimden uzak eğitilmiyorlar kendi haline bırakılmış durumda. O anlamıyla şu anda bir cemevlerimizde eğitim okulları açabiliriz. Buna hakkımızda var, gücümüz de var, yeteneğimiz de var. Bunu çok iyi değerlendirmemiz lazım. Demokratik kurumlarla, sendikalarla dayanışma içerisinde olmalıyız. Bir dönem cezaevinde tutuklulara hükümlülere imam gönderdiler. Biz de o zaman cezaevindeki Alevilere her hafta bir dede gitmesini sağlayacağız, deyip onu ileri sürdüğümüzde, bu olay sönümlendi. Alternatifini ortaya  koymak zorundayız.Bu anlamda görev bize düşüyor.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

    İLGİLİ HABERLER:
    > Veli-Der Şube Başkanı Aydın: Okullara imam atanmasına güçlü şekilde karşı koymalıyız-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması bilimsel, laik eğitimi ortadan kaldırır’-VİDEO
    > ‘Dincilik giderek kurumsallaşıyor, itirazları yükseltmek lazım’-VİDEO
    > ‘İmamlar camilere dönsün, okulların psikolojik danışmana ihtiyacı var’- VİDEO
    > ‘Hükümetin temel hedefi adım adım şeriata gitmek’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına karşı mitingler yapacağız, hukuki süreç başlatacağız’-VİDEO
    > ‘Laiklik adına okullara imam atanmasına karşı ortak bir mücadele verilmeli!’
    > ‘Okullara imam atanması herkesi Türk ve Müslüman yapma projesidir’-VİDEO
    > ‘Eğitimin görevi inanç aşılamak değil, çocuklarınızı imamlara teslim etmeyin’- VİDEO
    > ‘Şeriatı getiriyorlar, Türkiye’de ciddi şekilde laiklik kavgası verilmelidir’ -VİDEO
    >‘Okullara imam atanması; siyasetin ilkokula, anaokuluna kadar inmesidir’
    > ‘Türkiye Afganistan’a dönüşüyor, Alevi olmayanlar da bu projeye karşı çıkmalı’- VİDEO
    > ‘Dindar-kindar gençlik yetiştirme projesi, herkesi mücadeleye çağırıyorum’-VİDEO
    > ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefe ve ilkelerinin altına dinamit koymaktır’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasıyla gerici bireyler yetiştirmek amaçlanıyor’- VİDEO
    >‘Okullara imam atanması asimilasyondur, değerleri deforme eder’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevi inancını katleder; çocuklarınıza inancımızı öğretin’-VİDEO

    > ‘Kamusal alan okullar yoluyla dincileştiriliyor; tarikatlar eleman yetiştiriyor’ -VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına, dini eğitime karşı birlikte mücadele edelim’-VİDEO
    > ‘Türk-islam sentezini hayata geçirmek için yapılmış bir asimilasyon politikasıdır’- VİDEO

     

  • Deprem’den dincileşmeye tepki: Gerekirse çocuklarımızı kendimiz eğitmeliyiz-VİDEO

    Deprem’den dincileşmeye tepki: Gerekirse çocuklarımızı kendimiz eğitmeliyiz-VİDEO

    PİRHA- Sinemilli Ocağı pirlerinden Süleyman Deprem, geçen haftalar Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in karma eğitimi hedef alan sözlerine tepki gösterdi. Deprem, “Tarikatların insafına terk edilmiş alanlarda sözde harem selamlık eğitim verilen yerlerde çocuklarımıza her türlü zararın verilmeyeceğinin garantisi var mı? Yok. Yaşananlar ortada” dedi.

    Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in, geçen haftalar, “Çocuklarını okula göndermeyen aileleri ikna etmek adına gerekirse kız okulları da açabilmeliyiz” sözleri üzerine endişeler ve tepkiler sürüyor. Karma eğitimi ve eşitliği hedef alan bu söyleme başta kadınlar olmak üzere toplumun birçok kesimi sesini yükseltiyor.

    Sinemilli Ocağı pirlerinden Süleyman Deprem, bu konuda görüşlerini PİRHA‘ya anlattı.

