Etiket: öğrenci

  • Barınamıyoruz Hareketi: Ankara bizi hesaplaşmaya çağırdı, hesabı görmeye gidiyoruz-VİDEO

    Barınamıyoruz Hareketi: Ankara bizi hesaplaşmaya çağırdı, hesabı görmeye gidiyoruz-VİDEO

    PİRHA-Üniversiteli öğrenciler, barınma sorununa ilişkin seslerini duyurmak için 12 Aralık Pazar günü Ankara’da olacaklarını duyurdu. Barınamıyoruz Hareketi’nden Arda Yüksel, “Bütün sorunlarımızın kaynağının orada olduğunu biliyoruz. Aslında Ankara bizi hesaplaşmaya çağırdı. Biz o hesabı görmeye gidiyoruz” dedi.

    “Çantalarımızı yastık, bankları yatağımız yaptık” diyerek parklarda yatan ve bütün gözleri barınma sorununa çeken üniversite öğrencileri 12 Aralık Pazar Ankara’da olacaklarını duyurdu. Park nöbetleri sona erdikten sonra basının ilgisi azalsa da öğrenciler, barınma sorununa temel bir çözüm için mücadele etmeye devam ediyor. Türkiye’nin birçok şehrinden üniversiteli, “Bütün bu sorunlarımızın kaynağının Ankara’da olduğunu biliyoruz. Ankara bizi hesaplaşmaya çağırdı. Hesabı görmeye gidiyoruz” diyerek Ankara’ya yönelecek.

    12 Aralık Pazar gününe yapılan çağrı öncesi, başladığı andan itibaren Barınamıyoruz Hareketi’nin içinde yer alan Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğrencisi Arda Yüksel ile eylem sürecini, üniversitelilerin sorunlarını, cemaat yurtlarını ve Ankara yolculuğunu konuştuk.

    PİRHA: Türkiye, Barınamıyoruz Hareketi’ni parklarda ve sokaklarda sabahlayan üniversite öğrencileri ile tanıdı. O dönem gerçekleştirilen nöbetler dikkat çekti. Fakat nöbetlerin sonlanmasıyla basının da ilgisi azaldı. İlk günden bugüne süreci kısaca nasıl anlatırsınız?

    ARDA YÜKSEL: İlk nöbetimiz 19 Eylül’dü. Nöbete çıkmadan önce şu herkes için gündem olmuştu: Kiralar fırladı. Zaten ev bulunamıyor. Bütçeye uydurup, kalabildiğimiz evler de “Orada barınacaksak, hiç barınmayalım” diyebileceğimiz evler. Öğrenciler için çok büyük bir yurt sorunu oluştu. Bütün bunlardan ötürü böyle bir harekete ihtiyaç olduğu düşünüldü ve başlatıldı. Parklarda yatarak ve dayanışmayı büyüterek başladık. O süreçte ne kadar çok insanın böyle bir derdi olduğunu gördük. Güzel bir dayanışma oldu. Battaniyesiyle, çorbasıyla destek verenler oldu.

    Ne yaptıysak yine kendimiz yapmış olduk. Devlet dediğimiz taraftan gelen bir şey yok. Bu sorunu çözmeden de vereceği hiçbir şeyi kabul etmeyecektik. Bu sürecin yalnız öğrencilerin bir barınma sorunu olmadığı aşikâr. Bunu biz de biliyorduk. Başlarken öğrenci ve gençlik özneleri ile yola çıktık. Milyonlara sesimizi duyurduysak, milyonlar da bize seslerini duyurdu.

    Atık kağıt işçilerinin depolarındaki barınma sorunundan, bir başka yoksulluk süreci geçiren insanların barınma sorunundan, LGBTİ+’ların yaşadıkları alanlardan atılmasına kadar birçok ezilen tarafın sorunuydu. Biz bir şey yapmadan devletin bu sorunu çözmeyeceğini biliyorduk. O yüzden bir aylık süre verdik. İnsanlar şunu gördü: Çözüm oradan gelmeyecek. Ama biz bu bir ayda ne yapacağız?

    PİRHA: Barınamıyoruz Hareketi en başta iki şeyi başardı. Ortada ciddi bir sorun vardı ve bu sorun yalnız öğrencilerin değil; bir bütün vatandaşların sorunuydu. Bunu gözler önüne serdi. İkinci olarak da ortada bir sorunun olmadığını savunan siyasi iktidara geri adım attırarak sorunun varlığını kabul ettirdi. Hareketin görünür kıldığı krizi nasıl tarif edersiniz? 

    Bütün tarihimize baktığımızda devrimci, demokrat, toplumsal muhalefetin harekete geçerek bir şeyleri harekete geçirdiğini gördük. Bu süreçte de başta inkar edildi. Bu sorun zaten herkesin gündemindeyken biz de üzerine gittik ve hareketle öne çıktı. Öğretmenevlerinde yerler açıldı. Belediye bir yerler açtı. Üsküdar’da öğrencilerin faturaları karşılandı.

    Bunların hiçbiri onların lütfu olmadı aslında. Bu hareket bunları yaptırmış oldu. İnkar edileni Kabul ettirdik. Barınma meselesi sadece dört duvar içerisinde yaşayıp, yaşamama sorunu da değil. O dört duvar içerisinde nasıl yaşadığımız, nasıl bir dört duvar arasında yaşadığımız… Temelde yine bir yoksulluk ve adaletsizlik problemi var. Bu kriz, ekonomik olduğu kadar siyasal bir kriz. Hareket olarak burayı deşeceğiz.

    PİRHA: Geçtiğimiz günlerde Antalya’daki bir cemaat yurdunda üniversiteli bir genç, yurtta çalışan kişi tarafından vahşice katledildi. Devletin eksik bıraktığı yerleri dolduran ve buraları hem gelir hem de örgütlenme aracı olarak kullanan cemaat yurtları cinsel istismar, yangın, cinayet vs. gibi konular ile gündeme geliyor. Son yaşananlar ile bu duruma nasıl bakıyorsunuz?

    Bardak çok kere taştı aslında. Ankara’ya giderken hareketimiz içerisinde çok farklı bir hissiyat uyandırdı. Cemaat yurtları devlet destekli örgütlenme yerleri olduğundan dolayı yoksul öğrenciler için ucuz olabiliyor. İnsanlar, cemaatleri sevsin veya sevmesin bir bakıma o yurtlara mecbur bırakılıyor. Rıza üretiliyor. Bu arkadaşımızın katili yalnız onu orada öldüren değil, o yurdun cemaati, cemaatin yurtla ilişkisini kuran doğrudan devletin ve ucuzluk, pahalılık sorununu yaratan sermayenin kendisidir. Tam olarak Ankara aslında.

    Arkadaşımızın davasını ve kavgasını Ankara’ya taşıyacağız. Saklamak istedikleri bir mesele oldu bu. Geçen bir gazeteci arkadaşımız haber yapmak için oraya gitti. Antalya’ya gider gitmez gözaltına alındı. Bir şekilde basın da engellendi. Çünkü haklıyız. Haklı olduğumuzun en acı göstergesi. Bunun görülmesini istemiyorlar ama en görünür şekilde Ankara’ya taşıyacağız.

    PİRHA: Üniversiteli gençlerin sorunu yalnız barınma ile sınırlı değil muhakkak. Milyonlarca öğrenci ağır kredi borçlarıyla mezun oluyor. İşsizlik, gelecek kaygısı vb. gibi de sorunlar devam ediyor. Bir üniversiteli olarak var olan sorunlarınızı mevcut ekonomik ve siyasal kriz ekseninde nasıl sıralarsınız?

    Kapitalizm gençlere eskiden bir hayal satabiliyordu. Üniversiteleri bir sınıf atlama kurumu gibi gösterebiliyordu. Geldiğimiz noktada yaşanan krizle bize vaat edilen hiçbir şey yok. Artık o sahte hayalleri de satamıyorlar. Üniversite öğrencisi şunu biliyor: 30 yaşına geldiğinde bir mülk sahibi olamayacak. Üniversitenin akademik boyutuna geldiğimizde ise özellikle son beş-altı senedir akademide derin bir baskı var. Bu baskı akademik tartışmalara, bilimsel üretime, hak arama mücadelelerinin üniversitelerde kısıtlanmasına kadar geldi.

    Üniversitelerde polislerin varlığı, özel güvenliklerin polisle çalışması, faşist çetelerin oluşturulması, devrimci öğrencilere karşı yapılan saldırılar… Bütün bunları dikkate aldığımızda; öğrenci barınamıyor, geleceği yok. Bu sistemin bizle olumlu olan hiçbir tarafı yok. Tamamen bir karşıtlık üzerinden ilişkileniyor bizimle. Biz de aynı şekilde.

    PİRHA: Barınamıyor Hareketi 12 Aralık Pazar günü Ankara’da olacağını duyurdu. Ne yapacaksınız? 

    Barınamıyoruz Hareketi çok büyüyen bir hareket oldu. Herkes Ankara’ya gelmek istiyor. Onun da bir şekilde yollarını arıyoruz. Çünkü Ankara’ya gitmek için de para gerekiyor. İstanbul ve İzmir’den dayanışmamızın neticesinde ücretsiz araçlar kaldıracağız. Ankara’ya gidilme sebeplerinden birincisi şu: Bütün bu sorunların kaynağının orada olduğunu biliyoruz. Yaşadığımız koşulları bize dayatanlar orada.

    Aslında Ankara bizi hesaplaşmaya çağırdı. Tercih de etmedik belki de. Biz o hesabı görmeye gidiyoruz. 12 Aralık’ta bütçe görüşmesi olacak. 13’ünde de bir karar çıkacak. O bütçe mecliste görüşülürken, bu sorunu yaşayan asıl insanlar orada yok. “Bizi görmezden gelemezsiniz. Buradayız. Bizden bağımsız olamaz. Ya meclistekiler gelecek ya da biz o meclise gidiyoruz” diyeceğiz.

