Etiket: öğrenci

  • Didim Cemevinin öğrencilere burs desteği konserleri devam ediyor

    Didim Cemevinin öğrencilere burs desteği konserleri devam ediyor

    PİRHA- Didim Alevi Bektaşi Kültür Merkezi ve Cemevinin geleneksel yaz konserleri bir yıllık aranın ardından yeniden başladı. Konserden elde edilen gelirlerle öğrencilere burs verilecek.

    Didim Cemevi bahçesinde gerçekleşen konserden elde edilen gelirlerle öğrencilere burs verileceğini belirten Didim Cemevi Derneği Başkanı Hüseyin İlhan, koronavirüs pandemisi sebebiyle konserlere bir yıl aranın ardından başladıklarını ifade ederek, pandemi süresinde cemevi olarak yaptıkları yardım ve hizmetleri anlattı.

    Konserin sponsorluğunu üstlenenlere teşekkür edilerek, çiçek takdim edildi.

    İlhan, yaz konserlerinden elde edilen gelirin öğrencilere burs olarak verildiğini ifade ederek 30 Temmuz’da Umut Altınçağ konserlerinin olacağını ifade etti.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Kayyumlar gidene kadar direnişimiz devam edecek’-VİDEO

    ‘Kayyumlar gidene kadar direnişimiz devam edecek’-VİDEO

    PİRHA- Melih Bulu’nun atanmasının ardından Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri ve akademisyenleri protestolar durmadan devam edince Melih Bulu görevden alındı. Bulu’nun gidişini değerlendiren öğrenciler, kayyumlar gidene kadar sürecin bitmeyeceğini dile getirdi.

    Kayyum rektör Melih Bulu’nun gidişi sadece Boğaziçi’nde değil birçok kesimde heyecan yarattı. Direniş süreci de Boğaziçi ile sınırlı kalmamıştı. Bulu’nun gidişinin ardından iktidar yanlısı medya da muhalif medya da pek çok şey söyledi. Peki öğrenciler ne diyor? Konu hakkında Uğur ve Elif ile yeni dönemi konuştuk.


    Ocak ayında seçilmiş rektör yerine ikinci aday olan Melih Bulu’nun atanmasının ardından Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri ve akademisyenleri protestolara başlamıştı. 6 ay içinde sönümlenmesi beklenen eylemlerdi ancak Melih Bulu ısrarı sönümlendi. Protestolar bir süre sonra genişleyerek toplumsal talepler haline geldi ve “Tüm Kayyumlar Gidene Kadar” sloganı ile birçok gencin katıldığı direnişe dönüştü. Direnişe katılan Boğaziçi öğrencisi Uğur Ünal ve İstanbul üniversitesi öğrencisi Elif Üçler’e son gelişmelerin kazanım olup olmadığını sorduk.

    “BULU’NUN GİDİŞİ DİRENİŞİN SONUCU”
    ‘Melih Bulu’nun görevden alınması ardından gelecek dönem direnişçileri neler bekliyor?’ diye sorduğumuz Elif, “Melih Bulu’nun atandığı günden itibaren bir direniş vardı. Bu direnişin sonucu Melih Bulu’nun gidişi oldu “ şekilde cevap verdi. Nagehan Alçı ve Fatih Altaylı’nın yazılarında kısmen Melih Bulu’yu suçlayan ve AKP’nin daha sert birini atamak için Bulu’yu çektiğini yazmıştı. Elif, bu yazılar için ise bunun doğru olabileceğini ancak bir yanı ile de AKP’nin atadığı kişinin direnişçileri bastırmaya yetmediğini kabul etmek anlamına da geldiğini belirtti. “6 aydır süren bir direnişi küçümsememek gerekir. Öğrencisiyle akademisyeni ile direndik” diyen Elif, Melih Bulu gitmesinin yetmeyeceğini ve tüm kayyumlar gidene kadar mücadeleye devam edeceklerini aktardı.

    “BU DAHA BAŞLANGIÇ MÜCADELEYE DEVAM”
    Boğaziçi Tv’nin kuruluşunda ve devamında emekçisi olan Uğur ise 2 Ocak’tan beri istediklerinin Melih Bulu’nun istifası olduğunu, gidişinin gelişi gibi kararname ile olmasından kaynaklı tam memnun olmadıklarını söyledi. Uğur, “Üzücü olan kısmı yine bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesi etkili oldu. Biz üniversitede demokrasi istiyoruz. Rektörün üniversite bileşenleri ile seçilmesini isterken yine kararname ile gitmesi nihai bir anlam taşımıyor” dedi.  Keza Melih Bulu yerine vekâleten Naci İnci göreve geldi. İnci de kayyum yönetiminin bir parçası olarak ilk icraat olarak Can Candan ve Feyzi Erçin hocaların derslerini iptal etti. Bu sebeple Uğur, sürecin esasında yeni başladığını vurguladı. Kayyumlar gidene kadar da sürecin bitmeyeceğini dile getirdi.

    Helin Yılmaz/İSTANBUL

     

  • İstanbul Esenkent’te bir öğrenci intihar etti

    İstanbul Esenkent’te bir öğrenci intihar etti

    PİRHA- Liselere Giriş Sınavı (LGS) sonuçlarının açıklanmasının ardından İstanbul’da Esenyurt’un Esenkent Mahallesi’nde bir öğrenci intihar etti.

    Liselere Giriş Sınavı (LGS) sonuçlarının açıklanmasının ardından İstanbul’un Esenyurt ilçesi Esenkent Mahallesi’nde bir öğrenci intihar etti. Bahçeşehir Parkcity Evleri’nde yaşayan ortaokul son sınıf öğrencisinin LGS sonucunu öğrenmesinin ardından 8. kattan atlayarak intihar ettiği belirtildi.

    Lise Komiteleri, Twiter’dan yazdığ mesajda, “Sınavlarla hayatımızı belirleyen eğitim sisteminizin çaldığı yaşamlarımızın hesabını soracağız” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Mersin Eğitim İzleme Kurulu ‘2. Dönem Raporu’nu açıkladı-VİDEO

    Mersin Eğitim İzleme Kurulu ‘2. Dönem Raporu’nu açıkladı-VİDEO

    PİRHA- Mersin Eğitim İzleme Kurulu ‘2. Dönem Raporu’nu açıkladı. Raporda, 1 Haziran’da yüz yüze eğitime geçilmesine karşın ikili öğretim, kalabalık sınıflar, altyapı eksiklikleri, öğretmen açıkları vb. sorunlar nedeniyle Mersin’de bazı okullarda haftalık ders programındaki derslerin tamamını alamayan öğrencilerin olduğuna dikkat çekildi.

    Mersin’de 27 kurum tarafından oluşturulan Mersin Eğitim İzleme Kurulu ‘2. Dönem Raporu’nu kamuoyuyla paylaştı.

    Kurul adına raporu Eğitim Sen Mersin Şube Yürütme Kurulundan Şube Sekreteri Semih Gündoğdu okudu.

    Gündoğdu, eğitimde uzun yıllardır var olan eşitsizlikler, salgın ve uzaktan eğitim sürecinde daha önce hiç olmadığı kadar derinleştiğine dikkat çekerek, “MEB salgının başından itibaren eğitimde dezavantajlı grupların yaşadığı erişim sorununa kalıcı çözümler üretememiştir” dedi.

    Yoksul ailelerin çocuklarını “hedefi olmayanlar” diyerek Liselere Geçiş Sistemi’nin amacına uygun biçimde imam hatip liselerine, meslek liselerine ve açık liselere mecbur bırakmak isteyenlerle mücadelelerinin devam edeceğini vurgulayan Gündoğdu, “1 Haziran’da yüz yüze eğitime geçilmesiyle ikili öğretim, kalabalık sınıflar, altyapı eksiklikleri, öğretmen açıkları vb. sorunlar nedeniyle Mersin’de bazı okullarda haftalık ders programındaki derslerin tamamını alamayan öğrenciler var” diye konuştu.