    Deprem, “Her şeyden önce karma eğitim sürecinde Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana hiçbir okulda çocuklara, kızlara ve hatta erkeklere bir tecavüz olayı olmamıştır” dedi.

    “Harem selamlık doğrultusunda kurulan yasa dışı kurumlarda ne tür tecavüzlerin yaşandığını biliyoruz” diye soran Deprem, “Ne idüğü belirsiz adresi bile belli olmayan apartmanların zeminlerinde kurulmuş tarikatların insafına terk edilmiş alanlarda sözde harem selamlık eğitimi verilen yerlerde çocuklarımıza her türlü zararın verilmeyeceğinin garantisi var mı? Yok. Yaşananlar ortada” ifadelerini kullandı.

    “Gerekirse çocuklarımızı bu tarzda okullara göndermemeliyiz kendi eğitimimizi kendimiz verebilmeliyiz” diyen Süleyman Deprem, şöyle devam etti:

    “Şu anda Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile işinden atılmış binlerce öğretmenimiz var, binlerce profesörümüz, doktorumuz, mühendisimiz var. Bunların hepsi gönüllü olarak şu anda Alevilerin bulunduğu yerlerdeki cemevlerinde bu eğitimleri verebilecek güçte ve yetkide olanaklara sahiptir. Bunu değerlendirmek gerekir. Ayrıca sendikalarla demokratik kitle örgütleriyle bu dayanışmanın mutlaka sağlanması gerekir.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Eğitim-İş: Okullara imam atayan ÇEDES protokolü tehlikeli ve hukuksuzdur-VİDEO

    Eğitim-İş: Okullara imam atayan ÇEDES protokolü tehlikeli ve hukuksuzdur-VİDEO

    PİRHA- Mersin Eğitim İş, yaptığı açıklamada, hükümetin okullara imam atamasına sert tepki gösterdi. Eğitim döneminde gericileştirme ve niteliksizleştirme politikaları dozunu artırdığına işaret edilen açıklamada, “ÇEDES protokolü tehlikeli ve hukuksuzdur. Anayasamıza, yasalara ve yönetmeliklere açıkça aykırıdır” denilerek topluma duyarlılık çağrısında bulunuldu.

    Milli Eğitim Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Gençlik Spor Bakanlığı arasında imzalanan ‘Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi İş Birliği Protokolü” dolayısıyla okullara imam atanmasına tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Mersin Eğitim İş de, Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması yaptı. Şube Başkanı Yakup Tekin, “Daha kötü ne olabilir ki?” sorusuna her yeni eğitim-öğretim döneminde “bu kadar da olmaz” dedirten bir iktidarla karşı karşıya olduklarını belirterek, sonuna gelinen eğitim döneminde gericileştirme ve niteliksizleştirme politikalarının dozunu artırdığına işaret etti.

    “ÇOCUKLARIMIZ EĞİTİM DIŞI KURUMLARIN KUCAĞINA İTİLİYOR

    Tekin, çocukların okullarda musluklardan temiz olmayan suyu içip, kantinden bir tost dahi alamadığını; kalabalık sınıflara mahkum edildiğini, mesleki eğitim adı altında sermayeye çocuk işçi olarak sunulduğunu, ailesi zengin öğrenci ile yoksul öğrenci arasındaki makasın daha da açıldığını, eğitim emekçilerinin açlık sınırında ücretlere mahkum edildiğini, 1 milyona yaklaşan atanmayan öğretmenin olduğunu vurgulayarak, “Şimdi bir de çocuklarımız eğitim dışı kurumların kucağına itilmeye çalışılmaktadır” dedi.

    “ÇEDES PROTOKOLÜ TEHLİKELİDİR

    “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi (ÇEDES)” kapsamında yapılan protokolle okullara “manevi danışman” adı altında imam, müezzin, vaiz, din hizmetleri uzmanı ve kuran kursu öğreticisi atanması eğitimde çok başlılığın artacağının da net sinyallerini verdiğini belirten Tekin, şunları söyledi:

    “ÇEDES protokolü hukuksuzdur: Anayasamıza, yasalara ve yönetmeliklere açıkça aykırıdır. Laik ve bilimsel eğitimle taban tabana zıttır. Çünkü ÇEDES protokolü tehlikelidir: Eğitim biliminden pedagojiden bihaber, çocuklarımıza nasıl yaklaşılacağını bilmeyen yetişkinleri okullara sokmak travmatik etkileri de beraberinde getirecektir. ÇEDES protokolü öğretmenlerin, eğitim emekçilerinin mesleki itibarına hakarettir. Eğitim-öğretim eğitimcilerin işidir.