    Barış KOP / İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    1. Barınamıyoruz Hareketi 12 Aralık’ta Ankara’ya gidiyor-VİDEO
    2. İstanbul’da Barınamıyoruz Hareketi: Çantalarımızı yastık, bankları yatağımız yaptık-VİDEO
  • Dersi bölüp öğrencileri ‘Kur’an talimi’ne götürdüler; öğretmeni din düşmanı ilan ettiler

    Dersi bölüp öğrencileri ‘Kur’an talimi’ne götürdüler; öğretmeni din düşmanı ilan ettiler

    PİRHA-Ankara’da bir okulda ders sırasında sınıftan çıkartılan öğrencilere okulun mescidinde ‘Kur’an talimi’ yaptırıldı. Dersinin bölünmesi ve öğrencilerin çıkarılmasına izin vermeyen öğretmen ise ‘din ve türban düşmanı’ olarak suçlandı. 

    Birgün Gazetesi’nden Mustafa Bildircin‘in haberine göre Ankara’da bulunan bir ortaokulda öğrencilerin, ders sırasında sınıftan çıkartılarak mescide götürüldüğü ve ‘Kur’ an talimine’ maruz bırakıldıkları ortaya çıktı. Asımın Nesli Kur’an Kursu’ndan olduğu belirtilen bir kişinin, okul müdürünün onayıyla öğrencileri dersin ortasında sınıftan çıkararak, okulun zemin katında bulunan mescide götürdüğü ve 15-20 dakika kadar süren Kur’an talimi yaptığı öğrenildi.

    Okulda görev yapan bir öğretmenin ise “Burada normal bir eğitim ortamı kalmadı” diyerek Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne şikayette bulunduğu ifade edildi. Dersinin bölünerek, öğrencilerin çıkarılmasına izin vermeyen öğretmen hakkında “din ve türban karşıtı, Osmanlı düşmanı” gibi suçlamalar yapıldığı kaydedildi.

    “DERS SIRASINDA OKULUN MESCİDİNDE KUR’AN TALİMİ”

    Ankara Şehit Sıddık Uluocak İmam Hatip Ortaokulu müdürünün, okulda görev yapan bir öğretmene konuya ilişkin “İsmi yazılı öğrencilerin, veli izni ile ders saatlerinde Asımın Nesli Kur’an Kursu öğretmeni Safiye Hanım tarafından ezberleri alınacaktır. Safiye Hanım’a bu hususta yardımcı olursanız sevinirim. Bu hususta velilerimizin dilekçeleri mevcuttur. Safiye Hanım, 10 öğrencimize teker teker sizlerden izin alarak zemin kattaki kızlar mescidinde Kur’an talimi verecektir” şeklinde mesaj attığı belirtildi.

    “NORMAL BİR EĞİTİM ORTAMI KALMADI”

    Dersinin bölünerek, öğrencilerin sınıftan çıkarılmasına tepki gösteren öğretmen, Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne şikayet başvurusunda bulundu. Öğrencilerin, okulun dışından gelen kişilere emanet edildiğini söyleyen öğretmen, “Normal bir eğitim öğretim ortamı kalmadı” dedi.

    İZİN VERMEYEN ÖĞRETMENE ‘DİN VE TÜRBAN KARŞITI’ GİBİ SUÇLAMALAR YÖNELTİLDİ

    İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne yapılan şikayet başvurusunda ise şu ifadelere yer verildi:

    “Okul müdürü, okul civarında konumlandığını düşündüğüm, kendi tabiriyle ‘Medreseden’ olan kişi veya kişilerin okula sürekli olarak gelmesine müsaade etmiştir. Zaten MEB personeli olmadıkları ve yasal bir göreve sahip olmadıkları anlaşılan bu meçhul kişi veya kişilere okulda yer temin ederek, amacı ve içeriği de meçhul olan bir konuda rahatça çalışmalarını sağlamıştır. Öğrencilerin ders saatleri içerisinde alınmasına izin vermemem nedeniyle bana, ‘din ve türban karşıtı, Osmanlı düşmanı’ gibi aslı astarı olmayan suçlamalar yöneltmiştir.”

    (HABER MERKEZİ)

  • 13 yaşındaki Duran Ege’nin saz sevgisi: Cemevinde olmaktan mutluyum-VİDEO

    13 yaşındaki Duran Ege’nin saz sevgisi: Cemevinde olmaktan mutluyum-VİDEO

    PİRHA-Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi’nin saz kursuna giden 13 yaşındaki Duran Ege Yılmaz, saza duyduğu ilgiyi PİRHA’ya anlattı. Cemevinde mutlu olduğunu, ortamı sıcak bulduğunu belirten Duran Ege, yakın zamanda hem çalıp hem türküler söyleyeceğini kaydetti. 

    Antalya’nın Konyaaltı  ilçesinde yaşayan 13 yaşındaki Duran Ege Yılmaz, Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi’ndeki saz kursuna gidiyor. Duran Ege müziğe özellikle türkülere oldukça ilgili. Kendisine Ahmet Kayayı örnek aldığını söyleyen Duran Ege, cemevinde olmaktan mutlu olduğunu vurguladı.

    Duran Ege Yılmaz, müziğe ve saza olan ilgisini PİRHA‘ya anlattı.

    PİRHA: Burada birden fazla enstrüman varken neden sazı tercih ettin?

    DURAN EGE YILMAZ: Saza merakım vardı. Ayrıca ses yapısının güzel olmasından dolayı tercih ettim. Babam da saz çalıyor. Birlikte çalıp söyleyebilmek, babama eşlik edebilmek istiyorum.

    -Peki, kendine örnek aldığın sanatçı veya ozan var mı?

    Ahmet Kaya’yı örnek alıyorum. Çok iyi saz çalıyor. Sesi çok güzel onu dinliyorum.

    -Peki saz çalmanın derslerine olumlu ya da olumsuz etkisi oluyor mu?

    Saz çalmam derslerime olumlu etkisi oldu. Hem cemevinde hem okulda arkadaşlarım benden saz çalmamı istiyorlar. Daha fazla arkadaşım ve samimi ortam oldu.

    -Peki neden başka bir kurs yeri değil de cemevini tercih ettin?

    İlk önce buraya gelmemin sebebi hem evimize yakın olması hem de iyi bir eğitim verilmesi. Ailemde babam saz çalıyor ben de başlayayım dedim ve başladım. Hala çalıyorum.

    -Peki, böyle bir ortamda saz öğrenmen sende nasıl bir duygu yaratıyor?

    Cemevinde olmaktan mutluyum burası bana çok sıcak geldi. Çalıyorum ama söyleyemiyorum.

    -Peki ne zaman çalıp söyleyeceksin?

    Yakında.

    -Haftada kaç gün geliyorsun?

    Haftada bir gün geliyorum. Bir buçuk saat burada çalışıyorum.

    -Peki ailenden seninle birlikte cemevine gelen var mı?

    Babam geliyordu sonra ara verdi. Genelde işi oluyor o yüzden gelemiyor.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

     

  • Alevi Vakıfları Federasyonu, yüksek lisans ve doktora öğrencilerine burs verecek

    Alevi Vakıfları Federasyonu, yüksek lisans ve doktora öğrencilerine burs verecek

    PİRHA-Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) Alevi-Bektaşi inanç ve kültürüne yönelik bilimsel çalışma yapan yüksek lisans ve doktora öğrencilerine burs vereceğini duyurdu.

    Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) yüksek lisans ve doktora düzeyinde Alevi-Bektaşi inanç ve kültürüne yönelik bilimsel çalışma yapan akademisyen adaylarını desteklemek amacıyla 8 ay burs vereceğini duyurdu. İnternet sitesinden açıklama yapan AVF, burs başvurusunda bulunmak isteyen öğrencilerin gerekli evrakları doldurarak işlem yapabileceğini belirtti.

    AVF, burs duyurusunda şunları belirtti:

    “Yüksek lisans ve doktora düzeyinde Alevi-Bektaşi inanç ve kültürüne yönelik bilimsel çalışma yapan akademisyen adaylarımızı desteklemek ve gençlerimizi bilime olan inancımız doğrultusunda özendirmek amacıyla yılda 8 ay olmak üzere burs verilecektir.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Dersim Yenigün Kadın Dayanışma Derneği: Kadınların yanında, tacizcilerin karşısındayız-VİDEO

    Dersim Yenigün Kadın Dayanışma Derneği: Kadınların yanında, tacizcilerin karşısındayız-VİDEO

    PİRHA-Dersim’deki kadın öğrencilerin son dönemde yaşadığı taciz ve diğer sorunlara ilişkin Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması yapan Yenigün Kadın Dayanışma Derneği, “Kalacak yer bulamayınca geceyi sokakta geçirmek zorunda kalan öğrenciler çok defa tacize maruz kalmıştır. Kolluk güçlerine durumu bildirdiklerinde ise gece geç saatte sokakta oldukları için yaşadıklarını hak ettikleri ima edilmiştir” ifadelerine yer verdi.

    levitra generique

    Yenigün Kadın Dayanışma Derneği, kadın öğrencilerin son dönemde yaşadığı taciz ve diğer sorunlara ilişkin Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklama sırasında “Okulda, yurtta, sokakta tacize karşı kadınlar ayakta” yazılı pankart açıldı. Basın metnini ise Yenigün Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Çağla Yolaşan okudu. Üniversitelerin yeni öğretim yılına başlamasıyla birlikte, yurtların yetersiz olması nedeniyle öğrencilerin barınma sorununun ortaya çıktığını belirten Yolaşan, “Gerek ekonomik krizin derinleşmesi gerekse alternatif barınma koşullarının devlet tarafından sağlanamaması nedeniyle pek çok öğrenci sokakta kaldı. Munzur Üniversitesi öğrencilerinin de aynı sorunla karşı karşıya kalması neticesinde bazı öğrenciler okullarını dondurup evlerine dönmek zorunda kalırken, bazılarıysa okuyabilmek için kendilerine çözümler bulmaya çalıştılar” dedi.