    Aşıları yapılmadan Şubat-Mart-Nisan aylarında seyreltilmiş yüz yüze eğitime büyük bir fedakârlıkla, yaşam riskini göze alarak katılan öğretmenlerin emeği neredeyse görünmez kılındığını vurgulayan Gündoğdu, “Okul, ilçe, il ve merkez örgütünde eğitim hayatının planlanması ve yönetiminde eğitim emekçilerini söz, yetki ve irade sahibi yapacak katılımcı mekanizmalar oluşturulmalıdır” diye belirtti.

    “ANADOLU LİSESİNDE OKUYAN ÖĞRENCİLER FİİLEN İMAM HATİPLERE KAYDIRILIYOR”

    Gündoğdu, laiklik ilkesini ihlal eden uygulamalar ortadan kaldırılması gerektiğinin altını çizerek, şunları ifade etti:

    “Cemaatler ve tarikatlarla yapılan protokoller, dinden özerk yaşam süren velileri ve öğretmenlerimizi ciddi biçimde endişelendirmektedir. Anadolu liselerinin fiziki koşulları iyileştirilmeden, ek derslikler yapılmadan, okul kontenjanlarını, derslik sayılarını dikkate almadan artırmak sınıfların aşırı kalabalıklaşmasına neden olmaktadır. Dersliklerinin yarısından fazlası boş olan imam hatiplerden derslik kullandırılması sonucu Anadolu lisesinde okuyan öğrenciler fiilen imam hatiplere kaydırılmış olmakta, farklı inançlardaki öğrencilere mahalle baskısı yapılarak öğrencilerin okullardan ayrılmasına neden olmaktadır.

    “MEB’İN GÖREVİ ÇOCUK VE GENÇLERİ İNSANLIĞIN ORTAK EVRENSEL DEĞERLERİ DOĞRULTUSUNDA YETİŞTİRMEKTİR”

    MEB’in görevi çocuk ve gençleri insanlığın ortak evrensel değerleri doğrultusunda yetiştirmek, temel insan haklarını ve çocukların yararını gözetecek, çocuk ve gençlerin kendini gerçekleştirebilmesi için mevcut bilgi birikimine ulaşmasına ve eleştirel düşünce becerisi kazanabilmesine olanak sağlayacak somut adımlar atmak olmalıdır.”

    “SORUNUN DEĞİL ÇÖZÜMÜN BİR PARÇASI OLMANIN MÜCADELESİNİ VERECEĞİZ”

    Son olarak, Mersin Eğitim İzleme Kurulu’nun eğitime dair eğitim emekçilerinin, velilerin ve öğrencilerin sesi olmaya devam edeceklerini dile getiren Gündoğdu, “Sorunların üzerini örtmek isteyen ve görmezden gelenlere karşı inatla herkese sorumluluklarını hatırlatıp, sorunun değil çözümün bir parçası olmanın mücadelesini vereceğiz” ifadelerine yer verdi.

    Diren KESER/MERSİN

  • 14 yaşındaki Nazar seslendi: Başarılıyım ama tabletim yok, yardım istiyorum-VİDEO

    14 yaşındaki Nazar seslendi: Başarılıyım ama tabletim yok, yardım istiyorum-VİDEO

    PİRHA-Pandemi döneminde birçok öğrenci eğitimde fırsat eşitsizliğiyle karşı karşıya kaldı. Maddi imkansızlıklar nedeniyle çevrimiçi bağlantıyla derslerine giremediğini söyleyen 14 yaşındaki Nazar A., İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na seslenerek, “Çoğu arkadaşımın tableti, telefonu var. Sınıfımdaki herkes derslere girdi ama ben giremedim. Bunun için bir yardım talep ediyorum” dedi.

    Pandemi döneminde birçok öğrenci eğitimde fırsat eşitsizliğiyle karşı karşıya kaldı. Öğrenciler okula gidemediği için çevrimiçi eğitimle baş başa bırakıldı. Ancak her öğrenci bilgisayar, tablet, telefon gibi cihazlara sahip olmadığı gibi internete erişmeleri de mümkün olmadı.

    “KARDEŞİMLE BERABER MAĞDUR OLDUM”

    İstanbul Bağcılar’da bir semt pazarında, maddi imkansızlıklar nedeniyle çevrimiçi bağlantıyla derslerine giremediği için İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yardım etmesi için çağrıda bulundu.

    14 yaşındaki Nazar A. şunları söyledi:

    “Ben şu anda 8. sınıf öğrencisiyim. Çok başarılı bir öğrenciyim, 6. sınıfta iki dönem birinci oldum. Başarılarımın devamı için çok çabalayan bir öğrenciyim, elimden geldiğince soru çözmeye çalışıyorum ama maddi imkânlarımız iyi olmadığı için test kitapçığı alamadım. Öğretmenlerimiz sağolsun birazcık yardımcı oldular ama ben bu durumda kardeşimle beraber mağdur oldum. Çoğu arkadaşımın tableti, telefonu var, sınıfımdaki herkes derslere girdi ama ben giremedim. Bunun için bir yardım talep ediyorum. Buradan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na seslenmek istiyorum. Sayın Ekrem İmamoğlu lütfen benim ve kardeşimin eğitimi için bir şey yapmanızı istiyorum. Benim gibi bu sorunları yaşayan birçok öğrenci var bunu biliyorum ama bir yardım istiyorum, lütfen bunu yaparsanız çok sevinirim.”

    Berfin YILDIZ/İSTANBUL

  • TTB, yüz yüze eğitime dair tutum belgesi yayınladı

    TTB, yüz yüze eğitime dair tutum belgesi yayınladı

    PİRHA-TTB, Haziran ayı itibariyle okulların yüz yüze eğitime başlama kriterlerini içeren tutum belgesini açıkladı. Açıklamada, “Sınıfların birbirine karışmaması sağlanmalı ve sınıf mevcutları okul öncesi dönem, ilkokullar ve ortaokullarda 25’in, liselerde ise 20’nin altında tutulmalıdır” çağrısında bulunuldu.

    Türk Tabipleri Birliği (TTB), koronavirüs sürecinde Haziran ayı itibariyle okulların yüz yüze eğitime başlama kriterlerini içeren tutum belgesini açıkladı.

    “Ülkemizde ilkokul öğretmenlerinin yaklaşık %90’ı en az bir doz Biontech aşısı olmuşlardır. Bu aşı, tek dozda dahi, enfeksiyondan yaklaşık %70 oranında koruma sağlamaktadır. Öğretmenlerimiz, güvenli bir şekilde ve gönül rahatlığı ile özlemle bekledikleri öğrencilerine kavuşabilirler” denilen belgede şunlara yer verildi:

    “-Okulların kapatılması, diğer tüm ortamlar ve sektörler kapandıktan sonra düşünülmelidir.

    -Okul öncesi ve ilkokullar her yerden önce açılmalı ve açık tutulmalıdır.

    -Okullar içinde açılma sırası okul öncesi, ilkokullar, ortaokullar ve liseler sırasıyla olmalıdır.

    -Öğretmenler içinde yalnızca özel eğitim ve rehabilitasyon alanında çalışan öğretmenler, diğer sektör çalışanlarına göre daha yüksek risk altındadır. Bu öğretmenlerin aşılamaları acilen ve öncelikli olarak tamamlanmalıdır. Diğer öğretmen gruplarının COVID-19 riski toplumdaki diğer yetişkinler ile aynıdır.”

    “PENCERE VE KAPILARIN AÇILMASI İLE HAVALANDIRMA SAĞLANMALIDIR”

    Açılan okullarda uygulanması gereken önlemler ise şöyle sıralandı:

    “-COVID-19’a yol açan SARS-CoV-2 virüsünün yüzeylerden bulaşması salgının yayılmasında etkili değildir.  Çocukların ve öğretmenlerin ellerini su ve sabunla yıkaması, okulun normal şekilde rutin temizliğinin yapılması bulaşmayı önlemek için yeterlidir.

    -Tüm yetişkinlerin bina içinde sürekli olarak maske takması, kapalı ortamların düzenli olarak havalandırılması en önemli önlemlerdir. Sınıflar, öğretmenler odası ve idari odalar düzenli olarak havalandırılmalıdır.