    Eğitimin memleketin en birincil meselesi olduğunu hatırlatıyor, uyarılarımız dikkate alınmaz ve eğitime dair sorunların çözümü için adım atılmazsa eylemliliğimizin artarak devam edeceğini ilan ediyoruz, tüm yurttaşlarımızı da destek vermeye davet ediyoruz!”

    PİRHA/MERSİN

     

  • Veli-Der’den sert tepki: İmamların okullara gönderilmesine karşı yasal işlem başlatacağız!-VİDEO

    Veli-Der’den sert tepki: İmamların okullara gönderilmesine karşı yasal işlem başlatacağız!-VİDEO

    PİRHA- Veli-Der Başkanı Ömer Yılmaz okullara imam gönderilmesine tepki göstererek, “Protokolün iptal edilmesini talep ediyoruz, tüm yasal işlemeleri başlatacağız” dedi. 

    23 Mayıs 2023 tarihinde yürürlüğe giren Eskişehir İl Milli Eğitim ve müftülük arasındaki protokolle okullara “ders vermek” için imam gönderilmesine  tepkiler yükseliyor.

    “BU KİŞİLERİN ÇOCUKLARIMIZLA YÜZLEŞTİRİLMESİNİ İSTEMİYORUZ”

    Öğrenci-Veli Derneği( Veli-Der) Başkanı Ömer Yılmaz, okullara imam gönderilmesini PİRHA’ya değerlendirdi. Yılmaz,

    Pedagojik eğitim olmayan imamların öğrenciler ile bir araya getirilmemesi gerektiğini ifade eden Yılmaz, “23 Mayıs itibariyle Eskişehir il Milli Eğitim Müdürlüğü ve müftülük arasında yapılan protokol dahilinde eğitimin tüm kademelerinde faaliyet gösteren okullarımızdaki tüm öğrencilerimize milli, manevi, ahlaki, insani ve kültürel değerlerin benimsetilmesi maksadıyla müftülük bünyesinde imamların ders vereceği bilgisini almış bulunmaktayız. Öğrenci-Veli Derneği olarak tüm bu protokollerin iptal edilmesini talep ediyoruz. Çünkü pedagoji biliminden uzak bu kişilerin çocuklarımızla yüzleştirilmesini istemiyoruz” dedi.

    “YASAL İŞLEMLERİ BAŞLATACAĞIZ”

    Yılmaz şöyle devam etti:

    “Diğer taraftan okulun dışından gelecek kişi ve kurumlar öğrenci velilerinden izin alınmadan asla çocuklarımızla yüzleştirilmemelidir. Onların anlatıları ve dersleri ile yüzleşmemelidir. Bu konuda Öğrenci-Veli Derneği olarak tüm yasal işlemleri başlatacağımızı ve konunun arkasında olacağımızı paylaşmak istiyorum.”

    Dilan ŞİMŞEK/İSTANBUL

     

  • ‘MEB, depremden etkilenen öğrenci ve eğitimcilerin sorunlarını nasıl çözecek?’-VİDEO

    ‘MEB, depremden etkilenen öğrenci ve eğitimcilerin sorunlarını nasıl çözecek?’-VİDEO

    PİRHA-Eğitim-Sen Genel Sekreteri İkram Atabay, depremde eğitim emekçilerin yaşadığı sorunlara dikkat çekerek, “Tayin hakkı tanınmayan eğitim emekçilerinin konaklama, barınma sorunu nasıl olacak? Konteyner okullardaki fiziki altyapı nasıl olacak? Bunların bir şekilde değerlendirilmesi gerekiyor” dedi.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası, (Eğitim-Sen) Merkez Yürütme Kurulu Üyeleri’nin (MYK) katılımıyla deprem bölgesindeki şube yöneticileriyle toplantı düzenledi. Toplantı öncesi basına açıklamada bulunan Eğitim-Sen Genel Sekreteri İkram Atabay, doğa olayının bir felakete dönüşmesinin ranta dayalı bir politikanın sonucu olduğunu belirterek, “Çarpık bir kentleşme, insanı değersiz gören bir yaklaşım, bu felaketteki can kayıplarının neden bu kadar olduğunun açık bir göstergesidir” dedi.