    “KADIN ÖĞRENCİLER YURDA GİDERKEN TACİZ EDİLİYOR”

    Yolaşan, yalnız barınma sorunu değil aynı zamanda kadın öğrenciler açısından güvenlik sorunu olduğunu da ifade ederek; şöyle konuştu: “Derneğimize başvuran öğrencilerin aktardıklarına göre kalacak yer bulamayınca geceyi sokakta geçirmek zorunda kalan öğrenciler, çok defa tacize maruz kalmış ve kolluk güçlerine durumu bildirdiklerinde ‘gece geç saatte sokakta oldukları için yaşadıklarını hak ettikleri’ ima edilmiştir. Bazı kadın öğrenciler, geçici olarak barındıkları yerlerde yine tacize maruz kalmış ve kaldıkları yerlerdeki yetkililer bu soruna karşı kayıtsız kalmıştır. Yurtların durumu ise diğer yerlerden daha güvenli değil. Şehrin en ücra köşelerine yapılan yurtlar kadın öğrenciler için büyük bir problem. Özellikle hava karardıktan sonra daha da tekinsiz hale gelen yurt yolları, kadın öğrencilerin özgürlük ve güvenlik haklarını gasp eder hale geliyor. Endişeyle bu yolları yürümek zorunda kalan kadınlar, yurda giderken taciz ediliyor.

    “BU KENTTEKİ HİÇBİR KADIN YALNIZ DEĞİLDİR”

    Neredeyse her gün, sokaklarda tacizle mücadele etmek durumunda kalan kadın öğrencilerin haberlerini alıyoruz” diyen Yolaşan, “Güpegündüz ve şehrin en kalabalık yerlerinde alenen kadınları taciz etmekten çekinmeyen bir zorbalıkla karşı karşıyayız. Derneğimiz kurulduğu günden bu yana kadınlara yönelik her türlü şiddet ve ayrımcılıkla mücadele etmiş ve etmeye devam etmektedir. Bugün kadınlar açısından kentin en görünür problemi halini almış olan taciz de kaygı vericidir. Bilinmelidir ki liseden üniversiteye, mahalleden işyerine, sokaktan eve kadar her alanda yaşanan şiddet ve ayrımcılıkta bu kentteki hiçbir kadın yalnız değildir. Her alanda derneğimiz kız kardeşlerinin yanında, tacizcilerin karşısındadır” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/DERSİM

  • Hünkar Hacı Bektaş Veli Vakfı Başkanı Ulusoy, 142 öğrenciye burs sağlayacaklarını açıkladı

    Hünkar Hacı Bektaş Veli Vakfı Başkanı Ulusoy, 142 öğrenciye burs sağlayacaklarını açıkladı

    PİRHA- Hünkar Hacı Bektaş Veli Vakfı Başkanı Veliyettin Ulusoy, maddi imkanı kısıtlı öğrencilere verecekleri burs desteği için 2015 yılında bir fon hesabı oluşturduklarını hatırlatarak, 2021-2022 Eğitim Öğretim Yılında; Ön Lisans, Lisans, Y. Lisans ve Doktora olmak üzere toplam 142 öğrenciye 10 ay süreyle burs desteği sağlayacaklarını açıkladı. Ulusoy, “Yolumuza gönül vermiş sizlerin maddi ve manevi desteğiyle bu hizmetleri yapacağımıza inancım sonsuz” dedi. 

    Hünkar Hacı Bektaş Veli Vakfı Başkanı Veliyettin Ulusoy, maddi imkanı kısıtlı öğrencilere verecekleri burs desteği konusunda bir açıklama yaptı.

    Ulusoy, “Vakfımızın esas amaçlarımızdan birini oluşturan eğitim alanındaki sorunlarımızın çok küçük bir parçasına çözüm olmasını umduğumuz maddi imkânları kısıtlı olan öğrencilerimize burs desteği sağlamaktır. Hünkâr Hacı Bektaş Veli Vakfı olarak; üniversitelerde ön lisans, lisans ve yüksek lisans düzeyinde öğrenim gören başarılı ve maddi imkânları yetersiz öğrencilere burs desteği sağlamak için 2015 yılında bir fon hesabi oluşturduk” dedi.

    Ulusoy, oluşturulan bu fon ile ilgili şu bilgileri verdi?

    “2015-2016 Eğitim Öğretim Yılında; Ön Lisans, Lisans, Y. Lisans olmak üzere toplam 24 öğrenciye,
    2016-2017 Eğitim Öğretim Yılında; Ön Lisans, Lisans, Y. Lisans olmak üzere toplam 56 öğrenciye,
    2017-2018 Eğitim Öğretim Yılında; Ön Lisans, Lisans, Y. Lisans olmak üzere toplam 77 öğrenciye,
    2018-2019 Eğitim Öğretim Yılında; Ön Lisans, Lisans, Y. Lisans olmak üzere toplam 100 öğrenciye,
    2019-2020 Eğitim Öğretim Yılında; Ön Lisans, Lisans, Y. Lisans olmak üzere toplam 126 öğrenciye,
    2020-2021 Eğitim Öğretim Yılında; Ön Lisans, Lisans, Y. Lisans ve Doktora olmak üzere toplam 132 öğrenciye destek sağlandı.
    2021-2022 Eğitim Öğretim Yılında; Ön Lisans, Lisans, Y. Lisans ve Doktora olmak üzere toplam 142 öğrenciye 10 ay süreyle burs desteği sağlayacağız.”

    Açıklamanın devamında şunlar kaydedildi:

    “Hacı Bektaş Veli ve Yunus Emre’nin eşitlikçi ve anti-cinsiyetçi yaşam biçimleri ile Ahi Evran’ın dayanışmacı vasfını; Yolumuza ve insanlık tarihine katmış oldukları değerleri gözeterek 2021-2022 Eğitim Öğretim Yıll Bursumuzu onların anısına adıyoruz. Üç ismin de ürettikleri ve savundukları değerler yedi asır öncesinden kalmadı tersine bütün zamanlar boyunca bizlere seslendiler ve Işık oldular.

    Ülkemizdeki yaşam koşulları ve gündelik hayatın pratikleri dikkate alındığında kadınlar için hayatta kalma ve yaşamak çok daha zor hale getirildiği gözlemlenmektedir. Bu can alıcı hususu dikkate alarak burslarımızın ilk altı yılında kız öğrencilerden yana özellikle pozitif ayrımcılık İlkesini uyguladık. Bu uygulamaya çok daha etkin bir şekilde devam edeceğiz.

    “MADDİ, MANEVİ DESTEĞİNİZLE BU HİZMETLERİ YAPACAĞIMIZA İNANCIM SONSUZ”

    Dostlar, el birliği ve gönül dirliğiyle adalet ve eşitlikçi ilklerinden ödün vermeden dayanışma ruhu içerisinde insanlığa dair değerlere katkı sunabiliriz.

    Yolumuza gönül vermiş sizlerin maddi ve manevi desteğiyle bu hizmetleri yapacağımıza inancım sonsuz. Bu kapsamda yapmış olduğunuz bağış, katkı ve desteğiniz için çok teşekkür eder; sağlık, mutluluk ve çalışmalarınızda başarılar dilerim.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Boğaziçi Üniversitesi’nde gözaltına alınan öğrencilere işkence-VİDEO

    Boğaziçi Üniversitesi’nde gözaltına alınan öğrencilere işkence-VİDEO

    PİRHA – Kayyum rektörü protesto eden öğrenciler 7 Ekim günü de Boğaziçi Üniversite önündeydi. Eylem sırasında gözaltına alınan öğrencilerden Mısra Sapan PİRHA’ya konuşurken; “Gözaltına almalarla, tutuklamalarla bizi yıldıramayacaklar. Dün işkence gördük, bugün yine buradayız” dedi.

    Kayyum rektör Melih Bulu’nun gitmesi için başlayan ve altı ay içinde bitmesi beklenen Boğaziçi eylemleri Melih Bulu’nun gitmesinin ardından da devam ediyor. Daha öncesinde birçok açıklamada öğrenciler, bütün kayyumlar gitmeden eylemlerini sonlandırmayacaklarını açıklamışlardı. Melih Bulu’nun ardından atanan Naci İnci de eylemlerin hedefinde. Ancak ortaya çıkan belgeye göre İnci, öğrencilerin isimlerini vererek şikayet etmişti. Öğrencilerden Caner Pelit Özer ve Enis Berke Gök tutuklandı.

    Öğrenciler, 7 Ekim günü, tutuklu arkadaşları için Boğaziçi Üniversitesi önünde basın açıklaması yapmak istedi. Basın açıklamasına izin vermeyen kolluk kuvvetleri öğrencileri gözaltına aldı. Mısra Sapan da gözaltına alınan öğrencilerden biri. Sapan, kendisine ve arkadaşlarına işkence yapıldığını söylerken; şöyle konuştu:

    “GÖZALTILAR VE TUTUKLAMALAR BİZİ YILDIRAMAZ”

    “Bizler iki gün önce tutuklanan arkadaşlarımız Berke ve Pelit için bir basın basın açıklaması gerçekleştirmek istemiştik. Berke ve Pelit iktidarın hedef göstermesi sonucuyla, Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla tutuklandılar. Biz de dün Boğaziçi Üniversitesi güney kapı önünde basın açıklaması gerçekleştirecektik.

    Ancak daha yürürken, eylem gerçekleştirmeden, polisler tarafından etrafımız sarılarak gözaltına alındık. 8 kişi sert bir müdahale ile ve darp edilerek, polis işkencesine maruz kaldık. Daha sonrasında basın açıklaması sırasında da altı arkadaşımız alındı. Gözaltına almalarla, tutuklamalarla bizi yıldıramayacaklar. Dün işkence gördük, bugün yine buradayız.”