    -Derslerde 20 dakikada bir 2-3 dakika, teneffüste ise sürekli olarak pencere ve kapıların açılması ile havalandırma sağlanmalıdır. Pencereleri açılmayan sınıflar kesinlikle derslik olarak kullanılmamalıdır.

    -Yemekler açık havada veya hava uygun değilse içeride oturarak sessiz ve 1.5m mesafe korunarak yenilmelidir.

    -Temaslı ya da hastalık belirtisi olan çocuk, öğretmen ve idareciler kesinlikle okula gelmemelidir.  Bu nedenle okul girişinde HES kodu takibi yapılması çok önemlidir. Okullar sadece çocukların değil, anne babalarının da HES kodunu takip etmelidir.

    -Çocuklar toplumda vaka görülme sıklığına göre bina içinde maske takmalıdır. Vaka sayıları azaldığında okul öncesi dönemden başlayarak çocuklarda maske uygulaması sonlandırılmalıdır.

    -Sınıfların birbirine karışmaması sağlanmalı ve sınıf mevcutları okul öncesi dönem, ilkokullar ve ortaokullarda 25’in, liselerde ise 20’nin altında tutulmalıdır.

    -Öğretmen aşılamaları tamamlandığında ve vaka sayıları düştüğünde sınıf mevcutlarındaki sınırlama kaldırılabilir ya da gevşetilebilir.

    -Bu önlemlerde aksaklık olmaması için okullar Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın koordinasyonuyla düzenli olarak denetlenmelidir.

    -Çocuklarımıza bedenen ve ruhen sağlıklı bir gelecek borcumuz var. Pandemi kontrolü için çocuklardan daha fazla fedakârlık istenmemeli, eğitim hakları daha fazla ellerinden alınmamalı ve sağlıklarına daha fazla zarar verilmemelidir.”

    “OKULLARIN İVEDİLİKLE AÇILMASINI TALEP EDİYORUZ”

    TTB, çocuklar ve ailelerinin yanında olduklarını belirterek, “Çocuklarımızın beden ve ruh sağlığı için, daha önce sunduğumuz kriterlere uyarak karar alınmasını, toplumun en savunmasız ve korumasız grubu olan çocukların haklarının ihlalinin artık sonlandırılmasını ve okulların ivedilikle açılmasını talep ediyoruz” denildi.

    “TÜM MASKE UYGULAMALARI OKUL BİNASI İÇİNDE GEÇERLİDİR”

    Tutum belgesinde yerleşim birimlerinde vaka sayısına bağlı olarak okulların açılması için kriterler de şunlar:

    “* Burada belirtilen tüm maske uygulamaları okul binası içinde geçerlidir. 12 yaş altı çocukların okul bahçesinde oynarken maske takmasına ve mesafe tutmasına gerek yoktur. 12 yaş üzerindeki gençler açık havada aralarındaki mesafeyi koruyamayacakları durumlarda maske takmalıdır.

    ** Okul öncesi kurumlar ve ilkokulların açık tutulması veya kapatılması kararı yerleşim birimindeki vaka sayısından bağımsız olarak ele alınmalıdır. İl veya ilçedeki tüm sektörler kapandığı halde vaka sayıları hala kontrol alınamıyorsa ve hastaneler ve yoğun bakımların kapasitesinin aşılmasından endişe ediliyorsa, ancak o zaman okul öncesi kurumlar ve ilkokulların kısa süre ile kapalı tutulması gündeme gelebilir. Okullar bir ilde EN SON kapanan, diğer sektörlerden ÖNCE, İLK açılan kurumlar olmalıdırlar.

    ** Öğrencilerin ve aşılanmamış öğretmenler hızlı test ile haftalık tarandığında ve sınıf mevcudu 15’in altında olacak şekilde seyreltildiğinde açık tutulabilir.

    Pandemi süresince tüm okullarda sürekli alınacak önlemler: – Pencereleri açarak sınıfları ve öğretmenler odasını havalandırın. (Derste 20 dakikada bir, teneffüste sürekli) – Öğretmenler bina içinde daima maske taksın. – HES kodu takibi yapın, temaslı ya da hastalık belirtileri olan çocuk, öğretmen ve idareciler okula gelmesin. – Eller sabunla yıkansın.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Eğitim Sen: 5-12 Mart’ta 432 öğretmen, öğrenci ve personel pozitif ve karantinada

    Eğitim Sen: 5-12 Mart’ta 432 öğretmen, öğrenci ve personel pozitif ve karantinada

    PİRHA Eğitim Sen, 5-12 Mart tarihleri arasında koronavirüs tanısı konulan, temaslı olan ve karantina altına alınan toplam öğretmen, öğrenci ve personel sayısı 432 olduğu açıkladı.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), 5-12 Mart tarihleri arasında yüz yüze eğitimde tespit edilen koronavirüs (Covid-19) vaka tablosunu açıkladı.
    Yapılan yazılı açıklamada, Türkiye’de yapılan 11 milyon doz aşı içinde eğitim emekçilerinin aşılanmasının 80 binde kaldığı belirtilerek, “MEB’in 1 yıldır devam eden salgın sürecinde uzaktan eğitime de yüz yüze eğitime de yeterince hazırlık yapamamasının nedeninin strateji geliştirme, planlama yapma ve karar alma süreçlerinde yaşanan sistemsel kriz olduğu açıktır. Eğitime ayrılan bütçenin çok düşük seviyede olması dolayısıyla ne ek kadro istihdamı ne okullarda fiziki yenilenme ne de gerekli teknolojik ilerleme sağlanamamaktadır. Ekonomik, sosyal, siyasal politikalar derin bir krizi yaşarken eğitim alanının da kötü yönetilmesi beklenen bir gelişme olsa da bu durum eğitim emekçileri ve veliler tarafından kabul edilmemeli, izlemede kalınmamalıdır” denildi.
    Salgın koşullarında yüz yüze eğitime geçmenin ciddi bir stratejiyi ve buna uygun ek bütçeyi zorunlu kıldığının ifade edildiği açıklamada, şöyle denildi:
    “Uzaktan eğitimde milyonlarca öğrenciyi tabletten, bilgisayardan ve internet desteğinden yoksun bırakan MEB bu kez de yüz yüze eğitimde eğitim emekçilerini aşısız bırakmış, öğrencileri seyreltilmiş sınıflara yeterince kavuşturamamış, ihtiyaç oranında ek kadro atamamış, her okula bir sağlık personeli görevlendirememiş, öğretmen odaları, öğrenci ve öğretmen tuvaletleri çoğaltılamamış, sağlıklı ulaşım konusunda strateji geliştirilmesine öncülük edememiştir.”
    “5-12 MART TARİHLERİ ARASINDA POZİTİF TANI KONULAN ÖĞRENCİ PERSONEL SAYISI 432”
    Sendikanın, 33 il, 82 ilçe ve 10 köy okulundan elde ettiği bilgilere göre, 5-12 Mart tarihleri arasında pozitif tanı konulan, temaslı olan ve karantina altına alınan toplam öğretmen, öğrenci ve personel sayısı 432 oldu. Bunlardan 141’i öğretmen, 269’u öğrenci ve 22’si personel olarak açıklandı. Tabloya göre, 2 eğitim emekçisi de koronavirüsten dolayı yaşamını yitirdi. Sahadan toplanan verilere göre, vaka tespit tablosunda öne çıkan diğer başlıklar ise şöyle:
    “* 50 okulda eğitime ara verildi ve karantinaya alındı. 11 sınıf hakkında karantina kararı verildi. 1 yurt karantina altına alındı. Edirne İpsala İlçesi, ilk ve ortaokullar kapatıldı. Samsun Vezirköprü ilçesinde 4 köyün okulları kapatıldı.
    * Vakalarla birlikte karantinaya alınan öğrenci, öğretmen, sınıf, yurt ve okul sayıları her geçen gün artmaktadır. Öğrenci vakalarının ağırlıklı olarak ortaöğretimde görünüyor olması tesadüfi değildir.
    * Tablo incelendiğinde, öğrenciler açısından bulaş riskinin en düşük yaş grupları olan anaokulları, ilkokullar ve ortaokullarda eğitim emekçisi vakalarının da yaygın bir şekilde mevcut olduğu görülmektedir.
    * Tablomuzun açık bir biçimde gösterdiği şudur; salgına karşı en öncelikli tedbir olan aşının halen eğitim emekçileri için yaygınca yapılmayışı yüz yüze eğitimin sürdürülebilirliğini risk altına almaktadır çünkü vakalar ciddi oranda artmaktadır.”
    AŞI HAYATİ ÖNEMDE
    Açıklamada, yüz yüze eğitimin devam ettirilmesi için aşının hayati öncelikli olduğu kaydedil ve “MEB, tüm eğitim emekçilerinin aşılanmasının seferberlik düzeyinde hızla ve bir an önce yapılmasını sağlamalıdır” çağrısı yapıldı.