    Depremin etkisinin daha da uzun süre devam edeceğinin altını çizen Atabay, bir yol haritasının belirlenmesine ihtiyaç olduğunu söyledi.

    Çocukların, deprem travmasının etkisinden kurtulması için bir an önce okullara kavuşması gerektiğine dikkat çeken Atabay, “Tabii biz okullar açılsın derken bu sene sağlıklı bir eğitim, öğretim faaliyetinin yürütülemeyeceğinin de farkındayız. Sadece depremin etkilediği iller değil, tüm illerde bu travmanın etkisi uzun vadeli olacak. Ama çocuklarımızı da bu travmadan kurtarmak zorundayız” diye konuştu.

    Travma yaşayan, evini, ailesini kaybeden, okulu yıkılmış olan bütün eğitim emekçilerine tayin hakkı verilmesi yönünde talepte bulunduklarını söyleyen Atabay, ancak Milli Eğitim Bakanının bu önerileri dikkat almayıp sınırlandırdığını aktardı. Atabay, “Her ilde, her ilçede aynı müfredatı uygulayarak bir eğitim, öğretim faaliyeti bu dönem sürdüremezsiniz. Lokal bir yaklaşımın olması gerekiyor. Çünkü her kentin etkilenme durumu birbirinden farklı” ifadelerine yer verdi.

    “EĞİTİM EMEKÇİLERİNİN KONAKLAMA SORUNU NASIL OLACAK?”

    “Konteyner okullardaki fiziki altyapı nasıl olacak?” diye soran Atabay, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Çocukların oyun mekanları nasıl olacak? Eğitim emekçilerinin sağlıklı bir şekilde eğitim-öğretim faaliyetini kısmen de olsa yürütebilecek mi? Bunların hepsinin hesaplanması, sağlıklı bir şekilde planlanmasını yapılması gerekiyor. Tayin hakkı tanınmayan eğitim emekçilerinin konaklama sorunu nasıl olacak? Barınma sorunu nasıl olacak? Bunların bir şekilde değerlendirilmesi gerekiyor. Tabii bu taleplerimizin hepsini biz Milli Eğitim Bakanlığına ilettik. Depreme dair çalışmalarımızı bundan sonra daha organizeli bir şekilde yapmak zorundayız.”

    PİRHA/MERSİN

  • Gençlerin ‘uzaktan eğitim’ tepkisi: Darbe, deprem, koronavirüs gördük ama eğitim görmedik-VİDEO

    Gençlerin ‘uzaktan eğitim’ tepkisi: Darbe, deprem, koronavirüs gördük ama eğitim görmedik-VİDEO

    PİRHA-Garip Dede Cemevi’nden deprem bölgelerine gönderilecek yardım malzemelerinin hazırlanmasında gönüllü olan üniversite öğrencileri, YÖK’ün uzaktan eğitim kararına tepki gösterdi. Gençler, “Darbesinden, depremine, koronavirüsten, karantinaya kadar her şeyi gördük ama eğitim görmedik” yorumunda bulundu.

    Merkez üssü Maraş olan ve 10 ili etkileyen depremlerin ardından Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) kararıyla üniversitelerde uzaktan eğitime geçildi açıklanmıştı. Alevi kurumları tarafından deprem bölgelerine gönderilmek üzere İstanbul Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Cemevi’nde toplanan yardım malzemelerini kolileyerek, tırlara yükleyen gönüllü gençler, uzaktan eğitim kararını CAN TV mikrofonuna değerlendirdi.

    “İLK HARCANAN ŞEY EĞİTİM OLMAMALI”

    Sağlık bölümünde okuyan bir genç YÖK’ün kararını eleştirirken, “Uzaktan eğitime kesinlikle katılmıyorum. Hiçbir şekilde verimli olduğunu düşünmüyorum. Sağlık öğrencisiyim. Radyoterapi okuyorum. Yaptığım işin zorlukları çok yüksek. Kanser hastalarına ışın tedavisi uyguluyoruz. Yapacağımız en ufak bir hata onların belki de canına mal olabilir. Yüz yüze eğitim daha iyi olur. Uzaktan eğitimde bir disiplin de yok. Onun dışında sosyalleşme konusunda da ciddi zarara uğruyoruz. Bu süreçte ilk harcanması gereken şey eğitim olmamalı” dedi.