    Gözaltındaki 10 kişi gece saatlerinde serbest bırakılırken, 4 öğrencinin hala gözaltında olduğu belirtildi. Savcılık gerekçe olarak dört kişinin öğrenci olmamasını öne sürdü.

    Helin YILMAZ / İSTANBUL

  • MEB’e çağrı: Gerekli önlemler alınmalı, ders saatleri 30 dakikaya indirilmeli

    MEB’e çağrı: Gerekli önlemler alınmalı, ders saatleri 30 dakikaya indirilmeli

    PİRHA-Eğitim Sen Mersin Şubesi’nin yüz yüze eğitimde geçen 1 aylık süreye dair yaptığı açıklamada, MEB’e öğrencilerin sağlıklı ve güvenli ortamlarda yüz yüze eğitim alması, eğitim emekçilerinin de sağlıklı koşullarda çalışması için gerekli olan tüm tedbirleri eksiksiz alması için Milli Eğitim Bakanlığı’na çağrıda bulundu.

    6 Eylül’de başlanan yüz yüze eğitimde 1 ay geride kaldı. Bu süre içinde 200 bine yakın öğrenci ve öğretmen karantinaya alınırken, yüzlerce sınıfta kapatıldı.

    Mersin Eğitim Sen’de yüz yüze eğitimde geçen 1 aylık süreye dair basın açıklaması düzenledi. Emek ve Demokrasi Platformu üyelerinin de destek verdiği açıklamayı, sendika başkanı Mahmut Sümbül okudu.

    Sümbül, gerek okulların açılması sürecinde, gerekse sonrasında Kovid-19 salgının etkilerinin en aza indirilmesi için gerekli önlemlerin alınmadığını, atılması gereken adımların atılmadığını aktararak, “Bu süre zarfında sendikamızın tüm çağrılarına rağmen okullara ek bütçe sağlanmamış, fiziki altyapı sorunları giderilmemiş, ders saatleri salgın koşullarına göre düzenlenmemiş, derslik sayısı ihtiyaç oranında arttırılmamış, öğretmen ve yardımcı hizmetli istihdamındaki eksiklikler giderilmemiştir” dedi.

    Sınıfların düzenli olarak havalandırılması, okul içinde ortak kullanım alanlarının temizliği, bahçe ve açık alan düzenlemelerinin yapılması, öğrenci giriş çıkışlarının düzenlenmesi ve sınıf mevcutlarının azaltılması konusunda ciddi eksiklikler bulunduğunun altını çizen Sümbül, şunları dile getirdi:

    “Her okulun ortak kullanım alanlarının, özellikle sınıfların ve tuvaletlerin temizlik ve hijyen koşullarının sağlanması, okul ve şube bazında öğrenci sayısı, öğrenciler arasındaki fiziksel mesafeyi korumak için yeterli alan olup olmadığı, okul servislerinin durumu, eğitim emekçileri, öğrenciler ve velilerin aşılanma oranı gibi gelişmeler, eğitim-öğretimin sağlıklı koşullarda gerçekleştirilebilmesi açısından son derece önemlidir.

    Okullarda ek bütçe/ödenek sorununun sürmesi, fiziki altyapı sorunlarının sürmesi yüz yüze eğitimin sağlıklı koşullarda yapılabilmesini engellemektedir. Okulların öğrenci sayısı, sınıf mevcutları, yerleşim yerinin nüfus yoğunluğu, fiziki altyapının yeterliliği gibi pek çok faktör yüz yüze eğitimin sağlıklı yürütülmesine engel olmaktadır.

    DERS SAATLERİ 30 DAKİKAYA DÜŞÜRÜLMELİDİR!

    Türkiye’deki öğrencilerin önemli bir bölümü kalabalık sınıflarda öğrenim görmektedir. Öğrenci ve öğretmenlerin 40 dakika boyunca yeterince havalandırılmamış sınıflarda maskeli bir şekilde ders işlemesi sağlıksız bir ortam yaratmakta ve bulaş riskini arttırmaktadır. Eğitim emekçileri, öğrencilerimiz ve velilerimiz tarafından ders sürelerinin 30 dakikaya indirilmesi talebi yoğun olarak dile getirilmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı’nı bu konudaki haklı talepler doğrultusunda adım atmaya ve ders sürelerini 30 dakikaya indirmeye çağırıyoruz.”

    Sümbül, Eğitim Sen olarak gerek öğrencilerin en doğal hakkı olan sağlıklı ve güvenli ortamlarda yüz yüze eğitim alması, gerekse eğitim emekçilerinin sağlıklı koşullarda çalışması için gerekli olan tüm tedbirlerin eksiksiz alınması taleplerini yineledi.

    PİRHA/MERSİN

  • Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinden 3’ü serbest bırakıldı, 7’si savcılığa sevk edildi

    Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinden 3’ü serbest bırakıldı, 7’si savcılığa sevk edildi

    PİRHA- Dün akşam saatlerinde gözaltına alınan Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinden 3’ü serbest bırakılırken, 7’si savcılığa sevk edildi.

    Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “terörist” ifadesiyle hedef göstermesinin ardından, Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinden 10’u dün akşam saatlerinde gözaltına alındı. Öğrencilerden 3’ü ifadelerinin ardından serbest bırakılırken, geceyi emniyette geçiren 7 öğrenci savcılığa sevk edildi.

    Boğaziçi Direnişi’nin Twitter hesabından yapılan açıklamada, “Dün gözaltına alınan arkadaşlarımızın 3’ü ifadelerinin ardından serbest bırakılırken geceyi nezarethanede geçiren 7 arkadaşımız savcılığa sevk edildiler. Kayyum Naci İnci’nin arkadaşlarımızın darp edildiği 4 Ekim’de yaşananlara dair suç duyurusunda bulunduğu bilgisi ile suçlamalar Naci İnci’ye hakaret, kamu malına zarar verme, 2911’e muhalefet ve görevli memura görevini yaptırmama şeklinde gösteriliyor” ifadelerine yer verildi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Mersin Cemevinden öğrencilerle anlamlı dayanışma-VİDEO

    Mersin Cemevinden öğrencilerle anlamlı dayanışma-VİDEO

    PİRHA-Mersin Cemevi barınma sorunu yaşayan öğrencilere kapılarını açıyor. ABF İnanç Kurulu ve Mersin Cemevi Başkanı Hasan Kılavuz, devletin öğrencilerin barınma sorununu çözmesi gerektiğini belirterek, “Bizler de toplantı odamızı öğrencilerimiz mağdur olmasın diye yatakhaneye çevirdik ve 3 öğün yemekleriyle kent kartlarını vereceğiz” dedi.

    Devlet yurtlarında yer bulamayan, ev kiraları ve özel yurtların fahiş fiyatlarda olması nedeniyle Türkiye’nin birçok kentinde öğrenciler geceyi dışarıda geçirerek ‘barınamıyoruz’ diyor.

    Üniversite öğrencilerinin eylemleri birçok kentte devam ederken, Alevi kurumları da kapılarını öğrencilere açıyor.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Mersin Cemevi de, yönetim kurulu toplantı salonunu barınma ihtiyacı olan öğrencilerin kalması için yatakhaneye dönüştürdü.

    Konuya dair PİRHA’ya açıklamada bulunan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) İnanç Kurulu ve Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, eğitim-öğretim yılının başlamasıyla ülke genelinde yurt sorununun ortaya çıktığını belirterek, “Hayat koşulları ağır, kiralar yüksek, yurtlarda yer yok. Dolayısıyla bir takım kurumların üzerine düşen sorumluluklar var. 2 milyonluk bir kent olan Mersin’de dışarıdan gelen öğrencilerin barınama sorunu var” dedi.

    Kılavuz, öğrencilerin barınma sorununu çözene kadar barına bilecekleri bir alan oluşturmaya karar verdiklerini ifade ederek, şunları dile getirdi:

    “Bu insanların dışarıda kalmalarının önüne geçmek istedik. Bu sorunları görmezden gelemezdik. Cemevi olarak dışarıdan gelenler için büyük toplantı salonumuzu kalabilecekleri yatakhaneye dönüştürdük. Cemevimizin durumu müsait. Hazırlıklarımızı tamamladık ve 10-15 öğrenciyi cemevimizde misafir edebiliriz. Üyelerimizin katkılarıyla da öğrencilerimize sabah kahvaltısı, öğlen ve akşam yemeğinin yanı sıra kentte rahatça üniversiteye ulaşmaları için kent kart vereceğiz. Öğrencilerimizin mağdur olmaması için elimizden geleni yapmaya hazırız ve öğrencilerimiz bekliyoruz.”

    Diren KESER/MERSİN

  • PSAKD ile Hubyar Sultan AKD İstanbul’da nöbet tutan öğrencilerle lokmalarını paylaştı-VİDEO

    PSAKD ile Hubyar Sultan AKD İstanbul’da nöbet tutan öğrencilerle lokmalarını paylaştı-VİDEO

    PİRHA-Barınma sorunları için  Kadıköy’de nöbetlerine devam eden öğrencileri ziyaret ederek, lokmalarını paylaşan PSAKD İstanbul şubeleri ile Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği, “Bütün kurumlarımızın ve cemevlerimizin kapıları sizlere açıktır. Her zaman mihmanımız olabilirsiniz” açıklamasında bulundular.

    Öğrencilerin yurt ve ev kiralarının pahalılığından dolayı başlatmış oldukları eylemler ülkenin birçok yerinde devam ediyor. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) İstanbul Şubeleri ile Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği de  Kadıköy’de öğrenciler ile bir araya gelerek, lokmalarını paylaştı.