    (HABER MERKEZİ) 

     

  • Nijerya’da 300 kız öğrenci kaçırıldı

    Nijerya’da 300 kız öğrenci kaçırıldı

    Nijerya’nın kuzeybatısındaki Zamfara eyaletinde, silahlı kişilerin yatılı bir okula saldırısı sonucu 300 kız öğrencinin kaçırıldığı belirtildi.  

    Nijerya’nın kuzeybatısındaki Zamfara eyaletinde, BBC’nin haberine göre, yerel saatle 01.00’da yatılı bir okula düzenlenen saldırının ardından en az 300 öğrenci alıkonuldu.
    Okula pikap ve motosikletleriyle gelen silahlı kişilerin ortaokul öğrencilerini araçlara bindirdikten sonra kaçtığını belirten bir öğretmen, saldırganlardan bazılarının üniformalı olduğunu anlattı. Saldırı sırasında okulda 421 öğrencinin olduğu aktarıldı.
    (HABER MERKEZİ)
  • Edebiyat ve Sanat Dostları Grubu’ndan Boğaziçili öğrencilere destek

    Edebiyat ve Sanat Dostları Grubu’ndan Boğaziçili öğrencilere destek

    PİRHA- Edebiyat ve Sanat Dostları Grubu bildiri yayınlayarak, Boğaziçi Üniversitesi öğrenci ve öğretim üyelerine destek verdi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Boğaziçi Üniversitesi’ne Melih Bulu‘yu rektör atamasıyla başlayan ‘kayyım rektör’ protestoları devam ederken, öğrenci ve öğretim üyelerine bir destekte Edebiyat ve Sanat Dostları Grubu’ndan geldi.

    Edebiyat ve Sanat Dostları Grubu tarafından yayınlanan bildiride, AKP’nin birçok alanda olduğu gibi eğitim alanını da ‘dindar ve kindar nesil’ yetiştirme hedefine uygun olarak şekillendirmek istediğine dikkat çekilerek, “Dini eğitimi yaygınlaştırmak, eğitimi bilimsellik ve çağdaşlıktan uzaklaştırmak için karşısına çıkan bireyleri, kurumları bertaraf etmek için bütün imkânlarını seferber etmekten imtina etmedi” denildi.

    “MÜCADELEYE DESTEK VERMEYE ÇAĞIRIYORUZ”

    “Totaliter iktidarını yoksulluk ve cehalete dayandıran, ülkeyi ayrıştırıp kamplaştıran, her sıkıştığında yeni bir düşman yaratarak topluma korku salıp muhaliflerini sindiren, kargaşa ortamlarıyla sürekliliğini besleyen AKP-MHP hükümetinin hedefindeki son kurumlar ülke üniversiteleri olmuştur” denilen bildirgede, şunlar ifade edildi:

    Bilindiği üzere; bugün Türkiye’de yüzlerce üniversitede akademik ve üniversite özerkliğini düzenleyen Anayasa’nın 130. maddesine aykırı olarak rejim tarafından AKP siyasetçisi insanlar ‘rektör’ olarak atanmaktadır. Belirtmek isteriz ki; AKP-MHP hükümetinin hukuku hiçe sayarak keyfi rektör atamaları meşru değildir. Buradaki nihai amaç; yükseköğretim kurumları üzerinde siyasi tahakküm kurarak döngüyü kırmak, üniversiteleri bilim yuvaları olmaktan çıkarıp mürit yetiştiren tekkelere çevirmektir. Bu bağlamda biz Edebiyat ve Sanat Dostları Grubu olarak; Boğaziçi Üniversitesi’nde eğitim yuvalarını koruma mücadelesi veren, anti-demokratik uygulamaya karşı direnip boyun eğmeyen öğrencileri ve akademisyenleri, günlerdir aralıksız devam eden bu haklı mücadelesini destekliyoruz ve her zaman yanlarında olduğumuzu bildiriyoruz. Görünen odur ki; AKP-MHP hükümeti ve polisinin sert tepkisi, nefret dili, linç söylemi, din üzerinden provokasyonlarla kargaşa ortamı yaratma çabası, tehditler ve gözaltılarla sindirme politikası gençliği bu meşru direncinden vazgeçirmiş değildir. Tam tersine mücadeleyi taa buralara kadar büyütmüştür. Unutmayın ki; bir gerçek bin yalandan üstündür. Haksızlık isyan doğurur. Olaylara aydın, bilimsel, bağımsız, hür bir vicdan ve akılla bakan toplumdan her bireyi bu mücadeleye destek vermeye çağırıyoruz. Kumpaslar kurup kargaşa ortamı yaratarak ömrünü uzatma arayışı içinde kendine bir çıkış yolu arayan AKP-MHP hükumeti bir an önce içinde bulunduğu bu aymazlıktan, bağnazlıktan geri dönmeliler. Tüm ayrımları ortadan kaldıracak, toplumun her kesiminden insanın eşit olacağı, eşit temsil edileceği, ‘farklılığımız zenginliğimizdir’ diyerek çoğunlukçu değil, çoğulcu demokrasi özlemiyle…”

    Edebiyat ve Sanat Dostları Grubu adına imzalayanlar ve destek verenler şu isimlerden oluşuyor:

    “Ezeli Doğanay, İlhami Yazgan, Hüseyin Can, Cemal Zöngör, Kazım Dursun, Ali Kandav, Anjel Dikme, Haydar Karataş, Mehmet Söğüt, Keje Elif Orhan, Gül Güzel, Sırrı Ayhan, Mustafa Kaya, Fevzi Kartal, Haydar Belten, Diyap Gökduman, Asena Görkem, Seyidxan Kurıj, Nevin Sevük Ozan, Rıza Aslandoğan, Agop Yıldız, Âşık Meftuni, Bakır Boykurt (Aşık İsyani), Âşık Can Ali, İhsan Özgür, Ferhat Aksünger, Atilla Topal, Ali Sırazad, Nurettin Kocadağ, Mesut Sezgin, Şafak Altun, Ulaş Tunç, Âşık Merdani, Âşık Cafer Sürmeli, Hakkı Özdemir, Hıdır Ağırdağ, Kazım Güzel, Ahmet Tan, Derviş Sufi, Fatma Sarıdaş, Yüksel Araslan, Ahmed Polat, Amele Can, Fuat Gök, Sadet Arduç, Gül Özkan, Müslüm Polat, Ali Evrim, Kurtuluş Karaca, Eylül Yaşar”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Mersin Eğitim-Sen’den uyarı: Okulları gerekli önlemleri alarak açın!

    Mersin Eğitim-Sen’den uyarı: Okulları gerekli önlemleri alarak açın!

    PİRHA- Mersin Eğitim Sen, Milli Eğitim Bakanlığı’nın aşı konusunda bir planlama ortaya koymadığına dikkat çekerek, 1 Mart tarihinin gözden geçirilmesi ve tedbirlerin alınması çağrısında bulundu.

    Mersin Eğitim Sen Yürütme Kurulu, 1 Mart’ta açılması planlanan okullara ilişkin basın açıklaması yayınladı.