    Bir başka sağlık öğrencisi de “Hekimliğin uzaktan eğitimle olmayacağını düşünüyorum. Okulumuz yüz yüze eğitim yapacaktı fakat YÖK’ün kararı nedeniyle uzaktan eğitim yapılacağı söylendi. İlk senemde de uzaktan eğitim oldu” ifadelerini kullandı.

    “DARBE, DEPREM, KORONAVİRÜS GÖRDÜK AMA EĞİTİM GÖRMEDİK”

    Bir diğer gönüllü genç ise “İlk gözden çıkarılan eğitimin olduğunu ve pandemide de benzer şeylerin yaşandığını biliyoruz. Seçimlerde yaklaşırken böyle fırsatlardan yararlanıyorlar” diye konuştu.

    Gönüllülerden biri de “Darbesinden, depremine, koronavirüsten, karantinaya kadar her şeyi gördük ama eğitim görmedik” yorumunda bulundu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Mersin’deki okullar alarm veriyor!-VİDEO

    Mersin’deki okullar alarm veriyor!-VİDEO

    PİRHA-  Maraş Pazarcık, Elbistan ve Hatay merkezli depremlerin etkilediği kentlerden biri olan Mersin’de onlarca okulda hasar oluştu. Bazı okullar tahliye edilip uzaktan eğitime geçilirken, bazı okullarda ise birleştirme kararı alındı. Konuya dair açıklama yapan Mersin Eğitim-Sen Şube Başkanı Mahmut Sümbül, yetkililerin sorumluluklarını derhal yerine getirmesi çağrısında bulundu.

    Maraş Elbistan ve Pazarcık merkezli yaşanan deprem felaketinde 13.5 milyon yurttaş etkilenirken, onbinlerce yurttaş hayatını kaybetti ve 100 bini aşkın yurttaş da yaralandı. Mersin, Ankara, Antalya gibi kentlere büyük göç yaşanırken, deprem bölgesinde kalan yurttaşların gıda, barınam ve hijyen koşulları sağlanabilmiş değil.

    Göçün yaşandığı kentlerin başında gelen Mersin’de, okullar alarm veriyor. Depremin etkilediği kentte onlarca okulda hasar tespit edilirken, bazı okullarda çalışmalar devam ediyor.

    İl Milli Eğitim Müdürlüğü hasarın oluştuğu okulların bazılarını tahliye edip uzaktan eğitime geçerken, bazı okulların öğrencilerinin ise yakınında bulunan okullara taşındığı ortaya çıktı.

    “MEB’İ UYARDIK”

    Konuya ilişkin PİRHA‘ya konuşan Mersin Eğitim-Sen Şube Başkanı Mahmut Sümbül, bir gün içinde bir çok okuldan kendilerine bilgi geldiğini ve yıllardır ifade ettikleri okulların depreme uygun olmadığı tespitlerinin doğru çıktığını söyledi.

    Milli Eğitim Bakanlığı’nı deprem öncesi ve ilk deprem sonrası uyardıklarını ifade eden Sümbül, okullarda bir an önce tedbirlerin alınması ve tüm eğitim bileşenlerinin sağlıklı ve can güvenliğinin olduğu ortamlarda eğitim-öğretimi sağlaması çağrısında bulundu.

    Sürecin takipçisi olacaklarını aktaran Sümbül, başta İl Milli Eğitim Müdürlüğü olmak üzere üzere yetkililerle görüşeceklerini belirtti.

    Göç alan bir kentin okullarının arttırılması gerektiğinin altını çizen Sümbül, okul mevcutlarının arttığı bir süreçte hazırlığın yetersizliğinin kabul edilemez olduğunu ifade etti.