    “ÜLKENİN DÖRT BİR YANINA SARAYLAR YAPILIYOR”

    Kadıköy Yoğurtçu Parkı ile Moda’daki nöbetlere dayanışma ziyaretinde bulunan Aleviler, öğrencilerin haklı taleplerinin yanında olduklarını ifade ettiler. Burada konuşan PSAKD‘den Sezgin Kartal, yüzbinlerce öğrencinin yurtsuz ve evsiz bir şekilde kaderlerine terk edildiklerini söyledi. Öğrencilerle yan yana olduklarını belirten Kartal şöyle konuştu:

    “Ülkenin dört bir yanına saraylar, gökdelenler yapılırken; her yer ranta teslim edilirken; doğa yandaşlara peşkeş çekilirken ülkenin geleceği dediğimiz gençlerin en doğal hakları olan barınma sorunun çözmeyen bir iktidarla karşı karşıyayız.

    “PİR SULTAN’IN YOLUNU SEÇENLER HER YERDE SOKAKTALAR”

    Ülke genelinde buna sessiz kalmayan, biat etmeyen gençler, Pir Sultan gibi tarihsel olarak da direnenlerin yolunu seçenler her yerde sokaktalar. Bizler Aleviler meşru talebinizin yanındayız. Bütün kurumlarımızın ve cemevlerimizin kapıları sizlere açıktır. Her zaman mihmanımız olabilirsiniz. Dayanışma içinde olduğumuzu belirtmek, aşımızı, lokmamızı paylaşmak için geldik.”

    “AKP’NİN ÜLKEYİ GETİRDİĞİ NOKTA GELECEKSİZLİKTİR”

    PSAKD Genel Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Ağçal ise “Gençlerin sokaklarda kaldığı bir süreci yaşıyoruz. Bu bizim için utanç vesilesi. AKP iktidarının getirdiği nokta geleceksizlik. Gençlerin dışarıda kalması, yurt ve konaklama imkanı bulamaması iktidarın meseleye bakış açısını gösteriyor. İktidar her şeye rant olarak bakıyor. Bundan sonraki süreçte gençlerle dayanışmak için elimizden geleni yapacağız” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ İSTANBUL

    *Fotoğraflar: Sezgin Kartal

  • İstanbul’da Barınamıyoruz Hareketi: Çantalarımızı yastık, bankları yatağımız yaptık-VİDEO

    İstanbul’da Barınamıyoruz Hareketi: Çantalarımızı yastık, bankları yatağımız yaptık-VİDEO

    PİRHA-Türkiye’nin dört bir yanında ev ve yurt ücretlerinin pahalılığını ‘Barınamıyoruz’ diyerek protesto eden öğrencilerin parklardaki nöbetleri sürüyor. Çantalarını yastık, bankları ise yatak yaptıklarını belirten öğrenciler barınma haklarını kazanana kadar mücadeleye devam edeceklerini ifade ettiler. 

    ‘Barınamıyoruz’ diyerek fahiş yurt ve ev kiralarını protesto etmek için Türkiye’nin birçok noktasında sokaklara çıkan, parklarda sabahlayan öğrenciler eylemlerine devam ediyor.

    Öğrenciler yalnız barınma kalemindeki pahalılıktan şikayetçi değil. Aynı zamanda ulaşım, beslenme, iletişim, sosyal aktivite gibi noktada yaşanan zamlar ve fahiş fiyatlardan da şikayetçiler.

    Taleplerini dillendirmek üzere İstanbul Beşiktaş’taki Sporcular Parkı’nda dördüncü gün nöbeti için bir araya gelen öğrenciler PİRHA‘ya açıklamalarda bulundular.

    “BARINAMAYANLAR OLARAK HEPİMİZ SOKAKTA KALDIK”

    Mimar Sinan Üniversitesi öğrencisi Kardelen Şahin, okuluna gün içinde 4-5 saatlik mesafede oturduğunu söylerken; “Yurda yerleşemediğim ve ev tutamadığım için ben de buradayım. Barınamayanların genel ilkesi, hepimiz sokakta kaldık. Yurtlar yetersiz. Fahiş ev kiraları malum. Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü’nün (KYK) verdiği bütçe belli” dedi.

    Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın “Yurt konusunda Türkiye’de bugüne kadar hiçbir iktidarın yapmadığı yatırımları yaptık. Göreve geldiğimizde üniversite öğrencilerinin altığı burs 45 liracıktı, 45 liracık. Ya elinize dilinize dursun ya. Şu anda 650 TL’ye çıktı nereden nereye geldi” şeklindeki açıklamasını da değerlendiren Şahin, şunları söyledi:

    “Önemli olan verilen paranın rakamı değil değeridir. 45 TL’ye o zamanlar 3 gram altın alınıyorken; şu an 650 TL ile 1 gram altın alamıyorsunuz. İnsanlarla dalga geçermiş gibi 650 lira verdim demek hakaret gibi öğrencilere. Hiçbir öğrencinin 650 lirayla geçinmesi mümkün değil. Yapılanlar ahlak dışı.”

    “BARINMA HAKKIMIZI ALANA KADAR MÜCADELE DEVAM EDECEĞİZ”

    İstanbul’daki bir vakıf üniversitesinde okuyan Aleyna isimli öğrenci de okuluyla evi arasında 2 buçuk saatlik bir mesafenin olduğunu kaydetti. “Bana yurt çıkmadı ve nerede kalacağımı bilemiyorum” diyen Aleyna, “Okulumun yanındaki evlerin kiraları pandemiden önceki fiyatlara göre %150 artmış durumda. Kiraya çıkma durumum da yok. KYK bursunun 45 TL olduğu döneme baktım. O dönem birçok şey daha uygunmuş. Şu an KYK bursu 650 TL iken; KYK yurtları 500-550 TL. İstanbul’daki en uygun evler 1700-1800 TL’den başlıyor.

    Bunun dışında sağlıklı beslenebilmemiz imkânsız hale geldi. Ulaşım aynı şekilde çok pahalı durumda. Bizden barınma, beslenme ve ulaşım giderlerimizin 650 TL ile karşılamamız bekleniyor. Barınamıyoruz hareketi olarak eylemlerimize devam edeceğiz. Barınma en temel hakkımız. Bunu alana kadar da nöbetlerimiz sürecek. Mücadeleye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “20-30 KİŞİNİN DEĞİL 10 MİLYON ÖĞRENCİNİN TALEBİNİ İLETİYORUZ”

    Yine bir vakıf üniversitesinde öğrenci olan Hasan Doğan ise son zamanlarda artan kira zamlarını protesto etmek için sokaklara çıktıklarını belirterek, “Mevcut kira ve yurt ücretlerini ödeyecek ne bizim ne de ailemizin durumları var. Bizler bugün burada 20-30 kişi değil 10 milyon öğrencinin talebini iletiyoruz herkese. Yurtların 700 bin barınma kapasitesi var. Bizler ise 10 milyon öğrenciyiz. Mağduriyeti yaratan ve çözüm sunmayan da devletin kendisidir. Taleplerimiz açık ve net. Ev fiyatlarının düşürülmesi. Öğrencilere ev bursu verilmesi. Herkese insanca yaşayabileceği barınma şartlarının oluşturulması. Aynı zamanda yurtların denetlenmesi ve daha sağlıklı bir yaşam için fiyatların düşürülmesi” şeklinde konuştu.

    “ÇANTALARIMIZI YASTIK, BANKLARI YATAĞIMIZ YAPTIK”

    Doğan, Türkiye’nin farklı yerlerinde nöbetlerinin sürdüğünü ifade ederken, “Çözüm bulunana dek bütün yolları deneyerek; parkları ve bankları yatağımız yapıp, gökyüzünün altında sokaklarda nöbetimizi devam ettireceğiz. 10 milyon öğrenciyiz ve sorun çözülene kadar her yerde onları rahatsız etmeye devam edeceğiz” dedi.

    2017 yılında İstanbul’a üniversite okumak için geldiğinde kaldığı evin kira ücretinin 750 TL olduğunu vurgulayan Doğan son olarak şöyle konuştu:

    “Şu an kaldığım ev Kartal’da. Okulum ise Avcılar’da. Okulun yakınında ev tutma ihtimalim yok. Merkezi yerlerde kalamıyorum. Ulaşım, yemek, sosyal aktivite, faturalar, internet masraflarımız var. Sorunlar çok. Bütün bunları 650 TL ile çözmek mümkün değil. Bütün arkadaşlarımızı kent meydanlarına, sokaklara davet ediyoruz. Çantalarımızı yastık yaptık. Parklarda banklarda sabahlıyoruz.”

    “CUMHURBAŞKANI EV VE YURT FİYATLARINA HİÇ BAKMIYOR”

    Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde eğitimine devam eden Fatma Sümeli de, devam eden nöbetlere ilişkin, “Barınamıyoruz hareketi adı altında dördüncü gecemizdeyiz. Barınma sıkıntısı yaşadığımız için bir araya geldik. Bunu duyurmaya çalışıyoruz. Bu durumun yaşam koşullarımızı ve eğitim şartlarımızı ne kadar zorlaştırdığını göstermek istedik. Cumhurbaşkanı ev ve yurt fiyatlarına hiç bakmıyor. 650 TL burs veriyor ama 480 TL yurt kirası alıyor. Geri kalan 170 lira ile geçinmemi istiyor. Kitaplarımın tanesi 70 lira. Ben nasıl geçinebilirim? Yalnız barınma sıkıntısı değil bir bütün olarak eğitim sıkıntımıza tepki gösteriyoruz. Bu noktada herkese çağrıda bulunuyoruz” yorumunda bulundu.