    “TOPLUM SAĞLIĞI İÇİN NÜFUSUN TAMAMININ HIZLI VE YAYGIN BİR BİÇİMDE AŞILANMASIDIR”

    Yüz yüze eğitime başlanması için birbiri ile ilişkili üç önlemin alınmasını gerektiği belirtilen açıklamada, “Birincisi, toplum sağlığı için nüfusun tamamının hızlı ve yaygın bir biçimde aşılanmasıdır. İkincisi, okullarda sınıf mevcutlarının 20 öğrencinin altına düşürülmesi ve yeni eğitim emekçisi istihdamı sağlanarak başta küçük yaş grupları olmak üzere yüz yüze eğitimin başlatılmasıdır. Okul bileşenlerinin okulda önlem alma kapasitesini de geliştirerek çocukların eğitim hakkından yararlanması sağlanmalıdır. Üçüncüsü, eğitim emekçilerinin tamamının öğrenci yaş gruplarının doğurduğu risk faktörlerini dikkate alan bir planlama ile hızlı biçimde aşılanması ve sağlıklı ve güvenli bir ortamda çalışmalarının sağlanmasıdır” denildi.

    “ÇOCUKLAR İÇİN EĞİTİM HAKKI YAŞAMA GEÇİRİLMEDİ”

    Salgında eğitim politikası geliştirme ve yönetme konusunda Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı’nın açık ve şeffaf veriler ve somut kriterlere dayalı etkin bir strateji geliştirmediklerine dikkat çekilen açıklamada, şunlara yer verildi:

    “UNESCO verilerine göre, 14 Aralık 2020 itibarıyla toplam 210 ülkeden 106’sında okullar tamamen açık, 43’ünde ise kısmen açık kalmışlardır. Başka bir kategoride 34 ülkede okullar ara tatilde, 27 ülkede ise okullar kapatılmıştır. Türkiye okulları kapalı olan ülkeler kategorisinin içinde yer almıştır. Bu dönemde okulların kapalı olduğu, milyonlarca öğrencinin ise uzaktan eğitime erişemediği tuhaf zamanlar yaşadık. Sayıları giderek artan yoksul çocuklar, toplumsal cinsiyet rollerine uygun olarak ev içi işlere yönlendirilen kız çocukları, özel gereksinimli çocuklar, anadili farklı olan çocuklar, mevsimlik işçi çocukları, göçmen çocuklar uzaktan eğitimi çok uzaktan izlediler. Çocuklar için eğitim hakkı yaşama geçirilmedi. Şimdi köy okulları açıldı. Açılan köy okulları için ne eğitim programlarında azaltma, telafi eğitimlerini yaşama geçirme, sağlık okuryazarlığı gibi içerik düzenlemesi ne de okul bileşenlerinin okulda önlem alma kapasitesini geliştirecek düzenli ve doğru maske kullanımı, fiziksel mesafe, el yıkama ve solunum görgü kuralları, temizlik ve temaslı izlemi, tespiti ve takibi çalışmaları için yoğunlaşma zamanı ayrılmıştır.”

    “1 MART TARİHİ YENİDEN GÖZDEN GEÇİRİLMELİ”

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın aşı konusunda bir planlama ortaya koymadığının vurgulandığı açıklamada, “COVID-19 salgın koşullarına uygun ulaşım araçları konusundaki çalışmaların hangi düzeyde olduğu bilinmeden, öğretmen odaları çoğaltılmadan, 1 Mart’ta da 8. ve 12. sınıflarda yüz yüze eğitime geçileceği açıklanmıştır” denilerek, 1 Mart tarihi yeniden gözden geçirilmesi ve aşı başta olmak üzere gereken tüm önlemlerin bir an önce alınması çağrısında bulunuldu.

    Diren KESER/MERSİN

     

  • Gazetecilerden Boğaziçili öğrenciler için imza kampanyası

    Gazetecilerden Boğaziçili öğrenciler için imza kampanyası

    PİRHA- Boğaziçi Üniversitesi ile dayanışmak amacıyla gazeteciler, “Boğaziçililer yalnız değildir” başlıklı bir metin yayımlayarak, “Başımızı eğmiyoruz, gazeteciliğin suç olmadığını biliyoruz!” dedi.

     Melih Bulu’nun Boğaziçi Üniversitesi’ne atanmasıyla başlayan protestolarda yüzlerce öğrenci gözaltına alınırken, onun üzerinde öğrencide tutuklandı.

    Birçok kesimden öğrencilere destek açıklamaları gelirken, son olarak gazeteciler, “Boğaziçililer yalnız değildir” başlıklı bir metin yayımlandı.

    Metin, internet üzerinden de gazetecilerin imzasına açıldı. İmza metni, 14 Şubat Pazar günü saat 23.59’da imzaya kapatılacak.

    “BAŞIMIZI EĞMİYORUZ, GAZETECİLİĞİN SUÇ OLMADIĞINI BİLİYORUZ!”

    Gazetecilerin yayımladığı imza metni şöyle:

    “Boğaziçi Üniversitesi’nde bir ayı aşkın süredir, antidemokratik yöntemlerle yapıldığını düşündükleri rektör atamasını protesto eden öğrencilerle basın mensupları arasında kurulan barikata itirazımız var. Boğaziçililerin “Aşağı Bakmayacağız” diyerek sürdürdükleri bu eylemin, anayasal bir hak olduğunu hatırlatıyoruz. LGBTİ+ öğrencilere karşı kimlikleri ve yaşam hakkını hedef alan nefret söylemini, ötekileştirmeyi, ayrıştırmayı bunların sonucunda LGBTİ+ Çalışmaları Kulübü’nün kapatılmasını kabul etmiyoruz. Yaşananları objektif bir şekilde aktarmakla yükümlü olan ve bir kamu görevi icra eden biz gazeteciler, demokratik haklarını kullanan Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin ve onlara destek veren akademisyenlerin kriminalize edilmesi çabasını reddediyoruz.

    Sansür, baskı ve tehditlerle halkın haber alma hakkının önüne çıkartılan her türlü engellemelere itiraz ettiğimiz gibi, görevini yapmaya çalışan meslektaşlarımızı hedef alan polis şiddetine de karşıyız. Gazeteciler taraf değil tanıktır, işini yapan meslektaşlarımıza yönelik engelleme, yaralamaya varan ağır şiddet ve gözaltıların kabul edilemez olduğunu bir kez daha tekrarlıyoruz.

    Çağın tanıklığını biz yapacağız, hakemliğini ise tarih. Güçle, hakikati bükmeye çalışanların karşısında her zaman hakikatin savunucusu olmaya devam edeceğiz. Başımızı eğmiyoruz, gazeteciliğin suç olmadığını biliyoruz!”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Boğaziçili öğrenciler: Ülkem adına üzgünüm-VİDEO

    Boğaziçili öğrenciler: Ülkem adına üzgünüm-VİDEO

    PİRHA- Boğaziçi Üniversitesi’ne ‘Kayyım Rektör’ atanmasına dönük tepkiler devam ederken, üniversiteye Türkiye derecesiyle giren öğrenciler sosyal medya üzerinden video yayınlayarak, “Ülkem adına üzgünüm” dediler.

    Prof. Dr. Melih Bulu’nun Boğaziçi Üniversitesi’ne ‘Kayyım Rektör’ olarak atanmasına karşı üniversite hocalarının ve öğrencilerinin protestoları sürerken, öğrenciler, iktidardan ve ortaklarından ‘terörist’ yaftalamasına ve polis müdahalesine karşı sosyal medya üzerinden video yayınladı.