    Diren KESER/MERSİN

  • Okmeydanı Cemevi’nde çocuklar için 29 Ocak’ta sihirbaz gösterisi yapılacak

    Okmeydanı Cemevi’nde çocuklar için 29 Ocak’ta sihirbaz gösterisi yapılacak

    PİRHA-Okulların yarı yıl tatiline girmesiyle beraber çocuklar için 29 Ocak Pazar günü sihirbaz gösterisi yapılacağını duyuran Okmeydanı Cemevi, “Bu sene sevgili Özgür Kapmaz canımızın Sihirbaz Gösterisi ile çocuklarımızı, yarınlarımızı mutlu etmek, güldürmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    Okmeydanı Cemevi, “Sömestr tatilinde, hadi çocuklar eğlenmeye” başlığıyla 29 Ocak Pazar günü sihirbaz gösterisi yapılacağını duyurdu. Özgür Kapmaz tarafından yapılacak olan gösteri saat 15.00’te başlayacak. Okmeydanı Cemevi tarafından yapılan paylaşımda şu ifadeler kullanıldı:

    “Her sene okulların yarı yıl tatili sonrası Okmeydanı Cemevi Gençlik Komisyonumuzun yaptığı eğlence etkinliklerinde bu sene sevgili Özgür Kapmaz canımızın Sihirbaz Gösterisi ile çocuklarımızı, yarınlarımızı mutlu etmek, güldürmek istiyoruz. 29 Ocak Pazar günü Saat 15.00’da tüm çocuklarımızı Okmeydanı Cemevimizin konferans salonuna bekliyoruz.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Caner Gökmen: Alanya’da bir mücadele varsa merkezi biziz; kadınlar önde-VİDEO

    Caner Gökmen: Alanya’da bir mücadele varsa merkezi biziz; kadınlar önde-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Alanya Şube Yönetim Kurulu Üyesi Caner Gökmen, Alanya’da aktif bir çalışma yürüttüklerini belirterek, bu çalışmalarla örnek olduklarını ifade etti.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Alanya Şube Yönetim Kurulu Üyesi Caner Gökmen, şubedeki çalışmaları hakkında PİRHA‘ya konuştu.

    “PANDEMİ DÖNEMİNDE SARSILDIK

    PSAKD Alanya Şubesi’nde bağlama eğitimi verdiğini aktaran Gökmen, “Bağlama kursları gençlere yönelik olduğu için pandemi öncesine kadar iyi bir kitlemiz vardı ve gelenleri koro çalışmalarına da dahil ettik. Pandemi döneminde sarsıldık. Aslında ekonomik açıdan da öğrenciler açısından da zor bir dönem geçti ve bu durum hala da devam ediyor” dedi.

    “GENÇLERLE İLGİLİ SORUNLARI İYİ TAHLİL ETMELİYİZ

    Gençlerin özellikle de üniversiteli gençlerin yaşadıkları sıkıntılara dikkat çeken Gökmen, “Çoğu okullarını bırakıp gittiler. Türkiye’de konaklama ile ilgili sıkıntı var. Bunun merkezi Antalya ve Alanya bölgesidir. Gençlerle ilgili sorunları iyi tahlil etmek ve örgütleme bilicini değiştirmek, çalışmaları daha farklı yapmak lazım” şeklinde konuştu.

    “KADINLAR ÖNDE OLMALI

    “Aleviler olarak iktidardan haklarımızı istiyoruz” diyen Caner Gökmen, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Alanya’da biz çok aktifiz. Alanya’da bir mücadele varsa onun merkezi biziz. Eğer bir irade varsa kadınların önde olması gerekiyor. Biz bu düşünceyi burada gösterdik. 1 Mayıs’a çıkıyoruz, 15 kadın sahnede marşlar söylüyor, meydanlara çıkıyorsunuz kadınlar sunumları yapıyorlar. Bu anlamda bir şeyler yapıyoruz.

    Bizim bu çalışmalarımız diğer örgütlerle de etkileşim halinde olmamızı sağladı. Mesela Antalya’daki örgütler bizim ne yapacağınızı merak ederek konserlerimizi gelip izliyorlar. Akdeniz bölgesinde ilk Şeyh Bedrettin Destanını yapan, sahneleyen biziz.”