    Barış KOP / İSTANBUL

     

     

     

  • Şahkulu Sultan Dergahı’nın yaptırdığı öğrenci yurdu faaliyete geçmek için destek bekliyor

    Şahkulu Sultan Dergahı’nın yaptırdığı öğrenci yurdu faaliyete geçmek için destek bekliyor

    PİRHA-İstanbul’daki Şahkulu Sultan Dergahı tarafından yapılan kadın öğrenci yurdu faaliyete girmek için destek bekliyor. Gerekli duyarlılığı göremediklerini belirten Şahkulu Sultan Dergahı Vakfı Genel Sekreteri Kanber Yıldırım, barınma sorunu yaşayan öğrencilerin eylemlerine de değinerek, “Öğrenciler büyük sıkıntı içinde. Sonuna kadar da haklılar. Bu koşullarda bir üniversite öğrencisinin okuyabilmesi çok zor. Vatandaşlara çağrıda bulunuyorum. Destek olsunlar. Yurdumuzun eksikliklerini tamamlayıp, eğitime açalım” dedi.

    Öğrenciler, yurt ve ev kiralarındaki pahalılık nedeniyle Türkiye’nin birçok yerinde ‘Barınamıyoruz’ diyerek protesto eylemlerine devam ediyor.

    İstanbul Kadıköy’e bağlı Merdivenköy’de bulunan Şahkulu Sultan Dergahı’nın temelini 2012 yılında attığı ve yaklaşık 400 öğrenci kapasiteli Mustafa Necati Kadın Öğrenci Yurdu ise faaliyete geçmek için destek bekliyor. Şahkulu Sultan Dergahı Vakfı Genel Sekreteri ve Müdürü Kanber Yıldırım yurtta süren çalışmalar ile öğrencilerin başlattığı eylemlere ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

    “KARTAL BELEDİYESİ’NİN DIŞINDA BEKLEDİĞİMİZ DUYARLILIĞI GÖREMEDİK”

    Yurdun henüz faaliyete girmediğini kaydeden Yıldırım, “Ciddi aşama kat ettik fakat tam anlamıyla bitiremedik. Öğrenci odaları bitti. Ama ortak kullanım alanları, giriş ve bodrum kat halihazırda yapılıyor. Tabi gücümüz ve alabildiğimiz destek oranında yapabiliyoruz. İsterdik ki bu öğretim yılına yetişsin ama onu başaramadık. Başarısızlık yalnızca bizden kaynaklanmıyor. Beklediğimiz yerlerden gerekli duyarlılık olmayınca başarı da gelmiyor” diye konuştu.

    Yıldırım, yurdu 2021-2022 eğitim-öğretim yılının ikinci dönemine yetiştirmeye çalıştıklarını belirterek, “Bunun için yoğun çaba sarf ediyoruz. Belediyeler ile görüşüyoruz. Sosyal medyadan kampanya başlattık. Odalara isim verme kampanyası başlattık. Başarılı olursak; ikinci döneme yetiştiririz diye düşünüyoruz. Beklentimizin olduğu belediyeler CHP’li belediyeler. 14 tane belediyesi var İstanbul’da. Kartal Belediyesi’nin dışında hiçbir katkı yok” dedi.

    “ÖĞRENCİLER TARİKAT YURTLARINA YÖNLENDİRİLİYOR”

    Öğrencilerin ülke genelinde sürdürdükleri eylemlere dair de konuşan Yıldırım, şunları dile getirdi:

    “Öğrenciler büyük sıkıntı içinde. Sonuna kadar da haklılar. Bu koşullarda bir üniversite öğrencisinin okuyabilmesi çok zor. Ekonomik kriz ve pandemiden kaynaklı sorunlar herkesi gırtlağa kadar borca soktu. Gelirler düştü. Asgari ücretle geçinen bir yurttaşın veya bir köylü çocuğunun bu koşullarda okuyabilmesi mümkün değil.

    Bir öğrencinin masrafı asgari ücreti geçti. Devlet yurtları belli koşullarda öğrenci alıyor. Devlet yurtlarını karşılayacak durumda bile değil öğrenciler. Özellikle tarikat yurtlarına yönlendirilmeye çalışılıyor. Onlarda kapılarını açmış ‘av’ bekliyorlar. Dolayısıyla bu koşullarda insanların yapmış olduğumuz yurda destek olmaları gerekiyor. En azından 400 öğrenciye ev sahipliği yapabilecek bir yurt yapılıyor.”

    “CEMEVLERİMİZİN KAPISI AÇIK FAKAT KALICI ÇÖZÜM GEREKLİ”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği‘nin (PSAKD) öğrencilerin yaşadığı barınma sorununa ilişkin yaptığı, “Tüm cemevlerimizin kapılarını ön koşulsuz, şartsız ve ücretsiz tüm öğrencilerimize açıyoruz” şeklindeki açıklamayı da değerlendiren Yıldırım, “Bunlar çözüm değil. Bizde aş ve barınma konusunda destek oluruz ama bunlar geçici çözümlerdir. Kalıcı değil. Öğrencilerin çağdaş, yaşanabilir koşullarda eğitim almaları gerekiyor. Vatandaşlara çağrıda bulunuyorum. Destek olsunlar. Yurdumuzun eksikliklerini tamamlayıp, eğitime açalım” şeklinde konuştu.

    Barış KOP / İSTANBUL

     

  • Gençlik Hareketi Koordinasyonu, barınma hakkına dair 9 maddelik çözüm önerisi sundu

    Gençlik Hareketi Koordinasyonu, barınma hakkına dair 9 maddelik çözüm önerisi sundu

    PİRHA-Gençlik Hareketi Koordinasyonu, 9 maddelik çözüm önerisi sunarak, “Öğrenciler 3-5 kişi birleşip yalnız ev tutmamalı, öğrenciler birleşip bu gidişata dur demelidir. Her kampüste, her fakültede birleşmeli, haberleşmeli, koordine olmalıdır” çağrısında bulundu.

    Gençlik Hareketi Koordinasyonu, üniversite öğrencilerinin yaşadığı barınma hakkı sorununa dair yaptığı yazılı açıklamayla, 9 maddelik çözüm önerisi sundu.

    Açıklamada, “Ülkeyi yönetenler, gençliği sosyal medya trendlerinde değil bu maddelerin gerçekliğinde arasınlar. Soruyoruz, devlet öğrenciler için ne vadediyor? Okurken temel ihtiyaçlarımızı karşılama vaadi yok, mezun olunca iş vaadi yok, bilimsel bilgi vaadi bile yok. Biz neden okuyoruz?” diye soruldu.

    Gençlik Hareketi Koordinasyonu, “Artık bu eğitim çilesi hepimizin sabrını taşırıyor. Öfkelenmemiz yetmez biliyoruz, bu nedenle biz başka bir geleceği var etmek için mücadele ediyoruz. Ülkeyi yönetenler, gençliği sosyal medya trendlerinde değil, bu maddelerin gerçekliğinde arasınlar” çözüm önerilerini ise şu şekilde sıraladı:

    “-Eğitim denilince hemen ‘harçları kaldırdık’ diye övünmeye başlayan siyasi iktidar, parasız eğitim hakkının harçlardan ibaret olmadığını idrak etmelidir. Parasız eğitim; barınmadan ulaşıma, gıdadan faturalara, temel ihtiyaçlardan sosyal yaşama kadar bir bütündür.

    -Gençliğin üretimde, eğitimde olması bir suç değil, eğitim devletin giderlerini karşılaması gereken zorunlu bir dönemidir. Bu sürecin ailelerin üzerine yıkılması, asgari ücretin ortalama gelire dönüştüğü ülkemizde büyük adaletsizliktir. Gençliğin eğitim döneminde ihtiyaçlarını karşılamak, devletin doğrudan sorumluluğudur.

    -Her ile üniversite açmakla övünenler, her öğrenciye yetecek kadar devlet yurdu açmak zorundadır. Her sokak başında bir üniversite var, bir de AVM. Öğrencilere ise ne kalacak yer var, ne harçlık. Gereksiz AVM’ler kapatılsın, yerlerine yurt yapılsın.

    -Öğrencilerin kayıt dönemlerinde kiralık evlerin fiyatlarındaki artış yalnız öğrencilerin değil, tüm yurttaşların sorunudur. Bu yüzden öğrenciyi sömürmek üzere hazırda bekleyen serbest emlak piyasasına devlet sınır getirmelidir. Kira giderleri, hanenin yıllık gelirinin yüzde 30’unu aşmayacak şekilde sınırlandırılmalıdır.

    -Öğrencilere yeterince yurt yok ama yandaş derneklere, cemaatlere yurt yapsınlar diye bol bol ödenek aktarıyorlar. Hiçbir öğrenciye barınmak zorunda olduğu için hiçbir görüş dayatılamaz. O ödenekler kesilsin, o paralarla devlet yurt yapsın.

    -Devlet yeterince yurt yapamıyorsa, aklımızla alay eden rakamlarda olan 650 TL’lik burs miktarına kira bedeli eklemelidir.

    -İnsanlık dışı koşullarda barınmayı dayatan odalar, yurtlar, apartlar denetlenmeli ve kapatılmalıdır.

    -Bu maddeler hayata geçirilmeden, hiçbir devlet kurumu ve siyasi iktidar ‘parasız eğitimden’ bahsetmemelidir. Kaldı ki saydığımız maddeler yalnızca barınma başlığını ilgilendirmektedir.

    -Öğrenciler 3-5 kişi birleşip yalnız ev tutmamalı, öğrenciler birleşip bu gidişata dur demelidir. Her kampüste, her fakültede birleşmeli, haberleşmeli, koordine olmalıdır. Öğrencileri dağınık bir biçimde sosyal medya itirazlarından ibaret görenlere yanıtını vermelidir. Bu mümkündür. Bugün yaşadığımız eğitim çilesinden daha büyük bir zorluk yok. Bu koşullarda yaşayan öğrenci gençliğin mücadelesi ile kazanacağı bir gelecek var. Kazanalım, kazanacağız.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Barınamıyoruz’ diyen üniversiteli gençler gözaltına alındı-VİDEO

    ‘Barınamıyoruz’ diyen üniversiteli gençler gözaltına alındı-VİDEO

    PİRHA-Ankara’da, parkta çadır kurarak barınma sorununa dikkat çekmek isteyen 9 öğrenci gözaltına alınırken, İstanbul’da öğrencilerin nöbeti 2’inci gününde.