    Öğrenciler, “Artık ülkemde dinlenmediğimi ve istenmediğimi düşünüyorum. Ülkem adına çok üzgünüm” dediler.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kadıköy’de gözaltına alınan 76 öğrenci serbest bırakıldı

    Kadıköy’de gözaltına alınan 76 öğrenci serbest bırakıldı

    İstanbul Valiliği, dün akşam Kadıköy’de Boğaziçi Üniversitesi kayyım rektörüne karşı yapılan eylemede gözaltına alınan 76 kişinin serbest bırakıldığını bildirdi.
    İstanbul Valiliği, Boğaziçi Üniversitesi’ne atanan kayyım Rektör Melih Bulu’ya karşı süren protestolara destek amacıyla dün akşam Kadıköy’de yapılan eylemde gözaltına alınan 76 kişinin serbest bırakıldığını açıkladı.
    Boğaziçi Dayanışması’nın sosyal medya hesabından paylaştığı bilgiye göre, 228 öğrenci gözaltına alınırken, İstanbul valiliği 105 kişinin gözaltına alındığını duyurdu.
    94 öğrencinin 29’u hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı talimatı ile gözaltı işlemi uygulanırken, 65 kişi ifadeleri alındıktan sonra serbest bırakıldı. Protestolara katılmak üzere Beşiktaş ve Sarıyer’de toplanan öğrencilerden ise 11’i gözaltına alınmış ve ifadeler ardından serbest bırakılmıştır.


    (HABER MERKEZİ) 

  • Boğaziçi öğrencileri ayrılmıyor; 100’e yakın öğrenci gözaltına alındı

    Boğaziçi öğrencileri ayrılmıyor; 100’e yakın öğrenci gözaltına alındı

    Gözaltına alınan Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin sayısı 100’e yükselirken, çok sayıda üniversiteden desteğe gelen öğrenciler, üniversiteden ayrılmayacaklarını söyledi.

    Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin AKP’li Melih Bulu’nun kayyım rektör atanmasına karşı protestoları sürüyor. LGBTİ+ bireyi öğrencilerin tutuklanmasına tepki gösteren öğrenciler üniversite rektörlük binası önünde toplandı. Etiler Metrosu ve Güney kapısından giriş yapmak isteyen öğrencilere polis müdahale ederek, 100’e yakın öğrenciyi gözaltına aldı. Polis o esnada slogan atmadığı halde öğrencilere, “Aşağıya bak, toplu gezmek yok” diyerek saldırdı.

    Aralarında Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekilleri Ömer Faruk Gergerlioğlu, Dilşad Cambaz Kaya, Züleyha Gülüm, Murat Çepni, Dilan Dirayet Taşdemir, Serpil Kemalbay, Hüda Kaya ve birçok üniversiteden öğrenci gözaltılara karşı üniversiteye geldi.

    HDP’Lİ VEKİLLERE POLİS ENGELİ

    Üniversiteye girmek isteyen vekiller polis tarafından engellendi. Vekiller, girişlerine izin verilmemesinin yasal suç olduğunu ifade ederek, üniversite içinde eylem yapan öğrencilerin yanına gitmek istedi. Bunun üzerine yetkinin kendilerinde değil özel güvenlik birimlerinde olduğunu ifade eden polisler daha sonra rektörün bir talimatı olmadığı gerekçesiyle izin vermedi. “Kayyum rektör istemiyoruz” sloganları atan öğrenciler darp edilerek, gözaltına alınırken basın mensuplarının görüntü almaları engellenerek, alandan dışarıya çıkarılmak istendi.

    ÖĞRENCİLER REKTÖRLÜK BİNASI ALANINDAN AYRILMIYOR

    Bir süre bekleyişin ardından HDP’li heyet adına açıklama yapan Dilşad Cambaz Kaya, ögrencilere destek olmak için üniversitede olduklarını söyleyerek, “İçeriye girip öğrenciler ile bağ kuramadık. Hem milletvekiline, hem öğrenciye hem de basına barikat kuruldu. Kayyım zihniyeti her yerde devam ediyor” dedi.

    Öğrenciler rektörlük binası alanından ayrılmayacaklarını ifade ederken, bekleyişleri ise sürüyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ankara’da açıklama: Öğrencilere din eğitimi içerikli dersler dayatılıyor-VİDEO

    Ankara’da açıklama: Öğrencilere din eğitimi içerikli dersler dayatılıyor-VİDEO

    PİRHA-Eğitim-Sen Ankara Şubeleri, Veli-Der ve Öv-Der Ankara Şubesi, yaptıkları basın açıklamasında seçmeli derslerin öğrenciler tarafından seçilmesi gerektiğini vurgulayarak “Dini içerikli derslerin seçilmesi için öğrenci ve velilerin yönlendirilmeye çalışıldığı açıktır” dediler. 

    Eğitim-Sen Ankara Şubeleri, Veli-Der ve Öv-Der Ankara Şubesi, yaptıkları basın açıklaması ile seçmeli derslerin öğrenciler tarafınca yapılması gerektiğini vurguladı.

    “Öğrencilerimizin Eğitim Hakkının Engellenmesine, Geleceğimizin Karartılmasına İzin Vermeyeceğiz” başlığı altında yapılan basın açıklamasını Eğitim Sen 2 No.lu Şube Başkanı Hüseyin Köklü okudu.

    “DİNİ DERSLERE YÖNLENDİRME VAR”

    Köklü, ortaokul ve liseler için seçmeli ders tercihlerinin 4-22 Ocak 2021 tarihleri arasında yapılacağını hatırlatarak “Kimi vakıf, dernek ve cemaatlere bağlı kuruluşlar, her yıl olduğu gibi bu yıl da, dini içerikli kimi derslerin seçilmesi için yoğun bir kampanyaya başladı” dedi. Köklü, yaşanan salgından dolayı seçmeli derslerin belirlenmesinin daha karmaşık ve sorunlu hale geldiğini belirterek şunları dile getirdi:

    “MEB, her ne kadar seçmeli derslerin öğrencilerin ilgi ve isteklerine göre belirlenmesi gerektiğini ifade etse de geçtiğimiz yıllar içinde eğitimde yaşanan yoğun siyasal kadrolaşmanın ve yandaş atamaların bir sonucu olarak bazı dini içerikli derslerin seçilmesi için öğrenci ve velilerin yönlendirilmeye çalışıldığı açıktır. Söz konusu derslerin seçilmesi için faaliyet sürdüren bu dini vakıf, dernek ve cemaatler ülkenin eğitim politikasının belirlenmesinde etkin olmak için oldukça yoğun bir çaba içerisindedir.

    Yıllardır iktidarın eğitim politikalarını belirleme noktasında dayanak olarak kullandığı ve yaptıkları protokoller mahkeme kararı ile defalarca iptal edilen vakıf, dernek, sivil toplum örgütü ve cemaatlerin (Ensar, Tügva, Türgev, Eğitim Bir Sen, İlim Yayma, İHH vb.) Eğitimi Destekleme Platformu (EDP) adı altında Vali, Kaymakam, Milli Eğitim Müdürleri, Müftüler, kurum amirleri ile düzenli toplantılar gerçekleştirdikleri, Türk Milli Eğitimi’nin ve öğrencilerimizin gelecekleri ve eğitim faaliyetleri üzerinde kararlar alma haklarını kendilerinde buldukları, broşürler bültenler yayınladıkları, sosyal medya hesaplarındaki boy boy resimlerle hiç çekinmeden bu faaliyetleri yürüttükleri ortadadır.

    Geçtiğimiz yıllarda bazı okul yöneticilerinin öğrenci ve velilere bilgilendirme yapmadan, onlar adına ders seçimi yapmaları ve sadece seçilen dersleri imzalamaları için velilere tebliğ etmeleri, din eğitimi içerikli derslerden zorunlu paketler hazırlamaları, yukarıda bahsettiğimiz meşru olmayan toplantılarda alınan kararların bir yansıması olarak karşımızda durmaktadır. Anlaşıldığı üzere yine bu dernek ve vakıflar, kendilerini yasaların üzerinde görmektedirler. Acı olan taraf bu olmakla birlikte Milli Eğitim sistemimizin içler acısı hali de gözler önünde durmaktadır. Eğitim sistemimiz; bilimsellikten, araştırmacılıktan, sorgulayıcı yaklaşımdan, sanattan, spordan ve üretimden uzaklaşarak, ülkemizin ve çocuklarımızın geleceğini hızla bir karanlığa doğru sürüklemektedir.”