    Cebrail ARSLAN/ALANYA

     

  • İstanbul’da ulaşıma yüzde 29.10 zam yapıldı

    İstanbul’da ulaşıma yüzde 29.10 zam yapıldı

    PİRHA-İstanbul’da toplu ulaşıma yüzde 29.10 zam yapıldı. Tam elektronik bilet ücreti 7,67 liradan 9,90 liraya, tam abonman ücret 602 TL’den 777 TL’ye, öğrenci abonman ücreti ise 109 TL’den 140 TL’ye yükseltildi.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Ulaşım Koordinasyon Müdürlüğü (UKOME) toplantısında toplu taşıma ücretlerine yüzde 29.10 zam kararı alındı. 2023 yılından itibaren tam bilet ücreti 7,67 liradan 9,90 liraya çıkarıldı. Sarı taksi kısa mesafe ücreti 28 liradan 40 liraya, minibüs indi bindi ücreti de 5,25 TL liradan 7 liraya yükseltildi.

    Yüzde 29,1’lik zamma göre yeni ücret tarifeleri şöyle:

    Tam elektronik bilet ücreti 7,67 TL’den 9,90 TL, öğrenci elektronik bilet ücreti 3,74 TL’den 4,83 TL, öğrenci minibüs ücreti, 3.50 TL’den 5 TL’ye, öğretmen elektronik bilet ücreti 5,49 TL’den 7,09 TL, tam abonman ücreti 602 TL’den 777 TL, öğrenci abonman ücreti 109 TL’den 140 TL, sarı taksi taksimetre açılış ücreti 9,80 TL’den 12,65 TL, sarı taksi mesafe ücreti km başına 6,30 TL’den 8,51 TL, sarı taksi zaman tarifesi ücreti saatlik 67,20 TL’den 100,80 TL, sarı taksi kısa mesafe ücreti 28 TL’den 40 TL, minibüs İndi Bindi Ücreti 5,25 TL’den 7 TL, okul servisi 0-1 Km Ücreti 660 TL’den 792 TL, personel servisi 10-17 Koltuk (Minibüs) Ücreti 352,15 TL’den 422,41 TL’ye çıkarıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Bursa Dersimliler Derneği’nden öğrencilere destek kahvaltısı 20 Kasım’da

    Bursa Dersimliler Derneği’nden öğrencilere destek kahvaltısı 20 Kasım’da

    PİRHA- Bursa Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği, ihtiyacı olan öğrencilere destek amacıyla kahvaltı düzenledi. Etkinlik, 20 Kasım’da Atalay Grup Dora Salon’da saat 10.00-12.00 arasında yapılacak. 

    Bursa Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği, ihtiyaç sahibi öğrencilere destek kahvaltısı düzenledi.

    “Eğitim seferberliğine sen de katıl” çağrısı yapan dernek, etkinliğin 20 Kasım’da Atalay Grup Dora Salon’da saat 10.00-12.00 arasında yapılacağını duyurdu.

    PİRHA/ BURSA

     

  • İran’da öğrenciler direnirken, öğretmenler de greve çıktı

    İran’da öğrenciler direnirken, öğretmenler de greve çıktı

    İran ve Rojhilat kentlerinde öğrenciler sokaklarda direnmeye devam ederken, üniversite hocaları ve öğretmenler ise greve giderek protestolara destek verdi. 
    İran ve Rojhilat kentlerinde, Jîna Emînî’nin katledilmesi sonrası başlayan protesto eylemleri aralıksız bir şekilde devam ediyor.
    Dün Kirmaşan Razi Üniversitesi, Zahidan Tıp Bilimleri Üniversitesi, Tahran Sosyal Bilimler Üniversitesi, Şerif Üniversitesi, Emir Kebir Üniversitesi, Tahran Üniversitesi, Meşhed Firdevsi Üniversitesi ve İsfahan Üniversitesi başta olmak üzere birçok okulda öğrenciler protesto eylemleri gerçekleştirdi.
    Mesleki Öğretmen Sendikaları Koordinasyon Komitesi’nin çağrısıyla öğretmenler de greve giderek, protestolara destek verdi. Meriwan, Ciwanro ve Seqiz’deki çoğu okulda öğretmenler okulları boykot etti. Protestolarda öğrenci ile öğretmenlerin katledilmesi ve tutuklanması kınandı.
    (HABER MERKEZİ)