    Barınma sorunu yaşayan öğrencilerin bu sorunu duyurmak için Sakarya’da başlattığı sokakta sabahlama eylemi artarak devam ediyor.

    Dersim’den İstanbul’a bir çok kentte yaşanan barınma sorununa dikkat çekerken Ankara’daki öğrenciler de 100. Yıl Mahallesi İlhan Erdost Parkı’na çadır kurdu. Ancak polis parka giderek öğrencilerin çadırları kaldırmalarını istedi. Çadırların kaldırılmasına karşı çıkan 9 üniversiteli bu sırada gözaltına alındı.

    ‘Yurtsuzlar’ isimli sosyal medya hesaplarında, “Ankara’da üniversitelileri gözaltına alanlar bilsin ki, evsiz yurtsuz kalanlar sizin gözaltılarınızı da aşacak. Milyonlarca üniversiteliyi gözaltına alamazsınız!” paylaşımında bulundu.

    “TALEPLERİMİZ YERİNE GETİRİLENE KADAR PEK ÇOK İLDE NÖBETİMİZ DEVAM EDECEK”

    Mersin’de de Marina sahilde bulunan parkta bir araya gelen öğrenciler yaşadıkları sorunları anlatarak, barınma haklarını talep etti.

    Öğrenci Sendikalı İpek Arapoğlu, yurtların yetersizliği yetmezmiş gibi fahiş kira artışları karşısında şokta olduklarını söyleyerek, “Yıl 2021. Ancak en temel hakkımız olan barınma ihtiyacımızın karşılanamamasına inanamıyoruz. Üstelik ülke genelinde ihtiyaç fazlası yüz binlerce konut olduğunu da biliyoruz. Yıllardır okurken çalışmak zorunda kaldık artık çalışsak bile yetmesi mümkün değil. Mersin en fazla kira artışını yapan iller arasında yer alıyor. Biz üniversite öğrencileri evlerde değil nitelikli ücretsiz devlet yurtlarında kalmak istiyoruz ve bu sorunu çözmenin yurt yapmak kadar basit olduğunu söylüyoruz. Kira konusunda sorun yaşayan, bizi haklı bulan tüm yurttaşlarımızı, derslerine sağlıklı gelmemizi isteyen tüm öğretmenlerimizi dayanışmaya çağırıyoruz. Taleplerimiz yerine getirilene kadar pek çok ilde nöbetimiz devam edecek” dedi.

    PİRHA/ANKARA-İSTANBUL

  • Eğitim Sen: Vaka tespit edilen okul 872, kapanan sınıf 774

    Eğitim Sen: Vaka tespit edilen okul 872, kapanan sınıf 774

    PİRHA- Eğitim-Sen, yüz yüze eğitimin başlamasının ardından bir hafta içinde vaka tespit edilen okul sayısını 872, kapanan sınıf sayısını ise 774 olarak açıkladı.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen), yüz yüze eğitimin başlamasının ardından okullardaki duruma ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı.

    2020-2021 eğitim öğretim yılı başlamadan önce, Türkiye’de salgın nedeniyle 1,5 yıl okullar kapalı kaldığının hatırlatıldığı açıklamada, “Okulların fiziki altyapı sorunları giderilmemiş, derslik sayısı ihtiyaç oranında arttırılmamıştır. Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer ‘Okullarda gerekli önlemleri aldık’ ifadesini kullansa da, Türkiye çapında okulların önemli bir bölümünün salgın koşullarına uygun hale getirilmediği, gerekli altyapı hazırlıklarının yapılmadığı gün gibi ortadadır” denildi.

    “MEB, ÖNLEM ALMIYOR”

    Yüz yüze eğitime en uzun süre ara veren birkaç ülkeden biri olmamıza rağmen, ciddi bir eğitim planlamasıyla yeni eğitim ve öğretim yılı hazırlıkları yapılmadığının altı çizilen açıklamada, şunlara yer verildi:

    “Öğretmen açıkları kapatılmamış, yeni okullar, ek derslikler inşa edilmemiştir. Milli Eğitim Bakanlığı, okullarda 6 Eylül’de yüz yüze eğitime geçileceğini aylar öncesinden belirlemişken, yardımcı hizmet personeli ile ilgili yeni bir atama ve çalışma yapmayarak, temizlik sorununu okul yöneticilerine havale etmeyi tercih etmiştir. Kırsal bölgelerde öğretmen ve okul yöneticisi olarak görev yapan binlerce arkadaşımız, asli görevleri dışında hizmetli ve memur çalışanlarının yapacağı işleri de yapmaktadır.

    EK ÖĞRETMEN ATAMALARI YAPILMAMIŞTIR

    MEB bugüne kadar seyreltilmiş sınıf uygulamasını hayata geçirmemiştir. Yeterli ek derslikler planlanmamış, ek öğretmen atamaları yapılmamıştır. En az 100 bin öğretmen atamasının yapılması gerekirken, 15 bin öğretmen ataması yapılacağına dair son açıklama adeta kamuoyunu oyalamaya dönüşmüş ve bu atamaların 31 Ocak 2022’de yapılacağı ilan edilmiştir.

    EK DERSLİK İHTİYACI GİDERİLMEMİŞTİR

    Ek derslik ihtiyacını gidermek bir yana, yüz yüze eğitime başlandığı dönemde birçok ilimizde onlarca okul “depreme dayanıklılık güçlendirmesi” adı altında kapatılmış, kapatılan okullardaki öğrenciler farklı okullara dağıtılarak sınıf mevcutları daha da arttırılmıştır.

    Eğitim emekçilerinin pandemi koşullarında ders sürelerinin 30 dakikaya indirilmesi yönündeki talepleri duymazlıktan gelinmiştir. 40 dakikalık ders sürelerinin azaltılması için düzenleme yapılmamıştır.

    VAKA TESPİT EDİLEN OKUL SAYISI 872

    MEB sıralamış olduğumuz bu tedbirleri almayarak yüz yüze eğitimin devamını riske atmaktadır. Bu hafta sendikamıza ulaşan vaka sayılarına göre vaka tespit edilen okul sayısı 872, kapanan sınıf sayısı 774’dür ve Ordu Aybastı Fen Lisesi kapanmıştır. Bilgisi gelen bu okullarda temaslı ve pozitif öğretmen sayısı 429, temaslı ve pozitif öğrenci sayısı 3947, temaslı ve pozitif personel sayısı 23 olmuştur. Tedbirler hızla hayata geçirilmezse bu oranlar daha fazla yükselecektir. MEB, önlem almamaya devam ettiğinde karşılaşabileceğimiz olası acı sonuçların sorumlusu olacaktır. Eğitim Sen olarak tam zamanlı yüz yüze eğitimin devam edebilmesi için tüm eğitim bileşenlerini ve kamuoyunu bu süreci daha fazla sorgulamaya, sağlıklı ve güvenli bir eğitim ortamı için mücadele etmeye çağırıyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Okul önlerinde izdiham!-VİDEO

    Okul önlerinde izdiham!-VİDEO

    PİRHA- Okullarda yüz yüze eğitime başladı. Öğrenciler okulları doldururken, alındığı iddia edilen tedbirler ise ne okul içinde ne de dışında alınmayarak, salgına davetiye çıkaran görüntüler yaşandı.

    Koronavirüs salgını nedeniyle yüz yüze eğitime ara veren okullarda zil çaldı. 18 milyonu aşkın öğrenci ve 1 milyon 130 bin öğretmenin ders başı yaparken, zorunlu din dersinin kaldırılması, anadilinde eğitim gibi talepler bu yılda görmezden gelinirken, koronavirüs salgına karşı önemlerin de alınmadığı ortaya çıktı.

    Milli Eğitim Bakanı (MEB) Mahmut Özer “Salgın dolayısıyla çocuklarımızın bedensel ve zihinsel olarak daha fazla olumsuz etkilenmelerine müsaade edemeyiz. Artık okulları kapalı tutma lüksümüz yoktur” açıklaması yapıp, her türlü tedbiri aldıklarını belirtirken, büyükşehirlerdeki okul önlerinde miting kalabalığı yaşandı.

    İkili öğretimin olduğu okullarda öğrenciler 40-50 kişilik sınıflarda eğitime başlarken, okul önlerinde veliler ve öğrenciler arasında izdiham yaşandı.

    Duruma tepki gösteren veliler, alınan tedbirler bu mu? diye sorarak tepki gösterdi.

    Diren KESER/PİRHA

  • Okullarda yüz yüze eğitim bugün başladı

    Okullarda yüz yüze eğitim bugün başladı

    Türkiye genelinde tüm kademe ve sınıf seviyelerindeki yaklaşık 18 milyon öğrenci ile 1 milyonun üzerinde öğretmen, bugün itibarıyla yüz yüze eğitime başladı.

    Türkiye genelinde okullarda bugünden itibaren haftada 5 gün yüz yüze eğitime başlandı.

    Yeni eğitim öğretim yılı hazırlıkları kapsamında okul öncesi ve ilkokul birinci sınıf öğrencileri, 1-3 Eylül’de okullarda yüz yüze yürütülen uyum eğitimine katıldı. Bu çerçevede, 165 bin 450 öğretmen tarafından toplam 2 milyon 359 bin 422 öğrenciye uyum eğitimleri verildi.

    Ülke genelinde tüm kademe ve sınıf seviyelerindeki yaklaşık 18 milyon öğrenci ile 1 milyonun üzerinde öğretmen, salgın öncesinde olduğu gibi bugün itibarıyla haftada 5 gün yüz yüze eğitime katılacak. Yüz yüze eğitimin başlamasıyla Türkiye genelindeki okul ve kurumlarda Covid-19 tedbirleri alınarak kantinler, yemekhaneler ve pansiyonlar da açıldı.