    “SEÇMEK ÖZGÜRLÜKTÜR VE HAKTIR”

    Hüseyin Köklü, veli ve öğrenciler adına ders seçen okul yöneticilerinin suç işlediklerini söyleyerek sözlerini şu cümlelerle sonlandırdı:

    “Seçmeli derslerin belirlenmesi sürecinde hangi nedenle olursa olsun, mağdur edilen veli ve öğrencilerimizin yanında olduğumuzu bir kez daha belirtiyor; eğitim politikalarına ilişkin her konuda olduğu gibi, bu konuda da her türlü siyasal ve ideolojik yönlendirmenin karşısında duracağımızın, seçmeli derslerin belirlenmesi sürecini yakından takip edeceğimizin bilinmesini istiyoruz. Ankara genelinde ders seçimi konusunda sorun yaşayan tüm öğrencilerimiz, velilerimiz ve öğretmenlerimiz bizlere ulaşabilir.

    Seçmek özgürlüktür ve haktır. Öğrencilerimizin hakları ve ortak geleceğimiz için sürecin takipçisiyiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Seçmeli ders’ adı altında dini ders dayatması

    ‘Seçmeli ders’ adı altında dini ders dayatması

    PİRHA- MEB ve Mersin Milli Eğitim Müdürlüğü, seçmeli dersler konusunda tüm dersler yerine din derslerini seçmeleri için öğrencileri yönlendiriyor. Mersin Eğitim-Sen, bakanlığın kendi koyduğu kurala uymadığını belirterek, tepki gösterdi.

    Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve il Milli Eğitim Müdürlükleri seçmeli derslerin eşit koşullarda tanıtması gerekirken, dini içerikli derslerin seçilmesi için çalışma yürütüp, velileri teşvik ediyor.

    Alevilerin zorunlu din dersinin kaldırılması için verdiği hukuksal mücadele sonucu Alevi öğrencilere verilemeyeceği yönünde karar olmasına karşın uygulanmazken, aynı zamanda din derslerinin sayısı arttırılıyor.

    2021-2022 Eğitim-Öğretim yılı için seçmeli ders tercihi dönemi 04 Ocak Pazartesi günü başladı, 22 Ocak Cuma gününe kadar devam edecek.

    MEB, İl Milli Eğitim Müdürlükleri üzerinden, uzaktan eğitimin sürdüğü dönemde boş durmayarak, internet üzerinden çalışmalar yürütüp, tüm dersler yerine din derslerini seçmeleri için yönlendirme yapıyor.

    MERSİN İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ DİN DERSLERİ İÇİN KAMPANYA YÜRÜTÜYOR

    Bunun son örneği Mersin İl Milli Eğitim Müdürlüğü eliyle yapılacağı duyurulan çevrimiçi toplantı oldu. Daha önce de İzmir, İstanbul, Ankara başta olmak üzere diğer illerde Milli Eğitim ve okul müdürlükleri vasıtasıyla öğrencilerin seçmeli derslerde dini nitelikli dersleri seçmeleri konusunda, okul idarelerinin iletişim kurularak öğrenciler ve veliler üzerinde baskı oluşturmaları ve ikna etmeleri çalışması yürütüyor.

    Duruma tepki gösteren Mersin Eğitim-Sen Yürütme Kurulu, öğrencilerin, son yıllarda birçok okulda istedikleri dersi çeşitli gerekçelerle seçemiyor ve “dini içerikli” dersleri seçmeye zorlandığına dikkat çekerek, yapılan kampanya ve toplantıların seçmeli derslerin zorunlu din derslerine dönüştürülmesi çalışmasının bir adımı olduğu vurgulandı.

    “MEŞRU-HUKUKİ HER PLATFORMDA MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Öğrencinin ilgi, beceri, istekleri göz ardı edilerek tek tip insan, tek tip inanç dayatmasının somutlaşmış bir göstergesi olan toplantıların bireyin özgür iradesinin önüne geçme çabası olduğu belirtilen açıklamada “Bu dayatma kabul edilemez ve Eğitim Sen olarak kabul etmeyeceğiz. Dayatmacı zorunlu seçmeli din dersleri uygulaması için meşru-hukuki her platformda mücadele etmeye devam edeceğiz” denildi.

    “MERSİN İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜNÜN BU ZORBA TAVRINI REDDEDİYORUZ”

    Açıklamanın devamında, şunları aktarıldı:

    “Camilerde hutbe okutarak ders seçme zorlaması, seçenekleri okul idarelerince önceden doldurulmuş dilekçeler, öğrenciden habersiz yapılan ders seçim tercihleri hiçbir akılcı tutumla açıklanamaz. Laik, bilimsel, demokratik, kamusal, cinsiyet ayrımsız, eşit, ana dilinde eğitim anlayışının tezahürü olarak Mersin İl Milli Eğitim Müdürlüğünün bu zorba tavrını reddediyoruz. Her meşru alanda bu tür dayatmalara karşı mücadele edeceğimizi, öğrencilerimizin ve velilerimizin haklarını korumak için çaba göstereceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.”

    PİRHA/MERSİN

     

  • Mersin’den Boğaziçili öğrencilere destek-VİDEO

    Mersin’den Boğaziçili öğrencilere destek-VİDEO

    PİRHA- Mersin’de bir araya gelen üniversite öğrencileri, Boğaziçi Üniversitesili öğrencilere destek açıklaması yaparak, “Üniversite öğrencileri olarak Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin talepleri, bizim de taleplerimizdir. Rektörler; öğrencisi, akademisyeni ve emekçileriyle üniversitenin tüm bileşenlerinin ortak iradesiyle seçilmelidir” dedi.

    Boğaziçi Üniversitesi’ne AKP’li Melih Bulu’nun rektör olarak atanmasına ilişkin tepkiler devam ediyor. Ülkenin birçok kentinde başta öğrenciler olmak üzere bir kesimden Boğaziçi Üniversitesili öğrencilere destek devam ediyor.

    Mersin’de bir araya gelen üniversite öğrencileri Boğaziçi Üniversitesili öğrencilere destek açıklaması yaptı.

    Kent Meydanında yapılan açıklamayı öğrenciler adına Hasan Tekin okudu. Tekin, rektör atamalarının iktidarın üniversiteleri kendi politik ihtiyaçları ve sermayenin çıkarlarına göre dönüştürme gayesiyle yapıldığını belirterek, rektör atamaları, baskılar ve saldırılar ile üniversiteler özgür düşünceden ve demokratik yapıdan uzaklaştırıldığını söyledi.

    “BOĞAZİÇİ ÖĞRENCİLERİ KAYYUM REKTÖRE TESLİM OLMADILAR, OLMAYACAKLAR”

    Tekin, üniversite öğrencileri olarak, üniversitelerin tüm bileşenlerinin ortak mücadelesiyle bu baskı ve saldırıların karşısında durduklarını ifade ederek, şunları dile getirdi:

    “Üniversitelere yapılan topyekûn saldırıların bir parçası olan atanmış rektörlere karşı durmak; özgür ve demokratik üniversiteyi savunmaktır. Boğaziçi öğrencileri daha önce de kayyum rektöre teslim olmadılar. AKP’nin atadığı Melih Bulu’ya da teslim olmayacaklarını bir kez daha herkese gösterdiler. Üniversitelerinin demokratik ve özerk yapısını savunmaya çalışan Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri, polis şiddetiyle ve yandaş basının akla hayale sığmayacak kara propagandasına maruz kalarak sindirilmeye çalışıldı. Birçok öğrencinin evleri basıldı ve gözaltına alındı. Gözaltı sürecinde arkadaşlarımız çıplak aramaya maruz kaldı ve cinsel şiddet uygulandı.”