    “Covid-19 Salgınında Okullarda Alınması Gereken Önlemler Rehberi”ne göre, öğretmen ve okul çalışanlarının aşı olmamaları durumunda haftada iki kez PCR testi ile taranmaları istenecek.

    Okul içerisinde, ortak alanlarda, sınıflarda, öğretmen odalarındaki maske atık kutularının günlük boşaltılması sağlanacak. Tüm okullarda yeterli sayıda maske Milli Eğitim Bakanlığı tarafından temin edilecek.

    Öte yandan okulun rutin temizliğinin sıklaştırılması, çocukların, öğretmenlerin ve diğer okul çalışanlarının el hijyeni için su ve sabun ile el yıkama olanakları sağlanacak. Ayrıca okullardaki ortak alanlara uygun sayıda el antiseptikleri de konuldu.

    DERS SAATLERİ AZALTILMADAN DEVAM EDİLECEK

    Yüz yüze eğitimler, tıpkı Covid-19 salgını öncesinde olduğu gibi ders saatleri azaltılmadan ve mevcut öğretim programlarının bütünü dikkate alınarak yapılacak. Ders süreleri, sınıf boyutları ve öğrenci sayısı da dikkate alınarak 40 dakikayı aşmayacak şekilde planlanacak.

    SOSYAL MESAFEYE DİKKAT EDİLECEK

    Okul bahçesinde ve çevresinde öğrencilerin, öğretmenlerin, diğer çalışanların kalabalık gruplar oluşturmaması, sosyal mesafeye dikkat edilmesi, teneffüs saatlerinin farklı zamanlarda düzenlenmesi, sınıf içerisinde öğrencilerin oturma düzeninin yüzleri aynı yöne dönük olacak şekilde oluşturulması sağlanacak. Bunun yanında, yüksek sesle yapılan egzersizler, açık alanda ve öğrenciler arasında tercihen en az 2 metre mesafe bırakılarak sürdürülecek. Beslenme saatleri mümkün olduğunca farklı zamanlara yayılarak ve Covid-19 tedbirleri alınarak yürütülecek.

    Okulun başlangıcında velilere, olası hastalık durumunda bilgi paylaşabilmeleri için bilgilendirme formu verilecek.

    Salgın döneminde veli ve ziyaretçilerin mümkün olduğunca okul bahçesi de dahil okul içerisine girişlerine izin verilmeyecek.

    Zorunlu durumlarda ziyaretçilerin okul bahçesi girişi, bahçenin olmadığı durumlarda da en dış noktadan itibaren girişleri sırasında maske takmaları sağlanacak. Ziyaretçilerin okul içine alınması gerektiğinde ise HES kodu kontrolü yapılacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • Veli-Der: Yüz yüze eğitim başlıyor ama henüz yeterli hazırlık yok

    Veli-Der: Yüz yüze eğitim başlıyor ama henüz yeterli hazırlık yok

    PİRHA-Veli-Der, 6 Eylül günü başlayacağı açıklanan yüz yüze eğitime dair açıklama yaparken; “Okullarda henüz yeterli hazırlık yok. Yeterli öğretmen atamasının yapılmadığı, ek dersliğin sağlanmadığı ve gerekli önlemlerin alınmadığı koşullarda geçmiş dönemde olduğu gibi yüz yüze eğitime ara verilme olasılığından, çocuklarımızın ve tüm toplumun sağlık riskinden dolayı kaygılarımız artıyor” ifadelerini kullandı.

    Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), tam zamanlı olarak yüz yüze eğitimin 6 Eylül 2021 günü başlayacağını açıkladı. Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) ise okulların açık tutulması için gereken koşulların sağlanması ile eğitimin kesintisiz sürmesi gerektiğini belirterek açıklamada bulundu.

    “6 Eylül’ e sayılı günler kalmasına rağmen; yüz yüze eğitimle ilgili okullarda henüz yeterli hazırlık yok” denilen açıklamada sağlık ile eğitim haklarının birbirinden ayrılmaz, temel haklar olduğu vurgulanırken; şu ifadelere yer verildi:

    “BİR NESLİ, ORTAK GELECEĞİMİZİ KAYBETMEKLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

    “Gerekli önlemler alınmadığı ve hazırlıkların tam anlamı ile yapılmadığı koşullarda yüz yüze eğitimin sürdürülebilmesinin mümkün olmadığını salgın süresince birlikte gördük ve yaşadık. Bu süreçte çocuklarımız akademik, sosyal ve psikolojik açıdan yaşamlarının en zor dönemlerini yaşadılar.

    Yüz yüze eğitimin sürdürülebilir olmadığı her gün, çocuklarımızın örgün eğitimden kopuşu hızlanıyor. Eşitsizlikler her geçen gün daha da derinleşiyor. Bir nesli, ortak geleceğimizi kaybetmekle karşı karşıyayız.

    Okulların açık tutulduğu ülkelerde uygulanan tedbirler çok açık. Yüz yüze eğitim ve telafi eğitimi için ek bütçe ayrılıyor. Aşılama yaygınlaştırılıyor. Öğrenciler, eğitim emekçileri, veliler için ücretsiz düzenli testler sağlanıyor. Kritik eşiğin üstünde ve kritik eşiğe yakın yerlerde alınacak önlemler adım adım açıklanıyor. Veliler, öğrenciler okullarda alınan önlemler ile ilgili çevrimiçi okul iletişim platformları üzerinden bilgilendiriliyor. Yeterli öğretmen, ek personel ataması yapılıyor.”

    “MEB, KALABALIK SINIFLARDA YÜZ YÜZE EĞİTİMİN NASIL OLACAĞINI AÇIKLAMIYOR”

    Veli-Der, MEB’in açıkladığı veriler üzerinden en az 170 bin öğretmen ihtiyacının olduğunu vurgularken; “Kalabalık okullar, sınıflar ciddi bir sorun. Salgın tüm ülkede devam ediyor. Yeterli öğretmen atamasının yapılmadığı, ek dersliğin sağlanmadığı ve gerekli önlemlerin alınmadığı koşullarda geçmiş dönemde olduğu gibi yüz yüze eğitime ara verilme olasılığından, çocuklarımızın ve tüm toplumun sağlık riskinden dolayı kaygılarımız artıyor.

    Milli Eğitim Bakanı sürekli olarak yüz yüze eğitim için hazır olduklarını ifade ediyor ancak kalabalık sınıflarda bunun nasıl olacağını açıklamıyor. Sağlık Bakanı delta varyantından korunmak için fiziksel mesafenin 1,5 metre değil, 2 metre olması gerektiğini söylüyor. Bu durumda öğrencilerin ve öğretmenlerin tam zamanlı yüz yüze eğitimde fiziksel mesafeyi koruması imkansız hale geliyor.

    “İKİLİ EĞİTİMİ ÇÖZÜM OLARAK KABUL ETMİYORUZ, EK ÖĞRETMEN ATAMASI, EK DERSLİK SAĞLANMALI”

    Milli Eğitim Bakanı’nın cümle aralarında ise çözüm olarak ikili eğitim bulunuyor. İkili eğitimin sıkıntılarını biliyoruz ve biz veliler ikili eğitimi çözüm olarak kabul etmiyoruz. Çözüm ikili eğitim değil, ek öğretmen ataması ve ek derslik sağlanmasıdır” ifadelerini kullandı.

    Ülke genelinde yaşanan sel ve yangın felaketlerinin olduğu yerlerde MEB’in hangi önlemleri aldığını açıklamadığını söyleyen Veli-Der; taleplerini ise şöyle sıraladı:

    “YÜZ YÜZE EĞİTİM KESİNTİSİZ SÜRMELİ”

    “Yüz yüze eğitim ve telafi eğitimi için acilen ek bütçe ayrılmalıdır. Yeterli öğretmen ataması yapılmalıdır. Aşılama yaygınlaştırılmalıdır. Yeterli ek derslik sağlanmalıdır. Tüm eğitim kurumlarında gerekli fiziksel koşullar sağlanmalıdır.

    Okulların çevrimiçi platformlarında yapılan hazırlıklar, alınan önlemler düzenli bir şekilde paylaşılmalıdır. Eğitim alanında alınacak tüm kararlar alanın özneleri ile birlikte kararlaştırılmalıdır. Okulların açık tutulması için gerekli koşullar sağlanmalı. Yüz yüze eğitim kesintisiz sürmeli.”

    (HABER MERKEZİ)

  • İngiltere Cemevi ve Hünkar Hacı Bektaş Veli Vakfı’ndan öğrenciler için burs kampanyası-VİDEO

    İngiltere Cemevi ve Hünkar Hacı Bektaş Veli Vakfı’ndan öğrenciler için burs kampanyası-VİDEO

    PİRHA- İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Hünkar Hacı Bektaş Veli Vakfı, maddi durumu yeterli olmayan öğrenciler için burs kampanyası başlattı.

    İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Hünkar Hacı Bektaş Veli Vakfı, maddi imkanı kısıtlı öğrencilere verecekleri burs desteği konusunda bir fon hesabı oluşturduklarını duyurdu. 2021-2022 eğitim öğretim yılında birçok öğrenciye destek sağlanacağı belirtildi.

    Yapılan açıklamada, “Sizleri Hünkâr Hacı Bektaş Veli Vakfı ve İAKM ve Cemevi’nin birlikte yürüttüğü ‘öğrenci bursu’ projesine katkıda bulunmaya davet ediyoruz. Maddi imkanları yeterli olmayan öğrencilerimize destek olmak amacıyla yeni eğitim öğretim yılında düzenli bir şekilde burs desteği sağlayacağız. Muharrem ayında lokmalarımız gençlerimiz için olsun. Aşk ile” denildi.

    (PİRHA HABER MERKEZİ)