    “BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİLERİNİN TALEPLERİ, BİZİM DE TALEPLERİMİZDİR”

    “Bizler üniversite öğrencileri olarak üniversitelerimizin değerlerini sahipleniyor, dün olduğu gibi bugün de atanmış rektörlerin, tüm bileşenleriyle üniversitelerin üstündeki baskıların ve kampüslerdeki polis şiddetinin karşısında yer alıyoruz” diyerek, “üniversiteleri arka bahçesine dönüştürmeye çalışan iktidara ve yaptıklarına karşı mücadele edeceğiz, kayyum-yandaş rektörlere geçit vermeyeceğiz. Üniversite öğrencileri olarak Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin talepleri, bizim de taleplerimizdir. Rektörler; öğrencisi, akademisyeni ve emekçileriyle üniversitenin tüm bileşenlerinin ortak iradesiyle seçilmelidir” diyerek sözlerini tamamladı.

    Açıklamada söz alan Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi Mert Kızılyamaç da, gözaltı ve gözaltında yaşanan şiddete tepki göstererek, “kayyum rektör istemiyoruz” dedi.

    Diren KESER/MERSİN

     

  • Ankara’da polis öğrencilerin kapısına dayandı: Evden çıkanı gözaltına aldı

    Ankara’da polis öğrencilerin kapısına dayandı: Evden çıkanı gözaltına aldı

    Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerine destek eylemine katılmak isteyen Ankara’daki öğrenciler, evlerinin önünden gözaltına alındı.

    Ankara’da bir grup öğrenci, Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerine destek vermek amacıyla Kızılay Güvenpark’ta bir araya gelme çağrısı yaptı. Öğrencilerin evlerinin önünde bekleyen polis, dışarı çıkanları gözaltına aldı. Şamil Parlak ve Doğuş Özdemir, gözaltına alınırken, bazı öğrencilerin evi önünde polis beklemeye devam ediyor.
    AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından Melih Bulu’nun Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör ataması ardından öğrenciler, “Kayyım rektör istemiyoruz” protestolarına başlamıştı. (Mezopotamya Ajansı)
  • Milli Eğitim Müdürlükleri öğrencilerin dini derslere yönlendirilmesini istedi

    Milli Eğitim Müdürlükleri öğrencilerin dini derslere yönlendirilmesini istedi

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) ortaokullar ve liseler için seçmeli ders tercihlerinin yapılacağı açıklamasının ardından ilçe milli eğitim müdürlükleri, öğrencilerin seçmeli ders konusunda dini derslere yönlendirilmesini istedi.

    İzmir Bornava İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ile Samsun Havza İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, okul müdürlerinin olduğu WhatsApp grubuna, seçmeli dersler konusunda bir yönerge gönderdi.

    Seçmeli derslerin nasıl yapılacağına ilişkin bilgilerin yer aldığı yönergede, öğrencilerin ‘Kur’an-ı Kerim, Peygamberimizin Hayatı, Temel Dini Bilgiler’ derslerine yönlendirilmesi istendi. Yönergede, ‘sivil toplum örgütleri, ilahiyat fakülteleri ve müftülüklerle’ ortak hareket edilmesi gerektiği de aktarıldı.

    İz Gazete’nin haberine göre Bornova İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün okul müdürlerine gönderdiği mesajında ‘’Evlatlarımızın milli, manevi ve ahlaki açıdan donanmaları ve yetişmeleri için mutlaka doğru seçim yapmalarına yardımcı olalım’’ ifadeleri kullanıldı.

  • Dersim’e 600 yabancı uyruklu öğrenci geliyor; Kenanoğlu’ndan ‘Selefi’ uyarısı-VİDEO

    Dersim’e 600 yabancı uyruklu öğrenci geliyor; Kenanoğlu’ndan ‘Selefi’ uyarısı-VİDEO

    PİRHA- Munzur Üniversitesi’ne 600’ün üzerinde yabancı uyruklu öğrenci kayıt yaptırmaya hak kazandı. Konuya ilişkin endişeleri olduğunu belirten HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu, Dersim’deki asimilasyon faaliyetlerinin öncülüğünü yapan Munzur Üniversitesi’ni uyardı. Kenanoğlu, “Özellikle selefi grupların çoğunlukta olduğu ülkelerin öğrencilerini mi buraya kabul ediyorsunuz?” diye sordu. 

    Munzur Üniversitesi’nin bahar döneminde kabul edeceği yabancı uyruklu öğrenci kayıt sayısı açıklandı. Açıklanan sayılara göre Munzur Üniversitesi’ne 600’ün üzerinde yabancı uyruklu öğrenci kayıt yaptırmaya hak kazandı.

    HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, “Munzur Üniversitesi’nin Dersim üzerindeki politika pratiği göz önüne alındığında kayıt yaptırmaya hak kazanan öğrencilerin geleceği ülkeler çeşitli endişelere neden olmaktadır” dedi.

    Kenanoğlu, Munzur Üniversitesi’nin Dersim’deki asimilasyon faaliyetlerinin öncülüğünü yaptığını, asimilasyoncu vakıfların çalışmalarında yer aldığını belirtti.

    “MUNZUR ÜNİVERSİTESİ ASİMİLASYONA ÖNCÜLÜK EDİYOR”

    Kenanoğlu şunları ifade etti:

    “Aslında kent üniversiteleri, o kentin inancına, dokusuna, kültürüne, tarihine uygun çalışmalar yapması gerekir. Munzur Üniversitesi Dersim’deki Aleviliğin, dilinin, gelenek ve göreneklerinin, yapılarının tümüyle açığa çıkarılması, bunların geliştirilmesi, korunmasına yönelik çalışmalar yapması gerekir. Beklenen budur. Oysa Munzur Üniversitesi bugüne kadar Dersim’in taşımış olduğu tüm değerleri, dilini, kültürünü, inancını, geleneğini, göreneğini yok etme üzerine bir çalışma yürütüyor. Alevilik üzerinde ne kadar asimilasyon varsa önce Munzur Üniversitesi’nde deneniyor.”

    HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Munzur Üniversitesi’nin bahar döneminde kabul edeceği yabancı uyruklu öğrencilere ilişkin ise “Munzur Üniversitesi’nin Dersim üzerindeki politika pratiği göz önüne alındığında kayıt yaptırmaya hak kazanan öğrencilerin geleceği ülkeler çeşitli endişelere neden olmaktadır” dedi.

    “BELLİ BİR COĞRAFYADAN GELMESİ KAYGI VERİCİ”

    Kenanoğlu kayıt yaptırma hakkı elde eden öğrencilerle ilgili şu bilgileri verdi:

    “422 Suriyeli, 31 Somalili, 30 Mısırlı, 76 öğrenci ise Afganistan, Bangladeş, Yemen, İran, Irak, Fas, Libya, Ürdün 0Uyruklu. Bunlar şunun için önemli. Yani bir yere yurt dışından öğrenci alırken, ya da oralara talep açarken kentin demografik yapısını, inançsal yapısını da dikkate almak gerekir. Burada belli bir coğrafyaya yoğunlaşılmışsa biz de şunu düşünüyoruz: Dersim’in kültürel, inançsal yapısına  ters düşen bir yerden, özellikle selefi grupların çoğunlukta olduğu ülkelerin öğrencilerini mi buraya kabul ediyorsunuz? Bu öğrenciler nasıl bir siyasal yapıya, inançsal yapıya sahip? Bütün bunlar bizim açımızdan sorgulanır hale geliyor. Zaten Munzur Üniversitesi olarak siciliniz temiz değil Dersim açısından, yani kötü bir sicile, asimilasyoncu bir sicile sahipsiniz. 600 öğrencinin 30 bin nüfuslu Dersim’e alınması kaygı vericidir.”

    MUNZUR ÜNİVERİSTESİ’NE UYARI

    Bu kapsamda Munzur Üniversitesi’ni uyaran Milletvekili Ali Kenanoğlu, “Lütfen mutlaka yabancı öğrenci alacaksanız kentin inançsal, kültürel yapısına uygun nitelikte, oranın kültürünü anlamaya çalışan, oranın kültürüyle gelişmeye çalışan öğrenciler alınabilir. Bunu belki sorgulamazdık ancak niyetinizi, bugüne kadar yapmış olduklarınızdan biliyoruz. Bu da sizin sicilinizle alakalı bir durum” diye konuştu.

    PİRHA/ ANKARA